ÖZGÜVENDE İTİDAL

  • 0 Cevap
  • 1390 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Maveraî

  • Haymatlos..
  • *
  • 497
  • ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
ÖZGÜVENDE İTİDAL
« : 12 Ocak 2017, 08:06:18 ÖS 20 »

Bizler mü’minler olarak; el-Mü’min(Güven veren, emin kılan, koruyan, iman nuru veren) ve el-Müheymin(Bütün varlıkları koruyan, onları gözeten, muhafaza eden) Rabbimize sınırsız güvenmeye, teslimiyete ve kulluk bilincine ermeye çalışırsak, şahsımızda ÎTİDÂLLİ bir özgüven oluşturabiliriz. Özgüvenimiz, kendimize biçtiğimiz özdeğerle orantılıdır. Allah’a hakkıyla kul olmanın Müslümanın şahsına-özüne değer katacağını bilirsek, O’nun karşısındaki acziyetimizi, dualarımızın kabulüne muhtaçlığımızı, O’na sonsuz güvenimiz olması gerektiğini ve bunlarla birlikte -O’nun dinine davet etmek, birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmek, zalime karşı mazlumdan yana olmak gibi- gücümüz ve bilgimiz oranında sorumlu olduğumuz vazifelerimizi de bilirsek işte o zaman özgüvenimiz ideal bir ölçüde olur.

‘Sınırsız özgüven’ gelişmenin, yeniliğin, ilerlemenin önünde bir engeldir. Sınırsız özgüven sınırsız özgürlüğü de beraberinde getireceği için ve şuurlu insana has olan utanma-düşünme-kıyaslama-ölçme-hatadan dönme gibi güzellikleri yok edeceği için sahibine ve başkalarına zarar verir, dünyada ve ahirette insanı helâke götürebilir. Sınırsız özgüven medenî müslümanlara değil bedevî insanlara mahsus olumsuz bir artıdır, yani aslında büyük bir eksikliktir. Sınırsız özgüven sahibi kişiler eleştirilere olumlu yaklaşıp istifâde edemezler. İnsan insana muhtaç iken, özgüvenine sınır getirmeyi bilmeyenler -Allah korusun- farkında olmadan Allah’a karşı bile kendilerini müstağnî hissederler. Bu yüzden kendilerini dünyada ve ahirette sahipsiz-koruyucusuz-yalnız kalmaya mahkûm ederler.

Özgüvende dengeyi tutturamayanlar, özgürlüğün İslâmî tanımını kavrayamayanlar, mü’min münekkidlerin sözlerindeki ‘kardeşini koruma niyetini’ anlamayanlar: ‘kimse beni yönlendiremez, bana karışamaz, istediğimi yaparım, herkes beni olduğum gibi kabul etmek zorunda’ gibi(sezdirmeden bilinçaltımıza yerleştirilmiş) bayağı ve nefsânî cümlelerle gaflete düşerek; TECRÜBELİ İNSANLARDAN FAYDALANMA fırsatını kaçırırlar ve her yaptıklarını doğru zannederek, kişilik gelişiminde çok önemli olan ‘farklı deneyimlerle en doğruyu yakalamak’ haklarından istifade edemezler.

Dozajında bir özgüven, insanı TEVAZU ile güzelleştirir-asilleştirir-yükseltir. Haddini aşmış bir özgüven ise, sahibini KİBİR ile çirkinleştirir-sıradanlaştırır-alçaltır. Özgüvende zirveye çık(tığını san)anlar, îtidâlde dibe vururlar
. Özgüven patlaması yaşayanlar, patlama sonrası oluşan boşluğu dolduramazlar. Ve genellikle soluğu psikologta alırlar yahut içki-sigara gibi zihni uyutan zehirli maddelerde şifa ararlar. Müslümanlar ise 'kimse bana akıl veremez, kendime olan özgüvenim sonsuzdur' deme aptallığına kadar giden zararlı bir özgüvene değil; 'bilsen de bir bilene danış, akıllı adam başkalarının aklını da kullanır, en doğrusunu Allah bilir’ deme abdallığını kazandıracak liyakatte faydalı bir özgüvene sahip olmalılar.

Her işimizde olduğu gibi bu konuda da bizlere en güzel örnek Allah Rasulleridir. Meselâ Yunus(a.s.) zaâfa düştüğü bir imtihandan sonra şöyle duâ ediyor Rabbine: ‘...Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzîh ederim. Gerçekten ben(nefsine) zulmedenlerden oldum!’ (21/87).

Hâtemu’l-Enbiyâ olan Muhammed(a.s.) ise; ‘Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.(21/107), Hiç şüphesiz sen büyük bir ahlâk üzerindesin.(68/4), Andolsun ki, Rasûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.(33/21)’ diye Kur’an’da ahlâkının ve örnekliğinin güzelliği, müjdeciliği vurgulanmasına, alemlere rahmet olmak gibi çok zor ama muhteşem bir vazifeyle şereflendirilmesine rağmen; KUL OLDUĞUNU unutmayarak günahlı hallerden korunmak için Rabbine sürekli niyazda bulunurken, ‘Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, bel büken borçtan.. Sana sığınırım.’ diye Rabbe muhtaçlığını vurgularken ve toplumu ilgilendiren tüm işlerinde ashabın fikrini sorup tecrübelerinden ve tenkidlerinden faydalanırken, akıl danışırken, fikir alırken, özünden önce ve ziyade Rabbine güvenirken... bizler nasıl özgüvende tavan yapıp kendimizi her yanlıştan-kötülükten berî görebiliriz, nasıl her istediğimizi yapma hakkımız olduğunu düşünür, özgüvenli olma kompleksiyle ve özgürlük adına her istediğimizi yapabiliriz ki, haşa!..

Mâkul ve makbûl bir özgüvene sahip olanlar canının her istediğini değil; hayatın asıl sahibi ve hükmedicisi olan Allah neleri emretmişse onları yaparlar ve neleri nehyetmişse onlardan sakınırlar. DEĞERLİ bir özgüvene sahip olanlar sürekli kendi arzularını değil, sık sık mü’min kardeşlerinin helâl arzularını ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar. Eğer özgüven canının her istediğini yapmaksa, aşırı özgüven sahipleri en önemli insanî haslet olan fedakârlığı yapmaktan ve onun vereceği huzuru tatmaktan mahrum kalırlar.

Özgüven canının her istediğini her ortamda yapmak ya da söylemek, kimseden utanmamak, kendisine hiçbir şekilde müdahale edilmesini istememekse; 'nefis terbiyesi-sabır-adâlet-hayâ-dengeli hareket etmek gibi hiçbir ahlâkî güzelliği içinde barındırmayan boş bir bedenden ibarettir' özgüven sahibi olduğunu iddia eden aciz ve cahil kişiler.

AŞIRI ÖZGÜVEN sahipleri aslında özgüven eksikliği yaşayan kişilerdir. Dücane Cündioğlu diyor ki: ‘'İnsanın güç gösterilerinin ardındaki neden, kudret taşkınlığından çok iktidarsızlıktır.'’ Böyle insanlar eleştirilere ya da iyi niyetli sorulara genellikle iyi düşünmeden olumsuz tepki verir veya yeterli savunma yapmaya üşenip eleştiri yapanları hayatlarından çıkarırlar ve bazen bu hareketleriyle çok büyük imkânları/fırsatları elden kaçırırlar.

Eğer bizler bu konu da dahil her amelimizde, her duygumuzda ve her sözümüzde ‘…Allah haddi aşanları sevmez(2/190, 5/87, 7/55)’ ayetini kendimize ölçü edinirsek, dünyada ve ahirette felâh bulanlardan oluruz inşaAllah.

Büyüklerde, kendimizde ve çocuklarda FAYDALI bir ÖZGÜVEN geliştirmek ve MÜ'MİNE YAKIŞIR kaliteli bir şahsiyet oluşturmak için sık sık alıştırma/hatırlatma yapmamız gereken faydalı yöntemlerden bazıları şunlardır: Karşımızdaki kişi kim olursa olsun gerektiğinde güzel bir dille tenkid etmek, haksızlık karşısında susmamak, yapılan tenkide açık olmak, tenkide güzel bir dille itiraz edip fikrî ve ilmî bir savunma yapmak, savunma yapamadığında -bilmiyorum- diyebilmek ve araştırmaya yönelmek, tenkidi haklı bulduğunda ise samimiyetle teşekkür etmektir.

Rabbimiz hepimize, Kur'an'a gereği gibi muhatap olmayı, her konuda vasat olmayı, aklımızı güzel kullanmayı, nefs-i mutmain’e ermeyi, kompleksten uzak faydalı bir özgüven sahibi olmayı nasib etsin!



Sara Şentürk
Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..