KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ

  • 67 Cevap
  • 50826 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #30 : 11 Haziran 2011, 09:01:45 ÖS 21 »
“Bismillahirrahmanirrahim”
Kur'an Kerimin tamamını yahut bir kısmını süre olsun ayet olsun ,Kur'an da zikredilen şeylerin varlığına inanmamak ,Kur'an'a bir şeyler ilave etmek ,bir harfi bile inkar etmek ve değiştirmek küfürdür. Küfür: ke-fe-ra fiil kökünden mastar olup sözlükte bir şeyi örtmek demektir.

İslam dini gelmeden evvel Arabistan da çiftçiler-e küffar (kafir) denilirdi. Arabistan da çiftçiler toprağı eşeleyip tohumu atarlardı,sonra bu tohumun üzerini toprakla örterlerdi bundan dolayı onlar kafir olarak isimlendirilirdi,bu sebeple aydınlığı örttüğü için geceye,yıldızları örttüğü için buluta,kılıcı örttüğü için kınına tohumu toprağa atarak üzerini örttüğü için çiftçiye kafir denilirdi.

Günümüzde İslam terimleri o kadar gerçek çok manalarının dışında kullanılmaktadır bunları yeniden Kur’anın kast ettiği manalarda telafus ettiğimizde insanlar da hayretlik uyandıran bir durum haline gelmiştir.
Küfre sapan kafir çoğulu küffar, kafirun, kefere denir.
Küfür imanın zıddıdır,kafirde müslümanın zıddıdır,küfür bir hastalıktır mikrop gibidir,arıza ve anormalliktir.Normalin dışına çıkmak demektir.Küfür bir insanın iman etmesi gereken Kur’an'i bilgilere iman etmemesidir.Küfür hakkı örtmektir.

Bu öylesine bir hastalıktır ki tedavi edilmediği taktirde vucudun tüm hücrelerini kontrol altına alarak insanı nefsini kulu durumuna düşürür.

Bu öyle bir hastalıktır ki insana apaçık olan Allah'ın ayetlerini görememe yada yanlış görme yada yanlış yorumlama ve inkara kadar kötürür.

Bu öylesine bir hastalıktır ki manaları açık olan Allah'ın ayetlerini bırakıp manalarını sadece Allah'ın bildiği müteşabbih ayetlerin peşine düşmek demektir.

Bu hastalık insana bulaştımı artık insan ne dostunu,nede düşmanını tanımaz bir hale gelir,Allah'ın dost dediklerini düşman,düşman dediklerini kendisine dost edinir.Küfürde olan insan Rabbinin tüm nimetleri karşısında nankördür,her şeyi kendi becerileri ile elde etiklerini sanır.

Allah insanı zengillik ve fakirlikle imtihan eder,kafir eğer zengin olursa bunu sadece kendi becerisne bağlar,eğer fakir olursa Allah'a isyan eder,halbuki müslüman her iki durumdada Allah’a şükranlarını sunar cenabbi Allah müslümanların kafirlerin mallarından çok fazla etkilenilmemesi gerektiğini şu ayette bizlere buyurmaktadır.

""Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahmana (Allah'a karşı) küfredenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık.

Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp-dayanacakları koltuklar,
Ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik) . Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının ****ıdır. Ahiret ise, senin Rabbinin katında muttakiler içindir.""Zuhruf/33-35 e kadar

Kur’an’da takriben iman etmek fiili (811) kafir olmak fiilide (697) ayette geçmektedir. Allah'ın verdiği nimetlere karşı insanın nankörlüğü Allah'ın ayetlerine karşıda yapılmaktadır.Kur’an da,küfrün her türünde nankörlük var olduğunu zikir etmesi manidardır.İmandaki tasdik ve itiraf yerini inkar ve nankörlüğe bırakır.Bunun içindir kur’an bu nankör karakteri hayvanlardan daha aşağı bir seviyede olduklarını haber vermektedir.

Şuur ve Allah'ın verdiği nimetleri teperek hayvanlardan aşağı olmayı tercih etmek,Allah'ın koymuş olduğu sınırları tanımayıp demokrasi adı altında Allah'ın helal haramlarını görmezlikten gelmek kafirliğin zirveye vurmuş tanımlarından biridir.

""Allah katında canlıların en kötüsü, şüphesiz küfre sapan olanlarıdır. Onlar artık inanmazlar.""
Enfal/55

Durum böyle olduğuna göre kafirlerin dünyada sahip oldukları imkan ve olanaklara sahip olmalarını,kemal ve mutluluk olarak görmemek onlara dostluk sevgi velayet verememek gerekmektedir.

Tekfir tarafını belli ettirmek kafirlerin tarafının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. İslam saf tutmak saflarını belli ettirmek kafirlerden ayrışmaktır buda ancak Müslüman olmayanı tanımlamakla mümkündür. Bu ayrışma kuranın ilk inen ayetleri ile başlamaktadır.Alak suresinde namazı kılanı engelleyeni gördün mü? ibaresi namaz kılan mümin,namazı engelleyen kafir motifleri ile karşılaşmaktayız ayetlere bakalım.

“Gördün mü şu men edeni? Namaz kılarken bir kulu. Gördün mü? ya o kul doğru yolda ise? Yahut kötülüklerden sakınmayı emir ederse. Gördün mü, ya bu adam yalanlar, yüz çevirirse. O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu ?ALAK/9-14

Allah (c.c) henüz ilk inen surede insanoğlunun iki ayrı karakterini ortaya koymuştur. Allah'a gereği gibi iman eden ve Allaha gereği gibi iman etmeyen yani kafir ve Müslüman tanımları belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır.

3:12 - )O inkârcı kâfirlerede ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.
8:36 -) Mallarını, Allah yolundan engellemek için sarf eden o kâfirler, hiç şüphesiz yine onu sarf edecekler. Varsın sarf etsinler, sonra o yüreklerine inen bir acı olacak, sonra da mağlup olacaklar. Zaten kâfirler toplanıp cehenneme gönderilecekler.


Bu ayetlerde anlaşıldığı gibi tekfir Allahın ayetleri ile sabittir. Genel olarak Allah kafir sıfatını herhangi bir şahısa yönelik kullanmamıştır bu sıfatı anlam ve mana mahiyeti ile birlikte fiil ve fail olarak kullanmıştır. Fiil işlenen fail işleyen olarak kur’an da zikir edilmiştir.

O halde bu anlam evrensel olduğuna göre yaşanan tüm zaman dilimlerinde kullanılmak zorunluluğu vardır. Kur’an da müminlerin sıfatları ve kafirlerin sıfatları mevcuttur. Mümine mümin kafire de kafir demek farzı ayndır. Tekfir Allahın kulu ve  rasulu Hz.Muhammed (sav) sünnetidir.
Enes’ten nakledilen sahih bir rivayette de şöyle anlatılmaktadır: “Birisi:

“Ya Rasulullah babam nerededir?” diye sordu. Rasulullah (s.a.s): “Cehennemdedir.” buyurdu. Adam arkasını dönüp gidecekken Rasulullah (s.a.s) onu çağırdı ve: “Benimde senin de baban cehennemdedir.” buyurdu.
(Müslim, İman: 347)
Peygameber efendimiz (sav)in amcası Ebu Talip Nebiye dönerek şöyle dedi.
“Ey kardeşimin oğlu! Sen kavmine büyük bir işle geldin. Onunla kavmimizin birliğini dağıttın,onların akıllarınıakılsızlıkla itham ettin, ilahlarını ve bağlı oldukları dinlerini küçülttün ve onların ölmüş olan atalarımızı tekfir ettin .”
(Siyeri İbn-i Hişam
Bu rivayetten açıkça anlaşıldığı üzere Allah’ın Rasulu (sav) Mekke putperestlerinin atalarını kafir kendilerini akılsızlıkla ilahlarının birer puttan başka bir şey olmadığını ortaya koymuştur.

Hz.Muhammed (sav) efendimiz Taif dönüşünde şehre tekrar girebilmesi için amcası Ebu Lehebin himayesine girmiştir. Bunun üzerine Ebu cehil ve bir takım fetbaz kişiler Ebu Lehebi peygamberimize karşı kışkırtarak ona git sor bakalım Muhammed (sav) sizin dedeniz Abdulmüttalib için ne diyor.
Ebu Lehep  dedemiz nerdedir diye Rasulullah (s.a.s)'e gelip sorduğunda Rasulullah (s.a.s.):
“Abdulmuttalib ve onun gibi olanlar cehenneme girerler.”
Buyurdu. (İbn-i Cevzi)
Yüce Allah şöyle buyumaktadır.

3:12 -)O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.

“Çünkü onlar atalarını sapık yolda buldular.”
“Öyle iken yine de düşünmeden atalarının peşinden koşuyorlardı.”
“Andolsun onlardan öncekilerinin çoğu da sapmıştır.”
“Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.”
Saffat/69-70-71-72

“`Ya da şöyle diyemeyesiniz diye; "Vaktiyle atalarımız müşrik olmuşlardı, biz onlardan sonra gelen kuşaklardık, bizi eğri yola sapanların yaptıklarından dolayı mı mahvedeceksin?"ARAF 173-

O halde tekfir Allah’ın hükümlerine göre hüküm vermektir. Bazı düşüncelere tekfir
Hz.Ali döneminde hariciler tarafından ortaya atılmıştır demek hiçte doğru bir yaklaşım değildir. Yukarıda da belirttiğim gibi tekfir kuranın ilk inen ayetlerinde vardır

İslam dini dostluk kardeşlik ve diyalog dini olduğuna göre tekfir etmek itici gelmektedir. İnsanların bu dinden uzaklaştırmasını ortaya çıkarmış olmaz mı? Gibi bir takım safsatalarla Müslümanları itici yobaz gerici olarak değerlendirmek küffarın kalbe vurmuş dile yansımış halidir.

Bu söylem İslam dini açısından doğru bir söylem değildir. Bu yaklaşıma Şeyhül İslam İbn-i Teymiyye bakın nasıl cevap veriyor.

Yumuşak sözlü olmaktan ve en güzel şekilde konuşmaktan söz ettiniz. Aslında biliyorsunuz ki, ben bu yolu en çok kullananlardan biriyim. Ama her şey yerinde güzeldir. Şöyle ki;
Allah ve Resulü, Kitab ve Sünnet'e tecâvüz edildiği, düşmanca tavır takınıldığı zaman muhataba karşı sert ve katı davranılmasını emretmiştir. Biz böylelerine karşı çıkmakla emrolunduk, en güzel şekilde konuşmakla emrolunmadık. Buna göre mü'minin bütün düşüncesi ancak Rabbinin rızâsını kazanmak, gazabından çekinmek olacaktır, akıbet de ona güler. Güç, kuvvet ancak Allah iledir.İBN-İ TEYMİYYE mecmuu!l fetava


"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız mutlaka siz üstün geleceksiniz"
(3 ÂI-İ İmrân 139)
İslam dinini muamelat dinidir İslam dini dostunu düşmanını tanımlayan onun üzerine hukukunu bina eden bir dindir.
18:102 - ) ”O kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi o kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık.”

Allah’ın helal ettiğine helal haram ettiğini de haram kafir dediğine kafir müslüman dediğine müslüman demedilçe iman etmiş olmazsınız. İmanın gerçekleşebilmesi Allah’ın hükümleri ile hüküm vermek gerekmektedir.
Bakın yüce Allah şu ayetlerde ne buyuruyor.
(Maide 44) “Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.”
O halde kafir-e kafir demek Allah’ın kitabına ve Rasulullahın sünnetine göre haktır.

Şimdi meselenin asıl yüzü şu olsa gerek, kimlerin bu terimi hak edip hak etmediği meselesidir. Kişinin öncelikle müslüman sayılabilmesi için islam dinine göre "lailaheillAllah"-ı gerçek manada ikrar etmesi ve bunu bozucu fiil ve amellerden uzak durması dini sadece Allah’a has kılınması gerekmektedir.
Kişi bu eylemi gerçekleştirdiği takdirde o kişinin tekfir edilmesi artık belirli şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar şöyle özetlenebilir.

1-) Kişinin akıl baliğ olması yani çocukluk evresini tamamlamış aklını sağlıklı kullanabilmesi çağına gelmiş olmasıdır.
2-) kişinin melekelerini tam olarak kullanabilmesidir. Yani deli (mecnun) yada beyin hastalıklarından kusurlu olmaması gerekmektedir.

3-) Kişinin ikrah altında olmamasıdır. Yani can tehlikesi olmaması gerekmektedir. Eğer kişinin canına kasıt var ise kişi o anki durumu savuşturmak için şirk veya küfür sözü söyleyebilir.Ancak küfür ve şirk olan ameli yada sözü daimi bir şekilde devam ettirmesi o kişinin ikrah durumunu bozmuş olduğu anlamına gelir.

Örneğin: Şirk küfür günah amellerde süreklilik olmaz. Kişi nefsine mağlup gelerek zina hırsızlık şarap vs. haramlara işleyebilir bu haramları genelleştirip karakter haline getirmedikçe ve helal saymadığı müddetçe o kişi tekfir edilmez. Şirk ve küfür amellerde aynen böyledir. Kişi şirk ve küfür işlediğini sezdiği andan itibaren derhal tevbe edip onu terk etmelidir.

4-) hüccetin hasıl olması. Yani kişinin tekfir edilebilmesi için hayatında şirk ve küfür amelinin çok açık bariz bir şekilde gözükmesidir. Bu gözükme ancak zahire göre olmalıdır. Kişileri zan ile yada o konunun şirk yada küfür olup olmadığı ihtilaflı bir konu olduğu halde o konuyu kati kabul ederek tekfir etmek yanlıştır.
Eğer işlenen fiil şirk ve küfür bir amel ise bunu işleyen (fail) bunu küfür olarak kast etmemişse olsa bile yinede tekfir edilmesi gerekmektedir.

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #31 : 11 Haziran 2011, 10:27:07 ÖS 22 »
Eyvallah,Değerli Fecr Hocam;hoş buldum,inşallah hoş bulunurum.Yoğunluklarım var.Malum Mavi Marmara'yı göndereceğiz.Bir kermes yaptık karınca kararınca Rabbim bereketini koysun geçen gönderdik.Yine Bir Milyon gönüllü etkinliği için stant açtık onun çalışmaları vardı.Seçim sonrası da bu kez ilaç alımı için yeni bir kermes daha düzenleyeceğiz nasipse inşallah.Üniversiteli kızları yolcu ettik,derslerde yaz tatiline biz de girdik.Tüm bunlardan sonra inşallah daha çok zamanımız olur,"karaladıklarımla" yine duada ve paylaşımlarda birlikte oluruz tüm kardeşlerimle.

Değerli imam hüseyin hocam,ben bilerek Usame bin Zeyd'in(Allah ondan razı olsun) ismini zikretmedim.Hadisi de tanık olduğum bir olayı anlatıyormuş uslubuyla aktardım.Sebebi;aynen onun giibi bizlerde dilimizle"kılıçla keser gibi" önümüze geleni doğrayıp geçiyoruz.Aklımızla verdiğimiz yargıları mutlak doğru kabul ediyoruz.İşin irfan boyutunu,Allah'ın muradının ne olduğu,gerçekten Allah'ta bizim algıladığımız gibimi emrediyor yönünü es geçiyoruz.Kısacası bu örnek olaydaki eylemle,bizim eylemlerimizin aynı olduğuna vurguydu amacım.

Değerli müslümanlardan kardeşim ben bu tür bilek güreşi yapar gibi bilgi yarışmalarına girmem.Cedelleşmek hiç tarzım değildir.Üstelik sizin ve Ezhattım gibi bilgili biriside değilimdir.İnşallah samimiyetle "la ilahe illahlah" deyip,eksikleri,kusurları,günahları için Rahman'ın merhametine sığınıyorum.Ben kulumun zannı üzereyim müjdesi umuyorum.

Değerli max kardeşim,dikkat edin bir ayağınız cehenneme doğru uzatıldı,arkanızdan itilip gayya kuyusuna yuvarlandırılmak üzeresiniz:)Hakkınızı helal edin.Uslubunuz çok sert,daha merhametle davranın diye daha önceden sizden ricada bulunduğumu hatırlıyorum.Meğer size haksızlık etmişim.Sert uslup değil , adeta kaya gibi usluplar varmış:)

Rabbim bizleri merhametli kılsın.Hayırlı ilmimizi arttırsın,ilmimizle rızası üzere amel etmeyi nasip etsin.(Amin)

selam ve dua ile..
"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"

*

Çevrimdışı kutbay

  • *
  • 2534
    • İslami Düşünce Platformu
Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #32 : 11 Haziran 2011, 11:40:03 ÖS 23 »

Bunlar çok basit düşünceler.Bu düşünceler hiç kuran okumamış islamdan bi haber düşüncelerdir.




Maxpayna düşüncelrin o kadar basit ve ilimsizki cevap verilecek düzeyde dahi değilllerdir.




Bana göre siz aklınızı kaybetmişsiniz




Şu sözlerin basitliğine bakarmsınız rabbim size hidayet versin inşallah. Bu nasıl bir anlayış böyle be güzel abim siz hiçmi Allahın kitabını okumuyorsunuz.



Neyse ben daraldım böyle ilimsiz mesnetsiz boş fikirlere ayıracak ne vaktim nede zamanım vardır. Sizler yarın kendi müslüman! Toplumunuzla birlikte gider Allahın şeriati karşısında yeni bir şeriat tayin etmeye aday şirk parlementosunu tayin edersiniz. Herkes velayetini verdiği dost sırdaş kardeş kabul ettiği toplumlarla birlikte haşr olunacaktır.

Rabbim beni ve tüm iman etmiş mümin kardeşlerimi sizin bu zehirli fikirlerinizden korusun. Sizler yeryüzünde birmilyardan fazla sözde müslümanlar  halen yeryüzünün birtek bölgesinde dahi Allahın şeriati ile hüküm veren bir toplum meydana çıkarabilmiş değilsiniz sizin müslümanlık iddianızın en güzel ve çarpık tespiti budur bence.

Lutfettiniz bizi engin bilgileriniz ile onurlandırdınız keşke daralmasaydınızda boş fikirlerimizi doldursaydınız belki sizin sayenizde Allah'ın şeriati ile hüküm verebilen bir toplum meydana çıkarmayı başarabilirdik. Sizde bu oluşumda ali kıran baş kesen olurdunuz.

Uslubunuza dikkat ediniz. Yağcılık ve Taviz vermemeyi yanlış değerlendirmişsiniz.
Allâhûmme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve Alâ Âli Seyyidinâ Muhammed

*

Çevrimdışı imam hüseyin

  • *
  • 601
  • MALAZGİRT
    • http://www.adilmedya.com
Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #33 : 12 Haziran 2011, 12:47:32 ÖÖ 00 »
Dua ekseni kardeşim Rabbim sizden razı olsun görüşlerinize katılıyorum... Müslümanlar bütün sorunlarını halletmiş her şey dört dörtlük olmuş başka hiçbir dert kederi kalmamış birbirlerini kırma peşinde kâfir müşrik vb ilan etme ile meşgul. Yetersiz Kuran ve Sünnet bilgisi olmayan yazılıp çizilenleri yanlış yorumlayıp yüzeysel değerlendirmeler ile Müslümanları ayrılıklara sevk etmek isteyen anlayış sahiplerinin ekmeğine yağ sürenler Müslümanlar arasında birçok sorunun doğmasına sebep olmaktadırlar...

Toplumsal hastalıkları, yapıları tetkik ederken insanların itikadi yapıları hakkında fikir beyan etmek gibi çok mühim bir meselede her şeyi göz önünde bulundurmak zorundayız tağuti rejimlerin hâkimiyeti altında yaşayan milyarlarca Müslümanın hemen hepsi tağuti sistemlerin işleyişi ve kurumları ile muhattap olmaktadır. Tekfirde aşırıya kaçanların anlayışına göre bu kurumlar ile muhattap olanlar tağuti sistemi benimsemiş olmazmı?

Tağuti rejimlerin hâkimiyetinde yaşayan Müslümanların hepsi tağuta itaatmi ediyor bunlar ile muhattap olanlardan hiçmi temiz insanlar yok?

Diyelim ki müşrik bir toplum içerisinde yaşıyoruz insanlar Allah’a şirk koşuyor putlaştırmalara tapıyor, ulûhiyette, rububiyette, ubudiyette şirk koşuyor. Hatta bu toplum içerisinde kendi ailemiz dostumuz komşumuz ve benzerleride olsun!
 
Siz ise ‘’ El Emri Bil Ma’ruf Ve Nehyi Anil Münker ’’ emrini/davetini ifa etmeye çalışıyorsunuz! Ve her konuda size engel oluyor müşriklik yapıyorlar…

Böyle bir durum ile karşılaştığınızda böyle bir toplumun içerisinde yer aldığınızda yapmanız gereken Saflarınızı belli etmek/ayırmak olacaktır… Bu Konuda şu ayetlerin hükmü yerine getirilmelidir…

Mesajlarımıza inananlar sana geldiklerinde de ki: "Size selam olsun! Rabbiniz rahmet ve merhameti kendisine ilke edinmiştir, böylece sizden biri bilgisizlikten dolayı kötü bir fiil işler ve sonra tevbe edip dürüst ve erdemlice bir hayat yaşarsa O(nun) çok affedici ve rahmet kaynağı (olduğunu görecek)tir". Böylece mesajlarımızı açık şekilde anlatıyoruz ki günaha batmış olanların yolu (dürüst ve erdemlilerinkinden) ayırt edilebilsin.
(En’am-54-55)

Buraya kadar hemfikir olduğumuzu kabul edelim şimdi vereceğim örnek ile birde bakalım:

İslamın emir yasaklarını kendine hayat rehberi yapmış bir tebliğcinin yaşadığı ülke toplum mahalle ve aile fertlerinin tümü müşrik değilse iç içe bir yaşam sahasında yaşıyorlarsa kendisi gibi inanıp yaşayan sayısı kimler olduğu belli değilse ve farklı farklı bölgelerde yaşıyorlarsa ve her yere göre değişiklik arz ediyor ise kişi Kendi saflarını diğerlerinden nasıl ayıracak?

Örneğin müşrik olduğu aleni olan birinden saflarını ayırması normal bir tutum iken tanımadığı bir insandan saffını ayırması onda zahiren İslami özellikleri gördüğü halde ona müşrik muamelesi yapması ne kadar sağlıklı bir saf belirleme olabilir!

Ömrünü zindanlarda geçiren İslam dininin hâkimiyeti için her şeyinden vazgeçen âlimleri dahi tekfir eden onlara Müşrik muamelesi yapan irfandan uzak anlayışlara her zaman karşı çıkmışımdır… Kişilerin hatalarını eleştireceklerine kişileri direk müşrik ilan ederek için içinden sıyrılmaktadırlar…

Günümüz İslam âleminde özellikle hastalık haline dönüşmüş olan TEKFİR hususunda uygulanan yönteme baktığımda hayretler içersinde kalmaktayım.Biri birini tekfir ederek müşrik/kâfir münafık vb ilan ediyor ve teviller yorumlar ile yola çıkarak kendini Müslüman olarak tanıtıyor ve insanlar da bundan yola çıkarak onun Müslümanlığına inanıyor. Başka biri onun Müşrik/Kâfir vb saydığını Müslüman olarak kabul ediyor.

Daha öncesinde tekfir ettiği şahısları tekfir etmeyip Müslüman sayan kişiyi ise tekfir etmek için hemen ‘’Kâfire Kâfir demeyen Kâfirdir’’ yorumu ile tekfir ediyor. Bu zincirleme metod ile bir kişi ile başlayan tekfir hastalığı binleri hatta toplumları yok sayacak Müşrik/Kâfir ilan edecek bir seviyeye ulaşıyor…

İslam tarihinden bir örnek ile ne anlatmak istediğimi açıklayayım:

Ashab tan Hatib Bin Ebi Belta Mekke fethedileceği sırada orda bulunan müşrik akrabalarını korumak amaçlı onlara haber göndermek ister. Müslümanların aleyhine olan bu davranışını gerçekleştiremeden gönderdiği casuslar yakalanır. Allah resulünün huzuruna getirilir. O esnada Halife Ömer orda bulunmakta ve Hatibe çok kızar ve onun MÜNAFIK olduğunu söyler. Allah Resulü ise hatibi savunur ve onu koruyarak ‘’Hayır o MÜNAFIK değildir’’ ‘’Bedir Ehlindendir’’ der...

Bu olaydan anladığım İki Müslümanın üçüncü bir kişiyi tekfir etme hususunda ayrı görüşler belirtebileceklerine bununda insanların algılayış ve tevakkuf durumuna bağlı doğal bir olay olduğu. İki kişinin üçüncü bir kişiyi tekfir etmek istemesi şüpheli durumundan ötürü doğru değildir.Bugün insanlığı kana bulayan şer güçler ile mücadele etmemiz insanlara hakkı anlatmamız dururken neden adı müslüman olupta hatalara düşmüş kişileri hedef alıyoruz? Eğer gerçek bir davetçi isek o zaman bize düşen insanlara Kur'anı anlatmak ve yaşatmak olmalı...

Şimdi siz değerli kardeşlerimden ağabeylerimden bazıları oy kullanan Müslümanları tekfir etmekte ve müşrik oldukları iddiasını gündeme getirmektesiniz… Sizden tek ricam siz bir yapı ortaya koyun bizler eğer size tabii olmaz isek Müşrik olalım? Yani (Kur'anın emir ve yasaklarını uygulayacak bir sistem/rejim)

İnsanları dışlayan kendilerini Tevhid ehli görüp diğerlerini şirk ehli görenlerin genel mantığı Kur’anın zahiri ile bakmaktan kaynaklanıyor Ayetlerdeki irfani boyutu bir kenara bırakmak Kur’anı anlayamamaktır…

Değerli kardeşim EZHATTIM ilmi manada yoksun bir kişi olduğumu ve aklımı kaybettiğimi söylemiş hiç sorun değil sizin söyleminiz ile o konuma düşmem beni tanıyan tanır ve nerde ne şekil konuşulması gerektiğini bilirim.Kur’an ilimlerine gelince ben cahil olayım siz alim olun baş göz üstüne hiç sorun değil benim kardeşimsiniz inşaAllah öylede kalacaksınız….
Heyhat Minez-Zilleh! (Zillete boyun eğmeyiz)
(İmam Hüseyin)

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #34 : 12 Haziran 2011, 12:55:09 ÖÖ 00 »
ES SELAMU ALEYKUM


DEĞERLİ MAXPAYNA KARDEŞİM ,

BU KONUDA SARFETMİŞ OLDUĞUNUZ ANILAN İFADELERİNİZDEN VE SABRINIZDAN DOLAYI SİZE EN SAMİMİ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYOR VE SİZİ , TEF’İL BABINDAN MASDAR OLAN ‘’ TEKFİR ‘’ KELİMESİNİN TANIMINI , ‘’ DEMAGOJİ VEYA DEZENFORMASYONA TEVESSÜL ETMEDEN’’KISA ,ÖZ VE TAM DOĞRU BİR ŞEKİLDE DEKLERE ETTİĞİNİZ İÇİN AYRICA TEBRİK EDİYORUM.


KEŞKE TÜM YA DA EN AZINDAN EKSERİ MÜMİNLERİN BAKIŞ AÇISI SİZİN VE DEĞERLİ DUAEKSENİ KARDEŞİMİNKİ GİBİ OLSAYDI !!

ZİRA MÜSLÜMANLARIN BÖYLESİNE ÇOK SAYIDA FIRKALAŞMIŞ,HİZİPLEŞMİŞ,ÇEŞİT ÇEŞİT GURUPLARA AYRILMIŞ BÖLÜK-PÖRÇÜK VE DAĞINIK HALİNİN EN ÖNEMLİ VE NEREDEYSE TEK SEBEBİ ‘’ SADECE KENDİLERİNİN/CEMAATLERİNİN /AĞABEYLERİNİN/ŞEYHLERİNİN/HOCALARININ,V.B., TAMAMEN DOĞRU ,HAKLI VE SIRAT-I MUSTAKİM’DE OLDUĞUNA KESİNKES İNANARAK ,DİĞERLERİNİ ACIMASIZ BİR TAASSUB VE HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE , ‘’ KARŞI TARAF/DÜŞMAN/İSLÂM DIŞI /FASIK/MÜNAFIK/MÜŞRİK KAFİR VS ‘’ ŞEKLİNDE İTHAM ETMELERİ ; ‘’ HAKEM ‘’ OLAN ALLAH (CC)’NUN YERİNE VE O’NUN ADINA PEŞİN HÜKÜM VERMELERİDİR.BU TİP DAVRANIŞLAR GENELDE,KENDİLERİNİ OLMUŞ VE DAHİ AŞMIŞ ADDEDEN ‘’ CAHİL SOFU ‘’ KARAKTERLİ ,KENDİ FAYDALI İLMİNİ ARTTIRMAK VE KENDİ HATALARINI GÖRÜP İSLAH ETMEK YERİNE MÜTEMADİYEN BAŞKALARINI YAFTALAMAYI ADET VE TATMİN VESİLESİ EDİNEN KİŞİ(LİK)LERDE TEZAHÜR ETMEKTEDİR. BUNLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİNİ KISACA SIRALAYACAK OLURSAK :


A) KARACAHİLDİRLER. ( NOT : BU SATIRLARIN YAZARI BENDENİZ ELEMÎN , KENDİMİ AÇIKLIKLA VE SAMİMİYETLE ‘’CAHİL ‘’ OLARAK NİTELENDİRİRİM. KARACAHİL TANIMINI İSE CEHALETİNİ BİLMEYENVEYA BİLMEK İSTEMEYEN UKELÂLAR İÇİN KULLANIRIM. )


B) ‘’ SUBHANEKE’’ NİN /TEHIYYAT’IN MEALİNİ SORSANIZ MUHTEMELEN CEVAP VEREMİYECEK HALDE OLDUKLARI HALDE DEVAMLI OLARAK ‘’ALLAME ‘’ VE ‘’ MÜREBBİYE ‘’ EDASI TAKINIR, İLMİ BİR ŞEYLER YAZMAK,TANIM YAPMAK V.B. DURUMLARDA İSE RESMEN VE ALENEN ‘’ TRAJİ-KOMİK DURUMA DÜŞERLER ‘’. BUNUN NEDENİ DE ,KENDİ YETERSİZ VE YANLIŞ YORUM/BAKIŞ AÇILARIYLE TESBİT ETTİKLERİ KONUYLA UZAKTAN YAKINDAN ALAKASI OLMAYAN MUBAREK AYETLERİ ,HADİSLERİ , VECİZELERİ SANKİ DELİLMİŞ EDASIYLE ‘’AL SANA ‘’ DER GİBİ FÜTURSUZCA ORDAN ORAYA SAVURMALARIDIR.


C) HOŞGÖRÜSÜZ , KABA VE KATI KALPLİDİRLER. MUHATAPLARINI CAHİL VE KÜÇÜK GÖRÜRLER.

NOT : 1) ANILAN 3 MADDEDEKİ TANIMLADIĞIM/HEDEF ALDIĞIM ÖRNEK KİŞİ  ‘’ EZHATTIM ‘’   NİCKLİ ÜYEDİR. BİLHASSA C MADDESİNDE BELİRTTİĞİM ÖZELLİKLERİ  HAİZ KİŞİLERE MAALESEF TAHAMMÜL EDEMİYOR VE  KISMEN/TAMAMEN NEFSANİ YAZMAKTAN KENDİMİ ALAMIYORUM. ZAT-I ALİ’SİNE BURDAN VERMİŞ OLDUĞU SELÂMA MUKABİL BEN DE ‘’ SELAM ‘’ DİYORUM. ( KASSAS 55 )

         2) DUAEKSENİ KARDEŞİN GÜZEL DUALARINA İÇTENLİKLE ‘’ AMİN’’ DİYORUM.


ALLAH (CC) TÜM MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİN KALPLERİNİ İSLAMDA SABİT KILSIN. BİZLERİ YÜKSEK CENNETLERİNDE PEYGAMBERLERİNE ( SALAVATULLAHİ ALEYHİM ECMAİN ) KOMŞU EYLESİN.AMİN.
Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #35 : 12 Haziran 2011, 04:38:54 ÖÖ 04 »
Bismillahirrahmanirrahim
Hakka SURESİ
44- Eğer Muhammed, bize karşı ona bazı sözler katmış olsaydı.
45- Biz onu kuvvetle yakalardık,
46- Sonra onun şah damarını koparırdık.
47- Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.
48- Doğrusu Kur'an Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

AbduIIah b. Utbe b. Mes'ud (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:
Ömer (r.a)'den işittim. O şöyle diyordu:

«İnsanlar Rasulullah (s.a.s) zamanında vahiy ile gizli hallerinden de sorumlu tutulurlardı. Rasulullah'ın vefatı ile vahiy kesilmiştir. Bugün sizi gördüğümüz amellerinizden dolayı sorumlu tutarız. Bu yüzden kim bize hayır ve adalet gösterirse onu emin sayar ve güvenilir kabul ederiz. Onların gizli hallerini araştırmak bize düşmez. Gizli hallerinin hesabını da ALLAH görür. Bize zahiren fena hal gösterenlerden de emin olamayız. Niyetinin iyi olduğunu söylese bile ona inanmayız.»
(Buhari)

İslam dininde hüküm verirken duygusallığa yer yoktur cenabbi Allah nur suresi/2. Ayette Allahın hükümlerini tatbik hususunda sizi herhangi bir acıma tutmasın buyurmaktadır. Yukarıdaki rivattede buyurulduğu gibi bizler için vahiy kesilmiştir. Ancak insanların zahirine bakar ona göre hüküm veririz.

Sayın imam hüseyin bey siz bir takım tevillerle ve yorumlarla tekfir olmaz diyorsunuz peki size sorum şu rey
kullanmak tevilmidir,yada ben bilmem şeyhim bilir tevilmdir,yada kirli elleri ile üçbeş satır yazı yazıp sonrada bu satırlara bana yazdırıldı demek tevilmidir,yada Allahın hükümleri ile hüküm vermemek tevilmidir,yada tağuta muhakeme olmak tevilmidir,yada şefaat ya gavs demek tevilmidir,yada putların öününde saygı duruşu gösterip anıt defterlerine saygınlıklarını ifade eden yazılar yazmak tevilmidir,insanlara mercilere şeriat koyma yetkisi verme tevilmidir, dahada sayıyımmı?

Allahın kitabını bir tarafa bırakarak atalarının bidat ve hurafe dolu dinleri üzere iman etmek ile müslüman olmak birbirlerinden çok farklı şeylerdir. Müslüman olmak dinin aslı kaynakları üzere ideolojisini oluşturmak ve bunu yaşamakla mümkündür. Akıllarını şeyhlerinin cebine koyan her yeni seçimlerde yeni bir partiye oy ver emriyle hareket eden toplumları islam olarak göstermek hakkı saptırmaktan başka birşey değildir..
İlimde derinleşenlere cenabbi Allah çok önem vermiştir. Fakat bu ilimlerini hakkı saptırmak için kullananlarada cenabbi Allah kuranda ne isim verdiğini iyi bilmekteyiz.


Ashab tan Hatib Bin Ebi Belta Mekke fethedileceği sırada orda bulunan müşrik akrabalarını korumak amaçlı onlara haber göndermek ister. Müslümanların aleyhine olan bu davranışını gerçekleştiremeden gönderdiği casuslar yakalanır. Allah resulünün huzuruna getirilir. O esnada Halife Ömer orda bulunmakta ve Hatibe çok kızar ve onun MÜNAFIK olduğunu söyler. Allah Resulü ise hatibi savunur ve onu koruyarak ‘’Hayır o MÜNAFIK değildir’’ ‘’Bedir Ehlindendir’’ der...imam hüseyin beyden alıntı

Bak sayın abim sen bu anlattığın olayın iç yüzünü bilmiyorsun eğer bilseydin bunu böyle yorumlazdın.
Birincisi mekkede haberdar edilmek istenen kişiler imanlarını gizlemiş fakat hicret etme imkanı bulamamış kişiler içindir bunun için fetih /24-25. Ayetlere bakabilirsin.

İkincisi iman ettikten sonra insanlar hata işleyebilir hatta şirke küfrede sapabilirler. Siz bu olayı örnek göstereceğinize ashabın ya rasulullah müşrikler savaşa giderken şu ağaca kılıçlarını asar ve bu onlara uğur getirirdi sende bize böyle bir yol göster diyerek şirk-i bir düşünceye girmişlerdi. Fakat allahın rasulu (sav) çok hiddetlenerek vallahi sizde musanın kavmi gibi musadan bir heykel yapmasını istedikleri birşey söylediniz dedi ve onları böyle düşünmekten men etti fakat tekfir etmedi.

Bu kıssalardan çıkarışacak sonuç şu:
1--Kişi gerçek manada iman ettiğinde hemen tekfir edilmez eğer konu kendisine tebliğ edildiğinde ısrar ederse ona Allahın hükmü uygulanır.

2-- Mekkede hicret etmemiş fakat islam kimliğini korumuş insanların var olması mekkenin fethi esnasında onlarada aynı mekke putperestlerinin hükmü verilmiş olması. Eğer cenabbi Allah mekkede hicret etmemiş o kişilerin varlığından söz etmemiş olsa idi islam ordusu savaş esnasında onlarıda öldürecekti.

Buda şunu gösterir allahın rasulu bir beldeyi fetih etmeye giderken o beldenin idari şeklinin islam olup olmadığına bakardı eğerki o belde islam beldesi değil ise o belde halkının tamamına kafir muamelesi yapardı.taki içlerinde müslüman olanların imanlarına şahitlik edene kadar.

İşte ben bu hükümü Allahın rasulunun pratik yaşantısından çıkarıyorum. Eğer bir ülkede allahın yasaları hakim değil ise o belde islam dinine karşı savaş hali almış belde olarak kabul ederim. Ve belde halkının tamamına kafir muamelesi yaparım taki kişilerle konuşup iman ettiklerine şahit oluncaya kadar.

Şimdi sana sorum şu sen neye göre islam şeriati ile idare edilmeyen bir beldeye islam devleti diyor ve halkını müslüman olarak kabul ediyorsun.

3-- sen rasulullahın dizi dibinde islamı öğrenmiş ve bedire katılmış iman etmiş atalar dinini red etmiş sahabileri ile menzil tarikatının müritlerini yada cübbeli ahmetlerin müritlerini birbirlerine karıştıryorsun.

Sayın imam hüseyin bey yukarıda gerek ayetlerden gerek sünnetten gerekse alimlerin görüşlerinden çok geniş şekilde deliller sundum onların üstüne söyleyecek söz şudur cenabbi allahın ayetlerine kulak verelim nefsani davranmayalım allahın müslüman dediğine müslüman müşrik dediğinede müşrik diyelim yani allahın hükmü ile hüküm edelim.

Şöyle düşünelim diyelimki siz şuan islam devletinde şeyhül islam makamındasınız islam devlet başkanı size milletler arası islam hukuku nedir diye fetva istedi siz nasıl cevap vereceksiniz.

Yeryüzündeki toplumları tanımlamayacaksınız eğer tanımlayamzsanız sizler tevbe suresindeki ve daha birçok suredeki ayetleri nasıl uygulaycaksınız bunun cevabını merak ediyorum.


Şimdi siz değerli kardeşlerimden ağabeylerimden bazıları oy kullanan Müslümanları tekfir etmekte ve müşrik oldukları iddiasını gündeme getirmektesiniz… Sizden tek ricam siz bir yapı ortaya koyun bizler eğer size tabii olmaz isek Müşrik olalım? Yani (Kur'anın emir ve yasaklarını uygulayacak bir sistem/rejim)imam hüseyinden alıntı
Bu sözünüzde zerre kadar samimiyet göremiyorum. Eğer bu sözünüzde doğru iseniz açın allahın rasulunun hayatını okuyun o bizler için önder değilmidir. Rasululllah (sav) 13 yıl mekke takriben 10 yılda medinede müslüman olmayan toplumların arasında yaşamıştır.

Eğer onların atalarının dinlerine onların batıdan ithal edilmiş şeriatlerine destek verdiğini onlara karşı savaş açmadığını onları kafirlik ve müşriklikle itham etmediğini söyleyebilirseniz o halde iddianızı doğrulamış olursunuz ve selam.. samimiyet....samimiyet....samimiyet...diyorum.

Sayın elemin sen biraz daha oku olurmu öyle ezbere ezbere konuşmak zandan başka birşey değildir zan ise haktan yana birşey değildir. Yukarıda yaklaşık 4 sayfa ayetlerle hadislerle görüşlerimi belirttim varsa deliliniz buyrun ortaya koyun.

Küfre rıza küfürdür herkimki küffarı islam diye sunmaya çalışırsa yada küffara karşı rıza gösterirse kendisde kafir olacağı aşikardır....

Nisa/140- Allah size indirdiği kitapta onun ayetlerinin inkar edildiğini ya da alaya alındığını işittiğinizde başka bir konuya geçmedikleri sürece onlarla bir arada oturmamanızı, yoksa sizin de onlar gibi olacağınız! bildirdi. Hiç kuşkusuz Allah münafıklar ile kafirleri cehennemde bir araya getirecektir.

Buhâri ile Müslim'de de Ebu Hureyre (ra)'den şöyle dediği nakledilmek¬ledir:
"Rasulullah (SAS)e: "Pek yakın akrabanı uyarıp korkut"(eş-Suarâ 26/214) âyeti indirildiğinde Rasulullah {sa) şöyle buyurdu:

"Ey Kureyş toplulu¬ğu, siz canlarınızı Allah'tan satın alınız (kendinizi kurtarınız), benim Allah'a karşı size hiçbir faydam olamayacaktır Ey Abdülmuttalib oğlu Abbas, Al¬lah'a karşı sana benim hiç bir faydam olmayacaktır Ey Rasulullah (sa)'ın halası Safiyye, Allah'a karşı benim sana hiçbir faydam olmayacaktır Ey Muhammed'in kızı Fâtıma, malımdan neyi istersen benden iste, (ama) Al¬lah'a karşı


Bu diyarda zevk-ü sefaya ait bir şey gördüğünde ve onu nefsine sokuverdiğinde şunu bilmelisin ki, artık seni etkileyip cezb edecek faktörler oluşmuş demektir. Öyleyse bunlar (meydana gelmeden) bunları tanı ve onlara bulaşmamanın yollarını araştır. Böyle yaptığın takdirde, bu faktörlerin içinde bulunmanla beraber, seni meşgul edecek olan bu faktörler sana zarar vermeyecektir.
(İbni Kayyım el-Cevzi El- fevaid

“Ey iman edenler Allah'tan korkun ve sâdıklarla beraber olun.” (Tevbe Suresi 119)

''Allah hüküm koyar, onun hükmüne hiçbir değiştirici yoktur.'' (Ra'd/41)

''O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.'' (Kehf/26 turkce

''İhtilâf ettiğiniz herhangi bir şey hakkında hüküm Allah'a aiddir.'' (Şûrâ/10 )

''Huküm, yalnızca Allah’a aiddir.'' (En'am/57 )

''Haberiniz olsun hüküm Ona aiddir'' (En'âm 62)

Hüküm, yalnızca Allah'a aiddir. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur lakin insanların çoğu bilmezler." (Yûsuf /40)

''Huküm, yalnızca Allah'a aiddir.'' (Yûsuf/ 67)

''Allah odur ki Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Dunyâda da âhirette de bütün hamdler O’na mahsusdur. Hüküm yalnızca O’nundur.'' (kasas/70 )

Allahın helal ve haramlarına riayet etmeyenler Allahın hükümleri üstüne hüküm koyanlar derhal delillerini getirsinler. Vergi adı altında zinaya helal kılan bir merciye rey vererek ortak olanlara Allah’ın aytlerini hatırlatır bu haram ve helalleri koyanlara sesleniyorum buyrun delilinizi getirin bakalım.

“Allah’ın size indirdiğinin bir kısmını haram bir kısmını helal kıldığınızı görüyor musunuz? Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan mı uyduruyorsunuz?” (Yunus 59)

“De ki Haydi Allah şunu haram kıldı diye şehadet edecek şahitlerinizi getirin….” (En‟am 150)
“Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa sizin bir kitabınız var da oradan mı okuyorsunuz?” (Kalem 36 ve 37)

Evet YARABBİM bir anayasa kitapçıkları var oradan okuyorlar üstelik rabbimin azabından hiç korkmadan Allahın helal kıldığını haram haram kıldığını da helal kılıyorlar onların ilim ehli! İnsanlarıda onlara fetva veriyorlar.


Ravi: Ebu Hüreyre
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allahu Teala Hazretleri diyor ki: "Ben ortakların şirkten en müstağni olanıyım. Kim bir amel yapar, buna benden başkasını da ortak kılarsa, onu ortağıyla başbaşa bırakırım."
Müslim, Zühd 46, (2985

"Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyi kendilerine dinden bir şeriat koyan ortakları mı vardır?" (Şûra, 21)

O da "Allah"a ibadet edin, Tağuttan uzak durun!" dedi."(Nahl:36)."

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #36 : 12 Haziran 2011, 04:49:54 ÖÖ 04 »
sayın duaekseni
sizler bir mavi marmara gemiside şöyle doğuya ve güney doğuya gönderseniz çok güzel olur. Şunu merak ediyorum siz doğu ve güney doğu köylerine mezralarını gittinizmi hiç bunu çok merak ediyorum.

Kışın o karların altında yırtık bir çift ayakkabıyla kışı geçirmenin ve açlıkla sefaletle zahmetle 6 ay sert hava koşulları ile geçirmenin ne demek olduğunu acaba biliyormusunuz.

Gerek feodalizm gerek şeyhcilik gerek zorba bir tağuti rejim gerek terör belası altında köyleri yakılarak alışık olmadıkları şehir kenar varoşlarında sağlıksız koşullarda yaşamak zorunda kalan şu mazlum insanlarada bir siyah maramara gemisi göndersiniz dünyamı yıkılır.

Ama doğru bunu yaparsanız tvilerde sizleri haber yapmazlar gaztelerde manşet de yapmazlar. Benimkide lafmı şimdi.. Siz benim kusuruma bakmayın ben öylesine kendi kendime saçmaladım,benimki sadece bir istirham ve rica idi.

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #37 : 12 Haziran 2011, 01:23:05 ÖS 13 »
Ezhattım kardeşim
Duaekseni kardeşim bildiğim kadarıyla doğuyu bilen bir kardeşimiz.Doğu bölgesininin sıkıntılarını çekmiş birisidir.O tarafları sizden daha iyi bildiğini sanıyorum.Zanda bulunmaktan kaçınalım.
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #38 : 12 Haziran 2011, 01:24:06 ÖS 13 »
konu hakkında söylenen söylenmiştir,paylaşımların ilkinden başlayarak verilen MESNETLERİ ,KURAN VE RASULULLAHIN PIRATİKLİĞİNDE değerlendirip her kes seçimini yapar ve bu konuda paylaşım yazan arkadaşlar geri dönüp bir daha baksınlar hem kendi yazdıkları MESNETLERİNE ,HEMDE KARŞITLARININ kine ve ben müslümanım diyen İŞİTTİM VE İTAAT ETTİM DEMEK ZORUNDADIR bu yönde cehd ve gayret gösteren her kes kendi İNANCINI[DİNİNİ] ortaya koymuştur...Aramızdaki bu tür durumlardada hüküm koyma Allah a aittir..He pimizde bir gün ölecez mahşerle ilgili ayetlerede bakalım örneğin ENAM süresini tekrardan okuyalım bakalım BURDA YAZDIKLARIMIZLA MAHŞERDE NASIL Bİ HALE GİRECEZ.....

Ayrıca bazı arkadaşlar ÜSDATLARINI DOĞRULAYIP ,ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAHI YALANLAMAYA ÇALIŞTIKLARI müddetçede bu fikirleriyle debeleneceklerdir..üstadı kendisine yazdırıldığını idda eddiği beyanlarını Alemlerin rabbi olan rabbimiz BUNU SÖYLEYEN YALANCIDIR,MENFAATÇİDİR DEMESİNE RAĞMEN,kendi üstadının nefsini temize çıaranlarada LAAAAAAAAAAA diyorum,illa allah...

Ayrıca konuya ilk başta birlikte karşılıklı doğruyu bulmak amaçlı olarak başlattığımız bu konudaki arkadaşım MAXPAYNAYA teşekkür ediyorum,EZHATIM KARDEŞİMDENDE ALLAH RAZI OLSUN ,diğer yazan aarkadaşlarada katılımlarından dolayı ne kadarda yazdıklarındaki doğrular olmasına rağmende GENELDE AYNI İTİKATTE OLMADIĞIMI SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEDEN SÖYLER VE ONLARADA TEŞEKKÜR EDİYORUM,Bu konuda benimle aynı itikatte olmayan arkadaşlarada rabbimden samimiyetleri ölçüsünde onlarada AP AÇIK BİR AYIRD EDMEYİ BULMALARINDA YARDIM EDSİN.....

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #39 : 12 Haziran 2011, 01:25:31 ÖS 13 »
Değerli EZHATTIM kardeşim,

Evet söylediğiniz gibi doğu ve güneydoğu anadolu’ya gittim.Hatta oralarda bir müddet yaşadım
.Mavi,siyah gemi değil ama kırmızı,yeşil  kamyonlarla bir yudum su mesabesinde “derdin derdim,acın acımdır” ı dillendirdik yol kardeşlerimizle.Yeterli mi?Asla ve kat’a değil.

Taşıma su ile değirmen dönmeyeceğini,değirmenin dönüp un öğütecek suyu kaynağından çıkarıp, o yörenin yıllarca zulümle yoğrulmuş,gözyaşiyle kavrulmuş,hep ahhh! dolu hayatlarının artık bundan sonra olsun ohhh! Demelerinin de hakları olduğunun bilincinde olarak.

Yöre halkının derdinin sadece aş,iş olmadığı da bir gerçek.Hatta tüm dertlerin temelinde sizin de tesbit ettiğiniz feodal yapı,sistematik olarak yıllarca uygulanan devlet terörü,devlet teröründen ve eğitimsizlik,bilinçli olarak uygulanan muhtaç- fakir -eğitimsiz bırakılmanın semirtip-beslediği terör belası.

İnsan olarak doğması esnasında kendisine YARATICI’sı (cc) tarafından tanınan tüm hak ve sorumluluklarını kullanmasının engellenmesi. Allah’ın ayetlerinden olan, Ana dilini sadece uyurken rüyalarında özgürce yaşayabildiği-konuşabildiği,uyanıp yaşama dahil olduğunda yıllarca ağzına kilit vurulup yasaklanıp acısını haykırmaktan mahrum bırakılması, böylece kültürünün,kimliğinin yok edilip,yozlaştırılması,

Ulus devlet putunun diğer bir ayağı olan tek ırka dayalı cinnet halinin gereği Allah’ın bir başka ayeti olan ırkların çeşitliliğe savaş açıp, ırklarını yok etmek için asimilasyon politikalarıyla, kök saldığı topraklarından bir ağacı söker gibi söküp, sürülüp, götürülüp dikildikleri yerlerde köklerini kurutup meyvelerinin acıya kesmesine sebep olunması.En güzel,en verimli,en tatlı meyvelerin yetişmesine meyyal yüreklerine,ezilmişliğin,zulme maruz kalmanın sonucu zehir,kin,nefret tohumlarının ekilerek fıtratlarına yabancılaştırılmaları,

Son yıllardaysa o bölgede ki en büyük tehlike, seksen yıldır ulusçuluk putuna kurban edilen sözde değer verdikleri ve aşağılık emellerine kurban ettikleri türk ırkına uygulanan “yüce ırk” sistematiği ,şimdi aynen kürt ırkına bu kez Kürtlerin Atakürt’leri tarafından empoze edilmeye çalışılmakta.Şimdilik tutuyor gibi görünse de, sunnetullaha aykırı.Tıpkı Türk ırkçılığı tutmadığı gibi,Kürt Irkçılığıda tutmayacak.Hak geldiğinde batıl her zaman yıkılmaya mahkumdur.

Bizlere düşen sorumluluk ve görev ki bu bizlerin çatısı altında öncelikle İslam olanlar ama insanım diyenlerinde dahil edileceği zulüm nerden gelirse gelsin zalimin karşısında ayrışarak değil,birleşerek güçlü bir şekilde karşı durmaktır.Bunu, birbirimizi horlayarak,kan davası güderek,birbirimizi kırarak,nefret ederek,ötekileştirerek yapamayız.Geçmişle adil bir şekilde yüzleşmek,dersler çıkarmak,aksayan yerleri tespit edip onararak,kararlılıkla,adaletle gerçekleştirmeliyiz.İnanırsak başarırız,ütopya değil.

Bu bahsettiklerimiz aslında Türkiye’nin değil, yeryüzünde milyarlarca insanın sorunu. Irkların, dillerin değil,dinleri,renkleri farklı olanların da sorunu.Bu son yazdığım satırlar siz değerli kardeşim EZHATTIM’a bak sorunu dünyaya yayarak,doğu,güneydoğu Anadolu derdimizi sulandırmak istiyor düşüncesine sevketmesin:) siteminizi anlıyorum.Derdinizi önemsiyorum.Sadece daralttığınız bakış açınızı daha da genişletmek, baktığınız denizin dibini de görmeniz için, bakışlarınıza derinlik katmanız ricası içindir.
Bizim oralarda bir söz vardır.Teşbihte hata olmasın,sözüm meclisten dışarı.”dana yediği taşı bilir” derler.:) Belki  bir kürdün  acısını,yaşadıklarını tam bilemesem de, bir Müslüman olarak yaşadıklarımdan empati yapıp hissedebiliyorum.

Rabbim bizleri,Atatürkleri,Atakürtleri,Atalazları (var mıydı böyle bir şey ya? :) yoksa da, yarın olursa/oldurulursa  şaşmam) değil, güzel ahlakından,adaletli oluşu sebebiyle kendisine elçi seçtiği Peygamberlerinin örnekliğini alıp,onların ayak izlerini takip eden,dünyası ahreti cennet olan kullarından eylesin (amin)

Son olarak;Zulme sessiz kalmayalım.Gücümüzü birleştirelim zalim babamız bile olsa.

Ama lütfen muhabbetimizi ön plana çıkaralım. İnsanlarla aramıza kin, nefret duvarları örmeyelim. Firavun’a Musa’yı gönderirken bile “Ya Musa! Azan,kuduran,asan,kesen,zulmü kendisine ilke edinmiş firavuna git güzel söz söyle.Anlamaz ise onu bana bırak.yandaşı,yoldaşı,gücü-kuvveti olan Haman’ı,Karun’u yerin dibine batırırım.Sihirbazlarının kalpleri çevirir emrime ram ederim.” Diyen Rabbimizin sesine kulak verelim.

Selam ve dua ile..


Sözünü bilen kişinin,yüzünü ağ ede bir söz.
Sözü pişirip diyenin,işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı,söz ola kestire başı.
Söz ola ağulu aşı,bal ile yağ ede bir söz.
Kişi bile söz demini,demeye sözün kemini.
Bu cihan cehennemini,sekiz uçmağ ede bir söz.
(Yunus Emre)

(ha,sahi EZHATTIM ne demek? )

not;cümle düşüklükleri,anlam bozuklukları olabilir.acele yazdım,spontene dökülüverenler.affola)
"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #40 : 12 Haziran 2011, 01:30:24 ÖS 13 »
LÜTFEN ARKADAŞLAR VE KARDEŞLER BU KONU DIŞINDA YAZACAKLARINIZI BAŞKA BAŞLIKTA DEĞERLENDİRİN.....Bu konu benim için önemli bi konudur sizden ricam bu yönde yazacaklarınız olsun,her kes yarın amelini Allah A SUNACAKTIR DEĞİL Mİ....Bizler burda yargıc da değil,kimsenin avukatıda değiliz [değilim] olması gereken insanlar için DOĞRU VE SAPIKLIK AP AÇIK AYIRD EDİLMİŞ OLAN KAYANAK VAHİYE VE RASULUN PIRATİĞİNE BAĞLI KALARAK GÜCÜMÜZ NİSPETİNCE BU HAKİKATİ ORTAYA KOYMAK...

*

Çevrimdışı imam hüseyin

  • *
  • 601
  • MALAZGİRT
    • http://www.adilmedya.com
Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #41 : 12 Haziran 2011, 03:23:28 ÖS 15 »
Tekfir hastalığına karşı tavır takınan TEVHİD ehli Müslümanların (her ne kadar tekfir edenler bunları Müslüman saymasa da) onlara karşı takındıkları tavır dikkat çekicidir. Tevhidi düşünceye sahip Müslümanları kendileri ile bazı konularda hemfikir olmadıklarında Müşrik/Kafii ilan eden kardeşlerimize (Harici) gözüyle bakılmasa da genel itibari ile doğru değildir.

Ama bu kardeşlerimizin haricilere benzeyen birçok yönüde mevcuttur. Bunları hepsini ele almak ayrı bir araştırma konusu lakin özellikle kendilerinde var olan ve hariclere en çok benzeyen yönleri İtikadi şirk ile Ameli şirki birbirinden ayıramamalarıdır.

Bu kardeşlerimiz ile yapılan ilmi münazaralarda o kadar sert bir üslup ile karşı koyuyorlar ve sanki farklı din mensupları imişçesine karşı koymaktadırlar… Allah resulünün tebliğ metodunda Ebu cehile bile kullanmadığı bir sertlik ile dışlamaktadırlar…

Günümüz dünyasında bizler toplumları İslam dininin ilk yayıldığı dönemlerde cahiliye toplumu olarak görerek onlara ilk defa tebliğ yapılıyormuşçasına anlatmalıyız. Öncelikle Akidevi hususları anlatıp sağlam bir inanç üzere bireyleri yetiştirmeliyiz. Bu merhaleden sonra saflar belirlenebilir. İktidar olmak gayesi ancak sağlıklı bireylerin oluşturduğu toplumların varlığı ile gerçekleşebilir. Taasuubi anlayışlardan uzak durarak emperyalist düşüncelere fırsat vermemeliyiz…

Şimdi bazı arkadaşlarımızın neden cemaatler gruplar vb var gibi söylemlerini sıkça duymaktayız. Neden hepsi tek bir çatı altında aynı fikirde değiller bunlar fırkalaşmaya sebep olanlardır İslam değillerdir dediklerini duyuyoruz bu söylemlerine şimdi Kur’an ile bakalım:

O halde, müminler içinden iki grup çatışırsa onlar arasında barışı sağlayın; ama sonra, iki (grup)tan biri diğerine haksız şekilde davranırsa, (davranışı)nı Allah'ın buyruğuna uygun hale getirinceye kadar, haksızlık yapan taraf ile mücadele edin; (yaptıklarından) vazgeçerlerse adil bir şekilde aralarını bulun ve (onlara) eşit davranın çünkü Allah, eşit davrananları sever!
(Hucurat-9)

İmam Ali ve annemiz Aİşenin karşı karşıya geldikleri savaşta şu rivayet ile bakacak olursak eğer ‘’Birbirine kılıç çeken Müslüman değildir’’ Müslümanların birbirleri ile savaşması nehy edilmiştir bu savaşta çarpışan iki kesim de Müslüman idi. Hemde sahabelerden oluşan grup bunlar birbirlerine kılıç çekmiş ve bu güne kadar hangi âlim vb bunları tekfir etmiş (hâşâ) kâfir/müşrik olarak ilan etmiştir.

Bu tekfiri ancak bir kesim yapmış onlarda Harici dediğimiz Kur’anı okuyup anlayamayan kesim. Bu mantığa sahip kesimlerin her zaman gündeme getirdikleri kendilerini cesaretli amma onların tekfir ettiklerini tekfir etmeyenleri korkak ithamları nasıl bir cesaretin ürünü kör cehaletten başka bir cesaret değildir…

Yâda Sıffin savaşında savaşanların hangisi tekfir edildi şimdi birileri diyecek yok efendim onlar sahabe idi bu konuları konuşmayalım Allah aşkına bu konuları konuşmaya cesaret edemeyenlerin işlerine geldiğinde Allah resulünün nübüvvetten önceki halini tartışmayı bilir ağza dahi alınmayacak ithamlarda bulunabilmektedirler.

Bu güne kadar Muaviyenin fasıklığında birçok âlimin ittifakı olmasına rağmen hangisi Muaviyenin dinden çıktığını Müşrik/Kâfir olduğunu söylemiştir? Ya da Amr Bin As gibi bir desise uzmanının Kafir veya Müşrik olduğu dile getirilmişmidir… Kimsenin küfrü hakkında bizler ölçüyü belirlemeyiz Küfrünü açıktan açığa ilan etmediği müddetçe… Küfrünü ilan edip Küfür amelleri ile yaşayan kişiye elbette kâfir denilir lakin yine hükmü verecek onun kâfirliğini tespit edecek Allah’a bırakmak lazım…

Müslümanlardan kardeşim tezat görüşlerine kızıyorum bir konuda aynı fikirde olmadığımız zaman arkadaşmı oluyoruz Allah aşkına Tevhidi inançta hangi fikirde aykırıyız benim davam şahıslar ile değil sen şahıslara kafayı takmış illa birilerine Müşrik dememi istiyorsun asla Üstad Saide Kürdiye asla sizin kullandığınız ithamları kullanmam putumda değildir eleştiririmde bunuda sen iyi bilirsin ama fikirlerini ve günümüzde uzantısı olduklarını iddia edipte hiçbir alakası olmayanları… Zülkif müsaid zamanımda seni arar ağabeylik vasfı ile fırçamıda atarım …
Heyhat Minez-Zilleh! (Zillete boyun eğmeyiz)
(İmam Hüseyin)

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #42 : 12 Haziran 2011, 05:05:57 ÖS 17 »
--------------------------------------------------------------------------------

Tekfir hastalığına karşı tavır takınan TEVHİD ehli Müslümanların (her ne kadar tekfir edenler bunları Müslüman saymasa da) onlara karşı takındıkları tavır dikkat çekicidir. Tevhidi düşünceye sahip Müslümanları kendileri ile bazı konularda hemfikir olmadıklarında Müşrik/Kafii ilan eden kardeşlerimize (Harici) gözüyle bakılmasa da genel itibari ile doğru değildir.

Ama bu kardeşlerimizin haricilere benzeyen birçok yönüde mevcuttur. Bunları hepsini ele almak ayrı bir araştırma konusu lakin özellikle kendilerinde var olan ve hariclere en çok benzeyen yönleri İtikadi şirk ile Ameli şirki birbirinden ayıramamalarıdır.imam hüseyinden alıntı...
CEVABIM...Güzel abim,bizler sizin kadar itikadi ve ameli şirki ayırd edemesekte gerçekten ŞİRKİN KİŞİYİ MÜŞRİK EDEBİLECEĞİNİ AP AÇIK AYIRD EDEBİLECEK KADARDA KURANIN TALEBESİYİZ[İM],Ha haricilerle bazı yanlarımız uyuşuyor olabilirde ÖNEMLİ OLAN BU TAVIRLARIM KURAN DIŞI MI DIR DEĞİL MİDİR ONA BAKMAK LAZIM ilk paplaşımımdan taki şimdiye kadar olan paylaşımımda ALLAHIN KİTABI,RASULULAHIN PIRATİĞİ VE BU ÇİZGİDEN AYRILMAYAN ALİMLERİN GÖRÜŞLERİNİ VERMEYE ÇALIŞTIM,ha bu birilerine  göre,HARİCİLİK,BİRİNE GÖREDE,FARKLI Bİ İSİMLE İTHAM EDİLEBİLİNİR,VE UNUTMAYALIM Kİ PEYGAMBERLERİDE FİTNECİ,DELİ,MECNUN DİYE İTHAM ETMİŞLERDİR ÖNEMLİ OLAN İTHAMLARIN MESNETLERİDİR...bENDE AZ ÇOK GEÇMİŞİ FIKHEDERK GÜNÜMÜZLE DEĞERLENDİRENLERDENİM yalnız bu değerlendirmeyi KURANIN PIRATİĞİ OLAN RASULULLAHIN PIRATİKLİĞİNDEN VE VAHİYDEN AZADEDE DEĞERLENDİRMEYE GİRMEM VE GİR MEDİMDE,hARİCİLERDEN BAHSETMİŞSİNİZ EVET İSLAM tarihinin en vahim olaylarından biride bu dur ve buda o dönemin insanlarının imtihanıdır ve onların hesabı bize bizimde onlardan sorulmaz diyor kuran...yani harici marici bunlar boş ithamlardır diye biliyorum......
...
Bu kardeşlerimiz ile yapılan ilmi münazaralarda o kadar sert bir üslup ile karşı koyuyorlar ve sanki farklı din mensupları imişçesine karşı koymaktadırlar… Allah resulünün tebliğ metodunda Ebu cehile bile kullanmadığı bir sertlik ile dışlamaktadırlar…

Günümüz dünyasında bizler toplumları İslam dininin ilk yayıldığı dönemlerde cahiliye toplumu olarak görerek onlara ilk defa tebliğ yapılıyormuşçasına anlatmalıyız. Öncelikle Akidevi hususları anlatıp sağlam bir inanç üzere bireyleri yetiştirmeliyiz. Bu merhaleden sonra saflar belirlenebilir. İktidar olmak gayesi ancak sağlıklı bireylerin oluşturduğu toplumların varlığı ile gerçekleşebilir. Taasuubi anlayışlardan uzak durarak emperyalist düşüncelere fırsat vermemeliyiz…İMAM HÜSEYİNDEN ALINTI..
...
CEVABIM...sayın abim bakın sizler CAHİL DEĞİL SİNİZ,bidefa ben sizleri bu yöned görüyorum sizler ,sizinde bahsettiğiniz gibi sokakta TEVHİDDEN Bİ HABER,YANİ KURAN NEDİR İMAN NEDİRİ bilmeyenlerden değilsiniz,sizler ilim ehli ve bu ilmdede gayret etmeye çalışan hayatını bu yönde tanzim etmeye çalışan olarak görüyorum en azından bu hüsnüzandayım,VARSA Bİ SERTLİK VE BU SERTLİK BUNUN İÇİN DİR ,Gelelim tevhidden habersiz olanlara güzel abim bu gün yüzde doksanı toplumsal bi şirk olan oy kullanmayı kendine VATANDAŞLIK GÖREVİ BİLENLER ve kendilerine müslüman diyenlerin yüzde yüzünün EVİNDE ASILI KURANLARI VAR,kimse yarın ben bilmiyorum desede MAHŞERDE BU KABUL EDİLMİYECEKTİR......ENAM SÜRESİ..
156- "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;.....işte sayın abim bu toplum ve sizinde MİLYARLAR DEDİĞİNİZ MÜSLÜMAN OLARAK TANIMLADIKLARINIZ KURANDAN HABERSİSİZ DİYE MİYECEKLERDİR....Yani sayın abim VATANDAŞLIK GÖREVLERİNİ BİLDİKLERİ KADAR İSLAMİ GÖREVLERİNİDE MERAK ETSİNLER..Ha demiyorum bunlarada anlatmayalım anlatalım ama BAKIN KARDEŞLERİME ANLATIYORUM ,BABAMA ANLATIYORUM,Bİ İKİ KARDEŞİM TAMAM DOĞRU DEYİP BU GÜN KALKIP OY KULLANMAYA GİDDİLER VE BEN ONLARADA DEDİM VALLAHİ KULLANANLARLA İSLAMİ İLİŞKİLERDE BULUNMAYACAĞIM,ben eğer bu dediğimden vaz cayarsam YAKITI TAŞ VE İNSAN OLAN CEHENNEM AZABINDAN BUNLARI KORUMAYA ÇALIŞMAMIŞ OLACAM TAVRIM NET OLACAK VE OLUYORDA ,burda yazdıklarımın aynısını HAYATIMDADA UYGULAMIYORSAM NAMERDİM VELEVKİ BABAM OLSUN........Kimsenin küfrünü,şirkini örtemem onların HAK OLDUĞUNU MÜSLÜMAN KALADIKLARINI SÖYLERSEM ONLARDA KENDİLERİNDEKİNİ DEĞİŞTİRMEYECEKLER VE RABBİMİZDE DEĞİŞTİRMİYECEK ONLARI.....Gelelim iktidar OLAYINA sayın abim müslüman İKTİDARI ALLAHTAN BEKLER,Hac süresinde[41] rabbimiz İKTİDARI VERDİĞİM KİŞİLER diye beyan ediyor,müslüman olan MÜSLÜMAN KALMAK İÇİN NASIL YAŞANMASI GEREKİYORSA NELERİN RED EDİLMESİ GEREKİYORSA ÖYLE YAŞAMALI iktidarda gelirse Alahtan iktidarıda Alla hın HÜKMÜYLE aLALHIN ANAYASA KİTABIYLA TANZİM EDER YÜRÜRLÜĞÜNÜ başka  anayasa kitapçıkcılarının SEÇMENİ OLMAZ VE KAFİRİDE KAFİR,MÜŞRİĞİDE MÜŞRİK BİLİR VE ANCAK BÖYLE MÜSLÜMAN KALINIR...

...
Şimdi bazı arkadaşlarımızın neden cemaatler gruplar vb var gibi söylemlerini sıkça duymaktayız. Neden hepsi tek bir çatı altında aynı fikirde değiller bunlar fırkalaşmaya sebep olanlardır İslam değillerdir dediklerini duyuyoruz bu söylemlerine şimdi Kur’an ile bakalım:

O halde, müminler içinden iki grup çatışırsa onlar arasında barışı sağlayın; ama sonra, iki (grup)tan biri diğerine haksız şekilde davranırsa, (davranışı)nı Allah'ın buyruğuna uygun hale getirinceye kadar, haksızlık yapan taraf ile mücadele edin; (yaptıklarından) vazgeçerlerse adil bir şekilde aralarını bulun ve (onlara) eşit davranın çünkü Allah, eşit davrananları sever!
(Hucurat-9)İMAM HÜSEYİNDEN ALINTI..
...
CEVABIM...Bakın güzel abim ayettede iki tarf dinlenir ve kim haklıysa şahidler eşliğinde buna karar erilir ve HAKSIZ TARAF TAYİN EDİLİR VE HAKSIZ TARAFA İLK BAŞTA SÖZLÜ ,SONRADA DURMASSA FİİLİ Bİ UYGULAMA YAPILIR DİYE BEYAN EDİYOR...ve halen durmayan verilen hüküme razı olmayan ALLHIN HÜKMÜNE RAZI OLMAMIŞ OLMASINDAN DOLAYI AYETİN GİRİŞİNDEKİ MÜSLÜMANLIĞI ORTADAN KALKAR VE ONUNLA TAKİ YOLA GELİNCEYE KADAR HARP EDİLİR....HA BU DURUMDA ŞAHİDLER YOKSA,HER İKİ TARAFTA KENDİNİN HAKLILIĞINI DİLLENDİRİYORSALAR MÜSLÜMANA DÜŞEN İKİTARFADA TARAFTAR OLMAMAK NASIL OLSA HÜKMÜNDE ADİL OLAN ALLAH MAHŞERDE BUNLAR HAKKINDAKİ KARARINI VERCEKTİR HAKSIZI VE HAKLIYI AYIRARAK
...
İmam Ali ve annemiz Aİşenin karşı karşıya geldikleri savaşta şu rivayet ile bakacak olursak eğer ‘’Birbirine kılıç çeken Müslüman değildir’’ Müslümanların birbirleri ile savaşması nehy edilmiştir bu savaşta çarpışan iki kesim de Müslüman idi. Hemde sahabelerden oluşan grup bunlar birbirlerine kılıç çekmiş ve bu güne kadar hangi âlim vb bunları tekfir etmiş (hâşâ) kâfir/müşrik olarak ilan etmiştir.İMAMHÜSEYİN DEN ALINTI
...
CEVABIM...Güzel abim bu olayda hz aişe haksız olduğunu itiraf etmiş ve savaştanda geri durmak istemesine rağmen etrafındaki FİTNECİLER ONU BIRAKMAMIŞLARDIR,olaya tamamen şahid olmayan bizler ise bu tür olaylarda bize ulaşan rivayetler doğrultusunda bizlerde olayı değerlendirirken BU OLAYA TARAFTAR OLMAK DEĞİL BUNDAN DERS ÇIKARMAK LAZIM NEDEN ÇÜNKÜ BU OLAYA ŞAHİD DEĞİLİZ GÜNÜMÜZE KADAR GELEN BİLGİDE KARMAN ÇORMAN DIR.Ve müslümana düşen bu tür geçmiş olaylarda ki tavır KURANIN AYETİNDEDE MUHKEM OLARAK AÇIKTIR,geçmiş dönemdekilerin hesabı onlara ,bizimde bize sorulacak ve kimse kimse içinde suçlan mıyacak,Allah bana bu iki tarfatardan birine taraftar ol emride yok rasulun as nasihatide yok TARAFTAR OLMAYA DAİR ONLAR Bİ ÜMMETTİ VE GELDİ GEÇTİ ONLARIN HESABI ONLARA BİZİMDE BİZEDİR,Bu olayda konuyla alakası da yoktur.....
...

Bu tekfiri ancak bir kesim yapmış onlarda Harici dediğimiz Kur’anı okuyup anlayamayan kesim. Bu mantığa sahip kesimlerin her zaman gündeme getirdikleri kendilerini cesaretli amma onların tekfir ettiklerini tekfir etmeyenleri korkak ithamları nasıl bir cesaretin ürünü kör cehaletten başka bir cesaret değildir…

Yâda Sıffin savaşında savaşanların hangisi tekfir edildi şimdi birileri diyecek yok efendim onlar sahabe idi bu konuları konuşmayalım Allah aşkına bu konuları konuşmaya cesaret edemeyenlerin işlerine geldiğinde Allah resulünün nübüvvetten önceki halini tartışmayı bilir ağza dahi alınmayacak ithamlarda bulunabilmektedirler.İMAM HÜSEYİNDEN ALINTI
...
CEVABIM...Yok abim yok ne nasıl konuşulması gerekiyorsa KURAN VE RASULUN PIRATİKLİĞİNDE KONUŞALIM SORGULAYALIM BEN PUTPEREST DEĞİLİM......
Gelelim sıffın veya bu tür geçmişteki olaylara sayın abim NİYE Bİ TARAF TARAFTAR OLAYIM VE BU OLAYI ANALİZ EDERKENDE BU DURUMDA HER İKİ GURUPTADA ŞAHİDLER KENDİ TARAFINDAN OLANLARDIR VE her şahidde tarafı olduğu gurubun HAKLI OLDUĞUNU söylemiş ve öylede şahidlik etmişlerdir,tekrar ediyorum bana düşen tavır şudur,Alahın elimi uzak tuttuğu o KANDAN BENDE DİLİMİ UZAK TUTARIM KURANIN ŞU BEYANIYLA,Onlar sizden önceki bi ümmetti ve gelip geçti ve sizinhesabınız onlara ,onların kide size sorulmaz...ve bu tür olaylara ŞAHİD DEĞİLİZ KURANINDA VAHİSİ YOK BU OLAYLARI NETLEŞTİRELİM NEDE RASULULLAHIN HADİSİ VAR BU OLAYLAR HAKKINDA ONUN İÇİN U zak durur çıkarılması gerekeni anlamaya çalışırım,AMA GÜNÜMÜZDE Bİ SIFFIN OLSA ŞAHİDLİĞİMİDE VERDİĞİNİZ HUCURAT AYETİNDEKİ İBİDE YAPARIM ŞAHİDSEM......

...
Bu güne kadar Muaviyenin fasıklığında birçok âlimin ittifakı olmasına rağmen hangisi Muaviyenin dinden çıktığını Müşrik/Kâfir olduğunu söylemiştir? Ya da Amr Bin As gibi bir desise uzmanının Kafir veya Müşrik olduğu dile getirilmişmidir… Kimsenin küfrü hakkında bizler ölçüyü belirlemeyiz Küfrünü açıktan açığa ilan etmediği müddetçe… Küfrünü ilan edip Küfür amelleri ile yaşayan kişiye elbette kâfir denilir lakin yine hükmü verecek onun kâfirliğini tespit edecek Allah’a bırakmak lazım…İMAM HÜSEYİNDEN ALINTI..
...
CEVABIM ,,Güzel abim o dönem o olaya şahid olmayan SAD BİN EBUVAKKAS BİLE bi tarafa taraftar olmamış Allah rasulunun yanında yetişip,sizinde verdiğiniz ayeti yüzüne okumalarına rağmen,OLAYIN HER İKİ TARAFINDAKİ ŞAHİDLERİN KENDİ GURUPLARI LEHİNE VERDİKLERİ ŞAHADETTEN DOLAYI Bİ TARAFA TARAFTAR OLMAMIŞTIR,ayrıca onlardan sonra gelen alimlerde verdiğim GEÇMİŞ DÖNEMDEKİ LER GELDİ GEÇTİ AYETİ IŞIĞINDA HAL VE TAVIR ALMİŞLARDIR ve sayın abim bununda bizim konumuzla alakası yok
...

Müslümanlardan kardeşim tezat görüşlerine kızıyorum bir konuda aynı fikirde olmadığımız zaman arkadaşmı oluyoruz Allah aşkına Tevhidi inançta hangi fikirde aykırıyız benim davam şahıslar ile değil sen şahıslara kafayı takmış illa birilerine Müşrik dememi istiyorsun asla Üstad Saide Kürdiye asla sizin kullandığınız ithamları kullanmam putumda değildir eleştiririmde bunuda sen iyi bilirsin ama fikirlerini ve günümüzde uzantısı olduklarını iddia edipte hiçbir alakası olmayanları… Zülkif müsaid zamanımda seni arar ağabeylik vasfı ile fırçamıda atarım …imam hüseyinden alıntı
...

CEVABIM....gÜZEL ABİM BAKIN BEN HER DAİM SİZİNLE İSTİŞARE İÇİNDE OLDUM VE BU YÖNDEDE BULUNMAKTAN KENDİ ADIMA GURURDA DUYUYORDUM YALNIZ sizin le belli bi zaman sonra baktım ki MÜŞRİK AMELİNDE BULUNALARI,ALLAHA İFTİRA ATANLARI,VAHDEDİ VUCUDÇULARI hepsinide MÜSLÜMAN GÖRDÜNÜZ VE BENDE SİZE SORUYORUM ABİ BUNLARI MÜSLÜMAN GÖRMEK SİZCE TEVHİDİMİZE TERS OLUP BİZİDE MÜSLÜMANLIKTAN ÇIKARMAZ MI.Ne olur yapmayın etmeyin başkasının şirkini küfrünü NİYE SAVUNALIM.Bakın mustafa islam oğlu ve ahmed kalkan ki ben olnlarlada ders yaptım yalnız maxpaynanın yukarda ilk yazılarında verdiği verdiği VİDEOLARDA İSLAMOĞLU müşrik olanlarda benim kardeşimdir diyor...peki abi SİZE SORUYORUM ALLAHDA BİZE HUCURAT DA 10 müminler ancak kardeştir diyor şimdiislam oğlumu yoksa ALLAH MI doğru söylüyor ne olur yapmayın ahmed kalkanda kendisi için demokrasiye ŞİRKTİR DİYOR,AMA BAŞKASI İÇİN DEĞİL DİR DİYOR VE BU BAŞKALRINIDA MÜSLÜMAN OLARAK TARİF EDİYOR NE YANİ ALALHIN AYETİ AHMED KALKANA AYRI,BAŞKASINA YRI MI HÜKÜM VERİYOR BU NE ÇELİŞKİ.....Güzel abim bende sizlerle kardeş olmak istiyorum ama ALLAHI KIZDIRMAK ALLAHA KARŞI NANKÖRLERDEN OLMAK VE ALLAH BANA İMANI BULMAMDA YARDIM ETTİKDEN SONRA[Rabbimiz dinine yardım edene yardım ederim diyor,muhammed 11 yne bazıları bu sözü başka tarafa çekmesinler diye ayetide yazayı] BENDE TEKRAR ESKİ CAHİLİYEME DÖNMEK VE MÜŞRİKLERİ KARDEŞ GÖREMEM....Allah karşıda nankör olmak istemiyorum ve bu tavrım cahili bi yaşntıda olurkende böyleydi ben nankör olamam ALLAHA KARŞI YALAN SÖYLEYENLERİN YALANCI OLDUKLARINA HAYATIMIN SON ANINA KADARDA YALNCILARDIR DİYE ŞAHİDLİK EDECEM......Bana kızmana ve abiliğin gereği fırça atmak istemenede bir şey demem SENİNLE VE HER İNSANLA ANCAK ALLAHIN HÜKMÜNDE KARDEŞ OLMAK İSTEYEN ALLAHIN KULU MÜSLÜMANLARDAN.....

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #43 : 13 Haziran 2011, 12:40:20 ÖS 12 »
Sayın duaekseni

Sizin samimi ifadelerinizden yola çıkarak diyorumki şuna inanınki o sitemim sizin şahsınıza karşı söylenmiş sitemler değildi.  Eğer sözlerim yanlış anlaşılmış ise bundan dolayı sizden helallık diliyorum.
Ben dünyaya gözlerimi açtığımda bulunduğum ilde dağın eteğinde şu cümleleri okudum “Ne mutlu türküm diyene” Anneme babama sordum bana kürt olduğum söylendi. Bu durum benim bir çocuk olarak yıllarca psikololojimi bozduğu gibi oralarda yaşayan tüm kürt halkınında psikolojisini bozmuştur.

On yıllarca inkar ve asimilasyon politikası güden tağuti rejimlere karşı sessiz kalan güyya islamcı! Cemaatlare her nedense dünyanın başka bir coğorafyasında güyya mazlumların yanında yer alarak kendi servetlerine servet kattıklarını çok bilmekteyim.

Bu tarz organizasyonlar düzenleyenlerin çocuklarının altındaki jeep markalı otomobiller gördükçe haliyle içim kan ağlamaktadır. Büyük şehirlerde lüx villalarda yaşayan jet skilerle dünyanın değişik yerlerinde zevkü sefa içinde tatil yapan cemaat liderlerine soruyorlar bu oturduğunuz villa sizinmi kendi müritlerini ve tüm insanları enayi yerine koyarak şu cevabı vermekteler. “Bu villa benim değil eşimin villasıdır.” Neyse hakkınızı helal edin burada konu başka konun dışına çıkmakta istemiyorum doğrusu..


İmam hüseyin bey rabbim size hakkı göstermeyi nasip etsin siz hakikaten hak ile batılı birbirlerine karıştırmakta çok iyisiniz. Hz. Ali ve hz.Aişe annemizin ve haricilerin misalını vermiş konuları yine çorbaya çevirmişsiniz. Ne olur sayın iyi abim sap ile samanı karıştırmayalım lütfen.

Birinci: Ne hz. Ali nede hz. Aişe annemiz Allah’ın helalın haram haramını helal kılmamışlardır.

İkincisi: Ne hz. Ali nede Hz. Aişe annemiz Allah’ın hükümleri dışında bir hükümle insanları idare etmeye kalkışmanışlardır.

Üçüncüsü: Ne hz.Ali nede hz.Aişe annemiz banada vahiy iniyor ben Allah’tan vahiy alıyorum dememişlerdir. Siz durmadan müslümanlara bir kulp takacağınıza açın Allah’ın rasulunun yolunu bir okuyun. Günümüz insanlarının ilk dönem cahiliye toplumları ile benzetildiğini söylüyorsunuz. Peki siz şunu bilmiyormusunuzki cahilliye bir toplumun adı olmadığı gibi evrensel bir olgudur.

Allah’ın dini üzere kendi düşüncelerini bina etmeyen kendi yaşam tarzını Allah’ın elçisinin getirdiklerine inşa etmeyen tüm toplumların ADI cahilliye toplumları olduklarını kuranı okuyan herkes çok bilir.

Yukarıda sayfalar dolusu yazılar yazdım ayetler zikr ettim siz onlara cevap vereceğinize tamamen işin kelamcılığındasınız. Yok efendim haricilermiş yok efendim tekfircilermiş siz kendinizi ilim ehli olarak telakki ediyorsanız o halde o ayetleri siz yorumlayında bizde sizin sayenizde biraz dinimizi öğrenmiş olalım.

Müslümanlardan kardeşim tezat görüşlerine kızıyorum bir konuda aynı fikirde olmadığımız zaman arkadaşmı oluyoruz Allah aşkına Tevhidi inançta hangi fikirde aykırıyız benim davam şahıslar ile değil sen şahıslara kafayı takmış illa birilerine Müşrik dememi istiyorsun asla Üstad Saide Kürdiye asla sizin kullandığınız ithamları kullanmam putumda değildir eleştiririmde bunuda sen iyi bilirsin ama fikirlerini ve günümüzde uzantısı olduklarını iddia edipte hiçbir alakası olmayanları… Zülkif müsaid zamanımda seni arar ağabeylik vasfı ile fırçamıda atarım …imam hüseyinden alıntı.

Vallahi eğer tevhidi konularda fikir ayrılıklarınız yokise kesinlikle ikinizde aynı akide üzere olursunuz bu doğru. Fakat ilginçtirki üstad! Said-i kurdi putum değil diyorsunuz ama o zat bana rasaleyi nur yazdırıldı demektedir. Yoksa sanadamı yazdırılmış kitaplar  iniyorki böyle bir ameli tevhidi ayrılık olarak görmüyorsunuz.

Put kavramını aslında çok geniş bir şekilde işlemek lazım. Bazı insanlar put değince ağaçtan taştan çömlekten yada kırmızı taşlardan yada helvadan yapılmış hep somut şeyler zan ederler. Bu anlayış put kavramının da içini boşaltmıştır,tıpkı islamın diğer kavramları gibi...fe sübhanAllah...

Mademki putunuz değildir o halde bediüzamn isminin kendisne verildiğini söyleyen risaleyinur adlı kitaplarının bizzat peygamber efendimiz tarafından Hz. Aliye yazdırıldığını iddia eden kuranın bilmem kaç tane ayetinin risaleyi nur hakkında indiğini iddia eden bir düşünceyi buyur red et bakalım.

HADİ varsayalımki ben hariciyim sen haricilerden islam dinine aykırı birtek cümle getir bak göreceksin derhal o sözü red ederim bundan emin olabilirsin.

Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
« Yanıtla #44 : 13 Haziran 2011, 01:15:33 ÖS 13 »
Sana da daha önceki kutsal kitabı onaylayıcı ve içeriğini koruyucu olan bu hak kitabı indirdik. Buna göre onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, sana gelen gerçekten saparak onların keyfi arzularına uyma.

Her ümmet için ayrı bir şeriat, ayrı bir ana yol belirledik. Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat belirlediği yolda sizleri denemeyi diledi. Buna göre hayırlı işlerde yarışınız. Çünkü hepiniz Allah'a döneceksiniz ve O anlaşmazlığa düştüğünüz meselelerin içyüzünü size haber verecektir.

O halde onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, onların keyfi arzularına uyma, onların seni Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakın, eğer sana sırt çevirirlerse bil ki, Allah, günahlarının bazısı yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Kuşku yok ki, insanların çoğu fasıktır.

Yoksa istedikleri cahiliye düzeni midir? Kesin inançlılara göre Allah'ın düzeninden, Allah'ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç? Maide suresi"

İmam hüseyin bey bu yazıyı baştan sona acele etmeden oku lütfen sonra ne yazacaksanaız bu yazı üzerine yazınız..

Anlatımdaki bu netlik, ifadedeki kesinlik, kimi durumlarda ve koşullarda kişiyi bu şeriattan -küçük çapta da olsa- herhangi bir hükmü terk etmeye özendirebilecek aldatıcı gerekçeler karşısında bu denli kesin önlemler alınmış olması, insanı ister istemez duraksatıyor... Bu ayetler karşısında insan elinde olmaksızın oturup düşünmek zorunda kalıyor. Kimi insanlar, koşullar ve durumlar bunu gerektiriyor diyerek Allah'ın şeriatını tümüyle inkar etmelerine karşın, hala nasıl oluyor da müslümanlık iddiasında bulunabiliyorlar, şaşırmamak elde değil!..

Kişi, Allah'ın şeriatını tümüyle terk etmesine karşın, nasıl oluyor da hala müslüman olduğunu iddia edebiliyor? Bu tür insanlar kendilerini, nasıl oluyor da hala "müslüman" olarak niteleyebiliyor? İslam'la hiçbir bağları kalmamasına karşın, Allah'ın şeriatını tamamen terk etmelerine karşın, her koşulda her durumda geçerliliğini koruyan ve her koşulda her durumda uygulanmak zorunda olan Allah'ın şeriatını reddederek O'nun ilahlığını inkar etmiş olmalarına karşın, hala nasıl "müslümanlık" iddiasında bulunabiliyorlar? Bu tür insanlara, şaşırmamak, hayret etmemek elde değil..

"Sana da bu hak kitab (Kur'an)'ı indirdik"..

Ayetteki "bak" kelimesine, ilahlık açısından yani şeriat belirleme, kanunlar koyma yetkisinin Allah'a ait olacağının belirtilmesi açısından bakmamız gerek. "Hak", Kur'an'ın içeriğinde, ondaki inanç ve şeriat esaslarında, orada anlatılan her olayda ve verilen her buyrukta somut bir biçimde ortadadır.
Kur'an, "daha önceki kutsal kitabı onaylayıcı ve içeriğini koruyucu" olarak indirilmiştir.

Kur'an, Allah'ın dininin, nihai biçimidir. Allah'ın dini ve de yaşam biçimi ile insanların uyacakları şeriat ve sistem noktasında nihai kaynak, Kur'an'dır. Artık Allah'ın dininde hiç bir değişikliğe gidilmeyecektir.

Semavi dinlere mensup insanlar arasında, ister inanç esasları, isterse şeriat prensipleri noktasında bir anlaşmazlık baş gösterdiğinde, bunu çözümleyebilmek için müracaat edilmesi gereken kitap Kur'an'dır.

Müslümanlar arasında bir anlaşmazlık çıkarsa başvurulacak kitap Kur'an'dır. Yaşama ilişkin herhangi bir meselede görüş ayrılıkları olduğunda, müracaat edilmesi gereken kitap, Kur'an'dır. Bu noktalarda, temelde söz konusu nihai kaynaktan beslenmeyen kişilerin sunacağı görüşlerin hiçbir "kıymet-i harbiye"si yoktur.

Ayette hemen ardından, bu gerçeğin getirdiği zorunluluklar ekleniyor:

"Buna göre onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre büküm ver, sana gelen gerçekten saparak onların keyfi arzularına uyma!".

Bu buyruk, kendisine o dönemde aralarında hüküm vermesi için başvurmakta olan hristiyanlar hakkında, öncelikle peygamberimize yöneliktir. Ancak, ayeti salt bu olaya özgü kılmak doğru değildir. Madem ki artık nihai kaynak olan Kur'an'ı değiştirmek üzere yeni bir peygamber ya da yeni bir şeriat gönderilmeyecektir, öyleyse bu ayetteki hüküm, kıyamete dek geçerliliğini koruyacak genel bir hükümdür.

Allah'ın dini Kur'an'la tamamlanmış bulunmaktadır. Allah'ın bu noktada kendisine teslim olanlara verdiği nimet Kur'an'la son bulmuştur. Allah, Kur'an'ın tüm insanlar için bir yaşam düzeni olmasını uygun görmüş bulunmaktadır.

Kur'an'ı değiştirmek, onun hükümlerinden herhangi birini terk etmek, ya da başka bir şeriatı bu şeriata yeğleyebilmek için, artık hiçbir gerekçe bırakılmamıştır. Allah bu dini insanlara uygun gördüğünde, onun tüm insanları kapsayacağını biliyordu.

Yine Allah, bu kitabı nihai kaynak olarak uygun gördüğünde, bunun tüm insanların yararına olacağını, kıyamete dek bütün insanları kapsayacağı biliyordu. Bu kitaptan, değil uzaklaşmak, bir bölümünü değiştirmek bile, İslam'a ilişkin bu bilginin bulunması hasebiyle, kişiyi inkara götürür. Buna yeltenen bir kişi, diliyle bin kez müslüman olduğunu söylese bile dinden çıkmış demektir.

Allah, bazı insanların, Allah'ın indirdiklerinden ödün vermeye götürecek kimi mazeretler ileri süreceklerini ve de yönetenlerin ya da yönetilenlerin keyfï arzularına kapılabileceklerini biliyordu. Kitabında belirttiği hükümleri -hiçbir ödün vermeksizin- yürürlüğe koymak, zorunlu olmasına karşın, bazı insanların kimi durumlarda kendi duygularına kapılarak bu zorunluluğun gereğini ihmal edebileceklerini biliyordu.

Bu nedenle de söz konusu ayetlerde peygamberimizi, yönetilenlerin keyfî arzularına kapılmaması için uyarıyor ve de kendisinden, insanların onu Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakınmasını istiyor...

İnsanları buna yeltenmeye iten faktörlerin başında, aynı ülkedeki değişik grupları, fraksiyonları ve öğretileri benimsemiş olan farklı kimselerin tümünü uzlaştırıp biraraya toplama noktasında insanların içgüdüsü gelmektedir. Buna kapılan kimseler, karşılarındaki insanların istemleriyle şeriatın hükümleri çatıştığında işi basitleştirme ya da ayrıntı gibi görünen meselelerde –bunlar anladığımız kadarıyla şeriatın temel meselelerinden değildir deyip- işi kolaylaştırma yoluna başvururlar.

Rivayete göre yahudiler peygamberimize gelerek, recm hükmü başta olmak üzere belirli hükümlerin uygulanmasında kendilerine hoşgörülü davranacak olursa, iman edebileceklerini söylediler. Peygamberimizi bu noktada uyaran ayet de, yahudilerin bu önerileri üzerine indirilmişti..

Ama meseleye -açıkça görüldüğü üzere- daha genel bazda bakmak gerekir. Zira bu şeriata inananlar da değişik vesilelerle her zaman için bu meseleyle karşılaşabilirler. Bu nedenle Allah, meseleyi son derece net bir biçimde ortaya koymayı ve de belirli koşulları göz önünde bulundurarak ya da farklı istemlerle, farklı arzularla karşılaşıldığında bir orta yol bulup insanları uzlaştıracağız diyerek ihmalkarlığa itebilecek beşeri içgüdülerin yolunu kesinkes kapatmayı uygun görmüş ve peygamberimize şöyle buyurmuştur:

Allah, dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Ama O, onların her biri için ayrı bir yol, ayrı bir yöntem belirledi. O, gönderdiği din ve şeriatla, yaşam boyunca verdiği nimetlerle, insanları sınamayı diledi. Her insan kendi seçtiği yolda yürüyecektir. Sonunda ise tüm insanlar Allah'a döneceklerdir. Orada, gerçek, kendilerine bildirilecektir.

Her biri dünyada seçtikleri yol ve benimsedikleri sistem konusunda sorguya çekilecektir. Öyleyse, değişik görüşlerdeki değişik düşüncelerdeki kimseleri birleştirebilmek için şeriattaki herhangi bir hükmü kolaylaştırmayı düşünmek doğru değildir. Onlar zaten birleşmezler:

"Her ümmet için ayrı bir şeriat, ayrı bir anayol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat belirlediği yolda, sizleri denemeyi diledi. Buna göre hayırlı işlerde yarışınız. Çünkü hepiniz Allah'a döneceksiniz ve O, anlaşmazlığa düştüğünüz meselelerin içyüzünü size haber verecektir."

Allah'ın şeriatı bakidir, herşeyden daha değerlidir. Onun bir bölümünü de olsa, Allah'ın uygun görmediği bir şey uğruna kurban etmeye değmez! İnsanlar Allah tarafından yaratılmıştır. Her birinin kendine göre bir yeteneği, mizacı, kafa yapısı ve seçtiği bir yol vardır. İnsanlar, Allah'ın hikmeti gereği, birbirlerinden farklı yapılarda yaratılmışlardır. Allah onlara doğru yolu göstermiş ve bu noktada onları serbest bırakmıştır. Bu, onları sınamak istediğindendir. İnsanlar sonuçta Allah'a döneceklerdir. Ve o gün dünyada benimsedikleri yola göre, yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.

Öyleyse bir kimsenin, Allah'ın şeriatını gözetme adına, bir başka deyişle insanların yararını ve kurtuluşunu gözetme adına, tüm insanları aynı çatı altında birleştirebilmek için çırpınması, boşa kürek çekmek demektir.

Allah'ın şeriatından ödün vermek yada onda bazı değişiklikler yapmak, neticede, yeryüzünde bozguna neden olmak, biricik sapasağlam sistemi bırakıp sapıtmak, insanların yaşamında adaleti ortadan kaldırmak, insanların birbirlerine köle olmalarına, Allah'ı bırakıp birbirlerini rabb edinmelerine zemin hazırlamak dışında hiçbir işe yaramayacaktır.

Bu ise en büyük kötülük, en büyük yıkımdır..: Sonu gelmeyecek, olmayacak girişimler peşinde koşmak, doğru değildir. Çünkü insanın doğası için Allah, bu tür girişimleri uygun görmemiştir. Bu, Allah'ın hikmeti gereği insanların farklı kafa yapılarına, farklı mizaçlara, farklı görüşlere, farklı eğilimlere sahip olmalarına da terstir. İnsanları yaratan Allah'tır. Onların geçmişlerini de geleceklerini de çok iyi bilmektedir. Sonuçta herkes O'na dönecektir.

Böylesi bir amaçla, Allah'ın şeriatındaki herhangi bir hükmü kolaylaştırmaya kalkışmak -bu ayetten anlaşıldığı ve de yaşamın her noktasında- görüldüğü kadarıyla, boşa yorulmaktır.

Böylesi bir girişim, realiteyle bağdaşmamaktadır. Allah'ın iradesine de uymamaktadır. Böyle bir girişimi, -Allah'ın isteklerini gerçekleştirmek için didinen- müslümanlar da onaylayamaz. Bu durumda, kendilerini "müslüman" olarak yaftalayan bazı kimseler, nasıl oluyor da örneğin şöyle laflar edebiliyorlar: "Turistleri kaybetmek istemiyorsak,şeriatı tatbik etmeyi düşünmemiz hiç de doğru olmaz" Abartmıyorum! Aynen böyle laflar eden insanlar var bugün!

Burada, daha net bir biçimde, aynı gerçeğin altı bir kez daha çiziliyor. Bu konudaki ilk ayette: "Buna göre onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre büküm ver, sana gelen gerçekten saparak onların keyfi arzularına uyma!" denilmiştir. Kısacası, Allah'ın şeriatını bütünüyle onların keyfi arzusuna terk etmek yasaklanmıştı. Şimdi ise peygamberimiz, insanların kendisini Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakınması için uyarılıyor:

"O halde onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, onların keyfi arzularına uyma, onların seni Allah'ın indirdiği bükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakın!"

Buradaki uyarı, daha kesin ve daha vurguludur. Burada mesele, tüm çıplaklığıyla ortaya koyuluyor. Bu fitneden, böylesi şaşırtmacalara kanmaktan, özenle kaçınmak gerekir. Bu meselede iki olay söz konusudur: Ya Allah'ın indirdiği hükmü aynen vermek ya da insanların -Allah tarafından sakınılması istenen- keyfi arzularına ve şaşırtmacalarına tabi olmak.

Ayette daha sonra keyfi arzulara uyma konusuna açıklık getirilerek, peygamberimizin, kendisine gelen yahudilerin önerileri meselesini çözümleyebilmesi kolaylaştırılıyor. Artık söz konusu yahudiler, bu şeriattaki küçük büyük herşeye bütünüyle bağlanmazlarsa, İslam'ı benimsemeyip sırt dönerlerse, Allah'ın şeriatıyla yargılanmaktan yüz çevirirlerse, peygamberimizin yapacağı bellidir. (O dönemde, bu konuda serbestlik vardı. Ancak daha sonra, "daru'l-İslâm"da İslam şeriatıyla hüküm vermek zorunlu kılındı):

"Eğer sana sırt çevirirlerse bil ki, Allah, günahların bazısı yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Kuşku yok ki, insanların çoğu fasıktır."

Sana sırt çevirirlerse, yapabileceğin bir şey yoktur. Onların bu tutumları seni, Allah'ın hükmüne ve şeriatına bütünüyle sarılmaktan ödün vermeye itmesin. Onların getirdikleri öneri, senin gücünü kırmasın, tavrını değiştirmesin. Onlar, sırtlarını dönüp yüz çevirmekteler. Çünkü Allah onları, işledikleri kimi günahlardan ötürü cezalandırmak istiyor. Bu tutumları nedeniyle başı derde girecek olanlar, onlardır. Onların bu tavırları ne sana zarar getirir, ne Allah'ın şeriatına, ne dinine; ne de dinlerine bağlı müslümanlara... İnsanın yapısı böyledir:
"İnsanların çoğu, fasıktır"..

Onlar dinden çıkarlar, sapıtırlar. Çünkü yapıları böyledir. Bu noktada sen, onların bu durumuna bir çare bulamazsın. Bunda şeriatın da günahı yoktur. Onların doğru yolu bulmaları da mümkün değildir.

Böylece şeytanın, müslüman yüreğine girebileceği tüm pencereler kapatılıyor. Hangi amaçla ve hangi durumda olursa olsun, bu şeriatın hükümlerinden herhangi birini terk etmeye yol açabilecek tüm gerekçeler, ortadan kaldırılmış bulunuyor.

Sonra insanlar, bu yol ayrımı üzerinde iyice düşünmeye sevk ediliyor. Ya Allah'ın hükmü ya da cahiliyyenin hükmü... Bu ikisinin ortası olamaz. Bu ikisi dışında başka bir alternatif yoktur. Ya, yeryüzünde Allah'ın hükmü egemen olacak, insanların yaşamında Allah'ın hükmü yürürlüğe konacak, insanların yaşamı Allah'ın sistemine göre yönlenecek... Ya da, cahiliyye hükmü, keyfï arzulara göre belirlenmiş bir şeriat, kölelik sistemi yürürlükte olacak... Bu iki alternatiften hangisini istiyorlar?

"Yoksa istedikleri, cahiliyye düzeni midir? Kesin inançlılara göre Allah'ın düzeninden, Allah'ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç?"

Cahiliyyenin anlamı bu ayette belirgin bir biçimde ortaya konuluyor. Cahiliyye -Allah'ın belirttiği, Kur'an'da ifade edildiği üzere- insanların insanlar için hüküm belirlemesi, insanın insana köle kılınması, Allah'a kulluğun bırakılması, Allah'ın ilahlığının reddedilmesi ve de buna karşılık, kimi insanların ilah kabul edilmesi ve -Allah'a değil- onlara tapılmasıdır.

Olaya bu ayetin ışığında baktığımızda, cahiliyyenin tarihsel bir süreçten ibaret olmadığını görüyoruz. Cahiliyye, bir olgudur. Geçmişte yaşanmış olan bu olguyla, bugün de yarın da yine karşılaşılacaktır. Cahiliyyenin niteliği, İslam la çelişme, İslam`a karşı olmadır.

Nerede ve hangi zamanda olursa olsun eğer insanlar, tek bir konuda bile ödün vermeksizin Allah'ın şeriatına göre hükmediyorlarsa, bu şeriatı benimsiyorlar ve ona gerçek anlamda teslim oluyorlarsa, Allah'ın dinine mensup olmuş demektirler.

Yok eğer, beşer aklının ürünü olan bir şeriat, bir öğretiye göre hüküm veriyorlarsa -hangi şekilde olursa olsun- söz konusu öğretiyi benimsiyorlarsa, onlar cahiliyye sınıfındadırlar. Onlar, öğretisi doğrultusunda hüküm verdikleri kişinin dinini benimsemiş durumdadırlar, Allah'ın dinini değil! Allah'ın hükmünü istemeyen, cahiliyye hükmünü istiyor demektir. Allah'ın şeriatını reddeden, cahiliyye düzenini kabul ediyor, cahiliyyeyi yaşıyor demektir.

Bu, yolların ayrılış noktasıdır. Allah bu noktada, insanlardan iyice düşünmelerini istiyor. Gerisi insanlara kalmıştır. Diledikleri yolu seçmekte özgürdürler.

Ardından Allah bu tür insanlara, cahiliyye düzenini istemelerinden ötürü kınayıcı bir soru yöneltmektedir. Yine bu soru, Allah'ın hükmünün daha üstün olduğunu vurgulamaya yöneliktir:

"Kesin inançlılara göre Allah'ın düzeninden, Allah'ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç?"

Evet! Allah'tan daha iyi hüküm koyabilecek olan kim vardır?

İnsanlar için Allah'ın şeriatından ve hükmünden daha iyi bir şeriat ve hüküm belirleyebileceği iddiasında bulunmaya kim kalkışabilir?

Böylesi büyük bir iddiaya kalkıştığında, bunu hangi gerekçeyle açıklayabilir?

Bu iddiaya kalkışan, insanları, onların yaratıcısından daha iyi tanıdığını söyleyebilir mi? İnsanlara karşı, onların rabbinden daha hoşgörülü olduğunu ileri sürebilir mi? İnsanlar için en uygun olanı, onların yararını Allah'tan daha iyi gözetiyorum diyebilir mi?

Nihai şeriatını gönderen, son peygamberini gönderen, onu peygamberlerin sonuncusu, getirdiği mesajı kitapların sonuncusu kılan, İslam şeriatını kıyamete dek geçerli olarak niteleyen Allah'ın durumların değişebileceğini, yeni gereksinimlerin ortaya çıkacağını, farklı koşullar söz konusu olabileceğini bilemediğini iddia edebilir mi? Bir insan, Allah tüm bunları bilemediği için şeriatında belirtmemişti, ancak bugün işte tüm bunlar bizler tarafından kavranmıştır diyebilir mi?

Allah'ın şeriatını yaşamdan koparan, onun yerine cahiliyye şeriatını, cahiliyye hükmünü ikame eden, kendi keyfi arzusunu ya da herhangi bir halkın veya neslin keyfi arzularını Allah'ın şeriatından, Allah'ın hükmünden üstün tutan kimseler, bu tür sözler söyleme cüretini nasıl gösterebiliyorlar?

Özellikle de kendini müslüman olarak adlandıran bir insan, bu türden sözler edebilir mi?

İçinde bulunduğumuz koşullarmış. Durum çok değişmişmiş! İnsanların istememesiymiş! Düşmanlardan çekinmemiz gerekirmiş! Allah müslümanlardan kendi aralarında şeriatını yürürlüğe koymalarını, Kur'an doğrultusunda hayat sürmelerini, onlardan kimi insanların kendilerini indirdiği şeriatından ufacık bir noktada bile şaşırtmalarından sakınmalarını isterken, daha sonra olup bitecek herşeyi bilmiyor muydu?

Beklenmedik gereksinimler, yenilenen koşullar ve görmezlikten gelinemeyecek durumları, Allah'ın şeriatı ihata edemeyecek denli eksikmiş! Bu nasıl iddia edilebilir? Şeriatından ödün verilmemesi için bu denli kesin bir ifade ' kullanan ve insanları özenle uyaran Allah, tüm bunların olacağını bilmiyor muydu?

Bu konuda, müslüman olmayan bir kimse dilediğince konuşabilir. Ama müslüman olan ya da müslüman olduğunu iddia eden bir kimse bu türden sözler edebilirmi? Bu türden sözler edebiliyorsa onun İslam'la artık ne ilgisi kalmıştır? Tüm bunlardan sonra, onda İslam'ın en ufak bir izi görülebilir mi?

Bu, tam bir yol ayrımıdır. Kişi seçimini yapmak zorundadır. Seçimini yapmışsa artık tartışmanın gereği yoktur.

Ya İslâm, ya cahiliyye! Ya iman, ya küfür. Ya Allah'ın hükmü ya cahiliyye düzeni.

Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyenler, kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendileridirler. Yönetilenlere karşı Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler, kesinlikle mümin değildirler.
DEVAMI ALTTA