iSLÂM’DAN KOPAN KAVRAMLAR MܒMiN OLMAK

  • 1 Cevap
  • 2359 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Mutluluğa yolculuk

iSLÂM’DAN KOPAN KAVRAMLAR MܒMiN OLMAK
« : 10 Eylül 2007, 12:55:58 ÖÖ 00 »
YSLÂM’DAN KOPAN KAVRAMLAR 2- MܒMYN OLMAK

 

TARYHY: 05.04.2005

 

Konumuz: Yslâm’dan kopan kavramlardan mü’min olmak.

Bizim âlimlerimiz her kelimeyi lûgat mânâsyndan hareketle mânâlandyrmy?lardyr. Y?te problem buradan kaynaklanyyor. Mü’min kelimesi îmân kelimesinden gelir. Îmân; inanmak, inanç demektir. Mü’min de inanan ya da inancyn sahibi demektir ki her ikisi de ayny mânâya gelir. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

 

40/MU’MYN-40: Men amile seyyieten fe lâ yuczâ illâ mislehâ, ve men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu'minun fe ulâike yedhulûnel cennete yurzekûne fîhâ bi gayri hisâb(hisâbin).

Kim seyyiat (?err, derecat dü?ürücü ameller) i?lerse mislinden daha fazla cezalandyrylmaz. Kadynlardan veya erkeklerden kim amilüssalihat (nefsi yslâh edici ameller, nefs tezkiyesi) yaparsa i?te onlar, mü’minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve orada hesapsyz ryzyklandyrylacaklardyr .

Acaba bu âyet-i kerimede: “Kim Allah’a inanyrsa, o mutlaka mü’mindir, Allah’yn cennetine girer.” diye mi buyurulmaktadyr? Acaba öyle mi? Allah’a inanan, Allah’yn cennetine girer mi? Onlar öyle söylüyorlar ama Allahû Tealâ öyle söylemiyor.

Kur’ân-y Kerim’de iki nevi mü’min vardyr:

<!--[if !supportLists]-->1-     Takva sahibi olan mü’minler<!--[endif]-->

<!--[if !supportLists]-->2-     Takva sahibi olmayan mü’minler<!--[endif]-->

Mü’min kelimesi birkaç ?ekilde kullanylmy?tyr. Bu kelimelerden bir tanesi âmenû olmaktyr. “Ellezine âmenû; Onlar ki âmenûdurlar; yani inanyrlar. Allah’a îmân ederler, inanyrlar.” anlamyndadyr. Bir di?er kelime “yu’min”dir. “Yumin billâhi; Allah’a îmân etmek, Allah’a inanmak.” demektir.

Allahû Tealâ inananlaryn bir muhtevasyny ?öyle açyklamaktadyr:

 

10/YUNUS-62: E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). 

Muhakkak ki Allah’yn evliyasyna (dostlaryna), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar, öyle de?il mi?

10/YUNUS-63: Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).

Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ula?mayy dileyenlerdir) ve takva sahibi olmu?lardyr.

10/YUNUS-64: Lehumul bu?râ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhyreh(âhyreti), lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).

Onlara, dünya hayatynda ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardyr. Allah’yn sözü de?i?mez. Y?te o, fevz-ül azîmdir.

 

“O Allah’yn evliyasy var ya, onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar. Onlar âmenû olmu?lardyr ve takva sahibi olmu?lardyr. Onlara dünyada da ahirette de müjdeler vardyr.”

Allah’yn evliyasy kimdir? Evliyalyk müessesesi Allah’a ula?mayy dilemekle ba?lar. Allah’a ula?mayy dileyen mü’minler gerçek mü’minlerdir. Öyleyse bir Allah’a inanan mü’minler vardyr fakat Allah’a ula?mayy dilememi?lerdir. Onlar Mu’min Suresinin 40. âyet-i kerimesindeki cennete gireceklerin arasynda yoktur.

Allah’a inananlardan her kim Allah’a ula?mayy dilerse, o hakikî mü’min olur. Allahû Tealâ hakikî mü’minlerden bahsetmektedir. Sadece inananlardan Allah’a ula?mayy dileyenler, hakikî mü’minlerdir. Yunus Suresinin 62, 63, 64. âyet-i kerimelerinde “âmenû” kelimesi geçmektedir. “Ellezine âmenû ve kanu yettekun; Onlar âmenûdurlar ve takva sahibi olmu?lardyr.” Onlar, Allah’a inanyrlar ama inançlary, onlary Allah’a ula?mayy dilemeye vasyl etmi? ve Allah’a ula?mayy dileyen mü’minlerden olmu?lardyr.

Allah’a sonsuz hamd ve ?ükrederiz ki her konuda Allahû Tealâ do?rularla e?rileri birbirinden ayyrmy?tyr. Kur’ân-y Kerim’de “âmenû” kelimesinin kullanylmasynda iki ayry cephe görüyoruz. Yunus Suresinin 62, 63, 64. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Ellezine âmenû ve kanu yettekun; Onlar âmenûdurlar ve takva sahibi olmu?lardyr; âmenû olanlardan öyleleri ki bunlar takva sahibi oldular.”

Takva ne zaman ba?lar? Allah’a yöneldi?imiz zaman ba?lar. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

 

30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel mu?rikîn(mu?rikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ula?mayy dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazy ikame edin (namaz kylyn). Ve (böylece) mü?riklerden olmayyn.

Allahû Teal⠓Allah’a yönel.” diyor. Yani “Ölmeden evvel ruhunu Allah’a ula?tyrmayy dile.” Bu, Allah’a yönelmektir. “Ve O’na, Allah’a kar?y takva sahibi ol.” O ki?i e?er Allah’a ula?mayy dilemezse, Allah’a yönelmezse, takva sahibi olamaz. Sadece Allah’a yöneldi?i takdirde takva sahibi olur. Demek ki inananlardan her kim Allah’a yönelirse o zaman takva sahibi olur. Münîb olursa, Allah’a ula?mayy dilerse takva sahibi olur.

Takva sahibi olmayan fakat Allah’a inanan birisi Allah’yn cennetine giremez. Onun takva sahibi olabilmesi ise mutlaka Allah’a ula?mayy dilemesine ba?lydyr. Rum Suresinin devamyna bakalym, tekrar ayny noktaya geri dönece?iz: “Allah’a ula?maya yönel, Allah’a yönel ve böylece Allah’a kar?y takva sahibi ol ve namaz kyl ve mü?riklerden olma.”

“?irkle Allah’a ula?mayy dilemenin ne alâkasy var?” my diyorsunuz? ?irk ve Allah’a ula?mayy dileme, birinci derecede illiyet rabytasy olan iki kelimedir. Kim Allah’a ula?mayy dilemezse o ki?i ?irktedir. Kim Allah’a ula?mayy dilerse o ki?i ?irkte de?ildir. Kim Allah’a münîb olursa ?irkte de?ildir. Ki?i münîb olmazsa hem takva sahibi de?ildir hem de ?irktedir. Münîb olmayan ki?i takva sahibi olamaz. Münîb olmayan, Allah’a ula?mayy dilemeyen ki?i ?irkten yakasyny kurtaramaz. Allahû Tealâ buyuruyor ki: 

 

30/RUM-32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû ?iyeâ(?iyean), kullu hyzbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).

(O mü?riklerden olmayyn ki) onlar, dînlerinde fyrkalara ayryldylar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanyrlar.

 

Allahû Tealâ ?ura Suresinde de dînde fyrkalara ayrylmamak gerekti?ini ifade etmektedir.

 

 42/?URA-13: ?erea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel mu?rikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men ye?âu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet etti?imiz (farz kyldy?ymyz) ?eyi (?eriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fyrkalara ayrylmayyn.” diye Hz. Ybrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. Ysa’ya vasiyet etti?imiz ?eyi sana da vahyederek, size de ?eriat kyldyk. Senin onlary, kendisine ça?yrdy?yn ?ey (Allah’a ula?mayy dileme) mü?riklere zor geldi. Allah, diledi?ini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ruhunu hayatta iken Kendisine ula?tyryr).

 

Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Habibim, Hz. Nuh’a, Hz. Ybrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. Ysa’ya verdi?imiz ?eriaty, dîni kyyamda tutun ve dînde fyrkalara ayrylmayyn diye sana da vahyetmek suretiyle size de ?eriat kyldyk.” Bu ?eriatyn esasy fyrkalara ayrylmamak ve dîni ayakta tutmaktyr. Görüyoruz ki insanlar fyrkalara ayrylyyorlar ve bu fyrkalardan sadece bir tanesi Allah’a ula?mayy dileyenlerin olu?turdu?u fyrkadyr.

Allah’a mülâki olmak, Allah’a münîb olmak, ölmeden evvel ruhu Allah’a ula?tyrmayy dilemek, âmenû olmak, bunlaryn dördü de ayny mânâya gelir. Allah’a ula?mayy dileyen bir ki?i âmenûdur, Allah’a ula?mayy dileyen bir ki?i münîbdir, Allah’a ula?mayy dileyen bir ki?i mü’mindir.

Mü’minlerin arasyndan kurtulu?a ula?acak olanlar, cennete girecek olanlar vardyr. Allah’a inandy?y için mü’min olarak ifade edilen ama cennete giremeyecek olanlar da vardyr. Dînlerinde fyrkalara ayrylanlar, Allah’a ula?mayy dilemeyen 72 fyrkayy olu?turanlardyr. 73. fyrka da bunlaryn her birinin içindeki küçük gruplar, 72 fyrkaya da?ylmy? vaziyettedir. Y?te onlar Allah’a ula?mayy dileyenlerdir. Onlar, münîb olanlar, Allah’a ula?mayy dileyen hakikî mü’minlerdir; Allah’a ula?mayy dileyen gerçek mü’minler, takva sahibi olan mü’minlerdir.

Burada ne gördük? 73 tane fyrkadan 72’si mü’min de?ildir, sadece bir tek fyrka mü’minler fyrkasydyr. Gerçek mi? Gelin gerçek olup olmady?yny beraberce ara?tyralym. Allahû Tealâ buyuruyor ki: 

 

34/SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).

Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannyny (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri olu?turan bir fyrka (Allah’a ula?mayy dileyenler) hariç, hepsi ona (?eytana) tâbî oldular.

 

Rum-32 de, Sebe-20 de fyrkalara ayrylanlardan söz edilmektedir. Her ikisi de fyrkalara ayrylmy?lardyr. Rum-31’de fyrkalara ayrylanlardan kurtulan sadece bir tanesidir. 73 fyrkadan 72’si fyrkalara ayrylmy?tyr; onlar münîb olmayanlar, Allah’a ula?mayy dilemeyenlerdir. Bir tek fyrka münîb olanlardyr. Onlar hem takva sahibi, hem de münîbdir.

Takva sahipli?inin ba?lady?y nokta âmenû olma noktasydyr. ?imdi Sebe-20’ye bakyyoruz; bir tek fyrka mü’minleri olu?turmaktadyr. Geri kalan 72 fyrka mü’min olmayanlaryn olu?turdu?u fyrkalardyr. Sebe Suresinin 20. âyet-i kerimesinde, ?eytanyn kullarynyn mü’minleri olu?turan bir tek fyrkanyn dy?yndaki bütün fyrkalar oldu?u anlatylmaktadyr. Bu âyet-i kerime indi?i zaman sahâbe Peygamber Efendimiz (SAV.)’e soruyor:

- Ey Allah’yn Resûl’ü kaç tane fyrka?

Peygamber Efendimiz (S.A.V.):

- 73, diyor.

- Peki bunlaryn arasyndan gerçekten bir tek fyrka my kurtulacak?

- Evet, bir tek fyrka.

- Ysimleri ne?

- Ysimleri Fyrka-i Naciye.

Fyrka-i Naciye’nin içindekiler kurtulu?a ula?acak olanlardyr. Zaten naciye, necat; kurtulu? demektir. Fyrka-i Naciye; kurtulu? fyrkasy, kurtulu?a ula?anlaryn olu?turdu?u fyrka demektir.

Ne gördük? Sebe-20’deki bütün fyrkalar kâfirlerdir. Bir tek fyrkada olanlar mü’minlerdir. Rum-32’deki bütün fyrkalar, ?irktedir yalnyz Allah’a ula?mayy dileyenlerin fyrkasy ?irkte de?ildir. Birinde fyrkalar ?irkte olanlar ve olmayanlar diye ayrylmy?, ikincisinde mü’min olanlar ve olmayanlar diye ayrylmy?tyr. Mü’min olanlar bir tek fyrkayy olu?turur, mü’min olmayanlar 72 tane fyrkayy olu?turur. ?eytana tâbî olanlar, küfürde olanlardyr. Allahû Tealâ: “Bir tek fyrka hariç hepsi ?eytana kul oldular.” diyor.

?eytana kul olmaktan kurtulu? noktasyna bakyyoruz. Kimler ?eytana kul olmaktan kurtulur? Bu kurtulanlaryn mü’minler oldu?unu, Allah’a ula?mayy dileyenler oldu?unu görüyoruz. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

 

 39/ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya'budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul bu?râ, fe be??ir ybâd(ybâdi).

Onlar ki; taguta (insan ve cin ?eytanlara) kul olmaktan içtinab ettiler (kaçyndylar, kendilerini kurtardylar) çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ula?mayy dilediler). Onlara müjdeler vardyr. Öyleyse kullarymy müjdele!

 

Allahû Tealâ sahâbe için: “Onlar taguta, insan ve cin ?eytanlara kul olmaktan içtinab ettiler, kaçyndylar, kendilerini kurtardylar.” diyor. Neden kurtarmy?lar? “Onlar, Allah’a yöneldiler, Allah’a ula?mayy dilediler, onlara müjdeler vardyr. Kullarymy müjdele.”

Y?te gene bir fyrka, Allah’a kul olanlar. Gene bütün fyrkalar, Allah’a kul olmayanlar, ?eytana kul olanlar. Sadece Allah’a kul olanlar, Allah’a ula?mayy dileyenler Allah’yn kuludur. Allah’a ula?mayy dileyenler, Sebe-20’de mü’minler olarak geçmektedir. Geri kalan bütün fyrkalar, 72 fyrka, onlar da kâfirler olarak geçmektedir.

Sahâbe, Allah’yn kulu olmak ?erefine ermi?tir. Geri kalan bütün fyrkalar tagutun kuludur. ?eytanyn kulu demek tagutun kulu demektir. Allahû Tealâ Sebe-20’de: “Mü’minleri olu?turan tek bir fyrka hariç geri kalan bütün fyrkalar ?eytana kul oldular.” diyor. Allah’a ula?mayy dilemeyenler kimlerdir? Kâfirler. Allah’a ula?mayy dileyenlerin mü’min olduklary bir defa daha kesinle?mektedir.

Kur’ân’y incelerken Allah’yn açyklady?y ölçülerden hareket etmek mecburiyetindesiniz. Lûgat mânâlaryndan gitti?iniz zaman bizim Kur’ân meâllerindeki o korkunç yanly?lyklaryn içine hemen siz de dü?ersiniz. Ne demek istiyoruz? ?unu demek istiyoruz: Sadece Allah’a ula?mayy dileyenler Allah’yn kulu olmak ?erefine erer, di?erleri ?eytanyn kuludur. Sebe-20’de ?eytanyn kullary görülmektedir. Zumer-17 ile Sebe-20’yi birbirine ba?larsak gördü?ümüz ?ey, Allah’a ula?mayy dileyenlerin âmenû olanlar oldu?udur. Onlar, Allah’yn kulu olmayy ba?army?lardyr. Allah’yn kullaryna yani Allah’a ula?mayy dileyenlere, o bir tek fyrkaya Sebe Suresinin 20. âyet-i kerimesi, “mü’minler” adyny vermektedir. Geri kalan Allah’a ula?mayy dilemeyenlerin hepsi di?er 72 fyrkayy olu?turmaktadyr. Onlar kime kul olanlardyr? ?eytana kul olanlar. Hüviyetleri kâfir olmaktyr.

Bu konu sizi sakyn ?a?yrtmasyn. Kur’ân kavramlaryny lûgat mânâsyndan hareketle çözmeye kalkarsanyz büyük hatalara dü?ersiniz. Âyetler içinde de?erlendirirseniz, o zaman do?ru noktaya ula?my? olursunuz. Biliyorsunuz halk arasynda bir inanç vardyr. Derler ki: “Ben Allah’a inanyyorum, mü’minim. Evet, günahlarym çok, bu sebeple cehenneme girece?im tabiî, bir süre cehennemde Allahû Tealâ beni hafif tertip leblebi gibi kavuracak, ondan sonra ben mü’min oldu?um için beni cennetine alacak.” Bu söz geçerli de?ildir.

Allah’a ula?mayy dilemeyen ve Allah’a göre mü’min olamayan hiç kimse Allah’yn cennetine girip de o cennette kalamaz. Allah’yn cennetine ula?masy da zaten mümkün de?ildir. Bütün insanlar gibi kyyâmet günü o da cehenneme girecek fakat cehennemde ebediyyen kalacaktyr. Allah’a ula?mayy dilemeyen herkes için bu konu açyktyr. Kurtulanlar kimlerdir? O tek fyrkadakiler. Y?te o tek fyrkadakileri Allahû Tealâ ?öyle ifade etmektedir:

 

6/EN’AM-152: Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga e?uddeh(e?uddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kyst(kysty), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

Yetimin malyna, o en kuvvetli ça?yna gelinceye kadar, en güzel ?ekliyle olmadykça yakla?mayyn. Ölçü ve tartyyy adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dy?ynda (bir ?ey ile) sorumlu tutmayyz. Söyledi?iniz zaman, yakynynyz olsa bile, artyk adaletle söyleyin. Allah’yn ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) i?te böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

6/EN’AM-153: Ve enne hâzâ syrâtî mustekîmen fettebiûh(fettebiûhu), ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlih(sebîlihi), zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).

Ve muhakkak ki; bu, benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (ba?ka) yollara tâbî olmayyn ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayyryr. Y?te böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Böylece siz takva sahibi olursunuz.

 

Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Allah’yn ahdini ifa edin. Yani, ruhunuzu da vechinizi de nefsinizi de iradenizi de Allah’a teslim edin, o zaman Allah’yn ahdini ifa etmi? olursunuz. Y?te bu Syraty Mustakîm’dir. Öyleyse ona, Syraty Mustakîm’e tâbî olun. Syraty Mustakîm’in dy?yndaki yollardan hiç birine tâbî olmayyn ki hepsi sizi Allah’yn yolundan saptyryr. Yani fyrkalara ayrylmy? olursunuz. Allah size bunu vasiyet etti ki böylece takva sahibi olasynyz.” Allahû Tealâ, takvanyn da bütün boyutlaryny ya?ayyn diye ruhunuzu da vechinizi de nefsinizi de iradenizi de Allah’a teslim etmenizi emretmektedir.

Allah ile olan ili?kilerinizde, Allah’yn söyledikleri bu standartlar içindedir. En’am Suresinin 153. âyet-i kerimesinde de bir Syraty Mustakîm’in üzerinde olanlar var, bir de onun dy?yndaki bütün fyrkalary olu?turanlar var. Syraty Mustakîm’in üzerindekiler tek bir fyrkayy olu?turur: Allah’a ula?mayy dileyenlerin fyrkasy. Allah’a ula?mayy dileyen ki?i, diledi?i an Syraty Mustakîm’in üzerindedir. Sadece Syraty Mustakînm’in üzerinde olan mü’minler kurtulur. Tabiatyyla bir insanyn Allah’a ula?mayy dileyebilmesi için mü’min olmasy asyldyr. Ki?i Allah’a inanacak ki Allah’a ula?mayy dileyebilsin.

Allah’a ula?mayy dileyen ki?i dört tane temel vasfyn sahibi olur:

<!--[if !supportLists]-->1-     Bu ki?i Allah’a inanyr. Mü’min olmanyn temeli budur; Allah’a inanmak.<!--[endif]-->

<!--[if !supportLists]-->2-     Ynsan ruhunun Allah’a ula?aca?yna inanyr. <!--[endif]-->

<!--[if !supportLists]-->3-     Bu ruhu Allah’a ula?tyrmanyn üzerine farz oldu?una inanyr. <!--[endif]-->

<!--[if !supportLists]-->4-     E?er Allah’a ula?mayy dilerse, Allah’yn ruhunu mutlaka Kendisine ula?tyraca?yna inanyr. <!--[endif]-->

Böyle bir dizaynda dört tane temel inanç söz konusudur. Biliyorsunuz ki Yslâm dîni Hz. Ybrâhîm’in hanif dînidir. Âdem (A.S)’dan Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e kadar insanlara ayny ?eriat verilmi?tir. Allahû Tealâ: “Hz. Nuh’a, Hz. Ybrâhîm’e, Hz. Musa’ya, Hz. Ysa’ya verdi?imiz ?eriaty sana da ?eriat kyldyk. Hepsi ayny ?eriattyr.” diyor. Bu synyrlar içerisinde dîni inceledi?imiz zaman mutlak olarak bir Allah’a ula?ma dile?ini ihata etti?ini görüyoruz. Ynsanyn kurtulu?a ula?abilmesi için mü’min olmasynyn ama Allah’a ula?mayy dileyen bir mü’min olmasynyn temel ?arty Allah’a ula?mayy dilemektir. Allah’a ula?mayy dilemeyen fakat sadece Allah’a inanan ki?i cehennemden kurtulamaz. Ynanyyor diye hiç kimse cehennemden kurtulamaz. Cehennemden kurtulu?un temeli sadece Allah’a inanmak de?ildir. Nedir? O inanylan Allah’a, ruhunu ula?tyrmayy dilemektir. Mü’min olmanyn bu temel çatysy üzerimize farz kylynmy? ki Allahû Tealâ herkesi bu sebeple mü’min kylmak istemektedir.

 

30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel mu?rikîn(mu?rikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ula?mayy dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazy ikame edin (namaz kylyn). Ve (böylece) mü?riklerden olmayyn.

Allahû Tealâ’nyn ki?iyi takva sahibi kyldy?y noktada her?ey çözülür. Ki?inin takva sahibi oldu?u nokta ise Allah’a ula?mayy diledi?i noktadyr. ?imdi Hz. Ybrâhîm’in hanif dîninin standartlaryna bakalym.

<!--[if !supportLists]-->1-     Tek Allah’a inanmak; vahdet. <!--[endif]-->

<!--[if !supportLists]-->2-     Allah’a ula?mayy dileyenlerin olu?turdu?u tek bir fyrkayy vücuda getirmek; tevhid.<!--[endif]-->

<!--[if !supportLists]-->3-     Teslim: Ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmek. 7 safha, 4 teslim. <!--[endif]-->

Y?te Yslâm bundan ibarettir. Bir ki?inin Yslâm olma standartlarynyn içine girmesi mü’min olmasyyla gerçekle?ir. Mü’min olmaksa sadece Allah’a inanmak demek de?ildir. Öyleyse inananlardan kimdir mü’min? Allahû Tealâ Bakara Suresinde mü’minleri “âmenû” kelimesi ile ifade etmektedir:

 

2/BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tagûtu yuhricûnehum minen nûri ilaz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Allah, âmenû olanlaryn (Allah’a ula?mayy dileyenlerin) dostudur, onlary (onlaryn nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çykaryr. Ve kâfirlerin dostlary taguttur (onlar, ?eytany dost edinirler, ?eytan kimseye dost olmaz), onlary (onlaryn nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çykaryrlar. Y?te onlar, ate? ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardyr.

 “Allah, âmenû olanlaryn yani Allah’a ula?mayy dileyen mü’minlerin dostudur.” Öyleyse Allah âmenû olmayan, Allah’a ula?mayy dilemeyen birisinin dostu de?ildir. Ki?i Allah’a inanyyor ama Allah’a ula?mayy dilememi?, Allah’a yönelmemi?; Allah onun dostu de?ildir, o da Allah’yn dostu de?ildir.

Allah’yn bir insanyn dostu olmasy için, o ki?inin mutlaka Allah’a ula?mayy dilemesi lâzymdyr, o zaman Allah onun dostu olur. Peki, Allahû Tealâ âmenû olan ki?iye, mü’mine dost oldu?u zaman ne yapar? O ki?iyi zulmetten nura çykaryr. Bu ne demektir? O ki?i Allah’a ula?mayy dileyince 14. basamakta Allah mutlaka ona mür?id sevgisini verecek ve onu mür?idine ula?tyracaktyr. 21. basamakta o ki?inin ruhunu Allah Kendisine ula?tyracaktyr. Nasyl ula?tyracaktyr? Nefsinin kalbine rahmet ve fazl ve salâvât nurlary gönderecek ve nefsinin kalbine bunlary yerle?tirecektir.

Hepiniz %0 nurdan ve %100 karanlyktan, zulmetten ba?layan bir dünya hayatynyn sahibisiniz. Ne zaman nefs tezkiyesine ba?larsanyz, nefsinizin kalbinde ba?langyçta %2 rahmet olu?acaktyr, ondan sonra fazl olu?masy ba?layacaktyr. Nefsinizin kalbindeki fazyllaryn mür?idinize ula?ty?ynyzdan sonraki devrede her %7’sinde ruhunuz, zemin kattan birinci gök katyna, birinci gök katyndan ikinci gök katyna, sonra üçüncü, dördüncü, be?inci, altyncy, yedinci gök katlaryna ula?acaktyr. Yedinci katta soldan sa?a yedi tane âlem geçerek, Sidretül Münteha’ya ula?acaktyr. Sidretül Münteha, Allah’yn Zat’yna ula?madan evvelki varlyklar âleminin en yüksek noktasyndaki a?açtyr. Ki?i oradan dikey bir yolculukla Allah’yn Zat’yna ula?acak, Allah’yn Zat’ynda di?er ruhlar gibi yok olacaktyr. Zaten o da Allah’yn ruhlaryndan biridir. Hepinizdeki ruh, sizin ruhunuz diye dü?ündü?ünüz ruh, aslynda Allah’yn ruhudur.



*

Mutluluğa yolculuk

iSLÂM’DAN KOPAN KAVRAMLAR MܒMiN OLMAK
« Yanıtla #1 : 10 Eylül 2007, 12:56:42 ÖÖ 00 »
Allah kimlerin dostuymu?, kalplerini zulmetten nura ula?tyrdy?y kimlermi?? Allah’a ula?mayy dileyenler. Ruhun Allah’a ula?masy nefsin kalbinin %51 nurla dolmasyna ba?lydyr. Daha ötesi var my? Evet. Nefsinizin kalbi %81 nurla doldu?u zaman fizik vücudunuzu Allah’a teslim edersiniz, %100 nurla doldu?u zaman nefsinizi de Allah’a teslim edersiniz. Bu söyledi?imiz bütün dizayny ya?ayabilmesi, ki?inin her ?eyden önce gerçek mü’min olmasyyla ba?lar. Kur’ân-y Kerim’de inan ki?iler için de âmenû kelimesi kullanylmaktadyr; ama o ki?i gerçek mü’min de?ildir. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

 

8/ENFAL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar, Allah’a kar?y takva sahibi olursanyz sizi furkan (hak ve bâtyly ayyrma özelli?i) sahibi kylar! Ve sizden (sizin) günahlarynyzy örter ve size ma?firet eder (günahlarynyzy sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

 

“Ey âmenû olanlar takva sahibi olun ki Allah size furkanlar versin ve günahlarynyzy örtsün.” Y?te burada âmenû olma tabiri var; ama bu âmenû olmak Allah’a ula?mayy dileyen bir mü’min olmak anlamyna gelmiyor. Yoksa inanan bir insan oldu?u kesin. Allahû Tealâ âmenû tabirini kullandy?yna göre, bu ki?i Allah’a inanan bir ki?idir. Ama Allah’a ula?mayy dilemedikçe hiç kimse Allah’a inanyyor diye Allah’yn cennetine giremez.

?imdi Bakara Suresinin 157. âyet-i kerimesine dönelim, oradaki muhtevayy görelim. Bir grup var ki, bunlar âmenûlar ama Allah onlaryn dostu olmu?lar. Onlar mutlaka Allah’a ula?mayy dileyen mü’minlerdir. Öyle mi? Öyle oldu?u âyet-i kerimenin devamyndan geliyor: “Allah onlaryn kalplerini zulmetten nura çykaryr”. Allahû Tealâ o ki?inin nefsinin kalbine evvelâ %2 rahmet koyar, sonra %7, %7; %49 da fazl yerle?tirir ve kapkaranlyk kalp %50’den fazla aydynly?a kavu?ur. Allah onlaryn kalbini zulmetten nura ula?tyryr. Fizik vücudun tesliminde kalpte % 81, nefsin tesliminde ise % 100 nur birikimi olur.

?imdi biz %51 nurun olu?tu?u yerdeyiz. Ki?i âmenûdur, Allah’a ula?mayy dilemi?tir, Allah onun dostu olmu?tur. Ve o ki?inin ruhunu Allahû Tealâ Kendisine ula?tyrarak, ki?iyi ermi? evliya kylmy?tyr. Bunun için ki?inin kalbinin %51 nurla donanmasy lâzym, Allahû Tealâ bunu gerçekle?tirmi?tir. Bu, o ki?inin zikriyle mümkün olmu?tur. Nefsin kalbinde her %7 fazl birikiminde ruh, Allah’a do?ru yapty?y yolculukta bir gök katy yükselmi?tir ve ki?inin hayaty böyle devam etmi?tir.

Öyleyse âyet-i kerimenin devamyna bakalym. Burada mü’min ve kâfir kavramynyn nasyl ayryldy?yny görüyoruz. Allahû Tealâ buyuruyor ki: “O kâfirlere gelince onlar da tagutun dostlarydyr ve tagut tarafyndan nurdan zulmete ula?tyrylyrlar.” Yani Allahû Tealâ o ki?inin nefsinin kalbine %49 fazl, %2 de rahmet nuru yerle?tirerek, her %7 fazl birikiminde bir tane gök katyny a?yrtyr, o ki?inin ruhunu Kendisine ula?tyryr. Ama ondan sonra Allah’yn koruyucu kalkany ki?inin üzerinden ayrylyr. Ayrylynca meydany bo? bulan ?eytan ve onun ?ürekâsy; insan ?eytanlar, cin ?eytanlar, o ki?iye musallat olurlar ve ba?arabilirlerse onu nurdan tekrar zulmete getirirler. O ki?i yava? yava? zikrini kaybeder, zikretmeyi ikinci plana alyr, yava? yava? ibadetleri aksamaya ba?lar; sonunda Allah’yn yolundan ayrylyr. Allahû Tealâ her ?eyi geriye döndürür.

Ne yapmy?ty? O ki?inin ruhu Allah’a ula?my?ty, Allah onu tekrar o ki?iye geri gönderir. Ne yapmy?ty? Allah onun kalbine îmâny yazmy?ty, îmân kelimesini kalbinden siler. Ba?ynyn üzerinde devrin imamynyn ruhu vardy, ruhu ba?yn üzerinden alyr. Nefsinin kalbindeki bütün nurlar vücudu terk eder. Nefsin kalbi tekrar kapkaranlyk olur. Allahû Tealâ, ki?inin kalbindeki îmân kelimesini söküp alyr. Ki?i tekrar ba?a döner. Ba?langyçta yani Allah’a ula?mayy dilemeden evvel zaten fysktaydy, Allah’a ula?tyktan sonra tekrar fyska dü?er. Bu ikinci fysktyr.

Allahû Tealâ bundan sonra o ki?iye bir defa daha hak verir. O ki?i Allah’a ula?mayy dilerse bir defa daha Allahû Tealâ onu bir mür?ide ula?tyracaktyr, bir defa daha o ki?inin ruhunu Kendisine mutlaka ula?tyracaktyr. O ki?i Allah’a ula?mayy dilemi?se mutlaka o ki?i de?il Allah bunu gerçekle?tirecektir. Ama bu son hidayettir. E?er ki?i bu ikinci defa hidayete ula?tyktan sonra tekrar fyska dü?erse, Allah o ki?inin kalbini tab eder, mühürler ve bir daha mührü açmaz. O ki?inin bir defa daha hidayete ermesi mümkün de?ildir. Allah’a ula?mayy dileyen bir ki?iden koruyucu kalkan kalkar kalkmaz, o ki?iyi Allah’yn yolundan caydyrmak üzere insan ?eytanlar ve cin ?eytanlar ki?iye musallat olur.

Allah ile olan ili?kilerinizde muhtevaya dikkatle bakyn. Bakara Suresinin bu 257. âyet-i kerimesinde gördü?ümüz nedir? Bir âmenû olanlar var, Allah’yn dostlary. Bir de kâfirler var; tagutun dostlary. Tagutun dostlary kâfirlerdir. Allah’yn dostlary elbette mü’minlerdir. Zaten onlaryn daha kalpleri aydynlanmaya ba?lamadan evvel mü’min olduklaryny biliyoruz. Allah’a ula?mayy diledikleri anda kalplerinde aydynlyk yoktur ama onlar mü’min olmu?lardyr. Sonra Allah’yn müdahaleleri gerçekle?ecektir.

Öyleyse görüyoruz ki sadece Allah’a ula?mayy dileyenler mü’mindir, Allah’yn dostlu?unu hak edenler onlardyr. Allah onlaryn dostudur. Di?erleri ise tagutun dostudur. Buradaki ifadeye de dikkatinizi çekiyorum. Allah’a ula?mayy dileyenler için Allahû Tealâ diyor ki: “Allah onlaryn dostudur.” Ama “Tagut di?erlerinin dostudur.” demiyor. “Allah’a ula?mayy dilemeyenler kâfirdirler. Onlar tagutun dostudurlar.” diyor. “Tagut onlaryn dostlarydyr.” demiyor. Farklyly?y açyklamak istiyorum.

Allah’a ula?mayy dileyenler Allah’yn dostu, tamam; fakat Allah da onlaryn dostu. Âyet-i kerime: “Allah âmenû olanlaryn dostudur.” ?eklinde. “Allah’a ula?mayy dileyenler Allah’yn dostudur.” ?eklinde de?il. “Allah âmenû olanlaryn, Allah’a ula?mayy dileyenlerin dostudur. “Kâfirlere gelince, kâfirler de tagutun dostudur.” diyor. Allah’yn dostlary, Allah’a ula?mayy dileyenlerdir. Tagutun dostlary ise Allah’a ula?mayy dilemeyenlerdir. Allah’yn dostlary mü’minler, tagutun dostlary kâfirlerdir. Tagutun dostlarynyn kâfirler oldu?u kesinlik kazanmaktadyr. Âmenû kelimesi de, kalpleri aydynly?a ula?ty?yna göre mü’minlerin ifadesidir. Hatta daha kalp aydynly?a ula?madan evvel, o ki?i Allah’a ula?mayy diler dilemez mü’min olur, kalbi aydynlanaca?y cihetle ki?inin mü’min oldu?u kesinlik kazanmaktadyr.

Öyleyse ne görüyoruz? Allah’a ula?mayy dilemeyen ki?i küfürdedir. Allahû Tealâ bu âyetler boyunca ki?inin küfürde oldu?unu, mü’min olmady?yny kâfir oldu?unu anlatmaktadyr. Ancak kâfirler tagutun dostudur. Mü’minler Allah’yn dostlu?unu kazanan ve Allah’a dost olanlardyr. E?er kâfirler tagutun dostuysa mü’minler de Allah’yn dostudur. E?er Allah bir ki?iye dost olmu?sa, o ki?inin Allah’a dost olmamasy hiç mümkün mü? Elbette o da Allah’a dosttur. Görüyoruz ki mü’min olabilmek ?erefi sadece Allah’a ula?mayy dileyenler için geçerlidir.

Âmenû kelimesi Enfal Suresinde de geçmektedir:

 

8/ENFAL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar, Allah’a kar?y takva sahibi olursanyz sizi furkan (hak ve bâtyly ayyrma özelli?i) sahibi kylar! Ve sizden (sizin) günahlarynyzy örter ve size ma?firet eder (günahlarynyzy sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

 

 

Burada âmenû olarak ifade edilen ki?i mü’min de?ildir, henüz takva sahibi olmamy?tyr. Allah’a ula?mayy dileyince takva sahibi olacaktyr. Allahû Tealâ gene âmenû kelimesinde takva sahibi olan bir grubu anlatyyor, buyuruyor ki: “O Allah’yn evliyasy var ya, onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar, onlar âmenûdurlar ve takva sahibi olmu?lardyr.” Burada takva sahibi olan, âmenû olan bir ki?iden bahsedilmektedir. Kur’ân-y Kerim’de takva sahibi olan âmenû olan ki?iler de, takva sahibi olmayan ama gene âmenû olan ki?iler de yer almy?tyr.

Sizlerle birlikte, Allah’yn bize ö?retti?i ilimle Kur’ân’da unutulmu? ve hurafelerle donatylmy? olan mü’min olma kavramyny i?ledik.

 

                                                                        imam iskender Ali  M i H R