kitapçı

  • 430 Cevap
  • 277779 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı bbetull

  • bbetull
  • *
  • 1591
kitapçı
« : 22 Temmuz 2007, 01:53:11 ÖS 13 »
Kitabın ismi ve kapağı çok hoş.Aklımızda bulunsun bakalım okuyalım inş.

*

Çevrimdışı LaEdri

  • *
  • 1004
    • Blog'um
Kitapçııı
« Yanıtla #1 : 25 Temmuz 2007, 03:07:09 ÖS 15 »
Gündemi nasıl okumalı?
 
ZEYNEP ELİF YAĞMUR

Bir ülkenin ufuk zenginliğini anlamak için o ülkenin gazetelerine, özellikle birinci sayfalarına bakmak kâfidir. Ne kadar iç haber yoğunluğu varsa o kadar iç meselelere odaklanmıştır ülke.
İç haberler, kısır çekişmeler, siyasi polemikler, ideolojik kavgalardan oluşuyorsa durum daha da vahimdir. Çünkü bu tartışmalardan sonuç alınamadığı gibi gelecek adına ülke için doğru planlar da yapılamaz” Bu cümleler Ekrem Dumanlı’nın ‘Kronik Gündemlere Pratik Çözümler’ kitabında yer alan yazılarının çerçevesini oluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan kitapta Ekrem Dumanlı’nın Zaman’ın Yorum sayfasında 2005-2006 yıllarında okurlarıyla paylaştığı gündem yazılarından bir seçki sunuluyor. Tefsir-i Efkâr, Tefsir-i Hâl ve Hasbihâl başlıklı üç bölümden oluşan kitapta yazar, Türkiye’nin yıllardır konuştuğu kronikleşmiş gündemlere dikkat çekip çözüm yolları öneriyor.

Ekrem Dumanlı hayatın içinde, halkın arasında bir gazeteci, köşe yazarı. Yazılarında ne fildişi kuleden sesleniyor ne de sanal gündemlerin tuzağına düşüyor. Fotoğrafın bütününü görmeye çalışırken madalyonun arka yüzüne bakmayı da ihmal etmiyor. Bir çok yazısında sıcak gelişmeleri yakın tarihin ışığında yorumluyor. Mesela ‘Tahrik’ başlıkla yazısında Mersin’deki bayrak yakma kışkırtmasını değerlendirirken, 1955’te Selanik’te patlayan bombaları, Konya mitingi faciasını, Çorum olaylarını hatırlatıyor. Dumanlı, gündem okumalarına dair izlediği yöntem ve tahlille okura bir perspektif de sunmuş oluyor.

Fotoğrafın bütününe bakıyor

Kitabın en hacimli kısmını Tefsir-i Hal başlığında toplanan yazılar oluşturuyor. Bu bölümde Dumanlı’nın, son iki yıl içinde cereyan eden hadiseler üzerine kaleme aldığı yazıları okuyoruz. Semboller, Fanatizm, Tahrik, Bağnazlık, Derin devlet, Bölünme güdüsü, Misyonerlik faaliyetleri makale başlıklarından bazıları. Yazar burada da sıcak tartışma konularının dayattığı küçük parçalardan hareketle değil de fotoğrafın bütününe bakmaya çalışıyor. Söz gelimi, en uzun ve en keskin sürdürülen sembol kavgası olan başörtüsünden hareketle sembollerin toplum hayatında nasıl bir kamplaşmaya yol açtığını örneklerle açıklıyor.

“Bir zamanlar, çok da eski değil 20-25 yıl önce, bu ülkede iki tür insan vardı. Bıyıksızlığın ayıp sayıldığı o günlerde bıyığı ağzına girenler solcu, bıyığı kenarlara taşanlar da sağcıydı. Sırf bıyık yüzünden sopa yiyenler, hatta öldürülenler oldu... Bir ara favoriler moda oldu. L harfini andıran favori bırakmakla Lenin mesajı verildiğine inanılırdı. O yüzden kavgalar verildi.” Bu satırları okurken belki tebessüm ediyoruz fakat Dumanlı, bugün çok saçma gelen bu gruplandırmaların yeni semboller üzerinden sürdüğüne tebdil-i kıyafet ettiğine işaret ediyor: “Bugün de aynen -belki daha şiddetli bir şekilde- sürdürülüyor semboller kavgası. İmam-hatipler dendiğinde saflar ayrışmıyor mu, Kur’an kursu dendiğinde toplum savrulmuyor mu?”

Dumanlı’nın bu bölümde önemle üzerinde durduğu konulardan biri de ülkenin ufkunu karartan bağnazlık ve fanatizm. ‘Öteden beri bu ülkenin en büyük problemi bağnazlıktır’ diyen Dumanlı’ya göre çeşit çeşit bağnazlık var bu ülkede. “Dinî motifler de kullanabiliyor bağnaz, milli temalar da. Kâh sosyal demokrasiyi dilinden düşürmüyor, kâh modernizmi... Laikçi bağnazlık ayrı bir âlem.” Kitabın son bölümündeki yazıları ise bir iç dökümü olarak okuyabiliriz. Dumanlı’nın köşesinde kimi zaman görmeye alışık olduğumuz makalelerden üçü seçilmiş. Sohbet havasında kaleme alınan bu yazılarda Dumanlı okurla dertleşiyor, kalbinden ve ruhundan haberler veriyor.

Kitabı okuyup bitirdiğinizde bu ülkenin niçin milli bir gündeminin olmadığı/ olamadığı, konusunda az çok bir fikre varıyor; siyasi polemiklerin ve ideolojik kavgaların ülkeye ne denli zarar verdiğine şahit oluyorsunuz. 

Sayı: 15
Bölüm: Güncel

*kitapzamanı

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Kitapçııı
« Yanıtla #2 : 13 Ağustos 2007, 08:32:06 ÖS 20 »
İranda Devrim ve Karşı Devrim
Yazar: Asaf Hüseyin
bu kitap hakkında yorum??? ve yayınevi ismi?
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

esedullahmurat

Kitapçııı
« Yanıtla #3 : 14 Ağustos 2007, 09:56:38 ÖÖ 09 »
emredersiniz...

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Kitapçııı
« Yanıtla #4 : 14 Ağustos 2007, 11:29:03 ÖÖ 11 »
bu ricamı emir olarak telakki etmenize tessüf ederim doğrusu
ismini ve yazarını tuttum daha fazla bilgi istedim sadece
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

esedullahmurat

Kitapçııı
« Yanıtla #5 : 15 Ağustos 2007, 01:06:42 ÖÖ 01 »
iranda devrim ve karşı devrim

şarkiyatçı'lar, akademik kuramcılar, devrim aleyhtarı iran'lılar, büyükelçiler ve batı'lı gazeteciler iran islam devrimi'yle ilgili, kapsamı itibariylen sınırlı veya tek taraflı çoksayıda araştırma yapmışlardır. oysa bu çalışmada; devrimi gerçekleştiren insanlar, yani iran'lılar için islamiyet'in  ifade ettiği manayı yansıtan sosyo-siyasi bir analiz, tarihi gerçekleri ve günün olaylarını da dikkate almak suretiyle gerçekleştirilerek, daha önceki çalışmaların sebebiyet verdiği dengesiz değerlendirmelerin giderilmesine çalışılmıştır. islam devrimi'nin anti-emperyalist tavrı süper güçleri alarma geçirmiş, orta doğu ve körfez bölgesinde bulunan güdümlü devletlerle bağlı bulundukları süper güçler arasındaki ilişkileri tehlikeye düşürmüştür. bu sebeple olayları incelerken mukayeseli bir referans çerçevesi verilmiştir. sovyetler'in afganistan'ı işgali, tudeh partisinin çevirdiği dolaplar iran-ırak savaşı, çevik kuvvet ve körfez ülkeleri işbirliği konseyi'nin kurulması; doğrudan doğruya veya dolaylı olarak iran islam devleti'ne karşı alınan tavırlardır. bu ve konuyla ilgili diğer önemli meseleler ele alınıp incelenmiş, islam dirilişin ve süper güçlerin siyasetinin özünün derinliklerine tutulan ışığın altında okuyucunun gerçekleri görüp, kendi değerlendirmesini oluşturmasına yardımcı olunmaya çalışılmıştır.

yazar: Asaf Hüseyin

Tükçesi: Taha Cevdet

pınar yayınları

Asaf Hüseyin kimdir?

bir siyaset sosoyoloğudur. özellikle islam devrimi'nin siyasi dinamikleri ile ilgilemektedir. ABD, ingiltere ve pakistan'da dersler vermiştir. en son çıkan eserleri: mısırda islami hareketler, pakistan ve iran; açıklamalı bir biyografi, (1983) ve islam aleminde siyasi bakış açıları, (1984). pakistan'da bulunan kaid-i azam üniversitesi'nin afrika, kuzey ve güney amerika bölge araştırmaları merkezi, londra'da bulunanislam enstitüsü ve leicester'de bulunan moat community koleji'nin azasıdır.
kitap'tan alıntıdır.

içindekiler

önsöz/9

giriş/13

Birinci Bölüm: Siyasi Yapı/29
Petrol/33
Yabancı Güçler/38
İdeolojiler/44
İslamiyet/48
Meşruti Devrim, (1905-1909) /58
Sömürgeciliğe Karşı Mücadele/60

İkinci Bölüm: Siyasi Sistem/65
Siyasi Kültür/65
Siyasi Liderlik/69
Siyasi Yapılar/76
Siyasi Gruplar/79
Siyasi Politikalar/83
Tarım Politikası/84
Petrol Gelirinin Etkisi/88

Üçüncü Bölüm: İslami Muhalefet/93İslami Meşruiyet/93
İslami Eğitim/101
Medreseler/102
Cami/104
Hüseyniye-i İrşad/108
İslami Birlikler/110
Gizli Gruplar/111
Ha'at-i Mezhebi (Dini Toplantıları) /112
İslam Devrimi'nin İdeolojisi/113
Bir Ayetullah'ın İdeolojisi/115
Tevhidi Boyut/117
Cihad Boyutu/122
Ümmet Boyutu/125
Müstaz'af'in Boyutu/127
İslami Hükümet ve Velayet-i Fakih/130
Rüşenfikr İdeolojisi/134
İslami Liderlik/145
Müçtehidlerin Tevhidi Liderliği/148
Tevhidi Olmayan Ulema/161

Dördüncü Bölüm: Devrimci Mücadele/169
Halkın Seferber Edilmesi/170
Orta Sınıflar/180
Profesyoneller/181
Pazar Esnafı/183
Laik Aydın Sınıf/186
Öğrenciler/188
Monarşiye Karşı Yürütülen Mücadele/190
Halkın Mücahidleri/192
Halkın Fedaileri/195
Sisteme Karşı Devrim/198

Beşinci Bölüm: İslam Cumhuriyeti/211İslami Yapı/221
İslami Anayasa/215
Savunma Kurumları/222
Hizipçilik ve İç Çatışma/234
Başbakan ve Devrim Konseyi/235
Başbakanlık ve İslam Cumhiriyeti Partisi/242
Ulema Arasında Hizipleşme/251

Altıncı Bölüm: Karşı Devrim Çabaları/261
Batı'nın Stratejisi/261
Din Adamlarının Etkisi/266
Hükümet Darbesinin Teşfik Edilmesi/268
Rehineler Krizi/273
Çevik Kuvvet/278
Komünist Strateji/283
Azınlıkların Ayaklanması/287
Afganistan/289
Genel Tehdit/292
Müslüman Stratejisi/293
Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi/301
Türkiye/303
Suudi Arabistan/306
Bahreyn/307
Umman/308
İran Irak Savaşı/310

Sonuç/317
Dipnotlar/327
Bibliyoğrafya/357

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Kitapçııı
« Yanıtla #6 : 15 Ağustos 2007, 10:57:18 ÖÖ 10 »
teşekkür ederim
Allah Razı Olsun
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

esedullahmurat

Kitapçııı
« Yanıtla #7 : 23 Ağustos 2007, 01:01:58 ÖS 13 »
Kavgam



Dünyanın gelmiş geçmiş en kanlı ve en sert diktatörlerinden Adolf Hitler.

Liderliğiyle peşinden binlerce Alman'ı sürükleyen karizmatik bir siyasetçi.

Ancak hayatına kendi elleriyle son vermek zorunda kalan İkinci Dünya Savaşı mağlubu bir önder.

Çok şeyler yapmak istediği hayatında hızla yükseklere tırmanan bir Nasyonel Sosyalist.

Ancak tüm dünyayı karşısına aldığı için hızla gerileyen Nazilerin fikir önderi.

Hayatına yön vereceği ideallerini, politikalarını ve hatıralarını kaleme alarak yazdığı tek kitabı ile milyonlar tarafından okunan bir yazar aynı zamanda.

Şubat 1924'te beş yıl hapis cezasına çarptırılan Hitler, Aralık ayında şartlı tahliye edildi. Ama Landsberg Kalesi'nde geçirdiği bu 'zorunlu' boş zamanlarını değerlendirerek Kavgam'ı (Mein Kampf) yazdı.

Ona göre sadece en kuvvetli insan 'ırkları' (bunların başında Hitler'e göre Ariler gelir) , yani Kuzey Avrupa'nın beyaz halkları bu acımasız ölüm-kalım mücadelesini kazanarak hayatta kalabileceklerdi.

KİTLELERİ ETKİLEYEN KİTAP


İkinci Dünya Savaşı'nın ünlü isimlerinden İngiltere Başbakanı Churchill, anılarında der ki: "-Eğer Hitler'in "Mein Kampf-Kavgam" isimli kitabını ciddiye alarak okumuş olsaydık, İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasına engel olurduk..


Hitler bu eserinde ilerde çizeceği siyasi yolun bir haritasını çizmiştir. Kitabın yazılıp yayınlandığı 1925'lerdeki Almanya ve Avrupa'nın sosyal durumunu, Rusya gerçeğini, kendi ülkesi dışındaki hedeflerini, ve komünizmin bugünkü akibetini, hatta ortaya çıkacak bir Çin gerçeğini çok çarpıcı biçimde belirtmiştir.


Sürek en çok satılanlar arasında bulunan kitap kitleleri etkileyen 10 kitap arasında sayılır.

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Kitapçııı
« Yanıtla #8 : 23 Ağustos 2007, 02:13:03 ÖS 14 »
kavgamı okudum

dünyada da en çok satanlar arasındamıdır bilemem ama, türkiyede en çok satmasının nedeni; yükselen ırkçı eğilimler olduğu gerçeğidir..
insan fıtratında ki sert tarafı ırkdaşı olmayan dindaşına yönlendiren bu tür gayri meşru eğilimlere karşı gereken etkili tavır alınmalı
teşk.murat
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

esedullahmurat

Kitapçııı
« Yanıtla #9 : 23 Ağustos 2007, 02:35:52 ÖS 14 »
serender 2005 yılında ençok satanlar listesindeydi çünkü

"kurtlar vadisi"nin bir bölümde "testere necmi" o kitabı okumuştu...

o sayede satış rekoru kırdı...ırkçılıklan alakası yok..ama bu demek değil

TC de ırçılık yok...

"Türk Milletinin %50 aptaldır" demişti...bir tane dizi daha vardı "bin bir

gece" orda da Jön "bin bir gece" kitabını okuyordu türkiyede satış rekoru kırdı..

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Kitapçııı
« Yanıtla #10 : 23 Ağustos 2007, 02:40:11 ÖS 14 »
ilginç! ben o dizileri bilmem, zaten çok satmasının nedenini yükselen/yükseltilen ırkçılığa bağlamam da benim şahsi yorumumdu..
keşke öyle olsaydı dedim şimdi..
dizi kahramanları bu kadar mı etkin:( üzüldüm şimdi
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

Kitapçııı
« Yanıtla #11 : 26 Ağustos 2007, 01:32:43 ÖS 13 »
İmzanız olan beyit Ziya paşa'nın ve ben o beyiti "Beyaz Gelincik" isimli dizide ailenin halası rolündeki karakter söylediği için biliyorum.

Diziler hayata ciddi tesir ediyor. En muhalif olan kişilerin bile dizi izlediğini biliyorum.
Kendini kendine emanet et,kılına bile zarar gelmez.

Kitapçııı
« Yanıtla #12 : 29 Ağustos 2007, 11:59:29 ÖÖ 11 »
Haram Lokma
yazar: Ahmet Günbay Yildiz

müslüman türk neslinin "Bati BAti.. nidalari arasinda nasil bir batakliga sürüklenmek istendigi eserde acikca anlatilmaktadir.
Islami yasayisa bos verilmesi manevi degerlerin hor görülmesi ve basibos birakilan bir genclik.. Hayattan ve istediklerini bilmeyen dünyaya gelislerinin gayesinden habersiz zavallilar toplulugu. Gencligin böyle yetismesinin sebepleri nelerdir?
onlri böyle bir batakligin icine adeta zorla atanlar kimlerdir? Dini ve milli hasretlerimizi korumak örf ve adetlerimizi nesilden nesile aktarmak kutsal vatan topraklari üzerinde mubarek ezan sesini ebediyyen eksik etmemek yerine, Genlerimizi avrupalilasmak ugruna dininden oldugu kadar milliyetten de uzaklastiran sebepler nelerdir??

Bunlari anlatmaya calismitrir bu roman
okumanizi tavsiye ederim ;)

*

Çevrimdışı LaEdri

  • *
  • 1004
    • Blog'um
İslam'da Zaman Tanzimi
« Yanıtla #13 : 30 Ağustos 2007, 12:19:48 ÖS 12 »
VAKTİ EN İYİ DEĞERLENDİRME ESASLARI

 
(İSLAMDA ZAMAN TANZİMİ)

Yazar : İbrahim CANAN

Yayınevi : Cihan

Baskı : İstanbul / 1988 / 179 shf.
 


“İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler: Sıhhat ve boş vakit”(Hadis-i Şerif)

Hayata atılan bir kimsenin başarılı olmasında onun “zaman”anlayışının büyük önemi vardır. Zaman konusunda araştırma yapan sosyologlar ileri ve geri memleketler arasında zaman kavramının farklı telakki edildiği müşahede edilmiştir. Onlara göre ileri memleketlerde işlerin, önceden, zamana göre tanzimi ve her işin, ona tahsis edilen zaman dilimi içinde yapılması şarttır. Takvime göre hareket, hayatın disipline edilmesi, insan ömrünün azami şekilde verimli kılınması demektir.

KUR'AN'DA ZAMAN

Kuran-ı Kerim üzerinde dikkatleri canlı tutmak için zamanı hatırlatan tabirleri sıkça kullanır. Her çeşit farz, vacip ve nafile namazlar zaman tanzimine de yönelik gayeler taşımaktadır. Bu açıdan, din, amirlerin büyük çoğunluğuyla, insana zamanı azami ölçüde değerlendirmeyi öğretmektedir. Hatta asıl gaye budur denilebilir.

Kur'an'ın Zamanı İfade Şekli:

“Zaman” lugat açısından “uzun veya kısa vakit” anlamına gelir. Kur'an, zaman yerine daha çok vakit kelimesini tercih eder ve kullanır. Bu kelime lugat yönüyle “bir iş için belirlenen zamanın nihayeti”demektir. Kur'an-ı Kerim'de zamanla alakalı gün, hafta, yıl, asır, vakit, saat kelimeleri bir ferd için hangisi daha önemli ise önem miktarı kadar tekrar edilmiştir. Ferd için en ehemmiyetli gün olduğundan Kur'an'da en çok zikredilen “Yevm” yani “Gün” kelimesidir ki 475 defa zikredilmektedir. Kur'an-ı Kerim ilk sayfalarından itibaren, en son sayfalarına kadar, hiç fasıla vermeden, okuyucusuna zaman mefhumunu hatırlatmaktadır.

Arapçada “Leyl”(Gece) kelimesi güneşin batması ile, sabahleyin fecr-i sadık denilen ikinci fecrin doğuşuna geçen zamanı ifade eder. Geri kalan müddette de nehar (gündüz) denir. Kur 'an-ı Kerim'de gündüz (nehar) 57, gece (leyl) 92 kere zikredilir. Gece müddeti, yıllık olarak ele alınınca günün tam yarısı eder. Bu nedenle azami ölçüde değerlendirilmelidir.

Farz namazların mühim gayelerinden biri, Müslüman kimseye, günlük zamanı taksim ve programlama alışkanlığı kazandırmaktadır. Kıyamu'l leyl (gece kalkışı)'e Kur'an-ı Kerim önem vermektedir. Büyük İslam medeniyetlerinin parlama dönemlerini hazırlayanların hayatında gece kalkışı önemli yer tutar. Kıyamu'l leyl Peygamber Efendimiz'e (SAV) farzdı fakat ümmetine nafiledir. Bu sünnet Kur'an-ı Kerim'in emridir. “Rabbin adını sabah-akşam an (zikret). Geceleyin O'na secde et. O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.” (İnsan 26). “Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetinden dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu?” (Zümer 9). Fakat daha sonra (8 ayda 10 yıl arasında değişen bir müddet sonra geldiği belirtilir). Kur'an-ı Kerim'de gece kalkışıyla alakalı hafifletmeler ifade edilmiştir. Hastalar, cihada çıkanlar gibi mazeretliler muaf tutulmuştur. Gece kalkılacak müddet enaz gecenin dörtte biri, en fazla dörtte üçü olarak belirtilmiştir. Bu farklılık gecenin uzunluğundan dolayıdır. Kıyamu'l leyl öncelikle ibadet yani namaz ve tilavet-i Kur'an içindir. İlimle de meşgul olunabilir. Kıyamu'l leyli Kur'an-ı Kerim'de gece kelimesinin gündüz kelimesinden çok zikredilmesi ve bu emrin Pegamber Efendimize (SAV)'e peygamberliğinin ilk yıllarında verilmesi önemli kılmaktadır.

 

ZAMANLA İLGİLİ TELAKKİ VE TEDBİRLER

Vicdani tedbirleri almaya telakki diyoruz. İnsanın yaşadığının şuuruna erebilmesi için, ömrünün her gününü aynı tarzda geçirmemelidir. Bazı aylar, bazı saatler diğerlerine nazaran farklı olmalıdır. Dinimizdeki mübarek aylar ve günlerle bu sağlanmaktadır. Bu farklı değerdeki aylar, günler sayesinde insanda hasıl olabilecek monotonluk kırılmaktadır. Ahirete inanan, her gününden, her saatinden hesap vermenin endişesini vicdanının derinliklerinde duyan bir kimse için zaman değerlendirmede mühim bir telakki, ömrünü içinde bulunduğu gün bilmesidir. Birçok fenalıkların kaynağı tül-i emel denilen uzun yaşama vehmi kabul edilmiştir.

İslam dini günlük zamanı üç ana maksada uygun olarak programa bağlamamızı emreder;

1- İbadet

2- Rızkın Kazanılması

3- Hayatımızı murakabe ve tefekkür

 

PEYGAMBERİMİZİN HAYATINDA ZAMAN TANZİMİ

Peygamber Efendimiz (SAV) günlere göre haftalık, vakitlere göre günlük programlara tabi kılmıştır. Peygamber Efendimiz haftalık belli günlerde aynı işleri yapmaktadır. Günlük ise muvakkat işler ki bunlar önceden programlanmaksızın zuhur eden işlerdir. Bir heyetin kabulü, bir yabancının müracaatı , bir ihtiyacın zuhuru gibi. Bunlar imkan nisbetinde tanzime çalışılmıştır. Mutad işlerse aynı günlerde aynı vakitlerde yapılmaktadır. Her işe belli müddet vardır. O iş hergün aynı müddet içinde tamamlanmaktadır.

 

İSLAMDA TATİL VE İSTİRAHAT

Tatil kelimesi boş vakit anlamında kullanılacaktır. İslam tamamen boş geçirilecek bir vakit tanımaz. Kur'an-ı Kerim'de bize meşguliyetin değiştirilmesi suretiyle dinlenme elde edileceğine işaret edilmektedir. Buna bir nevi “çalışarak dinlenme” diyebiliriz. Müslümanlar, Yahudiler Hrıstiyanlar gibi tamamen “işsiz” geçirilecek bir haftalık tatil anlayışından uzak olmalıdır. Eğlencede şehvet duyma ve fitne çıkarma ihtimali halinde, nazarın haram olduğunda ittifak vardır.

“İslam boş zaman kabul etmez.” derken istirahatı reddeder manası çıkarılmamalıdır. Kur'an-ı Kerim'de en iyi dinlenmenin kişinin kendi evinde uyku ile olacağı beyan edilmiştir.

“Size geceyi örtü, uykuyu dinlenme (vasıtası), gündüzü de çalışma zamanı yapan Allah'tır.” (Furkan 25).

“Allah sizin için meskenlerinizi huzur ve sükun yeri kıldı.” (Nahl 16).

Yasak oyun ve eğlenceler; kumar oyunları, hayvanlarla oynamak, içkili, çalgılı, kadınlı eğlencelerdir. Bazı oyunların faydalılık yani cihada hazırlık yönü galebe çalar. Bu yüzden HzPeygamber (SAV) onları ısrarla teşvik etmiştir. Bu gruba yüzme, atma, binme, koşma ve güreş girer.

Meşru eğlence fırsatları ise çeşitli merasimler, ziyafetler (sünnet, doğum, seferden dönüş, yeni meskene girme, musibetten kurtulma) ve düğünlerdir.

 

İSLAM ALİMLERİNDE ZAMAN ENDİŞESİ

İslam alimlerinin zaman konusundaki müşterek telakkileri şöyledir: “Geçmiş zaman elden çıkmıştır, gelecek ise henüz gaybdadır, öyleyse mevcut olan senin içinde bulunduğun şu andır.” İslam alimleri yemek zaman, insanlarla münasebet, her an meşguliyet, son nefese kadar gayret ilişkisine vermiştir. Yemek-zaman ilişkisini minimum azaltmak için, ufalayıp tirit şeklinde ekmek yemekle, normal ekmek yemek arasındaki farkı bile hesaplamışlardır. Davut et-Tai bu zamanda 50 ayet okunacak kadar fark olduğunu tespit etmiştir. İmam Ebu Yusuf ise son nefesine kadar ilmi meşguliyette bulunmuştur.

SONUÇ:

Herşey imanda düğümlenmektedir. Bu sebeple, dinimiz kuru iman ve tatbikatı olmayan ilme itibar etmemiştir. Tatbikatı olmayan ilme “faydasız ilim” demiştir. Gençliğin daha sağlıklı, daha verimli kılınması için zamanla ilgili bazı prensipler şunlardır.

1- Gençliğe zaman şuuru verilmelidir.

2- Yıllık, aylık, haftalık, günlük planlar yapma, bu planlara uyma.

3- Gecenin değerlendirilmesi ayrı bir mesele olarak ele alınmalı, uyku miktarı iyice öğretilmelidir.

4- Devlet, yaş safhalarına göre kazandırılması gereken telakki ve alışkanlıkları tesbit etmelidir.

5- Devlet ve ebeveyn gençlik devresi üzerinde dikkatle durmalı, problemleri tesbit edip ısrarla üzerine gitmelidir

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5131
    • depo
Kitapçııı
« Yanıtla #14 : 29 Eylül 2007, 12:19:33 ÖÖ 00 »

arkadaşlar malum ramazan ayı kuran ayı
ramazan ayı kitap ayı

fuarlar da var. yeni aldığınız okuduğunuz kitapları bizlerle de paylaşın lütfen.
zira kitap bölümümüzü pasif gördüm. şu örümcek ağlarını temizleyelim  :D