TASAVVUF AYRI BİR DİN

  • 307 Cevap
  • 167726 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #30 : 01 Haziran 2014, 06:45:44 ÖS 18 »
Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.(8/Enfal-2)

Bir sure inince, aralarında «Bu, hanginizin imanını artırdı?» diyen ikiyüzlüler vardır. İnananların ise imanını artırmıştır; onlar birbirlerine bunu müjdelemek isterler.(9/Tevbe-124)

 İnananların, imanlarını kat kat artırmaları için, kalblerine güven indiren O'dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah bilendir, Hakim olandır.


Ömer -Radıyallahu anh- arkadaşlarına: Gelin, imanımızı arttıralım der ve bunun üzerine aziz ve celil olan Allah’ı zikrederlerdi.( İbn Ebi Şeybe, İman 108; el-Musannef, 11/26

İbn Mes’ud -Radıyallahu anh- da dua’sında: Allah’ım imanımızı, yakîn’imizi ve fıkhımızı arttır, derdi.( Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebir, 8549; el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, 10/185


Benim sana sorduklarımla, senin bana vermiş olduğun cevabın ne alakası var.? Ben senin paylaşmış olduğun yazıda ifade ettiğin, iman ve amel arasında nasıl bir bağ var onu öğrenmek istiyorum.

Yani imanda noksanlık edenler ile, amelde noksanlığı olanları nasıl bir tutabilirisin.?

İmanı tam olan kişi ile amel ve imanda noksanlığı olan kişi, nasıl oluyor da sonuçta her ikisi de Allah 'ın Veli 'si olabiliyorlar .?

Şükürler olsun Rabbime ki, Allah 'ın emrettiği, Peygamberinin tebliğ ettiği gibi yaşamaya çalışanlardanım.

Kuran 'ı anlamak, idrak etmek ve yaşamak istiyorsak, parantez, tırnak içi yazılardan korunmamız, uzak durmamız gerekmektedir. Meal ve tefsir okurken buralara saplanmadan, yazarın fikrine dokunmadan geçmek gerekir.

Allah 'ın emrettiği, peygamber efendimizin tebliğ ettiği gibi, bidat ve hurafelerden uzak kalmak gerekir. Bunun için yol büyüğü olarak Evliya 'ya tabii olmak, biat etmek gereklidir.

İslam 'ın görünen değil, görünmeyen yanları daha fazla önem arzeder. İslam dinin görünenle alakadar olmaz. Neticede Rabbimiz, dünya hayatı süslü gösterilmiştir buyuruyor.

Tasavvuf ayrıştıran değil, birleştirendir, bölüştüren değil, bütünleştirendir.  

Dinler diye bahsedilen ifadeler İslam 'a uymaz. Tek Din İslam 'dır. İslam 'dan başka din yok, olmayacak. Kabul eden kaybedendir buyuruyor Rabbimiz.

Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki, ondan kabul edilmeyecek ve o, âhirette kaybedenlerden olacaktır.
Ali İmran 85


Selam ve dua ile..
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #31 : 01 Haziran 2014, 06:58:22 ÖS 18 »
Evvela merhaba bay veya bayan osisko....

tasavvufun bilgi kaynağı olarakta zaten islamdan ayrılan bi batıl dindir.

örneğin islamın bilgi kaynağı VAHİY VE BUNUN PIRATİĞİ RASULULLAH İKEN..


Tasavvufun bilgi kaynağı MARİFET VE KEŞF,Pratiğide İslamdaki Allah a ortak koştukları hayal kahramanları olan GAVS KUTUP,SADAT ŞEYH-MURŞİT ,VELİ,EVLİYA VE KERAMET leridir ..

aksini idda eden hiç bir tasavvufçuda yoktur..

varsa buyrun,tasavvufun bilgi kaynağı MARİFET VE KEŞF değilmi..pratiğide GAVS KUTUP,SADAT,ŞEYH MURŞİT ,VELİ,EVLİYA KERAMETLERİ DEĞİL Mİ..


Bay veya bayan ..! İlgilenmen gereken konu ile alakadar ol.

Başlarken bir sıfır ( 1- 0 ) mağlup başlamışsın. Önce yazılanları ve yazdıklarını iyiden iyiye anla ve ona göre ifade et ne edeceksen ..

Demek ,

" AKSİNİ İDDİA EDEN HİÇ BİR TASAVVUFÇU YOKTUR "  diyorsun öyle mi.?

Demek ki Tasavvuf diye bir olguya inanıyorsun.

Mürşit, Veli, Evliya, Resul, Elçi, Nebi, Peygamber, Uyarıcı ...

Bu terimleri ben uydurmadım, uydurmam. Ben burada hakikatten bahsediyorum. Bu terimler Allah 'ın Hz. Kuran 'da bahsettiği ifadelerdir.

Ne konuştuğunu, ne ifade ettiğini gör. Hem Kuran 'dan bahsediyorsun (tabii kendince),
Sonra da kalkıp Kuran 'a muhalefet kelimeler kullanıyorsun.

Allah ıslah etsin..


"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #32 : 01 Haziran 2014, 07:09:12 ÖS 19 »
sayın osisko,İslam dini öyle sizin bahsettiğiniz gibi, ki tasavvuf dininde bu yaklaşımınız gayet normal,gol atma hevesiyle bi üstünlük kurma işi değildir..

Tasavvuf ekolunun hicri 6 yüzyıldan bu yana nasılki kurucuları tarafından tanımlanmışsa, ve bu günki havarileride buna sadık kalmış ve kalacaklardırda..

Kurandaki veli-evliya,murşit bu tanımların olduğu doğrdur,yalnız bu tanımlarında nasıl ve ne şekilde anlaşılması gerektiğini yine islam dininin sahibi Allah ve pratiği olan rasulullah tarif etmişir.

Fecr abide bunun nasıl olduğunu defalarca size vermesine rağmen,

Siz ise tasavvufçuların kendi heva ve hevesleriyle bozdukları tanımlarla bi delifişşek gibi kendinizi ispatlamaya ve yeni bi tanım yapmaya çaılışıyorsunuz..

Soruyorum size TASAVVUF DİNİNİN BİLGİ KAYANAĞI,MARİFET VE KEŞF,RÜYA ,KERAMET değil mi..

İlahları GAVS,KUTUP SADAT lar değil mi...


*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #33 : 01 Haziran 2014, 07:27:34 ÖS 19 »
Tasavvuf, İslam 'ı yaşam biçimidir. Sadakat, bağlılık gerektirir.

Verdiği sözde sadakat ve samimiyet göstermek (sana göre) din dışı yaşamaksa, sana diyecek bir şey bulamıyorum.

Marifet: Bilgi, Allah'ı bilme.

MARİFET , Arapça'da bilgi anlamına gelen bir söz.

Tasavvufta, dört kapı da denilen dört mertebe vardır:

1-Şeriat,
2-Tarikat,
3- Hakikat,
4- Marifet.

Şeriat olmadan tarikat, hakikat ve ma'rifet olmaz. Her şeyin başı, şeriatı yani, İslâm Dini'ni iyi yaşamaktan geçer. İslâm 'ı yaşama ve anlamada, takva boyutunda olmak üzere derinleşme sonucu, bu mertebeler teşekkül etmiştir.

Bu durumda, herkesin normal gündelik kurallara uyarak yaşadığı İslâm'a Şeriat;

Dinde biraz takva cihetine ağırlık verenlerin yaşadığı ve ulaştığı İnceliğe Tarikat;

Takva ve verada titizlikle varılan sonuca, Hakikat;

Nihayetinde bu yaşamanın, mânâ açısından kişide ifade ettiği bilgi planındaki sonuca ma'rifet denir ki, meydana gelişi, yaşamakla sıkı sıkıya irtibatlıdır.

Bunlardan ilki avama, ikincisi havassa aittir.

Hacı Şa'ban Velî bu dört mertebeyi şöyle anlatır:

Şeriat beden için,

Tarikat kalp için,

Hakikat ruh için,

Ma'rifet Hakk içindir.


Mevlayı tanımakla elde edilen bilgiye marifetullah denir.

MARİFETULLAH : Allah'ı bilme, Allah bilgisi anlamında Arapça bir tamlama.

Allah'ın varlığının ve birliğinin bilinmesini ifade eden bir tabirdir. Kulun Allah'ın sıfatlarını, esmasını düşünmesi vâcibdir. O'nun yüceliğini, kendisinin aciz ve sonlu bir varlık olduğunu şuûrî seviyede anlamak ve kulluğun esprisine ulaşmak, her mü'minin görevidir.

Şeriat, Allah 'ın koymuş olduğu kuralların tümüdür.
Tarikat, tarik, yol, Tarikat, yollar demektir. Yani çoğuldur.
Hakikat, öz, kesinlik, İşin gerçeği aslı, mahiyeti demektir.
Marifet, Allah 'ı bilmek anlamındadır. Allah 'ı tanımakla elde edilen bilgi..

Yunus Emre şöyle der;

Şeriat, Tarikat yoldur varana,
Hakikat, Marifet andan içeru..

Rabbimiz gerçek manada İslam 'ı yaşamayı cümlemize de nasip etsin, inşaallah.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #34 : 01 Haziran 2014, 07:51:22 ÖS 19 »
sayın osisko,İslam dini öyle sizin bahsettiğiniz gibi, ki tasavvuf dininde bu yaklaşımınız gayet normal,gol atma hevesiyle bi üstünlük kurma işi değildir..

Tasavvuf ekolunun hicri 6 yüzyıldan bu yana nasılki kurucuları tarafından tanımlanmışsa, ve bu günki havarileride buna sadık kalmış ve kalacaklardırda..

Kurandaki veli-evliya,murşit bu tanımların olduğu doğrdur,yalnız bu tanımlarında nasıl ve ne şekilde anlaşılması gerektiğini yine islam dininin sahibi Allah ve pratiği olan rasulullah tarif etmişir.

Fecr abide bunun nasıl olduğunu defalarca size vermesine rağmen,

Siz ise tasavvufçuların kendi heva ve hevesleriyle bozdukları tanımlarla bi delifişşek gibi kendinizi ispatlamaya ve yeni bi tanım yapmaya çaılışıyorsunuz..

Soruyorum size TASAVVUF DİNİNİN BİLGİ KAYANAĞI, MARİFET VE KEŞF,RÜYA ,KERAMET değil mi..

İlahları GAVS,KUTUP SADAT lar değil mi...



İlk önce şuna riayet etmen gerekir. Tasavvuf "DİN DEĞİLDİR"...!

Tasavvuf, Din 'i yaşama biçimidir. Kişi biat eder, Evliya 'ya tabii olur. Tabii olmak, Evliya 'yı kabul etmektir.

Kabul edilmeden önce kişinin amentüye olan inancı, her Müslümanın yapmakla mükellef olduğu temel ibadetleri yerine getirip, getirmediği sorulur. Ondan sonra kendisinin biatı alınır.

Biat nedir;

- Günde beş vakit Namazı vaktinde kılacaksın.
- Senede bir ay orucunu tutacaksın,
- Nisaba malik olduğunda Zekatını verecek, Hacca gideceksin.
- Allah 'ın emrettikleri ile iştigal edip, yasak kıldıklarından kaçınacaksın.
- Almış olduğun bu virdini de her gün, abdestli olarak 24 saatte bir yerine getireceksin.
- Hasbel beşer bilerek hata veya kusur işleyecek olur isek, Allah 'tan af ve özür dileyeceksin.

Saymış olduğum bu şartlar altında, (üstat kimse) beni, Tarikatta Rehberliğe, Marifette Tekellüme, Hakikatta Şeyhliğe, Mürşitliğe kabul ediyor musun diye sorar ve kabulden sonra o kişinin biatı alınmış olur.

Biattan sonra almış olduğu günlük virdinin kazası yoktur. Ömrünün sonuna kadar her halükarda yerine getirecektir.

Biat, Hz. Allah 'a vermiş olduğu sözün yerine getirilmesi demektir. Sadakat ve samimiyetle hiç bir zaman aksatmadan ..! Derviş ne olduğunu bilen, ne olmadığının idrakine varandır.

Tasavvuf ve Tarikat uçuran, kaçıran, suda yürüten, gayb 'dan haber veren, bilmem, bilmem ne demek değil. Ahde vefa 'dır.

Şimdi soruyorum sana , İslam dışı, farklı bir din algısı neresinde var.?

Hacca gidenle gitmeyen bir mi.? Namazı kılanla, kılmayan bir mi.? Allah 'a verdiği sözü samimi ve sadakatlı olarak tutanla, tutmayan bir mi.? Okuyanla, okumayan bir mi.? Mezun olamayanla, mezun olan bir mi.?

Tasavvufu din dışı farklı bir inanç olarak göstermeye çalışanlar, bir nebze de bunda başarılı olduklarını zannedenler utansın. Tasavvuf kendisini ayıklamaya, açıklamaya, temizlemeye ihtiyaç duymaz.

Tam tersine, temizlenmeye ihtiyacı olan, Allah 'a kulluğunu idrak için kul, Tasavvuf 'a ihtiyaç duyar. Size göre Tasavvuf 'a giren kişinin, almış olduğu yük işin cabasıdır.

Çünkü Tasavvufa giren kişi, günde yaklaşık iki saatini, gecenin nısfında kalkarak ibadet etmek, (millette pireler uçarken) Allah 'a verdiği sözü tutmak zorunda olan kişidir.

Bu rutin her gün aynen devam eder, kesintisiz ..

Senin için camii ile evin arası ibadet için yeter..  Fakat Tasavvuf ehline Temel ibadetler yetmiyoır. Fazlası ile iştigal etmek durumunda, mecburiyetinde. Neden.? Çünkü biatı var. Söz verdi.

Anlayabildiniz mi.?
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #35 : 01 Haziran 2014, 08:27:51 ÖS 20 »

Soruyorum size TASAVVUF DİNİNİN BİLGİ KAYANAĞI,MARİFET VE KEŞF,RÜYA ,KERAMET değil mi.. İlahları GAVS,KUTUP SADAT lar değil mi...



Tasavvuf :  Hal ilmidir, yaşamaktır. Ehli zikirdir, ehli şükürdür.

Şimdi sana sorsam kendini ne kadar tanıyorsun diye, kırk dereden su getirirsin. Yok boy, yok kilo, yok ten rengi , yok bilmem ne..!  

Tasavvuf ehli bunlarla ilgilenmez. Kaç zamandır yazdıklarımı okusaydın, bir şeyleri belki de idrak edecektin.

Ama sen bana sormadan ben sana cevap vereyim :

"Nefsini bilen Rabbını bildi" hitabına mazhar olan kişiyim. Nefsimi tanıyorum. esiri değil, eseriyim.

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #36 : 01 Haziran 2014, 09:04:32 ÖS 21 »
sayın osisko,tasavuftaki marifet ve keşfin tanımı şudur.

MARİFET VE KEŞF....

Marifet bilgisi tasavvufun beslendiği kaynağıdır ve bu öyle bilgidirki bu sadce mutasavvıf olanlar tarafından KEŞF ile elde edlir..Peki nedir bu marifet bilgisi,marifet bilgisi DİREK ARACISIZ ALLAHTAN ALINAN BİLGİDİR ve bu bilgiye peygamberler,meshep imamları olan müçtehid alimlerimiz dahi ulaşamamışlardır peki kimler bu bilgiye ulaşmış bi kaç isimle isimlendirip bazı yazılarındada örneklerle şimdilik vereyim daha sonrada konuya devam ederim inşaallah....

Bu bilgiye ulaştığını söyleyen YUNUS EMRE den bi mısra vereyim.....Birlikte bakalım ...


ilim ile,hikmet ile kimse ermez bu SIRRA,

Bu bir acayip SIRDIR,ilme ,kitaba sığmaz

Alem ilmin okuyan,dört mezhep sırrını duyan,

ACİZ KALDI BU YOLDA,BU AŞKA EL VURAMAZ...[YUNUS EMRE NİN],[720-1320-21]...AYRICA KAYNAK KİTAP..TEVHİD VE DEĞİŞİM,Celaleddin vatandaş

evet arkadaşlar şimdi yukarda yunus emrenin dörtlüğünde ne anlatmak istediğini mısra mısra okuyup üzerinde düşünelim....

ilim ile,hikmet ile kimse ermez bu SIRRA,

Anlatılmak istenen mana..yunus emre burda öyle bi sırdan bahsediyorki RABBİMİZİN PEYGAMBERLERE KURANI MÜBİNDE BİZ PEYGAMBERLERE İLİM VE HİKMETİ VERDİK,böylece insanlara doğruyu ve yanlışı öylede ayırt edebilirler demesine rağmen,yunus emrenin bahsettiği SIR HER NEYSE İLİM[VAHİY VE HİKMET] ile bile bu sırra ulaşılamamıştır dolayısıyla peygamberlerde bile bı SIRDAN MAHRUMDUR,ama YUNUS EMRE ulaşmış ulaştığına görede peygamberdende daha üstündür BU SIRRA ULAŞAN OLARAK....

Bu bir acayip SIRDIR,ilme ,kitaba sığmaz

Buradada anlatılmak istenen SIR HER NEYSE,[KİTABA] Tabiki bu kitapta KURAN OLUYOR ve bu SIR kurandanda üstün ki KİTABA [KURANADA] SIĞMAZ,Yalnız bu kurana sığmayan SIRRA YUNUS VAKIF OLMUŞ VE BU YUNUSA SIĞMIŞ ....

Alem ilmin okuyan,dört mezhep sırrını duyan,

Burada yunus emrenin anlatmak istediği,Alemdeki bütün var olan ilmi okuyan ve dört meshep imamı olan müştehid alimlerimiz de bu SIRRA ULAŞAMAMIŞLARDIR,Her neyse bu sır...

ACİZ KALDI BU YOLDA,BU AŞKA EL VURAMAZ...

mısranın sonundada yunus emre,ilim ve hikmet verilen peygamberleri ve müçtehid meshep imamlarınıda elinin tersiyle itip BU SIRRA ulaşamayanlar arasına alıp KENDİNİ ULULAŞTIRDI....

Bu marifet bilgisinin elde edilmesi ise keşf olarak adlandırılır.Şüphesiz MARİFET-KEŞF, konusunu değerlendirmede açığa çıkan farklı sonuçlar,sufilerin sayısınca çok ve çeşitlidir,yalnız bir birine benzerliğide çoktur.Bu marifet-keşf konusundaki çeşitlilik sufiler arasındaki YORUMLARDAN kayanaklanır.Marifet bilgisi denilen bi bilgi olduğu,ancak bunun subjektif[kişisel] olup ,vahiy bilgisi dahilin ise anlam ifade ETTİĞİNİ SÖYLEYENLER OLDUĞU gibi ,bu bilginin dışında VAHİY BİLGİSİDE DAHİL HİÇ BİR BİLGİNİN HAKİKATİ İFADE EDEMEDİĞİNİ ,dolayısıyla diğer bilgilerin anlamsız olduğunu söyleyenlerde eksik olmamış,hatta bunlar birinci gurupta kilerine oranla çoğunluğu teşkil etmişlerdir..Yukardada yunus emrenin mısralarında bunu görmekte mümkündür..

İbni haldunun[809-1406] Mutasvvıfların ilhamla ilim elde edildiğini ve bu ilmin mevcudiyetinin sıhhatini ispat için RÜYADAN DAHA AÇIK DELİLLERİ YOKTUR.sözleriyle konuya ilişkin yaptığı eleştiri bir gerçeğin açıklamasıda olur.Buda ibni haldunun ilham olarak ifade ettği sufilerin marifet bilgisi olrak nitelendikleri şeyin subjektif olduğu gerçeğidir.Dolayısıyla marifet bilgisinin muhahabı olan şahsın kendi sözlerinden başka doğruluk DELİLİ BULUNMAMAKTADIR.fAKAT BU BİLGİ SUBJEKTİF OLMASINA KARŞILIK TASAVVUFUN NEVİ ŞAHSINA MÜNHASIR BİR İNANÇ VE YAŞANTI TARZI HALİNE GELMESİNDE ÖNEMLİ [HATTA EN ÖNEMLİ] fonksiyonlar üstlenmiştir.

Allahtan doğrudan[aracısız] bilgi alma[marifet bilgisi] iddası kısa zamanda ibni arabide olduğu gibi rasulullah sav getirdiği dinin avam zihnine uygun ve onları ilgilendirir nitelikte olduğıu inancına neden olmakta gecikmez,bu şahsiyetler kendilerini avamın dışında kabul etmelerine gerekçe olarakta Allahtan aldıkları BİLGİLERİ ÖNE SÜRERLER[BANA YAZDIRILDI DERLER]...Bunun sonucunda NIFFERİ [354-965]gibi pek tanınmayan bazı sufilerin Allah ile doğrudan konuştuğu iddaları zamanla istisna ve orjinal olmaktan çıkıp,çoğu sufinin sık sık dile getirdiği düşünce haline getirilir..

Bunlara göre o,önceleri GAYBTEN BAZI SESLER DUYMAYA BAŞLAR VE SADIK RÜYALAR GÖRÜR,İLHAM ALIR,rüyasında rasulullah ve hızır ile görüşür daha sonraları ise rüyasında ALLAHI GÖRÜR VE ONDAN BAZI TALİMATLAR YAZDIRILIR.[ÖRNEĞİN ABDUL KADİR GEYLANİNİN futhul gayb,gaybten fısıltılar adlı kitabı ve ya yazdırıldı diyen arabi,saide kurdi ve dahasıda bunlara örnektir]

Bu arada miraca çıkar ve bütün bunların sonunda ayetler almaya başlar.Söylediğim herşeyi bana Allah haber verdi diyen ibni arabi buna bağlı olarakta hiçbir kitabını KENDİ İRADESİYLE YAZMADIĞINI TAMAMEN ALLAHTAN YAZDIRILDIĞI NI ve bu nedenlede kitaplarının ilahi olduğunu açıklar.Belki ayrıntıda bu kadar büyük iddalar taşımasa dahi sonuç itibari ile benzer özellikleri kendinden sonra gelen celaleddini rumide de ve dahasındada görmek mümkündür...

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #37 : 01 Haziran 2014, 09:14:09 ÖS 21 »
Ayrıca tasavvuf dini,hint mistiksizmi,çin budizmi,yunan felesefesi ve İslamında bir kısmını alıp haramanlayan yeni bi tanımla ortaya çıkmış islamın önünde enbüyük engellerden biridir.

Bunun içindirki tasavvuf dininin içinde,İslamdan bazı ibadetlerin olduğu gibi,çin budizminden,hint mistiksizminden,yunan felsefesindende rastlamak mümkün.

hal böyleyken yukardaki osisto.arkadaşın hareretle bakın TASAVVFUTTA,Namaz,oruç,zekat,hac ve vardırı savunması çok normaldir.


Yalnız sayın osistonun atladığı şu kısımlar vahiy dini olan islamın red eddiği,VAHDEDİ VUCUT,RABITA,GAVS KUTUP,SADAT EFSANELERİ ,bunlarda köken olarak hinduizm ve budizmle bağdaşan ortak yönleridir.

Ayrıca sayın osistonun atladığı islamın temel ilk ilkesi olan ve bütün Rasullerin indirilme gayesi olan TAĞUTU RED[nahl süresi 36bakın],yani LAİLAHE ilkesi ve yaşanırlığı bu batıl din olan tasavvufta karşılığı asla ve katiyen yoktur.

İslamın temeli LAİLAHE[ilahlık taslayan kişi,kuruluş ve mercileri red EDİYORUM İLK BAŞTA],daha sonra İLLALAH[ÇÜNKÜ ilah olmaya kadir ve muktedir yalnız Alllah tır]..

öRNEĞİN SAYIN OSİSTO siz tasavvufçular TAĞUTU NASIL TANIMLIYOR VE GÜNCELLİYORSUNUZ VE NASIL RED EDİYORSUNUZ..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #38 : 01 Haziran 2014, 11:51:47 ÖS 23 »
YUNUS EMRE den bi mısra vereyim.....

ilim ile,hikmet ile kimse ermez bu SIRRA,

Bu bir acayip SIRDIR,ilme ,kitaba sığmaz

Alem ilmin okuyan,dört mezhep sırrını duyan,

ACİZ KALDI BU YOLDA, BU AŞKA EL VURAMAZ...


ilim ile,hikmet ile kimse ermez bu SIRRA,

Bu bir acayip SIRDIR,ilme ,kitaba sığmaz

Alem ilmin okuyan,dört mezhep sırrını duyan,

Burada yunus emrenin anlatmak istediği, Alemdeki bütün var olan ilmi okuyan ve dört meshep imamı olan müştehid alimlerimiz de bu SIRRA ULAŞAMAMIŞLARDIR, Her neyse bu sır...

ACİZ KALDI BU YOLDA,BU AŞKA EL VURAMAZ...



Müslime , Yunus EMRE 'yi yermekten, kendini üstün görmekten vaz geç. Sen o ilmin ne olduğunu bilemezsin. Allah her şeyleri yapmaya kadirdir. Bir çocuktan sana konuşur, bir hayvandan, bir mahluktan, bir eşyadan.. Yeri, zamanı, şekli ve şimali olmaz bunun.

Bektaşi (haşa) Hz. Allah 'ın noksanlığını arar imiş. Her gittiği yerlere dikkatlice bakar, bir şeyler bulmaya çaba gösterirmiş. Derken bir gün hamama gitmiş bir de ne görsün.? Hamam böcekleri.

- İşte buldum ..! Demiş.

- Bunları niye yarattın,. Bunların burada ne işi var.? Demiş ve bir müddet sonra hamamdan ayrılmış.

Ayrılmış amma bir sancı, bir ağrı bektaşi yere yığılmış. Alıp zamanın hekimine götürmüşler. Adam bakmış ve ,

- Senin hastalığını biliyorum. Yedi tane hamam böceğini canlı, canlı yutarsan iyileşirsin demiş.

Bektaşi ,

- Anladım getirin yutacağım.. demiş ve hakikaten de şifa bulmuş, iyileşmiş.

Gel zaman, git zaman bektaşi denizin bir kıyısından, karşı diğer kıyıya geçecek. Binmiş bir kayığa ve yakmış çubuğunu , başlamış tüttürmeye. Bir müddet sonra bir rüzgar, bir fırtına ..

Kayıktaki bütün yolcular başlamışlar salavatlar getirmeye, dualar etmeye. Bizim bektaşide tık yok.

- Aman bektaşi ne yapıyorsun.? Sen de dua etsene. Bak neredeyse kayık batacak ..

Bektaşi,

- Yoook , ben O 'nun işine karışmam. Bir sefer karıştım bana yedi tane hamam böceği yutturdu. Artık karışmam..! Demiş.

Anladın mı müslüm .?


Sen,
Beşeri aklın ve iradenle Allah 'ın ilmini ölçmeye, değerlendirmeye çalışıyorsun. kendinden habersiz, ne ve kim olduğunu bilmeden, Allah 'ın işine burnunu sokuyorsun.

Zahiri ilminle, batıni ilmi çözemez, anlayamazsın. İlk önce kendini bil, kendini bul. Kendi başını taramaktan acizsin, gelin başı taramaya kalkışıyorsun.


Yunus EMRE 'nin anlatmak istediğini anlamaya senin ilmin yetmez. Ondaki sadır ilmidir.

Sen zahiri ilim olan satır ilmi ile iştigal ettiğinden dolayıdır ki, bu ilmi anlayamaz, bu ilmi idrak edemezsin.

Ziya paşa bu konuda şu cevabı veriyor;

İdrak-ı meal bu akla gerekmez,
Zira bu kadar sıkleti bu kantar çekmez..!



ilim ile, hikmet ile kimse ermez bu SIRRA,

Okulda okumakla bu sırrı anlayamazsın diyor Yunus. İlahiyat, üniversitede bu sırrın manasına vakıf olamazsın diyor Yunus .


Bu bir acayip SIRDIR , ilme, kitaba sığmaz

Bu öyle bir sırdır ki, (Allah 'ın ilmi) lisana sığar mı, kitaba sığar mı.? Allah 'ın ilmi anlatılabilir mi.?


Alem ilmin okuyan, dört mezhep sırrını duyan,

Bir çok ilim tedrisatı almış, okumuş fakat dört mezhebin sırrını duyan birisi ..


ACİZ KALDI BU YOLDA, BU AŞKA EL VURAMAZ...

Aczini anladı bu yolda. Bir şey yapamadı. Bu aşka (Allah 'a olan aşka) dokunabilir misin.?
Elbette kimse Allah aşkına el süremez, el vuramaz, dokunamaz.


ilim ile, hikmet ile kimse ermez bu SIRRA,

Okusan, İlim sahibi de olsan, hikmet verilmiş de olsa, Allah 'ın ilmini anlamaya, idrak etmeye kimsenin aklı ermez Allah 'ın sırrına ..


Bu bir acayip SIRDIR, ilme ,kitaba sığmaz

Ne akıl erer, ne mantık. Öyle bir sırdır ki bu, okumaya, anlamaya, kitaba sığmaz. Yani ne yazılabilir, ne de okunabilir. Namütenahi bu ilim anlaşılır olmuş olsa idi, Allah 'ın (haşa) yüceliğinden, bahsedilir olamazdı. Akıl erdirilebilen bir ilim, Allah 'ın ilmi olarak bahsedilemez.


Alem ilmin okuyan, dört mezhep sırrını duyan,

Bütün beşeri ilimleri almış, dört mezhebin sırrını duymuş, birisi de bu sırrı anlayamaz.



ACİZ KALDI BU YOLDA, BU AŞKA EL VURAMAZ...

Elbette aciz kalır bu yolda. Allah 'ın aşkına el vuramaz. Allah 'ın sırrına vakıf olamaz. Allah 'ın ilmini, kendi, beşeri ilmi ile çözemez. Hiç kimse anlayamaz, nasılını, niçinini, nedenini. Dokunamaz kimse Allah 'ın aşkına..!

İlim : İlim bilmektir

İlim : Kendin bilmektir

Sen kendini bilmez isen,

Bu nice ilim bilmektir.




Önce kendini bir tanı.


Kimsin, nesin, nerden gelip, nereye gidersin. Sana verilen, sende olan nedir.?

Hz. Allah insanoğluna neden eftal-i mahluk, şerefli mahluk demiş.

Seni şerefli kılan nedir .? Neden yaratılmışların en üstünüsün.? En şereflisisin .?

Bu soruları kendine hiç sordun mu .?
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #39 : 02 Haziran 2014, 12:06:54 ÖÖ 00 »
Ayrıca tasavvuf dini,hint mistiksizmi,çin budizmi,yunan felesefesi ve İslamında bir kısmını alıp haramanlayan yeni bi tanımla ortaya çıkmış islamın önünde enbüyük engellerden biridir.

Bunun içindirki tasavvuf dininin içinde,İslamdan bazı ibadetlerin olduğu gibi,çin budizminden,hint mistiksizminden,yunan felsefesindende rastlamak mümkün.

hal böyleyken yukardaki osisto.arkadaşın hareretle bakın TASAVVFUTTA,Namaz,oruç,zekat,hac ve vardırı savunması çok normaldir.


Yalnız sayın osistonun atladığı şu kısımlar vahiy dini olan islamın red eddiği,VAHDEDİ VUCUT,RABITA,GAVS KUTUP,SADAT EFSANELERİ ,bunlarda köken olarak hinduizm ve budizmle bağdaşan ortak yönleridir.

Ayrıca sayın osistonun atladığı islamın temel ilk ilkesi olan ve bütün Rasullerin indirilme gayesi olan TAĞUTU RED[nahl süresi 36bakın],yani LAİLAHE ilkesi ve yaşanırlığı bu batıl din olan tasavvufta karşılığı asla ve katiyen yoktur.

İslamın temeli LAİLAHE[ilahlık taslayan kişi,kuruluş ve mercileri red EDİYORUM İLK BAŞTA],daha sonra İLLALAH[ÇÜNKÜ ilah olmaya kadir ve muktedir yalnız Alllah tır]..

öRNEĞİN SAYIN OSİSTO siz tasavvufçular TAĞUTU NASIL TANIMLIYOR VE GÜNCELLİYORSUNUZ VE NASIL RED EDİYORSUNUZ..



İlim bir nokta idi, cahiller çoğalttı. (Hz. Ali r.a)

Bizim tağutla, mağutla işimiz olmaz. Şeyhi olmayanın, şeyhi şeytandır.

Hz. Allah ne buyuruyor bak ;

Şüphesiz, biz şeytanları inanmayanların EVLİYASI kıldık.’’
Araf 27


Hz. Allah inanmayanlara şeytanı Evliya olarak veriyor ise,

İnananlara Evliya vermesinden daha doğal, daha gerçek, daha doğru ne olabilir.?


Sen şeytanı dışarılarda mı arıyorsun.? Nefs gibi içinde bir düşmanın varken ..!

Karşıdan şeytan gelecek, bana zarar verecek diye mi bekliyorsun ..? Daha çok yolun var. Emin ol ki müslime işin henüz başında bile değilsin. 

Çünkü aklınla her şeyi çözüp, anlayıp, kavraya bileceğini zannediyorsun. Çünkü aklın her şeyin önünde gidiyor.

Senin için doğru olan, elinle dokuna bildiğin, gözünle görebildiğin, kulağınla işitip, tadına baka bildiğinle sınırlı kalmış. Kısacası zahiri ilimle yetiniyorsun.

Beş duyu ötesi seni ilgilendirmiyor. Maalesef İslam 'da hakikat, beş duyu ile anlaşılamaz.

Allah 'ın ilmi, zahiri değil, beş duyu ötesi, metadır. 

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #40 : 02 Haziran 2014, 01:30:42 ÖÖ 01 »
sayın osisko,tasavuftaki marifet ve keşfin tanımı şudur.


Kardeşim sen İslam 'ı birilerinden aldığınla, öğrendiğinle sınırlı zannediyorsun. Allah 'ın ilminin başı, ortası, sonu yoktur.

El Evveli Allah
El ahiri Allah
Ez Zahiri Allah
El Batınî Allah

Her şey, her zerre yoktan var edilmiş. Bir toz zerresi bile bu tertibi ilahinin bir parçası. Buna neden, niçin, nasıl diyemezsin. Her şey, bir şeyle, bir şey her şeyle bağlantılı olarak var edilmiş.

Bunu aklın ile çözemezsin, anlayamazsın.

Hz. Allah insanın aslının bir damla su (katre meni) olduğunu ifade ediyor. Şimdi bu katreye insan diyemezsin. Fakat değil de diyemezsin. Fakat birbirinin içerisinde gizli. Anlıyormusun.?

Yaratılmış olarak, Hz. Allah 'ın tecelli etmediği zerre bulamazsın. Her şey O 'nun eseri.

İlk önce akıl, gönüle yol gösterir. Sonrasında kişideki iman, gönlü ön plana çıkartır ve gönül aklın önüne geçer. Böylece gönül aklın hocası olur, akla yön verir.

Kalp sevgi ile donanırsa ismi gönül olur,
Gönül olmaz ise, sevgi nereye konur..?

Akıl yalnızca gördüğü ile ilgilenir. Göremedikleri aklın kabulü dışında kalır.

Örneğin ;

Bir kişi caddeden karşıya geçecek. Yürüme mesafesinde yirmi metre ileride üst geçit var. Bu kişi üst geçide kadar yürümeyi tercih etmiyor ve bulunduğu yerden karşıya geçmeye çalışırken, araba çarpıyor ve vefat ediyor.

Bana bunu nasıl izah edersin .? Bu olayda gördüklerini nasıl anlatırsın.?





"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #41 : 02 Haziran 2014, 07:55:21 ÖÖ 07 »
osisko...


Allah aklını kullanmayanları pisliğin içinde bırakır...yunus süresi 100

Ayrıca Allah aklını kullanmak isteyenlere kılavuz olarakta KURAN[İLİM VE HİKMET],ve bununla birliktede kuranın pıratiği olan Rasulullah ı göndermiş.

Bu gönderdiklerinin Peşinde,şunu demiş Allah bilmediğiniz ilmim[şeyin] peşine düşmeyim,

başka bi ayettede bildikleriniz hakkında konuştunuz,konuştunuzda,bilmediklerinizin niye peşine düştünüz..

Şimdi siz kalkmış Allah ın ilim ve hikmetin dışında,tasavvufçuların hevalarından uydurdukları SIR dediğiniz bi yalan dolanın peşine düşmüşlerin hezeyanlarını yok, beşduyu organıymış,yok metadır diyerek savunmanız bile sizinle aynı dinde ve aynı Allah a kulluğun peşinde olmadığımı gösteriyor.

Benim Allah ım kendini RASULLER ARACILIĞIYLA VE RASULLERE VERDİĞİ İLİM VE HİKMETLE TANITAN ALLAHTIR VE BEN ONUN KULUYUM BU ŞEKİLDE İTAAT EDER VE ONUN DIŞINDA,SIRLI VIRLI İŞLERDENDE UZAĞIM,BÖYLE SIRLI VIRLI İŞLERLE UĞRAŞANLARI KENDİ SAHTE İLAHLARIYLA BAŞBAŞA BIRAKIP BU SIRLARIYLA UĞRAŞA DURSUNLAR...

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #42 : 02 Haziran 2014, 01:07:56 ÖS 13 »
İslam dini kur'an, sünnet/hadis ve  Sahabe  İcmâsıdır. Bunun dışındaki  icmâ iddiaları, kıyas, istihsan ve benzeri tüm reyler aynı zamanda keşif, ilham ve benzeri yollar hakikat bakımından bir şey ifade etmezler. Çünkü bunlar birer zandan ibarettir.

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #43 : 02 Haziran 2014, 02:37:40 ÖS 14 »
osisko...


Allah aklını kullanmayanları pisliğin içinde bırakır...yunus süresi 100

Ayrıca Allah aklını kullanmak isteyenlere kılavuz olarakta KURAN[İLİM VE HİKMET],ve bununla birliktede kuranın pıratiği olan Rasulullah ı göndermiş.

Bu gönderdiklerinin Peşinde,şunu demiş Allah bilmediğiniz ilmim[şeyin] peşine düşmeyim,

başka bi ayettede bildikleriniz hakkında konuştunuz,konuştunuzda,bilmediklerinizin niye peşine düştünüz..

Şimdi siz kalkmış Allah ın ilim ve hikmetin dışında,tasavvufçuların hevalarından uydurdukları SIR dediğiniz bi yalan dolanın peşine düşmüşlerin hezeyanlarını yok, beşduyu organıymış,yok metadır diyerek savunmanız bile sizinle aynı dinde ve aynı Allah a kulluğun peşinde olmadığımı gösteriyor.

Benim Allah ım kendini RASULLER ARACILIĞIYLA VE RASULLERE VERDİĞİ İLİM VE HİKMETLE TANITAN ALLAHTIR VE BEN ONUN KULUYUM BU ŞEKİLDE İTAAT EDER VE ONUN DIŞINDA,SIRLI VIRLI İŞLERDENDE UZAĞIM,BÖYLE SIRLI VIRLI İŞLERLE UĞRAŞANLARI KENDİ SAHTE İLAHLARIYLA BAŞBAŞA BIRAKIP BU SIRLARIYLA UĞRAŞA DURSUNLAR...


İfadelerin tam anlamıyla konuya vakıf olmadığını gösteriyor.


Akıl yalnızca gördüğü ile ilgilenir. Göremedikleri aklın kabulü dışında kalır.

Örneğin şu konu hakkında fikirlerinizi alalım;

Bir kişi caddeden karşıya geçecek. Yürüme mesafesinde yirmi metre ileride üst geçit var. Bu kişi üst geçide kadar yürümeyi tercih etmiyor ve bulunduğu yerden karşıya geçmeye çalışırken, araba çarpıyor vefat ediyor.

Bana bunu nasıl izah edersin .? Bu olayda gördüklerini nasıl anlatırsın.?

Cevap verebilir misin.?
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #44 : 02 Haziran 2014, 02:52:51 ÖS 14 »
İslam dini kur'an, sünnet/hadis ve  Sahabe  İcmâsıdır. Bunun dışındaki  icmâ iddiaları, kıyas, istihsan ve benzeri tüm reyler aynı zamanda keşif, ilham ve benzeri yollar hakikat bakımından bir şey ifade etmezler. Çünkü bunlar birer zandan ibarettir.


Kime göre zan .?

Benim bahsettiklerim, Kuran, Sünnet, İcma, Kıyas-ı Fukuha dışında değil. İman, inanç, itikat konusunda benden duymayı merak ettikleriniz varsa sorabilirsiniz.!

İşte prensiplerimiz ;

Ahâd olan Hz. Allah 'a,
 
O'nun gönderdiği Hz.Muhammed Mustafa .s.ta.v 'e ,

O 'na indirdiği Hz. Kuran 'a acabasız bağlıyız.

Edilleyi şeriyeye uyumlu,
 
KİTAP, SÜNNET, ZAMANA UYUMLU İCMA, KIYASI FUKUHA PRENSİBİ İLE,

İtikatta mezhebimiz İMAM-I MATURİDİ ,

Amelde mezhebimiz, HANEFİ 'dir.

Başka ne arıyordunuz..?
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..