Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)

  • 29 Cevap
  • 29023 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Qani

  • ***
  • 496
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #15 : 29 Haziran 2012, 01:21:31 ÖS 13 »
hocam konuyu biraz açabilir misiniz.

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #16 : 29 Haziran 2012, 07:41:52 ÖS 19 »
Öncelikle Sevgili Crypto hoş geldiniz ...
Şöyle okkalı tarafından küfürler savurarak konuya girseydiniz bu kadar zoruma gitmezdi sanırım ...
Atasoy hocaya " Fildişi kulelerde yaşayan, göbekten bağlı ve omurgasız " demiş olmanız bende tarif edilemez duygular uyandırdı ...
Atasoy hocayı korumak, yüceltmek, övmek maksadlı degil ama ...
Şu hayatımda ondan daha halk adamı , daha bağlantısız , ve daha dik duran başka bir kalem ve söz sahibi insan tanımadım ...
Ve Onun bu ithamlara maruz kalabilecegi hiç ama hiç aklıma gelmez idi ...
Çok ilginç oldu yaklaşımınız ...
Sizden ricam gerçekten biraz daha açarmısınız düşüncelerinizi ...
Kimbilir belkide bizim göremediklerimiz vardır ?
Not font kurbaa

Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #17 : 02 Temmuz 2012, 06:48:58 ÖÖ 06 »
Sevgili ozanca,
Atasoy Hoca'nın zatını sevmekle beraber bizatihi son dönemki tutumunu sağlıklı bulmuyorum. Kısaca iliklere işleyen İran sevdası maalesef adil bir bakışı engelleyebiliyor.
Bu tavır mazlumu teferruat konumuna düşürüp zalimi konjontörel senaryoların girdabında mazur gösteren bir tavır olduğu için samimi değil. Omurgasız bir "tavır".
Burda bu konuyu uzun uzadıya tartışmam.
Sadece şu bir iki hususun altını çizeyim.
Atasoy Hocayla röportajı gerçekleştiren kardeşlerim en hayati soruları atlamışlar.
Keşke şu iki soruyu sorsaydılar:

1- Sayın hocam, siz Suriye muhalefetini İngiliz mutfağında pişirilmiş tamamen dışardan kurgulu bir tezgahın ürünü olarak tanımladığınızda, bu fikre sizi ulaştıran şey "HANGİ İNGİLİZ GAZETESİNDE OKUDUĞUNUZ BİR TEK YAZARIN, HANGİ MAKALESİ" oldu?


2- Sadece o gazete yazarının makalesinden yola çıkarak tamamen kurgusal ürün olduğuna hükmettiğiniz Suriye muhalefeti ve haliyle kıyamını anlamak adına "KAÇ TANE MUHALİF SURİYELİYLE, KAÇ MÜSLÜMAN GÖÇMENLE VEYA İSLAMCI OLSUN OLMASIN SURİYELİYLE İSTİŞARE ETTİNİZ?"

bu sorulara verilen ilk cevaplardan zaten birinci sorunun kendisi doğdu. Atasoy Müftüoğlu bunu ona soran kişiye bilmem falan ingiliz gazetesinin filan yazarının filan makalesinden okudum demiştir. GİDİN SORUN. Yani bir halkın kıyamının ne olduğuna fasık bir gazetecinin uyduruk bir makalesinden yola çıkarak "ingiliz projesi" amgası vuran Atasoy hoca bizzat kendisi ikinci soruya "HİÇ KİMSEYLE GÖRÜŞMEDİM" deyip, hüküm verirken ne kadar da adil olduğunu ortaya koymuştur.
Kaynak soranlar bizzat gidip vakit gazetesi yazarı Kenan Alpay'a soruların sahibi ünvanıyla doğrulatabilir. Bu sorunun üzerinden fazla değil bir kaç ay geçmiştir.

ozanca abim, bunun dışında bir açıklama istersen suriye  başlığına eklediğim görüntülü haberlere bak derim. bu kadar.

*

Çevrimdışı Qani

  • ***
  • 496
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #18 : 04 Temmuz 2012, 03:53:55 ÖS 15 »
crypto'nun yazdıkalrından benim payıma düşenler konusunda bir iki şey yazmak istiyorum.

suriye muhalefetiyle ilgili türkiyedeki yaygın medyanın yani hükümet güdümündeki medyanın dışındaki gazete ve dergilere baktığımızda öyle abartıldığı kadar güçlü olmadıklarını görebiliyoruz. dahası farklı grupların bir defa kendi aralarında organize olmadıkalrıda görülüyor. geçelim ve varsayalım buna rağmen muhalefet etmeye elbette hakları var. ancak bu onların durduğu pozisyonda haklı oldukları anlamına gelmiyor. zira türkiyeyi örnekleyelim mesela iktidarda %50 oy almış bir iktidar var fakat chp iktidarı ele geçirmek için silaha başvuruyor. ve bu silahları irandan yunanistandan alıyor?

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #19 : 05 Temmuz 2012, 12:07:42 ÖS 12 »
Mubarek insan ..
İran sevdasına onca mazluma göz yumuyor demek kusura bakma bir insana "sen müslüman degilsin" demekle aynı şey ...
Hatta geçtim iman boyutunu "sen insan bile olamazsın demek"tir ...
Böyle bir itham degil itham ettigine zatına bile yakışmıyor kanımca ...

İran sevdalısı dediginiz insan , İran için "ulus devlet ve mezhepci refleksler gösteriyor , pragmatist ilişkiler içinde " cümlelerini kuruyorsa zaten İran sevdasından bunu yapıyor demenizi bence yeteri kadar çürütüyor ...

Yazar  , Eğer irana bir yakınlık duyuyor isek , bu batının gözünde İslami temsil ediyor olması sebebiyledir baglamında cümleler sarfediyor ...

Bu sürecin Batı açısından en verimli sonucu bence müslümanları tekrar mezhepsel kriz zeminine çekmiş olması ...

Malum tarihimiz mazlumlar ve zalim idareciler ile dolu ve bu tarihsel süreçte İmamı Azam, Hasan Basri gibi isimlerin kıyamlara yaklaşımları da incelenmeye değer kanımca ...

Evet Suriyede mazlum var ve gerçek bri zalim var ...
Fakat Suriyede kimin ne istedigini, kimin ne konumda bulundugunu okumak gerçekten zor ...
Gerçek manada bir muhalefetten bahsedilemeyecegi gibi ...
Türkiyede de Suriye konusunu İran ile ilişkilendirip , ortaya nefret cümleleri atanların çözüm adına söyleyebildigi hiç bir şey yok ...

Hasılı Suriyeli müslümanlar bir kaos ortamında zulmun pencesinde kıvanırken , geri kalan müslüman coğrafya birbirini itham etmeye devam ediyor ...

Bu durumdayken durum tespiti yapmaya çalışan Atasoy hoca gibi isimlerin bir gazetecinin , gazeteci tarzı iki sorusuyla harcanabilmesi insana verdigimiz kıymetin göstergesi olsa gerek ...
Kusura bakmayın ama soruların ters köşe edici bir tarafı yok , kastın hakaret, linç ve zorlama oldugu ta burdan anlaşılıyor ...

Not font kurbaa

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #20 : 05 Temmuz 2012, 01:06:39 ÖS 13 »
Atasoy Müftüoğlu 1980 yıllardaki Afganistan-Rus savaşında da bir takım öngörülerde bulunmuştu ve o zamanın Radikal Müslümanları tarafından adeta bir linçe tabi tutulmuştu. Ama Atasoy Müftüoğlu’nun haklılığı 15 yıl sonra ortaya çıkmıştı. Ruslar Afganistan’dan çıktıktan sonra Afganlılar kabile, ırkçılılığın etkisiyle bir birlerini katletmeye başlamışlardı.

Suriye konusunda da bir takım öngörülerde bulunuyor. Bu öngörüsünde yanılmayı çok arzuladığını ifade ediyor. Atasoy Müftüoğlu 70 yaşında ve hasta olmasına rağmen dinamikliğini kaybetmemiş, hala ümmet için neler yapabilirim endişesini taşıyor. Bunun için  gençlerle kitap okuma çalışmaları yapıyor. Onlarla bu yaşına rağmen ilgileniyor. Bazıları gibi unu eleyip eleği duvara asanlardan olmayıp, devamlı un elemeye devam ediyor.
Esad rejimin zalim olduğu konusunda gerek Atasoy Hoca gerekse diğer Müslümanlar hem fikirdir. Burada mesele Esad’a karşı olan muhalefetin kim tarafından icat ve imal edildiği sorunudur. Atasoy Müftüoğlu bu muhalefetin dış güçler tarafından icat ve imal edildiğini söylüyor. Bunu söylerken Esad’ın zulmünü onaylamadığını da belirtiyor.
Olaya bir de Türkiye açısından bakalım: 2-3 öncesine kadar Esad ile adeta kanka haline gelinmişti. Esad ve Eşi hafta sonu tatilini Türkiye’de geçiriyordu. Türk Hükümeti de bir keresinde Bakanlar Kurulu’nu adeta Suriye’de toplamıştı. Esad o zamanda zalim değil miydi.? Zalimdi. 2-3 yıl öncesinde Türk dış politikası komşuları ile “sıfır sorun” ilkesi ile hareket ediyordu. Gerek İran gerekse Suriye ile çok sık ekonomik ve siyasi ilişkilerimiz vardı. Şimdi ise komşu ülkelerle “sıfır sorun” ilkesi gitti, sorunlu ülkeler haline geldik/getirildik. Bundan 2-3 yıl önce gerek Ankara gerek İstanbul gerekse Türkiye’nin değişik illerinde “Hizbullah”ı destekler gösteriler yapılırken, şimdi Hizbullah lanetlenir hale geldi. Şii ve Sünni çatışmaları, ayrılık konuları yeniden medyada ısıtılıp önümüze kondu. Mezhepler üstü düşünen kimi Müslümanlar bile bu oyuna çabuk geliyor.
Suriye meselesini lokal bir olay olarak görürsek, olayların arka planını okuyamayız. Suriye olayı uluslar arası bir olaydır. Bu olay da gerek Suriye gerekse Türkiye piyon görevi yapıyorlar. Emperyalist güçlerin oyununa gelip Türkiye’yi Suriye’ye savaş aşmasını sağlamaya çalışıyorlar. Böylelikle Emperyalist Güçlerin elleri kana bulanmayacak, Müslümanlar birbirlerinin kanına girecektir. Gerek Amerika gerekse İsrail, Türkiye’nin Suriye’ye girmesini arzuluyorlar. görünen odur ki girmesi için de çeşitli provakasyonlar düzenleyebilirler. Uçak vurma olayı gibi.

Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #21 : 14 Temmuz 2012, 04:14:13 ÖÖ 04 »
Mubarek insan ..
İran sevdasına onca mazluma göz yumuyor demek kusura bakma bir insana "sen müslüman degilsin" demekle aynı şey ...
Hatta geçtim iman boyutunu "sen insan bile olamazsın demek"tir ...
Böyle bir itham degil itham ettigine zatına bile yakışmıyor kanımca ...


Kimsenin imanıyla alakalı bir tesbit bana düşmez. Ama insafı ve adaletiyle alakalı tavır ve söylemlerinden bana yansıyan olumsuzlukları paylaşıyorum.
Atasoy Hoca müslüman toplumun malum olan geri kalmışlığını, müslüman aklın açmazlarını, düşünce üretme ve bilgi değeri açısından tesbit ettiği ve önerilerde bulunduğu "teorik", soyut bilgeliğini bırakıp, hiç de uzmanı olmadığı stratejisyenliğe el atınca maalesef bu türden sakat, yanlı, argümansız pozisyona düşüyor.
 Atasoy hocanın genel fikri nasihatleri onu değerli bir düşünür olarak okuyup sevdirmişti bize. Ki o hakkını kimsenin inkar ettiği yok. Lakin Suriye meselesinde asıl ön planda bulundurulması gereken, diktatörlüğe başkaldırmış bir halkın haklı kıyamında "zalime karşı durup, mazlumun safında bulunduğunu" ilan etme zorunluluğu olduğu halde, bu İslami sorumluluğun "sözde büyük resmi okumak" adına "mazlumu zann altında bırakan, zalime de konjonktörel opsiyon tanıyan" komplocu tezlerle, ithamlarla, şüphe ve tahfifatlarla savsaklanması, öyle bir çırpıda yenir yutulur bir durum olmasa gerek.
Atasoy Hoca , meydaların nabzına göre tutum belirleyip bir başkasının sorumluluğunu yüklenmek, sıcak somut problemleri ilkeli bir yapı vücuda getirme cehdi ile göğüsleyip somut mevzi kazanımlarının kavgasını vermek, zamanın ve imtahanın merhalesi ve konumu gereği bir fıkhı üretip somutlaştırmak ve bu uğurda muhattab kalacağı fiili sataşmalara göğüs gerip bedel ödemek gibi “dava adamlığının Sünnetine göre şekillendirdiği “ tutum sahibi bir insan değildir. O Müslüman bir fikir adamı, entelektüel birikimi olan bilge bir düşünürdür. Ondan istifade etmek en güzel haliyle fikirlerinden, tesbitlerinden hisse kapmak ve muhasebe bilincinin altyapısal ürünlerini temin etmekle olur. Çünkü konumu budur ve bu konum onu bilge bir abi, düşünür kılmıştır.
 Lakin bu son süreçte görüyoruz ki, Atasoy Hoca gibi, biraz daha arka plandan Sezai Karakoç gibi düşünürler konsept değiştirip olay merkezli, eylem merkezli bir cehdin içine girmişler. Oturdukları yerde birikimlerini, nasihatlerini aktaran, hiçbir yapının kurucusu veya yüklenicisi olmadıkları için de her yapı, her oluşum ve her olay hakkında dışarıdan bakıp tesbitte bulunmanın kolaylığından istifade eden “Ağır Abiler” ne hikmetse meydanlara inip, grup ve şahısların birebir tutumlarını ele alıp, itham ve yargılamalarda bulunup, taraflardan bir tarafa argüman sağlayıp, konferanstan konferansa, toplantıdan toplantıya koşuyorlar. Oysa bu sıcak koşuşturmalarını biz Irakta, Çeçenistanda, Afganistanda, Roboskide, başörtüsü için jop yiyenlerle aynı saflarda, kürt meselesinde, insani yardım faaliyetlerinde, ilkeli ve sorumlu cemaatleşme farziyetinin merhalelerini oluşturmada ve daha onlarcasında görmedik. Bu meselelerin hepsi onların köşelerinde birer “tesbit ve tavsiye” malzemesi olmaktan, yani soyut düşüncemizi besleyen unsurlar olmaktan ileri olmadı. Olamazdı da, çünkü Ağır Abilerin bizce kabul edilen fonksiyonu tesbit ve tahlillerle Müslüman aklın bilgi birikimine, entelektüel

Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #22 : 14 Temmuz 2012, 04:15:55 ÖÖ 04 »
bilincine ufuk açmak idi. Biz de bu düşünceleri alırız ve önemseriz ve düşünce adamlarının kendilerine mücadele alanı seçtikleri konumları gereği saygı duyarız. Ama bugün durum bu değil. Esad katili, Hizbullah ve İranın tutumu paralelinde, taraf olanlardan bir tarafın  organizasyonlarında, toplantılarında, kendilerini Düşünce adamı olarak sevip güvenen insanlara “zulüm var AMA büyük resmin içinde bunun anlamlı bir yeri de var” mesajları pohpohluyorlar.
Evet doğrudur, Esad diktatördür, Baas Ordusu cinayetler işlemektedir “AMA” onları buna mecbur bırakan “büyük oyunu da görüp öyle değerlendirmeliyiz”.
Evet Esad diktatördür, halkına kurşun sıkmaktadır “AMA” ortada ABD ve İsrail’in yıkmaya çalıştığı “direniş cephesi”ni de “büyük resimde” görmeliyiz.
Evet Esad da diktatördür, “AMA” dünya üzerinde gerçek bir ABD karşıtlığının merkezi olan tek güç “İran’ın” başına örülmek istenen çorabı da görmemiz gerekiyor.
Evet Esad diktatördür, halkına zulmediyor “AMA” ona yönelik ayaklananların ardında asıl hedefi “İran” olan küresel güç odaklarının planlarını da görmek zorundayız.
 Evet Esad diktatördür, halka çok sert davranıyor, “AMA” ona karşı ayaklananları Batılılar tezgahlayıp, İngiliz mutfağında pişirip servis ediyor.
Evet Esad diktatördür, “AMA” onun yerine geçecek olanlar da kimdir?
“AMA” muhalif görünenler planlı bir bütünlük arzetmiyorlar. “AMA” ortada kadrolu bir devrim hareketi yok. “AMA” cinayetleri sadece Baas güçleri mi işliyor?, “AMA”  bu isyanın alternatif bir yönetim projesi yok. “AMA” Esad giderse Suriyede Afganistan gibi herkes birbirini yok edecek. “AMA” Esadı yıkmak isteyenlerin, yıkmak istedikleri şeyin yerine ne koyacaklarını bildikleri yok. “AMA” “İslam Cumhuriyetini” köşeye sıkıştırıp İsraili rahatlatan “büyük projeyi” görmek lazım. Ama, ama, ama…
Suriye halkını “AMA” ların bedeli yapan, cinayetleri, tecavüzleri, harab olan şehirleri, işkenceleri,  yağmalanan malları, bıçaklarla boğazlanan bebekleri İslamın insaf ölçülerine göre değil de sözde stratejik komplocu yorumların arkasına atan bir anlayışın zulmü de arada muğlak ifadelerle belirtmesinin ne anlamı var ki?
Atasoy Hoca ve İran merkezli “maslahatçılığın” 16 aydan beridir 20 Bin insanın katledilmesine, on binlerce insanın yaralanmasına, on binlerce insanın kayıplara karışmasına, yüz binlercesinin mülteci konumuna düşmesine “Büyük Resmi Görmek” teranesiyle ayağı yere basmayan soyut korku ve endişeler üreterek, şüphe ve kabus senaryoları dillendirerek değinmeleri Kur’an’ın insaf ölçülere yaklaşımında, Resulullahın sünnetinde bir gıramlık yere sahip değil maalesef. İnsan hayatının, ırzının, adalet ve insanlık arayışının stratejik ihtimallere yedirildiği bir tek örnek gösteremezsiniz bana.
Mevcut bir gerçeğin, mevcut bir haklılığın “olası bir ihtimale dayanılarak tahfif edildiği, değersizleştirildiği, zann altında bırakıldığı, bir tek örnek gösteremezsiniz”. Zira bu türden “ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışan” tutumun mazlumdan yana vurgusu da geçersizdir.  Her ne kadar “evet beşşar zalim bir diktatördür” dense bile o zalime karşı, onun mevcut apaçık katliam realitesine karşı “mazlumdan yana taraf olduğunu ilan etmeyip” bir de mazlumun kahrını sözde, meçhul bir “maslahatçılığa” göre “AMA” larla gündeme getiriyorsan hiç kusura bakma senin bu tavrın sadece Zalime yarar.

Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #23 : 14 Temmuz 2012, 04:16:48 ÖÖ 04 »
Bugün için Suriye’nin “Bosna”dan farkı kalmamıştır. Mısırda, Tunusta, Libyada nasıl ki halklar diktatörlüğe karşı ayaklanıp, canlarını ortaya koyup, Batı hayranı tağutları devirdiyse Suriye halkının da kendi tağutlarını devirme hakkı vardır. Bunun fitilini ister İslami kaygılar ateşlesin, ister onlarca yıldır uğranılan zulümlerden kurtulma arzusu ateşlesin, isterse tamamen ekonomik etkenler ateşlesin ne fark eder? Suriyede daha insanca yaşama, özgürce yaşama hakkının “İran-Hizbullah” maslahatçılığına sulandırılması bir faciadır.
İran Tunustaki, Mısırdaki, Libyadaki halk direnişine olumlu yaklaşıyordu da, Suriyeye gelince mi tüm halk ajan oldu? Mısırda en laik, liberal, millyiyetçi gruptan tutun da en muhafazakar, radikal İslamcıya varana kadar tüm muhalifler meydandayken neden Mısır devrimi hakkında “bunların kadroları yok, bu grupların ortak noktası yok, bunların devirmek isteği dışında bir başka amacı yok teraneleri seslendiriliyor? İran neden Libya’ya müdahale eden NATO yu kınamıyordu da Suriyeye gelince Nato işgalciliği söylemi depreşti? Neden Saddamı deviren, Irak’ı işgal eden Nato’ya sus pus olmanın ötesinde işini kolaylaştıracak adımlar atıp, sonrasında da ithal Amerikan demokrasisinin kuklası Maliki hükümetiyle can ciğer oluyordu da Suriye için Nato müdahalesini lanetler oldu? Afganistanı Kuzey ittifakı vasıtasıyla işgale giriş kapısından içeri alan Hazara Şiileri İran’ın güdümünde olup Natoyla ortaklığı temsil etmiyor muydu? Karzai İran ilişkileri ABD-İran ilişkisinden başka neyi temsil ediyor? Hani nerde kaldı İranın emperyalizm karşıtlığı? İran Çeçenistanı, Doğu Türkistanı yerle bir eden emperyalist Rusyanın, Çinin müttefiğiyken anti emperyalizmden sözedenler yok da Suriyeye gelince mi İranın anti emperyalizm damarı kabarıyor? Ve işin tuhafı şu ki Bosnada Natoyu BM yi müdahale etmemekle, insanlık suçuna ortak olmakla yargılayanlar bugün Suriyede Nato işgali bahanesiyle kendi işgallerini örtüyorlar. Maalesef bugün suriyede Nato yok ama Beşşar katilini İran askerleri koruyor. Devrim muhafızları Suriyede cirit atıyor, Hizbullah savaşçıları Suriye halkının kanını döküyor. Sadrın militanları Sünni avlıyor. Peki bizim ağır ağabeyler bu manzaranın neresinden bakıyor?

Aman ha İran, Hizbullah zarar görmesin de Suriye halkı 50 yıl daha bir avuç sapık katilin tecavüzüne razı olsun demekten başka neyi öneriyorlar? Ağır ağabeylerin çözüm önerileri ne? Suriyede özgürlük taleb eden Müslüman halka olası iran maslahatları uğruna bir azılı tiranın kucağına oturmaya razı olmaktan başka neyi işaret ediyorlar? 
Maalesef İranın derin pers ulusçuluğu ve milli din haline getirdiği mezhebi politikaları Onu suçladığı emperyalistler gibi stratejik davranmaya sevkediyor. Bu haliyle İran Devletinin İslamilik iddiaları ancak Suud rejiminin İslamiliği kadar geçerli.  Ve azılı bir diktatörü koruyup, İslam düşmanı bir rejimi derin ulusçu hedefleri doğrultusunda Müslüman bir halka tercih ediyor. Ve maalesef onun devrim çizgisini yitirip yerine mezhebçi bir Molla- Bazaar ehli diktatörlüğü kurduğunu kabul etmek istemeyenler her cürmüne deriin bir keramet beklentisi eklemekten başka bir şey yapmıyor.

Hülasa Suriye halkının yanında olmak ne natocu olmaktır ne de büyük resim çizenlerin gördüklerini görememe körlüğü. Adil şahitlik, ve anın fıkhı zalime karşı taraf belirleyip mazlumdan yana olmayı farz kılar. Düne kadar Hizbullahın silahı Zalime dönükken hepimiz bağrımıza basmıyor muyduk? Bugün silahını mezhebçi hevesler uğruna masum Suriye halkına çevirince, yani Suriyeliyi İsrail değil de İran ve Hizbullah öldürünce yine alkışlamadığımız için kınanıyorsak bu hiç dert değil.

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #24 : 17 Temmuz 2012, 12:49:16 ÖÖ 00 »
Azizim konuyu unuttum sanmayasın ...
Bilakis konu aklımdan hiç çıkmıyor ...
Konunun hassasiyeti dolayısıyla cümlelerimi nasıl kuracagım derdindeyim ...
Malum kalemim oldukca kalın ....
Böylesi hayati bir konuda bu kadar ayrı düşünüyor olmanın verdigi ızdırap ise cabası ...
Yazacağım inş.
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #25 : 20 Temmuz 2012, 03:48:45 ÖS 15 »
Konu hakkında ki düşüncelerimde köklü değişiklikler olması hasebiyle konudan bilenler lehine çekiliyorum ...
Not font kurbaa

*

Çevrimdışı Qani

  • ***
  • 496
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #26 : 20 Temmuz 2012, 08:06:45 ÖS 20 »
her ülkeyi kendi somut koşulları içinde değerlendirmek lazım diyeceğim ama somut koşullar abd, türkiye, israil gibi ülkeler tarafından provake edilip suni olarak değiştirildiği için somut koşullar geçerliliğini yitiriyor. hele de bizim gibi dışarıdan bakanlar için. somut koşullar olsaydı zaten mısır, suriye, libya halkları onlarca yıl esad-mübarek gibi yönetimlerle yönetilmezdi. halklar doğal olarak zaten istifra ederdi bu yönetimleri.

eğer esad'ı, mübareği, kaddafiyi eli kanlı diye niteleyip katil diye devirmeye kalkışıyorsa türkiye, önce kendine bakmalı. onlardan çok farklı olmayan uygulşamalarını hiç olmazsa değiştirmeli. sen hem kendi halkına esadın, kaddafinin yaptıkarını yapıp sonra onları devirmeye kalkışıyorsan buna ne derler bilmiyorum artık.

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #27 : 23 Temmuz 2012, 07:38:59 ÖÖ 07 »
Qani seni bi Esadın önüne atmak lazım...

(Niyetim canavar yarıştırmak değil tabiki.. Uluderedeki zulmü kınıyorum. Ama Suriyeli mülteci sayımıza dikkatini çekerim. Madem burdaki de Esad niye bizden Suriyeye göçen yok acaba ?  :-X)
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı Qani

  • ***
  • 496
Ynt: Atasoy Müftüoğlu ile Röportaj( İslami Düşünce ÖZEL)
« Yanıtla #28 : 24 Temmuz 2012, 01:33:11 ÖS 13 »
mülteci sayısına ne bakıyorsun.
türkiyeden avrupaya iltica etmiş milyon insan var.
beğenmediğin yunanistan dahil buna.
yakında esad da türkiyeye gelecek nede olsa tayyibin eski dostu :)

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
SANCAKTAR DERGİSİN’DEN ALİ BULAÇ, ATASOY MÜFTÜOĞLU VS'YE AÇIK MEKTUP
« Yanıtla #29 : 31 Temmuz 2012, 07:03:56 ÖÖ 07 »

SANCAKTAR DERGİSİN’DEN ALİ BULAÇ, ATASOY MÜFTÜOĞLU VS'YE AÇIK MEKTUP
 
Merhaba Suriye'de bütün devrimci nümayişlerden ve Hür Ordu'nun tuttuğu cephelerden Kelime-i Tevhid ve Tekbir sesleri yükselirken, Humus'ta onbinlerce kişi bir ağızdan "Biz zaferi Amerika yahut Arap Birliği'nden değil Allah'tan bekliyoruz" diye haykırıp yine bir ağızdan Nasr suresini okurken, siz hiç oralı olmayıp devrimcileri emperyalist işbirlikcisi ilan ettiniz veya öyle ilan edenlere çanak tuttunuz.
 On binlerce Suriyeli kardeşiniz katledilirken yüreğinizin sıkıştığına dair en ufak bir işaret bile vermediniz. Hak ve hakikati "ama"lara kurban eden konuşmalarınızda ve yazılarınızda katil Esed rejiminin psikolojik savaş tezgâhını beslediniz. şimdi, Hür Ordu topçuları tağutun merkezini döverken ve devrimin ayak sesleri artık herhalde sizin de kulağınıza gelirken,Nasr suresinin gereğini yapmanızı tavsiye ederiz. Malumunuz olduğu üzere Nasr suresinde mealen şöyle buyuruyor Rabbimiz: "Allah'ın yardımı ve zafer geldiği zaman ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini gördüğün zaman Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan af dile. Çünkü O, tevbeleri çokça kabul edendir.”
 Allah’ın yardımı ve zafer geliyor (bugün olmazsa yarın, yarın değilse öbür gün) Esed’in ordusundaki askerler bölük bölük Liva-ul İslam Birliği, Faruk Birliği, İmam Hüseyin Birliği gibi İslam ordularına katılıyorlar. “Lailahe İllallah” diyen Hür Ordu birliklerinde yerlerini alarak şeref kazanıyorlar. Bu muhteşem manzara karşısında Rabbinizi hamd ile teşbih edip O’ndan af dileyin. Tevbeleri çokca kabul eden Allah, O’nun yolunda savaşan ve öldürülen Suriyeli mücahitlere ve onların katliam kurbanı ailelerine ihanetinizi affeder inşallah.
 Vesselamu Aleykum Ve Rahmetullahi Ve Bereketâhû.




Sancaktar dergisi Hakan Albayrak editörlüğünde yeni çıktı. Henüz göremedim.. Sabırsızım ..
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8