Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!

  • 55 Cevap
  • 28487 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #45 : 02 Kasım 2008, 10:40:31 ÖÖ 10 »
Aslında Sayın Kararsızın cevabı Sayın Ketumun sorularını aydınlatıyor ...
Şöyleki ..
Pratik ve Teorik arasında herzaman fark oluyor demiş ...
Elbette bu dogrudur zaten bu fark olmasa teorik ve pratik diye sınıflandırma yapılmazdı ...
Ama her teorik bir pratikle başlar ...
Teorigin meydana gelebimesi için pratik yapılmalıdır ...
Ve bizimde şikayetci oldgumuz husus pratigin kendi oldugundan aslında teroigimizide şikayet kapsamına alıyoruz ...
Sonucta pratik ile başlayan teorik , ve o teorigi hayatlarına pratik olarak aktaranlar ...
Sonuçta şöyle bir sorun cıkıyor ...
Pratiginden dolayı hatalı bir teorik , hayata dökülemez bir pratik doguruyor ...
Ve bu kısır döngü devam edip gidiyor ..
Oysa Kuran pratigi yapılmamış bir Teoriktir ...
Yani bu kısır döngüye sebeb olmamak için hayatı bir noktadan başlatır ...
O noktadan sonra , o teorigi uygun bir pratikle inşa edilmiş bir zihnin yazacagı teroik ...
Teorik pratik çatışmasını minimize edecektir ...
Kusursuzluk aramak sadece bahane üretmektir benim gözümde ...
Yapılabilenin en iyisidir yapmamız gereken ..
Kusurlu olacak diye hiç başlamamaktan , itimat etmemekten bahsedemeyiz ...
İradenin çogul konumunda ideal tanımı nasıldır bilemem ama ...
İradenin tekliginin söz konusu olamayacagı toplumsal hayatta idealin tanımında bakılması gereken şey toplumsal düzenin işleyebilirligi ...

Bir pazar sabah esintisi :)
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #46 : 02 Kasım 2008, 12:23:48 ÖS 12 »
hayır ya bu kadar dalgın olmamalıydım. nasılda göremedim. ozanca peşpeşe mesajları yazıyorsun ondan heralde ..  :-\ fena kızdım kendime sabah sabah :)

Alıntı
Elbette bugun Tayyipcigimin iktidar olması Allah'ın "Hükmü" degilde ne ?
Hayır ve şerrin Allah'tan geldigine iman etmiş bizlerin şerli dahi olsa Tayyip amcayı Allah'ın dışında biri gibi görmemiz ne derece saglıklıdır ...

Hasılı ...

"Bir millet neye layıksa o şekilde idare olunur" düsturu ..
Aslında bizlerin nasıl bir kimlige sahip olması gerektiginin yegane göstergesi degilmidir ...
Herzaman bunu kötü idarecilerin başımızda olması hali için kullansakta ..
Açtıgı ışık , koydugu kaide milletlerin kendi iradelerini sergilemesi olmaktadır ...

demişin ozanca..
aslında genlerimize kadar işlemiş sünni kaderciliğini de dile getirmişin.
varolan gayri meşru şey ne ise (iktidar) o Allahtan gelmedi onu biz ellerimizle getirdik. çabamız onu reddetmek olmayacaksa hepimiz mesulüz. hepimiz her an günah işliyoruz. vebal altındayız.bu konuda açık hadis ve ayetler var.
örnek vereyim:istikbar veya biz bunu daha çok müstekbir olarak duyuyoruz, yada teği(tağı) devamı tuğyan daha da büyüğü (kurumsallaşmışı) tağut
ayrıca istizaf bizde bunu mustazaf olarak biliriz. (güç kullanılarak boyun eğdirmeye zaafa uğratmaya çalışma : istizaf bu güce isteyerek veya istemeyerek kabullenen mustazaf üç çeşittir. birincisi reddedilir .. vs.. uzun hikaye)

kuranın mümin muttaki vede kısmen mustazaf karakterlerinin karşısında oturttuğu ve bir ömür müslümandan mücadele içerisinde olmamızı istediği karakterlerdir. müstekbirler ve tağutlar.. yukardaki açıklama bunun içindi. ve her daim inanç ehlini bir karşı duruşa çağırmakta ve bu konuda da kunutta olduğu gibi reddederim-ayrılırım-uzaklaşırım dememizi istemektedir.
kısacası Allah taraf seçmemizi ve duruşumuzu netleştirmemizi istiyor.
ya tağut ya islam!!
bunun ortaklaşmış halini reddediyor-reddetmemizi istiyor.
zaten mekke (kabe) rasul öncesi devirde içerisinde 300 civarında putu barındıran çook ama çooooookk hoşgörülü bütün dinleri-inançları-ideolojileri bir arada tutan ortak dini şehir değilmiydi?
rasul neden darunnedve yönetimini Allah'ın saymadı sence?
hayır onlar Allaha inanıyordu. şu bildiğimiz yöneticilerden farklı değillerdi. günlük işlerinde Allah'ın emirlerine boyun eğiyorlardı sadece devlet yönetiminde çıkarları gereği hoşgörülü davarnıyorlardı hattaaaa aynı hoşgörüyü rasul içinde göstereceklerdi. eğer rasul o hoşgörü sistemini reddetmeseydi.
olsun sende gel seninde dininin ibadethanesi olsun kabe bu onlar içinde gayet güzeldi. verimliydi ne yani 300 var olsun 301 ne güzel hac mevsiminde ziyaretciler artacaktı onlarında ticaretleri...

unutmadan; tağut-ve müstekbir gibi kuranın mümin karakterinin karşısına koyduğu ve mücadele etmemizi istediği karakterlerin ortak noktası:
"Allah'ın kanunlarının karşısında kanun koyma ve bu yolla insanlara baskı uygulama"

evet çoğunluğun uyguladığı ama ille de Allah'ın sistemi islamın  dışına çıkılmadığı ve bunun (Allah'ın ilkelerinin dışına çıkılmamasının) halk iradesine BIRAKILMADIĞI dokunulamaz ilan edildiği yönetim islam ilkelerine uygundur.

başka bir gaf:) kahvaltı mı yapmadın? :D

Alıntı
Oysa Kuran pratigi yapılmamış bir Teoriktir ...
demişin ozanca
rasul hayatı ve asrı saadet kuranın pratiğidir.
anladım bi yanlış anlama vardır düzeltmiş olayım...
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #47 : 02 Kasım 2008, 04:47:47 ÖS 16 »
Alıntı
rasul hayatı ve asrı saadet kuranın pratiğidir.

Katılıyorum  :)

Üstelik Kuran'ın inişin öyle birden bire olmadığını, zamana yayılmasını ve  bazı ayetlerin de yaşanan olaylar neticesinde vahyedilmiş olmasını da dikkate almak lazım gelir.

Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #48 : 02 Kasım 2008, 05:05:53 ÖS 17 »


Sayın Ozanca, avatarınızı değiştirdiğinizden beri kafamız karışmakta...

Açıkcası SErender'in avatarı ile karıştırıyorum  :-\ Hele de böyle ard arda yazdığınız zaman kim ne yazmış şaşırıyorum yaaaa  :-\  Üstelik de tarzınız da farklı. Aaaa diyorum Serender ne demiş  :-\ Oysa ki siz demişsiniz   :)
İşte öyle bir şeyler...

Biz o şirin çoçuk resmine çok alışmıştık. Bu konuyu bir değerlendirin lütfen  :-[

Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #49 : 03 Kasım 2008, 12:53:14 ÖÖ 00 »

Alıntı
Kararsız
Sayın Ozanca, avatarınızı değiştirdiğinizden beri kafamız karışmakta...


Biz o şirin çoçuk resmine çok alışmıştık. Bu konuyu bir değerlendirin lütfen 


Aynen senin gibi düşünüyorum Kararsız.
Ozanca, lütfen dikkate al bizi. :)
Yoksa kafamız karışıyor gerçekten. :)

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #50 : 03 Kasım 2008, 02:13:51 ÖÖ 02 »
Sevgili ve saygılı Sayın Serender ...
Kendinize kızmaya devam ediniz :)
Nasıl olurda bu sonuçları çıkartmışsınız şaşırdım dogrusu ...
Sanırm hiç bir şekilde alakası olmayan sonuçlara varmışsınız ..
Kaderci degilimdir bilakis İradenin varlıgını savunurum ....
Bu baglamda kadercilik ihtamı sanırım bana bir kaç yüz beden büyüktür ...
Ama alışkınız bunada eyvallah diyor ..
Anlatmak istedigimi başından tekrar ediyorum ...
Ama siz genede eski mesajı yeniden okusanız belki yerinde olur ...

Bu dunya duzeninde hangi pencereden bakarsanız bakın ne açıdan yaklaşırsanız yaklaşın ...
Hiç bir "şey" Allah'ın iradesi dışında gercekleşemez ...
Konu ile alakalı bilimum ayetlerin sıralamasını ilgili arkadaşlar yaparlar sanırım ..
Geçtim Muslumanların içinde oldugu nizamları ..
Full time gayri Muslim toplulukların gerek ferdi gerekse toplumsal hayatlarındaki yaşamları Allah'ın iradesi dahilindedir ...
Modern bilim bu Sunnettulaha sosyoloji ve psikoloji adını vermekte ..
Bunlarda bir kural ve nizam içinde gerçekleşmektedir ...
Kaldıki orada anlatılmak istenen bu toplumun hayat nizamı modernizm  ilkeleri üzerine kurulu ise elbette iktidar sahipleri bu yönde olacaktır ..
Buda Allah'ın degişmez kaidelerindendir ..
Onlar geldi onlara teslim olalım manasında bir şey ifade etmedim ...
Burada "Hüküm" koyanında Allah oldugunu ifade etmek istemiştim ...
Sanırım şimdi daha net oldu ..
Kadercilikle alakası yok ...
Ve sürekli şuna takılıyorsunuz ...
İnsanlar kanun yaparsa Allahın hükümleri dışına çıkabilir ...
Dogru çıkabilir ..
Tıpkı Resulun vefatından sonra yaşayan tüm toplulukların Allah'ın hükümleri dışına çıkma ihtimalleri gibi ...
Modern çagda veya 4 halife döneminde olması farketmez ...
sonucta Resulun vefatından sonra kimse ilahi bir vahiy almadı ...
Niyetler ne ise Allah o yönde kaidesini işletecektir ...
Ve kusura bakma ama ...
Asrı saadetten günümüze gelen sureç var ise ...
Demekki Halkın İradesine bırakılan bir şey var demektir ...
Asrı saadetten çıkış oldu ise ...
Ve bunuda Halk yaptı ise ..
Buyur sana Halkın İradesi ...
Ha bak işte halk iradesi bu deme sakın ...
Asrı saadeti oluşturanda Halk iradesi ...
Sanırım artık anlamışsındır ...

Gelelim ikinci gafa ki onu kulli mertebede anlamamışsın ..
Her teorik bir Pratikle başlar demişim zaten ...
Bunun anlamı Beşerin yazdıgı veya beşer aklının ortaya döktügü herşey bir pratigin esiridir ...
Bunu kelimelere dökmek işi bile başlı başına bir pratiktir ..
Teorik kelimelere dökülmüş o eserin kendisidir ...
İmdi ...
De bakalım Kuran pratigi yapılmış bir Teorikmidir ...
Eger bunda ısrarcı isen ...
Kuranı yazan peygamberdi demek istersin ...
Kuran bir Teoriktir ...
Öncesinde pratik edilmemiş bir Teoriktir ..
Ve beşerin yazdıgı tüm teorileri toplasan ....
Bir tane pratikten gelmeyen Teori bulamazsın ...
Ki zaten mubarek ..
Orada anlatılmak istenen bir döngü ...
Pratigi teorileştiren insan aklı ...
Sakat bir teori üzerinden düzgün bir pratik yaşam istemesi ...
Burada noktayı koyan Allah ..
İlahi vahiyle gerçek bir teorik göndermiştir ..
Ancak bunu pratige dökersek ...
Bu kısır döngüden kurtulmuş olabiliriz di ...
Aradan cımbızlama yaparak sloganlara oturtmaya çalışma olmazmı ...
Peygamberlerin niye geldigini akledecek seviyedeyim hamd olsun :)

Avatara gelince ...
Kamoyu baskısını göz önünde bulunduran demokratik biriyim :P

Gafsız tarafından Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #51 : 03 Kasım 2008, 02:17:20 ÖÖ 02 »
walla bişey anlamadım. anlayan varsa beri gelsin
bi yer anlaıdm sanmışım onuda yazık ki yanlış anlamışım
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #52 : 03 Kasım 2008, 02:36:11 ÖÖ 02 »
Zaten nedense bir köşenin adı ..
Anlamadım köşesi :)
Sıkışan kaçar :)
Selamlar ....
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #53 : 03 Kasım 2008, 02:48:08 ÖÖ 02 »
ozanca walla anlamadım
niye kaçayım ki
hem senin anladığından da şüphelenmiyor değilim  :-\ :D
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #54 : 03 Kasım 2008, 02:58:15 ÖÖ 02 »
Anladıgımdan şüphelenmen gayet dogal ...
Çunku senin anladıgını anlamadıgım kesin ..
O zaman iş Şupheye kalır zaten :)
Selamlar ..
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5167
    • depo
Ynt: Haftanın Gündemi ... Anayasa !!!
« Yanıtla #55 : 11 Kasım 2008, 11:36:58 ÖS 23 »
Korkuyor


Ahmet Altan - 11.11.2008
 


Dehşete düşüyorum tabii.
Ama beni dehşete düşüren, “dehşetli şeyler” olmuyor.
Beni sükûnet ve doğallık ürpertiyor.
Siz bir ülke düşünün ki orada Anayasa Mahkemesi Başkanı, anayasa hakkında konuşmaktan çekinsin, “bu konuda konuşmaya cesaretim yeter mi, bilmiyorum” desin.
Bir ülkede anayasa hakkında Anayasa Mahkemesi Başkanı da konuşamazsa, kim konuşur?
Herhalde hiç kimse.
Anlayacağınız hiçbirimiz, hayatımızı tanzim eden anayasa hakkında fikir söyleyemeyeceğiz.
Söylemek istersek de “cesaret” toplamamız gerekecek.
Üstelik bu durum da gerek mahkeme başkanı tarafından, gerekse toplum tarafından çok doğal karşılanacak.
Bana sorarsanız, bu, yaşadığımız ülkedeki durumun özetidir.
Kendi ülkemizde, bizi, hepimizi, kendi ülkemiz, kendi geleceğimiz, kendi anayasamız hakkında konuşmaktan “men eden”, bizi korkutan bir “güç” var.
Bu “gücün” yasal bir tarifi, yasal bir yeri yok.
Kara Göl’ün Canavarı gibi bir şey bu.
Aniden çıkıyor ve kızdığını yiyor.
Anlayabildiğim kadarıyla kafamızdaki “görüntü” tam da böyle bir şey.
“Güç gelir, bizi yer.”
Böyle düşündüğümüz, böyle korktuğumuz sürece o “güç” gelir ve bizi yer gerçekten. O korku yüzünden her türlü saçmalığa boyun eğeriz.
Bilkent Üniversitesi, “anayasalardaki değiştirilemez ilkeler” başlıklı bir sempozyum düzenlemiş.
Türk ve Alman konuklar bu konudaki görüşlerini açıklamışlar.
Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, çok “cesur” bir konuşma yapmış.
Can, “her anayasa değişikliğinin anayasaya, her yasa değişikliğinin de yasaya aykırı olduğunu, ancak parlamentolardaki bu aykırılıkla değişimin ve ilerlemenin sağlanacağını” anlatmış.
Bir Alman uzman da ona katılmış.
Biliyorsunuz, bizim anayasamızda “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddeler bulunuyor.
Böyle “değiştirilemez” maddeler Alman anayasasında da varmış.
İki anayasada da değiştirilemez maddeler bulunması, bu durumu “demokrasiye ve hukuka” uygun hale getirmiyor elbette.
Birincisi, bu maddelerin “değiştirilemeyeceğine” kim karar verdi?
Eğer bir ülkenin anayasasında “değiştirilemez” maddeler varsa, o ülkenin egemenlik hakkı kısıtlanmış olmaz mı?
Hangi güç bir parlamentoya “sen bunu değiştiremezsin” diyebilir?
Diyebilen her kimse, o, parlamentodan daha güçlü ve yetkilidir.
Parlamentodan üstün olan, milletten de üstündür.
Parlamentodan ve milletten daha üstün gücün bulunduğu tek rejim ise diktatörlüktür.
Ben bunu söylediğimde insanların “ne yani, Türkiye diktatörlük mü” diye sormayacağını ama “peki Almanya da mı diktatörlük” diye soracağını biliyorum.
Almanya’da demokrasiye aykırı “değiştirilemez” maddeler bulunmasına rağmen orası “diktatörlük” değil, çünkü bu maddeler hakkında “korkmadan” konuşabiliyorlar.
Biz konuşamıyoruz.
Ya korkuyoruz... Ya da konuşabilmek için “cesaret” göstermemiz gerekiyor.
Bizim rejimimizi bir “diktatörlüğe” benzeten de bu “korku” zaten.
Anayasadaki “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddelerin anayasada kalıp kalmamasından daha önemli olan, bu maddeler hakkında konuşamamamız.
Niye tartışamıyoruz biz bu maddelerin değiştirilip, değiştirilemeyeceğini?
Bir şey “teklif etmemize” gerek yok, konuşabiliriz.
Ama konuşanın büyük bir ihtimalle başı derde girer.
Çünkü o “değiştirilemez” maddeler arasında “laiklik” maddesi yer alıyor.
Halbuki tam da o maddenin konuşulması gerekiyor.
Çünkü bizim anayasamızdaki “laiklik” maddesi, bu ülkenin gerçekten laik olmasının önündeki en büyük engel.
Artık bunu herkes biliyor, burası laik değil, burada din ve devlet işleri birbirinden ayrılmıyor... Burada devlet, her şeyi denetimine aldığı gibi dini de denetimine alıyor.

Normalde “caminin imamı” olması gerekirken, burada “devletin imamı” var.
Cumaları camilerde “devletin görüşleri” okunuyor.
Bakanlar Kurulu’nda hatim indirilmesiyle, camilerde devlet görüşlerinin okunması arasında, sizce laiklik açısından nasıl bir fark bulunuyor?
Hiç bir fark yok bence.

Burada kendi toplumundan korkan bir devlet ve kendi toplumundan korkan “devletçiler”, kendi korkularının üstesinden gelebilmek için toplumu korkutuyorlar.
Onlara göre bu toplumu kendi haline bırakırsan ya şeriatçılar gelir, ya bölücüler.
Cumhuriyet kurulalı seksen küsur yıl oldu, hâlâ bu toplum şeriat ve bölünme yanlısıysa, cumhuriyetin kurduğu sistem hiçbir işe yaramıyor demektir.
Demek ki, bunca yıl bu devlet, bu halka “şeriattan ve bölünmeden daha iyi bir şey” sunamadı.
Bunca zaman yapamadığını bundan sonra yapabilecek mi?
Niye yapsın?
Anlaşılıyor ki daha binlerce yıl bu devlet bu toplumu ezecek, ona “şeriattan ve bölünmeden” daha iyi bir hayat tarzı sunamayacak ve bunun konuşulmasını yasaklayacak.
Bunu da hep birlikte “doğal” karşılayacağız.
Beni dehşete düşüren de bu doğallık zaten.

KAYNAK