Ölüm ve Ötesi

  • 0 Cevap
  • 1993 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ölüm ve Ötesi
« : 16 Ağustos 2007, 01:06:27 ÖS 13 »
Ölümden Önceki haller ile, Ölümden sonraki Sur'a üfürülünceye kadar olan haller

Bu konu ile ilgili olarak sekiz konu vardir
1) Ölümü anmak ve buna tesivk etmek
2) Kisa ve uzun emellerin izahi
3) Can cekismek, Siddeti ve ölüm esnasinda sevilen ve hosa giden hal ve durumlar
4) Rasulullah'in Vedört büyük halifelerin ölümleri
5) Halifelerin emirlerin ve salihlerin ölümleri esnasinda söyledikleri sözler
6) Ariflerin cenaze kabir ve kabir ziyaretleri konusundaki sözler
7) Ölümün hakikati ve mezardan itibaren Sur'a üfürülünceye kadarki ölümün hali
ve 8 ) Kesif ve rüya yoluyla akitlerin hal ve durumlarindan bilinebilen hususlari ihtiva eder.


Ölümü anlamayi ve cok hatirlamayi tesvik etmek

Dünyanin zevk ve sefasindan hoslanan, ona aldanarak meyleden kimsenin ölümden bahsedildigi zaman, ondan nefret duyacagini unutma! böyle kimseler hakkinda Yüce Allah(c.c) buyuruyorki:
(Ey Rasulum) deki:"Haberiniz olsun ki, önünden kacip durmakta oldugunuz Ölüm, günün birinde (aniden) mutlaka size gelip kavusacaktir. Sonra gizli ve acik bütün seyleri bilen Allah'a döndürüleceksiniz de o size neler yaptigini bir bir haber verecektir."

Insanlar 3 bölümdür:
a) Tamamen dünyaya dalip gidenler,
b) Yeni tevbe eden ve hakka yönenenler
c) kemale erenler

a) Dünyaya dalmis olanlar, ölümü hatirlamazlarhatirlamasalar bile dünyadan nasil kopacaklarina üzüldükleri icin hatirlarlar. Bu sebeple ölümü zemmeder. Bu kimselerin bu gaye ile ölümü hatirlamalari kendilerine Allah'tan uzaklasmaktan baska bir fayda temin etmez.

b) Daha yeni tevbe edenlerin durumu: Onun ölümü daha cok hatirlamasi, tevbeye devam etmesi ve korkusunun artmasi icin gereklidir. Arasira ölümden korkmus olmasi tevbesini tamamliyamadan ve lazim gelen azigi almadan duydugu korku sebebiyle olmasi mümkündür ki bu husus ta mazur görülebilir. Bu gaye ile ölmekten hoslanmiyan kimse Rasulullah'in " Allah'a kavusmayi kötü gören kimseyi, Allah da kötü görür."
buyurdugu kimselerden sayilmis olmaz. Cünkü bu adam Allah'a kavusmayi kötü görmedigi gibi, Ölmeyi de kötü görmüyor. Kusurlarini ve eksiklerini gideremeye calisiyor. Bu aynen sevdigini kavusabilmek icin onun hosuna giderek sekilde giyinip hazirlanabilmek zaman kazanmak istiyenlerin benzer. Bu kavusmayi kötü görüyor ve kavusmak istemiyor, anlamina gelmez. Bunun alameti de devamli ona hazirlikla mesgul olmaktir. Böyle olmazsa o kimse dünyaya baglanmis demektir.

c) Ariflerin durumu: Onlar devamli olarak ölümü anarlar. Cünkü ölüm onun nazarinda sevgiliye kavusmak vaktidir. Seven kimse sevgilisine bulusacagi günü hic aklindan cikarabilirmi? Asla, öyleki gec kalmasi onun canının sıkılmasına yol acar. Bu isyan mahalli olan dünyadan bir an Öncekurtulmayi ve Allah'a kavusmayi ister. Hatta ona can atar.
Huzeyfe ölüm yatagina yattigi zaman söyle dua etti:
"Dost aniden baskin yapar bir halde geldi. Pisman olmak faydasizdir. Allah'im fikirlik ve hastalikllardan hangisi hakkimda daha hayirlisi ise bana onu nasip et. Eger benim ölüm daha hayirli ise sana kavusacagim zamana kadar olan ölüm yolunu bana kolay kil."
Su  halde hatalarini gidermek ve sermaye edinmek gayesile yeni tevbe eden kimsenin ölümden hoslanmamasi ölüme hazir olan kimsenin de ölümü sevmesi mazur görülebilir. Ancak bu iki rütbeden daha üstünü ise kendini icin ölüümü ve yasama taraflarindan hic birini tercih etmeden önce isi Allah'a birakmaktir. Cünkü Allah'a sevimli olan hangisi ise kendisi icin de sevimli olan odur. Riza ve teslim mertebesine asiri derecedeki sevgi sayesinde cikan kimsenin durumu iste budur ki bu en yüksek rütbedir. Ölümü her hal ve durumda anmakta sevap ve fazilet vardir. Cünkü dünyaya bagnanan insan devamli olarak ölümü hatirlarsa dünyadan yavas yavas sogumaya ve dünyayi sevmemeye baslar. Cünkü ondan sonra dünyanin nimetleri olan agir gelmeye ve onlardan zevk almamaya baslar. Insani dünyanin lezzet ve sehvetlerinden sogutan her sey, insani selamet ve kurtulusa erdiren sebeplerden sayilir.