Nijerya'da Boko Haram ne yapmak istiyor?

  • 5 Cevap
  • 8049 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Nijerya'da Boko Haram ne yapmak istiyor?
« : 13 Mayıs 2014, 03:46:13 ÖS 15 »
Nijerya'da Boko Haram ne yapmak istiyor?
Boko Haram'la mücadele etme şansını Goodluck Jonathan hükümeti yitirmiştir. Nijerya'nın iç sorunu küresel bir soruna dönüştürülerek küresel güçlerin desteği olmadan sorunu çözemeyeceği ezikliğini kabul etmiştir. Boko Haram'la savaş bundan sonra küresel terör üzerinden yürütülecek

İbrahim Tığlı/ Cape Town

Son bir ayda Nijerya da yaşananlar; gözleri, Afrika'nın en büyük ekonomisine sahip bu ülkesine çevirdi. Önce başkent Abuja'nın Nyanya bölgesinde eş zamanlı bombalı saldırıda 75 kişi hayatını kaybetti, saldırılardan 24 saat geçmeden, 200'den fazla kız öğrenci Chibok kasabasında kaçırıldı.
Her iki eylemi de 2009'dan beri saldırılarla adını duyuran Boko Haram üstlendi. Bu eylemlerden sonra Boko Haram başkent Abuja'da 25 kişinin hayatını kaybettiği  yeni bir saldırı daha gerçekleştirdi ve Kamerun sınırında Hıristiyan ve Müslümanların yaşadığı bir köye saldırı düzenleyerek 100lerce kişiyi öldürdü ve kız kaçırma saldırılarına devam etti. Nijerya güvenlik güçleri Boko Haram'ın elinde 300 yakın yaşları 12 ile 16 arasında değişen kız çocuğunu olduğunu söylüyor. 2014'de Boko Haram tarafından öldürülen sivillerin sayısı 1200'e ulaşmış durumda. Bu öldürülenlerin 350'e yakını kadın ve çocuk.

Boko Haram 1999'larda kurulsa da, adını 2001'deki sokak eylemlerinde duyurdu. 2004 kadar pasif bir direniş hareketi iken ilk defa 2004 de Hıristiyan ve güvenlik kuvvetlerine saldırılar düzenlemeye başladı. Fakat bu  saldırılılar sıradan saldırılar olup Nijerya'nın geleneği ile örtüşen karşı taraf saldırılarıydı. 2009'da hareketin kurucusu Muhammed Yusuf'un bir polis karakolunda işkence edilerek öldürülmesinden sonra Boko Haram kitlesel eylemlere girişerek özellikle kiliselere, polis ve askeri karakollar hedef almaya başladı. Bu saldırılar "Batı eğitimi haramdır" "Batı medeniyeti küfürdür"  sloganları etrafında yalnız yönetime ve Hıristiyanlara yapılan saldırılarken 2010'da Müslümanlara yönelik saldırılara da giriştiler. Boko Haram'a tasvip etmeyen yaptıklarının İslam adına olmadığını söyleyen Müslüman din adamların da hedef olarak seçtiler. 2012'de Borno eyaletinden Müslüman kız öğrencilerin eğitim gördüğü bir okulu saldırıda bulunarak 25'den fazla kız öğrenciyi kaçırdılar, bu kız öğrencilerden aileleri hala haber alamadı

Kız kaçırma eylemi terörün yeni kullandığı bir araç

Nijer, Çad, Mali ve Kamerun hattında insan kaçırma eylemleri, terör örgütleri tarafından yeni bir konu değil. Özellikle turist, din adamları, asker ve istihbarat elemanları kaçırılır ve fidye istenildi. Eğer fidye verilmezse rehineler öldürüldü. Kadın kaçırma olayları ise bu bölgenin geleneksel hayatında 1980'li yıllardan önce sürdürülen bir gelenekti. Terör örgütleri veya çeteler belirli bir köye saldırı düzenler erkekleri öldürülerek, kadınları da kaçırırlardı.
Nijer Delta Kurtuluş örgütü ve 1980'li yıllarda Nijerya toplumunda korku yaratmış Mataitsana örgütleri de bu tarz eylemler yaptılar. Kaçırılan kızlar bir ganimet olarak alınır genç savaşçıların zorla eşleri yapılır veya bazı kabilelere satılırdı.
Kız kaçırma eylemi Boko Haram'ın 2011'de ilk kez yaptığı bir saldırı biçimi. Fakat ilk kaçırılan kızların hepsi Müslüman'dı ve Batı tipi okullarda okuyan kızlardı. Hala bu kızların akibeti meçhul. Son kaçırılan kızlar ise çoğunlukla Hıristiyan kız öğrenciler. Boko Haram'ın bu kızları batılı eğitime karşı çıkmak için kaçırmadıkları çok açık. Daha çok dünyada ses getirmek için ve" hükümete bizimle artık ciddi bir pazarlık yapmalısın" çağrılarından kaynaklanmakta. Kızların kaçırılması yine genç savaşçılar için bir ödül olarak düşünülebilir, fakat ödülden daha çok bir fidye beklentisi oldukları daha güçlü ihtimal. Boko Haram kuzeyde yaşayanlara "Artık burada biz varız, devlet ve onun silahları kuvvetleri yok, canlarınız ve mallarınız bizimdir" diyor.
Basit gibi  görünen bir gerçek daha var aslında. Boko Haram şu ana kadar kadınları yaptığı eylemlerde kullanmadı. Kadınlar hep geri planda kalarak, Boko Haram üyeleri için yalnızca eş vazifesini gönderdiler. Nijerya güvenlik güçleri Boko Haram'ı topyekun bir örgüt gibi değerlendirerek kadınlara karşı da bir savaş yürüttüler. 2009, 2011 ve 2012'de Boko Haram'a üye olduğu düşünülen kişilerin evlerine baskınlar düzenlenerek eşleri, kızları da öldürüldü, alıkonuldu, işkencelerden geçirildi. Ebubekir Şaku'nun bu tarz bir eyleme yönelmesinde 2012 eylülünde evine saldırı düzenlenerek eşinin ve çocuklarının kaçırılmasının verdiği bir intikam duygusu da olabilir. Ebubekir Şaku'nun eşi ve iki kız çocuğu ile birlikte 20 kadının hala nerede tutulduğu meçhul. Bu örgüt içinde bir hesaplaşmada olabilir veya hükümetin Boko Haram'a karşı bir komplosu da.

Boko Haram'ın Nijerya'daki eylemlerine bakıldığında kuzey doğudan güney, güneyden batıya doğru bir hareketlilik olduğu görülecektir. Müslümanların yaşadığı kuzey bölgesinde üçgensel bölgenin artık hakimi olduğunu ispatlamaya çalışmakta aynı zamanda bu bölgelerde birden fazla eylemi aynı anda yapabildiğini kanıtlamak istemekte. Daha önce saldırılarını Nijer sınırında Sahel bölgesinde yaparken, şimdi saldırılarını ağırlıklı olarak Kamerun sınırına kaydırması o bölgelerdeki terör odaklı oluşumları da kendi yanına çekmek ve Nijerya'daki savaş hattını genişletmek istemektedir


DEVAM EDECEK
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Nijerya'da Boko Haram ne yapmak istiyor?
« Yanıtla #1 : 13 Mayıs 2014, 04:16:24 ÖS 16 »
Nijerya hükümeti çaresiz mi?

Boko Haram'ın hızlı bir şekilde büyümesine rağmen bir güvenlik devleti olan Nijerya neden bu örgütle baş edemiyor, bu sorulması gereken bir soru. Nijer Delta özgürlük Savaşçıları gibi Batı Afrika'nın en güçlü silahlı örgütü ile başa çıkmış, terör olaylarına karşı oldukça deneyimi olan bu ülkenin yöneticileri acaba böyle bir amaçları yok mu?
Nijerya hükümetinin bu tip terörü önlemek isteyip istemeyeceğinden emin olmak zor. Çünkü Nijerya hükümeti 2009'da Boko Haram'ı önleyebilir, eylemlerine engel olabilirdi. 2009'da Boko Haram'ın 1500 elemanının olduğu tahmin ediliyordu ki; bu sayı güvenlik odaklı bir devletin kolayca üstesinden gelebileceği bir rakam. Hatta burada Boko Haram'ın eylemlerinin önemsizleştirilmesi bizzat devlet tarafından yapıldığını da söylemek mümkün. Çünkü Boko Haram 2009'dan sonraki eylemlerinde daha çok sivil insanları hedef oluyor güvenlik güçleri ile pek karşılaşmayı tercih etmiyordu. 2011 ağustosunda BM' yapılan saldırı hükümetin tekrar düşünmesini sağlamakla birlikte önleyici tedbirler almasında geç kalındı.
Nijerya iç düşman üretmeye elverişli bir ülke; ülkedeki dengeler her zaman yeni düşman cepheleri oluşmasına müsait. özellikle Nijerya da ki derin güçlerin hem politik hem asker hem de Müslüman ve Hıristiyan gruplarda önemli bir karşılığı var. Nijer Deltası gibi örgütlere kapsamlı bir af çıkarılırken İslami eğilimli örgütler bu af kapsamına dahil edilmedi. 2011'den sonra Boko Haram'la uzlaşma yolları arandı fakat gerek hükümet içinden gerek Boko Haram içindeki bazı fraksiyonlar uzlaşma görüşmelerine tepki göstererek iki taraf arasında anlaşma bir türlü sağlanamadı.

Küresel hesaplar: ABD, İngiltere ve Çin

Afrika'nın petrol ve doğalgaz zengini Nijerya, İngiltere'den 1960'da bağımsızlığını kazandı. Fakat İngiltere'nin varlığı Nijerya da daima bir gölge olarak kaldı. 1980'lerden sonra  İngiltere bölgeden çekilirken yeri ABD tarafından dolduruldu. 1989'da Nijerya'nın 12 eyaletinde Hıristiyan devlet başkanı tarafından İslami hukuk uygulanmaya konmuştu.  2001'de bu uygulamadan vazgeçilerek laik bir yönetim tekrar uygulanmaya başladı. Nijerya'nın bu kararı almasında ABD'nin yaptığı baskı herkes tarafından bilinmekte. Boko Haram'ın çıkışı, 11 Eylül olayları arasında bir ilişki de olduğu görülecektir. 2009'a kadar örgütün finansmanlarından birinin Nijerya'daki ABD firmalarıyla ortak şirketleri olan bir iş adamı çıktı ve bu iş adamı 2010'da kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürüldü. 2009'da Boko Haram'ın başlatmış olduğu isyanda öldürülen 800 kişi arasında daha önce ABD'de askeri uzmanlık eğitimi almış iki binbaşı ve bir yüzbaşı vardı.
Boko Haram'la mücadele de Nijerya hükümetinin 2012'de benimsediği Cezayir tarzından, kızların kaçırılması ile Uganda tarzına geçeceği görülmekte. Uganda da Tanrının Kurtuluş ordusu'na karşı yönetiminin girdiği mücadele başarılı olmayınca örgütün liderinin yakalanması için 2012'de internet üzerinden bir kampanya düzenlenmişti. Kampanyayı "Invisible Children" adındaki yardım kuruluşu üstlenerek özellikle sosyal medya üzerinden bir kampanya başlatılıp ABD'nin harekete geçmesini sağlamış, ABD 100 uzman askeri birliğini Uganda'ya Kony ve örgütünün yok edilmesi için göndermişti. Fakat Uganda da Kony hala yakalanmadı, yalnız Tanrının Kurtuluş örgütü eylemlerini Kongo, Güney Sudan ve Orta Afrika cumhuriyetine kaydırdı.

Sosyal medya üzerinden bir kampanya neden başlatıldı?

Twitter üzerinden BringBackOurGirls" kampanyası göründüğü kadar sadece kızların kurtarılmasına yönelik bir hedef gütmüyor. Dikkatli bakıldığında kampanyaya Boko Haram nezdinde bir islamfobya anlayışının tezahürü de var. Çünkü kampanyayı düzenleyenler ve katılanlar özellikle kız öğrencilerin Hıristiyan olmasına vurgu yapılarak, kaçırılan Müslüman kızlar görmezden geliniyor. Bu twitter kampanyası başarıya ulaşmış gibi görünmekte; dünya internet aracılığı ile Nijerya'da Boko Haram adı verilen aşırı dinci İslamcı bir örgütün henüz çocuk yaşta kız öğrencileri pazarda satmak için kaçırdığını öğrendi. Bu kızların artık kurtarılması gerekiyor. Tabii ki kurtaracak olanda kampanyanın başlatıldığı Amerika yardımı ile olacak. ABD kahraman askerlerini Nijerya'ya gönderecek ve elleriyle koymuş gibi kız öğrencileri kurtaracak ve Boko Haram'a ağır kayıplar verdirilecek. ABD bölgeyi Nijerya hükümetinden daha iyi bildiği söylenebilir. 2008'de iki ülke arasında karşılıklı işbirliği anlaşması imzalandı, bir de  İsrail'le imzalanan istihbarat paylaşımı anlaşmasının 2011'de yapıldığı düşünülürse, kamyonlarla taşınan bu kız öğrencilerin bulunmaması diye bir şey olamaz.
   
ABD'nin Nijerya çıkarması ne anlama geliyor?

ABD ile Fransa arasında Batı Afrika'da 2011'de Fildişi sahilinde  başlayan olaylar sonucu askeri yakınlaşma var. ABD, Fransa'nın eski sömürgelerinde Fransa'yı askeri noktalarda serbest bırakırken ekonomik ve kültürel yatırımları özellikle yardım örgütleri ve kiliseler kanalıyla sürdürdü. Sierra Leone, Liberya, Gana ve Nijerya, ABD'nin askeri koruyuculuğuna dahil olurken bu ülkelerdeki ekonomik yatırımlarda İngiltere'nin de önü açıldı. Gana ve Nijerya'daki petrol şirketlerin önemli bir bölümü ABD, İngiltere ve Kanada'ya ait şirketler. Fakat özellikle Çin'in devreye girmesi bu ülkelerde, ABD'yi zor durumda bırakmaya başladı, bu devletlerde Çin yatırımları ABD'nin önüne geçti. 2025'te Çin, Batı Afrika ekonomilerinde yüzde 30'luk bir büyüme göstereceğini Dünya bankası geçen yıl açıkladı. Çin faktörünün bir şekilde durdurulması da gerekiyor. Çin Güney Sudan'da son üç ayda 5 milyar dolar kaybetti, Çünkü iç savaş Çin'in yatırımlarını etkilerken, bu devletlerin askeri yapıların alternatifsiz bir şekilde Batı'ya bağımlı olması Batılı devletlerin istikrarsızlıktan en fazla yararlanan ülkeler olarak çıkmalarını sağlıyor.

ABD'nin 2015'de Nijerya'nın Nijer sınırında bir askeri üs kurma hazırlığı olduğu fakat bütçede kısıtlamaya gidildiğinden dolayı askıya alındığı biliniyordu. ABD'nin yapmayı düşündüğü askeri üs, Boko Haram'ın en fazla sadırda bulunduğu kuzeydoğu bölgesi. Boko Haram'la girişilecek savaşta kayıpların verilmesi bu üssün yeniden düşünülmesini gerektirecek ve AFRİCOM, Batı Afrika'daki Amerikan çıkarlarını korumak için Nijerya topraklarını kullanacaktır.

Çin'in Nijerya ile daha çok ekonomik hesapları olduğu biliniyor. Bu hesaplar siyasi taraf tutmaya da yol açabilir. Çin de daha önce Gine'de yaptığı gibi örtülü bir şekilde buradaki örgütlere finansal ve askeri destek sağlayabilir. Çin'in Nijerya'da, Güney sudan da olduğu gibi sessiz kalacağını söylemek zor. Çünkü Nijerya'yı kaybederse, Gana ve Sierra Leone'yi de kaybeder. 

Sonuç
Nijerya'da artık Boko Haram'la mücadele etme şansını Goodluck Jonathan hükümeti yitirmiştir. Nijerya'nın iç sorunu küresel bir soruna dönüştürülerek küresel güçlerin desteği olmadan sorunu çözemeyeceği ezikliğini kabul etmiştir. Boko Haram'la savaş bundan sonra küresel terör üzerinden yürütülecektir. Dünya, Afganistan'da  El Kaide'yi, Somali'de Şebab'ı tanıdığı gibi şimdi de Boko Haram'ı tanımış oldu. Boko Haram yerel bir örgüt olmaktan çıkarak uluslararası güçlerin mücadele edeceği bir terör örgütüne dönüştürüldü. ABD, İngiltere, Fransa küresel cihada yeni bir düşman daha ekleyerek neden Somali'de olduğu gibi Batı Afrika'da askerlerin bulunduğunu, kendi toprakları dışında operasyonlar yaptığının meşruiyetini sağlamış olacaklardır.
 
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı Leyl

  • **
  • 169
    • Kabak Çiçeği
Ynt: Nijerya'da Boko Haram ne yapmak istiyor?
« Yanıtla #2 : 13 Mayıs 2014, 04:37:16 ÖS 16 »
Basit bir kaçırma olayı değilmiş. Yine arka planda  bir sürü kirli hesap.Örgütün bir amacı var mı anlayamadım! Ya da yaptıklarını cihad olarak yorumluyorlar mıdır acaba? Pasif ve yanlış kararlar veren bir devlet var öteki tarafta.Söz konusu karışıklık müslümanları ilgilendiriyorsa haliyle birilerinin demokrasi getirme çalışmaları çoktan başlamıştır.
Sonumuz hayr olsun...
Adil Şahitler olarak Allah için Hakkı ayakta tutun. Maide 8

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5167
    • depo
Ynt: Nijerya'da Boko Haram ne yapmak istiyor?
« Yanıtla #3 : 14 Mayıs 2014, 10:07:52 ÖÖ 10 »
suriye mısır ..vd yerlerde katliamlar zulümler zirve yapıyor tık yok
ne üdüğü belirsiz bir örgüt 200 kız kaçırdı diye batı teyakkuza geçiyor harekete geçiyor
hatta israil bile kurtarma timleri gönderiyor (adamlar yola düştü bile)

ne ayaksınız siz lan  O0





bir de ergün diler diye bir fenomen çıktı
yiğit bulut 2 sinemalarda diyeceğim geliyor
komplo teoricisi kafayı ingiltereye takmış her taşın altı ingiltere
hükümet şakşakcısı

o da şöyle diyor :

Alıntı
Biraz Türkiye'den uzaklaşıp BOKO HARAM'a gidelim!
Farklı bir cemaatle tanışalım!
Devlet okullarında ve benzeri müfredatın işlendiği özel okullarda eğitimin haram olduğunu öne süren Muhammed Yusuf, "Ehli Sünnet Gençleri" ismiyle bir cemaat kurdu.
Sömürgecilik döneminde yabancı okullara "BOKO" (Book'tan geliyordu) deniliyordu!
Cemaat, bu sistemin Allah'a ve İslam'a olan inancı zedelediği için burada okumanın haram olduğunu ileri sürdü!
Bir süre sonra da "Boko Haram" ismiyle anılmaya başladı. Onbinlerce genci etrafında toplayan hareketin lideri Muhammed Yusuf, binlerce üniversite eğitimi alan gencin okullarını bırakmasını istedi! Mühendis olacaklar, doktor olacaklar, öğretmen olacaklar, avukat olacaklar bir emirle okullarını "HARAM!" diye bırakıp seyyar satıcılığa başladı!
Zaten okul çağına gelmiş olanların eğitime başlaması pek mümkün değildi!
BATILI SİSTEM kötülük üretiyordu!
Sayısı artan cemaat üyeleri sonra silahlanıp devlet dairelerini basmaya başladı!
Subayları, memurları hedef aldı! Olaylar giderek büyüdü! Ancak binlerce genci etkileyen liderleri bir gün TUTUKLANDI!
Herkes ne olacağını merak ederken araya giren HIRİSTİYAN DOSTLARININ ricasıyla salıverildi!
Daha önce Şİİ iken bir anda SÜNNİ oluveren cemaat önderi ne hikmetse YARDIM Hıristiyan'dan gelirken hiç reddetmiyordu!
Müslümanlar NİJERYA nüfusunun yaklaşık yüzde 60'ını oluşturmalarına rağmen bir türlü İKTİDARA gelmiyordu! BOKO sayesinde ise eğitimsiz yığınlar ortaya çıkıyor ve marjinal bir tabela altında toplanmaları sağlanıyordu! "Müslüman teröristtir!" algısına yatırım yapılıyordu!
Fakirlikten ayağa kalkamayan ülkede neden BOKO HARAM ortaya çıkıyordu! Ülke değil millet fakirdi de ondan!
Nijerya petrol ve uranyum zenginiydi! Dünyanın en çok petrol ihraç eden 8. ülkesiydi... İhracatının yüzde 90'ı petrolden geliyordu... Her yıl ortalama, 110 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyordu. Günde yaklaşık 3 milyon varil petrol ihraç ediyordu... Petrol uzmanları, hafif-tatlı petrol dedikleri, sülfürü az ve çok kolay işlenmesi nedeniyle Nijerya petrolünü birinci sınıf olarak gösteriyordu!
Son 5 yılda yaşanan petrol yolsuzluğunda çalınan miktar 100 milyar dolardı... Nijerya Merkez Bankası Başkanı Lamido Sanusi, devlet şirketi NNPC'nin sattığı petrolden 50 milyar dolarlık geliri hükümete ödemediğini rahatça söyleyebiliyordu!
Kime veriyordu dersiniz! Çok değil tam 2 yıl önce bir milletvekili, gizli bir soru önergesi vererek "Nerede bu ülkenin parası?" dedi. Nijerya devletinin cevabı, "Petrol gelirleri, gizli hesaplarla yabancı ülkelerdeki bankalarda değerlendiriliyor" şeklindeydi. Kısa bir süre sonra da garip bir şey oldu! O milletvekili öldü!
Peki dünya neden şimdi Nijerya'yı konuşuyor? "BOKO HARAM, 200 kız öğrenciyi kaçırdı" diye!
Irak'ta, Suriye'de, Bosna'da, Afganistan'da, Mısır'da binlerce insan katledilirken kılını kıpırdatmayan BATI neden şimdi teyakkuza geçiyordu!
300 kız öğrenciyi kaçıran "Boko Haram" nasıl bir anda dünya medyasının manşetlerini süslüyordu!
Obama'nın eşi pankartla olayı neden anında kınıyordu!
Nijeryalı Hıristiyanlar Derneği'nin kurucu üyesi gibi yaşayan, CIA ve MI6'le ilişkisi yıllar önce ispatlanan bu liderin amacı neydi?
Nerede ve ne için kullanılıyordu?
İslam'ı kimin için sıçrama tahtası yapmıştı?
Kazanan kim olsun diye uğraşıyordu?
Halkın yüzde 70'i yoksulluk sınırının altındaydı. Kişi başına düşen milli gelir 1280 dolardı! Ülkenin altı maden kaynıyordu ama bunu çıkaracak çocuklar okullarından alınıyordu! Bilgi, teknik, alet ve makine parkları olmayınca ne maden çıkarabiliyorlar ne de topraklarını işleyebiliyorlardı!
Yabancılar gelip sorunu çözüyordu! İNGİLİZLER buraları ellerine geçirdiklerinde DİNİ ve KİMLİK yapısına göre ülkeyi fiilen ikiye ayırmıştı! Bizde TÜRK-KÜRT diye yaptıkları gibi! Müslümanlar kuzeyde, Hıristiyanlar ise zenginliğin olduğu güneydeydi!
Vatikan da boş durmayıp topa giriyor ve dinini değiştirip HIRİSTİYAN olanlara iş ve aş garantisi veriyordu!
Ülkede 5 milyon genç HIV virüsü taşırken, yani AIDS kıskacında can çekişirken, bir kutu ilaç göndermeyenler şimdi kaçırılan kızlar için orduları oraya yığıyordu!
Halk kendi kaderini yaşarken devler çoktan gelmişti!
Exxon Mobil ve Chevron oradaydı zaten! Tıpkı BP ve Shell gibi!
Nijeryalı yoktu ama olması gerekenler oradaydı! Bu kadar mı?
Elbette hayır!
Bir de son zamanlarda ÇİN devreye girmişti! Ve bu kez Amerikalılar'ın karşısında ciddi bir rakip vardı! Ve kıyasıya rekabet ediyorlardı!
Tek yol askerlerin gelmesiydi!
Ama mazeret de şarttı!
Eee, BOKO HARAM ne için yetiştirilmişti! Neden destek verilmişti!
CEMAAT olarak ne iş yapacaktı! İslam adına ayağa kalkıp ülkenin geleceğini HIRİSTİYANLARA vermişti!
En büyük kötülük yine en yakından geliyordu! Ülke bölünmeye doğru gidiyordu!
Çocukları okula göndermeyerek MÜSLÜMANLARI bir kuruş bile harcatmadan PASİFİZE eden CEMAATİN LİDERİ aynı zamanda ülkenin SUDAN gibi bölünmesinin de yolunu açıyordu!
Bütün bunları DİN adına yaptığını düşünüyordu!
Ama oradaki insanların bunları soruşturacak gücü ve bilgisi yoktu!
BOKO'nun kendisi HARAM'dı!
Ama gören yoktu!
BÜYÜK GÜÇLER her zaman bize en yakın olan SİMA ile gelirler!
Yabancı hissetmeyeceğimiz hareket ile kapıyı çalarlar!
Eğer zamanında uyanırsanız ülkenizi kurtarırsınız!
Yok, rehavete kapılırsanız işiniz çok zordur!
BOKO basarsınız, haberiniz olmaz!
Dün gelenler hala kapının önünde!

http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/2014/05/13/cemaat



*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Nijerya’nın IŞİD’i Boko Haram
« Yanıtla #4 : 14 Mayıs 2014, 02:17:09 ÖS 14 »
Nijerya’nın IŞİD’i Boko Haram
Ahmet Varol-Yeni Akit

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Müslüman azınlığın tamamen tasfiyesini amaçlayan korkunç saldırı ve baskınların artmasıyla eş zamanlı olarak Nijerya’da da Boko Haram örgütünün üstlendiği söylenen baskınlarla okullardan çocukların kaçırılması eylemleri gerçekleştirildi. İlginç olan ise birinin hıristiyanlık diğerinin sözde “radikal İslamcılık” adına gerçekleştirilmesine rağmen her ikisinde de zarar görenlerin Müslümanlar olmasıydı. Nijerya’daki eylemlerde Müslüman ailelerin çocukları “Batı modeli” okullarda öğrenim gördükleri gerekçesiyle kaçırılıyordu.

Kaçırılanlar hıristiyan veya yerel dinlere mensup ailelerin çocukları da olsaydı Boko Haram’a nispet edilen eylemleri İslâm adına sahiplenmek ve onaylamak mümkün değildir. Ama o örgütün sahiplendiği ideolojik kimliğin bu tür eylemlere dayanak ve maske olarak kullanılmaya müsait olması da düşündürücüdür.

Bu örgüt ilk ortaya çıktığında Batılı medya organları onu Nijerya’nın Taliban’ı olarak nitelemişti. Biz o dönemde yayınlanan bir yazımızda da bu benzetmeyi isabetli ve haklı bulmadığımızı dile getirmiştik. Ancak izledikleri yol ve hizmet ettikleri stratejik planlar açısından değerlendirdiğimizde Suriye’deki IŞİD’in konumuna benzetebiliriz. Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki hıristiyan Antibalaka çetelerini Şebbiha çetelerine benzettiğimiz gibi. Suriye’de IŞİD ile Şebbiha, Afrika’da da Antibalaka ile Boko Haram kamuoyuna yansıttıkları konumları itibariyle karşıt cephelerde yer alsalar da aynı hedeflere ve aynı stratejik planlara hizmet ediyorlar.

Kısaca özetlemek gerekirse Nijerya’daki Boko Haram’ın ideolojik kimliğinin temel dinamiğini Batı modeli eğitime karşı çıkmak oluşturur. Batılı sömürgeci ülkelerin Afrika’ya kendi eğitim modellerini ihraç etmekle buralardaki Müslüman toplumların dinî kimliklerini ve geleneksel yapılarını değiştirdiklerini, dolayısıyla onların okullarına Müslüman ailelerin çocuklarını göndermemek, bu okulları kesin boykot etmek gerektiği görüşünü savunur. Adının da zaten Hausa dilinde “Batı tarzı eğitim haramdır” anlamına geldiği söyleniyor.

Bu söylem temel itibariyle ve Batı emperyalizminin kendi kimliğini dikte etme politikasına karşı tavır koyma açısından normal sayılabilir. Ama çözüm Müslüman ailelerin onların okullarında öğrenim gören çocuklarını kaçırmak ve bu okulları boykot etmeleri için aileleri tehdit etmek değildir. Önce alternatif bir eğitim geliştirir, boykot edilecek okulların yerini alacak eğitim kurumları ortaya koyar, sonra şiddete başvurmadan sunduğun seçeneği seçmeleri için ailelere teşvikte bulunursun. İmkânların buna yeterli değilse o zaman da aileleri ve onlara öncülük edecek kurumları böyle bir alternatif bulmaları için teşvik edersin.

Bunun da ötesinde tepkinin hedefine reddettiğin yapıyı değil önlerinde başka seçenek bulunmadığı için bu yapıdan yararlananları hatta onların da henüz yükümlülük çağına gelmemiş çocuklarını yerleştirmenin hiçbir dinî ve ahlakî anlayışta dayanağını bulmak mümkün değildir.

Ama bu tutum özellikle Afrika’da İslâmî bilinçlenmenin imajının yıpratılması ve İslâmî duyarlılığının kötülenmesi için işe yarayacak malzemeler çıkarılmasında çok işe yarıyor. Bu tür bir ideolojik kimlik ve ona dayalı olarak gerçekleştirilen şiddet eylemleri aynı zamanda hâkim sistemin siyasi amaçlı şiddet politikasına da dayanak oluşturuyor. Bu stratejiye Cezayir ve Irak’taki derin güçlerin de başvurdukları biliniyor.

Kısa bir süre önce Nijerya’nın Kaduna bölgesinde de Malam Muhammed Osman adlı din âlimi karanlık bir cinayetle öldürüldü. Derin güçlerin hedefe yerleştirdikleri bazı şahsiyetleri tasfiye politikasını devreye soktukları dönemlerde, marjinal söylemlere sahip katı şiddet yanlısı örgütlerin yüzüne geçirilen maskeler çok işe yarıyor. Cinayetin bu örgütün elemanları tarafından gerçekleştirilmesi önemli değildir; önemli olan savunduğu kimliğin ve benimsediği söylemin buna müsait olmasıdır. Bu tür marjinal söylemlere sahip örgütler bazen fikrî çatışmaya girdikleri birilerinin tasfiyesinin kendilerine nispet edilmesinden de hoşlanırlar.

Böylece, Afrika’da Antibalaka çetelerinin bir çaprazının Müslüman kimliğiyle şiddet estirmesi de o çetelerin imajından zarar görenlerin medyatik alanda işlerini kolaylaştırıyor.
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5167
    • depo
Ynt: Nijerya'da Boko Haram ne yapmak istiyor?
« Yanıtla #5 : 30 Mayıs 2014, 10:12:56 ÖS 22 »

uzun yazı kusura bakmayın.


Cihad ve Nijerya Üzerine Sosyolojik Bir Analiz

29.05.2014
Abdulkadir Şen


Cihadistlerin Bağnazlığı, Mankurtlaşmış Ilımlıların İhaneti Arasında Cihad ve Nijerya Üzerine Sosyolojik Bir Analiz
“Beni öldürdüğünüzü iddia ediyorsunuz. Yaşıyorum. Muhammed Yusuf’u öldürdünüz ben çıktım. Beni öldürürseniz kim çıkacak karşınıza?” Böyle diyordu kaçırdığı 200 kız çocuğu ile en azından Müslümanların mertliğine zarar veren Boko Haram lideri Ebubekir Shekou öldürüldüğü iddialarından sonra yaptığı açıklamada.  Muhammed Yusuf asıl adı İslami Davet ve Cihad Cemaati olan Boko Haram’ın ağırbaşlı, itidalli, ilimli ve her haliyle yeni lidere benzemeyen eski lideri. Ebubekir Shekou ise tam anlamıyla Newton kuralı. Etki ve tepki. Şiddetin şiddeti doğurması. Nijerya ordusuna yönelik konuşmasında durmadan göbeğini sallayan, öfkesini mimikleriyle ortaya koyan tipik bir Afrika’lı. Stresli ve öfkeli. Evet öfkeli çünkü ona ve Müslüman atalarına ait olan bu topraklarda, Nijerya’da bundan çok değil 40 yıl önce bile neredeyse % 10 Hıristiyan nüfus yokken artık ülkeyi Hıristiyanlar yönetiyor. Müslüman Hausalar ve Fulaniler Hristiyan çoğunluklu Yaruba’lar tarafından katliama uğruyor. Müslümanlar ülkenin en fakir ve alt yapıdan yoksun Jos ve Madiguri gibi eyaletlerde yaşarken Hıristiyanlar Beyaz efendilerinin de desteğiyle en azından 2. sınıf Hıristiyanlık elde ettiler 2. sınıf Hıristiyanlığın Müslümanlıktan kat kat daha avantajlı ve resmi olarak saygın sayıldığı ülkede.

Boko Haram liderini iyi incelerseniz İslam’da intikam hırsıyla yapılmaması gereken Cihadı neredeyse bir intikam ve şiddet eylemine dönüştürdüğünü görürsünüz. Nijerya’da çoğu silahlı milisi organize eden ve İslam Peygamberinin “ibadete kapanan rahiplere dokunmayacaksınız” emrindeki tarife uymayan misyoner, emperyalist ve katliamcı rahiplere ve onların silah deposu ve askeri eğitim merkezi olan kiliselere de saldırılar düzenliyor örgüt. Kubbe şeklindeki çatılarındaki haç nedeniyle kilise olarak anılan bu askeri hedeflere yaptığı saldırıları İslami olarak da askeri olarak da vicdani olarak da anlamak mümkün. Tıpkı Orta Afrika’da Müslüman’ları katleden kiliselerin barışçı İsa tanımını çoktan aşmaları ve güya bir ahlak doktrini olan merhamet timsali Budizmin barışçıl rahiplerinin Arakan’da katliamları organize etmesi gibi bu dini kıyafeti giyen kesimlerin bu birkaç metrelik kutsal kumaşlarıyla dokunulmazlık elde edemeyeceklerinin anlaşılır olması gibi. Yine de Boko Haram’ın hedeflerinin neredeyse tamamının askeri hedefler,  polis ve ordu birlikleri olduğunu söylemek sanırım adaletsizlik olur. Ancak intikam hedeflerin çoğunda ana motifi oluşturuyor bir cihad hareketinde tam da olmaması gereken şekilde.

Ebubekir Shekou ile birkaç dakika konuşursanız elindeki 20 santimetrelik misvak ile dişlerini fırçaladığı sırada muhtemelen size neden kız çocuklarını kaçırdığı ile ilgili kendince yüzlerce makul ve haklı sebep sayar. 2008 yılında Hıristiyan polis ve ordu güçleri tarafından aşağıda göreceğiniz gibi öldürülen binlerce Müslüman bu sebeplerden biri. Kimin kanı kimden değerli? 2011 yılında Ramazan bayramında evleri ve araçlarıyla beraber yakılan yüzlerce Müslüman’ı da yüreğiniz dayanıyorsa izleyebilirsiniz!

https://www.youtube.com/watch?v=tlpZr8IRUcY

https://www.youtube.com/watch?v=eFiMUvplEwo

Ramazan Bayramı Katliamı  https://www.youtube.com/watch?v=QDObwrBNxFI

Ben durun diyorum. Michelle Obama’nın “#bringbackourgirls” (kızlarımızı geri getirin) trenine binip yol almadan önce bu trenin rayları altında binlerce Müslüman’ın cesedinin olduğunu bir düşünün. Nijerya’nın da bir Orta Afrika olduğunu unutmayın. Kaçırılan kızların aslında Müslüman iken fakirlik ve imkânsızlık nedeniyle Hıristiyan kolejlerine ve aş evlerine gönderilip Müslümanların ellerinden alınan ve Hıristiyanlaştırılan kızlar olduğunu bilmek sizce bir şeyi değiştirir mi?  Boko Haram’ın kaçırdığı kızlar hala hayatta ve yaşıyorlar. Tekrar İslam dinine girmişler. Bu eylem ile direnişin itibarının sarsıldığı, Müslümanların mertliğinin tartışmaya açıldığı, dik başların eğildiğini söylemek ise bence yanlış olmaz. Ne kazandı Boko Haram? Ne kaybetti ümmet? Aslan yürekli Richard’a sorsanız size Selahaddin’in ordusunu böyle tarif etmezdi. Frenkler Müslümanları mertlik ve savaş ahlaklarıyla tanımlarlar. CIA başkanı Michael Scheuer Küresel Cihad yanlılarının ahlak ve seviyelerinden, verdikleri sözleri tutmalarından ve cesaretlerinden hayranlıkla söz ediyor. ABD terör timleri Usame bin Ladin’in evinden çıkarılan mektuplarda Ladin’in binlerce ABD’li sivilin öleceği birçok saldırıyı düzenlemeyi reddettiğini ve hassasiyetlerini görünce şaşkınlıklarını gizlemediler. Kim ne der beni ilgilendirmez ama en azından bu dinin mensuplarının yaptıkları her eylemi, neyi getirdiği ve neyi götürdüğü üzerinden de değerlendirmelerinin fıkıhta geniş bir alan olan Siyaseti Şer’iyye ve Ahkamı Sultaniyye konularının ana başlığını teşkil ettiğini bilirim. Ama Sayın Michelle Obama’nın muhtemelen el yazısıyla Bring Our Girls Back yazdığı sırada bile Yemen ve Afganistan’da kocası Barack Obama’nın insansız uçaklarının kaç Müslüman kızı öldürdüğünü merak etmiyor değilim. Onları kim geri getirecek?

NOT: Michelle Obama’nın elindeki metinlerden birinde: “Hiç kimse kocamın öldürdüğü kızları geri getiremez” yazıyor. İkincisinde ise “Kocam Boko Haram’ın öldürdüğü ve öldürebileceğinden çok daha fazla kız öldürdü” yazıyor.



Hem İslam dünyasına hem de tüm dünyaya her türlü ahlaksızlık ve sapkınlığı sinema filmleri ve reklamlarla yaygınlaştıran aşağıdaki artistlerin diline en azından Müslümanları düşürmeleri dolayısıyla Boko Haram’a kızgın olduğumu gizleyemem.



Ancak bilirim ki sadece bu kampanya sırasında Hindistan Assam’da linkte de  göreceğinizgibi 400 Müslüman öldürüldü ve bunların 200’den fazlası kadın ve çocuk? Kim getirecek onları? Peki ya neden birileri “Bring Our Children Back” kampanyası yapmaz Orta Afrika’nın resimde gördüğünüz yavrucakları için?



Kim getirecek ABD ordusunun katlettiği milyonlarca Müslümanı, Irak ambargosunda ilaçsızlıktan ve gıdasızlıktan BM rakamlarına göre yaşamını yitiren 500 bin çocuk ve kadını? Kim alacak Müslüman halkların gasp edilmiş hakkını?   Kim getirecek bizim İsrail ve Batı’nın desteğiyle Suriye’de katledilen bacılarımızı, kardeşlerimizi, yeğenlerimizi, bebelerimizi…

Kim getirecek Michelle Obama’nın kampanyasının ardına sıraya girerek üst üste Boko Haram’a kınamalar yayınlayan ancak Boko Haram’ı yaratan vahşete dair bir kelime dahi etmeyen ve Nijerya ismini ilk defa bu kıymetli kızların olayında duyan mankurtlaşmış kesimlerin şerefini, onurunu mecdini, izzetini… Bu kesimler bir de Boko Haram, IŞİD gibi gruplar üzerinden İslam’ın en ulvi değerlerini, kavramlarını suçlayıp hedef alıyorlar. Bireyler ya da grupların hatalarını İslam’ın cihad kavramına yüklüyorlar. Yüklendikleri utancın ağırlığı yetmezmiş gibi.

Boko Haram lideri son derece açık sözlülükle diyor ki. Ben bir sosyoloji kuralıyım. Ben sizin vahşetinizin bir ürünüyüm. Ben kana karşılık kanım. Tepkiye karşılık tepkiyim. Newton kuralıyım. Beni sizin vahşetiniz doğurdu. 

Ben intikamım sizin katliamlarınıza,

Karşılığım sizin günahlarınıza,

Korkunuzum karşılık olarak, korku saldıklarınıza…

Sizin acı ağacınızın meyvesiyim,

Bize yaptığınız zulümlerin sadece zerresiyim,

Bir günde katlettiğiniz 6 bin insanım,

Acıya karşı acı, kana karşı kanım.

Nijerya ile ilgili yazılan bir romanda Batı’lılar tarafından fakirleştirilen bu petrol zengini ülkede bir kasabada Müslüman ailelerin ikilemi aktarılır. Aileler bir dilemma yaşarlar. Bir baba 3 çocuğundan birisini açlık bağlantılı hastalıklarla kaybetmiştir. Diğer iki çocuğunu kasabanın diğer çocukları gibi yardım için yetişen misyonerlerin aş evlerine ve eğitim kurumlarına gönderirse çocukları da onlar gibi Hıristiyanlaştırılacaktır. Açlıkla dininden dönme arasında bir tercih neredeyse.  Nijerya işte 40 yılda bu şekilde açlık ve sefalet bir silah olarak kullanılmak suretiyle Hıristiyanlaştırıldı.  2008 yılında Nijerya dosyası hazırladığımda dünyada kimin neye inanması gerektiğine karar veren CIA Factbook ülkedeki Müslüman nüfusun % 60 olduğunu yazıyordu. 1987 tarihli bir haritada bu oran % 70 üzeri olarak gösteriliyordu. Şimdi ise bu oran %50. Elbette istatistikler doğru değil ama artık Nijerya Hıristiyanlar tarafından yönetiliyor.

Boko Haram lideri yine garip davranışlar sergilediği bir açıklamasında Obama’ya sesleniyor.“Ey Obama şimdi söyleyeceklerim sana felaket ümmete müjde olarak yeter” diyor.  Bu kızlar var ya. Bu kızlar. Onlar Müslüman oldu ve sizin dininizi terk etti”.Boko Haram lideri yıllarca misyonerler tarafından evlatları İslam’dan çıkarılan, Hıristiyanlaştırılan, kolej ve okullar açmalarına izin verilmeyen ve zayıf bırakılan bir halkın anlayacağı bir mesaj veriyor. Mesajlarınız, vaadleriniz ya da tehditleriniz eğer karşıdaki düşmanın dünyasında yer ediyorsa anlamlıdır.  Bu mesaj Nijerya bağlamında birçok kişinin sadrına şifa oluyor.  Ebubekir Shekou’yu evlatları ellerinden alınan Müslüman Nijeryalılar anlar.  Ben de anlıyorum. Ama misvak kullanan bir Müslüman olarak ben, neredeyse konuşması sırasında kameraya değecek kadar uzun misvağı ile vermek istediği mesajı veremediğini,  yaptığı eylemi de kabullenmediğimi söylemek zorundayım.

Peki, neden bu yapının ismi Boko Haram? Ülkedeki eğitim kurumlarının çoğunun Batı değerlerini aşılayan misyonerlerin kontrolünde olduğu ve İslam kültürünün ötekileştirildiği için. İngiliz sömürgeciliğinden bu yana Nijerya’da eğitim ile asimilasyon sürdürüldüğü için. Çocukları akşam eve gelip kendilerine “Anne bizi Atatürk yarattı değil mi?”  sorusunu ebeveynler de azıcık anlar Boko Haram’ın en azından isminin sembolik anlamını. Ben de çok beğenmesem de bir anlamı vardır. Boko Haram Muhammed Yusuf zamanında üyelerinin  %90’ı hafız olan bir cemaat. Ancak Muhammed Yusuf Hıristiyan polisler tarafından sabah kadar işkence yapılarak öldürülünce ve cemaat üyeleri yüzlercesi birden sokaklarda infaz edilince cemaatin en dobra kabadayısı cemaatin lideri oluverdi. Ve intikam yemini etti.  Nijerya’da zulüm o kadar şiddetli ki Boko Haram gibi bir örgüt binlerce destekçi bulabiliyor. Bence meseleye bir de böyle bakmak gerekir. Hangi sosyal şartlar bir halkın bu kadar sert bir yapıyı bu kadar desteklemesini sağlıyor? İşte bu ancak düşünen insanların yapabileceği bir şeydir. Düşünmek ise oldukça masraflıdır.

Görünen o ki Boko Haram ve misli şiddet hareketlerine tepkiler genelde ifrat ve tefritten oluşuyor. Bu yazımı, eğer bedene bürünüp bir şahıs oluverse büyük psikolojik operasyonlara uğramış, öz güvenini yitirmiş, öğrenilmiş çaresizlik duyması için çeşitli özel süreçlerden geçirilmiş, psikolojisi bozuk ve aldığı darbelerle doğru tepkiler veremeyecek kadar sersemleşmiş İslam ümmetinin baskılara karşı verdiği tutarsız tepkileri ortaya koymak için kaleme aldım. Çocuğunu kaybetmiş bir annenin üzüntüsü ile dengesini yitirmesi ve bilinçsizce davranışlar göstermesi gibi ya da annesini kaybetmiş bir çocuğun ne yapacağını şaşırmış vaziyette dolanması gibi şaşkın bir İslam dünyası. Ümmet kimi yerlerde el Ümm’den gelir. Ümm anne demek.  İmam (halife) ise Müminlerin annesi gibi merhametli ve onları gözeten lider demek. Müslümanlar annelerini yitirmiş çocuklar gibi. Çaresiz, dağınık,  plansız, sorumsuz, kimi yerde de anne terbiyesinden yoksun. Gerçek şu ki öfke ve bastırılmışlık duygusundan kaynaklı tepkisel hareketler adeta toplumsal bir cinnet haline dönüşmekte ve IŞİD, Boko Haram gibi İslam’ın öz değerlerini temsil etmeyen örnekleri sürekli yeniden üretmektedir. Cihad, İslam Devleti, Davet, Hisbe, Şehadet ensar ve muhacir gibi İslam’ın ulvi kavramlara ise bizzat onları yüceltme iddiasındaki bu gruplar tarafından en büyük kötülük yapılmaktadır. Zihinsel sızmaya uğrayan kişiler iki kutupta birbirini besliyor. Bir tarafta tekfirci yapılar hadislerde geçtiği üzere gibi Sufeha-ul Ahlam (sefih hayalperestler) kendilerine bile dar gördükleri İslam dairesinden herkesi çıkarmak için canla başla çalışıyorlar. Diğer yandan yine zihinsel işgale ve sızmaya uğramış Mankurtlaşmış ılımlılar. Onlar da sembolik olaylar ve sonuçlar üzerinden aşağılık kompleksli iğdiş edilmiş zihinleriyle, bunlara kızayım derken cihad, mücadele, davet, şahadet gibi İslam’ın temel kavramlarını müsrif bir mirasyedi gibi tüketip geçmişlerine ve inançlarına sövüyorlar. Michelle Obama’nın (Kızlarımızı geri getirin) Bring Our Girls Back kampanyasının arkasına takılan bu kesimler tıpkı diğer birçok olayda özgün Müslüman’ca tavır ortaya koyamadıkları gibi yine kardeşlerini sadece hata ettiklerinde kınamak için gündemlerine alıyorlar.  Bunlardan birinin Boko Haram ile ilgili Amerikan merkezli kampanya’da İslam Dünyasına karşı imaj operasyonu başlatılmadan önce Nijerya hakkında tek kelime dahi ettiklerini görmek mümkün değildir. Ancak yine bunlar bir gecede Nijerya uzmanı olup televizyonlardan Obama’lar ailesine ses verirler. Sadece birkaç on yılda on milyonlarca Müslüman’ın Nijerya’da ölüm ya da dininden dönüp Hıristiyan olmak tercihi ile karşı karşıya bırakıldığı ve Boko Haram’ın hangi vahşetin ürünü olduğu konusunda fikir sahibi değillerdir. Sanırsınız ki Nijerya’da Boko Haram’dan bu uygulamaları dolayısıyla ayrılan itidalli,  makul, ahlaklı, ilimli, sevecen  Ensaru Cemaatini (Cemaati Ensar el-Muslimine fi Bilad es-Sudan) destekliyorlar da Boko Haram’dan bu nedenle nefret ediyorlar. Bu kesimlere en hayırlı selefleri ve ihtişamlı tarihleri yetmediği için Michelle Obama’nın ardından gitmek yaraşır.

Mücahid’in Cihadist’e, İnancın İdeolojiye Dönüşümü

Bir diğer tepki ise her bir hatayı savunan ve cinneti moda yapan ideolojik cihadcılık cephesinden geliyor. Bunlar da hemen yanlış bir takım uygulamaları savunma psikolojisine giriyorlar. Cihadistler (Jihadists), Allahu akbar sloganları ile zihinlerinde mutlak doğrular olarak telakki ettikleri uygulamaları adeta esir etmek istedikleri bir dünyaya hatta ümmete uygulamak için müteşeddit bir cebir ile hareket ederler. Onlar önce eylemlerini yaparlar sonra bunlar için gerekli meşruiyet kaynaklarını yoklarlar. İnancın ideolojiye, mücahidin cihadiste dönüşümü sonunda kalplerinde dağ kadar kibir ve heva barındıran çakma cihad liderleri türer. Bu yeni yetme selefist cihadistler dünyada kendi örgütlerine biat etmeyenler dışında herkesin sahve ve mürted olduğu iddiasıyla bırakın bir Müslüman’ın ya da Mücahid’in bir insanın bile yapamayacağı uygulamalarla önce İslam’ın en ulvi değerlerine savaş açarlar ve onları yıpratırlar. Bunların Irak’ta camilere ve Pazar yerlerine yaptıkları saldırıları, Suriye’de öleceğini ve uluslar arası toplum tarafından cezalandırılacağını bile bile meydanlara çıkıp Ey Obama! İyi bak biz Hilafet istiyoruz! Diyen bir halka bile “Böyle İslam Devleti Olmaz Olsun” dedirtmelerini tevil etmeden kınamak gerekir. Onların 6 ayda 3 bin insanın öldüğü bu fesadı için Allah’ım biz bunların yaptıklarından beriyiz demek en makul olanıdır. Onlar kınanma konusunda Halid bin Velid’den (ra) daha üstün değillerdir. İslami tanıma göre mücahid merhametlidir, merhameti dolayısıyla ezilenler adına mücadele eder. Mücahid ahlaklıdır çünkü o imanın en zirvede olan ameline taliptir. İman ise sırf ahlaktır. Mücahid sözü dinler ve en güzeline uyar. Cihadist ise mürted olarak tanımladığı tarikat şeyhlerinden kendisini ayırırken dünyanın yarısını kâfir eden yalancılığı açık liderlerini sufilerden daha çok tutar. Kendisini mensup gördüğü yapının her türlü sapık fikirlerine ve merhametsiz eylemlerine bir kılıf buluverir. Akidenin ideolojileşmesi, cihadın mecrasından kayıp maceraperestlerin mesleği oluvermesi, cihadın piyasalaşması… 

Gerçek şu ki bu kötü örneklerdeki örgütler de, cihadın cihadizme dönüşmesi de, mankurtlaşmış ılımlılar da işgallerin, uzun yıllar süren dönüşüm ve İslam’dan uzaklaşma projelerinin, İslam dünyasının yaşadığı krizin ve kontrolsüzlüğün, acının, kanın, intikamın, ezilmişlik psikolojisinin doğal ama acı sonuçlarıdır. Bu tür sonuçları sebepler üzerinden değerlendirmek en doğru olan yaklaşımdır.

http://www.haksozhaber.net/cihad-ve-nijerya-uzerine-sosyolojik-bir-analiz-28194yy.htm