İnce siyaset

  • 0 Cevap
  • 2460 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı iktibas

  • Cengiz sarsmazelsoy
  • ***
  • 421
İnce siyaset
« : 05 Temmuz 2014, 11:34:19 ÖS 23 »
Resulullah a.s. rivayetlere göre "kuba" mevkiinde kalıyor.Tam olarak tarih vermek yanlış olacaktır,perşembe gününün sonunda Allah'ın emri ile devesine biniyor,arkasından ebubekr r.a. biniyor.Resulullah a.s. baba tarafından akraba olan "necceroğullarına haber veriyor.Neccaroğulları kılıçlarına kuşanarak geldiler.
Bu sürede düzenlenen peygamberin kafilesi Medine ye doğru yol aldı.Salim bin afvoğullarının yanına vardıklarında ise "cuma namazı"nın vakti girdi.Resulullah a.s. "cuma mescidinin yerine indi ve orda iki hutbe irat ederek "cuma namazı"nı kıldı.Tam olarak 100 kişi "cuma namazı"ndan sonra Medineye doğru yol aldılar.
Resulullah a.s. kabile(Neccaroğulları) himayesinde Medineye gidiyor.Dikkat eder iseniz;Resulullah a.s. a "biat"etmişlerdi ve silaha el atma ruhsatı çıkmış idi.Ancak Resulullah a.s. mekkeli müslümanlar ve medinedeki müslümanları bir yere dizip kılıçlarını kuşanarak Medineye girmiyor.Neden?Neccaroğulları ile birlikte yola çıktığını biliyoruz.Neccaroğullarının içinde şüphe yok Müslüman olmayanlar var idi.
Neden Neccaroğullarına güveniyor Müslümanlara güvenmiyor diye gelişebilir mantıklara gidilebilir.İnsanı böyle düşünmeye yöneltebilir.Bunun altında,herhangi biri bir şey yapmış olsa önemli değil de,Resulullah a.s. bunu yapsa idi önemli bir sebeb aranır idi.
Demekki boşuna değil bu ,Tarih boyunca bakın;Ordu komutanı,Kral v.s.kendi askerleri ile yatıp kalkar ,Resulullah a.s. kendi askerleri ile değil kendi akrabaları ile yola çıkıyor.Öncelik ile şunu değerlendirelim;Resulullah a.s. a verilen savaş izni Medinede yine Resulullah a.s. ı koruma noktasında idi ama saldırma noktasında bir emir gelmemişti.
Yani saldırma noktasında "Kıtal "emri gelmemiş idi.Sadece korunma noktasında bir emir gelmişti,burda böyle bir ayrıntı var.Diğer yönü ile Eğer Müslümanlar orada Resulullah a.s. ın yanında olsalar idi özellikle Mekkeliler yahut Medineliler Resullah a.s. ın yanında olsalar idi.Medineye girer iken karşılaşılacak taplo biraz farklı olacak idi.

Burdaki farklılığı değerlendirir isek;Resulullah a.s. oraya geldiği zaman yabancı bir gurubun hakimiyeti,boyunduruğu altına girdiği anlamı çıkarılabilirdi.Bu "Arab kültürü"için önemli bir durumdu,Din kültürü,için önemli bir durumdu.Yani Mekkeden  gelecekler işgal ordusu gibi bir mantığa dönüşeverecek olay.Münafıklar, böyle mantıklar atıyor idi,Resulullah a.s. böyle geldiği halde onu kabullenmemişler idi.
Henüz İslam kalplerde yerleşmemiş sadece inandık diyen topluluklar kolaylık ile sapabilirlerdi.Neccaroğulları medineli dalayısı ile Medineliler tarafından himaye söz konusu idi.Tabii Müminler de orda idi belki ama ana unsur Neccaroğulları idi.Sadece Medineli Müslümanlar gelmiş olsa idi.Yine başka bir olay söz konusu olacak idi.Din kaynaklı bir savaşın tohumları atılmış olacak idi.
Neccaroğulları söz konusu olduğu zaman yüzyıllarca süren bir gelenek yadırganmıyacak idi.Ama eğerki;Resulullah a.s. Müminler ile yola çıksa idi sadece Din,kaynaklı bir savaş ın tohumları yada gövde gösterisi olma i,htimali olabilirdi Resulullah a.s. bu ihtimali ortadan kaldırmış oldu.
Burda ince bir çizgi var.İnce bir "siyaset"var.Resulullah a.s. bu ince siyaseti kullanarak Medinelilerin yadırgamayacağı,yanlış mantıklara,yanlış piskolojiye gidilmesinin önünü kesmiştir.Bu olay düşünülmesi gereken bir olaydır.
Daha sonra Resulullah a.s. "ranuna"vadisinde duruyor ve "cuma namazı"nın vakti girince ortak "cuma namazı"kıldırıyor.Bu olay "kuba"dan sonra kılınan Resulullah a.s. ın kıldığı ve kıldırdığı ikinci "cuma namazı"oluyor.Bu konularda farklı rivayetler var ama bu çok önemli değildir.
Daha sonra Resulullah a.s. Medineye gidiyor.Resulullah a.s. oraya gitmesi İnsanlar için büyük bir olaydır.Hem bir dinin peygamberi olarak hemde Devlet başkanı konumunda geliyor uzun zamandı iki kabile arasında savaş sona eriyor hayatını zehir eden savaşın son bulması  muhim bir olaydır ve kendisini karşılayanlar özellikle "bizim evimize misafir ol " diyerek herkesin davetini görüyoruz.
Resulullah a.s. buyurur"Devemi kendi haline bırakın o emrolunduğu yere gider ve ben orda ikamet ederim"Böylelikle deve bütün imkanları ile bir boş arsanın üzerinde duruyor ve çöküyor.Bu boş arsanın üzerine çöktüğü an Resulullah a.s. iniyor hemen sonra deve tekrar çöktüğü yerden kalkıyor bir kaç adım öteye tekrar çöküyor ve bunun üzerine Resulullah a.s. arsanın yakınındaki "ebu el ensarinimn evine yerleşiyor.
Orda misafir oluyor.Devenin çöktüğü yere "Mescidi nebevi"dediğimiz yer inşaa ediyor.Resulullah a.s. bu mescide yerleşiyor.Bu tarihte en muhim bir olaydır.Çok önemli bir dönüm noktası idi.Özellikle İslam devlet'nin teşekkül etmesi çok büyük bir olaydır.Resulullah a.s. Devlet başkanlığı nasip olmuş idi ve orada yaşayan halkın böyle bir Devlet'in hakimiyeti altına girmeye layık olmuş idi.
Dünya tarihinde gerçek İslam devleti'nin kurulması çok azdır.Kıssalara baktığımız zaman bu gerçeği görürüz.

Allah yasasını,aşama aşama uygulamaya başladı. Allah dinini egemen kılma yasasını uygulamaya,aşama aşama  başladı. Bu yasanın ilk safhası olan Peygamberin Mekke’den Medine’ye hicret zamanı geldi. Mekke’de insanların, müşriklerin inkâr, isyan, zulüm ve işkencelerinin doruk noktaya ulaşmasıyla peygamberin ve beraberindeki bir avuç müslümanın ülkelerini terk etme zamanı gelmiştir.
Ve peygamberin Mekke’yi terk etmesiyle de Mekke toplumunun kaderi tayin edilmiştir. Bu kader şu iki şekilden birisi olarak Rab-bimiz tarafından takdir edilir. Kitabını, peygamberini reddetmelerinin karşılığı olarak ya Allah’tan bir azap, ya da peygamber ve ona iman edenler eliyle gerçekleşecek bir helâk. İşte bunu haber veriyor Rab-bimiz.
Mekke kâfirleri Allah’ın azabı konusunda acele ediyorlardı. Çünkü onlar peygamberin getirdiği tevhid inancının yanlışlığına, kendi şirk dinlerinin, kendi şirk programlarının da doğruluğuna inanıyorlardı. Değilse eğer peygamberin getirdiği bu din hak olmuş olsaydı, peygamberin arkasında bir Allah desteği bulunmuş olsaydı elbette onu inkâr etmelerinin karşılığında kendilerine bir azap gelmeliydi. İşte Rabbimiz ya bu bekledikleri azap konusunda, ya da kıyâmet konusunda, kıyâmetin dehşeti konusunda acele etmemelerini, yakında Allah’ın emrinin, vaadinin geleceğini, gerçekleşeceğini haber veriyor.

Onlardan öncekiler de aynı şeyi yapmışlar, Allah’a, Allah’ın elçilerine, müslümanlara karşı tuzaklar kurmuşlar, komplolar hazırlamışlardı. Allah’a, Allah’ın elçilerine ve Allah yolunun yolcularına tuzak kuranlar sadece bunlar değildir. Allah’la savaşa tutuşanlar sadece Mekke kâfirleri, ya da sadece şu andaki kâfirler değildir. Şu anda müslümanları yok etmek için komplolar hazırlayanlar ilk değillerdir.
Tarihin başlanıcından bu yana her dönemin kâfirleri aynı şeyi yapmışlardır.  Adem (a.s) döneminden kıyâmete kadar tüm kâfirlerin ortak ve değişmeyen özelliğidir bu. Her dönemde müslümanlara tuzak kuranlar olmuştur. Ama Allah onların binalarının temelinden geldi. Allah onların binalarının temelini yıkıverdi. Tavan onların üzerlerine çöktü ve bilmedikleri, ummadıkları, beklemedikleri yerler-den de azap onlara geliverdi. Evet Allah onların temellerini yıkıyor, tavanlarını üzerlerine çöktürüyor ve hiç ummadıkla bir zamanda, bir gece, yahut bir gündüzün eğlence anında helâk olup gittiler, yok olup gittiler. Kim Allah’la baş edebilir ki? Kim Allah’la savaşabilecek ki?Savaşanların sonu bellidir.Kendi sonumuzu Kur'an'a göre belirleyelim inşaallah



Ne yaparsan yap sana yakışmayanı yapma