TASAVVUF AYRI BİR DİN

  • 307 Cevap
  • 167715 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #255 : 02 Temmuz 2014, 04:39:06 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Ey oğul!

Güzel ameller işlemekte tembellik etme! Zira tembellik edenler ebediyen mahrum kalırlar.

Bu arada daimi bir pişmanlık da peşlerini bırakmaz. Amellerini güzel yap! Unutma ki, Allah hem dünya hayatı ile hem de ahiret hayatı ile sana karşı cömertlik etmiş, ikramda bulunmuştur.

Allah’ın rızasına dön!

Ey oğul!

Dua ipini uzat! Allah’ın rızasına dön! Kalbin itiraz ettiği hâlde dilinle dua eder duruma düşme!

Dilinle yaptığın duaya kalbin de inansın ve iştirak etsin!

Kötü kişilerle arkadaşlık etme!

Ey oğul!

Kötü kişilerle arkadaşlık etmen, iyi kişiler hakkında kötü düşüncelere sürükler. Hep kötü insanlarla beraber oldukça iyi ve salih kişiler seni kötü bir insan olarak görürler.

Dine sarıl!

Ey oğul!

Başkaları tarafından uyandırılmadan önce uyan!

Dine sarıl! Dinine sahip kişilerin arasına katil! Onlarla birlikte ol!

Asıl insan olanlar dinine sarılmış olanlardır. İnsanların en akıllısı, Allah’a itaat eden, O’nun dinine, kitabına sarılan ve yaşayışını Allah’ın ahkâmına uygun geçiren insandır.

İnsanların en cahili de Allah’a isyan eden, yaşayışını O’nun dinine, kitabına ve ahkâmına uygun olarak geçirmeyen kişidir.

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #256 : 02 Temmuz 2014, 04:45:14 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Cahillerle arkadaşlık etme!

Ey oğul!

Cahillerle arkadaşlık ediyorsun, bu durumda onların cehaletinden sana da bulaşabilir.

Ahmaklarla arkadaşlık etmek, aldatıcı bir arkadaşlıktır.

Sağlam inançlı, âlim ve ilmi ile amel eden müminlerle arkadaşlık et!

Mümin iman kuvveti sebebiyle diğer insanlara karşı daima neşeli ve güler yüzlü görünmeye, hüznü de Allah ile kendi arasında gizli tutmaya muktedir olabilir.

Müminin hüznü daimidir, çünkü tefekkür eder. Çok ağlar, az güler.

Bunun için Peygamber Sallâllahü Aleyhi Vesellem, “Mümin için, Rabbine kavuşmanın dışında rahat yoktur.” buyururlar.

Kalp ve gönül ehli ile arkadaş ol!

Onların sohbetlerinde bulun!

Ta ki senin de bir kalbin, bir gönlün olsun!

Şu kimselerle dostluk kur!

Ey oğul!

Kendileriyle dünyada sırf dünyalık için arkadaşlık ve dostluk ettiğin şu kişileri yarın göremeyeceksin. Aranız ayrılacak. Kötü dost ve arkadaşlarla aran nasıl ayrılmasın ki, sen onlarla Allah için değil, Allah’tan başka şeyler için dostluk ettin.

Eğer insanlarla mutlaka dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık etmen gerekiyorsa takva sahibi, arif, ilmi ile âmil, yalnız Allah’ın rızasını isteyen ve Allah’ın nazarında itibarı olan kişilerle dostluk ve arkadaşlık et!

Şu kimselerle dostluk ve arkadaşlık kur:

1- Seni Allah’a yaklaştırsın.
2- Seni dalaletten kurtarsın, doğru yola çeksin.
3- Seni dünyaya kul köle olmaktan kurtarsın.
4- Önüne ahiret nimetlerini sersin.
5- Seni nefsin esaretinden kurtarsın, hürriyete kavuştursun.
6- Seni yılanların, akreplerin ve vahşi hayvan tabiatlı insanlardan kurtarsın; rahata, huzura kavuştursun.

Bütün isteklerin Allah’tan olsun!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #257 : 02 Temmuz 2014, 04:51:16 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Kur’an ile amel et!

Ey oğul!

Kur’an ile amel etmek seni Kur’an’ın mevkiine yükseltir, oraya oturtur.

Sünnet ile amel etmek seni Resul-i Ekrem (a.s.m.)’e yükseltir.

Resulullah, kalbi ve manevi himmeti ile Allah dostlarının kalpleri çevresinden bir an bile ayrılmaz.

Onların kalplerine Allah’a yakınlık kapısını açar.

Cahil dünyada ferahlanır.

Ey oğul!

Cahil dünyada ferahlanır. Dünya nimetleri ile zevk sefa sürer. Âlim ise dünya hayatını bir fırsat bilir. Manevi mertebelerde yükselme gayreti içinde bulunur. Cahil kaderle çekişir, ona karşı çıkar; âlim ise kadere boyun eğer, razı olur.

İbadetine aldanma!

Ey oğul!

İbadet ve taatine aldanma!

Allah’ın onları kabul etmesini iste! Şu anda sen Allah’a kulluğunu yapma gayreti içindesin. Olur ki içinde bulunduğun bu durumdan başka bir duruma düşebilirsin.

Amelini Allah rızası için yap!

Ey oğul!

Sana amellerinde ihlas gerek. Amellerini sırf Allah rızası için yapmalısın.

Gözünü, amellerinden ve onlara gerek insanlardan gerekse Allah’tan karşılık beklemekten uzak tut!

Ahlakı düşüklerden uzak dur!

Ey oğul!

Ahlakı düşüklerden uzak dur! O zaman halis mümin olursun. Hükümde hakkaniyet üzere ol! O zaman ilimde halis olursun.

Sofrana fakirleri ortak et!

Ey oğul!

Oruç tut! İftar ederken sofrana fakirleri de ortak et, onlara de yedir! Tek başına yiyip içme! Böyle yapmayan kimsenin fakir olup dilenciliğe düşmesinden korkulur.

Herkese iyi niyetli ol!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #258 : 02 Temmuz 2014, 04:59:08 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Rabbine itaatte nefsine muhalefet et!

Ey oğul!

Eğer kurtuluş istiyorsan, Rabbine itaatte nefsine muhalefet et!

Nefsinle birlikte olmakta devam ettiğin müddetçe insanları ve diğer varlıkları tanıyamazsın.

Dünya sevgisi ile dopdolu olduğun müddetçe ahireti tanıyamazsın.

Ahiret sevgisi ile dolmadıkça ahirette Rabbini göremezsin.

Nefis devamlı kötülüğe meyillidir, bu onun fıtratıdır, huyudur.

O’nun fıtratı bu olunca, artık var, ötesini sen düşün, neler yapmaz ki?

Allah’ın rızasına ulaşmaya çalış!

Ey oğul!

Allah’ın rızasına ulaşmaya çalış! O senden razı olmuşsa bil ki seni sevmiştir. Rızık ve geçim endişesini kalbinden çıkar! Zira sen gönül huzuru içinde çalıştığın müddetçe sıkıntısız olarak rızkın Allah’tan gelecektir.

Kalbindeki düşünceleri, tasaları, endişeleri at! Bir tek tasan olsun! O da Allah’a layık bir kul olup olmama endişesi. Bu mertebeye ulaşabildiğin an diğer bütün tasalarına Allah kâfidir.

Dünyalık için kimseyle çekişme!

Ey oğul!

Sakın sakın! Sen sen ol, dünyalık hususunda kimseyle çekişme, didişme! Kimsenin elindeki kısmete mani olmaya kalkışma! Zira herkesin nasibi mutlaka kendisini bulur. Eğer kaderde elinden alınması varsa, o da olur.

Bu senin isteğinle olmaz.

Kadere razı olmak; kavga, çekişme ve didişme sonunda dünyalık elde etmekten daha güzeldir. Zira Allah’ın takdirine razı olmak her hâlükârda hayatı güzelleştirir, tatlılaştırır, huzurlu kılar.

Allah’ı kalbin ve kalıbınla an!

Ey oğul!

Allah’ı önce kalbinle zikret, sonra da kalıbınla, dilinle.

O’nu kalbinle bin defa, dilinle de bir defa zikret!

Ameline güvenme!

Ey oğul!

Sakın ha, amellerine ve manevi hâllerdeki gelişmelere mağrur olma! Bunlarla övünmeye kalkışma, ucube düşme!

Zira ucub kişiyi zulme, tuğyana, azgınlığa ve günaha sevk eder,

Allah’ın gazabına uğramasına sebep olur
.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #259 : 02 Temmuz 2014, 05:16:38 ÖÖ 05 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Allah dostlarına karşı dilsiz ol!

Ey oğul!

Kur’an’ı okursun, fakat anlamazsın, anlamadan okursun.

Birtakım ameller işlersin. Fakat ne yaptığını bilmezsin. Ne yaptığının şuurunda olmadan yaparsın. Bu senin yaptığın ahiret endişesi olmadan sırf dünya için yapılan şeydir.


Bütün bu hâllerden sonra bir de kalkar Allah dostlarına hücum eder, onları çekiştirir, kötülersin.


Aklını başına topla, edepli ol, günahlarına tövbe et!

Kusurlarından dön,

Allah dostlarına karşı dilsiz ol!

Hiçbir işe gururla girişme!

Ey oğul!

Önce kendi nefsinle meşgul ol!

Önce kendi nefsine faydalı ol!

Kendi nefsini düzelt, sonra başkalarıyla meşgul ol!

Başkalarını aydınlattığı hâlde kendini eriten mum gibi olma!

Hiçbir şeye gururla, nefsî duygularınla girişme! Allah bir husus için seni dilemişse seni ona hazırlar. Eğer halkı senden faydalandırmayı murat etmişse seni onlara gönderir.

Sana sebat verir, insanları idare etme kabiliyeti verir. Onlardan gelecek sıkıntılara katlanma gücü verir. Halkın faydası için senin kalbine genişlik verir, göğsünü açar, oraya hikmet doldurur.

O zaman sen senlikten çıkar, Allah’ın has ve halis kullarının arasına girersin.

Kalbini zikre yaklaştır!


ÇOK MANİDAR. BİZLERDEN, YANİ DERVİŞLERDEN ÇOK SEVDİĞİNİZ, SAHİPLENDİĞİNİZ

ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ NE BUYURUYOR.


TEKRARINDA FAİDE VARDIR..!

Bütün bu hâllerden sonra bir de kalkar Allah dostlarına hücum eder, onları çekiştirir, kötülersin.


Aklını başına topla, edepli ol, günahlarına tövbe et!

Kusurlarından dön,

Allah dostlarına karşı dilsiz ol!


Diyecek çok kelam bulacağından kuşkum yok.

Zira benim paylaşmış olduğum ayetleri, başka bir ayetle hükümsüz kılmaya, geçersiz kılmaya hiç bir beşer cesaret edemez. Ama siz bunda bayağı bir cesaretlisiniz ..!

Allah 'ın bir ayetini, Allah 'ın başka bir ayeti ile geçersiz kılmak..!

Aman Ya Rabbi, aman..!

Muhatabı olarak beni gören zavallı.

Allah 'a muhalefet ettiğinin farkında değil yazık.

Cidden büyük bir cesaret örneği.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #260 : 02 Temmuz 2014, 05:26:15 ÖÖ 05 »
Yazdıklarınla alakadar olacağım inşaallah.

Su dolu leğen içerisinde oturuyorsun ve leğendeki suyu, bütün alemdeki derya zannediyorsun.


İdrak-ı meal bu akla gerekmez,
Zira bu sıkleti bu kantar çekmez.


Yukarıdaki sözde deniliyor ki, Tasavvuf 'u anlamak ve anlatmak için senin ilmin yetmez.

Benim Tasavvuf hakkında bahsettiklerim, senin taşıyabileceğin bir ağırlık değil.

Senin kantarının bu ifadeleri taşımaya müsait olmadığını anlatıyor.

Yeni doğmuş çocuğa muz yedirmeye kalkışırsan boğarsın. Muz yeme yaşına gelmeden yediremezsin. Zira çocuğun katili olur, öldürürsün hesabı, anlarsın ya..!

Muz yeme yaşına gelmemiş çocuğa muz ikram ettik.. Az kalsın öldürüyorduk..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #261 : 02 Temmuz 2014, 01:11:42 ÖS 13 »

Bütün siyer alimleri ve başka alimler

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın Mekke’de kalıp, 13 sene boyunca tevhide davet ettiği konusunda icma etmişlerdir.

Aynı şekilde bütün Mekki surelerde İSLAM DİNİNİN ASLI
(olan tevhid ve risalet) zikredilmiştir.[/color]


Bütün çabası bunu ifade etmek. Asr-ı saadetin 13 yılını al ve uygula. Geri kalan kısımlarını boş ver.

Yani 13 yıllık davet kısmı ile iktifa etmek, İslam Dini 'ni yaşıyor olmak için yetecek.
 
TAM BİR BEDEVİ ZİHNİYETİ..!

Kalan 10 yıllık bölüm seni alakadar etmiyor. Mekke kısmını al, Medine kısmını boş ver..!

Kuran 'ın indirilmesi, 23 yıllık bir zamanı kapsar.

23 yıl süren Kuran ’ın indirilme sürecinin yaklaşık olarak 12 yılı Mekke dönemi 11 yılı da Medine döneminde gerçekleşmiştir.

Mekke döneminde nazil olan ayetler daha çok başta tevhit olmak üzere inanç esasları, ölüm, hayat, cennet, cehennem ve kıyamet gibi konuları ele alır.

(Arkadaş yalnızca bu kısmı ile yetiniyor veya yetinebileceğini zannediyor)

Medine döneminde ise ibadetler, insanlar arası ilişkiler, toplumsal düzenlemeler ve ahlaki kurallarla ilgili konular ele alınır.

Yani ona göre bu tarafı önemli değil.

Nasıl bir inanış biçimidir, nasıl bir İslam inancıdır anlayabilmek mümkün değil.

Fakat şu öz her zaman geçerlidir, geçerli kalacaktır;

"DİN 'İN CÜZ-İNDEN FERAGAT, KÜLÜNDEN FERAGAT 'TIR"..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #262 : 02 Temmuz 2014, 01:20:00 ÖS 13 »
İbni Teymiye , Fetvalar, tevhid ve risalet, Ibnu'l-Kayyim, Mecduddin Ebu Bekir ibnu Muhammed et-Tunusi ve Muhammed ibnu Ebi'l-Feth el-Ba'lebeki, Safii alimi Safiyyuddin el-Hindi'den Kelam ve Usul, Mecduddin Ismail ibnu Muhammed el-Harrani, "gelenekçilik" ve "anlamcilik, Kitabu’n-Nübüvvet .!

İşte yukarıdakilerin hepsini çarp, topla, böl, çıkar eşittir sonuç;

Başka ne çıkacak, Selefilik çıkar..!

Selefilik ayrı bir dindir ..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #263 : 02 Temmuz 2014, 02:00:15 ÖS 14 »
Belki gözden kaçmış olabilir.
Abdülkadir Geylani Hazretlerinin sözlerinden can alıcı bölümlerini tekrar bir görelim ne buyuruyordu Hazret.?

NELER BUYURMUYOR Kİ;

 -Kendi nefsinin özelliklerini, kendi nefsinin ne durumda olduğunu bilmen lazım.

-Kendinde ıslaha muhtaç bir hâl var oldukça başkalarını düzeltmeye, başkalarına öğüt vermeye kalkışma!

-Eğer kendinde ıslaha muhtaç bir hâl bulunduğu hâlde bunu bırakır da başkasının ıslahına kalkışırsan yazık sana!

-Sen kendin kör isen, bir başkasının elinden tutup nasıl bir yere götürebilirsin?

-Kendi nefsini ıslah etmemiş birisinin, başkalarını irşat edip Allah ’a götürmesi mümkün değildir.

-Allah ’ı tanımayan kişiye gelince, O ’na giden yolda bu kişi insanlara nasıl rehberlik edebilir ki?

-Sana takva gerek, takvaya sarıl, muttaki ol!

-Uykuyu bile hak erenlerinin uyuduğu niyetle uyu.

-Hak erenleri düşmana galip gelebilmek için zindelik kazanmak maksadıyla uyurlar. İhtiyaç dolayısıyla yemek yerler. Ancak zaruret hâlinde konuşurlar.

-Mecbur kalmadıkça adetleri dilsizlik ve sükûttur.

-Onları ancak Allah’ın takdiri konuşturur.

-Bu dünyada onların dilini Allah hareket ettirir, konuşturur.

-Öyle bir murakabeye ihtiyacın var ki, öyle bir murakabeye sahip olmalısın ki Allah ’ın daima seni görmekte olduğunu sana hatırlatsın.

-Sıddîkları mahveden bir anlık kötülüktür.

-Onların bütün meşguliyetleri, kalplerini uygunsuz düşüncelerden korumak ve muhafaza etmektir.

-Onlar Hakk’a davet mevkiinde bulunan kişilerdir.

-İnsanları Allah’ı tanımaya davet ederler.

-Gönülleri Hakk’a davet etmekten bir an bile geri durmazlar.

-Nefsini "İTAAT ALTINA AL.!

-Bu zaman ahir zamandır. Nifak çarşısı açılmıştır. Yalan çarşısı açılmıştır.

-Münafık, yalancı, deccal kişilerle oturmayınız. Yazık sana ki nefsin münafıktır, yalancıdır, kâfirdir, fâcirdir, müşriktir.   

-Dünya ile ahireti bir araya getir! Her ikisini de aynı yere koy!

-Kalbin dünya ve ahiret düşüncesinden arınmış olarak ve "ÇIRIL ÇIPLAK BİR ŞEKİLDE" Mevlan ile tek başına ol!

-Dünyayı nefsine ver, ahireti kalbine koy, Mevla’yı da özünde tut! Nefis ile birlikte olma!

-Kalbe mahsus himmet ve gayret nedir?

-Kalp, öz ve sır neye rağbet eder?

-Onun himmet ve gayreti Allah’ı aramaktır.

-Kalbin rağbet edeceği tek şey budur.

-Hakiki imana sahip olan bir müminin iki dış gözü, iki de iç gözü vardır.

- İki dış gözü ile Allah ’ın yeryüzündeki sanat eserlerini görür, iki iç gözü ile de Allah’ın göklerde yaratmış olduğu eserleri görür.

-Bundan sonra onun gözünden perdeler kaldırılır.

-Neticede Allah ’ın yakın ve sevgili kullarından olur.

-Sevgiliden hiçbir şey gizlenemeyeceğine göre, Allah’ın sevgili kullarından olan bu kişiden de İlahî sırlar gizlenmez.

-Bütün fiil ve hareketlerinde tevhid güneşi, şeriat güneşi ve takva güneşi ile beraber ol!

-Zira bu güneş, heva ve hevesin; nefsin, şeytanın ve mahlûkata dayanmanın sebep olduğu şirk tuzağına düşmekten seni muhafaza eder.

-Böylece dış gözünde dünya, kalp gözünde ahiret, sır gözünde Allah’tan başkası değersiz olur.

-Kalbin itiraz ettiği halde dilinle dua eder duruma düşme!

-Dilinle yaptığın duaya kalbin de inansın ve iştirak etsin!

-Ey oğul!

-Başkaları tarafından uyandırılmadan önce uyan!

-Dine sarıl! Dinine sahip kişilerin arasına katil! Onlarla birlikte ol!

-Cahillerle arkadaşlık ediyorsun, bu durumda onların cehaletinden sana da bulaşabilir.

-Ahmaklarla arkadaşlık etmek, aldatıcı bir arkadaşlıktır.

-Sağlam inançlı, âlim ve ilmi ile amel eden müminlerle arkadaşlık et!

-Kalp ve gönül ehli ile arkadaş ol!

-Onların sohbetlerinde bulun!

-Ta ki senin de bir kalbin, bir gönlün olsun!

-Eğer insanlarla mutlaka dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık etmen gerekiyorsa takva sahibi, arif, ilmi ile âmil, yalnız Allah ’ın rızasını isteyen ve Allah ’ın nazarında itibarı olan kişilerle dostluk ve arkadaşlık et!

Şu kimselerle dostluk ve arkadaşlık kur:

1- Seni Allah’a yaklaştırsın.
2- Seni dalaletten kurtarsın, doğru yola çeksin.
3- Seni dünyaya kul köle olmaktan kurtarsın.
4- Önüne ahiret nimetlerini sersin.
5- Seni nefsin esaretinden kurtarsın, hürriyete kavuştursun.
6- Seni yılanların, akreplerin ve vahşi hayvan tabiatlı insanlardan kurtarsın; rahata, huzura kavuştursun.

-Resulullah, kalbi ve manevi himmeti ile Allah dostlarının kalpleri çevresinden bir an bile ayrılmaz.

-Manevi mertebelerde yükselme gayreti içinde bulun.

-Nefsinle birlikte olmakta devam ettiğin müddetçe insanları ve diğer varlıkları tanıyamazsın.

-Ucube düşme!

-Zira ucub kişiyi zulme, tuğyana, azgınlığa ve günaha sevk eder,

-Allah’ın gazabına uğramasına sebep olur.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #264 : 02 Temmuz 2014, 02:08:22 ÖS 14 »
-Bütün bu hallerden sonra bir de kalkar...!

-Allah dostlarına hücum eder, onları çekiştirir, kötülersin.

-Aklını başına topla, edepli ol, günahlarına tövbe et!

-Kusurlarından dön,

-Allah dostlarına karşı dilsiz ol!

-Önce kendi nefsinle meşgul ol!

-Önce kendi nefsine faydalı ol!

-Kendi nefsini düzelt, sonra başkalarıyla meşgul ol!

-Başkalarını aydınlattığı hâlde kendini eriten mum gibi olma!


Bütünüyle, günlerdir tartışıp durduğumuz bu gerçeği ne güzel dile getirmiş. İnkar edip, hakaret etmekten çekinmediğiniz, Allah 'ın Evliya 'sına, Veli 'sine, Mürşid 'ine nasıl sahip çıkıyor.!

Sözde, (özde değil) sahiplenip durduğunuz, Abdülkadir Geylani Hazretleri, işte böyle bir zat..!

 
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #265 : 02 Temmuz 2014, 03:15:28 ÖS 15 »

Ehli sünnet alimlerinin Tasavvuf tan kasıtları takva, zühd, kalpleri her türlü pisliklerden arınma, Allah’ı zikr etme olarak tanımladıkları bu tanımın

günümüzdeki versiyonu takriben şu şekildedir.

Bu inanç mensuplarının;

a) Kimisi vahdeti vücutçudur.

b) Kimisi vahdeti şuhudcudur.

c) Kimisi rabıta ehlidir.

d) Kimisi zikir adı altında raks ehlidir.

e) Kimisi tevbe alıcıdır.

f) Kimisi gayblerden haber vericidir.

g) Kimisi cennetten insanlara parseller dağıtmaktadır.

h) Kimisi kendisinden ibadetin düştüğünü, ibadetle alakası olmadığını söyler.(Fenafillah makamı)

i) Kimisi velileri rasul ve nebilerin üstüne çıkarır, hatta Allah (c.c) seviyesine çıkarır. Ve hatta Allah (c.c)’a tahkir olan söylemleri yapmaktan geri kalmazlar.

j) Kimisi hulul fikrine sahiptir. Yani (haşa) Allah (c.c)’ın insanın bedenine girdiğine inanır.

k) Kimisi kendilerinin yaptığı fiilleri konusunda etkileri olmadığını Allah (c.c)’ın kendilerini zorladığına inanır. Yani cebir inancı söz konusudur.

l) Kimi şeyh olduğ iddia edilen kimselerin Allah (c.c)’ı gördüğüne inanılır.

m) Kimisi ahirete inanmaz, ölüm sonrası ruhun bir şekilde hayatta olduğuna inanır. Reenkarnasyon inancına sahip olanlar bunlardandır. Bu inancın diğer bir ismi tenasuhtur.

n) Kimisi kulun Allah (c.c) ile birleştiği bir bedene girdiğine inanır. İşte bunun adı ittihad inancıdır.



TASAVVUF 'U ;

-Ehli sünnet alimleri Tasavvuf 'u ifade ederlerken, takva, zühd, kalpleri her türlü pisliklerden arındırma, Allah ’ı zikr etme olarak ifadelendireceksin..!

Sonrasında kalkıp kendi zannındakileri, idrak edemediklerini küfürmüş gibi peş peşe sıralayacaksın. Tasavvuıf senin bahsettiklerinden "BERİDİR"..!


VAHDET-İ VÜCUT olarak senin anlayabileceğin, idrak edebileceğin hiç bir şey yok.

Kainatta var edilen her şey Allah 'ın var etmesiyle, yaratmasıyla vardır. Öyle ise her şey O 'nun varlığı ile mevcuttur. Zati sıfatları olarak değil, subuti sıfatları olarak, fiili sıfatları olarak.

Allah 'ın FİİLİ SIFATLARI nedir.?

Madde aleminde görülen, görülmeyen her şeyi yaratan, yaşatan, öldüren, tekrar dirilten, rızıklandıran O 'dur. Her şey O 'nun FİİLİ SIFATLARININ tenezzülen zuhuru olup, izafidir, mecazidir. Bİ-ZATİHİ DEĞİLDİR !


ALLAH 'IN SUBUTİ SIFATLARI NEDİR;


HAYAT : Diri olmak, O ezeli ve ebedi bir hayatla diridir.

İLİM : Bilmesi, Allah-u Teala, olmuşu, olanı, olacağı bilendir.

SEMİ : İşitmesi,  İşitmek Allah-u Teala 'nın ezeli ve ebedi sıfatıdır.

BASAR :Görmesidir!

İRADE : Dilemesidir. Her şey Allah-u Teala 'nın dilemesiyle olur.

KUDRET : Bütün mükevvenatta tesir ve tasarruf sahibi olmasıdır.

KELAM : Söylemesi, konuşmasıdır.

TEKVİN : Bütün mahlukatı yaratandır.


Hz. Allah, Beniğ Adem 'e SUBUTİ SIFATLARI 'NDAN cüz-i olarak ihsan etmiştir ...


Yaratılmışlık, var edilmiş olarak, bir tek zerre bul ve getir ki, "ONDA ALLAH 'IN VAR EDİŞİ GÖRÜNMESİN"..!

Vahdet-i Vücut olarak ifade edilen, her zerredeki tecelliyat onda görülmesin..!

Her şey, hatta bir tek toz zerresi bile boş yere var edilmedi. Her şeyin bir yaratılış maksadı ve gayesi var. Her şey bir şeye, bir şey, her şeye hizmet için yaratıldı.

Zerreden kürreye, kürreden, zerreye her şeyde Allah 'ın var etme sanatını bariz görenler, bunu Vahdet-i vücut olarak dile getirmişler. Tek tecelliyat olarak O 'nu görmüşler. Bunu Yaratanı, yaratılanda müşahade olarak da ifade etmek mümkün.

Mana olarak ; HER ZERREDE ALLAH 'IN VARLIĞINI İDRAK 'tir. Başka değil.

Hani diyorsun ya, kafanı sağa, sola, yukarı, aşağı hangi yöne çevirirsen çevir, Allah 'ın varlığı için, gerçek iman ve akıl sahipleri için deliller, ispatlar vardır. Tasavvuf erbabı bunu, teklik olarak görmüş, birlik olarak görmüş, Vahdet-i vücut olarak ifade etmişler.

SENİN İFTİRA ETTİĞİN ŞİRK TOPLULUĞU VE BATAĞI DEĞİL ..!

ALLAH 'I BİLEN, ALLAH 'I İDRAK EDEN, HER ZERREDE ALLAH 'I GÖRENDİR EHLİ TASAVVUF..!

Sürekli inkar ediyorsun, sürekli hakaret içeren yazılar yazıyorsun. Benim yazdığım yazıların zerresinde Kuran, Sünnet karşıtlığı yoktur, olamaz.

Sen ayetlerinde Evliya 'sının varlığını bildiren Hz. Allah 'a karşı duruş sergiliyorsun. Birilerinin müridi olmuş, birilerini de kendine Mürşit olarak seçmişsin. Bunların en başında gelen isim se..;

Selefiliğin mucidi, İbn-i Teymiye ki, farklı bir mezhep ortaya çıkaran zat.

İfadelerinnde de kullanmaktan çekinmediğin şeyhin için ;

İbni Teymiye rahimehullah

Şeyh Takıyüddin İbn Teymiyye

İmam İbn-i Teymiyye

ve diğer zat , İbnu'l Kayyim rahimehullah


Ve sanki bahsettiklerin, Kuran ayetiymiş gibi, sanki şahısların kendi görüş, düşünce ve inançları değilmiş gibi, insanlara empoze etmek için sunmuş olduğun şu delil adresine bir bak..!

- Deliller İbn Arabi Fusüsul Hikem ve el Fatühatül Mevkiye adlı kitapları Hazihi Hiyes Süfiyye s 34 47 .es süfiyye s 24

Sanki Kuran 'dan delil gösteriyor..!

BİZE ALLAH 'IN KELAMI KURAN-I KERİM YETER..!

 
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #266 : 02 Temmuz 2014, 03:35:50 ÖS 15 »
SONUÇ OLARAK SELEFİLİĞE BİR KEZ DAHA BAKMAK GEREKİRSE ;


Selefîyye ya da Selefîlik, Temelleri İbn-i Teymiye tarafından atılmış olan İslâm Dîni İtikadî mezheplerinden biridir.

Selef , halefin tersidir.

Tarihsel olarak önde olanlar anlamına gelir.

Selefîyye, dinde selef kabul edilen kişilere hiçbir değişiklik yapmadan "TABİİ OLMAYI" esas alır.


YANİ,  DİNİN  YAŞANIRLILIK  OLARAK ,

DÜNÜ , BUGÜNÜ  VE  YARINI OLARAK  ALINMASI  GEREKENLERE ,

İTİBAR  ETMEYİP ...!

"DÜNDE  KALANLARDIRSELEFİYELER..!


Yazık..! Dün ile bugünü bağdaştıramayanlara..!

Yazık..! Bugünde dünü, dünde bugünü bulamayanlara..!

Yazık..! Kuran 'ı bırakıp, hadislere yapışanlara.

Ve yine yazık ki, Allah 'ın ayetinde geçen Evliya 'sını değil, ilmine itibar ettiği şahısları evliya edinenlere..

Hakikaten acınacak haldesin muhterem. Allah islah etsin..
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #267 : 02 Temmuz 2014, 03:59:19 ÖS 15 »

ALLAH-U TEALA NE İLE TANINIR?

1 -Allah-u Teal’a'nın yarattıklarına ibretle bakmak, tefekkür etmek, Allah-u Teal’a'nın varlığını, birliğini, büyüklüğünü, kudretini, hikmetini ve rahmetini anlamaya sevk eder.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Onlar göklerin ve yerin muhteşem idaresine, Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmazlar mı? Ondan sonra artık hangi söze inanırlar?" (A'raf: 185)

"Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, geceyle gündüzün (birbiri ardından)gelip gidişinde elbette akıl sahipleri için ayetler (ibretler ve deliller) vardır." (Al-i İmran: 190)

"Gece ve gündüzün birbiri arkasından gelmesinde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde sakınan kimseler için deliller vardır." (Yunus: 6)

"Muhakkak ki göklerin ve yer(ler)in yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde, insanlara faydalı olan şeyleri denizde taşıyan gemilerde, Allah'ın gökten su indirip onunla ölü olan yeri canlandırmasında ve üzerinde her (çeşit) canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gök ile yer arasında (Allah'ın emrine) boyun eğmiş olan bulutları (evirip)çevirmesinde düşünen bir kavim için elbette nice ayetler (deliller) vardır." (Bakara: 164)

2 -Allah-u Teal’a'nın şer'i ayetlerine bakmak, yani; rasullerine indirdiği vahyi okuyup anlamak Allah-u teala'yı tanımaya sebep olur.



Yalan söylüyorsun. Allah 'ın yarattıklarına bakarak Allah 'ın varlığını idrak edebilen bir insan..!

VAHDET-İ VÜCUD 'un ne demek olduğunu bilendir, anlayan, idrak edendir.

Her zerrede O 'nun  "VAR ETME SANATINI" gören,

Her zerrede O 'nu Müşahade edebilendir.


Kendini bilen, Allah 'ı bilir.

Kendini bilmeden ahkam kesen de, senin içinde bulunduğun halle hallenir.

Yalan söyler, itham eder, iftira eder, gıybet eder.

Dün ile bugün arasında asla bir bağ, bir köprü kuramaz.

Dolayısı ile dünde kalandır selefiler ..!

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #268 : 02 Temmuz 2014, 04:33:06 ÖS 16 »
ABDÜLKADİR GEYLANİ Hazretlerinden arta kalanlar..!


Allah dostlarının hizmetçisi ol!

Ey oğul!

Allah dostlarının çömezi ol, yaygısı ol, etraflarında hizmetçi ol! Böyle olmaya devam edersen, işte o zaman hakiki efendi olursun.

Kim Allah için mütevazi olursa Allah onu dünyada da ahirette de yükseltir. Halkın külfetlerine katlandığın ve kendilerine hizmet ettiğin zaman Allah seni onların üstüne yükseltiyor ve başlarına reis yapıyor.

Ya bir de O ’nun kullarının seçkinleri olan sıddîklara hizmet edersen neler yapmaz ki?


Allah korkusu kalpte bir bekçidir.

Ey oğul!

Hayatının akışını, Allah için nefis muhasebesini yapanların ve Allah’tan korkanların hayatının akışına zıt olarak görüyorum. Mesela şer ve fesat ehline yanaşıyor, onlarla hemhâl oluyor, onlarla düşüp kalkıyorsun.

Buna mukabil Allah dostlarından ayrılıyor, uzak duruyorsun. Kalbini Allah düşüncesinden, Allah sevgisinden ve Allah korkusundan tamamen boşaltıp buna mukabil dünya ve dünyalık sevgisiyle doldurmuşsun. Bilmez misin ki, Allah korkusu kalpte bir bekçi, bir aydınlıktır. O, hak ile batıl arasını ayırır, haklı ile haksızı ortaya koyar.

Her şeyin sonu ölümdür.

Ey oğul!

Tasaların, neşelerin, zenginlerin, fakirlerin, sertliklerin, yumuşaklıkların, hastalıkların, acıların; hepsinin de sonu ölümdür.

Kim öldüyse kıyameti kopmuş, onun hakkında uzaklar yakın olmuş demektir. İçinde bulunduğun her şey hevesten ibarettir.

Kalbin, özün ve "batınınla", içinde bulunduğun bütün heveslerden sıyrıl!

Dünya belli bir hedefe doğru uzanmaktadır. Ahiret ise belli olmayan bir ebede uzanmaktadır. Senin dünyadaki hayatın belli bir noktaya kadar uzanır. Orada biter. Ahiretteki hayatın ise nihayeti olmayan bir ebede uzanmaktadır.

Marifetullaha koş!

Nefsi kendine hizmetçi yap!

Bütün haramları terk et!

Kendinden başkasını kötüleme!

Ey oğul!

Kendinden başkasını asla çirkin görme, kötü ilan etme! Ta ki, amellerin güzel olsun.

Bir şeyi iyi ve güzel ilan etmek de kötü ve çirkin ilan etmek de şeriatın işidir, akılların işi değildir.

Vicdanın fetvası müftünün fetvasına da hükmeder, müftünün fetvasını da fetva verir.

Zira müftü fetvasını, bir çeşit ictihadına dayanarak verir. Kalp ise ancak azimetle fetva verir.

Kalbin fetvası Allah’ın rızasına uygundur.

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #269 : 03 Temmuz 2014, 01:46:26 ÖÖ 01 »
Ehl-i kitabın Hz.. Allah ’a iman edenine, iman etmeyenine de, kafir, gavur, gayr-i müslim dediler! Semavi kitapların ve suhufların cümlesini tahrif olmuş gibi ve hükümsüz göstermeye kalkışıyorlar.

Bu, Hz. Allah ’ın Kuran-ı Kerim ’deki Ehl-i Kitap hakkındaki beyanına ters düşer. Bu zihniyetin tahribatı dünyanın her yerinde aynen devam ediyor!

Hangi şeriattan olur ise olsun, Hz. Allah ’ın bildirilerine sadık, gönül ehli, amentüye acabasız iman ettiği gibi, zevkiyle yaşayan, zikri kendisine vird edinmiş kullarının varlığı da Allah 'ın yeryüzünde rahmeti icabı varlıkları kıyamete kadar devam edecektir.

Kuran-ı Kerim ’de mü-minin bildirisi nedir bakalım;

Bakara suresi başında Hz. Allah şöyle buyuruyor:

“Kendisinde hiç bir şekilde şüphe olmayan O kitap, müttakiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir.”
Bakara 2


“O müttakiler ki "GAYB" 'a inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan düşkünlere tasadduk ederler.”
Bakara 3


“Yine onlar sana indirilenlere ve senden önce indirilene iman ederler. Ahiret gününe de kesinlikle inanırlar. ”
Bakara 4


“İşte onlar rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.”
Bakar 5


İman inanmaktır. Amentü ’nün altı şartını inanarak kabul etmektir.

“Kim Rahman’ın zikrinden gafil olursa yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar
Zuhruf Sûresi 36-37


Tasavvuf 'a girmek, Evliya 'ya biat etmek, Hz. Allah 'a yolundan ayrılmayacağına kişinin söz vermesi demektir. Bu sözünü ölünceye kadar yerine getirmek mecburiyetindedir.

Yani "zikren kesira", kesintisiz Allah 'ı zikreder.

"İbadetin az fakat devamlı olanı makbuldür" buyrulmuş. Derviş biatı ile az fakat devamlı bir ibadeti kendisine vird edinmiş olur.

Tasavvuf 'ta biat, ölünün, gasledene, yıkayıcısına teslim olması gibi de ifade edilir. İlmi kelamcılar bunu küfür gibi göstermeye çalışmaktalar.

Halbuki ölen kişi yıkanırken dökülen suya ne sıcak der, ne soğuk. Ne burnuma, ağzıma su kaçtı der, ne de orama, burama dokunma gibi yıkayıcısına müdahalede bulunur.

İslam 'da olması gereken teslimiyet, Tasavvuf dilinde bu şekilde izah edilir.

Ölüm bir yok oluş da değildir. Neden korkarlar, neden karşı çıkarlar o da ayrı bir konu. Ölüm Hakikatin, gerçeğin başlangıcı, ebedi hayata geçiş kapısıdır.

Ölü gibi teslimiyeti, Tarikatta 'ki insanları ... (hepsini de tenzih ederim)

Tabiri caizse ineğe benzetiyorlar. Varsın benzetsinler. Amma yarın gerçekle karşı, karşıya geldiklerinde iş, işten geçmiş olacak ve müdahale etme, telafi etme şansları da asla olmayacak.


Bir nebze de olsa, çok değer verdikleri akıllarını kullanabilseler, gerçek teslimiyetin Ölümden başka hiç bir şeye benzetilemeyeceğini onlar da görecekler.

Yine de Allah cümlesine hidayet nasip etsin...
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..