Ramazan Günlüğü / Senai demirci

  • 22 Cevap
  • 12512 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
sahur: "iyyake n'abudu" iftar: "iyyake n'estain
« Yanıtla #15 : 10 Ağustos 2012, 06:54:17 ÖS 18 »

sahur: "iyyake n'abudu" iftar: "iyyake n'estain


Sahur vakti niyetlenir oruçlu... Allah'tan başkalarını reddeder. Yetkilerin hepsini Allah'a devreder. Kimsenin iznine aldırış etmez. Kimsenin yardımına bel bağlamaz. Der ki; "yalnız Alah'adır kulluğumuz." Kimsenin kimseye faydası yok. Kimse kimseye çare olası değil.
İyyâke n'abüdü... Sana, yalnız Sana kulluk ederiz biz hepimiz...

İftar vaktinde sevinir oruçlu. Yalnız Allah'ın yardımını görür. Yalnız Allah'ın izniyle yiyebildiğine şahit olur. Yalnız Allah'tan bilir faydayı, menfaati, doymayı, kanmayı. Kendini Allah'ın kudret elinde ağırlanırken bulur. Kendini rahmetin kucağında nazlanırken görür...
Ve iyyâke n'estâin... Senden, yalnız Senden yardım isteriz.


*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
iftar müjdesini duyuyor musun?
« Yanıtla #16 : 13 Ağustos 2012, 04:10:30 ÖÖ 04 »

iftar müjdesini duyuyor musun?

Duydun mu, iftar vaktinde kulağına fısıldanan müjdeyi:
"Sen Allah'tan azına razı olmadın sevgili kulum. Allah'ın hatırının yanında başka şeylerin hatırını küçümsedin. Allah'a razı oldun, aç yiyebileceklerine ve içebileceklerine razı olmadın, aç ve susuz kaldın. Allah'ı yeter bildin kendine; başkalarının yetersizliğini gördün, gösterdin."
"Öyle ise, sen, ey Allah'la doymuş kişi; sen, ey Allah'a kanmış nefis... Sen [Rabbinden] razı, [Rabbin] senden razı olmuş olarak, gir kullarım arasına, gir cennetime..." [Fecr, 27-30]
İftar vakti, Allah'ın kulları arasına çağrılıyorsun... Allah'ın kullarının çocuklar gibi sevindiği sofrada ağırlanıyorsun.. Allah'ın, kullarını çocuklar gibi masum bildiği, sınırsızca sevdiği sofrada nazlanıyorsun. İftar vakti, Allah'a doymanın, Allah'la kalmanın, Allah'la dolu dolu olmanın cennetine alınıyorsun.



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Nereye dönersen dön, Allah'ın vechi orada...
« Yanıtla #17 : 13 Ağustos 2012, 04:12:12 ÖÖ 04 »

Nereye dönersen dön, Allah'ın vechi orada...


Güneşin doğuşuyla uzaklaşıyorsun âlemden. Dilin damağın bir şeye değemez oluyor. Araya kapatılmaz mesafeler giriyor. Güneş batınca ise erişiyorsun her şeye. Neşeli sofralara alınıyorsun. Dilin damağın bayram ediyor. Uçurumlar kapanıyor.
Her iftarda anlıyorsun ki, güneşi batı ufkuna taşıyamayan kimsenin sana faydası olamaz. Her imsakta görüyorsun ki, güneşi doğu ufkundan doğuranın izniyle yiyip içebiliyorsun.
Oruçlusun şimdi. Gün boyu, ne doğudan imdat geliyor sana ne batıdan yardım erişiyor. İki vakit arasında çaresizsin. İki ufuk arasında elsiz ve dilsizsin. Anlıyorsun ki, güneşi ufkuna getiren kim ise dudağını sana veren de O. Görüyorsun ki, güneşi batı ufkuna taşıyan kim ise suyu ve ekmeği sana helal eden O. Bir doğuştur iftar vakti. Senin için yoklar var edilir. Bir batıştır sahur vakti. Senin için varlar yok edilir. Fark ediyorsun ki, yokların var olduğu bütün doğu[ş]lar Allah'a ait. Başkaları seni yoktan var edemez. Başkaları sana hiç yoktan nimet sunamaz. Biliyorsun ki, varların yok olduğu bütün batı[ş]lar Allah'ın takdiridir. Başkaları kaybettiklerini sana veremez. Başkaları seni sevdiklerinle buluşturamaz. İllâ Allah... İllâ Allah...
Söyle şimdi kalbinle: Doğu[ş]lar da Allah'ındır batı[ş]lar da... [Bakara, 115]



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
fare misin, ceylan mı?
« Yanıtla #18 : 13 Ağustos 2012, 04:13:45 ÖÖ 04 »


fare misin, ceylan mı?


"Fare aslandan korkamaz" der Mevânâ... "Fare sadece kediden korkar. Aslandan korkmak farenin harcı değil ki. Aslandan korkmak için ceylan olmak gerek, ceylan..."
Ey açlıktan korkan insan, işte korktuğun şey başına geldi. Açsın şimdi. Ey susuzluktan endişelenen insan; olan oldu şimdi. Susuzsun şimdi. Seni doyuranın ekmek olduğunu, seni kandıranın su olduğunu sanıyordun oruçtan önce. Ama bak ki, ekmek de su da seni doyurmakta çaresiz. Seni doyuran ekmek değil Rabbinmiş. Seni kandıran su değil Rabbinmiş meğer. Her iftar vaktinde görmedin mi bu gerçeği... Allah'la doymanın tadına varmadın mı hiç?
Öyleyse, gel, fare olma. Susuzluktan ve ekmeksizlikten korkma... Allah'sızlıktan kork. Ceylan huylu ol.
Neyden korktuğuna bir bak ki, değerini öyle bilesin, makamını öyle göresin.



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Ümitsin sen...
« Yanıtla #19 : 15 Ağustos 2012, 07:24:50 ÖS 19 »

Ümitsin sen...


Toprak sahibi, topraktan ümitliyse toprağın altını üstüne getirir, rahatsız bırakmaz. Defalarca kazar. Ümidi yoksa araziden, kendi haline bırakır. Karışmaz. Dokunmaz.
Bak ki, toprağının altı üstüne geldi. Toktun ama şimdi aç kaldın. Her istediğinde suya kanarken, susuz kaldın. Senin beden toprağına orucu eken, senden sonsuz hasat umuyor demek ki. Senin beden toprağını oruçla kazan Rabbin, senden sonsuz ümitli demek ki...
Rabbine ümit olan oruçluya ne mutlu...

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Nuh'un gemisidir oruç....
« Yanıtla #20 : 15 Ağustos 2012, 07:25:57 ÖS 19 »


Nuh'un gemisidir oruç....



Tufanı koptu dünyanın. Çekildik tepelerden. Terk ettik güvenli kuytuları. Ümit kestik yeryüzünden. Taştı göğümüz. Ayaklarımızın altında eridi kumlar. Teselli görünmüyor ufuklarda. Çareler çekti elini ellerimizden. Nuh'un çağrısı duyuluyor uzaktan. İşte gemi orada, öylece duruyor. Nefsimizi de alıp giriyoruz. Oruca tutunuyor bedenimiz. Oruçla Nuh'un Gemisi'ne giriyoruz çifter çifter.
Bir Nuh duasında yeniden doğuyor ümitlerimiz: "bizi o zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamd olsun."
Oruç, nefsin zulmünden kurtarıyor nefsi. Nuh'un Gemisi'nde yüzüyoruz biz ve nefsimiz.

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
"Mün'im'i nimetten daha yakın görmektir oruç..."
« Yanıtla #21 : 16 Ağustos 2012, 12:17:26 ÖÖ 00 »


"Mün'im'i nimetten daha yakın görmektir oruç..."



"Eğer kullarım sana Beni sorarsa; Ben çok yakınım..." [2/186]
Bu ayetle bize hatırlatıyor Rabbimiz:
"Bugüne kadar sana verdiklerim seninle Benim aramı açtı. Sana verdim diye, Beni unuttuğun çok oldu. Hatta sana verdiğim gençliği, zindeliği, güzelliği Bana karşı koyma sebebi yaptın. Sana verdiğim servet ve nimetle şımardın ve kibirlendin; Benden uzaklaştın. Bana benim sana verdiklerimle isyan ettin.
 
"Oruç tutmanı isteyerek, sana verdiğim nimetlerle arana girdim. Artık benim iznim olmadan dokunamıyorsun ekmeğe, yemeğe, suya. Önce Beni görüyorsun, sonra nimetleri. Benim hatırımı, sana verdiğim nimetlerin hatırının önüne koyuyorsun.
Anlıyorsun ki, nimetler Benimle yakınlaşıyor sana. Görüyorsun ki, Ben nimetlerden daha yakınım sana.

"Oruca soracak olursan Beni ey kulum, bileceksin ki, Ben yakınım sana; nimetler değil... Ben yakın olmazsam, hiçbir şey yakın değil sana."

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Sevr'de tesellidir oruç...
« Yanıtla #22 : 16 Ağustos 2012, 02:33:15 ÖS 14 »


Sevr'de tesellidir oruç...


Geldi Ramazan ve fısıldadı can kulağımıza: "Lâ tahzen, innallahe meânâ.." [tevbe, 40]
Sevr Mağarası'nda ikinin ikincisinin yerine koydu bizi. Allah'ın Elçisi gibi avuçlarında dindirdi yüreklerimizin çırpınışlarını. Ve dedi ki "Üzülme..." Nice örümceklerin ağ örmesine yetecek uzunlukta ümitlerin eşiğine getirdi kalplerimizi. Nice güvercinin yuva yaptığı geniş vakitlerin gölgesinde tuttu ümitlerimizi. Tuttu bizi oruç, zalimlerin şerrinden uzak tuttu. Aciz bıraktı bizi; peşimizde dolaşan arsız şehvetler bizden ümitlenemez oldu. Fakir yaptı bizi; izimizi süren cimriliğin ve bencilliği geri çevirdi kapımızdan.
Bir de ne görelim, elimiz hiçbir şeye ulaşamaz olmuş. Meğer, bize erişenlerin bize erişmesi Allah'ın izniyleymiş. O izin verince doyabiliyoruz. O izin verince kanabiliyoruz suya. O izin verince dudağımıza dokunuyormuş lokma... Meğer başkaları değilmiş yanımızda olan, sadece Allah'mış... Allah olmasa yanımızda, yanımızda hiçbir şey olamazmış... Allah yanımızda olduğu için her şey yanımızda olurmuş...
Geldi Ramazan ve fısıldadı can kulağımıza: "Üzülme kaybederim diye... Seni kaybetmeyen, senin kaybettiklerini kaybetmeyen Allah'la beraberiz biz..."