Kadir Gecesi

  • 10 Cevap
  • 6014 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Kadir Gecesi
« : 13 Ağustos 2012, 09:08:09 ÖS 21 »
kadri büyük gece


Kadri büyük bir kitab, kadri büyük bir meleğin diliyle kadri büyük bir elçinin eliyle kadri büyük bir ümmete indirildi bu gece..

I. Bu gece kadrinin bilindiği gece.. bu gece kadrini bilmen gereken gece.. bu gece kendinden fazlası olduğun gece.. bu gece varlığının göklere taştığı gece... bu gece....

Erişilmeyen raflardan sofrana indirilenin paylaştırıldığı gece...

Ellerin uzanamadığı yücelerden avuçlarına doldurulanların taksim edildiği gece...

Sonsuzluk müjdesinin, ölümsüzlük tesellisinin yeryüzünün açık yaralarına merhem edildiği gece...

II. Hep şikayetçi değil miydin kuyrukta bekletilmekten?

Sıradan sayılmaktan?

Önemsenmemekten?

Sesini duyuramamaktan?

Ne kadar heveslendin ünlü biri olmaya?

Herkesçe tanınmayı çok isterdin. Hiç kuyruğa sokulmamayı, bekletilmemeyi.... Söylediğinin dinlensin isterdin. Önemsenesin. Adın dünyada büyük harflerle yazılsın diye bekledin. Şimdi sırası işte.. Bu gece kadir gecesi. Kadrinin sayıldığı gece. Hatırının bilindiği gece.. Rabbin seni sırada bekletmiyor; hemen huzuruna alıyor. Hatırını sayıyor. Rabbin seni sıradan saymıyor; biricik kulu eyliyor. Önemsiyor varlığını. Rabbin seni önemsemezlik etmedi hiç.

Her söylediğini hemen duyuyor. Önemsediklerini önemsiyor. Dile getirdiklerini değil sadece, dile getiremediklerini de dua kabul ediyor. Fısıltılarını, iç çekişlerini, tereddütlerini de işitiyor. Sırdaşlarına söylediklerini değil sadece, kendine bile söyleyemediğin kusurlarını ayıplamadan yüzüne vurmadan bağışlayacağını söylüyor... Bu gece kadir gecesi.. kadrinin bilindiği gece.. hatırının sayıldığı gece...

Karalıklarını rahmetin ırmağına bırak bu gece.. Affeden, affetmeyi seven, severek affeden Rabbin içine attığın, unuttuğun, susturduğun pişmanlık sızılarını da özür kabul ediyor, seni aklayacağını müjdeliyor. Hatalarından çok hatırını sayıyor.. Bu gece önemsendiğin gece.. bin geceden hayırlı gece... Göklü kervanlar müjdeler taşıyor ayağına.. günahlarının utancından kurtulmayı vaadediyor rabbin sana. geçmiş hatalarının eteğini habire çekiştirmesine bir son veriyor. Birikmiş kusurların ayağına taktığı çelmelerden kurtarıyor seni Rabbin.. yeni bir hayat sunuyor sana. Bu gece ak sayfalara çağırıyor sesini..

Bu gece huzurunda durultuyor telaşlı nefeslerini. Bu gece yakınlığında diriltiyor ölü kelebeklerini.. Rabbin bu gece, dudağından düşen her heceye sonsuz hayatlar ekliyor. Rabbin bu gece, nefesine dolaşan her yakarışa sınırsız bağışlar sunuyor. Rabbin bu gece, yüzüne değen her damla göz yaşından bitimsiz kevserler doğuruyor. Olduğun gibi kabulleniliyorsun bu gece..

Ayıplanmadan.

Yüzünü vurulmadan.

Başına kakılmadan.

Şart koşulmadan.

Bekletilmeden.

 Önce sen.. Önce sen. Sadece sen.. Huzura alınıyorsun. Yüzünü yerden kaldırıyor Rabbin. Utançlarını bitiriyor. Kusurlarını siliyor. Rahmetinin serinliğinde teselli ediyor seni.. Yeni/den seviyor. Hiç hata etmemiş gibi yanına alıyor. Yüzünü yerden kaldırıyor...

III. Bu gece takdir gecesi... sana takdir edilenler yeniden hesaplanıyor. Adını yazdırman bekleniyor cömertlik defterine... Yerini alman bekleniyor rahmet yağmurunun altında. Takdir senin. . Sana takdir edileni çoğaltmak elinde. Sana pay edileni çok etmek diline kalmış.. Bak...

Avuçların boş, dudağın çatlamış. Yağmura kavuşacak mısın? Alnına değecek yağmurun damla damla sayıldığını bil, bu gece. Duayı al avuçlarına. Umudun için rahmet göğünde bulutlar biriktir. Takdir gecesi bu gece.. Hırslarının kuytusundan çık, heveslerinin uçurumundan kaç.

Payına düşecek müjdeleri çoğalt. Bak... Umutların boşlukta... Tutunacak yer bulacak mısın? Dudağına gelecek ekmeğin lokma lokma bölündüğünü bil, bu gece. Duayı dokundur dudağına. Rızkın için rahmet bağına ekinler bırak. Takdir gecesi bu gece... Çoğaltıp biriktirmenin telaşını bir kenara bırak. Sana kalacaklara bak, seninle olacakları çoğalt. Bak.... Hasretlerin yokluğun eşiğinde.

Varlıktan içeri çağrılacak mısın? Ölümünün ve ömrünün kaderin kefelerinde tartıldığını bil, bu gece. Duayı yoğur dakikaların hamurunda. Ömrünü rahmet çağının sonsuz günlerine bitiştir. Takdir gecesi bu gece... Aynaların övgüsünü bırak. Ettiklerine niyet kat; canını ve malını cennet karşılığı Rabbine sat. Kadir gecesi bu gece.... Gecenin kadrini bilenlerin gecesi.

IV. kadri büyük bir kitab, kadri büyük bir meleğin diliyle kadri büyük bir elçinin eliyle kadri büyük bir ümmete indirildi bu gece.. farkında mısın kadrin ne kadar yüksekte... farkında mısın hatırın ne kadar el üstünde... haydi, durma, varlığını dilinin ucuna taşı. dua dua göğe yürü.. haydi, durma, hasretlerini nefeslerine taşır. dua dua göğe yürü.

Senai Demirci 

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Kadir Gecesi
« Yanıtla #1 : 14 Ağustos 2012, 03:46:04 ÖÖ 03 »

 KADİR Gecesi  Yaklaşırken..



Kadir gecesini, kandil simidi yiyerek geçirmeyelim!


“Doğrusu biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirmişizdir.

Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?

Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.

Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.

O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”


(Kadir, 1-5).



Kadir gecesi, gecelerden biridir.

Bu gecede Kur’an inmeye başladığından, ona İlahi bir değer atfedilmiştir.

Mademki Kur’an’ın indiği geceyi ihya ediyoruz, öyleyse Kur’an okurken “Allah bana ne emrediyor?” sualinin cevabı aranmalıdır. Allah’ın emirleri öğrenilmeli, onları uygulamaya karar verilmelidir.

Kadir gecesini nasıl ihya edeceğiz?
Kadir gecesinin hakkını vererek..

Hakkını vermek demek, iki tane kandil simidi yemek değildir..

Kur’an-ı Kerim, maddi manevi hastalıklarımızın dermanıdır, deyip, onu evin bir köşesine asmak yanlış olur. Okuyup uygulamak lazım. Kadir gecesinin ruhu, Kur’an’ı anlamaktır.

Hz. Âdem’den beri dünyaya gelen insanların ahirete gitmesi, bizim de bu dünyada kalıcı olmadığımızı gösterir.
Bazı kimseler vasiyet ediyorlar: “Öldüğümde beni Kur’an-ı Kerim’le beraber gömün.” Fakat hocalar der ki, “bu caiz değildir”. İnsan Kur’an’ı ne kadar öğrendi ve ne kadar yaşadıysa beraberinde ancak onu götürebilecek. Kitabı götürmek yok!..

Ahiret azığımız, dünyadan götüreceğimiz maddi şeyler değildir. Allah adına ne yapmışsak, O’na itaat adına ne yapmışsak, bizim çantamızı bunlar dolduracak. Böyle gecelerde durum muhakemesi yapılmalı: Ne haldeyiz? Nasıl olmalıyız?

Kadir gecesi, değişmemize sebep oluyorsa, ihya edilmiş demektir. Yok, birkaç ibadetle savuşturuluyorsa, o zaman da Allah’tan ve Resulullah’tan hayâ etmeli, utanmalıdır. Efendimiz’e ümmet olmayan, hangi kandilin şuuruna erer?

Hz. Aişe (r.ah) diyor ki: “Ey Allah’ın Resulü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim? diye sordum. Resulullah (sas):
“Allahümme inneke afüvvün tühibbü’l-afve fa’fu annî (Allah’ım sen çok affedicisin, affı seversin, beni affet).” diye dua et, buyurdu.”

Tövbe ipine sarılalım ki, o ipin diğer ucunu İslam alimleri tutuyor. Onlara kavuşalım, kurtuluş sahiline çıkalım.

Tövbe kapısına yaklaşmazsak, bataklıktan memnunuz demektir.

Kadir geceniz mübarek olsun..


Hekimoglu İsmail

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Kadir gecesi Kur'an'da nasıl geçiyor?
« Yanıtla #2 : 14 Ağustos 2012, 03:53:27 ÖÖ 03 »
Kadir gecesi Kur'an'da nasıl geçiyor?

Bin aydan hayırlı bir geceye giriyoruz bu akşam.

Kur'ân'ın kadrini, kıymetini, şerefini ve şanını yücelttiği tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesi'dir.

Bu gecenin özelliğini gecenin ve gündüzün sahibi olan Yüce Allah bildiriyor.

Bu gece o kadar faziletlidir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî olayların anlatılması için müstakil bir sure indirmiştir. Bu sure Kadr Suresi'dir.

Beş ayetli olan bir surede üç defa "Leyletü'l-Kadr" ifadesi yer alır.

"Şüphesiz, o Kur'ân'ı Kadir Gecesi'nde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır."

Kutsal anlar da surenin sonunda şöyle ifade buyurulur:

"O gecede melekler ve Cebrâil Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir esenliktir."

Kadir Gecesi'nin en önemli özelliği, Kur'ân-ı Kerim'in bu gecede ilk olarak inmeye başlamasıdır.

Bu geceyi dua ve ibadetle geçirenler, seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olur.

Bu gecedeki Kur'an sofrasını başta Cebrâil olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalp açık olan müminlere öte âlemden manzaralar sergilenir.

Meleklerin arka arkaya inmesiyle yeryüzü manevi bir izdihama uğrar. Dünya adeta onlara dar gelmeye başlar. Müminlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, nurlu gönüllere engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.

Kadir Gecesi'nin Ramazan'ın hangi gecesine rastladığı hakkında birçok rivayet var ancak Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilir.

Bazı hadislerde 27. geceye denk geldiği bildirilir. "Onu yirmi yedinci gecede arayınız" hadisi bu hususa işaret eder.

Bu rivayetlerin ışığında İslâm alimleri Kadir Gecesi'ni Ramazan'ın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya etmiştir.

Bunun için müminler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesi'ni değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler.

Kadir Gecesi'ni değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi artırmak için namaz kılınır, Kur'ân okunur, dualar edilir. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Her vesileyle vakit nurlandırılır.

Kadir Gecesi'nin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel bir teşvik özelliğini taşır:

"Kim inanarak, sevabını ancak Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesi'nde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir."

Bu gece nasıl dua edelim?

Bunu da Hazret-i Aişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimiz'den öğrenelim.

"Dedim ki, 'Yâ Resulallah, Kadir Gecesi'ne rastlarsam nasıl dua edeyim?"

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâm:

"Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu annî"

"Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle, dersin' buyurdu."



Mehmet Paksu

Ynt: Kadir gecesi Kur'an'da nasıl geçiyor?
« Yanıtla #3 : 14 Ağustos 2012, 07:18:48 ÖÖ 07 »
Kadir Gecesi:

Bu isim ilk defa Kur’an ile bildirilmiş ve bu tamlama ilk defa Kur’an ile Arap diline girmiştir.

Bu sebeple
“Kadir gecesi”ni doğrudan Kur’an’dan öğrenmemiz gerekmektedir:
 
Kadir Suresi:       

1-  Muhakkak ki biz onu Kadir gecesinde indirdik.
2-  Kadir gecesi nedir sana ne idrak ettirdi (bildirdi/ öğretti)?
3-  Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4- Melekler (haberciler), içlerindeki ruh ile Rabblerinin  izniyle  iner      dururlar/ hulûl eder dururlar; her bir işten.
5-  Bir esenliktir o şafak sökene kadar/ aydınlığa kavuşuncaya kadar.


Kadir suresinin ışığı altında Kadir Gecesi’ne:

-“Kadir” sözcüğünün “kader, takdir” anlamından yola çıkarak,
“Kur’an’ın inişinin takdir edildiği yani, indirilmesinin belirlenip de indirildiği gece” anlamı verilebilir.

-“Kadir” sözcüğünün “kadir, kıymet, haysiyet ve şeref” anlamları dikkate alınarak da “kıymet, şeref gecesi” anlamı verilebilir.


Böylece her iki anlamda da Kur’an’ın değeri şerefi belirtilmiş olur.
 
Kadir gecesi ne zamandır ?
 
Bakara suresinin 185. ayeti Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğini, Duhan ve Kadir sureleri de Kur’an’ın gece vakti indirildiğini bildirmektedir.

Ama Kur’an’da,
bu gecenin Ramazan ayının hangi gecesi olduğuna dair bir bilgi yer almamaktadır.

Kadir suresinde,
Kadir Gecesi’nin değerinin bildirilmiş olmasına karşılık tarihinin, zamanının bildirilmemiş olması, bize göre Kur’an’ın öneminin, o gecenin öneminden daha ön plânda tutulması gerektiğini anlatmaktadır.

Çünkü o geceye,
kadir suresinde bildirilen değeri kazandıran; Kur’an’dır.

Yani önemli olan o gece değil, o geceyi özel bir gece hâline getiren “esas değer”dir; Kur’an’dır.

Kadir Gecesi’nin
hangi gece olduğu, kesin belirlemelerle ifade edilmiş şekilde, “hadis” damgalı rivayetlerde bile yer almamıştır.

Aslında
evinin duvarında takvimi, masasında ajandası olmayan peygamberimizin bu gecenin hangi gece olduğunu bilmemesi veya hatırlamaması çok doğaldır.

Ama
onun da hayatını değiştiren bu olayı biliyor olması ve Allah’ın Kur’an’daki öğretisine sadık kalarak, bu olayda Kur’an’dan başka hiçbir şeyin önemli olmadığı gerekçesiyle gece hakkında bilgi vermemesi, akla daha yakın gelmektedir.

Böyle olmasına rağmen
rivayetler bu konuda da devreye girmiş ve Kadir Gecesi’nin kesin zamanını haber veren hepsi birbiriyle çelişkili yüzlerce ifade, “hadis” adı altında piyasaya sürülmüştür.

Bunlar,
tutarsız ve çelişkili oluşları bir yana, düşük ifadeli oluşları yönüyle de peygamberimize hiç yakışmayan uydurmalardır.

Bir örnek vermek gerekirse,
Kadir Gecesi’nin ramazan ayının 27. gecesi olduğunun gerekçesi şöyle açıklanmıştır:

Kur’an’da üç kez tekrar edilmiş olan “Leyletü-l Gadr (Kadir gecesi)” ifadesi, Arap harfleriyle yazıldığında dokuz harften oluşmaktadır.

Demek ki,
Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunun formülü; “3 tekrar X 9 harf = 27. gece”dir. İşte, Kur’an’dan onay almayan bu uydurmalar, Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu böylesine basit, böylesine komik formüllerle ispat (!) etmektedir.

İşin aslında ise,
Kur’an’ın inmeye başladığı gece olan Kadir Gecesi, geçmişte kalmıştır, tekrarı da olmayacaktır.

Çünkü Kur’an,
kesin olarak bilinmeyen bir tarihte inmeye başlamış ve inişi tamamlanmıştır.

İkinci bir Kadir Gecesi’nin yaşanması mümkün değildir.Kadir gecesi ile ilgili olarak Kur’an’da verilen bilgiler bu kadardır.

Ama bize göre Kur’an,
Kadir Gecesi hakkındaki ayetleri ile insanlara çok önemli bir mesaj vermektedir.

Bu mesaj;
herkesin, bin aydan daha hayırlı olan, meleklerin kendisine yardıma koştuğu, mutluluklarının hemen başladığı bir kadir gecesinin olması gerektiğidir.

Bu kadir gecesi ise;
 
BİZİM KUR’AN İLE TANIŞTIĞIMIZ,
ONU HAYAT REÇETESİ,
REHBERİMİZ,
IŞIĞIMIZ,
RUHUMUZ,
ŞİFAMIZ,
İBRET LEVHAMIZ,
HAYAT DÜSTURUMUZ,
HAYAT YÖNETMELİĞİMİZ YAPTIĞIMIZ
GECEDİR,
GÜNDÜZDÜR,
SAATTİR,
DAKİKADİR,
SANİYEDİR.
 
Gerçekten de insanın Kur’an’a sarıldığı an, onun hayatının dönüm noktasıdır.

O
an,
bin aydan,
bir ömürden belki
milyonlarca aydan bile daha hayırlıdır.
 
Çünkü
kurtuluş,
Kur’an’ın tanınmasına,
ona inanılmasına,
içeriğinin anlaşılıp uygulanmasına, kısaca; Allah’a teslim olunmasına bağlıdır.

Dinimizde
faziletli zamanlar ve mekânlar asla yoktur ama faziletli ameller vardır.Faziletin dereceleri de, yapılan işin zahmeti ve emeğiyle doğru orantılıdır.

Dolayısıyla
keramet gecede değil, KUR’AN’DADIR.
 
Konu
özetlenecek olursa, Kadir Gecesi, Kur’an’ın indirilmeye başlandığı ilk gecedir.

Peygamberimize elçilik görevi ilk bu gecede verilmiştir ve bu görev, âlemlere (tüm milletlere ve canlı-cansız tüm varlıklara) rahmet içindir.

Öyleyse
bu ilk gece âlemler için bir dönüm noktası olmuştur.

Âlemlerin
kurtuluşu da bu Kur’an’ın insanlığa gelişi ile olacağından, herkesin hayatını etkileyen özel anlar gibi, bu gecenin bin aydan daha yararlı olması tabiîdir.

“Bin ay” ifadesi de çokluktan kinaye olup, “Binlerce ay” anlamındadır.
 
Ayetlerin
bu mesajını alamayan ya da alıp çarpıtan zihniyet, önce kerameti geceye yüklemiş sonra da “Bu gece bütün günahlar affolunur” tarzında bir çok yalan ortaya atmıştır.

Bu
çarpık zihniyete göre;
yıl boyunca her türlü haramı, günahı işlemiş ve Allah’ın emirlerini çiğneyip Müslüman olmanın gereklerinden uzak yaşamış olanlar, bu gecenin yüzü suyu hürmetine affedilecekler ve bütün ömrünü Allah’a saygıyla geçiren ve haramdan, günahtan kaçınan kişilerin seviyesine geleceklerdir.
 
Başka bir bakış açısı ile;
Kadir Gecesi’nden bir gün evvel ölenler günahlarıyla ölecekler, Kadir gecesinden sonra ölenler ise affedilmiş olarak öleceklerdir.
 
Böyle
haksızlıkların Allah’a yakıştırılması öncelikle büyük bir cinayettir.

Bu tip hastalıklı görüşler,
insanların, Allah’ı sadece böyle ikramiyeli gecelerde hatırlamalarına, İslâm’ı sadece böyle gecelerde yaşamayı yeterli görmelerine ve kulluk görevlerini yapmamalarına yol açar.

Diğer taraftan,
Kadir Gecesi’nde affa uğrayacağını düşünen kişi için cezaların caydırıcılık özelliği kalmaz ve bu uygulama insanları âdeta suç işlemekten çekinmez yapar.

Sonuç olarak
bu yalan yanlış rivayetler, senenin her gününde, her saatinde, her saniyesinde mükemmel bir şekilde yaşanması gereken İslâm dinini, sadece belli bir gün ve gecelerde yaşanır hâle getirir, getirmiştir de.


Bilindiği gibi
çeşitli kesimlerde,
özellikle de tarikat ve tasavvuf çevrelerinde bazı günler, geceler ve aylar “mübarek” ilân edilmiş ve bu mübarek zamanlar için de özel namaz, oruç ve zikirler icat edilmiştir.

Ama
yapılan mübarek gece ilânları ve icat edilen özel ibadetler, sadece bu kesime mensup insanlar arasında yayılmakla kalmamış, başlangıçta dilden dile dolaşarak yayılan bu bid’atler, zaman içinde çeşitli yayınlarda, takvim yapraklarının arkalarında yer almak suretiyle daha geniş kitlelere ulaşmış, şimdilerde ise devletin resmî kuruluşları tarafından uygulanır olmuştur.

Dinin
sahibi Allah’ın, böyle şeyleri emretmemiş, önermemiş olması ise, bu bid’atlerin yer aldığı hadislerin, maalesef dinin Kur’an’dan sonra gelen kaynağı sayılması sayesinde dikkate alınmamıştır...." (alinti)



"..........
-ve
-oruç
-tutan erkekler
-ve
-ORUÇ
-tutan kadınlar
-bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır....." (ahzap/35)



slm.

*

Çevrimdışı Müslüman

  • ****
  • 511
  • Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.
Ynt: Kadir gecesi Kur'an'da nasıl geçiyor?
« Yanıtla #4 : 14 Ağustos 2012, 10:25:11 ÖÖ 10 »

Dinimizde
faziletli zamanlar ve mekânlar asla yoktur ama faziletli ameller vardır.Faziletin dereceleri de, yapılan işin zahmeti ve emeğiyle doğru orantılıdır.

yazının geneline katılmakla beraber Fecr kardeşin bana yönelik sarf etmiş olduğu "kendini Haniflere fazla kaptırmak" sözünün bu yazar için daha uygun olduğunu düşünüyorum.

"Hadis damgalı rivayet" sözü Allah-u Alim bize gerekli ipuçlarını vermekle beraber yukarıdaki "faziletli zaman ve mekan yoktur" sözü de bu yaklaşımın bir sonucudur.

Faziletli zamanlar; Arafe günü, Cuma günü, gece namazı, Ramazan ayı, teşrik günleri... ilk aklıma gelenler.

Faziletli mekanlar; Mekke (kabe), Medine-i münevvere, Kudüs (Beytü'l Makdis), Haceru'l Esved, Uhud dağı...vs

*

Çevrimdışı Müslüman

  • ****
  • 511
  • Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.
Ynt: Kadir gecesi Kur'an'da nasıl geçiyor?
« Yanıtla #5 : 14 Ağustos 2012, 11:02:02 ÖÖ 11 »
Ha bir de bizimkilerin faziletli mekanlarından (!) "Menzili" unuttuk yahu, hani "gavs ne derse onu yapceez, ona kul köle oleceeez" diyen ve Mulk suresini baştan sona yanlış okuyan pek muhterem keramet sahibi şeyhimizin yaşadığı kutsal mekan Menzil. Hani bir türlü sonu gelmeyen Çorba'nın diyarı var ya hah işte orası.

Faziletli mekanlardan Mezarlıklar ve Türbeleri anmadan nasıl geçeriz;

Al sana bir göbek ver bana bir bebek demek suretiyle iki göbecik atıp iki ay bilemedin 6 ay sonra garanti hamile kalındığı, iş ve işçi bulma kurumu gibi çalışan, her derde deva hastalara şifa, işsizler iş evsizlere ev, bekarlara umut olan o kutsal mekanlar.  

*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5127
    • depo
Ynt: Kadir gecesi Kur'an'da nasıl geçiyor?
« Yanıtla #6 : 14 Ağustos 2012, 02:22:12 ÖS 14 »
Alıntı
ebubek
........................(alinti)
slm.

sayın ebubekir ilk defa yazdıklarınızı net anladım diyordum ki sonunda alıntı kelimesini gördüm.
alıntının yazarını ve kaynağınızı da paylaşırsanız seviniriz.

ayrıca daha da önemlisi ilk defa da yazdıklarınızın altına izninizle ıslak imzamı iliştirmek atmak damgalamak isterim...
saygılarımla....





*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4812
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Kadir gecesi Kur'an'da nasıl geçiyor?
« Yanıtla #7 : 14 Ağustos 2012, 03:02:14 ÖS 15 »
Ebubekirin yazısında ki; Kadir gecesi yorumunun ilk fikir mimarı İslamoğludur. Ondan önce böyle yorumlayanlar oldu mu bilemiyorum...

Bu gece yarın gece yada şimdi...

Kuranın bereketiyle ömrünün kadrini bilenlerden olmamız duasıyla...
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Kadir Gecesi'ni nasıl bir niyet ve kararla ihya etmeliyiz?
« Yanıtla #8 : 14 Ağustos 2012, 03:49:04 ÖS 15 »
Kadir Gecesi'ni nasıl bir niyet ve kararla ihya etmeliyiz?


Hazret-i Kur'an bizi uyarıyor: "Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır!. "Ancak bin aydan hayırlı olan bu geceyi, biz kendimiz hakkında da nasıl bir niyet ve kararla bin aydan hayırlı hale getirebiliriz? Bin ay yaşamış gibi bir sevap kazanmaya nasıl vesile kılabiliriz bu geceyi?


İşte bütün mesele burada, bin aydan hayırlı olan bu geceyi biz kendimiz hakkında da bin aydan hayırlı hale getirebilme meselesinde..

Şayet bu geceyi de (bundan sonra daha temiz bir İslami hayat yaşamalıyım) şeklinde bir niyete girip karar almadan sıradan bir gece gibi geçirirsek, elbette sıradan bir gece gibi sonuç alırız, diğer gecelerden farklılık söz konusu olmaz ilerideki hayatımızda da.. Öyle ise sıradan bir gecelikten çıkaran bir farklılık olmalı bu gecede, geçmişte yaşadığımız günahlı halleri gelecekte bir daha tekrar etmeme kararı almalıyız Kadir Gecesi'nde, geceyi tam olarak ihya etmiş olmak istiyorsak şayet..

Böyle mühim bir kararı nasıl alabiliriz bu gecede?

Önce yaşadığımız hayatımızın şöyle bir muhasebesini yapmalıyız.

-Bugüne gelinceye kadar harcadığım hayatım tam hedefini bulmuş, gayesine ermiş mi? Vicdanen rahat mıyım yaşadığım hayattan? Şayet hayatımın tükettiğim kısmından memnun değilsem bu gece öylesine yeni bir niyete girmeli, öylesine kesin bir karar almalıyım ki, bin ay yaşasam dahi artık geçmişteki kirli hallerimi bir daha tekrar etmemeli, çok daha temiz bir İslamî hayat yaşama niyet ve azmine girme konusunda kesin bir karar almalıyım!.

İşte bu gecede, daha temiz bir İslami hayat yaşama kararı almayı biz, 'Kadir Gecesi'ni kendi hakkında bin aydan hayırlı hale getirme kararı olarak yorumluyoruz. Böyle bir kararla ihya etmiş olduğumuz Kadir Gecesi'nden sonra daha takvalı tertemiz bir İslamî hayat yaşama azmine girmiş oluyoruz. Hatta bu kararımızı kendi içimizde daha da pekiştirerek kendi nefsimize diyoruz ki:

-Hayatımın bundan sonraki kısmında şimdiye kadar yaşadığım kötü alışkanlıklarımı mutlaka terk edecek, iyi alışkanlıklarımı ise mutlaka artıracak, daha temiz bir İslamî hayat yaşama azim ve aşkında olacağım, hatta bin ay dahi yaşasam daha temiz bir İslamî hayat yaşama konusunda azimli ve kararlı olacağım!.

İşte Kadir Gecesi'nde aldığımız bu daha temiz bir İslamî hayat yaşama kararıyla gecemizi kendimiz hakkında bin aydan hayırlı hale getirmiş oluyoruz. Çünkü bu kararla biz bin ay da yaşasak daha temiz bir hayat yaşayacaktık. Niyetimiz buydu. Hadis-i şerifte, müminin niyeti, amelinden hayırlıdır, buyrulmuştur. Biz de niyetimizi böyle düzeltmiş, bin ay yaşasaydık böyle tertemiz bir İslamî hayat yaşayacaktık. Bu halis niyetimiz sebebiyle bin ay yaşamış gibi mükâfatını göreceğiz inşallah. Yeter ki böylesine özel ve güzel bir niyete muvaffak olabilelim.

-Var mısınız hataları iyice terk edip sevapları daha da çoğaltarak tertemiz bir İslamî hayat yaşama kararı alacağımız bir Kadir Gecesi'ni ihyaya, geceyi kendi hakkımızda da bin aydan hayırlı hale getirme niyetine, azmine ve kararına? Unutmayın, böyle bir niyetten sonra tek ay dahi yaşasak, bin ay yaşamış gibi ikram görebiliriz Rabb'imizin yanında. Çünkü bin ay da yaşasak daha temiz bir İslamî hayat yaşayacaktık Kadir Gecesi'nde aldığımız bu özel ve güzel karar sebebiyle..

İşte bu niyet ve karara biz, Kadir Gecesi'ni, kendi hakkımızda da bin aydan hayırlı hale getirme niyet ve kararı diyor, böyle bilinçli bir niyet ve kararla ihya edeceğimiz Kadir Gecesi diliyoruz Rabb'imizden cümlemize!.
 
Ahmed Şahin

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Kadr ü kıymet bilmek / İskender Pala
« Yanıtla #9 : 14 Ağustos 2012, 04:35:09 ÖS 16 »
Kadr ü kıymet bilmek


Unuttuğumuz birkaç kelime ve terkip: Kadir bilmek, kadr ü kıymet, kadirdân (değer bilen), kadr-âşina (değer bilir), kadirşinas (değer bilir), âlî-kadr (değeri büyük)... Kadir (kadr) kelimesi, "güç yetirmek, takdir, şeref ve azamet, itibar, derece" gibi anlamlar taşıdığı gibi "ölçü, miktar" anlamını da yüklenir (karınca kadrince).


Kadir bilmek, zor bir sınavı başarmaktır. Tarih boyunca pek çok kişi kadrinin bilinmediğinden şikâyet etmiş, insanların kadirbilmezliğini yermiştir. İşte Karacaoğlan, "Kadir kıymet bilmez olmuş her kişi / Kadir kıymet bilen yere gidelim"; işte Mazlumî, "Hayırsız komşudan yaman kardaştan / Kadir bilenlerin iti yahşıdır". İşte üstad Laedrî, "Âsaf'ın mikdarını bilmez Süleyman olmayan / Bilmez insan kadrini alemde insan olmayan". Ve Hayali Bey'in o yürekler yakan şikâyeti "Ko beni gussa vü hicr ile yanıp yakılayın / Sen var ol kadrini bilmezler ile şâd yürü (Ey sevgili, ben keder ve ayrılık içinde yanıp yakılırken var git sen değerini bilmeyenlerin arasında gününü gün et [elimden ne gelir?]). İlla bu konuda en büyük çığlığı Fatih döneminden bir kadın şair, Mihri Hatun göklere yükseltir. Ben onun beytini ilk okuduğumda, "A Mihri Hatun" dedim içimden, "başka hiçbir şiirin olmasaydı bile, şu iki dize, senin adını kıyamete kadar yaşatmaya kâfi gelirdi." Diyor ki "Kadri bilinmeyen âşıklar için haşre değin / Döğelim başımızı taşlara aksın yaşımız ([Gelin, koşun,] kadri bilinmeyen âşıklar için başımızı taşlara vurarak ta kıyamete kadar ağlayıp gözyaşı akıtalım!)"

Kadr kelimesinin bu "değerli olma" anlamı senemizin bir gecesini de diğerlerinden ayırıp kıymetlendirir. O kıymet, açık ve sakin bir geceye şavk olur, açıktır, mutedildir. Bin aydan hayırlı, milyon geceye bedeldir. Cebrail ve melekler yer semasında, bir bayrak Hz. Peygamber'in ravzasının kubbesine, bir bayrak Kudüs'te Mescid-i Aksa'nın çatısına, bir bayrak da Tur dağının tepesine dikmişler, dalga dalga insanları melekliğe çağırıp dualara amin derler. Bu gece denizlerin suyunun bir an tatlılaşıverdiği gecedir. Sabahında kızıl güneşin tepsi gibi doğduğu gece. Bu gece, Kur'ân'ın nazil olduğu ve belki de sabahında Bedir zaferinin vuku bulduğu gecedir. Bir defa olmuş, geçmiştir de biz her sene onun şeref ve hatırasına yeni bir geceyi kıymetlendiririz. Gülzar-ı Aşk şârihi Hüseyin Vassaf, bu gece için "Ey Kadr-i pür-şerâfet ey leyletü'l-mualla / Müstağrak-ı füyûzun oldukça böyle dünya // Ettikçe gark-ı envâr alemleri hulûlun / Kadr-i celîlin olsun daim senin mualla (Ey şereflerle dolu Kadir, ey yüksekten yüksek gece! Dünya her yıl yeniden senin feyiz ve bereketlerine boğuldukça ve senin gelişin âlemleri nura gark ettikçe, yüce şerefin daima çoğalsın, şanın artsın!)" temennisinde bulunur. Gecesi kadir olanın gündüzünü bayram sayan bizim Yunus ise, "Bize kadir gecesidir bu gece / Ko irte olmasın, seher gerekmez" diyerek Kadir Gecesi'ne eren âşığın, güneşin doğuşunu daima öteleyeceğini dillendirir. Öyle ya, ruh terbiyesi altında yol yordam yürüyerek nefisle mücadele sürdüren Hak âşığı, her türlü afetlerden selamettedir ve hakikat güneşi doğuncaya kadar kazanç üstüne kazançtır. Böyle bir gece insanı zati tecelli ve İlahî vuslata götürdüğü için sabahın gelmesini istemez. Hakikat güneşi kalbine doğan için dünyayı aydınlatan güneşe ne hacet! Bin ay kılıcını üzerinden çıkarmadan gaza eyleyen, gündüzleri oruç tutup geceleri de sabaha kadar ibadetle geçiren erler adına... Bir yıldan bir yıla akşam ve yatsı namazlarını cemaatle kılan, nasip sahibi serverler adına... Her geleni Hızır bilen ve durmadan "Ey Allah! Gerçekten Sen çok affedicisin, affı seversin, öyleyse beni affet" diyenler adına... Bu gece kıymet ve değer gecesidir, kıymetli ve değerlilerin gecesidir. Her geceden bir gece değildir. Her gece kadr olsa kadrin kadri olmaz, her taş mücevher olsa mücevher para etmezdi. Kadirdanlık meziyettir ve kadir bilenler şükür de bilirler. Gelin o halde kadir kıymet bilelim, Kadir Gecesi'nde doğalım...

*

"Ah kadrini bilmediğim günler / Koklamadan attığım gül demeti"
 
İskender Pala

Ynt: Kadir gecesi Kur'an'da nasıl geçiyor?
« Yanıtla #10 : 15 Ağustos 2012, 09:54:14 ÖÖ 09 »
Kadir Gecesi:

Bu isim ilk defa Kur’an ile bildirilmiş ve bu tamlama ilk defa Kur’an ile Arap diline girmiştir.

Bu sebeple
“Kadir gecesi”ni doğrudan Kur’an’dan öğrenmemiz gerekmektedir:
 
Kadir Suresi:       

1-  Muhakkak ki biz onu Kadir gecesinde indirdik.
2-  Kadir gecesi nedir sana ne idrak ettirdi (bildirdi/ öğretti)?
3-  Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4- Melekler (haberciler), içlerindeki ruh ile Rabblerinin  izniyle  iner      dururlar/ hulûl eder dururlar; her bir işten.
5-  Bir esenliktir o şafak sökene kadar/ aydınlığa kavuşuncaya kadar.


Kadir suresinin ışığı altında Kadir Gecesi’ne:

-“Kadir” sözcüğünün “kader, takdir” anlamından yola çıkarak,
“Kur’an’ın inişinin takdir edildiği yani, indirilmesinin belirlenip de indirildiği gece” anlamı verilebilir.

-“Kadir” sözcüğünün “kadir, kıymet, haysiyet ve şeref” anlamları dikkate alınarak da “kıymet, şeref gecesi” anlamı verilebilir.


Böylece her iki anlamda da Kur’an’ın değeri şerefi belirtilmiş olur.
 
Kadir gecesi ne zamandır ?
 
Bakara suresinin 185. ayeti Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğini, Duhan ve Kadir sureleri de Kur’an’ın gece vakti indirildiğini bildirmektedir.

Ama Kur’an’da,
bu gecenin Ramazan ayının hangi gecesi olduğuna dair bir bilgi yer almamaktadır.

Kadir suresinde,
Kadir Gecesi’nin değerinin bildirilmiş olmasına karşılık tarihinin, zamanının bildirilmemiş olması, bize göre Kur’an’ın öneminin, o gecenin öneminden daha ön plânda tutulması gerektiğini anlatmaktadır.

Çünkü o geceye,
kadir suresinde bildirilen değeri kazandıran; Kur’an’dır.

Yani önemli olan o gece değil, o geceyi özel bir gece hâline getiren “esas değer”dir; Kur’an’dır.

Kadir Gecesi’nin
hangi gece olduğu, kesin belirlemelerle ifade edilmiş şekilde, “hadis” damgalı rivayetlerde bile yer almamıştır.

Aslında
evinin duvarında takvimi, masasında ajandası olmayan peygamberimizin bu gecenin hangi gece olduğunu bilmemesi veya hatırlamaması çok doğaldır.

Ama
onun da hayatını değiştiren bu olayı biliyor olması ve Allah’ın Kur’an’daki öğretisine sadık kalarak, bu olayda Kur’an’dan başka hiçbir şeyin önemli olmadığı gerekçesiyle gece hakkında bilgi vermemesi, akla daha yakın gelmektedir.

Böyle olmasına rağmen
rivayetler bu konuda da devreye girmiş ve Kadir Gecesi’nin kesin zamanını haber veren hepsi birbiriyle çelişkili yüzlerce ifade, “hadis” adı altında piyasaya sürülmüştür.

Bunlar,
tutarsız ve çelişkili oluşları bir yana, düşük ifadeli oluşları yönüyle de peygamberimize hiç yakışmayan uydurmalardır.

Bir örnek vermek gerekirse,
Kadir Gecesi’nin ramazan ayının 27. gecesi olduğunun gerekçesi şöyle açıklanmıştır:

Kur’an’da üç kez tekrar edilmiş olan “Leyletü-l Gadr (Kadir gecesi)” ifadesi, Arap harfleriyle yazıldığında dokuz harften oluşmaktadır.

Demek ki,
Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunun formülü; “3 tekrar X 9 harf = 27. gece”dir. İşte, Kur’an’dan onay almayan bu uydurmalar, Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu böylesine basit, böylesine komik formüllerle ispat (!) etmektedir.

İşin aslında ise,
Kur’an’ın inmeye başladığı gece olan Kadir Gecesi, geçmişte kalmıştır, tekrarı da olmayacaktır.

Çünkü Kur’an,
kesin olarak bilinmeyen bir tarihte inmeye başlamış ve inişi tamamlanmıştır.

İkinci bir Kadir Gecesi’nin yaşanması mümkün değildir.Kadir gecesi ile ilgili olarak Kur’an’da verilen bilgiler bu kadardır.

Ama bize göre Kur’an,
Kadir Gecesi hakkındaki ayetleri ile insanlara çok önemli bir mesaj vermektedir.

Bu mesaj;
herkesin, bin aydan daha hayırlı olan, meleklerin kendisine yardıma koştuğu, mutluluklarının hemen başladığı bir kadir gecesinin olması gerektiğidir.

Bu kadir gecesi ise;
 
BİZİM KUR’AN İLE TANIŞTIĞIMIZ,
ONU HAYAT REÇETESİ,
REHBERİMİZ,
IŞIĞIMIZ,
RUHUMUZ,
ŞİFAMIZ,
İBRET LEVHAMIZ,
HAYAT DÜSTURUMUZ,
HAYAT YÖNETMELİĞİMİZ YAPTIĞIMIZ
GECEDİR,
GÜNDÜZDÜR,
SAATTİR,
DAKİKADİR,
SANİYEDİR.
 
Gerçekten de insanın Kur’an’a sarıldığı an, onun hayatının dönüm noktasıdır.

O
an,
bin aydan,
bir ömürden belki
milyonlarca aydan bile daha hayırlıdır.
 
Çünkü
kurtuluş,
Kur’an’ın tanınmasına,
ona inanılmasına,
içeriğinin anlaşılıp uygulanmasına, kısaca; Allah’a teslim olunmasına bağlıdır.

Dinimizde
faziletli zamanlar ve mekânlar asla yoktur ama faziletli ameller vardır.Faziletin dereceleri de, yapılan işin zahmeti ve emeğiyle doğru orantılıdır.

Dolayısıyla
keramet gecede değil, KUR’AN’DADIR.
 
Konu
özetlenecek olursa, Kadir Gecesi, Kur’an’ın indirilmeye başlandığı ilk gecedir.

Peygamberimize elçilik görevi ilk bu gecede verilmiştir ve bu görev, âlemlere (tüm milletlere ve canlı-cansız tüm varlıklara) rahmet içindir.

Öyleyse
bu ilk gece âlemler için bir dönüm noktası olmuştur.

Âlemlerin
kurtuluşu da bu Kur’an’ın insanlığa gelişi ile olacağından, herkesin hayatını etkileyen özel anlar gibi, bu gecenin bin aydan daha yararlı olması tabiîdir.

“Bin ay” ifadesi de çokluktan kinaye olup, “Binlerce ay” anlamındadır.
 
Ayetlerin
bu mesajını alamayan ya da alıp çarpıtan zihniyet, önce kerameti geceye yüklemiş sonra da “Bu gece bütün günahlar affolunur” tarzında bir çok yalan ortaya atmıştır.

Bu
çarpık zihniyete göre;
yıl boyunca her türlü haramı, günahı işlemiş ve Allah’ın emirlerini çiğneyip Müslüman olmanın gereklerinden uzak yaşamış olanlar, bu gecenin yüzü suyu hürmetine affedilecekler ve bütün ömrünü Allah’a saygıyla geçiren ve haramdan, günahtan kaçınan kişilerin seviyesine geleceklerdir.
 
Başka bir bakış açısı ile;
Kadir Gecesi’nden bir gün evvel ölenler günahlarıyla ölecekler, Kadir gecesinden sonra ölenler ise affedilmiş olarak öleceklerdir.
 
Böyle
haksızlıkların Allah’a yakıştırılması öncelikle büyük bir cinayettir.

Bu tip hastalıklı görüşler,
insanların, Allah’ı sadece böyle ikramiyeli gecelerde hatırlamalarına, İslâm’ı sadece böyle gecelerde yaşamayı yeterli görmelerine ve kulluk görevlerini yapmamalarına yol açar.

Diğer taraftan,
Kadir Gecesi’nde affa uğrayacağını düşünen kişi için cezaların caydırıcılık özelliği kalmaz ve bu uygulama insanları âdeta suç işlemekten çekinmez yapar.

Sonuç olarak
bu yalan yanlış rivayetler, senenin her gününde, her saatinde, her saniyesinde mükemmel bir şekilde yaşanması gereken İslâm dinini, sadece belli bir gün ve gecelerde yaşanır hâle getirir, getirmiştir de.


Bilindiği gibi
çeşitli kesimlerde,
özellikle de tarikat ve tasavvuf çevrelerinde bazı günler, geceler ve aylar “mübarek” ilân edilmiş ve bu mübarek zamanlar için de özel namaz, oruç ve zikirler icat edilmiştir.

Ama
yapılan mübarek gece ilânları ve icat edilen özel ibadetler, sadece bu kesime mensup insanlar arasında yayılmakla kalmamış, başlangıçta dilden dile dolaşarak yayılan bu bid’atler, zaman içinde çeşitli yayınlarda, takvim yapraklarının arkalarında yer almak suretiyle daha geniş kitlelere ulaşmış, şimdilerde ise devletin resmî kuruluşları tarafından uygulanır olmuştur.

Dinin
sahibi Allah’ın, böyle şeyleri emretmemiş, önermemiş olması ise, bu bid’atlerin yer aldığı hadislerin, maalesef dinin Kur’an’dan sonra gelen kaynağı sayılması sayesinde dikkate alınmamıştır...." (alinti)



"..........
-ve
-oruç
-tutan erkekler
-ve
-ORUÇ
-tutan kadınlar
-bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır....." (ahzap/35)



slm.



buyrun..


"iste kuran" (hakki yilmaz)


slm.