Rachel Corrie'yi unutmadık!

  • 1 Cevap
  • 2846 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı serzeniş_

  • zemheri
  • ****
  • 597
  • "Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"
    • zemheri
Rachel Corrie'yi unutmadık!
« : 24 Mart 2009, 08:37:36 ÖS 20 »

Aliene Rachel Corrie , (10 Nisan 1979 - 16 Mart 2003) ABD'li barış gönüllüsü, Uluslarası Dayanışma Hareketi (International Solidarity Movement) üyesi.

Gazze Şeridi'nde Filistinlilerin evlerini yıkmak üzere harekete geçen bir İsrail buldozerinin önüne çıkmış ve bu buldozer tarafından ezilerek öldürülmüştür. 


Evergreen State College'de sanat dersleri alarak eğitim gördü. Üç yıl boyunca gönüllü olarak, ruhsal bozukluğu olan hastalara haftalık ziyaretleri yaptı, destek oldu. Yazar ve sanatçı olmak, barış için çalışmak gibi hedefleri olan Corrie, ABD'nin Irak'ı işgali üzerine; İsrail'in Gazze'de kıyıma girişeceği ve bunun ancak bölgedeki ilgiyi canlı tutmakla engellenebileceğini öngörerek, Gazze'ye uluslararası gözlemci olarak gitmişti. Dünyanın bir çok yerinde Rachel Corrie adına çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi, adına yazılan bir oyun, 2006 yılında Londra Playhouse Theatre'da sahnelendi.




*

Çevrimdışı serzeniş_

  • zemheri
  • ****
  • 597
  • "Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"
    • zemheri
Ynt: Rachel Corrie'yi unutmadık!
« Yanıtla #1 : 24 Mart 2009, 08:39:59 ÖS 20 »
Ölümsüzlüğün Asil Kızı Rachel....

Size bir kızdan bahsedeceğim adı Mary, Caterpillar Firmasında sekreter, bir evi var, arabası var, boyfriend’i var, haftasonları Alaska’ya balık yemeğe gidiyor, akşamları televizyon karşısında çekirdek çıtlatarak önce Larry King Show’u izliyor arkasında da zapping yaparken gözüne Gazzeli çocuklar ilişiyor, “ay içim kalktı ” diyor hemen değiştiriyor kanalı çekirdek çıtlatmaya devam ediyor bir ara Facebook hesabına bakıyor gelen mesajları okuyor profilini “canım çok sıkkın, bir soğuk bira benim arkadaşım” diye değiştiriyor. Sonra en sevdiği NBA Takımı Chicago Bulls’un maçını izleyip yarın işe gitmek üzere yatıyor, diğer gün bir kaza da ölüyor, herkesin ölümü gibi sıradan bir ölüm işte,

Başka bir kız Adı Rachel, Olimpia’da oturuyor 2,5 yaşında annesine “anne cesarette büyür mü? diye soruyor. 8 yaşında okulunda yapılan bir etkinlikte yazdığı bir makale’de “ 2000 yılında dünyada ki tüm çocukların mutlu olacağı, savaşların son bulacağı bir dünya düşlüyorum” diye yazıyor, Fakat büyüdüğünde öğle olmuyor, Hindistan, Kamboçya, Afrika, Sudan, Andora, Filipinler dünyanın birçok yerinde çocuklar ölmeye devam ediyor. Rachel bir Amerikalı olarak dünyanın neresinde olursa olsun bu zulümlerden ülkesinin parmağı olduğunu biliyor ve kendisini sorumlu hissediyor, ailesine gitmek istediğini belirtiyor onlar önce göndermek istemiyorlar, ısrar edince “bari Hindistan’a git orada tanıdıklarımız var” diyorlar, Rachel buna da razı olmuyor ve birkaç arkadaşı ile beraber en zor yere; yani Filistin’e gidiyor. Önce Refah’ta haince yıkılan birçok su kuyusundan sonra kalan tek su kuyusunu yıkmasınlar diye başında bekliyor sonra da eylemler düzenliyor, Amerika’daki dostlarına ulusal gazetelere sürekli Filistin’deki durumu anlatan mektuplar yazıyor, savaşa rağmen çocuklarla oyunlar oynuyor, onlara İngilizce öğretiyor, onlardan Arapça öğreniyor, tamda makalesinde yazdığı gibi bir dünya için çalışıyor, Tarihler 16 Mart 2003 ‘ü gösterdiğinde yaralı çocukları düşünerek en çok İsrail askerli tarafından yıkılmak istenen bir doktorun evinin önünde etten duvar örüyor, Bir zamanlar Amerika’da babasının da kullandığı fakat burada özel yapım bir Caterpillar buldozer üstüne üstüne geliyor, o öylece bekliyor, dozer geliyor, o bekliyor, Belki de merak ediyor bir Amerikalı da Filistinli gibi kolayca öldürülebilir mi? Ve dozer korkutmak için değil öldürmek için geliyor bir ileri bir geri iki defa üstünden geçiyor, altın saçlı dünya güzeli Rachel, bembeyaz beton oluyor, arkadaşları hastaneye götürüyorlar fakat Rachel ölümsüz bir avaz olarak çığlık çığlık göğe yükseliyor,

Onca medya baskısına rağmen, onca sansüre rağmen Rachel efsanesi dilden dile, ilden ile, gönülden gönüle yayılmaya devam ediyor. Artık dünyanın neresinde olursa olsun Filistin bayrakları yanında Rachel’in resimleri de en yükseğe kaldırılıyor, o hep hak ettiği yere. Dünyanın bütün direnişçi çocukları, dünyanın bütün devrimci çocukları 'Rachel gibi olmak' dersine çalışıyorlar. Rachel, mensubu bulunduğu ülkenin iyice dibe çektiği insanlık bayrağını tek başına yeniden göndere çekmiştir. Rachel ailesine yazdığı mektuplarda kendisi yirmi bir yaşındayken bile farkında olmadığı dünyadaki küresel oyunlar hakkında oradaki sekiz yaşındaki çocukların dahi, daha çok şey bildiğini itiraf ediyor.

Ya şimdi hala ölümsüzlüğün asil kızı Rachel gerçeği orada dururken, Muhammed Durre okul yolunda öldürülmüşken, henüz on günlük Vaad cennete gönderilmişken ve daha binlerce isimsiz kahraman çocuklar ellerinde de sapan taşı ile savaşırken; hala pembe dizi izleyen, kızlar, ellerinde joystick savaş oyunları oynayan delikanlılar, hala pop star şarkıları ezberleyen gençler, hala tuttuğu takım yenilince sokağa çıkmaktan utanan zavallı genç nesil.
 


Rachel buldozer üstüne gelirken kendisine 'kaç kaç ' diyenlere hiç aldırmadı çünkü bir misyonu vardı. Rachel Filistin üstüne bilmesi gereken her şeyi biliyordu. Ailesine yazdığı mektuplarda savaşa ve her şeye rağmen, Filistinli çocukların, Filistinli ailelerin güleryüzüne, morallerine, insanlığına hayran kalmıştı. Filistin ile yapılan bütün antlaşmalar alınan kararlar bütün istatistikler, tarihsel veriler, Rachel bunların hepsini biliyordu ve medyanın bilgilenmesi içinde Amerika’da ki arkadaşları ile birlikte gösteriler organize ediyorlar, pankartlar asıyorlar, e posta zincirleri kuruyorlar, yürüyüşler düzenliyorlar kısacası gencecik ruhu ile ve tertemiz aklı ile bir kuş gibi çırpınıyordu. Yazdığı mektuplarda, “buraya gelinmeden istediğin kadar bilgilenmeye çalış bu manzarayı görmeden, vahim durum hakkında bilgi sahibi olamazsın” diyordu. Evet, bu da gösteriyor ki durum bizim bildiğimizden bize anlatılandan çok daha vahimdi. Rachel ailesine “keşke buraya sizde gelebilseniz” diyordu aslında ailesine değil kendisini bu vahşete ortak olmak istemeyen herkesi yanına çağırıyordu. Rachel hala Filistin de bizi bekliyor farkında mısınız?

Rachel'in ailesi ile yaptığımız bir söyleşide, Rachel'in mezarının nerede olduğunu sorduğumuzda Siyonistlerden korktukları için bize onun yerini söylemek istemediler. Rachel’in ölümü ile ilgili Amerika da soruşturma açılmasına bile Yahudi lobileri izin vermedi. Dünyanın herhangi bir yerinde bir amerikan vatandaşı öldüğü zaman dünyayı ayağa kaldıran batı Rachel için neden sessiz kalmıştı. Bir diğer barış gönüllüsü Tom Hurndall Rachel’den bir ay sonra bu kez bir çocuğu İsrail mermilerinden korurken başından vuruldu ve bir süre bitkisel hayatta kalarak öldü ne vatandaşı olduğu İngilizler ne de hiç bir batı ülkesi sesini çıkartmadı. Demek ki Amerikalı yahut ya da İngiliz ya da Filistinli olmak pasaport ile ve kimlik ile değil, yürek ve insanlık ile oluyormuş demek ki dünyada iki tane mensubiyet varmış, biri Filistinli olmak yani insanlık vatandaşı, diğeri hangi cehennemin dibiyse işte. 

Bugün CNN, Medya patronu Murdoch ve bütün tasmalı Arap krallıklarına rağmen Rachel ve onurlu davası bir kartopu gibi dünya vicdanlarını rahatsız etmeye devam ediyor. Dünyanın en önemli sanatçılarından Bob Dylan kendisi için bir şarkı yapıyor. Adına kurulmuş bir fon dünya çapında önemli işler başarıyor. Dünyanın en önemli düşünürlerinden Edward Said Rachel için özel bir yazı yazıyor. Dünyadaki bütün Rachel’in boydaşı ve yaşıtı kızlar gençler Rachel’in yolunu sürdürmeye devam ediyorlar ve dünyada ilk kez Müslümanlar Hıristiyan birisini bu kadar çok seviyorlar işte biz buna onurlu olmak, erdemli olmak, insan olmak, duruşunu bozmamak diyoruz.

O sihirli kelime ölümsüzlük!, Hep öykündüğümüz adının dünya durdukça anılması olayı; hatta Kur’an bile ‘şehitleri ölüler zannetmeyiniz bilakis onlar diridirler’ demek suretiyle bize ölümsüzlüğün erdemli insanların işi olduğunu söylemiyor mu? Hepimiz cenneti ölümsüz olduğu için seviyoruz ve dünyada cennetini kurmuş bir Rachel bizi yanına çağırıyor. Ölümsüzlüğün asil kızı ölümüyle bize kavgadan kaçmamayı öğretiyor. Her şeye rağmen perdenin arkasındaki gerçeği görmeyi öğütlüyor. Şair'in dediği gibi ''Filistin Müslümanların önünde turnusol kâğıdı gibi durmaya devam ediyor”. Rachel yirmi üç yaşında bütün güzelliği bütün saflığıyla ve bütün insanlığıyla öylece yaşıyor fakat biz, Ey dünyanın büyüsüne kapılmış zavallılar! Her geçen gün daha işe yaramaz, daha kötü, daha pörsümüş, daha çirkin, daha vicdansız ve acınacak hale gelmeye devam ediyoruz ve şimdi Rachel bize o hep hayalini kurduğu okyanusa bakan pembe panjurlu evden sesleniyor
'Siz Filistin’e değil; Filistin size acısın' 
Keyfe dünya, Keyfe dünya!
Said ERCAN/ Sabah Ülkesi