ERGENEKON....

  • 80 Cevap
  • 38407 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

ahmet keçaş

Ynt: ERGENEKON....
« Yanıtla #75 : 05 Eylül 2008, 01:35:10 ÖS 13 »
öncelikle selamun aleyküm arkadaslar bence ergenekonun hiçde ırkcılıkla milliyetçilikle alakası yok sadece gösterilmek istenen sey bu aslında ergenekonda gladio nun bi kolu daha doğrusu türkiye kolu. dolayısı ile amerikanın güdümünde hareket eden bi örgüt sebebini de ben suna bağlıyorum: ergenekon örgütü amerika tarafından dünyanın coğu ülkelerinde baska baska isimlerle aynı yapılanma sistemi esas alınarak kurulmustur burda amerika nın amacı dünya politikaları ve dünya gündemiini elden kacırmamaktır tahminimce.
takdir edersiniz ki artık amerika yaslandı gibi görünüyo ırak afganistan taliban sii sünni derken amerika baya bi yıprandı ve dünya üzerindeki etkisi kaybolmaya basladı buna en güzel örnekse marquezdir.Venezuela devlet baskanı sadece kendi ülkesine güvenerek amerikaya tehditler savurabiliyosa amerika gercekten yaslanmıs demektir. bunun içindirki amerika cirkin oyunlarına bi yenisini ekledi bakın türkiyeyi nasıl böldüler ergenekoncu olan bide ergenekoncu olmayan diye şimdi halk ne yapacağını sasırdı. kafalar karısık kimin haklı kimin mazlum olduğu anlasılmayacak bi durumda fakat her ne olursa olsun ergenekon terör örgütünün yaptığı kanlı eylemler unutulmaz kolay kolay allah hepsini ıslah etsin demekten baska bişey düşmez allaha emanet olun kardeslerim

*

murat

Genelkurmay: 6 personelimiz gözaltına alındı
« Yanıtla #76 : 19 Eylül 2008, 02:31:36 ÖS 14 »
Genelkurmay'dan yapılan açıklamada, biri askeri öğrenci altı TSK mensubunun savcının emriyle gözaltına alındığı belirtildi.



Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Genelkurmay Başkanlığı, beş teğmen ile bir askeri öğrencinin, askeri personel tarafından gözaltına alındığını duyurdu.

Genelkurmay'ın açıklaması şöyle:  "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 17 Eylül 2008 tarihli talimatı üzerine, 5 Teğmen ve 1 Askeri Öğrenci 18 Eylül 2008 tarihinde askeri makamlar tarafından gözaltına alınmıştır.

Anılan personel, talimat gereği ifadeleri alınmak üzere askeri personel nezaretinde İstanbul Merkez Komutanlığına sevk edilmişlerdir. "

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın emriyle, bu sabahtan itibaren İstanbul Ülkü Ocakları eski Başkanı Levent Temiz, sanatçı Nurseli İdiz ve Sisi olarak da bilinen Seyhan Soylu dahil 15 kişinin gözaltına alındığı duyurulmuştu.

Levent Temiz daha önce Ergenekon soruşturması kapsamında 2 Temmuz 2008 tarihinde halen soruşturması devam eden son dalgada gözaltına alınmış, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılmıştı.

*

murat

Öcalan'la pazarlık yapan Ergenekoncu Albay kim?
« Yanıtla #77 : 04 Ekim 2008, 11:30:32 ÖS 23 »
Öcalan'la pazarlık yapan Ergenekoncu Albay kim? 

Terörist başıyla İmralı'da neyin pazarlığı yapıldı?İmralı'da Ergenekoncular tarafından ziyaret edildiğini itiraf eden PKK elebaşı Öcalan'ın, Ergenekon'un aranan sanığı Tuğgeneral Levent Ersöz'ün sağ kolu Albay Atilla Uğur ile görüştüğü ortaya çıktı.

Bugün Gazetesi'nin haberine göre, Terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan, İmralı Cezaevi'nde avukatlarıyla yaptığı son görüşmesinde, kendisiyle görüşen Ergenekon üyesinin tutuklu sanıklardan emekli Albay Atilla Uğur olduğunu söyledi. Öcalan, Atilla Uğur'un Genelkurmay adına kendisiyle görüştüğünü ileri sürdü. Öcalan, "Atilla Uğur, benimle görüştüğünde, bana 'Bu sorunu kendi aramızda çözelim' demişti. Ben de kendisine samimi olduğumu ve demokratik cumhuriyet için adım attığımı, dile getirdim" ifadelerini kullandı.

Öcalan sözlerini şöyle sürdürdü: "Hatta o dönem tek taraflı bile adım bile attım, ateşkes ilan edildi. Bana o zaman 'güdümlü, kademeli demokrasi sistemi'ni önerdiler. Ben kabul etmedim. 'Hayır, neden güdümlü, kademeli demokrasi olsun, demokrasi açık şeffaf ve özgür olmalıdır' dedim. Ama sonra kendi aralarında askeri taktik mi yaptılar bilemiyorum. Aslında hiç bir şey yapılmadı değil bazı şeyler de yapıldı. Ancak 11 Eylül saldırılarından sonra o adımlar da kesildi."

Öcalan, geçtiğimiz temmuz ayında avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, Ergenekon operasyonu kapsamında cezaevine konulan generallerin kendisiyle görüştüğünü ileri sürmüştü.

Önce isim vermemişti

Öcalan, "Tutuklanan generallerin İmralı ile bir şekilde ilgileri olmuştu, Hurşit Tolon ve birkaçı bir dönem burada komutanlık yaptı. Bunlar İmralı'yla ilişkiye geçerek neyi yapmak istemişler, hedefleri neydi buna bakmak lazım?" demişti. Atilla Uğur, Ergenekon sanığı Orgeneral Eruygur'un Jandarma Genel Komutanlığı döneminde, İstihbarat Başkanı olarak görev yapan ve Ergenekon soruşturması kapsamında aranan Tuğgeneral Levent Ersöz'ün sağ kolu olarak biliniyor. Uğur, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı Teknik Takip Daire Başkanı olarak görev yapmıştı.

kaynak

Ergenekon’un üstünü nasıl örtecekler
« Yanıtla #78 : 14 Ekim 2008, 05:14:49 ÖS 17 »
Ergenekon’un üstünü nasıl örtecekler

İki binler Türkiye’sinde içeri alınsalar da gel keyfim gel saltanatlarını hapishane de de sürdüren nazlı generallerimiz, sık sık hastalanıp, ellerini kollarını sallayarak dışarı çıkmaktalar.

Mine Alpay Gün'ün yazısı

İki binler Türkiye’sinde içeri alınsalar da gel keyfim gel saltanatlarını hapishane de de sürdüren nazlı generallerimiz, sık sık hastalanıp, ellerini kollarını sallayarak dışarı çıkmaktalar.

Yattıkları hastanelerde, ailelerinden çok örgüt yandaşlarının yanlarından ayrılmadığı bu çok önemli adamlar, ne hikmetse dışarı çıkış için önemli bir bahane keşfettiler.

Sağlık durumlarını gerekçe gösterip içeride fazla kalmıyorlar.

Örgütün talimatı ile doktorları da çok acil epikriz raporları hazırlayarak kamuoyunu ölümcül hasta olduklarına inandırmakta.

Ne ki dışarı çıkan bu çok önemli hastalar, mikrofonu kapıp konferansların birini bırakıp ötekine koşmaktalar.

Hoş içeride olsalar da yaşadıkları hapishane değil adeta beş yıldızlı otel.

12 Eylül’de kendilerinin de aralarında bulunduğu işkence timlerinin tutuklulara yaptığı ezalardan o kadar çok azadeler ki.

Önceki gün o günlerde hücrede tutulmuş bir arkadaşıma, çektiği işkenceleri, çocuklarıma anlatması işkencesinde bulundum. Zavallı arkadaşım anlatırken bile kendinden geçiyordu. Yediği dayakları, kendisine çay ikram eden polisin suratına kızgın çay fırlattığını, eğer pencere olsa kesin kendisini boşluğa bırakıp öldüreceğini, bir tuvalette 27 kişi, 15 gün bekletildiklerini, tuvalet olarak kavanozlar kullandıklarını, o pis kokuda ölümüne dövüldüklerini, kadın mahkûmların kulakları parçalayan çığlıklarını duymamak için gömleğini yırtıp kulaklarını bağladıklarını.

Bütün bu işkenceler Ergenekonculara yapılsın demiyorum ama onların yaptıkları bu işkenceler keşke kameralara alınıp kendilerine izlettirilse. Mahkûmlara nasıl dışkı yedirdiklerini, domuz topu gibi bağlayıp, kollarını kırdıklarını, başlarına dipçiklerle vurarak travmalara sebep olduklarını içeride biraz izlettirseler.

Zira arkadaşım anlatırken bile bizim elimiz ayağımız titriyor, baygınlık geçiriyoruz.

Şu günlerde asrın davasına sayılı günler kala, bakıyoruz aydınlar Susurluğa gösterdikleri hassasiyeti, Ergenekon’a göstermiyorlar. Ya Susurluk’ta sadece sağcıların varsıllığından haberdarlardı, onun için hararetle ışık söndürme eylemlerine öncülük yaptılar. Solcularında karıştığı Ergenekon davasında garip bir sessizlik insanı ürkütmekte.

Savcı Zekeriya Öz hakkında, acımasız bir linç kampanyası başlatıldı.

“Kaos ortamı oluşturarak darbeye teşebbüste bulunmakla” suçlananlar, elbette boş durmayacaklardı. Zira Ümraniye’de, patlayıcı dolu evin ele geçmesinden sonra, bu çevreler, soruşturmayı “TSK’ya karşı yapılmış bir operasyon” olarak gösterme yarışına çıktılar.

Savcı Zekeriya Öz onların bu söylemlerini iddianamede ele aldı: “Kendilerini Türk Silahlı Kuvvetleri adına hareket ediyor gibi gösterip, kendilerine karşı yapılan her türlü adli soruşturmanın TSK’ya karşı yapıldığı şeklinde kamuoyunu yanılttıkları, ayrıca adil yargılamayı etkileme suçuna teşvik ettikleri gibi, ülkemizin en değerli kurumlarından olan TSK’nın adını da kendi örgütsel faaliyetlerine karıştırmak suretiyle, kendi faaliyetlerini legal faaliyetler gibi göstermeye çalıştıkları anlaşılmıştır”.

Bütün bu hesaplardan elleri boş çıkan suçlular, sonunda kendilerine bir tek çıkış yolu buldular. Elini taşın altına koyan, kendisini ve ailesini tehlikeye atan, faili meçhulleri ile destan yazmış bir ülkede Ergenekon gibi tehlikeli bir örgüte çomak sokarak, belanın püsküllüsünü başına saran savcıya şimdi de iftira kampanyası başlattılar. Sürgün gittiğini, haraç aldığını, işadamı kafasına silah dayadığını, eşinin çarşaflı olduğu yalanını yazdılar.

Meğer asılsız haberin kaynağı tecavüzcü, kundakçı, hapisle müşerref olmuş bir zat-ı muhterem(!)miş. Bütün bu suçları işleyen tecavüzcü içinse, eşi çarşaflı olan bir devlet görevlisi suç işlemiştir ya da eli kolu bağlanmıştır, böyle önemli meselelerin üzerine gidemeyecek kotayı, daha baştan kendisi için çarşafla uygulamıştır. Ne ki bir suç değil ama savcının eşi çarşaflı değildir, iftiraların biri bile gerçek değildir.

Bu tip maksatlı yayınlar, güneşi balçıkla sıvayamayacak ama asıl insanları endişelendiren; hükümetin bu davayı sulandırma, soğutma çabalarının olup olmayacağı. Ergenekon’un üstünün örtüleceği düşüncesi halk arasında o kadar yaygın bir konu ki

KAYNAK

Ergenekoncular yeni İslam hazırlamış
« Yanıtla #79 : 26 Ekim 2008, 06:15:27 ÖS 18 »
Ergenekon terör örgütünün, amaçları doğrultusunda yeni bir Kur'an-ı Kerim hazırlatarak yeni bir İslam dini tasarladığı ortaya çıktı. İşte Ergenekon İslam'ı...

Ülkede kaos çıkararak darbeye zemin hazırlamakla suçlanan Ergenekon terör örgütünün, amaçları doğrultusunda yeni bir Kur'an-ı Kerim hazırlattığı öğrenildi.
 
Tutuklu sanıklardan Kuvayı Milliye Derneği genel başkanı emekli Albay Fikri Karadağ'ın talimatıyla hazırlanan Ergenekon'un kutsal kitabına göre namaz iki vakit. Zina ise suç değil.
Amacına ulaşmak için suikast da dahil her yolu mubah sayan Ergenekon, diğer terör örgütleri, mafya ve medyayı kullanmakla yetinmemiş. Örgüt, dine de el atmış ve kendilerine göre yeni bir kutsal kitap hazırlatmış. Örgütün yeni kitabı Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkan Yardımcısı Burhan Omay tarafından yazılıyor. Kitabın yazılması talimatını ise derneğin tutuklu genel başkanı emekli Albay Fikri Karadağ veriyor.

Ergenekon'un bir diğer tutuklu sanığı Semih Tufan Gülaltay'ın bilgisayarından çıkan ve iddianame eklerinden 232. klasörde yer alan notlar arasında, Fikri Karadağ'ın namazı iki vakte indiren ve Kur'an'da başörtüsü olmadığını iddia eden bir kitap hazırlığından söz ediliyor. Toplam 7 ciltlik metni CD'lerde kayıtlı bulunan bu kitabın ilk cildinin "Burhan Omay Müftütorunoğlu" adlı yazar ismiyle bin adet basıldığı, ancak dernek yöneticisi Fikri Karadağ'ın hapse girmesi nedeniyle matbaada kaldığı, piyasaya sürülemediği öğrenildi. Fikri Karadağ, basılan ancak dağıtılamayan bu kitaba önsöz yazdı. Matbaa sahibi, parasını alamadığı için kitapları Burhan Omay'a teslim etmiyor.

İlk olarak Akın Birdal suikastını gerçekleştiren Türk İntikam Tugayı (TİT) adlı örgütün yöneticisi olarak kamuoyunda adı duyulan ve halen Ergenekon terör örgütünün tutuklu sanığı Semih Tufan Gülaltay'ın bilgisayarın çıkan, iddianame eklerinden 232. klasörde yer verilen kendi kaleme aldığı notlarında, Burhan Omay'dan şöyle söz ediyor: "Fikri Karadağ aynı zamanda, yönetimde bulunan Prof. Burhan Omay'ın, uzun yıllardır çalıştığı ve Kur'an-ı Kerim'i çözdüğünü, buna göre Kur'an-ı Kerim'de zinanın suç olmadığı ve 5 vakit namazın da emredilmediğini ortaya çıkardıklarını söylemektedir. Kuvayı Milliye olarak yeniden bir Kur'an-ı Kerim yazılacağını, halkın bu şekilde doğruları öğreneceğini bildirmektedir."

Araziler parsel parsel satılıyor

Ergenekoncuların örgüte gelir sağlamak için pahalı arazileri ele geçirip satma stratejisiyle ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı. Burhan Omay'ın Kocaeli Karamürsel'de 15 milyon dolar değer biçilen bir araziyi parsel parsel satmaya çalıştığı öğrenildi. Burhan Omay, Marmara Körfezi'nde Karamürsel ilçesindeki Gökçetepe ve Tepeköy mevkiindeki denize nazır araziler için bastırdığı satış duyurusu afişinde "Cenneti arz ediyoruz" ifadeleri yer alıyor. "Sahibinden satılık" denilen binlerce dönümlük araziyle ilgili afişte Omay'ın ismi ve cep telefonu numarası yer alıyor
.
 
kaynak

Ynt: ERGENEKON....
« Yanıtla #80 : 29 Ekim 2008, 01:51:45 ÖS 13 »
İddianame okundukça, sanıklar geriliyor


Ergenekon örgütü davasının 2 bin 455 sayfalık iddianamesi okundukça sanıkların kimyası bozuluyor. Savcının sözü sanıkların bulunduğu bölümden atılan laflarla kesiliyor. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'ün önceki gün savcıya bağıran Doğu Perinçek'i, azarlamasından sonra benzer manzaralar dünkü duruşmada da yaşandı.Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, sanıkları sık sık uyararak, adab-ı muaşeret kurallarını hatırlattı. Sanıklardan emekli Binbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, soruşturmada ele geçirilen malzeme ve silahlara ilişkin iddianamedeki bir bölüm okunurken "Genelkurmay'dan aldığınız belgelerle mi konuşuyorsunuz?" diye bağırdı. Bunun üzerine salon dışına çıkartıldı. Telefon görüşmelerine ilişkin bölüm okunurken de savcı, küfürlü söz bulunduğunu belirterek, burayı geçeceğini söyledi. Bu sırada sanıklardan birisi ayağa kalkarak söz konusu yerin okunmasını istedi. Başka bir sanık da karşı çıktı: "Ne alakası var iddianame ile!" Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen Ergenekon terör örgütü davasının 4. duruşması saat 09.00'da başladı. Duruşmaya, aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in de yer aldığı 46 tutuklu sanık ile bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Sanıkların avukatlarının da hazır bulunduğu oturumda, başka suçtan tutuklu olan Semih Tufan Gülaltay ve rahatsızlığını gerekçe gösteren Sedat Peker duruşmaya gelmedi. Tutuksuz sanıklardan Kemal Alemdaroğlu da mahkeme salonundaki yerini aldı. Sanıkların yerlerini almasının ardından katılan sanıklar ile avukatların isimleri tespit edildi. Bu işlemin ardından iddianamenin okunmasına geçildi. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, soruşturmada ele geçirilen malzeme ve silahlara ilişkin iddianamedeki bir bölümü okurken bazı tutuklu sanıklar oturdukları yerden "Yalan, yalan... En kısa zamanda ispatlayacaksın bunu!'' diye tepki gösterdi. Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, bir daha aynı şekilde müdahalede bulunan sanıkların dışarı çıkarılacağını söyleyerek, 'herkesin adabı muaşerete uymak zorunda olduğunu' belirtti: "Mahkemenin adabını bozmaya hakkınız yok. Bir daha böyle davranırsanız dışarı çıkarırım."

Öztürk duruşmadan çıkarıldı

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in, iddianamenin, 'Ergenekon örgütünün TSK içine sızması' iddialarına ilişkin bölümünü okuduğu sırada, tutuklu sanık Mehmet Zekeriya Öztürk müdahale etti: "Genelkurmay'dan aldığınız belgelerle mi konuşuyorsunuz?" Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, Öztürk'e oturduğu yerden bağırmamasını söyleyerek, "Saygısızlık yapmayın. Çıkın dışarı." dedi. Öztürk, jandarmalarca salon dışına çıkarıldı.

Sanıklardan Bekir Öztürk ise savcıların herhangi bir vurgu yapmadan düz şekilde okumasını istedi. Bunun üzerine Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, "Sizin savunmalarınızı hiçbirşey demeden dinledik. Siz de saygılı olun." şeklinde cevap verdi. Bu sırada tutuklu sanıklardan Doğu Perinçek'in "Burada yasalara uyulmuyor.'' dediği duyuldu. Perinçek, bir önceki duruşmada da sık sık savcının sözünü kesince Mahkeme Başkanı, saygılı olması konusunda uyarıda bulunmuştu.

2 bin 455 sayfalık iddianame savcılar M. Ali Pekgüzel ile Nihat Taşkın tarafından dönüşümlü olarak okundu. Telefon görüşmelerine ilişkin iddianamedeki bir bölümü okuyan savcı, küfürlü bir söz bulunduğunu belirterek, bu bölümü okumadan geçeceğini söyledi. Bu sırada bir sanık ayağa kalkarak söz konusu bölümün okunmasını istediğini bildirdi. Başka bir sanık da "Ne alakası var iddianame ile!'' dedi. Bunun üzerine küfürlü bölüm kısaltılarak okundu.

Küçük'ün kızı: Tape'ler okunmasın

Mahkemede söz alan tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz, 12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen 27 adet el bombasının Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ait olup olmadığının dosyada net olmadığını belirterek bu konuda araştırma yapılmasını istedi. Doğu Perinçek ise iddianamenin uzunluğundan şikâyetçi oldu. Veli Küçük'ün aynı zamanda kızı da olan avukatı Zeynep Küçük de iddianamede geçen telefon konuşmalarının okunmamasını istedi. Duruşma sırasında rahatsızlanan Hayrettin Ertekin'in avukatı müvekkilinin tahliyesini istedi. Duruşma 123. sayfanın okunmasıyla tamamlandı. Dava, 29 Ekim'in Cumhuriyet Bayramı olması sebebiyle 30 Ekim'e ertelendi.

Ergenekon sanıkları evlerinde gibi rahat

Ergenekon terör örgütü davasının Silivri'de görülen duruşmalarında, bugüne kadar başka davalarda pek görülmeyen olaylara şahit olunuyor. Gerek yargılanan sanıkların gerekse sanık avukatlarının tavırları, mahkeme heyetine yönelik saygısızca davranışları dikkat çekiyor. Önceki gün Doğu Perinçek, Savcı Mehmet Ali Pekgüzel ve Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'ün üzerine yürümüş, bir üsteğmen ve bir yüzbaşı tarafından zorlukla sakinleştirilmişti. Diğer ağır ceza duruşmalarda göremeyeceğimiz, Ergenekon terör örgütü davasında sıklıkla yaşanan şaşkınlığa yol açan manzaralardan bazıları şöyle: Duruşmaya ara verildiğinde tutuksuz sanıklar salon içinde sanıklara ayrılan bölümde ayağa kalkarak rahatlıkla dolaşabiliyor. Yakınları ile sohbet edebiliyor. Avukatları ile görüşebiliyor. Duruşmalarda Kemal Alemdaroğlu, Ali Yasak gibi tutuksuz sanıklar duruşma devam ederken rahatlıkla salondan dışarı çıkıp tekrar girip yerine oturabiliyor. Tutuksuz sanıklar, duruşma devam ederken basın mensuplarının yanına giderek sohbet edip demeç verebiliyor. Önceki gün Drej Ali lakaplı Ali Yasak isimli sanık basın mensuplarının yanına giderek uzun süre sohbet etti. Bu sohbet nedeniyle jandarma görevlileri Drej Ali ve basın mensuplarını uyarmak zorunda kaldı. İbrahim Benli gibi tutuksuz sanıklar duruşma salonu olarak kabul edilen yan taraftaki izleyici bölümünde basın mensuplarına sürekli propaganda yapma fırsatı buluyor.

Perinçek, Selçuk'un avukatına kızdı: Savcıların yanına otur

Mahkemede tutuklu sanık Doğu Perinçek'le önceki gün iddianamenin tamamının okunmasını isteyen İlhan Selçuk'un avukatı Uğur Alacakaptan arasında tartışma yaşandı. İddianamenin okunmasını istemediklerini aktaran Doğu Perinçek, "Bu iddianamenin okunması aylarca sürecek. O sırada Eruygur ve Tolon paşaların iddianamesi hazırlanmış olacak. Ardından da Adil Serdar Saçan'ın iddianamesi gelecek. Sayın Uğur Alacakaptan geçsin savcıların yanına otursun. Burada tutuklu sanıklar vardır." diye konuştu. İddianamenin uzunluğundan yakınan Perinçek, "Yassıada'da ülkeyi 10 yıl yönetmiş olan aralarında generallerin ve milletvekillerinin de bulunduğu 400'ün üzerinde sanık yargılandı. İddianame 312 sayfadan ibaretti. MHP davasında 12 Eylül'de 800 sanıklı davada, iddianame 600 sayfayı geçmemiştir. Türkiye'de ne zaman darbe olsa yargılanırım. Beni darbeciler yargılar. Ben de burada onlarla savaşıyorum." ifadelerini kullandı. Uğur Alacakaptan ise, "Perinçek'in psikolojisini kendime de cezaevinde yatmış birisi olarak anlıyorum. Cumhuriyet savcısı makamının yanına beni tayin ederek ne kadar haksızlık ettiğinin de farkında değil. En azından iddiaların özetlenerek kime hangi suçlamanın yapıldığının söylenmesini istiyoruz." dedi.
(Zaman)[/color]