Nebevi hareket metodu(vahy sonrası)

  • 0 Cevap
  • 2461 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı iktibas

  • Cengiz sarsmazelsoy
  • ***
  • 421
Nebevi hareket metodu(vahy sonrası)
« : 09 Eylül 2013, 09:23:08 ÖS 21 »
                                                                                                                              Nebevi hareket metodu                  

                                                                                                                                     (vahy sonrası)

Vahy ile tanışma meselesini açıklarken bir önceki dersimizde olması gerekenleri açıklamaya çalıştık.Şimdi bu dersimizde olmaması gerekenleri açıklamaya çalışalım inşaallah.

Vahy ile ilk tanışmada yeniden insan'ın doğuşu capcanlı olarak ortaya çıkmış hatta bu döneme tarihçiler "islam"ın doğuşu ismini vermişlerdirAncak bu dönemden sonra "insan"ın değerlerini yitirmeye başlaması takip etmiştir.İhtilaflar,çoğalmış,kan dökülmüş,tekfir zihniyeti hortlamış adeta bir kaos dönemine geçiş vukuu bulmuştur.O ilk dönemden eser kalmamıştır.Nebevi hareket varlığından söz edilmez hale gelmiştir.

Tabi böyle ortamda gayretler olmuştur,Bu gayretler acaba ne derece nebevi harekete yakındır.Özellikle "müslüman"ların gayretleri birleşme konusunda yoğunluk kazanmıştır.Çünkü parçalanmak olabildiğince fazla olduğu için gayretler bu yöne gitmiştir.Günümüzdede bu gayretler az değildir ancak bu konuda başarı gösterememişlerdir.

Yada bazılarının yaptığı gibi tıpkı "mehdi"beklentisi gibi birleşmeyi bekliyorlar,birleşmeyi beklemeye gerek yok.Herkes nebevi hareket metodu üzerinde dursun ve bunu hayatına aktarsın kesin birleşme olmuştur zaten.Ama insan'lar birlik bekliyorlar,liderlere bırakıyor bu işleri,liderlerden bekliyorlar.Aslında herkes kendi bulunduğu noktada Allah'ın dinini Allah'ın istediği gibi Resulullah a.s. ın örneklendirdiği gibi hayata geçirirse  nebevi hareket metodu üzerinde durursa bütün insanlar birleşmiş demektir İsterse insan dünyanın başka köşesinde olsun

Cemaatlerin yaptığı gibi anlaşmalı evlilik yapıldığı gibi birleşmesine gerek yok.Üzerine düşen vazifeyi hakkını vererek yapsın yeterlidir.Mekke,deki müslümanlar üzerine düşeni yapıyordu,habeşistana hicret edenler yapıyordu,medineye gidenler yapıyordu Allah bu çalışmaların meyvesi olarak İslam devleti teşekül ettirmişse muminler o devletin çatısı altında toplanacaktır.

Otomatiğe bağlanmış bi cihaz gibi olaylar gelişecektir,yoksa liderlerden bir şey beklemeye gerek yoktur.Herkes üzerine düşen vazifeyi doğru yapsın yeter.....Allah devleti nasip eder veya etmez bu durum insanların liyakatına göre değişecektir.Amaç devlet kurmak değil Allahın rızasını kazanmaktır.Devlet,kurulduktan sonra Allahın rızasını kazanamamışız hiç bir önemi yoktur.Kuzey afrikada kurulan devletler kurulmuştur ama sonradan gelinen nokta belli tağuti yönetimdir artık bunlar.

Biz bunu tarih içinde izledik,türkiyede izledik,kuzey afrikada ve başka yerlerdede izledik,asya ülkelerinde izledik,hala izliyoruz.

Öyle bir hal varki;günümüzde devlet,Allah'ın ayetlerinden kutsal hale gelmiş,cemaat,Allah'ın ayetlerinden kutsal hale gelmiş,birçok şey Allahın ayetlerinin üzerine çıkarılmış mesela;devlet kurmak o kadar öncelik verilmiştirki devlet'e giden yol herşey mübahtır diyebilecek kadar.

Cahiliyye mantığıdır bu.Gücü,kuvveti herşeyin üstünde tutuyorlar.Sonuç ne oluyor?Vakıa olarak bugün'kü yaşananlar oluyor.Nebevi hareket metodunda islam devleti teşekkül edene kadar  hiç bir müşriğe şiddet kullanılmamıştır ve pazarlıkta yapılmadan yoluna devam edilmiştir.Mekkede sad bin ebu vakkasın bir olayı olmuştur bir müşrik'e kemik fırlatıp müşriği yaralamıştır bu hareket bağımsız bir harekettir,islam,tarihçiler bu olayı abartarak islamda ilk kan burda dökülmüştür diyerek bu olayı metod haline getirmişlerdir bu olayın nebevi hareket metodu ile alakası bile yoktur.Çünkü bu olaydan sonra buna benzer ikinci bir olay olmamıştır.

Yine resulullah a.s kabe'de namaz kılarken ebu cehl ona söver ve ağır tehditlerde bulunur bu olayın şahidi bir cariye hamza r.a anlatır hamza r.a ebu cehle vurur bu olay yine bağımsız bir olaydır.Çatışma büyümez çünkü hamza r.a. biraz kaygılanır ,kaygısı ;acaba ilahları kızdırmış olabilirmiyim;gibi sözler söyler kendine ve sabaha kadar düşünür bunun sonunda Allah kalbine hidayet verir ve islami şahadet getirir müslüman olur.

Yine ömer r.a. müslüman olduktan sonra  kapı kapı dolaşır ilan eder ömeri iteleyip kakarlar buna karşılık ömer r.a. ;yapacağınızı yapın bana;der ancak yine tarihçiler sanki ömer r.a. birilerinin kafasını kırmış gibi bir senaryo anlatır ama islam tarihinde böyle bir olay vukuu bulmamıştır.Onların anlattığı gibi kan akma olayı değil sadece birileri ömer'i iteleyip kakmışlardır.İnsanlar yanlış bakış açısı ile değerlendiriyorlar,burda böyle bir olay var.

Resulullah a.s a o kadar eziyet edilmesine rağmen hiç bir karşılık vermeden,sabrla davetini sürdürmüştür.

Samimiyet olmayan müslümanlar sabredeceği yerde sabretmez,savaşacağı yerde savaşmıyacaktır.Allah nisa 77  Kendilerine: 'Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin' denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir grup Allah'tan korkar gibi hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar ve: 'Ey Rabb'imiz! Bizim üzerimize savaşı niçin farz kıldın? Yakın bir zamana kadar bize mühlet verseydin olmaz mıydı?' dediler. De ki: 'Dünyanın geçimliği azdır. Ahiret ise fenalıklardan sakınanlar için daha hayırlıdır ve bir kıl kadar dahi haksızlığa uğratılmazsınız.'

Bugün savaş naraları atanlar acaba savaşması gerektiğinde savaşacakmı?




Biz bu durumda ne yapmalıyız?Allah'ın ayetlerini hayatımıza aktararak,Resulullah a.s. örneklendirilmiş hayatını hangi şartlarda ne yapmış ve ne yapmamış bunu  dikkate alarak bulunduğumuz konumun hakkını vererek yolumuza devam edeceğiz. islam devleti teşekkül ettikten sonra yaşanan şartlar nelerdir,İslam devleti,yok iken yaşanan şartlar nelerdir?Bunları kavrayacağız,kavrayamazsak bu yolda bocalar dururuz ve nerden başlıyacağımız bilemez hale geliriz ,Şüphesiz medine fıkhı,mekke fıkhı farklıdır,aralarında çok detay vardır.

Örneğin zekat söz konusu olduğu zaman herkes için şartlar farklı farklıdır vermesi gereken insanlar var gücü yetmiyen insanlar var . Sorumluluklar farklı farklıdır.Resulullah a.s. hayatına bakarsak her ayrı merhalede ayrı bir sorumluluk yüklenir insan'a ....İnsan hangi konumda ise ayrı ayrı sorumluluk yüklenmiştir.Kur'an'ı nüzül sırasına göre okursak mekki ayet'lerde güzel uslub,akide,öğüt,Kafir ve müşrikler hakkında "onları bana bırak"mühlet ver"cevap yetiştirme,sabr et  gibi konulara değinmiştir.

Hatta casiye 14 te İman eden kullarıma de ki: “Allah'ın günlerinin (geleceğini) ummayan, kazanmış olduklarından dolayı (Allah'ın) cezalandıracağı kavmi bağışlasınlar.”


Peki hoş gereceğiz,sabredeceğiz,birileri zulüm ederken savaşanlara katılmayacakmıyız diye bir mantık,yada bekleyecekmiyiz diyebilirler.Hayır hiç bir şekilde beklemek caiz değildir ,İslam'da beklemek yoktur ,ancak beklemicem yapacam,derken yanlış bir iş yapmakta yoktur,bu çok önemli bir konudur ,beklemicekler önce öğrenecekler "iqra edecekler"beklemek yok ,öğrenmek var,eğitim var.

İlk ayet'lerde "müzemmil suresi"nde gecenin üçte biri yahut yarısı okumaktan bahseder çoğu insan sadece gece namazına endeksler okumayı dikkate almaz bu yorum bile kişiyi eğitimden uzaklaştırıyorÖyle bir şey söz konusuki ciddi bir eğitim almak söz konusu,İslamı iyi öğrenirsek diğer merhalelerde iyi gidecektir,İslam öğrenilince diğer merhalede ne yapacağı söz konusu olur.

Gerçek anlamda "zulmü"kaldırmak istiyorsak Resulullahın yaptığı gibi yapacağız yoksa onun  gibi başlamaz isek zulmü tamamen kaldıramaz her şeyden önce Allah buna izin vermez ,yeryüzünde islam adına savaşanlara bir bakın zulmu nereye kadar kaldırabilmişler ,silaha el atış konusu bile Allah'ın sınırlarını aşmadan ve İslam devleti teşekkül ettikten sonradır.

Hiç bir peygamber otoritesi,devleti veya saltanatı olmadan silaha el atmamıştır.Günümüzde "islam" adı altında somaliye,afganistana,ırak'a bosna'ya ,flistine suriye'ye gittiler belki dünyanın 50 ülkesinden katılanlar oldu silahları ile zalimlere biraz mermi harcadılar sonrada dönüp ülkelerine geldiler ve bu ülkeler genellikle demokrasi çıktı .....Resulullah a.s. medineye gittiğinde bir daha medineyi terketmedi ,medinede 2 gün kalıp mekkeye dönse idi hicret sevabından mahrum kalacaktı.

Macera arar gibi bir yere gidip savaşmakla bu iş çözülmez Bugün hayata geçirilmeyen ve peygamberlerin ortak hareket ettiği bir konu var oda hakkı zalim idarecilere Allahın dinini tane tane anlatılmasıdır ve buna resulullah,cihad'ın en üstün noktası diyor işte bunu hiç kimse yapamadı İllaki cihad edilmesi gerekiyorsa birinci basamak bu olsun belki tarihte seyyid kutub,mevdudi gibi ona benzer kişilikler çıkmıştır ama genelde bu hareketler insanlara garib geliyor.

Ama eğitim almazsak islam devleti olsa bile nasıl hukuk uygulayacağını iyi bilemez,savaş hukukunu hayata geçiremez .Eğer İnsanlar canından vazgeçip Allah yolunda ölmek istiyorsa yada Allah yolunda cihad etmek istiyorsa zalim idarecilere Allah'tan başka ilah olmadığını ,ondan başka kanun koymanın uluhiyyetlik idiasında bulunmuş olacağını ifade ederse o zaman insanlar bunu örnek alarak mücadele edecekler mücadele küvvetlenecektir.

Araştırmaya başlar,okumaya başlar ,kimi inanarak delillere bakar,kimi inananların aleyhlerine delil arayarak okur belkide bunu yaparken iman eder fiilen eğitim süreci başlar inananlar içinde inanmıyanlar içinde ..

Eğer sabretmesini bilmez iselk,savaştada,barıştada,devlet yönetirkende sabredemeyiz örneğin dünyada bir sürü devlet kurulmuştur.Asyada,afrikada veya türkiyenin kuruluşunda olsun bunlar Allah yolunda savaş ile başladılar gelinen nokta bellidir. Ne bekliyorduk?Allahın dinini uygulamaya kalkarken resulun sünnetini aşama aşama yaşamakta sabredemiyen insanlara Allah,en mükemmel devletmi verecekti?

Allah"sen onları bana bırak" derken "hayır Allah buna bir şey yapamaz ben daha iyi yaparım"diyenemi yardım edecek"Allaha güvenmiyormuyuz?Acizmi?Biz daha iyimi ceza veriyoruz?Hayır "sen onları bana bırak"diyorsa Allah ona bırakmayı bilmemiz gerekiyor.Birinci basamağa sağlam basmaz ise diğer basamağa zıplayarak giderrsek düşeceğimiz belli değilmi?İnsanlar böyle yapanlarla doludur.Musa a.s. kıssası ne kadar güzel örneklerle doludur inşaallah diğer derslerimizde işleyeceğiz ,Musa a.s. nebevi yolu Allahın istediği gibi uygulamış fravun aciz kalmış bu metodu uygulayan her müslüman için geçerlidir bu metot fravunları aciz bırakır

Düşünün Musa a.s. fravunun karşısına çıkan en son kişi olması lazım çünkü idam hukmü yemiş biri idi ve fravun hiç bir şey yapamadı daha bizler böyle idama mahkum bile olmamışken şartlarımız onunkinden daha elverişli olmasına rağmen çıkamıyoruzmu desem çıkmıyoruzmu desem bunu iyi düşünün inşaallah








        
Ne yaparsan yap sana yakışmayanı yapma