Ön Yargısız Bir Yazı: Su Uyur, Düşman Uyumaz!

  • 0 Cevap
  • 3168 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Evvâh

  • *
  • 211
  • İnne İbrahîme Le Evvâhun Halîm (Tevbe-114)
    • KiŞiSel SiTeM
Ön Yargısız Bir Yazı: Su Uyur, Düşman Uyumaz!
« : 06 Haziran 2013, 04:35:12 ÖS 16 »
Hamd   Alemlerin Rabbine, salât ve selam onun elçisi biricik Efendimiz   (s.a.v.) üstüne olsun. Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla...
 Son  günlerde ülkemizde yaşanan olaylar hepimizi derinden yaraladı. Şüphesiz  vicdan sahibi herkes doğru ve yanlışı açık bir şekilde gördü. Ve tüm bu  yaşananlar bir gerçeği daha doğruladı ki, "Su uyur, düşman uyumaz!"
 Belki bazılarınız "üff yine mi aynı konu, sıkıldım" veya "sen ne tarafı tutuyorsun görelim bakalım"  demiş olabilir ama benim bu yazıyı kaleme almamdaki gaye, birilerini  yermek veya birilerini övmek değil. Sadece bir gerçeği vurgulamak ve  hatırlatmak. Çünkü kendisini müslüman olarak niteleyen hiç kimse  fitneye, husûmete, kavgaya, şiddete sebep olamaz ve olmamalı. Bu yüzden  yazımda kimse art niyet aramasın. Tek ricam, beni tanıyan ve tanımayan  herkes ön yargısız bir biçimde okusun yazıyı.

 "Gezi Parkı Eylemi"  olarak ortaya çıkan ve ne yazık ki pek çok kimseyi birbirine düşüren ve  toplumda tefrikaya sebep olaylar, aslında tarihe baktığımızda yaşanan  bir takım olaylara benzemekte, işin siyasi boyutunu bir tarafa bırakacak  olursak aslında çok da masum gözükmemektedir. Çünkü birilerinin de  ifade ettiği gibi olaylar "ağaç kesme meselesi" olmaktan çıkıp farklı mülahazalar içermektedir.
 İddaa ediyorum eğer mesele sadece  ağaç kesme meselesi olsaydı tüm Türkiye buna karşı olurdu. Ancak işin  içine Atatürkçü-AKPci, solcu-sağcı, zalim-mazlum vs. düşünceler girince  işler çığrından çıktı ve ülkede bir kaos ortamı oluşturmaya çalışanlara  gün doğdu adeta. İşin gerçek sahipleri arka planda kalırken meydan  bilerek veya bilmeyerek (cahilce) ortalığı savaş alanına çeviren, kamuya  zarar veren, ülkeyi itibarsızlaştırmaya güya hükümeti düşürmeye  çalışanlarla dolup taştı.
 Her  açık, içki içen, Atatürk'ü seven, solcu, eyleme gelen, anarşist; her  kapalı-sakallı, içki içmeyen, Atatürk'ü sevmeyen, sağcı, eyleme  gelmeyen, AKP'nin adamı gibi gösterilerek ülkemizin  mutlu, huzurlu ve birlik tablosu yok edilmeye çalışıldı. Oysa kendimden,  arkadaşlarımdan, dostlarımdan ve akrabalarımdan bunun böyle olmadığını  biliyorum, sizler de biliyorsunuzdur. Hala böyle düşünen varsa  yanıldığını ifade etmek isterim.

 Evet  öfkeden, sinirden ve olayların vehametinde dolayı her iki taraftan hata  eden olmuş olabilir, her iki taraftan da karşılıklı mesnedsiz sözler  söylenmiş olabilir, her iki tarafta birbirini tahrik etmiş olabilir, her  iki taraftan da birbirine nefret gözüyle bakanlar olabilir ancak  bunların hiçbiri ne olursa olsun üzerinde yaşadığımız toprağın bizim ve can kadar kutsal olduğu ve düşmanın ekmeğine adeta yağ-bal sürmek olduğu gerçeğini değiştiremez.
 İktidarı   veya muhalefeti sevmeyebilirsiniz, politikayı veya ekonomiyi iyi   bulmayabilirsiniz. Kişilerin peşinden gidebilir veya kişilerden nefret   edebilirsiniz ama unutmayınız ki, düşman her zaman düşmandır, onun bu topraklardan alacağı bir zerre kendisi için zafer olacaktır. Bu yüzden, zamanında atalarımız sağcı-solcu, Türk-Kürt, açık-kapalı, senci-benci olmadan tek yürek, tek bilek düşmana karşı olmuşlardır.
 Unutmayalım  ki, hepimiz insanız hata yapabiliriz, yanlış düşünebilir ve yanlış  hareket edebiliriz. Öfkelenmek, sinirlenmek hatta tahrik etmek herkesin  doğasında vardır. Ama iş başkasının malına, canına, hakkına zarar  vermeye gelince orda durmalıyız. Yaşımız, cinsiyetimiz, makamımız,  ismimiz, cismimiz, düşüncemiz ne olursa olsun buna hiçbirimizin hakkı  yoktur. Hele bana yapıldı, ben de kat kat fazlasını yaparım demek büyük  bir yanılgıdır, felakettir ve kısır bir döngüdür.

 Son  olarak, düşmanca, art niyetle, kasıtla, zevk duya duya, bilerek ve  isteyerek ülkemize, vatandaşlarımıza, ulusal egemenlik ve  bağımsızlığımıza, birliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize, huzurumuza kast edenler hariç tüm vatandaşlarımıza, kardeşlerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin  haklarınızı birbirinize helal ediniz, gelin yaptıklarınızda karşılıklı  olarak özür dileyiniz, gelin kucaklaşınız, düşmana karşı birlik olunuz  ve tarihinize dönüp şöyle bir düşününüz; biz kimiz, nerden geldik,  nereye gidiyoruz?
 Unutmayınız  ki, kişiler, ünvanlar, partiler, örgütler, kurum ve kuruluşlar birgün  bizim gibi yok olup gideceklerdir. Önemli olan huzur, barış, sukûnet,  hoşgörülü ve sağlıklı bir şekilde üzerinde yaşayacağımız bir toprak  parçasıdır. Her şeyi parayla alabilir, yapabilir, kurabilir ve kapatabilirsiniz ama toprak parçasını asla! Bu yüzden ülkemize sahip çıkalım, şiddetten uzak durup düşmana fırsat vermeyelim.
 İlyas Uçar (Evvâh)
 06.06.2013