Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..

  • 62 Cevap
  • 35071 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #15 : 08 Kasım 2008, 02:08:11 ÖS 14 »
yazı şahsıma aittir,acizane düşüncelerimi dile getirdim..
selam ile.

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5167
    • depo
Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #16 : 08 Kasım 2008, 02:11:11 ÖS 14 »
yazı şahsıma aittir,acizane düşüncelerimi dile getirdim..
selam ile.


o daha iyi :)
allah razı olsun...

Can Dündar'a teessüf
« Yanıtla #17 : 09 Kasım 2008, 02:21:15 ÖÖ 02 »
Mustafa" filmiyle fırtınalar kopartan Can Dündar, Kanal D'deki "Genç Bakış" programında Kemalist gençlerin taarruzlarını göğüsledi.

Nasıl göğüsledi?

Mustafa Kemal'e hayran olduğuna dair teminat vererek…

"Atatürkçüler"den daha "Atatürkçü" olduğunu ima ederek…

Filmde geçen ve 'Atatürk imajını sarsabileceği' gerekçesiyle eleştirilen bazı sözlerin aslında 'Atatürk'ün lehinde' olduğunu savunarak…

Kısacası, 'Herkes Atatürkçü olmaya mecburdur' ve 'Atatürk eleştirilemez' diye düşünenlerin dümen suyunda giderek!

* * *

Mustafa Kemal'i diktatör olarak tanımlayan Fransız gazetesinin "o devrimler başka türlü yapılamazdı" dediğini de hatırlatıp, 'Ben aslında Atatürk'ün tarz-ı siyasetini eleştirmiyorum, tam tersine o siyasetin ne kadar makul olduğunu anlatmaya çalışıyorum' mesajını verdi Can Dündar.

"Atatürk çok partili demokrasiyi denemiştir, fakat şu veya bu sebeple amacına ulaşamamıştır. Bugünkü Atatürkçülük, demokrasiyi savunmak olmalıdır" gibi sözlerle, 'İstinatgâhı Atatürk olmayan bir dava vazedilemez!' dayatmasına boyun eğdi.

Mustafa Kemal döneminde yapılan "Atatürk heykelleri"nin yeni otoriteyi herkese kabul ettirmek için zaruri olduğunu söylemekten bile geri durmadı.

Dahası, "Devrim kendi çocuklarını yedi" iddiasını geri çekti!

Malum; 'çok kritik kararları kimseye danışmadan alıyor' diye Mustafa Kemal'i eleştiren ve Halk Fırkası'ndan ayrılarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kuran Karabekir Paşa, Rauf Bey ve Ali Fuat Bey "İzmir Suikastı" bahanesiyle tutuklanıp idam talebiyle yargılandı ve böylece saf dışı bırakıldı.

Çıkarılan "Takrir-i Sükûn" kanunu ile basındaki muhalifler de etkisiz hale getirildi.

Filmde bu süreci anlatan ve 'bütün muhalifler susturuldu, devrim kendi çocuklarını yedi' diyen Can Dündar, "İzmir Suikastı Davası"nın şaibeli bir dava olduğuna –yani yukarıda mezkûr zevâtın masum olduğuna- inandığı ve bunu "Genç Bakış" programında da ifade ettiği halde, Abbas Güçlü'nün "Atatürk arkadaşlarına karşı vefasız mıydı?" sorusuna şu acayip cevabı verdi:

"Arkadaşları Atatürk'e karşı vefasızdı."

Ordusunu Mustafa Kemal'in emrine vererek "Milli Mücadele"yi mümkün kılan Karabekir Paşa, sırf Mustafa Kemal'in "tek adam"lığını içine sindiremediği için "vefasız" oldu, öyle mi?

Rauf Bey, 'Demokrasisiz cumhuriyeti ne yapayım?' dediği için "vefasız" oldu, öyle mi?

Ömrünü Mustafa Kemal'le paylaşan Ali Fuat Bey, 'bir muhalefet partisi de lazım' dedi diye "vefasız" oldu, öyle mi?

Öyleyse Mustafa Kemal ömrünün son demlerindeki yalnızlığını paylaşması için niye 'vefalı' arkadaşlarına değil de Ali Fuat Bey'e müracaat etti? (Filmde de var)

'Kendini kurtarmak' için Karabekir Paşa, Rauf Bey ve Ali Fuat Bey'i 'satan' Can Dündar'a teessüf ediyorum.


Hakan Albayrak

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #18 : 09 Kasım 2008, 02:23:16 ÖÖ 02 »
Konu gelipte Atatürke dayanınca konuşmak çok zor oluyor ...
Neden diye düşündügümüzde ortaya bir paradoks çıkıyor sanki ..
Çunku Ataturk kelimesi sanırım dilimizde karşılıgı pek çok anlama çıkan nadir kelimelerdendir ...
O kadar geniş anlamları kapsıyorki , insan anlatamayacagını düşündügünden genelde sessiz kalmayı düşünüyor ..
Bu kadar genişlikte bu derece kısırlık ...
Evet Ataturk çok tartışıldı çok şey söylendi hakkında ....
Peygamberliginden deccallıgına kadar her makamı doldurdu ...
Öncelikle eğer var ise ; Tanrı , Tanrı-insan , peygamber veya herhangi bir mit kahramanı muamelesi yapanlar, düşünenler , algılayanlar onlara fazlaca sözüm yok ...
Allah selamet versin demek isterim ....
Ataturk en genel anlamda benim gözümde ;
En zirve günlerini yaşamış bir toplumun nesillerinin en sefil günlerinden kurtulma mucadelesini başlattıgı bir dönemde çıkan , 600 sene gibi bir zamandır tek bir rejim görmüş hafıazalara, belleklere o tek döneme ait bilgilerin işlendigi bir toplumda, musait olan zemine istinaden rejim ve iktidar degişikligi yapan liderin adıdır ...
Sonuçta Ataturkun bu derece tartışmalı ( başarılı veya başarısız ) olmasının dogal sebebleri vardır benim için
1- Monarşiye alışmış , herşeyi türküsü , öyküsü bile monarşi olmuş bir toplum vardı karşısında ...
Ama bu toplum aynı zamanda gerek Tanzimat gerekse Meşrutiyet ile zaten bir rejim degişikligine hazırlanmıştı ...
Kaldıki Cumhuriyetimizin kurucusu dedigimiz o insanın yaşadıgı döneme bakacak olursak ..
Cumhuriyet zaten burnumuzun dibine kadar gelmişti ..
O dönemde bizlerle birlikte aynı evreleri geciren Hindistan , pakistan , Arap ülkeleri , kafkaslar , balkanlar gibi ülkeler ....
O dönemde sömürge oldukları halde pek çogu bizden en fazla 50 sene sonra Cumhuriyetlerini ilan ettiler ...
Bu noktada eskiden gelen önder toplum olma statusunun kolaylıgını geçiniz zaten Cumhuriyet en fazla 10ila 20 sene sonra bu topraklara girecekti ...
Ki dedigim gibi Tanzimat ve Meşrutiyet zaten bir zemin hazırlamıştı ...
O yuzden rejim degişikligi yapmış olması aslında Ataturku en tartışmalı yapan taraf olmasına ragmen ...
Olması gereken bir şey  olmuştu o esanada geminin kaptanı Ataturktu ...
2- Mevcut döneminde zaten aydın kesim , söz sahibi kesim Askeri menşeili insanlardı ..
Ataturkun bir asker olarak hayat başlaması dönemi itibariyle onu seçkin bir sınıfa dahil etti ...
Kaldıki henuz Mustafa oldugu dönemdede kerametler sergiledigini düşünmek elbette biraz tuhaf geliyor bana ...
Onun döneminde savaşların haddinden fazla olması , Belki kendisini dahi askerlige iten sebebin , o dönem için Halkın mecburi bir asker egilimde olmasıdır ...
Asker olmuş olmak zaten otomatik olarak lider olmuş olmayı gerektiren bir dönemde yaşamıştı Ataturk ..
Kaldıki diger silah arkadaşlarıda pek çok alanda lider insanlardır ..
Bir detay daha o dönem için Gerek avrupa , gerekse diger milletlerle en fazla muhattap olan kesim Askerlerdir ..
Ve yeniliklerin mantar gibi çogaldıgı bir dönem ve dunyaya açık bir keismden gelmiş olması gene yelkenlerini dolduran sebeblerdendir ...
3- Gunumuz Ataturkculerininde en çok arkasına sıgındıkları bir gercek vardır ..
Geçmiş döneminde bu toprakların en belirgin birleştirici unsuru olan "Din" pratik hayatta oldukca yıpranmıştı ...
Dinin suistimal edilmesi , din üzerinden menfaat temini , Dinin otorite ve iktidar sahibi olmak için araç olarak kullanımı , yenilik ve gelişmenin önündeki engel olan yetersizlik ve beceriksizliklerin din adı altında halka anlatılması ve pek çok sebebten dolayı ..
Pratik yaşanan din yıpranmıştı ...
Elinde yeteri kadar bol malzeme vardı bu konuda ..
Buda Ataturkun getirmek istedigi yenilikleri için dönemine has bir rahatlık ve imkan sagladı ...
4- Rönesansla başlayan dine başkaldırma ve aydınlanma hareketleri gene onun döneminde dindar ve dindar olmayanlar arasındaçok belirgin statu , imkan , teknoloji farkları dogurmuştu hemen yanıbaşımızda ...
Sadece kendisinin bir görüşü , bir istegi degil o dönem için tüm dünyayı kasıp kavuran bir görüş vardı elinde ..
Buda dönemine has bir özellikti ...


Aslında o döneme dair pek çok hazır zemin , imkan elinde mevcuttu Ataturkun ...
Ve o dönemle gunumuzu kıyaslayacak olursak ..
Denizde kum o dönemde lider gibi bir manzara çıkar ...
Buda dönemi geregidir ...
Ataturku birazda böyle degerlendirmek gerekli derim Ataturkcu pencereden ...
Dönemi , kaoslu , çok karmaşık , ama bakir , ve degişime açık bir zemine musait ...
Böyle dönemler  azimli , kararlı , ilkeli , ileri görüşlü , idealist pek çok insanı ister istemez lider konumuna taşır ...

Bizim mahallede durum aslında çok farklı degil ..
Bizimkilerin bakışlarınıda tam olarak kabul edemiyorum ...
Bizdede o dönemin getirisi pek çok etkiyi gene Ataturk üzerine yıkma telaşı vardır ...
bunları yazmak için biraz daha sabredelim olmazmı :)

Selamlar ...
Not font kurbaa

Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #19 : 09 Kasım 2008, 03:55:59 ÖÖ 03 »
Alıntı
oluşturulan
kusursuzluk imajı ile çocukların zihninde Atatürk'ün bir peygamber, bir
Tanrı konumuna yerleştiğini söylüyor Esra Elmas tezinde.
çocukalrın en çok sorduğu sorulardan biri
''atatürk mü büyük Allah mı (haşa! )''

şimdi;
taptığınız helvadan yapıldı mı demeli
yoksa direkt helvayı mı yemeli ;)

Alıntı
nagehan alçı
Tarikatları, cemaatleri taassup kavramı üzerinden eleştirenler konu Atatürk’e gelince azılı birer mutaassıba dönüşüyor. Sanki Mustafa Kemal tartışılmaya başlansa parçalara ayrılıp yok olacak.


Ben, bu filme ve yönetmene “vatan haini” muamelesi yapanların Atatürk’e güvenmediklerini düşünüyorum. İçten içe kendilerini onun mitine öyle kaptırmışlar ki sanki üzerine konuşsalar o mitin içi boşalacak. Bu yüzden konuşulanlar gerçek bile olsa fark etmez. Tanrı mertebesine yükseltmek istedikleri Ata, tapınmayı devamlı kılmak için illa sessizlikle anılacak. Önünde saygı duruşuna geçilecek. Onun bir insan olduğu asla hatırlatılmayacak. Haşa!


*

Çevrimdışı ketum

  • *
  • 18
Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #20 : 09 Kasım 2008, 04:48:59 ÖS 16 »
eklenen yazılar birbirinden güzel.
düşünen zihinlere maşlh dıyorum.
rabbım ılmımızı artırsın.
daha önce okudugum başka bi fikir:
gün gelse bu yaşadığımız yerler alt üst olsa
seneler hatta yüzyıllar sonra bizim kalıntılarımızı bulanlar putperest bi kavim oldugumuzu zanneder.


çok yerinde bi tesbit bence

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #21 : 09 Kasım 2008, 10:29:09 ÖS 22 »
Atatürk'ün cenaze namazı kılındı mı
09 Kasım 2008 18:35




Atatürk'ün cenaze namazı neden camide kılınmadı?

Hatta Atatürk'ün cenaze namazı kılındı mı? Anadolu Ajansı'nın haberine bakılırsa evet, kılındı. O sırada ajansın muhabiri olarak töreni takip eden Cemal Kutay'a göre de kılındı, başkalarına göre de. İyi ama neden herhangi bir görüntü yok ortada? Madem kılındı, tek bir fotoğraf karesi olsun neden esirgendi milletten? Sessuzluk.
Bir adım daha atalım ve artık sorulmasının zamanı gelen, o ucu zehirli soruyu soralım: Atatürk'ün cenaze töreni boyunca neden hiçbir dinî simgeye yer verilmedi?

Şimdi bunu sordum ya, birtakım işgüzarlar buradan kim bilir kaç demet nane devşirecekler. Vay, Atatürk'e dinsiz dedi, falan filan. Yahu burada ölmüş bir Atatürk'ten söz ediyoruz. Kendi cenaze törenini kalkıp kendisi düzenleyecek değildi ya. Törenin birinci derecedeki sorumluları, o sırada cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü ile Başbakan Celal Bayar ve bir de Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'tır. Görünüş böyle. Ancak her üçünün de cenaze namazı camilerde kılınmıştı ve 'dinsel simgeler' şöyle ya da böyle eşlik etmişti son yolculuklarına.

O zaman tekrar soralım o zehirli soruyu: Atatürk'e bu 'ladinî' cenaze törenini kimler düzenledi? Dolmabahçe Sarayı'ndaki tabutunun etrafına o kocaman 6 adet meşaleyi kimler dikti? (Güya Cumhuriyet Halk Partisi'nin 6 okunu sembolize ediyordu bunlar. 'Meşaleler ebediyete kadar yanacaktır', diyordu zamanında yayınlanan bir dergi.)


 

Baksanıza, az kalsın, cenaze namazı dahi kılınmayacakmış. Annesi gibi dindar biri olduğu belli olan Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Hanım, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak'ı sıkıştırıp da, "Ağabeyimin cenaze namazı hangi camide kılınacak?" diye sormasa onu bile gürültüye getirecekleri anlaşılıyor. Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi'ye durum sorulmuş, o da namazın camide kılınmasının şart olmadığını söylemiş: "Onun cenaze namazı" demiştir Börekçi, "tertemiz hale getirdiği bütün vatanda bu farizanın yerine getirilebileceği her yerde kılınabilir."

Anadolu Ajansı Muhabiri Cemal Kutay 19 Kasım 1938 günü yaşanan o görüntülenemeyen sahneyi şöyle anlatır:

"Dolmabahçe Sarayı'ndaki hazırlıklar erkence başlamıştı. Büyük ölünün son ihtiram (saygı) nöbetini bekleyen yaverleri ve dostları, büyük üniformalı subaylar, vali ve belediye reisi, bu hazırlıklara nezaret ediyorlardı. (...) İçeride merasim başlamadan, ailesinin talebi ile büyük ölünün namazı kılınmak suretiyle hususi merasim yapılıyor. Tekbir Türkçe verilmiş, namazı İslam Tetkikleri Enstitüsü direktörü Ord. Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırılmıştır."

Hakkı Tarık Us ise kendi çıkardığı "Kurun" gazetesindeki yazısında ilginç bir ayrıntıya yeniden dikkatimizi çekiyor. Atatürk'ün çok sevdiği bilinen Hafız Yaşar, sandukanın başında "Türkçe ezan" okumuştur. Muhtemelen namaz sonunda da Türkçe telkin verilmiş ve yine Türkçe tekbirler getirilmiş olmalıdır.

Bu kırıntı kabilinden bilgiler şöyle bir manzara doğuruyor gözümüzde:

Makbule Hanım ağabeyinin cenaze namazı kılınmadan gömüleceğinden endişelenerek müdahale etmiş ve namazın kılınmasını istemiştir. Bunun üzerine dışarıda bir camide, muhtemelen en yakında bulunan Dolmabahçe Camii'nde cenaze namazının kılınması gündeme gelmiş, ancak "bazıları" buna, laikliğe aykırı düşeceği endişesiyle karşı çıkmışlar ve sarayda kılınmasını istemişler, Diyanet'ten de "caizdir" fetvası alınınca "sayısı mütevazi olan" bir cemaat ile (kaç kişi olduğunu bilmiyoruz, 10-15 kişi olduğu tahmin edilebilir) Türkçe ezan ve tekbirlerle kılınan cenaze namazının ardından dua edilmiş ve böylece dinî tören tamamlanmıştır.

Ancak bu sırada bütün fotoğraf makineleri ve varsa kameralar kapattırılmış ve herhangi bir görüntü alınmasının titizlikle önüne geçilmiş olduğunu hatırlatalım. Elimizde böyle bir fotoğraf olsaydı laiklik elden mi giderdi? Anlamak zor hakikaten.

Halbuki Atatürk'ün en yakın silah arkadaşlarından Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü'nün son anlarında ve cenaze namazlarında açıkça 'dinsel simgeler' yer bulabilmiş ve hiç de laiklik elden gitmemiştir.

Buyurun, torunu Gülsün Bilgehan anlatsın bize İnönü'nün son anlarını:

"Aile fertleri, koruma polisleri, yakınlar sırayla yanına girip, sessizce Kur'an okuyorlardı.(...) Mevhibe Hanım kefen ve cenaze gereçlerini almıştı, yıllardır sandığında saklıyordu. Hocalar gerekli dini işlemleri yaptılar, koruma polisleri ve yakınların yardımıyla kütüphanede bekleyen tabuta yerleştirdiler. (...) Hareket etmeden önce hoca cemaate bir konuşma yaptı ve bahçe kapısına doğru omuzlarda tabutla yol alındı [ve] cenaze namazının kılınacağı Maltepe Camii'ne doğru uzun bir yürüyüş başladı."

Atatürk'e dinî motifleri de olan bir cenaze töreni düzenletmeyen İnönü'nün kendi cenazesinde normal bir Müslüman'a yapılması mutad olan son görevlerin eksiksizce yerine getirildiğini görünce şaşkınlığımız daha da artıyor.

Peki Fevzi Çakmak'ın cenaze töreni? Onunki zaten bir askerin değil, bir evliyanın cenaze töreni gibidir. Üzerine Kâbe örtüsü serilmiş, tabutu yüz binlerin elleri üzerinde taşınmış, İstanbul sokakları o gün Arapça tekbirlerle tam 7,5 saat boyunca inlemiş ve cenaze, Eyüpsultan Mezarlığı'na, şeyhinin yanı başına dualarla gömülmüştür.

En yakın silah ve çalışma arkadaşları böyle dinî törenlerle gömülürken, neden aynı tören Atatürk'ten esirgenmiştir? Şöyle yüz binlerin katılacağı muazzam bir cenaze namazı görüntüsü, onu bu milletin kalbinin daha derinlerine yerleştirmez miydi? Ve hâlâ devam edip giden "Atatürk dinsiz miydi?" tartışmasına bir son nokta konulmuş olmaz mıydı?

Yazılarımın sonuna kıymık yerleştirmeyi seviyor muyum ne? Buyurun Abdülhalık Renda, Refik Saydam, Fevzi Çakmak, Kemal Gedeleç, Celal Üner ve Nevzat Tandoğan imzalı 'protokol'e. Aktarıyorum:

"Ebedi şef Atatürk Etnoğrafya Müzesi dahilinde muvakkaten yaptırılan medfene... 31 Mart 1939 Cuma günü saat 14.00'te konulmuştur." Nasıl? Biz 21 Kasım 1938'de konulduğunu bilmiyor muyduk Etnoğrafya Müzesi'ne? Aradan geçen 4 ay içerisinde Atatürk'ün naaşı neredeydi ki?

Artık orasını da siz düşünün.

m.armagan@zaman.com.tr



Zaman-Pazar
Not font kurbaa

Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #22 : 10 Kasım 2008, 12:04:52 ÖÖ 00 »
Yanılmıyorsam Hakan Albayrak Mustafa Kemal'in cenaze namazının kılınıp kılınmadığı konusunda yorum yaptığı için hapse girmişti.

*

Çevrimdışı sülfile

  • ***
  • 394
  • حركة المقاومة الاسلامية
Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #23 : 10 Kasım 2008, 12:22:37 ÖÖ 00 »
Tamda düğün arifesi hay allah:)
Ya kalkın direnin cemaat çocuklar ölmesin, yada susun saklayın korkuları çocuklar görmesin!!!

Çocuksu Düzenin Atatürk’ü
« Yanıtla #24 : 11 Kasım 2008, 01:53:14 ÖS 13 »
85 Yıldır insanların zihnine zor ve baskı ile empoze edilmek istenen Kemalizm’in insanlarda nasıl bir Atatürk anlayışı meydana getirdiğini görmek için etrafımıza, basına ve sistemin uygulamalarına bakmak yeterli. İlah olarak görülen, ölmeyen, her zaman duyan-gören, hatasız ve masum bir Atatürk. Hakkı Yalçın’ın bugünkü köşe yazısı Kemalizm eğitim politikalarıyla yetişen çocukların Atatürk’ü nasıl gördüğünü göstermesi bakımından ilginç bir örnek.


Takvim Gazetesi köşe yazarı Hakkı Yalçın, bugün ki köşe yazısında çocukların Atatürk'e gönderdikleri mektuplardan bölümler aktardı:






Ata'ya mektuplar / Hakkı Yalçın

Sevgili Atam. Bu sabah annemle sana kalp şeklinde kurabiye yaptık. Sonra gülen resminde saçlarını okşadık.. Her zaman seninleyiz. (Ceren 7 yaşında)

***

Beni duyduğunu ve gördüğünü biliyorum Atam. Her sabah sütümü içiyorum, ödevimi yapıyorum.

Ülküm, küçüklerimi sevmek, büyüklerimi saymak. Sonsuza kadar Cumhuriyet'in yolunda yürümek.

(Esra 8 yaşında)

***

Sevgili Atam. Sarıldığın yorganlar seni üşütmüyor değil mi? Eğer üşüyorsan söyle, battaniyemi gönderebilirim. (Sezen 6 yaşında)

***

Annem kadınlara biraz daha özgürlük, babam iş istiyor Atam.

Ben de onların yüzünün gülmesini istiyorum. Bir de spor ayakkabı.

(Yasemin 8 yaşında)

***

Yüzümü yıkadığım havluda senin resmin var. Her sabah güneşim oluyorsun.

(Gamze 11 yaşında)

***

Sevgili Atam. Keşke yanımda olsaydın.

Pastamı seninle bölüşebilirdim.

(Melis 5 yaşında)

***

Bilgisayarımda da, gönlümde de hep "On line"sın Atam.

(Erdinç 13 yaşında)

***

Çocuk bayramımızı bile çaldılar Atam! O hırsızlara bir şey söyle.

(Aydın 10 yaşında)

***

Sevgili Atam! Bıraktığın Cumhuriyet, İstikbal Madalyasıdır göğsümde. Büyük dedemin İstiklal Madalyasının kardeşi.

(Kaan 12 yaşında)

***

Senin emanet ettiğin koltuklarda oturanlar, annemi de babamı da ağlatıyor.

Bize yardım eder misin Atam? (Zeynep 7 yaşında)

***

Senin filmini çevirenlerin gerçek yüzünü gördüm. Seni satanlar sadece sana düşman olanlar değil Atam! (Mustafa 13 yaşında)

***

Korkuyorum Atam! Bizleri taciz eden büyüklerin korunduğu bir memlekette, çocuk olmaktan korkuyorum.

Lütfen geri gel, lütfen! (Sinem 14 yaşında)

***

Babam söyledi, dünya küçük bir kızın kalbiyle yaşarmış.

Bana bu ruhu veren sensin.

Mahşere kadar kalbimdesin.

(Ayşegül 11 yaşında)

haksoz.net

*

Çevrimdışı Aysegul

  • *
  • 3127
    • Yine Ayrılık.. Yine Ayrılık...
Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #25 : 11 Kasım 2008, 04:18:38 ÖS 16 »
off off offf akıllara zarar cümleler..
okurken bile bir tuhaf oldum..
Rabbim.. 'Yalnız Sana Kulluk Eder, Yalnız Sen'den yardım isterim.'

Çocuklara dayatılma ile sessiz bir şekilde benliklerde oluşan şu sözlere bakın... Allah muhafaza..

Şimdi şöyle bir durum da oluyor çocuklarımızda..
İslami Hassasiyetle yetiştirilen çocuklarımıza dayatılan bu görüşü eğitim sürecinde alma durumunda kalıyoruz.
Çocuklar arada kalıyor.. Okuldaki eğitimle, evdeki eğitim çakışacak. Bu bir şekilde yaşanacak..sa..
(hatta anne-baba birden saf dışı kalabilir..
öğretmen daha doğru söylüyor düşüncesi doğabilir çocuğun düşüncesinde
çünkü daha sistemli bir yer olarak gördüğü için okulu o yaşlarda)
Aile bunu tamamen çocuğa diretemeyeceği için ileride anlatmayı tercih etmeli..
(çevremden bu şekilde bir örneklik gördüğüm için yazıyorum.)
ve.. buna paralel mutlaka ve mutlaka İslam alt yapısını oluşturmalı.. beraberinde götürmeli...
-ki bugüne çözüm ancak böyle olabiliyor, diye düşünüyorum.

Ve şükrediyorum ki.. iyi ki bir akletme sınırı/yaşı var..
Çocuk bu ikisini karşılaştırıp, seçimini -aile desteği hala devam ederken- verebilmeli İnşallah.

Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #26 : 11 Kasım 2008, 04:54:18 ÖS 16 »
daha ilerisi yok ayşegül
daha ilkokula başlar başlamaz çocuğa and içtirerek dayatmalar başlatılıyor zaten...
ailelere büyük sorumluluk düşüyor(ilk andan itibaren)
Alıntı
Sevgili Atam. Sarıldığın yorganlar seni üşütmüyor değil mi? Eğer üşüyorsan söyle, battaniyemi gönderebilirim. (Sezen 6 yaşında)
birileri açıklama yapsın yavrucakları üzmesinler.mesajlar çok dokunaklı

sevgili Sezen üzülme! o taraflar gayet sıcak

*

Çevrimdışı Aysegul

  • *
  • 3127
    • Yine Ayrılık.. Yine Ayrılık...
Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #27 : 11 Kasım 2008, 05:05:45 ÖS 17 »
'ileride' kelimesini ben
çocuğun düşünebilme, akletme yaşına geldiğinde
ailenin detaylıca anlatılması gerektiği zamanını belirtmesi için yazmıştım.

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #28 : 11 Kasım 2008, 06:37:59 ÖS 18 »
Bana neden dayatan olmadı ki acaba ..
Sayın Ayşegül zormu kurtuldunuz Ataturk dayatmalarından kalıcı izlermi bıraktı , yoksa siz 20 yaşındamı geldiniz Türkiyeye ..
Sayın Eliflamra size nasıl dayatıldı Ataturk , Hangi yaşlarda taptınız Ataturke ...
Ben hergün andımızı okudum , okudum yahu resmen okurdum andımız okur gibi okurdum ...
Bilimum tarih derslerimi , inkilabıda dahil çokda severdim ...
Posizyon itibariyle etkinlik sevmesemde , bol bol seyrettim hani ...
Çok degil 15-16 yaşlardan beride mesafeli durdum Atama ...
Ne biliyim aynı şeyler, şevksiz tekrarlar , tuhaf gelirdi bana ...
Evden kimsede ne söver ne över gelmiş geçmiş işte ...
Farklı olan varmıydı yani hani şöyle böyle ..
Benim çevremde beraber buyudugum pek çoguda benim gibi ...
Resmi ideoloji tutsaydı bugun , bu toplumda zerrece muhalif olmaması lazımdı ...
Zaten bu yuzden sıkıntılıyız ya ..
Tutmuyor tutduramıyorlar ...

Selamlar ...
Not font kurbaa

Ynt: Haftanın Gündemi .. "Mustafa " ..
« Yanıtla #29 : 11 Kasım 2008, 06:50:38 ÖS 18 »
Öğretmenlik yaptığım yıllarda anladım "dayatma"nın ne olduğunu....
Her dersin, her ünitenin, her konunun başında o....
Her hedef, her amaç onunla başlayacak, onunla bitecek...
Türkçe, matematik, tarih, iş eğitimi, müzik vs.ne varsa hep önce "o ne söylemiş" işlenecekti...Buna katlanmaya imkan yoktu..
Derslerimi  o şekilde işlemedim tabi..Ve yeri geldiğinde Atatürk'ün  bir i"insan "olduğunu özellikle vurguladım öğrencilerime...