İSRAİLİN BİLİNÇ ALTI

  • 4 Cevap
  • 6919 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı ozan_er

  • ozaner
  • **
  • 223
  • adalet ve özgürlük dinimdir
İSRAİLİN BİLİNÇ ALTI
« : 08 Haziran 2010, 02:04:03 ÖS 14 »
 İsrailin Bilinçaltı

İnsan davranışlarının mutlaka alt yapısı vardır. İsrail neden bu kadar saldırgan,neden bu kadar pervasızca saldırır.Zaten anormal koşullarda yaşamını geçirmiş İnsan davranışlarının oluşmasında en güçlü belirleyen bireysel bilinçaltıdır. Bireysel bilinçaltında birikmiş enerjinin kaynağı ise saldırganlıktır. Bu yönüyle saldırganlığı tüm davranışlarımızın en güçlü tetikleyicisi olarak görür. “Bireysel bilinçaltı davranışlarımızı etkiliyor olsa bile tek başına yeterli değil. Bireysel bilinçaltıyla beraber Ortak (Genetik, Irksal) Bilinçaltının da çok büyük bir işlevi olduğu tezi ileri sürülür.

Tarihsel olarak da tutuanamayan İsrail yerleşik bir kültür,bir medeniyet algısı taşımamaktadır.Heran kendini tehlikede hissetmekte ve korunma iç güdüsü ile sınırsız bir şiddet içine girmektedir.Genetik kodlarında saldır heran devreye girecek şekilde kodlanmıştır.“İnsan davranışlarında determinizm vardır” düşüncesiyle saldırganlığı yan yana getirdiğimizde ,neden saldırganlığı şiddetli bir etkileyen olarak düşünülür” sorusu akla gelir. Bu sorunun cevabını da kendi içinde tutarlı bir sonuç ortaya çıkar. Bazıları bireysel bilinçaltıyla yetinmeyerek ırksal bir bilinçaltının varlığını savunur. Bu düşünceyi esas aldığımızda ırksal bir bilinçaltı etkileyeninden bahsetmek mümkündür.

Saldırganlık hepimizin içinde ve günlük yaşamımızda birçok alanı etkileyen bir dürtüdür.Burada altı çizilmesi gereken nokta SALDIRGANLIK olgusunun (Psikanalizde) çok geniş bir yer işgal etmesi ve şiddetli bir şekilde dillendirilmesidir. Aynı zamanda bu kavram davranışların oluşumunda çok güçlü bir tetikleyen olarak kabul edilmektedir.

Bazı psikologlara göre insanların ilkel benliğinde başkalarını yok edici dürtüler vardır. Bununla beraber doğuştan gelen ölüm korkusu; insanları, kendisini ve başkalarını yok etmeye yani saldırganlığa iter. Daha sonra toplumsal kurallar (süper ego) bu dürtülerin kontrol edilmesini sağlar. Ancak bilinçaltında biriken enerji fazlaysa bu direnç çizgisini aşar ve bilinç düzeyine çıkarak hayat bulur.
Bu ilişkilendirmeleri bireysel doğuştan gelişe bağlı olarak düşünülsedese ortak (ırksal) bilinçaltı iddiası da Ruh Bilimin ciddiye aldığı ve önemsediği bir açılımdır.

İsrail devlet terörü işleyerek binlerce masum insanı yıllardır katlediyor. Barışı istese ve bunun için bir adım atsa çevre ülkeler iki adım atabilir. Çünkü Tarih bize barışın çoğunlukla güçlü devletler tarafından yaşanabilir kıldığını gösteriyor. Zayıfın yapabilecekleri sınırlıdır. Güçlü olduğu halde İsrail devleti neden cinayet işlemeye ve sabıkasını kanla yazmaya devam etsin. Bunu Psikolojik açıdan ele almak gereklidir

Konuyu bireysel ve ırksal bilinçaltı çerçevesinde ele aldığımızda İsrail oğullarının tarih boyunca uğradıkları bir çok sürgün onların yerleşik bir toplum olmalarını sürekli engellemiştir. Bir Yahudi açısından en büyük sorun yerleşim (kampüs) sorunudur. 1948 de kurulan devletle bu sorun büyük oranda aşıldı. Ancak bu sorunun aşılmasıyla beraber ırksal bilinçaltında birikmiş olan tekrar sürgün olma korkusu devlet terörünü tetikliyor. İsrail oğullarının toplumsal bilinçaltında birikmiş ve kaynağı çok eski tarihlere dayanan bir saldırgan dürtü var. Bu dürtü İsrail oğullarını paradoksal, zıt tepkiye yöneltiyor. Toplumsal bilinçaltının etkilediği ama bireysel bilinçaltını bastırabilen yada kontrol edebilen - Ben olgusu güçlü- Yahudiler; dürüst tüccar, iyi patron, sakin komşu, bilimsel çalışmalarda kaşif, entelektüel alanda yeni paradigma oluşturan ve teknolojik alanda önemli gelişmelere öncelik eden…vb şekilde karşımıza çıkıyor. Dünyada önemli dönüşüm yapan bir çok kişi yahudidir. Freud, Karl Marx, Darwin, Einstein vb... Toplumsal bilinçaltının etkilediği ancak bireysel bilinçaltını bastıramayan Yahudiler ise İsrail’e yerleşerek saldırganlıklarını icra imkanını bulabiliyor.

Sonuç herkesin gördüğü gibi yıllardır binlerce masum insan öldürülüyor.
Bu son katliamda uluslararası hukukun çiğnenmesi, silahsız ve yardım gönüllülerine yönelik gerçekleşen katliam, haydut tavırlar, korsan tutum, teknik açıdan izah edilemeyen durumlardır. Bu son saldırganlığın entellektüel karşlığı yok, rasyonalite bunu izahta işlevsiz kalıyor Geride, bu katliamları antropolojik ve psiko-sosyal açıdan izah etmek kalıyor. O da:

İsrail medeniyet anlamında da iyibir sınav vermemiştir.medeniyet yoksunu bu ülke medeni bütün değerlere savaş açmıştır.Adeta tarihin acısını çıkarırcasına saldırmakta ve kanun kural etik hiçbir şey dinlelemektedir.Ayrıca arkasına aldığı ekonomik gücü en acımasızca kullanmakta bir çok ülkenin borç batağına sürüklenmesine neden olmaktadır

"İşlenen katliamların psikolojik açıdan en büyük etkileyeni İsrail oğullarının toplumsal bilinçaltında biriken saldırganlık dürtüsüdür. Özetle Irksal bilinçaltındaki saldırgan enerji bugünkü katliamların psikolojik izahı olarak düşünülebilir. Bu etkinin bireysel boyutunu kuramına geniş bir şekilde yansıtarak genetik bilinçaltının ilk itirafını yapan kişidir demek abartılı bir haksızlık olmaz." Bu idraksiz bilinçaltı hem bölgeyi hem insanlığı istikrarsızlığa sürüklemektedir. İnsanlığı geleceği açısından birileri buan dur demeli mesele sadece bölge ile ilgili değildir.İsrail ya kendini yada insanlığın geleceğini yok edecektir.Bu gün gizliden alkış tutanlar yarının ne kadar tehlikede olduğunun farkında değildirler



 

*

Çevrimdışı Maveraî

  • Haymatlos..
  • *
  • 496
  • ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
Ynt: İSRAİLİN BİLİNÇ ALTI
« Yanıtla #1 : 08 Haziran 2010, 05:59:20 ÖS 17 »
Kanaatimce bunları yaptıran güdü iki nedenden kaynaklıdır.

1. Psikolojik altyapısı ile; korku, hırs, nefisteki duyguların kontrolsüzlük noktasında büyüyüp dışa vurumu.
2. Bunu, bir inanç adı altında temellendirme, dayanağa oturtma. Yani gerekçelerle ambalajlama/kılıflama yöntemidir.

Bu sebeple bizler, ara ara baktığımız cama da bakmalı; temiz mi 'görüşümüzü bulanık kılan cam mı, yoksa pürüzler gördüğümüz resimde mi var?' diye anlamaya çalışmalı, iç muhasebemizi yapmalıyız ki; kınadığımız fiilleri yapmaktan ve yapanlardan olmaktan korunabilelim.

Ve... gösterilen yerden gözümüzü çevirip, gösteren parmağa bakıp yoklamalı; gösteren kim sorusunu sormalıyız kendimize. Allah'ın, bak dediği yerden mi bakıyor ve gör dediği(ni) yeri mi görüyoruz; yoksa ?...
Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..

*

Çevrimdışı nfn

  • *
  • 39
Ynt: İSRAİLİN BİLİNÇ ALTI
« Yanıtla #2 : 19 Temmuz 2010, 05:46:08 ÖS 17 »
"Tarihsel olarak da tutuanamayan İsrail yerleşik bir kültür,bir medeniyet algısı taşımamaktadır.Heran kendini tehlikede hissetmekte ve korunma iç güdüsü ile sınırsız bir şiddet içine girmektedir."

Bu Allah'ın azabıdır,kodlanılan da lanetidir.
böylece çöküp gidecekler,huzura eremeden.

*

Çevrimdışı m.ufukalp

  • Mehmet Ufukalp
  • ***
  • 423
Ynt: İSRAİLİN BİLİNÇ ALTI
« Yanıtla #3 : 17 Ağustos 2010, 04:33:03 ÖS 16 »
İsrail İle İlişkilerİsrail Türkiye ilişkileri 1500’lü yıllarda İspanya’dan Osmanlı’ya sığınan Yahudilerle başlamıştır. Bu grubun içinden çıkan Sabetay Sevi isimli bir haham Mehdi olduğunu iddia etmiş, ölüm cezasına çarptırılınca da yalancıktan Müslüman olarak kurtulmuştur. Fakat Sabetay Sevi taraftarları da Müslüman görünerek Yahudiliklerini saklamışlardır. Hem Sabetaycılar, hem de diğer Yahudiler Osmanlı içinde adım adım güç kazanarak bazı devlet kurumlarına yerleşmişlerdir. Dünyada Yahudiler güçlenmeye başlayınca, Siyonizm (Zion dağına dönüş) adına açıktan açığa çalışmışlardır. Kendi amaçlarına engel olan, II. Abdülhamit’i devirmek için çalışmışlar; sonunda 2. Meşrutiyet ile de amaçlarına ulaşmışlardır. İktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki içinde bir çok adamları bulunmaktadır. Cumhuriyeti kuran ilk kadro içinde de bir çok Sabetaycı bulunmaktadır. Bu gerçeği, İsrail’i kuran ve ilk cumhurbaşkanı olan Teodor Herzl “Yahudiler iki devlet kurdular. Biri israil, diğeri de Türkiye’dir” diyerek açıklamıştır.

Yahudiler, Türkiye Cumhuriyetinde hep etkili olmuşlardır. Yeni kurulan İsrail devletini ilk tanıyan ülkeler arasında, Türkiye de vardır. Ayrıca Türk diplomatları II. dünya savaşı sırasında, Yahudilerin kaçmasına ve saklanmasına aracılık yapmışlardır.

Günümüzdeki Türkiye İsrail ilşkileri şu şekilde özetleyebiliriz:

1.Askeri İlişkiler

TSK ile İsrail ordusu ve Hava kuvvetleri arasında ciddi ilişkiler bulunmaktadır.

2.Savunma sanayi ilşkileri

İsrail firmaları Türkiye’de bir çok savunma projesinde görev almışlardır. Bu projelerden en önemlileri:

F-16 uçaklarının Elektronik harp sistemi:  320 Milyon USD
F-4 modernizasyonu: 635 Milyon USD
F-5 modernizasyonu: 175 Milyon USD
F-4 Elektronik harp QAF: 125 milyon USD
Yarasa Özel Kuvvetler helikopteri modernizasyonu: 116 Milyon USD
İnsansız hava aracı : 120 milyon USD
ELOP gece gündüz kamera sistemi: 120 milyon USD
M-60 tank modernizasyonu: 675 milyon USD
Barış kartalı ESM Sistemi: 60 milyon USD
Bunun dışında birçok israil firması, bir çok projede ekipman sağlayıcısı olarak çalışmaktadır.

İsrail firmaları söleşme görüşmeleri sırasında herşeyi kabul eder görünmektedir. Sözleşme yürtülmesi sırasında ise kelimelerin anlamları ile oynayarak, daha önce yapacağını söylediği konuları yapmamaktadırlar. İsrail firmaları yazılım kaynak kodu ve tasarım konusunda bilgi verebilmektedir. Ama  Türkiye bunu şimdiye kadar hiç kullanamamıştır. Türkiye’den İsrail’e savunma sanayi satışı pek bulunmamaktadır.

Ayrıca bazı Türk yerli sanayi şirketlerinin Yahudiler ile ciddi ilişkileri bulunmaktadır. Aydın Yazılım, Gate Elektronik, Savronik bu firmalara örnektir.  Büyük savunma sanayi şirketlerimizin yöneticileri de Yahudi kökenlidir.  Faruk Yarman, Cengiz Ergeneman gibi isimler hep Yahudi kökenlidir.

3.İstihbarat ilişkileri

Türk İstihbarat teşkilatı MİT’in, İsrail’in MOSSAD ve Shin Beit isimli istihbarat teşkilatları ile çok yakın ilşkileri olmuştur. MİT’de bir çok Yahudi kökenli kişi çalışmış veya çalışmaktadır. Hiram Abas, Sıddık Yarman Teoman Koman gibi üst düzey yöneticiler Yahudi kökenlidir.  İsrail Türkiye’ye sözde istihbarat sağlamaktadır. Ama bir doğru bilginin yanında üç yanlış bilgi vererek Türkiye’de kafa karıştırmaktadır.

4.Diplomatik ilişkiler

5.Tarım, hayvancılık ve biyolojik ilimler ilişkisi

6.Endüstriyel ilişkiler

Yukarıdaki açıklamalardan da anlayacağımız gibi Türkiye- İsrail ilişkisi tek yönlü bir ilişkidir. Burada kullanılan Türkiye, kullanan ise İsrail’dir. Türkiye , İsrail için bir pazardır. Gelişen, büyüyen ve kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye, İsrail için ciddi bir rakiptir.
http://www.kirlioyunlar.net/v3//wordpress/?p=285

*

Çevrimdışı Qani

  • ***
  • 496
Ynt: İSRAİLİN BİLİNÇ ALTI
« Yanıtla #4 : 19 Ağustos 2010, 08:51:16 ÖÖ 08 »
Alıntı
Cumhuriyeti kuran ilk kadro içinde de bir çok Sabetaycı bulunmaktadır. Bu gerçeği, İsrail’i kuran ve ilk cumhurbaşkanı olan Teodor Herzl “Yahudiler iki devlet kurdular. Biri israil, diğeri de Türkiye’dir” diyerek açıklamıştır.

üç diyebiliriz, amerikayıda hesaba katarsak. tabii onlar kurmadı ama sonradan ele geçirdiler...

Alıntı
Yahudiler, Türkiye Cumhuriyetinde hep etkili olmuşlardır. Yeni kurulan İsrail devletini ilk tanıyan ülkeler arasında, Türkiye de vardır. Ayrıca Türk diplomatları II. dünya savaşı sırasında, Yahudilerin kaçmasına ve saklanmasına aracılık yapmışlardır.

şimdi pek çok insan hitlerin bütün yahudileri yok etmemiş olmasına üzülüyor...
lakin yahudi soykırımı öyle büyük bir soykırımdı ki israilin bugununde en büyük rol oynayan travmalardan biridir...