günün fıkrası

  • 132 Cevap
  • 63575 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #60 : 04 Kasım 2008, 04:19:53 ÖS 16 »
Küçük kız annesine "İlk insan nasıl dünyaya geldi?.. diye sormuş. "Tanrı Adem ve Havva'yı yarattı, çocukları oldu ve insanoğlu yeryüzüne yayılmaya başladı yavrum.." diye izah etmeye çalışmış annesi.. Birkaç gün sonra küçük kız aynı soruyu babasına da sormuş, "Binlerce yıl önce maymunlar vardı.." demiş babası, "Bizler de evrim geçirerek onlardan türedik..!" Farklı iki cevaptan aklı karışan kız tekrar annesine gidip "Nasıl olur anne?.." demiş "Sen bana insanın Tanrı tarafından yaratıldığını, babam da maymunlardan geldiğini söylüyor.. Karıştırıyorum..!" "Karıştırılacak bir şey yok, çok açık..!" demiş annesi hafif sinirlenerek, "Ben sana benim ailemin evrimini, baban da kendi ailesinin bu güne kadar gelişini izah etmiş bitanemm

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #61 : 21 Aralık 2008, 11:34:45 ÖS 23 »
Nuh gönültaşın yazısından
tamamını okumak için tıklayın

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.

"- Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş.

Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha yaklaşmış olduğunu görüyormuş.

Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı da adamın üzerine atlamış ve pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam:

"- TANRIM!!!" diye bağırmış.

Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış.

Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:

"- Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş.

Adam utanç içinde:

"- Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki ayıyı dindar yapabilirsiniz" demiş.

Ses:

"- Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.

Nehir tekrar akmaya başlamış. Her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş ve ardından iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış:

"Allah'ım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere."


 :P :P :P Qani ayılar kovalamasın seni emi
yani ışık pençeden önce görünsün ;)

*

Çevrimdışı Aysegul

  • *
  • 3127
    • Yine Ayrılık.. Yine Ayrılık...
Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #62 : 21 Aralık 2008, 11:56:06 ÖS 23 »
Bu fıkrayı biliyor(d)um..
İnşallah demek istedim qani için..

*

Çevrimdışı hattabhamza

  • ****
  • 540
  • şirkten boşanıp,şehadetle nişanlanmak
Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #63 : 22 Aralık 2008, 12:43:24 ÖÖ 00 »
Bende size lisede yaşadığım bir olayı anlatayım. Dinkültürü dersinden sınav oluyoruz. Sorunun bir tanesinde namzın kılnış şeklini sordu hoca. 2 rekatlık bir namza. Tarif edecez yani...Sınıfımız 7 kişiydi. 5 erkek 2 kız...Bir arkadaş yazıyomuş diğeride ondan kopya çekiyomuş...Neyse sınav bitti, sınavlar açıklanma zamanı hoca geldi bu arkadaşlara
-ikinizde aynı yerde hata yapmışsınız namazı tarif ederken dedi.
-bizim kopya çeken arkadaş ayağa kalktı ve dedi ki
-HOCAM BİZ NAMAZI CEMAATLE GILİİİDİK(kılıyorduk) :) :) :)
Kan; Toprağın, Ter; Ekmeğin, Gözyaşı; Yüreğin Bereketidir...

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #64 : 22 Aralık 2008, 01:09:51 ÖÖ 01 »
 :) :)
arkadaşın çok zekiymiş çok güldüm sağolasın
bu anıyı okuyunca aklıma geldi
ders dinler tarihi.Kuran ve Tevrat kıyaslamalı hz musa olayını anlatıyoruz
sınıfta tık yok kimse çalışmamış
millet soruyor ne yazdın diye
-''ey musa kutsal vadidesin çarığını çıkar......
-ne çarığı o ne
-o ne?si yok yaz işte
-çarığım yok ama
-tm sen ayakkabısını-terliğini çıkar ;)
neyse uzatmayayım uzunca bir diyalogdan sonra
kulaktan kulağa millet hz. musaya neler yaptırmış(töbeeeee)
not:burası lise değil ama

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5150
    • depo
Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #65 : 22 Aralık 2008, 06:31:46 ÖS 18 »
Alıntı
hattabhamza
... lisede....Sınıfımız 7 kişiydi. 5 erkek 2 kız...

o sınıf nasıl bir sınıf ?
7 kişilik dersane bile yok
ki 7 kişiden oluşan topluluğa sınıf bile demem ben...
öyle enaz 30 40 hatta 50 felan olacak en arkalara geçeceksin kaynak yapacaksın..vs...vs
7 kişi  :-\ yazık size yahu :)

saygılar :)

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #66 : 23 Aralık 2008, 12:44:39 ÖS 12 »
Trakyalı nine ve dede çizgi film seyrediyorlar.
- A be ne güzel masal bu be ya -coşku içinde lâflıyor nine- İlk önce çirkin bi' kurbağaydı, sonradan büyüleyici prenses oluverdi be ya.
- Evet be ya, masallarda öyledir -yakınıyor dede- Hayatta büsbütün tersi olur be ya.

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #67 : 24 Aralık 2008, 01:20:08 ÖS 13 »
Bir diyetisyen, huzurevinde geniş bir kalabalığa konferans vermektedir: "Midemize indirdiğimiz her şey bizleri her an öldürebilecek kadar tehlikelidir. Kırmızı et kanser yapar, gazlı içecekler midemizin dokusunu tahriş eder, sebzeler öldürücü bakteriler barındırabilir, Çin yemekleri karbonhidrat yüklüdür. Ayrıca hiçbirimiz içme suyunun barındırabileceği mikropların uzun vadedeki etkilerinin farkında bile değiliz. Fakat bir yiyecek vardır ki içlerinde en tehlikelisidir. Hepimiz onu mutlaka yemişizdir ya da yemek zorunda kalabiliriz. içinizde birisi en ciddi rahatsızlıkları yaratacak ve uzun yıllar bizlere acı verebilecek bu gıdayı tahmin edebilir mi ?
Ön sıralardan hayli yaşlı bir ihtiyar ayağa kalkar ve titrek sesiyle "Düğün pastası" der...

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #68 : 04 Mayıs 2009, 11:46:13 ÖÖ 11 »
Hafıza Testi

Üç yaşlı adam doktorda hafıza testindedirler. Doktor ilk yaşlı adama sorar:
-Üç kere üç kaç eder?
-274..?
yanıtını alınca doktor üzgün bir şekilde
ikinci yaşlı adama döner:
-Şimdi sizin sıranız. Üç kere üç kaç eder?
-Salı..?
Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama döner:
-Evet, şimdi de sizin sıranız üç kere üç kaç eder?
-Dokuz..?
cevabını sevinçle karşılayan doktor
-Bu harika, nasıl buldunuz? der.
Üçüncü yaşlı adam sakince:
-Oh, çok kolaydı. Sadece 274 ten salıyı çıkardım.?


Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #69 : 10 Mayıs 2009, 11:53:17 ÖS 23 »
Eskiden konaklarda dalkavuk bulundurmak adetmiş. Konağın birinde bir gün Bey demiş ki:
- Bir dalkavuk alacağım, filan gün imtihan var, sağa sola haber salınız.
Derken o gün gelmiş, kapının önünde dalkavuk adayları sıra olmuş. Biri içeri alınmış. Bey sormuş:
- Sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- Olur mu efendim? Ben filan Bey'in yanında şu kadar, fişmekan Bey'in yanında da bu kadar sene dalkavuk olarak çalıştım.
Bey:
- Olmadı, sen çık, demiş.
Derken ikinci, üçüncü..... adaylar gelmiş, konuşma hep aynı, cevaplar hep aynı.
Bey, dalkavuğunu bulamayacağını düşünmeye başlamış ki, içeri biri girmiş. Bey:
- Söyle bakalım sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- Hayır, hiç benzemem efendim.
- Dur bakayım, biraz da benziyorsun galiba.
- Evet efendim. Ben biraz da dalkavuğa benzerim.
Bey hemen dışarı haber salmış:
- Tamam ben dalkavuğumu buldum

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #70 : 11 Mayıs 2009, 03:46:39 ÖS 15 »
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında "Bu ev kiralıktır'' yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında "Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız. Veya Rize'desiniz.

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #71 : 11 Mayıs 2009, 04:02:52 ÖS 16 »
 :) :)

*

Çevrimdışı Aysegul

  • *
  • 3127
    • Yine Ayrılık.. Yine Ayrılık...
Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #72 : 11 Mayıs 2009, 04:52:21 ÖS 16 »
cıks inanmam..
gözlerimle görmem lazım :)

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #73 : 21 Mayıs 2009, 04:02:02 ÖS 16 »
Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşır asıyormuş. Kadın kocasına "Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor" demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.
Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış "Bak demiş kocasına "Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?
"Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim" diye cevap vermiş kocası.

Ynt: BİR FIKRA
« Yanıtla #74 : 23 Mayıs 2009, 01:02:47 ÖS 13 »
Evlilik törenlerinde takılan yüzük yıllarla aşınıp incelince kadın memur kocasından yeni bir yüzük almasını istemiş, "Ama bu sefer pırlantalı olsun" demiş şımarıkça.. Birlikte gittikleri kuyumcu dükkânında tezgâhtar delikanlının önerdiği yüzükleri beğenmeyen kadın "Yaşlandım artık yavrum.." demiş "Gözlerim çok zayıfladı.. Görebileceğim irilikte olsun taşları.."
Dükkânın köşesinde çaresizlikten büzülmüş kocaya yardımcı olmak için dönüp "Karıştırmak bana düşmez ama.." demiş tezgâhtar, "Hanımefendi önce bir gözlük alsanız ve konuyu biraz daha ucuza çözseniz daha mantıklı olmaz mı?..