DÜN ESAD’A CANIM CİĞERİM DİYENLER BUGÜN KANLI SOPALI OLURKEN…

  • 0 Cevap
  • 1784 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


DÜN ESADA CANIM CİĞERİM DİYENLER BUGÜN KANLI SOPALI OLURKEN…
Daha düne kadar Ankara da Esad’a adana kebabı ısmarlayanlar, Esad, ı kahraman ilan etmişken, O kebapların işe yarmadığını görünce dün dündür bugünse bugündür deyip, beklenmedik bir u dönüşü ile kardeşim dediklerine kalleşim dediler. Ve sonra gözlerimizin içine baka baka yalan söylemekten de geri durmadılar. Komşular ile sıfır problem daha sonra gösterdi ki meğer sıfır komşusuz kalacakmışız. Meğer herkesi kendimize küstürecekmişiz. Yani döndük en başa. İran’ı zaten kaybetmişlerken, ırak, Suriye Lübnan, Filistin derken uzayan bu zincir adamların uykuları kaçtı ki savaşlara kapı aralıyorlar. Artık eskisi gibi rahat uyuyamayan bu beyler mısır ve Tunus ta ellerinden çıkınca artık Tunus ve mısıra gönderdikleri kobay adamları ile belgesel çekmekle yetiniyorlar.
Yaşanan bu süreçten önce bir taraftan da mayınları temizleyerek, vizeleri kaldırarak geleceğin işgal planını hazırlıyanlar, Esad’ın koltuklarına girip tatlı dil ile kandırdık kandırdık kandıramadıysak ve İslami direnişi her türlü finanse eden iran ile olan bağını koparamadıysak, Esad’ı düşman ilan edip planlarını uygulamaya başladılar. ABD tarafından kendilerine servis edilen A planları işe yaramayınca B planı için havucu atıp sopayı çıkardılar. Bugün gelinen nokta da Esad’ın öyle yutulacak lokma olmadığını anladıklarında ellerine sopalarını alıp düşman ve zalim ediver diler. Hâlbuki o vakte kadar bütün İslamcı geçinenler turistik gezilerini ilk Suriye ye yapar Esad aleyhin de bir tek kelime etmezlerken, Esad’ın oyunlarını bozup İslami direnişi desteklemekten vazgeçmeyeceğini bildirmesi ile kendi ülkelerindeki sefil durumu görmekten vazgeçen o meşhur İslamcı! Aydınlar taifesi bir anda Suriye de şeriat ve adalet isteriz diye propagandalarına başladılar. Kendi ülkelerinde biriken dağ gibi sorunları görmezlikten gelen bu kesimler, Türkiye yi bırakıp Suriye de zulüm! olduğunu görüyorlarmış, İslami! Ahlak adına Suriye ye müdahil olduklarını söyleyenler neden Suud-i Arabistan da ki ya da Katar, Mali, Yemen ,Bahreyn ve Azerbeycan da ki zulme sessiz kalıp ahlaksız durumuna düştüklerini bir türlü açıklayamadılar. Hâlbuki ırak işgalinde incirlikten giden uçaklar bir buçuk milyon insanın ölümüne sebep olurken aynı İslamcı! Ağabeyler oraya cihat seferberliği başlatmadıkları gibi, Müslümanların ölümüne sadece edebiyat yapıp ırakta mezhep kavgası için Amerika nın ekmeğine yağ sürüyorlardı. Esad’ı zalim göstermek için babası dönemi ile anarlarken. Hafız Esad dönemin de Hama vakıası öncesi camiler de sabahlara kadar cihad ayetleri okuyanlar milleti sokağa döktükten sonra adeta sırra kadem basıp ortadan kaybolmaları gösteriyor ki geçmişte hama olaylarının yaşandığı Suriye de halk nasıl kandırılmak istendiyse bugünde aynı oyun farklı şekilde tezgâhlanıyor. Ve halk cepheye sürülüp kendileri Avrupa ya seyahate çıkan o meşhur İslamcı! Liderler şimdide Suriye de dışarıdan getirdikleri müebbet hapis yemiş eşkıya lar ile halkın değerli mal ve altınlarını yağmalarken görüyoruz. Dışarıdan getirdikleri asker ve eşkiyaları bize mücahit! diye yutturmak istiyorlar. Suriye yi işgal planını bize devrim diye yutturmak istiyorlar. Bu nasıl bir devrim ki öldürmediğiniz adam kalmayacak nerdeyse, iki yıldır ha gayret devrim yapacaksınız. Esasen kaybettikleri mısır ve tunusun intikamını baştan beri bölge de anti Amerikancı olan Suriye den almak istiyorlar.Tansiyonu yükselen her an ölümle burun buruna olan Amerika yı Böylece bir nebze de olsa teselli etmek istiyorlar ama nafile çünkü planları tutmuyor. Yirmi iki milyonluk Suriye de muhaliflerin sayıları bir milyonu bile bulmuyor. Bazen propagandalarını güçlü kılmak için Cezayir ya da Ürdün de ki gösterileri utanmadan televizyonlar da Suriye de oluyor gibi gösterdiler. İnkâr etseler de Suriye de halkın çoğunluğu yönetimden yanadır. Diğer bütün yönetimlerde mısır ve Tunus ta halk istemediği için yönetim yıkıldı. Yoksa yönetimlerin silahı olmadığı için değil. Silahınız olsa bile halk sizden yana değilse yönetimin yapabileceği bir şey yoktur. Üstelik Suriye yönetimini suçlayanlar Esadı hama Katliamı ile suçlarken şimdi Suriyeli muhaliflerin başında bulunan Beşar esadın yönetimden dışladığı Hafız Esad döneminden kalan eskiden hama katliamcısı dediklerini şimdi muhaliflerin başına geçirmiş olmaları da gösteriyor ki bunlar kendilerini akıllı, dünya halklarını balık hafızalı sanıyor.
En son yayınlanan bir video da ; Suriyeli muhaliflerin yalanlar üzerinden nasıl bir psikolojik savaş verildiğini de gözler önüne seriyor. Aynı kişi hem ölmek üzere bir muhalif oluyor, hem de Esat “zülmünü” anlatan bir muhabir. Aynı kişi 1-2 günlük arayla sürekli ekranlar karşısında. Videoda dikkat çekilen önemli bir diğer nokta ise bu kişilerin sayısının oldukça fazla olması”
Suriye de zulüm değil medya zulmü ve cihad! Yapıyorum diyenlerin vahşeti var dediğimiz de, eğer Suriye de zulüm yoksa neden Suriye den Türkiye ye göç varda Türkiye den Suriye ye neden göç yok? Diye sorarlarken Türkiye de zulüm olmadığını söylemek istiyorlar, kendi ülkelerinde zulüm yoksa Güneydoğudan batıya göç varda Batıdan Güneydoğuya neden göç yok sorusuna nasıl cevap verecekler? Uludere de hiç yoktan 35 kişi neden öldü o halde? Sorusuna nasıl cevaplayacaklar? Herhalde uzaylılar öldürmedi değil mi? Dünya devletlerinin bir araya gelip çözemediği bir sorunu gereksiz mi gerekçeli mi olduğu belirsiz, bir o kadar Arapça gramer hataları ile dolu bir meal hazırlayan, oy vermek ile ilgili bir soruya “oy vermiyorsan koy veriyorsun” diyerek hakikati sulandıran, anıtkabire saygı için kendi kanalında sorulan bir soruya cevaben peygamber de içi put dolu kabe de ibadet ediyordu diyerek sistemi meşrulaştırmak için olmadık kıyaslara girişip islam’ın ritüelleri ile oynayan, evet hayır kampanyasında İslamdan yana değil sistemden yana evet için reklam konuşması yapan çok ünlü dedikleri bu hoca efendi bakın ne diyor; suriye meselesini çok kolay bir denklem ile çözerim; “eğer iran İsrail in karşısında ise biz iranın yanındayız, yok eğer iran esadın yanında ise biz iranın karşısındayız “derken, peki İran hem İsrail in karşısın da hem de Esad ın yanında ise bu hoca efendinin bozulan denklemini kim nasıl düzeltecek? Yada İslami İran gibi bir ülke nin Esad’a Karşı ABD ve İsrail ile aynı safta olmayacağını hesaba katmayacak kadar çocuk mu? Bu İslamoğlu dedikleri hoca hakikatin ABD ve İsrail ile birlikte olmadığını bilmiyor mu ki İranın da bu ülkeler ile birlikte olmasını istiyor? Kendi laik sistemini sorgulamayı bırakıp Suriye yi bize Liberman’ın diliyle yeniden anlatıyor. Takke düştü kel görünmüşken, O halde herkes kimin oğlu olduğunu bir kez daha sorgulasın.
Merak ettiğim bir diğer husus İslamcı! Görünen ağabeyler ve mücahit! Görünen yazarlar, madem kendileri Esad’a karşı bu kadar ateşli konuşmalar yapıyorken örneğin” Suriye de sahabe savaşıyor” diyen Ramazan Kayan, Gazi Antepde eli kanlı kaidecilerle güzel! Pozlar veriyorsa gitsin önce kendisi Suriye de savaşsın olmaz mı?1400 yıl sonra ilk kez Suriye de esad, a karşı madem sahabe savaşıyor sa insan en başta kendisi sahabeyi ziyaret etmek için bile olsa gitmez mi? Bunu ilk fark eden kendisi ise daha neyi bekliyor ki gitmiyor? Eğer söylediklerin de samimi ise cephe açık, üstelik sınırlar yolgeçen hanına dönmüşken kimse geri de çevirmez. Gider se eğer en azından kendilerine bir genel komutanlık verirler. Kendileri gitmiyorsa en azından bir çocuğunu yollasınlar o kutsal dedikleri cihada! Yok, eğer Suriye ye kendi çocuklarını göndermiyorlarsa millete ahkâm kesmeyi bırakıp inlerine çekilsinler olmaz mı? Millete şahadeti anlatacağına git önce kendin şehit ol, hem de örnek olursun. Dinleyenleri hemen bayıltan Suriye de şu an savaşmakta olan sahabeyi görmeyenleri ayıltan o çok külfetli konferansları artık vermek zorunda da kalmazsın. Ölürsen Esad’a karşı mücadele de bir efsane olursun. Yok, yaşarsan hepten gazi olursun. İsmin tarihe geçer. Vatansever olduklarını iddia eden milletvekilleri nasıl ki çocuklarını vatan için feda etmiyorlarsa. Bu cihad! Severler de halkı gaza getirirken iş kendilerine gelince saklanacak siper arıyorlar. Nede olsa kendilerine verilmiş görevi icra ediyorlar. Aynen ağabeyleri olan milletvekilleri gibi, işte bu iş de çocuklarını güneydoğuya göndermeyen milletvekillerinin işine benzedi değil mi? Keza diğer İslamcı! Yazarlarda milletin çocuklarını değil de kendileri yâda kendi çocuklarından birini en azından bu kutsal! dedikleri savaşa gönderselerdi bu savaş kesin Esad ‘In yenilgisi ile bitecekti. Bence yaptıkları en büyük yanlış buydu onların. Farkında değillerse çarçabuk uygulasınlar sonucu hemen göreceklerdir. Hem sahabeyi görme fırsatını kaçırmasınlar benden söylemesi…
Suriye ye giden toy cihad! çılar ise tarihi unutmuş olmalılar ki sanıyorlar savaşı kazansalar silahları kendilerine veren batılılar her şeyi yönetimi kendilerine teslim edecekler. Oysaki daha yakın tarihimizde yani kurtuluş savaşında savaşı halk yaptı fakat savaş bittiğin de savaşı kazanan halk olmasına rağmen savaşı izleyenler yönetici, savaşı yapanlar ise hizmetçi oldu. Diğer yandan uzun vadede dış mihrakların bütün çabaları ve yardımlarına rağmen Suriye de savaşan bu NATO nun gönüllü şövalyeleri savaşı silah ile de kazanamayacaklarını anlayınca dialogtan söz etmeye başladılar. Peki, sormazlar mı size o halde bu kadar yıkım bu kadar yağma ve bu kadar insan neden öldü diye? Hâlbuki en baştan aklıselim ülkeler, İslami iran ve âlimler bu işin tek çözümü dialogtur dediler. Batı dünyasına, Amerika ya, Arabistan’a Katar a ve Türkiye ye güvenerek içlerinde ki o cihad! duygularını illaki tatmin etmek adına 60 bine yakın insan ölürken yüzbinlerce insanda ülkelerini terk etmek zorunda kalmıştı. Yaşanan bu vakıa ile maskeleri düşen NATO, dan medet bekleyen bu İslamcı! Ağabeyler tarihin kara sayfasına geçerken, tarihten ders almadıkları içinde ahmak durumuna düşen bu ahmaklar ile cahillerin ve hainlerin aynı yerde buluştuğu bu yeni Sıffinler de kendilerini sattıkları dünyevi çıkarları için hakkı değil batılı tercih edenler er yâda geç tarihin çöplüğüne gömüleceklerdir İNŞALLAH… Vesselam…

                           -ALINTI-