Haftanın Gündemi TERÖR ...

  • 43 Cevap
  • 21256 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Haftanın Gündemi TERÖR ...
« : 10 Ekim 2008, 01:15:15 ÖS 13 »
Evet herkesler başlıgı görünce genemi demiştir ...
Kimse istemez aslında böyle bir gündemde konuşmayı ...
Ama malesef ülkemizin bir gercegi TERÖR ...
Hoş pek çogumuz sadece konuşuyor konuşabiliyor ...
Birde yaşayanlar tarafından bakılmalı ...
Acaba kaç bebegin , kaç ananın , kaç eşin , kaç insanın kısaca yıllarca gündemini meşgul etti edecek ?
Bizler bir hafta ayırmışız çok degil aslında ..
Çunki ortada CAN var ..
Verilen canlar gündemi kanatıyor işte ...
Evet önümüzdeki Cumaya kadar eger bambaşka bir gündemimiz olmazsa konumuz TERÖR ...
Genelde ihtilaf tanımlardan cıkar ...
Kimilerinin dili TERÖR demeye bile imtina ederken ..
Kimilerinin zihni yargısız infazlarda gezinmekte ...
Ortada belkide tanımımız yok ...
Sıkılan kör kurşunlar bir tanım bulamasada düşen CAN lar ortada ...
Öncelikle CAN'a kastın bitmesini diliyorum ..
Hoş hepimiz insanız ama insanlıktan nasibini almayanlarda varki CAN'a kıyabiliyor ...
Evet insanca TERÖR'ü konuşalım derim ..
Selamlar ...
Not font kurbaa

Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #1 : 10 Ekim 2008, 03:49:40 ÖS 15 »
teröristle mücadele nedir?

terörizmle mücadele nedir?

Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #2 : 10 Ekim 2008, 05:51:05 ÖS 17 »
Türkiye'de 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde; “Cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir” şeklinde tanımlanmaktadır.

Ozanca'nın dediği gibi ihtilaf tanımlardan çıkıyor bence de. Bu tanımın bir kısmına göre acaba ben de bir teröristmiyim diye sordum kendime şimdi.

Terörizm, siyasal, dinsel ve ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla savunmasız ve suçsuz sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır. Terör uygulayan organize gruplara terör örgütü; terör uygulayan şahıslara ise terörist denir.

Savunmasız ve suçsuz sivillere her türlü şiddet içeren baskıyı hangi din sahibi yapabilir?

İslami terör örgütü nasıl bir yakıştırmadır?

İslam'ın yeni yayılmaya başladığı zamanlarda bile o çetin savaşlarda şuanda trafik kazalarında ölen kişi sayısından daha az kişiler ölmüşken, günümüzde suçsuz insanları öldüren kişilerin islamiyetle nasıl bir ilgisi olabilir?
Dinle ey İsrail!Ey gökler dinleyin, ey yeryüzü kulak ver! RAB’in öfkesi dinmedi, eli kalkmış durumda

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #3 : 10 Ekim 2008, 06:00:28 ÖS 18 »
Terörizm teröristin yaptıgı eylemlerin genel adı olsa gerek ..
Teröre bulaşmış birine ancak hukuki sureçle mudehale edersiniz ..
Bu hukuki sureç kimi zaman namlu ucu , kimi zaman kodesin dibi farkı yok ...
Terörizm ise taaruzdan ziyade savunma isteyen bir iştir ..
Yani Teröristin tüm imkanlarını , iletişimini kesmekle Terörizmle mucadele edersin ..
Terörle aynı agıza düşmek aslında Terörizm kapsamına girer ...
Teröristlerin dillendirdikleri şeyler her zaman kötümüdür ?
Asla bilakis ortadaki bir hata, kusur , aksaklık , kimi zaman tarihi gerçeklerin arkasına özellikle sıgınırlar ..
Hemen hemen tüm terör örgütlerinin söylemleri hak ile başlar , kör kurşuna feda edilir ...
Hakdan bahsedecek kadar yüzsüz olan CAN düşmanı bu insanlar ile agız birligimizi ayırmalıyız bence ...
Elbette söylemlerinde sıgındıkları gercekler vardır ...
Fakat bu gerceklerin onlara birer kale görevi yapması ancak senin benim onun sayesindedir ..
Öldürmeye alışmış bu kitle gün gelir işine gelmediginde yandaşınada sıkar kuruşunu ....
Hak talepleri ancak Haklı platfromlarda dile getirilir ...
Hasılı efendim Terörizm le mucadele teröristle mucadeleden zordur ..
Teröristin ya leşini serersin , yada ködeste çürümeye terkedersin ..
Ama Terörizmle mucadelenin sosyoekonomik yönleri vardır..
Bu yorucudur , emek ister , irade ister ...
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Makul Kürtlerin taleplerini AKP karşılayabilir mi?
« Yanıtla #4 : 10 Ekim 2008, 08:21:36 ÖS 20 »
Makul Kürtlerin taleplerini AKP karşılayabilir mi?


Emre Aköz / Sabah

Makul Kürtlerin neler talep ettiğini az çok biliyoruz. Onların, rejim olarak cumhuriyetle, simge olarak bayrakla, resmi dil olarak Türkçeyle, ve mevcut sınırlarla (hudutlar) temel bir sorunu bulunmuyor.
Güneydoğu'daki vatandaşların çoğunluğunu oluşturan Makul Kürtler, birlikte yaşamayı savunuyor.

Ama tabii ki bazı talepleri var. Nedir bunlar?
Bir kez daha hatırlayalım:
1) Anayasadaki vatandaşlık tanımı değiştirilmeli. Vatandaşlığa etnik bir vurgu olmamalı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı esas alınmalı.
2) Farklı dil, din, mezhep ve etnik kimliklerin rahatça yaşayabilmesi ve kendilerini ifade edebilmesi anayasal teminat altına alınmalı.
3) Kürtçe eğitimin önü açılmalı.
4) Devlette ve özelde Kürtçe eğitim gerçekleşinceye kadar Kürtçe dili seçmeli ders olarak okullara konmalı. Üniversitelerde Kürdoloji enstitüleri açılmalı.
5) Değiştirilen köy, kasaba ve şehir adları iade edilmeli. Geçiş döneminde eski ve yeni adlar birlikte kullanılabilir.
6) Özel radyo ve TV'lere süresiz Kürtçe yayın hakkı verilmeli. Bırakın bütün gün yayın yapsın. Devletin bir kanalı da tümüyle Kürtçeye ayrılsın.
7) Üç bin köy boşaltıldı. Üç milyon insan metropollere göç etmek zorunda kaldı. Kızlar intihar ediyor. Diyarbakır'ın yüzde 47'si 15 yaşın altında. Gençler eğitimsiz. Uyuşturucu sorunu var. Bir sosyal rehabilitasyon politikası uygulanmalı.
8) Bölgede devlet ve özel sektör eliyle ciddi bir ekonomik kalkınma yapılmalı.
9) Siyasi af çıkarılmalı.
10) Bir cehennem olan Diyarbakır askeri cezaevi kapatılarak, bir insanlık ve kardeşlik müzesi haline getirilmeli.
Bildiğiniz gibi, (ekonomik olanlar dışında) bu talepler Hükümetin gündeminde değil.
AKP iktidarı, ekonomik büyümenin seçimde oya dönüştüğünü 22 Temmuz 2007'de apaçık görünce; belki bir ara zihnini kurcalayan "siyasi ve kültürel haklar" konusunu bir kenara bıraktı.
Onun yerine "ekonomik" sözler vererek, yoksullara 'perakende' yardımlar yaparak, Mart 2009'daki yerel seçimlere hazırlanmaya başladı.
Mesela geçen mart ayında Başbakan, 11-12 milyar dolarlık bir yatırımdan bahsediyordu.
Ancak şu anda dünyada çok ciddi bir ekonomik kriz var. Bu şartlarda, Kürt oylarının gönlünü sadece cüzdanlarına hitap ederek almak mümkün olmayabilir.
O zaman Hükümetin, "siyasi ve kültürel" haklardan dem vurmaya başlaması şart. Zaten "sivil iktidar" olarak da bunu yapması gerekiyor.

Peki, yapabilir mi?
Yani soru şu: Asker, "siyasi ve kültürel haklar" konusunda net olarak "hayır" derse, yine de Hükümet bu konuda bir ilerleme kaydedebilir mi?
Sanmıyorum.
Çünkü AKP iktidarı, seçimde aldığı yüzde 47'lik oyla gelen karizmasını fena halde çizdirdi. Havasını kaçırmış, pörsük balonlara benzedi.
Artık Anayasa değişikliği konusunda, Anayasa Mahkemesi'nin vesayeti altında; mahkeme izin vermeden hiçbir değişiklik yapamaz.
AB sürecinde, çoğunluğun kabul edebileceği türden demokratikleşme paketlerini dahi açamayan bir AKP Hükümeti, esas olarak Kürtleri ilgilendiren konularda nasıl harekete geçebilir?
Özetle: Başlıktaki sorunun cevabı; hayır!
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #5 : 10 Ekim 2008, 10:24:05 ÖS 22 »
Efsane harekatçılar yola çıktı !


Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde Aktütün karakoluna, Diyarbakır'da da polis servis aracına yapılan hain saldırılarda 22 güvenlik görevlisinin şehit olmasından dolayı özel harekat temel eğitim kursunu tamamlayan özel harekatçılar Doğu ve Güneydoğu'daki illere gönderildi.


 
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde Aktütün karakona, Diyarbakır'da da polis servis aracına yapılan hain saldırılarda 22 güvenlik görevlisinin şehit olmasından dolayı özel harekat temel eğitim kursunu tamamlayan özel harekatçılar için düzenlenmesi planlanan tören iptal edildi.

Mezun olan 550 özel harekatçı Doğu ve Güneydoğu illerinde görevlendirilecek.

Aktütün'deki karakol baskınından sonra terörle mücadelede yeniden özel harekatçılar gündeme geldi. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Gölbaşı'nda eğitimden geçirdiği özel harekatçılar mezun olup Doğu ve Güneydoğu'nun yolunu tuttu. Bugün yapılması planlanan mezuniyet töreni ise Diyarbakır ve Hakkari'de 22 güvenlik görevlisinin şehit edilmesinden dolayı iptal edildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılması beklenen ve iptal edilen törende yapılması düşünülen özel harekatçıların eğitim alanında helikopter eşliğinde yapacağı gösteri de gerçekleşmedi. 18. dönem özel harekat temel eğitim kursundan mezun olan 550 özel harekatçı için basına kapalı bir törenin ardından görev için Doğu ve Güneydoğu'daki illere gönderildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü, Genelkurmay Başkanlığı'nın talebi üzerine Güneydoğu'ya rekor seviyede özel harekat polisi gönderme kararı aldı. İlk grup, Ankara Gölbaşı'nda bulunan Özel Harekat Daire Başkanlığı'ndan bugün yola çıktı. Bu yılın sonuna kadar 7 bin özel tim polisi Hakkari, Şırnak, Van, Mardin, Tunceli, Bingöl ve Siirt ile ilçelerinde görevlendirilecek. Özel tim polisleri, ikinci bir emre kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kalacaklar. Böylece 1997'de çekilen özel tim, 11 yıl aradan sonra yine bölgeye geri dönüyor.

(CİHAN)


Aslında Terörün bu denli tırmanma sebebleri arasında hep sosyal ekonomik ve siyasi sebebler sıralandı durdu ...
Kimi gerçekciyid kimi art niyetli ...
Ama gözardı edilen bir gerçek vardıki oda gerçekten Teröristle mucadelede yanlış politkaların izlenmesi idi ...
Terörist öldürmeye endeksli insandır ..
Karşısındaki çiftci, berber , sanayici , ögrenci , ögretmen , işçi  olunca elbette bundan güç aldı ...
Profesyonel bir ekiple karşılaşmamış olması ona güç kattı , proragandasına güç verdi ...
O gençecik 4 aylık 3 atışlık egitimden geçmiş delikanlıların canlarına  bu denli kolay kast etmesinin sebebi buydu ...
Gerçekten kendi gibi öldürmeye endeksli insanlarla karşılaşırsa bu denli cesur olabilecegine inanmıyorum ...
Belkide neden 11 yıl önce lav edildi sorusu bazıların için idamlık bir soru ...
İşi ehline vermezsen daha çok diz döveriz ...
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı HeRCaİ

  • AŞK VeFa iSTeR, VeFa İMAN
  • *
  • 16
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #6 : 15 Ekim 2008, 05:05:19 ÖÖ 05 »
PKK’nın Aktütün baskınında Amerikan Özel Kuvvetleri’nin geliştirdiği ‘özel harp’ taktiğini uyguladığı belirtiliyor.
Eski bir terörist ise ihmal ve göz yumma olmadan PKK’nın karakol basamayacağını iddia ediyor!

Eski teröristten müthiş itiraflar...
3 Ekim’de Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine bağlı Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü’ne teröristlerce yapılan saldırıda 17 asker şehit oldu. Genelkurmay Başkanlığı, çıkan çatışmada 23 teröristin öldüğünü duyurdu. PKK’ya yakın kaynaklar ise ölen terörist sayısını 9 olarak açıkladı. Bölgede görev yapmış bazı emekli üst düzey komutanlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni Aktütün baskınında başarılı buldu. Genel çoğunluk ise askerin zafiyetinden söz edip terörle mücadelede artık yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiği üzerinde durdu. Her kafadan farklı bir sesin çıktığı tartışmalar derinleştikçe konu daha da uzayacağa benziyor. Ancak Türkiye’nin 30 yılı aşkındır terör örgütü PKK karşısında büyük kayıplar verildiği gerçeği her şeyin üstünde duruyor.


Aktütün saldırısının stratejik ve taktik yönlerinin yanı sıra olayın gerçekleşme zamanı üzerinde de kritikler yapılıyor. Bunun için bir dizi sebep saymak mümkün. Örneğin, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılma davasının Anayasa Mahkemesi’nde olması sebeplerden biri. PKK’nın bu eylemlerle terör estireceği ve mahkemeyi partiyi kapatması için yönlendirmeyi planladığı iddiası da ortaya atılıyor. PKK’nın tabanına daha rahat ulaşmak, kitlesini diri tutmak adına Olağanüstü Hâl (OHAL) durumuna geçilmesini tetikleme maksadıyla bu tür eylemleri yapıyor diyenler de var. Bitti denilen PKK’nın böylesi büyük eylemlerle ben varım demeye çalışma gayreti de baskının sebepleri arasında gösteriliyor. AK Parti’nin bölgedeki oyunu kırmak, aynı şekilde Türk ordusunu Kuzey Irak’a sokup hükûmeti yıpratmak gibi daha nice sebep eylemin zamanlamasına bağlanabilir. Ancak görünen sebeplerden çok perde arkasında çeşitli oyunların döndüğünü hesaba katmakta yarar var.


Ergenekon iddianamesinin kabul edilmesi ve AK Parti’nin kapatılma davasının Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmeye başlanması arifesinde Güngören’de hain eller devreye girmiş ve meydana gelen patlamada 17 kişi hayatını kaybetmişti. Olayın hemen ardından Aksiyon’a konuşan resmî görevli bir terör uzmanı, şunları söylüyordu: “ Ergenekon iddianamesinin kabul edilmesi veya AK Parti’nin kapatılmaması kararı ile her şey bitmiyor. Patlamalar, suikastlar olabilir. Bu anlamda Türkiye kritik bir eşikten geçiyor.”


Aynı uzman Aktütün ve Diyarbakır’daki polis okulu saldırısından sonra şunları söylüyor: “Bu eylemleri sade bir PKK eylemi olarak değerlendirmek mümkün değil. Ergenekon davası sürecini sekteye uğratma, davayı kaos ortamında kadük hâle getirme amacı da var. Önümüzdeki günlerde kitle gösterileri ve eylemleri artacak. Bu da PKK eliyle koordine edilecek. Bu konuda istihbaratlar var. Bu iş siyasi krize kadar uzanır. Diğer yandan da PKK eylem yaparak askeri Kuzey Irak’a sokup AK Parti’yi Kürtler gözünde düşman yapmak, siyaseten de başarısız kılmak istiyor. Yumuşayan Türkiye-Kuzey Irak yerel yönetimi ilişkilerini gerilimli hâle getirme de hedefleniyor.”


Aslında uzmanın verdiği ipuçları yabana atılacak türden değil. Zira terörist başı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından bu yana PKK eliyle yapılmış sıradan bir eylemin daha birçok olayı tetiklediği aşikâr. Terör uzmanının söyledikleri, 21-30 Ağustos 2008’de gerçekleşen PKK’nın 10. Kongresi’ne de yansıyor: “Türkiye, Kürt’ü Kürt’e kırdırtmak anlamına gelen Kürtler arası iç çatışmayı geliştirmek amacıyla Irak ve Kuzey Irak yönetimiyle ilişki ve ittifak geliştirmeye çalışıyor. PKK buna karşı bütün Kürt ulusal kamuoyunu uyarmayı bir kez daha önemli görev bilmiştir.” Bu kongrede PKK’nın yeni stratejileri ve hamleleri de belirleniyor.









Terör saldırılarının toplumda oluşturduğu infial ve siyasette attıracağı adımların yanı sıra bir de bu tür eylemlerin gerçekleşme durumu gündemin ana konusunu oluşturuyor. Kamuoyu, Aktütün ve Dağlıca gibi karakol baskınlarının nedenlerini öğrenmek istiyor.


Peki, gündeme gelen karakol baskınlarını nasıl değerlendirmek gerekir? Son üç yılda anormal biçimde artan askerî kayıplar ve baskınlar işin içine ciddi kronik sorunların girdiğini gösteriyor. Dünyanın hiçbir yerinde hareketli, sürekli ve yer değiştiren ‘gerilla’ taktiğini iyi uygulayan bir güce karşı, sabit ve açık hedef durumundaki karakollarla önleme ve takip yapılmıyor. Sorunun karakol yerlerinin güvenli olmayışına bağlanamayacağını belirten terör uzmanı Tuncer Günay, şunları söylüyor: “Ana sorun, gerillaya karşı verilen mücadelede temel bir kuralın yıllardır çiğnenmesidir. Stratejisini konaklamaksızın yer değiştirmeye bağlı kuran, baskın yapmayı temel bir askerî doktrin hâline getiren silahlı unsurların önüne sabit karakolları dikmek yanlıştır. Baskın sırasında tam bir kapan oluşur. Havan mermilerine karşı çaresiz kalınır. Bunun için gezici seyyar karakollar kurulmalı ya da kır birlikleri oluşturulmalı. PKK ile mücadele onun şartları ile yaşamadan geçer. Ayrıca gözlemlerime göre bölgedeki birliklerimizin savaşma yeteneğinde, rütbelilerin donanım ve reaksiyonlarında büyük bir düşüş var.”


Gerilla taktiği ile mücadele eden terörist gruplara karşı takip edilecek en iyi yöntemin ‘A.B.İ’ olduğu belirtiliyor. Yani ‘ARA-BUL-İMHA ET’. Stratejlere göre özel harbin, düşük yoğunluklu çatışmanın ana kuralı bu. Çatışmada taraflardan bunu ilk uygulayan ya da en iyi yapan hayatta kalır.


Aktütün coğrafi olarak tam bir hedef tahtası konumunda. İki yüksek ve hâkim tepesi Irak tarafında olan 8-10 kadar başka hâkim tepelerle çevrili alçak bir tepe burası. Karakol toplam 6 dönümü geçmeyen bir düzlüğe yerleştirilmiş. Bayraktepe dışındaki tüm tepeler boş ve PKK’nın hareket alanı içinde. Aktütün bu nedenle sürekli baskın yiyor. Aslında baskınlara maruz kalan sadece Aktütün değil. Doğudaki bütün karakollar mütemadiyen baskına maruz kalıyor. İstihbarat bilgilerine göre Doğu Anadolu’daki karakollara yönelik ayda ortalama 10 ila 12 arasında baskın gerçekleşiyor. Bu baskınların önemli bir kısmı taciz ateşi şeklinde. Bu da büyük baskınlar öncesi şaşırtma etkisi yapıyor. Çünkü karakollardaki görevli asker artık taciz ateşlerine alıştığı için her baskına aynı tepkiyi veriyor. Bir süre sonra bu şekilde algılama oluşuyor ve gerçek büyük baskında karşı koyma durumuna geçilmiyor. Sadece 4 Haziran 2007’den bu yana 8 karakol baskını gerçekleşti ve toplamda 71 asker şehit oldu.


Bu karakolların geneli 1990’ların başında kurulmuş. PKK’nın etkili olduğu dönemlerde TSK, ele geçirdiği noktalara ve geçiş alanlarına karakollar kurarak o bölgelere teröristleri yaklaştırmamaya çalıştı. Karakolların genel stratejisi bu şekilde planlanmıştı. Ancak militan sayısı azalan PKK, artık Türkiye içinde geniş arazide hareket etmiyor. Daha çok belirli noktalarda konuşlanarak faaliyet yürütüyor. Bu da insansız coğrafyada karakolları yegâne hedef hâline getiriyor.


20 GÜN ÖNCE KEŞİF YAPMIŞLAR


Aktütün Karakolu’na baskın düzenleyen terör örgütü PKK’nın bu eylem için geniş çaplı bir çalışma yaptığı belirtiliyor. Sadece bu baskında değil, diğer baskınlarda da aynı taktik uygulanıyor. Kuzey Irak’taki Çerçela Dağı’nı geçerek Türkiye’ye gelen teröristler Ayranlı köyü kırsalında buluşuyor. İstihbarat birimlerine göre bu geçişler belirli aralıklarla yapılıyor. Sınır geçişleri dikkat çekmemek için küçük gruplar hâlinde ve dağınık şekilde yapılıyor. Aktütün’ü basan toplam terörist sayısının 60 kadar olduğu ileri sürülüyor. Teröristlere ise Dağlıca baskınını gerçekleştiren Zağros saha sorumlusu, ‘derin PKK’ grubuyla hareket eden ‘Ape Hüseyin’ kod adlı eski astsubay Kadri Çelik’in komuta ettiği belirtiliyor. Eski bir terörist, Çelik için “Ben onun neden dağda ve PKK’da olduğunu hâlâ anlayabilmiş değilim. Tuhaf ilişkileri vardı.” diyor.


Terör örgütü PKK’nın eylemden 20 gün önce keşif ve bilgi topladığı belirtiliyor. Örgüt daha da ileri gidip nerelerin ve kimlerin vurulacağını maket karakol ve topografya üzerinde tatbikat yaparak planlıyor. Teröristlerin baskından 4 saat önce de son kontrolleri yaptığı ileri sürülüyor. İddiaya göre PKK’nın elinde hangi askerin, komutanın izinde veya raporlu olduğu bilgisi dahi vardı. Nikon ve Baykuş dürbünlerin yanı sıra gece görüş dürbünleriyle de PKK’lılar çalışma yaptı. Yine istihbarat kaynaklarına göre PKK bu baskın öncesini, anını ve sonrasını propaganda amaçlı kameraya çekti. Tıpkı Dağlıca baskınında olduğu gibi. Dağlıca görüntüleri daha sonra Roj TV’de yayınlanmıştı.


PKK’lı teröristler baskın sonrasında kendini emniyete alacak her önlemi alıyor. Geldikleri üsler yerine, hedef şaşırtmak için başka alanlara doğru sürekli yol değiştirerek izlerini kaybettirdikleri belirtiliyor. Aktütün baskınında önce havan atışı ile karakola saldıran teröristlerin, oluşan panikten faydalanarak yakın mesafeli atışlara başladığı tahmin ediliyor. Baskında PKK’nın kiralık savaşçı kullandığı da ileri sürülüyor. Bu iddiaya göre asılan Irak lideri Saddam Hüseyin ordusunda havan subayı olan, İran-Irak savaşında çalışmış bazı emekli veya işsiz Kürt kökenli kişiler PKK tarafından parayla işe alındı. Bu kişiler teröristleri havan atışları konusunda hem eğitiyor hem de belirli paralar karşılığında örgütün bazı eylemlerine taktik veren kişiler olarak katılıyor. PKK’nın Aktütün baskınında önce karakol komuta merkezini hedef aldığı, havan ve roketatar atışlarından sonra kalaşnikoflarla seri ateşe başladığı ileri sürülüyor.


PKK’lı militana aynı zamanda roketatar, el bombası ve patlayıcı eğitimleri de veriliyor. Dağlıca ve Aktütün’e baskını gerçekleştirenler bu eğitimli gruplardan oluşuyor. Terör örgütünün oluşturduğu ‘Özel Kuvvetler’ birimi bünyesinde her türlü savaş taktiği öğretiliyor. İddiaya göre söz konusu birimde yer alanlara ‘Özel Harp’ eğitimi veriliyor. Bu eğitimi alan 30 kadar PKK’lının olduğu belirtiliyor. ‘Özel Harp’ Amerikan Özel Kuvvetleri’nin geliştirdiği bir savaş taktiği. PKK garip bir şekilde eylemlerinde ‘Özel Harp’ talimnamesinin kurallarına ve doktrinlerine uyacak biçimde hareket ediyor. Bu eğitimi ise sadece Amerikalı ve İsrailli ‘Özel Harp’ uzmanları veriyor. Türkiye’deki Emniyet Genel Müdürlüğü dâhilindeki ‘Özel Harekât’ uzmanlarına eğitimi İsrailli uzmanlar vermişti. Korkut Eken, İbrahim Şahin gibi ünlü isimler söz konusu eğitimi alanlar arasında.


Şemdinli hattındaki PKK mensupları iyi istihbarat alan ya da anlık istihbarat verilen, nitelikli kişilerden oluşuyor. PKK’nın ‘Özel Kuvvetlerinde’ eğitim alan bu kişiler özellikle Şemdinli bölgesine gönderiliyor. Dağlık arazide kolayca hareket eden teröristlerin yıllardır aynı bölgede faaliyet yürüttükleri belirtiliyor. Bu kişilere ‘Şemdinli grubu’ denildiği de ileri sürülüyor. Sayıları 100’ü geçmiyor.


Eski bir terörist anlatıyor: İHMAL OLMASA PKK AKTÜTÜN’Ü BASAMAZ!


Uzun yıllar terör örgütü PKK’da ‘komutanlık’ yapmış eski bir terörist baskınlarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Güvenlik gerekçesiyle ismini ve kod adını vermediğimiz kişi, 8 yıl terör örgütünün saflarında kaldı. Daha sonra pişman olup PKK’dan kaçtı ve teslim oldu. Uzun süre de cezaevinde yattı. Aksiyon’un sorularına verdiği cevaplar ise şöyle:


- PKK, Dağlıca ve Aktütün baskınlarını gerçekleştirmeden önce nasıl bir hazırlık yapmıştır?


Böylesine büyük baskınlar için iyi bir hazırlık ve taktik belirlenir. Araziye yabancılık çekmeleri mevzu bahis olamaz. Bulunduğu kamptan baskın yapacağı noktaya olan yürüme mesafesini tam teçhizatlı, yağmuru, sisi, karı hesap ederek planlar. Bunun için duruma göre fizibilite çalışması bir ay sürebilir. Ama Aktütün için en fazla 15 ila 18 gün arasında bir plan yapılmıştır. İki gün de vuruş ve kaçış hesaplanmıştır.


- PKK bu tespitleri nasıl yapıyor?


Askerin elinde olmayan haritalar var. Bütün karakolların yüzölçümü bilinir. Hatta bir karakolda kaç kişi kalır, izin günleri, teskerecilerin durumu, yeni gelen askerlerin sayısı dahi bilinir. Örgüt bu bilgileri kendi elemanlarından, bazen koruculardan bazen de ‘derin istihbarat’ dedikleri resmî görevlilerden alırlar.


PKK ‘DERİN İSTİHBARAT’ ALIYOR


- Dağdaki terörist ‘derin istihbarat’ı nasıl elde ediyor?


Bu iş biraz karışıktır. Uyuşturucu ticaretindeki rant ve kaçakçılıktaki gelir devreye giriyor. Bazen de çift taraflı çalışan ‘ajanlar’ var. Biz bazen aynı çayın karşı taraflarından geçerdik ve birbirimize ateş etmezdik. Bunun izahını ben yapamam.


- Aktütün baskınında kullanılan havan toplarının katır sırtında taşındığı söyleniyor. İnsan saklanabilir; ama katırı saklayarak kilometrelerce nasıl yürütebilirsiniz?


Aktütün saldırısı için PKK’lılar Hakurk veya başka kamptan gelmemiştir. Onlar Mezi-Basyan ve Avaşin’deki kamplardan gelmiştir. Burada irili ufaklı yaklaşık 15 kamp alanı bulunuyor ve çoğu yerin altındadır. Türkiye’ye uzaklığı da 12 kilometredir. PKK saldırı yapacağı noktaya katır sırtında silah taşımaz. O katırlar hedef şaşırtmak içindir. Onlar önceden oraya yerleştirilmiş olan silahlardır. Şunu kesin olarak biliyorum ki, PKK böylesine baskınları yapacak güçte değil. Eğer birileri müsaade etmiyorsa. Müsaade olmazsa ne Dağlıca ne Aktütün baskınları gerçekleşirdi. Saldırıyı 350 kişilik PKK grubunun gerçekleştirdiği hikâyesi tam bir yalandır. PKK Aktütün’e saldırmak için 350 militanını bir noktaya yığmaz. En fazla 50-60 kadar kişi bu baskını yapmıştır. Bunlar da beraber değil en az biri komutan sekizerli en fazla da biri komutan on beşerli gruplar hâlinde hareket etmişlerdir. Hava baskınlarından hedef şaşırtmak için grupların sayısı 3’e 5’e de düşüyor. Katırlar da yine hedef şaşırtmak, uçakları aldatmak için burada kullanılıyor.


- Peki, PKK böyle bir eylemi neden yapmış olabilir?


Bunun birçok nedeni olabilir. Biz Türkiye’nin iç gündemine dair eylemler yapardık. Gündemi değiştirirdik. Talimat gelirdi, biz de yapardık. Bunların ne manaya geldiğini ben sonradan öğrendim. Militanlar ve komutanlar bunu hesap etmez, soru soramazlar zaten. Ancak baştaki büyüklerin hesabı her zaman vardır. ‘PKK, Aktütün’ü basarak yerel seçimler için tabanını hareketlendirmek istiyor’ yorumu çok yersiz olur. Bunun için şehirde kitle gösterileri yeterlidir. Zaten seçim öncesinde Nevruz etkinlikleri tabanı uyandırmak için yeter. DTP’nin kapatılması PKK’nın işine gelir; ancak partinin kapanmasını kolaylaştırmak için de böyle eylem yapmaz. Bu konular için başka zamanlar ve eylem türleri var.


- O zaman niçin Aktütün ve Diyarbakır’daki polis okuluna saldırı olur?


Sadece şunu söyleyebilirim; Türkiye ‘derin devletini’ temizlemezse PKK sorunu bitmez. Birileri ülkede kaos istiyor. Bunun için en diri olan PKK’yı kullanıyor. Yarın şehir patlamalarının olmayacağını kim hesap edebilir. Ama mutlaka başka yan sebepler vardır. Ben başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.


POLİS OPERASYONUNA PKK BOMBASI


Aktütün Karakolu baskınından 6 gün sonra acı haber Diyarbakır’dan geldi. Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksek Okulu’ndan şehir merkezine personel taşıyan servis aracına teröristlerce düzenlenen saldırıda 4’ü polis 5 kişi şehit oldu. Diyarbakır Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi olayın üzerinden 24 saat geçmeden saldırıyı gerçekleştiren 4 teröristin 3’ünü yakaladı. Saldırıyı organize eden ve 10 yıl önce terör örgütü PKK’ya katıldığı tespit edilen Kulp doğumlu Mehmet Şah Yıldeniz ise aranıyor. Yakalanan teröristlerin ilk ifadelerinde, “Hedefimiz servis içindeki 30 polisi de öldürmekti.” dediği belirtiliyor.


Terör saldırıları Türkiye’yi derinden etkiledi. Ancak polisin başarılı operasyonu acıları bir nebze de olsa hafifletti. Teröristlerin Diyarbakır’da polise saldırmasının altyapısı başka sebeplere dayanıyor. Her şeyden önce polis terör örgütü PKK’yı psikolojik olarak çökertti. Teröristlere yönelik yeni sorgu yöntemleri sayesinde örgüt mensupları farklı bir muamele ile karşılaşıyor. Aslında polis bunun başarılı sonuçlarını da aldı. Emniyet kayıtlarına göre, polis tarafından alınıp sorgulanan teröristlerin yüzde 95’i PKK’ya bir daha katılmamak üzere evine döndü. Bu rakam şüphesiz terör örgütünün bütün planlarını altüst ediyor. Polisin Ergenekon operasyonundaki başarılı çalışmaları da terör örgütü tarafından pek hoş karşılanmıyor. Emniyet ekipleri, Ergenekon ile PKK’nın ilişkisinin deşifre edilmesini sağlamıştı. Bu yüzden PKK’nın yeni stratejisinde polise yönelik saldırı planlarının olduğu ileri sürülüyor. Bölgedeki her gerilimli gösteride özellikle polise karşı tepkiler geliştiriliyor. Yani polis PKK için önemli bir hedef konumunda. Kısa süre önce Yüksekova’daki Polisevi’ne saldırı düzenlenmesi de buna bağlanıyor. Diyarbakır’daki saldırıda ise PKK’nın bir taşla iki kuş vurmak isteği ileri sürülüyor. Zira Diyarbakır Emniyeti’nin terör örgütünün bu ildeki gençlik yapılanmasına yönelik önemli bir operasyon hazırlığında olduğu belirtiliyor. Örgütün polisi sindirmek amacıyla böylesine bir eylemi gerçekleştirdiği iddia ediliyor.


Terör uzamanı yazar Tuncer Günay: DEMOKRATİK REFORMLAR BAHANE OLAMAZ


Bölgede konuşlu ya da geçici görevlendirme ile gönderilen askeri birliklerimizin savaşma isteklerî ve yeteneklerinde on yıl öncesiyle karşılaştırılamayacak kadar derin askerî ve moral gerileme var. Dağlıca baskını ile bu ortaya çıktı. Katiyetle inanıyorum ki, bu durumun hükûmetlerle, sivillerle, yetkilerle ya da valilerden operasyon izni alma mecburiyetleriyle hiçbir ilgisi yok. Askerlerin öne sürdüğü sıkıntılarla bir bağı kurulamaz. Baskına uğrayan Dağlıca ve Aktütün birliklerinin kendilerini koruması ve emniyetini sağlamak üzere yaklaşan bir PKK grubunu etkisiz hâle getirmek için karakolun dışına çıkması, arama-tarama ve baskın faaliyetleri icra etmesine demokratik reformlar bahane edilemez. Basılan yerler sivillere kapatılmış ya da PKK’ya lojistik ikmal, yataklık ve istihbarat hizmeti vermesi muhtemel köylülerin tam denetime alındığı veya saha dışına göçtüğü yerlerdir. Bu sahalarda askerlerimizin, karakolların emniyetini sağlamak amacıyla geniş bir çevre içinde arama-tarama, keşif, istihbarat ve imha yapmalarına imkân vardır.



 
eFSaNe GeRi DöNDü....

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #7 : 16 Ekim 2008, 07:11:48 ÖS 19 »
İşte terörün korkunç bilançosu


Güvenlik güçlerinin terörle mücadele kapsamında yaptığı operasyonlarda, son 9.5 aylık dönemde 139 şehit verildi. Çatışmalarda 645 terörist öldürüldü.
 
 
 
Türkiye, Aktütün ve Diyarbakır'da terörist saldırılar sonucu hayatını kaybeden 22 güvenlik görevlisinin acısını unutmadan yeni bir şehit haberiyle sarsıldı. Hakkari'nin Kavaklı bölgesinde yapılan operasyonda 5 güvenlik görevlisi şehit düştü. Genelkurmay Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde terörle mücadele bölümündeki verilere göre 2008 yılının 9.5 aylık döneminde terörle mücadele kapsamında 139 güvenlik görevlisi şehit düştü.

Hayatlarını kaybeden güvenlik güçlerinin büyük bir bölümünün, teröristlerin araziye döşediği mayınların patlaması ve açılan ilk ateş sonucu şehit olmaları dikkat çekiyor.

Terör örgütüne yönelik güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonlarda 2008 yılında şimdiye kadar 645 terörist ölü, 171 terörist sağ olarak etkisiz hale getirildi. Aynı dönemde terör örgütünden kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan terörist sayısı ise 133 oldu.
 

 


Leş sayısının sahihliginden şüpheliyim ama ..
139 vatan evladı gencecik yaşta dunyaya veda ettiler ...
Söylenecek çok şey var ama ...
Sukut kolaya geliyor ..
....
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #8 : 16 Ekim 2008, 07:22:41 ÖS 19 »
Günlerdir süren asker medya dalaşmasının sonu iyi olur inş.
Asker artık hesap verme konumuna itildiginin farkında ve olayı çarpıtıyor ..
Da Tayyip amcama ne oluyor ...
Buyrun burdan ...


Başbakan'dan Başbuğ'a destek!


Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un dün yaptığı sert çıkışa destek verdi. Erdoğan Başbuğ'a neden destek verdi ve kimi eleştirdi?


 
Başbakan Erdoğan medyayı eleştirdi ve kimsenin TSK'nın moralini bozmaya hakkı olmadığını söyledi. İşte Erdoğan'ın açıklamaları:

TSK’ya karşı kampanya yürütülmesinin hiç hesabı yapılmıyor mu?
Defalarca bunu yapmayın dedim. Adeta onlara destek veriyorsunuz, propagandasını yapıyorsunuz.
Kampanyalara hedef olacak birileri varsa o da terördür teröristtir. Terörle mücadele eden asker değildir. Teröre karşı hepimiz aynı safta olmalıyız. Bu bir seçim değil, insani ve hukuki bir zorunluluktur. Kimse terörü cesaretlendirme hakkına sahip değildir, olamaz.
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #9 : 16 Ekim 2008, 07:36:13 ÖS 19 »
Başbuğ sert konuştu aydınlar tepki verdi



Orgeneral Başbuğ'un kamuoyuna karşı açıklama yaparken takındığı tavır ve konuşma şekli aydınların tepkisine yol açtı.
Perşembe, 16 Ekim 2008 08:31

Aktütün Karakolu'na yapılan baskının, istihbarat raporları ve insansız uçakların görüntülerine rağmen önlenmediğine ilişkin iddialar Genelkurmay Başkanı'nı kızdırdı.

Dün Balıkesir'de basın toplantısı düzenleyen Orgeneral İlker Başbuğ, Taraf Gazetesi'nin gündeme getirdiği iddialara cevap vermezken, medyayı sert bir üslupla eleştirdi. Bu tür haberleri yapanların 'akan ve akacak kandan sorumlu olacağını' savunan Genelkurmay Başkanı, "Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum. Bunu herkesin iyi anlamasını istiyorum." dedi.

Aktütün'de yaşananlar hakkında inceleme başlatıldığını söyleyen Başbuğ, medyada terör örgütünün başarılı gibi gösterildiğini ileri sürdü. Baskına ilişkin bilgileri sızdıranlar ve kullananlar hakkında adlî işlem başlatıldığını söyleyen Başbuğ'un açıklamasında kullandığı üslup, aydınlar tarafından 'sert ve tehdit edici' olarak değerlendirildi. Genelkurmay Başkanı'nın merak edilen hiçbir soruya cevap vermediğine dikkat çeken gazeteciler, demokratik bir ülkede sorumluluk makamındaki herkesin millete hesap vermek zorunda olduğunu dile getirdi.

Başbuğ'un açıklama yaparken hem bağırması hem de emir verir şekilde konuşması tepkilere neden oldu.

KIŞLADA KONUŞUR GİBİYDİ

Sedat Ergin (Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni): Bu kızgın üslup benim çok tasvip ettiğim bir üslup değil. İster sivil, isteri asker, ister de politikacı olsun, kamu görevlilerinin, kamuoyuna karşı, bu kadar çok yüksek ses perdesinden konuşmasını onaylayamam. Komutan, karargâhında maiyetindeki astlarına karşı böyle bir üslup kullanabilir. Bu üslubu kamuoyuna karşı, çok doğru bulmuyorum.

EMİR VERME, CEVAP VER

Yasemin Çongar (Taraf Gazetesi): Genelkurmay'ın en üst düzeyde Aktütün baskınından haberdar olduğu, hatta bu hazırlıkları insansız araçlardan gelen video görüntülerinden neredeyse naklen izledikleri doğru mu? Bunlar doğruysa gereği neden yapılmadı? Kamuoyu bunların cevabını bekliyor. Genelkurmay Başkanı'nın bunların cevabını vermeden 'doğru yerde durun' gibi emir vermesi kabul edilemez.

BİRİKMİŞ STRESİN DIŞA VURUMU

Ahmet Hakan (Hürriyet Gazetesi): Açıkçası çok fazla yadırgamadım, birikmiş bir stresin dışa vurumu gibi geldi bana. Bu eleştiriler arasında makul olanlar da vardı, olmayanları da. Genelkurmay Başkanı, makul olmayan kısmını hedef alarak sert bir açıklama yaptı. Üslup biraz öfkeliydi. Bunlardan yola çıkarak bir değerlendirme yapılabilir belki ama metne baktığımızda orada sorun gözükmüyor.

ELEŞTİRİYE GELEMİYOR

Mehmet Altan (Star Gazetesi): Demokratik eleştiri niye saldırı olsun? Kapalı bir toplum olduğumuz için övgüye alışmış bir kurum. Eleştirileri saldırı olarak algılıyor. Ortada işin iyi yapılmadığına dair çok ciddi emareler var. Böyle kuvvet komutanlarıyla bir araya gelip toplantılar yapmak, üslubu, tonu yükseltmek, korkutmaya çalışmak olsa olsa insanları yadırgatır ve üzer. Samimi değiller.

DAHA SAKİN OLMALIYDI

Emekli Korgeneral Salih Acarel: İlker Başbuğ, doğru konuştu, ancak sert konuştu. Buna gerek yoktu. Kendisi çok sevdiğim komutan ama daha sakin olabilirdi.

Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi: Türkiye'de 24 yıldır akan kan var. Millet bunun durmasını istiyor. Medya halka doğru bilgiler vermiyorsa bu eleştirilir, doğrusu açıklanır. Doğru bilginin karşısına bilgi ile çıkmak lazım.

TEPKİ NORMAL, ÜSLUP YANLIŞ

Oktay Ekşi (Hürriyet): İlker Başbuğ'un TSK'yı yıpratmayı amaçlayan kampanya nitelikli yayınlar nedeniyle tepki duyması normaldir. Bu yayınlara karşı, Silahlı Kuvvetler'imizin hukukunu koruması hakkı ve görevidir; ancak bu tepkinin medya dünyasını tedirgin etmeyi amaçladığı izlenimini veren bir üslupla dile getirilmesi doğru değildir. İfade özgürlüğüne herkesin saygı duyması lazım.

BU TEHDİTTİR, KABUL EDİLEMEZ

Ahmet Abakay (Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı): Bu müdahaleler basına 'görevini yapma' demektir. Bu bir tehdittir, ölçüsü kaçmış bir açıklamadır, bu tip tehditleri kabul etmiyoruz. Şu sıralarda herkes medyaya ders vermeye kalkıyor. Buna Başbuğ da dahil. Başbuğ 'herkes duracağı yeri bilmeli' diyor. Evet herkes duracağı yeri bilmeli. Buna Genelkurmay Başkanı da, hükümet de dahildir.

ÇELİŞKİLERİ AÇIKLAMASI LAZIM

Sedat Laçiner: Ortada cevaplanması gereken basit sorular var. Aktütün'e saldırı ne zaman başladı? Uçaklar buraya ne zaman geldi? İstihbarat bilgilerine göre hareket edildi mi? Karanlıkta kalanların ortaya çıkması gerekiyor. Maalesef yetkililer konuştukça soru işaretleri artıyor. Yapılan açıklamalar birbiriyle çelişiyor. Çelişkilerin ortadan kalkması için ortadaki soruları cevaplamak gerekiyor.


Kaynak: Ajanslar / Zaman
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #10 : 16 Ekim 2008, 07:39:13 ÖS 19 »
'aynadaki görüntüyü düzeltemiyorsan gözlerini kapa'

yanlışlara hiç müdehil değilim-değiliz..

sadece demoralize olmamız konusunda bize bir rol biçmişse birileri,
parmaklarımıza o şıkırdaklı şeyleri takıp ortada oynamının tam vaktidir.
ben bilmiyorum varsa bilenlere seyretmeye talibim
dün ismet özelin dilinden 'surat asmak hakkımız ' diyorduk .
şimdi
'mutluyuz-umutluyuz ve neşeliyiz'
demenin vaktidir.
bu sistemde kıyama durmanın sünnetidir.
ne istiyorlarsa senden tersini yapmak.
bi keresinde bizim doktor (radyocu) diyordu
-Bekir Çoşkun neyi savunuyorsa ben de tersini :))

aynen işte :)
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #11 : 16 Ekim 2008, 07:39:25 ÖS 19 »
Ağızları açık bırakan sözler



15 Ekim 2008 Çarşamba 15:10


Askerde kaşlar çatılı, yumruklar sıkılı! Başbuğ adeta meydan okudu. İşte buram buram "savaş" kokan açıklamalar;

Başbuğ, yapılan eleştirileri doğru bulmadığını söylerken, saldırıyla ilgili medyada yer alan haberler konusunda da gerekli hukuki işlemlerin başlatılacağı mesajını verdi.

İşte Başbuğ'un açıklamaları;




Daha önce de ifade ettiğim gibi bizim için subay ve astsubaylar ordumuzun iki temel direğidir. Dolayısıyla burada bulunmaktan, onların komutanı olarak büyük gurur ve mutluluk duyuyorum.

Aktütün saldırısı: Bu olay Bayraktepe'deki olay bölücü terör örgütü açısından adeta bir intihar saldırısıdır. Bayraktepe'de çarpışan askerlerimiz açısından ise kahramanlık destanıdır. Değerli basın mensupları, olayın hemen akabinde her zaman olduğu gibi olayın tüm boyutlarının incelenmesi ikinci ordu komutanına verilmiştir. İncelemenin sonuçlanmasına müteakip kendine güveni olan tüm kurumlar gibi, TSK'nın kendine güveni tamdır. Kendine güveni tam tüm kurumlar gibi, elbette kamuoyuyla paylaşılması gereken hususlar kamuoyuna verilecektir.

Sızdıranlara açık uyarı: Ayrıca bu bilgileri sızdıranlar ve bu gizli bilgileri kullananlar hakkında da adli işlemler başlatılmıştır. Bu noktaya çok dikkat edilmesini istiyorum

Akan kana ortak olurlar: Tüm bunlara rağmen bölücü terör örgütünün yaptığı eylemleri, altını çiziyorum, başırılı gibi gösterenler akan ve akacak olan her damla kanın sorumluluğuna ortak olurlar.


Haddini aşan açıklamalar: TSK, bugün her zamankinden daha kararlı daha azimlidir! Son günlerde, yoğunlaşan sistemli saldırılarn emin olunuz ki TSK'nın gücünün kararlığını azmini artırmaktan başka hiçbir işe yarayamaz. Bir ordunun bu tip saldırılarn karşısında, sınırları aşan eleştirilerdir. Her ordunun vereceği cevap tepkiler bellidir.

Bu açıdan son sözüm şudur. Dolayısıyla herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulmaya davet ediyorum. Söyleyeceğim bunlardır!
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #12 : 16 Ekim 2008, 07:42:58 ÖS 19 »
'Bizi ordumuzla tehdit etmeyin'

Taraf Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, dün yaptığı konuşmayla kendilerini hedef alan Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ'a çok sert bir cevap yazısı yazdı. İşte o yazı...16 Ekim 2008 11:47 // Taraf

Altan Başbuğ'a sert çıktı

Ahmet Altan, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un kendilerini hedef alan konuşmasına sert tepki verdi. Altan, tehditlerinizden ve üslubunuzdan hoşlanmadık derken, "Siz bize Aktütün'ü anlatın" diye seslendi. İşte Ahmet Altan'ın Org. Başbuğ'u çok kızdıracak yazısı...



Genelkurmay başkanına... / Ahmet Altan


 
Siz, böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkâr bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz?
Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin?
Siz kimi korkutmaya çalışıyorsunuz?
Korkutabileceğin ize inanıyor musunuz gerçekten?
Bakın ben size dostça bir şey söyleyeyim general, vazgeçin bu kaba tehditlerden, öfkeli jestlerden, asabi mimiklerden.
Bunlar bizi korkutmaya yetmez.
Ha, sanmayın ki bu ülkede "derin devlet" dendiğinde kimin kastedildiğini bilmiyoruz, sanmayın ki patlayan arabalardan, ensesinden vurulan adamlardan haberimiz yok.
Sadece umurumuzda değil.
Bunu anlayabiliyor musunuz?
Bazı insanların, ülkeleri özgür ve mutlu olsun diye her şeyi göze alabileceğini kavrayabiliyor musunuz?
Bunu kavramaya çalışın.
Bırakın bu korkutma çabalarını.
Bunlar yakışıksız işler.
Üstelik gerçeği ortaya çıkarma çabasından bizi vazgeçirmeye de yetmez.
Siz bir şeyler söylediniz dün.
 

Siz, "doğru yerin" neresi olduğunu biliyor musunuz?
 

Doğru yer, insanın mesleğini dürüstçe ve gereklerini yerine getirerek yaptığı yerdir.
Biz, "doğru yerde" duruyoruz.
Mesleğimizin gereğini dürüstçe yerine getiriyor ve gerçekleri, yıllardır yalanlarla kandırılan bu halka açıklıyoruz.
Siz doğru yerde durmuyorsunuz.
Kendi mesleğinizin gereklerini yerine getirmiyorsunuz.
Sizin mesleğinizin gereği, size emanet edilen o genç askerleri korumaktır.
Karakol baskınını an be an gösteren kamera kayıtlarına rağmen gerekli tedbirleri almamak, istihbarat raporlarına aldırmamak, çatışma başladıktan sonra yeterince yardım göndermemek ve o çocukları ölüme terk etmek sizin suçunuzdur.
Görevinizi yerine getirmediniz.
Neden?
Niye o çocukları korumadınız?
Bunun için yargılanmanız gerektiğini biliyorsunuz değil mi?
Tabii savcıların sizi mahkemeye çağıramayacağına, sizi yargılayacak bir merci olmadığına güveniyorsunuz.
Ama bu, yargılanmanız gerektiği gerçeğini değiştirmiyor.
Tabi bir de istifa müessesesi denilen bir şey var.
Sanırım sizin o müesseseden pek haberiniz bulunmuyor.
Başbakanın, hükümetin, parlamentonun sizden hesap sormaması da sizi cesaretlendiriyor.
Ama bir de halk var bu ülkede.
Gerçekleri duymak isteyen bir halk.
Ve, o sizin peşinizi bırakmaz.
Biz de bırakmayız.
Arkanıza kuvvet komutanlarını alıp kameraların önüne geçerek asabi bir şekilde medyaya verdiğiniz "muhtıra" bu gerçeği değiştirmez.
Siz bize Aktütün'ü anlatın.
O çocuklar niye öldü?
Niye baskını önlemediniz?
Bir de pek anlayamadığımız bir sözünüz var.
 

Ne demek bu?
Birincisi bir saldırı yok, saldırmıyoruz, gerçekleri açıklıyoruz.
İkincisi, "her ordu" böyle eleştiriler karşısında nasıl tepki veriyor?
Siz nasıl tepki verdiklerini bilmiyorsunuz.
Gelişmiş ülkelerde böyle bir facianın sorumlusu olanlar derhal görevlerinden alınıp yargılanırlar.
Ama sizin aklınızdaki bu değil, açıkça anlaşılıyor.
O zaman, nedir o "ordunun vereceği tepki"?
Ordular, kendilerine saldıran "düşmanı" yok etmek için eğitilirler.
Bizim gerçekleri açıklamamızı bir "saldırı" olarak nitelediğinize göre bizi de "düşman" olarak görüyorsunuz.
Eee, ne yapacaksınız?
Saldıracak mısınız, gazeteyi mi bombalayacaksınız, F-16'lan mı göndereceksiniz?
Siz ne dediğinizin farkında mısınız?
Baskını daha önceden bildiğiniz halde o çocukları korumayacaksınız, bunu açıklayan gazeteleri de, "ordu tepkisiyle" korkutmaya çalışacaksınız.
General, "doğru yerde" durun.
Haddinizi aşmayın.
Bizim ülkemizde, yetmiş milyon insanın boğazından kesip verdiği paralarla ayakta duran bizim ordumuzla, bizi tehdit edemezsiniz.
Ordu, sizin hatalarınızı kapatmak için kullanacağınız bir tehdit aracı değildir.
Haa, bir de "bölücü terör örgütünün eylemlerini başarılı gibi gösterenler, akan ve akacak olan her damla kanın sorumlusu olurlar" sözünüz var.
Bakın bunu doğru söylüyorsunuz.
Ama "başarılı gösteren" kim?
Baskının önlenmediğini açıklayan gazeteler mi yoksa baskını bile bile önlemeyenler mi?
O kandan kimin sorumlu olduğunu şimdi anladınız mı?
Sorumluluğu hissediyor musunuz?
Hissetmelisiniz.
Ve tehditleri bırakıp gerçekleri açıklamalısınız.
Tehditlerinizden ve üslubunuzdan hoşlanmadık.
Gerçekleri söyleyin bize.
Gerçekleri.
Biraz cesaret yeter buna.
Cesaretiniz de öfkeniz kadar büyük olduğunda bize gerçekleri söyleyeceğinize eminiz.
O günü bekliyoruz.


Taraf
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #13 : 16 Ekim 2008, 07:45:19 ÖS 19 »
Hakkari'de 5 asker şehit!


Hakkari Çukurca'da çıkan çatışma sonucu 4 asker şehit oldu. Çatışmanın ardından olay yerine giden bir helikopter kırıma uğradı. Teknik arıza nedeniyle kırıma uğrayan helikopterde de bir kişi şehit oldu.


 
Olayla ilgili Genelkurmay Başkanlığı'ndan şu açıklama yapıldı:

1.   Hakkari ili Kavaklı bölgesinde 15 Ekim 2008 tarihinde icra edilen operasyonda görev alan bir komando bölüğünün, teröristlerin muhtemel bulunabileceği yerlere saat: 20.30 civarında manevra yaparken bir patlama olmuş ve bunu takiben teröristlerin açtığı ateş sonucu 4 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Teröristlere şiddetle karşılık verilmesi üzerine, teması keserek kaçmışlardır. Teröristler üzerine açılan yoğun ateş sonucu verdikleri zayiat henüz bilinmemektedir.

2.   Teröristlerin muhtemel kaçış istikametlerini kesmek maksadıyla, helikopterlerle bölgeye gece birlik sevk edilmiştir. Bir helikopterin inişi esnasında meydana gelen teknik arıza sonucu, helikopter kırıma uğramıştır. Bu olayda ağır yaralanan bir güvenlik görevlisi Şırnak Asker Hastanesinde şehit olmuş, aralarında Tugay Komutanının da bulunduğu 15 personel hafif şekilde yaralanmıştır. Bölgede operasyonlara devam edilmektedir.

3.   Ayrıca, Hakkari ili Şemdinli ilçesi Derecik bölgesinde, Irak sınırına 4 km mesafede bir grup terörist tespit edilmiş, yapılan müdahale sonucu 4 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

4.   Şırnak ili Cudi Dağı bölgesinde icra edilen operasyon esnasında ise 1 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

ŞEHİTLERİN ACISI

Bu arada çatışma bölgesine birlik sevki sırasında inişe geçerken kırıma uğrayan helikopterde şehit olan askerin Bitlis'in Tatvan İlçesi nüfusuna kayıtlı Piyade Onbaşı Orhan Marhan olduğu bildirildi.

 Şehit askerlerden Ümit Çiftçi ile Selvi Sefa Kılıç'ın İzmir'de oturan aileleri de acı haberle gözyaşlarına boğuldu.

 2. ORDU KOMUTANI BÖLGEDE

 5 askerin şehit edilmesi ardından 2. Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Özel, özel uçakla Van'a geldi. Orgeneral Özel, buradan Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yurdaer Olcan ile birlikte özellikle Aktütün bölgesinde incelemelerde bulunmak üzere helikopterle bölge hareket etti.

 Türk Hava Kurumuna ait özel uçakla bugün Van'a gelen 2.Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Özel, Ferit Melen Havaalanında Van Jandarma Kolordu Komutanı Korgeneral Yurdaer Olcan tarafından karşılandı. Orgeneral Özel, korgeneral Olcan ile birlikte helikopterle Şemdinli İlçesi Aktütün bölgesine hareket etti. Orgeneral Özel'e 2 helikopter de eşlik etti. Bu helikopterlerde Van Emniyet Müdürlüğü Özel Hareket polislerinin de bulunduğu öğrenildi.

 Bu arada, Van Filo Komutanlığı'nda bugün yoğun bir helikopter trafiği yaşandı. Irak sınırının sıf noktasında bulunan Hakkari'nin Çukurca İlçesi'de de yoğun bir askeri hareketlilik yaşanıyor. Bölgeye skorski tipi helikopterlerle özel eğitimli komandoların sevk edildiği ve operasyonların sürdüğü belirtiliyor.

Şehitlerin kanları yerde kalmadı
 
 Hakkari ve Şırnak'ta 5 askerimizin şehit olmasının ardından Çukurca'da başlatılan operasyonda şu ana kadar 18 terörist öldürüldü. Teröristleri etkisiz hale getirmek için başlatılan operasyonda asker ve korucular kısa sürede 18 teröristi öldürdü, kalan diğer teröristleri etkisiz hale getirmek içinse operasyonlar genişletildi. Operasyonlar sırasında üst düzeyli bir komutanın da bacağı kırıldı.
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Haftanın Gündemi TERÖR ...
« Yanıtla #14 : 16 Ekim 2008, 07:49:01 ÖS 19 »
Emre Aköz / Sabah

Ev kadınları bile tepki gösteriyor


Taraf gazetesi geçen gün Aktütün saldırısıyla ilgili bazı önemli belge ve görüntüler açıkladı. Bu verilere göre saldırı bir ay önceden beri, militanların adları dahil biliniyordu.
Ancak gereken tedbirler alınmamıştı. Sonucu biliyoruz: 17 şehit ve yaralılar.
Habere çeşitli tepkiler geldi. En dikkate değeri hiç kuşkusuz Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un yaptığı açıklamaydı.

8 Orduda Gruplaşma Var: Özellikle son bir yılda TSK'den çok sayıda belge sızdı. Bu belgelerin bir kısmı toplumu rahatsız edecek nitelikteydi: Fişlemeler, psikolojik operasyon planları, andıçlama faaliyetleri.
Taraf'ta yayınlanan son belge ise PKK ile mücadelenin, kamuoyuna söylendiği gibi olmadığını gösteriyordu. Komutanların açıklamaları ile belgelerde yazılanlar ve görünenler çelişiyordu.
Bütün bunlar TSK'de " en az " iki grup olduğunu gösteriyor. Bir grup " toplum ve siyaset mühendisliği " yapmaya çalışıyor, diğer grup bunu deşifre ediyor.

-Niye Sinirliydi: Org. Başbuğ, belgeleri yayınlayan Taraf'a ve eleştirilere kızıyor. Ama bence onu asıl sinirlendiren, teşkilata hakim olamamak.
Yukarıda sözünü ettiğim gruplaşma engellenebilmiş değil. Başbuğ'un açıklamasını, sadece "bize" değil, " kendi kamuoyuna " da yapılmış bir uyarı ve "teessüf" ifadesi diye de okumak gerek.

-Yanlış Hedef: Org. Başbuğ dünkü açıklamasında, genel olarak medyaya, özel olarak da (isim vermeden) Taraf'a yüklendi. İyi ama ordudan sızan belgelerin sorumlusu medya değil ki! Gazeteciler hırsızlık yapmıyor. Kendilerine ulaşan belgeleri yayınlıyor.
Not: Başbuğ herhalde en çok, Aktütün belgelerinden dün hiç söz etmeyen Hürriyet gazetesini seviyordur.


-İnternet Çağını Kavramamış: Bir gazeteyi suçlamak işin kolay yönü. Eğer Taraf olmasaydı bu belgeler internetten yayınlanırdı.
Not: Bu satırları yazmadan önce PKK militanlarının hazırlıklarını ve Aktütün/Bayraktepe saldırısını internetten izledim.
Ve hatırlatırım: Resmi verilere göre, şu anda Türkiye'de 16 milyon internet kullanıcısı var!

-Bürokrat 'Teknik' Açıklama Yapar: Hangi statüde olursa olsun, bir bürokrat kamuoyuna " teknik " düzeyde açıklama yapar.
Yani: Yayınlanan belgeler gerçek mi, değil mi? "Teknik" açıklama bu sorunun cevabını vermektir.
Org. Başbuğ ise suçlamayı ve tehdit etmeyi seçti. Bu da belgelerin gerçekliğini " dolaylı olarak kabul ettiğini " gösteriyor.

-Kıssadan Hisse: Türkiye eski Türkiye değil. İletişim araçlarının gelişmesi, okuryazarlığın artması, orta sınıflaşma, dünyaya açılma gibi etkenler, mevki makam sahiplerinin her dediğini kabul etme anlayışını değiştirdi.
İnsanlar sorguluyor! ' En pasif kesim' sanılan ev kadınları dahi internet ve cep telefonu aracılığıyla tepkilerini dile getiriyor.
" Vatan için ölmeye hazırım " diyenler bir şart koşuyor: " Ama komutanların doğru yaptığına, samimi olduklarına inanmam gerek. "
O halde kurumların da otoriter zihniyeti terk etmesi gerek. Devir, bağırıp çağırma devri değil.
Not font kurbaa