Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler

  • 22 Cevap
  • 14360 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler
« Yanıtla #15 : 30 Mart 2013, 09:26:11 ÖÖ 09 »
İslam toplumlarında, bütün İslamî yapıların, cemaatlerin, düşünce ve kültür adamlarının, cemaat liderlerinin, statükonun çizdiği sınırlar içerisinde hareket etmek, bu sınırları takdis etmek gibi yapısal bir sorunu var. Her durumda ve her duruma itaat geleneğinin/zihniyetinin eleştiriye ve muhalefete tahammülü yok. Bunun yanında “ehven-i şer” tercihi gibi ilkesizliği, politikasızlığı, ikiyüzlülüğü meşrulaştıran bir başka geleneğimiz olduğunu da kaydedelim. Bu durum biz Müslümanları gerçek bir var oluşa sahip olmaktan alıkoyuyor. Sözünü ettiğimiz gelenekler/zihniyetler sebebiyle, hiçbir şekilde bilinçli bir farkındalık oluşturamıyoruz. Fikirlere değil de, kişilere odaklandığımız için, her durumda kendimizi dar bir alana kapatıyoruz.
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler
« Yanıtla #16 : 12 Mayıs 2013, 09:54:30 ÖÖ 09 »
Müslümanlar, Ortaçağ din/tasavvuf ikliminin, İbahilik gibi akımların etkisi altında bulundukları için, 1948 yılından bu yana emperyalizm/sömürgecilik ve İsrail karşısında hiç bir varlık ve hayatiyet ortaya koyamıyor, yalnızca utanç ve zillet sergiliyor.
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler
« Yanıtla #17 : 16 Haziran 2013, 09:17:02 ÖÖ 09 »
Toplumlarımız bugün, ne yazık ki; açıkça manipülasyon nesnesi haline getirilmiştir. Kitlelerin duygu ve düşünceleri kitle iletişim araçları tarafından dayatılmaktadır. Hangi konuda ve nasıl düşüneceğimiz önceden belirlenebilmektedir. Düşünce adamlarımız, kültür adamlarımız entelektüel kendiliğindenliğe sahip değildir. Kültür adamlarımızın edebiyat’la, edebiyat adamlarımızın kültürel derinlikle bir ilişkiler" kalmamıştır. Kimi arkadaşlarımız, Allah (c.c.) ile özel ilişki kurdukları, bu ilişki sebebiyle herkesin ulaşamayacağı bilgilere sahip olduklarına inanılan kutsallaştırılmış/efsanevilştirilmiş kimi meczupların peşinde sürükleniyor, hiç bir biçimde düşünme/sorgulama ihtiyacı duymuyor. Taklit etme, boyun eğme, edilgenlik daha çok kronik bağımlılıkla ilgili bir durumun adıdır. İnsan, üreterek, sorumluluk alarak, bir irade oluşturarak özgür olur. Neoliberal kültürde olduğu gibi, içgüdülerin başıboş bırakılması özgürlük değildir. Dayatılan her çerçeveyi kabul eden, nesne statüsünü aşma yeteneğine sahip olmayanlar popüler ilgiler ve beklentiler içerisine girerler.
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler
« Yanıtla #18 : 19 Haziran 2014, 06:17:26 ÖS 18 »
Günümüz dünyasında 'demokrasi' üzerine spekülasyonlar yapılırken, kendi hayat tarzlarını seçme özgürlüğü de 'demokrasi' tanımları arasında yer alıyor. Ancak, Müslümanların, kendi inanç/düşünce/hayat tarzları doğrultusunda siyaset yapma özgürlükleri yok. Müslümanca bir duruş, Müslümanca bir karşı çıkış için Mısır'da bugün yaşandığı üzere ölümü göze almak gerekiyor.

Yeni Şafak Gazetesinin A.Müftüoğlu ile yapılan röportajından bir kesit
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler
« Yanıtla #19 : 25 Haziran 2014, 04:49:19 ÖS 16 »
KUR’AN REFERANS KAYNAĞI OLMAKTAN ÇIKMIŞTIR
Bugün geldiğimiz noktayı görüyor musunuz? Kitab-ı Kerim referans kaynağı değil, Mevlana referans kaynağı. Kuran-ı Kerim referans kaynağı değil İbn Arabi, Said Nursi referans kaynağı. İsimleri çoğaltmak mümkündür. Birçok şahıs referans kaynağı iken sadece Kur’an referans kaynağı değil. Tüm bunlarda bir çelişki yok mu? Burada yapısal bir problem yok mu? Tekrar ediyorum, İslam maneviyatçılıktan, Batınilikten, sezgicilikten ibaretse, Mevlana’yı da okuyabilirsiniz İbn Arabi’yi de okuyabilirsiniz Sadi Nursi’yi de okuyabilirsiniz. Oysa İslam bunlara indirgenemez. O halde İslam’ın bütün boyutlarını bir araya getiren bir bilincin oluşturulmasına öncülük etmek gerekir. Bunu sizin kuşaklar yapabilir. Bizim, gençlere bir çağrımız var. Diyoruz ki ‘gençler bize gelmeyin, kendinize gelin.’ Kendiniz olmazsanız eğer kendi tercihlerinizin öznesi olamazsınız. Neyi okuyacağınıza nasıl okuyacağınıza kendiniz karar verin. Big Brother karar vermesin sizin tercihlerinize. Ama şöyle de bir durum var İslam dünyasında ne kadar büyük adam varsa –pek çoğu ile tanıştım bu şahısların-   Gönlümden hep şu geçerdi. Bu büyük üstatlardan birisi çıkacak ve bize şöyle bir şey söyleyecek: “Arkadaşlar bize gelip gidiyorsunuz, çok güzel, anlamlı lakin dünya bizden ibaret değil bizimle de kaim değil. Dünyada ne kadar anlamlı çaba varsa o çabaları da takip edin. “ Böyle birisi çıkmadı. Şimdi bütün üstatlar bizim ufkumuzu kapatıyor. Kendi varlığıyla kapatıyor. Bilincimizi, gözlerimizi kapatıyor. Bizi bir hapishaneye mahkum ediyor. Hepimizin ömrü bir hapishanede geçer gibi geçiyor. Biz bir diğer tarafta da bazı metinlerden biliyoruz. Orada iki günü eşit olan ziyandadır diyor. Fakat aslında bütün bir ömrümüz ‘bir gün’ gibi geçiyor. Bunu fark etmiyoruz.

ATASOY MÜFTÜOĞLU'NUN Ankara Emek ve Adalet Platformu’nun düzenlediği seminerdeki konuşmasından ALINTIDIR.
İslamianaliz.com
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler
« Yanıtla #20 : 20 Temmuz 2014, 05:02:31 ÖS 17 »
"Bakınız. "Şok Doktrini" kitabının yazarı Naomi Klein, Gazze'deki çatışmaların en şiddetli olduğu zamanlarda Gazze'de idi. Orada Gazze'lilerin evlerinde, sığınaklarda yüz yüze o insanların yaşamlarını ve acılarını gözlemledi. Ama "Ben Gazze'deyken...", "Bir Gazetecinin anıları" vs. diye kitaplar yazmadı. Bundan bahsetmedi. Ama Naomi Klein şunu da anlattı. Gazze'ye Türkiye'den yardım getiren Müslüman yardım kuruluşları logolarını kaldırmak ve göstermek konusunda birbirlerini eziyorlardı. Dirsekleriyle birbirlerini iterek, hepsi kendi logosunu öne çıkarmanın peşinde idi. Soruyorum size, bu nasıl bir anlayıştır. Bunlardan arınmamız gerekiyor gençler!”
( Atasoy Müftüoğlu: "Bize Gelmeden Önce Kendinize Gelin )
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler
« Yanıtla #21 : 26 Temmuz 2014, 11:49:24 ÖÖ 11 »
Ümmet ahlakına sahip bir Müslüman, kardeşinin mezhebini, meşrebini, ırkını, aidiyetini merak edemez. Velev ki etti sorgulayamaz.
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4698
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Ynt: Atasoy Müftüoğlu'dan Seçkiler
« Yanıtla #22 : 05 Ağustos 2014, 12:19:45 ÖS 12 »
Genç kuşaklar, başkaları tarafından varlıklarının onaylanmasını istedikleri için, kendilerini kanıtlamak ve ilgi uyandırmak için her tür protesto eylemine ilgi duyuyor, bu konuda risk alabiliyor. Genç kuşaklar hayatın kendisinden daha değerli bir şey olamayacağına inanıyor. Sosyal ağlar günlük hayatın vazgeçilemez bir parçası haline geliyor. Sosyal ağların saldırılarına maruz kalan, fark edilme ihtiyacı duyan, şöhret kültürüyle ilgilenen genç kuşakların kimlik algıları altüst oluyor. Genç kuşaklar bir şey olmak istemiyor, ünlü olmak istiyor. Çevrim içi varoluşlar, çevrimiçi hayatlar gerçek varoluşların, gerçek hayatların yerini alıyor. İnternet kuşağının popülarite yarışları ve popülarite saplantıları, onları niteliksel ilgilerden uzaklaştırıyor. Akıllı makineler haline gelen günümüz insanı, ayrıntılarda boğuluyor. Büyük amaçları olmayan ve markalara tapınan genç kuşaklar, kişisel-tensel hazza ve anlık doyumlara ulaşmaktan ibaret bir hayat yaşıyor.
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com