Tekrar Gündeme Merhaba ...

  • 24 Cevap
  • 11718 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Tekrar Gündeme Merhaba ...
« : 31 Ağustos 2010, 01:50:45 ÖÖ 01 »
Selamların en güzeliyle söze başlayalım ...
Evvela "Gündem " konusu şahsım adına oldukça önemsediğim bir meseledir ...
Gündem konusunda da biz Müslümanların yeterince yetkin olduğunu düşünmüyorum nedense ..
Gündemimiz sürekli birileri tarafından belirleniyor ..
Oysa kendi gündemimizi tuttuğumuz /oluşturduğumuz sürece , anlatmak için çaba/emek sarf ettiğimiz  pek çok kavramı da gündem içinde işlemiş ve yaşamış oluyoruz ...
Mesela bu anlamda son zamanların en takdir ettiğim hareketi "Mavi Marmara " örneğidir ...
Biz Müslümanlar Mavi Marmara ya harcadığımız parayı ve emeği , Gazze’nin sıkıntılarını anlatmak için bir reklam kampanyasına harcamış olsa idik bu denli başarılı olamazdık kanısındayım ...
İşin güzel tarafı ise sadece Gazze’nin sıkıntıları değil Gazze ile birlikte yardımlaşma , sivil direniş , siyaseti etkileme , dayanışma , haber kaynakları , otorite , cemaatlerin etkileri v.b pek çok konuyu da gündemimize getirdik ve konuştuk ...
Bir bereket seliydi bu anlamda Mavi Marmara yolculuğu ...
İşte bu anlamda Müslümanlar kendi gündemlerini tuttuğu oluşturduğu sürece daha dinamik ve birlik içinde bir yapı sergileyeceğimizi umuyorum ...
Bizlerde bu anlamda bu köşede belli periyotlarla Müslümanların gündemlerini tutmaya çalışıyoruz ..
Kah aksatıyor, kah isabet ettiremiyor olsak da bu çaba içinde olduğumuzun bilinmesini istiyor ve bu haftaya yoğun bir gündemle tekrar giriş yapıyoruz …

Türkiye gündemi malum olduğu üzere referanduma kitlenmiş durumda …
Referandum konusunda Müslümanların ortak bir tavrı olmaması elbette ki üzücü
Hepimiz aynı yönde düşünmesek de siyaseten ortak bir tavır sergiliyor olmamız günümüzde beklide en muhtaç olduğumuz şey …
Bu gerçeği göz ardı etmeksizin Müslümanların referandum konusunda iki tür bakış açısına sahip olduklarını söyleyebiliriz …
Birinci bakış açısı bunun bir vebal olarak dillendirilmesi ve evet denmesinin gerekliliği
İkincisi ise Müslümanların bu tür siyasi manevralar ile sisteme entegre edildikleri , kesinlikle sistemi tasvip etmek olan sandığa gitme eylemini yapmamaları gerektiğidir ..
Her ne kadar birinci görüşteki “vebal” nitelemesine katılmasak da , her iki görüş etrafında çok şeyler söyleniyor yazılıyor çiziliyor ..
Başta da belirttiğimiz gibi her iki yoldan birini ortak kanaat ile seçmiş olmayı tercih ederdik …
Gerek cemaat, gerek aydınlarımız gerekse bireyler bazında bir ayrışma söz konusu oldu referandum konusunda …
Bu noktada izlenmesi gereken doğru yolu tartışmak ve fikir alışverişinde bulunmak bizlerin yapabileceği en güzel şey olarak görünüyor …
Elbette ki tüm bu konuşmaları yaparken birilerini itham etmeden , İslam dairesi içinde kabul etmeyi kendimize ilke edinmemiz gerekmektedir …
Öte yandan KPSS de yaşanan rezalet ise bambaşka bir konu olarak önümüze geliyor …
Biz referandumla sistemin değerlerini mi olgularını mı tartışıyoruz diye düşünürken  sistemin olgularının yani kurum ve yapılanmasının ne denli köhne ve kokuşmuş olduğu gözler önüne seriliyor …
Öbür taraftan dünyaya açıldığımızda Pakistan’da yaşanan sel felaketi gündemimize bir afet olarak düşüyor …
İnsanoğlunun ne denli aciz olduğunu hatırlatan bu afet bizleri ne denli meşgul etti acaba ?
Ve neler yapabiliyoruz/ yapmalıyız sorusu sürekli beynimizde dönen soru işaretleri ?
Ve bu bağlamda yardım dernekleri vasıtası ile ulaşabildiğimiz Pakistan’a yardım ne derece başarılı ve sağlam temeller üzerine oturuyor ?
Yardım ederken ki düşüncelerimiz verdim kurtuldum tarzında mı ?
Yoksa alın terimle kazandığım ve infak ettiğim bu yardımların yerine nasıl ulaştığının arkasını takip ediyor muyuz ?
Ve her afette gündeme düşen , onlar azabı hak etti de azap onları buldu mu ?
Yoksa bu da imtihanın bir parçası , bu afet karşısındaki insanın duruşumu önemlidir konusu ?
Zaten iç çekişme ve savaşlarla iyice zayıf düşmüş kardeşlerimize selamet diliyor …
Pek çok soruyla birlikte neler yapabilirizi gündemimize alıyoruz …
Öbür taraftan birey olarak Ramazan içinde bulunmamız sebebiyle esas gündemimiz Ramazan duruyor …
Tüm bu dünya telaşı içinde özellikle son 10 gününe girdiğimiz Ramazan bizlere neler kazandırdı ?
Nasıl değerlendirdik , neler kazandık neleri kaybettik …
Bir iç muhasebe ayı olarak gördüğümüz Ramazandan nasıl çıkacağız acaba ?
Bu ayda indirilmeye başlanan Kuran ile ne derece meşgul olduk , olabildik ?
Kısaca “Gündem” diyebileceğimiz pek çok konumuz var aslında …
Tüm bunları kardeşlik ilkesi çerçevesinde konuşup paylaşmak adına masaya yatırıyor ve katılımlarınızı bekliyoruz …
Doğruları bulup , paylaşıp , yaşayabilmek umuduyla ..
Allah’a emanet olun …
Selamlar …
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı Aysegul

  • *
  • 3127
    • Yine Ayrılık.. Yine Ayrılık...
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #1 : 31 Ağustos 2010, 10:57:58 ÖÖ 10 »
Allah'ın rahmeti, bereketi üzerimize olsun İnşallah..
Gündemi gündemimize getirmenize teşekkür ederiz Ozanca abi..
Netice de bu da bir ihtiyaç..
O kadar çok başlık yazmışsınız ki hangisiyle başlayacağıma karar veremedim..
Sel felaketine Rize'yi de katsak mı?
Şuan oralarda aşırı derecede bir güneş varmış..
Ve bu güneş ardında yine yoğun yağışı getirdiğinden yaşayanları tedirgin durumda..
Toprağın şuan ki durumu da bu korkularını arttırıyor..

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #2 : 31 Ağustos 2010, 11:08:34 ÖÖ 11 »
"Gündemi müslümanların belirlemesi" günümüz müslümanlarına kısa vadede biraz uzak görünüyor. Bu anlamda yapay gündem oluşturma çabaları da istenilen amacı sağlamaz. Müslümanların kendi gündemlerini belirlemeleri, birilerinin dümen suyuna girmemeleri anlamında olmalı. Yoksa dünyanın gündemine pat diye oturup, herkesin konuştuğu bir gündem haline gelmesi başta da belirttiğim gibi bize biraz uzak görünüyor. Kendi gündemimiz ile meşguliyet, dış dünya ile iletişimimizi koparmamalı. Çünkü müslümanlar dünyada olan- bitenlerden habersiz, kendi içine kapalı bir vaziyette bulunmamak zorunda.

Bizim gündemimiz, hedefe kilitlenme ve o hedef doğrultusunda sabır ve sebat edip, caydırıcılardan etkilenmemekle oluşur. Bizim gündemimiz yolumuza devam azmiyle oluşur, şeytan bu azmi kırma çabasıyla binlerce gündem ile önümüzü tıkama çabasına girer. Edilgenlikten kurtulup, etken olmak, safını netleştirmemiş, hatta müslüman bile olmayanlar ile iş tutmak anlamına da gelmemeli. Kimse gücünü aşan şeylerden sorumlu değil, ve Allah'tan başkasına da hesap vermekle yükümlü değiliz.

18/2 8 Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.  

33/4 8 Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #3 : 31 Ağustos 2010, 01:15:37 ÖS 13 »
Kuzen Rize ile ilgili haberleri aktarmaya devam et derim bence ...
Hoş ben ilgilenmiyorum o bölge ile ama sen genede kurdugun canlı baglantıları aktar inş.

Referandumla ilgili olarak İslamoğlunun bir yazısını paylaşmak istedim ...
Buyrun ilgili haber ....


'Referandum bir sorumluluktur'


Türkiye'nin tanınmış yazarlarından Mustafa İslamoğlu, “İnsanlar sandığa giderek, vesayetle mi yoksa vesayetsiz mi yönetilip yönetilmeyeceğinin tercihini yapacaklar" dedi
30 Ağustos 2010 / 20:11


 12 Eylül ve sonrasını yaşayanlardan biri olan yazar Mustafa İslamoğlu da, referandum konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Referandumun bir seçim olmadığını belirten İslamoğlu, 'İnsanlar parti mülahazasıyla değil vicdan, adalet ve hakkaniyet duygularıyla sandığa gitmeliler' dedi.

Aile olarak üç kuşak askeri vesayetlerden etkilendiklerini kaydeden İslamoğlu, millete vasi kesilen putlu ve mutlu azınlığın bu topraklarda seksen yıldan fazla bir zamandan beri Allah'a savaş açarak Müslümanlara kan kusturduğunu ve onlara göre bu milletin itilip kakılmaya layık olduğunu belirten İslamoğlu; “Bu referandumla Cumhuriyet tarihinde ilk defa milletin önüne 'millet efendi mi olsun, bu mutlu azınlığın kölesi olarak mı kalsın' sorusu gelmektedir. bu millet üzerinde tahakküm kuran baskıcı zihniyet karşısında milletin rüşdünü ispat etme fırsatıdır. millet üzerine zorla giydirilmiş deli gömleğini çıkaracak mı çıkarmayacak mı sorusuna verilecek cevaptır" dedi.

Referandumun imanla ilgisi olmadığına belirten Mustafa İslamoğlu; "Referandumda oy verme hadisesi bir ameldir. İnsanlar sandığa giderek tercihleriyle bir eylem ortaya koyacaklar. Vesayetle mi yoksa vesayetsiz mi yönetilip yönetilmeyeceğinin tercihini yapacaklar. Salih amel olup olmadığı yapılan tercihlerle belirlenecektir" diye konuştu.

BU BİR İYİLİK YARIŞIDIR

Referandumu, Allah Resulü'nün peygamberliği öncesinde zalim Mekke oligarşisine karşı vicdanlı bir topluluğun kurduğu ittifak olan hılfu'l-fudul'e benzeten İslamoğlu, “Bu bir iyilik yarışıdır. Bu memlekete kötülük yapan vesayetçiler artık bu milletin tepesinden indirilmeli. Referandum bu milletin değerlerini iğfal edenlere bir cevap olmalıdır. Bu referandum millet belasını mı yoksa refahını mı istediğinin cevabı da alacaktır" şeklinde konuştu.

Referandumun bir sorumluluk bilinci ve hayat-memat meselesi olduğunu belirten İslamoğlu, "Her türlü sorumsuzluk Allah'a saygısızlıktır. Zira her birimiz içinde bulunduğumuz toplumun bir ferdiyiz. Kendi geleceğine sahip çıkıp vesayeti reddederek tercih yapmak gerekiyor" dedi.

DARBECİLERE HADDİ BİLDİRİLMELİDİR!

Bu anayasanın darbecilere haddini bildirecek maddeler içerdiğini belirten İslamoğlu: "Bu değişikliğin önü güçlü bir evet'le açılırsa bu milletin seksen yıllık makus talihi açılacak. Bu bir fırsattır. Böyle bir fırsat milletin önüne yüz yılda bir ya çıkar ya çıkmaz" dedi.

Bu coğrafyanın tarihindeki darbelerin milletin iradesinin, imanının, inancının üstünde derin tahribatlar bıraktığına dikkat çeken İslamoğlu, ayrıca askeri vesayetin cumhuriyet tarihinde millete düşman olmanın tarihi olduğunu da değindi. İslamoğlu, böylesine olumsuz ve karanlık bir tablonun değişiklik paketine verilecek olumlu destekle değişeceğini ve millet için bir gündönümü olacağı kaydetti. Allah resulünün "mümin bir delikten iki kere sokulmaz" tavsiyesini hatırlatan İslamoğlu: "Müslümanlar gözlerini açmalı, kendi lehlerine olanı aleyhlerine olandan ayırt etmesini bilmeli, ilmihalini bilmeli" dedi.

MÜSLÜMANLARIN TAVRI NE OLMALIDIR?

Mustafa İslamoğlu, Müslümanların tavrının ne olması gerektiği ile ilgili şu hatırlatmalarda bulundu: “Sorumlu olun, takvalı olun. Bu bir tercih meselesidir; tercihlerimizden sorumluyuz, yaptıklarımızdan, yapmadıklarımızdan sorumluyuz. Bugün yaptığımız yanlış bir tercih neslimize bir zulüm, ahlaksızlık ve kötü gelecek olarak yansır.

Asıl referandum göklerin ötesinde tutulan kayıttır. Oylarımızı attığımız sandıklar bu dünyada açılacak. Asıl amellerimizi biriktiren Allah'ın sandıkları ise ahirette açılacak. Orada yüzümüzü karartan bir tercihte bulunmayalım. 'Allah ne der' diye bakalım. Allah mazlumdan, adaletten, imandan yana olmamızı ister.”



tımetürk
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı m.ufukalp

  • Mehmet Ufukalp
  • ***
  • 423
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #4 : 31 Ağustos 2010, 02:51:33 ÖS 14 »
Anlaşıldığı kadarıyla Mustafa İslamoğlu insanları referandumda EVET oyu kullanmaya çağırıyor.

Rejimin mevcut hali ve eski gerikli egemenler malumdur ki islam düşmanlarıdırlar. Ve halkı hayır oyu kullanmaya çağırmaktadırlar ki, eski düzenleri devam etsin ve halkı hayvan saymaya, göbeğini kaşıyanlar olarak nitelemeye devam etsinler.

Ancak, rejimin EVET yüzünde de pek hayırlı işaretle görememekteyiz. Abd israil ile dost ve müttefik olan bir parti, abd yi mesken, israili otorite olarak kabul eden, diyalog hareketi ile emperyalist yahudi ve hristiyanlara göz kırpan, onların sağladıkları lojistik imkanlarla dünyada güya eğitim kurumlarıyla arzı endam eden bir hoşfendi söz konusu. Öyle ki, ölülerden bile EVET demelerini bekleyecek kadar hevesli.

Acaba, israili otorite kabul edip, muharref yahudi ve hristiyanlğı ibrahimi dinler olarak niteleyen bu hoşfendi değişiklikle nasıl bir alan hesabı yapmaktadır ki, bu kadar hevesli görünmekte EVET oylarına.

Halbuki aynı kişi, dünde ergenekoncuların generallerine karşı saygıda kusur etmeyeceğini en mütevazi bir tenezülle diller dökerek anlatmakta idi. General Çevik Bire yazdığı mektubu okuduğumda, bir hoca olarak ona karşı bu kadar yerlere eğilen ifadeler kullanması zoruma gitti, irkildim, tiksindim.

Çünkü, bir müslüman islam düşmanı bir müşriğe karşı böylesine tevazu gösteremez. Çünkü üstünlük imandadır, imanlıların imansızlara karşı alçalması iman alameti olamaz.

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #9 : 01 Eylül 2010, 03:37:25 ÖS 15 »
Ağabey sanırım bir sıkıntı var veya bende sıkıntı var :)
Ben hiç bir videoyu seyredemiyorum ...
Kuytul hoca boykot diyor degilmi ?
Merakımı gideriverin zahmet olmazsa :)
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #10 : 01 Eylül 2010, 03:48:06 ÖS 15 »
Video seyredememe sebebin teknik sebeplerden mi yoksa başka bir sebebi var mı açıkcası bilmiyorum. Biraz beklemek zamana bırakmak seyir kalitesini arttırır kanaatindeyim.
Buradaki paylaşımım birilerinin merakını giderme maksadıyla da değil açıkcası. Herkes yaptığını bilerek yapsın ya da bilerek yapmasın. Meseleyi birşeyleri yarıştırma basitliğine indirgeyip ve baskın gelen haklıdıra getirmekten Allah'a sığınırım. Selamlar olsun.
İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
Ahmet Kalkan - Tağuti sistemde oy kullanmak ve Türkiyeyi kimler yönetiyor?
« Yanıtla #11 : 01 Eylül 2010, 03:54:56 ÖS 15 »

Link: Tağuti Sistemde Oy Kullanmak ve Türkiye'yi Kimler

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #12 : 01 Eylül 2010, 05:52:11 ÖS 17 »
Sanırım ayak üstü fırça yedim gene ...
Gene diyorum ben bunu hep yiyorum nedense ...
Başım kel oldugu için gelen vuruyor giden vuruyor da ..
Demiş idim videoları açamadım seyredemedim , seyretse idim önce Kuytul Hocayı izleyecek idim ...
Neden derseniz , evete ikna olduk olmasına da acaba boykota ikna olabilirmiyim onun derdindeyim ...
Hala zamanım var degilmi ikna olmak için ...
Kuytul Hocanında çizgisini az çok bildigimden Boykot cenahında oldugunu düşünüyorum ...
sadece bunu tasdik ettirmek istemiştim ama ...
Meraklanmak suçundan kırk dil darbesine mahkum edildim ...
Hayırlısı olsun ...

Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #13 : 01 Eylül 2010, 06:57:30 ÖS 18 »
:) est. Size fırça atmak ne haddimize sevgili Ozanca kardeşim.
Dert ortağıyız, çözüm ortağı olmak arzumuz.
Lakin "işte çözüm bu" ne sen ne de ben diyemiyoruz.
Bildiğimiz bir çözüm var ki, bin küsur yıldır anlamını yitirmişiz.
İnşaallah zeminimizi de binamızı da aralardaki boşlukları da onun bize kazandıracağı feraset ile dolduralım, Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı bbetull

  • bbetull
  • *
  • 1591
Ynt: Tekrar Gündeme Merhaba ...
« Yanıtla #14 : 02 Eylül 2010, 12:43:22 ÖÖ 00 »
Mustafa İslamoğlu, Cuma Hutbesi: Referandum- 1 (13.08.2010) 1. BOLUM ;