1 Mayıs

  • 19 Cevap
  • 11805 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
1 Mayıs
« : 01 Mayıs 2012, 02:43:28 ÖS 14 »
Bismillah

Yahu kardeşim bu solcular neymiş böyle. Yavuz hırsız ev sahibini suçlu çıkarır. Bunlar ev sahibiyle birlik olup başka evlere dadanacak kadar yavuzmuş...

"İnşallah Sosyalizm gelecek"

Pankartına siz ne dersiniz bilemeyeceğim??

Benim bildiğim kafa karışıklığı bazen olur. Aman efendim bu kafalar bi daha ıslah olamayacak kadar bizden :)

(he komikliğe vurayım, kızgınlıkla olacak gibi değil :))
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #1 : 01 Mayıs 2012, 03:03:33 ÖS 15 »
Bu haberi ajanslarda gördüğümde siteye aktarmaya çalışıyordum ki bu yazıyı gördüm
"İnşallah Sosyalizm gelecek"  bu sloganı veya pankartı bizlerden birilerinin söyleyeceğine akıl erdiremiyorum. Bu hale gelindiyse yazık ki yazık. Allah affetsin. Kimi Müslümanları kapitalistler diye dışlayıp da sosyalistleri kardeş edinmek bir sosyal bir durum  mu yoksa psikolojik hezeyan mı diyelim bilmiyorum. Bu durum Müslümanlar arasındaki safları sıklaştırmaz, aksine ayrıştırır.
Yazık......
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #2 : 01 Mayıs 2012, 03:36:35 ÖS 15 »
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #3 : 01 Mayıs 2012, 03:44:52 ÖS 15 »
abooov :>D

Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #4 : 01 Mayıs 2012, 03:47:37 ÖS 15 »
Birilerine eklemlenmek zorunda niye hisseder ki kendini müslüman?
Ortak paydamız var diye, dinsiz imansızlarla kolkolamı olmalıyız?

Ey büyük Allahım akıl ne büyük şeyy
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı TaLiA

  • *
  • 3017
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #5 : 01 Mayıs 2012, 04:13:48 ÖS 16 »


1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü olarak birçok ilde coşkuyla kutlayan İşçi Bayramına bir pankart vardı ki damgasını vurdu.

Kamu-Sen ve Türk-İş'in Bursa'da düzenlediği kutlamalarda seslerini pankartlarla duyurmaya çalışan işçilerin talepleri arasında en ilginci 'cuma namazı' pankartı oldu.

 Cuma Namazı'na gidemeyen ve Cuma Namazı'nı kılamayan işçilerin  talebi 'Cuma Namazı serbest olsun' oldu... ..

Haber 7


*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #6 : 01 Mayıs 2012, 04:28:52 ÖS 16 »
"İNŞALLAH SOSYALİZM GELECEK BİZİM DEĞİL"

Grup Fatih Camii'nde çıkarken açılan bir pankart ise tepki çekti. "İnşallah Sosyalizm Gelecek" yazılı dövizi bir çok internet sitesinde manşet olurken hareketin sözcüsü Prof. Dr. İhsan Eliaçık ÜLKE TV'nin canlı yayınında, "İnşallah Sosyalizm Gelecek yazılı döviz bizim grubumuz ait değil. Bizim gençlerimiz 12 tane pankart hazırladı ve yan taraflarında "Kapitalizmle Mücadele Korteji" logosu var. Onun dışındakiler provokasyondur, bu söylem bizi temsil etmiyor" dedi.

Kaynak : Haber7
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı Leyl

  • **
  • 169
    • Kabak Çiçeği
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #7 : 01 Mayıs 2012, 05:16:27 ÖS 17 »
http://www.cafcafdergisi.net/2012/04/30/musluman-sol-1-mayista/



Teşekkürler Rahmetli kardeşim...

Sadece ''müslümanım'' demek ne kadar zorlaştı artık farkındamısınız ? Oysa Kur'an bizim antikapitalist,sosyalist,faşist,hümanist vs ... olmamızı istemiyor.Basit bir şey ''müslüman olun, mü'mince yaşayın '';bu kadar !
Adil Şahitler olarak Allah için Hakkı ayakta tutun. Maide 8

*

Çevrimdışı Rahmetli

  • *
  • 1056
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #8 : 01 Mayıs 2012, 06:47:14 ÖS 18 »
Türkiye'de ki kavga; modernite ile postmodernite arasında yapılan küresel kavganın bir yansımasıdır. Yeni yapılanma özgürlükler adı altında Liberalizm'in iyice yerleştirilmesi, tüketen, daha çok tüketen bir toplum modeli ortaya koyma adınadır. Eskiden "ben bilirimci" tutum "sende haklısın" şekline dönüştü. Eski "ben bilirimci" Sosyalist, komonist, faşist, kapitalistler artık bu söylemle birlikte kendilerinin de bayatladığının farkına varınca muhalif anti kapitalist müsülmanları -ki eskiden hiç adam yerine koymazlardı- kullanma eğilimindeler. E adamlarda imkan da var. Ezilenin yanında olda kimle beraber olursan ol zihniyetiyle hareket ettinmiydi, televizyonlar, paneller emre amade..
İyilik su gibidir, içmeyen ölür...

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #9 : 01 Mayıs 2012, 07:08:08 ÖS 19 »
O zaman Tez parlayın alevmi abi?
"Buda geçer yahu" deyip yola devam edelim...
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
Bu Gün Pazar Gavurlar Azar-İsmet Özel
« Yanıtla #10 : 01 Mayıs 2012, 11:05:06 ÖS 23 »
Gâvurlar Azar

Bugünün tarihini biliyor musunuz? Hangi zamandayız? 1397 yılının Cemaziyel’evvel ayının 12’inci gününde miyiz; 1393 yılının Nisan ayının 18’inci gününde miyiz; yoksa bugün 1 Mayıs 1977 mi?

Türkiye’de kafaların ne derece karışık olduğunu anlamak için takvime bakmak yeter. Bu ülkede hayat her üç takvime de uymak zorundadır. Bayramlar hicri takvim uyarınca yaşanır. Ramazan ve Kurban Bayramlarının açıkça kutlanmasını yasaklayan bir kanun çıkarılmadıkça ayın hareketi esasına dayanan bu takvim millet hayatında yer alacaktır.

Devlet bütçesini yürürlüğe koyarken de Rûmi takvimi kullanacaksınız. Çünkü Rumi takvimin yılbaşı Mart. Geriye kalan bütün resmi işlerinizi miladi takvime göre yani Vatikan’ın İsa Aleyhisselam’ın doğduğunu farz ettiği zamanı başlangıç kabul eden takvime göre ayarlamak mecburiyeti var. (Bir parantez açıp bir noktada daha Doğu- Batı farkını vurgulayalım: Hicret’i tarihin başlangıcı saymak ile Allah’ın bir peygamberinin doğum gününü tarihe başlangıç kabul etmek arasında çok esaslı bir kavrayış farkı var. Hicret Müslümanlar için Allah’ın emirleri doğrultusunda yeryüzünde aktif varoluş, Kur’an ile müşahhas uygunluğu olan bir yaşama imkânını genişletme, yeryüzünde İslamca bir hükümranlığa talep gibi unsurları bünyesinde barındıran bir belirti, insanın kendi varlığına anlam kazandırmasının ve şahsiyetini Allah’ın emirleri uyarınca aramasının bir belirtisidir. Buna karşılık Milad-ı İsa ruhaniyeti ne ölçüde olursa olsun cismani bir belirtidir. Milad-i İsa’nın önemini azaltmak şöyle dursun onun değerini Hıristiyanlardan daha çok bilmemize rağmen, tarih başlangıcı olarak onun doğumunu –ki fevkalade indîdir- alan bir anlayışta, içindeki cismani unsurlar sebebiyle müşrik bir hava sezmemek kabil değil.) Bir Müslüman için Mevlit Kandili’nin taşıdığı mana ile bir Hıristiyan için Noel’in taşıdığı mana aynı ağırlıkta değil. Resmi takvimde yer alan adları da kafa karışıklığını yansıtmaktan uzak değil. Ocak, Ekim, Kasım, Aralık Türkçe konulmuş adlar; Şubat, Nisan, Temmuz, Eylül Asur takviminden alınmış, Mart, Mayıs, Ağustos ayları da Latince köklü. İncelense daha neler çıkacak…

Şimdi sorumuza dönelim. Bugün 12 Cemaziyel’evvel mi, 1 Mayıs mı? Eğer 1397 yılının Cemaziyel’evvel’inin 12’nci günündeyim diyorsanız, sizinle aynı görüşü paylaşıyorum ve size özel olarak bir haberim yok. Ama, bugün 1 Mayıs diyorsanız, hemen haber vereyim ki bugün sizin İşçi Bayramınızdır. Yoo, bugün İşçi Bayramı değil, Bahar Bayramıdır diye yan çizmeyin. O dediğiniz Hıdrellez, o başka, bambaşka bir şey, karıştırmayalım. Şimdi siz madem ki yıl başı olarak 1 Ocak gününü seçtiniz, seçmenizin içine 1 Mayıs İşçi Bayramı da girdi demektir, isteseniz de istemeseniz de. Ama ben komünist değilim ki bu bayramı kutlayayım demeyin sakın. Çünkü bu komünist bayramı falan değil, Batı medeniyetinin iflahını söktükten sonra onlara verdiği bir elma şekeri. Biliyorsunuz elma şekerinin dışı kızıldır, tatlıdır, ama ortasında... Hem sonra bu 1 Mayıs denen şey komünist bayramı olsa ne olur, biz batılılaşmadık mı, orada neyse burada da o olması tabii değil mi? Nasıl Noel ağacı donatıyorsanız ve yıl başı gecesi nezih bir şekilde eğleniyorsanız, bugün de, ne yapılacaksa onu yapıverin. Bu hafifliği burada keselim.

Evet, bir milletin hayatında tutarlılık gerekliyse tutulan yolda sonuna kadar gidilir. Gitmek istemeyeni de sürüklerler. İnsanlar düşüncelerinin tabii sonuçlarına boyun eğmek zorundadırlar. Ben şuraya kadar batıcıyım demek olmaz. Dürüst bir kafa kaypaklıktan uzak durmayı bilir. Batı medeniyetini kabule şayan buluyorsanız onun değerlerini edinmeniz de tabiidir. Yıl başını kutlayacaksanız, işçi bayramını da kutlayacaksınız. Aksi halde düşüncelerinizi yeni baştan gözden geçirin. Ulaşılması gereken batı değildir diyorsanız, kendinize yeni bir hedef seçin. Batıcılığı terk edin.
 
Ve orada da tutarlı olun.

Yeni Devir / 1 Mayıs 1977

İsmet Özel
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı serender

  • *
  • 4811
  • Dosdoğru ol!
İLK TAŞI EN GÜNAHSIZ OLANINIZ ATSIN!
« Yanıtla #11 : 02 Mayıs 2012, 01:39:30 ÖÖ 01 »
İLK TAŞI EN GÜNAHSIZ OLANINIZ ATSIN!
 
Dramatik final; Tüm sosyal ağlar birbirine küfreden Müslüman gençlerle dolu, herkes birbirine saydırıyor, kimse kimsenin Müslümanlığını beğenmiyor, herkes safi mümin, ayrıca müçtehit, fikir adamı, din uzmanı, filozof, doğrucu davut, gerçek devrimci, yasal eylemci, harbi mücahit, meydancıbaşı ne ararsan bol miktarda mevcut bu alanda şükür ama seviye yerlerde…
 
Mesele nedir peki; Bugün 1 Mayıs ve bu bayrama katılım göstermek isteyen bir grup Müslüman genç ortaya çıkmış, alana gitmişler, halay çekmişler, kahrolsun kapitalizm demişler ve evlerine dağılmışlar, standart prosedür… (varsa uygunsuz bir durumları, bunun hesabını verecekleri merci biz değiliz, ilk taşı en günahsız olanınız atsın ayrıca)

Müslüman’ın 1 Mayıs’la ne işi olur, başka işimiz mi kalmadı, Müslüman zaten anti-kapitalisttir bunun altını çizmenin ne gereği var v.s Ulan gereği var işte, anti-emperyalist ve anti-kapitalist olmaya mecbur olduğumuzun, başka bir şansımızın olmadığının, böyle olmadıkça yavşak ruhlu bir sürü olup çıkacağımızın altını defalarca çizmekte ve söylemekte fayda var, hayır var, mesuliyet var.
 
Asıl problem nedir? Sosyalizm’e yaslanan ya da sol sosuna bulanmış Müslümanlık fikrinin bir karşılığı mı var sanki toplumda. Numan Kurtulmuş’u ittikleri yerden ne çıktı ki zaten? Bir beşeri ideoloji İslam'a eklemlenemez, tamam eyvallah. Biz anti-kapitalist Müslümanlarız diyor adamlar, bırak desinler. Herkes İslam’ı korumaya çalışıyor, herkes gerçek İslam’ı anlatmaya çalışıyor birbirine. İslam şu değil de, asıl İslam bu değil de…
 
İhsan Eliaçık’tan korkuyor muyuz? Ya da onun peşine takılıp gidenlerden, belki biraz kafası karışıklardan, ulan bir yerde bir hata var galiba diyenlerden, korkuyor muyuz? Ne mesele ettiniz şu 1 Mayıs’ı arkadaş. Zaten bir fikri arka planları yoksa, şov yapıyorlarsa, fantastiklerse, gizli-sosyalistlerse, cartsa curtsa, dökülür boyaları merak etmeyin siz.
 
Bırakın birisi de çıksın İslam’ın Sosyal Adalet fikrine vurgu yapsın, en büyük düşmanımız kapitalizmdir desin, İşçi ölümleri Müslümanları neden ilgilendirmiyor desin, bu Müsiad ne ayaktır desin, ulan şu asgari ücret niye bir türlü artmıyor desin… ne olacak yani. Din elden gidiyor mu? Nereye gidecek, bırakın gitsin 1400 yıl önceye o halde. Anca o zaman arınırız.
'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Onurlu ve Tutarlı 1 Mayıs İklimi İçin
« Yanıtla #12 : 02 Mayıs 2012, 09:59:52 ÖÖ 09 »
Onurlu ve Tutarlı 1 Mayıs İklimi İçin
1 Mayıs, sol-sosyalist geleneğin vazgeçilmezi. Bu geleneğin “Biz hala buradayız, ayaktayız, hayattayız, taleplerimiz var!” düsturlarının devam ettiğinin en önemli göstergelerinden biri. Meydanlara çıkanların devrimci sayıldığı, işçiden-emekçiden, haktan-adaletten yana sayıldığı bir propaganda imkânı. İlaveten, mümkünse kendilerinden başka kimlik sahiplerini o alanlarda görmek istemediklerini ama çıkmayanların da ideolojik saiklerle örselendiği, ötelendiği hatta yaftalandığı bir gelenek.

Her ‘1 Mayıs’ta bunları hatırlar ve bir parça içim burkulur. “Biz neden yokuz?” diye. “Yoksa biz işçiden, işsizden, emekçiden, yoksuldan yana değil miyiz ki, bu meydanlarda bize yer yokmuş gibi davranıyoruz?” kabilinden. “Binlerle ifade edilen sol- sosyalist kitlenin arasında birkaç yüz kişilik bir kontenjanımız olsa fena mı olur? Neyimiz eksilir? Üstelik İmam Humeyni’nin de ihya etmeye çalıştığı anlamlı, evrensel bir gün değil midir 1 Mayıs?” O halde?!

Sonra 28 Şubat’taki ‘1 Mayıs’ gelir aklıma ve her 28 Şubat yıldönümlerindeki tekrarlar. TİSK, TESK, TOBB, Türk-İş ve DİSK gelir. Kendisini bunlardan ayrı yere koymaya çalışan KESK’in, bugünlerde “Bize iftira atmayın biz darbeye karşı durduk” derken, o dönemde yayınladığı “Ne Şeriat Ne Darbe!” içerikli bildirisi ve "ortada ne gerçek anlamda bir darbe ne de mağduriyet vardı" sözleri gelir aklıma.  Generallerden çok, ‘gericilik’ ve ‘irtica’ya karşı nasıl da ‘durumdan vazife çıkardıkları’. Yüz binlerce mağduru olan başörtüsü yasağı ve tartışmalarının sendikal mücadelenin üzerini örtmek amacıyla yapıldığına dair deklare edilen ortak açıklamaları düşer hatrıma. Bir de, 12 Eylül anmalarından sıra 28 Şubat’a geldiğinde, lafı eveleyip geveleyip “Ama gericilikle mücadele edilmesin mi?” gibi manidar sorular.

Hafıza bu ya, 28 Şubat MGK toplantısının hemen arifesinde, daha önce hiçbir şekilde bir araya gelmemiş Türk-İş Başkanı Bayram Meral, DİSK Başkanı Rıdvan Budak ve TESK Genel Başkanı Derviş Günday'ın -güya kendilerine karşı mücadele ettikleri sermayenin sözcüsü- TİSK başkanı Refik Baydur’un dizinin dibine oturup da "laik, demokratik bir cumhuriyet için” TSK’daki ‘üst düzey bir komutan’ın tavsiyesiyle oluşturdukları birliktelik hiç çıkmaz aklımdan. Genelkurmay’ın bu organizasyonu hükümete; "Tankları görmüyorsunuz, bari sivil toplumun tepkisini görün" demek için oluşturduğu çıplak gerçekliği de.

Sonra, post-modern darbeci askerlerin Refah-Yol Hükümeti’nin uygulamalarından duyduğu aşırı rahatsızlığı sivil toplum örgütlerine aktarmak için Ankara Ticaret Odası'nda (ATO) yaptığı gizli toplantı düşer hafızama. Ve 28 Şubat'tan sadece birkaç gün önce Türk-İş, DİSK ve TESK'in başkanlarının dayanışma kararı.

TESK Başkanı Derviş Günday'ın açıklamasını hatırlarım: "Rejim konusunda her şeyi göze aldık. Refah Partisi artık fanatik tabanını dizginleyemiyor. İş zıvanadan çıkmak üzere."

15 Şubat 1997'de yapılan "Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü"ne Türk-İş’in verdiği destek hiç aklımdan çıkmaz. Dönemin Türk-İş Başkanı Bayram Meral’in, "Türkiye ne İran, ne de Afganistan gibi yönetimlere layıktır. Türkiye laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir, Türk-İş de bunun yanındadır" demesi de. Hele Türk-İş eski Genel Eğitim Sekreteri Şemsi Denizer’in, "Darbe gerekiyorsa destekleriz" diyebildiği günleri hatırladıkça, neleri geride bıraktığımızı düşünür, Allah’a hamdederim.

Sonra, 28 Şubat soruşturmasının 2. dalga operasyonunda gözaltına alınan emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’ın, 5’li Çeteyi kastederek; "Sivil toplum örgütlerini teşvik ettik. Böylece işler yoluna girdi" sözü düşer aklıma. Ve hepsiyle birlikte anti-emperyalistlikte herkesle yarıştırılan dönemin TSK’sının “28 Şubat'ı NATO'nun yıkılan Varşova Paktı'nı tek bir mermi bile atmadan teslim almasına benzetmesi”.

KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), TDB (Türk Diş Hekimleri Birliği), TEB (Türk Eczacılar Birliği), TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği), TTB (Türk Tabipler Birliği)’nin ortak yayınladıkları bildiride “yükselen irtica tehlikesi”ne nasıl da atıflar yaptıkları; boş demokrasi nutukları atmalarına rağmen, Müslüman halkın yaşadığı acılardan bir tekine bile değinmeden nasıl da halkçılığa soyundukları; “Şeriat ve Darbe madalyonun iki yüzüdür!” tarihi tespitini bugün bile kendilerine nasıl da kalkan yapmaya çalıştıkları gelir.

En radikal, düzen karşıtı, işçisever örgütlenmelerin, darbe karşıtlığında “Ne Şeriat Ne Darbe”den öte bir adım ileri gidememeleri, başörtüsünün neleri örttüğünü resmeden karikatürlerin dergilerinde nasıl da yer aldığı; en hasının bile, ancak yüzlerle ifade edilen baskılar yapabilen dergilerinin manşetlerine “İrtica, Şeriatçılık, Türban ve İmam Hatipler”in emperyalizmle, sermayeyle nasıl içli dışlı oldukları ve fillerin tepişmesinin halkla, halkın faydasına gelişmelerle hiçbir ilgisinin olmadığı şeklindeki, “solcu-işçiden başka mazlum tanımam” şuuraltı çözümlemesindeki yakıştırmaları gelir.

Bunları bile bile, darbecilerle saflaşmaktan utanmayanların; alanlarda Şeriat karşıtı sloganlar atmaktan, Şeriat heveslilerini İran’a yollayan dövizler açmaktan hicap duymayanların kutladıkları ‘1 Mayıs’lar aklıma geldikçe, elimde değil, o meydanda onlarla yan yana durmaktan hicap duymamak; bunlar hiç olmamış gibi ikiyüzlüce, onursuzca davranmak.

Bir tanecik ‘1 Mayıs’ın konusu olamaz mıydı kapanan İmam Hatipler, Kur’an kursları, başörtü mağdurları? Başörtü yasağı zulmünü yaşayanların hukuku, kadın haklarının hatırına bile olsa, ‘1 Mayıs’larda haykırılamaz mıydı? Hadi ideolojiye halel gelmesin, peki öğrencisinden memuruna, işçisinden çalışanına, kamudakinden özel şirketlerdekilere kadar milyonlarca Müslüman-muhafazakâr işsiz üreten 28 Şubat’ın yarattığı işsizler ordusu tek bir kez olsun konu edilemez miydi sol-sosyalist ağırlıklı, kırmızı rengin sokakları boyadığı 1 Mayıs alanlarında?

Şimdi ben, bunları bile bile nasıl olup da kimliğimin, inancımın, değerlerimin ayaklar altına alınmasından hiç gocunmamış olanlarla omuz omuza, kimliksizce, “dün dündür bugün bugün” diyerek saf tutabilirim.

Onların Kemalistlerle, darbeci çetelerle olan gönüllü ve sivil(!) işbirliğinin bahanesi dün RP idi, bugünse AKP. Mesele dün RP’nin, bugün de AKP’nin bir takım politikalarını eleştirmek olsa bir dereceye kadar anlaşılır elbet. Ama dün RP bugün AKP üzerinden bahane edilerek yeniden üretilen İslamofobik, aydınlanmacı, “anti-emperyalizm maskesi” altında sunulan reflekslere neden teşne olayım. Ortadoğu halklarının onurlu direnişlerini bile lekelemeye çalışan, bunu AKP karşıtlıklarına payanda olarak kullananlarla ‘hangi düzen karşıtlığı ölçüsünce’ saf tutayım?

Suriye’de Her Gün ‘1 Mayıs’; Gör(e)müyor musunuz? 

AKP karşıtlıklarını, sözde anti-emperyalistlikleriyle birleştiren, Kemalizmle hala iç içe olan itikadlarını Suriye’de ‘Sosyalist’ Baasçılıkla harmanlayanların Suriye’deki ‘1 Mayıs’ları görememeleri de ayrı bir trajedi. Sadece sol mu, ya ‘1 Mayıs’a katılacaklarını günler öncesinden bayram havasında ilan eden İslami kesimler?! Oysa Suriye’de karşımızda duran rejim, kapitalist bir oligarşi değil de nedir? Küçücük bir aile aristokrasisinin azınlık bir mezhep etrafında örgütlediği kan dökücü bir cuntanın bütün bir ülkenin sahibi (maliki) olduğunu iddia etmesi değil midir? Ama pardon! Amaç Suriye’ye küresel sermayenin getireceği tüketim çılgınlığına karşı çıkmaktı değil mi? İyi de, o çılgınlığın nimetlerine kavuşacak bir halk kalmayacak ki yakında Suriye’de!

Kimlerle, hangi halkla reorganize edecek bu küresel hegemonya ücretli kölelik ve tüketim çılgınlığını? Üstelik hani nerede bu küresel egemenler? Yoksa bu iş Rusya ve Çin’e mi tevdi edildi? Kendilerine “Türü azalmış İslamcı” payesi biçmekten gurur duyanların, bu payeyle ‘1 Mayıs’ları “Kölelere Özgürlük” ayetiyle onurlandıracak olanların, bir halkın azınlık bir dikta tarafından tüketildiğini; canlarının, onurlarının, haysiyetlerinin çılgınca katledildiğini gör(e)memeleri; daha doğrusu bu gerçeğe kılıf bulma arayışları çok ilginç. Bundaki en önemli saik, en ‘devrimci’, en ‘muhalif’, en ‘tutarlı’ duruşu, “kiminle ve hangi safta olursa olsun AKP karşıtlığında buluşmak” olarak algılayan bir haleti ruhiye olabilir mi acaba?

Türkiye’de askerinden yargısına, siyasetçisinden medyasına kadar Kemalist kadrolara karşı verilen mücadeleyi küçümseyen; yetmedi yeri gelip Kemalizme çağdaşlık payesi biçerek övgüler düzen ya da Kemalist vesayet ve iktidar ile Muhafazakâr sivil vesayet arasında bir fark olmadığını ‘keşfedenler’in Suriye keşiflerinin sıhhati de ancak bu seviyede kalmaktadır.

Suriye’deki geniş bir coğrafyayı ‘1 Mayıs’ alanlarına çevirenler kimler? Suriye halkı değil mi? On binin üzerinde şehit veren bu halkın ‘silahlanma hakkı’nın savunulmasını bile NATO’culukla izah etmeye kalkışarak müfterilikte sınır tanımayanların; öte yandan “Ebu Zer bugün yaşasaydı Muaviyeciliğin mirasçısı Esad güçlerinin mi yoksa Suriye’deki direnen güçlerin mi yanında yer alırdı?” basit ama ahlaklı sorusunu bile sormaktan aciz kalanların “Kölelere Özgürlük” sloganıyla ‘1 Mayıs’ta alanlarda olmasının ciddiyeti de sorgulanmaz mı?

Suriye’de, “Esad zalim ama alanlardaki aldatılmışlara veyl olsun”; “NATO’cu Teröristler Kahrolsun!”; ama Türkiye’de “1 Mayıs’ta Kölelere Özgürlük!” Şimdi bu tavrın ciddiye alınabilir bir yönü olabilir mi? “Suriyeli muhaliflere emperyalistlerden silah talep etmek” şeklindeki bir müfterilik bir kenara, (çünkü doğrusu “muhaliflerin silahlanma hakkını savunmak”tır) “NATO kuyrukçusu İslamcılık iflas etmiştir!”gibi en hafif tabirle edepsizlikte sınır tanımazlıkla malul bir kesimin İslamcılık iddiası ciddiye alınabilir mi? “Bir yerde AKP varsa ben yokum İslamcılığı”nın, “AKP karşıtlığında kiminle kol kola girdiğim önemli değildir İslamcılığı”nın gerçekten yerel ve küresel egemenlerle mücadele ettiği söylenebilir mi?

Habertürk’ünden TV8’ine, FlashTV’sinden Kanaltürk’üne kadar “kapitalist medya”nın, muhtemelen sıkıcı/banal 1 Mayıs kutlamalarına renk kattığı için magazinel bulduğu ve medyatik pohpohlamalara giriştiği, alanlara çıkmadan önce samimiyeti ve tutarlılığı “işçiler için kılınan gıyabi cenaze namazı ile kızlı-erkekli halay” arasında gidip gelen sol-sosyalist-İslam düşmanı-darbeci-öykünmeci İslamcı-eyyamcı bütün bu kesimler ‘1 Mayıs’ta alanlara çıkarlarsa, ben hangi meşru ve ahlaki saiklerle bunların yanında yer alacağım!?

Kısa keseyim; bütün bu güruhlarla o alanlarda birlikte olmak zul değil de nedir? ‘Biz’ olamadan, ‘Biz’e emek vermeden, İslami mücadelenin onurlu, ahlaklı, basiretli seyrini omuzlamadan da, “birilerinin kuyrukçuluğunda ve hizmetinde olmayan” sahici ‘1 Mayıs’ alanları oluşturmak da hayaldir.

Her türlü ifsad, kirlilik ve kimlik saptırmalarından uzak, ahlaklı, onurlu ve basiretli ‘1 Mayıs’ atmosferlerini her alanda oluşturabilmek duasıyla…

BAHADIR KURBANOĞLU-HAKSÖZ
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #13 : 02 Mayıs 2012, 12:18:18 ÖS 12 »
   eliaçık,bir ilde konferansta.

   müslüman bir hanımefendi konferans öncesi kalkıp soruyor.eşinizin,kızlarınızın başı örtülü mü?.başörtüsü hakkında ne düşünüyorsunuz? diye.

   soru soran hanımefendinin bol pardösüsü,omuzlarını örten koca bir başörtüsü var.

   eliaçık;islamda baş örtüsü zorunlu değil,tercih meselesi,hele sizin örtünme biçiminizi dayatanların hiçbir kur’an’i dayanağı yok.eşim ve kızımım biri başı örtülü,kızımım biri açık.hem neden sordunuz diye cevap veriyor.

   soran müslüman hanımefendi vakarla yerinden kalkıp çıkışa yönelirken

   eliaçık'a dönüp;bana islam hakkında öğütte bulunacak,bilgilendirecek kişilerin ne söylediklerine,söylediklerini ne denli yaşadıklarına bakmak zorundayım.anladım ki sizin bana,islam adına, söyleyecek sözünüz olamaz.

   evet bu mangal yürekli,eli öpülesi,basiretli,bilinçli,şuurlu, gencecik hanımefendilerin sayısı artmadıkça daha çok ''sarmaş dolaş''halaylar çekeriz.eliaçık'lar egolarını şişirirken,geçler çıkmaz sokaklarda kaybolur. Bizlerde ‘bırakın söylesinler,bırakın yapsınlar efendim,ne çıkar,kime ne zararları var deyü hoşgörür,hoş görünürüz.kol da kırılır yen içinde kalır.kangren olurmuş.ne gam!

dua ile...
"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"

Ynt: 1 Mayıs
« Yanıtla #14 : 02 Mayıs 2012, 12:23:55 ÖS 12 »
yukarıdaki resimde eliaçık'ın -elide açık sayılmaz,zira baksanıza genç, başı sarılı müslüman antibilmem ne bayanın eline sıkıca yapışmış-hallerini,örnekliğini gördükten sonra,sözün bittiği yer olduğuna inancım arttı.sadece dua ediyorum.

eliaçık'tan korkuyormuyuz? evet,KORKUYORUM!yeni bir yaşar nuri.zekeriya beyaz vak'asıyla karşı karşıyayız.Allah hepimizi ıslah etsin.
"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"