KUR’AN’DAKİ İSLAM

  • 2 Cevap
  • 3112 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Mutluluğa yolculuk

KUR’AN’DAKİ İSLAM
« : 09 Eylül 2007, 09:52:24 ÖS 21 »
KUR’AN’DAKİ İSLAM
Diyorlar ki: “İslâm; kâinatta Allah’ın indirdiği son dîndir, en mütekâmil dîndir.” Allahû Tealâ hiç öyle söylemiyor. Ama insanlar kendi başlarına ahkâm kesiyorlar. Hıristiyanlığı ayrı, Judaizmi (Yahudilerin dînini) ayrı, Hz. İbrâhîm’in hanif dînini, Hz. Nuh’un dînini, İslâm’ı ayrı bir dîn zannediyorlar. İnsanlar zannediyorlar ki; Allahû Tealâ, her peygambere bir kitap indirmiş ve onunla yeni bir dîn ortaya koymuş.Evet Allahu Teala her peygamberine bir kitap vermiştir ama her kitapta farklı bir din anlayışı göndermemiştir.

Hz. Musa’ya indirilen Tevrat, Hz. İsa’ya indirilen İncil, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’e indirilen Kur’ân-ı Kerim, üç ayrı kitap olarak mülahaza ediliyor. Birincisi Judaizmin (Yahudi dîninin) muhtevasını veriyor. İkincisi Hıristiyanlığın kitabı, üçüncüsü de İslâm’ın kitabı olarak lanse ediliyor. Üç ayrı dîn, üç ayrı peygamber olarak anlatılıyor. Allahû Tealâ, Şura Suresinin 13. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:

42/ŞURA-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiğimiz (farz kıldığımız) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldık. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ulaştırır).

Hz. Musa’ya indirilen şeriat, Hz. İsa’ya indirilen şeriat, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirilen şeriat; aynı şeriattır. Hz. İbrâhîm’e indirilen şeriat da, Hz. Nuh’a indirilen şeriat da aynı şeriattır. Eğer tarihî geliş içerisinde sıralıyorsak; önce Hz. Nuh’a bir şeriat gelmiş. Aynı şeriat, Hz. İbrâhîm’e de gelmiş. Hz. İbrâhîm’den sonra, Hz. Musa’ya da aynı şeriat gelmiş. Ondan sonra aynı şeriat, Hz. İsa’ya gelmiş. Aynı şeriat, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e gelmiş.

Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Müşriklere söylediğin şey (“Allah’a ulaşmayı dileyin!” sözü), müşriklere ağır geldi. Sonra da Allahû Tealâ: “Allah dilediğini Kendisine seçer ve onlardan kim Allah’a ulaşmayı dilerse, onları Kendisine ulaştırır.” diyor.

Âyet-i kerime, sadece İslâm’ı anlatıyor. Allah’ın, bütün peygamberlere indirdiği tek bir dîn vardır. O dîn, Allah’a teslim olma dînidir. Ezeli ve ebedi dîndir. Hz. İbrâhîm ki; Hz. Musa’dan evveldir, Hz. İsa’dan iki defa evveldir, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den üç defa evveldir. Kur’ân-ı Kerim’imiz, Hz. İbrâhîm’in dînine “Hanif dîni” diyor ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hanif olduğunu söylüyor. Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim’de: “Hz İbrâhîm’in hanif dîni” diyor ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) için de Rum Suresinin 30. âyet-i kerimesinde şöyle söylüyor:

30/RUM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

Öyleyse vechini hanif olarak dîne (dînin kayyum olmasına) ikame et (kıyamda tut). Allah’ın o fıtratıyla ki, (Allah) bütün insanları (hanif) fıtratı ile yarattı. Allah’ın yaratmasında (ne dînde ne de hanif fıtratında) değişiklik olmaz. İşte bu kayyum olan (ezelden ebede kadar kıyamda kalacak, devam edecek) dîndir. Ve lâkin insanların çoğu bilmezler.

Dîn olarak, sadece hanif dîni var olmuştur ve var olacaktır. Başka bir dîn hiç gelmeyecektir. Allahû Tealâ: “Dîn değişmeyecektir ve Allah, insanları hanif fıtratından başka bir fıtratla yaratmayacaktır.” diyor. Öyleyse bütün insanlar, hanif fıtratıyla; sadece hanif dînini yaşayabilecek olan özelliklerle yaratılmıştır. Allahû Tealâ, hanif dîni için: “Bu dîn, ezeli ve ebedi dîndir.” diyor. Öyleyse Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hanif olduğu, bu âyetle kesinlik kazanıyor.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hanif olması, kendisinden evvel gelen iki peygamberin de, Hz İsa ve Hz. Musa’nın da hanif olmasını gerektirir. Çünkü Allahû Tealâ, aynı şeriatı Hz. İsa’ya da, Hz. Musa’ya da, Hz. İbrâhîm’e de vermiştir. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in hanif olduğu, Kur’ân-ı Kerim’de açık olarak ortaya konmuştur.

Hanif olmanın özelliklerine baktığımız zaman, İslâm dîni için “İslâm” kelimesinin kullanılmasını gerektiren teslimleri görüyoruz. İslâm, 7 safhadan oluşur ve ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimini içerir. İslâm da, “teslim olmak” demektir. Öyleyse İslâm, Allah’a teslim olanların dînidir.

Kur’ân-ı Kerim’i incelediğimiz zaman, Kur’ân’da İslâm’ın 7 tane safhasını görürüz. 28 basamaklık bir İslâm merdiveninde, 7 tane safha açık bir şekilde ortaya konulur:

1. Safhada, Allah’a ulaşmayı dilemek vardır.

2. Safhada, mürşide ulaşmak ve tâbî olmak söz konusudur.

3. Safhada ruh, Allah’a ulaşır ve teslim olur.

4. Safhada fizik vücut, Allah’a teslim olur. Allah’a ulaşmaz. Ama Allah’ın bütün emirlerini yerine getiren, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen bir yaratık olarak insanoğlu, fizik vücudunu Allah’a teslim eder.

5. Safhada, nefsin teslim söz konusudur.

6. Safhada, irşada ulaşılır.

7. Safhada iradenin teslimi gerçekleşir.

Bu durumda, Allah ile olan ilişkilerimizde, Allah’a bu 4 teslimi yapmakla mükellefiz. Ve bu, 7 safhanın 7’sini de yaşayarak mümkündür. Hiç kimse, Allah’a ulaşmayı dilemeden İslâm’ı yaşayamaz. Yani Hz. İbrâhîm’in hanif dînini yaşayamaz.

Allahû Tealâ, hanif dîninin, Hz. İbrâhîm’den gelme olduğunu, Kur’ân-ı Kerim’de “Babanız İbrâhîm” ifadesiyle anlatıyor. Hz. Musa, Hz. İsa ve Peygamber Efendimiz (S.A.V), ardarda gelen üç peygamberdir. Ama bunların üçü de Hz. İbrâhîm’den sonra gelmiştir ve üçü de sadece Hz. İbrâhîm’in o hanif dînini yaşamışlardır. Hz. Musa’ya tâbî olanlar da, Hz. İsa’ya tâbî olanlar da, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî olanlar da aynı dîni yaşamışlardır. “İslâm, yeni bir dîndir.” diyenler, kesin bir şekilde yanılgı içerisindedirler. İslâm yeni bir dîn değildir; kâinatın ezeli ve ebedi dînidir.”

Daha da ötesi; dînler tekâmül etmez. Hepsinde aynı şeriat vardır. Çünkü dînler, Allah’ın yapısıdır. Allah, dîni, en mütekâmil statüde yaratmıştır. Tekâmül eden, insanlardır. Dîn, tekâmülün en üst seviyesinde yaratılmıştır ve aynı esasları, bütün peygamberler zamanında korumuştur.28 basamaklı bir dizaynda 1. basamakta olayları yaşarız.2. basamakta olayların değerlendirilmesi söz konusudur.Diğer insanları hidayete ulaşmaktan men edecek hareket içinde olmayanları Allahu Teala seçer.Bu seçilmiş olanlardan Allaha ulaşmayı dileyenleri Allahu Teala 3. basamağa ulaştırır. 3. basamağa ulaşılmasıyla 7 safhalık İslamın birinci safhası başlar.



1.SAFHA(3. -7. BASAMAKLAR ARASI)
3. basamak

28 basamaklık bir dizaynda birinci safha, 3. basamakta Allah’a ulaşmayı dilemekle başlar.Kör sağır ve dilsiz olan bizleri; gören, işiten ve idrak eden bir hüviyete getirir. 3. basamaktan 7. basamağa birkaç saniyede ulaştırır ve o noktada artık biz gören, işiten ve idrak eden biri oluruz.

Yetmez; bunları yaparken Allahû Tealâ bizlere dereceler verir. Sadece Allah’a ulaşmayı dilediğimiz için bizleri dereceler kazanmış kabul eder, bütün günahlarımızı örter. 7. basamakta oluruz.

Allah’a ulaşmayı dilemek üzerimize farz mıdır? Evet, farzdır. Allahû Tealâ Rum-31’de diyor ki:

30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (O’na ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun . Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Allahû Tealâ Lokman Suresinin 15. âyet-i kerimesinde ise şöyle buyuruyor:

31/LOKMAN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

Bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Bana ulaştırmak üzere yola çıkaranların) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Bana’dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.

Allahû Tealâ Zümer-54’te buyuruyor ki:

39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).

Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin) ve O’na (Allah’a) teslim olun. Üzerinize azap (kabir azabı) gelmeden önce (ölümden önce). Yoksa sonra yardım olunmazsınız.

Demek ki; Allah’a ulaşmayı dilemek, farzdır.

İslâm’ın 1. safhasındayız. Bu ilk safhada, Allah’ın dizaynı, açık bir dizayn olarak karşımıza çıkıyor. Kur’ân’da Allah’a ulaşmayı dilemek farzdır.

4. basamak

Allah Rahim esmasıyla tecelliye başlar. 4.basamakta Allahu Teala Rahîm esmasıyla tecelli ediyor.Allaha ulaşmayı dilemeyen kişiye Rahîm esmasıyla tecelli söz konusu değildir.

Yusuf 53 :
Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam) çünkü nefs mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin rahim esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim mağfiret eden (günahları sevaba çevirendir), rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.

5.basamak

5.basamakta kişinin gözlerinden hicabı mesture alınıyor (1. furkan),basar hassası üzerindeki gışavet alınıyor (2. furkan).

Isra 45-46 :
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren). Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).

Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde koyduk). O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.

Casiye 23 :
E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevalarını (nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim)? Allah, onları bir ilim üzere dalâlette bırakır. Onların kalplerindeki sem’î (işitme) hassasını ve kalplerini (kalpteki idrak hassasını) mühürler ve onların kalplerindeki basar (görme) hassasının üzerine gışavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artık) Allah’tan sonra kim bu kişiyi hidayete erdirebilir? Hâlâ düşünmez misiniz?

Enfal 29 :
Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.


6.basamak

6.basamakta kişinin kulaklarındaki vakra alınıyor,semî hassası üzerindeki mühür açılıyor .

Casiye 23 :
E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevalarını (nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim)? Allah, onları bir ilim üzere dalâlette bırakır. Onların kalplerindeki sem’î (işitme) hassasını ve kalplerini (kalpteki idrak hassasını) mühürler ve onların kalplerindeki basar (görme) hassasının üzerine gışavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artık) Allah’tan sonra kim bu kişiyi hidayete erdirebilir? Hâlâ düşünmez misiniz?

Isra 45-46 :
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren). Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).

Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde koyduk). O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.

7. basamak


7.basamakta kişinin kalbinin mührü açılıyor, kalbdeki ekinnet alınıyor , ekinnetin yerine ihbat konuluyor .

Hac 54 :
Ve li ya’lemellezîne ûtul îlme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm (mustakîmin).

Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, resûlün, nebînin) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, ona îmân etmeleri, onların kalplerinin onu, (Allah’ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.


2.SAFHA(8.-14. BASAMAKLAR ARASI)

Burada Allah kalbimize ulaşır, kalbimizin nur kapısını Allah’a çevirir, göğsümüzü yararak göğsümüzden kalbimize nur yolu açar. Ve zikir yaparız. Kalbimize kadar gelen rahmetle fazldan, nefsimizin kalbine %2 oranında rahmet nuru girip, yerleşir. Ve bu sebeple hûşû sahibi oluruz. Hûşû sahipleri, mürşidi isteme hakkının sahibidir. Hacet namazı kılınca, Allahû Tealâ mürşidimizi gösterir.

8.basamak

8.basamakta Allah(c.c) kişinin kalbine ulaşıyor.

Tegabün 11:
Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve men yû’min billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).

Allah izin vermedikçe, kimseye bir musîbet isabet etmez. Kim Allah’a âmenû olursa, Allah onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi bilir.


9.basamak

9.basamakta Allah(c.c) kişinin kalbinin nur kapısını Allah’a çeviriyor.

Kaf 33 :
Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîb(munîbin).

Gaybte Rahmân’a huşû duyan ve (Allah’a) dönük bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenlerdir .


10.basamak


10.basamakta Allah(c.c) kişinin göğsünden kalbine nur yolu açıyor.

Enam 125 :
Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn (yu’minûne).

Artık Allah kimi hidayete erdirmeyi dilerse onun göğsünü yarar,teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine pislik (azap, darlık, güçlük) verir.

11.basamak

11.basamakta kişi zikir yaptıkça bir önceki basamakta açılan nur yolu vasıtası ile rahmet nurları kişinin kalbine girmeye başlıyor.

Zümer 22 :
E fe men şerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).

Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur. Allah’ın zikrinden (Allah’ı zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlettedirler.

12.basamak

12.basamakta zikir sayesinde kişinin kalbinde %2 nur ve huşu oluşuyor.

Hadid 16 :
E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fetâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).

Âmenû olanların kalplerinde, Allah’ın zikri ile (ve bu zikirle) Hakk’tan inen şeyle (nurla) huşûya ulaşmak (huşû sahibi olmak) zamanı gelmedi mi? Kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen (ve bu zaman zarfında Allah’ı zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet bağlayan (kalpleri zikirsizlikten kararan ve sertleşen ve hastalanan) kimseler gibi olmasınlar (zikretsinler ki kalpleri kararmasın). Onların çoğu fasıklardır (hidayete erdikten sonra yoldan çıkanlardır).


13.basamak

13.basamakta kişi hacet namazını kılıyor ve mürşidi kendisine gösteriliyor.

Bakara 45-46 :
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne). Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

(Allah’tan) sabırla ve namazla yardım (istiane) isteyin. Fakat muhakkak ki bu (HACET NAMAZI ile kişiyi Allah’a ulaştıran MÜRŞİD’i sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. O (huşû sahipleri) ki; onlar, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarını ve (sonunda ölümle) mutlaka O’na döneceklerini bilirler. (Yakîn derecesinde inanırlar.)

14.basamak

14.basamakta kişi mürşidin önünde tevbe ediyor. Ve ruh vücudu terk ediyor. Hangi mürşide tâbî olduysa onun dergahına gider ve oradan da ana dergaha ulaşır. Mürşide ulaştığımız zaman devrin imamının ruhu, kişinin başı üzerine gelir.Burada tâbiiyetin sonucu, seyri sulükun başlamasıdır. Tâbiiyetin arkasından seyru sülûk başlar.

Furkan 70 :
İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).

Ancak kim (mürşidi önünde) tevbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah, seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafûr’dur (günahları sevaba çeviren), Rahîm’dir (rahmet gönderen).

Bu tevbeyi ve tevbe merasimini Rabbimiz Nebe suresinin 39. ayeti ile Mümin suresi 7. ve 15. ayeti kerimelerinde beyan ediyor.

Nebe 39:
Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisini Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah’a ulaşan kişiye Allah), meab (sığınak, melce) olur.

Mümin 7 :
Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke ve kıhim azâbel cahîm(cahîmi).

Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (huzur namazının imamı), Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve ona îmân ederler. Ve amenû olanlar için (Allah’tan) mağfiret dilerler. "Rabbimiz, Sen herşeyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece (mürşidin önünde) tevbe edenleri ve senin yoluna (Sıratı Mustakîm’e) tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Ve onları cehennem azabından koru!”

Mümin 15 :
Refîud derecâti zûl arş(arşi), yulkîr rûha min emrihî alâ men yeşâu min ibâdihî li yunzire yevmet telâk(telâkı).

Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh ulaştırır.


3.SAFHA(15.-21. BASAMAKLAR ARASI)
15.basamak

Nefsi Emmare : Bu basamaktan itibaren kişi nefs tezkiyesine başlamıştır. Bu basamak nefs tezkiyesinin ilk kademesidir. Kalbimizin içine îmân yazılmış durumdadır. Zikir yaptığımız zaman Allah’ın katından gelen rahmetle fazl ve rahmetle salavat kalbimize girer. Fazıllar, kalbimizde îmân kelimesinin etrafında yerleşmeye başlar. Fazıllar %7’yi bulunca, mürşide ulaştığımız zaman bizden ayrılan ruhumuz, 1. gök katına ulaşır.

Yusuf 53 :
Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam) çünkü nefs mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin rahim esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim mağfiret eden (günahları sevaba çevirendir), rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.

Bu basamakta nefsin kalbinde %7 fazl birikimi tamamlanır ve ruh birinci gök katına ulaşır.

16.basamak

Nefsi Levvame : Bu basamakta, nefsimizin kalbinde 2. defa %7 nur birikimi olur. Bu basamak nefs tezkiyesinin ikinci kademesidir.Kişi nefsini levm etmektedir(kınamaktadır). Ruhumuz 2. gök katındadır.

Kıyame 2 :
Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh(levvâmeti).

O levvame (kınanan, suçlanan) nefse yemin ederim.

Bu basamakta ruh ikinci gök katına %14 fazl birikimiyle ulaşır.

17.basamak

Nefsi Mülhime : Nefs tezkiyesinin üçüncü kademesidir.Kişi Allah’tan takva ve şeytandan füccur istikametinde ilham alır.

3. defa %7 nur birikimi olur. Bu basamakta %21 fazl birikimiyle ruh üçüncü gök katına ulaşır. Nefsi Levvame’deyken, nefsi Mülhime’ye ulaşırız. Nefsini levm eden bir kişiyken, bize ilham edilmeye başlanan bir insan oluruz.

Şems 8 :
Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.

Ona (o nefse), (Allah’ın) takvası ve (şeytanın) füccuru ilham edilir.

18.basamak

4. defa %7 nur birikimi ile mutmain oluruz.

Nefsi Mutmainne : Nefs tezkiyesinin dördüncü kademesidir.Kişi Allah’ın kendisine verdiği nimetlerden mutmain olmuştur.Tatmin olmuştur.Doyuma ulaşmıştır.

Fecr 27 :
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).

Ey mutmain olan nefs!

Allah’ın verdiklerini yeterli buluruz. Bu basamakta ruh %28 fazl birikimiyle dördüncü gök katına ulaşır.

19.basamak

Nefsi Radiyye : Nefs tezkiyesinin beşinci kademesidir.Bu kademede kişi Allah’tan razıdır.

Fecr 28 :
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).

Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.

Bu basamakta ruh %35 fazl birikimiyle beşinci gök katına ulaşır. Allah’tan razı oluruz.Ruhumuz 5. gök katındadır.

20.basamak

Nefsi Marziyye : Nefs tezkiyesinin altıncı kademesidir.Bu kademede Allahu Teala da kişiden razı olmuştur.

Fecr 28 :
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).

Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.

Bu basamakta ruh %42 fazl birikimiyle altıncı gök katına ulaşır.

21.basamak

Her seferinde %7 nur birikimi devam eder. Ve 7. defa %7 nur birikimi ile nefsimiz tezkiye olur. Yani nefsimizin %50’den fazlası Allah’ın nurları ile bezenir. %49 fazl ve %2 rahmet nuru ile, %51 nura ulaşırız; nefsimiz tezkiye olur.

Nefsi Tezkiye : Bu kademede kişi nefsini tezkiye etmiştir.Bunun anlamı kalbinde %51 nur oluşmuştur.Kalbinde Allah’ın nurları hakim olmuştur.Ruhu bu noktada Allah’a ulaşmıştır.

Fecr 28 :
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).

Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.

Fatır 18 :
Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).

Yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilemez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. (Nefs tezkiyesi ile ruh) Allah’a döner (ulaşır).

Rabbimiz tezkiyeye ulaşan kişilerin felaha erdiğini Şems suresinin 9. ayeti kerimesinde beyan ediyor.

Şems 9 :

Kad efleha men zekkâhâ

Andolsun ki; nefsini tezkiye eden, felâha erer.

Hidayet nedir? Allahû Tealâ Al-i İmran-73’de “İnnel hudâ hudallâh” diyor.

3/AL-İ İMRAN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâh en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum ınde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).

Ve sizin dîninize tâbî olandan başka kimseye inanmayın. (Habibim) de ki: “ Hiç şüphesiz hidayet, Allah’a ulaşmaktır.” (İnsan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin başka birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katında (sizlerle) tartışacakları için mi (böyle söylüyorsunuz)? De ki: “Hiç şüphesiz fazl, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, VÂSİ’un ALÎM’dir. (Allah herşeyi kuşatan ve herşeyi bilendir.)

inne : muhakkak ki,

el hudâ : hidayet,

hudallâh : Allah’a ulaşmaktır.

Bazıları bunun manası;“Allah’a ulaşmak değil, Allah’ın ulaştırmasıdır.” diyorlar. Allah’ın ulaştırmasıysa, o zaman Allahû Tealâ bir âyet daha devreye sokuyor: Şura suresinin 13. ayeti kerimesi.

Bu âyette Allahû Tealâ: “Allah dilediğini Kendisine seçer ve onlardan kim Allah’a yönelirse, Allah’a ulaşmayı dilerse, onları Kendisine ulaştır.” buyuruyor.


42/ŞURA-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).


Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiğimiz (farz kıldığımız) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldık. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ulaştırır).

Öyleyse Allah’a ulaşmak söz konusudur ve bu da Allah’a ulaşmayı dilemekle mümkündür. Allah’ın Kendisine ulaştırması, sadece Allah’a ulaştırmayı tahakkuk ettirir. Görüyoruz ki “innel hudâ hudallâh” ifadesi her halükârda, Allah’ın Kendisine ulaştırmasıdır.

Öyleyse ruhun Allah’a ulaşması farz mıdır?

Allahû Tealâ: Zumer-54’de : “Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun.” buyuruyordu. Bu ruhun da, vechin de, nefsin de, iradenin de teslimini gösterir.

Allahû Teaâ Muzemmil-8’de buyuruyor:


73/MUZEMM İ L-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).

Rabbinin (Allah’ ı n) ismiyle zikret ve her ş eyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ula ş , vas ı l ol).

Bu da Allah’a ulaşmanın bir farz emridir. Ve bunun bir emir olduğu, Allahû Tealâ tarafından Rad Suresinin 21. âyet-i kerimesinde anlatılıyor:

13/RAD-21: Vellezîne yas ı lûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yah ş evne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb (hisâbi).

Ve onlar, Allah’ ı n (ölümden evvel), Allah’a ula ş t ı r ı lmas ı n ı emretti ğ i ş eyi (ruhlar ı n ı ), O’na (Allah’a) ula ş t ı r ı rlar. Ve Rab’lerine kar şı hu ş û duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

“Ve onlar, Allah’ın Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi Allah’a ulaştırırlar.”

Ruh, Allah’ın Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeydir. Kur’ân-ı Kerim’de geçen emirler, farzdır. İşte ruhun Allah’a ulaştırılması da farzdır.


4.SAFHA(22.-25. BASAMAKLAR ARASI)
22.basamak

Fena Makamıdır.

22. basamakta ruh Allah’ın Zat’ında yok olur. Bu basamakta kişinin ruhu Allah’a ulaşmıştır ve Allah’ta ifna (fena-yok) olmuştur. Ruhu Allah’a ulaşan kişi için Allah’ın zatı bir (meab) sığınacak yerdir.Ve Allahu Teala Allah’ın zatının , Allah’ın katında sığınacak en güzel sığınak olduğunu buyuruyor.

Nebe 39 :
Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisini Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah’a ulaşan kişiye Allah), meab (sığınak, melce) olur.

Aliimran 14 :
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).

İnsanlara, kadınlardan, oğullardan, kantar kantar altın ve gümüşten salma (ağzı ve ayakları ak nişaneli) atlar ve davarlar ile ekinlerden (oluşan) zevklere sevgi (düşkünlük) süslendi (cazip gösterildi). Bunlar, dünya hayatının yararlanılacak metaıdır (geçici şeyleridir), ve Allah, O’nun (Allah’ın) katında en güzel sığınaktır.

Bu basamakta fazıllar %61’e kadar yükselir.

23. basamak

Beka Makamıdır. Bu makamdakilerAllah’ın katında altın tahtlar üzerinde bakî olanlardır. 22. basamakta ruhları Allah’ın Zat’ında yok olan insanlardan, nefslerinin kalbindeki nuru arttıranlardan, %61’i aşanları Allahû Tealâ İndi İlâhi’de bir taht ihsan eder.

Enam 127 :
Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn (ya’melûne).

Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.

Bu basamakta nurlar %61’den %71’e yükselir.

24.basamak

Bu basamakta kişi Zühd Makamına ulaşmıştır . Bir şeye değer vermeyen kişi o şeye karşı zahiddir.Kişi bu basamakta zikirsizliğe karşı zahiddir. Rabbimiz Yusuf suresinin 20. ayeti kerimesinde negatif zühdden bahsediyor.

Yusuf 20 :
Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).

Ve onu (Yusuf’u), az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü; ona karşı zahidlerden idiler.

Yani zikre daha çok değer verir ve günün yarısından fazlasını zikirle geçirerek bunu ispat eder. Dünyaya değil, Allah’a dönük bir hayata ulaşırlar. Her gün 12 saatten daha fazla zikrederler.

Bu basamakta nefsin kalbindeki fazıllar %71’den %81’e kadar yükselir.

25.basamak

Burası muhsinler makamıdır,fizik vücut(vech) bu makamda Allah’a teslim olur.

Zühd makamında günün yarısından fazlasını zikirle geçirmeye başlayan kişi zikrini artırmaya devam eder.Bunun neticesi fizik vücudun Allah’a teslim edilmesidir. Allahû Tealâ buyuruyor ki;


36/YASİN-60: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budu ş ş eytân( ş eytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).

Ey Âdemo ğ ullar ı ! Ben, sizlerden ş eytana kul olmayaca ğı n ı za dair ahd almad ı m m ı ? Muhakkak ki; o ( ş eytan), size apaç ı k bir dü ş mand ı r.


36/YASİN-61: Ve eni’budûnî, hâzâ s ı râtun mustekîm(mustekîmun).

Ve Ben, sizden Bana kul olman ı za (dair ahd almad ı m m ı ?) Bu da S ı rat ı Mustakîm (üzerinde bulunmak)t ı r.

Allah’a kul olacağımıza dair Allah’a ahd vermişiz. Demek ki Allahû Tealâ, Allah’a kul olmamızı üzerimize farz kılmıştır. “Âdemoğulları” deyince fizik vücutlarımızı kastetmektedir.

Bu makamda nefsin kalbindeki nurlar %81’den başlayarak artar.Daimi zikre kadar kişi bu kademede kalır.

5.SAFHA - 26. BASAMAK


26. Basamak


Burası ulul elbab makamıdır. Fizik vücudun tesliminden sonra kişi zikrini artırmaya devam eder ve daimî zikre ulaşır. Daimi zikre ulaşan kişi bu noktada nefsinin kalbinde karanlıklar kalmadığı için nefsin teslimini de yerine getirir. Bu kişi aynı zamanda 7 kat yerlerin melêkûtunu görmüştür.

Rabbimiz Nisa suresi 103. ayeti kerimesinde daimi zikri üzerimize farz kılıyor ve Al-i İmran 190 ve 191’de ulûl’elbabın ne olduğunu söylüyor:


4/NİSA-103: Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur.


3/AL- İ İ MRAN-190: İ nne fî halk ı s semâvâti vel ard ı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ûlil elbâb(elbâb ı ).

Hiç ş üphesiz göklerin ve yerin yarat ı l ışı nda, gece ile gündüzün birbiri ard ı nca geli ş inde, elbette ulûl’elbab için nice deliller vard ı r.

3/AL- İ İ MRAN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe k ı yâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halk ı s semâvâti vel ard(ard ı ), rabbenâ mâ halakte hâzâ bât ı lâ(bât ı lan), subhâneke fek ı nâ azâben nâr(nâr ı ).

O (Ulûl’elbab) ki; (lübblerin, Allah’ ı n s ı r hazinelerinin sahipleri), onlar ayakta iken, otururken ve yan üstü yatarken (hep) Allah’ ı zikrederler. Göklerin ve yerin yarat ı l ışı hakk ı nda tefekkür ederler. (Ve derler ki): “Ey Rabbimiz! Sen, bunlar ı bât ı l olarak (bo ş una) yaratmad ı n. Seni tesbih (tenzih) ederiz. Bizi, ate ş in azab ı ndan koru.”

Burada kişinin kalbi %98 fazl ve %2 rahmet olmak üzere %100 Allah’ın nurlarıyla kaplanmıştır.

6.SAFHA – 27. BASAMAK

27. basamak

Burası ihlâs makamıdır. Bu noktada kişi muhlis olmuş ve aynı zamanda irşad olmuştur. Bu kişiye 7 kat göklerin melêkûtu gösterilir.

Beyyine-5’te Allahû Tealâ ihlas makamı hakkında şöyle buyuruyor:

98/BEYY İ NE-5: Ve mâ umirû illâ li ya’budullâhe muhlisîne lehud dîne hunefâe ve yukîmus salâte ve yu’tuz zekâte ve zâlike dînul kayyimeh(kayyimeti).

Onlar emrolunmad ı lar. Sadece hanifler olarak, Allah için dînde halis (nefslerini halis k ı lm ış ) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz k ı lmakla ve zekât vermekle emrolundular. İş te kayyum olan dîn budur.

İrşada olmak(irşada ermek,irşada ulaşmak) farz mıdır? Bakara Suresinin 186. âyet-i kerimesi irşada ulaşmanın farz olduğunu söylemektedir. Diyor ki Allahû Tealâ:


2/BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbûlî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).

Ve kullar ı m, sana Benden sordu ğ u zaman, Ben muhakkak ki (onlara) yak ı n ı m. Bana dua edilince, dua edenin duas ı na (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Benim (davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ula ş may ı dilesinler). Böylece ir ş ada ula ş s ı nlar (ir ş ad olsunlar).

 
7.SAFHA – 28 .BASAMAK
28.basamak

İrşad makamı

28.basamakta kişi Salah Makamına ulaşmıştır.Burada kişi geri dönüşü olmayan bir tevbe (nasuh tevbesi) ile tevbe eder. Rabbimiz ,Tahrim suresinin 8. ayeti kerimesinde bu tevbeyi üzerimize farz kılıyor. 28. basamağın 5. kademesinde Allahû Teal⠓İrşada memur ve mezun kılındın.” cümlesiyle, bizleri irşad makamının sahibi kılar.Böylece kişi Mürşid olmak şerefine erer.

Tahrim 8 :
’Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes’â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).

Ey âmenû olanlar! Allah’a nasuh tevbesiyle tevbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında olarak yürürler ve (nasuh tevbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.

28-1. Nasuh tevbesi

28-2. Günahların örtülmesi

28-3. Salah nurunun sahibi olunması

28-4. Günahların (mürşide ulaştıktan sonra işlenen) sevaba çevrilmesi

28-5. İradeyi Allahu Tealaya teslim etmek (4.teslim) ve irşada memur ve mezun kılınmak

Allahû Tealâ Bakara-132’da “Siz ölmeyin Allah’a teslimi külliyle teslim olarak ölün.” ve Al-i İmran 102’de bu teslimi külli müessesesi için; “Bihakkın takvanın sahipleri (hakkatükatihi takvanın sahipleri) nasıl teslim olmuşlarsa, siz de öyle teslim olun.” diye buyuruyor.

2/BAKARA-132: Ve vassâ bihâ ibrâhimu benîhi ve ya’kûb(ya’kûbu), yâ beniyye innallâhestafâ lekumud dîne fe lâ temuttunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).

İbrâhîm de bunu kendi oğullarına vasiyet etti. Yâkub da (o sıra oğullarına:) "Ey oğullarım! Muhakkak ki; Allah bu dîni sizin için seçti. Artık siz ölmeyin ancak Allah’a teslim olarak (ölün)." dedi.

3/AL-İ İMRAN-102: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).

Ey îmân edenler! Hakkıyla takva sahibi olanlar (nasıl bir takvanın sahibi ise aynı onlar) gibi, Allah’a karşı takva sahibi olun ve (ölmeden önce) Allah’a teslim olun.

Allahu Teala Aliimran suresinin 104. ayeti kerimesinde bütün teslimleri yerine getirmek suretiyle insanları hayra davet edebilecek standartlara ulaşmamızı (mürşid olmamızı) emrediyor.

3/AL-İ İMRAN-104: Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Sizden, (insanları) hayra çağıran, ma’ruf (irfan) ile emreden, kötülüklerden alıkoyan (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarına yardım eden) bir ümmet (mürşidler) oluşsun. İşte onlar, MUFLİHUN (felâha erenler)un ta kendileridir.

Burası irşada tayin edilmek, Allahû Tealâ tarafından irşad makamının sahibi kılınmak noktasıdır.


İslâm dediğimiz zaman ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimini anlıyoruz. Kim iradesini Allah’a teslim ederse, bihakkın takvanın sahibi olur. Onlar Allah’ın sevgilileridir. Bihakkın takvanın sahibi olan kişi, “İrşada memur ve mezun kılındın.” cümlesi ile irşad makamının sahibi kılınır. İslâm başından sonuna kadar öyle bir muhteva taşır ki, bu muhtevada 7 safhada sırasıyla ruhun, vechin, nefsin ve iradenin Allah’a teslimi söz konusudur ve 7 safha bu 4 teslimi içerir.

1.safha , Allah’a ulaşmayı dilmek: 3. basamak. Aynı zamanda 4, 5, 6, 7. basamağı da içerisine alır.

2.safha , mürşide ulaşıp tabi olmak: 14. basamak.

3.safha , ruhu Allah’a ulaştırıp, teslim etmek: 21 ve 22. basamaklar.

4.safha , vechi Allah’a teslim etmek: 25. basamak.

5.safha , nefsi Allah’a teslim etmek: 26. basamak.

6.safha , muhlis olmak ve irşad olmak : 27. basamak

7.safha , iradenin teslimi ve Mürşid olmak : 28. basamağın 5. kademesi.

İslâm dediğimiz zaman bir bütünü görüyoruz. Allah’a ulaşmayı dilemekten, iradenin teslimine kadar 7 safhayı içeren bir bütün.

Dualarımızla.

İskender Ali M.İ.H.R
M EHDİ . İ MAM . H ALİFE . R ESÛL

*

Mutluluğa yolculuk

KUR’AN’DAKİ İSLAM
« Yanıtla #1 : 09 Eylül 2007, 09:52:44 ÖS 21 »
IHTAR

EY ILIM SAHIPLERI VE ILMI TEMSIL EDENLER!

ONDÖRT ASIR ÖNCE SAHABENIN YASADIGI ISLAM ILE

BUGÜN SIZIN ANLATTIGINIZ ISLAM ARASINDA BÜYÜK BIR

UÇURUM OLDUGUNU BILIYOR MUSUNUZ?

BUGÜN SIZLERIN ISLÂM TATBIKATINIZ NE SIZI NEDE SIZE

INANANLARI KURTARAMAZ. SAHABENIN YASADIGI ISLAMI

ANLAYIP-YASAMAK TEK KURTULUS YOLUDUR.

O DA KUR’ÂN’DAKI ISLAMDIR.

Bugün insanlarin içinde bulundugu mutsuzluk çemberinden kurtulmasinin yolu sahabenin izledigi Kur’an yoludur.28 basamaklik bir dizayn içerisinde sahabe Allaha ulasmayi dilemisler ve arkasindan Peygamber Efendimiz (s.a.v) e tabi olmuslardi. Bu 28 basamaklik dizaynda 7 safhada üzerlerine farz kilinmis olan islami yasamislar ve Allahu Tealanin teslim emrini ruhlarini,vechlerini,nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederek yerine getirmislerdir. On dört asirlik bir zaman diliminde parça parça islamdan, islami islam yapan nüveler koparilmistir. Dünya ve ahiret saadetini yasamamiza vesile olacak olan bütün farzlar iblis tarafindan bütün islam âlemine unutturulmustur.

Kur’anin insanliga bir hidayet rehberi olarak gönderilisinin üzerinden on dört asir geçmis ve insanlik, sanki bu gerçekler Kur’an da yokmus gibi, sahabenin, Peygamber Efendimizin önderliginde ve rehberliginde yasadigi islami unutmus durumdadir. Evet,biliyoruz ve anliyoruz bugüne kadar bunlari kimse bilmiyordu.On dört asirda iblis Kur’anin tatbikatini safha safha ortadan kaldirmayi basardi.Islami,Allahu Tealanin Kur’anindan degil de okuduklari kitaplardan ögrenenlerin sizlere verebildigi budur,yani posasi kalmis bir islam tatbikati.Çünkü Kur’an disinda insanlarin yazdigi kitaplardan ögrenebilecekleri budur.Artik Kur’an gerçeklerini ve sahabenin yasadigi islami yine Kur’an dan ögrenmenin vaktidir.Bunu da yapabilecek kisi bu ilmi baska bir yerden degil,Allahu Tealadan alacak bir kisidir.Bu kisi biziz.Kimseye gelmeyen bir ilim Allahu Teala tarafindan bu devirde insanlari hidayete ulastirmakla görevli kilinan bize verilmistir.

Bugüne kadar gönderdigimiz ihtarlarda gerçekleri Kur’an ayetleri ile izah ettik. Artik, bu temel farzlari bundan bin dört yüz yil önce sahabenin nasil yerine getirdiklerini açiklamak noktasindayiz. Sahabe mihenk tasidir. Bugün islam âleminin temel sorunu Kurani Kerimi ve Hz.Muhammed (s.a.v) ve sahabenin %100 Kur’anla yasanan hayatini anlayamamaktir. Peygamber Efendimiz ve güzide sahabesinin yasantisini Kur’ani Kerimde Rabbimizin beyan ettigi sekilde idrak etmedikçe kimsenin dalaletten kurtulmasina imkân yoktur.

Sahabenin yerine getirdigi ibadetlere degil, kurtulusa erdirecek olan iman esaslarina bakmak zorundayiz. Sahabe bütün insanliga örnek bir hayati nasil yasadilar? Onlari birer katil iken, birer harami iken insanliga örnek birer abide sahsiyet haline getiren sey neydi? Eger ibadetleriydi diyorsaniz, bu ibadetler bugünün insanini hangi eksiklikler sebebiyle niçin sahabenin ulastigi noktalara ulastirmiyor? Bir yerlerde, daha dogrusu Islam’in anlasilmasinda ve yasanmasinda bir farklilik oldugu ortadadir. Dahasi sahabe kendi asirlarini saadet asrina çevirdiklerine göre bugün yasanan Islam tatbikatinin sahabenin yasadigi Islam’dan farkli olmaktan ötede yanlis oldugu ortadadir. Ümid ediyoruz ki bu ihtar kendisine ulasan her kardesimiz bir kez daha sahabenin yasadigi Islam ile kendisinin yasadigi Islam arasindaki farki idrak eder. Kur’an’i sahabe gibi anlayip yasamak, gaflet uykusundan uyanmak durumundayiz.

 Yunus 7–8: Innellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulasmayi (hayatta iken ruhlarini Allah’a ulastirmayi) dilemezler. Dünya hayatindan razi olmuslardir ve onunla doyuma ulasmislardir ve onlar ayetlerimizden gafil olanlardir. Iste onlarin kazandiklari (dereceler) geregince varacaklari yer atestir (cehennemdir).

Iblis Allahu Tealaya olan vaadini yerine getirmektedir. Asirlardir insanligin yaptigi hatayi bugünün insanlari da yapmaktadir. Iblisin insanlik tarihi boyunca oynadigi oyunu bozmanin yolu Kur’ani anlamak ve sahabe gibi Kur’ani hayata geçirmektir. Kur’an duvarlara asilsin diye degil, sahabenin yaptigi gibi, yasansin diye indirilmistir. Evet, sahabeyi örnek veriyoruz, çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v) ögreten idi. Sahabe ise kendilerine ögretilen Kur’an farzlarini uygulayanlardi. Yani Peygamber Efendimizin önderliginde Kur’ani hayata geçirmis örnek sahsiyetlerdi. Dikkat edin ki sahabe Kur’an’in bütün kurtulusa(felah’a) ulastiracak farzlarini 7 safhada da yasamislardir. Bugünün insanlari ise bu farzlarin hiçbirinden haberdar degil ve sebeple bu farzlarin hiçbirini uygulamiyorlar. NE KADAR ACIDIR KI INSANLAR KITLE HALINDE CEHENNEME DOGRU YOL ALIYORLAR!. Peygamberlik, Hz.Muhammed (s.a.v) ile sona ermistir. Ama Rabbimizin Peygamber Efendimize indirdigi kurtulus reçetesi (Kur’an) sahabe gibi bütün insanlik için bir saadet ve hidayet rehberidir. Buyurun, sahabenin yasadigi Islam’i hep birlikte yasayalim ve göklerin ordularinda sahabeyle birlikte yer alalim.

Bugün Islam adi altinda ögretilen sey, Peygamber(s.a.v)in önderliginde sahabenin yasadigi Islam’dan, dolayisi ile Kur’ani Kerimdeki Islam’dan çok uzaktir. Iblis on dört asir boyunca safha safha, kademe kademe insanlari Kur’ani Kerim gerçeklerinden uzaklastirmistir. Bugün insanligin ihtiyaci olan sey Kur’ani Kerimin isigi altinda, sahabenin yasadigi Islam’i yasamaktir.

On dört asir evvel Kurani Kerim hakkiyla yasandigi için o devreye Asr-i saadet adi verilmistir. Evet, bu devirde de, her devirde de saadeti, mutlulugu yasamanin yolu 28 basamakta, 7safhada sahabenin yasadigi Islam’i, 7 safhasi da Kur’anda farz kilinan Islami yasamak ve 4 teslimi sahabe gibi yerine getirmektir.

Unutmayin ki, ancak sahabenin izdüsümünde yasanacak bir Islamî hayat insanligi kurtulusa ve mutluluga ulastiracaktir.

Dualarimizla.


Iskender Ali M.I.H.R

MEHDI. IMAM. HALIFE. RESÛL

 

EK:TAVZIH (Sahabenin yasadigi, 28 basamak ve 7 safhadan olusan Islam)

 

 

TAVZIH


EY ILIM SAHIPLERIVE ILMI TEMSIL EDENLER!

BU TAVZIH ILE SIZLERE, SAHABENIN YASADIGI

ISLAM ILE BUGÜNKÜ ISLAM TATBIKATI

ARASINDAKI BÜYÜK FARKI AÇIKLAYACAGIZ.

SAHABENIN ON DÖRT ASIR ÖNCE YASADIGI ISLAMI

ANLAYIP -YASAMADIKCA HIÇ KIMSENIN

KURTULMASI, CENNET VE DÜNYA SAADETINE

ULASMASI MÜMKÜN DEGILDIR.

ISLAMIN 28 BASAMAGI
Sahabe(Rahmetullahi aleyhim ecmain)Allah’a ulasmayi dileyerek Peygamber Efendimiz (s.a.v) e ulasmislardi.28 basamaklik Islam merdiveninin, Peygamber Efendimiz(s.a.v) in önderliginde ve rehberliginde en son basamagina kadar yükselmislerdi.

Islam’in 1. safhasi 3. ve 7. basamaklar arasini kapsar. 3. basamakta Allah’a ulasmayi diledigimiz noktada Islam’in 1. safhasi baslar.

1.BASAMAK

1.basamakta olaylari yasiyoruz

Bakara 216 :
Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrehû sey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhibbû sey’en ve huve serrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve savas, o sizin için kerih olsa da (hosunuza gitmese de) üzerinize farz kilindi. Hoslanmayacaginiz bir sey olur ki; o sizin için bir hayirdir. Seveceginiz bir sey olur ki; o sizin için bir serrdir. Ve (bütün bunlari) Allah bilir, siz bilmezsiniz.

2.BASAMAK
2. basamakta yasadigimiz olaylari degerlendiriyoruz, olaylar karsisinda gösterdigimiz davranis biçimlerine göre Allahu Teala bizi seçiyor . Insanlari hidayete ulasmaktan men edecek negatif davranislarin sahibi olmayan herkesi Allahu Teala seçer.

Sura 13 :
Serea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel musrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yesâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettigimiz (farz kildigimiz) seyi (seriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) firkalara ayrilmayin.” diye Hz. Ibrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. Isa’ya vasiyet ettigimiz seyi sana da vahyederek, size de seriat kildik. Senin onlari, kendisine çagirdigin sey (Allah’a ulasmayi dileme) müsriklere zor geldi. Allah, diledigini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ulastirir).

Seçilmeyenler ve seçilenlerden Allah’a ulasmayi dilemeyenlerin gidecegi yer cehennemdir.

 

ISLAM’IN BIRINCI SAFHASI :( 3-7. BASAMAKLAR)

ALLAH’A ULASMAYI DILEMEK (RUHUNU, DÜNYA HAYATINI YASARKEN ALLAHA ULASTIRMAYI DILEMEK)

SORU : ALLAHA ULASMAYI DILEMEK FARZ MIDIR?

CEVAP : FARZDIR

1.1 Rum-31 :
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel musrikîn(musrikîne).

O’na (Allah’a) yönel (Allah’a ulasmayi dile) ve böylece O’na (Allah’a karsi) takva sahibi ol ve namaz kil ve müsriklerden olma.

1.2 Zümer 54 :
Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).

Rabbine yönel (ruhunu Allah’a ulastir ) ve O’na teslim ol. Üzerine azap (kabir azabi) gelmeden önce (ölümden önce). Yoksa sonra yardim olunmazsin.

1.3 Lokman 15 :
Ve in câhedâke alâ en tusrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tuti’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy (ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn (ta’melûne).

Ve eger annen, baban bilmedigin bir seyi, Bana ortak kosman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin . Kim Bana yönelmisse (ruhunu Bana ulastirmayi dilemisse) sen de onun yoluna tâbî ol (ayni yolu takip ederek sen de Bana ulas). Sonra (ölümden sonra) hepiniz Bana döneceksiniz . Size yaptiklarinizi haber verecegim.

ISLAMIN 1. SAFHASININ 5 BASAMAGI
3.BASAMAK

3.basamakta Allah’a ulasmayi diliyoruz.Allahu Tealanin seçtikleri içerisinden Allah’a dünya hayatini yasarken ruhunu ulastirmayi dileyen herkes bu basamaga geçer.

Rum 31 :
’Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel musrikîn(musrikîne).

’O’na (Allah’a) yönel (Allah’a ulasmayi dile) ve böylece O’na (Allah’a karsi) takva sahibi ol ve namaz kil ve müsriklerden olma.

4.BASAMAK

4.basamakta Allahu Teala Rahîm esmasiyla tecelli ediyor.Allaha ulasmayi dilemeyen kisiye Rahîm esmasiyla tecelli söz konusu degildir. Daha sonraki 5.-6.-7. basamaklarda verilen 7 furkanin alinabilmesi bu basamaga ulasip rahîm esmasinin üzerimizde tecelli etmesine baglidir.

Yusuf 53 :
Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çikaramam) çünkü nefs mutlaka sui olani (serri, kötülügü) emreder. Rabbimin rahim esmasiyla tecelli ettigi (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim magfiret eden (günahlari sevaba çevirendir), rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.

5.BASAMAK

5.basamakta kisinin gözlerinden hicabi mesture aliniyor (1. furkan),basar hassasi üzerindeki gisavet aliniyor (2. furkan).

Isra 45-46 :
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhireti hicâben mestûrâ(mestûren). Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).

Sen Kur’ân’i kiraat ettigin (okudugun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulasmaya ve kiyâmet gününe) inanmayanlar arasina hicab-i mesture kildik (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde koyduk). O’nu (Kur’ân’i), fikih (idrak) etmelerine karsi, (fikih edemesinler diye) kalplerinin üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onlarin kulaklarina vakra (isitme engeli) kildik. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin tekligini zikrettigin zaman, nefretle arkalarina döndüler.

Casiye 23 :
E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gisâveh(gisâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevalarini (nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim)? Allah, onlari bir ilim üzere dalâlette birakir. Onlarin kalplerindeki sem’î (isitme) hassasini ve kalplerini (kalpteki idrak hassasini) mühürler ve onlarin kalplerindeki basar (görme) hassasinin üzerine gisavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artik) Allah’tan sonra kim bu kisiyi hidayete erdirebilir? Hâlâ düsünmez misiniz?

Enfal 29 :
Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar, Allah’a karsi takva sahibi olursaniz sizi furkan (hak ve bâtili ayirma özelligi) sahibi kilar! Ve sizden (sizin) günahlarinizi örter ve size magfiret eder (günahlarinizi sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

6.BASAMAK

6.basamakta kisinin kulaklarindaki vakra aliniyor (3. furkan) ,semî hassasi üzerindeki mühür açiliyor (4. furkan).

Casiye 23 :
E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gisâveh(gisâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevalarini (nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim)? Allah, onlari bir ilim üzere dalâlette birakir. Onlarin kalplerindeki sem’î (isitme) hassasini ve kalplerini (kalpteki idrak hassasini) mühürler ve onlarin kalplerindeki basar (görme) hassasinin üzerine gisavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artik) Allah’tan sonra kim bu kisiyi hidayete erdirebilir? Hâlâ düsünmez misiniz?

Isra 45-46 :
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhireti hicâben mestûrâ(mestûren). Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).

Sen Kur’ân’i kiraat ettigin (okudugun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulasmaya ve kiyâmet gününe) inanmayanlar arasina hicab-i mesture kildik (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde koyduk). O’nu (Kur’ân’i), fikih (idrak) etmelerine karsi, (fikih edemesinler diye) kalplerinin üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onlarin kulaklarina vakra (isitme engeli) kildik. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin tekligini zikrettigin zaman, nefretle arkalarina döndüler.

7.BASAMAK

7.basamakta kisinin kalbinin mührü açiliyor (5. furkan) , kalbdeki ekinnet aliniyor (6. furkan) , ekinnetin yerine ihbat konuluyor (7. furkan).

Hac 54 :
Ve li ya’lemellezîne ûtul ilme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sirâtin mustakîm (mustakîmin).

Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irsad makaminin, resûlün, nebînin) söylediklerinin Rabbinden bir hak oldugunu bilmeleri, ona îmân etmeleri, onlarin kalplerinin onu, (Allah’i) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alinip yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olmasi) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanlari (Allah’a ulasmayi dileyenleri) mutlaka Sirati Mustakîm’e hidayet edendir.

ISLAMIN 1.SAFHASI BURADA TAMAMLANIYOR
 

SORU : BÜTÜN SAHABE ALLAHA ULASMAYI DILEMISLER MI ?

CEVAP: HEPSI DILEMIS VE BÜTÜN SAHABE ISLAMIN BIRINCI SAFHASINI GERÇEKLESTIRMISDI.

Zümer 17 :
Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul busrâ,fe bessir ibâd(ibâdi).

Onlar ki; taguta (insan ve cin seytanlara) kul olmaktan içtinab ettiler (kaçindilar, kendilerini kurtardilar) ve Allah’a yöneldiler (Allah’a ulasmayi dilediler). Onlara müjdeler vardir. Öyleyse kullarimi müjdele!

EGER SAHABE ALLAH’A ULASMAYI DILEMESEYDI NE OLACAKTI ?

1-Hepsi Allah’in ayetlerinden gafil olacaklardi

Yunus 7-8 :
Innellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulasmayi (hayatta iken ruhlarini Allah’a ulastirmayi) dilemezler. Dünya hayatindan razi olmuslardir ve onunla doyuma ulasmislardir ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardir. Iste onlarin kazandiklari (dereceler) geregince varacaklari yer atestir (cehennemdir).

2-Hepsi cehenneme gidecekti

Yunus 7-8 :
Innellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulasmayi (hayatta iken ruhlarini Allah’a ulastirmayi) dilemezler. Dünya hayatindan razi olmuslardir ve onunla doyuma ulasmislardir ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardir. Iste onlarin kazandiklari (dereceler) geregince varacaklari yer atestir (cehennemdir).

3-Hepsi müsrik olacakti

Rum 31-32:
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel musrikîn(musrikîne). Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû siyeâ(siyean), kullu hizbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).

O’na (Allah’a) yönelin (O’na ulasmayi dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazi ikame edin (namaz kilin). Ve (böylece) müsriklerden olmayin. (O müsriklerden olmayin ki) onlar, dînlerinde firkalara ayrildilar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanirlar.

4-Hepsi kâfir olacakti

Bakara 257:
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tagûtu yuhricûnehum minen nûri ilaz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Allah, âmenu olan (Allah’a ulasmayi dileyen) o kimselerin dostudur. Onlari (onlarin nefslerinin kalplerini) zulümattan nura çikarir. O kâfir kimseler ki; onlar tagutun (seytanin) dostlaridir. Onlar (onlarin nefslerinin kalpleri) nurdan zulümata çikarilirlar. Iste onlar, ates halkidir. Onlar, orada ebedî kalicidirlar.

Sebe 20 :
Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).

Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannini (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri olusturan bir firka (Allah’a ulasmayi dileyenler) hariç, hepsi ona (seytana) tâbî oldular.

5-Hepsi hüsranda olacakti

Yunus 45:
Ve yevme yahsuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).

Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten baska kalmamislar (bir saat kalmislar) gibi onlari toplayacak (hasredecek). Birbirlerini taniyacaklar (aralarinda tanisacaklar). Allah’a mülâki olmayi (Allah’a ölmeden önce ulasmayi) yalanlayanlar, hüsrana düstüler (nefslerini hüsrana düsürdüler). Ve hidayete eren kimse(ler) olmadilar (ruhlarini ölmeden evvel Allah’a ulastiramadilar).

6-Hepsi dalâlette olacakti

Rad 27:
Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), kul innallâhe yudillu men yesau ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

Ve kâfirler: "Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mi?" derler.Muhakkak ki: "Allah, diledigi kimseyi dalâlette birakir ve O’na yönelen (ulasmayi dileyen) kimseyi, Kendisine ulastirir (hidayete erdirir)."de.

7-Hepsi Tagutun kulu ve dostu olacakti

Zümer 17:
Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul busrâ,fe bessir ibâd(ibâdi).

Onlar ki; taguta (insan ve cin seytanlara) kul olmaktan içtinab ettiler (kaçindilar, kendilerini kurtardilar) ve Allah’a yöneldiler (Allah’a ulasmayi dilediler). Onlara müjdeler vardir. Öyleyse kullarimi müjdele!

Bakara 257:
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tagûtu yuhricûnehum minen nûri ilaz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Allah, âmenu olan (Allah’a ulasmayi dileyen) o kimselerin dostudur. Onlari (onlarin nefslerinin kalplerini) zulümattan nura çikarir. Ve kâfir olanlar ise tagutun (insan ve cin seytanlarin) dostlaridir. Onlar (onlarin nefslerinin kalpleri) nurdan zulümata çikarilirlar. Iste onlar, ates halkidir. Onlar, orada ebedî kalicidirlar.

 

ISLAMIN 2. SAFHASI :(8.-14. BASAMAKLAR)

MÜRSIDE ULASIP TESLIM OLMAK

SORU : MÜRSIDE ULASIP TESLIM OLMAK FARZ MIDIR ?

CEVAP : EVET, FARZDIR

2.1 Maide 35:
Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulasmayi, teslim olmayi dileyenler)! Allah’a karsi takva sahibi olun ve O’na ulastiracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki; siz felâha erersiniz.

2.2 Nahl 9 :
Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev sâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).

Ve sebîllerin (dergâhlardan Sirati Mustakîm’e ulasan bütün yollarin yani mürsidlerin) tayini, Allah’in üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardir. Ve eger O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

2.3 Fatiha 5 :
Iyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).

Allah’im! Yalniz Sana kul oluruz ve yalniz Senden ISTIANE isteriz.

2.4 Bakara 45- 46 :
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâsiîn(hâsiîne). Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

Sabirla ve namazla (hacet namazi ile Allah’tan) istiane (mürsidinizi) isteyin. Fakat muhakkak ki bu (HACET NAMAZI ile kisiyi Allah’a ulastiran MÜRSID’i sormak), husû sahibi olanlardan baskasina elbette agir gelir. O (husû sahipleri) ki; onlar, Rab’lerine (dünya hayatinda) muhakkak mülâki olacaklarini ve (sonunda ölümle) mutlaka O’na döneceklerini bilirler. (Yakîn derecesinde inanirlar.)

 

ISLAMIN 2. SAFHASININ 7 BASAMAGI

8.BASAMAK

8.basamakta Allah(c.c) kisinin kalbine ulasiyor.

Tegabün 11:
Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve men yû’min billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bi kulli sey’in alîm(alîmun).

Allah izin vermedikçe, kimseye bir musîbet isabet etmez. Kim Allah’a âmenû olursa, Allah onun kalbine ulasir(hidayet eder). Ve Allah, herseyi bilir.

9.BASAMAK

9.basamakta Allah(c.c) kisinin kalbinin nur kapisini Allah’a çeviriyor.

Kaf 33 :
Men hasiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîb(munîbin).

Kim gaybte (görmeden) Rahmân’a husu duyarsa , (onun kalbine ulasan Allah , o kisinin kalbini kendine çevirir , bu sebeple ) O’na dönük bir kalple (Allah’in huzuruna) gelir.

10.BASAMAK

10.basamakta Allah(c.c) kisinin gögsünden kalbine nur yolu açiyor.

Enam 125 :
Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yesrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudillehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn (yu’minûne).

Artik Allah kimi hidayete erdirmeyi dilerse onun gögsünü teslime (Islâm’a) açar. Kimi dalâlette birakmayi dilerse, onun gögsünü semada yükseliyormus gibi daralmis, sikintili yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanlarin üzerine pislik (azap, darlik, güçlük) verir.

11.BASAMAK

11.basamakta kisi zikir yaptikça bir önceki basamakta açilan nur yolu vasitasi ile rahmet nurlari kisinin kalbine girmeye basliyor.

Zümer 22 :
E fe men serehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).

Allah kimin gögsünü Islâm için (Allah’a teslim için) yarmissa artik o, Rabbinden bir nur üzere olur. Allah’in zikrinden (Allah’i zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet baglayanlarin vay haline! Iste onlar, apaçik dalâlettedirler.

12.BASAMAK

12.basamakta zikir sayesinde kisinin kalbinde %2 nur ve husu olusuyor.

Hadid 16 :
E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahsea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakki ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fetâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).

Âmenû olanlarin kalplerinde, Allah’in zikri ile (ve bu zikirle) Hakk’tan inen seyle (nurla) husûya ulasmak (husû sahibi olmak) zamani gelmedi mi? Kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen (ve bu zaman zarfinda Allah’i zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet baglayan (kalpleri zikirsizlikten kararan ve sertlesen ve hastalanan) kimseler gibi olmasinlar (zikretsinler ki kalpleri kararmasin). Onlarin çogu fasiklardir (hidayete erdikten sonra yoldan çikanlardir).

13.BASAMAK

13.basamakta kisi hacet namazini kiliyor ve mürsidi kendisine gösteriliyor.

Bakara 45-46 :
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâsiîn(hâsiîne). Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

Sabirla ve namazla (hacet namazi ile Allah’dan) istiane (mürsidinizi) isteyin.Ve muhakkak ki o,zor bir istir ama bu husû sahipleri hariç (onlar için zor degildir).Onlar (husû sahipleri) , onlar, Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarina (ruhlarini Allah’a ölmeden önce ulastiracaklarina), (ölümle) muhakkak O’na döneceklerine kesin sekilde inanirlar.

14.BASAMAK

14.basamakta kisi mürsidin önünde tevbe ediyor.

Furkan 70 :
Illâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihanfe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).

Ama (mürsidin önünde) tevbe eden ve (mürsidin önünde tevbe etmek suretiyle kalbine iman yazildigi için imani artan bir)mü’min olan ve islah edici ameller isleyen kisinin Allah ,günahlarini sevaba çevirir.Ve Allah ,günahlari sevaba çeviren ve rahmet gönderendir.

Bu tevbeyi ve tevbe merasimini Rabbimiz Nebe suresinin 39. ayeti ile Mümin suresi 7. ve 15. ayeti kerimelerinde beyan ediyor.

Nebe 39:
Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen sâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

Iste o gün (mürsidin eli Hakk’a ulasmak üzere öpüldügü ve ona tâbî olundugu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulasmayi dileyen) kisi, kendisini Rabbine ulastiran (yolu, Sirati Mustakîm’i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah’a ulasan kisiye Allah), meab (siginak, melce) olur.

Mümin 7 :
Ellezîne yahmilûnel arsa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle sey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke ve kihim azâbel cahîm(cahîmi).

Arsi tutan melekler ve onun etrafindaki kisi (huzur namazinin imami), Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve ona îmân ederler. Ve amenû olanlar için (Allah’tan) magfiret dilerler. "Rabbimiz, Sen herseyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kusattin. Böylece (mürsidin önünde) tevbe edenleri ve senin yoluna (Sirati Mustakîm’e) tâbî olanlari magfiret et (günahlarini sevaba çevir). Ve onlari cehennem azabindan koru!”

Mümin 15 :
Refîud derecâti zûl ars(arsi), yulkîr rûha min emrihî alâ men yesâu min ibâdihî li yunzire yevmet telâk(telâki).

Dereceleri yükselten ve arsin sahibi olan Allah, kullarindan (Kendisine ulastirmayi) diledigi kisinin (Allah’a ulasmayi diledigi için Allah’in da Kendisine ulastirmayi diledigi kisinin) üzerine (basinin üzerine) Allah’a ulasma gününün geldigini (o kisinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’in emrini teblig edecek) bir ruh ulastirir.

 

ISLAMIN 2. SAFHASI BURADA TAMAMLANIYOR

 

SORU : BÜTÜN SAHABE MÜRSIDLERINE TABI OLMUSLAR MI ?

CEVAP: EVET, HEPSI TÂBÎ OLMUSLARDI VE ISLAMIN IKINCI SAFHASINI GERÇEKLESTIRMISLERDI.

a)Erkeklerin tabiiyeti

Fetih 10 :
Innellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh (yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihi), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).

Muhakkak ki onlar, sana biat ettikleri zaman Allah’a biat etmis oldular. Onlarin ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettigi için ellerinde de tecelli etmis oldugundan) Allah’in eli vardi. Kim (derecesini nâkisa) düsürürse, muhakkak ki o, nefsi sebebiyle (Allah’a verdigi yeminleri, ahdleri yerine getirmedigi için) derecesini nâkisa düsürmüstür. Kim de Allah’a olan ahdlerini (yeminini, misakini ve ahdini) yerine getirirse, ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).

b)Hanimlarin tabiiyeti

Mümtehine 12 :
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mû’minâtu yubâyigneke alâ en lâ yusrikne billâhi sey’en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye’tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydî hinne ve ecrulihinne ve lâ ya’sîneke fî ma’rûfin fe bâyig hunne vestagfir lehunnallâh(lehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Ey Peygamber! Sana biat etmek üzere mü’min kadinlar geldiginde, onlardan Allah’a hiçbir seyle ortak (sirk) kosmamak, hirsizlik etmemek, zinada bulunmamak, çocuklarini öldürmemek, elleriyle ayaklari arasinda bir iftira uydurup getirmemek ve kendilerine emrettigim seylerde sana asi olmamak (üzere söz verdikleri vakit) onlarin biatlerini kabul et. Ve onlar için Allah’tan magfiret dile. Muhakkak ki; Allah, magfiret edici (günahlari sevaba çevirici) ve rahmet sahibidir.

 

ISLAMIN 3. SAFHASI : (15.- 21. BASAMAKLAR)

 

RUHUN HAYATTA IKEN ALLAHA ULASMASI

SORU : RUHU, HAYATTA IKEN ALLAHA ULASTIRMAK FARZ MIDIR?

CEVAP: EVET, FARZDIR

3.1 Rad 21 :
Vellezîne yasilûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahsevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb (hisâbi).

Ve onlar Allah’in (ölümden evvel), Allah’a ulastirilmasini emrettigi seyi (ruhlarini), O’na (Allah’a) ulastirirlar. Ve Rab’lerine karsi husû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

3.2 Müzemmil 8 :
Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).

Rabbinin (Allah’in) ismiyle zikret ve herseyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ulas, vasil ol).

3.3 Fecr 28 :
Irciî ilâ rabbiki râdiyeten mardiyyeh(mardiyyeten).

Allah’tan razi ol ve Allah’in rizasini kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulas.

3.4 Zariyat 50 :
Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).

Öyleyse Allah’a kaç (Allah’a ulas, Allah’a sigin). Muhakkak ki; ben, sizin için apaçik bir uyariciyim.

 


*

Mutluluğa yolculuk

KUR’AN’DAKİ İSLAM
« Yanıtla #2 : 09 Eylül 2007, 09:53:24 ÖS 21 »
ISLAMIN ÜÇÜNCÜ SAFHASININ 7 BASAMAGI

15. BASAMAK

Nefsi Emmare :Bu basamaktan itibaren kisi nefs tezkiyesine baslamistir. Bu basamak nefs tezkiyesinin ilk kademesidir.

Yusuf 53 :
Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çikaramam) çünkü nefs mutlaka sui olani (serri, kötülügü) emreder. Rabbimin rahim esmasiyla tecelli ettigi (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim magfiret eden (günahlari sevaba çevirendir), rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.

Bu basamakta nefsin kalbinde %7 fazl birikimi tamamlanir ve ruh birinci gök katina ulasir.

16.BASAMAK

Nefsi Levvame : Bu basamak nefs tezkiyesinin ikinci kademesidir.Kisi nefsini levm(kinamak) etmektedir.

Kiyame 2 :
Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh(levvâmeti).

Ve hayir,o levvame (kinanan, suçlanan) nefse yemin ederim.

Bu basamakta ruh ikinci gök katina %14 fazl birikimiyle ulasir.

17.BASAMAK

Nefsi Mülhime : Nefs tezkiyesinin üçüncü kademesidir.Kisi Allah’tan takva ve seytandan füccur istikametinde ilham alir.

Sems 8 :
Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.

Ona (o nefse), (Allah’in) takvasi ve (seytanin) füccuru ilham edilir.

Bu basamakta %21 fazl birikimiyle ruh üçüncü gök katina ulasir.

18.BASAMAK

Nefsi Mutmainne : Nefs tezkiyesinin dördüncü kademesidir.Kisi Allah’in kendisine verdigi nimetlerden mutmain olmustur.Tatmin olmustur.Doyuma ulasmistir.

Fecr 27 :
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).

Ey mutmain olan nefs!

Bu basamakta ruh %28 fazl birikimiyle dördüncü gök katina ulasir.

19.BASAMAK

Nefsi Radiyye : Nefs tezkiyesinin besinci kademesidir.Bu kademede kisi Allah’tan razidir.

Fecr 28 :
Irciî ilâ rabbiki râdiyeten mardiyyeh(mardiyyeten).

Allah’tan razi ol ve Allah’in rizasini kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulas.

Bu basamakta ruh %35 fazl birikimiyle besinci gök katina ulasir.

20.BASAMAK

Nefsi Marziyye : Nefs tezkiyesinin altinci kademesidir.Bu kademede Allahu Teala da kisiden razi olmustur.

Fecr 28 :
Irciî ilâ rabbiki râdiyeten mardiyyeh(mardiyyeten).

Allah’tan razi ol ve Allah’in rizasini kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulas.

Bu basamakta ruh %42 fazl birikimiyle altinci gök katina ulasir.

21.BASAMAK

Nefsi Tezkiye : Bu kademede kisi nefsini tezkiye etmistir.Bunun anlami kalbinde %51 nur olusmustur.Kalbinde Allah’in nurlari hakim olmustur.Ruhu bu noktada Allah’a ulasmistir.

Fecr 28 :
Irciî ilâ rabbiki râdiyeten mardiyyeh(mardiyyeten).

Allah’tan razi ol ve Allah’in rizasini kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulas.

Fatir 18 :
Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu sey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahsevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).

Yük tasiyan birisi (bir günahkâr) baska birinin yükünü (günahini) yüklenmez. Eger agir yüklü kimse, onu (günahlarini) yüklenmeye (baskasini) çagirsa bile ondan hiçbir sey yükletilemez, onun yakini olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine husû duyanlari ve namazi ikame edenleri uyarirsin. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar ve (Nefs tezkiyesi ile ruh) Allah’a döner (ulasir).

Rabbimiz tezkiyeye ulasan kisilerin felaha erdigini Sems suresinin 9. ayeti kerimesinde beyan ediyor.

Sems 9 :

Kad efleha men zekkâhâ

Andolsun ki; nefsini tezkiye eden, felâha erer .


ISLAMIN 3. SAFHASI BURADA TAMAMLANIYOR

 

SORU : BÜTÜN SAHABE RUHLARINI ALLAHA ULASTIRMISLAR MI?

CEVAP : HEPSI RUHLARINI ALLAHA ULASTIRMISLARDI (BIRINCI TESLIM) VE BÜTÜN SAHABE ISLAMIN ÜÇÜNCÜ SAFHASINI GERÇEKLESTIRMISLERDI.

Sahabe ruhlarini Allaha ulastirmislardir.

Zümer 18 :
Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahseneh(ahsenehu), ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi).

Onlar, sözü isitirler böylece onun ahsen olanina tâbî olurlar. Iste onlar, Allah’in hidayete erdirdikleridir. Ve iste onlar, onlar ulûl’elbabtir (daimî zikrin sahipleri).

Hidayete ermek ruhu Allaha ulastirmaktir.Asagidaki ayetler bu gerçegi ifade etmektedir.

Alî Imran 73 :

Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yesâ’(yesâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).

Ve sizin dîninize tâbî olandan baska kimseye inanmayin. (Habibim) de ki: “Hiç süphesiz HIDAYET, Allah’a ulasmaktir. (Insan ruhunun ölümden evvel Allah’a ulasmasidir.) Size verilenin bir benzerinin baska birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katinda (sizlerle) tartisacaklari için mi (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Hiç süphesiz fazl, Allah’in elindedir. Onu diledigine verir.” Ve Allah, VÂSI’un ALÎM’dir. (Allah herseyi kusatan ve herseyi bilendir.)

Bakara 120 :
Ve len terdâ ankel yehûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).

Sen onlarin dînine tâbî olmadikça (uymadikça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razi olmazlar. De ki: “Muhakkak ki; Allah’a ulasmak (var ya) iste o, hidayettir.” Sana gelen bunca ilimden sonra eger onlarin hevalarina uyarsan andolsun ki; Allah’tan sana ne bir dost ve ne de bir yardimci olmaz.

Sura 13 :
Serea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel musrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yesâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettigimiz (farz kildigimiz) seyi (seriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) firkalara ayrilmayin.” diye Hz. Ibrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. Isa’ya vasiyet ettigimiz seyi sana da vahyederek, size de seriat kildik. Senin onlari, kendisine çagirdigin sey (Allah’a ulasmayi dileme) müsriklere zor geldi. Allah, diledigini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ulastirir).



ISLAMIN DÖRDÜNCÜ SAFHASI :(22.-25.BASAMAKLAR)

FIZIK VÜCUDUN TESLIMI

SORU : FIZIK VÜCUDUN TESLIMI FARZ MIDIR ?

CEVAP : EVET, FARZDIR

4.1 Nisa 125 :
Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen).

O kisiden, vechi (fizik vücudu) dînde daha ahsen kim vardir? O kisi ki; vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim etmis ve muhsinlerden olmustur ve hanif olarak Hz. Ibrâhîm’in dînine tâbî olmustur. Ve Allah, Hz. Ibrâhîm’i dost ittihaz etmistir.

4.2 Yasin 60-61 :
E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûs seytân(seytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun). Ve eni’budûnî, hâzâ sirâtun mustekîm(mustekîmun).

Ey Âdemogullari! Ben sizden seytana kul olmayacaginiza dair ahd almadim mi? Muhakkak ki o (seytan), sizin için apaçik bir düsmandir. Ve Bana kul olun! (Iste) bu, Sirati Mustakîm’dir.

Islamin dördüncü safhasi , 22. basamakta Fena fillah makamina ulasinca baslar. 25. basamakta kisi Fizik vücut teslimini gerçeklestirir.

ISLAMIN DÖRDÜNCÜ SAFHASININ 4 BASAMAGI

22.BASAMAK

Fena Makamidir.Bu basamakta kisinin ruhu Allah’a ulasmistir, Allah’ta ifna (fena-yok) olmustur. Ruhu Allah’a ulasan kisi için Allah’in zati bir (meab) siginacak yerdir.Ve Allahu Teala Allah’in zatinin , Allah’in katinda siginacak en güzel siginak oldugunu buyuruyor.

Nebe 39 :
Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen sâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

Iste o gün (mürsidin eli Hakk’a ulasmak üzere öpüldügü ve ona tâbî olundugu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulasmayi dileyen) kisi, kendisini Rabbine ulastiran (yolu, Sirati Mustakîm’i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah’a ulasan kisiye Allah), meab (siginak, melce) olur.

Aliimran 14 :
Zuyyine lin nâsi hubbus sehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fiddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).

Insanlara, kadinlardan, ogullardan, kantar kantar altin ve gümüsten salma (agzi ve ayaklari ak nisaneli) atlar ve davarlar ile ekinlerden (olusan) zevklere sevgi (düskünlük) süslendi (cazip gösterildi). Bunlar, dünya hayatinin yararlanilacak metaidir (geçici seyleridir), ve Allah, O’nun (Allah’in) katinda en güzel siginaktir.

23.BASAMAK

23. basamak Beka Makamidir.Allah’in katinda bakî olanlardir.Bu kademede Allahu Teala da kisiye dost olmustur.

Enam 127 :
Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

Rab’lerinin katinda onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardir. Yapmis olduklarindan dolayi, O (Allah), onlarin dostudur.

24.BASAMAK

24. basamakta kisi Zühd Makamina ulasmistir .Kisi zikirsizlige karsi zahid olmustur.Yani günün yarisindan fazlasini zikirle geçirmektedir. Rabbimiz Yusuf suresinin 20. ayeti kerimesinde negatif zühdden bahsediyor.Bir seye deger vermeyen kisi o seye karsi zahiddir.Kisi bu basamakta zikirsizlige karsi zahiddir.Yani zikre daha çok deger verir ve günün yarisindan fazlasini zikirle geçirerek bunu ispat eder.

Yusuf 20 :
Ve serevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).

Ve onu (Yusuf’u), az bir fiyatla, birkaç dirheme sattilar. Çünkü; ona karsi zahidlerden idiler.

25.BASAMAK

25.basamakta kisi Muhsinler Makamina ulasmistir.Yani kisi Fizik Vücut Teslimini de gerçeklestirmistir.

Nisa125 :
’Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen).

’O kisiden, vechi (fizik vücudu) dînde daha ahsen kim vardir? O kisi ki; vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim etmis ve muhsinlerden olmustur ve hanif olarak Hz. Ibrâhîm’in dînine tâbî olmustur. Ve Allah, Hz. Ibrâhîm’i dost ittihaz etmistir.

Bakara 112 :
Belâ men esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun fe lehû ecruhu inde rabbihî, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yehzenûn(yehzenûne).

Hayir, (öyle degil), kim vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederse o, MUHSIN’lerden (olur). Artik onun mükâfati Rabbinin katindadir. Onlara (onlarin üzerine) korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardir.

ISLAMIN 4. SAFHASI BURADA TAMAMLANIYOR
 

SORU: BÜTÜN SAHABE MUHSINLERDEN OLUP FIZIK VÜCUTLARINI ( IKINCI TESLIM)ALLAHA TESLIM ETMISLER MIYDI?

CEVAP: EVET, HEPSI FIZIK VÜCUTLARINI ALLAHA TESLIM ETMISLERDI VE ISLAMIN DÖRDÜNCÜ SAFHASINI GERÇEKLESTIRMISLERDI.

Aliimran 20 :
Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean (menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).

Eger seninle tartismaya kalkarlarsa, o zaman de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ÜMMΒlere de ki: “Siz de (fizik vücudunuzu Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eger teslim ettilerse o zaman (onlar) andolsun ki; hidayete ermislerdir. Eger yüz çevirirlerse, o zaman sana düsen (görev) ancak tebligdir. Allah kullarini BASÎR’dir (görendir).

 

ISLAMIN BESINCI SAFHASI:(26.BASAMAK)

 

ULUL ELBAB MAKAMI VE NEFSIN ALLAHA TESLIM EDILMESI

SORU : NEFSI ALLAHA TESLIM ETMEK FARZ MIDIR?

CEVAP : EVET,FARZDIR

26. BASAMAK

26. basamakta kisi Ulul Elbab Makaminin sahibi olmustur.Yani daimi zikre ulasmistir ve sir hazinelerinin sahibi olmustur. Daimi zikre ulasan kisi bu noktada nefsin teslimini de yerine getirir.Bu ,kisinin üçüncü teslimidir.Burada kisi yedi özelligin sahibidir.

1)Daimi zikirin sahibidir, 2)kalp gözü açilmistir, 3)kalp kulagi açilmistir, 4)nefsinin kalbinde afet kalmamistir, 5)ehli tezekkürdür(Allahu Teala ile tezekkür etme yetkisinin sahibidir.), 6)ehli hayirdir, 7)ehli hükümdür.

SORU :DAIMI ZIKRE ULASMAK (ULUL ELBAB OLMAK) VEALLAH’A NEFSINI TESLIM ETMEK FARZ MIDIR?
CEVAP:EVET, FARZDIR

Nisa 103 :
’Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kiyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).

Namazi bitirdiginizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken) Allah’i hep zikredin! Güvenlige kavustugunuzda namazi erkâniyla kilin. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri belirlenmis bir farz olmustur.

Aliimran 191:
’Ellezîne yezkurûnallâhe kiyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkis semâvâti vel ard(ardi), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtilâ(bâtilan), subhâneke fekinâ azâben nâr(nâri).

O (ulûl’elbab) ki; (lübblerin, Allah’in sir hazinelerinin sahipleri), onlar ayakta iken, otururken ve yan üstü yatarken (hep) Allah’i zikrederler. Göklerin ve yerin yaratilisi hakkinda tefekkür ederler (ve derler ki); “Ey Rabbimiz! Sen bunlari bâtil olarak (bosuna) yaratmadin. Seni tesbih (tenzih) ederiz. Bizi, ates azabindan koru.”

Bu noktada kisinin kalbi yerlerin 7 kat melekûtu kadar,yani 7 kademe müzeyyen olur.

 

SORU :BÜTÜN SAHABE DAIMI ZIKRE ULASIP ULUL ELBAB OLMUSLAR MIYDI ?

CEVAP:EVET, HEPSI DAIMI ZIKRE ULASIP ULUL ELBAB MAKAMININ SAHIBI OLMUSLARDI

ZUMER-18:

Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahseneh(ahsenehu), ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi).
Onlar (sahâbe), sözleri isitirler ve onlarin (sözlerin) ahsen olanina (Peygamber Efendimiz (S.A.V) tarafindan söylenilenine) tâbî olurlar. Iste onlar, hidayete erenlerdir (ruhlarini ölmeden evvel Allah’a ulastiranlardir). Ve onlar, ulûl’elbabtir (daimî zikrin sahipleridir, nefslerini Allah’a teslim edenlerdir).


ISLAMIN 5. SAFHASI BURADA TAMAMLANIYOR.

 

ISLAMIN ALTINCI SAFHASI : 27. BASAMAK

 

IHLAS MAKAMI(MUHLIS OLMAK)VE IRSAD OLMAK

27.BASAMAK

27. basamakta kisi Ihlas Makamina ulasmistir.Muhlis olmustur .Bu noktada kisi kendi ilmi gelisimi istikametinde alabileceklerinin hepsini almistir.Bu sebeple de irsad olmustur. Kisi ihlas makaminin sahibi oldugu zaman yedi kat göklerinde melekutunu görmüstür.Varliklar aleminin son noktasi olan sidretül müntehaya kadar herseyi görmüstür. Yalniz Allah’in zatini henüz görmemistir. Ayni zamanda irsad olmustur,kalbi ondört mertebe müzeyyen olmustur.

 

SORU : IHLASA ULASMAK FARZ MIDIR?

CEVAP: EVET, FARZDIR

Beyyine 5 :
’Ve mâ umirû illâ li ya’budûllâhe muhlisîne lehud dîne hunefâe ve yukîmûs salâte ve yu’tûz zekâte ve zâlike dînul kayyimeh(kayyimeti).

Onlar emrolunmadilar. Sadece hanifler olarak, Allah için dînde halis (nefslerini halis kilmis) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kilmakla ve zekât vermekle emrolundular. Iste kayyum olan dîn budur.
 

SORU :IRSAD OLMAK FARZ MIDIR?

CEVAP : FARZDIR

Bakara 186 :
Ve izâ seeleke ibâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbûlî vel yu’minû bî leallehum yersudûn(yersudûne).

Ve kullarim, sana Benden sordugu zaman, Ben muhakkak ki (onlara) yakinim. Bana dua edilince, dua edenin duasina (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Benim (davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulasmayi dilesinler). Böylece irsad olsunlar.

 

ISLAMIN 6. SAFHASI BURADA TAMAMLANIYOR.

 

SORU : BÜTÜN SAHABE IHLASA ULASMISLAR MIYDI ?

CEVAP: HEPSI IHLASA ULASMISLARDI ( MUHLIS OLMUSLARDI )

Bakara 139 :
’Kul e tuhâccûnenâ fîllâhi ve huve rabbunâ ve rabbukum, ve lenâ â’mâlunâ ve lekum a’mâlukum ve nahnu lehu muhlisûn(muhlisûne).

’De ki: "Allah hakkinda bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, onun için ihlâs sahibi (MUHLIS) (kul)lariz.

Kisi ihlas makaminin sahibi oldugu zaman yedi kat yerler ile birlikte yedi kat göklerinde melekutunu görmüstür.Varliklar aleminin son noktasi olan sidretül müntehaya kadar herseyi görmüstür.Dolayisiyla irsad etmek için gerekli her seyin sahibidir.Yalniz Allahin zatini henüz görmemistir Ayni zamanda irsad olmustur,kalbi ondört mertebe müzeyyen olmustur.I


SORU : BÜTÜN SAHABE IRSAD OLMUSLAR MIYDI?

CEVAP : EVET,HEPSI IRSAD OLMUSLARDI

Hucurat 7 :
Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râsidûn(râsidûne).

Bilin ki, içinizde Allah’in resûlü var. Sâyet emirlerin çogunda size uysaydi lânetlenirdiniz. Fakat Allah, size îmâni sevdirdi, kalplerinizde onu (îmâni) müzeyyen kildi (fazillari îmân kelimesinin etrafinda toplayarak kalbinizi tamamen nurla doldurdu). Size; küfrü, fiski ve isyani kerih gösterdi. Iste onlar, irsad olanlardir.

 

 

ISLAMIN YEDINCI SAFHASI

 
IRSADA MEMUR VE MEZUN KILINMAK VE IRADEYI ALLAH’A TESLIM ETMEK
28. BASAMAK

28.basamakta kisi Salah Makamina ulasmistir.Burada kisi geri dönüsü olmayan bir tevbe (nasuh tevbesi) ile tevbe eder. Rabbimiz ,Tahrim suresinin 8. ayeti kerimesinde bu tevbeyi üzerimize farz kiliyor.

Tahrim 8 :
’Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah(meahu), nûruhum yes’â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli sey’in kadîr(kadîrun).

Ey âmenû olanlar! Allah’a nasuh tevbesiyle tevbe edin ki; Allah, sizin günahlarinizi örtsün ve sizi, altindan nehirler akan cennetlere koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanlari utandirmayacaktir. (O gün) onlar, nurlari önlerinde ve saglarinda olarak yürürler ve (nasuh tevbesini yaptiklari gün): “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere magfiret et (günahlarimizi sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herseye kaadirsin.” derler.

Salah makaminin dördüncü kademesinde kisi irsada ulasir.

28-1. Nasuh tevbesi

28-2. Günahlarin örtülmesi

28-3. Salah nurunun sahibi olunmasi

28-4. Günahlarin (mürside ulastiktan sonra islenen) sevaba çevrilmesi

28-5.Iradeyi Allahu Tealaya teslim etmek(4.teslim) ve irsada memur ve mezun kilinmak

 

 

 

SORU : IRADEYI ALLAHA TESLIM ETMEK,IRSAD ETMEYE MEZUN KILINMAK ( IRSAD ETMEYE YETKILI KILINMAK) FARZ MIDIR?

CEVAP: EVET, FARZDIR

Aliimran 102 :
Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).

Ey îmân edenler! Hakkiyla takva sahibi olanlar (nasil bir takvanin sahibi ise ayni onlar) gibi, Allah’a karsi takva sahibi olun ve ölmeden (önce) Allah’a teslim olun.

Aliimran 104 :
Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Sizden, (insanlari) hayra çagiran, ma’ruf (irfan) ile emreden, kötülüklerden alikoyan (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarina yardim eden) bir ümmet (mürsidler) olussun. Iste onlar, MUFLIHUN (felâha erenler)un ta kendileridir.

Salah makaminin 5. kademesinde kisi iradesini,Hakka Tukatihi Takvanin sahibi olarak Allah’a teslim eder (Aliimran 102) ve bu noktada en üst seviyede bütün teslimleri yerine getirmis olarak kisi irsada memur ve mezun kilinir.

Daha öncede ifade ettigimiz gibi,Allahu Tealanin, Nisa suresi 58. ,Enam suresi 152. ve Zümer suresi 54. ayeti kerimeleri ile emrettigi bütün teslimleri (dört teslim) yerine getirmistir.

Nisa 58 :
Innallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niimmâ yeizukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).

Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi emreder. Insanlar arasinda hakemlik ettiginiz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki; Allah, bununla size ne güzel ögüt veriyor. Ve muhakkak ki; Allah, isiten ve görendir.

Enam 152:
Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga esuddeh(esuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kist(kisti), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

Yetimin malina, o en kuvvetli çagina gelinceye kadar, en güzel sekliyle olmadikça yaklasmayin. Ölçü ve tartiyi adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün disinda (bir sey ile) sorumlu tutmayiz. Söylediginiz zaman, yakininiz olsa bile, artik adaletle söyleyin. Allah’in ahdini yerine getirin (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi ve iradenizi Allah’a teslim edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) iste böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

Zümer 54:
Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).

Allah’a yönel (Allah’a ulasmayi dile) ve O’na (ruhunu ,vechini,nefsini ve iradeni teslim ederek,teslimi küllî ile)Allah’a teslim ol. Üzerine azap (kabir azabi) gelmeden önce (ölümden önce). Yoksa sonra yardim olunmazsin.

 

ISLAMIN 7. SAFHASI BURADA TAMAMLANIYOR.


SORU : BÜTÜN SAHABE IRADELERINI ALLAHA TESLIM ETMISLER VE IRSADA MEMUR VE MEZUN KILINMISLAR MI? YANI SAHABEYE TABI OLUNMUS MU?
CEVAP: BÜTÜN SAHABE IRSADA MEMUR VE MEZUN KILINMIS VE SAHABENIN TAMAMINA TABI OLUNMUSTU.HEPSI IRADELERINIDE ALLAHA TESLIM ETMISLERDI.( DÖRDÜNCÜ TESLIM)

Aliimran 110 :
Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).

Siz, insanlar için çikarilmis en hayirli bir ümmet oldunuz. Ma’ruf ile emreder, münkerden (kötülükten) alikoyarsiniz (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarina yardim edersiniz). Allah’a îmân edersiniz. Eger kitap ehli de îmân etmis olsaydi kendileri için elbette hayirli olurdu. Onlardan mü’min olanlar da var ama onlarin çogu fasiklardir.

Tevbe 100 :
Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radiyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).

O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayirlarda yarisanlardan ulûl’elbab, ihlâs ve salâh makamlarini, en üst üç makami isgal edenler), onlarin bir kismi muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden), bir kismi ensardan (Medine’deki yardimcilardan) ve bir kismi da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandi. (Sahâbe, irsad makamina sahip olduklari için onlara tâbî olundu.) Allah, onlardan razi ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razidir. Onlara Allah, altlarindan irmaklar akan cennetler hazirladi ve orada ebediyyen kalacaklardir. Iste bu, en büyük (azîm) mükâfattir.

Buyuruyor. Yüce Rabbimiz Kur’ani Kerim de sahabenin bu sekilde 7 safhada 28 basamagi yasadigini ve 4 teslimi de yerine getirerek Islam olduklarini beyan ediyor.Allahu Tealanin davetine icabet ederek,teslim yurduna ulasmak üzere sirati müstakime ulasip,4 teslimi de yerine getirenlerin durumunu Rabbimiz Yunus suresi 25. ve 26. ayeti kerimelerinde su sekilde ifade buyuruyor:

Yunus 25-26 :
Vallâhu yed’û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yesâu ilâ sirâtin mustekîm(mustekîmin). Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdeh(zîyâdetun), ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilleh(zilletun), ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zatina ulastirmayi) diledigi kimseyi, Sirati Mustakîm’e ulastirir. Onlar için Ahsenül hüsna (Allah’in Zat’ina ulasmak) ve ziyadesi (daha fazlasi, Allah’in cemalini görmek) vardir. Onlarin yüzlerini bir keder kaplamaz ve bir zillet (küçük düsme, hakirlik) yoktur. Iste onlar, cennet halkidir. Onlar, orada devamli kalanlardir.

Teslimlerin tamaminin yerine getirildigi noktada bütün sir perdeleri kalkmistir ve son sir olan Allahu Tealanin zati da görülmüstür.

NETICE (SONUÇ) :

Rabbimiz sahabenin Peygamber Efendimiz(s.a.v)e tâbî olmadan önceki halini ve tâbî olduktan sonraki halini Aliimran suresinin 103 üncü ayeti kerimesinde beyan ediyor ve onlara Aliimran 104 te ,maruf ile emreden ve münkerden nehyeden bir topluluk olun diye emir veriyor.Yine Aliimran suresinin 110 uncu ayeti kerimesinde de sahabenin bu vasiflari kazandigini ifade ediyor.Yani sahabe Allahu Tealanin emrettigi bütün teslimleri emredilen biçim ve boyutta yerine getirmisler.Bu noktaya 28 basamakta,7 safhada ve 4 teslim ile ulasmislardir.

Aliimran 103:
’Va’tasimû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ sefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).

Ve hepiniz Allah’in ipine simsiki sarilin ve firkalara ayrilmayin. Ve Allah’in sizin üzerinizdeki ni’metini hatirlayin; hani o zaman siz birbirinize düsman idiniz. (Sonra Allah), kalplerinizi uzlastirdi da O’nun bu ni’meti ile artik kardesler oldunuz. Siz, atesten bir çukurun tam kenarinda bulunuyordunuz da (Allah), sizi ondan kurtardi. Allah, size âyetlerini böyle beyan ediyor ki; böylece hidayete eresiniz.

Aliimran 104:
’Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Sizden, (insanlari) hayra çagiran, ma’ruf (irfan) ile emreden, kötülüklerden alikoyan (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarina yardim eden) bir ümmet (mürsidler) olussun. Iste onlar, MUFLIHUN (felâha erenler)un ta kendileridir.

Aliimran 110 :
Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).

Siz, insanlar için çikarilmis en hayirli bir ümmet oldunuz. Ma’ruf ile emreder, münkerden (kötülükten) alikoyarsiniz (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarina yardim edersiniz). Allah’a îmân edersiniz. Eger kitap ehli de îmân etmis olsaydi kendileri için elbette hayirli olurdu. Onlardan mü’min olanlar da var ama onlarin çogu fasiklardir.

Görüldügü üzere bundan on dört asir evvel SAHABEnin yasadigi Islam’dan bugün eser kalmamistir.Islam kalesinin yedi burcu Iblis tarafindan yerle bir edilmistir.Islam kalesinin yedi burcu olan yedi safhasi seytan tarafindan insanlara unutturulmustur.Islam alemi artik, SAHABEnin yedi safhada yasadigi Islam’dan habersizdir.Hedefler yok edilerek vasitalar hedef haline getirilmistir.Bugün Islam’in bes sarti olarak ögretilen seyler sadece hedefe ulastiracak vasitalar olmasina ragmen sanki hedeflermis gibi ögretilmekte ve insanlar topyekun cehenneme mahkûm edilmektedir.Oysaks görüldügü gibi Islam 7 safhada ruhun,vechin,nefsin ve iradenin Allah’a teslim edilmesidir.Hamdolsun ki bunlarin hepsi Kur’ani Kerim de mevcuttur.Yüzyillardir yavas yavas unutulan, SAHABEnin yasadigi Islam’i , bugünkü Islam egitimiyle hiç kimsenin yasamasi ve cehennemden kurtulmasi mümkün olamaz.Eger Kur’ani Rabbimiz bize ögretmeseydi bizde bugün bunlari sizlere ulastiriyor olamazdik.

Bu noktada bir kez daha sizleri SAHABEnin yasadigi ve bugün unutulan 28 basamak ve 7 safhadan olusan Islam’a, KUR’AN’DAKI ISLÂM’a davet ediyoruz.

Dualarimizla .


Iskender Ali M.I.H.R

MEHDI. IMAM. HALIFE. RESÛL