TASAVVUF AYRI BİR DİN

  • 307 Cevap
  • 169090 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #150 : 23 Haziran 2014, 04:59:52 ÖÖ 04 »
Gerçek ehli tarik, ehli tasavvufun her an yer yüzünde mevcudiyetleri ALLAH 'ın rahmetinin eksilmeyen tecellisidir. Bu rahmeti ilahi kıyamete kadar yer yüzünde mevcut olacak.

Olmaması zulümdür. Rabbımızı bu zulümden tenzih ederiz.

"Kıyamet kopmadıkça tövbe kapısı kapanmayacaktır" müjdesini iyi anlamak gerek.

Her zaman arayan nasiplisi, nasibini bulur. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Eğer murat değilsen, mürit ol-maya çalış. Kula bu rahmetin önü açık bırakılmıştır.

Murat olan ruh, ruhlar aleminde "Ben sizin Rabbınız değil miyim?" Hitabına tereddüt etmeden "beli" yani evet diyen ruhlar, daha dereceleri yücelsin diye kazanç yeri olan dünyaya, bila istisna bütün ruhlar cesetlenerek gönderildi.

Sonsuz rahmeti ilahinin zuhuru olarak yer yüzünü kulun hayrına tertip ve tanzim etti Hazreti ALLAH. Bahşedilen cüz'î iradesinden Beniademi sorumlu kılıp, elçileri vasıtası ile meka-rimi ahlak rahmetini bütün kullarına sermaye olarak lutfetmiştir.

Murat olan kul için rahmet yolu daha açık. Gazabı ilahiyi celbeden yollar murat için de açık ise de, avam gibi nefsani arzularının esiri değildir. Ufak bir kıvılcım muradı uyarmaya yeterli olur. Dereceleri yücelsin diye dünya lutfedilmiş kazanç yeridir.

Tasavvufta izah edildiği gibi "kavis" tabir edilir. Ruhlar cesetli olarak kavisi tamamlamak mecburiyetindedirler. Dünyada kavislerini tamamlamaya ömrü yetmeyen iman ehlinin kabir hayatına imanlarını götürebilenlerine kabir hayatında kavislerini tamamlama imkanı verilmiştir. Fakat dünya gibi kabir hayatı kazançlı olmayıp müddeti daha uzundur.

Acabasız, ALLAH 'ın birliğine iman eden, elçisi olarak resüllerine, semavi kitaplara, suhuflara, meleklerine, öldükten sonra dirileceğine, hayır ve şerrin ALLAH 'tan olduğuna iman eden bahtiyarlar murattır.

Mutlak adalet sahibi olan Hazreti ALLAH onları kafir olarak huzuruna götürmez.

"Murat nazdadır, mürit niyazdadır" denildi.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #151 : 23 Haziran 2014, 08:52:53 ÖS 20 »
Allah ’ın kanunları aklın dışında değil ama, akıl, bütün kanun-ı İlahi ’yi ölçecek kabiliyette değildir.

Hazret-i ALLAH hiç bir kulunu adaleti icabı rahmetinden mahrum koymamış, yeryüzüne elçi göndermediği zaman veraset taşıyan varisü’n-Nebi ki, ALLAH ’ın Evliya 'ları ile kullarının, Peygamberinin getirdiği şeriat üzere yaşamaları ve biat Rahmetinden de mahrum koymamış!

Cümle güç kuvvet hazreti ALLAH ’a mahsustur.

- - Ne Peygamber efendilerimizin,

- - Ne de Evliyaullah 'ın,

- - - - Ne gazab-ı ilahiden kişiyi kurtaracak gücü,

- - - - Ne de dilediğini cennetlik yapacak yetkileri vardır...!

Bu gücü kendinde varmış gibi göstererek mürşitlik iddia eden kişi sahtekar ve zındıktır... Güç, kuvvet, affu mağfiret, yaşatmak, öldürmek, diriltmek, rızıklandırmak yalnız ve yalnız Hazret-i ALLAH ’a mahsustur.

Bu yönlü, peygamber efendilerimiz de salahiyetli değildir. Efendimiz s.a.v ;

“Ya Fatıma, kalk namaz kıl. Sakın, babam peygamber diye ihmal etme. ALLAH ’ın rahmeti olmadan ben de bir şey yapamam.” buyurmuşlardır.

Güzelliklerin zuhuruna Hazret-i ALLAH Din-i İslam ’ı vesile kılmıştır. Emr-i ilahiler küllü rahmettir.

Şunu iyi bilelim ki: Rahmet-i ilahiyenin kafirden zuhuru; gazabı ilahinin mü-min 'den zuhuru görülmemiştir. Ve dahi düşünülemez de!

Dünya hayatındaki tanzim edilen ilahi vazifelerini, ahirette lüzumlu olan azığını, dünyada iken umursamayan insan, iki cihanda da rahmet-i ilahiyeden mahrumdur!

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #152 : 23 Haziran 2014, 09:29:56 ÖS 21 »
 DİKKAT EDELİM .! HAZRET-İ ALLAH ZATİ SIFATI İLE MEKÂNDAN MÜNEZZEHTİR.! 

FİİLİ SIFATI İLE HER YERDE HAZIR VE NAZIRDIR.

BÜTÜN ALEMDE GÖRÜNEN MADDİ ZUHURATLAR BİZATİHİ DEĞİLDİR, İZAFİDİR, MECAZİDİR.

HAKİKATİN MADDE ALEMİNE YANSIMASIDIR.


"YERDE ALLAH, GÖKTE ALLAH” DİYE HİTAPLAR DA DOĞRU OLMAYIP, HATADIR.

Bütün kainat; Allah ’ın ilim ve iradesinin tezahürüdür. Bizatihi tecellisi değildir, fiiliyatının tecellisidir…

Fiili sıfatları bizim alemde gördüğümüz her şey, her varlık onun varlığından ibarettir. Bir aynaya vuran ışık kaynağı gibi.

Her görüşün ufku vardır, hudutludur. ALLAH ’ın görüşünün ve bilişinin hududu ve ufku yoktur.

Tasavvufta akla bu sebepten dolayı önem verilmez.

Akıl, sadece kişinin kendi anladığı kadarını ifade eder, Allah 'ın buyruğunu değil.

Kuran 'dan ayetler ifade edilirken, parantez ve tırnak içi yazılara dokunmadan, yazarın kendi görüş ve düşüncesine pirim vermeden, ayetin öz manasından çıkmadan paylaşmanın bu yüzden değer ve önemi büyüktür.

“Adem “yok” demektir.

Hala Ademlikte kaldı ise kişi; yok, hiç terakki edememiş demektir.!

Ademlikten kurtulup, "İNSAN" olmayı, Rabbımız cümlemize de nasip eylesin inşaallah.

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #153 : 23 Haziran 2014, 09:44:55 ÖS 21 »

evet bu lafız da hadis vardır.


Demişsin, tabii kendince bir sürü açıklamalarla beraber.. Ve benim için hadis tartışması bitmiştir.  


"Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum,

onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.

O emanetler,

Allah'ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve

Peygamberin sünnetidir.


Uymak, uymamak, uygulayıp, uygulamamak senin sorunun. Beni ilgilendirmiyor.



sözlerin çok yüzeysel ve haberden bihaber gibisin. sünnet kelimesi fiili ve kavili bir arada barındırır. hadisde kavli ve fiili içinde barındırır. sünnet fiil ile hadis söz ile meşhurdur. senin yaptığın bu tahsisi ehli islamdan hiçbir kimse yapmamıştır.

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #154 : 23 Haziran 2014, 09:54:20 ÖS 21 »

sözlerin çok yüzeysel ve haberden bihaber gibisin. sünnet kelimesi fiili ve kavili bir arada barındırır. hadisde kavli ve fiili içinde barındırır. sünnet fiil ile hadis söz ile meşhurdur. senin yaptığın bu tahsisi ehli islamdan hiçbir kimse yapmamıştır.


Hala ordamısın kalemşör.? Madem ki aşağıdaki hadisten haberdarsın ..! Lüzum arzetmez... Dilediğine sarılabilirsin.


"Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum,

onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.

O emanetler,

Allah'ın kitabı Kur-an-ı Kerim ve

Peygamberin sünnetidir".



"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #155 : 23 Haziran 2014, 10:07:25 ÖS 22 »

sözlerin çok yüzeysel ve haberden bihaber gibisin. sünnet kelimesi fiili ve kavili bir arada barındırır. hadisde kavli ve fiili içinde barındırır. sünnet fiil ile hadis söz ile meşhurdur. senin yaptığın bu tahsisi ehli islamdan hiçbir kimse yapmamıştır.


Hala ordamısın kalemşör.? Madem ki aşağıdaki hadisten haberdarsın ..! Lüzum arzetmez... Dilediğine sarılabilirsin.


"Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum,

onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.

O emanetler,

Allah'ın kitabı Kur-an-ı Kerim ve

Peygamberin sünnetidir".





bu rivayetten yola çıkarak sünnet ile hadisi tefrik edip hadislerin bağlayıcılığını sakıt eden senden başka insanevladı yok. bu dediğin lugate göre de kurana göre de sünnete göre de hatta aynıyla batıl olan kıyasa göre de batıllığı açık bir şey. kuran nebinin emirlerinin yerine gelmesini istemektedir. bizim nebinin emirlerini tefrik etmeye ya da tahsis etmeye yetkimiz yok. biz şarii değiliz ittiba edeniz.!

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #156 : 23 Haziran 2014, 10:17:50 ÖS 22 »

bu rivayetten yola çıkarak sünnet ile hadisi tefrik edip hadislerin bağlayıcılığını sakıt eden senden başka insanevladı yok. bu dediğin lugate göre de kurana göre de sünnete göre de hatta aynıyla batıl olan kıyasa göre de batıllığı açık bir şey. kuran nebinin emirlerinin yerine gelmesini istemektedir. bizim nebinin emirlerini tefrik etmeye ya da tahsis etmeye yetkimiz yok. biz şarii değiliz ittiba edeniz.!




Kullanmış olduğum ifadelerden, benim hadis karşıtlığım gibi bir sonucu çıkartıyor isen, bu tamamen senin şahsını ilgilendirir. Ben bundan beriyim.

Mevzu, sen, ben meselesi değil. Allah 'ın buyruğu, Allah 'ın emri.

Allah emretti, Peygamber uyguladı.

Uyulması, uygulanması gereken, hadisler değil, "ALLAH 'IN KELAMI, HZ. KURAN" 'dır.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #157 : 24 Haziran 2014, 12:38:53 ÖS 12 »
kendini çok akıllı mı zannediyorsun. hem sadece kur'an de hem de ben hadislere karşı değilim ki de. bu neyin perhizi, neyin lahana turşusu.

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #158 : 25 Haziran 2014, 12:00:41 ÖÖ 00 »
Akıllı olduğumu ifade eder bir şey yazmadım. Sana göre akılsız da olabilirim. Yazımda turşudan da bahsetmedim ama ..? Turşuyu kimin yediğine bir bakalım ;

Hadis diye bir şey yoktur demeden sana cevap verme şeklimdi o.

Hadislerin Kuran 'a göre bağlayıcılığı yoktur. Hadis adı altında insanlara neler yutturmuyorlar ki.? Benim ilgi alanım değil. Dilediğinle, dilediğin şekilde ol. Neye uyarsan uy, neyi uygularsan uygula.

Peygamber Efendimizin veda hutbesinde söylediklerini aklından çıkarma, akıllı kardeşim.

"Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum,

onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.

O emanetler,

Allah'ın kitabı Kur-an-ı Kerim ve

Peygamberin sünnetidir".



Ben bu çağrıya uydum. Seni bilmem ..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #159 : 25 Haziran 2014, 02:58:23 ÖS 14 »

Es selamu aleykum


Sayın Osisko



‘’ Uyulması, uygulanması gereken, hadisler değil, "ALLAH 'IN KELAMI, HZ. KURAN" 'dır. ‘’


Diyorsunuz.


Hemen peşinden de ,


 Peygamber Efendimizin veda hutbesinde söylediklerini aklından çıkarma, akıllı kardeşim.

"Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum,

onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.

O emanetler,

Allah'ın kitabı Kur-an-ı Kerim ve

Peygamberin sünnetidir".


Ben bu çağrıya uydum. Seni bilmem ..!




Demektesiniz.

Farkında mısınız bilmiyorum ama mütemadiyen hemen yukardaki hadisi = peygamber  sözünü kullanarak  hadislere karşı menfi bir tutum sergiliyorsunuz. İki satır yukarda ‘’ uyulması  gereken hadisler  değil  ‘’ derken hemen aşağısında ‘’ ben bu çağrıya uydum… ‘’  diyorsunuz.

Hata araştırıp/bulup bunu ’’ mal bulmuş mağribi  gibi ‘’ ortaya çıkarmayı asla sevmem ve de müdahil olmak hiç  istemiyor(d)um , fakat bilmem kaçıncı defadır ‘’ bu yaman çelişkinizi ‘’  tekrar ediyorsunuz.

Ben’’ perhiz, turşu , vb ‘’ den bahsetmekden ziyade yeri gelmişken şunu söyleyeceğim müsadenizle :

Bir kişi ‘’hadis inkârcısı ‘’, ‘’ hadis küçümseyicisi ‘’ , ‘’ hadis göz ardı edicisi  ‘’ , vb olabilir  ;  bu kendisinin – bence – çok vahim ve ciddi bir sorunudur. Ancak bunlardan  olup da işine geldiği ve/veya kendini haklı çıkarmak için  hadisleri ve  hatta olur olmaz rivayetleri dahi kullanıp onları delil olarak ileri sürmekten çekinmeyen kimselere tahammül etmek gerçekten çok zor ve baya bir sabır istiyor.


Allah (cc)’na emanet olunuz.






Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #160 : 25 Haziran 2014, 11:25:45 ÖS 23 »
sünnet kelimesi hadisin kendisini ihtiva eder. cehaleti kendi kalbine itikat edinen kimse bilmez mi ki? kavil olmadan yaşam tarzı olmaz. kuranın nebiye emrettiği beyan hiç olmaz.  sitede sözde sadece kuranı alırız diyenler kurandan daha fazla kendi rey ve kıyaslarını yazmaktan çekinmiyorlar.  nebinin emirlerinin sıradan birer rey gibi bakıldığı yerde islamdan söz edilebilir mi! nebinin emirlerine karşı gelenler, başlarına bir musibetin gelmesinden ya da belanın inmesinden çekinsinler, diyen kuranın ortaya koymuş olduğu dinden ne kadar uzakta olduklarını görmüyorlar mı?

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #161 : 26 Haziran 2014, 03:05:19 ÖÖ 03 »

Allah'ın kitabı Kur-an-ı Kerim ve

Peygamberin sünnetidir".

Ben bu çağrıya uydum. Seni bilmem ..!


Demektesiniz.

Farkında mısınız bilmiyorum ama mütemadiyen hemen yukardaki hadisi = peygamber  sözünü kullanarak  hadislere karşı menfi bir tutum sergiliyorsunuz. İki satır yukarda ‘’ uyulması  gereken hadisler  değil  ‘’ derken hemen aşağısında ‘’ ben bu çağrıya uydum… ‘’  diyorsunuz.

Hata araştırıp/bulup bunu ’’ mal bulmuş mağribi  gibi ‘’ ortaya çıkarmayı asla sevmem ve de müdahil olmak hiç  istemiyor(d)um , fakat bilmem kaçıncı defadır ‘’ bu yaman çelişkinizi ‘’  tekrar ediyorsunuz.

Ben’’ perhiz, turşu , vb ‘’ den bahsetmekden ziyade yeri gelmişken şunu söyleyeceğim müsadenizle :

Bir kişi ‘’hadis inkârcısı ‘’, ‘’ hadis küçümseyicisi ‘’ , ‘’ hadis göz ardı edicisi  ‘’ , vb olabilir  ;  bu kendisinin – bence – çok vahim ve ciddi bir sorunudur. Ancak bunlardan  olup da işine geldiği ve/veya kendini haklı çıkarmak için  hadisleri ve  hatta olur olmaz rivayetleri dahi kullanıp onları delil olarak ileri sürmekten çekinmeyen kimselere tahammül etmek gerçekten çok zor ve baya bir sabır istiyor.

Allah (cc)’na emanet olunuz.


Aleyküm selam Elemin ,

Allah'ın kitabı Kur-an-ı Kerim ve Peygamberin sünneti".

Evet ben bu çağrıya uydum.

Hadislere yapışılmaması gerektiğine vurgu yapmak, kalemşör 'ün "bizler hadislere yapışanlarız" sözüne cevaben veda hutbesini paylaştım. Ben hadislerle hareket etmem. Kuran bana yeter ve yetiyor da.

Yani Peygamberin sözlerine yapışmış olan bir kişinin Efendimiz s.a.v 'in veda hutbesinde söylemiş olduğu sözleri atlamaması gerektiğine vurgu yapmak için o kelimeyi kullandım.

Hadisler Kuran 'ın önüne geçemez. Hadislerle fazla içli dışlı olmak kaybettirir. Kuran 'a uygun görülebilecek, fakat, gerçekle alakası olmayan bahsedilen bu hadisler hiç de yabana atılır gibi değil.

Yoksa kişi inancında, itikadında mutmain olduktan sonra mesele bitmiştir.

Paylaşımlarım uyarı, ikaz demesek de, bilgilendirmek maksadından öte değil.

VEDA HUTBESİ ,hadise yapışanlara, dikkat çekici bir örnektir.

Siz de Allah 'a emanet olunuz.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #162 : 26 Haziran 2014, 03:41:16 ÖÖ 03 »
sünnet kelimesi hadisin kendisini ihtiva eder. cehaleti kendi kalbine itikat edinen kimse bilmez mi ki? kavil olmadan yaşam tarzı olmaz. kuranın nebiye emrettiği beyan hiç olmaz.  sitede sözde sadece kuranı alırız diyenler kurandan daha fazla kendi rey ve kıyaslarını yazmaktan çekinmiyorlar.  nebinin emirlerinin sıradan birer rey gibi bakıldığı yerde islamdan söz edilebilir mi!nebinin emirlerine karşı gelenler, başlarına bir musibetin gelmesinden ya da belanın inmesinden çekinsinler, diyen kuranın ortaya koymuş olduğu dinden ne kadar uzakta olduklarını görmüyorlar mı?


Arkadaş,

Peygamber neye uymuş, neyi uygulamış.? Elbette Kuran 'ı ..!

Nebi emretmemiş, emredileni, yerine getirmiş, uymuş, uygulamış, emredileni tebliğ etmiştir.

Allah c.c "Kuran 'ın koruyucusu ve kollayıcısı benim" buyuruyor. Hadisleri kim koruyor.?

Kuran 'ın bile tefsirinde, mealinde parantez ve tırnak içi yazıları aldığında farklılıklar, ortaya çıkabiliyor. Fakat yazarların kendi görüş ve düşüncelerini ifade eden bu yazılara dokunmadığında, Kuran 'ın özüne ulaşılmış olunur.

Peki hadislerde böyle bir durum söz konusu mu.?

Nasıl ve ne şekilde inandığı, iman ettiği kişinin kendisini ilgilendirir. Kendi iç alemin neyi işaret ediyorsa, sen oraya bak, beni boş ver..

Bana Kuran yetiyor.


"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #163 : 26 Haziran 2014, 04:26:01 ÖÖ 04 »
Rahman ve Rahim olan allah’ın adı ile;

Osisko; Anladığım kadarıyla siz sünnet inkarcısınız yani hadis ateistisiniz. Varsayalım ki birileri de senin  Kur’an bana yeter dediğin kitabın ateistidir. Bu durumda bu kişinin sana bazı soruları olacak. Bu soruları cevaplandırırken sizden ricam hiçbir nakil yoluna gitmeden sadece Kur’an ve akıl planında cevaplayınız.

1-Allah’ın varlığının delili nedir.? (Bu soruyu akılla ve naslarla açıkla )

2-Kur’an dediğin kitabın Allah’ın kitabı olduğunun delili nedir? (Bunu da bunu hem akılla hem naslarla açıkla)

3-Bir kişinin peygamber oluşunun delili nedir.? (Bunu akılla açıkla)

4-En mühüm sorum; Kur’an dediğin kitabın tahrif edilmediğine,içerisine sokuşturulmalar ve çıkarılmalar olmadığına ve korunduğuna dair delilin nedir? Yalnız bana Hicr/Suresi/9.ayeti delil getirme o ayeti bilen biri olarak sana bu soruları yöneltiyorum çünkü komik duruma düşersin. Senin de diğer mealciler gibi komik duruma düşmeni istemem. (Bu soruyu akılla açıkla)

5-İncil ve Tevratın tahrif edildiklerinin delili nedir? (Bunu nas ve akılla açıkla)

Bunları açıkla üzerine konuşalım bakalım Kur'an dinini ne kadar biliyorsun;

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #164 : 26 Haziran 2014, 04:53:35 ÖÖ 04 »
Hazret-i ALLAH, Kur'an-ı Kerim'in çok yerinde "EVLİYA" diye açık bildirdiği halde, Türkçe'de her mevzuda kullanılan, "Evliya"nın manasını yansıtmayan "dost" kelamını kullandık.

Kur'an'ın manasında yaptığı tahribatın şimdi acısını çekiyor ve yaşamak demek caiz ise yaşıyoruz. Bu zarardan kurtulmak şöyle dursun, kurtulmak da istemiyor gibi bir tutumu benimsedik.

Mü'min zatları ve Evliyaullahı yer yüzünde değil, ticari kitaplarda arıyoruz. Bilemiyoruz ki, Hazret-i ALLAH dünyayı adaleti icabı bu rahmetinden hiçbir zaman mahrum etmedi. Etmeyecektir de..

Cümle kullarında mü'min sıfatının tecelli etmesi için ilm-i tevhit, amel-i tevhit bizlere de yaşamak ihsan etsin, inşaallah.

Mutasavvifin der ki;

ALLAH 'ın kulları ümmet olarak, millet olarak, ehli kitap dahi neden bize düşman oldular.?

ALLAH 'ımız bir, dinimiz bir İslam, peygamber efendilerimiz, ALLAH elçileri kardeştirler. Bu düşmanlık, bu ayrılığın anlamı ne.? Cehlimizle bu ayrılığın tarih boyu zararını çektiğimiz yetmedi mi .?

İlim olsun, irade ve talep olsun Resul-i Ekrem s.a.v 'in getirdiğine uygun olmalıdır, Tabii biz Muhammediler için.

İradeden yüz çevirip mücerret ilmi isteyen "kelamcılar",

İlimden vazgeçip yalnız iradeyi talep eden bir kısım "tasavvufçular",

ALLAH elçilerinin getirdiği emr-i ilahilere aykırı ilim ve irade isteyen "bid'at erbabı",

Peygamber Efendimiz'in getirdiği emr-i ilahiyi önemsemeyip ilim ve iradeyi talep eden "filozoflar" dalalette kalmışlardır.

Ancak, ALLAH elçilerinin getirdiğine muvafık bir surette ilim ve iradeyi isteyen kimseler hidayete ermişlerdir.

Tevhit: Ehl-i hakikat dilinde ALLAH 'ın zatını zihinlerde tasavvur ve vehimlerde, hayallerde tahayyül edilen şeylerden tecrit etmektir. Bu hal üç surette vücut bulur:

1- Rububiyetini bilmekle,

2- Birliğini ikrar etmekle,

3- ALLAH 'a hiçbir şeyi eş tutmamakla.

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..