Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü

  • 157 Cevap
  • 82837 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #15 : 04 Şubat 2008, 11:38:30 ÖS 23 »
Hani muhalif durmuyum diyorum ama ...
Hani iyimserde olmaya başladım gözlerde ama ..
Yani susmakta çare degilki ...
Hakaret etmeyi marifet sayanlar hakarete ugradıklarında muhattaplarına vay be ne marifetli adammış derlermi acaba diye hep merak etmişimdir ...
Bir ikinci anayası kendine sundurenlere itiraz eden zihniyet ...
Anayasada farz ararsa bu durumun adı ne olur ??
Farkı yokturki bu iki eylemin ..
Anayasayı inancına göre yorumlamanın iyide olmaz kötüsüde ...
Sonuçta anayasayı inançına göre şekillendirmiş olursun ..
baktıgın taraf neresiyse sana sevimli yada çirkin gelir ...
Sözlerinde döner dolaşır seni bulur ...
Düştügün çelişkiyede birileri takkiye der ...
Sonrada bana muhalif ve iyimser ...
Neyse napalım hayat bayat ..
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #16 : 05 Şubat 2008, 05:48:43 ÖÖ 05 »
hımm tmm afedersiniz o yorumu aktardığım yeri ve şahsı söylemedim.

ekonomi doktoru ve demokrat-liberal Emre Tunaboylu.
http://www.hesapcidoktor.blogspot.com/ bu blogda yazıyor bazen

bazı şeyler bazı kişilere çok dokunur özellikle aynı işi yapanlara aynı makamda olmayı arzulayanlara çünkü; isminin başına o ünvanı alanlar yaptıklarıyla o ünvanı hedef oluşturan herkese zarar verirler. dolayısıyla Efe Bey benden senden daha çok zarar görür.
bazen bunu babama  bile söylerim yani saygıda ön sırada olması gerekene söylediğimi söylüyorum ki saygısızlık olarak anılmasın
"kimlere karşı kimin dilini bozmaya yetkili olduğunu bi araştırabilirmisin lütfen?"
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #17 : 05 Şubat 2008, 05:59:36 ÖÖ 05 »
Söyleyenin liberal yada demokrat yada komünist olması öenmlimi ?
Sözün sahibine göremi degerlendirecegiz söylenen sözü ...
Aziz nesin Salak dediginde ayaga kalkacagızda ..
Bizden bir yazar salak dediginde evet ya bu halk salakmı diyecegiz ...

Hem yazarı belirtmiş olsanda aynı tepkiyi alırdın ..
Sonucta konuya katkı amaçlı alınıtlamışsın ...
Katkı senden söz başkasından degişmez ...

(bazı şeyler bazı kişilere çok dokunur özellikle aynı işi yapanlara aynı makamda olmayı arzulayanlara çünkü; isminin başına o ünvanı alanlar yaptıklarıyla o ünvanı hedef oluşturan herkese zarar verirler. dolayısıyla Efe Bey benden senden daha çok zarar görür.
bazen bunu babama  bile söylerim yani saygıda ön sırada olması gerekene söylediğimi söylüyorum ki saygısızlık olarak anılmasın
"kimlere karşı kimin dilini bozmaya yetkili olduğunu bi araştırabilirmisin lütfen?")

Bu kısımdansa inan hiç bir şey anlamadım ...
Açarsanız sevinirim ...
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #18 : 05 Şubat 2008, 07:49:04 ÖÖ 07 »
anca o kadar açabildim padon :)
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #19 : 05 Şubat 2008, 05:41:17 ÖS 17 »
Gayretin kimseye zararı olmaz ...
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #20 : 05 Şubat 2008, 09:37:24 ÖS 21 »
şimdi siz sayın E.T.yazısında sözdeki usülü koruyamadığı için hakaret olarak algıladınız.

Alıntı
Hakaret etmeyi marifet sayanlar hakarete ugradıklarında muhattaplarına vay be ne marifetli adammış derlermi acaba diye hep merak etmişimdir
...

bende dedim ki kendisi ile şu an kurumun karalayan o şahıs arasında bir haksızlık var şöyle ki:eylemler ve söylemler ile üstteki bu adaletsizliği ile malum şahıs ünvan karalaması yapıyor . ve senden benden daha çok haksızlığa uğradı sayın E.T.çünkü aynı ünvana talip ...
ve dolayısıyla kurani bir ruhsatı kullandı..


'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Türban meselesinde cevapsız sorular!/Nuh Gönültaş
« Yanıtla #21 : 06 Şubat 2008, 08:58:37 ÖS 20 »
Türban meselesinde cevapsız sorular!

Kezban Hatemi Hanımefendi güzel bir soru sordu laikçilere:
 

 
Yazar E-Posta: ngonultas@bugun.com.trHaber Tarihi: 5 Şubat 2008Siz bu başörtülü kadınların eşlerinin sizleri yönetmesini kabul ediyorsunuz da nasıl oluyor da bunların eşlerinin ya da kızlarının üniversitelere girmesini laikliğe bir tehdit olarak görüyorsunuz?

Buyrun cevaplayın. Yüz puanlık uzman sorusu!

Cevaplayamazsınız tabi.

Susarsınız. Şapa oturursunuz böyle.

Diliniz dönmez olur.

Böyle temelsiz, ne laiklikle ne demokrasiyle uymayan bir kısım faşist yasaklardan yana olursanız adamı böyle şapa oturturlar işte.

İkinci güzel soru Habertürk Televizyonu Yayın Yönetmeni Melih Meriç'ten geldi. Melih Meriç Basın Klübü'nde ekrana çıkarttığı üç üniversite rektörüne şu soruyu yöneltti:

"Siz sayın rektörler, üniversitelerde başörtüsü yasağının kalkmasını isteyen üniversite öğretim görevlilerinin imzası 1500'ü aştı. Siz üniversitelerde bu öğretim elemanları ile güzel güzel çalışırken sayıları yüzde ikiyi bile geçmeyen bu başörtülü öğrencilerle niye anlaşamıyorsunuz?"

Bu da tam bir uzmanlık sorusu.

Hadi buyrun çıkın işin içinden.

Öyle ekrana çıkıp isimlerinizin önündeki koca koca profesör sıfatları ile yasakçılık yaparsanız soruları cevaplayamaz böyle sınıfta kalırsınız!

İşte iyot gibi bir soru daha?

Muhatabın bütün bilinç altını ortaya çıkaran tam bir turnusol kağıdı.

Peki kipa ile (ıÜüKipa, Yahudi erkeklerin genellikle dini törenlerde bazen de normal zamanlarda giydikleri, kafanın tam tepe noktasını örten ve küçük mandallarla saçlara tutuşturulan bir tür takkedir. Yahudiler açısından tamamen dini bir sembol niteliği taşır.) gelmek isteyen öğrenci olursa üniversiteye alır mısınız?

Akdeniz üniversitesi rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın:

"Ben Hıristiyan bir ülkenin rektörü olsam uğraşmam bu işle. Benim üniversiteme kipayla girsinler hiç sorun olmaz kipayla gelen yüzde 20 olsa onu da yasaklarım."

Demek ki rektörlük görevleriniz arasında halkı Müslüman olan bir ülkenin üniversitesinde rektör olduğunuz için Müslümanlarla ve onların kıyafetleri ile uğraşmak ve halkın çoğunluğunu temsil edenlerin eğitim hakkını engellemek gibi bir göreviniz de var!

Vay vay vay... Rektöre bak.

Ne yani Müslüman bir ülkede insanlar Müslüman gibi yaşayıp Müslüman gibi giyinemeyecekler mi?

Bu üniversite rektörleri gerçekten bilgi birikimleri açısından da çok zayıf insanlar. Sorulara ya yanlış cevap veriyorlar, ya da şapa oturuyorlar!

Rektörlerin çoğu tıpçı.

Tıp fakültelerinde öğretim görevlisi sayısı diğerlerine göre çok olduğundan rektör olarak Tıp Fakültesi öğretim üyeleri iş başına getiriliyor. Bunlar da haliyle sosyoloji, tarih gibi sosyal ilimlerden bihaber oluyorlar.

Mazur mu görmek lazım bilmiyorum, ama bu Ahmet Necdet Sezer'in atadığı rektörlerde bir din düşmanlığı bir Müslüman düşmanlığı var.

Özel olarak onlar seçilmiş ve rektör olurken onlardan "başörtülü öğrencileri asla üniversitelere sokmayacaksınız" gibi bir söz alınmışa benziyor!
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #22 : 07 Şubat 2008, 06:47:47 ÖS 18 »
Sanırım, biz halka bunları tanımlamakta zorlanıyorduk. Bu tesettür düşmanlarını. Şimdi ise kendi elleri ve ayakları ile kendilerini halka bir güzel tanıtıyorlar.

Halkın ayakta tuttuğu bir tahtırevanda olduklarını unutmuşa benziyorlar, eğer halk onları bir tanırda kendileri gibi olmayıp üstelikte kendilerini küçümseyen birer virüs olduklarını anlarsa o zaman çok şeylerin değişeceğini göreceğiz çok yakın bir zamanda.

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
'Fetva vermenin hafifliği...'
« Yanıtla #23 : 08 Şubat 2008, 01:19:10 ÖÖ 01 »

Ahmet Hakan: 'Fetva vermenin hafifliği...' 
06/02/2008 
 
 
Ahmet Hakan'ın yazısı...

İmam-ı azam Baykal hazretleri


Bu işi ilk başlatan kişi Ruhat Mengi’dir...

Artık tüyoyu hangi "Çağdaş din adamı"ndan aldıysa...

Ruhat Hanım dostumuz günlerden bir gün, "İslam’da başörtüsü farz değildir" dedi ve meydan okudu:

"Ey ulema! Ey alem-i İslam’ın kendine güvenen ilahiyatçıları! Çıkın karşıma, tartışalım."

Kendinden o kadar emindi ki...

Ha bire "Gelin" diyordu, "Gelin tartışalım... Nur Suresi’ni tartışalım... Ahzap Suresi’ni tartışalım."

Fakat ne yazık ki...

Ruhat Mengi’nin İslam düşünce tarihine geçecek bu "meydan okuması" bir türlü karşılık bulamadı...

İlahiyatçılarımız, gayet gerçekçi bir tutum takınarak, "Biz zavallı aciz ilahiyatçılarız... Ruhat Mengi ile nasıl baş edebiliriz ki?" diye düşündüler ve bu topa girmediler.

Ruhat Hanım da ne yapsın, baktı kimse meydana gelmiyor, bir süre sonra bu "Amatör fetva oyunu"nu eskisi kadar şevkle oynamamaya başladı.

* * *

Ancak...

Dün bir de ne görelim?

Koskoca CHP Lideri Deniz Baykal da Ruhat Mengi’nin açtığı yoldan ilerlemeye kalkışmasın mı?

Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, "Ey Baykal! Sen ne anlarsın din diyanet işlerinden?" şeklindeki posta koymasına fazlasıyla içerlemiş olacak ki...

"Biz imam-hatip tahsili görmedik ama icabında sana fıkıh dersi veririz" edasıyla meseleye dalıverdi...

Hem de öyle böyle değil...

Mübarek sanki İmam-ı Azam Hazretleri!

"Örtünme ayeti"nde geçen "Hımar" kelimesini tefsir etti, arada hadis okudu, değişik mezheplere göre açıklamalar yaptı, dinimize göre kadın saçının kaçta kaçının görünebileceğine dair değişik fetvalardan bir demet sundu, yetinmedi, "İslam’da büyük günahlar" meselesine girdi, baş açmanın büyük günahlar arasında geçmediğini söyledi...

Öyle bir yemiş yutmuş ki...

Bu ilimle Süleymaniye Camii’nde vaaz verir ve cemaat tarafından da "Bu hoca tam bir derya!" diye takdis edilir...

Sadece Deniz Baykal mı?

Bakıyoruz...

Son günlerde "Türban karşıtı direniş komitesi" başkanı gibi çalışan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Akaydın’a...

O da tıpkı Baykal gibi "içtihat kapısı"ndan müthiş bir dalış yapıyor...

"İslam dininde kaza uygulaması vardır" diyerek, kızlara "Namazı nasıl kazaya bırakıyorsanız, başörtüsünü de kazaya bırakın" diyerek bir "fetvacık" bahşediyor...

* * *

Ben ki...

Hayatı boyunca dini tedrisattan başını alamamış bir adamım...

İlkokuldan sonra bir buçuk yılımı İstanbul’daki Yeşil Camii Kur’an Kursu’nda geçirdim...

Tam 7 yılımı memleketin değişik imam-hatip mekteplerine adadım...

Ayrıca uzatmalı ilahiyat talebeliğim de vardır...

Ancak bu tahsile karşın...

"Din iman" mevzularında...

Ne Baykal kadar, ne de Rektör kadar rahat konuşamam...

Bu özgüven karşısında vallahi de billahi de şapka çıkarıyorum.

* * *

"Din İman" konusunda rahat konuşamam ama Deniz Baykal ile Rektör Bey’in gittikleri yolun "yol" olmadığını anlayacak kadar izan sahibiyimdir...

Dolayısıyla...

Bu "yeni fetvacılık akımı"nın önderlerine şunları söylemek isterim:

Bu gittiğiniz yol, yol değildir... Burası çıkmaz sokaktır...

Siz "İslam’da örtünün yeri" konusunda "Böyle" konuşursanız, karşı taraf da "Şöyle" konuşma hakkına sahip olur...

O zaman siyaset, yani "laik" kimliğe sahip olması gereken siyaset, "Fetvalar savaşı" ile yapılır hale gelir...

Yani referansı İslam olan bir savaş...

Bu mudur istediğiniz?

Siz İslam’dan kendi siyasi duruşunuza uygun bir fetva bulabilirsiniz...

Ama unutmayın, kutsal metinler çok farklı okuma biçimlerine elverişli metinlerdir...

Dolayısıyla aynı metinlerden karşı taraf da kendi siyasi tezlerine uygun başka fetvalar çıkarabilir...

Hem karşı taraf, bu konularda sizden çok daha mahirdir...

Ayrıca...

Diyelim ki "İslam’da başörtüsü yok..."

Ama buna rağmen bazı kadınlar başlarını örtmekte ısrarlı...

Ne yani?

"Bu dinde yok... Hadi işinize" mi diyeceksiniz...

Peki laik bir devlet, böyle bir yanıt verebilir mi?

Laik devlette referansı din olan izaha yer var mı?

Sözün özü şudur:

Ey "Laik cephe"nin büyük komutanları!

Lütfen fetva vermenin dayanılmaz cazibesinden kendinizi kurtarınız...

Bindiğiniz dalı kesmeyiniz...


ahmethakan@hurriyet.com.tr

Hürriyet
 
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
türbanistan
« Yanıtla #24 : 08 Şubat 2008, 01:25:02 ÖÖ 01 »
Efendim bu son zamanlardaki "türban" ve "laiklik" tartışmaları ayyuka çıktı

-Evet rejim tehlikede yahu!

-Hangi açıdan tehlikede?

-Bu Laikliğe dahası demokratik rejime karşı devrim çabasının ilk adımıdır

-Bu kanıya nerden vardınız?

-Bakın dini bir simge olan türban üniversitelere giriyor, sonrasında devlet dairelerine girecek, daha sonrasında başı örtülü dinciler ülkenin yönetim kademelerinde yer alacak sonrasında yıkılsın demokatik düzen gelsin molla rejimi!

-Ama aynı düşüncedeki erkekler yıllardır zaten o kademelerde.

-Ne münasebet!

-Şu münasebet; Erkeklerin yapamadığını yahut yapmadığını kadınlardan beklemek

-O ayrı konu efendim geçiniz!

-Peki 85 yıllık Cumhuriyet tarihinde böylesi bir durum ilk defa mı?

-Evet efendim bu denli bir dinci başkaldırış ilk defa!

-Türban 80'li yıllarda üniversitelerde serbestti

-O zaman okuyan türbanlı pek yoktu! Hem toplum yeterince aydınlanmamıştı!!

-Peki kadınların okuması için avrupa ile omuz omuza verip şimdi de "sayıları çok" diye kıyafetten dolayı...

-Ne alakası var benim ninemde başörtülü ama biz türbana karşıyız başörtüsüne değil!

-Türban nedir efendim?

-Türban türbandır işte siyasi simge!

-Bakın Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumu'nun bastırdığı sözlük türban için ne diyor; " İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür baş örtüsü."

-Eee?

-Eee si Atatürk kurumu başörtüsü diyor, üstelik kullananlar türban nitelemesini kabul etmiyor. Türban isminin Başörtü karşıtlarınca uydurulduğu söyleniyor

-Olur mu efendim bal gibi türban işte!

-Peki aynı fikirdeki kızların başını açıp yönetimi ele geçirmesinden korkmuyor musunuz?

-O ayrı... o tavizi veren Laiklik ilkesini kabul etmiş olur

-Laiklik nedir efendim?

-Dini devletten uzaklaştırmak ve kontrolümüz altında tutmak!

-Bakın yine TDK laiklik için..

-Geçin orayı burası Fransa değil! o fransız dilinden çeviri. Devlet için kelime anlamı çok önemli değil!

-Peki başını açıp okuyan sonra da yönetimi ele geçiren kişi sırf takiyye için başını açtıysa!

-Ee o zaman yandık işte!

-Peki kişi düşündüğü gibi okusa ve takiyye yapmasa biz Cumhuriyet çocuklarıda kimin ne olduğunu bilsek ona göre davransak!

-Katiyyen olmaz!

-Neden?

-İran mı burası? Sonra mazallah Türkiye gider Türbanistan gelir!

-Mazallah derken?

-Allah korusun anlamında...

-Allah'a inanıyorsunuz yani?

-Ne münasebet efendim benim dedemde...

-Peki Türbanistan olmaktan korktuğumuz kadar "Zırva-nistan" olmaktan korkmuyor musunuz?

-O ne demek ooo???

-Yani sizin gibi insanların karanlık beyinlerine bakmadan sizi aydın diye röportaja yollayan yayın müdürümün yakında "Zerzevatistan" vatandaşlığına geçmesi mevzu bahiste?

-Anlamadım!!

-.h.. ettin bizi ulan ne zırvalıyosun varsa bi fikrin söyle yoksa ne istiyorsun elalemin başörtüsünden... Biz de h... ki sana mikrofon uzattık!

Enes Ali
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #25 : 08 Şubat 2008, 01:33:22 ÖÖ 01 »
salih memecanın çizimleri..



'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı HiLaL

  • **
  • 214
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #26 : 08 Şubat 2008, 02:58:05 ÖÖ 02 »
Liberal misiniz, akıllı mı?

Denilen şu: Ak Parti'nin onlarca başka özgürlük konusu dururken gözünü yalnızca türbana dikmesi ve yasağı kaldırmak için MHP ile elele vermesi bazı liberal demokratların kanına dokunmuş; daha önce üniversitelerde yasağa karşı çıkanların bir bölümü şimdilerde bu sebeple suskunmuş...

Bu sadece konuşulmuyor, yazılıyor ve üzerinde yorumlar da yapılıyor.

Herkes kimi/neyi destekleyeceğine karar vermekte elbette özgürdür; bu sebeple geçmişte türban yasağına karşı çıkanlardan bazılarının şimdilerde farklı bir tavır almalarına diyecek bir sözüm olmaz. Ancak bir özgürlük konusunu, o konu üzerinde çalışan siyasilerden hareketle değerlendirmek, siyasileri samimi bulmadığı için veya yanlış ittifaklar oluşturulduğu için yasağı sineye çekmek... Bu pek makul bir yol olarak görünmüyor.

Özgürlükler ve demokrasi üzerinde titizlenenler, her şeyden önce, üniversitelerde uygulanan yasağın sebep olduğu geniş bir mağduriyet halkasının kimlerden oluştuğuna dikkat etmeliler: Kadınlar... Daha önceki duruşlarını değiştirmelerinin sebebi olanların hepsi ise erkek... Tayyip Erdoğan'a veya Devlet Bahçeli'ye kızarak, üniversite kapısı önünde birikmiş, içeriye giremeyen kızların mağduriyetlerinin devam etmesinden yana tavır almak biraz garip değil mi?

Lâikliğin en ciddi savunucularının gözden kaçırdıkları nokta da tam burası... İddia ne, lâikliğin en fazla kadınları özgürleştirdiği değil mi? Hatta bazıları kadınların başlarını örtmelerine de 'özgürleşme' fikrine ters düştüğü için karşı çıkıyorlar. Oysa üniversitelerde uygulanan yasak yalnızca kadınları olumsuz etkiliyor ve hiç tereddüdünüz olmasın, bu yolla da özgürleşmelerini engelliyor.

O temel soruyu bir daha sorayım: Kadınlara karşı uygulanan başörtüsü/türban yasağının açıkça telâffuz edilmese bile herkesin zihnindeki sebebi ne? Türbanın 'siyasal bir ideolojinin simgesi' olması değil mi? Başını örten genç kıza belli bir siyasi ideoloji yakıştırılıyor ve o ideoloji bazılarına göre 'yakın ve gerçek bir tehlike' arz ettiği için de başını örten kızların yasağı hak ettiklerine inanılıyor.

Peki de o ideoloji yalnızca kadınları etkileyen bir virüs ile mi yayılıyor?

Kadınlar o ideolojiye başlarına bir örtü takmakla sahip olabildiklerine göre erkeklerin de aynı ideolojiden bir biçimde etkilenmesi beklenmeli. Eğer başörtülü kadınlara atfedilen siyasal ideoloji sakıncalıysa, onlarla aynı ideolojik yaklaşımı paylaşan erkeklerin de sakıncalı sayılması herhalde gerekir. Bu durumda önleyici tedbir neden sadece kadınlar için düşünülüyor, neden onlarla aynı ideolojiyi paylaşan erkeklerin üniversiteye girişleri engellenmiyor?

Bu soruyu geçmişte aynı konuyu tartışırken çok sormuştuk, ancak yasakla ilgili son girişime soğuk durdukları bildirilen liberal aydınlar ile olan-bitene lâiklik ilkesi açısından samimi olarak karşı çıkanların konu üzerinde bir daha etraflıca düşünmeleri için yeniden sormakta bir mahzur yok: Sadece kadınların cezalandırıldığı bir yasak uygulaması özgürlükçü zihinleri ve lâikliğe değer verenleri rahatsız etmiyor mu?

Hele yasağın kaldırılması için çaba gösteren erkeklerin buldukları formüle kızarak, Ak Parti'nin MHP ile yakınlaşmasından rahatsızlık duyarak, hak ettikleri halde üniversiteye giremeyen genç kızların mağduriyetlerinin devamından yana tavır almak her türlü mantığa aykırıdır.

Liberal, özgürlükçü, lâik veya başka bir şey olmak fazla önemli değil; içinden geçtiğimiz şu günlerde akıllı ve tutarlı olmak çok önemli.


Fehmi Koru

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #27 : 08 Şubat 2008, 03:09:56 ÖÖ 03 »
benim memleketimd een kek meslek ana muhalefet partisinde görevli veya başkan olmak diğeri de gazeteci olmak yaz yaz bitmez ooh be ne konu ama.. her yer bu konuyla dolu okumaktan gına geldi artık ..

şu diyalog ilginç ama yok gazeteci değil yazarı.
olmayada gerek yok zaten :)


Bir okurdan yasakçılara yılın dersi !

Samanyoluhaber.com yorumcularından biri gönderdiği ilginç yorumda bakın tarihe nasıl bir not düşmüş !!!

ATAM İZİNDEYİZ... 03.Şubat.2008 02:42:59

GÜNLERDEN BİR GÜN ZAMAN MAKİNESİNİ İCAD EDEN BİR MUCİD DENEMEK AMAÇLI OLARAK ATATÜRK'Ü , EŞİ LATİFE HANIMI VE ANNESİ ZÜBEYDE HANIIMI GÜNÜMÜZE IŞINLAR ...TAM BU SIRA TÜRKİYE'NİN AYDIN İNSANI VE ÇAPÇAĞDAŞ REKTÖRÜ ADAŞI PROF. DR MUSTAFA AKAYDIN İİLE KARŞILAŞIR VE ARALARINDA ŞU KONUŞMALAR GEÇER.......

REKTÖR: Aman tanrım ulu önder Atatürk de burada hoş geldiniz şerefler verdiniz efendim...

ATATÜRK: Sağol evladım.. Tükiye cumhuriyetinin muassır medeniyeltler seviyesine siz değerli aydınlar sayesinde ulaşacağını biliyordum zaten ...Evladım bu kalabalık nedir?

REKTÖR: çok önemli bir açıklamayı kamuoyuna duyuracağım paşam..

ATATÜRK: Güzeeel..fevkalade onurlandım ....Demek bilimsel buluşlarınızı,uluslar arası makalelerinizi,icadlarınızı buradan ilan ediyorsunuz .Zaten ünivrsiteler bilim yuvaları olmalı herkes fikirlerini özgürce tartışıp;terkipler,tahliller,tasnifler,deneyler ve gözlemler yapılarak bir sonuca ulaşılan yerler olmalı değil mi?

REKTÖR: Şey..şey.. evet.. evet öyle tabi mesala ben yaptığım inceleme ve araştırmalarım sonucunda başörtülü öğrencilerin başlarını KOPYA çekmek için örttüklerini tesbit ettim ve bu buluşumla prof olmakla kalmadım üniversteye rektör bile oldum...

ATATÜRK: Yaaa demek öyle ben de bizim LATİFE hanımın bu kadar okulu nasıl bitirip birçok yabancı dili anadili gibi nasıl konuşabildiğini anlayamamııştım şu senin buluşunla TÜRKİYE muasır medeniyetini yakalamayı bırak çoktan geride ırakmıştır herhalde?.....Güldürme beni evlat şakanın sırası değil.. hele birde senin şu ünivesiteni bir gezelim bakalım ..Düş önüme..

REKTÖR: Hay..hay.. efendim şeref duyarız... Yalnız eşiniz LATİFE hanım ve pek muhterem valideniz ZÜBEYDE hanım üniversiteye böyle girmeleri yasak...onları almak yasak...çünkü başları örtülü.....TÜRKİYE LAİKTİR LAİK KALACAK...

ATATÜRK: Bre sen benim kim olduğumu unuttun galiba ben BU DEVLETİN kurucusu ATATÜRK'ÜM..ben ilk cumhurbaşkanıyım ve çankaya'ya eşim latife hanım bırak baş örtüsünü çarşafla girmiştir ..Hem ben bu devletin başında iken cuma namazına da gittim gitmekle de kalmadım..camide cemaate hutbe bile verdim..Herhalde BALIKESİR HUTBEMİ okumuşsundur..şimdi beni laik karşıtlğyla mı suçlayacaksın ?..Eşim ve validem laik karşıtı mı demek istiyorsun?...

REKTÖR: Şey..kem küm....yani... gak guk..yani öyle demek istemedim ama eeeeeeeeeee.. TÜRKİYE LAİKTİR LAİK KALACAK...ülke bu şekilde yönetilmeye devam edilip ve oy kaygısı ile yasaklar kaldırılp üniversitelere özgürlük getirtilecek olması beni deli ediyor paşam kurtar bizi...özgürlük beni kudurtuyor yasaklar bol bol yasaklar olmalı ...bundan sonra ey millet !! Tesbitim sonucu siyasiler yakakkabı kiydiği ve siyasi simge olduğu gerekçesi ile üniversiyelere AYAKKABI İLE GİRMEK YASAAAK...hem yaptığım bilimsel tetkik ve tahliller doğrultusunda siyasi nesne olarak tesbit ettiğim su , gazoz,çay,cola turca üniversite ve kamu alanlarında içilmesini YASAKLIYORUUMM.....ayrıca siyaseti çağrıştıran ve laikliğe bilmem nereden aykırı olan konuşmayı,ciklet çiğnemeyi,çorbaya limon sıkmayı da YASAKLIYORUUUUM....BURADA BEN NE DERSEM O OLUR O KADAR .....OH BE RAHATLADIM..Şey özür dilerim sizi unttum paşam sizi dinliyorum...

ATATÜRK: BEN NİCE HARPLEDE BULUNDUM VE ZAFERLER KAZANIP DÜŞMANI MAĞLUB ETTİM AMA SENİN ŞU CAHİLLİĞİN BENİ MAĞLUB ETTİ.. BEN ''HAKİMİYET KAYTSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR ''DEDİM SEN ''hakimiyet kayıtsız şartsız rektörün, askerindir ''olarak anlamışsın HEM ANLADIĞIM KADARIYLA HALKI CAHİL SANIYOR VE KÜÇÜMSÜYORSUN..UNUTMAKİ BEN KURTULUŞ SAVAŞINDAKİ TEK DAYANAĞIM CANIMDAN AZİZ BİLDİĞİM TÜRK HALKIYDI ..ŞİMDİ ÇOOK MÜTEESSİRİM NASIL OLYOR Kİ KURTULUŞ SAVAŞININ KAHRAMAN KADINLARINDAN ŞERİFE BACIYI, KARA FATMAYI, ELİFLERİ VE DAHA NİCELERİNİ BAŞI ÖRTÜLÜ ,TESETTÜRLÜ OLRAK DÜŞMANA KARŞI SAVAŞITIRIRKEN ONLARIN TORUNLARI AYŞELERİ ,ELİFLERİ FATMALARI BAŞI ÖRTÜLÜ TESETÜRLÜ DİYE ÜNİVERSİTEYE ALMZSIINIZ..İDRAKİM DURDU ÜMİTLERİMİ YIKTINIZ AMA BU NECİP MİLLETİM SİZE GERÇEK CEVABI ER VEYA GEÇ VERECEKTİR......

REKTÖR: Yaassaak kardeşim yassak

lleey lley looomm hebele hübülü laiklik dı tıs dım

MUCİD ALEL ACELE GELEN VE BİR OKADAR YORGUN VE MUTSUZ GÖRDÜĞÜ ATATÜRK'Ü ZAMANINA GERİ GÖNDERİR VE ATASININ RİCASI ÜZERE ZAMAN MAKİNASINI ORTADAN KALDIRIIR ..

DALDA DÜŞMESİ YASAKLANANAN VE LAİKLİĞE AYKIIRI KABUL EDİLEN ÜÇ ELMA DÜŞMÜŞ..BİRİ YASAKÇILARIN BAŞIINA...BİRİ ÖZGÜLÜKÇÜLERİN BAŞINA ..... BİRİDE SABIRLA BU MESAJI OKUYANLARIN BAŞINA

03.Şubat.2008 03:09:21


'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı HiLaL

  • **
  • 214
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #28 : 08 Şubat 2008, 03:21:51 ÖÖ 03 »
Yasak herkese tabi,Rektör Atatürk'e kıyak geçicek değil ya.. :)

Serender çok hoş teşekkürler paylaşımın için..

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #29 : 08 Şubat 2008, 03:40:16 ÖÖ 03 »
ben teşekkür ederim hilal

Son "Başörtüsü'ne Özgürlük" arayışlarından sonra Rektörler eylem arayışı içerisine girdiler. Aklımıza hemen Hasan Celal GÜZEL'in 2005'te yazmış olduğu o muhteşem yazı geliverdi.
O zaman eklediğimiz yerden bulduk ve aldık. Ne kadarda bugüne hitap eden bir yazıymış..

KaçımaMAk lazım..

---

Hasan Celal GÜZEL

Abdera'nın Kara Cübboşları

Efendim, M.Ö. 6. yüzyılda Abdera'nın en büyük belâsı, asil ve varlıklı sınıfın yetiştirdiği kurbağalar ile Abdera Cumhuriyeti'ne devamlı başkaldırı halinde olan "Kara cübboşlar"mış.

Daha doğrusu, Kral 7. Evrenyus'un M.Ö. 530 yılında darbeyus yaparak Abdera tahtını ele geçirmesinden sonra, devlet tenceresini pisleterek kurduğu YÖK (Yürüyüsçü Öğretim Kurulosu), bu "kara cübboslar"dan süratle ve çok sayıda imal ediyormuş.
Büyük tarihçi İlberyus, kara cübbosların sırtlarındaki kıyafetlerin, cehennem ve karanlıklar tanrısı Hades'ten ilham alınarak hazırlandığını söylüyor. Arap tarihçisi İbn-i Esir de, "hadesten taharet" tâbirinin Abdera'dan kaynaklandığını ileri sürüyor.

***

Efendim, bu "kara cübboslar", kendilerini Abdera Lâik Cumhuriyeti'nin muhafızları olarak kabul eder; Abdera Senatosu'nu, senatörleri ve konsülleri hiç mi hiç sallamazlarmış. Sıkışınca, Abdera'nın çok sevilen kurucusunun adının arkasına sığınır; el altından muhalefetteki Okos'ların lideri Denyos'la işbirliği yapar; velinimetleri (...) generalyuslara selâm çakarlarmış.
Kara cübboslar, demoskratostan hiç hoşlanmazlar; Abdera halkını câhil, kendilerini âlim zannederlermiş. Halbuki, M.Ö. 6. yüzyılda Abdera jimnazyumları, dünyanın en iyi 500 jimnazyumu arasına bile girememiş. Bir hayli düşük çeneli olduğunu bildiğimiz Homeros, Abdera jimnazyumlarından bahsederken, "Abdera jimnazyumlarındaki kara cübboslar, politika ve yürüyüş yapmaktan ders vermeye fırsat bulamadıkları için, talebeyuslar bir halt öğrenmeden mezun olurlardı" diyerek alay eder.

***

Kara cübbosların nefret ettikleri iki şey varmış: "Türbanyus" ve "İmam-Hatibos". Kara cübboslar, jimnazyuma girmek isteyen bir turbanyuslu kız ya da imam-hatiboslu talebeyus gördüklerinde, hemen gözleri kayar, ağızları köpürür, kendilerini yere fırlatarak kriz geçirirlermiş. Abderalı gülen filozof Demokritos'un çağdaşı Hipokratos, bu hastalığa "krizos jakobenus" adını vermiş ama büyük Türk doktoru Mazhar Osman, "histeri"nin ilk olarak Abderalı Kara cübboslar'dan başladığını kaydeder.
Abdera'nın kara cübbosları, Abdera halkının seçtiği senatörlere ve konsüllere karşı, generalyusları kışkırtarak "darbeyus" yaptırmaya bayılırlarmış. Çünkü, darbeyuslardan sonra generalyuslar bu kara cübbosları, senatör ve konsüllüğe tayin ederlermiş. Bunlar, M.Ö. 550 yılından 505 yılına kadar "darbeyus provokatus" olarak ortalığı karıştırmışlar; Hades'ten esinlendikleri cübbeyuslarını giyerek sokaklarda yürümüşlermiş. Yürürken "Kahrolsun diktatoryuslar!" diye bağıran kara cübboslar, her defasında Abdera'da demoskratosu yıkarak diktatoryusu getirmek için uğraşmışlarmış.

***

M. Ö. 530 Darbeyus'unda diktatör Evrenyus tarafından kurulan YÖK (Yürüyüşçü Öğretim Kurulosu), tam bir çiftlik hâline getirilmiş. Abdera'daki jimnazyumların berbat durumu, YÖK'çü kara cübbosların umurunda bile değilmiş. YÖK'ün emrindeki rektöryuslar, 20 bin Abdera lirası maaş alırken, Kral 12 bin, başkonsül Tayyibus 8 bin, generalyuslar da 4 bin alıyorlarmış. Zaten, YÖK'çü kara cübboslar, koltukları sallanmaya başlayınca, bu avantalardan mahrum kalmamak için, "İrticayus geliyor!" diye bağırarak ortalığı karıştırırlarmış.
Bu "kara cübbos korosu"na Okos'ların Başkanı Denyos ile Anayasos Demoklesis Başkanı Buminos da katılır; Sezeryus da onları desteklermiş.

***

Lâkin, en komik olanı, iktidardaki "turbanyusçu" Ampulos'ların tutumu imiş. Çünkü Ampulos'lar her yıl ilkbahar gelince, kızgın Mart kedileri gibi turbanyusçu ve imam-hatiboslu talebeyuslara yapılan "zulmü" haykırmaya başlar; ancak yaz gelince kara cübbosların tehditleri karşısında korkarak geri çekilirlermiş. O zaman, filozof Demokritos, "Yazıklar olsun size!" diyerek hırsından çatlarmış. Ünlü romancı Pamukyanus, bu olayı mehteryus'un adımlarına benzetince, tarihçi İlberyus hiddete kapılarak, "Ne mehteryusu ulan! Bunlar resmen ricat ediyor" diyesiymiş...

***

Büyük antik çağ tarihçisi Heredot, Abderalı gülen filozof Demokritos'un son sözlerini şu şekilde nakleder:
"Zeus, Abdera'yı kara cübboşlardan korusun!..."
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8