Son İletiler

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
11
Gönül Muhabbet ister... / Ynt: Seyirlik Filmler
« Son İleti Gönderen: Maveraî 17 Ocak 2021, 10:01:11 ÖS 22 »
Son Bekar

İran yapımı komedi filmi; ailecek izlenilecek stresten arındıracak eğlenceli film, bunca korku stres komplo teorileri arasında 1,5 saatliğine de olsa iyi gelecektir.. ;) idp09

İyi seyirler.. idp12 ;D

12
Bizler hayata nasıl bakıyoruz ve olayları nasıl ALGILIYORUZ. Eğer bu konuda yanlış yapıyorsak, hiçbir konuda doğru sonuç almamızda mümkün olmayacaktır. Peki, algı ne anlama geliyor. Algı, bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak etme anlamındadır. İdrak etmekte akıl erdirmek, anlamak, kavramak anlamındadır. Demek ki hepsinin başı akıl ve düşünmekten geçiyor. Allah ın Kur’an da, hala düşünmüyor musunuz, aklınızı kullanmıyor musunuz diye uyardığı gibi. Eğer birileri size akılla din yaşamaz diyorsa, bu insanlar sizin algınızla oynuyor, sizi yönetmeye çalışıyor demektir.

Demek ki bir şeyi doğru algılayabilmemiz için, o konuya yönelerek akıl ve mantık devre dışı kalmadan, araştırdığımız konuyu anlamaya, araştırmaya çalışmalıyız. Algılamaya, idrak etmeye çalıştığımız konuyu doğru anlayabilmemiz için ise çok önemli gerçeği göz ardı etmememiz gerektiğinin önce bilincinde olmalıyız. ÖN YARGI. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız, ALGI BİR OLAYIN ESASI DEĞİL, KİŞİNİN BİREYSEL YORUMUDUR. OLAYLARA BAKIŞI ESNASINDA, ONU ETKİLEYEN ETKENLERİN SONUCUDUR. BİREYİN ÇEVRESİNDEKİ OLAYLARA, ANLAM VERDİĞİ BİLİNÇSEL SÜREÇTİR. BİZLER EĞER İSLAM I, KUR’AN DAN DEĞİL, YÜZLERCE YIL ÖNCESİNDEN BİZLERE ULAŞAN RİVAYETLERİN IŞIĞINDA YAŞIYORSAK, BİZLER ALLAH IN DİNİNİ DEĞİL, O GÜNKÜ TOPLUMUN ALGISI ÖLÇÜSÜNCE ANLADIKLARI KİŞİSEL, BİREYSEL YORUMLARININ ANLAYIŞLARINI, DİN DİYE YAŞIYORUZ DEMEKTİR.  Onun içindir ki araştırdığımız bir konuyu doğru algılamak, konuyu doğru anlamak istiyorsak, önce ÖN YARGILARDAN KENDİMİZİ KURTARMALIYIZ.

Bilim adamları algı konusunu anlatırken, olayların çok önemli olmadığını, algılama şeklimizin daha önem taşıdığını söylüyorlar ve şu örneği veriyorlar. “ÖRNEĞİN EĞER ELİNİZDE BİR ÇEKİÇ VARSA, HER ŞEY GÖZÜNÜZE BİR ÇİVİ GİBİ GÖRÜNMEYE BAŞLAR.” Gerçekten de bizlerde olaylara öyle bakmıyor muyuz? İslam ı kimden ya da nereden hangi kaynaktan öğrendiysek, onun dışında din adına konuşanların sözlerini hiç dinlemeyiz bile. Çünkü din adına algımızı etkileyen kaynaklar, bizleri adeta farkında olmadan yönetir, düşünce ve inancımıza karşı olan insanı düşman gibi görürüz. Algı kişiden kişiye, toplumdan topluma değişir, çünkü algıyı etkileyen kaynaklar farklıdır. ÖNEMLİ OLAN BİLGİ ALDIĞIMIZ KAYNAĞIN DOĞRU OLMASIDIR.  Eğer yanlış kaynaktan bilgi aldıysak, yanlışımızın farkında olamayız. Çünkü bizleri etkileyen kaynaklar algımızı, algılama organlarımızın tamamını etkisi altına alır. BUDA BİZLERDE ÖN YARGI OLUŞMASINI SAĞLAR. ÖN YARGIYI YIKMAK, OLUŞTURMAKTAN DAHA ZORDUR. ÇÜNKÜ ÖN YARGILAR, TOPLUMDA BİRBİRİLERİNİ HEDEF ALARAK OLUŞTURULUYOR. BÖYLE OLUNCA DA BERTARAF OLMAMAK İÇİN, TARAF OLMAK ZORUNDA KALINIYOR.

Ön yargıyı, bakın nasıl tarif ediyor bilim adamları. “Ön yargı, bir kişi ya da olaya ilişkin yeterli bir bilgi edinmeden, önceden, PEŞİN BİR KARARA VARMIŞ OLMA DURUMUDUR. TOPLUMUN KÜÇÜKLÜKTEN İTİBAREN KULAĞIMIZA FISILDADIĞI HER KELİME VE SUNDUĞU HER RESİM, ÖN YARGIMIZIN TEMEL TAŞLARIDIR. ÖN YARGI, İNSANLARIN DÜŞÜNCESİZLİĞİNE BİR KILIFTIR. EN ADALETSİZ YARGI ÖN YARGIDIR.” Ne yazık ki bizler İslam ı, bizlere yıllardır kulaktan kulağa anlattıkları rivayetlerin etkisiyle anladık ve yaşıyoruz. Bu ön yargıyı yıkmak, inanın çok zor.

Bizler eğer İslam ı ön yargılardan kurtulmadan, kendimiz araştırıp doğru bilgiler almaya çalışmıyorsak, İslam ı gereği gibi doğru ALGILAMAMIZ ASLA MÜMKÜN OLMAYACAKTIR. Allah ın bizlere mesajını, emirlerini ve önerilerini doğru anlamak istiyorsak, önce yüzlerce yıldır İslam ı Kur’an dışından bizlere anlatanların söylemlerinden, öğretilerinden kurtulmalıyız ve daha sonra ÖN YARGISIZ KUR’AN I ANLADIĞIMIZ DİLDEN OKUYUP, DOĞRU BİLGİLEN MELİYİZ. Ama bu toplumun genel çoğunluğuna, öyle mantık dışı bir algıyı yerleştirmişler ki, Kur’an herkesin anlayamayacağı ve her bilginin olmadığı bir kitap olduğu kabul ettirilmiş. BU ALGI DEĞİŞMEDİKÇE, BU TOPLUMUN KUR’AN İLE BULUŞMASI VE KUR’AN GERÇEKLERİNİ FARK ETMESİ, ASLA MÜMKÜN OLAMAZ.

Allah da biz kullarının bu yanlışlarını bildiği için, bizleri bu konuda Nahl suresi 98. ayetinde, bakın nasıl uyarıyor ve Kur’an okumaya başlamadan önce ne yapın diyor. “ÖYLEYSE KUR’ÂN OKUYACAĞIN ZAMAN, TAŞLANMIŞ ŞEYTAN’DAN ALLAH’A SIĞIN.” Bizlere yıllarca bu ayeti örnek gösterip, Kur’an okumaya başlamadan önce “EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM” diye başlayacaksın Kur’an ı okumaya diye öğrettiler. Hâlbuki bu ayetin devamında Nahl 99. ayetinde ne diyordu önce ona bakalım. “GERÇEK ŞU Kİ: İMAN EDİP DE YALNIZ RABLERİNE GÜVENİP DAYANANLAR ÜZERİNDE, ŞEYTANIN BİR HÂKİMİYETİ YOKTUR.” Bu iki ayetten de anlıyoruz ki, bizler Kur’an ı doğru anlamamız ve algılamamız için, önce ön yargılarımızdan kurtulup, yani bizlere dini anlattığını iddia edenlerin anlattığı kendi düşünce ve fikirlerinden, araya şeytanında girip toplumu kandırdığı, onca yanlış rivayet ve sanı bilgilerden, Kur’an ı okumaya başlaman önce kurtulmalıyız. KİŞİLERE VE ONLARIN EMİN OLAMAYACAĞIMIZ BİLGİLERİNE DEĞİL, YALNIZ ALLAH A GÜVENİP VE YALNIZ ALLAH A SIĞINARAK, YANİ ALLAH IN KİTABINA GÜVENEREK KUR’AN I OKUMAYA BAŞLAMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISINI ALLAH, BİZLERE YAPIYOR.

Ama yıllardır bu gerçek toplumdan gizlendi. Bu ayetin hükmü özde değil sözde yaşanır oldu ve bizler anlamını dahi bilmediğimiz bir dide Kur’an ı okuyoruz ve okumaya başlamadan öncede “EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTÂNİRRACÎM, diyor ve Kur’an ı hiç anlamadan okuyoruz. Öyle olunca da bizlerin din algısı, bizlere öğretilen rivayet ve sanı bilgilerle oluşuyor, inancımızı da bu etkenlerle yaşıyoruz.

Değerli dostlarım. Gelin önce bizlerin ön yargılarımızı etkileyen algımızı değiştirmek adına çaba harcayalım. Bunun yolu da, YALNIZ ALLAH A GÜVENİP DAYANMAKTAN GEÇER. Unutmayalım Peygamberimiz ÜMMİYDİ, yani hiçbir kitap ehline tabi değildi ve din adına ne öğrendiyse Kur’an dan öğrendi. ALLAH DA KUR’AN DA BİLDİRDİĞİ GİBİ, PEYGAMBERİMİZ ÜMMETİNE YALNIZ KUR’AN I TEBLİĞ ETTİ VE YALNIZ KUR’AN İLE HÜKMETTİ. Din adına referansımız yalnız Kur’an olmalıdır. Eğer bizlerin algısını Kur’an şekillendirmediyse, O algı bizi Allah a değil, şeytana yaklaştıracaktır.

Gelin din algımızı Kur’an ile sorgulayalım, tüm ön yargılarımızdan kurtulalım. İslam anlayışımızı yeniden düzenleyelim. Kur’an a uymayan, Kur’an ın onay vermediği tüm algıdan kurtulalım. Lütfen unutmayalım, Allah bizlerin anlayamayacağı bir rehber gönderip, daha sonrada o rehberden bizleri asla sorumlu tutmaz.

ZAMAN GEÇİYOR, HESAP GÜNÜ YAKLAŞIYOR. ŞİMDİ KARAR VERME VAKTİDİR. ALLAH, YANİ ONUN KİTABI KUR’AN A MI GÜVENİP DAYANACAĞIZ, YOKSA DOĞRULUĞUNDAN EMİN OLAMAYACAĞIMIZ, BİZLERE ULAŞAN RİVAYETLERE Mİ, EDİNDİĞİMİZ VELİ KİŞİLERİN SÖZLERİNE Mİ GÜVENİP DAYANACAĞIZ. KARAR VERME VAKTİ GELDİ VE GEÇİYOR. DİLERİM DOĞRU KARAR VERENLERİN SAFINDA OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
13
GÜNÜMÜZ İSLAM ANLAYIŞININ, BU DENLİ AKIL VE KUR’AN DAN UZAK OLUŞUNA GÜZEL BİR ÖRNEK. “EBUBEKİR SİFİLİN GENÇLERE TAVSİYESİ.”

Bizlerin günümüz İslam anlayışındaki bölünmüşlüğe ve adeta birbirine düşman olan mezhep, cemaat ve tarikatların oluşmasına neden olan inancımızın acıklı hale gelişinin nedenlerine, güzel bir örnek vermek istiyorum. İsminin başında Doç. Dr yazan ve toplumun bir bölümünün de düşüncelerine katılan Ebubekir Sifil in, İslam ı nasıl anlamalı ve yaşamalıyız konusundaki, gençlere tavsiyesini sizlere önce hatırlatmak istiyorum.

“Gençlere en başta tavsiyem şu: BU DİNİ KENDİ BAŞINIZA KİTAP OKUYARAK ÖĞRENMEYE KALKMAYIN. Kitap okumak insan olmanın sanki vazgeçilmez bir unsuru gibi. Oysa biz niye kitap okuyoruz? Bilgilenmenin bir vasıtası olarak kitap okuyoruz. Peki, bilgilenmenin başka vasıtası yok mu? Var. BİZİM GEÇMİŞİMİZDE, KÜLTÜRÜMÜZDE BİZ KİTAP OKUYARAK BİLGİLENMEDİK. DİNLEYEREK, BİZATİHİ AĞIZDAN AĞZA, KULAKTAN KULAĞA ŞİFAHİ BİLGİ VE KÜLTÜR NAKLİ VASITASIYLA BİLGİLENDİK. Makbul insan çok bilen insan değildir. Makbul insan Allah katında az da olsa ihlasla, takvayla amel eden insandır. Tabii dengeler yerinden oynayınca, modern toplumda makbul insan kim oldu? Çok bilen insan, çok etiketli insan, çok maaş alan, çok tüketen insan oldu! Oturduğu zaman carcar konuşan, ahkâm kesen, entelektüel kapasitesi yüksek insan makbul oldu. Bu yüzden okuma faaliyetinden önce diriltmemiz gereken bir metodun üzerine eğilmek lazım. Nedir o? BİR BİLENDEN, ALLAH KORKUSUNA SAHİP BİR BİLENDEN ÖĞRENME USULÜNÜ, TARZINI, METODUNU İHYA ETMEMİZ LAZIM. Buna önem vermemiz lazım.”

Bu şahsın, geçlere tavsiyesine bakar mısınız lütfen. Bu dini kendi başınıza, Kur’an ı okuyarak öğrenmeyin sakın diyor. Yani Allah ın mesajını, tebliğini ben yanında olmadan okuma, senin aklın bu ayetleri düşünerek okusan da anlamaya yetmez demek istiyor. HÂŞÂ ALLAH IN KULUNA ANLATAMADIĞINI, ANLATMAYA ÇALIŞANLAR VAR ARAMIZDA. Peki, kimden öğreneceğiz? Çünkü Allah İslam dininde ruhban sınıfının olmadığını, Allah böyle bir emir vermediğini bizlere bildirir Kur’an da. Hatta kitap ehlinden örnek verip, ben emretmediğim halde önce iyi niyetle başlayan ruhbanlığı, daha sonra menfaat ve çıkarlarına kullandıklarını, insanların mallarını haksız yere yedikleri örneklerini verir. Tevbe 31. ayette de geçmiş örnekler veren Rabbimiz, ruhban sınıfı yani din adamları dediğimiz sınıfın, adeta kendilerini kutsallaştırıp, onlar olmadan Allah a ulaşmayacakları, Allah ın doğru yolunu bulamayacaklarını iddia ettiklerini ve böylece toplumu yoldan saptırdıkları örneği verilir. Günümüzde kilise, papalık bu dünyada Allah ile kulları arasında aracı olduklarını söylüyorlar. BU İNANCIN AYNISI, İÇİMİZDE KENDİLERİNİ RUHBAN İLAN EDEN, KUR’AN I SEN ANLAYAMAZSIN, BİZ ANLATMALIYIZ SİZLERE DİYENLERDE, AYNI ŞEYLERİ SÖYLÜYORLAR. HATTA VELİSİ OLMAYAN CENNETE GİDEMEZ, ONLAR BİZLERİN ŞEFAATÇILARI OLACAK MAHŞER GÜNÜ, DEMİYORLAR MI?

Bizlerin Kur’an ile bağını kesenler, sen Kur’an ı anlayamazsın, kendin sakın Kur’an ı anlayarak okuyup kendi başına İslam ı anlamaya kalkma diyerek, kendilerinin topluma dayattığı yanlış inancın sürdürülmesini istiyorlar. KUR’AN DAN DERS ALMADIKLARI İÇİN, CAHİLİYE TOPLUMUNUN BASKISINI TOPLUMA DAYATIYORLAR VE MÜSLÜMANLARA DA, ”BU DİNİ KENDİ BAŞINIZA KİTAP/KUR’AN OKUYARAK ÖĞRENMEYE KALKMAYIN” diyerek, toplumun kafasında karmaşa, korku ve şüphe uyandırıyorlar.

Okumanın, insan olmanın vazgeçilmez bir unsuru değilmiş gibi gösterip, insanların okumaya, bilme karşı heveslerini kesenler, günümüzde OKUYANLARIN DİNDEN ÇIKTIĞINI SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMİYORLAR. Hatta iyi ki okumamışım, yoksa dinsiz olurdum diyecek kadar Kur’an dan uzak, toplumu aldatmaya ve böylece cahil kalan toplumu istedikleri gibi yönetmeye çaba harcıyorlar.  BU YALANLARIN FOYASI KUR’AN İLE ORTAYA ÇIKTI ARTIK. ÇABALARI BOŞUNA. Bilgilenmek için kitap okuduğunu söyleyenler, bilgilenmenin başka vasıtası yok mu diyerek, toplumu kendilerine yönlendirenler, kendi batıl inançlarının devamını sağlamaya çalışanlar, bakın nasıl bir kaynağı da, tıpkı Allah ın kitabı Kur’an ile eş tutarak aynı garantiyi vererek örnek veriyorlar. HÂLBUKİ KUR’AN I ALLAH KORUYOR, ONLARIN RİVAYET VE SANI SÖZLERİNİ KİM KORUYOR?

“BİZİM GEÇMİŞİMİZDE, KÜLTÜRÜMÜZDE BİZ KİTAP OKUYARAK BİLGİLENMEDİK. DİNLEYEREK, BİZATİHİ AĞIZDAN AĞZA, KULAKTAN KULAĞA ŞİFAHİ BİLGİ VE KÜLTÜR NAKLİ VASITASIYLA BİLGİLENDİK.”

İşte günümüz İslam anlayışının, bu denli bölünmüşlüğüne ve Kur’an dan saparak rivayetlerin ardı sıra gitmenin yol ve yöntemine güzel bir örnek. Bu ve onun gibi düşünen, inanan kişilerin hiç şüphe duymadan İslam ı öğrenecekleri kaynaklar, CAHİLİYE TOPLUMUNUN İZLEDİĞİ YOLUN TAMAMEN AYNISI. Kur’an ı bir kez anlayarak ve düşünerek okuyan bir Müslüman, bu acı gerçeklerin hemen farkına varacaktır. ONUN İÇİN SEN KENDİ BAŞINA SAKIN OKUMA DİYOR GENÇLERE, ÇÜNKÜ OKURLARSA SÖYLEDİKLERİNİN YANLIŞ OLDUĞU ORTAYA ÇIKACAK. KORKU BACAYI SARDI. Allah kitap ehlinin yaptığı yanlışları Kur’an da bizlere anlatırken, işte bu yanlışları yapıyorlar, benim gönderdiğim kitap onlara yetmiyor, ataların inançlarını din diye yaşıyorlardı, sakın sizlerde bunları yapmayın diye bizleri Kur’an da, onlarca ayetinde uyarıyor.

Geçmiş toplumların kitap okuyarak bilgilendirilmediğini örnek verip, günümüz gençlerinde Allah ın kitabı Kur’an ı okuyarak İslam ı anlayamayacağını söylemek, aklın ötesinde, toplumu zehirlemektir. Yüzlerce yıl önce okuma yazma bilmeyen, hatta kitabın çok az olduğu dönemle, günümüz imkânlarını karşılaştırmadan toplumu kendilerine bağlamaya çalışanlar, hem kendilerini hem de toplumu zehirlediklerinin ya farkındalar kasıtlı yapıyorlar, ya da gözlerde perde, gönülleri taş kesmiş gerçekleri göremiyorlar demekten başka, bir söz gelmiyor aklıma.

İslam ı birilerinden dinleyerek, ağızdan ağza, kulaktan kulağa şifahi rivayet bilgilerle, toplumların kültür anlayışları ile geçmişte öğrendiğini ve bunun en doğru bilgilenme olduğunu savunanlar, ALLAH IN DİNİNİ DEĞİL, KİŞİLERİN NEFİSLERİNDE YARATTIĞI VE HER TOPLUMUN KENDİ KÜLTÜR ANLAYIŞLARINI, DİNE İLAVE ETTİĞİ BEŞERİ BİR DİNİ YAŞAYACAKLARINI UNUTMAMALIDIRLAR. Allah ın Elçisi O örnek Peygamberimiz, Elçi olmadan önce, asla hiçbir kitap ehline tabi olmamasının nedeni, Kitap Ehlinin Allah ın dininden uzaklaşmaları ve kendilerine kendi nefis ve kültürleri doğrultusunda, Atalarından rivayet ve sanı bilgiler ışığında yaşadıkları beşeri bir din yarattıkları içindi. Ama EBUBEKİR SİFİL aynı yöntemlerle yaşanan, rivayetlerin ve kültürlerin oluşturduğu bir İslam ı böyle yaşamamız gerektiğini, gençlere tavsiye ediyor. BU TAVSİYEYE UYAN, SİZCE ALLAH A MI ULAŞIR YOKSA….? Yoksa nın cevabını huzura vardığımızda göreceğiz.

Ebubekir Sifil gençlere tavsiyesinin sonun da, bakın İslam ı kimlerden öğrenmemiz gerektiğini söylüyor. “BİR BİLENDEN, ALLAH KORKUSUNA SAHİP BİR BİLENDEN ÖĞRENME USULÜNÜ, TARZINI, METODUNU İHYA ETMEMİZ LAZIM.” Peki, kim bu bir bilen, Allah korkusu olan? Yoksa kendisi de bir bilen ve Allah korkusu olanların içinde var mı?  Hâlbuki Allah bunun tam tersini söylüyor ve güvenilecek yardım istenecek veliniz, yalnız benim diyor ve yalnız Kur’an ın ipine sarılın diyor Kur’an da. Sizce Allah, her aklı başında bir Müslüman, kendi başına anlayarak ve düşünerek okuduğunda, anlayamayacağı bir Kur’an gönderip, daha sonra bu kitaptan hesap sorar mı? Kimin doğru yolda gittiğini yalnız ben bilirim diye de uyarıyordu Rabbimiz.

Çok yakın geçmişte, Hoca Efendi dedikleri şahsı göklere çıkartarak, hatta bu kişi mahşer günü şefaat edecek dedikleri vatan haini, İslam ı en iyi anlatan veli kişiler arasında sayılıyordu. AMA TOPLUMUN BİRBİRİNE DÜŞMAN OLMASINI SAĞLADIĞI GİBİ, MÜSLÜMANLARIN VATANINA İHANET ETMESİNE NEDEN OLDU. BİNLERCE AİLENİN ACI ÇEKMESİNE SEBEP OLDU. ALLAH IN LANETİ BU VE BUNUN GİBİ DİNİ KULLANAN, ALLAH İLE ALDATAN VE TOPLUMU ALLAH IN YOLUNDAN SAPTIRANLARIN ÜZERİNE OLACAKTIR.

Değerli kardeşlerim. Zaman geldi ve çok çabuk geçiyor. Hesabın görüleceği o günün yolculuğuna çıkmadan önce, gelin bu yanlış düşüncelerden kendimizi kurtaralım. Bu şahısların tavsiyelerine değil, ALLAH IN KUR’AN DAN BİZLERE, APAÇIK YAPTIĞI TAVSİYELERE KULAK VERELİM. Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim, yalnız Kur’an ın ipine sarılın, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin, güvenilecek veliniz yalnız benim, anlayabilmeniz ve hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye, yemin olsun ki Kur’an ı kolaylaştırdım diyorsa, ALLAH İLE ALDATICILARA DEĞİL, ALLAH A GÜVENELİM. Beşere güvenen mutlaka, hesap günü üzülenlerin safında olacaktır. ALLAH A, ONUN KİTABINA GÜVENEN İSE EN GÜZEL SIĞINILACAK LİMANA KENDİSİNİ ULAŞTIRACAKTIR.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
14
Mezheplerin, cemaatlerin ve tarikat mensuplarının ağzından düşmeyen bir konu vardır. BİZLER ŞERİAT İLE YÖNETİLMEK İSTİYORUZ. Aslında söylenen doğru, bende şeriat kanunları ile yönetilmek istiyorum ama Allah ın şeriatı doğrultusun da yönetilmek istiyorum. Benim şeriat anlayışım ve inancım, Allah ın Kur’an da emrettiği şeriat tır, mezheplerin oluşturduğu beşeri şeriat değil. İsterseniz önce şeriat kelimesinin anlamına bakalım.

“ARAPÇADA ŞERİAT KANUN, HÜKÜM, YASA, İZLENECEK DOĞRU YOL, YÖNTEM ANLAMLARINA GELİR.”

Şeriat kelimesinin, Kur’an da bahsedilen anlamından yola çıkarak, şöyle bir soruyu kendimize sormamız gerekmez mi? Şeriat kanun, hüküm ve izlenecek doğru yol anlamına geldiğine göre, bizlere de Allah Kur’an ı doğru yolu bulabilmemiz adına, rehber olarak gönderdiğine göre, ALLAH IN ŞERİATINDAN BAŞKA ŞERİATLAR, YOL GÖSTERİCİLER OLABİLİR Mİ? Bu sorunun cevabını Kur’an dan aradığımızda, acaba dini konularda, daha önce hiçbir bilgisi olmayan Ümmi peygamberimiz, hangi şeriata uyma emri almıştır ona bakalım.

Casiye 18: SONRA SENİ BİR KURALA (ŞERİATA) GÖRE GÖREVLENDİRDİK; SEN ONA UY. Kendini bilmezlerin arzularına uyma. (Süleymaniye vakfı)

Demek ki Allah Elçisini, gönderdiği Kur’an da bahsettiği, hükümler verip kanun ve yasalar koyduğu, izlememizi istediği yolun açıklandığı Kur’an ın, yani ALLAH IN ŞERİATINA UYMASI İÇİN UYARIYOR ve seni bu yol yöntem üzere görevlendirdik, kendilerine atalarının oluşturduğu beşeri şeriatlar yaratanlara, sakın uyma diyor. BİR BAŞKA DEYİŞLE ALLAH IN ELÇİSİNİN ŞERİATI, YALNIZ KUR’AN DI. Bu konudaki uyarı ayetlerinden, birkaç tanesini hatırlayalım. SÖZ BAKIMINDAN ALLAH'TAN DAHA DOĞRU KİM VARDIR! (Nisa 87). ALLAH'TAN DAHA İYİ KANUN KOYUCU OLABİLİR Mİ? (Maide 50). BU KUR’AN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM. (Enam 19). RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18)


Buna benzer onlarca ayetten de anlıyoruz ki, Allah ın elçisi yalnız Allah ın Şeriatına yani kanun ve hükümlerine uymuş ve yalnız Kur’an ile hükmetmiştir. Günümüzde şeriat isteyenler, ne yazık ki yazdığım ayetleri ve yüzlerce benzerlerini görmezden gelip, ne yani Peygamberimiz postacımıydı, kargocumuydu diyerek, Peygamberimizin de dinde Allah ın şeriatına ilaveler yapacağına inanmakta bir kusur görmemişlerdir. Allah kesinlikle yasaklamasına rağmen kendilerine, ALLAH IN ŞERİATININ YANINDA BEŞERİ ŞERİATLAR YARATARAK, BUNLARDA ALLAH IN EMRİ YANİ ALLAH I ŞERİATI DEMEKTEN ÇEKİNMEMİŞLERDİR. Şura suresi 21. ayette Allah, bu konuda da bizlerin dikkatimizi çekiyor ve Allah ın koymadığı şeriat hükümlerini, hiç kimsenin koyamayacağı uyarısını yapıyor.

TOPLUMDA KORKU YARATAN, HATTA TOPLUMU DİNDEN, KUR’AN DAN UZAKLAŞTIRAN ANLAYIŞ, BU YANLIŞ İNANCIN SONUCU OLUŞMUŞTUR. Unutmayalım lütfen, Allah kendi şeriatını yemin ederek kolaylaştırdığını söylüyor. Ama bizler beşeri şeriatlar yaratarak dini zorlaştırıyor ve bu şeriatında Allah emri olduğunu söylemekten çekinmiyoruz, hatta baskıyla kendi inançlarımızı, Allah ın emri diye topluma yaşatmaya çalışıyoruz.

Allah ın şeriatı, kişinin kendi imtihanı ve kendisinin bizzat özgür iradesi ile yaşamı üzerine kurulmuştur, onun içinde uyulacak kanun ve kurallar açıkça Kur’an da belirtilmiştir. Yine Allah ın şeriatı toplumda ADALET, ÖZGÜRLÜK, HOŞGÖRÜ ÜZERİNEDİR ve asla ayrım yapmadan insanların huzurunun, adaletinin sağlanması her bireyin özgürce inancını yaşaması adına düzenlenmiştir.

Birde mezheplerin yarattığı şeriatı düşünün lütfen. Örnekler vermeye bile utanıyorum. Neredeyse Allah ın şeriatının tam tersi hükümleri, bunlara da bir Müslüman uymak zorundadır diyoruz. Bunları da Peygamberimizin dine ilaveler yaptığını, bunlarında Allah ın şeriatı gibi yaşanması gerektiğini söylemekten korkmuyoruz. Allah Elçisine, sana gönderdiğim şeriat üzerinde ol ve onunla kullarıma hükmet diyor, ama bizler bu gerçeklerin üstünü örtüp, Peygamberimizi dinde Allah ın şeriat, kanun, hüküm ortağı yapmaktan çekinmiyoruz. HÂLBUKİ ALLAH NE DİYE UYARMIŞTI BİZLERİ HATIRLAYALIM. “KENDİ HÜKMÜNDE HİÇ KİMSEYİ ORTAK KILMAZ”. (Kehf 26)

AKLI BAŞINDA, KUR’AN GERÇEKLERİ İLE BULUŞMUŞ HER MÜSLÜMAN, ELBETTE ALLAH IN ŞERİATIYLA YÖNETİLMEK İSTER. ÇÜNKÜ ALLAH IN ŞERİATINDA ÖZGÜRLÜK VARDIR, ADALET VARDIR, EŞİTLİK VARDIR. HERKES İNANCINI ÖZGÜRCE YAŞAR VE YAPTIKLARININ KARŞILIĞINIDA GÖRÜR. AMA BEŞERİN YARATTIĞI ŞERİATTA, BUNLARIN HİÇ BİRİSİNİ BULAMAZSIN. DİNDE ŞERİAT, YALNIZ ALLAH INDIR, ONUN KANUNLARIDIR.  Şeriat isteriz diye ortaya çıkanlar, ne yazık ki Allah ın şeriatını değil, mezheplerin oluşturduğu rivayet, sanı bilgilerin harmanladığı, atalarının yarattığı beşeri bir şeriatı istiyorlar.  ŞERİAT İSTEYEN YADA KARŞI ÇIKANLAR, NE YAZIK Kİ BAZI GERÇEKLERİ BİLMEDEN KABUL EDİYOR, YADA KARŞI ÇIKIYORLAR, ÜZÜCÜ OLANDA BURASI.

Değerli dostlarım, gelin Kur’an ı anlayarak, dikkatli bir şekilde okuyalım ve ayetler üzerinde düşünelim. Unutmayalım Allah ın Kur’an da bizlere önerdiği şeriatı, adaletin ve huzurun oluşmasında bizler için en uygun yol ve yöntemdir. Mezheplerin oluşturduğu beşeri şeriatsa, adaletsizliklerin ve huzursuzlukların yaşandığı baskıcı bir şeriattır, hep birlikte buna karşı çıkalım ve bu gerçeği topluma el birliğiyle anlatmaya çalışalım. HUZUR, ADALET VE MUTLULUK YALNIZ ALLAH IN ŞERİATI KUR’AN DADIR, LÜTFEN UNUTMAYALIM.

ALLAH'TAN VE O'NUN AYETLERİNDEN SONRA, HANGİ SÖZE İNANACAKLAR? (casiye 6) BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 )

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/


15
Serbest Kürsü / ÇOK EŞLİLİK VE KUR'AN IN ÖNERİSİ.
« Son İleti Gönderen: halukgta 29 Aralık 2020, 03:08:13 ÖS 15 »
Bizler Kur’an ı anlamaya çalışırken, eğer nefsimizin esiri olarak, beşeri batıl inançlarımıza delil aramak adına Kur’an a bakıyorsak, ondan doğru bilgiyi almamızda, asla mümkün olmayacaktır. Çünkü Allah bizlere, niyetlerimize göre cevap verecektir. Kur’an ı doğru anlamak istiyorsak, ayetleri rivayet ve batıl bilgiler ışığında değil, Allah ın ayetleri ve verdiği örnekler ışığında anlamaya çalışmalıyız.

Kur’an da Nisa suresi 3. ayette geçen, bazı kelimeler öne sürülerek, Allah bir erkeğin dört eşe kadar evlenmesine izin veriyor denmektedir. Gerçekten Allah, birden fazla eşle evlenmemizi öneriyor mu, yoksa Allah indirdiği ayetleriyle, o günün çok özel bir durumuna işaret ederek, SORUNLARA ÇÖZÜM BULMAK ADINA DERMAN MI OLUYOR, gelin birlikte ayeti anlamaya çalışalım. Ama önce, Nisa suresi 3. ayeti daha iyi anlayabilmemiz için, bir önceki ayeti de yazalım ki, ayetlerin özellikle kimlerden ve ne maksatla bahsedildiği daha iyi anlaşılsın.

Nisa 2: YETİMLERE MALLARINI VERİNİZ; temizi pis olanla değiştirmeyiniz, onların mallarını sizin mallarınıza katarak kendi helâl ve temiz malınızı kirletip yemeyiniz, çünkü bu büyük bir günahtır.

Nisa 3: ŞAYET YETİMLER HAKKINDA ADALETİ YERİNE GETİREMEYECEĞİNİZDEN KORKARSANIZ, size helâl olan başka kadınlardan İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER ALINIZ. O kadınlar arasında da adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, BİR TANE ALINIZ; yahut ellerinizin altında bulunanlarla yetininiz. Zulüm ve haksızlık etmemeniz için en uygun olan budur. (Bayraktar Bayraklı meali)

Nisa 2 ve 3. ayete baktığınızda, ilk önce bahsedilen konu yetimler ve bu yetimlerin ailelerinden kalan malları ile ilgili açıklamalar yapılıyor. Dikkat ederseniz, belki savaşlardan belki de başka nedenlerden dolayı, anne ve babalarını kaybetmiş, yada bakacak kimsesi olmayan kadınlar ve onları koruma altına alan kişilerin durumlarından bahsediliyor ve böyle bir ortamda nasıl davranılması gerektiği açıklaması yapılıyor ayetlerde. BU UYARIYI ALLAH, YETİMLERİ KORUMA ALTINA ALMIŞ KİŞİLERE ÖZELLİKLE, MALLARI İÇİN ONLARLA EVLENİLMEMESİ UYARISI YAPILDIĞI ANLAŞILIYOR.

Sakın yetimlerin mallarını, kendi mallarınıza katmayın diyor. Onların malları için onlarla evlenmeye kalkar da, adaletsiz bir durum yaratırsanız, bu yanlış bir yol olur diyor bizlere. Adaleti koruyamama şüpheniz varsa eğer, sizin korumanız altındaki yetimlerle değil, size helâl olan (başka) yetim kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. BU AYETTE BİRDEN FAZLA EVLİLİK İZNİ, YETİM KALMIŞ KİMSESİZ KADINLAR İÇİNDİR. Bu sözleri söyledikten sonrada bakın ne diyor ayette.

“EĞER ADALETLİ DAVRANMAYACAĞINIZDAN KORKARSANIZ, O TAKDİRDE BİR TANE ALIN.”

Lütfen ayeti, indirilme amacının dışına çıkartmadan, ayette bahsedilenleri anlamaya çalışalım. Allah size emanet edilen yetimler hakkında, adaletli olamayacaksanız dedikten sonra, tavsiye ettiği başka kadınlardan bahsederken, eğer yetimler için indirilen ayeti, normal kadınlardan ikişer üçer dörder alın diye anlarsak, ayetin özünden sapmış, ayeti nefsimize uydurmuş oluruz. Ayrıca ayetin sonunda Allah ın tavsiyesine de ters düşmüş oluruz. Allah ne diyordu, adaleti sağlayamayacağından korkarsanız bir tane alın. Ayette Allah, size helal başka kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın derken, yetim olup ta malı ve mülkü olmayan ancak beğendiğiniz, sevdiğiniz diğer yetimler ile evlenip, onları O zor durumlarından kurtarın diyor. Nisa suresi 19. ayette bu konuya açıklık getirmek adına Allah şu ikazı yapıyor. “EY İMAN EDENLER! KADINLARA ZORLA VÂRİS OLMANIZ, SİZE HELÂL DEĞİLDİR.”

TEKRAR HATIRLATMAK İSTERİM. BU AYET VE AYETTE ANLATILANLAR, NORMAL KOŞULLARDA GEÇERLİ OLAN HÜKÜMLER DEĞİLDİR. Çünkü ayette yapılan uyarı ve ikazlar , sahipsiz kalmış yetimlerin mallarına göz dikmek adına onlarla evlenmeyi yasaklıyor. Bu durumda izlenmesi gereken yolu gösteriyor, tavsiyede bulunuyor. Allah birden fazla evliliği yasaklamıyor bu açık, ama tavsiyesi tek eşlilik. Eğer çok eşliliği birden bire yasaklamış olsa, toplumun neredeyse tamamının böyle bir evlilik yaptığı ortamda, sizce bu yasak nasıl karşılanırdı toplum tarafından? İşte Kur’an ın güzelliği ve toplumu ikna ile eğitim şekli.

Şunu da belirtmeliyim ki, ayette 4 eşe kadar evlenin demiyor. İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER TABİRİ, NET BİR SAYIYI BELİRTEN CÜMLE DEĞİLDİR. Daha açıkçası, belirli bir sınırlama yoktur. Söz gelimi şöyle denir, fazla yemeyin BİR KAÇ TANE ALIN. Bakın sayı belirtilmemiş ama çok fazla olmasın anlamındadır. Peki bu emri neden, hangi sebeple, hangi şartlarda veriyor Allah, burası önemli. Çünkü Allah bu ayetin dışında, birden fazla evlenebilirsiniz dediği hiç bir ayet yoktur. ALLAH BU AYETTE, İKİŞER ÜÇER DÖRDER EVLENİLECEK KİŞİLERİN, SAHİPSİZ KALMIŞ KİMSESİZ KADINLARDAN YAPILMASINI İSTİYOR. BAKIN TEKRAR HATIRLATMAK İSTİYORUM, BU ÖNERİ, SAVAŞLARDAN DOLAYI, ERKEK SAYISININ AZALDIĞI DURUMLA İLGİLİDİR. NORMAL ŞARTLARDA DEĞİL. AYETİN SONUNDA DA YAHUT ELLERİNİZİN ALTINDA BULUNANLARLA YETİNİN diyerek, ilk saydıkları ile zaten daha önce evli olan eşlerin, farklı konumda olduklarını göstermiş oluyor. Böyle bir şartta dahi, adaleti sağlayamazsanız aralarında, TEK EŞLE EVLENİN DİYOR.

Kur’an bu ayetle, toplumların aynı zor şartlar oluştuğunda uygulanması gereken bir ruhsat, izin veriyor. Böyle bir açıklama olmasaydı Kur’an da, toplumların böyle zor durumlarında, kadınlar sahipsiz kalabilir, hatta fuhuş ve zina artardı. Çok eşlilik konusu, Arapların geleneklerinde çok önemli bir yeri tutmaktaydı. Tek eşli olan erkekler, toplumda saygın bir insan olamama ile neredeyse eş değerdeydi. Lütfen o dönemin gerçeğini hayal edelim. PEYGAMBERİMİZİN 38 YILLIK EVLİLİK HAYATINDA, 29 YIL TEK EŞLİ OLARAK YAŞAMIŞTIR. SON DOKUZ YILINDA İSE GELENEKLERİN BASKISI VE BAZI ZORUNLULUK DAN DOLAYI, BİRDEN FAZLA EŞİ OLMUŞTUR. Allah çok eşlilik konusunda yasaklama getirmeyip, özel şartlar haricinde, uyarı ve önerilerle tek eşliliğe, özellikle bundan sonraki toplumları özendirmiştir. Allah Nisa suresi 129. ayetinde bizleri birden fazla evlilik için, bakın nasıl uyarıyordu ayeti hatırlayalım.

“NE KADAR UĞRAŞIRSANIZ UĞRAŞIN, KADINLAR ARASINDA ADALETİ YERİNE GETİREMEZSİNİZ.”

Allah bunu söylerken, acaba bizlere ne anlatmak istiyor, işte burası önemli. Bizler eğer nefsimizin etkisiyle, Kur’an dan delil arıyorsak, buluruz ve deriz ki, bakın Allah çok eşliliği yasaklamamış. Doğrudur yasaklamamıştır, ama birden fazla eşle evlenme ruhsatını, hangi şartlarda vermiştir, onu nefsimizin etkisinde kalmadan, Kur’an dan doğru anlamalıyız. Allah ın önerisi, adaletin sağlanabildiği, tek eşlilik tir. Sizce bizler adaletin asla sağlanamayacağı, bir evlilik yaparak mı mutluluğu, huzuru buluruz, yoksa adaletin sağlanabileceği tek eşliliği seçerek mi huzurlu ve mutlu bir yuva kurarız? ELBETTE ALLAH SEÇİMİ BİZLERE BIRAKMIŞTIR, AMA DOĞRU YOLU GÖSTEREREK. Örneğin Nisa suresi 3. ayetin sonunda, tek eşle evlenin dedikten sonra, o devrin bir gerçeği olan, bir öneride daha bulunuyor Allah, şimdide ona bakalım.

“YAHUT ELLERİNİZİN ALTINDA BULUNANLARLA YETİNİNİZ. HAKSIZLIK ETMEMENİZ İÇİN EN UYGUN OLAN BUDUR.”

Dikkat ederseniz Allah ayette, adaletin sağlanması için tek eşliliği önerdikten sonra, sahip olduğunuz, ellerimizin altında bulunan daha önce evli olduklarınız ile yetinin diyor. Bunu söylemesinin nedeni, malı mülkü olmayan, zor durumdaki yetimler ile evlenme konusunu anlattıktan sonra söylüyor. Aslında bu uyarı ile Allah, artık evlilik sınırının olduğunu, birden fazla evliliğin adaletli olmadığı uyarısını sürekli yapıyor ama Allah ın tavsiyesi tek eşlilik olduğunu da açıkça bildiriyor. Daha da dikkat çekici olanı, ayetin sonunda Allah ın önerdiği güzelliğe bakar mısınız ne diyor Rabbimiz bizlere. Tabi gören gözler, duyan kulaklar için. “HAKSIZLIK ETMEMENİZ İÇİN, EN UYGUN OLAN BUDUR.” Bakar mısınız lütfen, Allah ın önerisine. Neymiş daha uygun olanı? TEK EŞLE EVLENMEK, sizler için daha uygundur dediği halde bizler, hala nefsimizin etkisiyle nelerin peşinde gidiyoruz ve neler söylüyoruz. Karar sizlerin.

Tekrar etmek gerekirse, Allah çok eşliliği yasaklamamıştır, çünkü ÇOK EŞLİLİK GEREKTİĞİNDE LÜZUMU OLDUĞUNDA, KULLANILMASI GEREKEN BİR RUHSATTIR, İZİNDİR. Dünya ülkelerinde savaşlar ve hastalıklar sonucunda, kadın erkek dengesinin bozulması durumlarında, KADININ KORUNMASI, KOLLANMASI ADINA, zaten ülkeleri yönetenler tarafından, birden fazla evlilik bazen özendirilmiş ve uygulanmıştır. Bu konuda dünya tarihinde örnekleri vardır.

Allah Kur’an ın indirildiği devirde yanlış olan, toplumun alışık olduğu birçok konuya, indirdiği ayetlerle düzenleme getirmiştir, tavsiyelerle vazgeçmelerini sağlamıştır, adeta eğiterek. ÖRNEĞİN KÖLELİK, CARİYELİK GİBİ. Köle azat etmeyi özendirmiş, hatta köle azad etmeyle, yapılan bir yanlışın, günahın affını sağlayarak, kölelik ile İslam ın yan yana olamayacağını anlatmıştır. Cariyelik konusununda kapısını kapatarak, savaşlarda esir almayıp, ya bedeli karşılığı yada bedelsiz salıverilme koşulu getirilmiştir.

Kur’an bizlere en güzel yol ve yöntemleri, önümüze sunmuştur ve imtihanda olduğumuzu hatırlatarak, seçimi bizlere bırakmıştır. NEFSİMİZİN ARZULARINI MI, YOKSA ALLAH IN TAVSİYELERİNİ Mİ SEÇTİĞİMİZ, ÇOK ÖNEMLİDİR. Allah tek eşlilik konusunda, aşağıdaki tavsiyede bulunduysa, sizce bu konuda ki son nokta ne olmalıdır? Karar ve seçim sizlerin. “BU, ADALETTEN AYRILMAMANIZ İÇİN DAHA UYGUNDUR.”

Ülkemiz kanunlarında da evlilik, tek eşlilik üzerinedir. Evli kadının tüm hakları kanunlarla korunmaktadır. Eğer ülkemiz kanunlarının dışına çıkarak, birden fazla evlilik yaparsanız, Allah ın Kur’an da ikaz ettiği, uyardığı adaletsizliğin en büyüğünü kadına yapmış olursunuz. Erkek vefat ettiğinde, geride bıraktığı mal ve mirastan, diğer eşler yararlanamaz. Böylece diğer eşler, çok zor durumda kalırlar. Buda eşler arasında çok büyük adaletsizlikler yaratır. Bunun mahşerde bir hesabının olacağını da bilmeliyiz.

HİÇBİR KADIN, EŞİNİ BİR BAŞKA KADINLA PAYLAŞMAK İSTEMEZ. NASIL BİR ERKEK EŞİNİ, BAŞKA BİR ERKEKLE PAYLAŞMAK İSTEMİYORSA, BU DUYGULAR KARŞILIKLIDIR. Lütfen yaradılışın gerçeklerine ters düşen bir yaşamı seçmeyelim, ne huzur nede mutluluk bulamayız. Hayvanların bile bir kısmında, tek eşlilik vardır. Bu örnek bizlere ders olmalıdır. Bir erkek candan, gönülden sevdiği eşini, kimseyle paylaşmak istemiyorsa, aynı duyguları kadınlarında paylaştığını VE EŞİNİ HİÇBİR KADINLA PAYLAŞMAK İSTEMEYECEĞİNİ UNUTMAMALIYIZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

16
Kur´an-ı Kerim / Ynt: Mustafa Öztürk Vahyin Mahiyeti Tartışması
« Son İleti Gönderen: Biz 25 Aralık 2020, 09:30:25 ÖÖ 09 »
       
              Selamün Aleyküm dostlar..Yahu sadece Mustafa Öztürk mü böyle inanıyor..son zamanlarda moda oldu, dinimizle ilgili genel inançlarımıza ters düşen yada birazcık ayrı bir söylemde bulunan insanları şeytan taşlar gibi taşlıyoruz..Mustafa Öztürk hocanın ne düşündüğü umurumda değil..kendi düşüncesi kendi imtihanı kendi yolu..Maxpayna( büyük peyn), ismin hoşuma gidiyor max..1800 lü yıllarda toplanan bir konisyonun uzunsüren tartışmalar sonunda kapatılmasına karar verilen ve kapatılan küçük bir kilise..orta avrupada..Kilisesi küçük kendi büyükmüş Peyn in...Kilisenin papazı Peyn den kaynaklanıyor kapatılma kararı..İslama yakın söylemlerinden dolayı..Adam müslüman olmuş sanırım..Kilisesini kapatmışlar ama Peyn e ne yapmışlar belli değil..
17
Serbest Kürsü / KUR’AN DA GEÇEN ŞİRK VE ORTAK KOŞMAK SÖZLERİNDEN NE ANLAMALIYIZ?
« Son İleti Gönderen: halukgta 23 Aralık 2020, 02:04:11 ÖS 14 »
Bu makalemde sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, Kur’an da Allah a şirk koşmak ya da Allah a eş koşmak sözüyle, ne demek istiyor ve bizleri uyarıyor. Çünkü Allah a şirk yani eş koşanların günahlarını bakın nasıl affetmem diyor.

Zümer 65:  Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de şu vahyedildi: “YEMİN EDERİM Kİ, EĞER ŞİRK KOŞARSAN BÜTÜN ÇALIŞMALARIN BOŞA GİDER ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun.” (Elmalı meali)

Nisa 48: Şüphesiz Allah, KENDİSİNE ORTAK KOŞULMASINI ASLA BAĞIŞLAMAZ. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.  (Diyanet meali)

Allah yemin ederek çok net bir hüküm veriyor ve diyor ki; eğer bana şirk, ortak koşarsanız bütün çabalarınız boşa gider ve günahlarınızı asla bağışlamam diyor. Gerçekten de bu uyarı çok önemli, çünkü Allah a şirk, ortak koşmaktan Allah neyi kast ediyor, eğer doğru anlayamadan bu dünyadan göçer gidersek, inanın hesap günü çok üzülenlerin safında oluruz. Gelin bu konuyu, kafamızdaki tüm yanlış bilgilerden kurtularak, yalnız Allah ın uyarıları ışığında anlamaya çalışalım.

Kur’an ı anlayarak birkaç kez okuyan bir Müslüman, Allah ın ikaz ve uyarılarının genel çoğunluğunun Allah a inanmayanlara, yani bizim tabirimizle ateistlere karşı değil, Allah a inandığını söyleyen ama Allah ın istediği yolda değil, batılın ve hurafenin şekillendirdiği bir inanca tabi olanlara hitap ettiğini, uyarılarını ve ikazlarını onlara yaptığını anlayacaktır. Bu durumda ŞİRK KOŞMAK, ORTAK KOŞMAK sözlerinden, Allah ın yanında bir Allah a daha inananlardan bahsetmediğini, önce hatırlatmak isterim. Bir başka deyişle Kur’an uyarılarının neredeyse tamamı, Kitap ehlinin yaptığı yanlışları düzeltmek, onları doğruya davet etmek içindir. BU DURUMDA KİTAP EHLİNE YAPILAN ŞİRK KOŞMAK YA DA ORTAK KOŞMAK TABİRLERİ, ALLAH IN YANINA BAŞKA BİR ALLAH, YA DA İLAH KOYMAK ANLAMINDA OLMADIĞI ÇOK AÇIK ANLAŞILIYOR.

Peki, Allah bu sözcükleri kimler için ve hangi yanlışları yaptıklarında kullanıyor olabilir bu durumda? İşte burası çok önemli. Eğer bunu göz ardı eder, anlamaya çalışmazsak, aynı yanlışları bizlerin yapması kaçınılmaz olacaktır. Bu konuda kitap ehlinin yaptığı yanlışlara bakalım.

Yunus 18: Kendilerine zarar vermeyecek, fayda da sağlamayacak olan şeyi Allah ile aralarına koyup kul olurlar. Bir de derler ki “BUNLAR ALLAH’IN YANINDA BİZİ YANINA ALACAK (ŞEFAAT EDECEK) OLANLARDIR.” De ki “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, ONLARIN ORTAK SAYDIKLARINDAN UZAK VE YÜCEDİR.” (Süleymaniye vakfı)

Tevbe 31: BİLGİNLERİNİ VE DİN ADAMLARINI ALLAH İLE ARALARINA KOYUP RAB EDİNDİLER. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa onlara verilen emir, sadece tek bir ilaha(tanrıya) kul olmalarıdır. Ondan başka ilah yoktur. Allah, onların ortak(şirk) koştuklarından uzaktır. (Süleymaniye vakfı)

Araf 191–192: Hiçbir şeyi yaratamayan ama kendileri yaratılmış olanları mı ortak sayıyorlar? BUNLAR, NE ONLARA NE DE KENDİLERİNE YARDIM EDEBİLİRLER. (Süleymaniye vakfı)

Sanırım ortak ve şirk koşmak sözlerinden Allah, neyi kast ettiğini bu ayetlerden çok açık anlaşılıyor. Allah ın tek elinde bulunan yetki ve sorumluluklarını, yaratılmış bir beşere verirsek, Allah a eş ve şirk koşmuş oluruz. Cahiliye toplumu, edindikleri veli ve güvendikleri kişilere ya da din adamlarına, âlimlere öyle güveniyorlardı ki, Allah ın tek elinde bulunduğu bağışlama affetme, şefaat yetkisini ardı sıra gidip güvendiği kişilere vererek onların, mahşer günü kendilerini kurtaracaklarına inanıyorlardı. Allah bu yetkileri vererek, adeta yaratılmış insanları RAB edindiler diyor. 

Hâlbuki Allah diğer ayetlerinde, Şefaat tümden Allah a aittir, hiçbir şefaatçinin fayda etmediği o günden sakının diye bizleri uyarmıyor muydu? Bunca uyarıları alan ve iman ettiğimizi söyleyen biz Müslümanlar, hala Allah ın ayetlerinde geçen kelimelerin anlamları ile oynayıp, Allah sevdiği bazı kişilere de şefaat yetkisi vermiştir anlamını, topluma inandırmaya çalışıyorlar. Elbette bunlar beyhude çabalardır. Bu çabalarıyla Kur’an da çelişki yaratmaya çalıştıklarının farkında bile değiller. Allah ın bu konudaki iki uyarısını hatırlatmak istiyorum.

Enam 22: Bir gün onların hepsini toplayacağız sonra müşriklere şöyle diyeceğiz: “HAYAL KURUP ORTAK SAYDIKLARINIZ NEREDE?” (Süleymaniye vakfı)

Enam 40–41: De ki: “Kendinizi hiç düşündünüz mü, Allah’ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse, ALLAH’TAN BAŞKASINA MI YALVARIRSINIZ? Eğer sözünde doğru kimselerseniz cevap verin”.Hayır, yalnız o Allah’a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediğiniz belayı kaldırır ve o zaman ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz. (Elmalı meali)

Bu iki ayetten de çok açık anlıyoruz ki, Kur’an ın bahsettiği şirk, ortak koşmak sözleriyle Allah, kendisinden başka yaratılmış hiç kimseyi veli, şeyh efendi edinerek din ve iman adına sonsuz güvenerek Allah ile asla aracı yapamayız, onları şefaatçi edinemeyiz, onlardan yardım bekleyemeyiz. Peki, bizler bu uyarılardan ders alıp, cahiliye toplumu, kitap ehlinin yaptığı bu yanlışları İslam ı yaşarken bizler yapmıyor muyuz? Ne yazık ki yapıyoruz, çünkü Allah ın bu uyarılarını görmek bile istemiyoruz. Bazı kardeşlerimize bu ayetleri hatırlattığımızda ise dine nifak sokan fitneci sözleriyle karşılaşıyoruz. Hâlbuki Allah iman ettiğini söyleyen genel çoğunluk için, bakın nasıl bir uyarı yapıyor ve bizlerin çok dikkatli olmamızı istiyor.

Yusuf 106: ONLARIN ÇOĞU, ALLAH’A ANCAK ORTAK KOŞARAK İNANIRLAR. (Diyanet meali)

Allah bu ayetiyle, iman edenlerin yaptığı en büyük yanlışı, hastalığı bizlere bildiriyor ve sakın sizlerde aynı yanlışı yapmayın, BÜTÜN ÇABANIZ BOŞA GİDER DİYOR. Bizler cahiliye toplumunun yaptığı yanlışların ne yazık ki önüne geçtik. Yahudi ve Hristiyanların, yaratılmış insanları ilahlaştırdıkları gibi, bizlerde Allah ın elçisini ve veli edindiğimiz kişileri adeta ilahlaştırıp, Allah ın yetki ve sorumluluklarını da vererek Rab edindik. Bunu yapmayın yanlış yapıyorsunuz değimiz kişilerde bizlere, sen sünnet inkârcısı mısın, ALLAH IN ELÇİSİ POSTACI MIYDI şeklinde ithamlarda bulunuyorlar.  Allah elçisine bile kendi yetkilerini asla vermiyorsa, onun dışında veliler efendiler edinip şefaatçiler ediniyor, hatta VELİSİ OLMAYAN CENNETE GİDEMEZ DİYORSAK, işte bizler Allah a eş, şirk koşuyoruz demektir.

TEKRAR HATIRLATMAK İSTERİM. ALLAH IN KUR’AN DA BU UYARILARINA KULAKLARINI TIKAYANLAR, ŞUNU SAKIN UNUTMASINLAR. YAPTIKLARI HER ŞEY BOŞA GİDECEK VE ALLAH ONLARI ASLA AFFETMEYECEKTİR. ALLAH IN AYETİNİ, TEKRAR HATIRLATMAK İSTİYORUM.

“”YEMİN EDERİM Kİ, EĞER ŞİRK KOŞARSAN, BÜTÜN ÇALIŞMALARIN BOŞA GİDER” (Zümer 65)

“Şüphesiz Allah, KENDİSİNE ORTAK KOŞULMASINI ASLA BAĞIŞLAMAZ.” (Nisa 48)

Lütfen bu ayetler kitap ehline hitap ediyor, bizlere değil demeyelim. Kur’an ın tamamı Kitap ehline indirildi ve onların yaptığı yanlışları Allah bizlere bir bir anlattı ki, bizlerde aynı yanlışları yapmayalım. Dilerim Kur’an ın uyarı ve ikazlarından dersler alarak, aynı yanlışları yapmayan, Allah ın halis kullarından oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
18
Serbest Kürsü / MEZHEPLERE TABİ OLMAMAK, DİNSİZLİĞİN KÖPRÜSÜ MÜDÜR, YOKSA…….?
« Son İleti Gönderen: halukgta 20 Aralık 2020, 07:05:03 ÖS 19 »
Geçen gün bir yazı okudum. Yazının başlığı şöyleydi. “MEZHEPSİZLİK NİÇİN DİNSİZLİĞİN KÖPRÜSÜDÜR?” Önce mezhep nedir onu doğru anlamalıyız ki, daha sonrada bu sözleri doğru değerlendirebilelim. Mezhep kelime anlamı izlenen yol, gidiş, rota anlamındadır.  Günümüz İslam toplumlarının kullandığı anlamıyla da söylemek gerekirse, “BİR DİNİN GÖRÜŞ, YORUM VE ANLAYIŞ AYRILIKLARI SEBEBİYLE, ORTAYA ÇIKAN KOLLARINDAN HER BİRİ. ANLAYIŞ, GÖRÜŞ, ÖĞRETİ.” Bizler İslam ı yaşarken yanlışlarımızın farkında olamadığımız için, tartıştığımız ve anlaşamadığımız konularında çok fazla olması nedeniyle, İslam dininde öyle bölündük ki, şimdide bu yanlış inançlarımızı/mezheplerimizi neredeyse dinin asli unsuru yaparak, bunların herhangi birine uymazsan, dinsizliğe doğru gidersin deme yanlışlığını yapıyoruz. Unuttuğumuz bir şey var, mezhepler ve onun oluşturduğu fıkıh beşeridir ve din değildir. ALLAH IN DİNİ YALNIZ KUR’AN DIR. Mezhepler kişilerin düşünceleri ile oluşan dini anlama şekilleridir. Bununda yanlış olma riski, her zaman çok yüksektir. Lütfen unutmayalım.

NE YAZIK Kİ BİZLER ALLAH IN MEZHEBİNİ/BİZLERİ YÖNELTTİĞİ YOLU, ROTAMIZIN NE OLACAĞINI KUR’AN DAN ÖĞRENEMEDİK. KENDİMİZE BEŞERİ MEZHEPLER, YOLLAR, ROTALAR ÇİZDİK. BUNLARA TABİ OLMAYANLARA DA, DİNSİZ DEMEKTEN ÇEKİNMİYORUZ. ACABA ALLAH KENDİ ÇİZDİĞİ YOLUN DIŞINA ÇIKANLARA NE DİYOR, İŞTE ONU NE ARAŞTIRIYORUZ NEDE DÜŞÜNÜYORUZ. SANIRIM İŞİMİZE DE GELMİYOR.

Çok ilginçtir, hâlbuki Allah sakın dinde bölünenler gibi olmayın, yani dinde mezheplere, fırkalara, cemaatlere bölünmeyin emrini verdiği halde, bu bölünmüşlerin mutlaka birisinde olmamız gerektiğini, hala söyleyenler var. Bunun nedeni, Kur’an ı İslam ı yaşayabilmek adına yetersiz, detaysız gördüğümüzden kaynaklanıyor. Allah Kur’an da bizlerin nasıl bir yol üzerinde olacağımızı, izleyeceğimiz yolumuzu yani rotamızı en ince detaylarına kadar, hatta kolaylaştırarak, nice örneklerle verdiğini söylüyor. Yani bir başka deyişle, ALLAH BİZLERE ÖNERDİĞİ KENDİ MEZHEBİNİ, YANİ İZLEMEMİZ GEREKEN YOLU, DETAYLICA KUR’AN DA ANLATIYOR. Onun içindir ki sakın dinde bölünüp, Kur’an ın dışında kendinize izleyecek farklı yollar, rotalar yani mezhepler edinmeyin, benim yoluma uyun diye uyarıyor. Ama bizlerin beynine öyle bir UR yerleştirmişler ki, Allah ın fıtratından bizleri ayırıyor, başka yollara sapmamızı sağlıyor.

Kur’an ın tamamına iman eden bir Müslüman, Kur’an ın hüküm vermediği bir konuyu, herhangi bir mezhep inanışından alıp kendisine yol edinmez, edinmemelidir. Eğer bunu yapıyorsa, zaten Kur’an ın sınırlarını tanımıyor demektir ki, Allah Kur’an ın sınırlarını tanımayanlara Zalim, inkârcı, kâfir diyor. Allah ın sınırlarını aşanların, kendilerine zulmetmiş olacaklarını Kur’an dan mutlaka öğrenmelidirler. Hiç kimse karşısındaki bir insana kendisi bizzat ben dinsizim demeden, ona sen dinsiz sin kâfirsin diyemez. Bunu söyleyebilecek makam yalnız Allah tır ve bunun sınırlarını çizen, hükmünü de veren Kur’an dır. BU YETKİYİ ALLAH, HİÇ KİMSEYE VERMEMİŞTİR. LÜTFEN PEYGAMBERİMİZİ DÜŞÜNÜN. KİTAP EHLİNİN YOLDAN SAPMIŞ BATIL İNANCINA TABİ OLMAKTANSA, HİÇ BİR İNANCA TABİ OLMAMIŞ AMA GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA OLMUŞTUR. ALLAH ÖZELLİKLE BU DAVRANIŞINDAN DOLAYI, KENDİSİNİ ELÇİ OLARAK SEÇMİŞ VE ÖDÜLLENDİRMİŞTİR.

İslam dininde modernleşme, ya da yenilikçilik hareketi reformist/modernist şeklinde beşeri oluşumların, daha önceki mezheplerin yaptığı yanlışlardan hiçbir farkı yoktur. Allah ın dinde bölünmeyin emrini dinlemeyenler, kendilerine Allah ın mezhebi/bizlere çizdiği yol ve yöntemi yeterli görmeyenler, kendi nefislerinde oluşturduğu fıkıh inancını dinleştirenler, bunlara uymayanları da dinsizliğe geçiş olarak görenler, kendilerinin durumunu Kur’an ın uyarıları ışığında gözden geçirmelidirler. BİR MÜSLÜMANA DÜŞEN KENDİ MEZHEBİNİ, YANİ İZLEYECEĞİ YOLU VE YÖNTEMİ, KURALLARI KENDİLERİ BELİRLEMEK YERİNE, ALLAH IN KOYDUĞU KURALLARA/MEZHEBE TABİ OLMALARI GEREKİR. DİN ALLAH IN DİNİDİR VE HİÇ BİR ORTAĞI DA YOKTUR.

Dinde reform yapmak isteyenler, aslında Allah ın dininde değil, beşeri fıkıh inancının, mezheplerin koyduğu beşeri hükümlerde reform yapmak istiyorlar. NE YAZIK Kİ HAK İLE BATIL BİR BİRİNE KARIŞTI. Bu çabanın da diğer oluşumlardan hiçbir farkı yok. İSLAM DİNİNDE HÜKÜM KOYAN, YALNIZ ALLAHTIR. ÇÜNKÜ ALLAH BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DİYOR. Dini mezheplere, cemaatlere, tarikatlara bölenler, Allah ın hükümlerini yeterli görmeyenlerdir. Bu yanlışı eğer modernist ya da yenilikçi adını verdikleri kişiler fark etmemiş ve mezheplerin Kur’an ın bahsetmediği hatta yasaklamadığı hükümleri, yine beşeri düşüncelerle şekillendirmeye çalışıyorlarsa, onlarda aynı yanlışı bir başka şekilde tekrar ediyorlar demektir. LÜTFEN UNUTMAYALIM, DİN ALLAH IN DİNİDİR. ONUN KOYDUĞU HÜKÜMLERE HİÇ KİMSE İLAVE EDEMEZ, KOYDUĞU KANUNLARI DA HİÇ KİMSE YOK SAYAMAZ. Yani şeriat Allah ın şeriatıdır, günümüzde mezheplerin yarattığı şeriatsa beşeridir, batıldır. Allah ın kolaylaştırdığı dini, hiç kimse zorlaştıramaz. Bunu yapanlar, İslam ın sınırları dışına çıkmış demektir. Din adına yapılan yanlışların, lütfen önce farkında olalım. Daha sonra batıl ile hak zaten ortaya çıkacaktır. BİR BATILI DEĞİŞTİRİP, YERİNE BAŞKA BİR BATIL GETİRMEK DİNDE YENİLİK DEĞİL, AYNI YANLIŞIN TEKRARIDIR.

Lütfen Kur’an ın apaçık şu gerçeğini unutamayalım. Peygamberimizin yetki ve sorumlulukları çok net Kur’an da belirlenmiştir.  Allah ın vermediği bir yetkiyi, bizler ya da fıkıh mezhepler vermeye kalkıyorsa, bizlerin İslam sınırları dışına çıkmış olduğumuzun, lütfen artık farkında olalım. Yaptığımız en büyük yanlış, Kur’an ın bahsetmediği konuların, Allah ın bizler için serbest alanları olduğu gerçeğini, kabul etmememizden kaynaklanıyor. Sizce Allah Zuhruf 44. ayetinde, sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim, Kur’an dan sorumlusunuz diye hüküm verdikten sonra, Kur’an ın tek kelime bile bahsetmediği konularda da Peygamberimizin dine hükümler, kanunlar koyduğuna nasıl inanırız? YOKSA ALLAH IN BU HÜKMÜNE, İNANIP GÜVENMİYOR MUYUZ?

Bizler öyle bir inanç yarattık ki kendimize, Kur’an ı anlamak adına çaba harcayacağımız yerde, rivayet edilen hadisleri dinin asli unsuru, yaşamın ilk kaynağı yaptığımızdan, önce hadisleri anlayabilmek adına çaba harcıyoruz. Çünkü hadislerin, Kur’an ı açıkladığına inanıyoruz da ondan. Bu yanlışımıza dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum. Bir arkadaşımız şöyle bir paylaşımda bulunmuş, kendisinin doğru bir yol üzerinde olduğunu anlatabilmek adına.

“BİZ HADİSLERİN DOĞRU ANLAŞILMASI İÇİN, ELİMİZDEN GELENİ YAPARKEN, ONLAR HADİSLERİ İNKÂR ETMEK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPIYOR.”

Aslında bizlerin önce, Kur’an ı doğru anlayabilmek adına elimizden geleni yapması gerekirken, önce hadisleri doğru anlaşılması adına elimizden geleni yapmamız, bizleri yanlış yollara yönelmemizi, HATTA KUR’AN I ÇOK AMA ÇOK YANLIŞ ANLAMAMIZA NEDEN OLUYOR. Çünkü Kur’an’ı bizler, İslam ı yaşayabilmek adına tek başına anlaşılmayan, detay verilmemiş bir kaynak olarak görüyoruz. Onun içindir ki önce Kur’an ı anlamaya çalışmak yerine, emin olamayacağımız rivayetleri anlayabilmek adına çaba harcıyoruz. Tabi yıllarımızı ve ömrümüzü boşuna harcıyoruz.

Allah ın Elçisinin yalnız Kur’an ı tebliğ edip, ümmetine yalnız Kur’an ile hükmettiğini Kur’an dan öğrenemeyenler, elbette rivayetlerden çok farklı şeyler öğrenecekler ve böylece Peygamberimize atılan inanılmaz iftiraların da farkında olamayacaklardır. ÇÜNKÜ BİZLER İSLAM I VE KUR’AN I DOĞRU ANLAYABİLMEK ADINA, YANLIŞ YERDEN BAŞLADIK TA ONDAN.

BİZLERE DÜŞEN HİÇ BİR ETKİ ALTINDA KALMADAN, YALNIZ ALLAH A GÜVENİP ÖNCE ONA DAYANARAK KUR’AN I ÖĞRENMELİ VE ALLAH IN BİZLERE MESAJINI DOĞRUDAN ALMALIYIZ. ONDAN SONRADA BİZLERE İLETİLEN HER HADİSİ/SÖZÜ,  KUR’AN DAN ALDIĞINIZ BİLGİ VE ONUN IŞIĞINDA DEĞERLENDİREREK, EĞRİYİ DOĞRUDAN AYIRAN FURKAN IN YARDIMIYLA, GERÇEKLERİN PEŞİNE DÜŞMELİYİZ. AKLI BAŞINDA HİÇ BİR MÜSLÜMAN, DOĞRU SÖZÜ İNKÂR ETMEZ. ÇÜNKÜ GERÇEK MÜSLÜMAN, SÖZÜN EN GÜZELİNİ DİNLER VE ONUN PEŞİNE DÜŞER. EN DOĞRU SÖZDE ALLAH IN SÖZÜDÜR. HESAP GÜNÜ, PİŞMAN OLMAK İSTEMEYEN, İMANINI BU TİTİZLİKLE YAŞAR.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
19
Serbest Kürsü / Tamda bu zamanlarda yapılacak dua
« Son İleti Gönderen: vertyucek 18 Aralık 2020, 04:00:14 ÖÖ 04 »
Eûzubillâhimineşşeytânirracîym - Bismillâhirrahmânirrahîym
Rahman Rahim Allah'ın adı ile başlarım. Alemlerin Rabbı Allah'a hamd olsun. Salât ve selâm, PEYGAMBER EFENDİMİZ’in ve onun pak âlinin ve ashabının tümüne.

وَمَا تَوْفِيقِي إِلاَّ بِاللّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ
ve mâ tevfîkî illâ billâh, aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unîb
selamun aleyküm rahmetullahi ve berakatühü

Ey RABBİMİZ CELLE CELALÜH ne olur bizleri affet bağışla mağfiret ve setr eyle,koru,kurtar,iki cihanda da cezalandırma,rahmet ve merhamet et...Bütün müslüman kardeşlerimizide.Müslüman kardeşlerimizi ve vechine uygun bütün insanları korona belasından,kıtlıktan,depremlerden ve diğer şerlerden ve şer peşinde koşan zalimlikten beslenen kimselerin yaptığı ve yapmayı planladığı şerlerden muhafaza eyle koru.senin mübarek kıldığın beldelerin üzerindeki şer bulutlarını Rahmet,merhamet ve mağfiretinle kaldır YA RAB CELLE CELALÜH.
 
Allahümme, inneke afuvvun tuhibbul afve, fa’fu anna.​(1)
 
Sen herşeye gücü yetensin,Sen herşeyi bilensin Kudretin,Azametin ve Şanın hakkı için PEYGAMBER EFENDİMİZ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM hakkı için,EHLİ BEYT ALEYHİSSELATU VESSELAMLARIN hatrı için bu isteklerimize kafi gel Ya ERHAMUR-RAHİMİN Ya ERHAMUR-RAHİMİN,Ya ERHAMUR-RAHİMİN CELLE CELALÜH,Ey RABLERİN RABBİ,Ey RABLERİN RABBİ,Ey RABLERİN RABBİ CELLE ŞANÜH amin,amin,amin ve SUBHANE RABBİKE RABBİL İZZETİ AMME YESİFUN VE SELAMUN ALEL MÜRSELİN VEL HAMDULİLLAHİ RABBÜL ALEMİN EL FATİHA

(1)İslamiforumlar .net
20
Serbest Kürsü / CENNETE YALNIZ, MÜSLÜMANLAR MI GİRECEK?
« Son İleti Gönderen: halukgta 11 Aralık 2020, 02:34:39 ÖS 14 »
Bu makalemde sizlerin düşünmenize vesile olmak istediğim konu, acaba Müslüman olanların dışındaki kitap ehlinin arasından, cennete girecek yok mu? YANİ CENNETE YALNIZ, MÜSLÜMANLAR MI GİRECEK? Ne dersiniz? Çünkü günümüz İslam anlayışında, Müslüman olmayan hiç kimsenin, cennete giremeyeceği söyleniyor. Hatta Kitap ehlinin yaptığı yanlışı bizlerde yapıyoruz ve Müslüman olanın cehennem azabı çekmeyeceğine, Peygamberimizin şefaati ile cennete gideceğimize inanıyoruz. Bakın Yahudiler ve Hristiyanlar kendilerinden olmayanlara, cennet konusunda ne diyorlarmış.

Akara 111: Kitap ehli, “YAHUDİLER VEYA HRİSTİYANLAR HARİÇ, HİÇ KİMSE ASLA CENNETE GİREMEYECEK” DEDİLER. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara de ki, “Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, DELİLİNİZİ GETİRİNİZ.”  (Bayraktar Bayraklı)

Dikkat ettiyseniz Allah ın indirdiği dinden sapanlar, kendi inançlarından olmayanları adeta cehennemlik kabul ediyorlar.  Hatta Kur’an a iman edenleri de cehennemlik görüyorlar. Aynı yanlışı günümüzde bizlerde yapıyoruz ve diyoruz ki, MÜSLÜMAN OLMAYAN CENNETE GİDEMEZ. Ama bakın Allah Kitap ehline bunu söyledikleri için ne diyor. BU ONLARIN KURUNTUSUDUR, yani gerçek olmayan bir şeyi gerçek gibi söylemeleridir diyor. Allah elçisinin, bakın nasıl cevap vermesini istiyor. Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, delilinizi getirin. Ne kadar doğru. Bu konuda delil yalnız Allah katından gelendir, lütfen unutmayalım.  Konumuzu Kur’an dan araştırmaya devam edelim.

Maide 68: De ki “Ey Ehl-i Kitap, Tevrat’ı, İncil’i ve RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLMİŞ OLANI TAM OLARAK YERİNE GETİRMEDİKÇE TEMELSİZ KALIRSINIZ.” Rabbinden sana indirilen (Kur’an), onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Artık o kâfirler topluluğuna üzülme. (Süleymaniye vakfı)

Delilimiz ve kanıtımız Kur’an olduğuna göre, verdiğimiz örneklerle konumuz yavaş yavaş, anlaşılmaya başladı sanırım. Bakın Peygamberimizin, kitap Ehline ne demesini istiyor Allah. RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLEN KİTABI GEREKTİĞİ GİBİ, TAM YERİNE GETİRMEDİĞİNİZ SÜRECE TEMELSİZ, DAYANAKSIZ, KANITSIZ KALIRSINIZ, YANİ BOŞUNA ÇABA HARCARSINIZ DİYOR. Allah bunu söyledikten sonra Elçisine hitaben, sana indirdiğim Kur’an onlardan çoğunun azgınlığını, küfrünü artıracaktır diyor. LÜTFEN DİKKAT ONLARDAN ÇOĞUNUN DİYOR. Çünkü Kitap ehlinin çoğu, günümüzde bizlerinde ne yazık ki yaptığı gibi, Allah ın indirdiği kitaptan saptılar, kitabı yetersiz, detaysız, açıklanmamış ilan ederek, emin olamayacakları rivayetleri din edindiler. Aynı yanlışı bizlerde yapıyoruz. AYNI YANLIŞI BİZLERDE YAPIYORSAK, CENNETİ HAK ETTİĞİMİZE NASIL İNANIRIZ?  Konuyu daha iyi anlayabilmek için, Maide 68. ayetin devamına bakalım.

Maide 69: İMAN EDENLER İLE YAHUDİLER, SÂBİÎLER VE HRİSTİYANLARDAN ALLAH’A VE AHİRET GÜNÜNE (GERÇEKTEN) İNANIP İYİ AMEL İŞLEYENLER ÜZERİNE ASLA KORKU YOKTUR; onlar üzülecek de değillerdir. (Diyanet vakfı)

Bakara 101: Onlara, YANLARINDAKİ KİTABI DOĞRULAYAN Resul geldiği zaman, kendilerine kitap verilenlerden bir grup, GÜYA HAKİKATİ BİLMİYORLARMIŞ GİBİ, Allah’ın kitabını arkalarına atarak ondan yüz çevirmişlerdi. (Bayraktar Bayraklı)

Bakın Allah bir ayet öncesinde, tüm kitap ehlini ve biz Müslümanları da uyarak ne demişti? Rabbinizden size indirileni tam olarak yerine getirmedikçe, boşuna uğraş verirsiniz diyordu. Bu ayette de uyarı bu sefer yeni Müslüman olan Kur’an a da iman edenleri de içine alarak, bakın tüm kitap ehline nasıl bir uyarıda buluyor. ALLAH A VE AHİRET GÜNÜNE YÜREKTEN İMAN EDEREK, YANİ İMANINA ASLA BATIL VE HURAFE KATMADAN, İYİ AMEL İŞLEYENLER ÜZERİNE, ASLA KORKU YOKTUR, ONLAR ÜZÜLMEYECEKLER DİYOR. Bakara 101. ayette de, onlara yanlarında ki kitabı doğrulayan yani Tevrat ve İncil i doğrulayan Resul geldiğinde, sanki hiç haberleri yokmuş gibi davrananlardan bahsediyor. Çünkü ellerindeki kitapta, en son bir Resulün geleceği yazıyordu. Ama kitap Ehlinin genel çoğunluğunun, ellerindeki hak kitabı arkalarına atarak, yani görmezden gelip batıla saparak, gerçeklerden yüz çevirdiğinden bahsediyor. TIPKI BİZLERİN GÜNÜMÜZDE KUR’AN I YETERLİ GÖRMEYİP, RİVAYET HADİSLER OLMASAYDI KUR’AN ANLAŞILMAZDI, KAPALI KALIRDI DEDİKLERİ GİBİ.

Dikkat ederseniz bu uyarıda tüm kitap ehli ikaz ediliyor, buna Müslüman olanlar dâhil. Yaradan, Allah ın istediği bir kul olan, doğru yolda giden tüm kullarımı ödüllendireceğim diyor. Bu satırları okuyan arkadaşlarımızın bir kısmı hemen itiraz edecekler, Müslüman olmayan cennete gidemez. İyide bunu söyleyen Allah, ben değilim. Allah Kriterlerini koymuş, benim nazarımda en makbul kulum,  benim koyduğum sınırların içinde yaşayıp, iyi işler yapanlar benim sevgili kullarım olacak ve onlar mahşer günü üzülmeyecekler diyor. Ben demiyorum, sadece hatırlatıyorum. Aynı uyarı ve ikaz, Bakara suresi 62. ayette de yapılıyor. Yazacağım ayetlere lütfen dikkat.

Ali İmran 75: Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ONA YÜKLERLE EMANET BIRAKSAN ONU SANA ÖDER. Onlardan öylesi de vardır ki ONA BİR DİNAR VERSEN, DEVAMLI OLARAK BAŞINA DİKİLMEDİKÇE ONU SANA ÖDEMEZ. Onlar, “Cahillere karşı bize bir sorumluluk yoktur” dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah’a karşı bile bile yalan söylüyorlar. (Bayraktar Bayraklı meali)

Ali İmran 113–114: KİTAP EHLİNİN HEPSİ AYNI DEĞİLDİR. Onların arasında, gece boyunca Allah’ın ayetlerini okuyan ve secdeye kapanan dosdoğru insanlar da vardır. Onlar, Allah’a ve âhiret gününe inanırlar; DOĞRU OLANI EMREDER, EĞRİ OLANDAN ALIKOYARLAR ve hayırlı işlerde birbirleriyle yarışırlar. İŞTE BUNLAR ERDEMLİ İNSANLARDANDIR. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bakın Kitap ehli arasında azınlıkta da olsa, Allah ın istediği yolda giden kullarının olduğundan bahsediliyor. Kitap Ehlinde öyleleri var ki diyor, ona yüklerce emanet bıraksan onu sana öder. Buradan da anlıyoruz ki, Allah doğru ve dürüst olan, toplumda sevilen, adaletli olan, ÇOK DAHA ÖNEMLİSİ ALLAH DAN KORKAN VE ONUN KOYDUĞU SINIRLAR İÇİNDE YAŞAN KULLARINDAN BAHSEDİYOR. Devamındaki ayette de özellikle hem Peygamberimizi hem de bizleri uyararak, Kitap Ehlinin hepsinin bir olmadığını azınlık olsa da, bir gurubun Allah ı anı zikrederek, secdelere kapananların olduğundan bahsediyor. Bakın onların azınlıkta da olsa, doğru yolda olanların başka hangi özellikleri varmış hatırlayalım. “Onlar, Allah’a ve âhiret gününe inanırlar; DOĞRU OLANI EMREDER, EĞRİ OLANDAN ALIKOYARLAR VE HAYIRLI İŞLERDE BİRBİRLERİYLE YARIŞIRLAR. İŞTE BUNLAR ERDEMLİ İNSANLARDANDIR.”

Tüm bu ayetlerden ve verilen ölçü ve kıstaslardan sonra, sizce yalnız biz Müslümanlar cennete gidecek, kitap ehli kesinlikle gitmeyecek diyebilir miyiz? İŞİN KÖTÜSÜ BİZ MÜSLÜMANLARIN İÇİNDE DE AZINLIK BİR GURUP, ANCAK BU GÜZEL DAVRANIŞLARI HAYATLARINA GEÇİRİYOR. Yalnız Allah ın indirdiği vahyi dinde kanıt gösteriyor ve adaletli, doğru yolda giden, eğri yola asla sapmayan, hayırda ve barışta yarışan insanlar var. Hatırlayınız lütfen, Kur’an da Peygamberimizin mahşer günü, ümmetim Kur’an ı terk edilmiş bir halde bıraktılar diyecekse, bizlerin genel çoğumuzun durumu, sizce kitap ehlinin çoğundan farklı mıdır? BU DURUMDA ALLAH IN BİZLERDEN İSTEDİĞİ ÖLÇÜLERDEN UZAK, ADALETİ YALNIZ KENDİSİNE HAK GÖREN, DOĞRU YOLDAN SAPMIŞ, RİVAYETLERİN ARDINDAN GİDEN MÜSLÜMANLAR MI YALNIZ CENNETE GİDECEK? Lütfen biraz aklımızı başımıza toplayalım, kendimize gelelim ve Allah ın ayetlerini daha dikkatli okuyarak, Kitap ehlinin çoğunluğunun yaptığı gibi yoldan sapmayalım.

Bu konuyu çok daha açık ve net anlayabilmemiz için, sizlere bir örnek vermek istiyorum. Unutmayalım Lütfen, Kur’an bizler için tek delil ve kanıttır, bunu Kur’an söylüyor. RABBİMİZ, ALLAH IN RESULÜ SİZLER İÇİN GÜZEL BİR ÖRNEKTİR DER. Sizce bu örnekler neler olabilir? Doğruluk, dürüstlük,  adaletli, güvenilir olmak en önemli ve ders almamız gereken özelliği de ÜMMİ oluşudur. Ama bu özelliği ne yazık ki hiç gündeme getirilmez. Getirdiklerinde, onların hataları ve izledikleri yanlış yol ortaya çıkacakta ondan.

Allah ın Elçisi ÜMMİYDİ yani hiçbir kitap ehline tabi değildi. Bu gerçeği saklamak için, ÜMMİ kelimesine okuma yazma bilmeyen anlamını vermişlerdir. Peygamberimiz Allah ın yolundan sapmış, her güzel şeyi yalnız kendilerine layık gören bir zihniyetin içinde olmaktansa, doğruların arayışında olmanın daha gerçekçi olacağına inanmıştı. ÇÜNKÜ KİTAP EHLİ, ALLAH IN İNDİRDİĞİ KİTABIN DIŞINA ÇIKARAK, ATALARININ İNANCINI DİN DİYE YAŞIYORLARDI. Şura 52. ayetinde Allah Elçisine hitaben, SEN DAHA ÖNCE DİN İMAN NEDİR BİLMEZDİN, SENİ DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK DER. 

Allah Elçi olarak, kitap Ehlinin arasından değil, hiçbir inanca tabi olmadığı halde, doğruların arayışında olan adaletli ve güvenilir davranışlarıyla yaşayan, Muhammed kulunu, güven elçisi seçmiştir. BİZLER İÇİN ALLAH IN RESULÜNDE, BÖYLE GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR. ÖNCE BUNUN NE ANLAMA GELDİĞİNİ DOĞRU ANLAMALIYIZ Kİ, ALLAH IN BİZLERDEN NELER İSTEDİĞİNİ DE DOĞRU ANLAYABİLELİM. Peygamberimiz kendilerinden olmadığı halde doğru, güvenilir ve dürüstlüğünden dolayı, Ehli kitap toplumunda çok önemli bir yeri vardı. AMA KENDİLERİNDEN OLMADIĞI İÇİNDE, YOLDAN SAPMIŞ KİTAP EHLİ, PEYGAMBERİMİZİN CENNETE GİDEMEYECEĞİNİ SÖYLÜYORLARDI, BUNU YAZDIĞIM AYETLERDEN ANLIYORUZ. BAKIN AYNI YANLIŞI BİZLER YAPMAYA DEVAM EDİYORUZ. Lütfen kendimizi temize çıkarmak yerine, bizler Allah ı indirdiği Kur’an da bizler için istediği Kriterleri, ölçüyü, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, hayatımıza geçirmeye çalışalım. 

Sizlere konumuzla ilgili, çok önemli bir soru sormak istiyorum. Diyelim ki Hz. İsa son Resul ve kitabı son kitap olup, Kur’an gelmeyecek olsaydı, sizce Peygamberimiz O örnek insan, Yahudi ve Hristiyanların söylediği gibi, onlardan olmadığı için, cennete gitmez miydi? Bu sorunun cevabını eğer bulabilirseniz,  makalemde bu konuyla ilgili ne anlatmaya çalıştığımı da, anlamış olursunuz.

LÜTFEN UNUTMAYALIM, HEPİMİZ BU DÜNYADA İMTİHANDAYIZ. İMTİHANIN SONUCUNU OKUYACAK, DEĞERLENDİRMEYİ YAPACAK, HÜKÜM VERECEK YALNIZ ALLAH TIR. KİMİN CENNETE YA DA CEHENNEME GİDECEĞİNE, BİZLER KARAR VERMEK YERİNE, KENDİMİZİ TEMİZE ÇIKARMADAN, ALLAH IN İSTEDİĞİ YOLDA GİTMENİN ÇABASI İÇİNDE OLALIM. İŞTE O ZAMAN HER ŞEYİN NASIL DAHA GÜZEL VE HUZUR VERİCİ OLACAĞINI, HEP BİRLİKTE GÖRECEĞİZ. DİLERİM BİR GÜN BU GERÇEKLE YÜZLEŞİRİZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10