Sekerat...

  • 6 Cevap
  • 5483 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

pambuli

Sekerat...
« : 24 Mart 2008, 06:32:58 ÖS 18 »
Lezzetleri Yok Eden Ölümü Tanımak…..



Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (AL-İ İMRAN SURESİ / 185)



Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu, Allah'tandır" derler; onlara bir kötülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki: "Tümü Allah'tandır." Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiç bir sözü anlamaya çalışmıyorlar? (NİSA SURESİ / 78)



Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkâr edenlerin

canlarını alırken görmelisin. (ENFAL SURESİ / 50)



"De ki: Haberiniz olsun ki, o önünden kaçıp durmakta olduğunuz ölüm, (günün birinde aniden) mutlaka size gelip kavuşacaktır. Sonra gizli ve açık bütün şeyleri bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size neler yaptığınızı bir bir haber verecektir." (Cuma; 8 )



Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiç bir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (EN'AM SURESİ / 93)



Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA SURESİ / 35)



Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. (MÜNAFİKUN SURESİ / 10)

O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (MÜLK SURESİ / 2)

Unutmayalım! insanın dünyada yaşadığı hayatın her anının hesabını vereceği o büyük gün mutlaka gelecektir. Ölüm, dünya hayatının tüm güzelliklerinin son bulduğu bir andır.

Bu konuda Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

"Ölümün mü'mine verdiği acı ve ızdırabın şiddeti, üç yüz kılıç darbesinin ızdırap şiddetine eşittir." (İbn Ebi'd-Dünya)

Bir gün Hz. Ömer (R.A) Ka’b (R.A)’a “Ey Kaab, bize, biraz ölümden söz et.” deyince, Ka’b şunları söylemiştir: “Ölüm, insan oğlunun içine sokulmuş bir diken ağacına benzer. Bu ağacın her dikenli ucu, adamın damarlarından birine batmıştır. Bir süre sonra çok kuvvetli bir insanın o ağacı geri çektiğini düşün! Ağaç geri çekilince kopardığını koparır ve bıraktığını da bırakır.”

ÖLÜM ACISI

Allah-u Zülcelal, Hz. Musa (A.S)'nın ruhunu kabzettiği vakit ona: “Ölüm acısını nasıl buldun?” diye sorduğunda Musa (A.S) şöyle cevap verdi: 'Tavada kaynatılan kuş gibi; uçamaz ki kurtulsun, ölemez ki rahat etsin.' Başka bir rivayette ise: 'Canlı canlı kasabın elinde derisi yüzülen koyun gibi.' ” demiştir.

Şöyle denilmiştir: “İyilerin ruhu hamurdan kıl çekmek gibi, kötülerin ruhu ise diken ağacından tülbent çekmek gibi çekilir.”

Birinci olayda ruh yara almaz. İkinci olayda ise, yara alır ve delik deşik olmuş bir hale gelir. Aldığı bu yaralar kabir hayatı boyunca da ona azap çektirirler. Ruhu çekilmekte olan bir adam duyduğu acıyı şöyle terif etmiştir: “Gökler üstüme çökmüştür. Vücudum iğne deliğinden geçiyor gibidir.”

Hz. Ka'b şöyle demiştir: “Ruhun çekilmesi olayında sanki her tarafı dikenli bir çubuk hastanın ağzından içine sokulur ve dikenli dallar onun damarlarına yayılırlar. Daha sonra da kuvvetli bir adam bu çubuğu çekip çıkarır.”

Ruhun çekilmesi sırasında ölüm meleği de görülür. Bu melek, ölenin itikat ve amellerine göre değişik surette gelir.

Rivayete göre İbrahim (A.S) ölüm meleğine: “Bana kötü insanların ruhunu aldığın surette görün.” dedi. Melek: “Sen bu sureti görmeye dayanamazsın.” dedi ise de İbrahim (A.S.) ısrar ederek: “Dayanırım.” dedi. Azrail (A.S.): “Yönünü dön.” buyurdu. İbrahim (A.S.) döndü ve Azrail (A.S.)' i görünce, onu kapkara, saçı sakalı karışmış, pis pis kokar, siyah elbiseli, ağız ve burun deliklerinden ateş ve dumanlar fışkırır vaziyette gördü. Buna dayanamayarak düşüp bayıldı. Ayılınca Azrail (A.S.)' i eski suretinde gördü ve ona: “Bir günahkara, senin suratını görmek yeter. Başka bir azap ile karşılaşmasa da senin o suratın azap bakımından onun için yeterlidir.” dedi. İbrahim (A.S) bu sefer: “Bana iyilerin ruhlarını aldığın surette görün.” dedi ve meleği güzel bir surette görünce de: “İyiler için mükafat olarak seni bu surette görmeleri yeterlidir.” demiştir.

İşte asilerin karşılaşacağı ve itaat edenlerin kurtuldukları zorluklar bunlardır. Allah-u Zülcelal' e itaat edenler Azrail (A.S)' i en güzel surette görürler. Amel defterlerinin kapatıldığı son anda, ölenin amelini yazan iki melek de ona görünürler. Ölen iyi kimse ise melekler ona: “Allah-u Zülcelal seni hayırla mükafatlandırsın. Sen bizi salih ameller yazmakla meşgul ve mutlu ettin.” derler. O kötü kimse ise, melekler ona: “Allah-u Zülcelal seni şerle cezalan-dırsın. Sen bizi kötü şeyler ve günahlar yazmakla meşgul ve mutsuz ettin.” derler.

Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

“Biriniz ni'met ve azap göreceğini öğrenmedikçe ve cennet ya da cehennemdeki yerini seyretmedikçe ölmez.” (İbn Ebi'd-Dünya)

Bir kimsenin kendisini ölüm sekeratından selametli bir şekilde muhafaza edebilmesi, o vakit gelip çatmadan önce, Allah-u Zülcelal’ in emir ve nehylerini yerine getirmeye gayret ederse, inşallah rahat ve güzel bir şekilde bu dünyadan ayrılır. Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“O kimseler ki, melekler onların ruhunu rahat ve hoş bir şekilde alırlar.” (Nahl; 32)

* Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, (27)
* Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. (28)
* Artık kullarımın arasına gir. (29)
* Cennetime gir. (30)



Buyrun nasıl bir ölümle ölmek istiyorsanız siz tercih edin…..!!!

Ynt: Sekerat...
« Yanıtla #1 : 29 Mart 2008, 06:45:50 ÖS 18 »
Kur'an 'da Allah bir çok ayette ben yerine biz demiştir neden ? Açıklarmısınız şimdiden teşekkürler

*

Çevrimdışı serzeniş_

  • zemheri
  • ****
  • 597
  • "Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"
    • zemheri
Ynt: Sekerat...
« Yanıtla #2 : 29 Mart 2008, 07:08:50 ÖS 19 »
Kur'an 'da Allah bir çok ayette ben yerine biz demiştir neden ? Açıklarmısınız şimdiden teşekkürler

evet ben dediği ayetlerde vardır biz dediği ayetlerde...birkere biz derken çoğul eki olarak algılamamak lazım...herşeyi türkçedeki manasına göre bakıp algılamak hele ki kurandaki ayetleri o şekilde algılamak büyük hata olur..kelimenin zahirinden çok ne manalara geldiğini anlamak gerekiyor bu konuda..burdaki biz kelimesi nun azamet denir..yani azamet nunu..ALLAH cc. azametini bu şekilde ifade ediyor..ayrıca ALLAH cc. biz dediği ifadelere baktığımızda örneğin BİZ İNSANI  Biz İnsanı yarattık derken ALLAH c.c insanı anne babayla yaratmıştır.Anne baba vasıtasıyla yaratmıştır.Ve bu şekilde arada bi vasıta bulunmuştur.
Biz kuranı-i indirdik.Diyor.
Bir vahiy melegi olarak cebrail a.s burada kullanılmıştır.Demekki ALLAH c.c sebebleri kullandıgı vasıtaları kullandıgı yerde biz demiştir.Ama bu hicbir şekilde cogul anlamında biz deildir.Haşa ALLAH c.c melekleri kendine yardımcı edinmiş deildir.Ve İnsanı yarattığında anne baba yaratmakta pay sahibi deildir.ama vasıta olarak onlarda bulunmaktadır.Bu gibi yerlerde biz kullanılmıştır...

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5153
    • depo
Ynt: Sekerat...
« Yanıtla #3 : 29 Mart 2008, 09:06:51 ÖS 21 »
Bazı Kuran ayetlerinde neden biz ifadesinin kullanıldığı tam olarak anlaşılamadığından bu konu bir takım soruları beraberinde getirmektedir. Bu konu şu şekilde ele alınabilir. Kuran’da Allah kendisi için birinci çoğul şahıs olarak “Biz” ifadesini de, birinci tekil şahıs olarak “Ben” ifadesini de kullanır. Bu Arapçanın dil özelliğinden kaynaklanır. Arapçada ve başka bazı dillerde de azamet, yücelik ifadesi olarak bazen bir kişi kendisi için birinci çoğul şahıs olarak “Biz” ifadesini kullanır. Nitekim gerek Türkçemizde, gerek başka dillerde karşımızda tekil şahıs varken yücelik, saygı ifadesi olarak ikinci tekil şahıs olan “Sen” yerine “Siz” demekteyiz. Türkçede tekil olarak yaptıklarımız için de bazen birinci çoğul olarak “Biz” ifadesini kullanırız, fakat bu karşımızdaki tekil şahıs için çoğul olan “Siz” ifadesini kullanmamız kadar yaygın değildir.

Kısacası, Allah tevazu yapmaz, tevazu insanlara yaraşır, Allah için değildir. Allah azametini, yüceliğini, saygınlığını belirtmek için bu ifadeyi kullanır. Kuran Arapça inmiş bir kitaptır, bu yüzden Kuran’da Arapça dil özellikleri, Arapça deyimler bulunur. Allah’ın tekliği tüm Kuran’ın en temel mesajıdır ve Kuran’ın yüzlerce ayetiyle apaçıktır.

Bir noktayı daha belirtmekte fayda vardır. Kuran’da Allah kendisinden birinci şahıs olarak bahsederken hem tekil “Ben” ifadesini, hem azamet, yücelik, saygınlık belirtisi olarak çoğul olan “Biz” ifadesini kullanır. Fakat Allah’tan ikinci şahıs olarak bahsedildiğinde hep ikinci tekil “Sen” ifadesi geçer, hiçbir zaman ikinci çoğul olarak “Siz” ifadesi geçmez veya Allah’tan üçüncü şahıs olarak bahsedildiğinde hep üçüncü tekil “O” ifadesi geçer, hiçbir zaman üçüncü çoğul “Onlar” ifadesi kullanılmaz. Oysa Kuran’da binlerce defa Allah’tan ikinci veya üçüncü şahıs olarak bahsedilmiştir, bunların biri bile ikinci çoğul veya üçüncü çoğul şahıs değildir. Bu da başta dediğimiz gibi; bu ifadenin Arapçanın dil özelliğinden olduğunu gösterir.


KAYNAK

Ynt: Sekerat...
« Yanıtla #4 : 31 Mart 2008, 03:44:41 ÖS 15 »
BU KONUDA YAPTIĞIM ÇALIŞMALARIMDAN  ELDE ETTİĞİM SONUÇLAR AŞAGIDAKİ GİBİDİR.

Yüce allahımız kendi kitabı olan kuranı kerimde ayetlerinin büyük bölümünde biz ifadesini kullanır. Ben ifadesini de kullanmaktadır. Biz dediğinde bu ifade ne anlama gelmektedir ? Ayetlerin bir çoğunda kullanılan biz kelimesi kendisi ile birlikte kullandığı vasıtaları araçları  ifade etmektedir. Bu vasıta ve araçlar melekler olduğu gibi insan da olabilmektedir. Allahın ordusu insanlardan da meleklerden de hatta hayvanlardan da ( Ebabil kuşları ) olabilir bütün bunları ancak o seçer ve bu emrini onlara yaptırır..

Kehf Sûresi'nin 60-82. âyetlerine dikkat etmişseniz musa peygamber ile Hızır kulunun geçtiği tartışma ve diyaloğtan hızırın olayları kendi başına değil bütün bu olanları Allahın emri ile işlediğini anlatılmaktadır dolayısıyla bu olayları biz olarak nitelerken aslında kendisi bizzat Allah yapmaktadır

Şöyle ki, emir Allahtan çıkar ve bu emir Allahın isteği ile Allahın emrinde olan meleklere iletilir. Melekler,  Allahın emri ile ona isyan etmeksizin Allaha  itaat etmekle görevlidirler. Yani bir bakıma şöyle düşünebiliriz. Melekler Allahın kullandığı ellerdir. Nasıl ki, biz bize ait olan ellerimizi kendi istek ve iradelerimize göre yönlendirebiliyorsak ve bu ellerimiz bize kesin itaat ediyorsa ve onları kullanarak her istediğimizi yaptırabiliyorsak, melekler de aynen öyledir. Kendi başlarına şuur sahibi fakat Allahın emrinden dışarı çıkmayan Allahın her emrini yerine getirmekle görevli meleklerin yaptığı her eylem kuran da biz olarak adlandırılır.

 Yani Kuran biz derken başta Allah olmak üzere, bu eyleme katılan meleklerini de ifade eder, biz kelimesinden onlara da pay verilir Ama asıl ve gerçek olan biz ile ben arasında hiç önemli farkın bulunmamasıdır. Çünkü asıl irade, emir  ve dilek Allaha ait olamaktadır. Ben dediğinde ise artık yalnız o anlaşılır. Yani kullandığı sebeb ve araçlar olmaksızın yalnız kendisini ifade eder

Yasin 82 : Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: 'Ol' demesidir; o da hemen oluverir ( Araç ve vasıtalar ve sebebler kullanılarak ona itaat ederler ve bu hüküm aynen eksiksiz yerine getirilir)

Kuran ayetlerinde, kullanılan biz ifadesi doğrudan doğruya ben ifadesininin karşılığı da olabilmektedir. Yani Allah bu ben kelimesinden kendi  meleklerini devre dışı bırakmıştır. Doğrudan kendisi anlaşılmaktadır. Şimdi bunları kanıtlayan şu ayetlere bakalım

Biz = Biz anlamına gelen ayetler


ENFAL 17: Siz savaşta onları kendi kuvvetinizle öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü (Ey Resulüm) Attığın vakit sen atmadın, lâkin Allah attı. Ve bunu, Allah müminleri güzel bir imtihana tâbi tutmak için yaptı. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitir ve bilir.
 (Enfal 17 ayetinin yorumuna baktığımızda o atışın dış görünüşü senin idi, ama sonuçlarını ve etkisini sen yapmadın ve lâkin Allah attı. Zira sana at! emrini veren O idi, o attığın şeyi hedefine isabet ettiren, gayesine erdiren ve düşmanı bozguna uğratıp, sizi tepesine bindiren ve galip getiren O idi. )

BU ayetten anlaşılacağı gibi kafirleri  öldürme işleminde Allah müminlerin ellerini kullanmıştır. Asıl onları öldüren Allah olmuştur. Allah onları müminlerin elleriyle öldürmüştür. Attığın zamanda sen atmadın yine Allah atmıştır fakat seni bir sebeb bir vasıta olarak kılmıştır. Şimdi bu ayetlere bakarak Allah dese ki biz attık , biz öldürdük dediğinde işte bu anlam anlaşılacaktır. Yani Başta Allah ve kullandığı sebeb ve vasıtaları…

Tevbe 14, 15.
Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin…………..İşte bu açık ve net ayettende anlaşılıyor ki, Allahın inkarcılara azabı müminlerin eliyle olmasını dilemiştir ve Allahın müminlere yardım edeceği söyleniyor

Ben= Ben ayetine örnek,

ENFAL 12- Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalplerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse  vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarınaMeleklere emir var ve bir işin sonlaması isteniyor ve üstelik ol emri de verilmiş, bu emre itaat edenler melekler olduğu halde asıl korkuyu salan Ben= Allahtır ki bu ayette Bizzat kendisi amansız korku salacağım diyor. Yani hiçbir araç ve vesile kullanmadan bunu kendim yapacağım diyor

Biz= Ben ayetine örnek

SECDE 13: Eğer dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: 'Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (inkâr edenlerle) tamamıyla dolduracağım.
'.

 Eğer dilemiş olsaydım her nefse kendi hidayetini verirdim anlamındadır Yani hidayeti veren yalnız allahtır, rabbimiin sözünde de aracısız kendisi olduğu anlaşılıyor. Dolduracağım ile dolduracağız arasında bir fark yoktur Biz burada bene işaret eder yani Allaha

FURKAN 35 :Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık

FURKAN 36. Onlara “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Sonra da o topluluğu yerle bir ettik

Dikkat edin her iki ayete hem 35 hem de 36. ayetlerde Biz kelimesi geçer

Neml 8,9,10,11,12 ayetlerinde Musa peygamberin ve Allahın doğrudan ( Aracısız ) birbirleriyle Konuştuğu bir konuşma geçiyor

KASAS 30,31-Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ tarafından bir ağaçtan:-Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım! ”Değneğini yere at“, diye ses geldi. Değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı.-Ey Musa, gel, korkma, sen güven içindesin

KASAS 34: Musa: "Rabbim! Doğrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni öldürmelerinden korkarım. Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarından korkarım" dedi
KASAS 35 : Allah buyurdu: Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, ayetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erişemiyecekler. Siz ve size tabi olanlar üstün geleceksiniz( Biz= Biz ifadesi vardır )

Neml-8: Musa, ateş gördüğü yere geldiğinde şöyle bir ses duydu: Gerek ateşin yanındakiler ve gerekse çevresinde bulunanlar kutsanmıştır. Tüm varlıkların Rabb'ı olan Allah her türlü noksanlıklardan münezzehtir.

Neml-9:- Ya Musa Kesin olarak bil ki, ben üstün iradeli ve her işi yerinde olan Allah'ım( Ben= Ben )

Neml-10:- Elindeki değneği yere at. Musa yere düşen değneğin yılan gibi kıvrılıp yürüdüğünü görünce geriye döndü ve arkasına bakmadan kaçmaya başladı. Bu sırada şöyle bir ses duydu "Ya Musa korkma! Çünkü Peygamberler benim huzurumdayken korkuya kapılmazlar( Ben= Ben )


ŞUARA 10: Hani Rabbin, Musa'ya seslenmişti: 'Zulmetmekte olan kavme git
FURKAN 36. Onlara “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Sonra da o topluluğu yerle bir ettik

(Şura 10 ayeti ile Furkan 36 ayetlerine dikkat ettiniz mi ? Birinde biz kelimesi varken diğerinde ben ifadesi yani rabbin  musaya seslendi (aracısız ve vasıtasız ) ifadesi var.

Çok dikkat edilirse ayrı sure ve ayrı ayetlerde aynı olay iki farklı hitap ile ifade edilmiştir. Burada kullanılan Biz ifadesi gidin dedik ifadesi, doğrudan doğruya Allahın kendisine ait olan ben kelimesinin karşılığıdır

..
Şuara 13- Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun'a da peygamberlik görevi ver.
Şuara 14- Hem onların bana isnat ettikleri bir suç var, bu gerekçe ile beni öldürürler diye korkuyorum


Şuara 15. Allah buyurdu ki: Asla! İkiniz de âyetlerimizle gidin. Biz sizinle beraberiz ve herşeyi işitmekteyiz
Şuara 16: Allah dedi: Haydi Firavun'a gidip deyin ki,  Gerçekten biz, alemlerin Rabbi'nin elçisiyiz

Furakan 35 ayeti ile ( BİZ ) ile şuara 15, 16 yı karşılaştırdınız mı Ne anlama geldi ? Demek ki, Furkan 35 te kullanılan biz ifadesi ile şuara 15 ve 16 ayetlerinde bizzat Allahın konuşması ile ben olduğu anlaşılıyor ayrıca biz her şeyi işitmekteyiz derkende Biz= Bize de vurgu vardır yani hem ben hemde görevli meleklerim duyar işitir ve yazıcılarda yazar

Ben= Ben olarak anlaşılan  ayet örneği

Zariyat 57: Ben, onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup-beslemelerini de istemiyorum.

AYETLERİ ARAŞTIRARAK YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM

Ynt: Sekerat...
« Yanıtla #5 : 01 Nisan 2008, 07:08:56 ÖS 19 »
BİZ=BİZ AYETLERİNE ÖRNEK ( Başta Allahın kendisi ve bu iş için görevli kıldığı melek veya diğer yarattıkları )

ANKEBUT- 29- "Sizler, kadınları bırakıp erkek-erkeğe cinsel ilişkide bulunuyor, kervanların yolunu kesiyor ve aranızda düzenlediğiniz toplantılarda o çirkin eylemi işliyorsunuz. Öyle mi?" Soydaşlarının tek cevabı "Eğer doğru söylüyorsan, Allah'ın azabını başımıza getir bakalım " demeleri oldu.( Kimin azabı gelmesi isteniyor ? ALLAH, Peki Allah bu azabı nasıl verecek ?)

ŞUARA- 169- "Ya Rabbi, beni ve ailemi bunların sapık davranışlarının yaygın cezasından kurtar. "
Yüce Allah da Elçisinin duasını kabul buyurmaktadır:
170- Biz de Lut'u ve ailesini kurtardık

ANKEBUT_30- Lut dedi ki; "Rabb'im, şu bozgunculara karşı bana yardım et. "( Lut ALLAHTAN yardım istiyor )

31- Elçilerimiz İbrahim'e oğlu olacağına ilişkin müjde ile geldiklerinde "Biz şu kentin halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zalimdir" dediler.( Dikkat edin burada Biz kelimesini kullanan meleklerdir )

32- İbrahim "Ama orada Lût var" deyince, elçiler şöyle dediler: "Biz orada kimlerin olduğunu herkesten iyi biliyoruz. Lût'u ve yakınlarını kurtaracağız. Yalnız eşi orada kalarak azaba çarpılanlardan olacaktır.

( Lutu kurtaracağız demek, Allahın emri ile bu olay için görevli oldukları anlaşılmaktadır. Yani Allah onlara öyle emir vermiş ki, bu emirde hangi saat olacağı kimlerin helak olacağı ayrı ayrı bildirilmiş ve bu iş proğramlanmıştır )

33- Elçilerimiz yanına varınca Lût'un canı sıkıldı, gelişleri yüzünden telaşa kapıldı. Bunun üzerine elçilerimiz ona dediler ki; "Korkma, tasalanma. Biz seni ve yakınlarını kurtaracağız. Yalnız eşin geride kalıp azaba çarpılanlardan olacaktır. "( Kurtaracak olan kim ? Allahtır fakat burada görevli olan meleklerin ifadesinde de biz kurtaracağız yani Allah bize böyle bir emir verdi ve biz bu emri uygulayacağız )

34- "Biz bu kent halkının iğrenç sapıklığı yüzünden başlarına gökten ağır bir azap yağdıracağız. "( Allahın gücü ve kudreti ile ol emrinin bir  sonucu olarak bu iş vaktinde gerçekleşecektir. Allah meleklerini bu iş için gücü ve kuvveti  ile yetkilendirmiştir)

35- Biz o yıkık kentten, geriye düşünen kimselerin ders çıkarmalarına yarayacak belirgin izler bıraktık.( Kim bıraktı BİZ , Biz kim ? Allah ve onun görevli kıldığı melekleridir )

SAFFAT-134,135,136: Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık, Sonra diğerlerini yok ettik.

 ( KİM YAPTI ? Biz yaptık. Başta Allah olmak üzere Allahın emir verdiği ve bu iş için görevli kıldığı meleklerin hepsi )

BİZ=BEN ayetine örnek ( Yalnız ve yalnız Allahın kendisi anlaşılıyor, tekil ifade yalnız Allahın kendisi var, buradaki biz ifadesi kendisini yüceltmek manasındadır )

SAFFAT-171- And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir

Peygamber kullarımız biz ile başlayan ayet olduğu halde burada anlam benim peygamberler lullarımdır•

172-Mutlaka kendilerine yardım edilecektir. •

173- Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur.( Allahın ordusudur )


BEN=BEN Ayetine örnek

YASİN- 60- "Ey insanoğulları, size and vermedim mi?" Şeytana tapmayın o sizin apaçık düşmanınızdır.

61- "Bana tapın doğru yol budur. " ( Yalnız kendisine hitap var. Meleklerini ortaya koymuyor Yani yalnız bize tapın diye bir ifade kullanmıyor zaten böyle bir ifade de olamaz

Ynt: Sekerat...
« Yanıtla #6 : 20 Nisan 2008, 06:24:46 ÖS 18 »
BAKARA 36: Şeytansa oradan onların ayaklarını kaydırdı, onları bulundukları makamdan çıkarıverdi. Dedik ki: Bazınız, bazınıza düşman olarak inin buradan. Bir zamana kadar yeryüzünde oturmanız, oradan rızıklanmanız mukadder

(Dedik ki, Allah ve görevli melekleri BİZ=BİZ)

BİZ=BEN= ayetine çarpıcı örnek de bakara 38. ayetidir bakın

BAKARA 38: Dedik ki: “İnin oradan(cennetten ) hepiniz! Artık ne zaman Ben'den size doğru yolu gösteren rehber gelir de kim ona uyarsa, onlara hiç bir korku olmayacak, hiç üzülmeyecekler de

Kim dedi ? Dedik ki, yani BİZ ( Allah ve bu iş için onun görevli kıldığı melekleri)
Kimden rehber gelecek ?  Benden;Yalnız Allahtan ( Burada biz yoktur yalnız Allahın kendisi vardır Yani Ben=Ben

BAKARA 84: Kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye sizden söz almıştık, sonra bunu böylece kabul etmiştiniz, buna siz şahidsiniz.

Kim kime söz vermiş ? Kim söz vermiş ? İsrailoğullarıKime söz vermişler? Bize=Ben ( Bana=Allaha=Bize) Yani Allaha ve onun görevli kıldığı musa peygamberine söz verdikleri anlamında söz almıştık ifadesi kullanılmıştır

FATIR 36: İnkâr edenlere gelince, onlara cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden biraz azab da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.( Kim cezalandırır ? Biz=Biz ( Allah ve onun görevlendirdiği melekleri)

FATIR 37: Orada; "Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim" diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: "Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz.
" Orada; "Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim" diye bağrışırlar.

? Rableri olan Allaha

Onlara söz söyleyen cevab veren kimdir ? Allahtır fakat bu Allahın sözü ve bu cevabı onun  melekleri cehennemdekilere iletildiğinden deriz denmiştir

KİTABI KİM İNDİRDİ ?

NİSA 105: Biz sana kitabı, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye bir gerçek olarak indirdik, hainleri savunma.
( Allah indirdi, indirdik demesindeki anlam çoğul anlam içerir. İndirme işlemini vahiyle görevli kıldığı melekle olduğunu söylemektedir )

ALİ İMRAN 7: Sana Kitabı indiren O'dur. ( Allahtır, Allah bu indirme olayında meleklerini de vasıta olarak kullanmıştır )

BAKARA 97: De ki: Kim Cibril'e düşmansa iyi bilsin ki o, Allah'ın izniyle evvelce inen kitapların doğruluğunu bildiren, inananlara doğru yolu gösteren ve bir müjdeci olan Kur'an'ı, senin kalbine indirmiştir( Kitabı indiren Cebrail as olmuştur. Fakat bu indirme Allahın emri ile gerçekleşmiş olduğundan cebrail burada bir vasıta durumundadır. Kitabı Asıl indiren Allah olmuştur )

BAKARA 99: Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. Onlara, ancak kötü işlerde bulunanlar kafir olur

BAKARA 119: Şüphe yok ki biz, seni dosdoğru bir müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik, zaten sen, o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

NİSA 31: Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokarız
(BİZ, Allah ve onun vasıta kılacağı melekleri ile)

NİSA 82: Peygambere itaat eden, gerçekten de Allah'a itaat etmiştir, yüz çevirene gelince; zaten biz seni onları korumak için göndermedik ki
( İŞTE BU AYETTE DE BİZ=BİZ Allah ile peygamberi örnek gösterilmiştir. Peygambere itaatın bize itaat olacağı yani Allaha itaat olacağı vurgulanmıştır )

YASİN 36: Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayıp yazmışızdır

Evet son ayetinde yorumunu size bırakayım. İsa peygamberin ölüyü Allahın izni ve emri ile nasıl diriltiğini de unutmayalım