BİR FANİNİN HİKÂYESİ

  • 1 Cevap
  • 2561 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Maveraî

  • Haymatlos..
  • *
  • 497
  • ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
BİR FANİNİN HİKÂYESİ
« : 01 Ocak 2012, 11:18:51 ÖS 23 »

Ben.. Öyle basit... Öyle karmaşık... Öyle heyecanlı... Öyle bıkkın... Bir o kadar da yalnızım...

“Ben yoldaş olurum sana...” diyecek bir yolcu arıyorum, bir vahanın ortasında...

Bir ovanın bağrında büyümüş kaktüs ağacı misali, bozkırlar içinde deniz arıyorum..

Dünyada her şeyin akışında gittiği yerde duruyor ve sesleniyorum: “Yok mu biraz merhamet?!

Sanki tükendi...” diyorum, diyorum ama her şey akmaya devam ediyor. Ben yine dura-kalıyorum...

İlimden, bilimden, zahirden, ispattan kaçmak istiyorum. Ama korkunç bir kahkaha patlatıyorum içten..
“Teslimiyet tozlu raflarda yerini alan bir kitap olalı çok oldu” diyorum... Susuyorum sakince..

Güzelliğin, estetiğin uçurumlarından bir el kurtarmak istiyorum: etik ve ahlaki olana yürütmek için..

Ama olmuyor. Kendi elimi dahi kurtaramıyorum.. Düşüveriyorum, dibi görünmeyen korkunç bir karanlığın içine...

Bugün gökten samimiyet yağsın istiyorum. Damla, damla... Rahmettir.

Güneş, hakkı ve sabrı tavsiye ile ışıldasın istiyorum semada.. Ve gökkuşağı oluşsun ardından imanla renk, renk..

Önce arıyorum... Bir vaha ortasında.

Sonra çabalıyorum. Kalabalıklar karşısında.

En son duaya açıyorum ellerimi. Hakka, Sabra, Merhamete ve insanlığa dair ne varsa onların adına...


Hüdanur Yaraşır/ 21.11.11 EYÜP
Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..

*

Çevrimdışı Maveraî

  • Haymatlos..
  • *
  • 497
  • ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
OLMAK YA DA OLMAMAK
« Yanıtla #1 : 02 Mart 2013, 04:12:14 ÖÖ 04 »

Bir kara tren beklemeliydik. Lambada titreyen alevimiz üşümeliydi.

Özlemeliydik... Hasretlere kalmalıydık.. Kavuşmamalıydık!

Eskilerde yaşamalıydık... Öyle içten ve samimi olmanın yolunu aramalıydık..
Hayatın kara borsaya dönüştüğü bir zamandan sıyrılmanın yolunu bulmalıydık.

Merhametten yoksun bağırlara insanlık aşılamalıydık...
“İnsanlıkla döner bu dünya!” diye slogan atmalıydık...

Sevdasız atmamalıydı nabızlarımız..
Fedakarlıkla hayat bulmalıydı o çok değişken yüreklerimiz...

Daha çok iş görmeliydi o güçsüz bileklerimiz...
Göz yaşına boğulmalıydı; o çok gün görmüş gözlerimiz..

Nefes nefese kalmalıydık...
Aklımızı kaybetmeliydik hoyratça..

Vitrine yatırmamalıydık tüm sermayeyi....
Bir hoş sada bırakmalıydık bizden yana...

Gönül kuşunu serbest bırakmalıydık...
Hakikat mihenk taşımız olmalıydı...
Hedeflerimiz büyük olmalıydı... Hoyratça koşmalıydık peşinden...

İnanmalıydık her şeyden önce...
Olmazı, Olur Edene...
O zaman başka olurduk..
Başka...

Soyunurduk, bir bir bencilliklerimizden ve “biz”e doğru koşardık...

Anlardık sözlük manasını kardeşliğin ve uğrunda yollar eskitirdik...

Severdik vazgeçmezcesine.. Anam babam feda olsun dercesine...

Samimiyeti tespih yapıp elimize otuz üçlerdik gündüz-gece...

Acıyı-sancıyı, derdi-kederi, kaderi okurduk cüz cüz...

Yol alırdık ufuklara, sevdalara, rüyalara...

İşte tam burada... boşlukta bir ses yükselirdi:
“عنه ورضوا عنهم الله راضي “ Allah, onlardan razı olmuştur; onlar da Allah'tan hoşnut...


Hüdanur Yaraşır/ 14.11.11 Pazartesi
Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..