İslami Düşünce Platformu

İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) => İslami Bilgiler ve Konular => İtikat Konuları => Konuyu başlatan: müslümanlardan - 01 Haziran 2011, 11:41:43 ÖÖ 11

Başlık: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 01 Haziran 2011, 11:41:43 ÖÖ 11
"Bismillahirrahmanirrahim"
"Selam tüm hidayete tabi olan ve bu yolda sebat eden kardeşlerimin üzerine olsun."

Maide/67- “Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kâfir olan bir topluluğu hidayete eriştirmez.”

"Müslüman" bu gerçeği, sesinin olanca yüksekliği ile haykırmalı, insanlar ile arasındaki uzaklığın ve yakınlığın derecesini bu esasa göre ayarlamalıdır.
Bu mesafe koyma işleminden doğacak sonuçları düşünmek, onun üzerine vazife değildir. Koruyucu Allah'tır ve "Allah kafirleri doğru yola iletmez."

Müslüman, insanları benimsemeye çağırdığı gerçeği bütün yönleri ile duyurmadıkça ve yağcılıksız, tavizsiz bir dille karşısındakilerin inanç sistemlerindeki bozuklukları olduğu gibi ortaya dökmedikçe, yüce Allah'ın mesajını insanlara duyurmuş olmaz.

Eğer davetçi, insanlara zarar dokundurmaktan gerçekten kaçınmak istiyorsa ve onlara yararlı kalmayı amaçlıyorsa şu yöntemi adım adım izlemelidir:

Karşısındakilerin inanç açısından boşlukta olduklarını, inandıkları ve hayatlarına yansıttıkları yargıların kökten asılsız ve eğri olduğunu açık açık söylemelidir. Onları, bağlı oldukları ve hayatlarında uyguladıkları düşüncelerden tamamen farklı bir inanç ve düşünce sistemine çağırdığını belirtmelidir.

Kendilerini köklü bir değişime, uzak amaçlı bir dönüşüme, uzun bir yolculuğa düşüncelerinde, sosyal kurumlarında, düzenlerinde ve ahlak sistemlerinde çok boyutlu bir başkalaşıma çağırdığını peşinen açıklamalıdır.

Böylece insanlar davetçilerin aydınlatıcı açıklamaları sayesinde benimsemeye çağrıldıkları gerçekle aralarındaki mesafenin boyutunu net olarak öğrenebilmelrini sağlamktır.Ta ki, bu bilginin ışığında, yüce Allah'ın deyimi ile "ya hakkı bilerek kabul etsinler yada hakkı bilerek inkar etsinler.

Bazı insanlar kimi zaman lafı ağızlarında eveleyip geveleyerek ve kem-küm ederek insanların inandıkları ve pratik hayatlarında uyguladıkları batıl ile benimsenmesine çağırdıkları hak arasındaki köklü farklılığı, savundukları gerçek ile karşılarındakilerin uyduğu eğrinin arasındaki uçurumu belirtmekten kaçınırlar.

Ortaya hakkı koymakla birlikte karşsındakininde anlayışının kabulune meyil edecek şekilde dini anlatırlar.

Söz konusu davetçiler ya içinde bulundukları özel şartların baskısı ile ya da insanların hayat tarzlarının, düşüncelerinin ve inançlarının kendilerine dikte ettiği pratik realiteye ters düşmekten çekindikleri için, bu tavizci yola başvururlar.

Fakat onlar iyi bilmelidirler ki, bu durumda karşılarındaki insanları aldatmış, kayba uğratmış olurlar. Çünkü onlara, kendilerinden ne yapmalarını istediklerini olduğu gibi anlatmamışlardır. Üstelik yüce Allah'ın, kendilerini duyurmakla görevlendirdiği gerçekleri insanlara duyurmamış olurlar.

Bizler hakkı yaşamak ve geeçekleri olduğu gibi anlatmakla mükkelef olduğumuzu unutmamız gerekmektedir. İnsanlar yüce Allah’ın dinine davet edilirken yumuşak olmak sözün sonunu başında söylememek öfkelenmemek sabırlı olmak kendi düşünceleri üzerinde sebat etmek gibi unsurları tersinden yorumlayarak, dini olduğundan farklı anlatmak,duyurduğu gerçeğin içeriğini yumuşatmak olarak düşünülmemelidir.


Yine söz konusu davetçiler insanları “la ilahe illallah”hakikatına davet ederken bu söylem onların ötekileştirmeye götürmüyorsa davet ettikleri insanlarla günlük yaşantısında hemhal durumunda kurtarmyorsa bu davetçiler gerçek manada maide/67.ayetin gereğini yerine getirmemiş olurlar.


İbn-i Mes'ud, Resulullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"İsrailoğulları günaha dalınca alimleri onları nehyettiler; fakat, onlar dinlemediler. Alimler de onlarla düşüp kalktılar ve yiyip içtiler. Allah da bazısının kalbini bazısına çarptı. Davut'un, Süleyman'ın ve Meryem oğlu İsa'nın dilinden onlara lanet etti. -Sonra Resulullah oturup şöyle dedi-: `Hayır. Nefsim elinde olana yemin ederim ki; siz onları hakka döndürünceye kadar uğraşırsınız' Yani şefkat gösterir çevirirsiniz." (Ebu Davud ve Tirmizi)


İnsanları yüce Allah'a çağırırken gösterilmesi gereken yumuşaklık davetçinin kullanacağı davet üslubunda bulunmalıdır, Gerçek insanlara olduğu gibi, hiçbir kısıntıya yeltenilmeksizin, insanlara duyurulmalıdır. Duyurmanın ve tanıtmanın üslubuna gelince, temelde etkili olmaya ve tatlı öğüt vermeye önem vermesi gereken bu faaliyet, uygulamaya konduğu çevrenin ve zamanın özel şartlarına uyarlanarak yürütülmelidir.

İslam dinini davet etme iddiasında olanların bir diğer yanılgısıda şudur. Bizler insanları islama davet ederken son sözü başında söylemiyor onlara inandıkların dinin batıl olduğunu söylemeyerek onların islamdan nefret etmemelerini amaçlamaktayız derler. Fakat şunu unutuyorlar islam dininin başıda sonuda “la ilahe illallah”tır. Allahtan başka ilahların olmadığı gerçeğidir.İslam dininin özü bu ilke üzerine bina edilmiştir. Muhatab oldukları toplumlarının şirklerini küfürlerini çok iyi bildikleri halde onları teferuatlarla oyalamaları o topluma yapmış oldukları götülükten başka birşey değildir.

Çünkü bu kimseler yüce Allah'ın kendilerine indirmiş olduğu kitabın hükümlerine göre yaşamıyorlar. Bu durum sözünü ettiğimiz gözlemcilerin zoruna gidiyor. Bu yüzden, şu sapık insanlığın tümü ile karşısına dikilip yüzlerine karşı kesin gerçeği yüksek sesle haykırmak kendilerine ağır geliyor. Bütün insanlığa yanlış yolda olduklarını, boş inançlara tutsak düştüklerini duyurmayı, arkasından insanlara "hak din"in temel esaslarını anlatmayı merhalesizlik olarak görüyorlar.

Oysa doğru yol Allah’ın kitabına göre dizayn edilmiş yoldur. Bunun dışındaki tüm yollar batıldır.Tüm insanların pratikleri, yüce Allah'ın dinine dayanmadığı sürece hiçtir, temelsizdir. Davetçinin görevi dünyanının neresinde olursa olsun hep aynıdır. Davetcinin görevi insanlara hidayet dağıtmak değildir. Onun görevi hakkı yaşamak ve kemküm etmeden ortaya koymaktır.

Çünkü eğrilik kof bir sistir. Hem gavetçi olduğunu söyleyemek hemde münkeri gördüğünde onu düzeltmemek münkerinde Allah’ın dininde meşru olabileceğine mahal verecek bir tavır sergilemek islam dini bağdaşmaz. Açıkça şirk küfür olan sözleri amelleri görmek onları yumuşatmak bu sözleri ve filleri gerçekleştirenlerin halen islam dini üzerine kalabilmelerine inanmak itikadi bir sapmadan başka birşey değildir

"Ebu Said el-Hudri'den, Resulullah'ın şöyle dediğini işittim:
"Sizden biriniz bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin, şayet buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıfıdır." (Müslim)
Bu davanın ilk çağrısı, nasıl o günün tüm yeryüzü halkına inanç ve hayat biçimi bakımından bir hiç olduklarını haykırarak işe başladı ise, bugün de bu misyon sesinin olanca gürlüğü ile ortalığı çınlatmaya devam etmelidir. Zaman döndü dolaştı ve yüce Allah'ın Peygamberimizi duyurma görevi ile gönderdiği, O'na şöyle seslendiği günün benzerine gelip dayandı. Yüce Allah'ın bu çağrısını bir daha okuyoruz:

"Ey Peygamber, Rabbin tarafından sana indirilen mesajı insanlara duyur. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçisi olma görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah kafirleri doğru yola iletmez.


KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ


1- Tevhidin aslını bozan zamanın küfürlerini, alternatif yok diye işlemeleri. İnsanların ikrahda olduklarını söylemeleri.

2- Allah imanın şartını tağutun reddine bağlamışken tağutu bütün çeşitleriyle reddetmemeleri.

3- Tağuta muhakeme için başvurulabilinir, bu zamanda zarurettir demeleri.

4- Tağuta muhakeme olmayı istemeyi küfür olarak görmemeleri veya küfür dür deyip başvuranları biz birşey diyemeyiz demeleri ve Müslüman görmeleri.

5- Tevhidin aslında cehaleti mazeret görmeleri.

6- Tevhidin aslını elde edememiş kişilere Müslüman muamelesi yapmaları.

7- Beraber velayet paylaştığı kişilerin şirklerini ve küfürlerini görmemezlikden gelmeleri. Küfre rıza küfürdür kaidesinin gereğini yapmamaları.

8- Tevhid akidesiyle direk alakalı olan meselelerde hak kendilerine geldiği halde hakdan yüzçevirmeleri.

9- Hak olan meseleleri, ilimsiz ve mesnetsiz kendi hevalarına göre tevil etmeleri.

10- Müşriklerin kestikleri hayvanların etlerini helal görerek yemeleri.

11- Müşrik kadın ve kızlarla evlenip nikah akdi yapmaları.

12- Mümin, müşrik, kafir ve mürted ayırımı yapmamaları.

13- İmanın zıttı olan küfrü bilmemeleri, ve küfre sebeb olacak konularda bilgi sahibi olmamaları.

14- Alimlerde ihtilaf etmiştir diyerek kendi küfürlerine mazeret aramaları.

15- Küfürleri açıkca bilinen belamları müslüman olark görmeleri.

16- Askerlik meselesinde tağutlara askerliğin islamdaki hükmüne göre hareket etmemeleri.

17- Tağutların okullarının eğitim sisteminin islam dinine uygun olduğunu düşünmeleri.

18- Harbi ve müşriklerin islama göre hükümlerini bilmemeleri ve onlara islamın hükmünü uygulamamaları.

19- Küfür olan anlaşma senet ve sözleşmeleri dikkat etmeden imzalamaları.

20- Hak olan bir topluluk aramamaları, önlerine çıkan belamları tevhid alimi zannetmeleri.

21- Tevhidin aslını elde eden muvahhidlere tekfirci, harici,irticacı, demeleri ve onlara beddua etmeleri ve onların ayaklarının kaymasını beklemeleri.

22- Kendilerine gelen hak olan meselelerde şüphe duymaları.

23- Küfürlerinde inat ederek hak olan meseleleri hevalarına göre tevil etmeleri.

24- İttifak edilen şeri delilleri, ihtilaf edilen şeri delil gibi göstererek küfürlerine kılıf aramaları.

25- Mütevatir hadislere zanni demeleri.(mealciler)

26- Müşriklerle velayetini paylaşan kişileri Müslüman görerek arkasında namaz kılmaları

27- Tevhidin aslını sağlamayanlara sırf kendilerine yakın diye Müslüman muamelesi yapmaları.

28- Allahın müşrik dediğine müşrik kafir dediğine kafir dememeleri. Müşrik ve kafirlere Allah'ın hükmünü vermemeleri.

29- Tevhidde taklidci olmaları. Ve kendilerini yeterli görmeleri.

30- Tevhidi bir bakış açısından uzak oldukları için dünyayı yeteri kadar bilmemeleri ve müslümanların dünya belamları hakkında yazdıklarını okuyup onlara düşman olmaları.

31- Müslümanlara Allah için değil de nefsi için tavır takınmaları.

32- Kendilerini red eden müslümanın geçmişte olan açığını yada işlediği hatasını gündeme getirerek, kendi küfürlerini örtbas etmeleri.

33- Kendilerini haklı olarak red edenin saptığını doğru yoldan çıktığını ilmi olmayan insanlara yayarak tevhidin anlaşılmasının önüne engel olmaları.

34- Kendi ilimlerini yeterli görmeleri. Çevrelerinin arkadaşlarının kendilerini terk etmesinden korkmaları. Şayet onlar üzerinde nufus sahibi olmuşlarsa hiçmi hiç bu çevreyi kayıp etmek istememeleri.

35- Tevhidin aslını elde eden kişilerden uzaklaşıp, tevhidin aslını elde edemeyen kişilerle dost olmaları onlarla velayet paylaşmaları.

36- Tevhidin red ve kabul rüknuna muhalefet etmeleri.

37- Bayramlarda müşriklere müslüman muamelesi yapmaları ve bayramlarını kutlamaları.

38- Sebepsiz müşriklerle haşir ve neşir olmaları.(Vela sınırını bilmemeleri)

39- Tevhidin aslını sağladıkdan sonra irtidat etmiş küfrü açık olan kişilere islamın hükmü olan mürted hükmünü vermemeleri.

40- Tevhidin aslını elde eden bir müslümanın davetinin önüne engel olmak için o müslümanı fitneci diye çevresindekilere tanıtmaları.

İşte tüm bunlar birer hastalıktır. bziler bu önemli küffar yada küffara götüren hallerden nefsimizi uzak tutmalıyız. Tekrar hep birlikte peygamberimizin dizi dibinde toplanmalıyız. Çünkü O (SAV) aramızda sünneti ile yaşıyor. ANCAK O ZAMAN FIRKAYİ NACİYE OLABİLİRİZ

"De ki: Ey kitab ehli Tevrat'ı, İncil'i, ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiçbir-şey üzerinde değilsiniz. Andolsun Rabbinden sana indirilen onlardan çoğunun azgınlıklarını ve inkarlarını artıracaktır. Sende kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma." (Maide Sûresi, 5/67-68)
Allaha Emanet Olunuz
__________________
Kimin Ne Dediği Değil / Allah'ın Ne Dediği Önemli.

kamer 34 kardeşimin katkılarından dolayı teşekkürler......
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 02 Haziran 2011, 12:10:48 ÖÖ 00
Alıntı
müslümanlardan
AYRICA BU KOUYU ŞU BAŞLIKTA SİZİNLE DEĞERLENDİRELİM...

[KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ]..

NOT BAKIN SAYIN ARKADAŞIM BEN SİZİN FİKİRLERİNİZE DEĞER VERİYOR VE VARSA Bİ YANLIŞIMIZ BUNU BULMAYA ÇALIŞIRKEN VEYA DİNİMİZİN ASLINI YAŞAMAYA ÇALIŞIRKEN BİRBİRİMİZİ UYARMAKTIR ve yazdığım bazı sözler SİZE TEKERLEME OLARAK VEYA NİNNİ GELEBİLİR SİZDE BUNLARIN REDDİYESİNİ YAZIN BENDE ONA GÖRE DEĞERLENDİREYİM ÇÜNKÜ müslüman sözü dinler ama HAK OLANINA UYAR...ZÜMMER 18...

ayrıca lailaheillaallah TEKFİR DEĞİL MİDİR..


TIKLAYINIZ (http://www.islamidusunce.net/forum/index.php/topic,9274.msg62149.html#msg62149) bu linkten beni buraya yönlendirmişsin müslümanlardan kardeşim.

konuları karıştırmadan ayrı başlık altında ele aldığın için teşekkür ederim.
ilk başta sorduğum soruyu yinelemek istiyorum;

tekfir ne demektir
kuranda tekfir kavramı varmıdır
resulun örnekliginde tekfir uygulaması varmıdır

verdiğin açıklamalarda bunları göremedim. bana kurandan kaynak göstermen lazım bu kavram hakkında.
şunu da eklemek isterim;
müslüman olmadığını dile getiren ve alenen küfreden kişi zaten kafirdir. ayrıca tekfire gerek yoktur.
ama her ne günah işlese de hala allaha kitaba peygambere ..vd iman ettiğini dile getiriyorsa ben onu tekfir etmem.
günahkardır ve hatta şirk eyleminde bulunmuş olabilir ama müslümanım diyen adama DEĞİLSİN DEMEM.

çünkü böyle birşeyi ne kuranı kerimde gördüm ne de resulun örnekliğinde.
peygamber ile münafıklar ilişkisine göz atalım. peygamberimiz münafıkları tekfir etti mi ? (kuranda bu konuda anlatımlar vardı hatırlayamadım vaktim de yok bakamayacağım.)

bir kafir çok da hayırlı amellerde de bulunsa dosdoğru yolda da olsa kafir ise yaptığı hayır boşa gider.

bir müslüman günaha da sapmış olsa  büyük günahlarda işlese  şerr de işlese müslümanım iman ediyorum diyorsa değilsin diyemem (cennete girer demiyorum burası çok ayrı konu. yargı allahındır.)

sözün özü kuranda olmayan bir kavram ve uygulama bende de olamaz.

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 02 Haziran 2011, 12:25:31 ÖS 12
maxpayna arkadaşıma teşekkürler inanın bende size kardeşim demeyi istememe rağmen bu durumu netleştirmeden de diyemiyecem itikadi konuların hemen hemen hepsinde aynı olmamıza rağmen KAFİR [MÜŞRİK],AYIRIMI yapma olayında ya birbirimizi anlaya mıyoruz yada farklı itikatteyiz bu konuda onun için bu konuyu birlikte Alalhın yardımıyla çöezüme ulaştıracaz..Ben sizinle bu konuda sizin haluk gümüştabağın yazısına yaptığınız yorumunuzdan sonra fark ettim ve bu konuyu açma ihtiyacı duydum güzel karşılamanızdan dolayıda tekrar teşekkürler...örneğin haluk gümüştabaktaki ,kurana yaklaşım ve HALKIN İDARE KONUSUNDADA DEMOKRATİK LAİK KEMALİST REJİMİ HAK GÖRMESİ ONUN KAFİR [MÜŞRİK] OLMASINA YETİYOR şimdi siz bu konuda bir çok tespitlerinizden sonra HALUK GÜMÜŞ TABAK VB İTİKADDE SAPMASI OLANLAR BEN MÜSLÜMANIM DİYORSALAR SİZDE EVET BEN BUNLARI MÜSLÜMAN GÖRÜYORUM DEMENİZ SİZİNDE ,ALLAHIN HÜKMÜNE KARŞI ÇIKMIŞ OLMANIZA DELİL DEĞİL MİDİR.küfrü açık olan ve Allahın hükmüyle hükmetmeyenleri ki bu sadece bi örnek KAFİR GÖRMEYENLER KURANIN HÜKMÜNÜ BENİMSEMEYİP KENDİ DUYGULARINI DÜŞÜNCELERİNİ KURANIN VAHİYSİNİN ÖNÜNE ÇIKARMIŞ VE KİŞİ KENDİ DÜŞÜNCESİNİ TAĞUT EDİNMİŞ OLMAZ MI...VERECEĞİM ŞU YAZILARI Bİ OKUYUN ve eleştirilerinizi yapın yanlışlarımızı Allahın yardımıylada görmeye çalışalım....


tekfir tarafını belli ettirmek kafirlerin tarafının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. İslam saf tutmak saflarını belli ettirmek kafirlerden ayrışmaktır buda ancak Müslüman olmayanı tanımlamakla mümkündür. Bu ayrışma kuranın ilk inen ayetleri ile başlamaktadır.Alak suresinde namazı kılanı engelleyeni gördün mü? ibaresi namaz kılan mümin,namazı engelleyen kafir motifleri ile karşılaşmaktayız ayetlere bakalım.

“Gördün mü şu men edeni? Namaz kılarken bir kulu. Gördün mü? ya o kul doğru yolda ise? Yahut kötülüklerden sakınmayı emir ederse. Gördün mü, ya bu adam yalanlar, yüz çevirirse. O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu ?ALAK/9-14

Allah (c.c) henüz ilk inen surede insanoğlunun iki ayrı karakterini ortaya koymuştur. Allah'a gereği gibi iman eden ve Allaha gereği gibi iman etmeyen yani kafir ve Müslüman tanımları belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır.

3:12 - )O inkârcı kâfirlerede ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.
8:36 -) Mallarını, Allah yolundan engellemek için sarf eden o kâfirler, hiç şüphesiz yine onu sarf edecekler. Varsın sarf etsinler, sonra o yüreklerine inen bir acı olacak, sonra da mağlup olacaklar. Zaten kâfirler toplanıp cehenneme gönderilecekler.


Bu ayetlerde anlaşıldığı gibi tekfir Allahın ayetleri ile sabittir. Genel olarak Allah kafir sıfatını herhangi bir şahısa yönelik kullanmamıştır bu sıfatı anlam ve mana mahiyeti ile birlikte fiil ve fail olarak kullanmıştır. Fiil işlenen fail işleyen olarak kur’an da zikir edilmiştir.

O halde bu anlam evrensel olduğuna göre yaşanan tüm zaman dilimlerinde kullanılmak zorunluluğu vardır. Kur’an da müminlerin sıfatları ve kafirlerin sıfatları mevcuttur. Mümine mümin kafire de kafir demek farzı ayndır. Tekfir Allahın kulu ve  rasulu Hz.Muhammed (sav) sünnetidir.
Enes’ten nakledilen sahih bir rivayette de şöyle anlatılmaktadır: “Birisi:

“Ya Rasulullah babam nerededir?” diye sordu. Rasulullah (s.a.s): “Cehennemdedir.” buyurdu. Adam arkasını dönüp gidecekken Rasulullah (s.a.s) onu çağırdı ve: “Benimde senin de baban cehennemdedir.” buyurdu.
(Müslim, İman: 347)
Peygameber  (sav)in amcası Ebu Talip Nebiye dönerek şöyle dedi.
“Ey kardeşimin oğlu! Sen kavmine büyük bir işle geldin. Onunla kavmimizin birliğini dağıttın,onların akıllarınıakılsızlıkla itham ettin, ilahlarını ve bağlı oldukları dinlerini küçülttün ve onların ölmüş olan atalarımızı tekfir ettin .”
(Siyeri İbn-i Hişam
Bu rivayetten açıkça anlaşıldığı üzere Allah’ın Rasulu (sav) Mekke putperestlerinin atalarını kafir kendilerini akılsızlıkla ilahlarının birer puttan başka bir şey olmadığını ortaya koymuştur.

Hz.Muhammed (sav)  Taif dönüşünde şehre tekrar girebilmesi için amcası Ebu Lehebin himayesine girmiştir. Bunun üzerine Ebu cehil ve bir takım fetbaz kişiler Ebu Lehebi peygamberimize karşı kışkırtarak ona git sor bakalım Muhammed (sav) sizin dedeniz Abdulmüttalib için ne diyor.
Ebu Lehep  dedemiz nerdedir diye Rasulullah (s.a.s)'e gelip sorduğunda Rasulullah (s.a.s.):
“Abdulmuttalib ve onun gibi olanlar cehenneme girerler.”
Buyurdu. (İbn-i Cevzi)
Yüce Allah şöyle buyumaktadır.

3:12 -)O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.

“Çünkü onlar atalarını sapık yolda buldular.”
“Öyle iken yine de düşünmeden atalarının peşinden koşuyorlardı.”
“Andolsun onlardan öncekilerinin çoğu da sapmıştır.”
“Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.”
Saffat/69-70-71-72

“`Ya da şöyle diyemeyesiniz diye; "Vaktiyle atalarımız müşrik olmuşlardı, biz onlardan sonra gelen kuşaklardık, bizi eğri yola sapanların yaptıklarından dolayı mı mahvedeceksin?"ARAF 173-

O halde tekfir Allah’ın hükümlerine göre hüküm vermektir. Bazı düşüncelere tekfir
Hz.Ali döneminde hariciler tarafından ortaya atılmıştır demek hiçte doğru bir yaklaşım değildir. Yukarıda da belirttiğim gibi tekfir kuranın ilk inen ayetlerinde vardır

İslam dini dostluk kardeşlik ve diyalog dini olduğuna göre tekfir etmek itici gelmektedir. İnsanların bu dinden uzaklaştırmasını ortaya çıkarmış olmaz mı? Gibi bir takım safsatalarla Müslümanları itici yobaz gerici olarak değerlendirmek küffarın kalbe vurmuş dile yansımış halidir.

Bu söylem İslam dini açısından doğru bir söylem değildir. Bu yaklaşıma Şeyhül İslam İbn-i Teymiyye bakın nasıl cevap veriyor.

Yumuşak sözlü olmaktan ve en güzel şekilde konuşmaktan söz ettiniz. Aslında biliyorsunuz ki, ben bu yolu en çok kullananlardan biriyim. Ama her şey yerinde güzeldir. Şöyle ki;
Allah ve Resulü, Kitab ve Sünnet'e tecâvüz edildiği, düşmanca tavır takınıldığı zaman muhataba karşı sert ve katı davranılmasını emretmiştir. Biz böylelerine karşı çıkmakla emrolunduk, en güzel şekilde konuşmakla emrolunmadık. Buna göre mü'minin bütün düşüncesi ancak Rabbinin rızâsını kazanmak, gazabından çekinmek olacaktır, akıbet de ona güler. Güç, kuvvet ancak Allah iledir.İBN-İ TEYMİYYE mecmuu!l fetava


"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız mutlaka siz üstün geleceksiniz"
(3 ÂI-İ İmrân 139)
İslam dinini muamelat dinidir İslam dini dostunu düşmanını tanımlayan onun üzerine hukukunu bina eden bir dindir.
18:102 - ) ”O kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi o kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık.”

Allah’ın helal ettiğine helal haram ettiğini de haram kafir dediğine kafir müslüman dediğine müslüman demedilçe iman etmiş olmazsınız. İmanın gerçekleşebilmesi Allah’ın hükümleri ile hüküm vermek gerekmektedir.
Bakın yüce Allah şu ayetlerde ne buyuruyor.
(Maide 44) “Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.”
O halde kafir-e kafir demek Allah’ın kitabına ve Rasulullahın sünnetine göre haktır.

Şimdi meselenin asıl yüzü şu olsa gerek, kimlerin bu terimi hak edip hak etmediği meselesidir. Kişinin öncelikle müslüman sayılabilmesi için islam dinine göre "lailaheillAllah"-ı gerçek manada ikrar etmesi ve bunu bozucu fiil ve amellerden uzak durması dini sadece Allah’a has kılınması gerekmektedir.
Kişi bu eylemi gerçekleştirdiği takdirde o kişinin tekfir edilmesi artık belirli şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar şöyle özetlenebilir.

1-) Kişinin akıl baliğ olması yani çocukluk evresini tamamlamış aklını sağlıklı kullanabilmesi çağına gelmiş olmasıdır.
2-) kişinin melekelerini tam olarak kullanabilmesidir. Yani deli (mecnun) yada beyin hastalıklarından kusurlu olmaması gerekmektedir.

3-) Kişinin ikrah altında olmamasıdır. Yani can tehlikesi olmaması gerekmektedir. Eğer kişinin canına kasıt var ise kişi o anki durumu savuşturmak için şirk veya küfür sözü söyleyebilir.Ancak küfür ve şirk olan ameli yada sözü daimi bir şekilde devam ettirmesi o kişinin ikrah durumunu bozmuş olduğu anlamına gelir.

Örneğin: Şirk küfür günah amellerde süreklilik olmaz. Kişi nefsine mağlup gelerek zina hırsızlık şarap vs. haramlara işleyebilir bu haramları genelleştirip karakter haline getirmedikçe ve helal saymadığı müddetçe o kişi tekfir edilmez. Şirk ve küfür amellerde aynen böyledir. Kişi şirk ve küfür işlediğini sezdiği andan itibaren derhal tevbe edip onu terk etmelidir.

4-) hüccetin hasıl olması. Yani kişinin tekfir edilebilmesi için hayatında şirk ve küfür amelinin çok açık bariz bir şekilde gözükmesidir. Bu gözükme ancak zahire göre olmalıdır. Kişileri zan ile yada o konunun şirk yada küfür olup olmadığı ihtilaflı bir konu olduğu halde o konuyu kati kabul ederek tekfir etmek yanlıştır.
Eğer işlenen fiil şirk ve küfür bir amel ise bunu işleyen (fail) bunu küfür olarak kast etmemişse olsa bile yinede tekfir edilmesi gerekmektedir.

Ziyaeddin el-Kudsi

‎"Allah ve rasulünün kafir ve müşrik olarak vasıflandırdığı kişileri müslüman olarak kabul etmek veya onların küfründe ve şirkinde şüphe etmek veya onları tekfir etmeye yanaşmamak Allah ve rasulünün hükmüne karşı çıkmak olacağından böyle düşünen kimse küfre girer." (İşte Tevhid - sf: 49)

Abdurrahman b. Hasan:

“Rasuller, kendilerine uyanların tümüne bütün müşriklerden uzak kalmalarını, onlarla ilgi ve bağlarını koparmalarını, onları tekfir etmelerini istemişlerdir.” (Fethu’l-Mecid ala Şerhu Kitabi’t-Tevhid)


Ebu Hanife'ye "Bir kimse kafiri kafir olarak bilmem derse?" diye soran kişiye,

"O kafir gibidir" cevabını vermiştir. (Ebu Hanife'nin Beş Eseri - sf: 40)

Ebu Hanife bir başka yerde şöyle dedi:

Said b. Müseyyeb'den bana ulaştığına göre, kafirleri bulundukları mevkie indirmeyen onlar gibidir" (Ebu Hanife'nin Beş Eseri - sf: 43)

Kaadı İyaz:

“Hıristiyan ve Yahudilerden, İslam dininden ayrılanlardan birini tekfir etmeyenler veya onları tekfir etmekte sûküt edenler veyahud şüphe edenlerin hepsi kafir olduğuna dair icma vardır.” (Şifa-i Şerif – sf: 703)

Süleyman b. Abdullah:

“Allah'ın Kitabında ve Rasulü'nün Sünnetinde kafirlerin tekfir edilmesinin şart olduğu açıklanmıştır. Bundan sonra hala onları tekfir etmeyenleri tekfir etme konusunda tereddüt ederse, alimlerin icmaıyla kafir olur. Çünkü; küfrü açık olan kimsenin küfründen şüphe etmek küfürdür.” (el-Vela ve el-Bera – sf: 67)

Muhammed b. Abdulvahhab:

‎"Kim müşrikleri tekfir etmez veya onların küfürlerinde şüphe duyarsa ya da onların yolunun doğru olduğunu kabul ederse kâfir olur." (Tevhid Risaleleri - sf: 48)

İbn Teymiyye Mumtehine 4 ayeti hakkında şunları söylemektedir.

“Burada yüce Allah, müşrikler tek ve ortaksız Allah’a iman edinceye kadar, onlara karşı düşmanlıklarını ve nefretlerini ortaya koyan İbrahim ve beraberindekilerin mü’minler tarafından örnek alınmasını emrediyor. Şimdi bu emir nerede, iyiye iyi ve kötüye de kötü demeyenlerin çarpık anlayışları nerede!..” (İbn Teymiyye Külliyatı – c: 8, sf: 357)

Şeyh Hamd b. Ali b. Atik:

"Yüce Allah müşriklere düşmanlık göstermeyi vacip kılmış, onlarla bağları kesmeyi ve onları tekfir etmeyi emretmiştir." (Mürted ve Müşriklerle Dostluktan Kurtulmaının Yolu - sf: 55, 56)

"Muhammed b. Abdu'l Vehhab şöyle diyor:

"Bir takım kimseler de yalnızca Allah'a (c.c.) ibadet ettikleri halde, müşrikleri tekfir etmiyor ve onlara düşmanlık beslemiyorlar."

Şurası bilinen bir gerçektir ki, müşrikleri tekfir etmeyen bir kimse tevhidi bilmiyor ve yaşamıyor demektir. Çünkü tevhid; ancak, müşrikleri ve tağutu tekfir etmekle gerçekleşir." (Süleyman b. Abdullah / el-Vela ve el-Bera - sf: 35)



Şeyh Abdurrahman b. Hasen'in, İnsanı İslâm dîninden çıkaran şeyler nedir? sorusuna verdiği cevaplardan biriside şudur:

"Müşrikleri tekfir etmemek ve onları kâfir olduklarında şüphe etmek veya onların doğru yolda olduklarına inanmak." (Tevhidi İnanç - sf: 80)

Kuranda müşrik kavramına baktığımız zaman Allah ile birlikte başka İlahların ve Rablerinde ortak kabul edildiğini görmketyiz. Günümüzde "LA ilahe" manasını bilerek ve hayatına aktararak gerçekleştirmemiş tağutu tüm yönleriyle red etmemiş insanların "illallah" demiş olmaları hiç bir şey ifade etmediği gibi kişiye müslüman da yapmaz.

Kişilerin namaz kılmaları veya tesettür takmaları asla onların müslüman olduğu anlamına gelmez. Bu nişaneler nübüvet döneminde islam dininin birer işareti sembolu idiler.Fakat günümüzde bu nişaneler artık nübüvet dönemndeki gibi değildirler.

Onun için dinin asıllarından biride kim tevhid akidesi üzerinedir kim şirk akidesi üzreredir tespiti zorunludur. Bunun tespiti yapılmadığı takdirde tevhid akidesinin gerçek manada hayata aktarılması mümkün değildir.


"lailaheillallah" sözü safların netleşmesi tarafın belli olması taraf olmayanların tamamının red edilmesi ile sonuçalanabilir. Bunun nedeni şudur islam dini günlük yaşanan muemalat dinidir.

Başında yada kalbinde yada yaşantısında başka ilahlara yer verenler asla müslüman sayılmayacakları gibi onlarla dostluk vela kestiklerini yeme cenaze namazlarını kılma müslümanların mezarlıklarına defin etme gibi muamelatların yapılmasıda tevhid akidesini bozar.

Allah'ın rasulu (sav) kendi kavmine şöyle dedi. Ben size bir kelime öğreteceğim sizler bu kelimeyi söylediğinizde tüm dünya sizlere boyun eğecektir. Onun kavmi o halde bu kelime nedir diye sordular Allah'ın rasulu " lailaheillallah" deyiniz buyurdu. Fakat kavmi bu kelimeyi söylemekten imtina etti.

Çünkü onlar yani putperest araplar bu kelimenin anlamını çok iyi biliyorlardı. Bu kelimeyi söylediklerinde kendi babalarını kendi atalarını kendi putlarını red etmelerini greketiğini çok iyi biliyorlarlardı.

Günümüzde ise bu kelimeyi söylemek ile herhangi bir kelimeyi söylemek arasında bir fark yoktur......

Kişi "lailaheillallah" dediğinde bu kelime onu tağuti düşüncelerden müslüman olmayan toplumlardan ötekileştirmiyorsa bu kelimeyi, diliyle söylemiş olamsı ona hiçbir fayda sağlamaz<.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 03 Haziran 2011, 02:38:32 ÖS 14
Alıntı
müslümanlardan
...örneğin haluk gümüştabaktaki ,kurana yaklaşım ve HALKIN İDARE KONUSUNDADA DEMOKRATİK LAİK KEMALİST REJİMİ HAK GÖRMESİ ONUN KAFİR [MÜŞRİK] OLMASINA YETİYOR şimdi siz bu konuda bir çok tespitlerinizden sonra HALUK GÜMÜŞ TABAK VB İTİKADDE SAPMASI OLANLAR BEN MÜSLÜMANIM DİYORSALAR SİZDE EVET BEN BUNLARI MÜSLÜMAN GÖRÜYORUM DEMENİZ SİZİNDE ,ALLAHIN HÜKMÜNE KARŞI ÇIKMIŞ OLMANIZA DELİL DEĞİL MİDİR.küfrü açık olan ve Allahın hükmüyle hükmetmeyenleri ki bu sadece bi örnek KAFİR GÖRMEYENLER KURANIN HÜKMÜNÜ BENİMSEMEYİP KENDİ DUYGULARINI DÜŞÜNCELERİNİ KURANIN VAHİYSİNİN ÖNÜNE ÇIKARMIŞ VE KİŞİ KENDİ DÜŞÜNCESİNİ TAĞUT EDİNMİŞ OLMAZ MI...VERECEĞİM ŞU YAZILARI Bİ OKUYUN ve eleştirilerinizi yapın yanlışlarımızı Allahın yardımıylada görmeye çalışalım....

bismillah...  ^-^
vay babam vay kardeşim (sen onaylamasanda henüz öyle düşünüyorum)
sen haluk abiyi paketledin attın dinin dışına şimdi beni pakete oturttun sarmaya başlıyorsun.
şu yalan dünyada aşırı radikal damgasını yedik de tam tersi yönde (küfür) damga yiyeceğimiz aklımıza gelmemişti vesselam  :D 
(ozanca gel gör halimi bana bunu derlerse seni kazığa oturturlar)  :D

neyse kardeş konuya dönelim. mesajını okudum ama hem zaman olarak müsait değildim hem de hastamıyım alerji mi agzım burnum dagıldı ve de iş yogunlugu cevap verme imkanını elde edemedim. zaten üzerine düşündüğüm birikimim olan bir konu değil o yüzden ha deyince bişeyler dökülmüyor ama yine de nacizane fikirlerimi sunacagım inşallah...


Alıntı
müslümanlardan
tekfir tarafını belli ettirmek kafirlerin tarafının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. İslam saf tutmak saflarını belli ettirmek kafirlerden ayrışmaktır buda ancak Müslüman olmayanı tanımlamakla mümkündür.

tekfir kavramını  böyle tanımlamışsın ama ben net olarak böyle olmadığını düşünüyorum. zaten çok muğlak bir tarif değil manipüleye açık bir tanımdır bu senin paylaştığın.

en genel ve bilinen tekfir tanımı şöyledir;

tekfir :  Bir müslümanı veya müslüman kabul edilen bir kimseyi küfre nisbet etmek; küfre girdiğini söylemek.

yani kişi müslümanım diyor ve  müslüman biliniyor. ama islamın bazı emir ve nehiylerini bilerek redd ettiği için küfre giriyor bu nedenle bu kişinin bile isteye küfre girdiği (tekfir edildiği) söylenebilir.

kafir zaten islamı (ve ana umdelerini) kalben ve dil ile kabul etmeyen inanmayan ve karşı çıkan kişi sıfatıdır. bu kişi zaten müslüman olmadığını kabul ve ilan etmektedir. bu nedenle kafir sıfatını kazanmaktadır. tekfir etmeye gerek yoktur.

tekfiri bir nevi islam dairesi dışına atmak olarak tanımlarsak kafir zaten bu dairenin dışındadır atmaya ne hacet.
islam dairesi içinde olanlara müslüman denileceği için tekfir kendini islam dairesi içinde gören bilen kabul eden inanan kişiler için geçerli olabilir.

bir de islam dairesi içinde olup, aslında inanmayan ama inanmış gibi görünen dil ile müslüman olduğunu iddia eden kişiler vardır onlar da münafıktır. adamın kalbi/ruhu/inancı islam dairesi dışında ama her ne sebepten olursa artık kişi dil ile müslüman olduğunu iddia ediyor ve müslümanca yaşıyor görünmeye çalışıyor.

eğer tekfiri bu anlam ile bilir isek verdiğin ayetlerin tekfir kavramı ile hiç alakasının olmadığını görebilirsin inşallah.
verdiğin ayetler küfür ehlinin tasvir etmektedir ki zaten kafirdirler.

kafire kafir demek tekfir değildir  durum tespitidir.

kafir = kafir. elmaya elma denir armuta armut denilir gibi birşey bu. kafir zaten kafirdir. bu ayetler kafire kafir deyin diye emir vermiyor. adamların sıfatı zaten kafir.
kısa kesiyorum gitmem lazım. inşallah birlikte gerçeğe ulaşırız...

MUSTAFA İSLAMOĞLU'NDAN TEKFİR MESELESİ İÇİN TIKLAYINIZ (http://www.mustafaislamoglu.biz/showthread.php?tid=1839)

İSLAMOĞLU-2 TIKLAYINIZ (http://www.facebook.com/video/video.php?v=101585379856468)

AHMED KALKAN DAN TEKFİR MESELESİ İÇİN TIKLAYINIZ (http://www.gulyarasi.com/videos/7426/ahmed-kalkan--tekfir.html)

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 04 Haziran 2011, 01:28:26 ÖS 13
İSLAMOĞLU-2 TIKLAYINIZ

MAXPAYNADAN ALINTI....

CEVABIM....Güzel arkadaşım,yukarda bu konu hakkında NEDEN TEKFİR YAPILMASI GEREKTİĞİNİ ALLAH RASULUNUN PRATİKLERİNDENDE,KURANIN AYETLERİYLEDE GÜCÜM NİSPETİNCE AÇIKLAMAYA ÇALIŞTIM VE HALENDE DEVAM EDECEM İNŞAALLAH,ben isterdim ki sizde araştırmalarınızla birlikte bi kaç satırda siz yazıp birlikte ilerleseydik....

verdiğiniz islam oğluyla ilgili BİRİNCİ LİNK AÇILMADI,İKİNCİYİDE İZLEDİM VE BİR KAÇ CÜMLE YAZAYIM RABBİMİZ YARDIM ETSİN DOĞRUYU BULMA ÇABAMIZA VE BİZİ DOĞRU YOLA ULAŞTIRIP NİMET VERDİĞİ MÜSLÜMANLARIN YOLLARINA İLETSİN....

Şimdi bakın islam oğlu O KADAR ŞİRK AMELİ İÇERİSNDE OLANLARDA BİZİM KARDEŞİMİZDİR DİYOR gel kurana soralım KURAN BİZE KARDEŞLERİMİZ KİM SÖYLESİN VAHİYSİYLE...

MÜMİNLER ANCAK KARDEŞTİR...hucurat süresi 10..şimdi maxpayna arkadaşım MÜŞRİKLERİ MÜMİN KABUL EDEBİLİR MİYİZ Kİ KARDEŞ OLSUNLAR..

Ayrıca bakın,bizler müşrikleri tekfir etmesek ONLARDA KENDİLERİNİ MÜMİN zannedip ,kendilerindekinide değiştirmeye yönelmiyecektirler ,örneğin hastalıklardan bazılaro hepatit gibi olanlar gizli virustür ve bunun teşhisi erken konulmayınca kişi biranda ERİMEYE BAŞLAR VE ARTIKTA TOPARLANAMAZ...TEKFİR TEŞHİS TİRDE AYRICA..
Rabbimiz peygambereimize bi ayetinde EĞER SEN ŞİRK KOŞMUŞ OLSAYDIN AMELLERİNDE KUŞ KAPIYOR GİBİ OLURDU VE ZAY OLURDU diye beyan ediyor,peyganbere verilmeyen bi insiyatif bize mi verilecek..

öRNEĞİN SİZ VE BENİMDE ORTAK Bİ teşhisimiz OYKULLANMANIN Bİ ŞİRK OLDUĞUDUR VE BU DA kişiyi müşrik etmez mi...peki biz kalkıp bu kişiye yaptığı amelden dolayı Allahın tağutu ed edmekle ilgili hükmlerini ihlal ettiği halde müşriğe YOK SEN MÜSLÜMANSIN DERSEK,ALLAHIN,hükmüne karşı çıkmış olmaz mıyız veya siz diyorsunuz ya Bİ KİŞİ NE TÜR AMELDE OLURSA OLSUN YANİ AMELİ OY KULLANMAK OLSADA KİŞİ BEN MÜSLÜMANIM DERSE ,BEN ONA MÜSLÜMAN SIN DERİM,sizce siz bu yönde düşünüyorsanız o zaman SİZDE GİDİN OY KULLANIN Bİ PARTİYİ SEÇİN VE SİZDE MÜSLÜMANSINIZ NİYE KENDİNİZİ OY KULLANMAKTAN ALI KOYUYORSUNUZ..Bakın islam oğlu OY KULLANMAYA CEVAZ VERİYOR İSLAM OĞLU TABİKİ BÖYLE AÇIKLAMA YAPACAK,islam oğluda fetullah hoca gibi bi anlayışa yakın birisidir arkadaşım..vebakın siz oykullanlara karşı nasıl mücadele ediyorsunuz çünkü bu amel sizin için şirk ama islam oğlu için değil,ve islam oğlu kullanmayanıda ZALİMLİKLE SUÇLUYOR,yani siz islam oğluna göre Oy kullanmıyarak ZALİMSİNİZ...ZALİMİN KURANDAKİ KARŞILIĞIDA, adil olmadığı için kişi Allahın hükmüyle sadece adillik olduğu için zalim olanda allahın hükmüyle hükmetmediği için  KAFİRDİR,MAİDE SÜRESİ NE BAKIN BU KONUDA ZALİMLİK KONUSUNDA...

Kısacası siz islam oğlunu tekfir edmesenizde islam oğlu sizi OY KULLANMADIĞINIZ İÇİN ZALİM[KAFİRLİKLE] ZATEN TEKFİR EDİYOR..

AHMED KALKANIN VİDEOSUNUDA DİNLEYİP ONUNDA NASIL BİR ÖNCE SÖYLEDİĞİNİ BİR SONRKİYLE ÇELİŞTİĞİNİ VE HİÇ BİR MESNEDE DAYANMADIĞINI ANLATACAM İNŞAALLAH..Şimdi kısa bi örnek vereyim daha sonra inşaallah daha detaylı değerlendiririz ama sizde bi dah dinleyin bakın nasıl çelişip kemküm ediyor ,,,öRNEĞİN AHMED KALKAN OY KULLANMANIN ŞİRK OLDUĞUNU SÖYLÜYOR VE ŞİRK AMELİDE KİŞİYİ MÜŞRİK EDER  DİYOR DAHA SONRADA yönetilen  halk ile idarecileri ayırıyor,demokraiye şirk diyor kendisi ama bunu başkası için olmaya bilir diyor,PEKİ MAXPAYNA ARKADAŞIM ALLAH AHMED KALKANA AYRI Bİ VAHİY,DİĞERLERİNEDE AYRI Bİ VAHİY DİNİ OLAN İSLAMIMI İNDİR MİŞKİ BİRİ İÇİN SAPIKLIK OLAN DİĞERİ İÇİN SAPIKLIK OLMASIN...Bakara süresi 256,257 bütün insanlara yönelik midir yoksa SADECE BİR KISIM İNSANLARA MI..Ve Allah başındakilere uyanlara ve ayrıca DİN ADAMLARINI RAHİP LERİNİ HAHAMLARINI HOCALARINI RAB EDİNENLERİ VE BUNLARIN YANLIŞLARINA UYUP YANLIŞTA DEBELENENLERİN HER İKİ GURUBUDA AYIRIYOR MU YOKSA kuranın beyanında olduğu gibi HER İKİSİNİDE CEHENNEME Mİ ATIYOR,Biraz düşünelim değil mi...ve allah rasulu tevbe 31 ayetin nuzulunda olduğu gibi adıy bin hatemi veya isim karıştırıyorum veild bin muğireyi TEKFİR EDMİYOR MU...Biraz düşünelim güzel arkadaşım...tekfiri böyle anlıyacaz ...

NOT..Gi rişteki [ozanca] arkadaşla aranızda geçen bi diyaluğun üstüne galiba biraz deyinmişsiniz arkadaşım KINAYICILAR HEP OLACAK,VE ŞU AN SİZİNLE GERÇEĞİ BULMAYA ÇALIŞIYORUZ RABBİMİZİNDE YARDIMIYLA,,İNŞAALLAH..RADİKAL,HARİCİ,TEKFİRCİ,BUNLAR RASULLERİN DÖNEMİNDEDE ONLARA SÖYLENMİŞ VE RASULULLAHA FİTNECİ DEMİŞLER BUDA DOĞRUDUR İSLAMIN GERÇEKLERİ BABA VE OĞULU BEDİRDE KARŞI KARŞIYA GETİRMİŞ ANNE VE OĞULLARI AYIR MIŞ....VE ANNE BABALARINI KAZANANLARDA BÖYLE KAZANMIŞLARDIR SAFLARINI NETLEŞTİREREK...
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 04 Haziran 2011, 11:52:30 ÖS 23

sayın müslümanlardan;

tekfir kavramının tanımı hakkında mutabıkmıyız ?
önce burasını netleştirelim. kavramı farklı tanımlar isek farklı düşünmemiz normal.

ben müslümanım diyen (ve hatta müslümanca yaşamaya çalışan) bir kimseye hayır müslüman değilsin demek tekfirdir. benim tekfir tanımım bu.

bu tanıma göre de ne kuranda, ne peygamberimizde böyle bir uygulama ve söylem göremiyorum.

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 05 Haziran 2011, 10:00:49 ÖÖ 10

sayın müslümanlardan;

tekfir kavramının tanımı hakkında mutabıkmıyız ?
önce burasını netleştirelim. kavramı farklı tanımlar isek farklı düşünmemiz normal.MAXPAYNADAN ALINTI..
cevabım...benim tekfirin ne şekilde yapılması gerektiği hakında kurandan ve rasulullahtan verdiğim örnekler şeklinde TEKFİR YAPILIR KANAATİNDEYİM TEKFİRDE ÖYLEDİR....SİZE SORUM ŞU  TEVHİDİ BİLİNCTE OLAN Yani kuran ve rasulullahın pratiğinde olduğu gibi bi tavır TAKINMASI GEREKMİYOR MU[yukardaki paylaşımlarımda verdiğim ayet ve rasulullahın örneklerinden ve alimlerin bu yöndeki görüşleri hakkında ne düşünüyorsunuz veya şöyle SORAYIM SİZ VERDİĞİM KONU HAKKINDAKİ,ayetlerden,rasulullahın örnek tavırlarından,ve verdiğim alimlerin görüşlerinden ne anlıyorsunuz ve bunlar HAKKINDA Bİ REDDİYE VEYA ŞURDA YANILMIŞLARDIR ASLINDA BÖYLE OLMASI LAZIM DİYEREK Bİ TAFSİYEDE BULUNA BİLİRMİSİNİZ...
 
ben müslümanım diyen (ve hatta müslümanca yaşamaya çalışan) bir kimseye hayır müslüman değilsin demek tekfirdir. benim tekfir tanımım bu. MAXPAYNADAN ALINTI..

CEVAB...
BU TÜR KİŞİLERİN HAYATLARINDA ŞİRK AMELİ VARSADA MÜSLÜMAN MI LAR......

bu tanıma göre de ne kuranda, ne peygamberimizde böyle bir uygulama ve söylem göremiyorum. MAXPAYNADAN ALINTI..

Allah peygambere şirk katsaydın AMELİN KUŞ KAPIYOR GİBİ OLUYORDU demiyor mu..VE ŞU AYETLER SİZCE BİZE NE BEYAN EDİYOR.

Allah a ortak koşmak,BÜTÜN AMELLERİ BOŞA ÇIKARIR..[6-.88]

Sana ve senden  öncekilere  şöyle vahyedildi,Andolsun,eğer Allah a ortak koşarsan AMELİN BOŞA ÇIKAR VE ZİYANA UĞRAYANLARDAN OLURSUN..[ 39-65]

31- Allah'ı birleyen (Hanif)ler olarak, O'na (hiçbir) ortak koşmaksızın. Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki o gökten düşmüş de onu bir kuş kapıvermiş veya rüzgar onu ıssız bir yere sürükleyip atmış gibidir.[22-31]

ŞİMDİ ARKADAŞIM ALLAH AMELDEN ÖNCEKİ HALİNİZİ HALİS BİR ŞEKİLDE DÜZELTİN YOKSA MÜŞRİK OLARAK YAPACAĞINIZ AMELLERİNİZDE SİZDE ZAY OLURSUNUZ DİYOR VERDİĞİNİZ İSLAMOĞLU VİDEOSUNDA İSLAM OĞLU YOK YOK DİYOR BUNLAR KARDEŞİMİZDİR DİYOR SORULAN SORU MÜŞRİK,ŞİRK AMELLERİ İÇİNDE OLANLAR HAKKINDA OLMASINA RAĞMEN...

Ama müslümanlar müslümanlarla KARDEŞTİR HUCURAT  10 AYETİNDEDE DİĞER AYETLERDE BU YÖNDE DEĞİLMİ DİR VE ARKADAŞIM BAKIN müslüman olmak için hakkı ve batılı ap açık ayırd edebilme şartıda vardır..mürselat 4..hakkı batıldan ap açık bir şekilde AYIR EDENE, VE CİN SÜRESİ 14 TEDE DMÜSLÜMAN DOĞRUYU ARAŞTIRIP BULANDIR BEYANLARI VAR..

KISACASI BU AYIRIMI YAPAMASSAK MÜSLÜMAN OLABİLİRMİYİZ MÜŞRİĞİ MÜSLÜMAN GÖRENDE ALLAHIN VE RASULULUN SÜNNETİNE AYKIRI DAVRANMIŞ ALLAHIN HÜKMÜYLE HÜKMETMEMİŞ OLMAZ MI..İşte günümüzdeki ahmed kalkan ve mustafa islam oğlu gibi alimlerde bu ayırımı yapmadıkları için Allahın hükmünden çıkmış oluyorlar bende yaklaşık altı yedi ay önce karşılaştığımbi MÜSLÜMAN KARDEŞİN AÇIKLAMALRINDAN sonra bu eksikliğimin farkına vardım rabbimizin yardımıyla ve sizinde haluk gümüştabakla yazdığınız yazıdan sonra sizekarşı hayrete düştüm vallahi ve bu konuy açtım ki doğruya ulaşalım rabbim bizi doğruyu bulmada yardım etsin ve nimet verdiklerinin yollarına ulaştırsın....

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 05 Haziran 2011, 12:02:59 ÖS 12
Alıntı
müslümanlardan

BU TÜR KİŞİLERİN HAYATLARINDA ŞİRK AMELİ VARSADA MÜSLÜMAN MI LAR......


öncelikle arkadaşım amelin açık şirk olduğu belli mi ? kişinin yaptığı işin şirk olduğunun bilincinde mi ? sen ben biz şahsa hakkı tavsiye edip amelinin şirk olduğunu beyan ettik mi ? gibi gibi gib çok detaya girmeyeyim ama;

şimdi ne kitaptan ne resulun hayatından ben müslümanım deyip müslümanca yaşamaya çalışan kişiye hayır sen müslüman değilsin diye tekfir etmek görülmemiştir. ( daha doğrusu ben görülmediğini iddia ediyorum)

allah müşrikleri tasvir eder, onların hal ve davranışlarını duygu ve düşüncelerini anlatır ve sonlarının kötü olduğu bildirir.
müşrik bir insan çok da hayır işleyebilir ama hayatının genelini ve inancını müşrik temellere dayandırdığı için hayırları boşa gitmiştir ve kimliği kişiliği müşriktir.

müslüman bir insan islamca yaşamak için gayret etmiştir ama bilerek/bilmeyerek günah işlemiştir ve belki de şirke girmiştir.
ama bu şirke giriş hayatının % 10 bölümü bile kapsamayacak kadar küçük bir bölümdür. ama kişi müşrik yaşam biçimini benimsememiştir ve tam tersi allahı razı etmek istemektedir. bu insan tipi ile bir önceki müşrik insan tipini bir tutamazsın.


kişinin hayatının % 80'inde islam % 20'sinde şirk var ise ve kişi müslümanım diye tanımlıyorsa kendisini
bize düşen onu günahkarda olsa şirke bulaşmış da olsa müslüman bilmektir.

ama onu yargılamak allahın işidir. müslüman bildik diye cennete alınacak diyemeyiz. allah ahirette senin dediğin gibi % 20 lik şirki yüzünden % 80 islamii yaşamını çizecek cehenneme atacak. ama bu yargı allaha aitttir ve allah bile ahirette yargılayacaktır. bu dünyada bizler değil.

mustafa islamoğlunu ahmet kalkanı bile tekfir ettin ise; kim kaldı müslüman ?
böyle tekfir zihniyeti ile islamı kime nasıl teblig ve davet çalışması yapacagız ?
düşününüz peygamberimiz bir kişiyi kazanmak için ne kadar gayret ederken tam tersini yaptığını...

belki de şu konuyu da ele almalıyız;
hangi eylemler şirktir hangileri değildir....
ben oy kullanma eylemine hep karşı oldum dilim döndüğünce anlattım.
ama asla oy vermek şirktir demedim demiyorum demem.
belki kırılma noktası burasıdır. ne dersin ?

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 05 Haziran 2011, 09:56:53 ÖS 21
öncelikle arkadaşım amelin açık şirk olduğu belli mi ? kişinin yaptığı işin şirk olduğunun bilincinde mi ? sen ben biz şahsa hakkı tavsiye edip amelinin şirk olduğunu beyan ettik mi ? gibi gibi gib çok detaya girmeyeyim ama;
...

CEVABIM..SİZCE KURAN YANİ VAHİY VE AKIL NEDEN İNSANLARA VERİLMİŞTİR...Akıl tek başına karanlıktayken vahiy akıla yön verip,KARANLIKTAN NURA ÇIKARAN DEĞİL MİDİR..[Bakara 256........Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.



257...... Onları karanlıklardan nura çıkarır; .....



mürselat 4....hakkı batıldan ap açık ayırd edene......


şimdide bu ayetlerin ışığında MÜSLÜMANIN TARİFİNE BAKALIM KURANDA.....CİN SÜRESİ 14.....Müslüman doğruyu araştırıp BULANDIR....



ZÜMMER 18.. Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.....



Şimdi sayın arkadaşım doğruyu,sapıklıktan ayıran VAHİY[KURAN] ve bunuda kavrama organı olan AKIL verilmiş her insan CİN SÜRESİ 14 göre araştırırsa doğruyu Allahın yardımıyla bulur ve teslim oluncada MÜSLÜMAN OLUR..Yok siz bana diyorsunuz ki BUNLAR AMELİN ŞİRK OLDUĞUNU BİLİYORLAR MI O ZAMAN BU SORUYU KURANA SORALIM,Bi insan ben hem kuranı kabul ediyorum hemde BİLMİYORUM DİYE BİLİR Mİ....



ENAM SÜRESİ...

156- "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;

157- Ya da: "Kitap bize de indirilseydi, elbette onlardan daha çok doğru yolda olurduk" dememeniz (için) işte size Rabbinizden apaçık bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve (insanları) ondan alıkoyup-çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden alıkoyup-çevirenlere, bu 'engelleme ve çevirmelerinden' dolayı pek çetin bir azapla karşılık vereceğiz.



ŞİMDİ SAYIN ABİM YUKARDAKİ AYET MAHŞERİ ÖNÜMÜZE AÇIYOR ZATEN BİRİLERİ BİZ BİLMİYORDUK BU AMELLER ŞİRK DİDİYECEKLER ZATEN AMA RABBİMİZ KURANIN BEYANINI SUNACAKTIR YANİ BEN BİLMİYORDUM HABERSİZDİM GİBİ MAZARETLER KABUL OLUNMUYACAK......ve insanlara sor siz BİLMEDİĞİNİZ BİR ŞEYİ KABUL EDERMİSİNİZ HİÇ KİMSE EVET DEMİYECEK....



...

şimdi ne kitaptan ne resulun hayatından ben müslümanım deyip müslümanca yaşamaya çalışan kişiye hayır sen müslüman değilsin diye tekfir etmek görülmemiştir. ( daha doğrusu ben görülmediğini iddia ediyorum)
...

CEVABIM...

MÜSLÜMANIN HAYATINDA ŞİRK OLMAZ ARKADAŞIM OLURSA MÜSLÜMAN DEĞİL MÜŞRİK OLUR,Çünkü kuran HAKKI VE BATILI AP AÇIK AYIRT ETMİŞTİR.Müslüman derken HALKIN TANIMINA GÖRE Mİ ,YOKSA HAKKIN TANIMINA GÖRE Mİ Bİ TANIM YAPILMALI Değil mi sayın abim....Allah haytında şirk olana müslüman diyor mu böyle bi iddanız mı var varsa buyrun mesnedinizi yazın İSLAM OĞLU HAYATINDA ŞİRK OLANLARDA KARDEŞİMİZDİR DİYOR VERDİĞİNİZ VİDEODA ,,Şanı yüce rabbimizde MÜMİNLER ANCAK KARDEŞ TİR DİYOR...Şimdi Allah ı mı dinliyelim,yoksa mustafa islamoğlunumu....BEN YUKARDAKİ PAYLAŞIMLARIMDA KAFİRE[MÜŞRİĞE] Müşrik demek Allahın ve rasulunun sünetidiri RASULULLAHIN PIRATİĞİ OLAN KURANLA AÇIKLAMIŞIM VARSA FARKLI Bİ GÖRÜŞÜN VEYA ORDA VERDİĞİM AYETLERİ VE RASULULLAHIN HADİSLERİNİ NASIL ANLAMAMIZ LAZIM ONU YAZIN...



...
allah müşrikleri tasvir eder, onların hal ve davranışlarını duygu ve düşüncelerini anlatır ve sonlarının kötü olduğu bildirir.
müşrik bir insan çok da hayır işleyebilir ama hayatının genelini ve inancını müşrik temellere dayandırdığı için hayırları boşa gitmiştir ve kimliği kişiliği müşriktir.


CEVABIM...BAKIN BURDA MUTABIKIZ VAHİYDE BUNU DİYOR ZATEN AKILLADA KAVRIYORUZ....



...
müslüman bir insan islamca yaşamak için gayret etmiştir ama bilerek/bilmeyerek günah işlemiştir ve belki de şirke girmiştir.

...
CEVABIM...Bak sayın abim GÜNAH başka birşey şirk başka günah işlenip ve kişi bu günahı kuşanmamışsa YANİ GÜNAHI ONU KUŞATMAMIŞSA DEVAMLI YAPMAMIŞSA TÖVBE ETMİŞSE RABBİMİZ GÜNAHLARI AF EDECEĞİNİ SÖYLÜYOR ZATEN.Ama sorun günah değil MÜSLÜMAN OLAN ŞİRKLE ÖLMEZ....Bütün peygamberler yarabbi canımızı müslüman olarak al diye dua etmilerdir,ve bütün peygamberlerin mücadelesi ŞİRK,KÜFÜRLE DEĞİL Mİ DİR SAYIN ABİM...Ve yapılan bi amel ya hak yada batıldır ya Allah için yada şeytan ve dostları içindir ve bi müslümanın hayatının her anı Allah için olmalı değil midir....ENAM SÜRESİ ...

161- De ki: "Rabbim gerçekten beni doğru yola iletti, dimdik duran bir dine, İbrahim'in hanif (muvahhid) dinine… O, müşriklerden değildi."

162- De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, HAYATIM[buda her anı] ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır."



örneğin siz BELKİDE ŞİRKE GİRMİŞTİR DİYORSUNUZYA,Size soruyorum RABBİMİZ KURANDA şirki af etmiyeceğini beyan etmiyor mu....



ama bu şirke giriş hayatının % 10 bölümü bile kapsamayacak kadar küçük bir bölümdür. ama kişi müşrik yaşam biçimini benimsememiştir ve tam tersi allahı razı etmek istemektedir. bu insan tipi ile bir önceki müşrik insan tipini bir tutamazsın.

...

CEVABIM..ABİCİĞİM ALLAH ADİLDİR BU ADELETİ HEM CENNETİ KATMANLAR,HEMDE CEHENNEMİ KATMANLAR HALİNDE YAPMIŞTIR VE ORDADA ADELETİ BU YÖNDE TECELLİ EDECEKTİR,Tabiki her kes aynı katlarda olmayacaktır ne cennette nede cehennemde,YALNIZ TEKRAR SORUYORUM  BIRAKIN YÜZDE 10 VARMI ELİNİZDE ALLAHIN ŞİRKİN YÜZDE 1 dahi AF EDECEĞİNE DAİR BİR BEYANI,ama bakın şirki AF ETMEYECEĞİ BEYANI VAR DEĞİL Mİ ....
...
kişinin hayatının % 80'inde islam % 20'sinde şirk var ise ve kişi müslümanım diye tanımlıyorsa kendisini
bize düşen onu günahkarda olsa şirke bulaşmış da olsa müslüman bilmektir.
...



CEVABIM ....İLK BAŞTA ŞİRKTE OLANI MÜSLÜMAN BİLMEMİZ GEREKİRE DAİR Bİ DELİLİNİZ VAR MI UYDURMA HADİS DAHİ OLSA VAR MI...Arkadaış hiç bir peygamberin döneminde ona karşı gelen kendini BATIL GÖRMEMİŞ VE HEPSİNİNDE HAYATININ YÜZDE 100 BATILDA DEĞİL Dİ illaki vardı hayatlarında bi kaç insani iyilik....vE TEKRAR TEKRAR SORUYORUM ELİNİZDE ALLAHIN ŞİRKİN YÜZDE BİRİNİ DAHİ AF EDCEĞİNE DAİR Bİ BEYANINIZ VAR MI,HADİSTE OLSA OLUR İSTERSEN UYDURMA HADİS OLSUN BAK sayın arkadaşım ŞİRKİN AF EDİLECEĞİNE DAİR UYDURMA HADİS DAHİ YOKKEN SİZ NASIL BÖYLE ÖRNEKLER VERİYORSUNUZ inanın şu an sizin gibi tefkkürü ve yaklaşımı iyi olan biri için ya BU MAXPAYNA MI diyorum bu örnekleri veriyor ama maalesef evet siz siniz bu örnekleri veren...

...
ama onu yargılamak allahın işidir. müslüman bildik diye cennete alınacak diyemeyiz. allah ahirette senin dediğin gibi % 20 lik şirki yüzünden % 80 islamii yaşamını çizecek cehenneme atacak. ama bu yargı allaha aitttir ve allah bile ahirette yargılayacaktır. bu dünyada bizler değil.

...

CEVABIM ,,,BAK BURDADA MUTABIKIZ BEN KİMİ CEHENNEME ATALIM VEYA MALİK BEN VE SEN OLALIM MI DEDİM benim dediğim kişideki amel ŞİRKSE EVET BU ŞİRKTİR VE KİŞİDE BU AMELİ YÜZÜNDEN MÜŞRİKTİR, Bizim ayır etme işimiz bu kadar CEHENNEME VEYA CENNETE GÖNDERME İŞİNE BENDE OLDUM OLASI KARŞIYIM Ve bu yöndeki yaklaşımında takdire şayan ben tarikatehlikende bu tür uygulamaya açıklamalara karşıydım...
...
mustafa islamoğlunu ahmet kalkanı bile tekfir ettin ise; kim kaldı müslüman ?
böyle tekfir zihniyeti ile islamı kime nasıl teblig ve davet çalışması yapacagız ?
düşününüz peygamberimiz bir kişiyi kazanmak için ne kadar gayret ederken tam tersini yaptığını...
...



CEVABIM...Arkadaşım kızma ama bu duygusal bi yaklaşım bu,bak yukardaki paylaşımlarımda, Allahın kitabında,rasulunun pratiğinde ve alimlerinde görüşlerinden onlarca bilgi paylaştım bu yönde O ZAMAN EBU HANİFE ALİM DEĞİL VE BAK KURANDADA PEYGAMBERDEDE MÜŞRİĞE MÜŞRİK DENİLMİŞTİR VE DEKİ LERLELE BAŞLAMIŞ AYETLER VE BU AYETLERİ PEYGAMBERLER HAVAYA MI DEMİŞLER BU ameli işleyen lere söylemişler..



zuhruf süresi...

26- Hani İbrahim babasına ve kendi kavmine DEMİTİ Kİ: "Şüphesiz ben, sizin taptıklarınızdan uzağım."

27- "(Ancak) Beni yaratan başka. İşte O beni hidayete yöneltip-iletecektir."

28- Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ARDINDA (kendi soyunda) KALICI BİR KELİME OLARAK BIRAKTI.



Sayın abim sizce rabbimiz bu ayetleri peygambere nasıl uygulattı biz nasıl bu gün güncelliğecez kuran evrenselya bu günede hitap ediyor ve bizde bunu BU GÜN NASIL ANLAYACAZ NASIL UYGULAYACAZ...

...
belki de şu konuyu da ele almalıyız;
hangi eylemler şirktir hangileri değildir....
ben oy kullanma eylemine hep karşı oldum dilim döndüğünce anlattım.
ama asla oy vermek şirktir demedim demiyorum demem.
belki kırılma noktası burasıdır. ne dersin ?
CEVABIM....Tamam arkadaşım ŞİRK DEĞİL NEDİR.............
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 06 Haziran 2011, 12:01:08 ÖÖ 00
Alıntı
müslümanlardan

örneğin siz BELKİDE ŞİRKE GİRMİŞTİR DİYORSUNUZYA,Size soruyorum RABBİMİZ KURANDA şirki af etmiyeceğini beyan etmiyor mu....

CEVABIM..ABİCİĞİM ALLAH ADİLDİR BU ADELETİ HEM CENNETİ KATMANLAR,HEMDE CEHENNEMİ KATMANLAR HALİNDE YAPMIŞTIR VE ORDADA ADELETİ BU YÖNDE TECELLİ EDECEKTİR,Tabiki her kes aynı katlarda olmayacaktır ne cennette nede cehennemde,YALNIZ TEKRAR SORUYORUM  BIRAKIN YÜZDE 10 VARMI ELİNİZDE ALLAHIN ŞİRKİN YÜZDE 1 dahi AF EDECEĞİNE DAİR BİR BEYANI,ama bakın şirki AF ETMEYECEĞİ BEYANI VAR DEĞİL Mİ ....


kardeş yordun beni valla :) azmine hayranım ama bakış açısında sorun var.
aff konusuna gelince;

“Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Ondan başka günahları istediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.” (Nisa, 4/116)

“ De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 39/53)

bu iki ayeti nasıl değerlendirebiliriz.  TIKLAYINIZ (http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/allah-teala-tevbe-edilse-dahi-sirk-gunahini-bagislamaz-mi.html)

nasıl peygamber döneminde insanlar azılı müşrik iken sonradan vahye iman edince mümin oldularsa
günümüzde de insanlar şirke girse bile tövbe etme ihtimali son nefesine kadar vardır.
o yüzden son nefesine kadar insan dönebilir. tevbe edilmeyen bir şirk ile allahın huzuruna gidillirse allah bunu affetmeyeceğini belirtiyor...

Alıntı
müslümanlardan

Sayın abim sizce rabbimiz bu ayetleri peygambere nasıl uygulattı biz nasıl bu gün güncelliğecez kuran evrenselya bu günede hitap ediyor ve bizde bunu BU GÜN NASIL ANLAYACAZ NASIL UYGULAYACAZ...


peyamber döneminde iş kolay;
toplumun içinde allahın elinin üzerinde (mecazen) olduğu bir elçi var. o elçi gerçeği açıklıyor yanlışı uyarıyor. eğer elçi yanlış yapacak olursa onu da allah uyarıyor. bu yüzden dinen yanlış yapma % 1 ihtimal o da allah tarafından düzeltildigi için % 0 oluyor. günümüzde elçi yok dolayısı ile allahın müdahalesi de kalktı.

ama günümüzde kitap elimizde olmasına rağmen bir kitaptan her allahın kulu farklı anlıyor farklı sonuç çıkarıyor.
birinin ak dediğine öteki kara diyor ikisi de kurandan delil buluyor. işte ihtilaf da burada başlıyor.

arkadaşım illa birilerini tekfir etmek zorunda değiliz. allah bununla mükellef kılmamış bizleri.
bize düşen kitabı en iyi şekilde okuma anlama anlatma yaşama yaşatma.
baktın sana inanmıyorlar farklı düşünüyorlar allaha havale edeceksin onu da müslüman bileceksin ama ihtilaflı olduğun konuda ondan farklı düşünecek ve amel edeceksin. rabbimiz ahirette kimin doğru kimin yanlış olduğuna hüküm verecek.
o yanlış ise sen sana düşen uyarma görevini yerine getirdiğin için yırtacaksın gerisini o düşünsün. ama ya sen yanlış isen hem yanlışta olduğun için suçlu olacaksın hem de karşında doğruyu yapanı tekfir ettiğin için duble suçlu olacaksın.


Alıntı
müslümanlardan
..

ama asla oy vermek şirktir demedim demiyorum demem.

CEVABIM....Tamam arkadaşım ŞİRK DEĞİL NEDİR.............


buna net hüküm verebilmiş değilim güzel kardeşim.
oy vermek elinin pisliğe bulaşması demektir. ama bu pislik ya yıkanınca çıkabilecek türden basit bir kirdir ya da dokununca elini yakacak eritecek kadar kezzap pisliktir. her iki türlü de temizlenmezse allahın huzuruna kirli bir elle çıkılması muhtemel bir ayıptır. ama bu kirin vebali ne kadar büyüktür/küçüktür bilemiyorum.

kimine gören veren günaha girer
kimine göre vermeyen günaha girer
kimine göre de x partiye verilmezse günaha girer
sana göre de veren kafir olur.

böyle birbirine taban tabana zıt hükümlerin olduğu bir konuda nasıl kesin sonuca ulaşabilirsin ?
din mi çok karmaşık insanlar mı ?

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 06 Haziran 2011, 02:35:13 ÖS 14
kardeş yordun beni valla  azmine hayranım ama bakış açısında sorun var.
aff konusuna gelince;

“Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Ondan başka günahları istediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.” (Nisa, 4/116)

“ De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 39/53)

bu iki ayeti nasıl değerlendirebiliriz.  TIKLAYINIZ
...
CEVABIM...Verdiğiniz linki okudum ve zaten ölmeden önce kişi İŞLEDİĞİ ŞİRKLERE TÖVBE EDERSE TABİKİ ALLAH AF EDER yzadıklarımda ŞİRK AMELİNDE ÖLÜP AMA BUNUDA BİLMEDEN YAPANIN BİLMEDİĞİNİN MAZARET OLAMIYACAĞIYDI SAYIN ARKADAŞIM VE BENDE KİŞİ HEM KURANI KABUL EDEİP HEMDE AKIL verilmiş kişiyse bunun hiç bir mazareti olamıyacağıydı NEYSE KONU CEHALETİN MAZARET Mİ DEĞİL MİYE KAYMASIN Kİ BEN CEHALETİN MAZARET OLAMIYACAĞININ KANAATİNDEYİM...
...
nasıl peygamber döneminde insanlar azılı müşrik iken sonradan vahye iman edince mümin oldularsa
günümüzde de insanlar şirke girse bile tövbe etme ihtimali son nefesine kadar vardır.
o yüzden son nefesine kadar insan dönebilir. tevbe edilmeyen bir şirk ile allahın huzuruna gidillirse allah bunu affetmeyeceğini belirtiyor...
...
CEVABIM....Burdada hem fikiriz,ama Bİ KİŞİNİN HAYATINDA ŞİRK AMELİ VARSA VE BİZDE bunun farkına varmışsak ona söylemiyorsak bizde şu duruma düşmezmiyiz.....bakara SÜRESİ..
159- Gerçekten, apaçık belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar için kitapta açıkladığımız hidayeti gizlemekte olanlar; işte onlara, hem Allah lanet birlikte ayaklarımın altına alıyorum....ha birinin AK DEDİĞİNE ÖBÜRÜ KARA DİYORSA VE BU ŞEY AK İSE KARA DİYEN YALAN SÖYLÜYORDUR,KARAYSA AK DİYEN YALAN SÖYLÜYOR ,çünkü bunu kavrayacak vahiy ve akılı rabbimiz bize vermiş ve ben geri zekalıda değilim ak olan şeye kara diyeni onaylayıp körükörüne yani vahiye kör olan olarak, evet bu karadır diyeyim ha geri zakalı olanlar desinler ak olana kara veya başka bir şey ve bunların kara dediği RABBİMİZ TARAFINDA AK OLARAK MUHKEM ŞEKİLDE BELİRTİLMİŞSE ONLAR BAĞIRA DURSUN,sorunda bu zaten ve bakın SİZ YUKARDA BANA SORUNLU BAKIŞ AÇISINDASINIZ DİYOR VE DAHA SONRA BÖYLE Bİ ÖRNEK VERİYORSANIZ sizce vicdanınıza sorun ve siz AK OLAN BİR ŞEYE KARA DESELERDE SİZ BU AK OLANA KARA DİYENLERE EVET BU KARADIR MI DERSİNİZ VE BU DAHA SORUNLU Bİ BAKIŞ DEĞİL Mİ .......
...
arkadaşım illa birilerini tekfir etmek zorunda değiliz. allah bununla mükellef kılmamış bizleri.
...
CEVABIM....Allah rasullerine MÜŞRİK[KAFİR] E KAFİR DEDİRTMİŞ VE BUNUDA KURANIN BİR ÇOK AYETLERİNDE YUKARDA VERDİM,,,Ey kafirler ben sizin taptığınıza tapmam sizde benim taptığıma tapmazsınız.......bu hitapları kuranda bulmak ,ZOR OLMASA GEREK..............Asıl sizin dedğinizi DEMEMİŞTİR SAYIN ABİM....
...
bize düşen kitabı en iyi şekilde okuma anlama anlatma yaşama yaşatma.
baktın sana inanmıyorlar farklı düşünüyorlar allaha havale edeceksin onu da müslüman bileceksin
...
CEVABIM....MÜŞRİĞİ [KAFİRİ] Mİ MÜSLÜMAN BİLECEZ ,Evet diyorsanız işte sorun bu o zaman Allahın hükmüyle hükmetmemiş ve kafir olmuş oluruz,,,yukardada ayetler rasulullahın hayatındaki pıratikler ve geçmiş dönem alimlerininde bir çok görüşünü verdim....................
 
...
ama ihtilaflı olduğun konuda ondan farklı düşünecek ve amel edeceksin. rabbimiz ahirette kimin doğru kimin yanlış olduğuna hüküm verecek.
o yanlış ise sen sana düşen uyarma görevini yerine getirdiğin için yırtacaksın gerisini o düşünsün. ama ya sen yanlış isen hem yanlışta olduğun için suçlu olacaksın hem de karşında doğruyu yapanı tekfir ettiğin için duble suçlu olacaksın.
...
CEVABIM....Konu ihtilaflı değilse ve kişiler bu konunun İHTİLAFLI OLDUĞUNU İDDA EDİYORSALAR VE MESNEDLERİDE YOKSA KURANIN MUHKEM OLARAK AÇIKLADIĞI Bİ KONU İSE İhtilaflı konudur diyenlerde HAKKI BATIL GÖRÜŞLERİYLE ÖRTMÜŞ VE HAKKI ÖRTENDE KAFİR DİR Ki kafirin manası ÖRTENDİR ve kafir olur.....



ama konu gerçekten ihtilaflı ise,sizinle HEM FİKİRİM....Yalnıuz benim ve sizin aramızdaki konu MUHKEM müşriğe[kafire] kafir demek farz ayndır  diyorum ,Allahın ve rasulunun sünnetidir bunuda İLK YAZILARIMDA PAYLAŞTIM.siz ise hayır müşrik amelinde olanda müslümand kardeşimdir diyor sunuz...ve onlarda müslümandır diyorsunuz diğer yandanda MÜŞRİK OLARAK ÖLENİ ALALH AF ETMEZ DİYOR SUNUZ GERİ DÖNÜP YAZILARINIZA Bİ BAŞTAN BAKIN NASILDA KENDİNİZLE ÇELİŞİYORSUNUZ SAYIN ABİM...

...
buna net hüküm verebilmiş değilim güzel kardeşim.
oy vermek elinin pisliğe bulaşması demektir. ama bu pislik ya yıkanınca çıkabilecek türden basit bir kirdir ya da dokununca elini yakacak eritecek kadar kezzap pisliktir. her iki türlü de temizlenmezse allahın huzuruna kirli bir elle çıkılması muhtemel bir ayıptır. ama bu kirin vebali ne kadar büyüktür/küçüktür bilemiyorum.

kimine gören veren günaha girer
kimine göre vermeyen günaha girer
kimine göre de x partiye verilmezse günaha girer
sana göre de veren kafir olur.

böyle birbirine taban tabana zıt hükümlerin olduğu bir konuda nasıl kesin sonuca ulaşabilirsin ?
din mi çok karmaşık insanlar mı ?

...



CEVABIM....kimine görelere çıkarsak sayın abim tabiki karışıklıkta boğuluruz,HAKKI VE BATILI AP AÇIK BİZE AÇIKLAYAN KİMİLERİ DEĞİL,KURAN DIR VE KURANda Allahın hükmüyle hükmetmeyen düşünce ve idareleri TAĞUT DİYE ADLANDIRMIYOR MU...VE OY KULLANMAKTA TAĞUTLARA SEÇMEN OLMAK DEĞİL Mİ DİR,OY VERMEK VELAYETLE İLGİLİ DEĞİL Mİ SAYIN ARKADAŞIM,,,Yapma etme maxpayna arkadaşım sen bu değilsin.......
NOT..KUSURA BAKMAYIN YORULACAZ TABİKİ..... :)
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 06 Haziran 2011, 11:27:38 ÖS 23

müslümanlardan kardeşim;

genelde mutabık görünüyoruz ama fark şurada ortaya çıkıyor;

sen allaha harama giren herkesi tekfir ediyorsun ediyorsun. ve hatta kurana aykırı davranan müslümanı da küfür ile itham ediyorsun.

ben ise kendini müşrik- kafir olarak tanımlayanlar hariç ki onlar zaten dilleri ile de beyan ediyorlar yaşamları ile de gösteriyorlar ki islama inanmıyorlar zaten müşrik-kafir oluyorlar.

esas nokta şurası ki iman edilmesi gerekenlere iman eden ve elinden geldiğince müslümanca yaşamaya çalışan ve kendini müslüman/mümin olarak tanımlayan kişilerin olası kurana aykırı davranış ve düşünceleri olduğunda bana göre harama girmiş(suç içlemiş) müslüman oluyor, sana göre dinden çıkmış kafir oluyor. bakış açımız bu.

son olarak birşey sormak istiyorum;

4 nisa 94-95-96
Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek «Sen mümin değilsin» demeyin. Çünkü Allah'ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.


bu ayetler hakkında ne düşünüyorsun ?



Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 07 Haziran 2011, 11:22:10 ÖÖ 11
müslümanlardan kardeşim;

genelde mutabık görünüyoruz ama fark şurada ortaya çıkıyor;

sen allaha harama giren herkesi tekfir ediyorsun ediyorsun. ve hatta kurana aykırı davranan müslümanı da küfür ile itham ediyorsun.

ben ise kendini müşrik- kafir olarak tanımlayanlar hariç ki onlar zaten dilleri ile de beyan ediyorlar yaşamları ile de gösteriyorlar ki islama inanmıyorlar zaten müşrik-kafir oluyorlar.
...

CEVABIM..Hayır arkadaşım hayır ben günah[haram] işleyenin,kafir-müşrik olduğunu söylemiyorum.Hayatında şirk-küfür[hakkı örten],amelleri olup bi yandanda NAMAZ,ORUC,ZEKAT,HAC gibi ibadetler bulunanların yaptıkları ibadetler onları MÜŞRİK-KAFİR likten alıkoymaz ve ister bunu bilerek ister bilmeyerek yapsınlar ÇÜNKÜ ALLAHIN VAHİYSİ RASULULLAHIN TEBLİĞİ VE PIRATİĞİ OLAN KURAN ORTADA DURUYOR ve müslümanın özelliklerinden biride DOĞRUYU ARAŞTIRIP BULMAK [cin 14]...Sizinle anlaşmadığımız konu şu siz kişinin hayatında NAMAZ,ORUC ZEKAT VB. İBADETLER OLSA VE BU KİŞİnin hayatında şirk-küfür amelleride olsa bu kişi YOK BEN MÜSLÜMANIM DİYORSA BEN ONLARI MÜSLÜMAN OLDUĞUNU SÖYLERİM diyorsunuz..

örneğin o ki oy konusundada farklı düşünüyoruz sizinle Kİ OY KULLANMAK ALLAHTAN ALDIĞI HAYATIN TASARRUF HAKKINI ALLAHIN HÜKMÜYLE HÜKMETMEYENLERE VERMEK VE ONLARI O MEVKİDE GÖRMEK VELAYET LE İLGİLİ yetki tasarrufunda bulunulduğu için BU DURUM ŞİRKTİR sizcede DEĞİLDİR diyorsunuz...

Bunun için şöyle başka bi örnek vereyim bu gün tarikatlerde ŞEYHLERİNE İNTİSAP EDENLER,ŞEYHELERİNDEN ÖLÜ VEYA DİRİ MEDET [yardım] isteyenler ve buna benzer ŞİRK dolu bi hayatla birlikte NAMAZ,ORUC ZEKAT HAC VB ibadetlerinde bulunup kendilerine MÜSLÜMAN DİYORLAR SİZ BUNLARIDA MÜSLÜMAN GÖRÜYOR OLMANIZ LAZIM değil mi,,,bakın sizin bakış açınız nasılda KURANA GÖRE SAKAT SAYIN ABİM SİZ KENDİNE MÜSLÜMAN DİYEN HERKESİ MÜSLÜMAN GÖRÜYORSUNUZ..

...

esas nokta şurası ki iman edilmesi gerekenlere iman eden ve elinden geldiğince müslümanca yaşamaya çalışan ve kendini müslüman/mümin olarak tanımlayan kişilerin olası kurana aykırı davranış ve düşünceleri olduğunda bana göre harama girmiş(suç içlemiş) müslüman oluyor, sana göre dinden çıkmış kafir oluyor. bakış açımız bu.
...
CEVABIM...

Sayın abim,Allahı hakkıyla birleyip dini yalnız Alalha has kılan müslüman biri ZİNAYA bulaştı ise bu günahı onu kuşatmamışsa[devamlılık] ve kişi bu yaptığından dolayı GÜNAHA GİRMİŞ OLUR VE KAFİR MÜŞRİK OLMUŞ OLMAZ,yalnız kişi bu günahı[HARAMI] yapıncaya kadar DİNİ ALLAH A HAS KILAN müslüman biriydi ama bu günahı [haramı] işledikten sonra bu haramını meşruleştırmaya örtbas edip tevil etmeye çalışıp İNKARA giderse hakkı örttüğü için ve bu haramı haram bilmeyip helal bilirse KAFİR-MÜŞRİK OLUR,Ben bu inançtayım........

...



son olarak birşey sormak istiyorum;

4 nisa 94-95-96
Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek «Sen mümin değilsin» demeyin. Çünkü Allah'ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.


bu ayetler hakkında ne düşünüyorsun ?

...



CEVABIM...Şimdi sayın arakadaşım AYETİ ŞU MEALDEN DE BAKIP KANAATİMİ SÖYLİYEYİM...



NİSA SÜRESİ.....

94- Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız (savaşa çıktığınız) zaman GEREKLİ ARAŞTIRMAYI yapın ve size (İslam geleneğine göre) selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: "Sen mü'min değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet, Allah Katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.



KANAATİM...Sayın abim birincisi ben KAFİR-MÜŞRİK SAYIM MEMURU OLALIM demiyorum böyle bi amldede değilim,yapmak istediğim şudur ve kuran ve rasulun pratiğinde olan KAFİR-MÜŞRİĞİ,kafir ve müşrik bilmek yukardada açıklamamı yapmışım....



Gelelim ayetten anladığıma BAKIN SAYIN ABİM müslüman gerekçeli konuşur yani ELİNDEKİ VERİLERLE[BİLGİYE] GÖRE hareket eder ve öyle karar verir AYETET GEREKLİ ARAŞTIRMAYI YAPIN öyle karar verin YOKSA İSABETLİ Bİ TAVIR[amel] SERGİLEMEYİP mümin olanlarada MÜMİNOLMADIKLARINI SÖYLERSİNİZ diyor..



Ben ne diyorum size KİŞİNİN YAPTIĞI AMELİNDE ŞİRK-KÜFÜRLE birlikte namaz,oruc zekat,vb. İBADETLER DE OLSA bu kişiye RABBİMİZ dini yalnız KENDİSİNE HAS KILMADIĞI İÇİN mümin mi DİYOR YUKARDAKİ AYET BUNUNLA MI İLGİLİ SAYIN ABİM....Rabbimiz bi ayırım yapın araştırın öyle karar verin diyor ve ayetin devamındada BU ŞEKİLDE ARAŞTIRMA YAPMADAN BU İŞİ YAPANLARIN GANİMET İÇİN YAPTIĞI Ayetin şu kısmındada bellidir [dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: "Sen mü'min değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet, Allah Katındadır,] ibaresi bize bu ayetin bazı kişlerin GANİMETİN FAZLA Bİ PAYA BÖLÜNMEMESİ İÇİN YAPILDIĞINI veriyor....ve ayetin sonundada rabbimiz ALLAH KENDİSİNİN BU İŞTEN HABERDAR OLDUĞUNU beyan ederek onları uyarıyor...

ve AYET MÜMİN,MÜŞRİK-KAFİR AYIRIMIYLA İLGİLİ DEĞİLDİR ...........

ÇÜNKÜ KURAN YANİ ALLAH KURANDA HAKKI VE BATILI AYIRD ETMEK İÇİN GÖNDERMİŞTİR BİZLERDE KURANIN VAHİYSİYNİ IŞIK TUTARAK ,MÜSLÜMAN,KAFİR-MÜŞRİK AYIRIMI YAPMAK ZORUNDAYIZ.....Yoksa niye rabbimiz DOĞRULUK VE SAPIKLIK ap açık şekilde bu kitapta ayırd edilmiştir desin ki..doğruluk müslümanı ve müşrik -kafiri ayırd etmek değilde NEDİR Allah bunu yapmış rasulullah bunu pıratikliğinde uygulamış SİZ YOK YASAK DİYORSUNUZ VE BU AYETTE SİZİN DEDİĞİNİZİ DEMİYOR....
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 08 Haziran 2011, 05:47:22 ÖS 17


şimdi kardeş;

şeyh-türbe örneğin güzel bir örnek onun üzerinden gidelim;

allahtan medet umar gibi şeyhten ya da türbeden..vb yerden medet uman zihniyet var öğle değil mi ?
bu konuda ikimizde hemfikiriz ki bu eylem şirk eylemidir.

yalnız şeyhten/türbeden medet umma şirkini işleyen ile peygamberin muhatap olduğu mekkeli müşrikler eşit değildir.

çünkü türbeci kişi allaha,peygambere, kitaba,meleklere iman ediyor ve senden benden daha çok ibadet ediyor(varsayalım).
yani bu adam kendini allaha adıyor ama bu adayışta sakat bir nokta var. belki sakat nokta 100 eylemde birini teşkil ediyor.
ve allah bu bir sakat nokta için tüm 99 hayırlı yaşamı çizecek atacak o allahın işi. bizim değil.

mekke müşrikleri ise; onlarda allaha inanıyor ama peygambere inanmıyor kitaba inanmıyor  islama inanmıyor inkar ediyor.

şimdi burada tübeci diyelim bu zihniyettekilerin akıbetini allah bilir ve o karar verir. kuran ve peygamber bu prototipteki bir karakter ile karşılaşmamıştır. çünkü o zamanlar saflar net idi. ya kafirsin/müşriksin ya müminsin.
ya da münafıksın ( o da müşrik sınıfında sayılır)
bu iki inanç yapısı arasında benzerlik olduğundan daha çok farklılık var.

zina örneği vermişsin ona da değinelim;
zina eden müslüman günahkar olur. kişi bu eylemin suç olduğunu bilir inanır. bu günahkar müslümandır.
kişi tüm kuranı kabul ediyor ama zina eylemi yasak ayetini kabul etmiyor reddediyor ise kafir olur.
kişi zinanın yasak olduğunu biliyor ama bildiği halde hala işliyor ise günahkar olur hatta günahta ısrarcı olur. ama buna kafir denilir mi sence ? bence denilmez. adam bunun suç olduğunu inkar etmiyor biliyor ama uygulamıyor. suçludur ama müslümandır.
 

Alıntı
ÇÜNKÜ KURAN YANİ ALLAH KURANDA HAKKI VE BATILI AYIRD ETMEK İÇİN GÖNDERMİŞTİR BİZLERDE KURANIN VAHİYSİYNİ IŞIK TUTARAK ,MÜSLÜMAN,KAFİR-MÜŞRİK AYIRIMI YAPMAK ZORUNDAYIZ..

allah insanları sen müslümansın sen kafirsin diye etiketlemek için sorumlu tutmamış bizi.
allah hangi eylem ve düşüncede olursanız hangi yönde olursunuz bunun örnekliklerini göstermiş.

insanları tekfir etmek yerine hakka davet etmek en güzel hareket olacaktır.
dileyen inanır dileyen inanmaz.

şura 48
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır......

ali imran 159

O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.



Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 09 Haziran 2011, 01:46:48 ÖS 13
şimdi kardeş;

şeyh-türbe örneğin güzel bir örnek onun üzerinden gidelim;

allahtan medet umar gibi şeyhten ya da türbeden..vb yerden medet uman zihniyet var öğle değil mi ?
bu konuda ikimizde hemfikiriz ki bu eylem şirk eylemidir.

yalnız şeyhten/türbeden medet umma şirkini işleyen ile peygamberin muhatap olduğu mekkeli müşrikler eşit değildir.

çünkü türbeci kişi allaha,peygambere, kitaba,meleklere iman ediyor ve senden benden daha çok ibadet ediyor(varsayalım).

yani bu adam kendini allaha adıyor ama bu adayışta sakat bir nokta var. belki sakat nokta 100 eylemde birini teşkil ediyor.
ve allah bu bir sakat nokta için tüm 99 hayırlı yaşamı çizecek atacak o allahın işi. bizim değil.

mekke müşrikleri ise; onlarda allaha inanıyor ama peygambere inanmıyor kitaba inanmıyor  islama inanmıyor inkar ediyor.

şimdi burada tübeci diyelim bu zihniyettekilerin akıbetini allah bilir ve o karar verir. kuran ve peygamber bu prototipteki bir karakter ile karşılaşmamıştır. çünkü o zamanlar saflar net idi. ya kafirsin/müşriksin ya müminsin.
ya da münafıksın ( o da müşrik sınıfında sayılır)
bu iki inanç yapısı arasında benzerlik olduğundan daha çok farklılık var.
...



CEVABIM..Bak güzel abim yukarda demişsinizki MEKKELİ MÜŞRİKLER,Allah a inanıyor ama peygambere inanmıyorlar,Ama günümüzdeki TÜRRBECİLER Allah ,peygamber,melekler,kitaba,inanıyorlar,Burdada hem fikir değiliz çünkü türbecilere AYET SÖYLEDİĞİN ZAMAN kuranında dedği gibi ASLANDAN KAÇAN YABAN EŞEŞKLERİ GİBİ KAÇIŞIYORLAR..Ayrıca rabbimiz kuranda peygamberlerine HİÇ BİR PEYGAMBER YOKTUR Kİ TEBLİĞ ETTİĞİ TOPLUM TARAFINDAN YALANLANMASIN,Şimdi sayın abim bu türbeciler sizin kanaatinize göre Allah,peygamber,kitap,meleklere,İNANIYORLAR DİYORSUNUZ YA,Peki bunlar sizin gibi mi inaıyorlar YOKSA KENDİ TASAVVURLARINA GÖRE MİİNANIYORLAR ve KİŞİ ALLAH a ,peygambere,kitaba,meleklere,İMAN I kendi tasavvuruylamı yoksa ALLAHIN,PEYGAMBERİNE KURANDAKİ TASAVVURU İLE Mİ İNANMALI,bu türbecilerle oturp konuşunca NLARLA MEKKELİ MÜŞRİKLER ARASINDAKİ Allah ,peygamber,kitap,melekler tarifinde pekte ayrılık yok..son olarak eğer günümüz türbecileri Allah,a peygambere,kitaba KURANDAKİ GİBİ İNANIYORSALAR TÜRBECİ DEĞİLDE MÜSLÜMAN OLURLAR...Yalnız bu gün peygamberde gelse onlara tebliğ etse peygamberide yalanlarlar....çünkü bunlar şeyhlerinin iki dudağının arasındaki iki kelimenin HAK OLDUĞUNA KÖRÜ KÖRÜNE İNANIRLAR....

...
zina örneği vermişsin ona da değinelim;
zina eden müslüman günahkar olur. kişi bu eylemin suç olduğunu bilir inanır. bu günahkar müslümandır.
kişi tüm kuranı kabul ediyor ama zina eylemi yasak ayetini kabul etmiyor reddediyor ise kafir olur.
kişi zinanın yasak olduğunu biliyor ama bildiği halde hala işliyor ise günahkar olur hatta günahta ısrarcı olur. ama buna kafir denilir mi sence ? bence denilmez. adam bunun suç olduğunu inkar etmiyor biliyor ama uygulamıyor. suçludur ama müslümandır.
 


...


CEVABIM...Bakın sayın abim BENCE BANA GÖRE DEMEKTEN ALEMLERİN RABBİ OLAN RABBİMİZE SIĞINIRIM.



Şimdi size herhangi bi günahı [şirk olmasa] işleyip bu günahı onu kuşatırsa[devamlı yapıp bunun günah olduğuna inanırsada ] çıkışı olmayan CEHENNEME YANİ EBEDİ CEHENNEMİ NASIL BOYLAR ONU kuranda görelim..çünkü  müslümanın günahı KUŞATICI[DEVAMLI] OLMAZ...



BAKARA SÜRESİ..81- Hayır; kim BİR GÜNAH işler de günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar, ateşin halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır.

...
allah insanları sen müslümansın sen kafirsin diye etiketlemek için sorumlu tutmamış bizi.
allah hangi eylem ve düşüncede olursanız hangi yönde olursunuz bunun örnekliklerini göstermiş.
...

CEVABIM..Tamam güzel abim bende diyorum ki,Allah ın belirlediği şekildeki  MÜŞRİK AMELİNDE OLANLARA bizde bunlar müşriktir dememiz lazım VE MÜŞRİKLERLE MÜSLÜMANLARIN İLİŞKİLERİ NASIL OLMASI GEREKİYOSA ÖYLE YAPMALIYIZ Kİ BİZDE MÜSLÜMAN KALALIM,yok siz adam müşrik amelinde isede kendine MÜSLÜMAN DİYORSA MÜSLÜMANDIR VE KARDEŞİMDİR diyorsunuz ,Allah böyle mi yapın demiş BEN HAYIR BÖYLE YAPMAYIN YOKSA SİZDE KAFİR[MÜŞRİK] OLURSUNUZ DEMİŞ.Allahın hükmüyle hükmetmediğimiz BUNUDA  YUKARDAKİ İLK YAZIMDAN İTİBAREN Allahın beyanı,rasulunun pıratiği ve bu çizgide giden alimlerinde açıklamlarını vermeme rağmen siz YOK İSLAMOĞLU,AHMED KALKAN KARDEŞ demişler onlarda alim diyorsunuz bak asayın abim tabiki bunlarda alim ama bunlar bu yöndeki AÇIKLAMALARIYLA İSLAMİ OLAN İTİKATTEN SAPMIŞLARDIR BU GÖRÜŞLERİ İLE buda normal adamlar böyle inanıyor....

...
insanları tekfir etmek yerine hakka davet etmek en güzel hareket olacaktır.
dileyen inanır dileyen inanmaz.
...
CEVABIM..Tamam arkadaşım DAVET EDERKEN ŞİRK AMELİNDE OLANA YOK BU AMEL ŞİRK DEĞİL Mİ DİYELİM,Müslüman olduktan sonra ESKİ CAHİLİYEYE DÖNEN MÜSLÜMAN OLURMU,siz yukarda türbecilerden örnek verirken ONLAR ALLAH a peygambere,kurana meleklere İNANIYORLAR DİYORSUNUZYA peki onlar böyle inanıyorlarsa NEDEN ESKİ CAHİLİYE ADAETLERİNİ DEVAM ETTİRİYORLAR O Kİ KURANA,ALLAAH,PEYGAMBERE İNANIYORLAR YA.....

şura 48
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır......

ali imran 159
O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.

...

CEVABIM..Arkadaşım yumuşak davranmak SAĞ YANAĞINA VURUNCA SOLU GÖSTERMEK YOK GEL AYAĞIMIDA KIRIN ,YOK Allahın ayetlerini söylediğin halde sana küfretsinler sende tamam demek mi,yok onların şirklerini görünce YA ASLINDA SİZ ŞİRK İÇİNDESİNİZDE  AMA OLSUN SİZ NAMAZDA KILIYORSUNUZ ,bunuda ŞİRKTİR diye yapmıyorsunuz İYİ NİYETİNİZDEN,dolayı yapıyorsunuz mu diyelim....VE SİZ BU ŞİRK AMELİNDE OLSANIZDA MÜSLÜMANSINIZ NASIL OLSA LAİLAHE İLLAALLAH DEMİŞSİNİZ Mİ DİYELİM....bu kadar yumuşak olsam HER HALDE PEYGAMBERİDE GEÇERİM TEBLİĞDE YUMUŞAKLIK OLARAK VE HERKESDE İMAN EDER,,,Evet ederler iman ama neye HAKKA DEĞİL BENİM SÖYLEDĞİM YANLIŞLARA VE HEPTE MERAK ETMİŞİM SİZDE SORACAM,,,Peygamberler yaşadıkları toplumlarda çoğunlukla DIŞLANMIŞLAR Ve hata çok az sayıda insanlar inamış BU gün ise PEYGAMBERLER GİBİ NET TEBLİĞ YAPANLAR OLMADIĞI HALDE 2 milyar gibi sayıda insan müslüman olduğunu söylüyor,Ama MAZLUM NE GARİP......Ve size soruyorum TAİFE GİDEN ALLAH RASULU İLK GİTTİĞİ ANDAN İTİBAREN YAPTIĞI TEBLİĞDE TAŞLANDDI ORDA NE SÖYLEDİ DE BUNLARA MARUZ KALDI VE orda yumuşakmı davrandı,yoksa kaba mı....

yok abim aslında siz BİRAZ TARİF EDİN,
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 10 Haziran 2011, 12:43:43 ÖÖ 00
Alıntı
müslümanlardan

CEVABIM..Arkadaşım yumuşak davranmak SAĞ YANAĞINA VURUNCA SOLU GÖSTERMEK YOK GEL AYAĞIMIDA KIRIN ,YOK Allahın ayetlerini söylediğin halde sana küfretsinler sende tamam demek mi,yok onların şirklerini görünce YA ASLINDA SİZ ŞİRK İÇİNDESİNİZDE  AMA OLSUN SİZ NAMAZDA KILIYORSUNUZ ,bunuda ŞİRKTİR diye yapmıyorsunuz İYİ NİYETİNİZDEN,dolayı yapıyorsunuz mu diyelim....VE SİZ BU ŞİRK AMELİNDE OLSANIZDA MÜSLÜMANSINIZ NASIL OLSA LAİLAHE İLLAALLAH DEMİŞSİNİZ Mİ DİYELİM....bu kadar yumuşak olsam HER HALDE PEYGAMBERİDE GEÇERİM TEBLİĞDE YUMUŞAKLIK OLARAK VE HERKESDE İMAN EDER,,,Evet ederler iman ama neye HAKKA DEĞİL BENİM SÖYLEDĞİM YANLIŞLARA VE HEPTE MERAK ETMİŞİM SİZDE SORACAM,,,Peygamberler yaşadıkları toplumlarda çoğunlukla DIŞLANMIŞLAR Ve hata çok az sayıda insanlar inamış BU gün ise PEYGAMBERLER GİBİ NET TEBLİĞ YAPANLAR OLMADIĞI HALDE 2 milyar gibi sayıda insan müslüman olduğunu söylüyor,Ama MAZLUM NE GARİP......Ve size soruyorum TAİFE GİDEN ALLAH RASULU İLK GİTTİĞİ ANDAN İTİBAREN YAPTIĞI TEBLİĞDE TAŞLANDDI ORDA NE SÖYLEDİ DE BUNLARA MARUZ KALDI VE orda yumuşakmı davrandı,yoksa kaba mı....

yok abim aslında siz BİRAZ TARİF EDİN,


sağ yanak tokat ayak kırma mevzusu nerden geldi anlamadım güzel kardeşim. şahıs sana saldırmıyor ki.
adam müslüman. ve bazı şirke düşücü yanlışları var. gidersin güzellikle izah edersin anlatırsın inanırsa kendini kurtarır.
inanmazsa kendi bilir. sen niye bu kadar büyütüyorsun ki. sen tutup bu kişiye "sen müşriksin" demek bir çuval pirinci bir taş yüzünden çöpe atmaya benzer. kardeşim senin şu hareketin şirk oluyor gel tövbe et diyerek izah edersen adamı düzeltme ve kazanma ihtimalin varken sen bunu yaptın müşrik oldun dersen adamın iman edeceği varsa da etmez madem müşrik oldum sal gitsin anasına yanayım al din senin olsun der.

eylemi/düşünceyi tanımlayalım ama şahıslara sıfat koyma yükümlülüğümüz yok. böyle uygulama yok.

kişinin ahiretteki hesabına ASLA karışmıyoruz bilemiyoruz rabbimiz bilir. biz bu dünyaya bakıyoruz ve zahire göre hüküm veriyoruz. adam peygamber gibi yaşamıştır ama bir tane iflah olmaz şirki yüzünden allah belki cehennemin dibine tıpa yapacak bu adamı bilemeyiz. ilerisi bizim ilgi alanımız değil biz buraya bakıyoruz.

peygamberden taiften örnek vermişsin;
elbette peygamber insanlara GÜZELLİKLE islamı teblig etti ve yanlışlarını dile getirdi. bunu yaparken tasniflemedi. sen müşriksin sen müminsin. sen şunu yaptın müşrik oldun demedi. sadece davet. o kadar.buna rağmen insanlar onu dışladılar kovdular ama yinede zamanla bir cemaati ümmeti oldu.

ya senin gibi cemaatini oluştururken bir yandan da yanlış yapanı sen şirke girdin diye tekfir etmeye başlasaydı ne olurdu ?
bir yandan birini iman ettirirken diğer yandan iman etmiş birini dinden atardı. öyle bişey oldu mu ? olur mu ? abes. mantıksız.

ki onun devrinde böyle birşey olamaz şartlar buna olanak sağlamaz.


bak mesela diğer konuda özgürder camiasını eleştirdim değil mi. ? ama tekfir etmedim. etmem edemem onlar benim kardeşim. mümin kardeşim. dava arkadaşım. sadece farklı düşündüğümüz bir noktayı tartışıyoruz. belki kıyasıya belki acımasızca olacak.ama tartışma bitince kardeşlik seviyem hiç düşmeyecek belki tam tersi muhabbetim artacak. onları da tekfir edersem şu yalan dünyada kimi kardeş bilecem.

dedimya kardeş; yordun beni :)
bundan sonra;
ya beni de tekfir et göm, çevrende mümin/müslüman bırakma yalnız yaşa bu dini.
ya da tekfir kavramını gözden geçirelim. mümin kardeşlik  bağımız kopmasın güçlensin ki yanlışlarımızı düzeltmek için destek olalım. allahın selamı doğru sözü işitip de kulak verenlerin üzerine olsun...saygılar

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 10 Haziran 2011, 10:08:32 ÖÖ 10
sağ yanak tokat ayak kırma mevzusu nerden geldi anlamadım güzel kardeşim. şahıs sana saldırmıyor ki.
adam müslüman. ve bazı şirke düşücü yanlışları var. gidersin güzellikle izah edersin anlatırsın inanırsa kendini kurtarır.
inanmazsa kendi bilir. sen niye bu kadar büyütüyorsun ki. sen tutup bu kişiye "sen müşriksin" demek bir çuval pirinci bir taş yüzünden çöpe atmaya benzer. kardeşim senin şu hareketin şirk oluyor gel tövbe et diyerek izah edersen adamı düzeltme ve kazanma ihtimalin varken sen bunu yaptın müşrik oldun dersen adamın iman edeceği varsa da etmez madem müşrik oldum sal gitsin anasına yanayım al din senin olsun der.MAXPAYNADAN ALINTI....

CEVABIM...sayın arkadaşım yukardaki PAYLAŞIMLARIMDADA KAFİR[MÜŞRİK] sayım memuru olalım demedim,ve bu nuda izah ettim,nokta atışıda yapıp sen müslüman sen değilsinde teker teker insanlara diyelimde demedim siz bunu nerden çıkardınız neyse, yalnız MÜSLÜMANIM DEYİP BİTANEDE ŞİRK AMELİ OLAN BİRİNEDE MÜSLÜMAN DEMEK NE KURANA NE RASULULLAHIN PIRATİĞİNE UYMAZ ,nede benim le kardeş olur ve ben müşriğe kardeşimdir diyenlede kardeş olmaktan ALLAHA SIĞINALIM DİYORUM SİZE siz yok benim kardeşimdir diyorsanız buyrun GARDEŞİNİZ SİZİN OLSUN......EVET YORULDUK.....

ZÜMMER 18,,,Müslüman sözü dinler HAK OLANA UYAR.................
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 10 Haziran 2011, 06:21:13 ÖS 18
bundan sonra;
ya beni de tekfir et göm, çevrende mümin/müslüman bırakma yalnız yaşa bu dini.
ya da tekfir kavramını gözden geçirelim. mümin kardeşlik  bağımız kopmasın güçlensin ki yanlışlarımızı düzeltmek için destek olalım. allahın selamı doğru sözü işitip de kulak verenlerin üzerine olsun...saygılar
MAXPAYNADAN ALINTI....

İŞTE ARKADAŞIM SİZİN YAPTIĞINIZ BU TEKFİR DEĞİLDE NEDİR VE İŞTE BU İŞİN BU BOYUTU YANLIŞ.....

Ha bide tek kalma kısmına gelince.....nahl 120...ibrahim tek başına bi ümmetti, muvahhiddi ve Allah ada şirk koşmazdı..

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 10 Haziran 2011, 08:00:44 ÖS 20
KONU çok güzel işlenmiş emeğinize sağlık sayın müslümanlardan.
Maxpaynaya kısaca cevap vermek istiyorum.
Tekfir ne demektir diye sormuşsunuz bakın tekfirin ne demek olduğunu çözmeyen kişi tevhidin aslını gerçekleştirmesi imanksızdır.

Tekfir: “la ilahe” dir.
Tekfir: Tarafını belli ettirmektir.
Tekfir:Karşı tarafın tarafını belli ettirmektir.
Tekfir:Batılı elinin tersi ile yok varsaymaktır.
Tekfir: İslam dininin karşsındaki milletleri tanımlamaktır.
Tekfir:Hak ile batılın arasını açmaktır.

İslam dini günlük yaşantımızı ve ahiret ile ilgili düşüncelerimizi oluşturan bir hayat sistemidir. Bizler günlük yaşantımızda tekfir algısını tanımlayamadığımızda islami yaşıyoruz iddiamız boş bir iddiadan öteye geçmez. Çünkü islam dini muamelat dinidir. Kimin müslüman kimin müşrik kimin ehl-i kitap olduğunu bilmeden kuranın ayetlerini hayatımıza aktarmamız söz konusu olamaz..

Allahın dost dediğine dost düşman dediğine düşman demedikçe iman gerçekleşmiş olmaz. İslam dini kendi mensupları arasında kardeşlik sevgi ve veladan meydana gelir. Eğerki bu tekfir tanımını yerine getirmez isek Allahın dost dediklerini düşman düşman dediklerin dost edinmiş oluruzki buda bizim müşrik olmamız için yeterli bir sebeptir.

verdiğin açıklamalarda bunları göremedim. bana kurandan kaynak göstermen lazım bu kavram hakkında.
şunu da eklemek isterim;
müslüman olmadığını dile getiren ve alenen küfreden kişi zaten kafirdir. ayrıca tekfire gerek yoktur.
ama her ne günah işlese de hala allaha kitaba peygambere ..vd iman ettiğini dile getiriyorsa ben onu tekfir etmem.
günahkardır ve hatta şirk eyleminde bulunmuş olabilir ama müslümanım diyen adama DEĞİLSİN DEMEM.

çünkü böyle birşeyi ne kuranı kerimde gördüm ne de resulun örnekliğinde.
peygamber ile münafıklar ilişkisine göz atalım. peygamberimiz münafıkları tekfir etti mi ? (kuranda bu konuda anlatımlar vardı hatırlayamadım vaktim de yok bakamayacağım.)

bir kafir çok da hayırlı amellerde de bulunsa dosdoğru yolda da olsa kafir ise yaptığı hayır boşa gider.
MAXPAYNADAN ALINTI

Bunlar çok basit düşünceler.Bu düşünceler hiç kuran okumamış islamdan bi haber düşüncelerdir. Eğer kurana müracaat edecek olursak görülecektirki gelmiş geçmiş hiçbir toplum kafirliğini kabul etmemiştir. Mekke putperestleri dahi kendilerini Hz.İbrahimin dinine nisbet ederlerdi. Bu sebeple cenabbi allah kuranda mealen “ibrahim ne yahudi ne hırıstiyandı o müşriklerdende değildi” diye buyurmaktadır.

Maun suersi/12. Ayette de münafıkların kendilerini islama nisbet ettikleri ne namaz kıldıkları vurgulanmaktadır. O halde kişinin kendisini islama nisbet etmesi o kişinin msülüman olduğu anlamına gelmez.
Müslüman olmadığını alenen söyleyen tarihte hangi toplum olmuştur buna örnek verebilirmisiniz. Siz yusuf (a.s) isa (a.s) musa (a.s) ve diğer peygamberlerin kavimlerini kuranda inceleyin bakalım hangi kavim müşrikliğini kabul etmiştir.

Maxpayna düşüncelrin o kadar basit ve ilimsizki cevap verilecek düzeyde dahi değilllerdir. Bence siz biraz mekke putprestlerinin ve ehli kitabın özelliklerini kurandan biraz okuyun emin olun çok faydalı olacaktır.
İslam devletinin milletler arası bir hukuku vardır. İslam devleti yeryüzündeki tüm milletleri önce tanımlar sonra onlara karşu hukukunu oluşturur. Eğer islam devletinde yaşamıyorsanız siz fert olarak tüm milletlere tanımlar sonra ona göre hukukunuzu oluşturursunuz.

Örneğin: ehl-i kitap olan toplumların hem kadınları hemde kestikleri hayvanların etleri bizlere helaldir. Müşrik toplumların hem kadınları hemde kestikleri hayvanların etleri bize haramdır.Maide/5
Örneğin: İslam devlet hukukuna göre milletlerin zımmi ve gayri zımmi olma durumları vardır.
Örneğin: cenabbi kafirlere rahmet okunmasını cenazı namazlarının kılınmasını mağfiret dilenmesini müslümanların mezarlarına defin edilmesini vs.vs haram kılmıştır.

Eğer siz toplumları tanımlayamzsanız islamıda yaşamyamazsınız yada şuan yaşadığınız gibi yaşarsınız. Bunun da islam değil
Selametle kalın biraz kuran okuyun lütfen
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 10 Haziran 2011, 08:25:57 ÖS 20
TEKFİR kavramını islam dininden soyutladığımız vakit Allahın rasulune posta görevlisi sıfatını verenleri. Allahın rasulune tabi olmayı amaçlayan müslümanları atalar dini (cahiliye dini) üzere olduğunuzu iddia eden kişileri yada düşünceleri dahi müslüman kabul etmiş oluyorsunuz.

Çünkü sizin düşüncenize göre kişi ben kafirim demedikçe bu kişi islam dini üzere olduğu kabul edilmektedir. Allahın rasulunu açıkça inkar eden laikliğin islam gibi ulvi bir dinin temainatı olduğunu söyleyen kişiler dahi sizin anlayışınıza göre müslümandırlar.

Açıkça Allahın şeriatini inkar ve iptal eden batıdan insanları idare etmek ve yönetmek için ithal edilmiş şeriatler getiren insanları istiklal muhakemeleri adı altında inim inim inleten tuğyan etmiş zalimlere ulu önder diyen fakat ağzından kuran meali düşmeyen kişileri dahi siz müslüman kabul ediyorsunuz.
Namaz salattır salat ise duadır baş örtüsü diye birşey yoktur diyen bir zihniyeti dahi siz dinde kardeş olarak kabul ediyorsunuz. Sonrada kalkıp günah kavramı ile şirk küfür kavramlarını birbirlerine karıştıryorsunuz.

Müslümanlardan kardeşimin yayınladığı 39 maddelik asluddin-i oluşturan herbir maddesini tam olarak yerine getirmedikçe kişiler dinde kardeş olamazlar. Ancak batıl din üzere kardeş olabilirler..
Tevhidin aslını oluşturan meselelerde tefrika olamayacağı gibi ihtilafta söz konusu olamaz güzel abim
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 11 Haziran 2011, 12:38:10 ÖS 12
Alıntı
Ezhattım

Tekfir: “la ilahe” dir.
Tekfir: Tarafını belli ettirmektir.
Tekfir:Karşı tarafın tarafını belli ettirmektir.
Tekfir:Batılı elinin tersi ile yok varsaymaktır.
Tekfir: İslam dininin karşsındaki milletleri tanımlamaktır.
Tekfir:Hak ile batılın arasını açmaktır.

arkadaşım kavram tanımında mutabık olmadığımız için anlaşamamız normaldir.
senin tekfir tanımın hem muğlak hem (bana göre) doğru değil.
tekfir ben müslümanım diyene hayır sen müslüman değilsin kafirsin demektir.
benim tanımımda bu.
tanımınızın kaynağını ve uygulamasını nereden alıyorsunuz merak etti açıkcası.
geçmişten beri tekfir tanımını ve uygulamalarını hep benim tanımımdaki gibi gördüm sizde de görüyorum.


Alıntı
Ezhattım

Bunlar çok basit düşünceler.Bu düşünceler hiç kuran okumamış islamdan bi haber düşüncelerdir. Eğer kurana müracaat edecek olursak görülecektirki gelmiş geçmiş hiçbir toplum kafirliğini kabul etmemiştir. Mekke putperestleri dahi kendilerini Hz.İbrahimin dinine nisbet ederlerdi. Bu sebeple cenabbi allah kuranda mealen “ibrahim ne yahudi ne hırıstiyandı o müşriklerdende değildi” diye buyurmaktadır.

Maun suersi/12. Ayette de münafıkların kendilerini islama nisbet ettikleri ne namaz kıldıkları vurgulanmaktadır. O halde kişinin kendisini islama nisbet etmesi o kişinin msülüman olduğu anlamına gelmez.
Müslüman olmadığını alenen söyleyen tarihte hangi toplum olmuştur buna örnek verebilirmisiniz. Siz yusuf (a.s) isa (a.s) musa (a.s) ve diğer peygamberlerin kavimlerini kuranda inceleyin bakalım hangi kavim müşrikliğini kabul etmiştir.


arkadaşım nedense herkes kuran okuyor ama her okuyan farklı anlıyor algılıyor. mekke toplumu dahil hiçbir toplum ne ben kafirim demiştir ne de ben zaten müslümanım demiştir. ne demiştir ?
muhammed senin getirdiğin dine inanmıyorum demiştir. bitti.
kim muhammed sana allahına ve getirdigin kitaba iman ediyorum inanıyorum der ise müslüman sıfatını kazanır.
kim ki muhammede de allahına da kitabına da inanmıyorum der ise kafir olur.  bu kadar.
mekke putperestlerinin elbette islam ile ortak yanları vardı; mesela bir allah/tanrı inançları vardı.hatta namaz bile kılmış olabilirler  ama ASLA biz de müslümanız bizde muhammede inanıyoruz DEMEMİŞLERDİR. o dönemde saflar net idi ayrı idi.

hangi kavim müşrikliğini kabul etmiş diye sormuşsun;
üstte de bahsettiğim gibi muhammedin getirdiğine iman ediyorum  diyen müslüman olduğunu beyan etmiş olur. kim ki peygamberin getirdiğine inanmadığını beyan ediyor ise zaten kafir safında yer almıştır. illa ben kafirim ben müşrikim demez ki.

Alıntı
Ezhattım
Müslümanlardan kardeşimin yayınladığı 39 maddelik asluddin-i oluşturan herbir maddesini tam olarak yerine getirmedikçe kişiler dinde kardeş olamazlar. Ancak batıl din üzere kardeş olabilirler..

bu cümleden anlaşılıyor ki inancınızı bu 39 madde üzerine bina etmişsiniz.
bende diyorum ki kuranı kerim dışında hiçbir kişi kurum kitap fikir üzerine din inşaa etmem edilene iman etmem.
benim kitabımda da resulumde de tekfir kavramı hiç görülmemiştir uygulanmamıştır.
allaha emanet olunuz...

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 11 Haziran 2011, 02:40:04 ÖS 14
MAXPAYNA ARKADAŞIM tekfir kavramınıda günümüzdeki zavallılar boşaltıp kendi heva ve hevesleri doğrultusunda açıklamalar ve yorumlarla yorumla mışlardır.Ayrıca siz Allah ın kitabında ve rasulunun pratiğinde böyle bi şey yok derkende BENİM YUKARDA Allahın kitabında ve rasulullahın pratikliğinde olan ve BİZİM AÇIKLAMALARIMIZDAN YANA OLAN ,TEKFİRİ FARZI AYN dir diye açıkladımda...size daha öncede dedim yinede tekrarlıyorum tabiki kafir[müşrik] sayım memuru olmayacak bi müslüman ama müslüman kala bilmesi içinde HAYATINDA ŞİRK OLANI MÜŞRİK,bilip onunla vela bera kavramları ölçüsünde müslümanın tavrı ne olması gerekiyorsa öylede NET OLMALIDIR....

NOT..AÇIKLADIĞIM 39 MADDELERİN ÜZERİNE TEBİKİ İMANINIZI BİNA ETMİYECEKSİNİZ YALNIZ BU MADDELERİN HANGİSİ ALLAIN KİTABI VERASULUN PIRATİĞİNİN DIŞINDADIR ONU YAZIN....Örneğin rasulullah islam şu beş temel ana prensipler üzerine bina edilmiştir demiştir,bunlar,kelimeyi şehadet,namaz,oruc,zekat ve hac BUNLAR DA TIPKI RASULULLAHIN HADİSLERİNDEN VE KURANIN PIRATİKLİĞİNDEN ALINMIŞ MADDELERDİR VE BU MADDELERDE KURANDANDA RASULULLAHTANDA AZADE DEĞİLDİR.....

AYRICA EZHATIM ARKADAIŞIM MAİDE 5 teki durumu biraz aça bilirmisiniz yalnız başka bi başlıkta olsa daha faydalı olacaktır inşaalalh.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: duaekseni - 11 Haziran 2011, 04:01:38 ÖS 16
Merhameti kendisine ilke edinmiş, Rahmeti azabını kuşatmış, Settar, Tevvab, ilmiyle her şeyi kuşatmış olan Allah’ın adıyla!

Terbiye edicim, eğiticim, hesaba çekicim  iyi ki SEN’sin, SEN varsın,

Yoksa biz kulların künhüne varamadığımız olaylar,eylemler,duygular söz konusu olduğu yaşamımız boyunca, birbirimizi zahire bakıp,hani Musa’nın Salih Kul’la yaptığı yolculuğu boyunca gaibe ilişkin,perdenin arkasındaki hak ve hakikatleri göremediği halde,
Hemen itiraz edip,birbirimizi KAFİRlikle itham edip,kardeşlik çatısı altına toplanmak şöyle dursun,kurda kuşa yem olsun diye önlerine atardık.
Şeytanın kurduğu perdesine,heva heveslerimizin kışkırtmasıyla koşarak gidip verdiği her rolü “oskar ödülü” almak azmi, sevinci ve iştiyakıyla üstlenirdik.

Vahyinle terbiye ettiğin Kur’an’nın Muhammed’i (sav),Alemlere Rahmet Peygamber’inin bir savaş esnasında azılı bir müşrik iken alta düşüp,boğazına kılıç dayandığında “la ilahe illallah” diyen kişinin boğazını kestiği haber verilince çok üzülen,ses tonu yükselen,yüzü hiddetle kızarmış bir halde;

-Neden şehadet etmişken onu öldürdün diye kızıp azarladığı sahabinin
-Korkudan şehadet getirdi,gerçek Müslüman olmadığını düşündüm cevabına
-(hem de üç kez )“YARIPTA KALBİNE Mİ BAKTIN?” demesi üzerine
-Keşke o gün Müslüman olsaydım,bu zulmü işlememiş olsaydım diye ömrü boyu göz yaşı döken,pişman olan ümmetin mensupları olduğunu iddia eden bizler,

Önümüze geleni tekfir edip,dışlıyor,tahkir ediyor,aramıza duvarlar örüyoruz.
Onun içindir ki yüreklerimizin burunları birbirimizin Müslüman kokusunu almaz oldu.Rüzgarımız kesildi,Gemimiz karaya oturdu.Darma-duman olduk.SEN bizleri muhabbetinde birleştir.Dağınıklığımızı toparla.

Malın,mülkün mutlak ve tek Sahibi olan Allahım!

İyi ki her şeyin; kalplerin,cennetin,cehennemin sahibi SEN’sin.Tem Malik,Tek Melik SEN’sin.
Ya cennetin anahtarını bizlerin eline verseydin halimiz nice olurdu? Bizim cemaatten,bizim meşrepten,bizim ırktan…vs dünyalık işlerimizde yaptığımız gibi kendi yakınlarımızdan başkasını sokmazdık.
Yine cehennemin anahtarını versen bu kez de ; seni gidi kafir,müşrik,fasık,münafık seni! Tek İbrahimi HANİF benim.Tek sırat-ı müstagıym benim yolum.Gelmiyorsan o halde seni tekfir etmek benim hakkım/haddim.Kaşının altında gözün var o halde sen cehennemi hak ettin.Haydi yallah cehenneme!

Rızkın tek ve mutlak otoritesi olan Allah’ım!

Bir kere kapımıza gelene içten,ikincisinde asık suratlı,üçüncüsünde; eeee,ama sende çok oldun.Bu kadarda yüzsüzlük olmaz ki!Haydi başka kapıya diyen bizlere rızk kapılarının anahtarını verseydin halimiz nice olurdu?Üstelikte sen tekfiri hak etmiş bir kafirsin diye çıkışırdık.

SEN’ki verdikçe veren,sürekli veren olmana rağmen bunca yarattığının rızkını üstüne almış,garantisini vermiş olansın.Bir kez olsun kapına gelenlere “yine mi sen?” demeyensin  elhamdulillah!

SETTAR olan Allah’ım!

Biz ki, ayağı tökezleyen,dili sürçen ,bizden değil,bizim gibi düşünmüyor-inanmıyor diye,defalarca hayatımızın değişik evrelerinde aynısını yaptığımız/yapacağımız davranışlarını gördüğümüzü zannettiğimiz kullarının hataları,günahları daha iyi görünsün diye üzerine projektörler tutup,aleni etme,dışlama,yok etme gayreti içindeyiz.Merhametle yaklaşıp, ayrık otlarını ayıklayıp,muhabbet tohumları dikmeyi akıl edemiyoruz!

SEN’se ; açığa vurduğumuz,sakladığımız,gizlinin gizlisini,hatta bizim bilmediklerimizi de bilensin.Bir kez olsun ayıbımızı,günahımızı yüzümüze vurmadın.Bizden ümidini kesmedin.Can boğazdan çıkmadan yapılacak samimi tevbeleri kabul edeceğini,SANA hicret edenlere,rahmet kanatlarını açacağın muştusu veriyorsun.

SEN’in HAYY ve GAYYUM olman yüreklerimize huzur,sekine ve surûr veriyor.

 “!Onların orada duaları, «Sübhansın Allah’ım! Her türlü noksandan münezzeh ve yücesin!» demek, birbirlerine iyi dilek ve temennileri ise hep «selam!» dır. Duaları «El-hamdülillahi Rabbi’l-âlemin» (Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.) diye sona erer.” Yunus-10

(duaekseni)
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: FECR - 11 Haziran 2011, 04:37:36 ÖS 16
Hoş gelmişsin duaekseni
Duygu yüklü,serzeniş içeren ve müslümanların halini anlatan yazın için Allah razı olsun.Uzun zaman oldu buralara uğramayalı.Seni her zaman aramızda görmeyi istiyoruz.
Tekrardan hoş geldin
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: imam hüseyin - 11 Haziran 2011, 04:46:22 ÖS 16
Usame b. Zeyd ile ilgili hadiste belirtildiğine göre, Usame bir adama kılıç çekmiş, o da "Lailahe illallah" demişti. Fakat Usame buna rağmen onu öldürmüştü. Hz. Peygamber bunu duyunca, çok şiddetli bir şekilde kızdı ve Usame'ye şöyle buyurdu:
“Sen onu "Lailahe illallah" dedikten sonra mı öldürdün?” Bunun üzerine Usame şöyle dedi: “O, kılıçtan kurtulmak için onu söylemiştir!”… Hz. Peygamber de ona dedi ki:
“Sen onun kalbini mi yardın?”

İslam tarihinde bu ve benzeri birçok yaşanmış olay nakledilmektedir. İnsanların her halini en iyi bilen Allah’tır Allah adına birilerine kâfir, müşrik vb kavramları küfürlerini aleni olarak söylemeyenlere karşı kullanamayız çünkü kalpleri en iyi bilen Allah adına konuşmuş oluruz…

Ebu Hanife ve birçok ulemanın ‘’ Kâfire Kâfir demeyen Kâfirdir ’’ sözü ile yola çıkarak insanlar hakkında hüküm verenler belirtmiş olduğum sözün anlamını anlayamadıklarını şimdi izah etmeye çalışacağım Kur’an ve Sünnet’te günümüzde var olan aşırı taassubi bir tekfir yoktur…

Bu fetvada asl olan Küfrünü açıkça belirtene küfür ehli olduğunu belirtmek için kullanılmıştır. yoksa bu halini açıkça belirtmeyen herhangi birine karşı kullanılması ve tekfir etmek maksatlı kullanılmamıştır. Hayatlarını zann üzere inşa edenler insanların olumsuz yanlış tavırlarını bulup onları dışlamak gayesi ile cehd ederler bunu yaparken kendi yapmış oldukları kusurları ise görmezler. Cemaat toplum vb oluşumların binlerce doğrusunu görmeyip hatalarını ifşa etmeye ve dışlama hastalığıdır.

Bu toplumsal/cemaatsel hastalığa kapılmak ve insanları kazanmak yerine kaybetmek asla İslam’ın berraklığı değil bilakis İslama karşı nefreti doğurur cemaatsel ayrılıklara sebep olur…
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 11 Haziran 2011, 05:11:31 ÖS 17
DUAEKSENİ arkadaşım gerçekten duygu yüklü paylaşımınız için size teşekkür alemlerin rabbi olan rabbimize hamd ve şükürler olsun..

Bakın sayın arakadaşım yukardaki ilk paylaşımlarımdan itibaren kuran ve pıratiği olan rasulullah ve bu çizgiyi takip eden alimlerin bütünsel anlamda vermeye çalıştım..Tabiki konu maxpayna arkadaşımla aramızda devam ederken sizler gibi güzel insanlarında katılımı hem konuyu daha güzel yerlerde hemde sonuç bakımında hayırlı olacağına inanıyorum inşaalalh rabbimiz bize faydalı kılar bu paylaşımı..

Evet gerçekten duygu yüklü yazınız yalnız arkadaşım gönül isterdiki yazıyı ilk paylaşımlarından itibaren değerlendirip,konu içerisnde verdiğim ALLAHIN BEYANI KURANIN AYETLERİ,RASULLAHIN PIRATİĞİ VE BU ÇİZGİDEN AYRILMAYAN ALİMLERİN görüşlerinden alıntı yapıp bizim YANILGILARIMIZ OLMUŞSA ONLARA KARŞI BİR REDDİYE YAZMANIZ DAHADA FAYDALI OLABİLİRDİ ama nedense bunu yapmayıp ÜMMETİN VAHDEDİNE vurgu yapmış bir yerde REZZAK OLAN RABBİMİZİN REZZAKİYETİNE DEĞİNMİŞ,BİR DİĞER YERDEDE CENNET VE CEHENNEMDEKİ GİDİŞ YERLERİ OLAN VE KARAR MERCİSİ MALİK LİĞE SANKİ SOYUNMUŞUZ ATIFLARIYLA değerlendirmişsiniz bunun için EL İNSAF GERÇEKTEN...

Bakın sayın arkadaşım rezzak olan rabbimiz dünyada REZZAKİYETİ GEREĞİ OLARAN HER YARATTIĞINA rızk verirken AHİRETTE SADECE MÜSLÜMANLARA  TEMİZ VE EBEDİ NİMETLER VERECEKTİR BUNUDA UNTMAMAK LAZIM yani birazda olayları MAHŞERDEN BAKALIM KURAN IŞIĞINDA DEĞİL Mİ...CENNET VE CEHENNEME GÖNDERMEDE ALLAHIN MALİKLİĞİ ONA SOYUNNAN SOYUNSUN VE BU DURUMUDA YUKARDAKİ YAZILARIMDA DEĞİNDİM VE BÖYLE OLMAKTANDA MALİK OLAN [MALİYEVMİDDİN] SIĞINIRIM VE SIĞINIYORUMDA HER DAİM..

Neyse konu bu değil konu müslümanların müslüman olmayan müslüman derken mesnetleri nedir diye soruyorum cevap veren yok....ama duygusal ve kaçamak kuran ve rasulllahın pıratikliğinden ve bu çizgide olan alimlerin görüşlerinden uzak anlayış ve yorumlarla tekrar tekrar kasedi başa alıp saırıyoru maalesef..

sAYIN ARKADAŞLARIM kavramları kullanırken kendi kafamıza göre değil alalhın tanımına göre kullanırsak doğru bir tespit ve doğru kullanmış oluruz bunda hemfikriz AMA İŞ PIRATİĞE GELİNCE allah kime müslüman demişse o müslüman,kimde kafir[müşrik] TANIMINDA İSE VE BU YÖNDE Bİ AMELDEYSE ODA MÜŞRİK KAFİRDİR DEYİNCE YOOOOK LAR ÇOĞALIYOR ONLARDA MÜSLÜMANDIR DİYORSUNUZ..SORUN BU İŞTE YUKARDA AYETLER,PEYGAMBERİN NASİHATLERİ[HADİSLER]BU ÇİZGİDE OLAN ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ YATMİYOR GALİBA....BAKIN İSLAMOĞLUDA AHMED KALKANDA VERİLEN VİDEOLARDA ,mustafa islamoğlu,MÜŞRİKLERDE KARDEŞİMDİR DİYOR,AHMED KALKANDA KENDİSİ DEMOKRASİYİ SAPIKLIK GÖRÜYOR AMA DİYOR HALKA GÖRE ÖYLE DEĞİL yani ahmed kalkana görede ki bunlarda alim alalhın ayetleri ona gelince sapıklık dır demokrasi halka göre değil nasıl bi kemkümlü ve yanlış anlayış anlamak mümkündeğil...gelde vahded ol bunlarla...

Bakın sayın arkadaşım müslümanların vahdedinden bahsetmişsiniz güzel ama BU VAHDEDİDE GERÇEKLEŞTİRECEK OLAN ALALHTIR İKİ KANDAVALI KABİLEYİ PEYGAMBERDE DAHİL OLMAK ÜZERE BÜTÜN ALEMİ BİR ARAYA GETİRSEYDİNİZ O KABİLELERİ BİR ARAYA GETİREMEZDİNİZ AMA ALALH BEN ONLARIN KALBİYLE OYNADIM ONLARI KOYUIN KOYUNA YATIRDIM DİYOR.BAKIN ARKADAŞIM ilk başta şunu düşünelim şuan dünya üzerinde 2 milyar müslüman iddasında bulunan var ama her kim hangi gurubu istiyorsa o yönde çalışıp o guruptakilerle vahdedi gerçekleşiyor değil mi...yani sünnetulah gereği kim kiminle vahdedini oluşturmak istiyorsa o yönde adım atıyor Alahta onu o kişilerle buluşturuyor..ben müslümanın kurandaki tarifinde olanlarla vahdedimin gerçekleşmesi yönünde adım atıyor ve öylede yürüyorum,müşriği,kafiri de ehli kitabıda Allah nasıl ayırmışsa öylede ayırıyorum ve bunun aksini idda eden buyursun delillendirsin diyorum...

not dua ekseni arkadaşım sizde vahded konusunu alın başka bi konuda değerlendirin ve bizlerde faydalanalım bakalım alah kimlerin kimlerle vahdedi nasıl olur,ve müslümanlar nasıl olsalar ne yapsalar onların vahdedini gerçekleştirecektir ayrıca verdiğiniz savaş esnasındaki olaydaada bida araştırark bakın SAVAŞ ESNASINDA BİR SANİYE ÖNCE SİZİ imanının yüzünden öldürmeye çalışanı siz öldürmüşken onu tevhid kelimesini SÖYLERKEN BIRAKIRSANIZ ONUN SİZİ ÖLDÜRMEYECEĞİNİ NERDEN BİLECEKSİNİZ tabiki müslüman zahire bakar ve bu durum savaş arenasında ise bu durum doğru bi harekattır...alalh rasulnun öylebir şey diyeceğini sanmıyorum...yada bu olay öyle değildir farklı bi şekilde bize ulaşmıştır...
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 11 Haziran 2011, 05:21:47 ÖS 17
Usame b. Zeyd ile ilgili hadiste belirtildiğine göre, Usame bir adama kılıç çekmiş, o da "Lailahe illallah" demişti. Fakat Usame buna rağmen onu öldürmüştü. Hz. Peygamber bunu duyunca, çok şiddetli bir şekilde kızdı ve Usame'ye şöyle buyurdu:
“Sen onu "Lailahe illallah" dedikten sonra mı öldürdün?” Bunun üzerine Usame şöyle dedi: “O, kılıçtan kurtulmak için onu söylemiştir!”… Hz. Peygamber de ona dedi ki:
“Sen onun kalbini mi yardın?”

İslam tarihinde bu ve benzeri birçok yaşanmış olay nakledilmektedir. İnsanların her halini en iyi bilen Allah’tır Allah adına birilerine kâfir, müşrik vb kavramları küfürlerini aleni olarak söylemeyenlere karşı kullanamayız çünkü kalpleri en iyi bilen Allah adına konuşmuş oluruz…

Ebu Hanife ve birçok ulemanın ‘’ Kâfire Kâfir demeyen Kâfirdir ’’ sözü ile yola çıkarak insanlar hakkında hüküm verenler belirtmiş olduğum sözün anlamını anlayamadıklarını şimdi izah etmeye çalışacağım Kur’an ve Sünnet’te günümüzde var olan aşırı taassubi bir tekfir yoktur…

Bu fetvada asl olan Küfrünü açıkça belirtene küfür ehli olduğunu belirtmek için kullanılmıştır. yoksa bu halini açıkça belirtmeyen herhangi birine karşı kullanılması ve tekfir etmek maksatlı kullanılmamıştır. Hayatlarını zann üzere inşa edenler insanların olumsuz yanlış tavırlarını bulup onları dışlamak gayesi ile cehd ederler bunu yaparken kendi yapmış oldukları kusurları ise görmezler. Cemaat toplum vb oluşumların binlerce doğrusunu görmeyip hatalarını ifşa etmeye ve dışlama hastalığıdır.

Bu toplumsal/cemaatsel hastalığa kapılmak ve insanları kazanmak yerine kaybetmek asla İslam’ın berraklığı değil bilakis İslama karşı nefreti doğurur cemaatsel ayrılıklara sebep olur…

ARKADAŞIM ALLAHIN HÜKÜMLERİNİN YERYÜZÜNDE SİLİNBMESİYLE VE BEŞERİ HÜKÜMLERİN HÜKÜM KOYUCULARI BEN MÜSLÜMANIM DİYENLER TARAFINDAN SEÇİLDİĞİNDEN BUYANI İSLAMİ CEMAAT ÜMMET DİYE BİR ŞEY Mİ VAR Kİ...Bunu nasıl diye bilirsiniz islam ümmeti olmak için ilk başta MÜSLÜMAN KİM VE KİM MÜSLÜMAN DEĞİL ALALHIN KİTABINA GÖRE Bİ AYIRIMA GİDİP  ÖYLEDE HÜKÜM VERMEK GEREK MEZ Mİ..Yani olayları farklı yolara çekmeye gerek yoktur yukardaki paylaşımlarımdan yaptığım ayet,hadis ve bu çizgide görüş beyan eden lere karşı REDDİYENİZ VARSA YAZIN YOKSA LÜTFEN HAKAK ŞAHİDLİK VURGUSU YAPMIŞSINIZ YA BAŞKA Bİ KONUDA O YÖNDE ŞAHİ,DLİĞİNE DEVAM EDİN..
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 11 Haziran 2011, 07:55:48 ÖS 19
Selam

Maxpayna arkadaş daha evvel de dediğim gibi siz islami kavramları ele alırken çok basitleşitiererek işliyorsunuz. Kendisini islama nisbet eden toplumlar hakkındaki kriteriniz ne sünnete nede kurana uygun bir mantık değildir. Her kendini islama nisbet eden sizin kriterlerinize göre müslümandır anlayışı kuranın bizatihi kendisine aykırıdır.

Bundan dolayı size münafıkların örneğini verdim hatta yahudi ve hırıstiyanım diyen toplumlarda kendilerini islama nisbet ederlerdi eğer kurani okumuş olsaydınız mekke müşriklerininde kendilerini islama nisbet ettiklerini bilirdiniz. Ben müslümanım diyen ancak bir şartla tekfir edilmez oda ne düşüncelerinde nede yaşantılarında şirk ve küfür unsurlarının olmaması şartıyla.

Oysaki yarın toplumun %90 larda oy kullanarak toplumsal bir şirki işlyeceklerine hep birlikte tanık olacağız eğer yaşarsak. Size söyledim islam devleti toplumları tanımlar ona göre hukukunu kurar siz bu konuyla ilgili cevap bile verememişsiniz. Bence siz islam devlet yapısını bir inceleyin ondan sonra sizinle mülaza edelim inşalllah.

Ehl-i kitaptan bir heyet Allahın rasulunun huzuruna geldiler “Allahın rasulu onlara gelin müslüman olun buyurdular. Onlar biz senden evvelde müslümandık dediler,bunun üzerine Allahın rasulu hayır siz Allahın kitabının hükümlerini tahrif ettiniz insanlar için kendi kafanızda şeriat belirlediniz bundan dolayı siz müslüman değilsiniz buyurdu.

Münafıklar bütün kalpleri ile yemin ettiler biz iman edenlerdeniz dediler fakat cenabbi Allah onların bu iddialarını kabul etmemiş ve onları tekfir etmiştir. Putperestler kendilerinin ve atalarının cennetlik olduğunu dolayısyla müslümanlık iddiasında bulunuyorlardı fakat cenabbi Allah onları ve atalarını müşriklikle itham etmiştir. Neyse siz biraz araştırın ben imam hüseyin beye cevap vereyim. Yalnız size şunu söyleyeyim sizi samimi gördüm rabbim size doğruyu göstersin inşallah.

İmam hüseyin bey sizin usame bin zeyd vakasını delil olarak vermiş olmanız bu konuyu ya anlamamış olduğunuz yada saptırma olarak telakki ettim. Nisa/94. Ayette size selam verene sen msülüman değilsin demeyin.İyice araştırın ondan sonra hüküm verin buyurulmaktadır.

ŞİMDİ bazı ayetleri ve hadiseleri tam olarak kavrayabilmek ogünkü koşullarıda iyi bilmek gerekmektedir. O dönemde “lailaheillallah” yada namaz kılmak yada müslümanca selam vermek  fiilleri sadece hz.Muhamed (sav) e tabi olduğunu söyleyen müslümanlara has ibadetler idi. Çünkü peygamber efendimiz kendi kavmine”lailaheillallah” deyiniz dedi fakat onlar bu sözü söylemekten imtina ettiler.

Bana göre siz aklınızı kaybetmişsiniz hem şirk işyecek hem küfür işleyecek hemde müslüman kalabilecek hiçbir toplum tarihte yoktur. Sizin bu iddianız hakkı gerçekten anlayamadığınızın kanıtıdır.Kuranın tek bir ayeti sünnetin tek bir hadisi şirk ve küfür üzere hayatını bina eden toplumların müslüman kalabileceklerine dair nas yoktur. Bu anlayış ancak sizin kuruntunuzdur.

Kişi kendisini islama nisbet edip şirkten küfürden arındığı takdirde bize göre zahiren müslümandır. İmam hüseyin bey biz insanların kalplerini yarıp içine bakmakla yükümlü değiliz. Biz insanların yarın işleyecekleri rey verme şirklerine bakarız. Allahın şeriati karşısında başka mercilere şeriat koyma yetkisi verecek olan toplumları islam milleti olduğunu iddia etmek ya ilimsiz bir düşüncenin ürünüdür yada ilim sahibi birinin kendi ilmi ile insanları batıla sürüklemesinin adıdır.

Tağutu tüm yönleri ile red etmeyip Allahın rasulune ve onun getirdiklerine iman etmeyen toplumların yüzeysel iman iddiası ancak çölde serap gören kişilerin durumu gibidir.

İslam tarihinde bu ve benzeri birçok yaşanmış olay nakledilmektedir. İnsanların her halini en iyi bilen Allah’tır Allah adına birilerine kâfir, müşrik vb kavramları küfürlerini aleni olarak söylemeyenlere karşı kullanamayız çünkü kalpleri en iyi bilen Allah adına konuşmuş oluruz…imam hüseyinden alıntı

Şu sözlerin basitliğine bakarmsınız rabbim size hidayet versin inşallah. Bu nasıl bir anlayış böyle be güzel abim siz hiçmi Allahın kitabını okumuyorsunuz. Size insanların iç haline bakarak hüküm verin diyen birilerimi vardır. Peki size sorum şu siz yahudi ve hıristiyanların kalplerini yarıp ona göremi hüküm veriyorsunuz tabiki hayır. Onların söylemlerine ve amellerine bakarak hüküm veriyorsununuz. Ama doğru onların söylemleri ve amelleri şirk ve küfür ise bu hükmü vermede zerre kadar teredüt etmiyorsunuz fakat aynı durum kendi kavminiz için olunca durum değişiyor değilmi güzel abim.

İslam dini zor bir dindir sizin kafalarınızdaki dinden çok daha fazla bedel isteyen çok daha zorluklarla mücadele edilmesi gereken bir dindir. “ Sizden öncekilerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete gidebilceklerinizi mi sandınız” Sizden öncekilerin demir taraklarla etleri kemiklerinden ayrılırdı yinede küfüre meyil etmezlerdi” Allahın kavli gereği her zaman diliminde müslümanlar zorluklar karşısında dimdik şirke küfüre mahal vermeyerek yaşayacaklardır.
Kafire kafir demeyen kafirdir sözüne gelince

İmam hüseyin bey evet kafire kafir demeyen kafirdir. Şimdi siz diyorsunuzki ben zina helaldir demem fakat zina helaldir diyenede kafir demem.Bu anlayış tekfiri hak etmiş bir anlayıştır. Bir insan ha zina işlemiş ha zinaya işleyene birşey diyemem demiş ikisi arasındaki fark nedir bana söylermsiniz.
Allahın kafir dediğine kafir dememek aynı bunun gibidir.Şimdi diyelimki cenabbi Allah ebuleheb ve karısı kafirdir yada hz.Musa dönemindeki firavun kafirdir demiştir,siz kalkıpta ben bunlara kafir demek zorunda değilim diyebilirmisniz? Tabiki diyemezsiniz.

Neyse ben daraldım böyle ilimsiz mesnetsiz boş fikirlere ayıracak ne vaktim nede zamanım vardır. Sizler yarın kendi müslüman! Toplumunuzla birlikte gider Allahın şeriati karşısında yeni bir şeriat tayin etmeye aday şirk parlementosunu tayin edersiniz. Herkes velayetini verdiği dost sırdaş kardeş kabul ettiği toplumlarla birlikte haşr olunacaktır.

Rabbim beni ve tüm iman etmiş mümin kardeşlerimi sizin bu zehirli fikirlerinizden korusun. Sizler yeryüzünde birmilyardan fazla sözde müslümanlar  halen yeryüzünün birtek bölgesinde dahi Allahın şeriati ile hüküm veren bir toplum meydana çıkarabilmiş değilsiniz sizin müslümanlık iddianızın en güzel ve çarpık tespiti budur bence.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 11 Haziran 2011, 08:55:49 ÖS 20
Müşrikleri Tekfir Etmemek, Onların Kafir Olduklarından Şüphe Etmek veya Onların doğru Yolda Olduklarına İnanmak
 
Kur’an-ı Kerim’de ve Rasulullah’ın sünnetinde mü’min ve kafirlerin sıfatları mevcuttur. Bu sıfatlara göre insanlar hakkında mü’min veya kafir diye hüküm verilir.

Allah ve rasulünün kafir ve müşrik olarak vasıflandırdığı kişileri müslüman olarak kabul etmek veya onların küfründe ve şirkinde şüphe etmek veya onları tekfir etmeye yanaşmamak Allah ve rasulünün hükmüne karşı çıkmak olacağından böyle düşünen kimse küfre girer.
 
Kafirleri tekfir etmek demek, sadece onların yüzlerine “siz kafirsiniz” diye haykırmak değildir. Bu, ancak kişinin durumuna göre söz konusu olur. Zamanımızda bu konuda öncelikle yapılması gereken şey; kafirlerin kim olduğunu bilmemiz, kafir olan kimselere Allah ve rasulünün bildirdiği şekilde davranmamız, dostluk ve düşmanlığı ona göre yapmamızdır.

Tekfir, şer’i bir hükümdür. Diğer bütün şer’i hükümler gibi kitab ve sünnetin naslarına uygun olması gerekir. Kitap ve sünnette küfür ve şirk işleyenin kafir olduğu kesin olarak bilinen konularda, örneğin;

Allah’tan başkasına ibadet etmek veya kendisinde uluhiyet özelliklerinden birinin var olduğunu iddia etmek veya yalnız Allah’a ait olan mutlak teşri hakkını kendi nefsinde görerek nefsini Allah’a ortak koşmak gibi, böyle kişileri tekfir etmek gerekir. Böyle bir durumda, tekfir etmede duraklamak kesinlikle caiz değildir. Çünkü böyle yapmak, Allah’ın hükümlerini red ve yalanlamak demektir. Bu yüzden, kafiri tekfir etmemek veya onun küfründe şüphe etmek, Allah’ın hükmüne karşı çıkmak ve reddetmek manasına geldiği için alimler buna, sahibi İslam milletinden çıkaran küfür hükmünü vermişlerdir.
 
Ne yazık ki zamanımız da küfür işleyen veya La İlahe İllAllah’ı bozan bir amel yapan kişi hakkında hüküm vermek, çirkin görülen garip bir iş oldu ve bu konuda konuşan, sanki küfür söz söylüyormuş gibi itham edildi. Bundan Allah’a sığınırız. 

Öncelikle şunu belirtelim ki tağutu reddedip Allah’a iman etmiş bir müslümanı küfürle damgalamak, küfürdür.

İman esaslarına riayet ederek müslüman olmuş ve hayatında “elfaz-ı küfür” ile “efal-i küfür” meydana gelmemiş bir kişi, sırf bir, başkasının “sen kafirsin” sözüyle kafir olmaz. Aksine böyle birisine “sen kafirsin” diyen kişi kafir olur. Bakınız bu konuda Şanlı önderimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyuruyor:

“Kim bir insanı kafir diye çağırırsa, yahut öyle olmadığı halde, “Ey Allah düşmanı” derse, söylediği söz kendisine döner.” (Sahih-i Müslim)

“Mü’mine lanet etmek onu öldürmek gibidir. Bir mü’mini küfür ile itham eden onu öldürmüş gibi olur.” (Sahih-i Buhari)

“Bir kimse müslüman kardeşini tekfir ederse küfür (tekfir edilen veya edenden) biri üzerine döner.” (El Müsned (Ahmed b. Hanbel) C: 2)

Bu hadis-i şerifleri dikkate alan İslam uleması, müslümana karşı ileri sürülen tevilsiz tekfirin küfür olduğu hususunda görüş birliği içerisindedir. Müslümanı tekfir etmenin küfür olmasının birçok sebebi vardır. Ancak en büyük sebep, imana taarruzdur.

Her kim bir mü’mini sebepsiz yere kafirlikle damgalarsa şüphesiz kafir olur. Mü’min olan kişi küfür olan bir söz söylerse hemen tekfir edilmez şartlar tahakkuk etmeli ve engeller ortadan kalkmalıdır. 
 
Allah (c.c), insanları iman etme veya küfrü seçme konusunda zorlamamış bilakis onları, hidayete yönelme veya hidayetten sapma yeteneği üzere yaratmıştır. Allah (c.c.) insanoğlunu yaratmış ve ona cüz’i bir irade vererek hayrı emredip şerri yasaklamıştır. Bu emir ve yasaklamayla birlikte iyi ve kötüyü ayırt edebilecek kabiliyet vermiştir. Kendi cüz’i iradeleriyle onları başbaşa bırakarak yaptıkları amellerde onları zorlamamıştır.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Ona iyi ve kötü iki yol gösterdik” (Beled: 10)

“Sonrada ona gideceği yolu gösterdik. Kimi şükrederek bu yoldan gider kimi de kafir olarak ondan sapar.” (İnsan: 3)

 “Her nefis ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak sizi  şer ve hayırla deneriz. Zaten yine bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya: 25)

Allah (c.c.) hayır ve şer amelleri Kur’an ve sünnet de belirtmiş hayrın iman, hayrı seçenlerinde Müslüman, şerrin küfür, şerri seçenlerinde kafir olacağını bildirmiştir. Allah (c.c), küfürden razı değildir. Bu sebeble küfür işlemeği yasaklamış ve küfür ameller işleyenlere ceza vereceğini bildirmiştir. Allah (c.c.) kafirin, müşriğin, münafığın, mü’minin sıfatlarını insanlara bırakmamış insanlar daha imanı küfrü seçmeden neyin iman neyinde küfür olduğunu bizzat kitap ve sünnette açıklamıştır.

Bir kimsede kafirin, müşriğin, münafığın sıfatları tahakkuk ederse o kimse Allah’ın kitabında ve Rasulünün sünnetin de belirttiği kafir hükmünü alır. Allah (c.c.) insanları kafir ve müşrik yapmaz. Çünkü Allah (c.c.)’un küfre rızası yoktur. İnsanlar kendilerine Allah (c.c.) tarafından verilmiş olan cüz’i iradeyle imanı ve küfrü seçerler. Allah (c.c.) hükmünü daha önceden kendilerine haber verdiği için kafir ve müşrik olmayı bizzat kendiler seçmiştir, Allah (c.c.) onları zorlamamıştır. 

Şayet Allah (c.c.) küfrü seçenlerin kafir olduğunu, kafirlerinse ebediyyen cehennemde kalacağını bildirmeseydi bu kimselerin Allah’a karşı bir mazeretleri olabilirdi. Ama Allah (c.c.) bunu kendilerine daha önceden bildirdiği için bu kimselerin mazeretleri ortadan kalkmıştır. Bunlar kendi iradeleriyle küfrü seçip satın almışlardır. Bu gibi amelleri işlemeye bizzat kendi nefisleri zorlamıştır.
 
Allah (c.c.) Kur’an-da kafir, müşrik ve mü’minin sıfatlarını belirtmiştir. Bu sıfatların içine giren kimselere Allah’ın insanlar hakkındaki verdiği hükmü verilir. Bir kimse bir kimseyi kafir yapamadığı gibi müslümanda yapamaz. Çünkü böyle bir yetki insana verilmemiştir. Allah (c.c.) böyle bir yetkiyi Rasulüne bile vermemiştir. Allah’ın vermediği bir yetkiyi kendisinde görenin durumu ise açıktır.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Rasulüm! Şüphesiz sen doğru yola hidayet edersin.” (Şura: 52)

“Gerçek şu ki, sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğini hidayete erdirir. O; hidayete erecek olanları daha iyi bilendir.” (Kasas: 56)[/color]

Biz, insanların kalbine imanı koymakla memur kılınmadık. Biz ancak insanlara, Allah’ın insanlar hakkındaki verdiği hükmü tebliğ ederiz. Hidayet ise Allah’tandır. Bizim insanlara kafir ve müşrik dememiz de yine Allah’ın çizdiği sınırlar çerçevesindedir.
 
 
Bir kimseye kafir veya müşrik derken mutlaka Kur’an ve sünnette o kimsenin kafir ve müşrik olduğuna delalet eden bir delil bulması gerekir ki; o kimseye kafir ve müşrik diyelim. Buna bir örnek verecek olursak; Allah (c.c.) bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:

“Kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir.” (Maide: 44)

 Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyen bir kişi; bir grup, bir toplulluk hakkında kafir dediğimiz zaman bu kimseleri biz kafir yapmıyoruz. Biz sadece Allah’ın bu kimseler hakkında verdiği kafir hükmünü söylemiş oluyoruz. Bu kimselerin kafir ve müşrik olmalarında bizim herhangi bir etkimiz yoktur. Burada hükmü insanlar değil, Allah veriyor. İnsanlara düşen sadece Allah’ın hükmünü söylemektir.
 

Mü’minlerin kafirlere peşkeş çekildiği, müslüman-kafir ayrımının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Şu hakikatı bilmekte fayda vardır; doğruları doğru zamanlarda konuşmayanlar, doğru bir hayat yaşamaktan mahrum kalırlar.

Doğru zamanlarda konuşulamayan doğrulardan birisi de, “müslüman” ve kafir” ayrımıdır. İnsanları müslüman ve kafir olarak taksim edip isimlendiren Allah-u Teala’dır. Allah-u Teala değişmez hayat programımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“İnsanları Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve “şüphesiz ben müslümanlardanım” diyen kimselerden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet Suresi 41/33)

Dikkat edilirse müslümanlardan olmak, övülmüş ve övülmeye layık olan bir durumdur. İslam’a teslim olmayan ve müslümanlardan olmayı kabul etmeyenler de kafirdirler.

İnsanlar iki kısımdır. Kafir ve müslüman.

Evet, Müslüman ve kafir ayırımı, Rabbani bir ayırımdır. Allah-u Teala değişmez hayat mektebimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“Muhammed Allah’ın Resulüdür. Onun beraberinde bulunanlar kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise merhametlidirler.” (Fetih suresi: 29)

Şimdi bu ayrımı yapan Allah’u tealaya rağmen, “Müslüman” ve “Kafir” şeklinde insanları sınıflandırıp taksim etmek doğru değildir” diyenler, şeksiz kafir olmuş olurlar. Esasen “İnsanları Kafir ve Müslüman şeklinde ayırmak şer bir harekettir” iddiasında bulunanlar, doğrudan doğruya Allah’a karşı Rabb’lık iddiasında bulunan iman mahrumlarıdır.

Yeryüzündeki insanların taksimatı konusunda “Müslüman” ve “kafir” ayırımından vazgeçmek sıratı mustakimden sapmadır. Müslüman ve kafir ayırımını yapmayanlar, Allah’ın arzında Allah’ın dinini yaşama hakkını kaybederler. Çünkü böyle bir durumda kafirlerle müşterek bir hayatı kafirlerle paylaşma ve yaşama, başlı başına bir küfürdür. Bu böyle biline.

“De ki: Bizim günahımızdan siz mesul olmayacaksınız, sizin yaptığınızdan da biz sorumlu tutulmayacağız.” (Bakara Suresi: 134)
 
 
Küfür küfürdür, İslam da İslam’dır. Küfre küfür, İslam’a İslam demek, Allah’a imanın alametidir. Açıktan iman esaslarını red ve inkar edenlere kafir demekten kaçınmak, kafirleri küfürleriyle birlikte sevip saygı duymak demektir. Küfrü ve kafiri sevip saygı duymak ise, Allah-u Teala’yı inkar etmekle eşdeğerdir.

Allah-u teala, kafir olan kitap ehline, müşriklere, ateistlere, mürtedlere ve bütün kafirlere kitabında küfür hükmü vermiştir. Buna göre kesin bir şekilde onların kafir olduğuna inanmak gerekir. Bu ise tevhidin gereğidir.

Allah’a iman edebilmek yani Tevhidi sağlamak için iki şart gerekir:

Birincisi: Tâgutu reddetmek.

İkincisi: Allah-u teala’ya iman etmek.

İşte bu, “Lâ ilâhe illAllah” ın manasıdır.

“La ilahe” Allah-u teala’dan başka ibadet edilenleri ve tagutun her türünü reddetmektir.

“İllAllah” sadece Allah-u teala’ya ibadet etmektir.

Allah-u teala bu manayı şu ayette beyan buyurmaktadır:

“Kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa tutunmuştur...” (Bakara: 256)

Bu ayette İslam’a göre iman iddiasında bulunanlar, tağutu inkar etmekle mükelleftirler. 

Allah-u Teala’nın inzal ettiği nizama mukabil ve onun yerine geçmek üzere hukuk ve nizam vaad edenlere tağut dememek, kendilerini reddetmemek, tağutluktur. Dolayısıyla “Kafirleri küfürleriyle vasıflandırmaktan kaçınmak küfürdür” hükmü Kur’an’a muvafık olan bir hükümdür.

Allah’u Teala şöyle buyuruyor:

“Ey Muhammed! Sana indirilen kur’an-a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Onlar Tağutun (İslam’la çatışan ve çarpışan şahıs, il, anayasa ve rejimlerin ölçüleriyle) muhakeme olmak istiyorlar. Oysa tağutu (daha önce) reddetmekle emrolunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.” (Nisa: 60)

Şehadet kelimesini reddedenleri kafir saymamak, şehadet davası ile çelişen bir durumdur. Bu konudaki genel kaide şudur: Kafirin, kafirliğine şüphe ile bakmanın veya onun inanç sistemini doğru görmenin ya da bu inanç sistemini küfre götürücü saymanın küfre yol açması da, bu tutumun Allah’ı ve Peygamberimizi yalanlama anlamına gelmesinden, ötürüdür. 

Oysa müslüman olabilmek için müşriklerin ve kitap ehlinin kafir olduklarına kesinlikle inanmak gerekir.

Bu sebeble;

“kitap ehli olan yahudi ve hiristiyanlar semavi şeriate sahiptirler. Üzerinde bulundukları dinde içtihad yapıyorlar. Onlar hak üzerindedir” diyen kimselerin küfrü elbette yukarıdakilerden daha şiddetlidir.

Aynı şekilde;

“Dileyen istediği dine; ister yahudilik, ister hristiyanlık, ister İslam dini olsun, girmekte serbesttir. Çünkü bunların hepsi hak dindir” diyen kimse de bu görüşüyle Allah-u teala’yı inkar etmiş ve küfür işlemiştir.

Bu küfür olan görüş maalesef zamanımızda yaygın hale gelmiştir. Zira zamanımızdaki tagutların, Allah-u teala’nın basiretlerini kör ettiği alimlerinin (!) ve sahte din adamlarının bu sapık fikri yaydıklarına şahit olmaktayız. Öyle ki onlar; güya din hürriyetini, dinde bütünleşme ve yakınlaşma fikrini yaymakta ve bütün dinlerin hak olduğunu söylemektedirler.

Yine onlar; İslam ehli ile diğer din mensuplarının aralarında hiçbir düşmanlık olmadığını dile getirmekte, İslam’da dost ve düşmanlık meselesinin üzerinde durmanın ise dinde aşırılık olduğunu ve ümmetler ile halklar arasında kin ve düşmanlığı ortaya çıkardığını söylemektedirler.

İşte onların bu görüşleri İslam’ı yıkmaya yönelik, kasıtlı olarak planlanmış bir harekettir. Oysa bu; küfürdür, İslam’dan irtidattır, tevhide zıttır ve bütün rasullerin davetine aykırıdır.

Zira bu görüş sahipleri gerek müşrikleri ve gerekse kitap ehlini tekfir etmemek için değişik ibareler kullanmakta, kavramlar geliştirmekte ya da müşriklerin ve kitap ehlinin küfrü konusunda değişik şüpheler ortaya atmaktadırlar.

İşte ortaya attıkları şüphelerden bazıları;

- Bütün insanlar tek bir sözde birleşmelidir.

- Bütün milletler, halklar birbirlerini sevmelidir.

- Bütün insanlar birbirlerine karşı buğz ve kini unutmalıdır. 

- Bütün insanlar kardeş olmalıdır.

- Genel dünya barışı sağlanmalıdır...

Bu düşünce sahipleri bu düşünceleri ileri sürmekle Allah’a, rasulüne ve İslam dinine iftira atmayı göze alırcasına, cesur bir şekilde ve pervasızca tagutların istedikleri fetvaları vermişlerdir ve vermektedirler.

Oysa Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

“Kim Lâ ilahe illAllah der ve Allah’tan başka ibadet edilenleri reddederse kanı ve malı haram olur, hesabı Allah’a aittir.” (Müslim)

Bu hadise göre bir kimsenin kanının ve malının haram olabilmesi için “Lâ ilahe illAllah”ı söylemesi yetmez. Bununla birlikte Allah-u teala’dan başka ibadet edilenleri ve onlara ibadet edenleri de reddetmesi gerekir. Eğer Allah-u teala’dan başka ibadet edilenleri reddetmezse kanı ve malı haram olmaz. Çünkü İbrahim aleyhisselam’ın milletinin aslından olan önemli bir esası yerine getirmemiş olur.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:

“İyilik yaparak kendisini Allah’a teslim eden ve İbrahim’in hanif dinine tabi olandan din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim’i bir dost edinmişti.” (Nisa: 125)

“İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani bir zaman onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka ibadet ettiklerinizden uzağız. Sizi reddettik. Yalnız Allah’a iman etmenize kadar bizimle sizin aranızda ebedi bir düşmanlık ve kin ortaya çıkmıştır.” (Mümtehine: 4)
İşte bu ayetlerde İbrahim aleyhisselam’ın milleti zikredilmektedir ve Allah o milleti örnek almamızı emretmektedir.

Bu nedenle her kim İbrahim aleyhisselam’ın milletini örnek almayıp kendisini bu milletten soyutlar, ondan yüz çevirirse ve onların takındığı tavrı takınmazsa aslında o kimse gerçekten kendisini aşağılıkların aşağılığı kılmıştır.
 
 
Ahkam-ı şirk’in istilası altındaki İslam coğrafyasında kafirleri tekfir etmeme hastalığı, Şeriat düşmanı Laik (sözde) Müslüman(!) tiplerin çoğalmasına sebep olmuştur. Şu bir hakikattır ki hem laik, hem müslüman olmak mümkün değildir. Çünkü bir insan ya laiktir ya müslümandır. “Laik Müslüman(!)” iddiası, iki ayrı ilaha teslimiyetin bir ifadesidir. Bu da tamamen müşrikliktir. Bunun için diyoruz ki, ‘Devlet ayrı, din ayrı, Devlet dine hükmedecek fakat din devlete karışmayacaktır” diyen laiklerin müşrikliklerini gizleyip ikrar etmemek imanı bozar.

Nitekim Allah’u Teala şöyle buyuruyor:

“Kendilerine kitaptan nasib verilmiş olanların cibte ve tağut’a iman edip, küfredenlere: “Bunlar mü’minlerden daha doğru yoldadırlar” dediklerini görmedin mi?” (Nisa Suresi: 51)

Şunu unutmayalım ki;

Demokrasiyi şeriata tercih edenleri,

hakimiyet kayıtsız şartsız halkındır ilkesine sarılanları,

laiklik ilsine iman edenleri,

karısını kızını meydanlarda açık saçık dolaştıran deyyusları,

faizi serbest eden vampirleri,

parlamentolarda Allah’ın şeriatına muhalif anayasa metinlerini uyduran sahte ilahları,

Ahkamda Avrupa’ya dilencilik eden Avrupaperestleri,
 
Allah’ın hükmünün verilmesi gereken yerde Allah’ın hükmünü vermeyen, Allah’ın hükümleriyle hükmetmemiş, Kur’an-ın ifadesiyle kafir olmuş olur. Allah’ın hükmünün verilmesi gereken yerde vermeyenler Allah’dan daha merhametli olduklarını iddia etmiş olurlar. Neticede kendileri kafir oldukları gibi kafir tağutların ekmeğine de yağ sürmüş olurlar.

Buda onları ancak cehenneme götürür. İnsanları kırmamak için sözde iyi niyet taşıyarak, Allah’ın hükümlerini açık ve net bir şekilde insanlara tebliğ etmeyenler Allah’ı kızdırmış, şeytan ve yandaşları olan tağutları sevindirmiş olurlar.

Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyen kafirdir. Burada imanımızı kurtarmak için kafire kafir demek zorundayız. Buradaki kazanç imanımızı korumaktır.
 
 
Bir kimse namaz kılsa, oruç tutsa, zekat verse, hacca gitse bununla birlikte Allah’a ait sıfatı, yetkiyi yaratıklardan birisine verse bütün amel ve ibadetleri boşa çıkar ve kafir olur. Burada insanların kafir olduğu hükmünü biz değil Allah veriyor. Bizde Allah’ın insanlar hakkında vermiş olduğu hükmü söylüyoruz.

Alim olarak geçinenlere gelince; bu kendilerini alim sanan belamlar, Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyen yöneticilerin kafir olduklarını halka açıklamayıp gizlediklerinden ve bu tağutlara itaat ettiklerinden helali haram, haramı da helal yaptıklarından dolayı Maide 44, Bakara 159, Tevbe 31 ayetlerine göre kafir olmuşlardır.

Bu kimselerin kafir olduğunu bizzat Allah (c.c.) kitabında açıklıyor. Bize düşen ise Allah’ın bu kimseler hakkında vermiş olduğu hükmü söylemektir. Yoksa onları kafir yapma gibi bir niyetimiz olsa, o anda kafir olmuş oluruz. Çünkü Allah (c.c.) şunu kafir yapın, bunu müslüman yapın diye bize bir yetki vermemiştir. Eğer böyle bir yetki olsaydı önce yaratılmışların en hayırlısı olan peygamber efendimize verirdi ki  ona bile böyle bir yetki verilmemiştir.
 
Maide: 44 ayetiyle ilgili ehl-i sünnet alimleri burada geçen kim kelimesinin şart edatı olduğunu söylemişlerdir. Yani kim olursa olsun ister bir fert, ister bir topluluk, isterse bir devlet olsun hiç farketmez. Kim de Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse hem zalimdir, hem fasıktır, hem de kafirdir. Bu kimselerin isminin müslüman, mücahid olması gerçeği değiştirmez. Sadece Allah’a inanıp bir takım amel ve ibadetleri yapmak insanları Allah katında kurtarsaydı, yahudi ve hristiyanları kurtarırdı. Çünkü onlar da Allah’a inanıp, birtakım amel ve ibadetleri yapmaktaydılar.   
 
 
Rasullerin tümü, hem kadı hem de davetçi olarak gönderilmişler ve kavimlerindeki fertler hakkında kafir (küfür) hükmünü vermişlerdir. Bundan sonra onları hak dine davet etmişler, dinlerine giren ve inandıkları şeylere inananlara müslüman (İslam), bu inançtan çıkanlara mürted (irtidat) hükmünü vermişlerdir. Bu konu hakkında Kur’an’ı Kerim’de bir çok delil mevcuttur.

Bunlardan bazıları şunlardır:
 
 
1- Kur’anı Kerim, yaratılmışların efendisi Muhammed (s.a.s)’in, kavmini İslama davet ettiğinde onlar icabet etmeyince, kendisine icabet etmeyenlere küfür hükmünü verdiğini bizlere şöyle bildirmektedir:   

Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“De ki: Ey kafirler! “Ben sizin İbadet ettiklerinize ibadet etmem. Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz. Ben de sizin ibadet ettiklerinize (asla) ibadet edecek değilim. Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.” (Kafirun: 1-6)

 Özür beyan etmelerine rağmen, Allah’ın ayetleri ile alay edenler hakkında kafir hükmünü vermesi de bunun gibidir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor : 

“Onlara sorsan, elbette; “biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk” derler. De ki: “Allah, ayetleri ve O’nun Rasulü ile mi alay ediyordunuz? Özür beyan etmeyin. Çünkü iman ettikten sonra küfre girdiniz. Sizden bir gurubu affetsek bile, suçlu olduklarından dolayı bir guruba azap edeceğiz.” (Tevbe:  65-66)
 
 
2-  Efendimiz İbrahim (a.s) putlara ibadet eden babası ve kavmi hakkında sapık ve küfür hükmünü vermiştir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“İbrahim, babası Azer’e demişti ki: “Sen bir takım putları ilah mı ediniyorsun? Doğrusu ben, seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” (En’am: 74)
 
 
3-  Efendimiz Nuh (a.s) kavmine, mü’minleri küçük görmeleri ve kovmaları sebebi ile cahil ve sapık hükmünü vermiştir.

Allah (cc) şöyle buyuruyor :   

“And olsun ki biz, Nuh’u kavmine gönderdik. Onlara şöyle demişti: “Muhakkak ki ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Çünkü ben, sizin için acıklı bir günün azabından korkuyorum. Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: “Biz seni sadece, bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Sana bizim basit görüşlü, alt tabakamızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis, sizin yalancılar olduğunuzu zannediyoruz. (Nuh) dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana kendi katından bir rahmet vermiş de bu size gizli tutulmuşsa, buna ne dersiniz? Siz onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız? Ey kavmim! Allah’ın emirlerini bildirmeme karşılık sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim mükafatım yalnız Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim. Muhakkak ki onlar, Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi, cahil bir kavim olarak görüyorum.” (Hud: 25-29)
 
 
4-  Efendimiz Yusuf (a.s) da kavmine küfür hükmünü vermiştir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Muhakkak ki ben, Allah’a inanmayan bir kavmin dinini terk ettim. Onlar ahireti de inkar edenlerin kendileridir.” (Yusuf: 37)
 
 
5-  Ashab’ı Kehf de kavimlerine, şirk ve küfür hükmünü verdikten sonra kavimlerinden uzaklaşmışlardır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:   

“İşte şu bizim kavmimiz, Allah’tan başka birtakım ilahlar edindi! Bari onların ilahlıkları hakkında açık bir delil getirseydiler ya. Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır.” (Kehf: 15)
 
 
Rasulullah (s.a.v)’in siretini inceleyen kişi, bu konuda apaçık deliller görecektir.

İşte onlardan bazıları:
 
1- Rasulullah (s.a.v), dedesi Abdulmuttalib için cehennemde sonsuza dek kalacağı hükmünü vermiştir. Kureyş, amcası Ebu Talib’in vefatından sonra Rasulullah (s.a.s)’i himayesine alan Ebu Leheb’in himayesini ortadan kaldırmak için, Ebu Leheb’in Rasulullah’a, Abdulmuttalib hakkında sormasını istedi. (Ebu Leheb de bunu Rasulullah’a sorunca) Rasulullah  (s.a.s), dedesi Abdulmuttalip hakkında “Abdulmuttalib ve onun gibi olanlar cehenneme girerler.” buyurdu. (İbn-i Cevzi)
 
 
2- Babasının hanımı (üvey annesi) ile evlenen kişi hakkında Rasulullah (s.a.s), küfür ve irtidat hükmünü vermiştir.

Bera (r.a) şöyle rivayet etmiştir:

“Dayım Ebu Bureyde elinde sancak olduğu halde yanımdan geçti. “Nereye gidiyorsun?” diye sordum. Dedi ki: “Rasulullah (s.a.s) beni, babasının hanımıyla evlenen birini öldürüp malını da ganimet  olarak almam için gönderdi.” (Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace, Ahmed)

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın nikahladıkları kadınlarla (üvey annelerle) evlenmeyin. Muhakkak ki o; bir edepsizlik, (Allah’ın hışmına sebep olan) çirkin bir davranış ve kötü bir yoldur.” (Nisa: 22)

Hadisteki kişi, üvey annesiyle cinsi münasebette bulunarak haram bir fiil işlediğinden dolayı öldürülmemiştir. Çünkü üvey annesiyle cinsi münasebette bulunan, yani zina eden bir kişinin malı ganimet olarak alınmaz. Ancak kafir olan kimselerin malı ganimet olarak alınır.

Bu kişi, Allah (c.c) onun üvey annesiyle cinsi münasebette bulunmasını haram kılmasına rağmen, bu münasebeti helal kılan evlilik akdini yaptığı için kafir olmuştur. Zira üvey annesiyle cinsi münasebette bulunan kişi kafir değil günahkar olur. Bu kişi üvey annesiyle, nikah yapmayıp da cinsi münasebette bulunsaydı ona kafirlere uygulanan hüküm uygulanmazdı. O halde bu kişinin kafir olmasının sebebi; üvey annesiyle cinsi münasebette bulunması değil, onunla cinsi münasebeti helal (meşru) kılan bir hareket olan evlilik akdini yapmasıdır.
 
Müslümanları dost edinmek ve kafirlere düşmanlık beslemek... Bu, müminlerle kafirleri ayırt etmeden, küfrü ve küfrün sınırlarını, kafiri ve kafirin sıfatlarını bilmeden mümkün olmaz.

Yine Allah (c.c) müslümanların müslümanlarla evlenmesini, kafirlerle evlenmemesini emretmiştir. Bu da kafirlerle mü’minleri ayırdetmeden mümkün olmaz.   

Yine Allah (c.c) ehli kitap dışındaki müşriklerin ve mürtedlerin kestiklerini haram kılmıştır. Bu yüzden kimin müslüman, kimin kafir, kimin müşrik, kimin mürted ve kimin ehli kitap olduğunun bilinmesi gerekir.
 
Yine Allah (c.c) bize kafirlerle cihad etmemizi, onlara sert davranmamızı ve onlarla savaşmamızı emretmiştir. Bu yüzden kafirlerle müslümanları birbirinden ayırt etmemiz gerekir.
 
 
Allah’u teala, kafir olan kitap ehline, müşriklere, ateistlere, mürtedlere ve bütün kafirlere kitabında küfür hükmü vermiştir. Buna göre kesin bir şekilde onların kafir olduğuna inanmak gerekir. Bu ise tevhidin gereğidir.

Allah’ın şu ayeti kafirlerin tekfir edilmesi gerektiğinin en açık örneğidir:

“İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani bir zaman onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz sizden ve Allah’tan başka ibadet ettiklerinizden uzağız. Sizi reddettik. Yalnız Allah’a iman etmenize kadar bizimle sizin aranızda ebedi bir düşmanlık ve kin ortaya çıkmıştır.” (Mümtehine: 4)

“İyilik yaparak kendisini Allah’a teslim eden ve İbrahim’in hanif dinine tabi olandan din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim’i bir dost edinmişti.” (Nisa: 125)

İşte bu ayetlerde İbrahim aleyhisselam’ın milleti zikredilmektedir. Ve Allah o milleti örnek almamızı emretmektedir. Bu nedenle her kim İbrahim aleyhisselam’ın milletini örnek almayıp kendisini bu milletten soyutlar, ondan yüz çevirirse ve onların takındığı tavrı takınmazsa aslında o kimse gerçekten kendisini aşağılıkların aşağılığı kılmıştır.
 

Ayrıca her müslümanın mutlaka imanı bozan şeyleri bilmesi gerekir. Büyük küfürleri ve sınırlarını bilmeyen kişi, bu küfürlere çok kolay düşebilir. Bu yüzden Allah (c.c) ayetlerinde kafirlerin yolunu, bütün şirk ve küfür çeşitlerini açıklamıştır. Taki onlardan kaçınabilelim, onlardan ve onları işleyenlerden sakınabilelim. 

Allah (c.c) şöyle buyurdu:

“Böylece (mücrimlerin) suçluların yolu belli olsun diye ayetleri açıklıyoruz.” (En’am: 55)

Ayrıca tağutu inkar etmek de imanın gereklerinden ve sıhhatinin şartlarındandır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa tutunmuş olur.”   (Bakara: 256)

Daha önce de belirttiğimiz gibi tağutu inkar etmek, onu tekfir etmeyi ve ondan kaçınmayı gerektirir. Allah (c.c)’ın buyurduğu gibi:

“Biz her ümmete yalnız Allah’a kulluk edin ve Tağuttan kaçının diyen Rasuller gönderdik.” (Nahl: 36)

O halde, ümmetin bütün fertlerine farz ve imanın gereklerinden olmasına rağmen, bu nasıl ümmetin alimlerinin önde gelenlerinden başkasının bilemeyeceği kadar zor bir mesele olabilir?
 
Bu açıklamalardan açık ve net olarak anlaşılan şudur; zamanımızdaki beşeri sistemlerde kendilerini İslam’a nisbet eden yöneticiler aslında azılı birer kafirdir. Zira bu yöneticiler; müşrikleri dost edindiler, onlara yakınlaştılar, onları yücelttiler ve aralarındaki ilişki ancak kardeşler arasında olabilen ilişki kadar kuvvetlendi.

Öyle ki İbrahim aleyhisselam’ın milletine gerçek manada tabi olan muvahhidler’e karşı bile düşmanlık gösterdiler, onlara eziyet ettiler ve onları hapse attılar ve her türlü zulüm ve işkencenin gerek yaptırımcısı, gerek ortağı ve gerekse seyircisi oldular. 

O halde yaptıkları bütün bunca amellerden sonra hala onların İslam’da kaldıklarını, müslüman olduklarını söylemek ve hatta İslam’da bir eserlerinin olduğunu dile getirmek söz konusu olabilir mi?

Şu iyice bilinmelidir ki; müslüman olabilmek için mutlaka müşrikleri tekfir etmek, onlara düşman olmak, onlara buğzetmek, onları sevenlere ve müdafa edenlere buğzetmek gerekir.

İşte İbrahim aleyhisselam’ın milleti budur… İşte İslam budur… İşte ancak böyle müslüman olunur ve müslüman kalınır…

Sonuç olarak: Müslümanın dinini koruması için, günümüzdeki toplumlardan hangisinde yaşarsa yaşasın etrafındaki her şeye karşı belli bir tavır takınması gerekir; Hakimlere, cemaatlere, insanlara, topluluklara, eğitime, cami imamlarına, kurulu müesseselere ve toplumun tüm görünen değerlerine...
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 11 Haziran 2011, 08:58:02 ÖS 20
Ziyaeddin el-Kudsi

‎"Allah ve rasulünün kafir ve müşrik olarak vasıflandırdığı kişileri müslüman olarak kabul etmek veya onların küfründe ve şirkinde şüphe etmek veya onları tekfir etmeye yanaşmamak Allah ve rasulünün hükmüne karşı çıkmak olacağından böyle düşünen kimse küfre girer." (İşte Tevhid - sf: 49)

Abdurrahman b. Hasan:

“Rasuller, kendilerine uyanların tümüne bütün müşriklerden uzak kalmalarını, onlarla ilgi ve bağlarını koparmalarını, onları tekfir etmelerini istemişlerdir.” (Fethu’l-Mecid ala Şerhu Kitabi’t-Tevhid)


Ebu Hanife'ye "Bir kimse kafiri kafir olarak bilmem derse?" diye soran kişiye,

"O kafir gibidir" cevabını vermiştir. (Ebu Hanife'nin Beş Eseri - sf: 40)

Ebu Hanife bir başka yerde şöyle dedi:

Said b. Müseyyeb'den bana ulaştığına göre, kafirleri bulundukları mevkie indirmeyen onlar gibidir" (Ebu Hanife'nin Beş Eseri - sf: 43)

Kaadı İyaz:

“Hıristiyan ve Yahudilerden, İslam dininden ayrılanlardan birini tekfir etmeyenler veya onları tekfir etmekte sûküt edenler veyahud şüphe edenlerin hepsi kafir olduğuna dair icma vardır.” (Şifa-i Şerif – sf: 703)

Süleyman b. Abdullah:

“Allah'ın Kitabında ve Rasulü'nün Sünnetinde kafirlerin tekfir edilmesinin şart olduğu açıklanmıştır. Bundan sonra hala onları tekfir etmeyenleri tekfir etme konusunda tereddüt ederse, alimlerin icmaıyla kafir olur. Çünkü; küfrü açık olan kimsenin küfründen şüphe etmek küfürdür.” (el-Vela ve el-Bera – sf: 67)

Muhammed b. Abdulvahhab:

‎"Kim müşrikleri tekfir etmez veya onların küfürlerinde şüphe duyarsa ya da onların yolunun doğru olduğunu kabul ederse kâfir olur." (Tevhid Risaleleri - sf: 48)

İbn Teymiyye Mumtehine 4 ayeti hakkında şunları söylemektedir.

“Burada yüce Allah, müşrikler tek ve ortaksız Allah’a iman edinceye kadar, onlara karşı düşmanlıklarını ve nefretlerini ortaya koyan İbrahim ve beraberindekilerin mü’minler tarafından örnek alınmasını emrediyor. Şimdi bu emir nerede, iyiye iyi ve kötüye de kötü demeyenlerin çarpık anlayışları nerede!..” (İbn Teymiyye Külliyatı – c: 8, sf: 357)

Şeyh Hamd b. Ali b. Atik:

"Yüce Allah müşriklere düşmanlık göstermeyi vacip kılmış, onlarla bağları kesmeyi ve onları tekfir etmeyi emretmiştir." (Mürted ve Müşriklerle Dostluktan Kurtulmaının Yolu - sf: 55, 56)

"Muhammed b. Abdu'l Vehhab şöyle diyor:

"Bir takım kimseler de yalnızca Allah'a (c.c.) ibadet ettikleri halde, müşrikleri tekfir etmiyor ve onlara düşmanlık beslemiyorlar."

Şurası bilinen bir gerçektir ki, müşrikleri tekfir etmeyen bir kimse tevhidi bilmiyor ve yaşamıyor demektir. Çünkü tevhid; ancak, müşrikleri ve tağutu tekfir etmekle gerçekleşir." (Süleyman b. Abdullah / el-Vela ve el-Bera - sf: 35)
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 11 Haziran 2011, 09:01:45 ÖS 21
“Bismillahirrahmanirrahim”
Kur'an Kerimin tamamını yahut bir kısmını süre olsun ayet olsun ,Kur'an da zikredilen şeylerin varlığına inanmamak ,Kur'an'a bir şeyler ilave etmek ,bir harfi bile inkar etmek ve değiştirmek küfürdür. Küfür: ke-fe-ra fiil kökünden mastar olup sözlükte bir şeyi örtmek demektir.

İslam dini gelmeden evvel Arabistan da çiftçiler-e küffar (kafir) denilirdi. Arabistan da çiftçiler toprağı eşeleyip tohumu atarlardı,sonra bu tohumun üzerini toprakla örterlerdi bundan dolayı onlar kafir olarak isimlendirilirdi,bu sebeple aydınlığı örttüğü için geceye,yıldızları örttüğü için buluta,kılıcı örttüğü için kınına tohumu toprağa atarak üzerini örttüğü için çiftçiye kafir denilirdi.

Günümüzde İslam terimleri o kadar gerçek çok manalarının dışında kullanılmaktadır bunları yeniden Kur’anın kast ettiği manalarda telafus ettiğimizde insanlar da hayretlik uyandıran bir durum haline gelmiştir.
Küfre sapan kafir çoğulu küffar, kafirun, kefere denir.
Küfür imanın zıddıdır,kafirde müslümanın zıddıdır,küfür bir hastalıktır mikrop gibidir,arıza ve anormalliktir.Normalin dışına çıkmak demektir.Küfür bir insanın iman etmesi gereken Kur’an'i bilgilere iman etmemesidir.Küfür hakkı örtmektir.

Bu öylesine bir hastalıktır ki tedavi edilmediği taktirde vucudun tüm hücrelerini kontrol altına alarak insanı nefsini kulu durumuna düşürür.

Bu öyle bir hastalıktır ki insana apaçık olan Allah'ın ayetlerini görememe yada yanlış görme yada yanlış yorumlama ve inkara kadar kötürür.

Bu öylesine bir hastalıktır ki manaları açık olan Allah'ın ayetlerini bırakıp manalarını sadece Allah'ın bildiği müteşabbih ayetlerin peşine düşmek demektir.

Bu hastalık insana bulaştımı artık insan ne dostunu,nede düşmanını tanımaz bir hale gelir,Allah'ın dost dediklerini düşman,düşman dediklerini kendisine dost edinir.Küfürde olan insan Rabbinin tüm nimetleri karşısında nankördür,her şeyi kendi becerileri ile elde etiklerini sanır.

Allah insanı zengillik ve fakirlikle imtihan eder,kafir eğer zengin olursa bunu sadece kendi becerisne bağlar,eğer fakir olursa Allah'a isyan eder,halbuki müslüman her iki durumdada Allah’a şükranlarını sunar cenabbi Allah müslümanların kafirlerin mallarından çok fazla etkilenilmemesi gerektiğini şu ayette bizlere buyurmaktadır.

""Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahmana (Allah'a karşı) küfredenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık.

Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp-dayanacakları koltuklar,
Ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik) . Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının ****ıdır. Ahiret ise, senin Rabbinin katında muttakiler içindir.""Zuhruf/33-35 e kadar

Kur’an’da takriben iman etmek fiili (811) kafir olmak fiilide (697) ayette geçmektedir. Allah'ın verdiği nimetlere karşı insanın nankörlüğü Allah'ın ayetlerine karşıda yapılmaktadır.Kur’an da,küfrün her türünde nankörlük var olduğunu zikir etmesi manidardır.İmandaki tasdik ve itiraf yerini inkar ve nankörlüğe bırakır.Bunun içindir kur’an bu nankör karakteri hayvanlardan daha aşağı bir seviyede olduklarını haber vermektedir.

Şuur ve Allah'ın verdiği nimetleri teperek hayvanlardan aşağı olmayı tercih etmek,Allah'ın koymuş olduğu sınırları tanımayıp demokrasi adı altında Allah'ın helal haramlarını görmezlikten gelmek kafirliğin zirveye vurmuş tanımlarından biridir.

""Allah katında canlıların en kötüsü, şüphesiz küfre sapan olanlarıdır. Onlar artık inanmazlar.""
Enfal/55

Durum böyle olduğuna göre kafirlerin dünyada sahip oldukları imkan ve olanaklara sahip olmalarını,kemal ve mutluluk olarak görmemek onlara dostluk sevgi velayet verememek gerekmektedir.

Tekfir tarafını belli ettirmek kafirlerin tarafının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. İslam saf tutmak saflarını belli ettirmek kafirlerden ayrışmaktır buda ancak Müslüman olmayanı tanımlamakla mümkündür. Bu ayrışma kuranın ilk inen ayetleri ile başlamaktadır.Alak suresinde namazı kılanı engelleyeni gördün mü? ibaresi namaz kılan mümin,namazı engelleyen kafir motifleri ile karşılaşmaktayız ayetlere bakalım.

“Gördün mü şu men edeni? Namaz kılarken bir kulu. Gördün mü? ya o kul doğru yolda ise? Yahut kötülüklerden sakınmayı emir ederse. Gördün mü, ya bu adam yalanlar, yüz çevirirse. O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu ?ALAK/9-14

Allah (c.c) henüz ilk inen surede insanoğlunun iki ayrı karakterini ortaya koymuştur. Allah'a gereği gibi iman eden ve Allaha gereği gibi iman etmeyen yani kafir ve Müslüman tanımları belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır.

3:12 - )O inkârcı kâfirlerede ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.
8:36 -) Mallarını, Allah yolundan engellemek için sarf eden o kâfirler, hiç şüphesiz yine onu sarf edecekler. Varsın sarf etsinler, sonra o yüreklerine inen bir acı olacak, sonra da mağlup olacaklar. Zaten kâfirler toplanıp cehenneme gönderilecekler.


Bu ayetlerde anlaşıldığı gibi tekfir Allahın ayetleri ile sabittir. Genel olarak Allah kafir sıfatını herhangi bir şahısa yönelik kullanmamıştır bu sıfatı anlam ve mana mahiyeti ile birlikte fiil ve fail olarak kullanmıştır. Fiil işlenen fail işleyen olarak kur’an da zikir edilmiştir.

O halde bu anlam evrensel olduğuna göre yaşanan tüm zaman dilimlerinde kullanılmak zorunluluğu vardır. Kur’an da müminlerin sıfatları ve kafirlerin sıfatları mevcuttur. Mümine mümin kafire de kafir demek farzı ayndır. Tekfir Allahın kulu ve  rasulu Hz.Muhammed (sav) sünnetidir.
Enes’ten nakledilen sahih bir rivayette de şöyle anlatılmaktadır: “Birisi:

“Ya Rasulullah babam nerededir?” diye sordu. Rasulullah (s.a.s): “Cehennemdedir.” buyurdu. Adam arkasını dönüp gidecekken Rasulullah (s.a.s) onu çağırdı ve: “Benimde senin de baban cehennemdedir.” buyurdu.
(Müslim, İman: 347)
Peygameber efendimiz (sav)in amcası Ebu Talip Nebiye dönerek şöyle dedi.
“Ey kardeşimin oğlu! Sen kavmine büyük bir işle geldin. Onunla kavmimizin birliğini dağıttın,onların akıllarınıakılsızlıkla itham ettin, ilahlarını ve bağlı oldukları dinlerini küçülttün ve onların ölmüş olan atalarımızı tekfir ettin .”
(Siyeri İbn-i Hişam
Bu rivayetten açıkça anlaşıldığı üzere Allah’ın Rasulu (sav) Mekke putperestlerinin atalarını kafir kendilerini akılsızlıkla ilahlarının birer puttan başka bir şey olmadığını ortaya koymuştur.

Hz.Muhammed (sav) efendimiz Taif dönüşünde şehre tekrar girebilmesi için amcası Ebu Lehebin himayesine girmiştir. Bunun üzerine Ebu cehil ve bir takım fetbaz kişiler Ebu Lehebi peygamberimize karşı kışkırtarak ona git sor bakalım Muhammed (sav) sizin dedeniz Abdulmüttalib için ne diyor.
Ebu Lehep  dedemiz nerdedir diye Rasulullah (s.a.s)'e gelip sorduğunda Rasulullah (s.a.s.):
“Abdulmuttalib ve onun gibi olanlar cehenneme girerler.”
Buyurdu. (İbn-i Cevzi)
Yüce Allah şöyle buyumaktadır.

3:12 -)O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.

“Çünkü onlar atalarını sapık yolda buldular.”
“Öyle iken yine de düşünmeden atalarının peşinden koşuyorlardı.”
“Andolsun onlardan öncekilerinin çoğu da sapmıştır.”
“Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.”
Saffat/69-70-71-72

“`Ya da şöyle diyemeyesiniz diye; "Vaktiyle atalarımız müşrik olmuşlardı, biz onlardan sonra gelen kuşaklardık, bizi eğri yola sapanların yaptıklarından dolayı mı mahvedeceksin?"ARAF 173-

O halde tekfir Allah’ın hükümlerine göre hüküm vermektir. Bazı düşüncelere tekfir
Hz.Ali döneminde hariciler tarafından ortaya atılmıştır demek hiçte doğru bir yaklaşım değildir. Yukarıda da belirttiğim gibi tekfir kuranın ilk inen ayetlerinde vardır

İslam dini dostluk kardeşlik ve diyalog dini olduğuna göre tekfir etmek itici gelmektedir. İnsanların bu dinden uzaklaştırmasını ortaya çıkarmış olmaz mı? Gibi bir takım safsatalarla Müslümanları itici yobaz gerici olarak değerlendirmek küffarın kalbe vurmuş dile yansımış halidir.

Bu söylem İslam dini açısından doğru bir söylem değildir. Bu yaklaşıma Şeyhül İslam İbn-i Teymiyye bakın nasıl cevap veriyor.

Yumuşak sözlü olmaktan ve en güzel şekilde konuşmaktan söz ettiniz. Aslında biliyorsunuz ki, ben bu yolu en çok kullananlardan biriyim. Ama her şey yerinde güzeldir. Şöyle ki;
Allah ve Resulü, Kitab ve Sünnet'e tecâvüz edildiği, düşmanca tavır takınıldığı zaman muhataba karşı sert ve katı davranılmasını emretmiştir. Biz böylelerine karşı çıkmakla emrolunduk, en güzel şekilde konuşmakla emrolunmadık. Buna göre mü'minin bütün düşüncesi ancak Rabbinin rızâsını kazanmak, gazabından çekinmek olacaktır, akıbet de ona güler. Güç, kuvvet ancak Allah iledir.İBN-İ TEYMİYYE mecmuu!l fetava


"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız mutlaka siz üstün geleceksiniz"
(3 ÂI-İ İmrân 139)
İslam dinini muamelat dinidir İslam dini dostunu düşmanını tanımlayan onun üzerine hukukunu bina eden bir dindir.
18:102 - ) ”O kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi o kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık.”

Allah’ın helal ettiğine helal haram ettiğini de haram kafir dediğine kafir müslüman dediğine müslüman demedilçe iman etmiş olmazsınız. İmanın gerçekleşebilmesi Allah’ın hükümleri ile hüküm vermek gerekmektedir.
Bakın yüce Allah şu ayetlerde ne buyuruyor.
(Maide 44) “Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.”
O halde kafir-e kafir demek Allah’ın kitabına ve Rasulullahın sünnetine göre haktır.

Şimdi meselenin asıl yüzü şu olsa gerek, kimlerin bu terimi hak edip hak etmediği meselesidir. Kişinin öncelikle müslüman sayılabilmesi için islam dinine göre "lailaheillAllah"-ı gerçek manada ikrar etmesi ve bunu bozucu fiil ve amellerden uzak durması dini sadece Allah’a has kılınması gerekmektedir.
Kişi bu eylemi gerçekleştirdiği takdirde o kişinin tekfir edilmesi artık belirli şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar şöyle özetlenebilir.

1-) Kişinin akıl baliğ olması yani çocukluk evresini tamamlamış aklını sağlıklı kullanabilmesi çağına gelmiş olmasıdır.
2-) kişinin melekelerini tam olarak kullanabilmesidir. Yani deli (mecnun) yada beyin hastalıklarından kusurlu olmaması gerekmektedir.

3-) Kişinin ikrah altında olmamasıdır. Yani can tehlikesi olmaması gerekmektedir. Eğer kişinin canına kasıt var ise kişi o anki durumu savuşturmak için şirk veya küfür sözü söyleyebilir.Ancak küfür ve şirk olan ameli yada sözü daimi bir şekilde devam ettirmesi o kişinin ikrah durumunu bozmuş olduğu anlamına gelir.

Örneğin: Şirk küfür günah amellerde süreklilik olmaz. Kişi nefsine mağlup gelerek zina hırsızlık şarap vs. haramlara işleyebilir bu haramları genelleştirip karakter haline getirmedikçe ve helal saymadığı müddetçe o kişi tekfir edilmez. Şirk ve küfür amellerde aynen böyledir. Kişi şirk ve küfür işlediğini sezdiği andan itibaren derhal tevbe edip onu terk etmelidir.

4-) hüccetin hasıl olması. Yani kişinin tekfir edilebilmesi için hayatında şirk ve küfür amelinin çok açık bariz bir şekilde gözükmesidir. Bu gözükme ancak zahire göre olmalıdır. Kişileri zan ile yada o konunun şirk yada küfür olup olmadığı ihtilaflı bir konu olduğu halde o konuyu kati kabul ederek tekfir etmek yanlıştır.
Eğer işlenen fiil şirk ve küfür bir amel ise bunu işleyen (fail) bunu küfür olarak kast etmemişse olsa bile yinede tekfir edilmesi gerekmektedir.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: duaekseni - 11 Haziran 2011, 10:27:07 ÖS 22
Eyvallah,Değerli Fecr Hocam;hoş buldum,inşallah hoş bulunurum.Yoğunluklarım var.Malum Mavi Marmara'yı göndereceğiz.Bir kermes yaptık karınca kararınca Rabbim bereketini koysun geçen gönderdik.Yine Bir Milyon gönüllü etkinliği için stant açtık onun çalışmaları vardı.Seçim sonrası da bu kez ilaç alımı için yeni bir kermes daha düzenleyeceğiz nasipse inşallah.Üniversiteli kızları yolcu ettik,derslerde yaz tatiline biz de girdik.Tüm bunlardan sonra inşallah daha çok zamanımız olur,"karaladıklarımla" yine duada ve paylaşımlarda birlikte oluruz tüm kardeşlerimle.

Değerli imam hüseyin hocam,ben bilerek Usame bin Zeyd'in(Allah ondan razı olsun) ismini zikretmedim.Hadisi de tanık olduğum bir olayı anlatıyormuş uslubuyla aktardım.Sebebi;aynen onun giibi bizlerde dilimizle"kılıçla keser gibi" önümüze geleni doğrayıp geçiyoruz.Aklımızla verdiğimiz yargıları mutlak doğru kabul ediyoruz.İşin irfan boyutunu,Allah'ın muradının ne olduğu,gerçekten Allah'ta bizim algıladığımız gibimi emrediyor yönünü es geçiyoruz.Kısacası bu örnek olaydaki eylemle,bizim eylemlerimizin aynı olduğuna vurguydu amacım.

Değerli müslümanlardan kardeşim ben bu tür bilek güreşi yapar gibi bilgi yarışmalarına girmem.Cedelleşmek hiç tarzım değildir.Üstelik sizin ve Ezhattım gibi bilgili biriside değilimdir.İnşallah samimiyetle "la ilahe illahlah" deyip,eksikleri,kusurları,günahları için Rahman'ın merhametine sığınıyorum.Ben kulumun zannı üzereyim müjdesi umuyorum.

Değerli max kardeşim,dikkat edin bir ayağınız cehenneme doğru uzatıldı,arkanızdan itilip gayya kuyusuna yuvarlandırılmak üzeresiniz:)Hakkınızı helal edin.Uslubunuz çok sert,daha merhametle davranın diye daha önceden sizden ricada bulunduğumu hatırlıyorum.Meğer size haksızlık etmişim.Sert uslup değil , adeta kaya gibi usluplar varmış:)

Rabbim bizleri merhametli kılsın.Hayırlı ilmimizi arttırsın,ilmimizle rızası üzere amel etmeyi nasip etsin.(Amin)

selam ve dua ile..
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: kutbay - 11 Haziran 2011, 11:40:03 ÖS 23

Bunlar çok basit düşünceler.Bu düşünceler hiç kuran okumamış islamdan bi haber düşüncelerdir.




Maxpayna düşüncelrin o kadar basit ve ilimsizki cevap verilecek düzeyde dahi değilllerdir.




Bana göre siz aklınızı kaybetmişsiniz




Şu sözlerin basitliğine bakarmsınız rabbim size hidayet versin inşallah. Bu nasıl bir anlayış böyle be güzel abim siz hiçmi Allahın kitabını okumuyorsunuz.



Neyse ben daraldım böyle ilimsiz mesnetsiz boş fikirlere ayıracak ne vaktim nede zamanım vardır. Sizler yarın kendi müslüman! Toplumunuzla birlikte gider Allahın şeriati karşısında yeni bir şeriat tayin etmeye aday şirk parlementosunu tayin edersiniz. Herkes velayetini verdiği dost sırdaş kardeş kabul ettiği toplumlarla birlikte haşr olunacaktır.

Rabbim beni ve tüm iman etmiş mümin kardeşlerimi sizin bu zehirli fikirlerinizden korusun. Sizler yeryüzünde birmilyardan fazla sözde müslümanlar  halen yeryüzünün birtek bölgesinde dahi Allahın şeriati ile hüküm veren bir toplum meydana çıkarabilmiş değilsiniz sizin müslümanlık iddianızın en güzel ve çarpık tespiti budur bence.

Lutfettiniz bizi engin bilgileriniz ile onurlandırdınız keşke daralmasaydınızda boş fikirlerimizi doldursaydınız belki sizin sayenizde Allah'ın şeriati ile hüküm verebilen bir toplum meydana çıkarmayı başarabilirdik. Sizde bu oluşumda ali kıran baş kesen olurdunuz.

Uslubunuza dikkat ediniz. Yağcılık ve Taviz vermemeyi yanlış değerlendirmişsiniz.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: imam hüseyin - 12 Haziran 2011, 12:47:32 ÖÖ 00
Dua ekseni kardeşim Rabbim sizden razı olsun görüşlerinize katılıyorum... Müslümanlar bütün sorunlarını halletmiş her şey dört dörtlük olmuş başka hiçbir dert kederi kalmamış birbirlerini kırma peşinde kâfir müşrik vb ilan etme ile meşgul. Yetersiz Kuran ve Sünnet bilgisi olmayan yazılıp çizilenleri yanlış yorumlayıp yüzeysel değerlendirmeler ile Müslümanları ayrılıklara sevk etmek isteyen anlayış sahiplerinin ekmeğine yağ sürenler Müslümanlar arasında birçok sorunun doğmasına sebep olmaktadırlar...

Toplumsal hastalıkları, yapıları tetkik ederken insanların itikadi yapıları hakkında fikir beyan etmek gibi çok mühim bir meselede her şeyi göz önünde bulundurmak zorundayız tağuti rejimlerin hâkimiyeti altında yaşayan milyarlarca Müslümanın hemen hepsi tağuti sistemlerin işleyişi ve kurumları ile muhattap olmaktadır. Tekfirde aşırıya kaçanların anlayışına göre bu kurumlar ile muhattap olanlar tağuti sistemi benimsemiş olmazmı?

Tağuti rejimlerin hâkimiyetinde yaşayan Müslümanların hepsi tağuta itaatmi ediyor bunlar ile muhattap olanlardan hiçmi temiz insanlar yok?

Diyelim ki müşrik bir toplum içerisinde yaşıyoruz insanlar Allah’a şirk koşuyor putlaştırmalara tapıyor, ulûhiyette, rububiyette, ubudiyette şirk koşuyor. Hatta bu toplum içerisinde kendi ailemiz dostumuz komşumuz ve benzerleride olsun!
 
Siz ise ‘’ El Emri Bil Ma’ruf Ve Nehyi Anil Münker  ’’ emrini/davetini ifa etmeye çalışıyorsunuz! Ve her konuda size engel oluyor müşriklik yapıyorlar…

Böyle bir durum ile karşılaştığınızda böyle bir toplumun içerisinde yer aldığınızda yapmanız gereken Saflarınızı belli etmek/ayırmak olacaktır… Bu Konuda şu ayetlerin hükmü yerine getirilmelidir…

Mesajlarımıza inananlar sana geldiklerinde de ki: "Size selam olsun! Rabbiniz rahmet ve merhameti kendisine ilke edinmiştir, böylece sizden biri bilgisizlikten dolayı kötü bir fiil işler ve sonra tevbe edip dürüst ve erdemlice bir hayat yaşarsa O(nun) çok affedici ve rahmet kaynağı (olduğunu görecek)tir". Böylece mesajlarımızı açık şekilde anlatıyoruz ki günaha batmış olanların yolu (dürüst ve erdemlilerinkinden) ayırt edilebilsin.
(En’am-54-55)

Buraya kadar hemfikir olduğumuzu kabul edelim şimdi vereceğim örnek ile birde bakalım:

İslamın emir yasaklarını kendine hayat rehberi yapmış bir tebliğcinin yaşadığı ülke toplum mahalle ve aile fertlerinin tümü müşrik değilse iç içe bir yaşam sahasında yaşıyorlarsa kendisi gibi inanıp yaşayan sayısı kimler olduğu belli değilse ve farklı farklı bölgelerde yaşıyorlarsa ve her yere göre değişiklik arz ediyor ise kişi Kendi saflarını diğerlerinden nasıl ayıracak?

Örneğin müşrik olduğu aleni olan birinden saflarını ayırması normal bir tutum iken tanımadığı bir insandan saffını ayırması onda zahiren İslami özellikleri gördüğü halde ona müşrik muamelesi yapması ne kadar sağlıklı bir saf belirleme olabilir!

Ömrünü zindanlarda geçiren İslam dininin hâkimiyeti için her şeyinden vazgeçen âlimleri dahi tekfir eden onlara Müşrik muamelesi yapan irfandan uzak anlayışlara her zaman karşı çıkmışımdır… Kişilerin hatalarını eleştireceklerine kişileri direk müşrik ilan ederek için içinden sıyrılmaktadırlar…

Günümüz İslam âleminde özellikle hastalık haline dönüşmüş olan TEKFİR hususunda uygulanan yönteme baktığımda hayretler içersinde kalmaktayım.Biri birini tekfir ederek müşrik/kâfir münafık vb ilan ediyor ve teviller yorumlar ile yola çıkarak kendini Müslüman olarak tanıtıyor ve insanlar da bundan yola çıkarak onun Müslümanlığına inanıyor. Başka biri onun Müşrik/Kâfir vb saydığını Müslüman olarak kabul ediyor.

Daha öncesinde tekfir ettiği şahısları tekfir etmeyip Müslüman sayan kişiyi ise tekfir etmek için hemen ‘’Kâfire Kâfir demeyen Kâfirdir’’ yorumu ile tekfir ediyor. Bu zincirleme metod ile bir kişi ile başlayan tekfir hastalığı binleri hatta toplumları yok sayacak Müşrik/Kâfir ilan edecek bir seviyeye ulaşıyor…

İslam tarihinden bir örnek ile ne anlatmak istediğimi açıklayayım:

Ashab tan Hatib Bin Ebi Belta Mekke fethedileceği sırada orda bulunan müşrik akrabalarını korumak amaçlı onlara haber göndermek ister. Müslümanların aleyhine olan bu davranışını gerçekleştiremeden gönderdiği casuslar yakalanır. Allah resulünün huzuruna getirilir. O esnada Halife Ömer orda bulunmakta ve Hatibe çok kızar ve onun MÜNAFIK olduğunu söyler. Allah Resulü ise hatibi savunur ve onu koruyarak ‘’Hayır o MÜNAFIK değildir’’ ‘’Bedir Ehlindendir’’   der...

Bu olaydan anladığım İki Müslümanın üçüncü bir kişiyi tekfir etme hususunda ayrı görüşler belirtebileceklerine bununda insanların algılayış ve tevakkuf durumuna bağlı doğal bir olay olduğu. İki kişinin üçüncü bir kişiyi tekfir etmek istemesi şüpheli durumundan ötürü doğru değildir.Bugün insanlığı kana bulayan şer güçler ile mücadele etmemiz insanlara hakkı anlatmamız dururken neden adı müslüman olupta hatalara düşmüş kişileri hedef alıyoruz? Eğer gerçek bir davetçi isek o zaman bize düşen insanlara Kur'anı anlatmak ve yaşatmak olmalı...

Şimdi siz değerli kardeşlerimden ağabeylerimden bazıları oy kullanan Müslümanları tekfir etmekte ve müşrik oldukları iddiasını gündeme getirmektesiniz… Sizden tek ricam siz bir yapı ortaya koyun bizler eğer size tabii olmaz isek Müşrik olalım? Yani (Kur'anın emir ve yasaklarını uygulayacak bir sistem/rejim)

İnsanları dışlayan kendilerini Tevhid ehli görüp diğerlerini şirk ehli görenlerin genel mantığı Kur’anın zahiri ile bakmaktan kaynaklanıyor Ayetlerdeki irfani boyutu bir kenara bırakmak Kur’anı anlayamamaktır…

Değerli kardeşim EZHATTIM ilmi manada yoksun bir kişi olduğumu ve aklımı kaybettiğimi söylemiş hiç sorun değil sizin söyleminiz ile o konuma düşmem beni tanıyan tanır ve nerde ne şekil konuşulması gerektiğini bilirim.Kur’an ilimlerine gelince ben cahil olayım siz alim olun baş göz üstüne hiç sorun değil benim kardeşimsiniz inşaAllah öylede kalacaksınız….
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Elemîn - 12 Haziran 2011, 12:55:09 ÖÖ 00
ES SELAMU ALEYKUM


DEĞERLİ MAXPAYNA KARDEŞİM ,

BU KONUDA SARFETMİŞ OLDUĞUNUZ ANILAN İFADELERİNİZDEN VE SABRINIZDAN DOLAYI SİZE EN SAMİMİ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYOR VE SİZİ , TEF’İL BABINDAN MASDAR OLAN ‘’ TEKFİR ‘’ KELİMESİNİN TANIMINI , ‘’ DEMAGOJİ VEYA DEZENFORMASYONA TEVESSÜL ETMEDEN’’KISA ,ÖZ VE TAM DOĞRU BİR ŞEKİLDE DEKLERE ETTİĞİNİZ İÇİN AYRICA TEBRİK EDİYORUM.


KEŞKE TÜM YA DA EN AZINDAN EKSERİ MÜMİNLERİN BAKIŞ AÇISI SİZİN VE DEĞERLİ DUAEKSENİ KARDEŞİMİNKİ GİBİ OLSAYDI !!

ZİRA MÜSLÜMANLARIN BÖYLESİNE ÇOK SAYIDA FIRKALAŞMIŞ,HİZİPLEŞMİŞ,ÇEŞİT ÇEŞİT GURUPLARA AYRILMIŞ BÖLÜK-PÖRÇÜK VE DAĞINIK HALİNİN EN ÖNEMLİ VE NEREDEYSE TEK SEBEBİ ‘’ SADECE KENDİLERİNİN/CEMAATLERİNİN /AĞABEYLERİNİN/ŞEYHLERİNİN/HOCALARININ,V.B., TAMAMEN DOĞRU ,HAKLI VE SIRAT-I MUSTAKİM’DE OLDUĞUNA KESİNKES İNANARAK ,DİĞERLERİNİ ACIMASIZ BİR TAASSUB VE HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE , ‘’ KARŞI TARAF/DÜŞMAN/İSLÂM DIŞI /FASIK/MÜNAFIK/MÜŞRİK KAFİR VS ‘’ ŞEKLİNDE İTHAM ETMELERİ ; ‘’ HAKEM ‘’ OLAN ALLAH (CC)’NUN YERİNE VE O’NUN ADINA PEŞİN HÜKÜM VERMELERİDİR.BU TİP DAVRANIŞLAR GENELDE,KENDİLERİNİ OLMUŞ VE DAHİ AŞMIŞ ADDEDEN ‘’ CAHİL SOFU ‘’ KARAKTERLİ ,KENDİ FAYDALI İLMİNİ ARTTIRMAK VE KENDİ HATALARINI GÖRÜP İSLAH ETMEK YERİNE MÜTEMADİYEN BAŞKALARINI YAFTALAMAYI ADET VE TATMİN VESİLESİ EDİNEN KİŞİ(LİK)LERDE TEZAHÜR ETMEKTEDİR. BUNLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİNİ KISACA SIRALAYACAK OLURSAK :


A) KARACAHİLDİRLER. ( NOT : BU SATIRLARIN YAZARI BENDENİZ ELEMÎN , KENDİMİ AÇIKLIKLA VE SAMİMİYETLE ‘’CAHİL ‘’ OLARAK NİTELENDİRİRİM. KARACAHİL TANIMINI İSE CEHALETİNİ BİLMEYENVEYA BİLMEK İSTEMEYEN UKELÂLAR İÇİN KULLANIRIM. )


B) ‘’ SUBHANEKE’’ NİN /TEHIYYAT’IN MEALİNİ SORSANIZ MUHTEMELEN CEVAP VEREMİYECEK HALDE OLDUKLARI HALDE DEVAMLI OLARAK ‘’ALLAME ‘’ VE ‘’ MÜREBBİYE ‘’ EDASI TAKINIR, İLMİ BİR ŞEYLER YAZMAK,TANIM YAPMAK V.B. DURUMLARDA İSE RESMEN VE ALENEN ‘’ TRAJİ-KOMİK DURUMA DÜŞERLER ‘’. BUNUN NEDENİ DE ,KENDİ YETERSİZ VE YANLIŞ YORUM/BAKIŞ AÇILARIYLE TESBİT ETTİKLERİ KONUYLA UZAKTAN YAKINDAN ALAKASI OLMAYAN MUBAREK AYETLERİ ,HADİSLERİ , VECİZELERİ SANKİ DELİLMİŞ EDASIYLE ‘’AL SANA ‘’ DER GİBİ FÜTURSUZCA ORDAN ORAYA SAVURMALARIDIR.


C) HOŞGÖRÜSÜZ , KABA VE KATI KALPLİDİRLER. MUHATAPLARINI CAHİL VE KÜÇÜK GÖRÜRLER.

NOT : 1) ANILAN 3 MADDEDEKİ TANIMLADIĞIM/HEDEF ALDIĞIM ÖRNEK KİŞİ  ‘’ EZHATTIM ‘’   NİCKLİ ÜYEDİR. BİLHASSA C MADDESİNDE BELİRTTİĞİM ÖZELLİKLERİ  HAİZ KİŞİLERE MAALESEF TAHAMMÜL EDEMİYOR VE  KISMEN/TAMAMEN NEFSANİ YAZMAKTAN KENDİMİ ALAMIYORUM. ZAT-I ALİ’SİNE BURDAN VERMİŞ OLDUĞU SELÂMA MUKABİL BEN DE ‘’ SELAM ‘’ DİYORUM. ( KASSAS 55 )

         2) DUAEKSENİ KARDEŞİN GÜZEL DUALARINA İÇTENLİKLE ‘’ AMİN’’ DİYORUM.


ALLAH (CC) TÜM MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİN KALPLERİNİ İSLAMDA SABİT KILSIN. BİZLERİ YÜKSEK CENNETLERİNDE PEYGAMBERLERİNE ( SALAVATULLAHİ ALEYHİM ECMAİN ) KOMŞU EYLESİN.AMİN.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 12 Haziran 2011, 04:38:54 ÖÖ 04
Bismillahirrahmanirrahim
Hakka SURESİ
44- Eğer Muhammed, bize karşı ona bazı sözler katmış olsaydı.
45- Biz onu kuvvetle yakalardık,
46- Sonra onun şah damarını koparırdık.
47- Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.
48- Doğrusu Kur'an Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

AbduIIah b. Utbe b. Mes'ud (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:
Ömer (r.a)'den işittim. O şöyle diyordu:

«İnsanlar Rasulullah (s.a.s) zamanında vahiy ile gizli hallerinden de sorumlu tutulurlardı. Rasulullah'ın vefatı ile vahiy kesilmiştir. Bugün sizi gördüğümüz amellerinizden dolayı sorumlu tutarız. Bu yüzden kim bize hayır ve adalet gösterirse onu emin sayar ve güvenilir kabul ederiz. Onların gizli hallerini araştırmak bize düşmez. Gizli hallerinin hesabını da ALLAH görür. Bize zahiren fena hal gösterenlerden de emin olamayız. Niyetinin iyi olduğunu söylese bile ona inanmayız.»
(Buhari)

İslam dininde hüküm verirken duygusallığa yer yoktur cenabbi Allah nur suresi/2. Ayette Allahın hükümlerini tatbik hususunda sizi herhangi bir acıma tutmasın buyurmaktadır. Yukarıdaki rivattede buyurulduğu gibi bizler için vahiy kesilmiştir. Ancak insanların zahirine bakar ona göre hüküm veririz.

Sayın imam hüseyin bey siz bir takım tevillerle ve yorumlarla tekfir olmaz diyorsunuz peki size sorum şu rey
kullanmak tevilmidir,yada ben bilmem şeyhim bilir tevilmdir,yada kirli elleri ile üçbeş satır yazı yazıp sonrada bu satırlara bana yazdırıldı demek tevilmidir,yada Allahın hükümleri ile hüküm vermemek tevilmidir,yada tağuta muhakeme olmak tevilmidir,yada şefaat ya gavs demek tevilmidir,yada putların öününde saygı duruşu gösterip anıt defterlerine saygınlıklarını ifade eden yazılar yazmak tevilmidir,insanlara mercilere şeriat koyma yetkisi verme tevilmidir, dahada sayıyımmı?

Allahın kitabını bir tarafa bırakarak atalarının bidat ve hurafe dolu dinleri üzere iman etmek ile müslüman olmak birbirlerinden çok farklı şeylerdir. Müslüman olmak dinin aslı kaynakları üzere ideolojisini oluşturmak ve bunu yaşamakla mümkündür. Akıllarını şeyhlerinin cebine koyan her yeni seçimlerde yeni bir partiye oy ver emriyle hareket eden toplumları islam olarak göstermek hakkı saptırmaktan başka birşey değildir..
İlimde derinleşenlere cenabbi Allah çok önem vermiştir. Fakat bu ilimlerini hakkı saptırmak için kullananlarada cenabbi Allah kuranda ne isim verdiğini iyi bilmekteyiz.


Ashab tan Hatib Bin Ebi Belta Mekke fethedileceği sırada orda bulunan müşrik akrabalarını korumak amaçlı onlara haber göndermek ister. Müslümanların aleyhine olan bu davranışını gerçekleştiremeden gönderdiği casuslar yakalanır. Allah resulünün huzuruna getirilir. O esnada Halife Ömer orda bulunmakta ve Hatibe çok kızar ve onun MÜNAFIK olduğunu söyler. Allah Resulü ise hatibi savunur ve onu koruyarak ‘’Hayır o MÜNAFIK değildir’’ ‘’Bedir Ehlindendir’’ der...imam hüseyin beyden alıntı

Bak sayın abim sen bu anlattığın olayın iç yüzünü bilmiyorsun eğer bilseydin bunu böyle yorumlazdın.
Birincisi mekkede haberdar edilmek istenen kişiler imanlarını gizlemiş fakat hicret etme imkanı bulamamış kişiler içindir bunun için fetih /24-25. Ayetlere bakabilirsin.

İkincisi iman ettikten sonra insanlar hata işleyebilir hatta şirke küfrede sapabilirler. Siz bu olayı örnek göstereceğinize ashabın ya rasulullah müşrikler savaşa giderken şu ağaca kılıçlarını asar ve bu onlara uğur getirirdi sende bize böyle bir yol göster diyerek şirk-i bir düşünceye girmişlerdi. Fakat allahın rasulu (sav) çok hiddetlenerek vallahi sizde musanın kavmi gibi musadan bir heykel yapmasını istedikleri birşey söylediniz dedi ve onları böyle düşünmekten men etti fakat tekfir etmedi.

Bu kıssalardan çıkarışacak sonuç şu:
1--Kişi gerçek manada iman ettiğinde hemen tekfir edilmez eğer konu kendisine tebliğ edildiğinde ısrar ederse ona Allahın hükmü uygulanır.

2-- Mekkede hicret etmemiş fakat islam kimliğini korumuş insanların var olması mekkenin fethi esnasında onlarada aynı mekke putperestlerinin hükmü verilmiş olması. Eğer cenabbi Allah mekkede hicret etmemiş o kişilerin varlığından söz etmemiş olsa idi islam ordusu savaş esnasında onlarıda öldürecekti.

Buda şunu gösterir allahın rasulu bir beldeyi fetih etmeye giderken o beldenin idari şeklinin islam olup olmadığına bakardı eğerki o belde islam beldesi değil ise o belde halkının tamamına kafir muamelesi yapardı.taki içlerinde müslüman olanların imanlarına şahitlik edene kadar.

İşte ben bu hükümü Allahın rasulunun pratik yaşantısından çıkarıyorum. Eğer bir ülkede allahın yasaları hakim değil ise o belde islam dinine karşı savaş hali almış belde olarak kabul ederim. Ve belde halkının tamamına kafir muamelesi yaparım taki kişilerle konuşup iman ettiklerine şahit oluncaya kadar.

Şimdi sana sorum şu sen neye göre islam şeriati ile idare edilmeyen bir beldeye islam devleti diyor ve halkını müslüman olarak kabul ediyorsun.

3-- sen rasulullahın dizi dibinde islamı öğrenmiş ve bedire katılmış iman etmiş atalar dinini red etmiş sahabileri ile menzil tarikatının müritlerini yada cübbeli ahmetlerin müritlerini birbirlerine karıştıryorsun.

Sayın imam hüseyin bey yukarıda gerek ayetlerden gerek sünnetten gerekse alimlerin görüşlerinden çok geniş şekilde deliller sundum onların üstüne söyleyecek söz şudur cenabbi allahın ayetlerine kulak verelim nefsani davranmayalım allahın müslüman dediğine müslüman müşrik dediğinede müşrik diyelim yani allahın hükmü ile hüküm edelim.

Şöyle düşünelim diyelimki siz şuan islam devletinde şeyhül islam makamındasınız islam devlet başkanı size milletler arası islam hukuku nedir diye fetva istedi siz nasıl cevap vereceksiniz.

Yeryüzündeki toplumları tanımlamayacaksınız eğer tanımlayamzsanız sizler tevbe suresindeki ve daha birçok suredeki ayetleri nasıl uygulaycaksınız bunun cevabını merak ediyorum.


Şimdi siz değerli kardeşlerimden ağabeylerimden bazıları oy kullanan Müslümanları tekfir etmekte ve müşrik oldukları iddiasını gündeme getirmektesiniz… Sizden tek ricam siz bir yapı ortaya koyun bizler eğer size tabii olmaz isek Müşrik olalım? Yani (Kur'anın emir ve yasaklarını uygulayacak bir sistem/rejim)imam hüseyinden alıntı
Bu sözünüzde zerre kadar samimiyet göremiyorum. Eğer bu sözünüzde doğru iseniz açın allahın rasulunun hayatını okuyun o bizler için önder değilmidir. Rasululllah (sav) 13 yıl mekke takriben 10 yılda medinede müslüman olmayan toplumların arasında yaşamıştır.

Eğer onların atalarının dinlerine onların batıdan ithal edilmiş şeriatlerine destek verdiğini onlara karşı savaş açmadığını onları kafirlik ve müşriklikle itham etmediğini söyleyebilirseniz o halde iddianızı doğrulamış olursunuz ve selam.. samimiyet....samimiyet....samimiyet...diyorum.

Sayın elemin sen biraz daha oku olurmu öyle ezbere ezbere konuşmak zandan başka birşey değildir zan ise haktan yana birşey değildir. Yukarıda yaklaşık 4 sayfa ayetlerle hadislerle görüşlerimi belirttim varsa deliliniz buyrun ortaya koyun.

Küfre rıza küfürdür herkimki küffarı islam diye sunmaya çalışırsa yada küffara karşı rıza gösterirse kendisde kafir olacağı aşikardır....

Nisa/140- Allah size indirdiği kitapta onun ayetlerinin inkar edildiğini ya da alaya alındığını işittiğinizde başka bir konuya geçmedikleri sürece onlarla bir arada oturmamanızı, yoksa sizin de onlar gibi olacağınız! bildirdi. Hiç kuşkusuz Allah münafıklar ile kafirleri cehennemde bir araya getirecektir.

Buhâri ile Müslim'de de Ebu Hureyre (ra)'den şöyle dediği nakledilmek¬ledir:
"Rasulullah (SAS)e: "Pek yakın akrabanı uyarıp korkut"(eş-Suarâ 26/214) âyeti indirildiğinde Rasulullah {sa) şöyle buyurdu:

"Ey Kureyş toplulu¬ğu, siz canlarınızı Allah'tan satın alınız (kendinizi kurtarınız), benim Allah'a karşı size hiçbir faydam olamayacaktır Ey Abdülmuttalib oğlu Abbas, Al¬lah'a karşı sana benim hiç bir faydam olmayacaktır Ey Rasulullah (sa)'ın halası Safiyye, Allah'a karşı benim sana hiçbir faydam olmayacaktır Ey Muhammed'in kızı Fâtıma, malımdan neyi istersen benden iste, (ama) Al¬lah'a karşı


Bu diyarda zevk-ü sefaya ait bir şey gördüğünde ve onu nefsine sokuverdiğinde şunu bilmelisin ki, artık seni etkileyip cezb edecek faktörler oluşmuş demektir. Öyleyse bunlar (meydana gelmeden) bunları tanı ve onlara bulaşmamanın yollarını araştır. Böyle yaptığın takdirde, bu faktörlerin içinde bulunmanla beraber, seni meşgul edecek olan bu faktörler sana zarar vermeyecektir.
(İbni Kayyım el-Cevzi El- fevaid

“Ey iman edenler Allah'tan korkun ve sâdıklarla beraber olun.” (Tevbe Suresi 119)

''Allah hüküm koyar, onun hükmüne hiçbir değiştirici yoktur.'' (Ra'd/41)

''O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.'' (Kehf/26 turkce

''İhtilâf ettiğiniz herhangi bir şey hakkında hüküm Allah'a aiddir.'' (Şûrâ/10 )

''Huküm, yalnızca Allah’a aiddir.'' (En'am/57 )

''Haberiniz olsun hüküm Ona aiddir'' (En'âm 62)

Hüküm, yalnızca Allah'a aiddir. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur lakin insanların çoğu bilmezler." (Yûsuf /40)

''Huküm, yalnızca Allah'a aiddir.'' (Yûsuf/ 67)

''Allah odur ki Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Dunyâda da âhirette de bütün hamdler O’na mahsusdur. Hüküm yalnızca O’nundur.'' (kasas/70 )

Allahın helal ve haramlarına riayet etmeyenler Allahın hükümleri üstüne hüküm koyanlar derhal delillerini getirsinler. Vergi adı altında zinaya helal kılan bir merciye rey vererek ortak olanlara Allah’ın aytlerini hatırlatır bu haram ve helalleri koyanlara sesleniyorum buyrun delilinizi getirin bakalım.

“Allah’ın size indirdiğinin bir kısmını haram bir kısmını helal kıldığınızı görüyor musunuz? Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan mı uyduruyorsunuz?” (Yunus 59)

“De ki Haydi Allah şunu haram kıldı diye şehadet edecek şahitlerinizi getirin….” (En‟am 150)
“Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa sizin bir kitabınız var da oradan mı okuyorsunuz?” (Kalem 36 ve 37)

Evet YARABBİM bir anayasa kitapçıkları var oradan okuyorlar üstelik rabbimin azabından hiç korkmadan Allahın helal kıldığını haram haram kıldığını da helal kılıyorlar onların ilim ehli! İnsanlarıda onlara fetva veriyorlar.


Ravi: Ebu Hüreyre
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allahu Teala Hazretleri diyor ki: "Ben ortakların şirkten en müstağni olanıyım. Kim bir amel yapar, buna benden başkasını da ortak kılarsa, onu ortağıyla başbaşa bırakırım."
Müslim, Zühd 46, (2985

"Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyi kendilerine dinden bir şeriat koyan ortakları mı vardır?" (Şûra, 21)

O da "Allah"a ibadet edin, Tağuttan uzak durun!" dedi."(Nahl:36)."
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 12 Haziran 2011, 04:49:54 ÖÖ 04
sayın duaekseni
sizler bir mavi marmara gemiside şöyle doğuya ve güney doğuya gönderseniz çok güzel olur. Şunu merak ediyorum siz doğu ve güney doğu köylerine mezralarını gittinizmi hiç bunu çok merak ediyorum.

Kışın o karların altında yırtık bir çift ayakkabıyla kışı geçirmenin ve açlıkla sefaletle zahmetle 6 ay sert hava koşulları ile geçirmenin ne demek olduğunu acaba biliyormusunuz.

Gerek feodalizm gerek şeyhcilik gerek zorba bir tağuti rejim gerek terör belası altında köyleri yakılarak alışık olmadıkları şehir kenar varoşlarında sağlıksız koşullarda yaşamak zorunda kalan şu mazlum insanlarada bir siyah maramara gemisi göndersiniz dünyamı yıkılır.

Ama doğru bunu yaparsanız tvilerde sizleri haber yapmazlar gaztelerde manşet de yapmazlar. Benimkide lafmı şimdi.. Siz benim kusuruma bakmayın ben öylesine kendi kendime saçmaladım,benimki sadece bir istirham ve rica idi.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: FECR - 12 Haziran 2011, 01:23:05 ÖS 13
Ezhattım kardeşim
Duaekseni kardeşim bildiğim kadarıyla doğuyu bilen bir kardeşimiz.Doğu bölgesininin sıkıntılarını çekmiş birisidir.O tarafları sizden daha iyi bildiğini sanıyorum.Zanda bulunmaktan kaçınalım.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 12 Haziran 2011, 01:24:06 ÖS 13
konu hakkında söylenen söylenmiştir,paylaşımların ilkinden başlayarak verilen MESNETLERİ ,KURAN VE RASULULLAHIN PIRATİKLİĞİNDE değerlendirip her kes seçimini yapar ve bu konuda paylaşım yazan arkadaşlar geri dönüp bir daha baksınlar hem kendi yazdıkları MESNETLERİNE ,HEMDE KARŞITLARININ kine ve ben müslümanım diyen İŞİTTİM VE İTAAT ETTİM DEMEK ZORUNDADIR bu yönde cehd ve gayret gösteren her kes kendi İNANCINI[DİNİNİ] ortaya koymuştur...Aramızdaki bu tür durumlardada hüküm koyma Allah a aittir..He pimizde bir gün ölecez mahşerle ilgili ayetlerede bakalım örneğin ENAM süresini tekrardan okuyalım bakalım BURDA YAZDIKLARIMIZLA MAHŞERDE NASIL Bİ HALE GİRECEZ.....

Ayrıca bazı arkadaşlar ÜSDATLARINI DOĞRULAYIP ,ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAHI YALANLAMAYA ÇALIŞTIKLARI müddetçede bu fikirleriyle debeleneceklerdir..üstadı kendisine yazdırıldığını idda eddiği beyanlarını Alemlerin rabbi olan rabbimiz BUNU SÖYLEYEN YALANCIDIR,MENFAATÇİDİR DEMESİNE RAĞMEN,kendi üstadının nefsini temize çıaranlarada LAAAAAAAAAAA diyorum,illa allah...

Ayrıca konuya ilk başta birlikte karşılıklı doğruyu bulmak amaçlı olarak başlattığımız bu konudaki arkadaşım MAXPAYNAYA teşekkür ediyorum,EZHATIM KARDEŞİMDENDE ALLAH RAZI OLSUN ,diğer yazan aarkadaşlarada katılımlarından dolayı ne kadarda yazdıklarındaki doğrular olmasına rağmende GENELDE AYNI İTİKATTE OLMADIĞIMI SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEDEN SÖYLER VE ONLARADA TEŞEKKÜR EDİYORUM,Bu konuda benimle aynı itikatte olmayan arkadaşlarada rabbimden samimiyetleri ölçüsünde onlarada AP AÇIK BİR AYIRD EDMEYİ BULMALARINDA YARDIM EDSİN.....
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: duaekseni - 12 Haziran 2011, 01:25:31 ÖS 13
Değerli EZHATTIM kardeşim,

Evet söylediğiniz gibi doğu ve güneydoğu anadolu’ya gittim.Hatta oralarda bir müddet yaşadım
.Mavi,siyah gemi değil ama kırmızı,yeşil  kamyonlarla bir yudum su mesabesinde “derdin derdim,acın acımdır” ı dillendirdik yol kardeşlerimizle.Yeterli mi?Asla ve kat’a değil.

Taşıma su ile değirmen dönmeyeceğini,değirmenin dönüp un öğütecek suyu kaynağından çıkarıp, o yörenin yıllarca zulümle yoğrulmuş,gözyaşiyle kavrulmuş,hep ahhh! dolu hayatlarının artık bundan sonra olsun ohhh! Demelerinin de hakları olduğunun bilincinde olarak.

Yöre halkının derdinin sadece aş,iş olmadığı da bir gerçek.Hatta tüm dertlerin temelinde sizin de tesbit ettiğiniz feodal yapı,sistematik olarak yıllarca uygulanan devlet terörü,devlet teröründen ve eğitimsizlik,bilinçli olarak uygulanan muhtaç- fakir -eğitimsiz bırakılmanın semirtip-beslediği terör belası.

İnsan olarak doğması esnasında kendisine YARATICI’sı (cc) tarafından tanınan tüm hak ve sorumluluklarını kullanmasının engellenmesi. Allah’ın ayetlerinden olan, Ana dilini sadece uyurken rüyalarında özgürce yaşayabildiği-konuşabildiği,uyanıp yaşama dahil olduğunda yıllarca ağzına kilit vurulup yasaklanıp acısını haykırmaktan mahrum bırakılması, böylece kültürünün,kimliğinin yok edilip,yozlaştırılması,

Ulus devlet putunun diğer bir ayağı olan tek ırka dayalı cinnet halinin gereği Allah’ın bir başka ayeti olan ırkların çeşitliliğe savaş açıp, ırklarını yok etmek için asimilasyon politikalarıyla, kök saldığı topraklarından bir ağacı söker gibi söküp, sürülüp, götürülüp dikildikleri yerlerde köklerini kurutup meyvelerinin acıya kesmesine sebep olunması.En güzel,en verimli,en tatlı meyvelerin yetişmesine meyyal yüreklerine,ezilmişliğin,zulme maruz kalmanın sonucu zehir,kin,nefret tohumlarının ekilerek fıtratlarına yabancılaştırılmaları,

Son yıllardaysa o bölgede ki en büyük tehlike, seksen yıldır ulusçuluk putuna kurban edilen sözde değer verdikleri ve aşağılık emellerine kurban ettikleri türk ırkına uygulanan “yüce ırk” sistematiği ,şimdi aynen kürt ırkına bu kez Kürtlerin Atakürt’leri tarafından empoze edilmeye çalışılmakta.Şimdilik tutuyor gibi görünse de, sunnetullaha aykırı.Tıpkı Türk ırkçılığı tutmadığı gibi,Kürt Irkçılığıda tutmayacak.Hak geldiğinde batıl her zaman yıkılmaya mahkumdur.

Bizlere düşen sorumluluk ve görev ki bu bizlerin çatısı altında öncelikle İslam olanlar ama insanım diyenlerinde dahil edileceği zulüm nerden gelirse gelsin zalimin karşısında ayrışarak değil,birleşerek güçlü bir şekilde karşı durmaktır.Bunu, birbirimizi horlayarak,kan davası güderek,birbirimizi kırarak,nefret ederek,ötekileştirerek yapamayız.Geçmişle adil bir şekilde yüzleşmek,dersler çıkarmak,aksayan yerleri tespit edip onararak,kararlılıkla,adaletle gerçekleştirmeliyiz.İnanırsak başarırız,ütopya değil.

Bu bahsettiklerimiz aslında Türkiye’nin değil, yeryüzünde milyarlarca insanın sorunu. Irkların, dillerin değil,dinleri,renkleri farklı olanların da sorunu.Bu son yazdığım satırlar siz değerli kardeşim EZHATTIM’a bak sorunu dünyaya yayarak,doğu,güneydoğu Anadolu derdimizi sulandırmak istiyor düşüncesine sevketmesin:) siteminizi anlıyorum.Derdinizi önemsiyorum.Sadece daralttığınız bakış açınızı daha da genişletmek, baktığınız denizin dibini de görmeniz için, bakışlarınıza derinlik katmanız ricası içindir.
Bizim oralarda bir söz vardır.Teşbihte hata olmasın,sözüm meclisten dışarı.”dana yediği taşı bilir” derler.:) Belki  bir kürdün  acısını,yaşadıklarını tam bilemesem de, bir Müslüman olarak yaşadıklarımdan empati yapıp hissedebiliyorum.

Rabbim bizleri,Atatürkleri,Atakürtleri,Atalazları (var mıydı böyle bir şey ya? :) yoksa da, yarın olursa/oldurulursa  şaşmam) değil, güzel ahlakından,adaletli oluşu sebebiyle kendisine elçi seçtiği Peygamberlerinin örnekliğini alıp,onların ayak izlerini takip eden,dünyası ahreti cennet olan kullarından eylesin (amin)

Son olarak;Zulme sessiz kalmayalım.Gücümüzü birleştirelim zalim babamız bile olsa.

Ama lütfen muhabbetimizi ön plana çıkaralım. İnsanlarla aramıza kin, nefret duvarları örmeyelim. Firavun’a Musa’yı gönderirken bile “Ya Musa! Azan,kuduran,asan,kesen,zulmü kendisine ilke edinmiş firavuna git güzel söz söyle.Anlamaz ise onu bana bırak.yandaşı,yoldaşı,gücü-kuvveti olan Haman’ı,Karun’u yerin dibine batırırım.Sihirbazlarının kalpleri çevirir emrime ram ederim.” Diyen Rabbimizin sesine kulak verelim.

Selam ve dua ile..


Sözünü bilen kişinin,yüzünü ağ ede bir söz.
Sözü pişirip diyenin,işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı,söz ola kestire başı.
Söz ola ağulu aşı,bal ile yağ ede bir söz.
Kişi bile söz demini,demeye sözün kemini.
Bu cihan cehennemini,sekiz uçmağ ede bir söz.
(Yunus Emre)

(ha,sahi EZHATTIM ne demek? )

not;cümle düşüklükleri,anlam bozuklukları olabilir.acele yazdım,spontene dökülüverenler.affola)
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 12 Haziran 2011, 01:30:24 ÖS 13
LÜTFEN ARKADAŞLAR VE KARDEŞLER BU KONU DIŞINDA YAZACAKLARINIZI BAŞKA BAŞLIKTA DEĞERLENDİRİN.....Bu konu benim için önemli bi konudur sizden ricam bu yönde yazacaklarınız olsun,her kes yarın amelini Allah A SUNACAKTIR DEĞİL Mİ....Bizler burda yargıc da değil,kimsenin avukatıda değiliz [değilim] olması gereken insanlar için DOĞRU VE SAPIKLIK AP AÇIK AYIRD EDİLMİŞ OLAN KAYANAK VAHİYE VE RASULUN PIRATİĞİNE BAĞLI KALARAK GÜCÜMÜZ NİSPETİNCE BU HAKİKATİ ORTAYA KOYMAK...
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: imam hüseyin - 12 Haziran 2011, 03:23:28 ÖS 15
Tekfir hastalığına karşı tavır takınan TEVHİD ehli Müslümanların (her ne kadar tekfir edenler bunları Müslüman saymasa da) onlara karşı takındıkları tavır dikkat çekicidir. Tevhidi düşünceye sahip Müslümanları kendileri ile bazı konularda hemfikir olmadıklarında Müşrik/Kafii ilan eden kardeşlerimize (Harici) gözüyle bakılmasa da genel itibari ile doğru değildir.

Ama bu kardeşlerimizin haricilere benzeyen birçok yönüde mevcuttur. Bunları hepsini ele almak ayrı bir araştırma konusu lakin özellikle kendilerinde var olan ve hariclere en çok benzeyen yönleri İtikadi şirk ile Ameli şirki birbirinden ayıramamalarıdır.

Bu kardeşlerimiz ile yapılan ilmi münazaralarda o kadar sert bir üslup ile karşı koyuyorlar ve sanki farklı din mensupları imişçesine karşı koymaktadırlar… Allah resulünün tebliğ metodunda Ebu cehile bile kullanmadığı bir sertlik ile dışlamaktadırlar…

Günümüz dünyasında bizler toplumları İslam dininin ilk yayıldığı dönemlerde cahiliye toplumu olarak görerek onlara ilk defa tebliğ yapılıyormuşçasına anlatmalıyız. Öncelikle Akidevi hususları anlatıp sağlam bir inanç üzere bireyleri yetiştirmeliyiz. Bu merhaleden sonra saflar belirlenebilir. İktidar olmak gayesi ancak sağlıklı bireylerin oluşturduğu toplumların varlığı ile gerçekleşebilir. Taasuubi anlayışlardan uzak durarak emperyalist düşüncelere fırsat vermemeliyiz…

Şimdi bazı arkadaşlarımızın neden cemaatler gruplar vb var gibi söylemlerini sıkça duymaktayız. Neden hepsi tek bir çatı altında aynı fikirde değiller bunlar fırkalaşmaya sebep olanlardır İslam değillerdir dediklerini duyuyoruz bu söylemlerine şimdi Kur’an ile bakalım:

O halde, müminler içinden iki grup çatışırsa onlar arasında barışı sağlayın; ama sonra, iki (grup)tan biri diğerine haksız şekilde davranırsa, (davranışı)nı Allah'ın buyruğuna uygun hale getirinceye kadar, haksızlık yapan taraf ile mücadele edin; (yaptıklarından) vazgeçerlerse adil bir şekilde aralarını bulun ve (onlara) eşit davranın çünkü Allah, eşit davrananları sever!
(Hucurat-9)

İmam Ali ve annemiz Aİşenin karşı karşıya geldikleri savaşta şu rivayet ile bakacak olursak eğer ‘’Birbirine kılıç çeken Müslüman değildir’’ Müslümanların birbirleri ile savaşması nehy edilmiştir bu savaşta çarpışan iki kesim de Müslüman idi. Hemde sahabelerden oluşan grup bunlar birbirlerine kılıç çekmiş ve bu güne kadar hangi âlim vb bunları tekfir etmiş (hâşâ) kâfir/müşrik olarak ilan etmiştir.

Bu tekfiri ancak bir kesim yapmış onlarda Harici dediğimiz Kur’anı okuyup anlayamayan kesim. Bu mantığa sahip kesimlerin her zaman gündeme getirdikleri kendilerini cesaretli amma onların tekfir ettiklerini tekfir etmeyenleri korkak ithamları nasıl bir cesaretin ürünü kör cehaletten başka bir cesaret değildir…

Yâda Sıffin savaşında savaşanların hangisi tekfir edildi şimdi birileri diyecek yok efendim onlar sahabe idi bu konuları konuşmayalım Allah aşkına bu konuları konuşmaya cesaret edemeyenlerin işlerine geldiğinde Allah resulünün nübüvvetten önceki halini tartışmayı bilir ağza dahi alınmayacak ithamlarda bulunabilmektedirler.

Bu güne kadar Muaviyenin fasıklığında birçok âlimin ittifakı olmasına rağmen hangisi Muaviyenin dinden çıktığını Müşrik/Kâfir olduğunu söylemiştir? Ya da Amr Bin As gibi bir desise uzmanının Kafir veya Müşrik olduğu dile getirilmişmidir… Kimsenin küfrü hakkında bizler ölçüyü belirlemeyiz Küfrünü açıktan açığa ilan etmediği müddetçe… Küfrünü ilan edip Küfür amelleri ile yaşayan kişiye elbette kâfir denilir lakin yine hükmü verecek onun kâfirliğini tespit edecek Allah’a bırakmak lazım…

Müslümanlardan kardeşim tezat görüşlerine kızıyorum bir konuda aynı fikirde olmadığımız zaman arkadaşmı oluyoruz Allah aşkına Tevhidi inançta hangi fikirde aykırıyız benim davam şahıslar ile değil sen şahıslara kafayı takmış illa birilerine Müşrik dememi istiyorsun asla Üstad Saide Kürdiye asla sizin kullandığınız ithamları kullanmam putumda değildir eleştiririmde bunuda sen iyi bilirsin ama fikirlerini ve günümüzde uzantısı olduklarını iddia edipte hiçbir alakası olmayanları… Zülkif müsaid zamanımda seni arar ağabeylik vasfı ile fırçamıda atarım …
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 12 Haziran 2011, 05:05:57 ÖS 17
--------------------------------------------------------------------------------

Tekfir hastalığına karşı tavır takınan TEVHİD ehli Müslümanların (her ne kadar tekfir edenler bunları Müslüman saymasa da) onlara karşı takındıkları tavır dikkat çekicidir. Tevhidi düşünceye sahip Müslümanları kendileri ile bazı konularda hemfikir olmadıklarında Müşrik/Kafii ilan eden kardeşlerimize (Harici) gözüyle bakılmasa da genel itibari ile doğru değildir.

Ama bu kardeşlerimizin haricilere benzeyen birçok yönüde mevcuttur. Bunları hepsini ele almak ayrı bir araştırma konusu lakin özellikle kendilerinde var olan ve hariclere en çok benzeyen yönleri İtikadi şirk ile Ameli şirki birbirinden ayıramamalarıdır.imam hüseyinden alıntı...
CEVABIM...Güzel abim,bizler sizin kadar itikadi ve ameli şirki ayırd edemesekte gerçekten ŞİRKİN KİŞİYİ MÜŞRİK EDEBİLECEĞİNİ AP AÇIK AYIRD EDEBİLECEK KADARDA KURANIN TALEBESİYİZ[İM],Ha haricilerle bazı yanlarımız uyuşuyor olabilirde ÖNEMLİ OLAN BU TAVIRLARIM KURAN DIŞI MI DIR DEĞİL MİDİR ONA BAKMAK LAZIM ilk paplaşımımdan taki şimdiye kadar olan paylaşımımda ALLAHIN KİTABI,RASULULAHIN PIRATİĞİ VE BU ÇİZGİDEN AYRILMAYAN ALİMLERİN GÖRÜŞLERİNİ VERMEYE ÇALIŞTIM,ha bu birilerine  göre,HARİCİLİK,BİRİNE GÖREDE,FARKLI Bİ İSİMLE İTHAM EDİLEBİLİNİR,VE UNUTMAYALIM Kİ PEYGAMBERLERİDE FİTNECİ,DELİ,MECNUN DİYE İTHAM ETMİŞLERDİR ÖNEMLİ OLAN İTHAMLARIN MESNETLERİDİR...bENDE AZ ÇOK GEÇMİŞİ FIKHEDERK GÜNÜMÜZLE DEĞERLENDİRENLERDENİM yalnız bu değerlendirmeyi KURANIN PIRATİĞİ OLAN RASULULLAHIN PIRATİKLİĞİNDEN VE VAHİYDEN AZADEDE DEĞERLENDİRMEYE GİRMEM VE GİR MEDİMDE,hARİCİLERDEN BAHSETMİŞSİNİZ EVET İSLAM tarihinin en vahim olaylarından biride bu dur ve buda o dönemin insanlarının imtihanıdır ve onların hesabı bize bizimde onlardan sorulmaz diyor kuran...yani harici marici bunlar boş ithamlardır diye biliyorum......
...
Bu kardeşlerimiz ile yapılan ilmi münazaralarda o kadar sert bir üslup ile karşı koyuyorlar ve sanki farklı din mensupları imişçesine karşı koymaktadırlar… Allah resulünün tebliğ metodunda Ebu cehile bile kullanmadığı bir sertlik ile dışlamaktadırlar…

Günümüz dünyasında bizler toplumları İslam dininin ilk yayıldığı dönemlerde cahiliye toplumu olarak görerek onlara ilk defa tebliğ yapılıyormuşçasına anlatmalıyız. Öncelikle Akidevi hususları anlatıp sağlam bir inanç üzere bireyleri yetiştirmeliyiz. Bu merhaleden sonra saflar belirlenebilir. İktidar olmak gayesi ancak sağlıklı bireylerin oluşturduğu toplumların varlığı ile gerçekleşebilir. Taasuubi anlayışlardan uzak durarak emperyalist düşüncelere fırsat vermemeliyiz…İMAM HÜSEYİNDEN ALINTI..
...
CEVABIM...sayın abim bakın sizler CAHİL DEĞİL SİNİZ,bidefa ben sizleri bu yöned görüyorum sizler ,sizinde bahsettiğiniz gibi sokakta TEVHİDDEN Bİ HABER,YANİ KURAN NEDİR İMAN NEDİRİ bilmeyenlerden değilsiniz,sizler ilim ehli ve bu ilmdede gayret etmeye çalışan hayatını bu yönde tanzim etmeye çalışan olarak görüyorum en azından bu hüsnüzandayım,VARSA Bİ SERTLİK VE BU SERTLİK BUNUN İÇİN DİR ,Gelelim tevhidden habersiz olanlara güzel abim bu gün yüzde doksanı toplumsal bi şirk olan oy kullanmayı kendine VATANDAŞLIK GÖREVİ BİLENLER ve kendilerine müslüman diyenlerin yüzde yüzünün EVİNDE ASILI KURANLARI VAR,kimse yarın ben bilmiyorum desede MAHŞERDE BU KABUL EDİLMİYECEKTİR......ENAM SÜRESİ..
156- "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik" dememeniz;.....işte sayın abim bu toplum ve sizinde MİLYARLAR DEDİĞİNİZ MÜSLÜMAN OLARAK TANIMLADIKLARINIZ KURANDAN HABERSİSİZ DİYE MİYECEKLERDİR....Yani sayın abim VATANDAŞLIK GÖREVLERİNİ BİLDİKLERİ KADAR İSLAMİ GÖREVLERİNİDE MERAK ETSİNLER..Ha demiyorum bunlarada anlatmayalım anlatalım ama BAKIN KARDEŞLERİME ANLATIYORUM ,BABAMA ANLATIYORUM,Bİ İKİ KARDEŞİM TAMAM DOĞRU DEYİP BU GÜN KALKIP OY KULLANMAYA GİDDİLER VE BEN ONLARADA DEDİM VALLAHİ KULLANANLARLA İSLAMİ İLİŞKİLERDE BULUNMAYACAĞIM,ben eğer bu dediğimden vaz cayarsam YAKITI TAŞ VE İNSAN OLAN CEHENNEM AZABINDAN BUNLARI KORUMAYA ÇALIŞMAMIŞ OLACAM TAVRIM NET OLACAK VE OLUYORDA ,burda yazdıklarımın aynısını HAYATIMDADA UYGULAMIYORSAM NAMERDİM VELEVKİ BABAM OLSUN........Kimsenin küfrünü,şirkini örtemem onların HAK OLDUĞUNU MÜSLÜMAN KALADIKLARINI SÖYLERSEM ONLARDA KENDİLERİNDEKİNİ DEĞİŞTİRMEYECEKLER VE RABBİMİZDE DEĞİŞTİRMİYECEK ONLARI.....Gelelim iktidar OLAYINA sayın abim müslüman İKTİDARI ALLAHTAN BEKLER,Hac süresinde[41] rabbimiz İKTİDARI VERDİĞİM KİŞİLER diye beyan ediyor,müslüman olan MÜSLÜMAN KALMAK İÇİN NASIL YAŞANMASI GEREKİYORSA NELERİN RED EDİLMESİ GEREKİYORSA ÖYLE YAŞAMALI iktidarda gelirse Alahtan iktidarıda Alla hın HÜKMÜYLE aLALHIN ANAYASA KİTABIYLA TANZİM EDER YÜRÜRLÜĞÜNÜ başka  anayasa kitapçıkcılarının SEÇMENİ OLMAZ VE KAFİRİDE KAFİR,MÜŞRİĞİDE MÜŞRİK BİLİR VE ANCAK BÖYLE MÜSLÜMAN KALINIR...

...
Şimdi bazı arkadaşlarımızın neden cemaatler gruplar vb var gibi söylemlerini sıkça duymaktayız. Neden hepsi tek bir çatı altında aynı fikirde değiller bunlar fırkalaşmaya sebep olanlardır İslam değillerdir dediklerini duyuyoruz bu söylemlerine şimdi Kur’an ile bakalım:

O halde, müminler içinden iki grup çatışırsa onlar arasında barışı sağlayın; ama sonra, iki (grup)tan biri diğerine haksız şekilde davranırsa, (davranışı)nı Allah'ın buyruğuna uygun hale getirinceye kadar, haksızlık yapan taraf ile mücadele edin; (yaptıklarından) vazgeçerlerse adil bir şekilde aralarını bulun ve (onlara) eşit davranın çünkü Allah, eşit davrananları sever!
(Hucurat-9)İMAM HÜSEYİNDEN ALINTI..
...
CEVABIM...Bakın güzel abim ayettede iki tarf dinlenir ve kim haklıysa şahidler eşliğinde buna karar erilir ve HAKSIZ TARAF TAYİN EDİLİR VE HAKSIZ TARAFA İLK BAŞTA SÖZLÜ ,SONRADA DURMASSA FİİLİ Bİ UYGULAMA YAPILIR DİYE BEYAN EDİYOR...ve halen durmayan verilen hüküme razı olmayan ALLHIN HÜKMÜNE RAZI OLMAMIŞ OLMASINDAN DOLAYI AYETİN GİRİŞİNDEKİ MÜSLÜMANLIĞI ORTADAN KALKAR VE ONUNLA TAKİ YOLA GELİNCEYE KADAR HARP EDİLİR....HA BU DURUMDA ŞAHİDLER YOKSA,HER İKİ TARAFTA KENDİNİN HAKLILIĞINI DİLLENDİRİYORSALAR MÜSLÜMANA DÜŞEN İKİTARFADA TARAFTAR OLMAMAK NASIL OLSA HÜKMÜNDE ADİL OLAN ALLAH MAHŞERDE BUNLAR HAKKINDAKİ KARARINI VERCEKTİR HAKSIZI VE HAKLIYI AYIRARAK
...
İmam Ali ve annemiz Aİşenin karşı karşıya geldikleri savaşta şu rivayet ile bakacak olursak eğer ‘’Birbirine kılıç çeken Müslüman değildir’’ Müslümanların birbirleri ile savaşması nehy edilmiştir bu savaşta çarpışan iki kesim de Müslüman idi. Hemde sahabelerden oluşan grup bunlar birbirlerine kılıç çekmiş ve bu güne kadar hangi âlim vb bunları tekfir etmiş (hâşâ) kâfir/müşrik olarak ilan etmiştir.İMAMHÜSEYİN DEN ALINTI
...
CEVABIM...Güzel abim bu olayda hz aişe haksız olduğunu itiraf etmiş ve savaştanda geri durmak istemesine rağmen etrafındaki FİTNECİLER ONU BIRAKMAMIŞLARDIR,olaya tamamen şahid olmayan bizler ise bu tür olaylarda bize ulaşan rivayetler doğrultusunda bizlerde olayı değerlendirirken BU OLAYA TARAFTAR OLMAK DEĞİL BUNDAN DERS ÇIKARMAK LAZIM NEDEN ÇÜNKÜ BU OLAYA ŞAHİD DEĞİLİZ GÜNÜMÜZE KADAR GELEN BİLGİDE KARMAN ÇORMAN DIR.Ve müslümana düşen bu tür geçmiş olaylarda ki tavır KURANIN AYETİNDEDE MUHKEM OLARAK AÇIKTIR,geçmiş dönemdekilerin hesabı onlara ,bizimde bize sorulacak ve kimse kimse içinde suçlan mıyacak,Allah bana bu iki tarfatardan birine taraftar ol emride yok rasulun as nasihatide yok TARAFTAR OLMAYA DAİR ONLAR Bİ ÜMMETTİ VE GELDİ GEÇTİ ONLARIN HESABI ONLARA BİZİMDE BİZEDİR,Bu olayda konuyla alakası da yoktur.....
...

Bu tekfiri ancak bir kesim yapmış onlarda Harici dediğimiz Kur’anı okuyup anlayamayan kesim. Bu mantığa sahip kesimlerin her zaman gündeme getirdikleri kendilerini cesaretli amma onların tekfir ettiklerini tekfir etmeyenleri korkak ithamları nasıl bir cesaretin ürünü kör cehaletten başka bir cesaret değildir…

Yâda Sıffin savaşında savaşanların hangisi tekfir edildi şimdi birileri diyecek yok efendim onlar sahabe idi bu konuları konuşmayalım Allah aşkına bu konuları konuşmaya cesaret edemeyenlerin işlerine geldiğinde Allah resulünün nübüvvetten önceki halini tartışmayı bilir ağza dahi alınmayacak ithamlarda bulunabilmektedirler.İMAM HÜSEYİNDEN ALINTI
...
CEVABIM...Yok abim yok ne nasıl konuşulması gerekiyorsa KURAN VE RASULUN PIRATİKLİĞİNDE KONUŞALIM SORGULAYALIM BEN PUTPEREST DEĞİLİM......
Gelelim sıffın veya bu tür geçmişteki olaylara sayın abim NİYE Bİ TARAF TARAFTAR OLAYIM VE BU OLAYI ANALİZ EDERKENDE BU DURUMDA HER İKİ GURUPTADA ŞAHİDLER KENDİ TARAFINDAN OLANLARDIR VE her şahidde tarafı olduğu gurubun HAKLI OLDUĞUNU söylemiş ve öylede şahidlik etmişlerdir,tekrar ediyorum bana düşen tavır şudur,Alahın elimi uzak tuttuğu o KANDAN BENDE DİLİMİ UZAK TUTARIM KURANIN ŞU BEYANIYLA,Onlar sizden önceki bi ümmetti ve gelip geçti ve sizinhesabınız onlara ,onların kide size sorulmaz...ve bu tür olaylara ŞAHİD DEĞİLİZ KURANINDA VAHİSİ YOK BU OLAYLARI NETLEŞTİRELİM NEDE RASULULLAHIN HADİSİ VAR BU OLAYLAR HAKKINDA ONUN İÇİN U zak durur çıkarılması gerekeni anlamaya çalışırım,AMA GÜNÜMÜZDE Bİ SIFFIN OLSA ŞAHİDLİĞİMİDE VERDİĞİNİZ HUCURAT AYETİNDEKİ İBİDE YAPARIM ŞAHİDSEM......

...
Bu güne kadar Muaviyenin fasıklığında birçok âlimin ittifakı olmasına rağmen hangisi Muaviyenin dinden çıktığını Müşrik/Kâfir olduğunu söylemiştir? Ya da Amr Bin As gibi bir desise uzmanının Kafir veya Müşrik olduğu dile getirilmişmidir… Kimsenin küfrü hakkında bizler ölçüyü belirlemeyiz Küfrünü açıktan açığa ilan etmediği müddetçe… Küfrünü ilan edip Küfür amelleri ile yaşayan kişiye elbette kâfir denilir lakin yine hükmü verecek onun kâfirliğini tespit edecek Allah’a bırakmak lazım…İMAM HÜSEYİNDEN ALINTI..
...
CEVABIM ,,Güzel abim o dönem o olaya şahid olmayan SAD BİN EBUVAKKAS BİLE bi tarafa taraftar olmamış Allah rasulunun yanında yetişip,sizinde verdiğiniz ayeti yüzüne okumalarına rağmen,OLAYIN HER İKİ TARAFINDAKİ ŞAHİDLERİN KENDİ GURUPLARI LEHİNE VERDİKLERİ ŞAHADETTEN DOLAYI Bİ TARAFA TARAFTAR OLMAMIŞTIR,ayrıca onlardan sonra gelen alimlerde verdiğim GEÇMİŞ DÖNEMDEKİ LER GELDİ GEÇTİ AYETİ IŞIĞINDA HAL VE TAVIR ALMİŞLARDIR ve sayın abim bununda bizim konumuzla alakası yok
...

Müslümanlardan kardeşim tezat görüşlerine kızıyorum bir konuda aynı fikirde olmadığımız zaman arkadaşmı oluyoruz Allah aşkına Tevhidi inançta hangi fikirde aykırıyız benim davam şahıslar ile değil sen şahıslara kafayı takmış illa birilerine Müşrik dememi istiyorsun asla Üstad Saide Kürdiye asla sizin kullandığınız ithamları kullanmam putumda değildir eleştiririmde bunuda sen iyi bilirsin ama fikirlerini ve günümüzde uzantısı olduklarını iddia edipte hiçbir alakası olmayanları… Zülkif müsaid zamanımda seni arar ağabeylik vasfı ile fırçamıda atarım …imam hüseyinden alıntı
...

CEVABIM....gÜZEL ABİM BAKIN BEN HER DAİM SİZİNLE İSTİŞARE İÇİNDE OLDUM VE BU YÖNDEDE BULUNMAKTAN KENDİ ADIMA GURURDA DUYUYORDUM YALNIZ sizin le belli bi zaman sonra baktım ki MÜŞRİK AMELİNDE BULUNALARI,ALLAHA İFTİRA ATANLARI,VAHDEDİ VUCUDÇULARI hepsinide MÜSLÜMAN GÖRDÜNÜZ VE BENDE SİZE SORUYORUM ABİ BUNLARI MÜSLÜMAN GÖRMEK SİZCE TEVHİDİMİZE TERS OLUP BİZİDE MÜSLÜMANLIKTAN ÇIKARMAZ MI.Ne olur yapmayın etmeyin başkasının şirkini küfrünü NİYE SAVUNALIM.Bakın mustafa islam oğlu ve ahmed kalkan ki ben olnlarlada ders yaptım yalnız maxpaynanın yukarda ilk yazılarında verdiği verdiği VİDEOLARDA İSLAMOĞLU müşrik olanlarda benim kardeşimdir diyor...peki abi SİZE SORUYORUM ALLAHDA BİZE HUCURAT DA 10 müminler ancak kardeştir diyor şimdiislam oğlumu yoksa ALLAH MI doğru söylüyor ne olur yapmayın ahmed kalkanda kendisi için demokrasiye ŞİRKTİR DİYOR,AMA BAŞKASI İÇİN DEĞİL DİR DİYOR VE BU BAŞKALRINIDA MÜSLÜMAN OLARAK TARİF EDİYOR NE YANİ ALALHIN AYETİ AHMED KALKANA AYRI,BAŞKASINA YRI MI HÜKÜM VERİYOR BU NE ÇELİŞKİ.....Güzel abim bende sizlerle kardeş olmak istiyorum ama ALLAHI KIZDIRMAK ALLAHA KARŞI NANKÖRLERDEN OLMAK VE ALLAH BANA İMANI BULMAMDA YARDIM ETTİKDEN SONRA[Rabbimiz dinine yardım edene yardım ederim diyor,muhammed 11 yne bazıları bu sözü başka tarafa çekmesinler diye ayetide yazayı] BENDE TEKRAR ESKİ CAHİLİYEME DÖNMEK VE MÜŞRİKLERİ KARDEŞ GÖREMEM....Allah karşıda nankör olmak istemiyorum ve bu tavrım cahili bi yaşntıda olurkende böyleydi ben nankör olamam ALLAHA KARŞI YALAN SÖYLEYENLERİN YALANCI OLDUKLARINA HAYATIMIN SON ANINA KADARDA YALNCILARDIR DİYE ŞAHİDLİK EDECEM......Bana kızmana ve abiliğin gereği fırça atmak istemenede bir şey demem SENİNLE VE HER İNSANLA ANCAK ALLAHIN HÜKMÜNDE KARDEŞ OLMAK İSTEYEN ALLAHIN KULU MÜSLÜMANLARDAN.....
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 13 Haziran 2011, 12:40:20 ÖS 12
Sayın duaekseni

Sizin samimi ifadelerinizden yola çıkarak diyorumki şuna inanınki o sitemim sizin şahsınıza karşı söylenmiş sitemler değildi.  Eğer sözlerim yanlış anlaşılmış ise bundan dolayı sizden helallık diliyorum.
Ben dünyaya gözlerimi açtığımda bulunduğum ilde dağın eteğinde şu cümleleri okudum “Ne mutlu türküm diyene” Anneme babama sordum bana kürt olduğum söylendi. Bu durum benim bir çocuk olarak yıllarca psikololojimi bozduğu gibi oralarda yaşayan tüm kürt halkınında psikolojisini bozmuştur.

On yıllarca inkar ve asimilasyon politikası güden tağuti rejimlere karşı sessiz kalan güyya islamcı! Cemaatlare her nedense dünyanın başka bir coğorafyasında güyya mazlumların yanında yer alarak kendi servetlerine servet kattıklarını çok bilmekteyim.

Bu tarz organizasyonlar düzenleyenlerin çocuklarının altındaki jeep markalı otomobiller gördükçe haliyle içim kan ağlamaktadır. Büyük şehirlerde lüx villalarda yaşayan jet skilerle dünyanın değişik yerlerinde zevkü sefa içinde tatil yapan cemaat liderlerine soruyorlar bu oturduğunuz villa sizinmi kendi müritlerini ve tüm insanları enayi yerine koyarak şu cevabı vermekteler. “Bu villa benim değil eşimin villasıdır.” Neyse hakkınızı helal edin burada konu başka konun dışına çıkmakta istemiyorum doğrusu..


İmam hüseyin bey rabbim size hakkı göstermeyi nasip etsin siz hakikaten hak ile batılı birbirlerine karıştırmakta çok iyisiniz. Hz. Ali ve hz.Aişe annemizin ve haricilerin misalını vermiş konuları yine çorbaya çevirmişsiniz. Ne olur sayın iyi abim sap ile samanı karıştırmayalım lütfen.

Birinci: Ne hz. Ali nede hz. Aişe annemiz Allah’ın helalın haram haramını helal kılmamışlardır.

İkincisi: Ne hz. Ali nede Hz. Aişe annemiz Allah’ın hükümleri dışında bir hükümle insanları idare etmeye kalkışmanışlardır.

Üçüncüsü: Ne hz.Ali nede hz.Aişe annemiz banada vahiy iniyor ben Allah’tan vahiy alıyorum dememişlerdir. Siz durmadan müslümanlara bir kulp takacağınıza açın Allah’ın rasulunun yolunu bir okuyun. Günümüz insanlarının ilk dönem cahiliye toplumları ile benzetildiğini söylüyorsunuz. Peki siz şunu bilmiyormusunuzki cahilliye bir toplumun adı olmadığı gibi evrensel bir olgudur.

Allah’ın dini üzere kendi düşüncelerini bina etmeyen kendi yaşam tarzını Allah’ın elçisinin getirdiklerine inşa etmeyen tüm toplumların ADI cahilliye toplumları olduklarını kuranı okuyan herkes çok bilir.

Yukarıda sayfalar dolusu yazılar yazdım ayetler zikr ettim siz onlara cevap vereceğinize tamamen işin kelamcılığındasınız. Yok efendim haricilermiş yok efendim tekfircilermiş siz kendinizi ilim ehli olarak telakki ediyorsanız o halde o ayetleri siz yorumlayında bizde sizin sayenizde biraz dinimizi öğrenmiş olalım.

Müslümanlardan kardeşim tezat görüşlerine kızıyorum bir konuda aynı fikirde olmadığımız zaman arkadaşmı oluyoruz Allah aşkına Tevhidi inançta hangi fikirde aykırıyız benim davam şahıslar ile değil sen şahıslara kafayı takmış illa birilerine Müşrik dememi istiyorsun asla Üstad Saide Kürdiye asla sizin kullandığınız ithamları kullanmam putumda değildir eleştiririmde bunuda sen iyi bilirsin ama fikirlerini ve günümüzde uzantısı olduklarını iddia edipte hiçbir alakası olmayanları… Zülkif müsaid zamanımda seni arar ağabeylik vasfı ile fırçamıda atarım …imam hüseyinden alıntı.

Vallahi eğer tevhidi konularda fikir ayrılıklarınız yokise kesinlikle ikinizde aynı akide üzere olursunuz bu doğru. Fakat ilginçtirki üstad! Said-i kurdi putum değil diyorsunuz ama o zat bana rasaleyi nur yazdırıldı demektedir. Yoksa sanadamı yazdırılmış kitaplar  iniyorki böyle bir ameli tevhidi ayrılık olarak görmüyorsunuz.

Put kavramını aslında çok geniş bir şekilde işlemek lazım. Bazı insanlar put değince ağaçtan taştan çömlekten yada kırmızı taşlardan yada helvadan yapılmış hep somut şeyler zan ederler. Bu anlayış put kavramının da içini boşaltmıştır,tıpkı islamın diğer kavramları gibi...fe sübhanAllah...

Mademki putunuz değildir o halde bediüzamn isminin kendisne verildiğini söyleyen risaleyinur adlı kitaplarının bizzat peygamber efendimiz tarafından Hz. Aliye yazdırıldığını iddia eden kuranın bilmem kaç tane ayetinin risaleyi nur hakkında indiğini iddia eden bir düşünceyi buyur red et bakalım.

HADİ varsayalımki ben hariciyim sen haricilerden islam dinine aykırı birtek cümle getir bak göreceksin derhal o sözü red ederim bundan emin olabilirsin.  
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 13 Haziran 2011, 01:15:33 ÖS 13
Sana da daha önceki kutsal kitabı onaylayıcı ve içeriğini koruyucu olan bu hak kitabı indirdik. Buna göre onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, sana gelen gerçekten saparak onların keyfi arzularına uyma.

Her ümmet için ayrı bir şeriat, ayrı bir ana yol belirledik. Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat belirlediği yolda sizleri denemeyi diledi. Buna göre hayırlı işlerde yarışınız. Çünkü hepiniz Allah'a döneceksiniz ve O anlaşmazlığa düştüğünüz meselelerin içyüzünü size haber verecektir.

O halde onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, onların keyfi arzularına uyma, onların seni Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakın, eğer sana sırt çevirirlerse bil ki, Allah, günahlarının bazısı yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Kuşku yok ki, insanların çoğu fasıktır.

Yoksa istedikleri cahiliye düzeni midir? Kesin inançlılara göre Allah'ın düzeninden, Allah'ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç? Maide suresi"

İmam hüseyin bey bu yazıyı baştan sona acele etmeden oku lütfen sonra ne yazacaksanaız bu yazı üzerine yazınız..

Anlatımdaki bu netlik, ifadedeki kesinlik, kimi durumlarda ve koşullarda kişiyi bu şeriattan -küçük çapta da olsa- herhangi bir hükmü terk etmeye özendirebilecek aldatıcı gerekçeler karşısında bu denli kesin önlemler alınmış olması, insanı ister istemez duraksatıyor... Bu ayetler karşısında insan elinde olmaksızın oturup düşünmek zorunda kalıyor. Kimi insanlar, koşullar ve durumlar bunu gerektiriyor diyerek Allah'ın şeriatını tümüyle inkar etmelerine karşın, hala nasıl oluyor da müslümanlık iddiasında bulunabiliyorlar, şaşırmamak elde değil!..

Kişi, Allah'ın şeriatını tümüyle terk etmesine karşın, nasıl oluyor da hala müslüman olduğunu iddia edebiliyor? Bu tür insanlar kendilerini, nasıl oluyor da hala "müslüman" olarak niteleyebiliyor? İslam'la hiçbir bağları kalmamasına karşın, Allah'ın şeriatını tamamen terk etmelerine karşın, her koşulda her durumda geçerliliğini koruyan ve her koşulda her durumda uygulanmak zorunda olan Allah'ın şeriatını reddederek O'nun ilahlığını inkar etmiş olmalarına karşın, hala nasıl "müslümanlık" iddiasında bulunabiliyorlar? Bu tür insanlara, şaşırmamak, hayret etmemek elde değil..

"Sana da bu hak kitab (Kur'an)'ı indirdik"..

Ayetteki "bak" kelimesine, ilahlık açısından yani şeriat belirleme, kanunlar koyma yetkisinin Allah'a ait olacağının belirtilmesi açısından bakmamız gerek. "Hak", Kur'an'ın içeriğinde, ondaki inanç ve şeriat esaslarında, orada anlatılan her olayda ve verilen her buyrukta somut bir biçimde ortadadır.
Kur'an, "daha önceki kutsal kitabı onaylayıcı ve içeriğini koruyucu" olarak indirilmiştir.

Kur'an, Allah'ın dininin, nihai biçimidir. Allah'ın dini ve de yaşam biçimi ile insanların uyacakları şeriat ve sistem noktasında nihai kaynak, Kur'an'dır. Artık Allah'ın dininde hiç bir değişikliğe gidilmeyecektir.

Semavi dinlere mensup insanlar arasında, ister inanç esasları, isterse şeriat prensipleri noktasında bir anlaşmazlık baş gösterdiğinde, bunu çözümleyebilmek için müracaat edilmesi gereken kitap Kur'an'dır.

Müslümanlar arasında bir anlaşmazlık çıkarsa başvurulacak kitap Kur'an'dır. Yaşama ilişkin herhangi bir meselede görüş ayrılıkları olduğunda, müracaat edilmesi gereken kitap, Kur'an'dır. Bu noktalarda, temelde söz konusu nihai kaynaktan beslenmeyen kişilerin sunacağı görüşlerin hiçbir "kıymet-i harbiye"si yoktur.

Ayette hemen ardından, bu gerçeğin getirdiği zorunluluklar ekleniyor:

"Buna göre onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre büküm ver, sana gelen gerçekten saparak onların keyfi arzularına uyma!".

Bu buyruk, kendisine o dönemde aralarında hüküm vermesi için başvurmakta olan hristiyanlar hakkında, öncelikle peygamberimize yöneliktir. Ancak, ayeti salt bu olaya özgü kılmak doğru değildir. Madem ki artık nihai kaynak olan Kur'an'ı değiştirmek üzere yeni bir peygamber ya da yeni bir şeriat gönderilmeyecektir, öyleyse bu ayetteki hüküm, kıyamete dek geçerliliğini koruyacak genel bir hükümdür.

Allah'ın dini Kur'an'la tamamlanmış bulunmaktadır. Allah'ın bu noktada kendisine teslim olanlara verdiği nimet Kur'an'la son bulmuştur. Allah, Kur'an'ın tüm insanlar için bir yaşam düzeni olmasını uygun görmüş bulunmaktadır.

Kur'an'ı değiştirmek, onun hükümlerinden herhangi birini terk etmek, ya da başka bir şeriatı bu şeriata yeğleyebilmek için, artık hiçbir gerekçe bırakılmamıştır. Allah bu dini insanlara uygun gördüğünde, onun tüm insanları kapsayacağını biliyordu.

Yine Allah, bu kitabı nihai kaynak olarak uygun gördüğünde, bunun tüm insanların yararına olacağını, kıyamete dek bütün insanları kapsayacağı biliyordu. Bu kitaptan, değil uzaklaşmak, bir bölümünü değiştirmek bile, İslam'a ilişkin bu bilginin bulunması hasebiyle, kişiyi inkara götürür. Buna yeltenen bir kişi, diliyle bin kez müslüman olduğunu söylese bile dinden çıkmış demektir.

Allah, bazı insanların, Allah'ın indirdiklerinden ödün vermeye götürecek kimi mazeretler ileri süreceklerini ve de yönetenlerin ya da yönetilenlerin keyfï arzularına kapılabileceklerini biliyordu. Kitabında belirttiği hükümleri -hiçbir ödün vermeksizin- yürürlüğe koymak, zorunlu olmasına karşın, bazı insanların kimi durumlarda kendi duygularına kapılarak bu zorunluluğun gereğini ihmal edebileceklerini biliyordu.

Bu nedenle de söz konusu ayetlerde peygamberimizi, yönetilenlerin keyfî arzularına kapılmaması için uyarıyor ve de kendisinden, insanların onu Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakınmasını istiyor...

İnsanları buna yeltenmeye iten faktörlerin başında, aynı ülkedeki değişik grupları, fraksiyonları ve öğretileri benimsemiş olan farklı kimselerin tümünü uzlaştırıp biraraya toplama noktasında insanların içgüdüsü gelmektedir. Buna kapılan kimseler, karşılarındaki insanların istemleriyle şeriatın hükümleri çatıştığında işi basitleştirme ya da ayrıntı gibi görünen meselelerde –bunlar anladığımız kadarıyla şeriatın temel meselelerinden değildir deyip- işi kolaylaştırma yoluna başvururlar.

Rivayete göre yahudiler peygamberimize gelerek, recm hükmü başta olmak üzere belirli hükümlerin uygulanmasında kendilerine hoşgörülü davranacak olursa, iman edebileceklerini söylediler. Peygamberimizi bu noktada uyaran ayet de, yahudilerin bu önerileri üzerine indirilmişti..

Ama meseleye -açıkça görüldüğü üzere- daha genel bazda bakmak gerekir. Zira bu şeriata inananlar da değişik vesilelerle her zaman için bu meseleyle karşılaşabilirler. Bu nedenle Allah, meseleyi son derece net bir biçimde ortaya koymayı ve de belirli koşulları göz önünde bulundurarak ya da farklı istemlerle, farklı arzularla karşılaşıldığında bir orta yol bulup insanları uzlaştıracağız diyerek ihmalkarlığa itebilecek beşeri içgüdülerin yolunu kesinkes kapatmayı uygun görmüş ve peygamberimize şöyle buyurmuştur:

Allah, dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Ama O, onların her biri için ayrı bir yol, ayrı bir yöntem belirledi. O, gönderdiği din ve şeriatla, yaşam boyunca verdiği nimetlerle, insanları sınamayı diledi. Her insan kendi seçtiği yolda yürüyecektir. Sonunda ise tüm insanlar Allah'a döneceklerdir. Orada, gerçek, kendilerine bildirilecektir.

Her biri dünyada seçtikleri yol ve benimsedikleri sistem konusunda sorguya çekilecektir. Öyleyse, değişik görüşlerdeki değişik düşüncelerdeki kimseleri birleştirebilmek için şeriattaki herhangi bir hükmü kolaylaştırmayı düşünmek doğru değildir. Onlar zaten birleşmezler:

"Her ümmet için ayrı bir şeriat, ayrı bir anayol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat belirlediği yolda, sizleri denemeyi diledi. Buna göre hayırlı işlerde yarışınız. Çünkü hepiniz Allah'a döneceksiniz ve O, anlaşmazlığa düştüğünüz meselelerin içyüzünü size haber verecektir."

Allah'ın şeriatı bakidir, herşeyden daha değerlidir. Onun bir bölümünü de olsa, Allah'ın uygun görmediği bir şey uğruna kurban etmeye değmez! İnsanlar Allah tarafından yaratılmıştır. Her birinin kendine göre bir yeteneği, mizacı, kafa yapısı ve seçtiği bir yol vardır. İnsanlar, Allah'ın hikmeti gereği, birbirlerinden farklı yapılarda yaratılmışlardır. Allah onlara doğru yolu göstermiş ve bu noktada onları serbest bırakmıştır. Bu, onları sınamak istediğindendir. İnsanlar sonuçta Allah'a döneceklerdir. Ve o gün dünyada benimsedikleri yola göre, yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.

Öyleyse bir kimsenin, Allah'ın şeriatını gözetme adına, bir başka deyişle insanların yararını ve kurtuluşunu gözetme adına, tüm insanları aynı çatı altında birleştirebilmek için çırpınması, boşa kürek çekmek demektir.

Allah'ın şeriatından ödün vermek yada onda bazı değişiklikler yapmak, neticede, yeryüzünde bozguna neden olmak, biricik sapasağlam sistemi bırakıp sapıtmak, insanların yaşamında adaleti ortadan kaldırmak, insanların birbirlerine köle olmalarına, Allah'ı bırakıp birbirlerini rabb edinmelerine zemin hazırlamak dışında hiçbir işe yaramayacaktır.

Bu ise en büyük kötülük, en büyük yıkımdır..: Sonu gelmeyecek, olmayacak girişimler peşinde koşmak, doğru değildir. Çünkü insanın doğası için Allah, bu tür girişimleri uygun görmemiştir. Bu, Allah'ın hikmeti gereği insanların farklı kafa yapılarına, farklı mizaçlara, farklı görüşlere, farklı eğilimlere sahip olmalarına da terstir. İnsanları yaratan Allah'tır. Onların geçmişlerini de geleceklerini de çok iyi bilmektedir. Sonuçta herkes O'na dönecektir.

Böylesi bir amaçla, Allah'ın şeriatındaki herhangi bir hükmü kolaylaştırmaya kalkışmak -bu ayetten anlaşıldığı ve de yaşamın her noktasında- görüldüğü kadarıyla, boşa yorulmaktır.

Böylesi bir girişim, realiteyle bağdaşmamaktadır. Allah'ın iradesine de uymamaktadır. Böyle bir girişimi, -Allah'ın isteklerini gerçekleştirmek için didinen- müslümanlar da onaylayamaz. Bu durumda, kendilerini "müslüman" olarak yaftalayan bazı kimseler, nasıl oluyor da örneğin şöyle laflar edebiliyorlar: "Turistleri kaybetmek istemiyorsak,şeriatı tatbik etmeyi düşünmemiz hiç de doğru olmaz" Abartmıyorum! Aynen böyle laflar eden insanlar var bugün!

Burada, daha net bir biçimde, aynı gerçeğin altı bir kez daha çiziliyor. Bu konudaki ilk ayette: "Buna göre onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre büküm ver, sana gelen gerçekten saparak onların keyfi arzularına uyma!" denilmiştir. Kısacası, Allah'ın şeriatını bütünüyle onların keyfi arzusuna terk etmek yasaklanmıştı. Şimdi ise peygamberimiz, insanların kendisini Allah'ın indirdiği hükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakınması için uyarılıyor:

"O halde onların arasında Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm ver, onların keyfi arzularına uyma, onların seni Allah'ın indirdiği bükümlerin bir kısmından bile şaşırtmalarından sakın!"

Buradaki uyarı, daha kesin ve daha vurguludur. Burada mesele, tüm çıplaklığıyla ortaya koyuluyor. Bu fitneden, böylesi şaşırtmacalara kanmaktan, özenle kaçınmak gerekir. Bu meselede iki olay söz konusudur: Ya Allah'ın indirdiği hükmü aynen vermek ya da insanların -Allah tarafından sakınılması istenen- keyfi arzularına ve şaşırtmacalarına tabi olmak.

Ayette daha sonra keyfi arzulara uyma konusuna açıklık getirilerek, peygamberimizin, kendisine gelen yahudilerin önerileri meselesini çözümleyebilmesi kolaylaştırılıyor. Artık söz konusu yahudiler, bu şeriattaki küçük büyük herşeye bütünüyle bağlanmazlarsa, İslam'ı benimsemeyip sırt dönerlerse, Allah'ın şeriatıyla yargılanmaktan yüz çevirirlerse, peygamberimizin yapacağı bellidir. (O dönemde, bu konuda serbestlik vardı. Ancak daha sonra, "daru'l-İslâm"da İslam şeriatıyla hüküm vermek zorunlu kılındı):

"Eğer sana sırt çevirirlerse bil ki, Allah, günahların bazısı yüzünden onları cezalandırmak istiyor. Kuşku yok ki, insanların çoğu fasıktır."

Sana sırt çevirirlerse, yapabileceğin bir şey yoktur. Onların bu tutumları seni, Allah'ın hükmüne ve şeriatına bütünüyle sarılmaktan ödün vermeye itmesin. Onların getirdikleri öneri, senin gücünü kırmasın, tavrını değiştirmesin. Onlar, sırtlarını dönüp yüz çevirmekteler. Çünkü Allah onları, işledikleri kimi günahlardan ötürü cezalandırmak istiyor. Bu tutumları nedeniyle başı derde girecek olanlar, onlardır. Onların bu tavırları ne sana zarar getirir, ne Allah'ın şeriatına, ne dinine; ne de dinlerine bağlı müslümanlara... İnsanın yapısı böyledir:
"İnsanların çoğu, fasıktır"..

Onlar dinden çıkarlar, sapıtırlar. Çünkü yapıları böyledir. Bu noktada sen, onların bu durumuna bir çare bulamazsın. Bunda şeriatın da günahı yoktur. Onların doğru yolu bulmaları da mümkün değildir.

Böylece şeytanın, müslüman yüreğine girebileceği tüm pencereler kapatılıyor. Hangi amaçla ve hangi durumda olursa olsun, bu şeriatın hükümlerinden herhangi birini terk etmeye yol açabilecek tüm gerekçeler, ortadan kaldırılmış bulunuyor.

Sonra insanlar, bu yol ayrımı üzerinde iyice düşünmeye sevk ediliyor. Ya Allah'ın hükmü ya da cahiliyyenin hükmü... Bu ikisinin ortası olamaz. Bu ikisi dışında başka bir alternatif yoktur. Ya, yeryüzünde Allah'ın hükmü egemen olacak, insanların yaşamında Allah'ın hükmü yürürlüğe konacak, insanların yaşamı Allah'ın sistemine göre yönlenecek... Ya da, cahiliyye hükmü, keyfï arzulara göre belirlenmiş bir şeriat, kölelik sistemi yürürlükte olacak... Bu iki alternatiften hangisini istiyorlar?

"Yoksa istedikleri, cahiliyye düzeni midir? Kesin inançlılara göre Allah'ın düzeninden, Allah'ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç?"

Cahiliyyenin anlamı bu ayette belirgin bir biçimde ortaya konuluyor. Cahiliyye -Allah'ın belirttiği, Kur'an'da ifade edildiği üzere- insanların insanlar için hüküm belirlemesi, insanın insana köle kılınması, Allah'a kulluğun bırakılması, Allah'ın ilahlığının reddedilmesi ve de buna karşılık, kimi insanların ilah kabul edilmesi ve -Allah'a değil- onlara tapılmasıdır.

Olaya bu ayetin ışığında baktığımızda, cahiliyyenin tarihsel bir süreçten ibaret olmadığını görüyoruz. Cahiliyye, bir olgudur. Geçmişte yaşanmış olan bu olguyla, bugün de yarın da yine karşılaşılacaktır. Cahiliyyenin niteliği, İslam la çelişme, İslam`a karşı olmadır.

Nerede ve hangi zamanda olursa olsun eğer insanlar, tek bir konuda bile ödün vermeksizin Allah'ın şeriatına göre hükmediyorlarsa, bu şeriatı benimsiyorlar ve ona gerçek anlamda teslim oluyorlarsa, Allah'ın dinine mensup olmuş demektirler.

Yok eğer, beşer aklının ürünü olan bir şeriat, bir öğretiye göre hüküm veriyorlarsa -hangi şekilde olursa olsun- söz konusu öğretiyi benimsiyorlarsa, onlar cahiliyye sınıfındadırlar. Onlar, öğretisi doğrultusunda hüküm verdikleri kişinin dinini benimsemiş durumdadırlar, Allah'ın dinini değil! Allah'ın hükmünü istemeyen, cahiliyye hükmünü istiyor demektir. Allah'ın şeriatını reddeden, cahiliyye düzenini kabul ediyor, cahiliyyeyi yaşıyor demektir.

Bu, yolların ayrılış noktasıdır. Allah bu noktada, insanlardan iyice düşünmelerini istiyor. Gerisi insanlara kalmıştır. Diledikleri yolu seçmekte özgürdürler.

Ardından Allah bu tür insanlara, cahiliyye düzenini istemelerinden ötürü kınayıcı bir soru yöneltmektedir. Yine bu soru, Allah'ın hükmünün daha üstün olduğunu vurgulamaya yöneliktir:

"Kesin inançlılara göre Allah'ın düzeninden, Allah'ın verdiği hükümden daha iyisi düşünülebilir mi hiç?"

Evet! Allah'tan daha iyi hüküm koyabilecek olan kim vardır?

İnsanlar için Allah'ın şeriatından ve hükmünden daha iyi bir şeriat ve hüküm belirleyebileceği iddiasında bulunmaya kim kalkışabilir?

Böylesi büyük bir iddiaya kalkıştığında, bunu hangi gerekçeyle açıklayabilir?

Bu iddiaya kalkışan, insanları, onların yaratıcısından daha iyi tanıdığını söyleyebilir mi? İnsanlara karşı, onların rabbinden daha hoşgörülü olduğunu ileri sürebilir mi? İnsanlar için en uygun olanı, onların yararını Allah'tan daha iyi gözetiyorum diyebilir mi?

Nihai şeriatını gönderen, son peygamberini gönderen, onu peygamberlerin sonuncusu, getirdiği mesajı kitapların sonuncusu kılan, İslam şeriatını kıyamete dek geçerli olarak niteleyen Allah'ın durumların değişebileceğini, yeni gereksinimlerin ortaya çıkacağını, farklı koşullar söz konusu olabileceğini bilemediğini iddia edebilir mi? Bir insan, Allah tüm bunları bilemediği için şeriatında belirtmemişti, ancak bugün işte tüm bunlar bizler tarafından kavranmıştır diyebilir mi?

Allah'ın şeriatını yaşamdan koparan, onun yerine cahiliyye şeriatını, cahiliyye hükmünü ikame eden, kendi keyfi arzusunu ya da herhangi bir halkın veya neslin keyfi arzularını Allah'ın şeriatından, Allah'ın hükmünden üstün tutan kimseler, bu tür sözler söyleme cüretini nasıl gösterebiliyorlar?

Özellikle de kendini müslüman olarak adlandıran bir insan, bu türden sözler edebilir mi?

İçinde bulunduğumuz koşullarmış. Durum çok değişmişmiş! İnsanların istememesiymiş! Düşmanlardan çekinmemiz gerekirmiş! Allah müslümanlardan kendi aralarında şeriatını yürürlüğe koymalarını, Kur'an doğrultusunda hayat sürmelerini, onlardan kimi insanların kendilerini indirdiği şeriatından ufacık bir noktada bile şaşırtmalarından sakınmalarını isterken, daha sonra olup bitecek herşeyi bilmiyor muydu?

Beklenmedik gereksinimler, yenilenen koşullar ve görmezlikten gelinemeyecek durumları, Allah'ın şeriatı ihata edemeyecek denli eksikmiş! Bu nasıl iddia edilebilir? Şeriatından ödün verilmemesi için bu denli kesin bir ifade ' kullanan ve insanları özenle uyaran Allah, tüm bunların olacağını bilmiyor muydu?

Bu konuda, müslüman olmayan bir kimse dilediğince konuşabilir. Ama müslüman olan ya da müslüman olduğunu iddia eden bir kimse bu türden sözler edebilirmi? Bu türden sözler edebiliyorsa onun İslam'la artık ne ilgisi kalmıştır? Tüm bunlardan sonra, onda İslam'ın en ufak bir izi görülebilir mi?

Bu, tam bir yol ayrımıdır. Kişi seçimini yapmak zorundadır. Seçimini yapmışsa artık tartışmanın gereği yoktur.

Ya İslâm, ya cahiliyye! Ya iman, ya küfür. Ya Allah'ın hükmü ya cahiliyye düzeni.

Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyenler, kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendileridirler. Yönetilenlere karşı Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler, kesinlikle mümin değildirler.
DEVAMI ALTTA  
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 13 Haziran 2011, 01:17:47 ÖS 13
Bu meseleyi müslüman, kesin ve net bir biçimde kafasına yerleştirmelidir. Yaşadığı çağda, insanlara karşı Allah'ın hükmünü uygulama noktasında asla tereddüde düşmemelidir. Bu gerçeğin zorunlu sonucu olarak, dosta da düşmana da Allah'ın şeriatını uygulamalı ve de bunun neticesine katlanmalıdır.

Müslüman bu meseleyi kafasına net olarak yerleştiremezse, bir türlü istikrara kavuşamayacak, kendini yöntem kargaşasının içinde bulacak, hak ile batılı birbirinden ayıramayacak, doğru yolda bir adım bile ilerleme kaydedemeyecektir... Bu meselenin sıradan insanların kafasında bu denli netleştirilemeyeceği doğru kabul edilse bile, "müslüman" olmayı isteyen, müslümanlığın gereklerini yerine getirmeye azmeden insanların kafasında iyice netleştirmeyi savsaklamak asla doğru değildir...

Buradaki ayetlerin tümü, surenin başında belirttiklerimizi doğrulamaktadır. Orada da ifade ettiğimiz üzere, bu suredeki ayetlerin tümü, hicretin altıncı yılında Hudeybiye'de indirilen Fetih suresinden sonra indirilmiş olamaz. Tam tersine bu surenin pek çok bölümü, -Uhud savaşının ardından Benî Nazîr, Bedr savaşının ardından da Benî Kaynuka yahudilerinin sürülmelerinden önce indirilmemişse de- Fetih suresinden -en azından- Ahzab savaşının meydana geldiği hicrî dördüncü yılda Benî Kureyza yahudilerinin Medine'den sürülmelerinden önce indirilmiş olmalıdır.

Buradaki ayetlerde, birtakım olaylara, Medine'deki İslâm toplumunun tanık olduğu gelişmelere, ayrıca yahudilerin, münafıkların tutumlarına ve konjonktürel durumlarına değiniliyor. Söz konusu tutumlar ve konjonktürel durumlar, yahudilerin gücünün kırılmasıyla bertaraf edilecekti. Bunun son örneği Beni Kureyza sorunuydu.

Bu ayet, yahudilerin ve hristiyanların dost edinilmelerine ilişkindir. Ayetteki uyarıda -hatta tehditte- onları dost edinenin onlardan biri olacağı vurgulanıyor. Bu vurgu, onlarla dostluk kuran ve bunu başlarına bir bela geleceğinden korkmakla gerekçelendiren, kalpleri hastalıklı kişilere yöneliktir. Yine ayette müslümanların, dinlerini hafife alıp alay konusu yapan kimselerle dostluktan nefret etmeleri istenmektedir. Bununla da, -müslümanlar namaza durduklarında- onların namaz kılmalarını hafife alan ve alay konusu yapan kimselere işaret ediliyor.

Tüm bu olumsuzluklar, Medine'de yahudilerin güçlü, etkin ve çeşitli imkanlara sahip oluşlarından kaynaklanıyordu. Dolayısıyla, bu tür kargaşaların olması, böylesi olayların yaşanması, ayrıca ayetlerde böylesine sert bir uyarı ve tekrar tekrar tehdide gerek görülmesi, ardından yahudilerin gerçek durumlarının açıklanması, teşhir edilip kınanmaları, bu bağlamdaki binbir komplolarının, entrikalarının, manevralarının, her türlü kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesi son derece olağandır.

Buradaki ayetlerin iniş nedenlerine ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunların kimisinde bu ayetlerin, Bedir savaşından sonra ortaya çıkan Benî Kaynuka sorunu, Abdullah bin Ubey bin Selûl'un tavrı ve kendisi ile yahudiler arasındaki dostluk ilişkisini, "Doğrusu ben başımı belaya sokmak istemiyorum, bu nedenle de onlarla dostluğumu kesemem" diyerek aklamaya çalışması üzerine indiği belirtilir.

Aslında, bu rivayetler olmaksızın da, ayetlerin yapısını ve içeriğini nesnel bir yaklaşımla incelemek ve de bu ayetleri peygamberimizin Medine'deki yaşamında tanık olduğu olayların kronolojik sırasına göre ele almak bile, söz konusu ayetlerin iniş zamanına ilişkin bu surenin girişindeki tesbitlerimizi doğrulamaya yeterlidir.
Devamı altta
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 13 Haziran 2011, 01:21:36 ÖS 13
İSLAM TOPLUMUNUN ANA İLKELERİ

Buradaki ayetlerde, İslam toplumunun eğitimine ve bu toplumun, kendilerine Allah tarafından belirlenmiş misyonu yerine getirmeye hazırlanmasına ilişkin Kur'an'ın öngördüğü metod dile getiriliyor. Ayrıca söz konusu metodun, müslüman bireyin ve İslam toplumunun kimliğinde her zaman için kesinkes yarleşmesi istenen ana ilkeleri ve prensipleri belirtiliyor. Bu ana ilkeler ve prensipler, sabittir.

Bunlar, sadece tek bir ulusa ya da tek bir kuşağa özgü değildir. Tam tersine bu ana ilkeler ve prensipler, her kuşakta müslüman bireyin ve İslâm toplumunun oluşumunun temeli niteliğindedir.

Kur'an'da müslüman bireyin eğitimine ilişkin belirlenen metot temelde şöyledir: Müslüman, rabbine, peygamberine, inancına ve İslâm toplumuna içtenlikle bağlanmalıdır. İçinde yer aldığı saftaki insanlar ile Allah'ın sancağını taşımayan, peygamberimizi önder kabul etmeyen, Allah'ın taraftarları konumundaki gruba katılmayan saftaki insanlar arasında mutlaka kesinkes bir ayrım yapmalıdır.

Müslüman, Allah'ın gücüne bir örtü, ayrıca insanlığın yaşamı ve tarihsel olaylara ilişkin Allah tarafından belirlenmiş yazgının gerçekleştirilmesi için bir araç olmak üzere, Allah'ın seçtiği bir kimse konumunda bulunduğunu bilmelidir. Ona böylesi bir konum belirlenmiş olması -tüm yükümlülüklerle birlikte- Allah'ın dilediği kimselere verdiği bir lütfu, bir bağışıdır. Müslüman olmayan kimselerle dost olmak, Allah'ın dininden dönüş, o yüce konumdan kaçış ve Allah'ın o güzelim lütfunu bir kenara bırakış demektir..
Müslüman bireyin, yukarıda anlattığımız doğrultuda yönlendirildiği, buradaki ayetlerin çoğunda açıkça görülüyor:

"Ey müminler! Yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyiniz. Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost .edinirse o, onlardan olur. Hiç kuşkusuz Allah, zalimleri doğru yola iletmez."

"Ey müminler! İçinizden kim dinden dönerse bilsin ki, yakında Allah öyle bir grup ortaya çıkaracak ki, Allah onları sevdiği gibi onlar da O'nu severler. bunlar müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurlu davranırlar, Allah yolunda cihad ederler, biç kimsenin yergisinden ve kınamasından çekinmezler. Bu Allah'ın bağışıdır, onu dilediğine verir. Allah'ın lütfu geniştir, O her şeyi bilir."

"Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren, rükua varan müminlerdir."

"Kim Allah'ı, Peygamber'i ve müminleri dost edinirse bilsin ki galip gelecek olanlar, yalnız Allah'ın tarafını tutanların grubudur."

Sonra Kur'an, düşmanlara ilişkin gerçek, kendisinin onlara ve onların da ona karşı verecekleri savaşa ilişkin gerçek konusunda müslümanın bilincini kristalize ediyor. Bu savaş, bir inanç, bir öğreti savaşıdır. Müslüman ile düşmanları arasındaki bitmeyen sorun, inançtır. Karşısındakiler ona, her şeyden önce inancından ve dininden ötürü düşmandır.

Onların bu durmak bilmeyen düşmanlıkları, fasıklıklarından, Allah'ın dininden sapmalarından, Allah'ın dinine uyup doğru yol üzere yürüyenlerden hoşlanmamalarından kaynaklanıyor.

"De ki; Ey kitap ehli! Bizden hoşlanmamanızın tek sebebi Allah'a, bize indirilen kitaba ve daha önce indirilmiş olan kitaplara inanmamız değil mi? Gerçekten çoğunuz fasık, yoldan çıkmış kimselersiniz."

İşte, meselenin düğüm noktası budur. İşte, temel faktörler bunlardır! Bu metodun, bu temel direktiflerin değeri gerçekten büyüktür. Bu doğrultuda Allah'a, dinine, peygamberine ve İslâm toplumuna bağlılıktaki içtenlik ve de savaşın, ayrıca düşmanların niteliğini kavramak, imanın gereğini yerine getirme, müslüman bireyin eğitme ve İslamcı grubun örgütsel etkinlikleri açılarından son derece önemlidir.

İslam sancağını taşıyan kimseler, kendileri ile kendilerinin taşıdıkları sancağı taşımayan karşıt komplolar arasında kesinkes bir ayrımı benliklerine yerleştiremedikleri, sadece Allah'a, peygamberine ve kendi mümin liderlerine bağlı kalamadıkları, düşmanlarının, bu düşmanlığı doğuran nedenlerin, onlarla aralarındaki savaşın niteliğini kavrayamadıkları, onların tümünün müslümanlara düşman, müslümanlara ve İslam inancına karşı mücadele konusunda ise birbirlerine dost olduklarını anlayamadıkları sürece, gerçekte iman etmiş olamayacak, müslümanlıkları hiçbir değer ifade etmeyecek ve yeryüzünde hiçbir şey gerçekleştiremeyeceklerdir.

Buradaki ayetlerde, İslam düşmanlarını müslümanlarla savaşa iten faktörlerin ortaya koyulmasıyla yetinilmiyor. Buna ek olarak, müslümanın savaştığı kimseyi gerçek yüzüyle tanıması, gireceği savaşta vicdanının rahat olması, vicdanında bu savaşın zorunluluğuna ve kaçınılmazlığına ilişkin en küçük bir kuşku kalmaması için, söz konusu düşmanların nitelikleri ve sapıklıklarının boyutları da dile getiriliyor:

"Ey müminler, yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyiniz. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar.." "Ey müminler, sakın sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlar ile kâfirlerden dininizi alaya alanları eğlence konusu yapanları dost edinmeyiniz. Eğer gerçekten mümin iseniz, Allah'tan korkunuz. Birbirinizi namaza çağırmak için ezan okuduğunuz zaman onlar, bu çağrınızı alaya alırlar, eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların aklı başında olmayan kimseler olmalarından kaynaklanıyor."

"Onlar yanınıza geldiklerinde, "inandık" dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girmiş ve yine kâfir olarak çıkmışlardır. Allah onların gizli tuttukları duyguları herkesten iyi bilir. Onlardan çoğunun günahta, ölçüleri aşmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kadar kötüdür!".. "Yahudiler, "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Bu sözlerinden ötürü elleri bağlansın, onlara lanet olsun! Tersine, O'nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Rabbin tarafından sana indirilen ayetler, onların çoğunun azgınlığını ve kafirliğini arttıracaktır."

İşte, söz konusu niteliklerinden, İslâm toplumuna karşı takındıkları tavırlardan, müslümanlara karşı oluşlarından, onların dinleriyle, namazlarıyla alay etmelerinden ötürü müslümana düşen, vicdanı rahat bir biçimde onları kesinkes başından defetmektir...

Yine ayetlerde, müminler ile karşıt güçler arasındaki savaşın sonucunun ne olacağı ve de -ahirette herkesin yaptığının karşılığını görmesinden önceki bu dünya hayatında toplumların akıbetleri açısından da imanın ne denli değerli olduğu ifade ediliyor:

"Kim Allah'ı, Peygamber'i ve müminleri dost edinirse bilsin ki, galip gelecek olanlar, yalnız Allah'ın tarafını tutanların ruhudur." "Eğer kitap ehli, iman edip kötülüklerden sakınsalar, günahlarını siler, onları nimetlerle dolu cennetlere koyardık."... "Eğer onlar Tevrat'a, İncil'e ve Rabbleri tarafından kendilerine indirilen Kur'an'a uygun yaşasalardı, başları üzerinden ve ayakları altından kaynaklanan nimetler yerlerdi..."

Buradaki ayetlerde, Allah'ın, kendi dini için seçtiği, böylece yüce bir misyon yükleyerek büyük bir lütufta bulunduğu müslümanın niteliği de dile getiriliyor:

"Ey müminler, içinizden kim dinden dönerse bilsin ki yakında Allah böyle bir grup ortaya çıkaracak ki, Allah onları sevdiği gibi onlar da O'nu severler, bunlar müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurlu davranırlar, Allah yolunda cihad ederler, hiç kimsenin yergisinden ve kınamasından çekinmezler. Bu, Allah'ın bağışıdır, onu dilediğine verir. Allah'ın lütfu geniştir, O herşeyi bilir."
İmam hüseyin bey işte cahilliye işte islam toplumunun özellikleri bunlar ithaf olunur.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: maxpayna - 14 Haziran 2011, 12:22:52 ÖÖ 00

internete giremediğim süreçte epey katılım olmuş.
bazı arkadaşlara sitem edeyim samimiyetlerine sığınarak;
muhterem duaekseni süpermen gibi yetişmeniz için illa yoruldum gücüm tükendi demem mi gerekiyor neredeydiniz ?  O0
fecr abi maç izler gibi müslümanlardan kardeşim ile konuşmamızı izliyorsun bir kelam etmiyorsunda duaekseni sahaya inince mi omuz veriyorsun ? ne yani yetimmiyim ben  :D

ilk başta şu noktanın altını çizmek istiyorum;
düşüncesi her ne olursa olsun isterse allahı inkar etsin ama iyi niyeti, güzel üslubu, doğruyu bulma gayreti ve samimiyetinden dolayı MÜSLÜMANLARDAN arkadaşımı takdir ve tebrik etmek istiyorum. her ne kadar karşıt görüşte olsak bile samimiyetine şahidlik etmek istiyorum ve onunla dilediğince konuşmaya razıyım fikrin ne olduğu önemli değil.
ve sayın ezhattım arkadaşım sende de inşallah aynı karakteri görmek bizlere nasip olur ki verimli konuşmalarda bulunabiliriz.
yoksa ben cahil kardeşine açıklamayıp anlatmayıp aşağılarsan inan olsun ahirette allaha şikayetim olacaktır ezhattım biliyordu ama güzelce anlatmadı beni aşağıladı derim demedi deme  ;)

konya döner isek konu çok dallanıp budaklanmış epey paylaşımlarda bulunulmuş bu aralar vaktim dar detaylı okuyamıyorum sadece şahsıma yönelik mesajlara cevap vereceğim inşallah.

Alıntı
Ezhattım

Maxpayna arkadaş daha evvel de dediğim gibi siz islami kavramları ele alırken çok basitleşitiererek işliyorsunuz. Kendisini islama nisbet eden toplumlar hakkındaki kriteriniz ne sünnete nede kurana uygun bir mantık değildir. Her kendini islama nisbet eden sizin kriterlerinize göre müslümandır anlayışı kuranın bizatihi kendisine aykırıdır.

sayın arkadaşım her insanın algı düzeyi bir değildir. kimisine leb dersin leblebinin tarihçesini anlar (bakınız ebubekir arkadaşımız) kimine leblebi dersin illa açıklamanı ister anlamaz (bakınız maxpayna)

bu nedenle eğer size göre çok basitleştiriyor isem benim algı düzeyimin basitliğinden olabilir sana zahmet sende benim seviyemde anlat ki niyetin fikrini doğruluğunun ispatı ise seni anlayabileyim.

Alıntı
Ezhattım

Bundan dolayı size münafıkların örneğini verdim hatta yahudi ve hırıstiyanım diyen toplumlarda kendilerini islama nisbet ederlerdi eğer kurani okumuş olsaydınız mekke müşriklerininde kendilerini islama nisbet ettiklerini bilirdiniz. Ben müslümanım diyen ancak bir şartla tekfir edilmez oda ne düşüncelerinde nede yaşantılarında şirk ve küfür unsurlarının olmaması şartıyla.

münafık yahudi ve hristiyanların kendilerini islama nispet ettiklerinden bahsetmişsin. hemde kuranda görüldüğünü söylüyorsun. sana zahmet şu gördüğün ayetleri de paylaşırmısın hangi ayette kendilerini islamdan görmüşler.

ben de tam tersini söylemiştim yineliyorum; (sence yine basitçe olacak ama basiti bile anlamıyorsun ne yapayım)
muhammede, onun allahına ve onun getirmiş olduğu mesaja (kurana) inanan kişiye müslüman denilir.
mekke müşrikleri yahudiler ve hristiyanlar muhammede ve onun getirmiş olduğu kitaba zaten inanmıyorlar (ona teslim olmuyorlar) yani zaten bunlar müslüman değil islam değil. öyle de düşünmüyorlar.

haa onlar kendi yollarının doğru olduğunu iddia edebilirler ama bu islam olduklarını iddia etttikleri anlamına gelmez. farklı olay.
müşrikler atalarının yolunun doğru olduğunu iddia ediyorlardı ama atalarının yolunun islam olduğunu kendilerinin de müslüman olduğunu İDDİA ETMİYORLARDI. aynen yahudi ve hristiyanlarda kendi dinlerinin doğru olduğuna inanıyor ama mhuammedin getirdiği dine inanmıyorlardı. bu nedenle

müslüman = islama inanan kişi   islam = muhammede gelen din.
müşrikler yahudiler hristiyanlar muhammede ve ona gelene inanmayan gruplar ve dolayısı ile islam dışılar müslüman değiller.
bu nedenle onların kafir olması tekfir tanımına girmez tespit tanımına girer.

aslında en başında sormam lazımdı. tekfir kavramını neye nasıl göre inanacağız. kelimenin tam türkçe karşılığı nedir nasıl anlaşılır. görünüşe göre kavramın sulandırıldığını iddia ediyorsunuz.

bir de şu ayet hakkında ne dersiniz ?

49 / HUCURÂT - 14

Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."




Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: FECR - 14 Haziran 2011, 10:05:33 ÖÖ 10

fecr abi maç izler gibi müslümanlardan kardeşim ile konuşmamızı izliyorsun bir kelam etmiyorsunda duaekseni sahaya inince mi omuz veriyorsun ? ne yani yetimmiyim ben  :D




Konuyu üzüntüyle takip ediyorum.Ayrıca sana omuz vermeye gerek yok,senin omzun kalın maşallah :)
Her zaman şunu ilke edinmeye çalışıyorum:Biz insanları TEKFİRLE mükellef değiliz,TEBLİĞ ile mükellefiz.Hatların,sınırların TAM olarak ortaya konulmadığı,kişinin neyi kabul ettiğini,neyi reddettiğini tam olarak kavramadığı ya da onlara anlatılmadığı ortamlarda TEKFİRİ gündeme getirmenin anlamsızlığına inanıyorum.Ebu Cehil tevhid kelimesini söylediğinde neyi reddettiğini ve neyi kabul edeceğini bildiğini için Peygamberin karşında durmuş,ve bilinçli olarak bir reddedişi vardı.Bugün müslümanım diyen insanların bir takım şirk amelleri bilincinde olmadan yapması nedeniyle hemen tekfirle itham etmek ve onları tekfir etmeyeni de hemen tekfir etmek, islami hareketlerin çıkmazları, handikaplarından birisidir.
Tartışılan bir çok konuda fikir belirtmek bile bazen abesle iştigal olabilmektedir.Müslümanların örnek bir nesil/toplum oluşturma çabaları olması gerekirken,  vahdeti engelleyen, çıkmaza sokan hareketlerden uzak durmayı yeğlerim.Bu hareket ister pasiflik olarak değerlendirilsin, isterse başka bir şekilde değerlendirilsin, önemli değil.

And olsun ki, Biz bu Kuran'da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş TARTIŞMADIR.18/Kehf-54
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 14 Haziran 2011, 12:27:11 ÖS 12
Sayın maxpayna  bu nazik eleştirileriniz için size teşekkürlerimi sunuyorum. Tabiki görüşler farklı farklı olabilir eğer bu farklılıklar itikadi meselelerde değilse bu vahdeti bozmaz. Benim ısrarla üzerinde durduğum meseleler hep itikadi meselelerdir.

Günümüzde müsteşrikler islam terimlerinin içini boşaltmış ve herşeyin birbirlerine karışmasını başarıyla sağlamışlardır. Bugün cihat,vahdet,dost,düşman,ilah,rab,kafir,müslüman terimlerine bakın tüm bu kavramların içi boşaltılmıştır.

Örneğin sayın imam hüseyin bey bana vahiy iniyor diyeni yada ben bilmem şeyhim bilir yada şeyh gece müridinin yatağında kaç kere sağa kaç kere sola döndüğünü bilmezse o şeyh enelhak olamamıştır fikilerini bile tevil edebilmketdir.

Yada FECR BEY beni kim müslüman kam kafir kim yahudi kim hıristiyan yada kim müşrik kim mürted ilgilendirmez diyerek islam dininin toplumlar arası diyalog sağlarken toplumların dinlerine göre yapılması gerektiği ile ilgili kuranın tüm ayetlerini devre dışı bırakabilmektedir.

Sayın maxpayna  şunu düşünebiliyormusunuz “Allah’ın hükümleri hüküm etmeyenler kafirdir” ayetleri muhkem oldukları halde bazı sözde ilim! Ehli insan bu muhkem ayetlerin manalarıyla bile oynamışlardır. Yada sanki bu ayetler kuranında yokmuş gibi davranabiliyorlar.

Bu sebeple bazı arkadaşlarımız yukarıda şirk ve küfür olan bu amelleri kendi toplumlarının dışındaki toplumlar yapınca onları derhal damgalamaktan geri durmazlar. Fakat aynı cürmü kendi yakınları yapınca onları adeta töleranslı kabul edip onların şirk ve küfür amellerini tevil etmeye ve kuranda onlara delil bulmaya çalışırlar.

Ben kendi ellerimle bir kitap yazdım sonrada bu kitap bana yazdırıldı dersem benim sahte peygamber müseylemeden ne farkım kalır bana söylermisiniz. Bu iddiayı yapan müseyleme islam şeriatine göre kafir kabul edilecek fakat aynı cürmü yapan saidi nurSi müslüman kabul edilecek ...ne kaa güzel...ne kaa güzel..varmı böyle bir din.

Sayın maxpayna sizin görüşlerinizi biraz okudum bazı konularda güzel değerlendirmeler yapmışsınız fakat her nedense bazı konularda konuları birleştirme ve istinbad etmede usul hatası yaptığınızı da gördüm İnşallah sizin sorduğunuz soruların hepsini kuran ve sünnet doğrultusunda delillendirerek cevap vereceğim şuan vaktim yok.

FECR bey sorum size

“Kendileri ile aranızda antlaşma bulunan müşriklere Allah ve Peygamber'i tarafından yöneltilen bir ilişki kesme ihtarıdır bu.”

“"Dört ay daha yeryüzünde serbestçe dolaşınız. Allah'ın yapacaklarına engel olamayacağınızı ve Allah'ın kâfirleri perişan edeceğini biliniz. " Tevbe/1-2

“Bugün size temiz olan yiyecekler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size ve sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. İffetli ve hür mümin kadınları -zinaya ve metreslik ilişkisine başvurmaksızın- namuslu biçimde mehirlerini verdiğiniz takdirde size helâldir. Kim iman etmeyi reddederse yaptığı ameller boşa gitmiştir, o kimse ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.” Maide/5

Şimdi FECR bey kuran da bu ayetlere benzer çok sayıda ayetler mevcuttur. Diyelimki siz toplumları tanımlamak zorunda değilsiniz bu ve benzeri ayetlerin hükümlerini günlük hayatında nasıl yaşıyorsunuz. Örneğin: Siz Israil’e yada Almanya’ya gittiniz yada Hindistan’a gittiniz siz o toplumları tanımlayamadığınız vakit kuranın ayetlerini nasıl hayatınıza aktaracaksınız bunu düşünmeniz gerekmektedir. Aslında konu çok açık ve net.

İslam dini vela ve bera üzere bina edilmiş birdindir. HizbuAllah ve Hizbuşeytan taraftarları arasında ölesiye bir mücadele dinidir islam. Eğerki tarafını belli ettiremez isek Allah muhafaza müşrikleri yahudileri hıristiyanları dost edinirizki buda bizim dinden çıkmamız için yeterli ameldir. Kuranda ayetler açıktır.
İşte tekfirin en güzel tanımı vela ve beradır yani taraf tutmak tarafını belli ettirmek karşı tarafın tarafının ortaya çıkmasını sağlamaktır. Yada altını saflaştırmaktır.

Sayın maxpayna vermiş olduğunuz bu ayeti ve ayetten çıkarmış olduğunuz yoruma gelince.
Bak sayın abim bu ayeti iyi analiz edebilirsik aslında benim tüm söylediklerime tam olarak tercüme etmiş bir hükmü meydana çıkardığını göreceksiniz.
49 / HUCURÂT - 14

Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Araplar köylülere bedevi derlerdi bedeviler birşey iddia ettiler dedilerki biz mümin olduk onların bu iddialarına karşılık cenabbi Allah hayır siz henüz iman etmediniz siz islam oldunuz diye buyurdu ve onların bu iddialarını yalanladı.

Sayın maxpayna ben diyorumki bir kişinin islam olabilmesi için zahiren hayatında şirk ve küfür unsurlarının olmaması gerekmektedir. Delililim bu ve benzeri ayetlerdir. Eğer kişinin hayatında zahiren şirk ve küfür amelleri ve söylemleri var ise bu ayete göre o kişi islam olmuş kabul edilmez.

Kişi bir bilgi üzere okur dil ile ikrar eder ve bu bilgiye kalben iman eder ve samimiyetle hayatına aktarır ise o kişi o bilgideki din anlayışı üzere kabul edilir. Eğer bu bilgi kurani bilgi ise o kişi mümin sayılır. Yok bu bilgi kulaktan dolma atalar dinini yansıtan bir bilgi ise yada yahudilik yada hıristiyanlık yada laiklik kemalizm vs.vs ise o kişi o din üzere kabul edilir.

Şimdi benim iddiam şu günümüz toplumlarının kuran vahyi üzere hayatlarını düşüncelerini bina etmemiş ya atalar dinine ya şeyhlerin dinine yada batı kaynaklı dinlerin üzere bina etmişler hayatların nerdeyse her safhasında şirk ve küfür eylemler ve söylemleri olan toplumlar henüz islam olamamışlar bunu söylüyorum.
Şimdi bu konuyu benim şahsım üzerinde örneklendirelim kimse üzerine alınmasın.

Örenğin: Ben namaz kılıyorum oruç tutuyorum zekat veriyorum islamın bazı farizalarını yerine getiriyorum Bunun yanında  içki helaldir diyorum zina helaldir diyorum domuz eti helaldir diyorum yada aman efendim kurandaki şeriat sistemi bu zamana hitap etmez bu zamana hitap eden anayasa Recep beyin yapacağı anayasadır, onun belirleyeceği helal haramlar çağa daha yatkındır diyorum tüm bu yaptıklarıma ve düşüncelerime rağmen hucurat/14 deki hükme göre islam olmuş olurmyum?.

İşte olay bu açık ve net karar sizin istediğiniz gibi düşünebilir ve istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz:
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 14 Haziran 2011, 01:13:06 ÖS 13
ilk başta fecr aime bi sitem babında açıklamada bulunduktan sonra konuya tekrar,tekrar vetekrar ettiğimi yine tekrarlıyacamç ünkü KANATİMCE HALEN ANLAŞILAMAMIŞIM,VEYA  ANLATAMAMIŞIM....

Evet fec abi sizin verdiğiniz kamer süserindeki TARTIŞMA sadece zan üzere olanlar Arasında vuku bulan bi fiildir yalnız konunun ilk başından itibaren BEN VE MAXPAYNA ARKADAŞIM bu durumda,DOĞRUYU BULMADA APAÇIK HAKKI VE BATILI Ortaya KOYMADA YİNE Bİ BİLGİYLE MÜLAZA ETMEYE başladık konuya katılımda bulunan bütün KATILIMCILARDA bi zan üzre değil bi bilgi ÜZEREYDİLER VE AÇIKLMALARIDA BU YÖNDEYDİ,SİZ İSE BİZİM tartışmada olduğumuzu ayetide kendinize delil olarak alıp böyle bi açıklama yapmışınsız ....

Geleyim anlaşılamama veya anlatamama evet güzel insanlar,bakın ben demiyorum,KAFİR MÜŞRİK SAYIM MEMURU OLALIM,Yalnız ALLAHIN KİTABINDA RASULULUNUN PRATİĞİNDE,VE RASULLERİN TOPLUMLAINDAKİ TAVIRLARINDA  NASILKİ,AYIRIMA GİDİLMİŞSE,VE MÜSLÜMANA MÜSLÜMAN,hayatında şirk ameli olnaada bu söylenip ve bu amelide şirk kişiyide müşrik yaptığı için MÜŞRİĞEDE MÜŞRİK DENİLMİŞSE BİZDE AYNISINI YAPmaımz gerektiğini anlatma çalışıyorum....

MAXPAYNA ARKADAŞIM BAKIN SİZ NASIL EZHATIM KARDEŞİMDEN ŞİKAYETÇİ,OLACAĞINIZI,SÖYLÜYORSUNUZ MAHŞeRDE sebeb olarakta USULENDE AĞIR ELEŞTİRİ YAPAYTIĞINI VE bu yüzdedne hak olsada ,bunun farkına bu yüzden varamdığınızı söylüyorsunuz..Peki  ARkadaşım sizde şirk ameli olan birine bunu söylemeyip müşrik olarak ölen sizden şikayetçi olursa NEYAPACAKSINIZ...ÇÜNKÜ SİZE GÖRE BİR KİŞİ MÜŞRİKSEDEn ben MÜSLÜMANIM DİYORSA ZAHİREN ŞİRKTE İSEDE MÜSLÜMAN KARDEŞİMDİR DİYORSUNUZ ...
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: imam hüseyin - 14 Haziran 2011, 01:15:33 ÖS 13
Örneğin sayın imam hüseyin bey bana vahiy iniyor diyeni yada ben bilmem şeyhim bilir yada şeyh gece müridinin yatağında kaç kere sağa kaç kere sola döndüğünü bilmezse o şeyh enelhak olamamıştır fikilerini bile tevil edebilmketdir.

Sayın kardeşim size tek sözüm var Aklımı kiralayacak kadar bunamadım kimsenin aklı ilede hareket etmem şeyh/reyh aynıdır bende bunuda bilmenizi isterim vahiy iniyor dediğiniz zat hakkında şahsına lafım olmaz eserlerinde ise birçok yanlış mevcuttur bunu kabul ederim ama sizin gibi alikıran başkesen olamam haddime değildir İslam alimlerine Müşrik damgası vurmak onları eleştirip müşrik ilan edebilmem için en azından onlar kadar mücadele vermiş ve ilim içerisinde yoğrulmuş olmam lazım daha hayatımızda bir defa dahi sabah namazına kalkamadığımız için gözyaşı dökmeyen bizler kalkmış gecesi gündüzünü rızai lillah için harcamış kişileri beğenmiyoruz heyhat ki ne heyhat ne günlere kaldı İslam!
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: FECR - 14 Haziran 2011, 01:27:29 ÖS 13

Yada FECR BEY beni kim müslüman kam kafir kim yahudi kim hıristiyan yada kim müşrik kim mürted ilgilendirmez diyerek islam dininin toplumlar arası diyalog sağlarken toplumların dinlerine göre yapılması gerektiği ile ilgili kuranın tüm ayetlerini devre dışı bırakabilmektedir.


Ezhattım kardeşim
Nerden çıkardınız bunu anlamadım.Çok garip :).Daha önce yazdıklarımı düşünüyorum da böyle bir şey söylediğimi ya da o izlenimi verdiğimi bilmiyorum.Yazdığımdan siz kendi anlamak istediğinizi çıkarmışsınız.Maxpaynanın "tekfir" tanımı vardı.O tanıma tekrar göz atın istersiniz.Tekfiri kafire,Yahudi'ye,Hıristiyan'a yapmaya gerek yok ki,zaten onlar küfür içindeler.

Alıntı
FECR bey sorum size

“Kendileri ile aranızda antlaşma bulunan müşriklere Allah ve Peygamber'i tarafından yöneltilen bir ilişki kesme ihtarıdır bu.”

“"Dört ay daha yeryüzünde serbestçe dolaşınız. Allah'ın yapacaklarına engel olamayacağınızı ve Allah'ın kâfirleri perişan edeceğini biliniz. " Tevbe/1-2

“Bugün size temiz olan yiyecekler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size ve sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. İffetli ve hür mümin kadınları -zinaya ve metreslik ilişkisine başvurmaksızın- namuslu biçimde mehirlerini verdiğiniz takdirde size helâldir. Kim iman etmeyi reddederse yaptığı ameller boşa gitmiştir, o kimse ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.” Maide/5

Şimdi FECR bey kuran da bu ayetlere benzer çok sayıda ayetler mevcuttur. Diyelimki siz toplumları tanımlamak zorunda değilsiniz bu ve benzeri ayetlerin hükümlerini günlük hayatında nasıl yaşıyorsunuz. Örneğin: Siz Israil’e yada Almanya’ya gittiniz yada Hindistan’a gittiniz siz o toplumları tanımlayamadığınız vakit kuranın ayetlerini nasıl hayatınıza aktaracaksınız bunu düşünmeniz gerekmektedir. Aslında konu çok açık ve net.

İslam dini vela ve bera üzere bina edilmiş birdindir. HizbuAllah ve Hizbuşeytan taraftarları arasında ölesiye bir mücadele dinidir islam. Eğerki tarafını belli ettiremez isek Allah muhafaza müşrikleri yahudileri hıristiyanları dost edinirizki buda bizim dinden çıkmamız için yeterli ameldir. Kuranda ayetler açıktır.
İşte tekfirin en güzel tanımı vela ve beradır yani taraf tutmak tarafını belli ettirmek karşı tarafın tarafının ortaya çıkmasını sağlamaktır. Yada altını saflaştırmaktır.

Amerika, İsrail ile ilişkiler ile Müslümanım diyen insanlar arasındaki diyalogları bir mi tutuyorsunuz.Elma ile armudu ya da sap ile samanı birbirine karıştırmaktır bu.Tevbe suresinin başındaki beraat ayetlerini sunmanız, ayetlerin hangi konumda/ortamda nazil olduğunu ya bilmediğinizi ya da dikkate almadığınızın göstergesidir.Tevbe suresinin o ayetinin indiği ortama bir bakım.Bir tarafta islami bir otorite var, diğer tarafta gayri islami bir otorite var.İslamın güç sahibi olduğu bir yerde, karşı tarafa bir ultimaton söz konusu.Niye Allah Rasulu bu ultimatonu Mekke’de çekmedi de Medine’de çekti.Bunu düşünmek gerekmez mi?.
Müslümanın içinde bulunduğu toplumu tanımlaması farklı, şahısları tekfir etmesi farklıdır. İçinde bulunduğumuz toplumu tanımlamada benim hiçbir sıkıntım yok.Senin de yoktur.Ayrıldığımız nokta şahıslara yönelik ki bu insanlar müslümanız diyorlar,bu kimseleri tekfir etmek nebevi metodla  bağdaşmayacağını söylüyorum.
Kur’anın tedrici metodu dikkate alınmadan yapılan çalışmaların,hareketlerin hiçbir zaman gönülleri fethedeceğini sanmıyorum.Gönül/yürek fethi olmadan da kılıçla yapılan fetihlerin de faydası olmaz.

Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 15 Haziran 2011, 03:15:25 ÖS 15
FECR HOCAM AYRILDIĞIMIZ NOKTA SİZLER MÜŞRİK AMELİNDE OLANLARIDA MÜSLÜMAN KARDEŞİMİZDİR DİYOR VE BUNADA MESNEDİNİZ OLMADIĞI HALDE DUYGUSALLIKTAN ÖTEYE GİDE MİYORSUNUZ,yukarda ilk yazılarımızda Allahın kitabı rasulunun pıratiği ve bu çizgide olan alimlerin görüşlerini verdik peki o zaman size ŞÖYLE SORAYIM SİZE gerek benim gerekse EZHATIM KARDEŞİMİN verdiği ayet,hadis ve bu çizgide olan alimlerin görüşlerinden ne anlamalıyız VE BUNU BU GÜN NASIL YAŞAMALIYIZ ONU YAZIN LÜTFEN......
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: FECR - 15 Haziran 2011, 04:56:24 ÖS 16
Müslümanlardan kardeşim
Meselenin daha iyi anlaşılması için şu hadisi örnek olarak vereyim:
"Münafıklığın alameti üçtür:
1-Yalan söylemek
2-Emanete hiyanet etmek
3-Verilen sözde durmamak
Bu meşhur bir hadistir.Bazı rivayetlerde 4.özellik olarak fucur yani sorumsuzca günah ameli işlemek olarak geçer.
Şimdi biz diyebilir miyiz ki; yalan söyleyen kim olursa olsun münafıktır
Yine biz diyebilir miyiz ki; verdiği sözde durmayan kim olursa olsun münafıktır
Yine biz diyebilir miyiz ki; kendisine verilen emanete hiyanet eden kim olursa olsun münafıktır.
Yine biz diyebilir miyiz ki; sorumsuzca,açıktan günah işleyen kimse münafıktır.
Hadisi şerifte Allah Rasulu a.s bizleri/müslümanları bazı insani zaaflara, kötü ahlaki özelliklere karşı uyarıyor, bizlerin dikkatli olmasını istiyor. Kırmızı hatlara, sınırlara dikkat edilmesini istiyor.

Şirk/cahiliyye konusuna konusuna gelirsek; Ebu Zer ile Bilali Habeşi olayını kısaca hatırlayalım:

Ebu Zer, Bilali Habeş'iye ithafen "Zencinin oğlu" diye takılıyor/söylüyor.Bunu duyan Allah Rasulu a.s, Ebu Zer’e “Ya Eba Zer, sende şirk/cahiliyye alametleri görüyorum.” Bu söz üzerine Ebu Zer, hatasını anlıyor ve Bilali Habeşiden af/özür diliyor.Hatta rivayetlerde başını Bilal’in ayağının altına koyuyor,ezmesini istiyor.
Irkçılık/milliyetçilik şirk/cahiliyye alametlerinden değil mi?. Allah Rasulu Ebu Zer’e “sen müşrik oldun ya da eski cahiliyyeye geri döndün” diye hitap etseydi, nasıl olurdu acaba?.
İnsanlarda bir takım alametlerin olması o kimseleri hemen tekfire, şirkle itham etmeye yöneltmez.Yönelen kimseler ya Kur’ânın metodunu anlamıyorlar, ya da hadiselere duygusal yaklaşıyorlar ya da egolarını tatmin ediyorlar ki kendilerini temize çıkarıyorlar.
İnsanlara yaklaşırken hele ki “Müslümanım” diyen insanlara yaklaşırken, iletişim kurarken çok dikkatli olmak gerekiyor.Olabilir o kişinin bazı yanlışları vardır, yanlış amelleri vardır.Hatta amellerinde bazı şirk unsurları olabilir.Ki o kişi bilmeden yapıyordur.Çünkü hiçbir Müslüman, şirk amelini bilerek işlemez/işleyemez.
Aslında meselenin özü bir anlamda şu soruda ortaya çıkıyor:
Tağuta her itaat, bir kulluk mudur?, değil midir?.
Bu sorunun cevabı kafamızda netleşmeden bir çok sorunun cevabı muğlak kalır.Bu konuda Mehmet Alagaş’ın “Tartışılan Sorular” adlı kitapta geniş olarak açıklıyordu.:
Bu arada niyet-amel ilişkisi de önemlidir.
İnsanları müşriklikle itham etmek çok kolaydır, ama onların içinde bulunduğu şirkten kurtarmaya çalışmak zordur.Bu insanlara yaklaşırken şirk damgasıyla değil de, hangi amellerin şirk olduğunu veya “sizin yaptıklarınız şu şu amelleriniz Kur’an ve Sünnete göre doğru değildir,şirk unsurları var, bunlardan kaçının, tağutun hükmünü onaylamayın” demek farklıdır, “arkadaş, sen tağutun hükmüne uydun, müşrik oldun,seninle bizim aramızda artık velayet/dostluk kalmamıştır, senin malın ve canın bana helaldir” demek farklıdır.İlki nebevi davete uygun iken, ikincisi uygun değildir.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 15 Haziran 2011, 05:19:44 ÖS 17
hocam tağuta her türlü itaat tabiki ŞİRK DEĞİL Ama tağuta hertürlü velayet vermek şirktir.

ikincisi Allah rasulu ,sahabiye SENDE ESKİ CAHİLİYE ADETLERİNDEN görüyorum diyor,BUDA ŞİRK DEĞİL GÜNAHTIR,,,HA CEHENNEME GİDER ASABİYET ÜZERE ÖLEN BUNUN İÇİNDE HADİSİNDE SÖYLÜYOR,AMA bakın hocam Allah rasulude sahabiyi böyle bi durumda İKEN HEMEN UYARIYOR BUNU SAKLAMIYOR BUNUN CAHİLİYE KALINTISI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR....

Bende diyorum hocam bizde İNSANLARA BÖYLE DAVRANALIM...ONLARADKİ CAHİLİYE KALINTISI OLANLARA BÖYLE DAVRANALIM.....

TAĞUTA VELAYET VERENLEREDE SİZ BU ŞEKİLDE MÜŞRİK AMELİNDESİNİZ VE MÜSLÜMAN ANCAK MÜSLÜMANLA KARDEŞTİR...

Yok öyle yapmassak K,İŞİ BU AMELİNDEN HİÇ HABERDAR OLMAZ ÖRNEĞİN Allah rasulu EBUZERE DEMESEYDİ BU AMELİNDEN CAYAR MIYDI,,,,,

Yani ya hakkıyla iman yada hakkıyla İNKAR....Ayrıca hocam CAHİLİYE ,Bilgisizlik değildir değil mi,,,cahiliye Allahın hükmüyle hükmetmemek tir maide 50]....ayrıca hocam ben mehmed alagaşın o kitabınıdabütün kitaplarınıda okudum görüştümde mehmed abide çok çelişiyor kitapları arasında örneğin YOLDAKİ MUSİBETLERED BELAM KONUSUNDA O KADAR MÜKEMMEL Bİ YAKLAŞIMDAYKEN ,VAHDEDE YEDİ ADIM KONUSUNDA BUNUN TAM TERSİ EHLİ KİTABI ÇOK YANLIŞ ANLATIYOR,ODA KİTAPLARINDAN BAZISINDA TOPLUMSAL ŞİRK DEDİĞİNE Bİ BAŞKA YERDE KARDEŞLERİM DİYOR...

HUCURAT 10...Müminler ancak kardeştir..
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Müslüman - 16 Ağustos 2012, 02:11:08 ÖS 14

Müslümanın içinde bulunduğu toplumu tanımlaması farklı, şahısları tekfir etmesi farklıdır. İçinde bulunduğumuz toplumu tanımlamada benim hiçbir sıkıntım yok.Senin de yoktur.Ayrıldığımız nokta şahıslara yönelik ki bu insanlar müslümanız diyorlar,bu kimseleri tekfir etmek nebevi metodla  bağdaşmayacağını söylüyorum.


Ben 40 küsur yaşındayım. Daha önce tabiri caiz ise selefi takılıyordum, hani sünnetin Kuran'ı nesh edebileceğine inanan ve hadisleri de gayr-i metluv vahiy gören, İbn Teymiyye aşığı malum grup işte. Gerçi kendi aralarına aynen nakşiler gibi ayrılıyor hatta birbirlerini tekfir dahi edenler bulunuyor ya neyse mevzumuz bu değil.

Ya ben bu meseleyi kafamda bir türlü oturtamadım. Ve bunu gerçekten öğrenmek istiyorum. Ne zaman Tekfir konusunda leyhte veya aleyhte yazı okusam tuhaf ve belki de anlamsız bir şekilde her iki görüşe de benimseyebiliyorum. Her ikisi de haklı diyorum.

Şimdi biri bana Allah rızası için şu meseleyi izah edebilir mi;

-Kişi Müslüman olduğunu iddia ediyor lakin bilmeyerek küfür (şirk) fiili işliyor. İtikadın konusu olan bu tür meselelerde kişinin cehaleti mazeret midir, değil midir?

-Kişi Müslüman olduğunu iddia ediyor lakin teville küfür fiili (şirk) işliyor. Yani oy vermenin belki küfür fiili olduğunu biliyor ama malum bazı deliller ile hareket ederek "ehven" adı altında oy verebiliyor.

-Kişinin küfür fiili işlediğini biliyoruz ve kendisine bunun doğru olmadığını söylüyor ve gerekli tebliğimizi yapıyoruz. Fakat kişi bunu anlamıyor ve "siz aşırısınız, tekfircisiniz, vehhabisiniz" vs. şeklinde ithamlarda bulunuyor.


Bu konu şu açıdan önemlidir; malum fıkhın birçok konusu hep buna göre şekillenir, mesela; Kafirin cenaze namazının kılınmaz, mirascı olamaz, kız verilmez, şehadeti kabul edilmez, arkasından namaz kılınmaz vs.

Yukarıda sıraladığım bütün bu kişiler hakkındaki görüşümüz ne olmalıdır?

Bununla bağlantılı olarak, akrabalarımız da olsa cenaze namazlarına gitmiyoruz, camilerde zahiren hakkında bilgi sahibi olduğumuz imamların arkasında namaz kılmıyoruz, bunlar ve daha nice küfür fiili işlediklerine inandığımız kimselerle ilişkilerimiz soğuk olduğundan toplumda pek hoş karşılanmıyoruz.


Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: müslümanlardan - 22 Ağustos 2012, 03:37:27 ÖS 15

Müslümanın içinde bulunduğu toplumu tanımlaması farklı, şahısları tekfir etmesi farklıdır. İçinde bulunduğumuz toplumu tanımlamada benim hiçbir sıkıntım yok.Senin de yoktur.Ayrıldığımız nokta şahıslara yönelik ki bu insanlar müslümanız diyorlar,bu kimseleri tekfir etmek nebevi metodla  bağdaşmayacağını söylüyorum.


Ben 40 küsur yaşındayım. Daha önce tabiri caiz ise selefi takılıyordum, hani sünnetin Kuran'ı nesh edebileceğine inanan ve hadisleri de gayr-i metluv vahiy gören, İbn Teymiyye aşığı malum grup işte. Gerçi kendi aralarına aynen nakşiler gibi ayrılıyor hatta birbirlerini tekfir dahi edenler bulunuyor ya neyse mevzumuz bu değil.

Ya ben bu meseleyi kafamda bir türlü oturtamadım. Ve bunu gerçekten öğrenmek istiyorum. Ne zaman Tekfir konusunda leyhte veya aleyhte yazı okusam tuhaf ve belki de anlamsız bir şekilde her iki görüşe de benimseyebiliyorum. Her ikisi de haklı diyorum.

Şimdi biri bana Allah rızası için şu meseleyi izah edebilir mi;

-Kişi Müslüman olduğunu iddia ediyor lakin bilmeyerek küfür (şirk) fiili işliyor. İtikadın konusu olan bu tür meselelerde kişinin cehaleti mazeret midir, değil midir?

-Kişi Müslüman olduğunu iddia ediyor lakin teville küfür fiili (şirk) işliyor. Yani oy vermenin belki küfür fiili olduğunu biliyor ama malum bazı deliller ile hareket ederek "ehven" adı altında oy verebiliyor.

-Kişinin küfür fiili işlediğini biliyoruz ve kendisine bunun doğru olmadığını söylüyor ve gerekli tebliğimizi yapıyoruz. Fakat kişi bunu anlamıyor ve "siz aşırısınız, tekfircisiniz, vehhabisiniz" vs. şeklinde ithamlarda bulunuyor.


Bu konu şu açıdan önemlidir; malum fıkhın birçok konusu hep buna göre şekillenir, mesela; Kafirin cenaze namazının kılınmaz, mirascı olamaz, kız verilmez, şehadeti kabul edilmez, arkasından namaz kılınmaz vs.

Yukarıda sıraladığım bütün bu kişiler hakkındaki görüşümüz ne olmalıdır?

Bununla bağlantılı olarak, akrabalarımız da olsa cenaze namazlarına gitmiyoruz, camilerde zahiren hakkında bilgi sahibi olduğumuz imamların arkasında namaz kılmıyoruz, bunlar ve daha nice küfür fiili işlediklerine inandığımız kimselerle ilişkilerimiz soğuk olduğundan toplumda pek hoş karşılanmıyoruz.





Kişi bilmedende şirk işlese ,müşrik olur,tevbe 6 da rabbimiz BİLMEYENLERİDE,MÜŞRİK OLARAK TANIMLIYOR.

Ayrıca iki küfür arasında daha EHVENİNİ şeçmekte,küfürdür,BUNUDA İKİ KÜFÜR ARASINDA Bİ YOL BULMAK nisa 150 ,151 göre değerlendirilir...

Ayrıca Allahın belirlediği müslüman sıfatında olmanın önündeki en büyük engellerden biride,SELEFİ VE VEHABİLİĞİN günümüz versiyonlarıdır,bir çok şirk ve küfürde sağlam olsalarda HAVALE EHLİ olarak akıllarını geçmişteki alimlerin içtihadlarına havale etmişlerdir,kendileri düşünmekten dahi korkar olmuşlardır,her sözlerindede subhanallah demeleri bile taklitçiliğin en belirgin şeklidir....
Başlık: Kafire kafir demek- veya- dememek
Gönderen: MaxiMilyan. - 28 Ağustos 2013, 08:41:38 ÖS 20
Kafire kafir demek- veya- dememek

Açtığım başlık kişiye özel olduğundan forum kurallarına aykırıdır gerekçesiyle silinmiş.Peki kabul ediyorum ve bende herkes gibi forumun bu kurallarına uyuyorum.Bu yüzden konu başlığını değiştiryorum.

Diğer konuyu kilitlemişsiniz bence iyide yapmışsınız.

Siz şöyle demiştiniz

------Onların gerekçelerinin çoğu kendi tahayyüllerinin bir ürünüdür. "Kafire kafir demeyen de kafirdir" bir beşer sözünü  ayetlerden üstün tutmuş zihniyetin kendi nefislerine göre hareket edip kendilerinden başka herkesi dışlayan,----

Bunun üzerine bende size bir soru sormuştum oda şöyleydi.

Ebu leheb,Hz.Musa dönemindeki firavun,ebu cehil hakkında biri hayır bunlar kafir değilde müslümandırlar derse bu kişinin sizin tahayülünüze göre hükmü ne olur.

Siz buna cevaben şöyle demiştiniz.


(Benim tahayyülümde Ebu Leheb, Firavun, Ebu Cehil'e müslüman ismini verecek, onları müslüman olarak kabul edecek bir müslüman tanımıyorum. Allah Kur'an'da Ebu Leheb'e lanet edeken, Firavun'un zulmünden ve küfründen bahsederken ve Ebu Cehil'in özelliklerini ortaya koyarken hiç bir müslümanın tahayyülününde onları mümin sınıfına koyamaz. )

Fecr.den-alıntı

Buna cevaben şunu yazmıştım.

Evet sayın fecr siz konuyu neden başka mecralara kaydırıyorsunuz.sizin oradaki ithamınızı ilk okuduğumda adeta beynimden vurulmuşa döndüm.siz hem müslümanlara ağır ithamlarda bulunuyor hemde sözünüzün arkasında neden durmuyorsunuz.

Size soru sormuştum şöyleki.

Ebu leheb,Hz.Musa dönemindeki firavun,ebu cehil hakkında biri hayır bunlar kafir değilde müslümandırlar derse bu kişinin sizin tahayülünüze göre hükmü ne olur.

Biraz daha netleştirirsek Allah o isimlere ve o özelliklerde olanlara kafir diyor.bende haşa öyle şey olurmu firavun müslümandır dersem benim sizin kuran tahalüyünüze göre hükmüm ne olur.

Buna cevap verirmisiniz
Başlık: Ynt: Kafire kafir demek- veya- dememek
Gönderen: MaxiMilyan. - 28 Ağustos 2013, 08:44:58 ÖS 20

Sizden ricam başka konulara yol açmayacak bir cevap vermöenizdir.lafı dolaştırmadan ilmi olrak delilleriyl birlikte net cevap verirmisiniz.
Başlık: Ynt: Kafire kafir demek- veya- dememek
Gönderen: MaxiMilyan. - 28 Ağustos 2013, 08:55:24 ÖS 20
Nahl/116- “Kendi dillerinizle uydurduğunuz asılsız nitelemelere dayanarak "Şu helaldir, şu da haramdır" diyerek Allah adına yalan uydurmayınız. Hiç şüphesiz Allah adına yalan uyduranlar iflah olmazlar. Kurtuluşa eremezler.”

Kendi dilinizle uydurup anlattığınız yalan şeylere "bu helaldir" "şu da haramdır" demeyin. Eğer hiçbir delile dayanmadan "şu helaldir, bu da haramdır" deniliyorsa, bu Allah adına yalan uydurmanın ta kendisidir. Allah adına yalan uyduranlar ise, bu dünyada sadece kısa bir süre için çeşitli çıkarlar elde edebilirler. Bunun ardında ise acıklı bir azap, pişmanlık ve hüsran vardır.

Buna rağmen, birtakım insanlar Allah'ın izin ve hükmüne dayanmaksızın kanun koymaya, Allah'ın şeriatını değiştirmeye kalkışıyorlar. Yine de yeryüzünde ve Allah katında kurtuluş beklerler.
Seyyid Kutub
Başlık: Ynt: Kafire kafir demek- veya- dememek
Gönderen: FECR - 29 Ağustos 2013, 08:41:08 ÖÖ 08
Açtığınız "kafire kafir demek-veya-dememek" konusu "Kendilerini Tevhid Ehli Zannedenlerin Başlıca Küfürleri" başlıklı yazı ile birleştirilmiştir. Bu bölümde herkes söyleyeceğini söylemiştir.
Kafire kafir demek ile ilgili hiç kimsenin bir sorunu yoktur. Sorun; kendisini müslüman olarak olarak kabul eden, islami amelleri işleyen kimselere müşrik, kafir denmesinden yani tekfir edilmesinden kaynaklanıyor. İslami Düşünce forumu olarak bizim gayemiz, hedefimiz kendilerini müslüman kabul eden ve zahirde İslami amelleri yapan kimseleri tekfir etmemektir. Yaptıkları yanlışlar varsa, hataları varsa ya da bilmeden şirk işliyorlarsa onları ikaz etmek, uyarmak ve en güzel şekilde tebliğ yapmaktır. Şahısları ön plana çıkararak onları açıkça tekfir eden yazılar yönetim tarafından silinecektir. Konuları kişiselleştirmeden fikirleri paylaşmak esastır. Bu kurallara dikkat edilmesi dileğiyle......
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: MaxiMilyan. - 29 Ağustos 2013, 12:50:41 ÖS 12
---Kafire kafir demek ile ilgili hiç kimsenin bir sorunu yoktur.—
Fecr-den alıntı



Fecr bey abinin söylediği kadarıyla güzel bir insanmışınız.e be güzel insan insan bir cümleyi kullanırken ölçüp biçmezmi.sırf birilerini karalamak hiciv etmek adına kötülemek adına çamur at izi kalsın hesabı yapmak insanın islami şahsiyetine yakışırmı?

Siz ilk başta böyle diyeceğinize kalkmış orada cümleniz ne demişsiniz tekrardan bir bakın.ve müslümanlardanda derhal helallık alın.

Müslümanlar diyorki eğer Allah birine kafir demişse ona kafir demek gerekir aksi takdirde tevhid akidesi bozulur,bunun neresi yanlış bu zaten kurani metodtur,peygamberi bir metodtur.Bunun kuranda yüzlerce işaretleri ve özellikleri vardır,bu sebeple müslümanlr bunu dile getiriyorlar.

Ha bu bir kaidedir ve doğru bir kaidedir onlar nazarında sizin toplumunuz da bu kaideye giriyor söylemi olabilir size göerde girmiyor olabilir bu ayrı birşey.bunu tartşırsınız delillerinizi ortaya koyarsınız haklı haksız ortaya çıkar.Ki zaten haklı haksız belli ya.

Hiçbir sahabi kalkıpta Peygamber aleyh salatü veselamın Ebu leheb kafirdir sözüne rağmen kalkıp hayır ey Allahın rasulu o müslümandır diyebilmişmi? Yada diye bilirmi.elbetteki demesi tahayyül bile edilemez.

Nisa/97.ayetin nuzül sebebinde böyle bir tartışma vra aslında. O tartışma şöyledir.

Daha evvel iman edip fakat hicert etmeyen bir grup insan bedir savaşında öldüler.Bu durum müslümanlar arasında tartışma konusu oldu.kimi sahabiler biz onları tanıyoruz onlar iman etmişelrdi bunlar cennete gitti dediler kimi sahabilerde hayır bunlar kafirlerin saflarında yer alarak kafir oldular,işte bu tartışmanın üzerine Allah teala son noktayı koydu ve onların kafir olduklarına ebedi cehennemde kalacaklarını hükm etti.ayete bakın.

Nisa/97-Melekler, kendilerini zulme mahkum edenlerin canlarını alırken onlara "Dünyadaki durumunuz neydi?" diye sorarlar. Onlar da "Ezilmiş zavallılardık " derler. Melekler onlara "Peki Allah'ın toprağı göç etmenize yetecek kadar geniş değilmiydi ki? derler. Bunların barınakları Cehennem olacaktır. Orası ne kötü bir varış yeridir.

Ayettende anlaşıldığı gibi onların müslüman olarak öldüklerine dair düşünce derhal yanlış olduğu ortaya konmuştur.müslümanların öyle düşünmelerine msade edilmemiştir.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: FECR - 29 Ağustos 2013, 01:21:25 ÖS 13
Yukarıdaki yazımı herhalde üstünkörü okudunuz. Büyük harflerle tekrar ediyim:
Kafire kafir demek ile ilgili hiç kimsenin bir sorunu yoktur. Sorun; kendisini müslüman olarak olarak kabul eden, islami amelleri işleyen kimselere müşrik, kafir denmesinden yani tekfir edilmesinden kaynaklanıyor.
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: MaxiMilyan. - 29 Ağustos 2013, 01:21:51 ÖS 13
İkinci meseleye gelince bu fazla uzatmayacağım sadece ilgili ayetlere vereceğim.Allah Kuranda açık bariz net bir şekilde  şirk işleyenlere cenneti haram kıldığını beyan etmektdir.Bu kadar açık hükme rağmen siz hayır bu aslında öyle değil şirk işleyenlerde müslümandırlar o halde cennete gidecekler diyorsunuz.Bu ylesine büyük bir sözdür delillendirlmey ihtiyaç vardı fakat delil yok.O zamn busöz iftiradı kime Allaha nedni şu.

"Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk büyük bir zulümdür" (Lokman Sûresi 31/13).

Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır. (4 Nisa Suresi – 115)
1. Allah’tan başkasına kulluk etmemek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, birbirimizi rab olarak görmemektir-3Al-i İmran suresi, 64

2. Allah’a kulluk edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin-4Nisa suresi, 36

3. Allah, şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalanları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur-4Nisa suresi, 48,116

4. “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir olur. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır-5Maide suresi, 72

5. Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı veli olarak göreyim?” Müslümanların ilki ol ve sakın şirk koşanlardan olma-6En’am suresi, 14

6. İlahî buyrukları ve yasaklarını (uyarı konularını) belirlemede Allah’tan ve Kur’an’a aykırı bir şahit(delil, kanıt) olduğunu iddia etmek, Allah’tan başka ilah olduğuna tanıklık etmektir. Bu ise, şirktir-6En’am suresi, 19

7. Allah hakkında yalan uydurmak veya O’nun ayetlerini yalanlamak en büyük zulüm olup şirktir. Bu duruma düşerek müşrik olanlar bu konumlarını kabullenmek istemezler-6En’am suresi, 21-22

8. Allah’tan başkasına dua etmek, Allah’tan başkasına umut bağlamak, kurtuluşu Allah’ı göz ardı ederek başkasına bağlamak şirktir-6En’am suresi, 40-41,63-64

9. Yıldıza, aya veya güneşe yarar sağlayıcı ve zarar savıcı olarak umut bağlamak, medet beklemek, dua etmek, rab olarak görmektir, putları ilahlar olarak görmektir, şirktir. Göklerin ve yerin egemenliğinin Allah’tan başkasına da ait olabileceğini iddiadır. Tam tersine Allah’a yönelmek, çoktanrıcılardan olmamak için gereklidir. Şirk koşanlar Allah’a şirk koşmaktan korkmadıkları halde, Allah’a yönelenler ne diye şirk koştuklarından endişe etsin ki (Dua ettikleri gök cisimleri veya başka timsaller). Müslümanlar imanlarına bu zulmü karıştırmamalıdırlar-6En’am suresi, 76-81 26Şuara suresi, 72-75 (6En’am suresi, 71,74 10Yunus suresi, 18,106 21Enbiya suresi, 66 22Hacc suresi, , 12)

10. İlahî yasak: Kitab’a ve uyarı konularına inanmamak, Allah hakkında yalan uydurmak olup en büyük zulümdür. Asılsız olarak kendisine vahyedildiği veya benzerini getirebileceği iddiası da aynı kapsama girmektedir. Bunlar, Allah hakkında hakikat (el-haqq) dışı konuşmaktır ve O’nun ayetlerinden kibirlenmektir. Bu inançta olanların, kendi haklarında ilahî ortak güçler olarak iddia ettikleri şefaatçilerle o gün aralarındaki bağlar kesilecektir-6En’am suresi, 92-94

11. Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Çoktanrıcılardan yüz çevir. Allah zorlayıcı sistem oluştursaydı ortak koşamazlardı-6En’am suresi, 106-107

12. Allah adının anıldığı şeylerin yenilemeyeceği, adının anılmadığı şeylerden ise yenileceği doğrultusunda Müslümanlarla tartışmaya girsinler şeytanlar kendi işbirlikçilerine vahyederler. Şeytanlara itaat edenler müşrik olurlar-6En’am suresi, 121

13. İlahî yasak: Bitkisel ve hayvansal ürünleri kamusal hak ile sözde ilahîortak güç diye tanımladıkları arasında bölüştürmek, bir de bu ortakları kayırmak, çok kötü hüküm vermektir-6En’am suresi, 136 Bu ortaklar, böylesi uydurmalarla mensuplarının çocuklarını ihmal ettirip ölüme sürüklerken, hem büyük kazançlar elde etmekte, hem de bu kişilerinin dinlerini bulandırmaktadırlar-6En’am suresi, 137

14. İlahî yasak: Bitkisel ve hayvansal ürünlerin yenilmesine birtakım iddialarla, dinsel sınırlama ve kısıtlamalar getirmek, bazı hayvanlarda Allah’ın adını, O’nun hakkında bir uydurma gereği olarak gündeme getirmemek yine bir onların uydurmalarıdır-6En’am suresi, 138

15. İlahî yasak: Hayvanlar ve yavrularının paylaşımında cinsiyet ayrımı yapmak ve bunu dinî gerekçelere(haram) bağlamak düzmece nitelemelerdir. Allah’ın rızık olarak verdiğini haram kılmak Allah hakkında yalan uydurmaktır-6En’am suresi, 139-140

16. İlahî yasak: Bitkisel ürünleri, bazı hayvanları ve onların yavrularını dinî gerekçelerle(haram) vahye dayanmadan haram görmek, Allah hakkında yalan uydurmaktır. Oysa yiyecekler konusunda haram kılınanlar, yalnızca 6En’am suresi, 145’te bildirilen dört haramdır. Yahudilere fazladan haram kılınanlar istisnai bir durumdur. Oysa Allah’a şirk koşanlar, kaderci bir anlayışla din adına haramlar türetmelerinin ve şirk işlemelerinin sorumluluğunu Allah’a yıkmaktadırlar. Oysa bu konuda getirebilecekleri hiçbir kanıtları yoktur-6En’am suresi, 141-148

17. İlahî yasaklar: Vahiy dışında haram iddiası Rabbe birilerini denk tutmaktır-6En’am suresi, 150; Rabbimizin neleri haram kıldığı bellidir: 1)Şirk, 2)Ana babaya iyi davranmak, 3)Yoksulluk nedeniyle çocuklarımızı öldürmemek, 4)Gizli ve açık edepsizliklere yaklaşmak, 5)Haksız yere cana kıymak, 6)Yetim malına en güzel biçimde yaklaşmak, 7)Ölçüyü adaletle tam yapmak, 8)Tartıyı adaletle tam yapmak, 9)Konuşunca yakın bile olsa adil olmak, 10)Allah’a verilen söze bağlı kalmak-6En’am suresi, 151-152

18. Dinlerini tefrika tefrika yaparak ayrışan kişiler, çoktanrıcılardan olmayan İbrahim’in dinine, Rabbimizin dosdoğru bir yola iletmedikleridir. İslam, ibadetlerin, dinî yöntemlerin, hayatın ve ölümün yalnızca Allah’ın rızasına uygun gerçekleşmesidir. Bu konularda Allah’a ait ilahî ortak düşünülemez. Aksi takdirde Allah’tan başka rab arayışı olur. Böyle durum ihtilafları getirir-6En’am suresi, 159-164

19. İlahî buyruk: Edep yerlerinizi kapayın, böyle bir hataya bahane olarak geleneği veya Allah’ı referans olarak kullanmayın-7A’raf suresi, 26-28 İlahî buyruk: Adaletli olun ve dini Allah’a özgüleyerek yalnızca O’na dua edin. Hidayet ve şeytanı evliya görerek sapma buna bağlıdır-7A’raf suresi, 29-30 İlahî buyruk: Dua ve ibadetlerinizi edep yerlerinizi açarak değil tam tersine en güzellerinizi giyinerek yapın. Çünkü Allah zineti de temiz rızıkları da sizin için var etti-7A’raf suresi, 31-32 İlahî yasaklar: Rabbimiz ancak, 1)Açık ve gizli cinsel açıdan edepsizlikleri(el-fevâhiş), 2)Günahı(el-ism), 3)Haksız saldırıyı(el-bağy), 4)Hakkında hiçbir delil(sultân) indirmediği(tenzîl) herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmayı, 5)Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır-7A’raf suresi, 33 Bunlara aykırı inanç, Allah hakkında yalan uydurmak veya ayetleri yalanlamaktır. Bu ise Allah’tan düşük düzeyde de olsa başkalarına dua etmek olup tanrıkarşıtlığıdır-7A’raf suresi, 37 Sonuçta yıkım getirir-7A’raf suresi, 38-41 İlahî değerlere uygun davrananlara ise mutlululuk vardır-7A’raf suresi, 42-44 Aralarındaki diyalogda buna örnektir-7A’raf suresi, 45-51

20. Şirkin öyküsü: İnsan Allah’tan bir şeyler ister, örneğin doğuma yakın sağlıklı çocuk için dua eder, Allah’a sözler verir. Allah insanın bu duasını gerçekleştirir, çok geçmeden sözler unutulur, çocuğun sağlıklı oluşu başka etkenlere (muskaya, türbe ziyaretine, okunmuş suya, kurşun dökmeye, gök cisimlerinin etkilemesine, asil soya, yapay kutsallara vd.) bağlanır. Allah’ın sağladığı bu güzelliklere O’na ait ilahi ortak güçler varmış gibi kabullenme başlanır ve Allah’a şirk koşulur. Yaratılan ve hiçbir yaratamayan Allah’a ortak koşulur mu? Oysa ilahi ortak güçler olarak görülenler, ne onlara yardıma güç yetirebilir, ne de kendilerine yardım edebilirler. Hidayet çağrısına cevap veremezler. Dua edilen kişilerin elleri ve ayakları(fiziksel gücü), gözleri ve kulakları (duyusal yetenekler) artık işlevsiz olduğu dile getirilerek geçmişte birer insan (ellezîne-ibâd) oldukları hatırlatılıyor. Gerçek velinin hatırlatılması isteniyor. Bu ilahi ortak güçler olarak görülenlerin(ellezîne) diğer varlıkların, ne onlara yardıma güç yetirebileceği, ne de kendilerine yardım edebileceği, hidayet çağrısına cevap veremedikleri gibi duyma ve görme özelliklerinin olmadığı yineleniyor-7A’raf suresi, 189-197

21. Şirk nedir: Allah’tan düşük seviyede de olsa dini ve toplumsal otoriteleri rab olarak görmek, tek ilahtan başkasına kulluk etmektir ve şirktir-9Tevbe suresi, 31 Resulün hidayet rehberi ve hak dinle görevlendirilme amacı, çoktanrıcılar beğenmeseler de tüm dinlere galebe çaldırmaktır-9Tevbe suresi, 33

22. Apaçık ayetlere rağmen Allah hakkında yalan uydurmak veya ayetleri yalanlamak, kendisine zarar veremeyecek ve fayda sağlayamayacak varlıklara Allah’tan düşük düzeyde de olsa kulluk(ibadet) etmektir; buna gerekçe şefaatçi beklentisidir, oysa bunlar şirktir-10Yunus suresi, 15-18

23. Göklerde ve yeryüzünde kim varsa Allah’a aittir; esasında onlar Allah’tan düşük seviyede dua ettikleri sözde ilahîortak güçlere değil zanna uymakta ve saçmalamaktadırlar-10Yunus suresi, 66 Allah’ın çocuk edindiğini iddia etmek, bu konuda hiçbir delil(sultan) olmaksızın Allah hakkında bilemeyeceğimiz şeyleri söylemektir.- 10Yunus suresi, 68 Bu ise, Allah hakkında yalan uydurmaktır.”- 10Yunus suresi, 69

24. Allah’ın dininden kuşku içinde olanlar bilmeliler ki Müslümanlar, onların Allah’tan düşük seviyede de olsa kulluk(ibadet) ettiklerine kulluk(ibadet) etmezler. Onlar yalnızca Allah’a kulluk(ibadet) ederler ve onlara müminlerden olmak bir tektanrıcı olarak yüzünü hak din adına ayakta tutmak ve çoktanrıcılardan olmamak emredilmiştir. Allah’tan düşük seviyede de olsa, bize fayda sağlayamayacak ve zarar veremeyecek şeylere dua edersek zalimlerden oluruz. Allah bize bir zarar dokundurursa onu O’ndan başka kaldırıcı olmaz. Bir hayır isterse O’nun lütfünü geri çevirici de olmaz. Onu da kullarından şartlarını oluşturana ulaştırır-10Yunus suresi, 104-107

25. Şirk nedir: Allah’a herhangi bir şeyi şirk koşmamız kabul edilemez. Bu Allah’ın bir lütfüdür. Ama insanların çoğu şükretmezler. Şirk, grup grup olmuş rabları kabul etmektir. Toplumun ve atalarının isimlendirdiği ve Allah’ın haklarında hiçbir yetki vermediği isimlere kulluktur(ibadet). Oysa hüküm yetkisi Allah’tan başkasına ait değildir ki yalnızca kulluk (ibadet) edilsin. İşte sağlam din budur. Ama insanların çoğunluğu bilmiyor-12Yusuf suresi, , 38-40

26. Hak olan davet sadece O’na olandır. O’ndan düşük seviyede de olsa dua ettikleri onlar için hiçbir şeye olumlu karşılık veremezler. Göklerde ve yeryüzünde kim varsa zaten O’na boyun eğer. Göklerin ve yeryüzünün rabbi de elbette Allah’tır. O’ndan düşük seviyede de olsa evliya olarak gördükleri, onlar için ne fayda ne de zarar ellerinden gelmez. Bu gayet açıktır. Yoksa Allah’a sözde ilahîortak güçler mi nispet mi ettiler? Onlar da O’nun yaratışı gibi mi yarattılar da onlara göre yaratılış benzeşti? Oysa Allah her şeyi yaratandır ve tek kahhar olandır-13Ra’d suresi, , 14-16

27. Kitap verilenler indirilenle memnun olurlar. Emredilen yalnızca Allah’a kulluk(ibadet) etmek ve O’na şirk koşmamak, O’na dua ve davet etmek ve O’na yönelmektir-13Ra’d suresi, , 36

28. Kur’an’ı bir bütün olarak görme yerine pay pay edip işlerine gelene uyanlar, emredileni görme yerine kendi çıkarları için kullanan çoktanrıcılara ilgisiz kalmak gerekir. Çünkü onları, Allah ile beraber başka ilah tutan alaycılardır-15Hicr suresi, , 90-96

29. Allah’tan düşük seviyede de olsa dua ettikleri kişiler hiçbir şey yaratamazlar, kendileri de yaratılırlar, canlı değil ölüdürler, ne zaman dirileceklerini de bilmezler. Sizin ilahınız tek bir ilahtır, ahirete inanmayanların kalpleri kibirli olmalarından dolayı bu ilkeye yabancıdır. Kıyamet günü onları rezil eder ve haklarında ayrılığa düşülen sözde ilahîortak güçler nerde diye sorularak rezillik ve olumsuzluğun kafirlere olacağı söylenir-16Nahl suresi, 20-27

30. Şirk koşanların iddiasına göre Allah zorlayıcı bir sistem oluştursaydı O’ndan düşük seviyede de olsa ne kendileri ne de ataları hiçbir şeye kulluk(ibadet) etmezlerdi ve O’ndan düşük seviyede de olsa hiçbir şeyi haram kılmazlardı. Oysa öncekiler de böyle yapmıştı. Elçi, zaten yalnızca Allah’a kulluk(ibadet) ve şeytani güçlerden(tağut) uzak durun diye görevlendirilmiştir-16Nahl suresi, 35-36

31. İki ilah edinmeyin, çünkü O tek bir ilahtır. Yalnızca O’ndan çekinerek kötülüklerden sakınmak gerekmektedir. Göklerde ve yerde olanlar O’na ait, din de O’na aittir. Öyleyse O’ndan başkasına karşı mı takvalı olunur? İnsanlardaki her nimet Allah kaynaklıdır. Kötülük dokununca mızlar, kötülük kalkınca onlardan bir kısmı Rablerine şirk koşarlar-16Nahl suresi, 51-54

32. Kur’an okurken lanetlik şeytandan Allah’a sığınmak gerekir. Esasında onun iman eden ve rablerine güvenenlerin üzerinde hiçbir etkisi ve yetkisi yoktur. Onun etkisi ve yetkisi, onu dost görenlerin ve bunun sonucu çoktanrıcıların üzerindedir. Allah’ın indirdiği ayetlere inanmayanları elbette O doğru yola iletmez. Allah hakkında ancak, ayetlerine inanmayanlar yalan uydurur-16Nahl suresi, 99-105

33. Mağara arkadaşlarının kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Çünkü göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. Çünkü en güzel gören ve duyan O’dur. O’ndan düşük seviyede de olsa hiçbir veli yoktur. Hükmüne de kimseyi ortak kılmaz-18Kehf suresi, 26

34. Malıyla ve taraftarıyla övünen, kendi benliği için bir zalim olarak servetinin telef olacağını asla sanmamaktadır. Son saatin de şu sıralarda gerçekleşeceğini sanmamaktadır. Rabbine döndürülse de, bundan daha hayırlısını bulacağını düşünmektedir. Böyle bir anlayış Rabbini reddetmektir. Oysa O, rab olan Allah’tır. Rabbimize hiç kimseyi şirk koşmamalıyız. Allah şartları oluşturmuş. Allah sayesi dışında güç-kuvvet olamaz. Yoksa Allah öyle bir afet gönderir de bir anda her şey bitiverir de “Keşke Rabbimize hiç kimseyi şirk koşmasaydık,” demek durumunda kalırız-18Kehf suresi, 34-40

35. Rabb’inin buyruğundan çıkan İblis’i ve soyunu Allah’tan düşük seviyede de olsa evliya olarak görülmemeli. Çünkü onlar insanlara düşmandırlar. Onlar ne göklerin ve yerin yaratılışına tanık tutuldular ne de yardımcı olmadılar. O gün iddia edilen sözde ilahîortak güçlere seslenilir, onlara yalvarırlar, ama olumlu bir karşılık veremezler, aralarında uçurum olur-18Kehf suresi, 50-52

36. Allah’ın haramlarına saygı gösterirse, Rabbi katında kendi hayrınadır. Size anlatılanlar dışındaki hayvanlar helal kılınmıştır. Öyleyse evsanlardan kaynaklanan pisliklerden ve yalan sözden kaçınmak gerekir. Allah için tektanrıcılar olarak O’na çoktanrıcılar olmaksızın. Kim Allah’a şirk koşarsa gökten düşmüş da onu kuşların kapıştığı veya rüzgârın uzak bir yerlere savurduğu gibidir. Kim Allah’ın ilkelerine saygı gösterirse, işte bu kalplerin takvasındadır. Hayvanların üzerinde Allah adını anın. Çünkü sizin ilahınız tek bir ilahtır. Öyleyse O’nun için Müslüman olun-22Hacc suresi, , 30-34

37. Müslümanlar tek bir toplumdur. Rabbe karşı takvalı olmaları gerekir. Ama onlar işlerini aralarında başka kitapçıklar halinde parça parça ettiler. Her hizip yanındakiyle yetinmekte ve övünmektedir. Malca ve taraftarca güçlü olmalarını doğru olduklarının kanıtı sanmaktadırlar. Zannediyorlar ki Allah onların hayrına koşturmaktadır. Rablerinin çekincesiyle duyarlı davrananlar, Rablerinin ayetlerine inananlar ve Rablerine şirk koşmayanlara-23Müminun suresi, , 52-59

38. Allah asla çocuk edinmemiştir. O’nunla beraber hiçbir ilah da olmamıştır. Böyle bir durumda her ilah kendi yarattığını kendi tarafına çekerdi ve sonuçta birbirlerine karşı üstün gelirlerdi. Oysa Allah onların bu nitelemelerinden uzaktır. Gizli ve açığı bilen onların şirk koşmalarından yücedir-23Müminun suresi, , 91-92

39. Allah’a hamd, seçtiği kullara selam olsun! Allah mı hayırlıdır, yoksa şirk koştukları varlıklar mı? Gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi, onunla türlü çeşit bitkiler bitirdi ki sizin bir ağacını bile bitiremezsiniz. Allah ile beraber bir ilah mı var? Yahut yeryüzünü istikrarlı kılan mı, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile beraber bir ilah mı var!? Hayır, onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünde sizi söz sahibi yapan. Allah ile beraber bir ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yol gösteren ve rahmetinin önünden rüzgârları bir müjdeci olarak gönderen. Allah ile beraber bir ilah mı var!? Allah, onların ortak koştuklarından yücedir. Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah ile beraber bir ilah mı var!? De ki, “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin.” Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler-27Neml suresi, 59-65

40. O gün Allah seslenir ki: İddia ettiğiniz sözde ilahîortak güçlerim nerede? Söz aleyhlerinde gerçekleşenler, “Kendimiz yoldan çıktığımız gibi bunları da yoldan çıkardık. Şimdi sana yöneldik. Esasında onlar bize kulluk(ibadet) etmiyorlardı.” Peki, o zaman sözde ilahîortak güçlerinizi çağırın, denilir. Onları çağırdılar, ama onlara olumlu karşılık veremediler; azabı gördüler. Keşke doğru yolda olsalardı. Peki, elçilere ne karşılık vermiştiniz, der. O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. ”Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’nadır. Hüküm yalnızca O’nundur. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilâh size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. ”Allah’ın, onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz sözde ilahîortak güçlerim”? diyeceği günü hatırla. Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere), “Kesin delilinizi getirin” deriz. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve uydurdukları(iftira) şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir-28Kasas suresi, 62-75

41. Sen Rabbinden bir rahmet olma dışında kendine kitap verileceğini ummuyordun. Sakın tanrıkarşıtlarına destek olma! Sakın seni Allah’ın ayetlerinden engellemesinler. Rabb’ine dua ve davet et, çoktanrıcılardan olma! Allah ile beraber başka bir ilaha dua ve davet etme! O’ndan başka ilah yoktur. O’nun yüzü dışında her şey yok olacaktır. Hüküm O’na aittir. Dönüş O’nadır-28Kasas suresi, 86-88

42. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın bir konuda Allah’a şirk koşmak için anne-baba bile mücadele verse sakın itaat etme-29Ankebut suresi, 8

43. Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a özgüleyerek yalnızca O’na dua ettiler, karaya kurtarınca hemen şirk koşmaya başlarlar. Böylelikle onlara verdiğimize karşı nankörlük ederler, faydalanırlar… Onlar batıla mı inanıyor ve Allah’ın nimetini red mi ediyorlar? Allah hakkında yalan uyduran veya kendisine gelen hakkı yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirlere bir konaklama yeri mi yok?-29Ankebut suresi, 65-68

44. Allah örnek verdi: Hizmetçilerinizden sahip olduklarınız konusunda hiç ortak güçler var mı? Oysa onda sizler eşit konumdasınız. Böyle bir durumdan endişeye kapılırsınız. Zulmedenler kesin bilgiye dayanmadan keyfi eğilimlerine uydular. Yüzünü tektanrıcı olarak din için dik tut. İnsanlara yaratılıştan kazandırdığı Allah’ın doğal yapısına… Allah’ın yaratmasında değiş(tir)me olmaz. İşte sağlam din budur, ama insanların çoğu bilmez. Sadece O’na yönelerek. Namazı kılın ve çoktanrıcılardan olmayın. Dinlerini kamplara bölenlerden. Her hizip yanındakiyle yetinmekte ve övünmektedir. İnsanlara bir kötülük dokununca Rablerine dua ettiler. Onlara bir rahmet tattırınca onlardan bir grup Rablerine şirk koşarlar. Böylelikle onlara verdiklerimizi reddederler. Yoksa onlara bir yetki mi indirdik de O’na şirk koşmalarını söylüyor-30Rum suresi, 28-35

45. Çocuğumuza verilecek en büyük öğüt şirk koşmamak olmalıdır. Çünkü şirk, gerçekten büyük bir zulümdür. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın bir konuda Allah’a şirk koşmak için anne-baba bile mücadele verse itaat etmemek, Allah’a yönelenin yoluna uymak gerekir-31Lokman suresi, 13,15

46. O gün cezalandırılırken, “Keşke Allah’a ve resule itaat etseydik. Keşke efendilerimize ve büyüklerimize itaat etmeseydik. Onlara iki kat ceza ver” derler. Musa eziyet edenler gibi olmayın. Allah onu temize çıkarmıştı. Çünkü onun Allah’ın yanında yüzü vardı. Ey inananlar! Takvalı olun ve sözü sağlam söyleyin ki davranışlarınızı düzeltsin, bağışlasın. İnsanı sorumluluğu yüklenmiştir. Allah, ikiyüzlü ve çoktanrıcı erkek ve kadınları cezalandıracaktır. Mümin erkek ve kadınların tövbelerini kabul edecektir-33Ahzab suresi, , 57-73

47. Geceyi gündüzü birbirinin içine geçiriyor, güneş ve ayı fiziksel yasalara bağlı kıldı. İşte Allah rabbinizdir. Mülk O’na aittir. O’ndan düşük seviyede de olsa dua ettiğiniz kişilerin ellerinden en küçük şey bile gelmez. Onlara dua etseniz duanızı duymazlar. Duymuş olsalar, olumlu bir karşılık veremezler. Kıyamet günü şirkinizi tanrıkarşıtlığı olarak görecekler. Sana her şeyden haberdar olan gibi kimse haber veremez-35Fatır suresi, 13-14

48. Allah’tan düşük seviyede de olsa dua ettiğiniz sözde ilahîortak güçlerinize bakın! Yerden ne yarattılar yahut göklerde onlara ait bir ortaklık(şirk) vardır, ya da onlara bir kitap mı verdik de ondan bir delile mi dayanmaktadırlar. Hayır o zalimler birbirlerine gururdan başka bir şey vaat etmiyorlar-35Fatır suresi, 40

49. De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına kulluk(ibadet) etmemi mi emrediyorsunuz?” Öncekilere de elçiye de vahyolunan şey: Eğer şirk koşarsan yaptığın boşa gider ve kaybedenlerden olursun. Yalnızca Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol. Onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Kıyamet günü yeryüzü bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun gücüyle dürülmüştür. O, şirk koşmalarından uzak ve yücedir-39Zümer suresi, 64-67

50. Bir insan olduğunu, sizin ilahınızın tek bir ilah olduğunu söyle. Öyleyse dürüst olun ve O’ndan bağışlanma dileyin. Çoktanrıcıların vay haline! Onlar zekat vermez ve ahireti de reddedenlerdir-41Fussilet suresi, 6-7

51. Son saatin bilgisi O’na havale edilir. Hiçbir şey O’nun bilgisi dışında gerçekleşmez. Onlara, “Sözde ilahîortak güçlerim nerede?” diye seslenilir. Derler ki: “Bizden şahit olan yok diye bildiririz” Önceden dua ettikleri onları yüzüstü bıraktı. Kaçacak yer olmadığını anlarlar-41Fussilet suresi, 47-48

52. Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim, Musa ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi sizin için de dinden yasa yaptı ki “Dini ayakta tutun, onda parçalanıp bölünmeyin. Ama onları kendisine davet ettiğin şey çoktanrıcılara ağır geldi. Allah kendisine şartlarına uygun olanı seçer ve yöneliş içinde olanı kendisine iletir-42Şura suresi, 13

53. Allah’ın izin vermediğini dinden onlar için dinî kural yapan onlara ait sözde ilahîortak güçler mi var? Ayırma sözü olmasaydı aralarında derhal hükmedilirdi-42Şura suresi, 21

54. Allah’tan düşük seviyede de olsa dua ettiklerinize bir bakın! Yerden ne yarattılar yahut göklerde onlara ait bir ortaklık(şirk) vardır? Eğer doğru sözlüler ise bundan önceki kitabı veya bir bilgi kalıntısı getirin. Kıyamet gününe kadar kendisine olumlu tepki vermeyecek ve dualarından habersiz olan kimseye Allah’tan düşük seviyede de olsa dua eden kimseden daha sapmış kim vardır? İnsanlar toplandığı zaman onlara düşman olacaklar ve kulluklarını tanrıkarşıtlığı olarak görecekler-46Ahkaf suresi, 4-6

55. O; gaybı ve şahit olunanı bilen, Rahman ve Rahim olan O’ndan başka hiçbir ilâh olmayan Allah’tır. O; mülkün gerçek sahibi, kutsal, barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan O’ndan başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, onların şirk koştuklarından uzaktır. O; yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir-59Haşr suresi, 22-24

56. İslam’a davet edilirken Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim biri var mı? Zalim halkı Allah’a yola iletmez. Allah’ın aydınlığını ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Tanrıkarşıtları hoşlanmasalar da aydınlığını tamamlayıcıdır. Çünkü O resulünü, çoktanrıcılar hoşlanmasalar da tüm dinlere egemen kılsın diye hidayet rehberi ve hak dinle göndermiştir-61Saff suresi, 7-9

57. Müslümanlarla suçluları Allah eşit tutar mı? Ne biçim hüküm veriyorsunuz? Yoksa içinde siz neyi seçip beğenirseniz sizin olacak diye ders yapmakta olduğunuz size özgü bir kitap mı var? Yoksa Kıyamet gününe dek bizim tarafımızdan size verilmiş sözler/garantiler mi var? İyi de buna hangisi kefil olur? Yoksa onlara ait sözde ilahîortak güçler mi var? Eğer doğru sözlüler iseler sözde ilahîortak güçlerini getirsinler-68Kalem suresi, 35-41

58. (Cinler: Kur’an) Sorumluluğa yönlendiriyor. Biz de ona inandık. Doğal olarak Rabbimize hiç kimseyi şirk koşmayız. Kuşkusuz Rabbimizin şanı yücedir. Ne eş ne de çocuk edinmemiştir. Ne var ki sorumsuzca davrananımız Allah hakkında saçma sapan şeyler söylemektedir. Biz de insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceğini sanmıştık. Oysa insanlardan kimi adamlar cinlerden kimi adamlara sığınıyorlardı da onları daha da çıkmaza sürüklüyordu. Sizin sandığınız gibi Allah kimseyi görevlendirmeyeceğini/diriltmeyeceğini sanmıştı-72Cinn, 2-7

59. Bizden Müslümanlar da var bölücüler de… Müslüman olanlar doğruyu araştıranlardır. Bölücüler cehennem için odundurlar. Eğer yolda dürüst olsalardı onları o konuda deneyelim diye bolca rızıklandırırdık. Rabbin zikrinden uzak duran zor bir yokuşa sürer. Mescitler Allah’a aittir. Sakın Allah’la beraber kimseye dua etmeyin! Allah’ın kulu dua ve davet etmeye harekete geçtiğinde ona karşı kampanya oluşturdular. De ki: “Ben yalnızca Rabbime davet ederim. O’na hiç kimseyi şirk koşmam.” De ki: “Ben sizin için zarar vermek ve mükemmel kılmak elimden gelmez. Allah’tan beni kimse koruyamaz. O’ndan düşük seviyede de sığınak bulamam.” 72Cinn, 14-22

Alıntı---

Tam 59 noktada değişik şekillrde ve onlarca ayet Allahın şirki bağışlamayacağı ancak sağlığında tevbe edip durumlarını düzeltmek hariç.Siz bunun tam tersini söylüyorsunuz ve hiç bir delil sunamıyorsunuz Allah hidayet size nasip etsin ne diyelirimki başka.

Biz müslümanlar hiç kimseyi günahlardan veya bazı haramlara bulaşmalrından dolayı hiç kimseyi tekfir etmiyoruz.ama şirk işleyen ve bu şirklerind tevbe etmeyenlerin bunca delile dayanarak mürşik olacaklarına inanıyoruz.eyetler açık.bu hükmü kapalı bir mesele değil.

Ancak kim işlediği zulümden sonra tövbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (5 Maide Suresi - 39)

Hele orada bir üye sanırım şöyle demişti.bir  msülüman imanına şirk küfür katabilir ve yinede kafir olmaz Hayri abinin tüm ısrarına rağmen bu sözünden hep kaçtı cevap veremedi çünkü verecek bir cevabı yoktu.

Artık karar sizin biz delilleri astık ya sizde deliliniz asarsınız yada sizin dininiz size bizim dinimiz bize.çünkü başkada elimizden birşey gelmiyor.

benim i,çin konu kapanmıştır
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 30 Ağustos 2013, 10:13:29 ÖÖ 10


Konuyu uzatmak niyetinde değilim... lakin...Şunu merak ediyorum itiraf etmek,hata yaptım demek,bu sözü bu şekilde düşünmemiştim demek,müslümanlardan özür dilemek,helallık almak bu kadarmı zor....? Bu bir eksiklik değil bence bir erdemliktir....Onlar sözü dinler en güzeline uyarlar ayeti kerimenin pransibine, ruhuna daha yatkın değilmidir...? Fakat bazı arkadaşlarımız her nedense şirkperest toplumlarını temize çıkarma adına bu erdemlikten bile kendilerini mahrum bırakmaktadırlar....

FECR hoca sen kendin şu cümleyi kullanmamışmıydın?

“Kafire kafir demeyen kafirdir”sözünü Kur’an’dan üstün tutuyorlar.Sıkıştığında da kalkıp şu cümleyi kullanıyorsun....

“Kafire kafir demek ile ilgili hiç kimsenin bir sorunu yoktur” FECR”

Madem ki bu sözde sıkıntı yok, yani Kur’an’ın ruhuna uygundur o halde neden müslümanlara ithamda bulundun?

Bu nasıl bir tenakuz yaw anlamak mümkün değil.Müslüman ne demişti?  ki tüm ehli-sünnet alimleri de bunda icma etmişlerdir “Kafire kafir demeyen kafirdir”Bu cümlenin içerisinde senin toplumuna bir vurgu bir işaret yok...Bu hükmü genel bır kaidedir...

Demekki insan bir söz söylediğinde bunun üzerinde önce bir düşünür ondan sonra ne yazacaksa yazar....Sözü söyledikten sonrada ortaya delilini koyar.....

Birde şunu merak ediyorum......

“Allah, şirk koşulmasını asla bağışlamaz.”


“Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz”

Nisa/115/48

Bunuda merak ediyorum bu açık ayetlere rağmen şirk işleyip tevbe etmek yerine tekrardan şirk işleyenleri Allah bağışlar diyorsun...Yani müslüman diyorsun...Yani cennete gidecek diyorsun....Yani dinde kardeşlerimidirler diyorsun...

Ayrıca Maide/suresinde de

Allah şirk koşanlara cenneti haram kılmıştır diyor....Buna rağmen net cevap vereceğine lafları dolambaçlı bir şekilde sağa sola çekiyorsun.....Neden...?
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: Ezhattım - 30 Ağustos 2013, 10:22:27 ÖÖ 10
(imdi ne kitaptan ne resulun hayatından ben müslümanım deyip müslümanca yaşamaya çalışan kişiye hayır sen müslüman değilsin diye tekfir etmek görülmemiştir. ( daha doğrusu ben görülmediğini iddia ediyorum)
Max-alıntı

Max abim öncelikle sana selam olsun uzun bir aradan sonra tekrar seni makaramın ucuna sardım... ;D...Hani diyorsun ya Haluk gta yı hal ettiniz şimdide beni makaranın ucuna sardınız....Halbuki biz değil sen kendi kendini makaranın ucuna değil makaranın kancasına bağlamışsın bunuda mââlesef göremiyorsun....

Max abim net delillerle bu iddianı çürütürsem tevbe edip dinde kardeşim olurmusun....?
Başlık: Ynt: KENDİLERİNİ, TEVHİD EHLİ ZANNEDENLERİN BAŞLICA KÜFÜRLERİ
Gönderen: FECR - 30 Ağustos 2013, 01:50:40 ÖS 13
Ezhattım sen "kafire kafir demeyen kafirdir" sözünün tefkircilerin kendisini müslüman sayan kimseleri tekfir edip de bu tekfir edilenleri tekfir etmeyen kimselerin de kafir olduklarını kast ettiklerini gayet iyi biliyorsun. Küfrünü açıkça ilan eden , Müslümanlığın M'sini bile kabul etmeyen kimselerin kafirliği konuşmuyoruz herhalde. Hiç bir Müslüman akıl , açıkça küfrü kabul edeni müslüman sayamaz. Benim yazdıklarımdaki maksadı ya yanlış anlıyorsun, ya da anlamamışsın.
Kişiler ölmeden önce daha önce şirk amellerini işlediğini fark edip tevbe ederse  Allah'ın bağışlayacağını bilmiyor musun. Bizlerin amacı, onların işlediği amellerin şirk olduğunu tebliğ etmektir, anlatmaktır. Yoksa önüne gelene müşrik, kafir damlası vermek değildir. Öyle değil mi?
[
Max abim net delillerle bu iddianı çürütürsem tevbe edip dinde kardeşim olurmusun....?


Bu söze pes doğrusu
Tekfir gözünü bu kadar da mı kapladı? Yani Maxpayna ve bizleri şu anda din kardeşiniz kabul etmiyorsun. Allah affetsin
Bu arada din kardeşin olarak kabul etmediğin kişilerin oluşturduğu forumunda ne işin var, onu da sorgulamak lazım.