UHUD SAVAŞI

  • 3 Cevap
  • 4121 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı iktibas

  • Cengiz sarsmazelsoy
  • ***
  • 421
UHUD SAVAŞI
« : 01 Aralık 2014, 09:00:00 ÖS 21 »
                                                      UHUD SAVAŞI
Uhud savaşı" İntikam savaşıdır" diyebiliriz.Mekkelilerin Bedir savaşının intikamını almak için girişilen savaşıdır.Bedir savaşından sonra Müslümanlar,Bedir savaşının verdiği galibiyyet nerde ise bazılarını altatmıştır.
Resulullah a.s. da iki tür düşünce var idi.Acaba gençlerimi karşılaştıralım  yok ise açığamı çıkalım.Resulullah a.s. ın bu tereddütü mekkeli müşrikleri cesaretlendirmiş idi.
Uhud savasindan önce Kureys'in öfkesi kabarmis, kin ve intikam duygulari artmisti. Bedir'de yakinlarini kaybeden Utbe kizi Hind ".. Muhammed'le arkadaslarindan öç almadikça içim rahatlamayacak, Muhammed'le savas yapmadikça koku sürünmek bana haram olsun. Sevdiklerimin intikaminin alindigini gözümle görmedikçe bana sevinmek yok!" diyordu. Ebu Süfyan ve baskalari da buna benzer sekilde and vermislerdi. Ebu Süfyan'in yürüttügü kervanin mallari Daru'n-nedve'de topluca durmaktaydi. Müsriklerin ileri gelenleri, herkese katilma payini verdikten sonra geri kalan kâr ile güçlü bir ordu hazirlanmasina karar verdiler. Onlara göre Müslümanlar Kureys büyüklerini öldürmüslerdi, onlarin intikamini almak gerekliydi. Bedir'de yakinlari öldürtücüler karalar giyinmis vaziyette kabileler arasinda dolasiyor, sairler mersiyeler söyleyerek Araplar savasâ tesvik ediyorlardi..
Uhud savaşı nasıl olduğu konusunda bakalaım ayetlere;
3:121 -   Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir.

3:122 -   O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. İnananlar, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.

3:140 -   Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

3:141 -   Bir de bu, Allah'ın iman edenleri tertemiz seçip, kâfirleri yok etmesi içindir.

3:142 -   Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?

3:143 -   Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

3:144 -   Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır.

3:155 -   İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dir.

3:157 -   Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

3:165 -   (Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.

3:166 -   İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.

3:168 -   Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınız.
Müslümanlar bu savaşta ağır bedeller ödedi.Her dönemde savaş söz konusu olduğu zaman İnsanların azı hariç samimi olmadılar.
Örneğin;talut ve calut kıssasına bakıyoruz.Müslümanlara nehirden su içmeme emri var sadece avucundan az bir şey içebilir diye bir ruhsat görüyoruz.azı hariç çoğu nehirden su çok içiyor sonrada onlara bir ağırlık ve tembellik çöküyor.Ve" diyorlarki bizim savaşacak gücümüz yok"Az olan muminler ayakları sabit bir şekilde savaşıyor ve Allah'ın izni ile az topluluk çok topluluğa galip geliyor.
Bu savaş hen muminlerin hemde kalplerinde hastalık olanların imtihanını ortaya koyuyor ve bunların açığa çıkmasını sağlamış oluyor.Resulullah a.s. savaştan çekilenlere,hastalık olanlara "şöyledir,böyledir"demedi.Bu konuda bir rivayet gelmedi ben görmedim.Ashab bu konuda bir kaç söz söylüyor ama Resulullah a.s. bu konuda bir ifadesine rastlamadım.
Örneğin,Talut'un ordusuna katılmayanlara herhangi bir söz söylendiği geçmiyor,Kur'an'da ve burada önemli bir hikmet var.Daha işin başında Resulullah'ın"savaşmayacaksınız gelmeyin,savaşacaksanız gelin"demesi önemli ve adalaetçe bir yaklaşımdır.Çünkü Resulullah a.s. yahudi ve civar kabilelerle yaptığı anlaşmada eğer bir gurub diğer guruba savaş açar ise haklı olan yerde taraf olacaklardı ama böyle bir şey olmadı.
Bında bir hikmet vardır,eğer istese idi Resulullah a.s. çağırırdı ama böyle yapmadı,Münafıklara da böyle bir davette bulunmadı ve bu durum müslümanların sayısını 700 e düşürdü Müşriklerin sayısı ise 3000 kadar idi.Nerde ise Müslümanların sayısı dörtte birinden daha az  idi.
Allah'ın izni ile savaş başladı ve müşrikler hezimete uğradılar bu öyle bir mağlubiyyetki yere düşen sancaklarını dahi alamadılar.Kendileri şereflerini,izzetlerini,intikamlarını unuttular canlarının derdine düşüp kaçmaya başladılar.Burda ölenler önemli kişiler de oldu.
Ancak bu savaşta farklı olaylar gelişti,Resulullah a.s. savaş meydanına yakın bir tepeye okçular yerleştirdi.Bu okçular 50 kadar idi.Resulullah a.s. özellikle şunu tenbihledi"Üzerinize leş kargaları düşse dahi bu tepeyi terketmiceksiniz.Onlar Resulullah a.s. emri ile ayrılmamak ile emrolunmuşlar idi.
Bu okçular Müşriklerin arkadan çevirmesini engellemek içindi.Müslümanların arkadan vurulmasını engelleyecekler idi yani arkalarını kollayacak idi.Fakat Müslümanların ilk sürecte galip olması ve o esnada Müşrik"Süvari birlikleri"Halid bin velid komutasındaki bu birlik tepenin arkasından dolaşıp Müslümanları arkadan çevirdiler.
Okçular,yerlerini terketmişler idi,Resulullah a.s. emrini çiğnediler ve aralarında tartışma yaşadılar "Hadi zafer bizim ganimet toplayalım "gibi ifadede bulundular."Savaşı biz kazandık,eğer öldürülür isek;terketmeyin"diye ifadede bulundular.İşte bu an kaybedilen bir andı.Kaybedilen savaştan çok imtihan idi.
Resulullah a.s. söylüyor,bunlar yapılacak olanlar diyor ama muminler ihtilafa düşüyorlar Peygamberin söylediğinin dışında bir iş yapıyorlar sadece bir konuda kendi kafalarına göre davranıyorlar bakın neler kaybediyorlar.Kaybetmeye vesile olan şey "Dünya malı kaygısı" idi.
Bu çok önemli bir askere verilen emir ne ise onu hemen yerine getirilmesi gerektiği herkes tarafından bilinir ama bu emrin ihlali kalplerinin eğrilmesine sebeb olmuş idi.
Okçuların tepeden çekildiğini gören süvari birlikleri önce tepede kalan 2 yada 3 kişiyi öldürerek ve diğerlerine arkadan saldırmış oldular ve ne olduğunun farkına varmadan şaşkına uğradılar.Bu şaşkınlık içerisinde paniklediler.
Bir çokları ellerğinde ganimet olduğu halde öldürüldüler.Dikkat eder isek;Sünnetullah'ın Müminler az bir topluluk olsada ve içlerinde bir gurub geride kalsada onlar galip gelecek konumdadırlar.Peygamberin sözünden birazcık ayrıldığı zaman ,biraz lakayt davrandığı zaman Allah'ın azabı yakalıyıverir.
Bu azab sadece dinlemeyenleri değil Muminlerede gelmiş oldu.Bir anlık dahi olsa Allah'ın"bu yaptıklarınız yani başınıza gelenler ellerinizle yaptıklarınız sebebi iledir"dediği sözdür.Eğer ayakları sabit kalsa idi galib olurlar idi fakat o anda gafletlerinden dolayı Muminler Allah'ın azabına mahkum oldular.
Burada Peygamberin sözünün üstünlüğü,peygamberin dinlenmesi ve bunun sonucunu petygamberin emirleri hayata geçmediği taktirde neler olacağının tanımlanması,bizzat "Ashab döneminde"Ashab'ın bireysel yaptığı hatalar dahi toplumun hata işlemesi yolunu açmış olurlar.
Bu savaşta daha sonra "Muhammed öldürüldü"diye bağırmaya başladı ,Müslümanlar daha çok karmaşa yaşadı öyle bir karmaşa idi Müslümanlar birbirine dahi kılıç çektiler,ancak ayakları sabit kalan sahabelede var idi.Örneğin Huzeyfe r.a. yanlışlıkla bu kargaşada babası öldürülmüş ve Resulullah a.s. Müslümanlardan para toplayarak diyetini Huzeyfe r.a. a veriyor.
Huzeyfe r.a. aldığı bu diyet parasını Müslümanlara dağıtıyor.Bu çok önemli bir davranıştır.Musab bin umeyr elinde sancak olduğu halde öldürüldü.Muhammed a.s. öldürüldi haberi Müslümanları harekete geçirip cesetlerin arasında aramaya başladılar.
Resulullah a.s. ölmemişti ama bir kaç yara almış idi.Resulullah a.s. a taş atılmış,
Azı dişleri kırılmış idi.Taşın sivri tarafı yanağına saplanmıştı.Dizleri de yaralanmıştı.Müslümanların başına gelen musibete Münafıklar  seviniyorlar idi.
Onlar, kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki, “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.” (Âl-i İmran, 168), Müslümanlar Uhut savaşında 70 şehit vermişler ve bu duruma çok üzülmüşlerdi. Bir kısım insanlar ileri geri konuşmuşlardı. Yüce Allah bu hususu bize şöyle bildirmektedir: “…Bir kısmınız kendi canlarının kaygısına düşmüştü.  Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki, "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki, "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik." De ki, "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka öldürülecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi..." (Âl-i İmran, 154) Ayette açıkça savaşa gitmese bile ölüm takdir edilenlerin, evlerinde, hatta yataklarında bile olsa ölümün kendilerini gelip bulacağı beyan edilmektedir. Ölümden kaçmak, saklanmak ve kurtulmak mümkün değildir. Rabbimizin beyanı ile “Nerede olursanız olun, isterse sağlam ve muhkem kaleler içinde bulunun yine ölüm gelip sizi bulacaktır.” (Nisa, 78)
"Ömer r.a. Resulullah a.s. dediki yahudileri kılıçtan geçireyimmi Resulullah a.s. hayır onlar bizim için zımmi konumundadır""Münafıkları öldürelimmi Resulullah a.s. yine hayır dedi Allaha ve resulune iman ettiğini söylediği müddetçe dokunamayız"dedi.
Ömer r.a hakkında bazı İnsanlar kafasına göre adam öldürdüğünü ifade ederler ama yargısız infaz yapmaz ve Resulullah a.s. a danışmadan bir iş yapmaz idi.Ömer sormuştur,Resulullah a.s. cevabını vermiştir.Yahudiler "Zımmi hukukunun  "konumunda olması Münafıkların ise "La ilahe ilallah,Muhammedurresulullah" demesi onlara karşı savaş yasağı olduğunun anlatılmış oluyor Ömer r.a. ha ..
Ömer r.a. söylemiş olduğu sözler biraz öfkesinden veya aceleciliğinden dolayı abartmış olabiliyor kendisi.Müslümanların başına gelen felaket Kur'an'da açıklanmıştır.Onlara bu musibetten sonra öğüt veriliyor.
Ali imran 139  Ve gevşeklik etmeyin, mahzun olmayın, inanmışsanız mutlaka üstünsünüz siz.
140 Eğer siz, Uhud savaşında bir yara aldıysanız, o topluluk da Bedir savaşında, benzeri bir yara almıştı. Zira iyi ve kötü günleri biz insanlar arasında evirip çeviririz. Bu metod Allah'ın iman edenleri seçip ayırması ve aranızdan gerçeklere hayatları ile şahitlik yapanları seçmesi içindir. Çünkü Allah yaratılış sebebine aykırı davrananları asla sevmez.
141 - Bir de bu, Allah'ın iman edenleri tertemiz seçip, kâfirleri yok etmesi içindir.

142 - Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?

143 - Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

144 - Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır.

145 - Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

146 - Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
150 - Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.

151 - Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmalarından dolayı, inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!

152 - Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır.

153 - Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

154 - Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.

155 - İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dir.

156 - Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi." diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

157 - Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

158 - Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

159 - Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.
Burda "Uhud savaşı"nda söz dinlemeyip Resulullah a.s. dinlemediğinden dolayı Allah'ın rahmeti ustune olmuş ve onları affetmiştir.
Burada başka bir ayrıntı var.Olay sadece yanlış hareket eden okçular değildir,savaştan geri kalan ve arkasından ganimet toplamaya gelenler de pay sahibidir."Düşmanı yere sermeden esir almak hiç bir Peygambere yakışmaz"diye Kur'an'da gweçen bir ayet vardır.Bu ayet Muminler içinde geçerlidir.
Bu düşünülmesi gereken ayrıntılardan birisidir.Tam bir galibiyyet söz konusu olsa idi, bir çoğu ganimet peşinde koşacak idi buda onların kazandıkça dünyaya olan sevgisini artıracaktı.Ancak burdan ders çıkaranlar elbette olmuştur.Bu mağlubiyyet onların hayrına oldu.
Allah Müslümanların bu halini şöyle anlatıyor."Kiminiz dünyayı kiminiz Ahireti istiyor idi."
Bu olaydan ders çıkarmamaız gerekir.Allah'ın emirlerine ve Resulullh a.s. sünnetine ters hareket eden,kafalarına göre metotlar geliştiren ve dünya sevgisini ön plan tutan herkese "Sünetullah" yani Allah'ın yasası başlarına azab gelmesi kaçınılmazdır.
Bugün cemaatlerde böyledir.Allah yolıunda olduklarını iddia ederler ve samimi olduklarını iddia ederler ileriki zamanlarda iktidar kavgası içerisinde buluruz onları.Krşı çıktıkları düşmandan hiç bir farkları kalmaz malesef.
Tarih içerisinde de benzerleri vardır bunların.Savaşıp iktidar mücadelesi içerisinde birbirlerini öldürdüklerini müşahede ediyoruz
Kur'an ayetlerine iman ettiğini söyleyen Peygamber sözlerine gelince "Acaba Peygamberdenmi geldi yoksa başka bir yerdenmi diyerek ,Kur'an bize yeter "deyip Peygamberin örnekliğini ortadan kaldıran,Peygamberin Kur'an'da örnek olarak gösterdiği ayetleri hafife almaları,zaman ile "Namaz"bile kılmaz,Namazı iki rekata düşürmüş Kur'an'da bazı ayetleri inkar ettiklerini duyunca bunların boyutlarını daha net görebiliyoruz.
Dolayısı ile İnsanlar hiç bir mantık yurutmeden tabii olmayı bilmeli,yapacaklar belli yapılmayacaklar bellidir.Allah'ın emrini ve Resulullah a.s. sünnetini kayıtsız şartsız tabii olmak zorundadır.
Burda başka bir ayrıntı var.Allah'ın affettiğini söylüyor bu ayetlerde,Müslümanların bu düştükleri hatadan pişmanlıkları söz konusu olmuş çünkü.Yine Allaha ve resulune tabii olma karşılığında affediliyor.
Uhud savaşında Resulullah a.s. yaralanınca uhud dağına çekilmiş,müslümanların arasında "Muhammed öldü"yaygarasının içi yuzunu soranlar oluyor",Müslümanlar" Muhammed aramızda"diye ifadede bulunuyor ve Müslümanlar kendine geliyor.
Müşrikler geri çekiliyor.Müslümanlar şehidlerini defnediyor.Savaş sonrası sözleşme yapılıyor.
Resulullah a.s. evegeldikten sonra Müslümanların tekrar toparlanmasını emrediyor.Savaşa katılanlar yaralı olsa bile katılmaları şartı ile tekrar harekete geçiyor.Münafıklar gelmek istiyor onların gelmesini engelliyorlar ve tekrar harekete geçip,geri dönmekte olan Kureyş ordusunu takip ediyorlar.
Bu savaşım çok farklı bir seyridir.Allah'ın emri ile takip başlıyor ve enterasandırki;mağlup olan ordu galip olan orduyu takip ediyor.Aslında normalde olay tam tersi olur.Galip olan mağlup orduyu takip eder.
Ama Resulullah a.s. takip ettiği bu usulde farklı bir "hikmet"var idi.Müslümanlar peygamberde dahil yaralı olmalarına rağmen takip devam ediyor idi.Müşrik ordu,tepenin bir kenarında konakladılar ve "Muhammedi bir daha böyle yakalayamayız,bu fırsatı kaçırmayalım,onların evlerine baskın düzenleyip kökünü kazıyalım"diye düşünmeye başladılar.
Resulullah a.s emir verdi,Müslğmanlara değişik yerde" ateş yakmasını" söyledi.Müslümanllae elinden geldiği kadar değişik yerlerde ateş yakmaya başladılar.Müşrikler bu ateşleri görümce,baktılarki;dağların etrafında çok fazla ateş var.
Muhammed a.s. ı büyük bir yerden yardım aldığını zannedip kendilerini öldüreceklerini zannına kapıldılar ve Müşrikler saldırı planlarını unuttular.Korkuya kapılıp Mekkeye geri döndüler.
Galip ordu,korkan ve kaçan bir orduya dönüştü.Uhud savaşı,bu şekilde sonuca vardı.
CENGİZ SARSMAZELSOY
Ne yaparsan yap sana yakışmayanı yapma

Ynt: UHUD SAVAŞI
« Yanıtla #1 : 04 Aralık 2014, 09:23:28 ÖÖ 09 »
selamun aleykum
Bilgi için Allah razı olsun
 mümkünse peygamberimiz medinede ilk beş yılda gerçekleşmiş olan savaş  ve antlaşmanın bulunduğu bilgileri paylaşırsanız sevinirim

*

Çevrimdışı iktibas

  • Cengiz sarsmazelsoy
  • ***
  • 421
Ynt: UHUD SAVAŞI
« Yanıtla #2 : 07 Aralık 2014, 12:09:38 ÖÖ 00 »
iNŞAALLAH HAZIRLAYAYIM PAYLAŞIRIM.
Allaha emanet olun.
Ne yaparsan yap sana yakışmayanı yapma

Ynt: UHUD SAVAŞI
« Yanıtla #3 : 07 Aralık 2014, 01:17:50 ÖÖ 01 »
 inşALLAH
Allah razı olsun