TASAVVUF AYRI BİR DİN

  • 307 Cevap
  • 167802 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #240 : 01 Temmuz 2014, 12:18:21 ÖÖ 00 »
Max biliyorum sen uzun yazıları sevmezsin önünü sonunu okursun ama yinede canın sağ olsun belki bir gün canın sıklırda okursun diye orada dursun inşaAllah..

*

Çevrimiçi maxpayna

  • *
  • 5164
    • depo
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #241 : 01 Temmuz 2014, 05:15:09 ÖS 17 »

Max biliyorum sen uzun yazıları sevmezsin önünü sonunu okursun ama yinede canın sağ olsun belki bir gün canın sıklırda okursun diye orada dursun inşaAllah..

aman abi beni karıştırma
mümkün mertebe uzak durmaya çalışıyorum şu konudan
ve hayret ediyorum tasavvuf üzerine 17 sayfa yazı yazıldı ve hala yazılıyor
merak etme yazdıklarının tamamını okudum
hatta medineweb sitesi(forummu)nden alıntı yaptığını bile gördüm
ve aynı fikirde olduğumuzu da beyan etmek isterim.

tasavvuf islamdan ayrı bir dindir nokta net.


Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #242 : 01 Temmuz 2014, 10:01:35 ÖS 22 »
ALLAH 'ın varlığına, Kelamı olan KURAN-I KERİM 'e ispat ve delil istiyor..osisko alıntı

Eğer siz azıcık Kur’an anlamak için okumuş olsaydınız ve aklınızı şeyhlerinizin cebinden çıkarsaydınız bu delilleri Kur’an’dan görecektiniz zaten;

ALLAH-U TEALA NE İLE TANINIR?

1 -Allah-u Teal’a'nın yarattıklarına ibretle bakmak, tefekkür etmek, Allah-u Teal’a'nın varlığını, birliğini, büyüklüğünü, kudretini, hikmetini ve rahmetini anlamaya sevk eder.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Onlar göklerin ve yerin muhteşem idaresine, Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmazlar mı? Ondan sonra artık hangi söze inanırlar?" (A'raf: 185)

"Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, geceyle gündüzün (birbiri ardından)gelip gidişinde elbette akıl sahipleri için ayetler (ibretler ve deliller) vardır." (Al-i İmran: 190)

"Gece ve gündüzün birbiri arkasından gelmesinde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde sakınan kimseler için deliller vardır." (Yunus: 6)

"Muhakkak ki göklerin ve yer(ler)in yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde, insanlara faydalı olan şeyleri denizde taşıyan gemilerde, Allah'ın gökten su indirip onunla ölü olan yeri canlandırmasında ve üzerinde her (çeşit) canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gök ile yer arasında (Allah'ın emrine) boyun eğmiş olan bulutları (evirip)çevirmesinde düşünen bir kavim için elbette nice ayetler (deliller) vardır." (Bakara: 164)

2 -Allah-u Teal’a'nın şer'i ayetlerine bakmak, yani; rasullerine indirdiği vahyi okuyup anlamak Allah-u teala'yı tanımaya sebep olur.

Allah-u teala'nin rasüllerine indirdiği vahye baktığımız ve insanlar için hem dünya hem de ahirette büyük faydalar içeren bu vahyin içerdiği ilim ve hikmeti tefekkür ettiğimizde kulların maslahatına ne kadar uygun olduğunu görürüz ve böylece Rabbimizi tanımış oluruz.

Allah-u Teal’a'nın şöyle buyuruyor:

"Hala Kuran üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızdık bulurlardı." (Nisa: 82)

3 - Allah-u Teal’a'nın mü'min kullarına verdiği marifetullahtır. Allah-u teala mü'min kullarına öyle şeyler bahşeder ki sanki Allah-u teala'yı gözleriyle görüyormuşçasına O'nu tanımaya erişirler.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Cibril aleyhisselam ona ihsan hakkında sorduğunda:
"Allah-u teala'yı görüyormuş gibi O'na ibadet etmendir. Sen Onu görmesen de O seni görür." cevabını vermiştir.
(Müslim)

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. “Rum/21-

Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #243 : 01 Temmuz 2014, 10:41:10 ÖS 22 »
İbni Teymiye rahimehullah şöyle dedi:

"Bütün nebiler fahşayı, şirki, zulmü emretmemek ve Allah hakkında bilmeden konuşmamak hakkında ittifak etmişlerdir." (Kitabu’n-Nübüvvet  s: 430)

Bir başka yerde şöyle diyor:

"Haram kılınan öyle meseleler vardır ki gerek zaruret hallerinde ve gerekse zaruret dışı hallerde asla helal kılınmamıştır. Bunlar; şirk, fahşa, Allah hakkında bilmeden konuşmak ve zulüm gibi hallerdir. Bu dört şeyi Allah-u teala şu ayette zikretmiştir:

"De ki: "Muhakkak ki Rabbim; kötülükleri, onlardan açık olanları ve gizli olanları, günahı, haksız yere isyanı, hakkında bir delil indirmediği bir şeyi Allah’a şirk koşmanızı ve bilmediğiniz şeyleri Allah’a karşı söylemenizi haram kıldı."

Zikri geçen bu meseleler bütün şeriatlerde haramdır. Allah-u teala bütün rasulleri bunları yasaklamak için gönderdi ve hiç bir durumda bunlardan hiç bir tanesini dahi mübah kılmadı. İşte bu sebeble bu Mekki surede zikredilmiştir. (Fetvalar c:14 s:470 - 471)

Bütün siyer alimleri ve başka alimler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın Mekke’de kalıp, 13 sene boyunca tevhide davet ettiği konusunda icma etmişlerdir. Aynı şekilde bütün Mekki surelerde İslam dininin aslı (olan tevhid ve risalet) zikredilmiştir.


 
(Araf: 33)

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #244 : 02 Temmuz 2014, 02:16:46 ÖÖ 02 »


Şeyh Takıyüddin İbn Teymiyye şöyle der:

'' Kim ölülerden herhangi birinin ,bu ister nefise olsun , isterse başka bir ölü olsun korkanı himaye ettiğini, hapsedileni kurtardığı söylerse ki bunlar birer ihtiyaçtır, bunu söyleyen kişi sapık ve müşriktir. Çünkü Allah koruyup ve gözetendir, O korunmaya muhtaç değildir. İhtiyaçlar için Allah'a müracaat edilir. Bunun yolu ihlas ve samimiyetle Allah'a dua etmektir. Nitekim Allah teala şöyle buyuruyor: ''(Ey Resul) Kullarım sana benden sorarlarsa , ben, şüphesiz onlara çok yakınım . Bana dua edenin , dua ettiği zaman, duasını kabul ederim'' (Bakara: 186) Allah en iyi bilendir.(ky:Mecmuu'l-Fetava''(27/490)

İbni Teymiyye Allah senden razı olsun.İşte görüldüğü gibi Şeyhülislam açık bir şekilde bugün kü kabirperest tarikatçılarda bulunan hasletleri taşıyanları tekfir etmektedir.



Rabbime ne kadar hamdetsem azdır. Allah c.c seni kendi paylaşımlarınla rezil edecek inşaallah. Ben O 'na sığındım.

Bu formu takip eden kardeşlerimizin özellikle seni ve senin zihniyetindekileri tanıması, anlaması, neye, kime, hangi akla hizmet ettiğinizi farketmeleri açısından ilk önce şunu ifade etmem gerekiyor ki, daha net görsünler inşaallah.!

Yazılarını takip ettiğiniz kişi, Tasavvuf 'a karşı, Evliya 'ya karşı, Mürşid 'e karşı, fakat;


Şeyh Takıyüddin İbn Teymiyye diye söze başlıyor.

Şeyhlere karşı bir duruş sergileyen bu kişinin, Şeyhe değil, "ŞEYHLERE OLAN" muhabbetine bir bakınız.

Bir de bu muhabbette kusur etmediği, sözünün üzerine söz koymadığı bu ilahını, teymiyesini  tanıyalım :

Selefîyye ya da Selefîlik, Temelleri İbn-i Teymiye tarafından atılmış olan İslâm Dîni İtikadî mezheplerinden biridir.

Selef halefin tersidir ve tarihsel olarak önde olanlar anlamına gelir.

Selefîyye, dinde selef kabul edilen kişilere hiçbir değişiklik yapmadan "TABİİ OLMAYI" esas alır.

Yani Din 'in yaşanırlılık olarak dünü, bugünü, ve yarını olarak alınması gerekenlere itibar etmeyip, dünde kalanlardır selefiler.!

Allah 'ın Kelamı Kuranı bırakarak, hadislere yapıştılar ya, günümüzde hasır üzerinde yatıp, çölde yaya ve deve üzerinde yolculuk yapıyorlar ya..!

Ramazanda iki hurma ile niyetlenip, bir yudum su ile oruç açıyorlar ya..! Hatta bir takım elbiseleri var. Sabahtan öğleye kadar erkekleri, öğleden sonra da kadınları bu elbiseyi kullanmak zorunda kalıyorlar.

Çamurdan ev inşa etmişler, üzerini hurma dalları ve lifleri ile kapattıkları evlerde ikamet ediyorlar..! Teknolojiye asla itibar etmezler, elektik ve elektronik eletlere caiz değildir diyerek el dokunmazlar..!

Bunlar otomobile ve uçağa da binmezler..!  "NEDEN" peki..?

Çünkü Peygamber Efendimiz zamanında bunlar yoktu. Peygamber efendimizin el dokunmadığı hiç bir şeye dokunmazlar, kullanmazlar, binmezler de onun için. Çünkü geçmişi yaşıyorlar ya..!

Daha çok üzerinde konuşulur. Lakin bir diğer ilahını da tanıyalım ki tezatlığını, birilerini inkar ve reddederken, bir başkalarına koşulsuz biatlarını gözler önüne serelim inşaallah.
Yazı biraz uzun ama anlamak, kavramak ve idrak için paylaşmam gerekti, özür dilerim.


Ibnu'l-Kayyim el-Cevziyye

Ismi ve Soyu

Ibnu'l-Kayyim el-Cevziyye'nin adi Muhammed, künyesi Ebu Abdillah, lakabi Semsuddin, unvani Zür'i'dir. Babasinin adi Ebubekir ibnu Eyyub'dur. Sam'da dogdu. Babasi Cevziyye Medresesi'nin kayyimi oldugu için kendisi Ibnu'l-Kayyim el-Cevziyye diye taninmistir.

Ilmi Tahsili ve Derecesi

Ögrenim hayatina babasindan aldigi derslerle baslayan Ibnu'l-Kayyim, Mecduddin Ebu Bekir ibnu Muhammed et-Tunusi ve Muhammed ibnu Ebi'l-Feth el-Ba'lebeki'den Arap dili ve edebiyati, Safii alimi Safiyyuddin el-Hindi'den Kelam ve Usul, Mecduddin Ismail ibnu Muhammed el-Harrani ile Takiyuddin ibnu Teymiyye'den Fikih okudu.

Fikihta asil hocasi Ibnu Teymiyye olup onun birçok eserini bizzat kendisinden okuma imkani buldu. Ibnu'l-Kayyim birçok hocadan ders almis olsa da onun üzerinde en çok etkisi bulunan kisi 712 yilinda Misir'dan dönmesinden ölümüne kadar (728) sürekli beraber bulunduğu Ibnu Teymiyye olmustur.

Hatta Ibnu'l-Kayyim'in ilmi birikim ve söhretini büyük ölçüde Ibnu Teymiyye'ye borçlu oldugu söylenebilir. Gerçekten de bu ikisi örnegi az rastlanan bir hoca-talebe iliskisi sergilemislerdir.

Ibnu Teymiyye ile birlikte Selefiye ekolünün bayraktari kabul edilmistir.

Ibnu'l-Kayyim, hemen her zaman hocasi Ibnu Teymiyye ile birlikte anilmakta ve ona olan asiri sevgi ve bagliligi özellikle belirtilmektedir. Bu baglilik, hocasinin eserlerini tehzib ve görüslerini yayma konusundaki çabalarinda ve yazdigi eserleri büyük çogunlukla hocasinin görüslerini açiklamasina hasretmesinde açikça görülmektedir.

Ibnu'l-Kayyim, salt bir taklitçi olmayip delile göre davranmayi ilke edinmekle beraber hocasi gibi genelde Hanbeli mezhebinin usul anlayisi çerçevesinde hareket etmis, özel olarak da Ibnu Teymiyye'nin görüsleri dogrultusunda tavir sergilemistir. Bunun için Ibnu Teymiyye ile birlikte Selefiye ekolünün bayraktari kabul edilmistir.

Yeni Hanbelilik veya Selefilik diye adlandirilan akimin önde gelen ismi olmasi dolayisiyla Ibnu Teymiyye'nin Memlük idarecilerinden gördügü baskilar büyük oranda talebesi Ibnu'l-Kayyim için de söz konusudur.

Gerek Ibnu Teymiyye'yle bulunmasi gerekse bazi görüsleri sebebiyle yöneticilerle arasinin pek iyi olmamasi sebebiyle Ibnu'l-Kayyim, biri Hz. Ibrahim (a.s.)'in kabrini ziyaret etmek amaciyla yolculuk yapilmasina karsi çikmasi yüzünden olmak üzere birkaç defa hapsedilmistir. Hicri 726 yilinda Ibnu Teymiyye ile birlikte Dimesk kalesine hapsedilmis, muhtemelen Ibnu Teymiyye kadar tehlikeli görülmedigi için hocasinin ölümünden sonra serbest birakilmistir.

Allame Zehebi (öl.748) de söyle der: "Ibnu'l-Kayyim, hadis metinlerini ve hadis ricalini bilmeye çok ilgi duyar, bunlarla çok daha fazla ilgilenirdi. Fikih incelemeleriyle de çok mesgul olurdu. Çok genis ve detayli bir sekilde yazarak Arapça dilbilgisini ögrenmekte, Fikih ve Hadis usulünde çok maharetliydi."

Ilmi Faaliyeti ve Metodu

Ibnu'l-Kayyim, Ibnu Teymiyye'nin baslattigi islah çabasina katki saglamayi, bu çabayi devam ettirmeyi hedeflemistir. Adalet ve toplum yarari temeline dayali dini ve içtimai islah projesi sayilabilecek bu çabanin esasini selefin yöntemi olarak gördügü Kitap ve sünnetin hakemligine bas vurma, seriatin ruhunu anlama, toplumsal olgulari bu baglamda dikkate alip degerlendirme ve buna bagli olarak taklidin yol açtigi fikri donuklukla mücadele etme olusturmaktadir. Bu noktada Ibnu'l-Kayyim özellikle akidenin "selef mezhebine" dönülmek suretiyle islahi, taklide karsi fikir hürriyetinin hakim kilinmasi, dini oyuncak haline getirenlerin uydurduklari hilelerle mücadele ve seriatin ruhunu anlama gibi hususlar üzerinde durmustur.

Ibnu'l-Kayyim'in yönteminin genel çizgileri "orta yol üzere olma", "gelenekçilik" ve "anlamcilik" olarak ifade edilebilir.

Onun orta yolcu tutumunun sonuçlari itikad, usul ve fürua dair görüslerinde açikça görülmektedir. Bu anlayisi Islam dinini diger dinler arasinda ve Ehli Sünnet'i diger mezhepler arasinda konumlandirirken de göstermistir. Ona göre Müslümanlar diger din mensuplari arasinda ortada olduklari gibi, Ehli Sünnet de diger mezhepler arasinda ortadadir.

Ibnu'l-Kayyim, bir islah iddiasiyla yola çiktigi için onun fetvalarinda toplumsal bozulma noktalarini, döneminde ortaya çikan bidat ve hurafeleri tespit etme imkani bulunabilir. Bu tavir onun ayni zamanda selefi tutum ve yönteminin de tabii sonucudur. Nitekim kabir ziyaretinin esasen mesru oldugu kanaatini tasimakla beraber özellikle bazi salih kisilerin kabrini ziyaret amaciyla yola çikilmasini caiz görmez.


"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #245 : 02 Temmuz 2014, 02:21:55 ÖÖ 02 »
İbni Teymiye rahimehullah şöyle dedi:



Benim Kitabım olan Kuran-ı Kerimde "EVLİYA, VELİ, MÜRŞİD, ELÇİ, UYARICI, YOL GÖSTEREN" olarak Allah kelamını kabul etmeyen zat, Suriye, Mısır, Arabistan ve benzeri yerlerin şeyhleriyle arasından su sızdırtmıyor..

Bol muhabbetler.. Görüşeceğiz inşaallah..

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #246 : 02 Temmuz 2014, 02:37:38 ÖÖ 02 »

Konuyu devam ettiriyoruz; Çünkü bu sapkın dinde o kadar çok malzeme vardır ki yazmakla bitmez.

Bunları ben osisko gibi cehalet içerisinde kıvranan kişiler için aktarmıyorum amacım bu bölümü okuyan insanların bu şirkperest ve kabirperest bu anlayışın ne denli bir sapıklık olduğunu tüm çıplaklığıyla okuyucu için ortaya koymaktır.


Selefîyye ya da Selefîlik, Temellerini İbn-i Teymiye 'nin atmış olduğu İslâm 'ın içerisine sızmış, mezhep anlayışınla mı ..?

Ey kelam ilmi içerisinde boğulmuş zavallı..!

Kendine bak ..

Kendini bul..

Kendini bil ..

Sen kendini bilmen için var edildin. Kendini bulman için var edildin.

Kendine bakamayıp, birilerinin kendince doğru diye ifadelerini alıp burada yalan, yanlış demeden paylaşıyorsun. İftiralarla dolu yazılar. Madde gözü ile bakılan ve aklının işaret ettiğinden başkasını kabul edemeyen mübarek zat..!

Kendini bil kendini. Bana karşı çıkarken, kendisi lahana turşusu satan be adam..

Kendi Evliya 'na tabii ol. Kendi Veli 'ni tanı, ara bul. Kendi Mürşidine biat et.


İbadetleri amaç edinmiş, gerçek amacının dışında hareket eden sana derim ki;


Müftü bey demiş bana kafir ..
Ben de ona diyeyim Müslüman..!
Yarın huzur-u mahşerde,
Zira ikimizde çıkarız yalan..!

Çünkü ne ben kafir,
Ne de müftü Müslüman..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #247 : 02 Temmuz 2014, 03:10:28 ÖÖ 03 »
İbni Teymiye , Fetvalar, tevhid ve risalet, Ibnu'l-Kayyim, Mecduddin Ebu Bekir ibnu Muhammed et-Tunusi ve Muhammed ibnu Ebi'l-Feth el-Ba'lebeki, Safii alimi Safiyyuddin el-Hindi'den Kelam ve Usul, Mecduddin Ismail ibnu Muhammed el-Harrani, "gelenekçilik" ve "anlamcilik, Kitabu’n-Nübüvvet .!


Tabii oldukları, biat ettikleri, yoluna öldükleri şu şahısların bolluğuna bir bakın. Onlar da haklılar.

Çünkü Hz. Allah buyuruyor ki;


Şeyhi olmayanın, şeyhi şeytandır..! Yani;

Şüphesiz, biz şeytanları inanmayanların EVLİYASI kıldık.’’
Araf 27

Hz. Allah inanmayanlara Evliya olarak ŞEYTANI verecek, ama..!

İnananlara EVLİYA vermeyecek..! Allah 'ın böyle bir adaleti olabilir mi.?

Kopyala, yapıştır.. Akıl hocası çok. Tabii ki elinde malzeme bol olacak.

Tasavvuf 'a karşı yazı yazan  yalan, yanlış ifadeler kullanan her şahıs senin mürşidin. Her çiçekten bal toplayan arı misali..! Bütün çiçekler senin topla, toplaya bildiğin kadar.

Ama her topladığını zannettiğin bal, bir gün gelecek ve sana zehir olarak sunulacak. Bunu bil.

Her doğru senin için doğrudur..  Bizlere değil.

Sen falancanın yazdıklarıyla iktifa et, bize Kuran yeter..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #248 : 02 Temmuz 2014, 03:22:50 ÖÖ 03 »
DAHA BİTMEYECEK..!

Allah adına, yalnız Allah Rızası için bu yolda olduğum müddetçe bu konu bitmeyecek.

İnsanları yalan, yanlış, kimlerin kelamları ile kandırdığınız ortaya çıkacak inşaallah. Zulüm bakii değildir. Hadislerle nereye gittiğini zannediyorsun.?

Yazılarında Sünnetlere karşı çıktığımızı ifade edip duruyorsun. Allah şahittir ki iftira ediyorsun.

Sünnete nasıl karşı çıkılır, nasıl kabul edilmez, nasıl uygulanmaz, nasıl yaşanmaz.

Sünneti inkar, KURAN 'ı inkardır.

Sünneti kabul etmemek, KURAN 'ı kabul etmemektir.

Hadislerle bu yolda yürünmez. En başında da ifade ettim. Hadis kirliliğini diyanet işleri defalarca zikretti.

Peygamber efendimiz hayatta iken asla hadis yazılmasına müsaade etmemiş, yazılmasına şiddetle karşı çıkmıştır.

Allah Kelamından daha fazla önem verilmesinden korkmuş ve bunu yasaklamıştır.

Diyanetin de tasdik ettiği Sahih hadislere itirazımız yok.

İbadetler amaç haline gelmiş, gerçek amacın Allah 'ı bilmek olduğundan uzak bir itikat..

Selefilik..!

Selefilik ayrı bir dindir ..!

"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #249 : 02 Temmuz 2014, 04:08:40 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..

Ey oğul!

Önce kendi nefsine öğüt ver, kendi nefsini düzelt! Sonra da başkalarına öğüt ver, başkalarını düzeltmeye çalış!

Sana önce kendi nefsinin özelliklerini, kendi nefsinin ne durumda olduğunu bilmen lazım. Kendinde ıslaha muhtaç bir hâl var oldukça başkalarını düzeltmeye, başkalarına öğüt vermeye kalkışma! Eğer kendinde ıslaha muhtaç bir hâl bulunduğu hâlde bunu bırakır da başkasının ıslahına kalkışırsan yazık sana!

Başkalarını nasıl ve hangi hâllerde kurtarabileceğini bilirsin. Sen kendin kör isen, bir başkasının elinden tutup nasıl bir yere götürebilirsin? Gözleri görmeyen birisinin bir başkasının elinden tutup bir yere götürmesi mümkün olmadığı gibi, kendi nefsini ıslah etmemiş birisinin de başkalarını irşat edip Allah’a götürmesi mümkün değildir. Ancak kendi gözleri gören kişi başkalarını bir yerden bir yere götürebilir.

Denize düşen ve yüzme bilmeyen birisini ancak mahir yüzücü olan birisi kurtarabilir. Aynen bunun gibi, Allah’a insanları ancak O’nu tanıyan birisi götürebilir. Allah’ı tanımayan kişiye gelince, O’na giden yolda bu kişi insanlara nasıl rehberlik edebilir ki?

Sana Allah’ın tasarrufundan bahsetme ihtiyacını duymuyorum! Sen O’nu seversin, amellerini sırf O’nun rızası için yaparsın! Asla O’ndan başkası için yapmazsın! O’ndan korkarsın, O’ndan başkasından asla korkmazsın!

Takvaya sarıl!

Ey oğul!

Sana takva gerek, takvaya sarıl, muttaki ol! Sana şeriat gerek, şeriatın esaslarına sarıl! Nefse, şehevî arzulara, şeytana ve kötü kişilere muhalefet etmeli ve onlara uymamalısın!

Mümin kişi bu hususlarda devamlı cihat hâlindedir. Öyle ki, başından miğferi hiç eksik olmaz, kılıcı asla kınına girmez, atının sırtı hiç eğersiz kalmaz. Uykuyu bile hak erenlerinin uyuduğu niyetle uyur.

Hak erenleri düşmana galip gelebilmek için zindelik kazanmak maksadıyla uyurlar. İhtiyaç dolayısıyla yemek yerler. Ancak zaruret hâlinde konuşurlar.

Mecbur kalmadıkça âdetleri dilsizlik ve sükûttur.

Onları ancak Allah’ın takdiri konuşturur.

Bu dünyada onların dilini Allah hareket ettirir, konuşturur.

Tıpkı yarın kıyamet gününde organlarını konuşturacağı gibi.

Abdulkadir Geylani Hazretlerini sanki bizden çok sahipleniyorsunuz ya..!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #250 : 02 Temmuz 2014, 04:14:15 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Allah’ı daima görür gibi ol!

Ey oğul!

Yalnızlık anlarında öyle bir takvaya ihtiyacın var ki ve öyle bir takvaya sahip olmalısın ki seni günahlardan ve günaha sürükleyecek kaymalardan alıkoysun.

Öyle bir murakabeye ihtiyacın var ki öyle bir murakabeye sahip olmalısın ki Allah’ın daima seni görmekte olduğunu sana hatırlatsın. İşte sen yalnızlık anlarında böyle olmaya muhtaçsın, mecbursun.

Bundan başka nefis, heva ve şeytanla savaşmaya muhtaçsın.

Gönülleri hakka davet et!

Ey oğul!

Büyük insanları yıkıp mahveden küçük hatalar, sürçmeler ve kaymalardır. Zahitleri mahveden nefsanî ihtiraslardır. Hak erenlerini mahveden yalnızlık anlarındaki kötü düşünceler, hatıra gelen kötü fikirlerdir.


Sıddîkları mahveden bir anlık kötülüktür.

Onların bütün meşguliyetleri, kalplerini uygunsuz düşüncelerden korumak ve muhafaza etmektir.

Onlar Hakk’a davet mevkiinde bulunan kişilerdir.

İnsanları Allah’ı tanımaya davet ederler.

Gönülleri Hakk’a davet etmekten bir an bile geri durmazlar.

Nefsini itaat altına al!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #251 : 02 Temmuz 2014, 04:19:12 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Ey oğul!

Bu zaman ahir zamandır. Nifak çarşısı açılmıştır. Yalan çarşısı açılmıştır. Münafık, yalancı, deccal kişilerle oturmayınız. Yazık sana ki nefsin münafıktır, yalancıdır, kâfirdir, fâcirdir, müşriktir.

Böyle olduğu hâlde sen onunla nasıl oturuyorsun? Ona muhalefet et, asla muvafakat etme!

Onu bağla, asla salıverme! Onu hapset, zindana at! Kendisine ancak zaruri olan haklarını ver! Fazla verme! Onu mücahedelerle kahret, itaat altına al!

Dünya ile ahireti bir araya getir!

Ey oğul!

Dünya ile ahireti bir araya getir!

Her ikisini de aynı yere koy!

Kalbin dünya ve ahiret düşüncesinden arınmış olarak ve çırıl çıplak bir şekilde Mevlan ile tek başına ol!

Allah’tan başka her şeyden arınmadıkça O’na yönelme! Halka bağlanıp kalarak Hakt’an ayrı kalma! Bütün bu sebepleri kopar, at! Allah’a giden yoldaki engelleri birer birer bertaraf et! Bütün bunları yaptıktan sonra dünya ve ahireti bıraktığın yere var!

Dünyayı nefsine ver, ahireti kalbine koy, Mevla’yı da özünde tut!

Tövbe ile günah elbiseni çıkar!

Ey oğul!

Nefis ile birlikte olma! Hevesinle birlikte olma!

Dünya ile de birlikte olma! Öyle ise hemen günahlarına tövbe et, bir daha işlememeye azmeyle! Onlardan sıyrıl! Seri adımlarla Mevla’na koş! Tövbe ettiğin zaman hem dışın hem de için tövbe etmiş olsun!

Tövbe, Allah’ın katında makbul kul olmanın temelidir. Halis bir tövbe ile ve Allah’tan hakikaten hayâ etmek suretiyle üzerindeki günah elbisesini çıkar, at!

Derdi sabırla karşıla!

Ey oğul!

Sana herhangi bir dert geldiği zaman onu sabır eliyle karşıla ve devası gelinceye kadar sakin ol! Deva gelince de onu şükürle karşıla! Bu hâle geldiğin zaman peşinen ebedi, zevkli, safalı bir hayatta olursun!

Himmetin dünya olmasın!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #252 : 02 Temmuz 2014, 04:25:05 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Ey oğul!

Dünyadaki himmet ve gayretin yemek, içmek, giymek, evlenmek, güzel ve rahat evlerde oturmak, servet toplamaktan ibaret olmasın!

Bütün bunlar nefsin işidir, nefsin rağbet ettiği şeylerdir.

Öyleyse kalbe mahsus himmet ve gayret nedir?

Kalp, öz ve sır neye rağbet eder?

Onun himmet ve gayreti Allah’ı aramaktır.

Kalbin rağbet edeceği tek şey budur.

Senin himmet ve gayretin ve rağbet edeceğin şey senin için en mühim olandır, sana ehemmiyet verendir.

Öyleyse senin rağbet edeceğin şey, Rabbin ve O’nun nezdinde olmalıdır.

Ahiret için hazırlan!

Ey oğul!

Sen, ömründen sadece bir gün kaldığını farz et ve ecel meleğinin geleceğini düşünerek ve ahiret için hazırlan!

Dünya hak erenleri için bir kuvvet kazanma ve pişip olgunlaşma yeridir.

Dünyada ebedî kalmak için yaratılmadın!

Ey oğul!

Sen dünyada ebedî kalmak için yaratılmadın! Allah’ın yoluna uymayan bir yaşayış içindesin! İçinde bulunduğun bu hâli hemen değiştir!

Kendini Allah’ın takdirine teslim et! Sonra O’nunla birlikte ol!

Nasıl bir binanın önce bir temele, sonra da duvarlara ihtiyacı varsa, her işin de önce bir temele sonra da bir yapıya ihtiyacı vardır.

Senin yolunun temeli, Allah’ın takdirine teslim olmak, yapısı da O’nunla birlikte olmandır.

Bu esasa yapış, ömür boyu, gece gündüz buna devam et!

Tefekkür insanı Allah’a götürür.
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #253 : 02 Temmuz 2014, 04:29:43 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Ey oğul!

Tefekkür kalbin yapacağı işlerdendir. Eğer kendin için bir iyilik görürsen, bir iyiliğe nail olursan, Allah’a şükret! Bir kötülük görürsen de ondan dolayı tövbe et! İşte bu tefekkür sayesinde dinin ihya olur, dirilir, şeytanın da ölür.

Şöyle denmiştir: “Bir saat tefekkür, bir gecelik ibadetten hayırlıdır

Allah’a ulaşma yolunda yine Allah’ın fiillerini delil getir! Nasıl ki bir sanat eserinden sanatkâra intikal ediliyorsa, Allah’ın muazzam bir sanatı olan bu kâinata bakmakla da Allah’a ulaşılabilir.

 Onun için Allah’ın sanatı üzerinde tefekkür edersen Allah’a ulaşabilirsin!

Hakiki imana sahip olan bir müminin iki dış gözü, iki de iç gözü vardır.

İki dış gözü ile Allah’ın yeryüzündeki sanat eserlerini görür, iki iç gözü ile de Allah’ın göklerde yaratmış olduğu eserleri görür.

Bundan sonra onun gözünden perdeler kaldırılır.

Neticede Allah’ın yakın ve sevgili kullarından olur.

Sevgiliden hiçbir şey gizlenemeyeceğine göre, Allah’ın sevgili kullarından olan bu kişiden de İlahî sırlar gizlenmez.

Dinini satarak dünyalık elde etme!

Ey oğul!

Meşru yoldan ve helalinden alın teriyle kazandığını ye! Dinini satarak dünyalık elde etmeye ve bu yoldan kazanılmış şeylerle geçinmeye kalkışma! Helalinden ve meşru yoldan kazan! Bu kazancınla başkalarına ikram et! Onlara da yedir, içir! Ta ki aradaki sevgi ve kardeşlik bağlarının devamına ve pekişmesine vesile olsun.

Allah’ı kullarına şikâyet etme!

Ey oğul!

Allah’ı kullarına şikâyet etmeye kalkışma!

Kullara şikâyetçi olma! Allah’a şikâyetçi ol! Allah her şeye kadirdir.

O’ndan başkası ise hiçbir şeye muktedir değildir.

İç sıkıntıları, maruz kalınan musibetleri, manevi dertleri ve verilen sadakalarla yapılan iyilikleri gizli tutmak da iyilik hazinelerindendir. Sadakayı sağ elinle ver! Sol elinin bundan haberdar olmaması için gayret et!

Dünya seni yutmasın!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..

*

Çevrimdışı osisko

  • Derviş
  • ****
  • 593
  • Edep ya Huuu..
Ynt: TASAVVUF AYRI BİR DİN
« Yanıtla #254 : 02 Temmuz 2014, 04:34:02 ÖÖ 04 »
ABDULKADİR GEYLANİ Hazretlerinden..


Ey oğul!

Dünya denizinden sakın! Onda çok kişiler boğulmuş, ancak pek az kişi kurtulmuştur. O derin bir denizdir. Her şeyi gark eder, kendinde boğar. Ancak Allah dilediği kullarını ondan kurtarır. Tıpkı kıyamet gününde müminleri cehennemden kurtaracağı gibi.

Takva güneşiyle beraber ol!

Ey oğul!

Bütün fiil ve hareketlerinde tevhid güneşi, şeriat güneşi ve takva güneşi ile beraber ol!

Zira bu güneş, heva ve hevesin; nefsin, şeytanın ve mahlûkata dayanmanın sebep olduğu şirk tuzağına düşmekten seni muhafaza eder.

 Bu güneş seni Allah yolunda ilerlerken aceleci olmaktan alıkor.

Aceleci olma!

Ey oğul!

Aceleci olma! Zira acele eden hataya düşer, teenni eden de isabet eder, hedefine ulaşır. Acele etmek şeytandandır, şeytanın işidir.

Teenni etmek de Allah’tandır.

Çok kere seni aceleciliğe sevk eden şey, dünyalık toplama hırsıdır. Rızık ve dünyalık hususunda kanaat sahibi ol! Zira kanaat tükenmez hazinedir.

Sadece kısmetine ve eline geçene razı ol! Kısmetinde olmayandan da geri dur! Helal ve meşru olandan ayrılma! İşte o zaman zengin olursun. Allah’tan başka hiçbir şeye ihtiyaç duymazsın.

Kalbin mutmain olur, sükûnete kavuşur, özün saflaşır, berraklaşır. Zararlı duygu, temayül ve ihtiraslardan arınırsın.

Böylece dış gözünde dünya, kalp gözünde ahiret, sır gözünde Allah’tan başkası değersiz olur.

Aklını kullan!

Ey oğul!

Akl-ı selim sahibi ol! Aklını kullan! Acele etme! Şurası muhakkak ki acele etmekle eline bir şey geçmez. Acele etmekle ne vaktinden önce akşamı edebilirsin, ne de sabahı! İstediğini elde edebilmek için sabırla akşama kadar çalışmıyor, didinmiyor musun?

Allah korkusu her kapının anahtarıdır.

Ey oğul!

Önünde kapalı bir kapının kalmamasını istersen izzet ve celal sahibi olan Allah’tan kork! Zira Allah korkusu her kapının anahtarıdır, her kapıyı açar.

Amellerini güzel yap!
"Kul 'a bela gelmez Hak yazmayınca,
Hakk bela yazmaz, kul azmayınca"..