Anket

Başörtü sorunu çözülebilecek mi?

Evet
Hayır
Kararsızım

Başörtü sorunu çözülebilecek mi?

  • 45 Cevap
  • 26883 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3017
Başörtü sorunu çözülebilecek mi?
« : 08 Ekim 2010, 02:01:31 ÖS 14 »
Başörtü sorunu çözülebilecek mi?  

son günlerde yine gündemde olan bir konu..

sizin düşünceleriniz nelerdir?


*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3017
Ynt: Başörtü sorunu
« Yanıtla #1 : 08 Ekim 2010, 05:49:38 ÖS 17 »
'Üniversitede serbest, kamuda yasak olsun'

Herkes başörtüsü için bir şeyler söylüyor. Mehmed Ali Birand da onlardan biri. Birand'a göre başörtüsü serbest kalmalı ama bir şartla!

Herkes başörtüsü için bir şeyler söylüyor. Mehmed Ali Birand da onlardan biri. Birand'a göre başörtüsü serbest kalmalı mı kalmamalı mı?

Bu soruya hem köşesinden hem de ekrandan cevap verdi Birand.

Köşe yazısında söze 'Bıktım artık!' diye başlayan Birand, 'Üniversite yaşına gelmiş olan bir gencin nasıl giyineceğine artık Devlet karar vermemeli. Bu, çok aşağılayıcı bir yaklaşımdır. O genç kıza “Hayır, sen başını kapatamazsın” dediğiniz zaman, Devletten nefret eden bir insan yetiştirdiğimizi anlayamıyoruz. O gencecik kızı ya eğitimsizliğe, cahil kalmaya itiyoruz veya takiyye yapıp, peruk takarak, şapka giyerek kendini saklamaya zorluyoruz' sözleri ile fikrini bir anlamda ortaya koydu.

Ancak Birand'ın ikilemde kaldığı nokta ise şu: 'Başörtüsü üniversitelerde serbest kalsın ama kamuya alınmasın!'

Üniversitelerde özgürlükten yana taraf olan Mehmed Ali Birand, Ayşenur Arslan'ın CNNTürk'teki programında başörtülünün kamuda işe alınmaması gerektiğini savundu.

Ayşenur Arslan'ın 'Bugün üniversitelere alırsak yarın kamuda da iş isterlerse ne olacak?' demesi üzerine Birand, 'Üniversiteye gelirken mezun olduklarında kamuda çalışamayacaklarını öğretirseniz hiç bir sorun olmaz.' dedi.


 

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5150
    • depo
Ynt: Başörtü sorunu
« Yanıtla #2 : 08 Ekim 2010, 06:01:39 ÖS 18 »


;D (nedense konuyu görünce gülesim geldi. daha doğrusu pis pis sırıtasım geldi de öyle ikon bulamadım)
temcit pilavını yine ısıttılar dayadılar önümüze...

aslında konu dallı budaklı farklı açılardan ele almalı. ama benim yorumlarımı zaten biliyor ve bıkkınlık veriyor ise şu noktadan itibaren bu mesajı okumayı bırakabilirsiniz.

başörtüsü referandum nedeni ile gündeme düştü. nasıl  düştü şöyle düştü;

çaylak- stajer- çakma lider (adamın adını unuttum neydi) ....
hah kılıçdaroğlu abimiz sırf referandumda ak partinin elini zayıflatmak ve kendi kumdan kalesini kuvvetlendirmek için şehir şehir gezerken mitingin birinde gazı fazla yemiş olacak ki o coşku ile başörtüsü sorununu çözecez dedi. amaç referandumda oy tahvil etmek. ve hatta referandum sonrası genel seçimlerde yaklaşıyor oraya doğru yatırımı şimdiden yapmalı öyle değilmi.
aslında hiç de başörtüsünü serbest bırakma gibi bir niyeti yok tamamen siyaset yalanı olan ve hala inanan var mı çok merak ettiğim bu yalana ancak denize düşen yılana sarılır misali başbakan erdoğan sarıldı.

işin o cephesine geçelim; ak parti bir kez niyetlendi başörtüsü sorununu çözmeye ama gördü ki iktidar olmakla muktedir olmak aynı şey değil. zira demirelin dediği gibi şahlanacaklar ama ah şu taylar olmasa (sayıştay danıştay yargıtay)
ak parti sütten ağzı yandığı için artık sütlü gıda maddeleri tüketmeme titizliği ile bir daha başörtüsü defterini açmadı rafa kaldırdı. ama ne zaman ki  kılıçdaroğu çözeriz dedi balıklama atladı ki bu da erdoğan uyanıklığınıydı.
kılıçdaroğlu samimi ise gel beraber çözelim sorun kalksın dedi ( ki iki gün sonra benim iktidarımda çözüldü dermi der)
kılıçdaroğlu samimi değil ise yalanını ortaya çıkaracaktı ki bunu zaten başaracaktı.
eğer çözerse daha iyi olurdu en azından hatırı sayılır oranda oy potansiyeline sahip bir kitleye sözü vardı ve yerine getiremiyordu.

eee gelinen son durum nedir ? çözerdin çözmezdin olurdu olmazdı birbirlerini yerler dururlar. olan da garibim tesettürlüye af bekleyen mahpus gibi umut fakirin ekmeği misali heyecanla bekler.

şu noktada iki farklı yorum daha yazayım  ;D (dilimmi düştü. aman ne bileyim talia açmış konuyu ne yani boş mu kalsın) :)

birinci yorum : devlet militarist laik demokrasiden liberal demokrasiye evrilmekte (ergenekon sürecinde görüldüğü gibi).
bu nedenle müslümanlar artık eskisi gibi baskı görmeyecek tam tersi devletin nimetlerinden yararlanacaklar tabikis tek şart devlete liberalizme ılımlı laikliğe demokrasiye ve camiden dışarı çıkmayacak kadar islama iman etmek şartı ile.
gidişat görülüyor ki bu şartlar yavaş yavaş yerine getiriliyor. bu şartlar ne kadar yerine getirilirse yerine getiren müslümanlarda peyderpey ödüllendirilecek nemalandırılacak. bu nedenle bu sürecin ilerisinde başörtüsünün öğrenciler için serbest olması olanaksız değil tam tersi olması beklenen ama az daha sabredilmesi gereken konudur. iş hayatında hele memurlukta olur mu ? onu bilemem risk taşıyor gözleri yemeyebilir ama oladabilir.

ikinci yorum : (maxpayna nın iflah olmaz muhalefi)

birinci yorumda da değinildiği gibi müslümanlar sisteme entegre edilmeye devam  etmekte ve ne kadar kurallara uyarlarsa o kadar pay almaktadırlar.

başörtüsü mücadelesi

öncelikle şu iki kelimenin anlamını derinlemesine  zihninizde düşünün tartın ve bana samimi cevap verin ;
neyin mücadelesi ? başörtüsü mücadelesi...
önce sorun tespiti : sorun tesettürlü hanımlar üniversiteye alınmıyor okuyamıyorlar.
hedef ne ? : başörtülülerin üniversitelerde "özgürce" okuyabilmeleri
başörtülüler ünivesitede okursa ne olacak ? üniversite mezunu olacak.
üniversite mezunu olunca ne olacak ? branşı olacak, mesleği olacak iş bulacak.
iş bulunca ne olacak ? para kazanacak ya da kariyer yapacak.
sonra ?

sonrası yok. BİTTİ
şimdi bana bu mücadelenin neresi islamii onu söylermisiniz ?
başörtüsü mücadelesi islamii bir mücadele mi görünüyor yoksa "insan hakları" mücadelesi olarak mı görünüyor ?

bakınız burada bir hedef sapması vardır.

ayrıca;
NEDEN ÜNİVERSİTEDE BAŞÖRTÜSÜ MÜCADELESİ VEREN BAYANLAR HASBELKADER MEZUN OLUP DA İŞ BULUNCA İŞ SEKTÖRÜNDE BAŞÖRTÜSÜ MÜCADELESİ VERMEZ DE BAŞINI AÇIVERİR...!!!

bu ayrı bir açmaz...
diğer bir ayrı açmaz ise devlet kendine alternatif gördüğü bir gücü yok etmeye çalışır eğer buna gücü yetmeyecek ise onu güçsüz duruma düşürmeye çalışır olmadı asimile eder. sistem de müslümanları önce ezmeye çalıştı şimdi de kendi içinde eritmeye çalışıyor. benim korkum odur ki eğer ak parti başörtüsünü serbest kılarsa önemli oranda müslüman kesimi sistem içine çekmeyi başaracaktır. olmadı sisteme mesafeli duranlar ile arasındaki buzları eritmeye başlayacaktır.

ama maalesef ben de dahil günümüz müslümanları özelikle ülkem müslümanları hem dinimi yaşayayım hem gündelik hayattan kopmayalım toplum nasıl yaşıyor ise o standartta hayatımız devam etsin mantalitesindedir.

eğer islamii bir mücadele gibi bir derdiniz varsa gemileri yakmalısınız. nasıl peygamberimiz mekke toplumunun en güvenilir en muteber ve sevilen kişisi iken bir anda vahiy gelmeye başladığı an baş düşman ilan edildi toplumdan koptu artık yolu davası bambaşka oldu. bizlerde öyle bir nebevi bir mücadele metodu benimsemez isek ilerleme kaydedemeyeceğiz. bunu ise bir iki kişi yaparsa kendini kurtarır (inşallah) ama dünyası rezil olur sefalet çeker maddi gücü gider müslümanlarda sahiplenmez heder olur ama umulur ki allah ahirette mükafatını verir. bu toplumsal olmak zorundaki değişim etkisini gösterebilsin ilerleyebilsin.

ya da;
bu saatten sonra yapacak bişey yok dünyanın çivisi çıkmış koyuverin gitsin...
allah da kıyameti koparsında gidelim biz de bu dikiş tutmaz iflah olmaz dünyadan...
konu neydi ben ne anlattım onu da karıştırdım. uzun cümle kurunca başı ile sonu karışıyor idare ediverin

 yine de inşallah başörtüsü serbest olur ama siz siz olun devlete ne boyun eğin ne minnet edin ne biat edin....!!!



Ynt: Başörtü sorunu
« Yanıtla #3 : 08 Ekim 2010, 08:00:03 ÖS 20 »
Kardeşler baş örtüsü yani örtünmek müslümnalarca sorun değil ki çözülsün ,

Örtünmek müslümanlara Rabbimiz Allah tarafından emredilmiş bi emirdir,

Ve müslümanlarda bu emire uyarlar ve SORUNDA YOK Kİ ÇÖZÜLSÜN DEMİİİİİ....

*

Çevrimdışı m.ufukalp

  • Mehmet Ufukalp
  • ***
  • 423
Ynt: Başörtü sorunu
« Yanıtla #4 : 11 Ekim 2010, 10:07:15 ÖÖ 10 »
Hani "Hak verilmez, alınır. " diye devrimci bir tabir vardır ya. Bu da tıpkı öyle. Eğer müslüman halk, ehliyetli cesur, liyakatli bir islam alimi önderliğinde, tağuti rejime son verip islami bir devlet kurmadıkça, islam düşmanları, müslümanları böyle oyalamaya devam edeceklerdir.

Anlaşılması gereken budur. Toplum milyonlar mahrumiyetlerle bir devrime hazır durumdadır. Zulüm bardağı taşmış durumdadır.

Münafık ve kafirlerin yapmaya çalıştığı şey, müslümanları bozmak için işi zamana yaymak. Ne zaman ki müslümanları bozmayı başardılar mı artık ortada tesettür isteyenler bile kalmayacak. O zaman da sorunları çözülmüş olacaktır. Onların yapmaya çalıştığı şey budur.

Bu konuda en büyük darbeyi maskesi yırtık olanlardan değil, maskelerini Kuran sayfaları ile süslemiş çağdaş muaviye zihniyetlilerden yemekteyiz. AKP hükümeti tam muaviye rolünü oynamaktadır.

Kızların bülğu çağından itibaren örtünmeleri islami bir farizadır. Bu da 13-14 yaşlarında başlamaktadır. Yani kız çocukları daha ilköğretimde tesettürü hakkını elde etmektedirler. Ancak islam düşmanı rejim, sanki ilköğretim ve ortaöğretimde tesettürü yasaklama hakkına sahipmiş gib davranmakta, insanların zihinlerini buna göre ayarlamaya çalışmaktadırlar.

Tesettür ilköğretimde, lisede farz değil mi? Üniversiteye kadar tesettürsüz gelmek caiz mi ki üniversitede de kıymıklı kılçıklı davranışlarla tartışmalarla, tesettür hakkını verelim mi vermeyelim mi tartışmaları yapılsın.

Ayrıca insanlar neden okurlar acaba, okudukları akademik eğitimin icrası gerekmiyor mu. Devlet kadrolarında görev alırlarken tesettürlü olmak hakları değil mi? Sanki devlet kurumlarında tesettür yasağı çok normal bir şeymiş gibi halka kabul ettirilmeye çalışılmaktadır.

Tesettür konusu bu rejimin başını yiyecektir inşallah. Çünkü zulüm gelip islam kadınına dayandığında gayretullaha dokunacak, Allah insanların kalplerini bir gecede düzeltip, zalimlerin zulüm saraylarını hiç beklenmedik bir anda başlarına geçirecektir. Yeter artık.

Ynt: Başörtü sorunu
« Yanıtla #5 : 11 Ekim 2010, 11:28:37 ÖÖ 11 »

Tesettür konusu bu rejimin başını yiyecektir inşallah.


   Ah bu temennize yürekten inşallah diyorum!!

ve diliyorum ki,bizler asıl islam olmaya çalışanlar artık bunu bir sorun olarak görmeyelim.

Bizim ağızlarımızdan da her seferinde ''başörtüsü sorunu'' diye lanse edilirse gündeme,çevremize

o vakit dayandığımız davanın,gerçekleştirmiş olduğumuz örtü davetinin ne anlamı kalır??

Bizler Allah'ın rızasını gözeterenkten takıyorsak başörtülerimizi bu bizim için

ancak şeref olabilir sorun değil.

*

Çevrimdışı m.ufukalp

  • Mehmet Ufukalp
  • ***
  • 423
Ynt: Başörtü sorunu
« Yanıtla #6 : 11 Ekim 2010, 01:23:58 ÖS 13 »

Tesettür konusu bu rejimin başını yiyecektir inşallah.


   Ah bu temennize yürekten inşallah diyorum!!

ve diliyorum ki,bizler asıl islam olmaya çalışanlar artık bunu bir sorun olarak görmeyelim.

Bizim ağızlarımızdan da her seferinde ''başörtüsü sorunu'' diye lanse edilirse gündeme,çevremize

o vakit dayandığımız davanın,gerçekleştirmiş olduğumuz örtü davetinin ne anlamı kalır??

Bizler Allah'ın rızasını gözeterenkten takıyorsak başörtülerimizi bu bizim için

ancak şeref olabilir sorun değil.

İçtenlikle kutlarım.

Ynt: Başörtü sorunu
« Yanıtla #7 : 11 Ekim 2010, 07:09:06 ÖS 19 »
kabul etteği dinde örtünmenin ne olduğunu bilmeyen için gerçekten ÖRTÜNMEK DEĞİL,

KABUL ETTİĞİ DİNİ bilmemek sorun ve acilen çözümlenmeli kişi için yoksa ne olur,

Tabiki ağacında düşen yaprak rüzgarın oyuncağı olduğu gibi,

Kabul ettiği DİNİ bilmeyende,el alemin oyuncağı olur böyle meydanlarda sıloganik bir hal alıp joplanarak......

*

Çevrimdışı bbetull

  • bbetull
  • *
  • 1591
Ynt: Başörtü sorunu çözülebilecek mi?
« Yanıtla #8 : 14 Ekim 2010, 11:54:18 ÖS 23 »
sorun ortadan kalkar mı kalkmaz mı bilemiyorum. fakat bu yasak, yapılan tercih neticesinde gelen sorunlarla zamanın bir yerinde epey uğraşmış biri olarak şimdi ozamnlar düşündüklerimden çok farklı düşünüyorum o zamanlar sadece evet ''serbest olsun'' du tek düşüncem.Fakat şimdi bu konu hakkında düşündüğümde ''peki sonra ne olacak'' diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

*

Çevrimdışı m.ufukalp

  • Mehmet Ufukalp
  • ***
  • 423
Ynt: Başörtü sorunu çözülebilecek mi?
« Yanıtla #9 : 18 Ekim 2010, 02:33:51 ÖS 14 »
Tesettür islami fariza olmakla birlikte bir insan hakkıdırda. Bir insan cahil olsa bile, dinini bilmese bile, ben müslümanımdan başka bir şey bilmese bile tesettür hakkına sahiptir. Kimse cahilsin diye ona tesettürlü olmayı çok göremez.

Ayrıca müslümanları ifsat etmeye çalışan müslüman görünümlü münfık şer mihrakları, uydurdukları şeytani fetvalarla müslüman hanımları tesettürden uzaklaştırmaya, güya bilinç, bilgi, ilimle tesettür arasında bir tercih yapmaya yönlendirmeye çalışmaktadırlar.

Bütün bunlar islam düşmanlarının tesettür düşmanlarının tesettürle mücadelelerinde uyguladıkları metodlardır.

Müslüman görünümlü münafıklar gerçekten müslüman olsalardı, müslüman hanımlarını tesettürden uzaklaştırmak için verdikleri çabayı tesettürün serbest bırakılması için verselerdi, islam düşmanı rejim de geri adım atardı.


*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3017
Şamar oğlana çevrilen başörtüsü!
« Yanıtla #10 : 23 Ekim 2010, 02:40:38 ÖS 14 »
Şamar oğlana çevrilen başörtüsü!

Öncelikle net bir ifadeyle başlayayım: Kur’an-ı Kerim, hak ile batılı birbirinden ayıran; dünya hayatıyla ahiret hayatını bir arada düşünerek dengeli yaşamamızı tavsiye eden “Yaşam Programı”dır.
Yaşam programı olma özelliği gereğince “Kul” ile “Allah” arasında olup bitiveren bir yaşam stili değildir. Bireysel yaşamdan toplumsal yaşama, aile içi ilişkiden ekonomik düzene kadar hayatın her alanını düzene sokan bir emirler topluluğudur.

Hal böyle olunca “Müslümanım ben” diyen birisi için, artık bazı işleri kendi keyfine göre yapma hakkı yoktur! Allah namaz kılın diyorsa kılmalıdır; oruç tutun diyorsa tutmalıdır; kadınlara başınızı örtün diyorsa örtmelidir. Kendi nefsine zor geldiği için yapamayan, yapamamasının sıkıntısını çeken insanları bir kenara bırakıyorum şimdilik. Çünkü emrin Allah’tan geldiğini bilmek önemlidir. Velev ki bazı nefsi ve yaşamsal etkilerle sorumlu olduklarını bildikleri halde yapamıyorlardır. Ve kişisel gerekçeleri nedeniyle Allah’a sığınarak af diliyorlardır.

Sözüm ısrarla “Allah’ın emri” olan durumları, sanki “teferruat”mış gibi göstermeye çalışanlara!

Bir başörtüsü meselesidir almış başını gidiyor. Türban deniyor, sıkmabaş deniliyor… ama dönüp dolaşıp sorunmuş gibi yansıtılıyor. Allah’ın emri için örttüğümüz başörtümüz şamar oğlanına döndü maalesef!

Başörtüsü Allah’ın emirlerinden birisidir, kadınları doğrudan ilgilendiren, erkeklerin kadınlara bu konuda yardım etmeleri gereken bir emridir. Sorun kadın sorunu değildir! Allah kadınlara tesettürü emrettiği için örtüyoruz başımızı… erkekler bu emrin dışında düşünemez kendisini!

Oruç emri sorgulanmıyor, namaz emri sorgulanmıyor, başörtüsü emri yıllardır sorgulanıp duruyor.

Sorgulayamazsınız!

Tartışamazsınız!

Teferruat mı gereklilik mi olduğunu konuşamazsınız!

Demokratik bir hak olduğunu düşünemezsiniz!

İnsani özgürlükler açısından değerlendiremezsiniz!

Arada derede olmakla, aman onun canı yanmasın, aman filanca alınmasın, aman fişmancaya saygısızlık etmiş olmayayım gibi dolambaçlı gerekçelerle çözümlenemez. Birilerinin keyfine göre düzenleme yapılamaz. 

Demek ki konu hakkında karar verecek olan kişiler bir şeyi çok ama çok iyi bilmeliler: Sistemin adı ne olursa olsun; devlet dünyanın hangi toprağında kurulmuş olursa olsun; vatandaşı için yaşamı düzene sokmak üzere kolları sıvayacaksa, özellikle dini konularda, o dinin asılları ve olmazsa olmazları hakkında derin bir fikre sahip olmak zorundadır.

Allah’tan geldiğine inanılan değerleri demokrasi şerbetine, insan hakları sosuna bulayıp durmanın da bir anlamı yok bence.

Başörtüsü Allah’ın emridir. Ya başörtüsünün Allah’ın emri olduğunu toptan kabul edersiniz! Ya da böyle emir yok der toptan red edersiniz!

Kabul eder, yaşam standartlarınızı (okul-kamu…vs) ona göre organize eder, durum hakkında vatandaşınıza anlaşılır/net bir açıklama yaparsınız!

Ya da reddeder, yaşam standartlarınızı (okul-kamu…vs) ona göre organize eder, durum hakkında vatandaşınıza anlaşılır/net bir açıklama yaparsınız!

Mehtap KAYAOĞLU

Ynt: Başörtü sorunu çözülebilecek mi?
« Yanıtla #11 : 27 Ekim 2010, 01:36:33 ÖS 13 »
Habertürk'ün bugünkü manşetinde okumuşsunuzdur: Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Ankara Temsilci Yardımcımız Ahmet Dirican'a konuşmuş ve türban işinde 1400 küsur senelik İslam Tarihi'nin en önemli ve en doğru açıklamasını yapmış, "Türban konusunu bize bırakmayın, siyasiler çözsün" demiş.
Sonra aynı öneme sahip bir başka fikir daha beyân etmiş, "Dinî konularda sipariş üzerine karar verilemez. Din adamı sipariş üzerine konuşmaz" buyurmuş.
Prof. Bardakoğlu son derece haklı! Ahmet Dirican bu konuyu Ali Bardakoğlu'na sormakla hata etmiştir, zira türban yahut başörtüsü gibi İslâm'da örtünme ile kurallar hakkında konuşma yetkisi olan tek makam Türkiye Cumhuriyeti'nin Diyanet İşleri Başkanlığı değil, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'dür.

FETVA DEĞİL, İSKÂN İZNİ
Üstelik, Bardakoğlu'nun buyurduğu gibi, din adamlarının "sipariş üzerine dinî konularda konuşması" diye birşey zaten sözkonusu olamaz. "Dinî konuda sipariş", yani bir meselenin din ile uyum içerisinde bulunup bulunmadığı yahut inançla alâkalı bilgi veya yorum talebi demek olan "fetva verme" işinin Diyanet ile hiçbir alâkası yoktur. Diyanet'in bünyesindeki Din İşleri Yüksek Kurulu'nun görevi fetva değil, yeni inşaatlara iskân izni vermektir.
Unutmayın: Türkiye'nin tek fetva makamı, Sağlık Bakanlığı'na bağlı olan Sıtma Savaş Dairesi Başkanlığı'dır. Ama sıtma uzmanlarına dinî konularda hemen her gün binlerce soru geldiği için doktorlar fetva yetkisini diğer bakanlıkların bazı birimlerine devretmişlerdir.

İŞTE, FETVA MERCİLERİ
Aşağıda, Türkiye'de en fazla sorulan dinî meselelerin bazılarını ve bu konularda fetva talep edenlerin başvurmaları gereken makamların bir listesini veriyorum:
Namazın kazasının olup olmadığı: Trafik Şube Müdürlükleri.
Abdestin farzları: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya İSKİ.
Hanımların belirli günlerinde namaz kılıp kılamayacakları konusu: Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığı Aile Hekimliği Koordinatörlüğü.
Haccın hangi gelir seviyesinde farz olduğu: Ulaştırma Bakanlığı Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı ve Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü.
Cehenneme gittiğimiz takdirde ne gibi azaplara uğrayacağımız: Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü.
Zekâtın ne şekilde hesaplanacağı: Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu Başkanlığı.
Kurban olarak hangi hayvanların kesilmesinin gerektiği: Ziraat Bankası'nın hayvancılığı teşvik ve destek kredisi ile ilgili birimleri.
Kabir azabı: Mahalle karakolları.
Denize girmenin orucu bozup bozmayacağı: Sahil Güvenlik Komutanlığı.
Namazların birleştirip birleştirilemeyecekleri, yani öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarının birlikte kılınmaları, bir başka ifade ile "cem-i takdim" ve "cem-i te'hir" meseleleri: Kandilli Rasathanesi.
Oruçlu iken ihtilâm olmak: Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal İşletme Başkanlığı.
Fitrede üzüm, incir ve buğday hesabı: Fiskobirlik ile Tarım Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü.
İşte, Türkiye'deki bu fetva makamlarını bilmeden Ahmet Dirican gibi Diyanet İşleri Başkanı'na "Türban hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sorduğunuz takdirde "Bu işi siyasiler çözsün... Din adamı sipariş üzerine konuşmaz" cevabını almanız gayet normaldir.


Din adamı!!!
Hayat bir sınavdır,bu hüküm kesin.Secde et ki;
varsın Allah’a sesin.Sanma ki önünde,seçenek çok;
Y

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3017
"Türbanlılar bu ülkede bile barınamaz"
« Yanıtla #12 : 05 Kasım 2010, 05:17:35 ÖS 17 »
 Çağdaş Hezeyan:

"Türbanlılar bu ülkede bile barınamaz" mııışş

'Başörtüsünün 75 milyon çeşidi var!'  mıışşşş


Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliğinde okuyor...
Dudağında piercing, sırtında Che Guevara tişörtü var...
Saç modeli ve kıyafetiyle Türkiye'de rahatlıkla yaşayabiliyor...
Karışanı yok, niçin böyle giyiniyorsun diyeni yok...
Toplum, onu olduğu gibi kabul etmiş...
Ancak ya o?!


O, içinde yaşadığı toplumun ne değerlerini biliyor, ne de saygı duyuyor...

"Başörtüsüyle okumak isteyen kızlar okumasınlar" diyor ve ekliyor: "Okumak isteyen insan biraz gelişmiş olur.."

Bu çok gelişmiş üniversiteli öğrenci daha sonra bombayı patlatıyor:
"Başörtüsünün 75 milyon çeşidi vardır!!!"

İnsanların kapalı olmalarının altında ayrı bir art niyet olduğu eyyamcılığını yapmayı da ihmal etmeyen yarının müzik öğretmeni, "etrafımızda bunlardan çok var" diyor...

Başörtülülerin değil üniversiteye girmeleri bu ülkede yaşamalarına bile şiddetle karşı çıktığını söylemekten de çekinmeyen gelişmiş öğrenci, başörtülülerin sanatla uğraşamayacağını da iddia ediyor.



Ynt: Başörtü sorunu çözülebilecek mi?
« Yanıtla #13 : 06 Kasım 2010, 11:02:50 ÖÖ 11 »
   Bu aklı evvel hatun ve onun gibiler belli çok iyi

yetişmişler, sanattan da ancak kendileri anlarlar,zaten hasbam dış görünüş

itibariylede sanat ve bilgelik akıyor.Konuşmalarını da görmediniz mi ne kadar da

donanımlı halkından ne kadar çok haberdar.maşallah ülkesinin dertleriyle pek bir

hasbihal içerisinde aklını bozmuş düşünmekten,

Yahu buda ileride öğretmen olacak ailelerde içleri rahat bunun gibilerine

evlatlarını emanet edecek,ne yaman günlere kaldık böyle hepimiz 75 milyon çeşit!!:):)

*

Çevrimdışı vesâir

  • ****
  • 680
  • I'm muslim don't panic
    • vesair
"Örtünmek demek başı örtmek demek değildir"
« Yanıtla #14 : 20 Kasım 2010, 01:15:12 ÖÖ 01 »
İHSAN ELİAÇIK  HT-GÜMDEM programında sorulara yanıt verdi

Ülkenin gündemi türban meselesi, siyasi partiler arasında trafik devam ediyor. Yargıtay’dan gelen açıklamalar var. Çok gündemde bir konu olduğu için size sormak istiyorum. Hep o da tartışılır, işte Kur’an’ı Kerim’de türban nerde var, tam olarak sınırı nedir, var mıdır, yok mudur, işte siyasi simge midir dini gerek midir? Siz türbanla ilgili hükümleri Kur’an’ı Kerim’de nasıl yorumladınız, nasıl okudunuz?

Kur’an’ı Kerim’de başörtüsü geçiyor. Ancak ‘başörtüsü takın’, başı açık kadınlara ‘başınıza bir başörtüsü bağlayın’ diyerek değil; zaten başörtüsü takmakta olan, başlarına örtü almakta olan kadınlara omuzlarınızı da örtün, sırtınızı da örtün diye geçiyor. Yani ‘başörtülerinizi yakalarınızın üzerine salın’ veya ‘başörtülerinizi yakalarınızın üzerine vurun’ bu demek. O devirde ki kadınlar başlarına örtü alıyorlardı fakat omuzlarını ve sırtlarını açıyorlardı. Bugün dekolte dediğimiz şey. Dekolt zaten boynu açmak demek. O’da diyor ki; başınıza örttüğünüz o örtüyü deve hörgücü gibi yukarıya saracağınıza onu aşağıya doğru indirin. O zaman Mekke sosyetesinin giyimi buydu; saçlarını sararlardı ama omuzlarını ve sırtlarını açarlardı. Bunu aşağıya doğru indirin diyor.

Şimdi burada şöyle görüşler var. Acaba ne demek istedi? ‘Başınızdan çıkarın onunla omuzunuzu örtün’ mü demek istedi yoksa ‘başınızla beraber onu aşağı indirin’ mi demek istedi, diye iki farklı görüş var. Bana göre her ikisi de mümkündür.

Bu hususta bir alamet, sembol, simge veya namus ve iffet sembolü haline getirmenin de bir alemi yoktur. Mesela Kur’an’ı Kerim der ki; ‘çocuklarınız sizin yanınıza girerken kapıyı vursunlar’ veya ‘şu vakitlerde sizin yanınıza girsinler, elverir ki o vakitlerde siz uygun olmayabilirsiniz’. Şimdi bu nedir bir adaptır, edeptir, erkandır. Bize bir şey öğretiyor yani. Kadınlar dışarı çıkarken şöyle şöyle yapsınlar, konuşmalarına dikkat etsinler, yürümelerine dikkat etsinler, bakmalarına dikkat etsinler, giyimlerine kuşamlarına dikkat etsinler diyor. Bize medeni bir ilişki öğretiliyor bütün bunlarla. İçeri girerken kapıya vurmak dahil olmak üzere siz şöyle yaparsanız, bunu vaaz edilmiş olduğu yerden çıkarıp bambaşka bir şeye dönüştürmüş olursunuz. Mesela deseniz ki ‘eğer çocuk kapıyı vurarak içeri girmezse İslam’ın şiarı yıkılmış olur, İslam’ın sembolüne büyük bir iffetsizlik yapılmış olur’ dediğiniz zaman fazla abartma der, bu kadar da değil, çocuktur bazen hata yapabilir. Bakın bize bir şey öğretiliyor burada. Ben başörtüsünü de böyle görüyorum. Bir sembol olarak, bir şiar olarak, bir iffet ve namus sembolü olarak görmüyorum. Bir düzenleme olarak görüyorum.

Yani Allah’ın her kadın için zorunlu kıldığı bir emir olarak görmüyorum mu demek istiyorsunuz?

Hayır, bunu bir emir olarak algılayanlar olabilir. Ama saçları görüldüğü halde de kadın örtünmüş olur. Örtünmek demek başı örtmek demek değildir. Başı açık olduğu halde de örtülü olunabilir.

Yani evet, namus ölçüsü bu olmamalı anlamında mı söylüyorsunuz?

Tabi asıl örtü baştan aşağısıdır zaten. Bir kadın için baştan aşağısı zaten ne diyelim, cinsellik alanıdır.

Saçlarından ziyade, göğsünün, sırtının ve bacaklarının görünür olup olmadığıdır değil mi?

Evet, asıl oralarının örtülmesi esastır. Buralarını örten bir kadın başı açık olduğu halde de örtünmüş olur. Ama başını örtmek istiyorsa da örtsün.

Buradan bakarsanız zaten bir mesele kalmıyor memlekette. Herkes dekolte bölümlerini örterek başı açık olarak işe de gidebilir okula da gidebilir, bu sonuç çıkıyor..

Benim söylediğim bir görüştür. Ama “Orada baş örtmekte isteniyor, başı örtmek illa cinsellik veya sembol olması da gerekmiyor, Müslüman kadınlar hasseten özellikle başörtüsü takarak diğerlerinden kimliksel olarak ayrılmak isteniyor, Cenab-ı Hak başörtüsünü bunun için emretmiştir” diyen bir görüş de makbüldür. Buna da sen yanlış düşünüyorsun denilemez. Ben o şekilde de düşünülebileceği kanaatindeyim. Benim iki kızım var; biri başörtülü biri başı açık. Her ikisi de mümkündür…

kaynak : http://ihsaneliacik.org/videolar/tv/ht-gundem
"HAK İLE MEŞGUL OLMAZSAN ,BATIL SENİ İŞGAL EDER"