-- Şahizar --

  • 1 Cevap
  • 2517 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Aysegul

  • *
  • 3127
    • Yine Ayrılık.. Yine Ayrılık...
-- Şahizar --
« : 01 Ağustos 2007, 03:33:22 ÖS 15 »
Şahizar

Yazdıklarının bir kalbin neresine düştüğünü her zaman bilemezsin.
Dudağına değen sözlerin gönülde nasıl bir yankı verdiğini hemen duyamazsın. Hele de benim gibi çokça söyleyip çokça(?) yazıyorsan, bazen sahiciliğini kaybettiğini sanırsın. “Yoksa, yoksa...” dersin, ara sıra, “söylediklerim/yazdıklarım öylece uçuşuyor mu havada? Hiçbir yüreğe dokunmadan geçip gidiyor mu? Anlamsız uğultular gibi kulaklardan tersyüz mü ediliyor?”

-Kimbilir, belki de, sözlerin kelebekler gibi kanatlanıyor gönüllerde. Bir umut, belki de, yazıların serin bir pınara eğilip avuç avuç su içmek nasıl özlenirse öyle özleniyor.

-Kimbilir, dokunduğu yere yağmur gibi inip suskunluk kuytularında unutulmuş sevda sözlerini tohumlar gibi çiçek çiçek açtırıyordur.

-Kimbilir, çocuksu umutların ellerinde binbir zahmetle göğe yükseltilen uçurtmalar gibi ruhları geziniyor hecelerin.

Sözü uzattım, biliyorum. Hep darlığından şikayetçi olduğum bu köşe, keşke bu defalığına iyice daralsa da, sadece onun mektubunu yayınlayabilsem.

Yahut sen sevgili okurum, bu köşede oluşabilecek boşluğu yazarın tembelliğine hamletmek yerine o boşluğun her beyaz noktasında onun mektubundaki pırıltıyı havaî fişekler gibi ateşlemeyi yeğlesen.

Gel gör ki, en azından, bunları demekle de dolduruyorum o boşluğu.

Az sonra onunla tanışacaksın, onun acemi ama samimi ifadelerini okuyacaksın.

İsterdim ki onun mektubunu takdim ederken tükettiğim bu satırları da, hiç yazılmamış say..

Sadece onu okumak hatırına katlan bu defa bana..

Bir insanın söylediklerinin sahiciliğin o ılık kucaklayışıyla karşılanması sevindirici olduğa kadar şaşırtıcıdır da.

Bazen bezgince, bazen serazad bir savruklukla, bazen ustaca manevralarla dizdiğin sözcüklerin, sıraladığın ifadelerin “insan”la buluştuğu andır o an.

Aslında birer mürekkep lekesi olan harflerin ruh kazandığı demdir o an.

Yunus’un “ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm” demesine paralel olarak, içinde taşıdığın, içinden taşırdığın ruhun “harfe söze bürünüp, kâğıda mürekkebe sarınıp” yeniden görünür olmasıdır o dem.

Sahiden var olan,
nefes alıp veren,
ümitleri ve
hüzünleri
olan bir insanın kalbinde yer eden sözlerin varlığını haber vermek için göz nuru döktüğün bu satırları abartılı bulma, lütfen..

Şahizar, küçük bir kız çocuğu. Yaşını kendisi söyleyecek sana zaten. O benim için, söylediklerim için bir sahicilik sınaması. Öyle görünüyor ki, şimdilik, hiç olmazsa, onun gözünde testten geçmiş görünüyorum. Şahizar’ın mektubunu sana aktarıyorum ki, sen de sahiciliğinin en büyük sınamasını onun dilinden öğren.

Onun varolma aşkını kendinde hissedebiliyor musun?
Onun kalbini akıttığı ebedî varoluş kalıbına onun kadar akmaya hazır mısın?

Söz Şahizar’ın:

“Senai amca, ben Denizli'den Şahizar Feyza Güleç, Sizinle namazla diriliş seminerinizde tanışmıştık. Size teşekkür ederim, seminerinizden sonra namazlarıma verdiğim önem daha da arttı. Sınıfdaki arkadaşlarımdan benden etkilenip namaz kılanlar oldu. Arada namazlarını kaçırıyorlar, ben de bu konuda onları uyarıyorum. Bana yaşımı sormuştunuz, ben 11 yaşındayım. Namaza Ramazan ayında başladım. Arkadaşlarım sabahla öğle namazını kazaya bırakıyorlardı. Sabah yetişmiyor öğlen de yemek yiyene kadar geç oluyor diye. Çok şükür ailemin vesilesiyle bu konuda biraz daha hassasım. Sabah 15 dakika daha erken kalkıyorum. Öğlen de hemen gelince namazımı kılıyorum, arkadaşlarıma da bunu tavsiye ediyorum. Senai amca benim babam da doktor. O da sizin gibi güzel şeyler anlatır bize. Siz ve aileniz bize misafir olsanız, ne kadar güzel olurdu. Hem bizde tam size göre büyük bir seccade var. Babam Siirt’te çalışırken hediye getirmiş. Keçi tüyünden. Onu sizin için saklayacağım. Benim odamda sehba da yok, kafanız bir yere çarpmaz. İnşaallah hem burda hem de havz-ı kevserde buluşuruz. Belki ruhlar aleminde de komşu idik. Annem Allah için birini çok sevdi mi öyle der. ALLAH’a emanet olun.”

Şahizar’ın yazışı hatırına,
En Sevgili’nin en çok sevdiği yerde,
En Sevgili’nin en çok sevildiği yerde,
En Sevgili’nin seni en çok sevdiği yerde,
En Sevgili’nin seni orada görmekle en çok sevineceği yerde,

yani seccadede yerini almak istersin elbet...

Senai Demirci

*

Çevrimdışı bbetull

  • bbetull
  • *
  • 1591
-- Şahizar --
« Yanıtla #1 : 01 Ağustos 2007, 05:08:08 ÖS 17 »
Çok güzel bir yazı.
Sabah Namazona nasıl kalkılır'ın yazarı Cemil Tokpınar çocukların namaza bakışıyla ilgili bir olay aktarmıştı.Kitabı imzalatmaya gelen bir çocuk ''Ben bu kitabı okumadan önce sabah namazına kalkılmadığında ağlanacağını bilmiyordum.'' demiş.

Haydi namaza :)