ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ

  • 20 Cevap
  • 21215 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« : 16 Ocak 2008, 04:10:55 ÖS 16 »
Cenabı Allah yalnız insanlara değil, bütün yarattığı canlılara kendi hayatından hayat, kendi canından canlılık vermiştir.Ruhundan üflemesi  hayat vermesi anlamındadır.Üflemeyi nefes alma ve nefes vermedeki özelliğe benzetebiliriz.Solunumu duran bir kimseyi Allahın izni ile tekrar soluk almaya hayat belirtisi olan nefes alma duruma getirmek için yapılan suni teneffüs de üflemedir. Hayattan hayat verme, candan can verme anlamındadır.hayatta iken İnsan son nefesini verdiğinde artık canlılığı sona ermiş ve ölümle buluşmuştur. Artık onun son nefes verişi ile ruhu bedeninden çıkar.Artık onun  bu son nefes verişi onun  bir canlı değil, cansız ve ölü durumudur. Sura üfleme de aynı durum değil midir.Ben bu duruma benzetiyorum ki, Mahlukatın son nefes verişidir bu.
Tüm Mahlukatın sura üfürülmesi topyekün bir son nefes veriş, hayattan son bir üfleme ve tüm canlılığın ölümü.
İkinci bir sura üfleyiş ise tüm mahlukatın yeniden nefes alışı, yeniden dirilmesi anlamındadır.

Gökleri ve yeri hak olarak yaratan da O'dur. "Ol!" dediği gün, hemen oluverir. Sözü haktır O'nun. sûra üfleneceği gün de mülk ve yönetim O'nundur. Âlim'dir, görünmeyeni de görüneni de bilen O'dur. O'dur Hakîm, O'dur Habîr. (En am 73)


O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. sûra da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır. (Kehf 99)


O gün sûra üfrülür ve günahkârları o gün gözleri gömgök bir halde haşrederiz. (Taha 102)


Sûra üfürüldüğünde, aralarında artık soy-sop/şuna-buna mensup olmalar söz konusu edilemez. Birbirlerini soruşturamazlar da. (Muminun 101)
Sûra üfürüleceği gün, Allah'ın dilediği dışında herkes, göklerdekiler, yerdekiler dehşet içinde kalacaktır. Hepsi boynunu bükmüş bir halde O'nun huzuruna gelir. (Neml 87)



Sûra üfürülmüştür! Bak, işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar. (Yasin 51)

Ve sûra üflendi. İşte bu, geleceği vaat edilen gündür. (Kaf 20)

Sûra bir üfleyişle üflendiğinde. (Hakka 13)

Sûra üfürüldüğü gün, bölükler halinde geleceksiniz. (Nebe 18)


Burada üflemek tabiri HAYAT sistemini, harekete geçirmek veya işler hale getirmek demektir. 

Görüldüğü üzere Üflemek tabiri tamamen mecazi bir kavramdır.


 Dikkat edilirse, Hayat verirken üflemek kavramı var ve hayat alırken de üflemek kavramı var.

 İnsan yaratılırken Allah Ruhundan üflüyor, insanın ve evrenimizin canını alırken de üflüyor.

 ama her ikisinde de Allah’tan kopup ayrılan ve başka birisine nakledilen bir parça sözkonusu değil. Her iki durumda da Hayat sistemini harekete geçirme veya sona erdirme  gerçeği var.


Şimdi de “üflemek” teriminin geçtiği başka iki ayete bakalım. Bu iki ayette Hz. İsa çamurdan kuş benzeri bir şey yapıyor. Ve ona üflüyor. O çamurdan yapılmış nesne birden canlanıyor ve kuş oluveriyor.

Onu, Beniisrail’e şöyle konuşan bir resul yapacak: “Şu bir gerçek ki, ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben, çamurdan, kuş görünümünde birşey yapar, ona üflerim de Allah’ın izniyle kuş oluverir... (Ali İmran 49)

Hani, Allah şöyle demişti: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs'le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu…. (Maide 110)

Bu iki ayette de aynı gerçeği görüyoruz. Hz. İsa çamurdan yapmış olduğu o kuş görünümlü birşeye  kendisinden bir parça ilave edip, nakltmiyor. Sadece Allah’ın izniyle onun canlanması için hayat düğmesine basıyor. Böylece çamur kuş olarak hayat buluyor.

O halde nasıl ki,Sur mekanizmasını işler hale getirmede nasıl üflemek terimi kullanılmışsa burada da üflemek terimi kullanılmış. Demek ki üflemek ile kastedilen şey bir birimin Canlanması, Hayat Bulması,  Hayat vermek ve Almak. Canlandırılması ve Öldürülmesi demektir öyle değil mi ?

Şimdi konumuzla ilgili olan asıl ayetlere bakalım. Rabbimiz biz insanlara RUHUNU ÜFLEMEMİŞ,  veya ruhundan bir parça üfleyerek nakletmemiş, RUHUNDAN ÜFLEMİŞTİR Bu ikisi arasında çok fark var. Eğer, KENDİ RUHUNU ÜFLESE İDİ, YARATILANLAR DA BİRER İLAH OLURDU DEĞİL Mİ ?İlki iddia edilirse, Allah’ın kendi Ruhunu her birim için parçalara ayırıp birimlere tahsis ettiği söylenmiş olur.

Ama ikinci durum göz önünde bulundurulursa Rabbimizin biz insanlara Hayatından hayat bağışladığı, Canlılığından Can verdiği gerçeği ortaya çıkar. Şimdi ayetlere bakalım:


"Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." (Hicr 29)


Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz. (Secde 9)

"Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin!” (Sad 72)


Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan İmran kızı Meryem'i de örnek verdi. Biz onun içine ruhumuzdan üfledik. Ve o, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdikledi de içten bağlananlardan oldu. (Tahrim 12)

Ve o, cinsiyet organını/ırzını titizlikle koruyan kadın. Onun bağrına ruhumuzdan üfledik de kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptık. (Enbiya 91)

Bu ayetlerde geçen “üfürme”, “üfleme” terimleri de diğer ayetlerde geçtiği gibi tamamen mecazi.( Hz isa ayetini hariç tutarsak ) Ne üfleyen var ne de üflenen. Mecazi bir anlatım tercih edilmiş. Simge Dili kullanılmış. Çünkü bizim terimlerimiz bizim dünyamızdaki hadiselerle alakalı. Algı sınırlarımızı aşan bu tip konularda mecazi anlatıma başvurulması anlaşılmaz bir şey değil.

Bu son ayetlerde de Rabbimiz kendi Ruhunu DEĞİL, ruhundan üflediğini her bir yaratılana kendi hayatından kendi canlılığından hayat verdiğini Bu ayetlerden de görmekteyiz ki Rabbimiz bizim CANlanmamız ve HAYat bulmamız, ŞUURlanmamız ve BİLİNÇlenmemiz adına düğmeye basıyor.
 
Bu canlanmada kaynak Allah. Allah’ın HAY sıfatı. Bu Allah’ın HAY sıfatının birimler üzerinde tesir icra etmesini temin ederken kullanılan terim “üflemek”, “üflenmek”.

Sonuçta, Ruh bir vahiy, bir ilahi emirdir görüşü var. Ruh Allah’ın zatıyla direkt alakalı olmayan ama O’ndan kaynaklanan ve Canlılık veren ilahi Bir akımdır şeklindeki kanaat var. Hakkında “az bir bilgi” verilen bu konuda başka farklı görüşler de mevcut. Tabiki en doğrusunu Allah bilir. Ama Hiçbir ayette Ruhun Allah’a ulaştırılması gereken bir şey olduğu konusu asla yok. Ayetlerin hiçbirisinde Nirvanacılık anlayışına delil yok.

17:85 Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir
[/color]

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #1 : 16 Ocak 2008, 04:27:24 ÖS 16 »
bişey sorabilirmiyim, hamit abi devam etmeyecekseniz?
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #2 : 16 Ocak 2008, 04:34:43 ÖS 16 »
devam edeceğim ama şimdi değil, buyrun sorabilirsiniz

Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #3 : 16 Ocak 2008, 04:49:55 ÖS 16 »
Buyrun sorabilirsiniz. Yazima bügün ara verdim Yarın devam edeceğim

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #4 : 16 Ocak 2008, 05:11:30 ÖS 17 »
afedersiniz şimdi gördüm

soruyorum

- Hz. Ademin yaratılışından sonra meleklere ona secde edilmesi emri verilmişti ya (kuranda var..bakara suresinde mesela) secde edilmesi istenilen şey Adem miydi yoksa Allahtan üfürülen Ruhmuydu?
yada O ruh üflenmemiş olsaydı secde emri verilirmiydi?
secde etme emrinde ki ana etken üflenen ruh mu?

ve
- halifelik emanetini alemlerden sadece insana verilmiş olmasının sebebi bu ruhmudur?(biliyorsunuz haşr suresinde dağlara verilmiş olsaydı gibi bir tabir var)

-bu ruhun bizdeki yansımaları ve teşekkürü nedir-ne olmalıdır?

teşekkür ederim..
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #5 : 16 Ocak 2008, 05:19:56 ÖS 17 »
Çok düşündürücü ve aynı zamanda çok da mühim sorular bunlar.
Bunlara bir çırpı da cevab vermenin zorluğunu yaşayabilirim. Vereceğim cevablar tatmin edici olmayabilirse de bunları daha fazla araştırıp, öğrenip öyle yazacağım. Az sonra düşünceleri mi yazacağım
Teşekkür ederim

Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #6 : 16 Ocak 2008, 05:29:57 ÖS 17 »
Alıntı
Hz. Ademin yaratılışından sonra meleklere ona secde edilmesi emri verilmişti ya (kuranda var..bakara suresinde mesela) secde edilmesi istenilen şey Adem miydi yoksa Allahtan üfürülen Ruhmuydu?
yada O ruh üflenmemiş olsaydı secde emri verilirmiydi?
secde etme emrinde ki ana etken üflenen ruh mu?

Üflemenin ne anlama geldiğini sanırım konuyu çok iyi okumuşsanız ve örneklerine bakmışsanız, ayetlerle ne anlama geldiğini izah etmiştim
Şimdi soruya karşılık, başka soru sorayım ve bu soruya soru olsun

 Tüm mahlukat içinde Allahın ruhundan Sadece insana mi üflenmiştir ? Bakın isa örneğinde bir hayvana bile( Kuş ) Allah ruhundan üflemiştir ve hayat bulmuştur.

ÜFLEMENİN tamamıyla mecaz anlamda olduğu ortaya çıkmaktadır ki, onun hayatından melekler de , insanlar da, cinler de, hayvanlar da hatta bitkiler de hayat, can bulmuştur.
Gelelim secde konusuna



Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #7 : 16 Ocak 2008, 05:49:24 ÖS 17 »
Allahın meleklerine ademe secde ettirmesi farklı şeydir. Aslında secde edilen adem değil, Allah olmuştur. Çünkü emri veren o dur. Emre itaat , emir sahibine itaat, ona secde etmek değil midir ? Adem burada şeytana ve diğer meleklere imtihan vesilesi olmuştur. Neden ? ayete bakalım

Bakara 30. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
Evet, melekler böyle demişlerdi. Yani bir bakıma, herşeyi bildiklerini ima etmişlerdir ki, başta iblis olmak üzere onlar Aallahın bu secde emrine  kışkırtılışmış ve ne yazık ki, kendilerine yakışmayan böyle ifadeler kullanmışlardır


Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #8 : 16 Ocak 2008, 05:52:15 ÖS 17 »
Çok özür dilerim parça parça yazmaya devam ediyorum. Çünkü bulunduğum yerde sık sık elekrik kesintileri oluyor
devem ediyorum

Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #9 : 16 Ocak 2008, 06:14:47 ÖS 18 »
Bakara 30 da Allah ben sizin bilmediklerinizi bilirim demekle

 melekler, yüce Allah'ın yeryüzündeki bu halifesi eli ile dünyayı inşa ve imar etme, oradaki hayatı geliştirip çeşitlendirme dileğinin hikmetinden habersizdiler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktu. Kimi zaman kargaşa çıkaracak ve kimi zaman da kan dökecek olan insan, görünürdeki bu kısmi kötülüklerin yanında onlardan daha büyük ve geniş kapsamlı iyilikler yapacaktı. Sürekli gelişme, kesintisiz ilerleme, yapıcı sonuçlara ulaştıran yıkıcı hareket, ısrarlı girişim, aralıksız araştırmacılık, bu dünyayı azimle değiştirme ve daha iyi düzeye çıkarma çabası onun eli ile gerçekleşecek iyiliklerdi.

31- Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra bütün nesneleri meleklere göstererek, "Haydi, eğer davanızda haklı iseniz, bunların isimlerini bana söyleyin " dedi.

32- Melekler "Ya Rabbi, sen yücesin, bizim senin bize öğrettiklerin dışında hiçbir bilgimiz yoktur, hiç şüphesiz sen herşeyi bilirsin ve her yaptığın yerindedir" dediler.

33- Allah, Adem'e "Ey Adem, bunlara o nesnelerin adlarını bildir" dedi. Adem, meleklere bütün nesnelerin isimlerini bildirince Allah, onlara "Ben size, `göklerin ve yerin bütün gizliliklerini, ayrıca sizin bütün açığa vurduklarınız ve içinizde sakladıklarınızı bilirim' dememiş miydim?" dedi.


Evet, ayetlerin açılımlarına baktığımızda, melekler bu sözlerinden dolayı mahçup olmuşlardır ve allaha bir kere de daha onun şanı ve şerefini yüceltmişlerdir ve allahın emrine tabii olmuşlardır ve ikinci bir sınamadan geçirilmişlerdir. O da ademe secde, yani yarattığıma secde edin, derken, ben onu özene bezene yarattım ve bu yarattığıma  verdiğim şuur , nefis ve ruh ile yaratılmışların en üstünde (sizlerinde  üstünde )tutuyorum. Hadi ona dolayısıyla bana boyun eğin ( Secde edin )


bakara 32. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.

dediklerinde şaşkınlıklarını ve allaha olan bağlılıklarını bir defa daha dile getirmişlerdir

34/a- Hani biz meleklere `Adem'e secde ediniz " dedik de hemen secde ettiler.

Yalnız iblis kaçındı, kendini büyük gördü ve kâfirlerden oldu.

34/b- Yalnız iblis kaçındı, kendini büyük gördü ve kâfirlerden oldu.

İşte Ademe secde ettirilmekteki amaç ortaya çıktı.
Şeytandaki GİZLİ BENİ ORTAYA ÇIKARMAKTI Yani bu secde olayı melekler ile birlikte bulunan iblisi Allahın emrine itaat edip, etmeyeceğini sınamak içindi ki, sonuçta iblis ademe secde etmemiş, etmemekle de Allaha secde etmemiş ve isyankar kafir olmuştur( Sebeb : Ademe olan kıskançlığını ve kibrini yenemesiydi. Çünkü o kendisini hem meleklerden hem de yeni yaratılacak olan insandan üstün görüyordu

 




Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #10 : 17 Ocak 2008, 12:01:53 ÖÖ 00 »
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

32-SECDE: (ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)

1 - Elif, Lâm, mim.
2 - Kendisinde şüphe olmayan bu kitabın indirilişi, âlemlerin Rabbi olan Allah tarafındandır.
3 - Yoksa onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi korkutman için, Rabbin tarafından gelen bir haktır. Gerek ki, hidayeti kabul ederler.
4 - Allah O'dur ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde(aşamada) yaratmış, sonra Arş üzerine istivâ buyurmuştur (hakim olmuştur). Sizin için O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi! Artık düşünmeyecek misiniz?

Oluşumu tamamlanmamış bir yer ve gökten bahsediyorsak ki öyle(Allah her an bir iş üzeredir/yaratma üzeredir)
Yevm= gün/an ; Dünyanın kozmik hareketiyle oluşan 24 saatlik güne kast edilmiş olması anlaşılmaz elbet.Aşamalılığa bir atıf vardır.
“Ol deyince Olduruveren” Allah eğer aşama aşama yarattığını söylüyorsa burada verilen mesajı şöyle anlamak yanlış olmaz sanırım.
Ey İnsan! Bakın istediğini istediği anda yada süresiz yapabilme güç ve kudretine sahip olan Allah bile kendi koyduğu yasaya aykırı davranmayıp nizam ve intizam içinde yaratıyor.Kendisi için nizam ve intizam koyan Allah sizin için koymasın mı?
4.ayetteki “Hükümranlık makamına kurulmak” ayetine dikkat edersek;
Yahudiler lafzı manada anlayıp (yada işlerine öyle geldiğinden) 7. günde dinlendi diyerek Allah’a tatil isnat etmişler(haşa),böylece Allah’ı yaşamın dışına çıkarmaya kalkışmışlardır.
Allah yorulmayacağına göre;
Hesap günü sizi O’nun elinden,hesap görücülüğünden kim kurtarabilir?
Hala düşünüp,ders almayacakmısınız?
Hayatı böyle ince ince tasarlayıp bir sistem ve nizam üzere yaratan Allah onun için bir amaç koymamışmıdır?
Böyle sistematik bir hayatı,yaşattıklarının şaheseri olan sizin için yaratsın ve sizin bir amacınız olmasın,sizin için bir amaç belirlemesin öyle mi?Öylesine amaçsızca başıboş amaçsızca yaşayın,ölüp gidin öylemi? Buna aklınız yatıyor mu?
Ey insan! Sizin amacınız ne biliyormusun? “YER YÜZÜNÜN İNŞAASI” yani yeryüzünün halifeliği görevi.
İnşa edene usta derler.Her ustalık bir çıraklık döneminden geçer.Yani AŞAMA.
Çıraklıktan ustalık sürecine geçişte kademe kademe bir öğrenme aşaması vardır.
Yeryüzünün halifesini çıraklıktan ustalığa kim taşıyacak,eğitecek?
VAHİY !
Vahiy vasıtasıyla Ustanın(Peygamberin) dizinin dibine oturup,hayat kitabını,yeryüzünü inşa etme öğretisiyle eğitilecek çıraklıktan sonra yeryüzünün inşası için ustalığa aşama aşama tekamül edecek.
Vahyin elinde ustalaşmamış insan yeryüzünü inşa değil İMHA edir!

5 - O, gökten yere, (yukarıdan aşağıya) işleri düzenler, sonra da o işler, sizin saydıklarınızdan bin yıl kadar olan bir günde O'na yükselir.

Hayatın her hangi bir alanında Allah’ın hükümranlığını kabul etmemek o landa ilah yaratmayı gerektirir(ŞİRK).
ELF= BİN sayısı (arapçada)
Arapçada elf; sayı sıfatlarının zidvesidir.
Bin yıl süren bir gün; Bu neyi ifade eder?
Sayı sıfatlarının zirvesi bu olduğuna göre aklınıza gelen zaman tasavvurunun en sonu nedir onu düşünün.
Hacc 47 ayetindeki teşbih edatı gibi.”Yahudiler ister ki bin yıl yaşasın” daki kinaye gibi.
Yani yaratılış periyodları tabidir.,ancak bunlar insan aklının alacağı aritmetik periyodlarla sınırlandırılamaz.Sizin algıladığınız zaman kavramı sizin içindir.


6 - İşte görüleni de görülmeyeni de bilen, her şeye gücü yeten, çok merhametli olan O'dur.

İşte idraki aşan hakikatleri de,idrak ve tecrübeleride bilen Kudret ve merhamet sahibi yalnızca O’dur.
O her şeye yaratılıştan en güzel olma,kemali bulma yeteneği üzere yaratmıştır.
FITRAT’ta budur.Potansiyel olarak her şey kemaline ulaşabilecek şekilde yaratılmıştır.
İradesiz varlıklar bu kemali bağlı olduğu yasalarla gerçekleştirirler.(sitatik varlıklar=gök,yer,güneş,ay….) Secdeleri de kendilerine çizilen kadere/ölçüye/göreve tabi olmaktır.Onların secdesi: Allah’ın koyduğu yerde durmak,yörüngede dönmektir.
Hani (Allahualem) Ey insan sende Allah’ın sana tayin ettiği yörüngede dur.Sen onlar gibi sitatik kadere tabi değil,dinamik bir kadere tabisin.İRADE’n neticesindeki itaatin onun içindirki ödüle mayıktır.İtaatin=Cennet,İsyanın=Cehennem İşte ödülün
…

7 - Yarattığı her şeyi güzel yaratan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayan O'dur.

İnsanın elementer kökenine bir atıf var.Tıpkı ay gibi,güneş gibi sitatik kadere tabi oluşuna kendi bilinci ,isteminin dahlinin olmadığı yönüne.Yaratılış aşamana değersiz bir şeyden başladık.

8 - Sonra da onun soyunu süzülmüş bir özden, değersiz bir sudan yaratmıştır.

Yine onun neslini (birinci aşama elementer kökü kadar) basit değersiz bir atımlık sıvı özünden yaratışı sürdürdük.Bu aşama 2. aşama olan biyolojik kökenine,anne karnındaki embriyolojik süreçe dikkat çekiliş.

9 - Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz!

Ve onu yaratılış amacını gerçekleştirecek ,yeryüzünü imar edebilecek kemale gelebileceği donanıma sahip kılarak kendi ruhundan üfürme aşaması.
Sürecin 3. ve en mükemmel aşaması gerçekleştirildi.
1.süreç=ELEMENTER
 2.sürec=BİYOLOJİK
3.süreç=PSİKOLOJİK
İnsanın iç dünyasının,manevi dünyasının,ruh tohumunun atılması süreci.
O tohumun atılmasıyla gerçekleşecekler:
Görme, duyma, işitme,düşünme melekeleriyle donatılması(ef ideh)
Ruhu candan ayıran insanı diğer canlılardan üstün kılan melekeler:AKLETME,FİKRETME,FIKHETME.
7ve 9. ayetlerde dikkat edilirse ;
elementer ve biyolojik kökenlerde “O” 3. tekil şahıs zamiri kullanılırken
“ ruh üfürülüp”/ bilinçli kılınıp,psikolojik kökenine gelinince zamir değişip “SİZ” 2. tekil şahıs zamirine dönüşür. Allah muhatap aldığı değer verdiği birine dönüştü.
Elementer kökeninle= Toprak olacak yönünle değil, ananı,babanı,cinsiyetini,kaşını gözünü seçmeye güç yetiremeyeceğin senin sorumlu olmadığın= biyolojik yönünle değil
Psikolojik yönün olan=Akıllı,iradeli,manevi yönünle değerli ve muhatabımsın.
Seni aşama aşama  kemale ermeye fıtraten muktedir kıldım,tenezzül edip muhatap kabul ettim ki BEN ALLAH’ım! Sen tüm bu nimetlerimi unutup ne kadarda az şükrediyorsun…


10 - Onlar: "Biz yerde kaybolup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışta bulunacağız?" dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı (O'nun huzuruna varacaklarını) inkâr eden kâfirlerdir.

Yaratılış bitmedi.Bundan sonraki evresi ahiret boyutudur.
(Şüphesiz Allah doğru söyledi)


*= Elmalının meali

*= “Ruhundan üflenmesi” sadedinde secde suresinden hareketle yorumdur

*=tarafımdan eklenmiştir.

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #11 : 17 Ocak 2008, 12:12:57 ÖÖ 00 »
teşekkür ederim menar Allah Razı Olsun büyük bir dikkatle okudum. çok değerli ve faydalı bir o kadarda ufuk açıcı bir yorumdu..ve hoşgeldiniz...

hamit abi siz devam edeceksiniz sanırım?
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #12 : 17 Ocak 2008, 12:17:41 ÖÖ 00 »
hoş buldum serender.rabbime emanetsiniz.duayla..

Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #13 : 17 Ocak 2008, 06:14:11 ÖS 18 »
sorularınıza Verdiğim cevablarda üflemenin mecaz anlam içerdiğini, Tüm yaratılan mahlukata Allahın hayatından bir hayat bir Allahın canından  bir canlılık verildiğini, ademe de bu canlığının verildiğini simgeleyen üfleme hadisesi bir mecaz anlam içerdiğini dolayısıyla üflenen veya verilenin allahın ruhu değil, allahın ruhundan olduğu ve buna misalen de bir hayvana dahi ayetlerle açık olan isa peygamberin üflemesi ile allahın izni ile kuşun hayat bulması dolayısyla da üfürülenin ile allahın ruhundan bir kuşun hayat bulması delilleri ortaya koyduğumuzda diyoruz ki, meleklerin adame secde ediş gayesi bü üflenen ruhtan dolayı değildir.

Şayet ve şayet Allah ademe kendi ruhunu üflese idi. İşte o zaman adem bir ilahlık özelliği kazanırdı da, meleklerin ona secde edişleri bu Allahın ruhu olacağından  dediğiniz doğru olurdu.

Zaten hiristiyanlar da bu görüşün temsilcileri olarak isaya üflenen ruhtan dolayı artık onun da bir oğul ilah olduğunu kabullenmiş durumundadırlar

Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.


Meleklerin bu şekilde cevab verişleri asla ve asla rablerine bir isyan bir baş kaldırış değil, şaşkınlığın ve ona sonsuz bağlılığının ifadesidir ki, muhtemelen kendileri hariç, yeryüzünde sonradan yaratılacak olan mahluklar için kan dökücü, fesat çıkarıcı bilgisini önceden rablerinden edinmişlerdir ki, ona böyle cevab verebilmişlerdir.

Yani bu fikrinden vazgeç, yaratırsan bu yarattığnı tanımaz ona düşman oluruz o halde  yaratma anlamında cevab vermemişlerdir.

 Böyle bir canlıyı Niye yaratıyorsun ki, sebeb ne ? merak ve şaşkınlık içinde cevab vermişlerdir. Daha sonrada böyle bir cavab vermenin mahcubiyetini yaşamışlardır.

Ademe secde ile aslında ademe değil Allaha secde ettiklerinin bilinci içindeydiler. İblis de bu bilinç ve idrak içinde idi. Fakat ademin ona karşı üstün yaratılmasını tanımamış, Allahın secde emrini yerine getirmeyerek, aslında ademe değil , Allaha secde etmemiş oldu.

Neden secde ? Niçin secde edilir ? Secde senin büyüklüğünü tanıyorum sen benden daha büyüksün ve büyüklüğünün önünde sana saygı ile eğiliyorum manası vardır

Melekler Allahın emrini itaat edip ona secde ederken , Biz Allahın emri ile senin bizden daha üstün kıldığını daha üstün yaratıldığını kabul etmiş olup, rabbimizin yarattığı olan sana önünde saygı ile eğiliyoruz. Bu secde ediş senin ilahlığından değil,rabbimizin ilahlığını bilişimizden ve ona itaat etmemizin bir sonucudur

Enbiya 27. Onlar O'nun sözünün önüne geçmezler; onlar yalnız O'nun emriyle iş yaparlar.
Enbiya 28. O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O'nun korkusundan titrerler.
Enbiya 29. İçlerinden her kim, "Ben O'nun dışında bir ilahım" derse böylesini cehennemle cezalandırırız. Zalimleri işte böyle cezalandırırız biz.
[/color]
( Yani öyle bir ihtimal yok,( Enbiya 27 açık ) şayet öyle bir ihtimal olsaydı Enbiya 29 ayetinin gereği yapılırdı)

SORU: İblisin melekler arasında ne işi var,  ayetlerde ademe secde konusunda meleklere hitap ve emir var.  Melekler topluğuyla bir arada olan ve cinden yaratılmış olan iblisten başka iblis türünden olan başka şuurlular da olabilir mi ?

Ynt: ALLAHIN RUHUNDAN ÜFLEMESİ
« Yanıtla #14 : 17 Ocak 2008, 06:52:49 ÖS 18 »
Allah Teala Âdem(a.s)'i yaratıp, ona bir şekil verdikten sonra, meleklerine, ona secde etmelerini emretti (A’raf,11). Bu emir, önceden yaratılmış olup, meleklerle beraber bulunan İblis’i de içine alıyordu. İblis, bunun farkında idi. Bütün melekler, Allah’ın emrine uyup, Âdem’e secde ettiler. Ama İblis, Allah’ın emrine uymadı, isyan etti, baş kaldırdı. Allah Teala bunu hatırlatarak şöyle buyurur: “Hatırla ki biz, meleklere, “Âdem için secde edin.” demiştik ve onlar da secde etmişlerdi. Fakat İblis secde etmemiş,” (İsra, 61), “ dayatmıştı.” (Taha, 116).

İblis’in bu isyanı Kur’an-ı Kerim’de bu şekilde yedi yerde tekrar edilip, vurgulanır. Çünkü bu, yaratılmışlar tarihinde ve insan için çok önemli bir hadisedir:

“Hatırla o zamanı ki hani Rabbin meleklere, “Ben, kupkuru hale gelmiş bir çamurdan ve suretlenmiş bir balçıktan bir insan yaratacağım. Binaenaleyh onun yaratılışını bitirdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz derhal onun için secdeye kapanın.” demişti. Bunun üzerine bütün melekler toptan secde ettiler. Ancak İblis, secde edenlerle beraber olmadı, dayattı.” (Hicr, 28-31; Sâd, 71-74) ayetleri, Allah Teala’nın secde emrini, Âdem(a.s)'in yaratılışından önce haber verdiğini gösteriyor. Dolayısıyla bu, muhatapların düşünme fırsatı bulamadığı anî bir emir değildi. Bu aynı zamanda İblis’in isyanın da fevri olmayan, inceden inceye düşünülmüş bir hareket olduğunu gösterir.

NEDEN SECDE EMRİ VERİLDİ ?