TASAVVUF AYRI BİR DİN

  • 307 Cevap
  • 166244 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #180 : 27 Haziran 2014, 01:44:06 ÖÖ 01 »

Biz Müslümanlar dinimizin korunduğuna yakinen iman edenleriz. Ne bu sapıkların nede diğer müsteşriklerin bir takım şüphe tohumları ekmeleri bizi asla şüpheye düşürmemiş zaten düşüremez de.

Sahip olduğun ilme alıcı bulamazsın. Varmış gibi görünse de feridir.

Dedim ki, Kuran değişmedi, değiştirilemez.

Bana itiraz ettin. Şimdi de diyorsun ki, "dinimizin korunduğuna yakinen iman ederiz"..

Bu ifaden, gerçek bir ifade değil. Kafanın içerisinde onlarca soru ve sorunların olduğu kesin.

Sizler işi şahsa indirgemişsiniz. Halbuki Hz. Allah ölüyü İsa a.s 'ın vesilesi ile diriltmişti. Doğuştan kör bir kişinin gözlerini İsa a.s 'ın vesilesi ile açmıştı.

Denizi yarıp geçmesine Musa a.s 'ı vesile kılan yine Hz. Allah 'tır.

Ebabil kuşları ile fil ordusunu yerle bir eden de Hz. Allah 'tır.

Siz sebeplere takılı kalmışsınız. Yapan ve yaptıranla değil, başa gelen sebeplere takılısınız.

Kendini tanımıyorsun ki, Allah 'ın Dini 'ni nereden idrak edeceksin. Yüzeysel, pamuk ipliğine bağlı bir inanış. Allah ıslah etsin.

Kibir gurur kalbi bir haldir size diyorum ki siz artık batını bırakıp da zahire baksanız bu sizin için çok daha hayırlıdır. Kur’an,Kur’an dedin sorduğum hiçbir soruya Kur’an dan bir tek ayetle cevap veremedin. Buradan da anlaşılıyor ki sen kendini nispet ettiğin dinden dinin temel kaynaklarından dahi bi habersin. Rabbim sana inşallah hidayet nasip ederde belki senden kurtulanlardan olursun. Senin için dua etmekten başka bir şey elimden gelmiyor maalesef.

Varlık, benlik Hz. Allah 'a mahsustur. Her ne kadar sen kalbi duygu olarak ifade etsen de, bir beşerde olmaması gereken bir hal.

Kibir, gurur kalbi bir haldir, doğru. Bak ayette Allah c.c ne buyuruyor;

Yeryüzünde kabara kabara yürüme. Çünkü sen yeri yırtamazsın, boyca da dağlara erişemezsin!
İsrâ 37


Benlikten, gurur ve kibirden Rabbıma sığınırım.


Şu cümlene bakar mısın? Kendimi, birşeyleri, hele ki İslam dini ile alakalı hiç bir şeyi ispat etme gibi bir gayretim yok”

Bu nasıl bir cümle böyle; Bir muvahhid elbette ki kendi dinini ispat eder ve dininin delillerini bilir. Aksi takdirde delillerini bilmediği bir dine kendisini nasıl nispet edebilir ki? Bu eşyanın tabiatına da aykırı değil mi? 

Burada neden bahsediyoruz.? Allah 'ın Dini 'nden..!
Başka neden bahsediyoruz ..? Allah 'ın Kelamı Hz. Kuran 'dan ..!

Ortada ispat edilmesi gereken bir şey var mı.?
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #181 : 27 Haziran 2014, 02:02:05 ÖÖ 02 »
Dinin aslını bilmeyen bu aslı elde edememiş olarak kabul edilir dolaysıyla Müslüman olma hüviyetini elde edememiş demektir. Kişi İslam ile şereflenmedikçe konuşacağı tartışacağı tüm meseleler de doğal olarak bozuk çıkar.

Peki bunu bir test edelim.

-Din nedir:
-İslam nedir:
-Müslüman kime denir:

Bu üç soruya yanıtınızı rica edelim.

Bakalım İslam ile şereflenen tarafı anlıyacağız..!


İddia ediyorum ki sizinle hangi mesele olursa olsun burada konuşsak hepsi bozuk çıkar. Çünkü İslam dininde temel kuralllar ve kaideler kriterler vardır. Tahsisler,mecburiyetler,
Zaruriyeletler,kıyaslar bu kaideler üzerinden konuşulur.

Teferruata giremem. Zaman ve süre benim için önemli. Ben İslam 'ın özünü yaşıyorum, ancak özünden bahsedebilirim. Kuran bana yetiyor. Dışında hiç bir konu beni alakadar etmiyor. Ben Allah 'ın emir ve buyruklarına itaat etmekle emrolundum.

Hz. Allah buyuruyor ki;

De ki: "Ben kendime, Allâh'ın dilediğinden başka ne bir fayda, ne de bir zarar verme gücüne sâhip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbete çok hayır elde ederdim. Bana kötülük dokunmamıştır. Ben sadece inanan bir kavim için, bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
Araf 188


De ki: «Ben kendime bile Allah’ın dilediğinden başka ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahip değilim.» Her ümmetin taktir edilmiş bir eceli vardır bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.
Yunus 49

Allah Kelamı Kuran yeter. Hepsi içerisinde mevcut.

Celalettini Rumi ile Abdulkadir Geylaniyi aynı kategoriyi koyduğun zaman sana bu iki zatın itikatlerini sorarlar bu bir kuraldır. Tıpkı Ebu Cehil ile H.z Ömeri (r.a) yı aynı kategoriye koyan birilerine bunu hangi nassa göre yada hangi kritere göre yaptın demek gibi.


Ebu cehille, Mevlana hazretlerini aynı kefede tutman ..! Maşallah dedirtecek cinsten.

Mevlana 'nın nesi seni rahatsız ediyor.? Ölçün ne, kantarın, terazin ne.? Sendeki ilim onları anlamaya yeter mi sanıyorsun.? Yazık ..

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #182 : 27 Haziran 2014, 04:57:22 ÖÖ 04 »
Kutbay abim çok teşekkür ediyor ve Rabbimden sana ve ailene dua ediyorum inşaAllah.

Düğün sebebiyle abilerim akrabalarım İstanbul’a gelmek için biletler almışken düğüne bir gün kala ben Van’a gitmek durumunda kaldım zaten daha henüz Van’dan yeni gelmiştim. Gün içerisinde üç tane kalp krizi geçirmiş ancak bunu her zaman ki rahatsızlıkları zan etmişler. İş böyle olunca hastahaneye intikali bir hayli geç saatlerde olmuş ve maalesef geç kalınmıştı. Ben yoldayken vefat etti.

Yani anlayacağın biz insanların bir hesabı var birde Allah’ın hesabı var şüphesiz mutlak doğru olan Allah’ın hesabıdır.

Diğer arkadaşlarda bana özelden ulaştılar baş sağlığı dilediler buradaki tüm arkadaşlara ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum biznilllah. Sizlere selam olsun.

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #183 : 27 Haziran 2014, 05:10:16 ÖÖ 05 »
Ya osiko o ne  >:( …..abooo  ;D

Ya bi durda nefes al….. sen o kadar şeyi söyledin iyide, biz nasıl onları hem okuyacağız hemde tek tek cevap vereceğiz bunu hiç düşündün mü?

Şimdi kutbay abiminde dediği gibi meseleleri tek tek ele alalım yoksa böyle peş peşe yazılar yazarsan konular karışır.

Osiko sen sanırım henüz benim düşüncelerimi bilmiyorsun ancak senin yazdıklarından ben az çok düşüncelerini gördüm istersen ben sorumu sorayım onun üzerine yol alalım olur mu? Yok illaki ben önce soru soracağım dersen buyur seni dinliyorum.

Yalnız baştan söyleyeyim ben İslami kavramları yeri geldikçe kullanırım buna kızmak darılmak yok hakaret yapmakta yok.

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #184 : 27 Haziran 2014, 05:42:45 ÖÖ 05 »
Tekrardan abooo...

Yazdıklarını kısmen okudum..

Ya arkadaşlar bu düz vitese takmış gidiyor ve işin kötü tarafı sokak diliyle konuşuyor.şu cümlesine bakar mısınız?

"Benim için ne dilersen Allah sana kat ve kat mislini versin."

Mahallede insanlar kavga ederken komşusuna benim için nasıl bir beddua etmişsen Allah sana iki katını versin derlerdi.

Galiba ben bu işe yokum. Bunun yazdıkları satırların aralarındaki şirkleri küfürleri temizlemek için günlerce çalışmak lazım. Bence bu iş FECR hocaya kalmıştır. Hocaya Allah kolaylık versin.

Ben osikoya dedim ki sorularıma cevap verirken nakil yapmadan sadece akıl ve vahiy eksenli deliller getir o bu sözüme cevaben benim ayet delil getirmem neden seni rahatsız ediyor ki demiş. Yani nakil ve vahyi dahi karıştırmaktadır.

Osiko sana din adına birileri birşeyler sorduğunda böyle sokak ağzıyla değil ilmi bir şekilde yani delille cevabını verirsin sonrasında kim ne düşünürsen düşünsün bunun hiçbir önemi yoktur.



*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #185 : 27 Haziran 2014, 09:13:25 ÖS 21 »

Yazdıklarını kısmen okudum..

Ya arkadaşlar bu düz vitese takmış gidiyor ve işin kötü tarafı sokak diliyle konuşuyor.şu cümlesine bakar mısınız?

"Benim için ne dilersen Allah sana kat ve kat mislini versin."

Mahallede insanlar kavga ederken komşusuna benim için nasıl bir beddua etmişsen Allah sana iki katını versin derlerdi.



Benim için ne dilersen Allah sana kat ve kat mislini versin..! Evet sokak dili diyorsan, sokak dilidir. Hayır olarak ne dilersen, şer olarak ne dilersen Allah c.c kat ve kat fazlasını versin . Bundan daha güzel bir dua olur mu.?

Sen söyledin;


Rabbim sana inşallah hidayet nasip ederde belki senden kurtulanlardan olursun. Senin için dua etmekten başka bir şey elimden gelmiyor maalesef.


Benim için dua ettiğini ifade eden sensin. Demek ki hayra alamet şeyler dilemedin.

Ama her ne dilersen dile fark etmez. Dua da olsa, beddua da olsa hak edecek bir durum söz konusu ise, dönüp, dolaşıp layık olduğu yeri bulur.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #186 : 27 Haziran 2014, 09:35:31 ÖS 21 »

Ben osikoya dedim ki sorularıma cevap verirken nakil yapmadan sadece akıl ve vahiy eksenli deliller getir o bu sözüme cevaben benim ayet delil getirmem neden seni rahatsız ediyor ki demiş. Yani nakil ve vahyi dahi karıştırmaktadır.

Osiko sana din adına birileri birşeyler sorduğunda böyle sokak ağzıyla değil ilmi bir şekilde yani delille cevabını verirsin sonrasında kim ne düşünürsen düşünsün bunun hiçbir önemi yoktur.


İsmimi doğru yaz. İlk mesajında da ismimi aynı şekilde kullandın, sonrakilerde de.

 Ayrıntılar küçük şeylerde gizlidir. Her ne olursa olsun, karşındakini küçümseme, hakir görme. Ben kapımdaki köpeğe bile köpek muamelesi yapmadım yapmam.

İfadeler sert gibi görünse de, arkasında gizli olan inanmışlığın vermiş olduğu bir muhabbetin  olduğu da bir gerçek. Yoksa burada senin ne işin var, benim ne işim var.?

Saygı çerçevesinde vereceğin cevapların, soracağın soruların var ise buyur.

Cevap ver dediğin için yazdım. Senin yazmış olduğun yazıya aynı şekilde uzunca bir yazı yazarak cevap vermem imkansızdı. O yüzden ayrı, ayrı cevap vermeye çalıştım.

Allah 'ın Dini, İslam 'dan bahsedeceksek, bende akıl yok, Kuran var. Maddenin olduğu yerde mana bulunmaz. Madde ile mana ölçülmez. Akıl dünyalıktır.

Dünya işlerinde aklın önüne geçebilecek başka bir alternatif yok. Fakat ahiret işini, akıl anlayamaz, çözemez, idrak edemez, İşin bu tarafını anlamak, çözmek, idrak etme işi gönle aittir.

Lafla peynir gemisi yürütmeden buyrun..
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #187 : 27 Haziran 2014, 11:10:42 ÖS 23 »
Osisko neden bu kadar sinirlisin?

Kavga eder gibi din konuşuyorsun?

Osisko o verdiğin ayetlerden hareketle Yahudi ve Hıristiyanların cennete gideceğini mi düşünüyorsun yoksa ben mi yanlış anladım? Yani şuan ki Yahudi ve Hıristiyanlar Müslüman mı? Bunu mu diyorsun.?

Birde şeyi merak ettim ancak Allah'ı inkar eden müşrik olur filan diyorsun galiba böyle bir şey söylemiştin. Mekke putperestleri Allah'ı inkar ediyorlar mıydı ki müşrik oldular.? Hem Allah'ı inkar eden nasıl müşrik olur bunu açıklar mısın?

Birde benim akidem hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan nasıl o kadar yazı yazdın onuda anlamış değilim. İnsan biri hakkında birşey söyleyecekse önce onun akidesini bilmesi gerekmez mi?


*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #188 : 27 Haziran 2014, 11:42:30 ÖS 23 »

İslam çatısı altında doğan, yaşayan ve ölen, Allah 'a inanan herkes Müslüman. Allah 'a inanmayanlar sa kafirdir. Her ne kadar kafirdir desek de, sonlarını Rabbimiz daha iyi bilir.


İşte kullandığım ifade bu ..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #189 : 27 Haziran 2014, 11:43:35 ÖS 23 »
EVVELKİ İNDİRİLMİŞ OLAN HİÇ BİR HAKK KİTAP İPTAL OLMADI,
 
DEĞİŞTİRİLMEDİ, HÜKÜMSÜZ KILINMADI.


Herhangi bir Hakk Kitap için değiştirildi, hükümsüz kılındı, tahrif edildi gibi iman dışı telkinlerde bulunanlar olur ise, gerçek iman sahibi olduğunu iddia eden kişilerin buna asla itibar etmemeleri gerekir.

Allah 'ın Kelamı olan hiç bir Kitabın hükümsüz olması, tahrif edilmesi mümkün değildir.

Amentü, yani Kuran 'ın özünden çıkartılan imanın esaslarında, evvelki indirilen kitaplara iman, mü-min olmanın şartlarındandır.

Eğer ki iptal olan bir şeriat, hükümsüz kılınan bir peygamber, tahrif edilip değiştirilen her hangi bir kitap olmuş olsa idi, bunun hakkında son kitap Hz. Kuran 'da ayet olması gerekirdi.

Evvelki gönderilen Peygamberlere, indirilen Kitaplara iman etmemiz Hak Teala tarafından bizlerden istenmezdi.

Bakın ayette Hz. Allah bizlere neyi emrediyor;

Ey inananlar, Allah'a, Elçisine, Elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirmiş bulunduğu kitaba inanın. Kim Allâh'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse o, delalete uğrayanlardandır.
Nisa 136


Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara işte Allah onlara pek yakında mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Nisa 152


Gönderilen Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de iman ettiler. Onlardan her biri “Allah'a, meleklerine kitaplarına peygamberlerine iman ettiler.” «Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini ayırmayız. Onları “İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, mağfiretini niyaz ederiz! Dönüş yalnızca sanadır» dediler
Bakara 285


Yukarıdaki ayetler İmanın özü olan Amentüyü ifade ediyor.


Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, onlara cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, büyük kurtuluştur.
Tevbe 111


Üstteki ayette ise, Hakk kitapların Allah 'tan biz insanoğluna birer vaad olduğu ifade
edilmekte.

Ehli kitap neymiş, kimmiş bakmasını bilen anlayacak inşaallah.

Tek bir Allah 'ın kulları olan Ademoğluna farklı din isnat edenler,

İsnat ettikleri bu din ile ehli Kitaba kafir, gavur, gayrı müslim gibi ifadeler kullananlar,

Allah 'ın Kelamı olan Ehli Kitap için, değişti, tahrif edildi, hükümsüz gibi ifadeler kullananlar,

Allah 'ı bilmeyenler, Din-i İslam 'ı anlamayan, idrak edemeyenlerdir.

Bunlar kulaktan dolma bilgileri, bazı hadis ve ayet benzetmeleri ve ifadeleri ile insanlara sunmaya çalışanlardır ve Allah 'ın rahmetinden faydalanamayacak olanlardır.  

Bunlara haddini Hz. Allah muhakkak surette bildirecektir.

Ayetinde ;

‘‘İslâm’a çağırırken Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir. Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.’’
Saff 7

Buyurmakta..

Bakarsak göreceğiz, biz görmesek de, Hz. Allah görmemizi, farketmemizi sağlayacaktır.

Yeter ki bizler samimi ve dürüst olalım..


"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #190 : 27 Haziran 2014, 11:59:22 ÖS 23 »

Osisko neden bu kadar sinirlisin? Kavga eder gibi din konuşuyorsun?

Kavga eder gibi değilim. Karşıya yansıyan hal bu olabilir. Ama Kuran 'a aykırı şeyler gördükçe, tartışma adına karşı, karşıya geldiğim insanların hallerine üzülüyorum.


Osisko o verdiğin ayetlerden hareketle Yahudi ve Hıristiyanların cennete gideceğini mi düşünüyorsun yoksa ben mi yanlış anladım? Yani şuan ki Yahudi ve Hıristiyanlar Müslüman mı? Bunu mu diyorsun.?

O zamanki, bu zamanki kavramını bana izah edermisin.? Dün ile bugün arasında ne gibi bir farklılık var.? Sen bana bunun izahını yap, ben sana cevabını vereyim.



Birde benim akidem hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan nasıl o kadar yazı yazdın onuda anlamış değilim. İnsan biri hakkında birşey söyleyecekse önce onun akidesini bilmesi gerekmez mi?


Peki o zaman, senin bana yaklaşımınla ben sana cevap verdim desem..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #191 : 28 Haziran 2014, 12:03:55 ÖÖ 00 »

--Konuyla ilgili tüm yazıları okuma imkanım olmadı

-- uzun süredir forumdan uzak kaldım.

-- foruma giremedim ve konuyu takip etme imkanımda olmadı.

-- Ancak göz attığım bölümlerde gördüğüm şeyler gerçekten beni şok etti.

Çok mealci insanlarla karşılaşmışımdır,lakin hem mealci hem Tasavvuf şirk dinine mensup hem ateist hemde sıkıştığında nakil kullanan biriyle  ilk kez karşılaşıyorum. Bu sebeple dikkatimi çektiniz.

Maşallah demezler mi.? Sen benim yazılarımın tamamını okuma, şöylece bir göz at ve benim hakkımda genel bir bilgi sahibi ol ..!

Güldürme adamı...

İlahi tecelliyat, başka ne denir.?
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #192 : 28 Haziran 2014, 01:51:38 ÖÖ 01 »
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Yerde olan şeylerin hepsini sizin için yaratan O’dur. Sonra o gökyüzüne yönelerek gökleri de yedi kat halinde nizama koydu. O, her şeyi iyi bilendir." Bakara/29:"

Osiko; Seninle konuyu devam ettirmeyi düşünmüyorum. Bu sebeple sadece bu son yazdığın saptırmalara cevaplar yazacağım ve kendimce konuyu kapatacağım inşaAllah.

Eğer bir usüle bağlı  ve dini kaideler çerçevesinde meseleleri münazara etme adabına riayet etmiş olsaydın seninle konuları tek tek konuşurduk biiznilllah. Ancak gerek meselelere yaklaşım biçimin olsun gerek dini konulara olan uzaklığın olsun bunu mümkün kılmamaktadır.

Nübüvvetten sonra değişik fırkalar türediği herkesin malumudur. Bu fırkalar her ne kadar dinde temel kabul edilen asıllar hususunda bile tefrikaya düşmüşlerse de sonuç itibarıyla özden kopan bu fırkalar yine de kendilerini İslam ile bağdaştırmaktan geri kalmamışlardır.

Bu fırkatalardan biride tarihte Harici ve Haşeviyye olarak bilinen fırkanın itikadinin ortak özelliği olan akıl ve vahiy eksenli istidlal yoluyla hüküm çıkarmak yolunu seçmişlerdir.
Bu fırkanın günümüzdeki uzantısı bilindik manada ki mealcilerdir.

Mealcilik günümüz bozuk renklerinde olan bir renktir. Bunların temel özelliği vahiy eşittir akıl. Bunlar için kendi akıl kapasitelerine aykırı yada kendilerince müşkil gördükleri Rasulullah’tan geldiği sabit olan rivayetlere karşı bile ateist bir tutum içerisine girerler.  

Biz bunlarla konuşunca onlara diyoruz ki dini temsil eden bir metnin manen veya lafzen akla aykırı olması şayet inkar sebebi ise o halde siz bu tutumunuzu neden Kur’an ayetlerine karşıda sergilemiyorsunuz.? Kur’an da yüzlerce ayetler vardır ki ne bilim ne fizik ne akıl nede mantık kabul eder. Eğer bir haberin sıhhatinin yani doğruluğunun ölçüsü akıl ise o halde bu aklın aklen müşkil görülen ayetleri de inkar etmesi gerekir.

Aksi takdirde bunların tenakuzdan kurtulması mümkün değildir.

Bu fırkanın dini felsefesi tamamen çelişkilerle doludur. Bu kafatasına sahip akıl dini sadece soyyut bir takım bilgilerden ibaret sanmaktadır.

Günümüzde iki türlü mealci taifesi vardır;

1.Gruptakiler sünneti tamamen tadil ederek inkar ederler bu grup katmerli bir şekilde küfür içerisindedir. Bu küfrün illeti nübüvvet makamının inkarıdır. Çünkü nübüvvet makamını inkar etmek küfürdür. Dolaysıyla bunlar katıksız bir şekilde kafirdirler.

2.Gruptakiler bu tutumlarını biraz daha farklılaştırarak sünneti inkar etmediklerini ancak sünneti temsil eden sözleri inkar ettiklerini, bunlara uymanın herhangi bir zorunluluk taşımadığını iddia ederler. Ancak bunlara sünnet tanımınız nedir diye soru yöneltiğimiz de verdikleri cevap birinci gruptakilerle pekte bir farklarının olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Bunlar peygamberliği kategorize ederler şöyle ki;

Elçilik makamı

Devlet başkanlığı makamı

Aile reisliği makamı

Ordu komutanı makamı gibi bundan sonrada peygamberin elçilik makamı dışında ki tüm yaşantısının zaman ve şartlar içerisinde itaatin gerekli olduğunu iddia ederler. Bu sebeple zaman ve şartlar değiştiğinden dolayı ve peygamber hayatta olmadığından dolayı artık böyle bir itaatin gerekliliğinin de söz konusu olmadığını söylerler. Binaenaleyh mutlak itaati gerektiren peygamberin elçilik makamında söyledikleridir buda zaten Kur’an dır derler.

Sonuç itibarıyla bunlarda bu inkarlarından dolayı kafirdirler. Çünkü peygambere iman ve itaat dinin asıllarındandır bunun inkarı küfürdür. Bu ön bilgiden sonra diyebilirim ki bu yaşıma geldim hem vahdeti-vücutcu hemde mealci materyalist birine hiç rastlamış değilim. Osiskonun sayesinde onu da gördük.

Gerek klasik manadaki sahtekar tasavvufçular olsun gerek vahdet-vücut şirki batağının içerisinde boğulan “Hiçlik” çiler olsun evet bunlar bırakın muteber hadis kaynaklarımızdan geçen hadislere karşı bir inkar içerisine girmiş olsunlar bunlar ehli-sünnet muhaddislerin bile hiçbir suretle kabul etmedikleri binlerce batıl uydurmaları bile kabul ederler. Bunlar peygamber adına bir ton yalan hadis uydurmuşlardır. Lakin burada ki osisko vakası tam manasıyla bir afettir.

Mealci materyalist zihniyetli bu taifenin öne sürdüğü en büyük şüphe Kur’an’ın korunduğu ancak sünnetin korunmadığı yönündeki saptırmalarıdır. Bu zevatlara  peki Kur’an’ın korunduğuna dair bize bir bilgi bir delil getirin dediğimizde de hemen önümüze Hicr/9.ayeti koyarlar. Bizde onlara diyoruz ki peki bir şey kendi kendine delil olur mu?

Bu aklen mümkün mü? Madem ki aklınız herşeyin belirleyicisidir aklınıza uymayan bilgiler bidat ve hurafedir ki bunlar peygambere ait olsa bile o halde birşeyin nasıl kendi kendine delil olduğunu da o olmayan aklınıza göre bize açıklayın.

Onlara ateist biri sizin bu öne sürdüğünüz ayeti bu kitaba sokuşturduğunu iddia ederse siz o zaman buna nasıl bir cevap vereceksiniz bunu hiç düşündünüz mü .? Kısacası bunlar tam manasıyla sünnete karşı ateistirler. Bunlara göre eğer Buhari de bu hadisler korunmuştur diye bir hadis olsa imiş bu sünnetinde korunmuş olduğuna delil olurdu?

İşte zihniyet, işte mantık, daha doğrusu işte mantıksızlık.

Din Allah’ın dinidir ve akla uygundur zira din aklın üstündedir. Akıl her bir meselede dini bilgileri algılama filtreleme kapasitesine sahip değildir. Çünkü din aklı halk edenin dinidir. İşte Kur’an-ı Kerim 13 yıl boyunca Mekke de bu inanışa davet etmiş ve nizam, ibadet, helal, haram,hukuk meselelerine fazlaca girmemiştir. Çünkü iman olmadan şeriat olmaz. Dini emirler olmaz.

İman olmadan hiçbir şeye ne cevap nede delil sunmak mümkün değildir. Bugün ateist olan birine siz Allah’ın var olduğunu Kur’an dan delillerle sunsaniz bile o yine inkar eder.

Bunun tek tük de olsa Mekke de izlerine rastlamak mümkündür. Nübüvvet döneminde dehriler (Dehriyyun) vardı. Bunlar zamana taparlardı ve her şeyi zamanın yok ettiğine inanırlardı.

Allah- Teâl’a şöyle buyurmaktadır

“Hâlbuki (onlar): 'O (hayat), ancak bizim bu dünya hayâtımızdır; (burada) ölürüz ve(burada) yaşarız; hem bizi ancak zaman helâk eder!' dediler. Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Doğrusu onlar ancak zanda bulunuyorlar.”Casiye/24

Bu sebeple bir gün Rasulullah (s.a.s) dini tebliğ ederken bunlardan bir tanesi koşarak mezarlığa gider ve bir parça kemik alır Rasulullah (s.a.s) in önüne atarak senin Rabbin bu kemiğe mi yeniden can verecek? der: Bu hadiseyi ayette görelim inşallah

Allah- Teâl’a şöyle buyurmaktadır

Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" İsra/49

Hal böyle iken günümüzde bazı insanlar Mekke putperestlerinin Allah’ı inkar ettiğini bundan dolayı müşrik olduklarını söylemektedirler aynı osisko gibi;

Halbuki bu tamamen cehalet sonucu söylenmiş bir sözdür. Allah’ı inkar etmek müşriklik alameti değil kafirlik alametidir. Müşrik Allah’a inandığı halde Allah’a ortak koşan kimsedir.

Müşrikler, Allah’a ait olan yaratmak, öldürmek, diriltmek, belalara uğratmak, yok etmek gibi fillere inanırlardı. Ancak dehriler yani zamana tapanlar bu filleri zamana vermekteydiler.

Yine müşrikler zamanı “İlah” olarak kabul etmemekte, ancak halefleri olan Dehriyyun felsefecilerin iddiası ezeli olan yani kadim olan zaman olduğunu söylemekteydiler. Böyleci zamana İlah vasfı vermekteydiler.

Allah- Teâl’a şöyle buyurmaktadır

“Ve muhakkak ki; Biz, sadece Biz hayat veririz. Ve Biz öldürürüz. Ve varis olanlar da Biziz.”Hicr/23

Dehrilerde inanç bu şekilde iken Mekke müşriklerinde Allah inancı şu şekildedir.

“Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler.”Lokman/25

Allah- Teâl’a şöyle buyurmaktadır

Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?Ankebut/61

Allah- Teâl’a şöyle buyurmaktadır.

“Andolsun, onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye soracak olsan, elbette 'Allah' diyecekler…..”Zümer/38

Allah- Teâl’a şöyle buyurmaktadır.

“İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.”Zümer/3

Tüm bu ayetlerde görüldüğü üzere Mekke putperestleri Allah’ı inkar etmiyorlar tam tersi Allah’ı Rububiyet tevhidinde birliyorlar. Ancak buna rağmen Allah onların bu Allah inançlarını kabul etmiyor ve onları müşrik olmakla damgalıyor.

Durum böyle iken yani müşriklik illetinin şirk olduğu ayetlerde vurgulanmışken günümüzdeki tasavvuf batıl dinine sahip ulema müşrikliği Allah’ı inkar etmek olarak sunmaya çalışmaktadırlar. Allah’ı zatında fiiilerinde sıfatlarında tevhid edememiş ve bu alanlarda birçok şirk küfür içerisine girmiş insanları bile Müslüman olarak isimlendirmektedirler.

Bunlar hiçbir güce sahip olmayan yaşlandıklarında kendi hacetlerini bile giderecek güçten mahrum olan güyya ermişleri Allah’a denk tutuyorlar. Bu kafatasına göre ermiş olarak kabul ettikleri ve hiçbir dini bilgiye olmamasına rağmen bunları Allah’ın evliyaları olarak görmektedirler. Oysa ki Allah’ın evliyalarının gerek Kur’an da gerek sünnette vasıfları açık bir şekilde verilmiştir. Oysaki  bu mutasavvuf sapkınlarında ne ilmen ne amelen ne de fikren bu vasıflar bulunmamaktadır.

Allah’a ait sıfatları Allah’ın kudretini delil göstererek bu sıfatları şeyhlerine verirler. Ve Rabıta adı altında şeyhlerinin kendilerini bilmem hangi gözüyle müşahhas ettiğine iman ederek zaten var olan onlarca küfürlerine bir başka küfür katarlar.

Allah- Teâl’a şöyle buyurmaktadır.

“(Kâfirler) O’nu (Allah’ı) bırakıp, hiçbir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, öldürmeye, hayat vermeye ve ölüleri yeniden diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler.” Furkan/3

Bunlar İmam İbni Kayyım (rahimehullah) ın da dediği gibi çok ama çok ağır hastadırlar. Bunların tedavisi mümkün olmadığı gibi onlara ilaç olabilecek bilgilere karşıda bunlar zahiri bilgilerdir bunlarla ancak peygamberler uğraşırlar bizim zahiri yani şeriatı vasf eden şeylerle işimiz olmaz derler. Bu sebeple bu yolda sapıtmış olan nice Yunus Emreler Celalettini Rumiler şeriati küçümseyici  cümleler kullanmakla yetinmezler Cennet hakkında bile inanılmaz sapıkça sözler sarf ederler. Bunlar akıllarını ve nefislerini birer ilah edinmişlerdir de kendileri ile birlikte milyonlarca insanı da cehennem çukuruna götürmekteler.

Allah- Teâl’a şöyle buyurmaktadır.

“İşte arzusunu kendisine ilâh edinen ve Allah’ın ilim üzerinde dalâlete attığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üzerine de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Peki onu, Allah’dan sonra kim hidâyete erdirebilir? Hiç ibret almıyor musunuz?” Casiye/23


Oisko az sabret sen çok yazdın daha yazım devam edecek…

Devamı var……………

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #193 : 28 Haziran 2014, 02:40:03 ÖÖ 02 »
Hakikati, Allah 'ın bizlere bildirdiği, Peygamber efendimizin bizlere tebliğ ettiği gibi saf ve yalın, kul kelamı karıştırılmadan öğrenmek, anlamak, idrak etmek istiyorsak, Tasavvuf 'suz olmaz.

Tasavvuf erbabı konuya, mana boyutunda, batini yanını algılayarak bakar. Maddeyi, manadan uzak tutar, iç içe girmesine müsaade etmez. Çünkü Allah 'ın ilmine zahiri olarak bakmak, manayı idrakten ziyade, Allah muhafaza kişiyi şirke götürür.

Kuran, zahiri bakışla idrak edilemez. Zahiri bakılan her şey, aklın çekim alanından kurtulamaz ve işin batini yanını göremez. Küfre düşer.

Mesela ;

Zaman mevhumu biz kullar içindir. Allah 'ın adalet ve kanununu zaman mevhumunda düşünmeye çalışmak, insanı imansızlığa sürükler. İlahi olan hiç bir şey zaman kılıfı içerisinde düşünülemez, idrak edilemez.

Zaman mevhumu, dünya hayatı içindir. Biz insanoğlu içindir. Her şeyin belirlenmiş bir zamanı olduğunu Hz. Allah Kuran 'da bizlere bildirmekte.

Dünyanın belirlenmiş olan zamanını, kaç yıl olursa olsun..! Milyon, Milyar, Trilyon sene..!

Ebedi, "sonsuz ahiret hayatının" üzerine konulduğu zaman, dünya hayatının aslında bir hiç olduğu görülecektir. Mutasavvifin bunu şu şekilde ifade eder;

"Ecel ile burun buruna geldiğinde, yaşın kaç olursa olsun, geçmişine bakacaksın ve dünya hayatı sana, üç, beş dakika bir ağacın gölgesinde, gölgelenmiş kadar da gelmeyecek".

Bir yanda başlangıcı ve sonu belirlenmiş olan bir dünya hayatı, diğer yanda ise, başlangıcı ve sonu olmayan bir ahiret hayatı..! Onun içindir ki, zaman mevhumu yalnızca dünyayı ilgilendirir.

Bu işe akıl erdirilebilir ise, zahiri olarak Allah 'ın ilmi de anlaşılır, çözülebilir. Manaya bakış, madde gözü ile olursa, akıl bir çok şeyi kendi algılaması ile çözmeye çalışır ve battıkça batar. Bir çok şeye itiraz eder, bir çok şeyi inkar eder, bir çok şeyi asla kabul etmez.

Allah 'ın varlığını kabul, aklın değil, gönlün işidir. Zahiri ilme güvenen kişi bunu nasıl ifade edebilir.? Bu yüzden İman ettim demek yetmiyor.

Oysa her hadiseyi Allah 'ın biz kulları için taktiri, tertibi, tanzimi olarak düşündüğümüzde, akıl girebileceği zerre kadar bir açıklık bulamaz.

Hem, dünya hayatını bir imtihan olarak düşüneceğiz,

Hem de kalkıp "bu imtihanın soru ve cevaplarını sanki biliyormuşuz gibi davranacağız"..!

Kendimizi kandırmayalım. Allah 'ı hiç kandıramayız. Kendimizi gerçek manada samimi olarak sorguladığımız zaman, hakikaten de elde hiç bir sermayemizin olmadığının farkına varırız. Elde olduğunu zannettiklerimizin de bize hiç bir faydasının dokunamayacağı görürüz.

Tasavvufta bu bilinç her zaman vardır.  Küfür diye avamın değerlendirdiği "HİÇLİK" , aslında kul olarak insanların olmaları, bulunmaları gereken bir makamın adıdır.

"HİÇLİK" :  Kulun Allah 'a karşı aczini, muhtaçlığını idrak etmesi, güç ve kudret sahibi olarak her hadisede yalnızca Yaratanını görmesidir. Aksi taktirde benlik, gurur, kibir ve ucuptan kurtulamaz.

Yoksa HİÇLİK, yok olmak, silinmek, anlamında değildir. Zahiri ilim bunu anlamaz.

Zahiri ilmin kendisince bir çerçevesi vardır. Her şeyi bu çerçeve içerisinde düşünmeye, algılamaya, anlamaya çalışır. Beş duyudan öte yolu olmaz.

Tabii ki sonuç olarak da manadan bahsetse de, maddeden öteye yolu olmaz.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #194 : 28 Haziran 2014, 02:57:38 ÖÖ 02 »

İslam çatısı altında doğan, yaşayan ve ölen, Allah 'a inanan herkes Müslüman.

Allah 'a inanmayanlar sa kafirdir
. Her ne kadar kafirdir desek de, sonlarını Rabbimiz daha iyi bilir.İşte kullandığım ifade bu ..!


Arkadaş, yalan yanlış ifadeler kullanma. İfademi az önce belirttim.

Hal böyle iken günümüzde bazı insanlar Mekke putperestlerinin Allah’ı inkar ettiğini bundan dolayı müşrik olduklarını söylemektedirler aynı osisko gibi;

Yukarıdaki iftira şahsınıza aittir. Ben senin ifadendeki gibi bir cümle kullanmadım.

Benim en son gönderdiğim mesaj dahil, tüm yazılarımı irdele. Hiç bir yazımda müşrik kelimesini bulamazsın. O kelam sizlerin kelamıdır.

Eğer ki yazılarımda müşrik kelimesini bulamazsan her sonuca katlanmalısın ..
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..