KUR’AN’DA NİMET

  • 4 Cevap
  • 5394 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
KUR’AN’DA NİMET
« : 20 Mart 2009, 09:55:12 ÖÖ 09 »
KUR’AN’DA NİMET
1-Nimete Erişme Şartı:Allah’a ve Peygambere İtaat
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehidler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!.4/Nisa-69
2-Nimete Erenler:Peygamberler
İşte bunlar Allah'ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem'in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail'in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.19/Meryem-58
Hayır, o (İsa) kendisine nimet verdiğimiz ve İsrail oğullarına örnek kıldığımız halis bir kuldur.43/Zuhruf-59
3-İnsanoğlunun Nimet Karşısındaki Tavrı:Yüz Çevirmek
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince de yese düşer.17/İsra-83
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince uzun uzun yalvarır.41/Fussilet-51
4-Müminlerin Birbirleriyle Kardeş Olması Nimettir
Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar.3/Ali İmram-103
5-Allah İmtihan İçin Nimetini Bazen Çoğaltır Bazen de Azaltır
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: «Rabbim beni şerefli kıldı» der. Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: «Rabbim bana hor baktı» der.89/Fecr-15-16
And olsun ki, insana nimetimizi tattırır sonra onu ondan çekip alırsak, o şüphesiz umutsuz bir nanköre döner.Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, «Musibetler başımdan gitti» der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir.11/Hud-9-10
6-Kendilerine Nimet Verilenler Sadece Allah’a Tevekkül Ederler
Korkanlar arasında bulunan, Allah'ın nimetine erdirdiği iki adam demişlerdi ki: Onların üstlerine kapıdan yürüyün, oraya girerseniz; muhakkak siz, galiblersiniz. Şayet mü'minlerseniz; Allah'a tevekkül edin.5/Maide-23
7-Müminler Dualarında Nimet Verilenlerin Yolunda Olmak İsterler
Bizi dosdoğru yola ilet. Nimete erdirdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğrayanların, ya da sapıtanların yoluna değil.1/Fatiha-6-7
8-Allah Korkusunun Göstergelerinden Birisi de Allah’ın Verdiği Nimetleri Hatırlamaktır
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size vâdettiklerimi vereyim. Yalnızca benden korkun.2/Bakara-40
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.2/Bakara-47-122
Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir hüccet olmaması için, her nerede olursanız, yüzlerinizi oranın semtine çevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece doğru yolu bulursunuz.2/Bakara-150
9-Nimete Şükür,Allah’ın Hoşnut Olacağı İş Yapmaktan Geçer
Süleyman, onun sözüne hafifçe güldü ve: «Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, hoşnut olacağın işi yapmakta beni muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına koy» dedi.27/Neml-19
10-Nimetlere Şükretmek,Zalimlere-Mücrimlere-Şuçlulara Yardımcı Olmamaktır
Musa: Rabbim! Bana lütfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara (ve suça itenlere) asla arka çıkmayacağım, dedi.28/Kasas-17

----------------devam edecek------------------
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: KUR’AN’DA NİMET
« Yanıtla #1 : 21 Mart 2009, 10:34:36 ÖÖ 10 »
11-İnsanların Kendilerini Değiştirmesi veya Değiştirmemesine Göre Allah’ın Verdiği Nimetler Değişkenlik Gösterir
Bunun sebebi; bir topluluk kendi nefislerindekini değiştirmedikçe, Allah' ın onlara verdiği nimetini değiştirmeyeceğidir. Ve muhakkak ki Allah; Semi'dir, Alim'dir.8/Enfal-53
12-Müminlerin Kardeş Olması Allah’ın Nimetindendir
Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar.3/Ali İmran-103
13-Müslümanlara Sağlanan Kolaylıklar Allah’ın Nimetidir Ki Şükretsinler
Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.5/Maide-6
14-Allah Nimetlerini İnsanlar Teslim Yani Müslüman Olsunlar Diye Tamamlamaktadır
Allah yarattıklarından size gölgeler yapmış; dağlarda sığınacağınız barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harpte sizi koruyacak zırhlar vermiştir. Size olan nimetini müslüman olasınız diye işte bu şekilde tamamlamaktadır.16/Nahl-81
15-En Büyük Nimet,Kişinin Hidayete Girmesidir
Allah böylece, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar, sana olan nimetini tamamlar, seni doğru yola eriştirir.48/Fetih-2
16-Allah Nimetini Tamamlamış ve Din Olarak İslamı Seçmiştir
Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim. Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir. Doğrusu Allah Bağışlayan'dır, merhametli olandır.5/Maide-3
17-Kulun Nimetlere Karşı Tavrı,Allah’ı Zikretmek,Allahsız Bir Hayat Düşünmemektir
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an» demişti, «Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu; anadan doğma körü, alacalıyı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle diriltiyordun. İsrailoğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan inkar edenler, 'Bu apaçık bir büyüdür' demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim.»5/Maide-110
18-Allah İnsanlara Nimetlerini Gizli ve Açık Olarak Verir
Allah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartışanlar vardır.31/Lokman-20
19-Nimetlere Nankörlük Edenlere Korku ve Açlık Verir
Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı.16/Nahl-112
20-Nimetlere Şükür Halinde Olanlar Sıratı Mustakim Üzerinedir
Rabbinin nimetlerine şükrederdi; Rabbi de onu seçti ve doğru yola eriştirdi.16/Nahl-121
21-Allah İnananları Nimetlerle Dolu Cennete Koyar
Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.9/Tevbe-21
İnananlar ve yararlı iş yapanları, imanlarına karşılık Rableri doğru yola eriştirir; nimet cennetlerinde onların altlarından ırmaklar akar.10/Yunus-9
Ayrıca 5/Maide-65     22/Hacc-56          26/Şuara-85   31/Lokman-8 
37/Saffat-43   52/Tur-22   56/Vakıa-12-89   68/Kalem-34  82/İnfitar-13-22-24

22-Allah Bizleri Verdiği Nimetlerden Sorguya Çekecektir
Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz.102/Tekasür-8
23-Dünya Hayatının Nimetlerine Adlanılmamalıdır
Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.3/Ali İmran-1
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Ynt: KUR’AN’DA NİMET
« Yanıtla #2 : 21 Mart 2009, 11:28:08 ÖÖ 11 »
Allah Razı olsun fecr abi
nimet ve rızık kavramları arasında kia yırımı nasıl anlayacağız?
aslında bide rızık çalışması yapsanız( yaaprmısınız?)
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: KUR’AN’DA NİMET
« Yanıtla #3 : 21 Mart 2009, 12:02:42 ÖS 12 »
Nimet ve rızık kavramı farklı iki kavramdır.
Herhalde nimet ile rızık arasındaki en önemli fark;Nimette illa faydanılması gerekmez,ama rızıkta faydanılma esası vardır.
İslam bir nimettir,ama rızık değildir
Kur'an bir nimettir,ama rızık değildir
Cennet,İnananlar için nimettir ama rızık değildir
 Hidayet bir nimettir,ama rızık değildir
Müslümanların kardeş olması nimettir,ama rızık değildir
vs vs

İnş.rızık ile ayetleri daha sonra ele almaya çalışalım
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
Ynt: KUR’AN’DA NİMET
« Yanıtla #4 : 21 Mart 2009, 03:49:42 ÖS 15 »
Ben de nimet kavramı üzerine bir çalışma aktarmak istedim
Fecr kardeşim Rabbim kendisinden razı olsun kavramın Kuranı Kerimde geçtiği ayetleri büyük bir titizlikle tek tek derleyip, tasnif etmiş.

NİMET KAVRAMI
Yazar: Dr. H. İlker Çınar
Ekim 28, 2003


 Nimet kavramı Türkcemizde iyilik, lütuf, ihsan, iyi yaşamak için gerekli hersey, yiyecek içecek ve özellikle ekmek için kullanılır.[1] Nimet kavramı Kuran‘da farklı kalıplarda sıklıkla kullanılan ve kimi zaman yiyecek, içecek ve iyi yasamak için gerekli maddi unsurlar olarak ele alınırken, kimi zaman da nübüvvet, hikmet ve manevi makamlar için kullanılmıştır.[2] Kimi ayetlerde maddi nimet olarak tavsif ettiğimiz değerler vurgulanırken, kimi ayetlerde de manevi nimet olarak tanımlayabileceğimiz değerlere vurgu yapılmaktadır. Bütün bu ayetlerin ruhunda yatan mana ise; Rahman‘in sonsuz kereminden lütfettiği saymaya kalktığımız an aciz kalacağımız[3] namütenah-i nimetler için kulluk şuuru içerisinde, sebeblere gönlü ram etmeden müsebbibe şükran-i nimet içerisinde daim nazar ederek, nimetşinas olunması gerektiğidir.

Kuran kendisine nimet verilen topluluklardan bahsettiği gibi kendisine nimet verilen özel kişilerden de bahseder. Kuran bütün insanlardan kendileri üzerindeki Rahman‘in nimetlerini anmalarını istediği gibi,[4] kendilerine nimet verilen topluluk veya bireylerden de direk veya kutlu elçiler vasıtasıyla daima bu nimetin anılarak, unutulmamasını ister.[5] Bu nimetler özelllikle israiloğulları ile ilgili olan ayetlerde bulutun üzerlerini gölgelendirmesi, gökten kendileri için indirilen yiyecekler, kayadan su fışkırması, Firavun hanedanından kurtarılmalari ve onların alemlere üstün kılınmasi,[6]müminlerin gönüllerinin birbirlerine ısındırılması[7], müminlere yardıma gönderilen ordu ve kasırga[8], helak olmadan kurtarılma,[9] imanın sevdirilerek, küfr, fısk ve isyanın çirkin gösterilmesi,[10] din-i mübin[11], nübüvvet ve mucizeler[12] olarak tasvir edilmektedir. Görüldüğü gibi Kuranda değişik surelerde farklı kalıplarla kullanılan nimet kavramı zaman zaman maddi fayda ve menfaatler için kullanıldığı gibi, zaman zaman da uhrevi ve manevi anlamlar yüklenerek kullanılmıştır. Bu nimetlere vurgu yapılırken kimi zaman nebiler, kimi zaman müminler, kimi zaman bütün insanlık, kimi zaman ise kafirler muhatab alınmıştır.

Namazlarda devamlı okunması gereken fatiha suresinde „sırat-u mustakim“ Allah tarafından nimetlendirilen kimselerin yolu olarak tarif edilmiştir. Yine ayni yerde nimet verilen kimselerin karşıtı olarak da gazaba uğrayan ve doğru yoldan sapıp delalete düşen insanlar zikredilmiştir. Ayette söz konusu olan nimetin „hidayet“,[13] Allah tarafından nimetlenenlerin de nebiler olduğu,[14] Ibn Abbas’dan gelen diğer bir rivayette ise bunların melekler, nebiler, sıddıklar, şehidler ve salih kimseler olduğu ifade edilmektedir.[15]

İnsanlara sayılamayacak derece nimetler bahşeden ve bu nimetleri saymaya kalkışsanız gücünüz buna yetmez diyerek tanımlayan Cenab-ı Hak bu nimetlerin anılarak zikredilmesini ve bunlara şükredilmesini ister. Kendisine nimet bahşedilen insanin bu nimetler karşısında gereği gibi şükretmesi hususunda Allah’a iltica ederek ondan yardım istemesi Kuran‘da hakikatin künhüne bizzat vakıf olan gerek peygamber ve gerekse kullukla şerefyap olmuş seçkin kişilerin dilinden övülerek tavsiye edilmektedir. Nitekim Hz. Süleyman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil ordusuyla karıncalar vadisine gelip, bir karıncanın ey karıncalar yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varıp sizi ezmesin hitabını işitince[16] „Süleyman karıncanın sözüne tebessüm etmiş ve demişti ki: „Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimetine şükretmemi ve hoşnut olacağin işi yapmamı bana kolaylaştır ve beni rahmetinle iyi kulların arasına sok.“[17] Cenab-i Hakk cennet ehli olarak tavsif ettiği ve kendisine verilen nimete şükür hususunda Allaha iltica ederek yardım isteyen kişinin vasıflarını başka bir ayette ana-baba haklarına azami hürmet ve tövbe kavramlarıyla ilişkilendirerek bakınız nasıl anlatmaktadır: „Biz insana, anasına babasına iyilikte bulunmasını tavsiye ettik. Anası onu güçlükle taşımış ve güçlükle doğurmuştur. Onun taşınması ve memeden kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet büluğ çağına eriştiği ve kırk yaşına vardığı zaman, der ki; „Rabbim! Bana ve anama babama verdiğin nimetine şükretmeme ve hoşlanacağın amelleri yapmama beni muvaffak eyle; benim için zürriyetimde de iyiliği davam ettir. Ben sana tövbe ettim ve sana teslim olanlardanım. İşte bunlar, en doğru vaad olarak, yaptıklarını en güzel bir şekilde kendilerinden kabul ettiğimiz ve kötülüklerinden geçtiğimiz cennet ehli içindeki kimselerdir.“[18] Diğer bir ayette ise müminler kasdedilerek şöyle buyurulmaktadir: „O halde (ey mü’minler!), eğer Allah‘a ibadet ediyorsanız, O’nun helal ve temiz olarak size verdiği rızıktan yeyin ve Allah‘in nimetine şükredin.“[19]

Bütün bunların yanında Kuran kendisine nimet verildiğinde itaatten yüz çevirerek büyüklük taslayan bahtsız kimselerden de sitemle bahseder.[20] Kendilerine verilen onca nimete karsı şükretmeyerek isyan eden ve küfürde ısrar eden kimseler Kuran‘da kendilerini kuşatacak olan acıklı azab ile uyarılarak tehdit edilmektedirler.[21] Kendilerine verilen eşsiz nimetlere karşı nankörlük eden kasaba halkına korku ve açlık libasının giydirildiğini bakınız Kur‘an nasıl anlatmaktadır: „Allah bir kasabayı misal olarak verir. (Bu kasaba) güven ve huzur içinde idi; rızkı her taraftan bol bol kendisine geliyordu. Fakat bir gün, Allah‘in nimetlerine karşi nankörlük etti. Allah da o kasabaya, yapmış oldukları yüzünden, açlık ve korku libasını giydirdi.“[22]

Bütün bunların yanında Kur‘an bize, Rahman‘in katından eşsiz değerde kendilerine nimet verilen kutlu kimselerin ve onların nimetlendikleri nurlu pınarın kaynağını da göstererek adeta bizi oraya, o adrese sevkeder. Aşk-i İlahinin potasında eriyerek, ancak ilah-i aşkla tarif edilen, bütün hücrelerinden aşk-i Ilahının teneffüs edildiği, konuştuklarında hayırdan başka bir şey konuşmayan, Rahmanın boyasıyla tepeden tırnağa yine onun yed-i kudretiyle boyanan bu ay yüzlü güzeller bünyelerinde şahlanan kulluk ve teslimiyet bilinci ile nefsin ellere, ayaklara taktıkları kelepçe ve pırangaları kırmışlar, göz ve kaplere çekilen demir perdeleri de aşk-i Ilahinin iksiriyle yırtarak özgürlüklerini ilan etmişlerdir. Bu özgürlüğün bedelini her an zevkle ödemekten kaçınmayan bu güzeller, karşılığında ise nimetlenen seçkin kimseler sınıfına dahil olmuşlardır. İlgili ayette Cenab-ı Hak kendilerine nimet verilen peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraber olmanın şartını kendisine ve Nebisine itaat etmek olarak ifade etmektedir.„Kim Allah‘a ve Rasul‘e itaat ederse işte onlar, Alah‘in kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!“[23]

Cenab-ı Hakkin bizleri gazabına uğrayan ve sapık olanların yolundan uzak tutarak, nuruyla yolumuzu aydınlatması ve bizleri kendilerine nimet verdiği kimselerin yoluna ulaştırması duası ve temennisiyle...


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Türkce Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara 1988, C. II, S. 1087.

[2] Elmali‘li M. Hamdi Yazir nimet kavramını izah ederken dünyevi ve uhrevi olanlar diyerek iki ana bölümde bu kavramı sınıflandırmakta ve onları da kendi içerisinde sınıflandırmaya tabi tutmaktadır .Elmalı‘lı M. Hamdi Yazır: Hak Dini Kuran Dili, Istanbul 1972, C. I, S. 127-128.

[3] Ibrahim; 34.

[4] Fatir; 3.

[5] Bakara; 40, 47, 122, 231. Al-i Imran; 103. Maide; 7, 11, 20, 110. Ibrahim; 6.

[6] Bakara; 40-61.

[7] Al-i Imran; 103.

[8] Ahzab; 9.

[9] Kamer; 35.

[10] Hucurat; 7-8.

[11] Maide; 3.

[12] Maide; 110. Neml; 19.

[13] Celaleddin Muhammed Ahmed el-Mahalli- Celaleddin Abdurrahman es-Suyuti: Tefsiyr’ul-Celaleyn, Beyrut 1998, S.1.

[14] Tahir b. Yakub el-Feyruzabadi: Tenvir’ul-Migbas Tefsir-u Ibn Abbas, Beyrut 1995, S. 1.

[15] Ismail b.Kesir ed-Dimeşgi: Muhtasar Tefsir Ibn Kesir, Beyrut 1996, S. 22. Elmalı‘lı Rahman tarafından nimetlendirilenler hakkinda geniş bir degerlendirme yaptiktan sonra nimetlenen kimselerin yolunu selefiyyundan ve halefiyyundan olan müfessirlere dayandırarak bu yolun Hz. Muhammedin ve ashab-i kiramın tariki ve sünneti olarak ifade etmektedir. Elmalı‘lı M. Hamdi Yazır: Hak Dini Kuran Dili, C. I, S. 133.

[16] Neml; 17-18.

[17] Neml; 19.

[18] Ahkaf; 15-16.

[19] Neml; 114.

[20] Isra; 83, Fussilet; 51.

[21] Nahl; 71-88.

[22] Nahl; 112. Ayetin tefsirine bakildiginda söz konusu olan kasaba halkinin pek belirgin bir şekilde tasvir edilmemesine ragmen, tarif edilen sıfat ve karinelerden ve Ibn Abbas’in bu yöndeki ifadelerinden hareketle bu kişilerin müşrik mekke halkı olduğu ifade edilmektedir. Hz. Peygamberin mesajına karşı gelip ona eziyet ve sıkıntı vermede yarıştıkları için bol ve müreffeh bir hayata sahipken, Hz.Peygamber‘in bisetinden sonra 7 yıl açlık ve korkuya dücar olduklari ifade edilmektedir. El-Feyruzabadi: Tenvir’ul-Migbas Tefsir-u Ibn Abbas, S. 280. Ebu’l A’la el-Mevdudi: Tefhimu‘l Kur‘an, (trc. Ahmed Asrar), Istanbul 1997, C. II, S. 638. Müfessir Es-Sabuni Razi’ye dayanarak bu ayetin tefsiri hakkında bakınız şunları kaydetmektedir; „Bu Mekke halkına ait misaldir. Çünkü onlar emniyet, sükun ve bolluk içinde idiler. Sonra Allah onlara büyük nimeti verdi. Bu nimet, Muhammed (a.s.)‘di. Fakat onlar onu inkar ettiler, ona çok eziyette bulundular. Allah da onlari yedi seni kıtlık ve açlık ile cezalandırdı. O kadar ki leş ve kemik yediler. Muhamme Ali es-Sabuni: Safvetü’t-Tefasir, (trc. S. Gümüş- N. Yilmaz), Istanbul 1990, C. III, S. 352.

[23] Nisa; 69.

http://www.kurannesli.info/bilgibankasi/yazi.asp?id=1207
İyilik su gibidir, içmeyen ölür...