Ramazan Günlüğü / Senai demirci

  • 22 Cevap
  • 12513 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Ramazan Günlüğü / Senai demirci
« : 26 Temmuz 2012, 02:01:07 ÖS 14 »

göründüğün kadar değil, olduğun kadar ol

Ramazan, zamanın mekâna hükmetmesidir. Kudsiyet iner Ramazan’da her köşeye. Mübarekleşir her köy. Mekkeleşir şehirler. Medine olur yaşadığımız yer. Her yüzde bir Kâbe komşuluğu okunur. Her gözde hasret ve vuslat gerilimi seyredilir.

Ramazan’da insan niyetine göre yaşar, niyetini giyinir. Ameliyle değil, niyetiyle tartılır. Niyet görünmezdir, gösterilemez. Şu haliyle, Ramazan, olmayı önceler, görünmeyi sonraya bırakır. Bu da insan ruhunun aradığı bir huzur, insan kalbinin hasretini çektiği bir durulma halidir.

Öyleyse, terk et görüntüne göre sana değer veren tüm köşeleri. Öyleyse, çekil niyetini görmeyen kör gözlerin gölgesinden..


*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
bir asâ-yı Mûsa'dır oruç
« Yanıtla #1 : 26 Temmuz 2012, 02:03:05 ÖS 14 »


bir asâ-yı Mûsa'dır oruç

Bir asâ-yı Mûsa'dır oruç. Dokunur dokunmaz, sihirleri bozdu, büyüleri yutuverdi.
Sanırdın ki ekmek doyurur seni; doyuramazmış meğer; oruçla gördün işte. Çaresiz kaldı lokmaların cümlesi. Sanırdın ki su kandırır seni. Kandıramazmış meğer; sular yetişemezmiş dudağına. Oruçla işin aslını gördün şimdi. Su vazgeçti iddiasından. Sanırdın ki, dostlar giderebilir açlığını ve susuzluğunu; onlar da çaresiz şimdi. Ne etseler, ne yapsalar, ne kadar çırpınsalar, sana yardımcı olamıyorlar. "Kimsenin kimseye faydası yok; O izin vermedikçe." Elleri kolları bağlandı dostların, anne babanın, evladın. Sanırdın ki parasını verince hak ediyorsun sahip olmayı. Hayır; hiç de öyle değilmiş; oruç gösterdi sana. Elinin altındakiler senin değilmiş. Mutfağına koyduklarının, buzdolabında beklettiklerinin sahibi sen değilmişsin. O izin verdiği için sana indirilmiş her nimet. Sanırdın ki dudağın senin, dilin senin, damağın senin, gırtlağın senin, elin senin. Bak dokununca oruç, tıpkı asâ-yı Mûsa gibi, dağıldı sihir, bozuldu büyülü görüntü. Dudağına izinsiz dokunamıyor bir damla su bile. Sen sana ait değilmişsin. Sen değilmişsin bedeninin sahibi. Bıraktı Mûsa asâsını ve sona erdi gözbağlayıcılıkların hepsi.


Gördün mü gerçeği? Ne mutlu sana ki oruç gözlüsün şimdi.


*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
sahip olma telaşından şahit olma sükûnetine...
« Yanıtla #2 : 26 Temmuz 2012, 02:04:51 ÖS 14 »

sahip olma telaşından şahit olma sükûnetine...

Davanı geri çektin. Vazgeçtin sahip olmaktan. Yüz çevirdin eşyadan. Herşeyin ardından"Benim olsun!" diye koşmamayı öğrenmek üzeresin. Elinin tersiyle itiverdin doymayı. "Şöyle durun siz!" deme cesaretiyle başladın güne. "Olmasanız da olur!" deyiverdin suya, ekmeğe ve tene. Yüzünü çevirdin eşyadan. Şeffaf bir perde indi eşya ile arana. İştahın kesildi. Hevesin söndü. Ardı sıra koşmuyorsun ekmeğin ve suyun. Oruç tutmayanları seyrediyorsun. Hüzünle belki. Senin tenezzül etmediğin şeylerin peşinde koşuyor insanlar. Seyrediyorsun sadece. Girmiyorsun o oyuna. Çoktan çekildin sahadan. Aslında, hüzünlü değilsin; gülüyorsun. Evet, evet; gülüyorsun işte. Asla kıskançlık değil yaşadığın. Acıyorsun kendilerini eşyanın pençesinden kurtaramayanlara.
Senin gönüllüce vazgeçtiğin şeylere kimilerinin çaresizce yapışmasını gülerek seyrediyorsun. Kenara çekildiğin için seviniyorsun. Memnunsun halinden. Diğerlerinin açlığını çektiği şeylere toksun sen. Müstağnisin. "Olmasa da olur" diyebiliyorsun, diğerlerinin boyun büktükleri şeylere. "Yeter ki Rabbim razı olsun benden. O'nun iznini beklerim vakarla. O'nun izniyle var oldum. O'nun izniyle var olurum ben!"
Anlıyorsun ki, sahip olmak değil maksat, şahit olmak... Seyircisisin dünyanın. "Bu da benim olsun" telaşından sıyrıldın işte. Eşsiz, benzersiz, izzetli ve şerefli bir tokluktur yaşadığın... Afiyet ola!


*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Hızır'a yoldaş eyler seni oruç
« Yanıtla #3 : 26 Temmuz 2012, 02:06:26 ÖS 14 »

Hızır'a yoldaş eyler seni oruç

Oruç, ötelerden bir Hızır dokunuşudur sana. Mûsa gibi, Hızır'ın yanında yürüyorsun artık. Zorlu bir yoldaşlık bekliyor seni. Hikmetini hemen anlayamayacağın işler geldi başına.
Birlikte geçtiniz nehrin öte yakasına. Seni huzur yakasına taşıyan gemini deldi oruç. Aç bıraktı. Susuz bıraktı. Şehvetin helalini bile elinden aldı. Çarelerini tüketti. Bozuldu huzurun. "Neden bu kötülük?" diye isyan ediyorsun belki. İşte "bilmediğini bildiriyor" sana Kerim olan Rabbin. [Alak, 5] Bilmiyorsun ki, "kendini kendine yeter görür ve azar insan." [Alak, 6-7] "Ben bana yeterim" dediğinde başlar uçurumun senin.
Oruçlusun şimdi; kendine yetmez olduğunun farkında değil misin? Doyuramıyorsun kendini. Elin yetişmiyor ellerine. Hep tok kalırsan, fark edemezsin muhtaçlığını. Yeter görürsen kendini kendine, büyükleneceksin.. Azıtırsın, kendi kendine aldanırsın. Kendi gerçekliğini unutup büyükleneceksin. Her şeye kadir sanacaksın kendini. Her şeyin sahibi bileceksin kendini. Bu renkli rüyaya aldanıp uykuda kalacaksın. Zalim bir kral gibi gelip sana el koyar kibrin. Seni senden alır, kandırır sahte kudretine.
Şimdi aç bıraktı seni Hızır orucu. Deldi tokluğunu. Yıktı kendini kendine yeter sanışlarını. Bak, işte, hiçbir köşede sana el uzatacak yok. Hiç kimse seni doyuramıyor. Hiçbir şey sana tokluk sunamıyor. Gördün gerçeği. Anladın ki sana ait değil elinde olanlar. Gördün ki, parasını vermekle, bedelini ödemekle senin olmuyor servetin. Su senin değil, dudak senin değil. Sen sahip değilsin, sahip olunansın. Mâlik değil mülksün. Acizsin sen; Rabbindir Kadir olan. Fakirsin sen, Rabbindir Rahîm.
Dediğince Hızır'ın Mûsa'ya: "O [beden] gemi[si] var ya, fukaranın malıdır. Ben onda bir kusur meydana getirmek istedim. Çünkü o fukarayı, rastladığı her sağlam beden gemisine zorla el koyan bir [kibir] kralı kovalıyordu." [Kasas,79]
Sen de Mûsa'nın sözünü koy ağzına şimdi: "İnşaallah, beni sabırlı bulacaksın, hiçbir konuda sana karşı gelmeyeceğim." [Kasas, 69]


*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
alışkanlığın cehenneminden kurtulmak üzeresin..
« Yanıtla #4 : 26 Temmuz 2012, 02:12:53 ÖS 14 »

alışkanlığın cehenneminden kurtulmak üzeresin..

Oruç, seni alışkanlığın cehenneminden kurtarmak için geldi. Her şeyi elinin altında hazır bilirken, uzaklaştı nimetler. Her şeyin sahibi sanırken kendini, iddianı kaybettin. Sen sana ait değilsin. Senin değil hiçbir şey. Sahibinin izniyle yersin. İşte şimdi, alışkanlıkla değil, hasretle bakıyorsun her şeye. Bıkkın olarak değil, özleyerek var oluyorsun gün boyu.
Farkında mısın yeniden boyandı su ve ekmek. Yeni renkler giydi meyveler ve yiyecekler. Yeni ve taze görünüyor her şey sana. Yeni/den var oluyor nimetler. İzinle dokunuyorsun ekmeğe suya. Rabbinin izniyle. Sahibinin izniyle. Doğruca Rabbinden alıyorsun ikramı. Rabbinin yanında buluyorsun doymaları, tatları, hazları... Dünyanın dağdağasından alınıyorsun; cennet sofrasına oturtuluyorsun. Hep güzellerin oturduğu sofraya buyur ediliyorsun. İyilerin yanında diz çöküyorsun. İyilerle beraber yudumluyorsun suyu.
Sıradan değilsin artık. Sıradan değil hiçbir lezzet. Alışkanlığın ateşinden kurtuldun, hayret cennetine vardın. Bıkkınlığın cehenneminden çıktın, minnet ve şükür cennetine alındın.
Cennetine hoş geldin...



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Mukaddes Tûva vadisinde yürüyorsun...
« Yanıtla #5 : 26 Temmuz 2012, 02:13:55 ÖS 14 »

Mukaddes Tûva vadisinde yürüyorsun...

Oruçlusun. Tıpkı Mûsa gibi "Mukkades Tûva Vadisindesin." [TâHâ, 12] "Senin Rabbin Benim, Ben" [TâHâ, 12] diyen sesi duyup razı olmuşsun Rabbine. Seni aç ve susuz bırakmasına itiraz etmiyorsun. Halini Rabbinin dilemesine göre ayar ediyorsun.
"Çıkar nalınlarını..." [TâHâ, 12] diyen o sesi sen de duydun. İtaat ettin. Ekmeği ve suyu çıkardın gündeminden. Aç ve susuzsun. Çekildi eşya etrafından. Çarelerin kesildi. Ayakların çıplak; acz ve fakr içinde yürüyorsun. Elinden bir şey gelmiyor; acizsin. Elinde bir şeyin yok, fakirsin. Çıkarmışsın nalınlarını. Güvenmiyorsun kudretine. Sığınmıyorsun servetine.
Altı üstüne geldi hayatının. Alışkanlıklarını terk ettin. Ekilmeye değer bir arazi gibisin şimdi; rahatsız ediliyorsun, kazılıyorsun. Aç ve susuz bırakılıyorsun. Senden hasat ümit ediyor Sahibin ki, kazıyor beden toprağını. Dönüştürüyor seni. Halden hale yuvarlıyor. Tokluğunu açlığa çeviriyor. Kendini kendine yeter bilirken, seni kendine yetersiz kılıyor. Ümidi olmasaydı senden, kendi haline bırakırdı seni. Ümidi var ki, seni sana bırakmıyor.
Şimdi duy o muhteşem müjdeyi: "Ben seçtim seni, Ben ..." [TâHâ, 13]
"Seçtim seni Ben, orucun damarlarında dolaşan sen olasın diye. Ben seçtim seni, açlığını değerli bir armağan olarak satın aldığım sen olasın diye. Seni seçtim Ben ki, Benden seve seve razı oluşuna karşılık seve seve razı olduğum sen olasın. Seni seçtim Ben, aczini ve fakrını fark edip kudretimin ve rahmetimin dergâhına gelen sen olasın diye. Seni seçtim Ben ki, senden önce oruç tutan güzellerin ve iyilerin yerinde sen durasın. Seni seçtim Ben ki, bedeninin kaygısından kurtulasın da, aklına rızık arayasın. Seni Ben seçtim ki, temiz akıllara rızık olarak indirdiğim Söz'ümün muhatabı sen olasın, sen..."
"Öyleyse, dinle şimdi sana vahyolunanı" [TâHâ, 13]
Alıştığın sofraları terk et, Söz sofrasına otur şimdi. Alıştığın sofraya otururken, Söz Sahibinin izniyle otur. Ekmek gibi tat Rabbinin sözünü. Sıcacık ve taze. Su gibi yudumla Rabbinin sözünü. "Serin ve selametli."



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Mevlânâ'nın yedi öğüdünü gerçekleştirir oruç
« Yanıtla #6 : 26 Temmuz 2012, 02:15:42 ÖS 14 »



Mevlânâ'nın yedi öğüdünü gerçekleştirir oruç


Tatlı bir nehirdir oruç. Kudsi dağ yamaçlarından kopup geliyor. İçine akıyor. İçinde saklı cömertlik tohumunu uyandırıyor. Diğergamlığın, yardımseverliğin filizleniyor, dal budak veriyor. Sende senden fazlasını ortaya çıkarıyor. Bir nehir ol, şimdi. Ak, akabildiğince. Hesapsızca sevinçler taşı kıyılarına. Yamaçları, vadileri, ovaları neşelendir. Suya kandır kurak yürekleri. Cömertlikte nehir gibi eyledi seni oruç.

Sıcacık güneştir oruç. Kalbine doğuyor. Bencillik gölgelerini siliyor; bak. İçindeki yabanilikleri kaldırıyor. Tanıdık ediyor seni âleme. Aynı sancının altında beklerken, kardeş oluyorsun herkesle. Aynı hasreti çeke çeke için ısınıyor açlara, muhtaçlara. Eriyor buz gibi bencilliklerin. Akışkanlık kazanıyor merhametin. Kimseyi kimseden ayırmadan gün ışığı diye dokun şimdi herkese. Merhamette güneş gibi eyledi seni oruç.

Gecedir oruç. Başkalarının ayıplarını arayan gözlerini kapatıyor. Perde çekiyor zanlarına, tecessüslerine. Kendi ayıplarının derdine düştün şimdi. Kimsede ayıp aramaz oluyorsun. Dilin uzanamıyor başkasını incitmeye. Dudağına közlü sözler değmiyor. Ayıpları örtmekte gece gibi eyledi seni oruç.


Ölümdür oruç. Ansızın geliyor. Alıyor elinden yetkileri. Kudretini yok ediyor. Çare olamıyorsun en sevdiğine bile. Doyuramıyor seni dostların. Kapatıyorsun gözlerini dünyaya. Dünya sana küsüyor. Değerini kaybediyor herşey. Servetin çare olmuyor. Paran geçmiyor artık. Hırsların devriliyor açlığın eşiğinde. Hiddetin ve öfken tükeniyor. Teslim oluyorsun Rabbine. Rabbinin dilemesine göre biçimleniyorsun. Teslim oluyorsun. Öfkede ölü gibi eyledi seni oruç.


Topraktır oruç. Aslına döndürür seni. Ayrıcalıklarını yıkar. Ne kadar yürürsen yürü, düşeceğin yeri hatırlatır. Dünyanın albenisinden vazgeçirir seni. Eşitler seni herkesle. Bini bir eder. Siler ayrılık gayrılıkları. Geri alır emanetleri. Elini boşaltır. Hemhâl olursun çaresizlerle. Yıkılır iktidarın. Geçersizleşir tercihlerin. Kaybedersin iddialarını. Tevazuda toprak gibi eyledi seni oruç.


Denizdir oruç. Kıyısında buldun kendini. Sonsuz genişlikte ümitler verdi sana. Sığ sandığın lezzetleri derinleştirdi. Eline inci mercan veriyor, bak. Kirli paslı ne varsa, kokuşmuş ve çürümüş ne varsa, yutuverdi. Temizledi seni günah ve kusurlardan ama kirlenmedi, kokuşmadı. Kendisine kirli gireni yıkayıp da çıkardı oruç; temizledi. Deniz gibi çamurlu nehirleri kabul etti ama o nehirlere duru damlalar armağan etti. Hoş eyledi nahoşları. Bak, sen de deniz gibisin işte. Hoşgörmede deniz gibi eyledi seni oruç.

Niyettir oruç. Sadece niyet. Niyet seni kendinle buluşturur. Vicdanını buldurur sana. Seni vicdanınla eşitler. Olmayı hatırlatır sana; görünmeyi unutturur. Gösterişli yapmaz seni oruç. Gösterilebilir değildir oruç. Orucun fotoğrafı çekilmez. Görüntüsü olmaz. Kimsenin gözünde yer edinemezsin orucunla. Orucun riyası olmaz. Olduğundan fazla görünmene izin vermez. Belki de ilk defa, eyleminle değil niyetinle var olursun Ramazan'da. İçini dışına eşitler. Sözünü özüne eşitler. Eylediğini söylediğini bir eyler. Olduğun gibi görünür eyledi seni oruç ya da göründüğün gibi oldurdu. 



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
kalıptan kalbe geçiştir oruç
« Yanıtla #7 : 28 Temmuz 2012, 06:55:17 ÖS 18 »


kalıptan kalbe geçiştir oruç


Oruç tutarken, kendi bedenini aştın, ruhunun kaygılarıyla yaşamaya başladın. Niyetlisin artık; kalıbının önceliklerini askıya aldın, kalbinin önceliklerini önceledin. Ruhunu kurtarma telaşındasın.
Ruhunun üzerindeki beden örtüsü inceliyor. Kalıbının tortuları eriyor, kalbinin berraklığı ortaya çıkıyor. Ruhun, asıl Ruh olan vahiyle yakınlaşıyor. Vahiy, ‘Ruh'ül Kuds'tür; "temiz bir rayiha"dır, "kutsi bir kokudur." Yemeden içmeden kesilince, ruhun o rayiha ile koklaşmaya başlar, tanışır, yeniden buluşur, kendi kaynağına döner.

İşte bu yüzden, Ramazan, vahyin kokusunu önceleyene Kur'an ayıdır, vahiy bayramıdır. Oruçluya, yeni ve yeniden indirilir Kur'ân. "Ramazan ayı ki, onda Kur'an indirilir" mealindeki ayet, şimdi ve burada herbirimiz için geçerlidir. Aklını Kur'an'ın iniş üssü haline getirmedikçe, orucu tutamazsın, orucun bahşettiği eşsiz fırsatları elinden kaçırırsın.



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Oruçlu, varlığı "kitap" gibi okumaya başlar
« Yanıtla #8 : 28 Temmuz 2012, 06:56:48 ÖS 18 »

Oruçlu, varlığı "kitap" gibi okumaya başlar

Oruçlunun gözüne nazil olur ilk âyet. "İkra!" [Alak, 1] Dağınık duran şeyler, oruçlunun gözünde birleşir. Unutulmuş tatlar, oruçlunun huzurunda dirilir. Eprimiş lezzetler, oruçlunun dilinde billurlaşır. Durulur an. Kristalleşir mekân. Tesadüf olmaktan çıkar bahçeler. Rasgele durmaz meyveler. Öylesine ve sıradan görünen ne varsa, biricikleşir, bi'taneleşir oruçlunun bakışında.

Birbirinden kopuk sanılan parçaları bir bütün halinde görür oruçlu. Belki de ilk defa, anlamlı bir bütüne dönüşür çevresi. "Kitap gibi" şık görünür her şey. Böylece "okuma"ya başlar oruçlu. Parçaları anlamlı bir bütün haline getirir. "Kitab" diye görmeye başlar kâinatı... Anlam kazanır her şey. Ve yeni bir ruhla görünür ekmek ve su...
Böylece, oruçlu, her şeyin her an yine ve yeni yaratıldığı bir evrende yaşamaya başlar. Hayret eder gördüğüne. İlk defa görür çünkü. Şükreder yediğine. İlk defa tadar çünkü. Rabbinin adıyla dokunmayı öğrenir. Kendisinin ezelden beri burada olmadığını, emaneten geldiğini hatırlar. Kendisinine ebediyen burada kalmayacağını, şimdilik olduğunu fark eder. Kendisini de yeniler.. Taze bir bakış olur âleme...
Heyecanla "Oku"maya başlar. Besmelesi lafta kalmaz; kalbe iner. Hiçbir şeyin kendisine ait olmadığını bildiği şu âlemde Bir'inin izniyle yaşadığını görür. Sadece ama sadece Allah merhamet ettiği için bu varlık sofrasına buyur edildiğini fark eder. Dilinin dediğine kalbi de canı gönülden katılır: "Bismillahirrahmanirrahim."



*

Çevrimdışı bbetull

  • bbetull
  • *
  • 1591
Ynt: Ramazan Günlüğü / Senai demirci
« Yanıtla #9 : 28 Temmuz 2012, 09:14:07 ÖS 21 »
bir çok yer alıntılamak istedim ama en iyisi ortaya yazmak  :)

hakikaten oruç insana bir idrak veriyor.ben aynı benim, normal zamandan çok farklıda yaşamıyorum ama ne gördüğüm ne duyduğum ne dokunduğum hiç bir şey aynı olmuyor. ???

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Orucun gözünden seyredilir esmâ...
« Yanıtla #10 : 02 Ağustos 2012, 04:27:22 ÖÖ 04 »

Orucun gözünden seyredilir esmâ...

Oruç bir esmâ-i hüsna seyridir. Oruç tutan her insan, bilsin bilmesin, içinde güzel isimlerin ırmağı akar, dokunur, gözünde gönlünde yeni sırlar, tatlı teselliler okunur. Orucun her hali, her tavrı yeni bir tecellinin eşiğine getirir insanı. Bir prizmaya dönüşür insan oruçla ve üzerine değen her ışıkla yeni renklere ayrılır, taze esmâ pırıltılarıyla görünmeye başlar.


Allah adına var olmaktır oruç. Dünyadan az alırken, ahiretten çok almaktır, dünyada azalırken Allah'ın katında çoğalmaktır. Allah için olmanın ete kemiğe bürünmüş halidir oruç.
Rabb'e kendini teslim etmek, varını yoğunu, gecesini gündüzünü O'nun idaresine vermektir oruç. Dilin ve kalbin şahitliğinde, kurumuş dudaklarla, her duaya Rabbim diye başlamaktır oruç. Kulluğun zirvesinde, hakiki Mürebbi'nin önünde diz çökmektir oruç.
Rahman'ın ikliminde gölgelenmektir oruç. Başkalarının merhametinden ümit kesmek, başka şefkatlerin yüzünden geri dönmektir. Biricik merhametliyi Rahman diye tanımaktır. Rahman sofrasında şefkatle doyuruluşunu fark etmektir.
Rahim'in bahçesinde yer edinmektir oruç. Dünyanın tükenişine şahit olmak, varlığın çaresiz kalışını seyredalmaktır. Dudağını sonsuzluğun kevserine değdirmektir. Yüzünü cennetin meltemine çevirmektir. Merhametin pınarını keşfetmektir dünyada.
Kerim'in sofrasına oturmaktır oruç. Kerim'le beslenmenin tadını çoğaltmak, rızkı doğrudan Allah'tan bilmektir. Verilenlerle değil Veren'i bilerek doymaktır.


*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
oruç tutmak, kalbini Rabbin nazarında tutmaktır
« Yanıtla #11 : 02 Ağustos 2012, 04:29:09 ÖÖ 04 »

oruç tutmak, kalbini Rabbin nazarında tutmaktır

Oruç tutmak, kalıbını Rabbinin huzurunda tutmaktır.Oruç tutmak, kalbini Rabbinin nazarında tutmaktır. Oruç tutmak, niyetini Rabbinin rızasıyla bir tutmaktır. Oruç tutmak, niyetiyle eylemini, sözüyle özünü aynı safta tutmakdır. Oruç tutmak, kalbini kardeşlerinin tarafında tutmaktır. Oruç tutmak, şefkatini ve merhametini aç ve muhtaçların, yetim ve öksüzlerin yanında tutmaktır. Oruç tutmak, kendini Güzellerin yerinde, İyilerin safında tutmaktır.



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Vaktin kalbinde yeniden çırpınmaktır oruç.
« Yanıtla #12 : 10 Ağustos 2012, 04:54:51 ÖS 16 »

Vaktin kalbinde yeniden çırpınmaktır oruç.

Vaktin kalbinde yeni/den akar oruçlu. Sıradan değildir artık günışıkları. Gündoğumunu ciddi bir niyetle karşılar. Bedel öder; aç kalmaya, susuz kalmaya razı olur günün hatırına. Sorumluluğunu yüklenir gündüzün. Öğlenin sıcağını kuş tüyü gibi ağırlar sabrının avuçlarında... İkindinin gölgelerinde iftara kavuşmanın haberini alır. Çöl yolcusu gibi hasretle sığınır vaktin kuytularına. Akşamı daha bir iştiyakla bekler. Gönlü akşam vaktini gözler, durur. Gün batımının kızıllığını gül diye koklar. Vaktin yaklaşmasını sever. Güneşle beraber iner yeryüzüne. Dünyevi ateşlerinin hepsini söndürür akşamın secdesinde. Güneş gibi olur. Güne eş olur. Güneş olur. Vaktin zirvesine erişir iftar vakti. İnsanlığın en temel sevincinde yerini alır. Yumak yumak sarılan sevinçlere pamuk ipliğince sarılır. Göklü bir sofranın misafiri olduğunu fark eder. Allah'ın adına oturtulduğu biricik sofranın çocukça sürurunu yaşar. Dünyanın karanlığa yuvarlanışına sevinerek razı olur. Küçülür dünya gözünde. Akşamın "Allahuekber"lerine can kulağı olur. Ve geceye akar sonra insan... İzni alınmış bir geceye doğru yürür. Rabbinin izniyle bitecek bir serinliği görür gecenin gözbebeğinde. Sevinir; sevinmelerini izn-i İlahi ile yaşadığını bilerek daha çok sevinir...



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
"Yakub sabrı"na yoldaş eyliyor seni oruç
« Yanıtla #13 : 10 Ağustos 2012, 06:50:42 ÖS 18 »

"Yakub sabrı"na yoldaş eyliyor seni oruç

Farkında mısın; seni Yakub sabrına yoldaş eyliyor oruç. Dilin demese de, hâlin diyor ki: "Ben tükenmişliğimi ve hüznümü sadece Allah'a söylerim." Bir "güzel sabır" kuşanıyorsun oruçla. Açlığın sınırlarına uğruyorsun gün boyu. "Tükendim" diyorsun ama şikâyet etmiyorsun. Susuzluğun çölünde yeniden yeniye yanıyorsun ama susuyorsun. Ama dert yanmıyorsun. Ama kimseye sızlanmıyorsun. Görüyorsun ki, hiçkimse sana merhamet edemiyor Görüyorsun ki, hiçbir şey sana çare olamıyor. Merhametli diye bir tek Rabbini biliyorsun. Merhametli olanı şikâyet etmiyorsun merhametsizlere. Sana şaşıyor oruçsuzlar. Nasıl da kolayca, nasıl da seve seve razı oluyorsun Rabbine. Rabbin seni aç bırakıyor ama Sen Rabbinin hatırıyla doyuyorsun. Rabbin seni susuz bırakıyor ama Sen Rabbinin merhametine kanıyorsun. Yakub gibi diyorsun ki, "Benim bildiğim Allah, sizin bildiğiniz gibi değil."
Öyle bir Allah ki O; hatırına aç kalmak, doymaların en güzeli. Öyle bir Allah ki O; adına susuz kalmak serinliklerin en iyisi.



*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3018
Fatiha'ya açıyor kalbini oruç...
« Yanıtla #14 : 10 Ağustos 2012, 06:52:16 ÖS 18 »


Fatiha'ya açıyor kalbini oruç...


Fatiha'yı yeniden okutuyor sana oruç. Şimdi anladın ki, hiçbir şeye Allah'ın izni olmaksızın dokunamıyorsun. Ne paran yetişiyor imdadına, ne servetin yar oluyor sana. Her iş "Allah'ın ismiyle..." "Bismillah" Gördün ki âlemleri senin için terbiye eden Allah'tır; minnet sadece Allah'adır, hamd Allah'adır. Başkaları sana çare olası değil. Elhamdulillahirabbil alemîn. Rabbin izin vermeyince yemiyor içmiyorsun. Demek ki sırf O merhamet ettiği için yeyip içebiliyorsun. ErrahmanirRahîm. İftar vakti anladın ki, her şeyi sana borç veren Rabbindir; başkası değil. Onun açtığı sofrada oturuyorsun her gün. İşte "borç günü" bugündür. Ve herkese herşeyi her an borç veren Mâlik'tir O. Mâlikiyevmiddîn.
Açlığın ve susuzluğun sana şöyle fısıldıyor: "Minnet duymaya hiçbirşey ve hiç kimse lâyık değil. Sana yardım edecek kimse yok; Hepsinin eli boş, hepsi çaresiz. O halde de ki: "İyyâke n'abüdü ve iyyâke n'estâîn." Başkalarına değil, yalnız Sana kulluk ederiz. Başkalarından değil yalnız Senden yardım dileriz