Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü

  • 157 Cevap
  • 82838 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« : 19 Ocak 2008, 06:54:27 ÖÖ 06 »
Bismillah


Bu son tartışmalar acaba; sonuca mı yönelik,  yoksa yine bişeylerin üstünü mü örtüyor?

yasağın devamını savunanların korkuları gerçekci mi?

sizce bu sorun nasıl çözülür?



'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #1 : 19 Ocak 2008, 06:34:35 ÖS 18 »
Bu tartışmalar sonuç getirmeyecek ...
Çunki herkes karnından konuşuyor ..
Kimse gerçek niyetinin ne oldugunu ifade etmiyor ..
Böyle oluncada Ne koşuldugu pek anlaşılmıyor ..
Daha ziyade Güç kimdeyse onun istedigi oluyor ve olacak gibi ...
Zaten kavgada iktidar kavgası ...
Sözün gücü degil gücün sözü hakim yani ...

Yasagın kalkmasının bu devlete zarar vermeyecegini savunanlar ne kadar samimi ise yasagı savunanlarda o derece samimi ...

Sorun nasıl çözülür ..
Herkes oturup ne talep ettigini gizlisiz saklısız anlatmaya başlayarak ...
Ve böylece yeni bir yapı teşkil edilebilir ...
Kimse sütre gerisinden atmadan meydanda yigitce derdini anlatırsa görülecekki ...
Bu ülkede farklı talepleri olanlarda var oldugu anlaşılacak ...
Ve yeni bir yol o zaman cıkıcak ..
Sorunun çözümü için önce herkesin içindekini anlatması gerekir ...
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5167
    • depo
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #2 : 20 Ocak 2008, 04:07:07 ÖÖ 04 »
Alıntı
serender
Bu son tartışmalar acaba; sonuca mı yönelik,  yoksa yine bişeylerin üstünü mü örtüyor?

başından beri yeri gelince bu sorunu çözeceklerini ve hatta memurların bile başörtülü çalışmasına izin verebileceklerini söylemiştim. ama asla islama izin vermeyecekler. kavramları sulandırdıktan içini boşalttıktan ve kontrol altında tuttuktan sonra   sınırlı şekilde verdikleri tavizler yalancı meme kıvamında kalacaktır.

son zamanlarda şüphelerim de artmaya başladı. durduk yere başörtüsü konusunu tartışmayı severler.
acaba diyorum. bu örtü yine hangi kirli oyunları örtmek için açıldı yine ? izlemedeyiz.....

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #3 : 20 Ocak 2008, 05:05:01 ÖÖ 05 »
Maxpayna azizim ...
İslama izin mi bekliyorsun cidden ...
Bundan kastın İslamı bir yönetim tarzı olarak kabul etmek demek degilmi ?
Kavramları sulandırma suçladıklarına bakarmısın lütfen ...
Elbette İslama izin vermeyecekler ...
Hemen tersine cevirelim olayı ...
İslam  yönetimi altında olan bir diyarda ....
Dinsiz veya şusizt busizt faliyetlere izin verilirmi ?
Veya verilmelimi ?
Elbette İslama izin vermiyecekler ...
Bunu beklemek biraz saflık degilmi ...
selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5167
    • depo
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #4 : 20 Ocak 2008, 05:10:55 ÖÖ 05 »
iyi de mübarek sanki ben tam tersini söylemişim gibi konuşuyorsun.
ben de senin dediğini dedim.
islama asla izin vermezler. ancak yalancı meme ile kandırıp sistem içinde tutmaya çalışırlar.

elbette islam devleti olsak gayri islamii uygulamaların yaşamına izin vermeyiz.

hayatın kanunu budur : hiçbir güç rakibinin yaşamasına hakim olma ihtimaline izin vermez......

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #5 : 20 Ocak 2008, 05:27:46 ÖÖ 05 »
Tamam şimdi ortayı buluyor gibiyiz ...
Şimdi dedigin gibi güç meselesi ...
Peki bu magdur edebiyatı ne için ...
Adamlar zaten izin vermeyecek ...
İzin vermediler diye neden hayıflanırız peki ...
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #6 : 20 Ocak 2008, 06:20:48 ÖÖ 06 »
Alıntı
İzin vermediler diye neden hayıflanırız peki ...
Selamlar ...

izin istemiyoruz ki varoluşsal hakkımızı gaspedenlerden bu hakkı geri talep ediyoruz.
aleyke selam
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5167
    • depo
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #7 : 20 Ocak 2008, 09:20:33 ÖS 21 »
Alıntı
ozanca
Peki bu magdur edebiyatı ne için ...Adamlar zaten izin vermeyecek ...İzin vermediler diye neden hayıflanırız peki ...
Selamlar ...

Alıntı
serender
izin istemiyoruz ki varoluşsal hakkımızı gaspedenlerden bu hakkı geri talep ediyoruz.
aleyke selam

ben tam tersi başörtüsüne serbestlik olsun diye çok fazla dertlenmiyorum. belki çok çok az ( belki hiç) !!!

arkadaşlar sistemlerin işleyişlerine bakalım;

laik demokratik kemalist bir rejim kendi kurallarını koyacaktır. nedir bu kurallar demokrasidir laiklik çerçevesinden dinin asla siyasete girmemesini sağlamadır ve yönetim alanında bu dinin sokulmaması sonucu oluşan boşluğu doldurmak için icad edilen kemalist ilke ve inklaplar.......

sistem koruyucuları elbette kendi kurallarını ihdas edecek ve bunlara uyulmasını isteyecektir. ve kendisine alternatif/ düşman olan bir başka sistemin filizlenmesine büyümesine ASLA izin vermeyeceklerdir. zira rakip sistem büyür ise kendi hakimiyetini ona kaptırma acı sonucu ile karşılaşabilir. hakimiyetin kaptırılması ise o sistemin ölmesi demektir. kim kendi ölümünü ister ki ?

şimdi hayal edelim hep birlikte lütfen;
islam devletiyiz, kuran hükümleri geçerli.
konumuz tesettür öyle değil mi ? islam devletinde tesettür zorunluluğunuz olmayacak mı ? sınırları hakkında bişey demiyorum. yani iran gibi istisnasız herkes başını örtecek yada sadece müminler başını örtecek gayri müslimler başını örtmese de olur gibi seçeneklere girmiyorum.

ama çok afedersiniz bikini ile de gezilmesine izin verilmeyecek. mini etekmiş dar elbiselermiş..vs..vs ahlaksızlığı üretecek giyim şekillerine de gayri müslim de olsa izin verilmeyecek sanırım.

sonuç itibari ile islam devletinde iken yani bizler hakim iken onlara giyim konusunda baskı yapacağız. hem de sadece üniversitelerde değil SOKAKTA BİLE GİYİMLERİNE KARIŞACAĞIZ !!!

yani bizim de yasaklarımız var. amaç toplumun ifsad olmasını önleme, ahlaksızlığa prim vermeme...vs...vs

eğer bu noktaya kadar hemfikir isek, nasıl biz kendi hakimiyetimizde kendi kurallarımızı zorunlu olarak uygulatabiliyor isek;
onlarda kendi sistemlerini zorla uygulatırlar.

nasıl bizim islam devletinde yasaklarımız KENDİMİZCE HAKLI AMA ONLARCA YANLIŞ İSE
şu anda da onların sisteminde onların yasakları ONLARCA HAKLI AMA BİZCE YANLIŞTIR.

şimdi islam devletinde biz hakim iken gayri müslimler (misal) mini etek bizim hakkımız soyunmak istiyoruz diyerek eylem yapsa; hak !!! larını almak için mücadele etse biz de islam devleti olarak izin verecekmiyiz ?
HAYIR, yasak (islami) sistemin kurallarıdır uygulanacaktır.
 o zaman şu anda da sistem gayri islami ve uygulayanlar da islam düşmanı ise islamii unsurlara yasak koyabilir.
kalkıp da özgürlük istiyoruz demek abes olabilir. ( zaten özgürlük kavramının müslüman ağzında olması abes)


bu noktadan hareketle dikkat etmemiz gereken husus şurası ;

bize ( bana) göre yanlış olan yasaklar değil !!!

dikkat : YANLIŞ OLAN BU SİSTEMİN KENDİSİ !!!

bizim de hedefimiz varoluşu islama aykırı olan sistem yerine islamı hakim kılmak olmalı iken o sistem dursun ama biz de kendi  inançlarımız ile ÖZGÜRCE !!! yaşayalım mücadelesi yapmak hedef sapması olacaktır.

başından beri söylüyorum gün gelir başörtüsüne serbestlik gelir. ne olacak mücadele bitti mi ?
bizim hedefimiz sistemden hakkımızı almak değil BİZ SİSTEMİN KENDİSİNE KARŞIYIZ zira sorunun kaynağı sistem.

sistem müslümanları sistem içinde tutup islama yönelmesini engellemek için bu ve buna benzer sık gevşet politikaları kullanır.
tek parti dönemi sıkar boğar; çare olarak ortaya menderes sürülür ve kurtuluşu islamda araması gereken çaresiz halk zokayı yutar ve islama sarılacağı yerde menderese sarılır.

menderes biter özala sarılır
ecevit boğar baskı yapar erbakana sarılır.

ecevit yine boğar :)
o zaman tayyip icad edilir halk yine islama yönelmek yerine sistem içi çözüm zannedilen gevşetme politikası partiye yönelir.

ne oldu ? sadece sıktıkları kemeri gevşettiler ama kemer hala boyunda asılı. istedikleri zaman sıkarlar istedikleri zaman çekerler.

BİZ KEMERE KARSIYIZ MÜCADELEMİZ KEMERİN BOYUNLARDAN CIKARILMASI. EGER BIR KEMER TAKILACAKSA ISLAM KEMERİDİR...

 pegamberimizin mekke mücadele yöntemlerine bakalım;
mekke de iken yapılan zulümleri işkenceleri biliyorsunuz öyle değil mi ?
pekiyi peygamber ve müminler din ve vicdan hürriyeti diye hak mı aradı ?
ya da insan haklları özgürlük diye mekke ulularından hakkını mı istedi ?

HAYIR baskılara zulümlere rağmen onun tek hedefi küfrün reddi islamın kabulü oldu.  sürekli bu yolda tebliğ irşad ve mücadele örnekliği oluşturdu. ne zaman ki artık zulümlerin sonuncusu ölümler geldi artık hicret başladı.

biz de küfrü  redd islamı kabul ederek tebliğ ve irşad etmeliyiz. gün gelir başörtüsü yasaklanır gün gelir çin de ki gibi namaz yasaklanır. bu yolda çile çekmeden felaha eremeyiz.
allah hak edenlere verecektir islam güneşini. bedavadan yada islam dışı yollardan giderek değil...

BAKARA 214
 (Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.


*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #8 : 20 Ocak 2008, 09:47:36 ÖS 21 »
Son paragrafa kadar kısmen anlaştık ...
Son paragraftada eksik noktalar var...
Öncelikle Mekke kimdi Medine kim ...
Mekke ve Medine iç içe iki şehirdi ..
Biliyorsunuz misal Peygamberin Dayıları Medineli idi ...
Ve benzeri pek çok unsur vardı ...
Mekkeden hicret edenler ve ailesi geride kalanlar çabası ...
Yani aynı toplumun inanan ve inanmayan iki zümresiydi ...
Mekkeyle uzlaşıya gitmedi demek biraz abest kaçar ..
Aksine uzlaşı yolunu aradı Resul ...
Mekke dönemindede uzlaşma aradıgı gibi devamındada aradı ..
Ki Meşhurrrr Akabe biatı ve olaylar zinciri ...
Tavizler bile verdi ...
Çunki bir zafer mujdelenmişti...
Muhim olan nokta ve sıklıklaaa işaret etmek istedigim nokta ..
Başka bir diyara İslamı götürmüyorsunuz ...
İslam olmasını istediginiz toplum kendi toplumunuz ...
Mekke ve Medinedeki zumreler şimdi iç içe ...
Evet Mekkeyi feth ettginizde sadece ve sadece on civarı insan ölümüne sebeb oluyorsunuz ..
Ve konum statu kaybıda söz konusu degil ..
Şu an Anadolu toprakları ne Mekke nede Medinedir ...
Gelmek istedigim noktayı umarım daha iyi anlatabildim ...
Selamlar ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #9 : 20 Ocak 2008, 11:50:23 ÖS 23 »
Alıntı
ben tam tersi başörtüsüne serbestlik olsun diye çok fazla dertlenmiyorum. belki çok çok az ( belki hiç) !!!

bakkala gidip ekmek, şeker vs. istediğinde hayır sana veremeyiz dendi mi hiç?
ve sen şekersiz ekmeksiz kaldın mı yanındakiler alırken?
biraz içselleştirirseniz anlaşabiliriz.
afedersiniz ama "okuyabildiğiniz için böyle diyorsunuz" demek istemezdim..pardon
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Dünyaca ünlü Dansçı Christine Brodbeck hangi 'siyasi simge' için örtündü? 

Gülay ATASOY 
 
 
Dünyaca ünlü Dansçı Christine Brodbeck ve şair- yazar Kamala Das hangi “siyasi simge” için örtündü?

Fazıl Say Türkiye’den gitmek istiyormuş!

Eğer gitmek gerekse benim gitmem gerek.

Çünkü öyle bir memlekette yaşıyorum ki, gerçekler rahatlıkla çarpıtılabiliyor. Rahatlıkla cerbeze yapılabiliyor.

Televizyon ekranında Fatih Altaylı “Başbakan başörtüsüne ‘siyasi simge” dedi dediğinde dikkat kesildim.

Başbakan böyle bir şey demez. Bakalım bunun altından ne çıkacak diye düşündüm.

Tabii sonunda “Velev siyasi simge bile olsa” demiş.

Halbuki  “siyasi simge” demekle “velev siyasi simge olsa” demek arasında dağlar kadar fark var.

Yıllardır başörtüsünün” siyasi simge” olmadığı yazılıyor, konuşuluyor, tartışılıyor.

Ama % 20’lik bir güç hala arkalarındaki güce güvenerek aynı teraneyi dillendiriyor.

Tamam Türkiye’de başörtülü  % 70 kesim başını “siyasi simge” olarak örtse bile -ki tekrar tekrar yapılan araştırmalarda “siyasi simge” olarak örtenlerin sayısının % 4  civarında olduğu  ortaya çıktı.

Pekâla şunu sorabilir miyim?

I400 yıldır başını örten Müslüman kadınlar,  hangi  siyasi partinin simgesi olarak başını örtüyor?

Peygamberimizin zamanında hangi siyasi parti vardı?

 Dünya’da bir milyar Müslüman var. Bunun neredeyse yarısının başları örtülü. Dünyanın bütün ülkelerine dağılmış olan bu kadınlar, hangi siyasi partinin simgesi olarak örtünüyor?

 ABD’ de her yıl yirmi bin kadın örtünüyor?

Acaba ABD’de de AKP var mı?

Mesela,  Londra"da 18 yıl modern dans eğitimi gören ve bundan 25 yıl önce "dansperformans" denilen tarzın başlatıcısı olduğu için sadece ünlü değil, öncü bir sanatçı olarak kabul edilen Londra"da, Paris"te, New York"ta gösteriler sunan modern dansçı, İsviçreli Rabia Christine Brodbeck hangi partinin simgesi olarak başını örtüyor?

Hindu asıllı bir ateist' iken 1999'da Müslüman olan ve tesettüre giren dünyaca ünlü Hint şairi ve yazarı Kamala Das’ın hangi partinin simgesini(!)  taşıdığını gerçekten merak ediyorum.

 Burada durup düşünmek gerek.

Acaba dünyaca ünlü  ve üstelik İsveçli olan bir dansçı ve yine 

dünyaca ünlü ve Hindu asıllı bir yazar ve şair neden örtünür?

         Bütün   bunlar göz önünde tutulursa başörtüsüne “Siyasi  simge” demek ne ile izah edilir?

Bu sorunun  cevabını Prof. Ümit Meriç Veriyor:

 “Fevkalade  yanlış, fevkalade dar, fevkalade dünyevi bir tavır. Ben dünyada geberecek bir hayvan değilim. Ben ahireti olan bir insanım. Siyasetin çok üstündedir bu tavır. Siyaset dinin aşağısında kalır.

Ben çok sevdiğim mesleğimi terk ettim. Çünkü kapanma kararı aldım. Allah’a bir söz verdim. Ben önce bir kulum, sonra profesörüm. Önce kul olduğum için profesörlüğü terk ettim. Profesörlük benim dünyevi mevkiimdir, kulluk ise ezeli. Profesörlüğüm bu dünyada bitecektir. Ama kulluğum son nefesimi verdiğim andan sonra da devam edecektir.”

Demek ki, başörtüsü siyasi makamlara feda edilemeyecek kadar üstündür. Çünkü Allah’a kul ve muhatap olmak dünyevi bütün duyguların üstündedir.

Başörtüsüne “siyasi simge” diyenler, ya tüm dünya kadınlarının hangi siyasi partinin simgesi olarak örtündüklerini ispat etsinler. Ya da Allah’ın emri olduğunu lütfen artık kabul etsinler.


 
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Amerika da üzerlerini çizmiş olabilir mi? Fehmi Koru
« Yanıtla #11 : 27 Ocak 2008, 11:09:45 ÖS 23 »
Amerika da üzerlerini çizmiş olabilir mi?
Dikkatten kaçması imkânsız bir ilk yaşanıyor Türkiye'de şu sıralarda: Başörtüsü yasağını kaldırmak üzere iki parti işbirliğine gidiyor ve ne bir kitle eylemi, ne de bir siyasi suikast yapılıyor. Aman nazar değmesin...

“Hangi siyasî suikast ne tür bir girişim sonrasında işlenmişti?” sorusuna cevap teşkil edecek verileri bir tarihe kadar toplayıp burada okurlarla paylaşmıştım. Muammer Aksoy'un, Bahriye Üçok'un, Uğur Mumcu'nun, Ahmet Taner Kışlalı'nın uğradıkları suikastlar, hep başörtüsüyle ilgili toplumsal baskıların arttığı, siyasilerin bir şeyler yapma ihtiyacı hissetmeye başladığı dönemlerde işlendi. Suikastların her biri işlendiğinde, öncesinde neyi tartıştığımızı unuttuk, 'İslâmcı terör' genel başlığı altına giren bir yeni tartışma ortamında kendimizi savunmaya geçmek zorunda kaldık.

Bugün yakın tarihimizin en ciddi yasak kaldırma girişimi sürdürülüyor ve kitleye dönük bir eylem de yok, siyasî bir suikast da işlenmiş değil. Bu gerçekten bir ilk...

Dün de değindim, bu gelişmede, Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP'nin halkın talepleri istikametinde tavır almasının rolü merkezî önemde. Karanlık işlerle adının bir arada anılmamasına yarayacak en keskin tavrı bu olayla benimsedi MHP; onun tavrı eylemcilere moral zemin bırakmamış oldu. Şer odaklarının hiddet ve öfkelerini MHP'ye döndürmesi bile tavrın 'tarihî' özelliğine işaret ediyor.

Acaba bir sebep de, kitlesel eylem yapacak örgütün dağılmaya yüz tutması, siyasî suikast işlemek üzere bir kenarda tutulan tetikçilerin kendi başlarına kalınca ne yapacaklarını şaşırmaları olmasın?

Türkiye'de hiçbir çizgi-dışı eylem ve davranış kendiliğinden olmadı, olmuyor, olmayacak... Kendilerinin korunduğuna inanması gerekiyor uğursuz eylemleri hayata geçirenlerin... Son 30 yılın siyasi cinayetler tarihine yakından baktığımızda o inancın hiç de yanlış olmadığını görüyoruz. Eylemciler ve onları eyleme yönlendirenler sürekli korundular. Çoğu 'fâili meçhul' bir dosya olarak rafa kaldırıldı siyasî cinayetlerin; 'fâil' diye yakalanıp mahkûm edilenler ise suikastlara kurban gidenlerin en yakınlarını bile tatmin etmeyecek kadar dandik figürlerdi. Tek bir dâvâda birkaç siyasî suikastın hesabı kapatıldı.

Suikastları planlayan odağı zora düşüren ilk eylemin Danıştay baskını olduğuna hiç kuşku yok. Çok ince planlanmış bir eylemdi Danıştay baskını. Öncesinde Cumhuriyet gazetesinin bahçesine üç gün üst üste el bombası atılmış, ardından Danıştay gibi koca bir kurum suikast için paralize hale getirilmişti. Güvenlik kameraları çalışmıyordu. Kâtil binanın içinde deli danalar gibi koştuğu halde sanki bir görünmez adama dönüşmüştü. Tek bir güvenlik görevlisi tarihin akışını değiştirdi: Binadan elini kolunu sallayarak çıkmak üzere olan tetikçiyi durdurarak...

'Fâili meçhul' kalmak üzere planlanan eylemlerin sonuncusudur Danıştay baskını...

Bütün 'millî' veya 'ulusalcı' görüntüsüne rağmen, karşımıza çıkan örgüt tablosunda yer alanlar, daha 1950'lerde NATO bünyesinde oluşturulan bir özel birimin günümüzdeki kalıntılarıdır. Örgütü NATO adına ABD -daha doğrusu CIA- kurmuştu. Bütün kayıtlarının bir nüshası CIA'de vardır. 5 Kasım'da Beyaz Saray'da gerçekleşen Bush-Erdoğan görüşmesinde varılan mutabakat sadece PKK'nın tasfiyesini mi içermektedir, yoksa Türkiye'de demokratik düzeni tehdit eden bütün 'militer' unsurları mı? PKK yanında uzaktan kumandalı gizli örgütün tasfiyesini de göze almış olabilir mi ABD?

MHP'nin duruşu, teknolojik imkânların sıkıştırması, hatta ABD'nin arkasından çekilmesi, gizli örgütün çöküşü için elbette önemlidir; ama en önemlisi, işbaşındaki iktidarın kararlılığı... Bunu unutmayalım. Bugüne gelebilmemizi, usta manevralara dönüşen o kararlılığa borçluyuz.

Bugünler geçtiğinde daha yaşanası bir ülkenin vatandaşları olduğumuzu fark edeceğiz.

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Başörtüsü ile ilgili yasa teklifleri (Hayrettin Karaman)
« Yanıtla #12 : 27 Ocak 2008, 11:13:18 ÖS 23 »
Başörtüsü ile ilgili yasa teklifleri
Bugünlerde yasakçılar “yasaklama dayanakları”, hürriyetçiler ve dindarlar da yasağı kaldırma formülleri üzerinde harıl harıl çalışıyorlar. Ortada dolaşan birçok teklif örnekleri var. Bu arada benim önceki yazımda işaret ettiğim uyarılar da mevcut. Aşağıda bir avukat dostumuzun teklifi ile benim teklifimi vereceğim. Önce şunu ifade etmeyi önemsiyorum:

Müslümanlar başörtüsü yasağının kaldırılmasını isterken bunu, genel olarak hak ve özgürlükler çerçevesinde (yani örtünme veya açılmanın, belli bir kıyafeti kullanmanın tamamen kişinin özgür iradesine ait bir mesele ve bir hak olduğundan yola çıkarak) istemiyorlar, örtünmenin Allah emri ve bir din ödevi olduğuna inandıkları için örtünüyor ve yasağa da karşı çıkıyorlar. Kıyafet tercihi hakkı değişebilir, ama tesettürün farz olduğuna inanan Müslümanların bu inançları değişmez.

Yasağın kaldırılması talebinin laik/seküler hukuktaki meşruiyet temeli ise din özgürlüğü olmalıdır.

Altına imza attığımız ve bizi bağlayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerinde “eğitim hakkı” ve “din özgürlüğü” şöyle düzenlenmiştir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.”

AİHS'ye 349 HS'ye Ek Protokol

“Madde 9 Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü : 1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir. 2. Din veya inancını açıklama özgürlüğü ancak kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu tedbirlerle ve yasayla sınırlanabilir”

TC yasaları bu sözleşmeye aykırı olamayacağına göre, dini sembol bile olsa başörtüsünü -okullarda veya devlet dairelerinde- yasaklamak yukarıdaki maddelere aykırıdır. AİHM'nin kararı, üniversitelerin bazılarında, belli düşüncelerle yasaklamanın sözleşmeye aykırı olmadığı şeklindedir; bu karar, bütün üniversitelerde yasaklanmasını ve böylece eğitim hakkının engellenmesini içeremez.

Benim teklifim şudur:

Yukarıdaki maddelere atıf yapılarak “Türkiye'yi bağlayan insan hakları belgelerinde ifade edilen “din özgürlüğü” hakkının uygulanması çerçevesine giren davranışlar ve uygulamalar laikliğe aykırı olarak yorumlanamaz. Hakların yasa ile kısıtlanması maddesi, eğitim hakkını engelleyecek şekilde uygulanamaz”

Araştırmalar Derneği Onursal Başkanı Avukat Yakup ERİKEL de doğrudan başörtüsünü zikrederek Anayasa'nın 13.maddesinin şu şekilde düzenlenmesini teklif ediyor:

Madde 13. – (değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Başörtüsü takmak laikliğe aykırılık oluşturmaz


'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #13 : 30 Ocak 2008, 07:42:50 ÖS 19 »
Küfür yapısı itibariyle saldırgandır. Kafirlerin küfrü müslümanların islami bilinci arttıkça, açıların ucu da gittikçe birbirinden uzaklaşacaktır.
İslam yazılı ilkeleri olan kafirlerin bu ilkelerine sadık kalmaları kaydıyla ve islami devletin genel insani kaidelerine uyduğu müddetçe onlara yaşama hakkı tanır. Ancak, küfür asla islama hayat hakkı tanımaz. Bu eşyanın tabiatına aykırı bir durumdur. Demokratik zemin sadece kafirlerin işine geldiği zaman uyulacak bir zemindir onlar için. Eğer kendi koydukları ilkeler kendi aleyhlerine çalışmaya başlarsa hemen kendi ilkelerine bile savaş açarlar.
Hak gelince batılın zail olması gerektir. Hak ile batıl koalisyonu olmaz. Karanlık ışıkla birlikte aynı anda aynı mekanda bulunamaz.

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Değiş(e)meyen gündem Başörtüsü
« Yanıtla #14 : 04 Şubat 2008, 09:25:13 ÖS 21 »
aşağıdaki yorumu bir yerde gördüm alıntılamazsam olmaz

Alıntı
“Türbanlı bir öğrenciye, cumhuriyet ilkelerinin kıyafetlerine aykırı diye hak ettiği notu vermeyeceğiz"

Bu sözler İstanbul Üniversitesi Rektörü’ne ait…

Peki anayasa da ki ilgili madde değiştiğinde artık kılık kıyafet “cumhuriyet ilkelerinin kıyafetlerine aykırı” olmayacak ama siz yine hak ettiği notu vermeyeceksiniz? Demek ki suç işleyeceğinizi alenen ilan ediyorsunuz?

Buradan şu sonuç çıkıyor :
Anayasamız eğer işinize gelirse makbul, yoksa sizin için “jurnal” olarak kalan bir kitap.
Yani demek istediğiniz bu ülke sadece “anayasa” ile idare edilemez. İlla sizin gibi “çekiç güç” e ihtiyacı var.

Yazık; bir de fakültelerinizde hukukçu yetiştiriyorsunuz? Bu yukarıda ki hadiseleri “roma hukuku” dersinde mi anlatıyorsunuz? Yoksa Honululu’daki yetersiz anayasa örneklerini incelerken mi?

Yetmiş yaşına gelmiş, burnundan kurt çıkan, bir avuç parkinsonlu miyop üniversiteli paranoyak rejimin ve yasaların verdiği hakkı geri alırım ümidinde hala… Yahu biraz bilimle uğraşın. Perulu bilim adamları bile sizi geçti.
Hadi siz gidin “uyuz merhemi” yada “pişik ayracı” icad edin yine.. Ya da tinerci çocukları üniversitelere alın ki başörtülülüleri taciz etsinler..

Siz adam olmazsınız…

“nakka”…
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8