Haftanın Gündemi TERÖR ...

  • 43 Cevap
  • 21255 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Öcalan Ergenekon adına savaşıyor
« Yanıtla #30 : 15 Kasım 2008, 12:58:13 ÖÖ 00 »
Öcalan Ergenekon adına savaşıyor 
 
 
Eski PKK yöneticisi Öcalan'ın aracısız Ergenekon'la şuanki ilişkisini anlattı..
 


 
 

Terör örgütü PKK’nın eski yöneticilerinden Selim Çürükkaya, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın Ergenekoncuların yönetiminde olduğunu iddia etti.

‘Öcalan PKK’nın başı falan değildir. Öcalan Ergenekon örgütünün yöneticisidir. Bir yanda Veli Küçük’ün cinayet tarlası vardır. Diğer yanda Abdullah Öcalan’ın cinayet tarlası’ diyen Çürükkaya, Kanal 7’ye yaptığı açıklamalarda ‘Öcalan’ın kendisinin hiçbir iradesi yoktur. Ergenekon örgütü ona ne söylüyorsa, onları yapıyor. Ergenekon Türkiye’de kaos ortamı yaratmak istiyor. Ergenekon isteseydi Abdullah Öcalan’ı bir günde bitirebilirdi’ dedi.

Almanya'da Haber Saati sunucusu Erhan Çelik'e konuşan Çürükkaya, "Biz PKK’yı siyasi bir örgüt olarak kurduk. Terör örgütü haline getirenler Abdullah Öcalan ve Ergenekon’dur." dedi.

Türkiye gündemine bomba gibi düşen bu sözlerin sahibi, eski bir PKK yöneticisi olan Selim Çürükkaya.

Selim Çürükkaya, "Öcalan Pkk’nın başı filan değildir. Öcalan, Ergenekon örgütünün yöneticisidir. Bir yanda Veli Küçük’ün cinayet tarlası vardır, diğer yanda Öcalan’ın cinayet tarlası vardır." dedi.

Kaleme aldığı “Apo’nun Ayetleri” adlı kitabın ardından terör örgütü tarafından hakkında ölüm kararı çıkarılan Çürükkaya, şimdi de “Sırlar Çözülürken” adlı çalışmasıyla gündemde.

Çürükkaya, "Öcalan’ı Türkiye’ye getirenler Kürt sorununun artık çuvaldan çıktığını gördüler. Ve Öcalan’ı kontrol altına alarak, onu bir televizyon kumandası gibi kullanarak, bu sorunu nasıl yönlendirebiliriz diye düşünmüşler. Ve bu yönlendirme sadece Kürt sorununda değil, aynı zamanda iktidarda olan hükümeti nasıl baskı altına alabiliriz demişler ve bunun için çatışmayı öngörmüşler." dedi.

 Peki terörist başını kimler, nasıl kumanda ediyor? Eski PKK yöneticisinin bu konuda çok çarpıcı bir iddiası var.

'İmralı cezaevini inşa eden komutan Ergenekon davasından firarda, yöneten komutan tutukludur, Öcalan’ın ifadelerini alan albay şu anda tutukludur.

Ne demek istiyorsunuz, buradan gelmek istediğiniz nokta ne?

Gelmek istediğim nokta Öcalan bunların dediğini yapıyor. Kendi iradesi yoktur. Ergenekon örgütü ona ne söylüyorsa onları yapıyor.

Bugün Öcalan’ın avukat görüşmelerini okuyanlar, izleyenler bir de bu Ergenekoncu dediğimiz legal anlamda ulusalcı geçinenlerin programlarına bakıldığında birbirlerinin tıpatıp aynı olduğunu görürsünüz.

 İşte, Çürükkaya’nın iddia ettiği PKK-Ergenekon benzerlikleri…
 
http://www.darultevhid.com/haber_detay.php?haber_id=4183
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı sülfile

  • ***
  • 394
  • حركة المقاومة الاسلامية
Gökten bir Kızılelma düştü yarısı sağa, yarısı sola.
« Yanıtla #31 : 19 Kasım 2008, 11:01:51 ÖS 23 »
Gökten bir Kızılelma düştü yarısı sağa, yarısı sola.


Gökten bir Kızılelma düştü ülkem üzerine ismini ulusalcılık koydu yöneticiler. Sağ ve sol unsurların bir arada barındığı anti-emperyalist söylem olarak benimsendi hemencecik. Ve dumanı üstünde tüten, taze, yeni kavramımız “ulusalcılık” oldu. Sağcı, solcu, işadamı ev kadını gibi ortak bileşenleri olmayan ama ortak paydada buluşan insanları barındırdı bünyesinde. Her biri farklı tarzda ifade etseler de en belirgin noktaları emperyalizm karşısında tutundukları tavırdı. Solun farklı algıladığı, sağın farklı yorumladığı her iki tarafında sahip çıktığı, hatta normal koşullarda bir araya gelme ihtimali olmayan birbirlerini dağda görse öldürecek tiplerin birbirlerine alkış tutmaları ulusalcılığın metaforlarından bir kaçıydı…

Gel zaman git zaman ortak paydaları ülkeye yönelik kaygıları olan ulusalcıların her yere çekilebilir tanımlanamaz kavramları başlarına dert oldu. Medya pof pof laması sayesinde kabartılan duygular gün yüzü görmek niyetli gurupları harekete geçirdi. Kendilerini ulusalcı olarak niteleyen “milli mücadele derneği”  hangi rejimden ne istedikleri anlaşılamasa da Türkiye’nin unutmaya çabaladığı en büyük utançlarından biri olan 27 Mayıs darbesinin yıldönümünü kutlayarak, kaş yapayım diyerek göz çıkarma eğilimi gösterdi.

ADD’nin kimselere yar etmek istemediği ulusalcılık yönetimde bulunan asker kaçağı ve PKK konserlerinde şarkı söyleyen sanatkâr Edip Akbayram’ı sahnesinde ağırlamasıyla, yersen yoğurt, içersen ayran kabilinde bir imaj vermeye başladı.

Yukarda izah etmeye çabaladıklarımın yanı sıra iktidar koltuğunu rüyalarında göremeyecek sol guruplarda bize yardımı etse etse Türkiye’nin en ilerici ve devrimci kurumu TSK eder den yola koyulup, darbe yanlısı politika güdüp sonra suni yağmurdan kaçmak için ulusalcılık çatısını sığındılar. Ellerinden gelen kışkırtmayı arkalarına koymayan bu siyasi oluşumlar bir gece yarısı titreşimi sayesinde halkın gözünün içine baka baka iyice çığırından çıkabileceklerinin sinyalini verdiler…

Ulusalcılık arasında uçurumlar bulunan kitleler için köprü vazifesi gördü. Bu güne kadar yolda gördüklerinde birbirlerine selam verse almayacak insanların tokalaşıp tanışmasına vesile olduğu için pek bir muhterem sayıldı şucu ve bucu ların yanında…

Tek yararı bunlar mıydı kahraman ulusalcılığın.

Action isteyen ara ara Polat ve Aras’a özenen emekli istihbaratçı, politikacı, askerin bir araya gelip ülke üzerinden oynadıkları zarlı komplo oyunu oldu. Düşeşi bol saatlerde…

İşte masalımız böyle başladı eğer ki sonu sabırla beklenirse görülecek, kim erer muradına, kim çıkar kerevetine…

Zeynep Bozdağ.

Ya kalkın direnin cemaat çocuklar ölmesin, yada susun saklayın korkuları çocuklar görmesin!!!

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Coğrafya savaş için değildir
« Yanıtla #32 : 23 Kasım 2008, 01:32:18 ÖÖ 01 »
Coğrafya savaş için değildir


Ümit Aktaş   

AKP`nin PKK`ya karşı mücadeledeki, konuyu İçişleri Bakanlığının inisiyatifine veren son dönemdeki strateji değişikliği, Schmitt`in yukarıda alıntıladığım sözleri ışığında okunursa, AKP`nin iktidar olma anlamında ve özellikle `ordu`nun Türkiye siyaseti üzerindeki vesayet alanını daraltması açısından önemli ve bilinçli bir tavır değişikliğine gittiğini farkedebiliriz.



Ünlü siyaset bilimci Carl Schmitt, Siyasi İlahiyat adlı kitabına "Egemen olağanüstü hale karar verendir" cümlesiyle başlar. (Carl Schmitt, Siyasi İlahiyat, Dost Yay. s. 13) Yani bir başka deyişle, iktidar, savaşa ve barışa karar veren, verebilen güçtür anlamına gelmektedir bu söz. Yine aynı yazar, "Siyasal Kavramı" adlı kitabında ise "En uç siyasal araç olarak savaş, her türden siyasi tasavvurun temelinde yatan dost-düşman ayrımı olasılığını açığa vurur... Siyasal olgusu, ancak dost-düşman ayrımına ilişkin gerçek olasılıkla kavranabilir... Savaş durumu, kriz anının ifadesidir... Kriz anının istisnai varlığı, onun belirleyici karakterini ortadan kaldırmaz, tam aksine ispatlar." (Carl Schmitt, Siyasal Kavramı, Metis Yay. s. 55)

 

AKP`nin PKK`ya karşı mücadeledeki, konuyu İçişleri Bakanlığının inisiyatifine veren son dönemdeki strateji değişikliği,  Schmitt`in yukarıda alıntıladığım sözleri ışığında okunursa, AKP`nin iktidar olma anlamında ve özellikle "ordu"nun Türkiye siyaseti üzerindeki vesayet alanını daraltması açısından önemli ve bilinçli bir tavır   değişikliğine gittiğini farkedebiliriz. Her nedense ben bu değişikliği, salt ordu-AKP parametrelerine sıkıştırılmış bir darlıkta okumak niyetinde değilim. Zaten bana göre bu değişikliğin ilk işaretleri, bir başka vesileyle, başörtüsü sorunu çerçevesinde ve İspanya`da verilmişti. Orada da Başbakan, başörtüsünün velev ki bir siyasal simge olsa bile, bir sorun olmaktan ve üniversitelere, daha da doğrusu kamusal alana girmeye bir engel olmaktan çıkarılması gerektiğinden söz etmiş; ardından da şu talihsiz Anayasa değişikliği sürecine girilmişti.

 

Bu kez, bir başka alanda olsa bile, yine aynı minvalde olmak üzere, ve yine Türkiye sisteminin temel doğrularını sarsacak bir mahiyette olmak üzere Başbakan, PKK`nın bir düşman olarak değil, bir iç güvenlik sorunu olarak tanımlanmasından söz ederek, konu ile ilgili temel bir strateji değişikliğinin ipuçlarını verdi. Aslında ise bunda hiç de şaşılacak bir şey olmaması gerekir. Çünkü zaten PKK ile verilen mücadelenin bir iç güvenlik sorunu olarak tanımlanmaması, konuyu uluslararası bir alana çeker ki, bu da zaten PKK`nın da  istediği bir  yaklaşım biçimidir. Ama Türkiye`nin egemenleri (yani Schmitt`in yukarıdaki tanımına göre şimdiye kadar ki egemenleri), aslında konuyu hukuksal anlamda bir iç güvenlik sorunu olarak tanımlarken, kamuoyuna ise bunu askeri bir savaş olarak empoze ederek, bunu üzerinden yürütülen bir egemenlik hakkına ulaşmaktaydılar. Bu kez, ennihayet,  "savaş askerlere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir" tanımlamasına uygun bir biçimde, siyasi iktidar, aslında bir iç güvenlik sorunu olan PKK ile mücadeleyi, İçişleri Bakanlığının inisiyatifine vererek, bu mücadeleyi "ordu"nun egemenlik alanından çıkardığı gibi, egemenlik kavramını da yerli yerine oturtmuş oldu.

 

Bütün bunlar da, tıpkı Kürdistan yönetimiyle nihayet doğrudan görüşmelerin başlatılması gibi, belki de yıllarca önce atılması gereken adımlardı. Ama Kürdistan`la ilgili bu gelişme, sistemin, Cumhuriyetçi statükoya ait dış politikadaki son ve en önemli tabusunun da yıkılması açısından oldukça önemlidir. Çünkü bu, resmi literatür açısından hâlâ inkâr edilmekte olan Kürt varlığının resmen tanınması anlamına da gelmektedir ve, bu açıdan mutlaka iç politikada da yansımaları olacaktır. Bu adımlar zamanında atılmış olsaydı, belki bugün iç politikada yaşanmakta olan bir çok sorun, şimdiye kadar aşılmış olurdu. Ama iktidarın paylaşımındaki "ordu"yu öncelikli kılan şu mahut teamülün aşılması, tüm bunların ertelenmesini de zorunlu kılmış olmalı. Oysa mevcut hükümeti iktidar haline getiren en önemli gelişme olan Ergenekon dosyası, daha iktidarının başındayken hükümetin elinin altında bulunmaktaydı. Ama dediğim gibi, hükümetin temel bir strateji değişikliğine gidişinin bu günlere ertelenmesi, belli ki, en başında çok da arzulamış olmadığı, ama zorunlu kaldığı bir süreci de ele vermektedir. Beri yandan, o dönemde hükümet yükselme-çıkış eğiminde olduğu, yani o dönemde alınacak bu tür bir kararın, menfi anlamıyla hükümetin çıkış ivmesi tarafından absorbe edilebileceği, müspet  anlamıyla ise böylesi bir ivmeyi daha da güçlendirebileceği halde, bu ivmenin düşüşe geçtiği günümüzde, uygun bir zamanlama yapılmadığı için, maalesef bu oldukça önemli strateji değişikliği, bu stratejik değişiklik için girilen riske değecek bir  karşılığa tahvil edilemeyecek ve o ölçüde de etkili olamayacaktır.

 

Kürt sorununun çözümü elbet artık oldukça çetrefilli hale gelmiş olan, çok katmanlı ve çok taraflı bir sorundur. Bu sorunun muhatapları tam olarak belirgin olmadığı gibi, aslî tarafları olan Türkiye ile Kürtlerin  bu konulardaki samimiyetleri ve niyetleri de çok açık değildir. Oysa bu sorunun çözümünü mümkün kılacak en önemli etmen samimiyettir. Bir kere bu sorun, münferit vakaları bir yana koyacak olursanız, çok şükür ki, Kürtlerle Türkler arasındaki bir sorun haline gelmiş değildir; yani hâlâ bir siyasi sorundur. Türkiye`nin bu soruna bakış açısı, büyük ölçüde askeri bir konsept tarafından belirlenmiştir. Bu ise, Yves Lacoste`un deyimiyle "coğrafya savaş içindir" anlamında bir stratejik yaklaşımı esas almaktadır. Askeri mantığı oluşturan Kemalist ideolojinin büyük ölçüde aydınlanmacı bir pozitivizmden mülhem olduğu da düşünülecek olursa, coğrafyaya yaklaşımdaki bu başarısız mantığın bir an önce terk edilmesi gerekliliği de açıkça ortaya çıkar. Çünkü coğrafya asla soyut bir savaş mekanı olmayıp, sosyo-politik-kültürel  bir yaşama alanını oluşturur. Coğrafyaların birleştirilmesi ise, her şeyden önce, birlikte yaşamaya razı bir gönül birlikteliğini gerektirir. Gönül birliktelikleri ise ceberrutluğa değil, farklı olanla aynı düzlemde kurulacak bir anla-ş-ma ilişkisine dayanırlarsa dayanıklı olabilir. Şayet konuya karşı askeri bir ast-üst, emir-komuta, amir olanın aynı zamanda da haklı olduğu mantığı ve  yaklaşımı sürdürülürse, bilinmeli ki insanlara karşı tepeden bakan yaklaşım, ancak bir savaş kararını geçerli kılabilecek bir yaklaşımdır ve böylesi bir yaklaşımla da, hükümetin adını yeni koyduğu biçimiyle siyasal bir sorun, muhatabınız ne kadar güçsüz olursa olsun, barışçı bir biçimde asla çözümlenemez. Kaldı ki toplumsal sorunlar karşısında hakları esas alan bir yaklaşım, hiç bir zaman konuya muhatabının gücünü dikkate alarak da yaklaşamaz ve yaklaşmamalıdır. Bu açıdan dolaylı bir ilk adım da olsa, Kürdistan yönetimiyle kurulan ilişki oldukça önemlidir ve bu ilişkiyi, doğrudan PKK ile olmasa bile,  PKK`yı da içeren ama Kürt halkını temsile daha yetkili olan bir heyet-ler-le yapılacak görüşmeler, komplekssizce izlemelidir.

 

Aslında belki yapılması gereken daha pek çok şey var. Kürt halkına karşı üst üste işlenen askeri hatalardan hesap sorulması belki henüz tahayyül edilemeyecek bir şey; ama hiç değilse bu hataların artık tekrarlanmaması, halkın muhatabının doğrudan askerlerin değil, bu hataları yapmamaya azimli sivillerin olması sağlanabilir. Ama her nedense Başbakan, aslında konunun doğrudan muhatabının sivil otorite olmasına rağmen, "teamüller" doğrultusunda, "ordu"nun bu konulardaki araya girmelerini umursamamakta, belki de bu konuda bilerek kenarda durmaktadır. Zira, özellikle son dönemde ortaya çıkan vahim hatalar, "ordu"nun itibarını oldukça yıpratmış; ama kamuoyu bu hususlarda nedense siyasi iktidara bir pay çıkarmamıştır. Elbet bunun nedeni oldukça açıktır. Çünkü iktidar olmanın bu tür olumsuzlayıcı yönleri de vardır; her ne kadar teamüller bunu öngörmese de. Yani kısacası sorunun olumsuzluklarının sorumluluğu, bu yolla, aslında bundan kendilerine bir iktidar payesi çıkarmaya çalışan askerlere havale edilmektedir. Ama artık gelinen bu aşamadan sonra yapılması gereken, şayet "ordu" usulca aradan çekilmeyecek ve konuyu muhatabına, yani iktidara havale etmeyecekse; iktidarın ikinci bir adım atarak, PKK ile sürdürülen mücadeledeki inisiyatifin İçişleri Bakanlığına verilmesi gibi, Genelkurmayın da, demokratik teamüller gereği, Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasıdır.


ittika.com
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı Maveraî

  • Haymatlos..
  • *
  • 497
  • ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR..
« Yanıtla #33 : 27 Mayıs 2010, 05:55:31 ÖÖ 05 »
Şerzan Kurt'un babasının konuştuğu videoyu 'GÜNDEM DIŞI' başlığında yayınlamak istedim; bu ülkedeki zulümlere göz yumulduğu ve Müslümanlar(!) gündemleri dışında tuttukları için...! Uygun olan başlığı ararken bu başlığı buldum..

Sahi bu bir terör değil midir?... Ülkenin Güney Doğusu'nda ve nüfus cüzdanında o şehirler yazıyor diye en başından mimlenmiş olarak batıdaki şehirlere göç de etse, ayette denildiği üzre;
“Onlar bilmezler mi ki, siz onların dinlerine girmedikçe, Yahudi ve Hristiyanlar sizden kesinlikle razı olmazlar.”/ Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne Yahudiler, ne de Hristiyanlar senden asla hoşnut ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı. (Bakara: 120)
sevilmeyen, dışlanan, hakları hürriyetleri ellerinden alınan, yetmezmiş gibi bir de İsrail'de yaşanan zulümlerden farksız, benzeri zulümlere maruz kalan ama hep susturulan/örtbas edilen/inkar edilen, (karşı ırktan olsa da 'iktidar olan onun ırkı, anlar belki halden, derdinden' diye düşünüp de bir Türk e) anlatıldığında ise -benim ülkemde olmaz bu tarz işkenceler, benim polisim yapmaz(!)' savunusuyla karşılaşan, 3 maymunun oynandığı bu ülkede ve duyarsız Müslüman camiada '-Biz Türküz, Kürt değiliz.. Böyle bir dil, ırk hiçbir zaman olmadı..(!)' mı demeli kabul görmek için?... Ama bu da yetmez değil mi?..
Ayette de kastediliyor ya; unutacaksın nereden geldiğini, atıp silkeleyecek tamamen o renge bürüneceksin, hatta savunucusu olacaksın ki kabul göresin, dost sayılasın, kraldan çok kralcı yani.. Şimdi bana -aldın ayeti nereye getirdin,- diyecekler veya düşünenler çıkarsa, olur ya, -ne ilgisi, alakası var?- deyip alaka kuramayanlar için cevabım şudur: sizler, Kur'an ı 1400 evvelinde yaşamışlara has sanıyorsanız diyecek sözüm yok.. Hayır hayır, var!
Bizlere öğüt, hatırlatmadır ''O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür.'' Yusuf: 104 ''Bu, iyi düşünenlere bir öğüt, bir hatırlatmadır.'' Hud: 114/ Sad: 29 En'am: 90/Kalem: 52

Eğer kendinizde karşılığını bulamıyor, çağınıza güncelleyemiyorsanız, ciddi algı problemi yaşıyorsunuzdur acizane.. Gözünüzü parmağın gösterdiği yerden çevirip parmağa bakmayı deneyin derim. Kur'an: hayatın müteşabihidir ve ancak muhkemini, hayatta/yaşamınızda bulabileceğiniz. Bu yüzden tefsir kitapları karıştırıp karıştırıp anlamayanlara derim ki; hayatınızda hangi ayet: 'alamet/iz/işaret' ise ve ona uydunuzsa, o ayete iman etmişsinizdir ve o ayet vardır. Hangisini kulak ardı ettiyseniz, hayatınızda karşılığı yoksa neshedilmiştir ve itaat etmediyseniz inkar etmişsinizdir. Ayetler, böyle böyle her daim tazelenir, inzal olur kalplere. Elçilik, sorumluluk bitti deyip in'ine çekilen/saklananlar!
Yakınımızdakine göz kapayıp uzaktakine ağlamak, uzaktan kulağa hoş gelen davula mutabık bir örnekdir. Zira, Elçiler kavmini terk edip başka kavimlere ahkam kesmedi/ağlamadılar. Kendi kavimlerinden başladılar ağlamaya, dönüştürmeye, geliştirmeye. Biri (Yunus as.) terk etti nefsine zulmedip..ve kınandı.. Ya bizler, eyvah bizler!?.. Okuyanlar, hemhal olanlar...

Mazlumun, ne renk, ne din, ne de ırkına bakılmaz/sorulmaz ve komşusuna el uzatmayanın ümmet içinde yeri yoktur: ''Komşusu aç iken yatan bizden değildir'' Hadis-i Şerif

Ayrıca, Hristiyanlık Yahudilik lafzı salt dinsel mezhepler olarak anılmaz, karakteristik tanımlamadır. '-Ben üstün sınıfım, ne mutlu türküm diyene(!)' diyen bir Türk'le/zihniyetle; '-biz seçilmiş kutsanmış milletiz, Allah bize azap etmeyecek, sayılı günde bize ateş dokunacak, cennete gideceğiz, Yahudi ırkı dışında herkes hayvandır, öldürülmelidir kadın çocuk demeden, hayvanları telef etmelidir(!)' diyen Yahudi siyonistleri ile iktidar rejiminin ve yandaşlarının söylemi, savunumu, ruhu, karakteri ve tavrı arasında hiçbir fark yoktur.

Yaşanan zulümler, güneşin doğduğu topraklarda dökülen kanlar, suya mı dönüşüyor ne(!)?.. Sonra da Fırat ve Dicle'ye mi akıyor?! Sonra statükocu cunta rejimi, ülkenin su ihtiyacını bu nehirlerden mi karşılıyor(!)..?...

Ya yürekleriniz ?! Sahi yüreğiniz atıyor mu, orada kan akıyor mu ?!
Belkide deveranını yapan kanınız oralardan geliyordur ha?..! Belki de bu sebeple aksın diye seyircisiniz öyle mi ?!...

Hani insan pek zalimdir ya, hani Allah öyle buyurmuş ya: ''Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür." (İbrahim Suresi: 34)

Egemen/iktidar güç, başrol oynayınca, (onu kabil'den, firavun ve nemrut'tan, samiri'den haman'dan, lat'tan, menat'tan, uzza'dan ayırıp) bizler putları yıkmak yerine yemeğe mi kalkıyoruz, görülmesin diye ilahlarımız/korkularımız!?..

Kendimizi kandırdığımız ortada..beni düşündüren bu ikili hallerimiz, falan yere 'yaşasın özgürlük, kahrolsun siyonizm' diyen dillerimizle örtüşmeyen tavrımız, ayrımcılığımızla, yakınımızdakine devekuşu taklidi yapan tezat söylemlerimiz.

Bu halimiz ahvalimizle acaba bizler, haşa Rabb'imizide mi kandırmaya(!) çalışıyor, bunu yapabileceğimizi mi düşünüyoruz acaba?..!
Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..

*

Çevrimdışı feryad

  • feryad
  • *
  • 42
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #34 : 16 Ağustos 2010, 01:16:09 ÖS 13 »
 YARGININ  VE TSK sının acilen yeniden düzenlenmesi gerkiyor ..
 Devletin CHP DEVLETİ olmaktan kurtarılması gerkli..


YARGI ,HSYK,YARSAV açıkça CUNTACILARIN (ERGENEKONUN ) Hesabına TC HÜKÜMETİNE  karşı  siyaset yapıyor olması ülke için ZARARDIR..
bu dünya imtihan yeriyse....

*

Çevrimdışı Qani

  • ***
  • 496
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #35 : 16 Ağustos 2010, 01:19:51 ÖS 13 »
Alıntı
Devletin CHP DEVLETİ olmaktan kurtarılması gerkli..

hadi chp'den kurtarıp AKp'nin emrine verelim...
verildi zaten ya...

*

Çevrimdışı feryad

  • feryad
  • *
  • 42
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #36 : 16 Ağustos 2010, 01:58:10 ÖS 13 »
ülkeyi ,YARGIYI ,HSYK yı, YARSAV ı CHP nin elşinden alıp  doğru ve adil  YARGI oluşturmaya çalışıyor TC HÜKÜMETİ...
90 kusur yıldır  YARGI adalet mi dağıttıda biz duymadık görmedik,,ÇETELERE, MAFYALARA HORTUMCULARA TERÖRİSTLERE NE  CEZA VERDİ ?? baklava çalanlarta 12 sene vermekten öte .....
bu dünya imtihan yeriyse....

*

Çevrimdışı hakanalper

  • **
  • 158
  • bana gelince; düşmanlarmdan daha fazla ya$ayacagm!
    • ArsaBank Gayrimenkul
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #37 : 16 Ağustos 2010, 02:10:46 ÖS 14 »
ya bisey diyebilir miyim?   :.) artık kendimi tutamayacagım...  ;D

Alıntı
Feryad;
YARGIYI ,HSYK yı, YARSAV ı CHP

Alıntı
feryad;
ARGI ,HSYK,YARSAV açıkça CUNTACILARIN (ERGENEKONUN )

Alıntı
feryad;
 AK parti kötüyse sende  CHP,MHP,BDP,PKK ERGENEKON ,HSYK, YARSAV yandaşı ol ne diyeyim...

Alıntı
feryad; 
YARGI CHP ,ANAYASA MAHKEMESİ CHP, TSK CHP  kısaca  CHP DEVLET DEMEKTİR...

.........
......
...
.


bunun gibi bi surusu var da... feryad .. gel biz yukarda baska baska baslıklar konular altında ve farklı farklı mesajlarda surekli tekrarladıgın bu kelimelere bi isim verelim.. mesele "X" gibi.. ya da ne bilim bi kısaltma iste.. hem sen yazarken yorulma hem de biz "chp tsk mhp yargı hsyk yarsav cunta bdp ergenekon pkk ..... "  ezberlemek zorunda kalmayalım  :.)


İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahse... Nur-15

*

Çevrimdışı feryad

  • feryad
  • *
  • 42
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #38 : 16 Ağustos 2010, 02:18:51 ÖS 14 »
EZBERLE cancağızım ezberle bu işler  BAŞKA HESAP...,
  HAK KORKARAK VE TIRSARAK SAVUNULAMAZ...
 ne oldu  rahatsızlandın mı ???
 Sevdası olanın ÖFKESİ olur... bu işlerde sizi aşar.  İYİ GEYİKLER.


bu dünya imtihan yeriyse....

*

Çevrimdışı hakanalper

  • **
  • 158
  • bana gelince; düşmanlarmdan daha fazla ya$ayacagm!
    • ArsaBank Gayrimenkul
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #39 : 16 Ağustos 2010, 02:25:09 ÖS 14 »
bu işlerin bizi aştıgı kanısına nerden vardın...
bi bakışla anlıyor musun oyle?

tek silahlı don kişot sen misin yani?:) 

"kim ne acaba, nereye saldırsam ki? farketmez hepsi aynı soyun sopun .... sı (ma$ası, sıpası ne dersen de) gibi gorunuyor!  bana her cevab veren dusmann" mantıgı ile saga sola saldırmaktan ;
kim ne diyor..?
neyi niye diyor..?
bunun soylemleri beni destekliyor mu..?
bu bana karsı mı...?
bu bana yandas mı..?
yoksa bu notr mu..?

vs kıyasa mukayeseye giremeyecek dereceye gelmişin anlasılan...

eyvalla sevdası olanın ofkesi olur da...

Aklı  selim  davranmadan da bu işler cozulmez..
cozdugunu zannedersin sadece..

neyse.. durmak yok yola devam...

İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahse... Nur-15

*

Çevrimdışı feryad

  • feryad
  • *
  • 42
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #40 : 16 Ağustos 2010, 02:30:44 ÖS 14 »
  Kötüler kadar CESUR olmayan Mazlumların   İZZETLİ  yaşamaya asla HAKKI yoktur...

 insanları korkutarak sindirerek hi,ç bir şey hallolmaz... siz REY verdiğiniz insanları bile TERK edecek yapıdasınız ve onun için de  BALYOZLAR  organize ediliyor.... çünkü onlşarda biliyor sizin  HÖT  dediklerinde ÇİL yavrusu gibi dağılacağınızı...
bu dünya imtihan yeriyse....

*

Çevrimdışı hakanalper

  • **
  • 158
  • bana gelince; düşmanlarmdan daha fazla ya$ayacagm!
    • ArsaBank Gayrimenkul
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #41 : 16 Ağustos 2010, 02:43:45 ÖS 14 »
bak yukarda bir suru soru sordum ama hic birisine cevab  vermemişin...  :-[


Alıntı
bu işlerin bizi aştıgı kanısına nerden vardın...
bi bakışla anlıyor musun oyle?

Alıntı
tek silahlı don kişot sen misin yani?


ve hala "durmadan zann a devam" ediyorsun.. oysa "yola" devam etmen lazımdı...  :.)

Alıntı
feryad;
siz REY verdiğiniz insanları bile TERK edecek yapıdasınız

kime oy verdigimizi nerden biliyorsun???

verdigimiz oyun arkasında olmadıgımızı nerden biliyorsun???

burda don ki$otluk yapmakla devletin, milletin, dinin , kucaktaki yavrunun imanının, sokaktaki gencin hayatının kurtulacagı kanısına nerden vardn???


....da.. burda canhıra$ millete laf yetistiriyorsun...

sevdası olan bu kadar lafazanlık yapmaz...

ayinesi i$tir ki$inin.... misali.. 

kişi kendini duzeltmeden dunya duzelmez..
herkes bi uzerine duseni iyice bi bellesin... ondan sonra o uzerine dusenleri yapmaya baslasın... bence sen, senin uzewrine biseylerin dustugunun farkındasın daa.. ne dustugunu tam bilmiyorsun.. senin uzerine dusen lafazanlık degil kanısındayım?

bu sorunların cozumu lafazanlık ise, ben adam toplamaya cıkıyorum.. laf yapacak cok adam lazım...!!!!!  :D




not: benim dusunce yapımı az biraz beni tanıyanlar bilir.. ! senin soylediklerine %100 katılmamakla birlikte, coguna katılıyorum.. lakin sen kimin ne oldugunu bile ayırt edemeyecek hale gelmişin.. bu acıklamam o yuzden...

haddi aşan sözcuklerim olmus ise, onu da benim can hıraşlıgıma ver ...  : 8)

hadi kolay gele...


İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahse... Nur-15

*

Çevrimdışı feryad

  • feryad
  • *
  • 42
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #42 : 16 Ağustos 2010, 03:12:17 ÖS 15 »
  HAKKIN savunulması için KORKMAMAK gerek.. Zalimler ve Kafirler Korkmadan saldırıyorlar  GERİCİ, YOBAZ diyorlar kime ???
 KORKUDA ZİLLET vardır.. asla porovakatörlük yapmıyorum  çünkü Provakatötlük ALÇAKLIKTIR.. ama 
HAK KORKARAK VE TIRSARAK SAVUNULAMAZ...
 kime rey verdiğimi nerden biliyorsun  diyorsun ??  biz leb demeden biliriz olsun o kadar da CHP,MHP,BDP ye rey vermediğine iddiaya girerim çünkü YÜREK ölçerim ben ???
bu dünya imtihan yeriyse....

*

Çevrimdışı hakanalper

  • **
  • 158
  • bana gelince; düşmanlarmdan daha fazla ya$ayacagm!
    • ArsaBank Gayrimenkul
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #43 : 16 Ağustos 2010, 03:21:02 ÖS 15 »
Son söz;

hep sen mi yapacan Bir "ZAN" da ben yapayım ( gerci benimkisi takip sonucu varılmış bir kanı   :.) )

Sen; kim hangi konuda ne yazmıs ne demiş hangi fikri savunmus, neyi seviyor neyi sevmiyor. neye kızıyor vs bakmıyorsun... karsındaki kişinin ilk cumlesini okuyorsun.. (ya da hadi ilk iki cumlesi olsun) sonra ordan anladıgın ile, devamını okumadan, baslıyorsun ezberledigin seyleri aktarmaya... :-[

kim tırsıyor, kim korkuyor, neyden korkuyor.. .

cok koNik... (komik in baska sekli ;) )

Selamun aleykum  :-X
İz telâkkavnehu bi elsinetikum ve tekûlûne bi efvâhikum mâ leyse lekum bihî ilmun ve tahse... Nur-15