tehlike

  • 0 Cevap
  • 1343 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı crush

  • *
  • 28
tehlike
« : 03 Ocak 2008, 01:03:35 ÖÖ 01 »
Yeni bir senenin ilk gününde iç açıcı şeyler yazmayı isterdim... Elbette ben de 2008'de herkes için iyi-güzel şeyler olmasını diliyorum... Savaşlar son bulsun, hastalık, yoksulluk yok olsun, insanoğlu bütün gücüyle bilgiye, hakikatı anlamaya yönelsin, sanat ve kültürün kuşattığı, küresel tehdidin ortadan kalktığı bir çevrede yaşayalım isterim... Ama ne yazık ki önümüzdeki manzara bu hayallerin gerçekleşme şansının olmadığının kanıtı.. Ve biz bayram, yılbaşı neşesi dolayısıyla kafamızı başka yöne çevirsek de değişmiyor... O nedenle, ilahi bir mucizeyle şifa bulmamızı dilemekle birlikte MR sonuçlarımızı gösteren rapora bakalım istiyorum..

Şurası açık ki Türkiye yangının ortasında kalmış ülke görünümünde... Kıbrıs, Filistin, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Ermenistan, Çeçenistan, Gürcistan, Kosova... Bunlar burnunun dibindekiler... Bir de Pakistan misali yakınında parlayan alev topları var... Bitmedi; dışarıda Türkiye'yi hedef alan terör, Ermeni propagandasının aleyhte baskısı vs. Yüzümüzü içeriye döndüğümüzde de siyasi istikrar ve para bolluğu tablosunun gerisinde, işsizlik, artan dış borç, düşen büyüme hızı, yoksulluk!..

Ancak benim büyük tehlike dediğim bunların hiçbiri değil... Siyaset değişebilir, savaşlar son bulabilir, ekonomi rahatlayabilir... Şartlar değiştiğinde olmaz olmaz!..

Oysa millet dediğimiz toplumsal doku farklı... Ondaki bozulmanın onarılması, tahribata sebep olan koşulların terk edilmesine bağlı değil... Tıpkı sigarayı bırakmanın kanser tehlikesini ortadan kaldırmaması gibi...

Çözülme!.. Emareleri önümüzde duran ve işaret etmek istediğim tehlikenin tam adı bu...

Türk-Kürt meselesinden söz etmiyorum ya da İslamcı-laik çekişmesinden... Bunlarda uzlaşılır, uzlaşılamazsa çatışır olumlu veya olumsuz, ama nihayetinde bir sonuca bağlayabiliriz...

Çözülme dediğim, devlet yapısının dayandığı, toplumu millet/halk yapan ahlaki/ dini/kültürel/hukuki değerlerin oluşturduğu duvarın yıkılması... Bu açıdan bakıldığında Türkiye koruma kalkanlarını büsbütün yitirmemiş olsa da onların tahrip edilmekte olduğuna gözünü kapatmış durumda... Bu ne, derseniz TV kanallarında kadınlara yönelik programlara, haber bültenlerine konu olan hadiselere göz atın, gazetelerin

üçüncü sayfalarında yer alan haberleri okuyun..

Yüreği başka dili başka şey söyleyen, kafasında başka şey olan kalemi başka şey yazan, gözü, eli başka iş yapan, eli bir yeri işaret edip ayağı aksi yöne giden bir toplum!...

Geçmişte muhalif olduğuna dün taraftar bugün yeniden muhalif yazar mı arasınız; hakkın, adaletin tecelli edeceği kurumlarda yaşanan sakillikleri ya da dün düşman olup bayrak açtığı siyaseti bugün göklere çıkarma, hatta koruma mücadelesi veren iş dünyasının tiynet zaafını mı arasınız... Ne arasanız var... Dün de yoksulluk içinde yaşayan ama dilenmekten utanan insanların bugün ayaklarına getirilmesine bakıp sadakayla yaşamayı içlerine sindirmelerinden tutun, dolandırıcılık iddiaları yargı konusu olan sözde yardım kuruluşlarının, acz içindeki insanların zavallılığını yansıtan reklam filmlerini kabul eden TV kanallarının aynı anda yolsuzluk, usulsüzlük, haksızlık aleyhtarı kesilmesine kadar gidin...

Acı olan siyasetin tabloya böyle bakmaması... Oysa ister İslam ister laiklik adına bakın, önümüzde duran ziyan fotoğrafıdır.

Neyi savunacağı belirsizleşen, neye karşı neye taraftar olduğu meçhul projesiz muhalefeti geçiyorum. Ama önemli oranda bir oyla iktidara gelmiş bir iktidar partisi duruyor karşımızda: AKP.. Bu partinin dindarane siyasetinin hedefi böyle bir toplum olabilir mi? Ya da karşıtlarının salt laik/ püriten ahlak anlayışıyla içinde yaşamak istedikleri ideal toplum?

Çözülme demiştim... Evet, Türkiye'nin önündeki en büyük tehlike bu... Ne AKP, ne başörtüsü, İHL; ne jakoben laiklik, ne mazrufu yırtılıp zarfa inhisar ettirilmiş Atatükçülük... Zira toplumu ayakta tutan moral duvar çöktüğünde hepsi anlamsızlaşacak...

Unutmamak lazım ki Batı toplumlarının çözülmesi gibi olmaz bizimki... Batı içinde eritir, telafi eder çözülmeyi.. AB ne gün için var? Biz bozgun toplumuyuz... "Anadolu'nun salgını, İstanbul'un yangını, Balkanlar'ın bozgunu" lafını Batılılar icad etmedi..


Avni özgürel