İslami Düşünce Platformu

GÜNDEMDEKİLER => Ülkemizden => GÜNDEM => Konuyu başlatan: TaLiA - 27 Temmuz 2010, 04:33:35 ÖS 16

Başlık: Anayasa Değişikliği
Gönderen: TaLiA - 27 Temmuz 2010, 04:33:35 ÖS 16
12  Eylül'de Anayasa değişikliği ile ilgili yapılacak olan referandumda
Sizin oyunuz ne olacak?

Evet Mi ? Hayır mı ?


Bu konuda ne düşünüyorsunuz ?
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 27 Temmuz 2010, 04:39:26 ÖS 16
AÇılışı ben yapayım bari ..
Şeyhimin himmetiyle evet diyecegim :)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: siyahî - 27 Temmuz 2010, 05:04:08 ÖS 17
anahtarsız, kilide ulaşma çabası...
önce kilidi açacak anahtar bulunmalı kanaatimce.. ya da kilidin 'balyoz'la kırılması neticesinde doğruluğu veya yanlışlığı sabitleşecek bir karar..
renk renksiz olmalı yine de.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: FECR - 27 Temmuz 2010, 05:04:56 ÖS 17
Sadece 2 şık ile sınırlandırmak olmaz.Mesela şu şıklarda eklenebilir
-Sandığa gitmeyeceğim
-Geçersiz kullanacağım
-Kararsızım veya son gün kararımı vereceğim

Bu şıklarda genellikle seçimlerde yüzdelemeye girdiği gerçeğini unutmamak lazım diye düşünüyorum
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: maxpayna - 27 Temmuz 2010, 06:24:06 ÖS 18

saolasın fecr abi bize seçenek açmışsın ben de affetmedim bastım oyumu...
kim uğraşacak sabah kalk okula git sıraya gir oyunu ver parmağını boyat felan falan
uyurum daha iyi. :)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: fatıma gül - 27 Temmuz 2010, 09:00:33 ÖS 21
‎^^NAMAZDA ALLAH IN BİRLİĞİNE ŞEHADET EDEN PARMAĞIM,BİR tağutun HÜKMÜNÜ ASLA ONAYLAMAYACAKTIR^^'SEYYİD KUTUB'
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: maxpayna - 27 Temmuz 2010, 11:20:17 ÖS 23
Alıntı
fatıma gül
‎^^NAMAZDA ALLAH IN BİRLİĞİNE ŞEHADET EDEN PARMAĞIM,BİR tağutun HÜKMÜNÜ ASLA ONAYLAMAYACAKTIR^^'SEYYİD KUTUB'

o nasıl bir cümleydi öyle ya....  :o

bunu beynime çakmalıyım. ben balık hafıza adamım bir yere not almalıyım. ondan ziyade bu sözü derinlemesine anlamalı ve içselleştirmeliyi(z)m...

teşekkür ederim sayın fatıma gül. günün değil son ayların sözü oldu bu.



NAMAZDA ALLAH IN BİRLİĞİNE ŞEHADET EDEN PARMAĞIM,

BİR tağutun HÜKMÜNÜ ASLA ONAYLAMAYACAKTIR




Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: imam hüseyin - 27 Temmuz 2010, 11:50:00 ÖS 23
Anayasada çok fazla bir değişiklik yok çokta önemli değil benim için sandığa gitmeyeceğim...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Verda Naz - 30 Temmuz 2010, 10:03:37 ÖS 22
‎^^NAMAZDA ALLAH IN BİRLİĞİNE ŞEHADET EDEN PARMAĞIM,BİR tağutun HÜKMÜNÜ ASLA ONAYLAMAYACAKTIR^^'SEYYİD KUTUB'

bencede...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: TaLiA - 05 Ağustos 2010, 01:13:24 ÖÖ 01
evet arkadaşlar hala oyunu kullanmayanlar düşüncelerini beyan etmeyenler var

hadi bakalım sandıktan ne çıkacak  ;)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Qani - 05 Ağustos 2010, 09:10:29 ÖÖ 09
Alıntı
saolasın fecr abi bize seçenek açmışsın ben de affetmedim bastım oyumu...
kim uğraşacak sabah kalk okula git sıraya gir oyunu ver parmağını boyat felan falan
uyurum daha iyi.

katılıyorum sana :)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: KaRNeC_81 - 05 Ağustos 2010, 10:17:28 ÖÖ 10
Ben de gidip Hayır demeyi düşünüyorum..

Anayasa değişikliği maddelerini şöyle bir irdeledim. Ne halkla ilgili ne de halkın sorunlarıyla ilgili bir maade var..
Ama bir madde dikkatimi çekti demokrasi adına olumlu bir madde. Tabi ki bizim hakkımızı korumuyor. Yolsuzluk yapıpta yur dışına kaçmak isteyenleri koruyor. İşte o madde:

MADDE 3
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası asagıdaki sekilde degistirilmistir. “Vatandasın yurt dısına çıkma hürriyeti, ancak suç sorusturması veya kovusturmasısebebiyle hâkim kararına baglı olarak sınırlanabilir.”
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Waşta erva!! - 09 Ağustos 2010, 03:15:07 ÖS 15
En başından beri hayır demeyi düşünüyordum hala da kararım aynı.
anayasa paketinde ki maddelerin benim düşünceme göre tatmin edici pek bir
yanı yok.Her dönem birileri çıkıyor ve kendince çözüm önerileri sunuyor.

   Birilerinin iktidarını sağlamlaştırmak için attığı ön adımdan başka bir
eylem olmadığını tahmin ettiğim bu oylamada parmaklarımı rengi hiçbir
zaman belli olmayan boyaya bulamayacağım elbette vicadanımıda.

    Ben böyle iyim hiçbirşekilde tağuta hizmet eden sistemin işbirlikçilerinede
  oyumla kararımla destek olmayacağım.Müslümanların,hakkıyla inanan insanların
hergün terörist diye damgalandığı bu düzenin bir çarkı olmayacağım.
Ben oyumu kime vericem herkesin birbirine menfaatleri uğruna birşeyleri
peşkeş çeken düzen babalarına mı,niye ki sırtımızdan biraz daha geçinsinler diye mi..??

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: feryad - 09 Ağustos 2010, 04:31:01 ÖS 16
statükoya ,  chP TSK içindeki CUNTACILARAp ye, mhp ye, bdp ye, pkk ya Ergenekon Terör Örgütüne, YARSAV a 
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: maxpayna - 09 Ağustos 2010, 10:49:36 ÖS 22
Alıntı
feryad

statükoya ,  chP TSK içindeki CUNTACILARAp ye, mhp ye, bdp ye, pkk ya Ergenekon Terör Örgütüne, YARSAV a 



eeeeee 
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 10 Ağustos 2010, 09:12:40 ÖÖ 09
Yiter söz milletin olacaktı sonu :) O0
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: feryad - 10 Ağustos 2010, 11:02:47 ÖÖ 11
Afyonlanmış kafalara ve  Kemalist Sol sisteme ,statükoya YARGIYA, Ergenekon Terör Örgütüne , A.Doğan MDDYASINA, pkk piyonlarına, MHP,BDP,CHP işbirliğine ve Gericilere Laikçi Faşistlere ve Çağdaş Firavunlara  inadına  EVET..
  1.000 KERE  EVET..
EVET.

SELAM İSLAM DEVRİMCİLERİNE...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: gurbetci - 10 Ağustos 2010, 11:18:16 ÖÖ 11
statükoya ,  chP TSK içindeki CUNTACILARAp ye, mhp ye, bdp ye, pkk ya Ergenekon Terör Örgütüne, YARSAV a 
Afyonlanmış kafalara ve  Kemalist Sol sisteme ,statükoya YARGIYA, Ergenekon Terör Örgütüne , A.Doğan MDDYASINA, pkk piyonlarına, MHP,BDP,CHP işbirliğine ve Gericilere Laikçi Faşistlere ve Çağdaş Firavunlara  inadına  EVET..
  1.000 KERE  EVET..
EVET.

SELAM İSLAM DEVRİMCİLERİNE...
Kesinlikle EVET!!!sırf oy vermeye Almanya'dan günübirlik gelecek arkadaşlar var.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: maxpayna - 10 Ağustos 2010, 11:55:58 ÖS 23
Alıntı
feryad
  1.000 KERE  EVET..
EVET.

SELAM İSLAM DEVRİMCİLERİNE...


yahu tamam evet diyorsunuz hatta kesmiyor 1000 posta evet diyorsunuz onu anladık da;
hem evet deyip islam devrimcilerine nasıl göz kırpıyorsunuz onu anlamadım.

islam devrimcisi dediğiniz adı üstünde ; mevcudu deviren yerine islamı ikame edendir.
ee siz mevcudu devirmiyor tam tersi temelini sağlamlaştırıyorsunuz islam devrimcisinin işini zora sokuyorsunuz...

bu selamdan bir ima mı var takılma mı var "evet" e çağrı mı var anlayamadım.... açarsanız müstefid oluruz.

( hiç unutmam yıllar yıllar önce bir üye müstefid oluruz demişti de o neymiş diye bakakaldıydım. saolsun açıkladı da biz de müstefid olduk şimdi tam yeri diye koydum oraya :) )

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: vesâir - 11 Ağustos 2010, 12:58:32 ÖÖ 00
evet ama ne değişecek onu anlamış değilim .."ehveni şer" mi diyeceğiz yine

geçen gün facede hayırcılar bir tekerleme tutturmuş  hoşumada gitmedi değil

"portakalı soydum ,
başucuma koydum ,
ben bir yalan uydurdum
duma duma dum
referandum "  :D
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: maxpayna - 11 Ağustos 2010, 01:20:42 ÖÖ 01

Alıntı
vesâir

evet ama ne değişecek onu anlamış değilim .."ehveni şer" mi diyeceğiz yine


değişecek olan şu;
önceden sistemi tamamen değiştirmeyi düşünen "islamcılar" eli ile sistemin arızalı yanları düzeltilecek ve alın siz işletin denilerek kucaklarına bırakılacak. madem değiştiremiyoruz bari baskı ve şiddet altında yaşamaktansa biz yönetelim kafamız rahat olsun diye düşünen eski islamcılar da böylece yıkmak istedikleri kumarhane/meyhane/bilumum haneyi müşterilere ve çalışanlarına eziyet ederek değil hakkını vererek işletecekler kar elde edecekler  bilumum hanenin çarkı yine dönecek hem de müslümanım diyenlerin idaresi ile....

ağır mı oldu ?

yooo bence cuk oturdu.
zoruna gitmesin ozanca  ;)

haa sakın içeriyi ele geçirelim sonra değişiriz iddasını önermesin kimse
bunu 90 lı yıllarda yemedik şimdi mi yiyecez gidin  evet diyenleri kandırmaya devam edin...

sistem müslümanları kendine entegre ve asimile etme sürecini var hızı ile ilerletiyor;
zaten ya sisteme entegre olursunuz ya da el kaide gibi terörist öcü olarak gösterilirsiniz böylece kimse sizi adam yerine koymaz. sistemin de amacı bu....!!!   

ibrahim karagülün bir köşe yazısı vardı ahh bulabilsemde koysam şuraya o da cuk oturur du cukcuk olurduk :)

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: feryad - 11 Ağustos 2010, 08:57:54 ÖÖ 08
maxpayna,,, dostum senin için  yaşam güzel ve  mutluysan statükodan ,Askeri vesayetten , YARGIDAN,TSK dan 80 Askeri darbecilerinin  yaptığı anayasadan bi şikayetin yoksa  sen HAYIR de
 ben şahsen  Toplumsal Kurtuluş için mücadeleye inandığım için ve  ŞİKAYETLERİM çok olduğu için  RAHATSIZ olduğum için bu  STATÜKOCU  anlayışın değişmesi için   EVET diyorum..
 Cumhuriyet tarihi boyunca Müslümanlara reva görülen zulumleri unutmadık......
 bütün  Darbelerin  HEDEFİ İktidarın Müslümanların eline geçmemesi içindir...
BU MİLLET İSLAM  DEVRİMİ  yapmaya  kalksın inanın ki MİLLETİ TANKLARLA EZERLER.... işte böyle bir ZİHNİYETİN DEVLET İÇİNDEKİ CUNTALARIN  BERTARAF EDİLMESİ İÇİN .........EVET.. . EVVET.. . EVET.. .
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: maxpayna - 11 Ağustos 2010, 11:42:07 ÖÖ 11
Alıntı
feryad

BU MİLLET İSLAM  DEVRİMİ  yapmaya  kalksın inanın ki MİLLETİ TANKLARLA EZERLER..


haklısın; devrim yapacak olsan tankla ezerler...
pekiyi EVET dedikten sonra devrim yapacak olsanız çiçeklerle mi karşılayacaklar ?

hangi akıl sahibi iktidar  sistem kendisini devirmeye gelenleri bu sizin demokratik hakkınızdır buyrun devirin diye çağdaşlık örneği sergiler merak ediyorum.

peygamber devrim yapmaya kalktı da "ohh ne iyi ettin muhammed biz de allah birini gönderse de düzenimize çomak soksa diye bekliyorduk" diyerek sevinmediler değil mi ?

bu anayasanın evet denilmiş halinde bile ki misal avrupa ve abd sizin evet diyeceğiniz anayasadan daha özgür ve rahat yaşanabilecek ülkelerde bile siyasal islamı düşünürseniz bakın bakalım neler oluyor...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: feryad - 11 Ağustos 2010, 04:41:55 ÖS 16
 Demokratik devrim  diye bir şey hiç duymadın mı ???
maxpayna  --- senin huzurunu niye bozuyor bu  EVET ve İslam Devrimi ??? ,,   sen rahat ol korkma  s bu işler olur veya olmaz ömrümüz de belki yetmez..

 ben çok dindar biride değilim ama marksizmden buraya yöneldiğim için gönlüm İslam Devrimindedir..
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 11 Ağustos 2010, 04:48:46 ÖS 16
Evet  :P
Max'a da  evet  :-*
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: KaRNeC_81 - 13 Ağustos 2010, 10:47:07 ÖÖ 10
HAYIR..
Sonuna kadar hayır diyorum.

8 yıllık iktidarı boyunca halkın yararına ne yapıldı bu ülkede  ? Tabi ki hiç birşey..
Ama Zenginlerin aşına yağ kattılar sadece.. Bunu nereden mi  çıkarıyorum..
Başbakan ilk geldiklerinde 3 Kasım 2002'de demişti ki kişi başına düşen milli gelir 2000 $ a yakın bir rakam..
Şimdi çıkmış diyor ki kişi başına düşen milli hasıla 9000 $..
Buna inananınız var mı?

İstatistiikleri ele alarak konuşuyor ve ona göre doğru.. Ama farketmediği ya da farkettirmediği birşey var o da: 2002 yılında Dünyanın ilk 100 zengini arasına giren 1 tane milyarderimiz vardı. Şimdi bu rakam 9 oldu ve o milyarderlerin kazancı ile garibanınkini harmanlayıp nüfus sayısına bölüyor ve al sana 9000 dolar....
Yemezler sayın başbakan yemezler....
Herkes mavi rüyalarda değil. Gerçeklerle yüzyüze ve yaşamaya devam ediyor.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Aysegul - 13 Ağustos 2010, 11:19:40 ÖÖ 11
hala karar veremedim yahu..
evet ben kararsızım  O0
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: KaRNeC_81 - 13 Ağustos 2010, 11:21:28 ÖÖ 11
Ben de aşırı kararlı olduğumdan etrafımdakileri etkilemeye çalışıyorum..

Hayırda hayır vardır :)

Çok saçma bir söz ama..
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Aysegul - 13 Ağustos 2010, 11:31:47 ÖÖ 11
halbuki benim hayır'a karşı tavrım net :) hayıra hayır :D
"evet"'te de bazı düzenlemelerden bizlerin de faydalanacağı,
bazı değişikliklerin tedrici bir aşaması olarak adlandırıldığı bu yasanın onaylanması gibi açıklama içermesi..

max'ın açıklamaları, ilkav'ın bu alana girmemesini de doğru buluyorum..

ve gelecek günlerde keşke evet demeseydim.. veya evetle bir iyileşme süreci yaşandı.. keşke evet deseydim gibi bir pişmanlık duymak istemiyorum..

bakalım son dakikada kararım ne olacak?
ben de merak ediyorum :)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: yesevi - 13 Ağustos 2010, 11:47:59 ÖÖ 11
kısaca sandığa gitmeyeceğim
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: KaRNeC_81 - 13 Ağustos 2010, 11:49:35 ÖÖ 11
Hayırlısı bakalım... ;)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: hakanalper - 13 Ağustos 2010, 12:06:23 ÖS 12
Sandıga gitmeyen arkada$lara, biz sandıgı getirsek...


face de oyle bi grup acılmı$:) 


""Sandıga gitmeyenlerin ayagına sandık getirilir""  diye...

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: KaRNeC_81 - 13 Ağustos 2010, 12:11:44 ÖS 12
Dün Oruç Baba türbesinde yiyecek dağıtanları haberlerde izlemişsinizdir..

Din ve vicdanı böyle siyasete alet ediyorlar..
Ayıp yanii. gerçekten çok ayıp
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Aysegul - 13 Ağustos 2010, 01:08:00 ÖS 13
o söylediğinizi izlemiş değilim..
alet edenleri de red ederim..

ancak şu var ki:
bir müslümanın tüm hayatı din ile olması gerektiğidir.
onun için hayatın içinde ne varsa Din ile ilgilidir. tüm seçimlerinde Allah'ın rızasını gözetir.
Allah her zaman tek kural koyucudur..

"De ki: -Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir." (En'âm/162)

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: bbetull - 13 Ağustos 2010, 01:38:42 ÖS 13
Sandıga gitmeyen arkada$lara, biz sandıgı getirsek...


face de oyle bi grup acılmı$:) 


""Sandıga gitmeyenlerin ayagına sandık getirilir""  diye...



ben hayır demeyeceğim ama sandığı eve getirseler bu sıcakta pek makbule geçer...
zaten sıcakta, ekmek almak için dışarı çıkma denilip eve getirilen ekmekten sonra bir de sandık bu kadar makbul olur  ;D
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: maxpayna - 14 Ağustos 2010, 10:42:29 ÖÖ 10


Dün Oruç Baba türbesinde yiyecek dağıtanları haberlerde izlemişsinizdir..

Din ve vicdanı böyle siyasete alet ediyorlar..
Ayıp yanii. gerçekten çok ayıp

oruç baba haberini izlemişsin ama van add haberini izlememişsin karnec...!!!   :-[ :-[ :-[
chp liler muhatabım değildir zira onlara karşı olurken akparti çizgisinde görünme riski var
hoş zaten elle tutulur tartışılır ne gibi fikirleri var ki adam akıllı tartışasın...!!!

oruc babayı ben de onaylamam ama bunu hiç onaylamam buna da sen cevap ver :

Alıntı
Atatürkçü Düşünce Derneği, siyasi parti gibi 'referanduma hayır' çalışması yapıyor. ADD Van Şubesi, 4 paket makarna ve 1 kiloluk salçadan oluşan gıda yardımını 2 bin aileye dağıtacak.

Ramazan'ın birinci gününde ilk yardımları şehit ailelerine veren ADD Van Şubesi Başkanı Murat Yiğit,Ramazanayını kutladı. Sözlerine Atatürk'ün Balıkesir nutku ile başlayan Yiğit, devletin şehit ailelerine sahip çıkmadığını ileri sürdü. Şehit ailelerinin aciz duruma düşürüldüğünü öne süren Yiğit, 2 bin aileye ulaşmayı hedeflediklerini anlattı.

Yiğit, yardım malzemeleri arasından çıkan 'referanduma hayır' bildirisi ile ilgili ise konuşmadı.

CİHAN

Van ADD 1 trilyonu nereden buldu?

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Van Şubesi’nin “referanduma hayır” propagandası içeren bildirilerle birlikte dağıttığı “Ramazan yardımı” paketlerinin derneğe maliyetinin 1 milyon TL’yi bulduğu ortaya çıktı.

ADD’nin az sayıda üyesi bulunan Van Şubesi’nin bu kadar parayı nereden bulduğu merak konusu oldu. ADD’nin yaklaşık 500 şubesi bulunuyor. Bunun bir kısmı yurtdışında bulunuyor.

Yakın çevresine “Ramazan paketleri 1 milyon TL’ye mal oldu” diyen Van Şube Başkanı Murat Yiğit’in, bu paranın kaynağı konusunda ise sessiz kaldığı ifade ediliyor.



ramazan sizin neyinize...!!!
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: lacivert - 14 Ağustos 2010, 12:39:37 ÖS 12
sandığa gitmeyeceğim inşallah.

cezası 22,5 TL imiş sanırım.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: FECR - 14 Ağustos 2010, 01:16:06 ÖS 13
sandığa gitmeyeceğim inşallah.

cezası 22,5 TL imiş sanırım.

Seçimde oy kullanmama cezalarını tahsil yoluna gidilmez genellikle.oy kullanmama cezası ödeyen görmedim,duymadım
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: vesâir - 14 Ağustos 2010, 01:30:49 ÖS 13
vay be memleketimden manzaralar.... ADD ramazan yardımı dağıtıyor.. türkan saylanın kemikleri sızlıyacak  hakikaten ne oluyor yahu bu adamlar kimi kandırıyor nasıl bi misyonerlik sürdürüyor ?

referandumla ilgili Muhammed Nur Denek 'in adilmedya makalesini tavsiye ederim
http://www.adilmedya.com/makale.asp?yazid=5&id=556 (http://www.adilmedya.com/makale.asp?yazid=5&id=556)

"12 Eylül’de gerçekleşecek olan referandum, sistemin yenilenmesi ve cilalanarak restore edilmesini amaçlıyor. Hak ve özgürlükler adına hiçbir değeri yok. Referandum sonrası olası değişiklikler, mevcut durumu değiştirmeyecektir.

 

Kısacası “EVET” sadece değişikliklerin değil, değişiklikler sonrasında ortaya çıkacak genel durumun onaylanması, “HAYIR” ise -bazı devrimci kesimler tarafından her ne kadar bu oyuna gelmeme amacıyla kullanıyor olsa da- var olan uyduruk anayasanın onaylanması şeklinde okunacaktır. Dolayısıyla iki şekilde de egemenlerin çıkarına hizmet edilmiş olacak ve sömürü devam edecek. Açlar açlıklarıyla, çaresizler de çaresizlikleriyle baş başa kalacaklar."
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Rahmetli - 14 Ağustos 2010, 03:15:30 ÖS 15
"Rabbim Allah'tır deyipte dosdoğru bir yol edinen..."
İlahi olanı, Rabbi Allah olarak tanıyanı yolundan kaydırmak için şeytan insanlık tarihi boyunca uğraşmış durmuş. Napsın işi bu.. Hak ortaya konduğunda hakka karşı, hak kabullenildikten sonra haktan görünerek, sağdan, soldan, önden, arkadan habire fısıldamış insana yoldan çıksın diye. Hatta tam doğru yolun üzerine oturarak (ezilme tehlikesini göze alıp) insana hep üzerinde bulunduğu yolun dışında yol öğütlemiş göstermiş.
Geçmişte ve günümüzde en önemli şeytani tuzaklardan birisidir atalar (gelenek) dinine uymak. Anadan babadan ne görmüşse doğrudur mantığı; sorgulamayı, araştırmayı bırakan teslimiyetçi mantıktır.
Ve bunun karşısında da gelenekten gelen ne varsa toptan yok sayan anlayış (içinde doğrular dahi olsa) bu da şeytanın tuzaklarındandır.
Son iki asra damgasını vuran Modernite, seküler ve rasyonel bir bakış açısıyla gaybi olanı reddetme cüretine gitmiş, insanları (belki haklı sebeplerle) din tasallutundan kurtarma operasyonu düzenlemiştir. Modernitenin ürettiği yaşam modellerinden (din) birisi de liberalizimdir. Ve günümüz dünyasını etkisi altına alan bu liberal anlayışın her anlayış gibi islamla örtüşen yanı olduğu gibi ayrışan yanları da bulunmaktadır. Özü itibariyle kaynağı Allah olmayan her anlayışı reddeden müslümanlar, günümüz dünyasının bu şeytani yol çıkarıcısına karşı da uyanık olmak durumundadır. Totaliter, baskıcı, diktatörce yönetim biçimlerinin aksine herkese her düşünceye belli ölçülerle yaşama hakkı tanıyan bu anlayışın müslümanları ayartma olasılığı daha fazladır. Ve baskıdan bunalan yığınların mal bulmuş mağribi gibi bu anlayışın etrafında kümelenmeleri mümkündür.
Geçmişte DP, sonrası ANAP, şimdi ise AKP bu ayartmanın en bariz örnekleridir. Hedefe kilitlenmeyi erteleten, acele olanı tercih edip sonucu terkettiren bu anlayışların oyununa gelmemek için pasif direnişimizi sürdürmek zorundayız. Ve referandum sonuç ne olursa olsun halkın demokratik katılım göstermesiyle birilerinin kazanacağı bir aldatmacadan başka bir şey değildir. Böyle bir katılımda bulunmama adına sandığa gitmeme kararım sürecek...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 14 Ağustos 2010, 04:27:52 ÖS 16
Gerçekten anlamıyorum sizi ...
Bu kadar sistem içine dahilken , bir tek oy kullanmamakla Allah'ın emrini yerine getirmek bana garip geliyor ...
Şu an yaşamınıza etkin olan her turlu kural ve kanunda Allah'ın koydugu kurallar degilken paşa paşa uyuyoruz bu duzende yaşarken ...
Bunu nasıl görmezden geliyorsunuz onu anlamıyorum işte ...
Kaldıki çok basit syasi bir hamleyi itikad sorunu haline sokmanız cidden anlaşılmaz ...
Allah Resulunun Taif dönüşü olsa gerek bir muşrigin emanı altına giripde mekkeye girmesi (yanlışım varsa duzeltin) çok basit bir siyasi tercihtir ..
Sonuçta Mekke kanunlarında yaşıyorsunuz ...
Medinenizi kurmadan "kural ve kanunlara" ne derecede etkin ve etkili olursunuz ki?
Siz tutun Küfre savaş açın ama bir kafirin koruyuculugunu kabul edin ...
Sizin mantıgınızda bunun izahı nasıl acaba ?
Sandıga gidip evet diyecegim...
Sırf paşaların , Necdet Sezerin , CHPlilerin ve Yargı şeysinin uykusunu kaçırdıgı için...
Bilimum din düşmanlarının gözümün içine bakıp ne olur oy kullanma diye yalvardıgını düşündügüm için gidip kullanacagım ...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: hakanalper - 14 Ağustos 2010, 04:27:56 ÖS 16
pasif direnişimizi sürdürmek zorundayız.

bunu biraz acabilir misiniz?

yani bu bahsi gecen sureçte, direniş devam edecek.. tmm..
pasiflik devam edecek tmm..

ama bu direnişin ve pasifin altını doldurabilir misiniz biraz?


bi de bu pasif direnis, ne zaman aktiflige gececek.. ?  veya ne yapılarak aktiflige gecilecek..

Allah cc nurunu tmm layacak.. elbette ve eyvalla.. biz pasif kalalım, ya da aktif olalim bu nurun tmm lanması farketmeyecek.. ! mi..

ya da biz pasif kalmak ile Allah ın nurunun tmm lanması yonunde hizmet etmiş mi sayılacagız.. ?

bunlar samimi sorulardır.. bu tezatlıktan beni kurtarır mısınız?


son bisey daha.. lutfen Efendimiz in sav mekke de pasif direnis yaptıgını  soylemeyin.. cunku direnisin pasifi olmaz ki.. direnis hep aktiftir..

haaa.. aleni direnis, saklı(gizli) direnis der iseniz anlarım...

pek, bizim bu gizli direnisteki faaliyetlerimiz neler olacak?

ya da "pasif direnisi sürdürmek zorundayız" dendigine gorene gecmisten beri bi devam ede geliyor.. gecmisten beri neler yapıyoruz...! ?

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: feryad - 16 Ağustos 2010, 08:46:46 ÖÖ 08
PKK VE BDP de   SANDIĞA GİTMEYİN diyor çünkü  Kürt HALKININ EVET  diyeceğini bildiği için  onları KORKU ve BASKI altına alarak KORKUTARAK sandığa gitmelerine mani oluyor ki  EVET ÇIKMASIN...
 

bana dosunu söyle, sana senin kim olduğunu söyliyeyim.....
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: vesâir - 16 Ağustos 2010, 12:47:26 ÖS 12
(http://i1008.hizliresim.com/2010/8/16/1685.jpg)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Rahmetli - 16 Ağustos 2010, 01:50:01 ÖS 13
İki gündür pc başında uzağım ve benimle ilgili eleştirilere cevap vermem biraz gecikti.
Alıntı
Bu kadar sistem içine dahilken , bir tek oy kullanmamakla Allah'ın emrini yerine getirmek bana garip geliyor ...
Şu an yaşamınıza etkin olan her turlu kural ve kanunda Allah'ın koydugu kurallar degilken paşa paşa uyuyoruz bu duzende yaşarken ...
Bunu nasıl görmezden geliyorsunuz onu anlamıyorum işte ...
Kaldıki çok basit syasi bir hamleyi itikad sorunu haline sokmanız cidden anlaşılmaz ...

Sevgili Ozanca; birbirimizi anlamakta zorlanıyoruz bu doğru… Bizler yaşadığımız hayat içinde bir takım yaptırımlar, kurallar tarafından çepeçevre kuşatılmışız. Tıpkı Resulullah ve ona inanan az sayıda mümin ve Müslümanlar gibi. İçinde bulunduğumuz en önemli sıkıntılardan birisi takip edilecek yöntem meselesidir.
İlk dönem Resulullah ve çevresinde bulunan Müslümanların Resule gelen şeye teslim olmanın dışında yaptıkları başkaca bir şey yoktu. “Biz ilah ve rabb olarak Allahı tanıyoruz, Allahın içimizden seçtiği bu adama her ne pahasına olursa olsun uyacağız.” Bu bir süreçti ve yirmi üç yıl boyunca Resulün ağzından çıkan vahy adına ne varsa bu insanların vazgeçilmez düsturuydu. Gerek pratik anlamda gerekse teorik anlamda vahyin takipçisi olmuşlardı.
Ama zaman içinde vahyin takipçilerinin ardından gelen nesiller vahyi terk ettiler. Ve belki en ciddi sıkıntılardan birisi de vahyi dikkate almayan toplumlar içinde yeniden vahye uygun hayat yaşamaya çalışanlar, top yekun karşılarında var olan bu kitabın neresinden başlayacaklarını bilemeyişleriydi. Asrı saadetten sonra vahye uygun bir toplum inşasının sağlanamadığını, tarih boyunca ilk dönem nesli gibi bir neslin ortaya çıkmayışı bize göstermektedir.
Mekke döneminde peygamber ve arkadaşlarının mücadeleleri dikkatle izlendiğinde inen Kuran ayetleriyle toplum içindeki fıkhı oluşturacak hükümlerden ziyade o hükme gönül vermiş insanların eğitimi öncelenmiştir. İlk inen ayetleri iniş sırasıyla inceleyip değerlendirdiğimizde şunu görmekteyiz. Meselelerin çözümünün tek adresi vardır o da vahiy. Gelen vahye kulak vermeye ve ona tabi olmaya çağrılır insanlar. Ve alternatif hiçbir çözüm yolunun meşru olmadığının altı çizilir. Gayrısı tüm çözümlerin reddedilmesi öğütlenir. Bu yüzden ilahlık ve rabblık iddiasıyla ortada bulunan tüm kişi, grup, kurum ve sembollerin reddedilmesi istenir. Kendilerini kuşatan kurallar bütününün tamamının geçersizliğinin altı çizilir. Yoksa tek tek kuralların irdelenip reddedilmesi değildir mesele. Allahtan başka çözüm yollarını reddeden Müslümanlar peki çözüm ne sorusuna verdikleri cevap Allah resulünü göstermeleridir. Çünkü kendilerini nasıl bir değişimin beklediğini kendileri de bilmemektedir. Bildikleri tek doğru şey alemleri yaratan Allah çözümü sunan yegane varlıktır.
Gelelim günümüze. Ben işyerimde mevcut sistemin tüm yaptırımlarını uygularken, bir memur bulunduğu yönetmeliğin gereğini yerine getirirken, çocuklarımız okulda, işçilerimiz işyerinde, vatandaşlar elektrik, su, emlak vs konularda kendilerini kuşatan bu yaptırımlar zincirini kırmak için öncelikle bu zinciri oluşturan mercii meşru saymamakla başlamalıdır işlerine. Ve ilmek ilmek bu zincirin halkalarını hak olan ile değiştirme gayreti içinde olmalıdırlar. Bunu yerine getirirken asla bu zincirin sahiplerini meşru sayacak tavır ve davranışlar içine girmemelidirler.
Çünkü onları meşru görmek, puta tapmaktır…
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Rahmetli - 16 Ağustos 2010, 02:16:37 ÖS 14
Sevgili Hakan Alper;
Pasif direniş sözünden ne kastettiğimi sormuşsunuz? Pasif kelimesini aktif karşıtlığından ziyade silahlı direnişin karşıtı olarak kullandım. Bu tür bir kullanımı tercih sebebim, bulundukları bölgelerde tağuti sistem ile mücadeleyi silahlı mücadele olarak gören ve bunu bir yöntem olarak kabul eden kişilerin sayılarının azımsanmayacak kadar fazla oluşundandır.
Vahyin farkına varan, ve vahye teslim olan Müslümanlar öncelikle vahyi muhataplarına ulaştırma gayreti içinde olmalıdırlar. Bu mücadeleyi uygun bir dille ve en uygun bir biçimde gerçekleştirmelidirler. Bu muhatap isterse firavun kadar laf anlamaz bir diktatör olsun.
Yoksa pasif direnişimizi sürdürelimden kastım, konforlu ve rahat evlerimizde göbeğimizi kaşımak, ya da üç beş senede bir sandık başına giderek oy atıp rahatlamak değildi. Ya da  Müslümanlıkları bile şaibeli birkaç elemanın liberalizm öğretisinin ışığı doğrultusunda hazırladıkları kurtuluş reçetesini kurtuluş yolu olarak görmek de değildi.
“Kalk emriyle kalkıp yirmi üç yıl boyunca mücadelesini hiç aksatmadan sürdüren Resulullah, ne kadar pasif ise o kadarlık bir pasiflikti sözümdeki kasıt…
Birilerine göz kırparak (uzlaşarak) çok şeyler başardığını sananlar, uğraşlarının suyun üzerindeki köpük misali olduğunu çok geçmeden anlayacaklar. Allah bizleri örnekliğiyle bize örnek kıldığı Resulullah aleyhissalatu vesselama ve İbrahim Peygambere uyan kullarından eylesin…
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 16 Ağustos 2010, 02:50:26 ÖS 14
Sevgili Rahmetli Abi ...
Her türlü nimetinden faydalanılan bir şeyi meşru saymamak , onu tanımamak nasıl olabilir ?
Meşru sayıyorsun , çunku nimetlerini kullanıyorsun ...
Bir PKK lı ben bu sistemi meşru saymam dese anlarım , çıkmıştır dağa kurmuştur kendi düzenini , hiç bir nimet ona dokunmaz o zman derki ben bu sistemi meşru saymıyorum ...
Bu söylem bana ayakları yere basan bir söylem gibi gelmiyor ....
Ki zaten bir çözüm degil , ziyadesiyle çözümsüzlük öneriyor ...
Müslümanlar haric digerlerinin şekillendirdigi düzenlerde yaşamayı öneriyor ki , zaten müslümanın derdine derman degil ...
Şunu söylemediniz bir peygamber küfre savaş açmışken , tek koruyucu ve gözetici Allah diye haykırırken ..
Mekkeye girebilmek için bir eman alıp , bir kafirin -küfür sahibinin - koruyuculuguna başvuruyor ...
Hani tek koruyucu Allah idi ...
Allah Resulu küfüre meyletmedi ...
Allah Resulu Küfürden medetde ummadı ...
Allah resulu duruşundan taviz vermedi , küfürle uzlaşmadı , yeri geldi anlaştı sadece ...
Bir anlaşmaydı , uzlaşı degil ...
Ben evet demekle Yurduma İslam gelecek demiyorum ki ..
Veya yeni anayasa bir şerri anayasadır da demiyorum ...
Söylemlerim hiç bir şekilde degişmiyor , bu anayasanın olması yada olmamasıyla ...
Olması yurdumdaki herbir ferdin manevra alanını artıracak , ve gözlerinden kin akan insanların önüne bir engel koyacak ....
Onları huzursuz edecek , onların koltuklarını ellerinden alacak ...
Olmaması durumunda ise , bunlar gene olacak er yada geç ...
Zulum ile bilmem ne olunmaz ....
Hasılı benim duruşum veya umudum bu anayasaya baglı degil ...
Olması yada olmaması arasındaki tercih hakkımı kullanıyorum ...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: hakanalper - 16 Ağustos 2010, 03:09:24 ÖS 15
Degerli Rahmetli

Vahyin farkına varan, ve vahye teslim olan Müslümanlar öncelikle vahyi muhataplarına ulaştırma gayreti içinde olmalıdırlar. Bu mücadeleyi uygun bir dille ve en uygun bir biçimde gerçekleştirmelidirler.

dediniz... ama ben burda yazdıklarınızdan altta alıntıladıgım soru daha dogrusu sual lerime bir karsılık bulamadım.. sadece genelle var zannımca acıklamada..

Alıntı yapılan: Hakan Alper
bi de bu pasif direnis, ne zaman aktiflige gececek.. ?  veya ne yapılarak aktiflige gecilecek..

peki bizim bu gizli direnisteki faaliyetlerimiz neler olacak?

ya da "pasif direnisi sürdürmek zorundayız" dendigine gore  gecmisten beri bi devam ede geliyor.. gecmisten beri neler yapıyoruz...! ?

pasiften kastınızı acıkladınız, o kısmı anladım..  Efendimizin sav pasifligi kadar pasifiz.. peki S.A.V in mekke doneminde( pasif gorunumunde) yaptıgı faaliyetler var.. ve o faaliyetler (erkam bin ebil erkam) neticesinde acıktan teblig, hicret vs surecine girilmiş.. yani kuluckaya yatmıs bir anne tavuk gibi civcivlerini palazlandırmı$, yeti$tirm$ , buyutmu$...

peki.. bizim faaliyetlerimiz neler? dirinişe nasıl hangi faaliyetlerle devam ediliyor? tmm, mevcut a uymayalı..alternatif ne yapalım..? yapıyoruz? yapıyorsunuz?

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Rahmetli - 16 Ağustos 2010, 03:33:52 ÖS 15
Sevgili Alper kardeş,
Neler yapmalıyız sorusunun cevabı, ya da ne yapıyorsunuz sorusunun cevabı kolay bir cevap değil. Kolay değil, çünkü şunları şunları yaptım diye övünecek yapıp etmelerimin olduğu kanaatinde değilim. Allah'ın dinini doğru anlamaya çalışan, gördüğü doğruları pratiğe geçirme azminde olan, ve bunları başkalarıyla paylaşmanın gayretini güden birisiyim. Ve nihayetinde herkes hesabını Allaha verecek, hesap görücü olarak ta Allah yeter.
Selamlar...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: hakanalper - 16 Ağustos 2010, 03:46:21 ÖS 15

Hasılı benim duruşum veya umudum bu anayasaya baglı degil ...
Olması yada olmaması arasındaki tercih hakkımı kullanıyorum ...


ben de aynen bu $ekilde du$unuyorum ozanca..

Muhterem Rahmetli..
Zannedersem tam da bu nokta da, ne yapmalıyız, alternatif ? kısmına gelince tıkanıyoruz..muhakkak herkes birseyler yapıyordur.. palazlanması için cali$tıkları civcivler vardır..
herkes bu ugurda Hak namına bir durus sergilemeye calısıyordur.. bu duru$un temeli saglam olsun, kafi...

Nasıl ki hesap gorucu olarak Allah cc yeterse, hukum koyucu olarak da Allah yeter...kanısındayım..

Aleykum selam...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Rahmetli - 16 Ağustos 2010, 04:02:32 ÖS 16
Ozanca kardeşim; yıllar önce puta saygı göstererek öğretmenlik yapmayı çelişki gördüğüm için öğretmenliği terkettim. Gördüm ki bir şeyi terk etmekle mesele hallolmuyor. Zamanla önüme terketmem gereken yığınlarca şey çıktı. Bazılarına gücüm yetmedi, tıpkı domuz eti yemek gibi yapmak zorunda kaldığım yanlışlarım söz konusu oldu. Reddiyeler pratik sonuçlar doğurmuyorsa, sözde kalıyorsa anlam ifade etmiyor. Ama yapmak zorunda kalsamda hiç bir zaman bir yanlışı meşru görmedim, Rabbim beni bundan muhafaza buyursun.
Taif dönüşü Peygamberin bir müşriğin emanıyla Mekke'ye girişini de yanlış okuduğun kanaatindeyim. Tıpkı Yusuf'un firavun hükümleriyle hükmettiğini savunanların yanlış okuyuşu gibi. Amcasının vefatıyla korumasız kalan Resulullahın mevcut şartlar altında bir şeyler yapma çabasını, Mekke'nin putlarına saygı göstermeyle eşdeğer kabul edemeyiz. Sizin destek verme adına evetlediğiniz kişiler ise bu işi alenen yerine getirmekte. Sadece bu kısmı bile gözardı edilmeyecek kadar önemli.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 16 Ağustos 2010, 04:44:17 ÖS 16
Sevgili Rahmetli Abi ...
Allah Resulu Mekkeye emansız girmeye çalışıpta benim koruyucum ve gözeticim Allah ..
O'nun herşeye gücü yeter diyemeyecek birisimi ?
Ki bu cümlelerin teorik olarak veya pratik olarak ne mahsuru varki ?
Gayet  yerinde ve makul cümleler neden yapılmadı ?
Tek bir sebebi vardı , siyasi bir manevra ...
Yoksa Allah resulu bir kafirden medet umup , koruyucu ve gözetici vasfını ona adfetmedi degilmi ?
Emin olun şu hareketi bugun bir vatandaş yapsa sözleriniz o vatandaşı yerden yere vurur ...
Ortalık şirk ithamları ile dolar ...
Buna üzülüyorum zaten ...
İnsanların itikadlarının bu kadar çabuk ters düz edilmesi nebevi bir yöntem olmasa gerek ...

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 16 Ağustos 2010, 05:07:55 ÖS 17
Selahaddin E. Çakırgil'in başka bir konuda yazdıgı ama konumuza bakış olarak hoşuma giden daha doygun cümlelerle ifadeleri ....
En azından bu yaklaşımın faydası olmayacak diyebilirsiniz ...
İşi itikada vurmak bana hamlık gibi görünüyor ...
Buyrun ilgili yazı ...

Bu hamur, İran’da daha çook su götüreceğe benziyor!

Önce ve yine, birkaç konuya kısaca değinerek, sonra asıl konumuza geçelim:

 

Ülkemiz ve halkımız üzerinde yanlış metodla sonuç almak mı?

 TC’deki mevcud ‘kemalist /laik/ jakoben (tepeden inmeci)’ sistem, elbette ki halkımızın iradesiyle değil; tank ve süngüucu zorlamalarıyla, tehdid ve entrikalarla, dârağaçlarıyla, zindan ve sürgünlerle, sarhoş nâra ve kusmuklarıyla ve de nice mazlumların kan ve gözyaşlarıyla ve boğulmuş feryadlarıyla oluşmuş bir sistemdir.. Ve, bu sistemin halk iradesiyle kabul edildiğine dair zâhirî görüntü ve belgeler bile, -hukuk diliyle-  ‘hile ve ikrah’la elde edildiği için, ‘mutlak butlan’la bâtıldır.. ‘1923’den beri varolduğu ve gerekirse bin yıl daha hep varolacağı’,  o dönemin Gen. Kur. Başkanı’nca da  ileri sürülen ve -aslında, tarih boyunca görülen bütün zorbalıklarla yaşıt olan- ‘28 Şubat Zorbalığı’nın daha bir palazlandırdığı, kanun adına oluşturulmuş zırhlarla korunan bir sistemdir, bu düzen..

Bu zorbalık temeli üzerinde kurulu sisteme karşı verilecek mücadele, -bütün toplumlarda olduğu gibi, ülkemizde de- genel çerçevesi itibariyle iki türlüdür..

1- Ya, sistemi milletin doğrularına, adâlet ölçülerine ve iradesine göre yeniden kurmayı göze alacak ve egemen-zorba güçlerin koyduğu kurallara aldırmadan, mevcudu da temelinden yıkmaya yönelik bir ‘inkılabçı (ya da devrimci) mücadele’ ;

2- Ya da, kurulu düzenin, egemen güçlerin, mütegallibe zümresinin koyduğu kurallar içinde kalarak, yani ‘ıslahatçı-uzlaşmacı’ usûl yoluyla mücadele..

Bu iki usûlden hangisine göre mücadele vereceği konusunda, her ferd veya toplum kendi iradesine göre karar verir.. Bizim istemediğimiz bir usûlü benimsemeyenleri, yanlış yaptıkları gerekçesiyle belki eleştirebiliriz, ama, suçlayamaz ve kimseden, mutlaka bizim gibi düşünmeleri ve davranmaları gerektiğini bekleyemeyiz.. Herkes, kendi aklının ve yüreğinin kaldırabileceği, elini taşın altına sokabileceği bir tavır ortaya koyar..

Birinci (yani, inkılabçı) usûl için, maalesef halkımızın devletle ilgili inanç, kültür ve geleneğinde şuûrlu bir sosyal tepki geliştirebilecek bir temel çok net değildir.. Ve halkın böyle bir mücadeleyi, Timur’un çadırına şikayete giden heyetin, kapıda Nasreddin Hoca’yı bırakıp kaçması  hikayesinde olduğu üzere, yarı yolda bırakması kuvvetle muhtemeldir. 

 

Bugün, ikinci (yani ıslahatçı, uzlaşmacı) usûlle yapılmakta olan mücadelenin yanlış bir temel üzerinde verilmekte olduğunu söylesek bile, halkımızı, ülkemizi ve geleceğimizi ilgilendirdiği için, bizim dışımızda diye, konunun kenarından ilgisiz bir şekilde geçmenin ne kadar mantıklı olduğunu da düşünmek gerekiyor..

Bu satırların sahibi, konuya böyle bakmaktadır.. Bu defalarca da beyan edilmiştir, onyıllardır.. Böyleyken, konunun bu çerçeveden çıkarılıp, sanki bugünkü iktidarın kayıtsız-şartsız destekçisi gibi göstermek isteyenlerin biraz insaflı düşünmeleri tavsiye olunur. 

Ve mesela, şu son günlerde, ‘Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)’nda verilmekte olan mücadele üzerinde derinlemesine düşünülmelidir..  Evet, bu noktada da, Hükûmet’in bütün kanunî imkanları korumaya çalıştığı görülüyor..

Devlet içindeki 90-100  yıllık bir tahakküm anlayışını ve kadrolaşmayı kırmak ve durumu kısmen de olsa biraz ıslah etmek isteyen Hükûmet cenahının ne çetin direniş ve entrikalarla karşı karşıya olduğu görülmez ve ‘Bize ne bu durumdan.. Biz bu sisteme temelden karşıyız.. Biz bu gibi konularla meşgul olmayız, enerjimizi ve dikkatimizi bu gibi konulara harcamayız..’ gibi iddialı söylemlerle  sorumluluktan kaçınan yaklaşımlara prim verilirse..  Bu yaklaşım tarzının, en inkılabçı mücadeleler üzerinde bile, çok olumsuz etkiler meydana getireceği unutulmamalıdır..

Yaşadığı toplum ve çağdaki gelişme ve hadiseleri kavrayamıyanların, değerlendiremiyenlerin, ayakları yerden kesik yorumlar üretseler bile, bir toplumu ve dünyayı şekillendirmekte, yere  arkaları üzerine ‘küttt’ diye düşmeleri çok kere kaçınılmazdır..
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Rahmetli - 16 Ağustos 2010, 06:14:04 ÖS 18
Selahaddin E. Çakırgil'in başka bir konuda yazdıgı ama konumuza bakış olarak hoşuma giden daha doygun cümlelerle ifadeleri ....
En azından bu yaklaşımın faydası olmayacak diyebilirsiniz ...
İşi itikada vurmak bana hamlık gibi görünüyor ...

İster hoşumuza gitsin, isterse gitmesin her işimizi itikada vurmak boynumuzun borcudur ve bunu hamlık olarak değerlendirmen kastı aşan bir ifadedir.

Türkiye’de yaşayan ve olup bitenler ile ilgilenmeyi de ben itikadımın bir gereği olarak görüyorum. Sonuçta yalnızca Allah’ı rab ve ilah kabul etmeyi namaz, oruç, zekat vs ibadetlere has kılmadığım için itikadımın olaylara bakışta önemli bir yer tuttuğunu ve müslümanca yaşamanın gereği olduğu kanaatindeyim.


AKP’nin mücadelesinin İslami bir mücadele olmadığını belirttiniz. Zalime karşı gerçekleştirilen bu direniş ne adını yapılmakta önce bunu iyi belirleyelim. Türkiye’de ki değişimde “Müslümanlar” mı yoksa liberaller mi rol almakta. Liberaller de olsa biz olumlu olanın yanındayız mı? Diyorsunuz. Bu sistem değişsinde yerine kim gelirse gelsin önemli değil mi? Diyorsunuz. Tüm bu olan bitenlerin din ile ilgi alakası yok, bunlar dünyevi meseleler mi? Diyorsunuz. Emperyalistlerin,bu ülkede attıkları her adımın, yürüttükleri her politikanın dikkatle yürütüldüğünü iddia edenleri komplocu olarak mı değerlendiyorsunuz? Amerika ile eş güdümlü yürütülen ılımlı İslam projesi iddialarını Fethullah Gülen’e ve çalışmalarına atılan çamur olarak mı değerlendiriyorsunuz. Bazı İslami hükümlerin çağa uygun yeniden düzenlenmesi çalışmalarını olumlu birer gelişme olarak mı değerlendiriyorsunuz? Tüm bu yazdığım ve cevaplarıyla birbirimize yakınlaşıp uzaklaşacağımız konular, aslında bir bütünün birer parçası. Keşke Müslümanlar inisiyatifi ellerinde tutsalardı da biz bütün bu olan bitenleri konuşmasaydık. Ama ne yazık ki, Müslümanların bu problemleri çözebilecek yetkinlikte mercileri henüz yok.

12 Eylül sonrası Anayasaya evet diyenlerin içinde Adıyaman cemaatinin lideri de vardı. O dönemler evet oylamasını eleştirdiğimizde, “memlekette kan gövdeyi götürüyordu, hiç olmazsa kan durdu, cinayetler bitti. Sade bunun için bile evet denilmeli diyorlardı.”
Şu an ki değişimde aktif rol alan kimi cemaatlerin önlenemez yükselişleri de yine aynı dönemin içinde meydana gelmiştir. Recep Tayyib Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından Başbakanlığa uzanan serüveni de bir takım eller vesilesiyle gerçekleştiği kanaatindeyim. Tüm bunlar ön kabullerin insanı sürüklediği şeylerdir. Siz bir yöntemi kabul etmişsinizdir ve o yöntem içinde yapılanlar sizce meşrudur. Bunları yazarken birilerini ülkeyi satmakla filan da suçladığım yok. Başta da dediğim gibi değişim senaryosunun yazarları hiçte sanıldığı gibi BİZİM MAHALLEDEN değil. Bu senaryonun diğerlerinden memleket hayrına daha iyi sonuç getireceğini söylemekte gabya taş atmaktır. Senaryoda oynayanların samimiyetleri ne kadar yerinde de olsa, bu oyunların Müslümanların hayrına sonuçlandığını uzun bir süredir görmedik, göreceğimizi de sanmıyorum.

Bana hangisi iyi sorusuna, bu ikisi de benim istediğim değil cevabımı hamlık olarak nitelendirmeniz düşündürücü…
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: hakanalper - 16 Ağustos 2010, 07:04:24 ÖS 19

Bugün, ikinci (yani ıslahatçı, uzlaşmacı) usûlle yapılmakta olan mücadelenin yanlış bir temel üzerinde verilmekte olduğunu söylesek bile, halkımızı, ülkemizi ve geleceğimizi ilgilendirdiği için, bizim dışımızda diye, konunun kenarından ilgisiz bir şekilde geçmenin ne kadar mantıklı olduğunu da düşünmek gerekiyor..
.........
.....
Devlet içindeki 90-100  yıllık bir tahakküm anlayışını ve kadrolaşmayı kırmak ve durumu kısmen de olsa biraz ıslah etmek isteyen Hükûmet cenahının ne çetin direniş ve entrikalarla karşı karşıya olduğu görülmez ve ‘Bize ne bu durumdan.. Biz bu sisteme temelden karşıyız.. Biz bu gibi konularla meşgul olmayız, enerjimizi ve dikkatimizi bu gibi konulara harcamayız..’ gibi iddialı söylemlerle  sorumluluktan kaçınan yaklaşımlara prim verilirse..  Bu yaklaşım tarzının, en inkılabçı mücadeleler üzerinde bile, çok olumsuz etkiler meydana getireceği unutulmamalıdır..

cok guzel soylemler...



KOLAYCILIK baslıgı altında bi konu acılmıstı.. acaba orda bahsedilen mi kolaycılık.. yoksa
Alıntı
Biz bu sisteme temelden karşıyız..o yuzden uzak duruyoruz. etliye sutluye karısmyoruz
mantıgı mı kolaycılık.. ha, bana sorar iseniz ikisi de degil.. ama ilkini kolaycılık sayar iseniz, ikincisi dunden potaya girer..



ozancanın hamlık ifadesine gelince;

Sayın Rahmetli nin
Alıntı
""bu ikisi de benim istediğim değil""
tercihi ve dusuncesi hamlık olmadıgı gibi...
ozancanın
Alıntı
Hasılı benim duruşum veya umudum bu anayasaya baglı degil ...Olması yada olmaması arasındaki tercih hakkımı kullanıyorum ...
yani oy kullanıyorum demesi de itikatsızlık olmasa gerek...(sayın rahmetliye gonderme degil, genel bir ifade)


Yazıda geciyor ya;
Alıntı
yanlış yaptıkları gerekçesiyle belki eleştirebiliriz, ama, suçlayamaz ve kimseden, mutlaka bizim gibi düşünmeleri ve davranmaları gerektiğini bekleyemeyiz..
hele hele sistemin adamı olmak, oy vermek ile sisteme katılmak, sistemi destekledigi anlamını cıkarmak, taguta yandaslıkla suclamak vs vs asla yapılamaz...

herkes kendi tercihini yapıyor.. ama birisi cikip bunun islami itikata sıgmadıgını soyler ise, gerisini itikatsızlık ile ithaf etmiş sayılacagını unutmamak lazım derim.. !
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 17 Ağustos 2010, 12:44:26 ÖÖ 00
Öncelikle haddi aştı isem özür dilerim ..
Hamlıktan kasıtım öncelikle şahsınıza degil bu dşünce biçimine idi ..
Ve içerigi itibariyle bir çözüm , bir adım sonrasına bir açıklama getirilmedigi için olgunlaşmamış , henuz kemale ermemiş düşünce babında idi ...
Sonuçta müslümanları sürekli sistem dışı tutup , sadece ezilen zümre kılıyor gözümde ...
Üstelik sadece ezilen degil , aynı zamanda sömürülen zümre , ki kanıma asıl dokunan bu ...
Kaldıki , şirk kokan hareketler bunlar sözünden çok daha hafif bir söz ...
Sorun burada zaten ...
Aynı amaca yöneldiginiz insanlar , degişik bir takım çareler aradıgında bunu itikada aykırı ilan etmek çok daha agır ve vebal isteyen konudur ...
Olaya şöyle baksanız itiraz etmem ...
12 eylül anayasası oylandıgında bir takım insanlar şu an sizin söylediginiz söylemlerle çıktı meydana ve musluman kitleleri bir yöne kanalize ederek taraftar ilan ettirdi ...
sonucunda ortaya çıkan sonuçlara muslumanlarda taraf olarak yazıldıgı için , toplum gözünde bir damga yedi ve bu biz muslumanlara çok pahalıya mal oldu ...
Aynı duruma müslümanların tekrar tekrar düşmesini engellemek adına bu referandumda müslümanlar renk vermemeli bu oyuna taraf olmamalı deseniz inanın hiç ama hiç itiraz etmeyecegim ve dediginizi düşünecegim ...

Ama direk bu referanduma bir şekilde şirk kokan hareketler dersek degil eylemin düşüncenin bile önüne set çekiyoruz ...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 17 Ağustos 2010, 12:58:40 ÖÖ 00
Dedigim gibi bu anayasa islami bir söylem degildir gözümde ...
Veya AKPnin gizli gündeminde İslam şeriatini egemen kılmak gibi bir maddesi oldugunada inanmıyorum ...
İnandıgım bir şey var ...
Bir müslümanın ekmegiyle , gelecegiyle , canıyla kimi zaman namusuyla keyfince oynayan , idelojisince kin güden , diledigince hükmeden kurum ve kişilerin ortalıkta at koşturmalarını istemiyorum ..
Kaldıki örnekteki musluman degil her kim olursa olsun insana bunu yapanların bir şekilde cezalandırılmalarını ve artık buna yeltenememelerini istiyorum ...
Yoksa bu referandum muslumanlara bir tuzak , onları bir şekilde bir yöne taraf yapıp , sonrasında ümmüklerine çökmek için hazırlanmış bir referandum ise o zaman hepbirlikte bu tuzagı bozalım ....
Ama yok siyasi güçlerin bir kavgası , egemenlik savaşı ise bu ...
Bunda muslumanlar olarak bize en fayda saglayacak tarafa destek olmalı , hayatı daha kolay yaşanabilir hale getirmeliyiz ...
yoksa kırkından sonra hidayet bulup , namaz kılmak gafletinde ! bulunmuş bir TSK mensubunun sorgusuz sualsiz ekmegini , gelecegini , dünyalık neyi varsa herşeyini basitce , arsızca , kindarca elinden alınması kanıma dokunur ve buna ses vermek , karşı durmak isterim ...
Ve olayı itikadi degil , siyasi olarak görüyorum ...
Keşke muslumanların ortak bir tavrı olsa , ve ozaman ben oy kullanmak istesem bile ...
Sırf mulsumanlar ortak tavır aldı diye içim yana yana sandıga gitmesem ...
İnanın tercihim bu olurdu ...
Konacak ortak tavır sandıktan cıkacak her cevaptan bin kat daha guzeldir , daha özlemdir ...
Ama ortak tavrın önündeki belkide en buyuk engel bizden kan can olan insanları bir eylemle din içi din dışı konuma itmektir.
Kaldıki kimsenin kalbini, açıp bakma yetkimiz olmadıgından olsa gerek ...
her ve söylem ve eylemişirk ile damgalamaqmak gerektigine inanıyorum ..
Selamlarımla ...


Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: m.ufukalp - 17 Ağustos 2010, 04:29:27 ÖS 16
Bu ve benzeri değişiliklerin elbette islamla alakası yok ancak, islama giden yolda, katı islam düşmanı laik cephenin burçlarında açılacak bir gedik olabilir. Ozancaya katılıyorum.

Ancak ne olursa olsun, islamı müdrik bir müslümanın her alanda islama göre hareket etmesi gerektiği de unutulmamalı.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Verda Naz - 26 Ağustos 2010, 05:23:38 ÖS 17
Bizim sorunumuz anayasanın değişmesi veya değişmemesi değil...
bizim sorunumuz(düşünmemiz gerekenler)anayasanın değişmesiyle olması muhtemel müslümanların daha adil bir alanda yaşamaları buna paralel olarak davalarını daha iyi yürütebilmeleri ve aynı zamanda yıllarca müslümanlara zulmeden insanlardan hesap sorulacağı düşüncesiyle tağuti düzene evet diyerek göz kırpdığımız zaman ki yapılan bu eylemin tevhidi inanç ve duruşumuza bir zararı olup olmaması...
ve aynı zamanda yurutulen bu eylemin (bu zamanki cihat böyle olabilir düşüncesi)dayandığı nass kıyas ictihat ve ruhsat gibi bir delilinin olup olmamasıdır...

eğer bu araştırmalar sonuçsuz kalırsa evet belki tağuti sisteme hiçbir tehlike teşkil etmeyen tevhidi duruşumuza devam etmeliyiz...

sisteme tehlike oluşturma veya oluşturmama tartışılması gereken başka bir konu...

evet devam etmeliyiz çünkü karşımızda şirk denen büyük bir bela var ve ALLAHın şirke gireni affetmeme gibi bir tehdidi var bizim bu konuda duruş noktamızı kuran ve sünnet olarak belirleyip derinlemesine 100 kere düşünüp birkere hareket etmemiz gerekir...

öyle ki ahirette şu anki tağuti sisteme onların silahlarıyla tehlike arzetmenin vermiş olduğu sevinç ALLAHın habidat ama'likum (amelleriniz boşa gitmiştir) demesiyle sonlanabilir...

ALLAH bütün müslümanları rızasına ters hareket etmekten korusun...

Başlık: NİÇİN REFERANDUM ÇAĞRISININ TARAFI OLMAMALIYIZ?
Gönderen: Rahmetli - 31 Ağustos 2010, 08:46:37 ÖÖ 08
NİÇİN REFERANDUM ÇAĞRISININ TARAFI OLMAMALIYIZ?
 
Hamza ER - 19/08/2010 - 09:09
 
Rejimin tarihi sindirme sürecini görmezden gelerek, kendi gündemimiz ve hesaplarımızdan koparak, sadece darbe karşıtlığı ve özgürlük alanları sloganlarının peşine takılmak affedilemez bir unutkanlıktır. Özellikle AKP eliyle yürütülen bu projenin sonucunda Müslümanlar sistemle barıştırılmak istenmektedir. Referandum bu barışın zirvesi olacaktır.
 
 
12 Eylül darbe anayasasına büyük bir antipatiyle bakmak ve referandumu darbecilerle hesaplaşmaya endekslemek, üzerinde düşünülmesi gereken bir noktadır. Şunu sormamız gerekir; daha önceki anayasaların durumu neydi ki 82 anayasası sorun olsun. Yine şu sorularda aklımıza gelmelidir; 90 yıldır bu topraklarda icra edilen kanunlar kime dayanmaktadır. Bu kanunlarla kimler susturulmuş, asılmış ve sürgün edilmiştir. Hangi değerlerimiz yok sayılmış, halka rağmen, halkın dini olan İslama rağmen hangi yasaların zorla, zorbaca ve süngü tehdidiyle icrasına geçilmiştir. Kaç tane anayasa yapılmış ve bu anayasaların temel nitelikleri olarak neler tespit edilmiştir. Bu soruların ışığında 82 anayasasının 90 yıllık rejimin yakın döneme yansımasından başka bir şey olmadığı görülebilmelidir. Bizim gündemimiz, halka bu acıları yaşatan zihniyet ile hesaplaşarak, toplumun Tevhidi hakikatleri kavramasına engel teşkil eden, hayatın her alanını kuşatan uygulamalarına son vermek olmalıdır.

 

Rejimin tarihi sindirme sürecini görmezden gelerek, kendi gündemimiz ve hesaplarımızdan koparak, sadece darbe karşıtlığı ve özgürlük alanları sloganlarının peşine takılmak affedilemez bir unutkanlıktır. Özellikle AKP eliyle yürütülen bu projenin sonucunda Müslümanlar sistemle barıştırılmak istenmektedir. Referandum bu barışın zirvesi olacaktır.

 

Daha düne kadar sistem içi mücadele meşru mu, değil mi tartışmaları yaparak sandıklar değerlendirilirken, bugün tartışmalar bu bağlamda değerlendirilmemektedir. “Sistem içi mücadele yöntem olarak nebevi, Rabbani değil” ikazlarımız artık komik gözükmeye başlamıştır. Çünkü hedefler hedef olmaktan çıkmış, sistem içi mücadelenin taktiksel bir yöntem olduğu mazereti de anlamsızlaşmıştır. Toplumun, devletin İslamileşmesi talepleri rafa kalktığından, Demokratik devlet, Adalet devleti söylemleri yetinilmesi gereken olduğundan, onun kendi iç hareket alanlarını sorgulamak artık anlamsızdır. Çünkü hedef batıl olduğu için yöntemden söz etmenin gerekliliği de kalmamıştır.

 

Bu tespitlerden, Müslümanların etraflarında yaşanan gelişmelere duyarsız, ilgisiz kalmaları anlamı çıkarılmamalıdır. Müslümanlar olarak her şart altında, tevhidi, İslami kimlik ve ilkelerimize sadık kalarak Nefsimizi ve tüm Müslümanları, vahyin ölçüleriyle uyarma ve ıslah etme sorumluluğumuzu ciddiyetle yerine getirirken, egemen yapının kendi yapısal değişimlerini takip etmeli, iç istişarelerimizde bunun değerlendirmelerini yapmalıyız. Mücadele alanlarımızın açılması, hareket imkânlarımızın çoğalması noktasında ki girişimler tabii ki temenni edilebilir. Her alternatife göre strateji belirlenebilir. Ama bu temenniler, propaganda ve aktif katılım aşamasına geçmemelidir. Resulullah(s) ve ashabı, Ebu Talib’in, Habeş kralının ve Rum ordusunun askeri ve propagandisti olmayarak bağımsız İslami kimliklerini inşa etme faaliyetlerini terk etmemişledir. Sadece işlerini daha iyi yapabilme adına gözlemde bulunmuşlar ve adımlarını ona göre atmışlardır.

 

Referandum sürecinde, Demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi söylemlerin sahiplerine kendi inandıkları değerlere karşı samimi olmalarını hatırlatabiliriz. Ancak İslami çalışmalar içerisinde bilinç kazanan, yetişmiş Kur’an neslinin fertlerine çağrımız, nesli olmakla övündüğümüz Kur’an’ın o net beyanından başka bir şey olmamalıdır :  “Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.”(73/Müzzemmil 10)

 

Neden Referandum Çağrısının Tarafı Olmamalıyız ?

1- Devlete egemen olan Kemalist rejim, İslami değerlere savaş açmış ve ağır dayatmalar sonucunda varlığını sağlamlaştırabilmiştir. Bu toprakların mayası olan İslami hayat tarzı tek düşman ilan edilmiş, belki de işgal ordularının bile göze alamayacağı tahribatlar, katliamlar sergilenerek yönünü batıya çeviren, Laik bir Ulus devlet inşasına kalkışılmıştır. Bu sistem İslam’a ve Müslümanlara yabancı, dayatmacı, işgalci bir zihnin ürünüdür. Müslümanların, kendilerini hidayete sevk etmek üzere gönderilen kitapları Kur’an’a bakarak, yaşadıkları toplumu ve egemen olan anlayışları tanımlamaları ve ona göre bir tavır geliştirmeleri gerekmektedir. Bizler bu kaynağın ışığında, günümüz sisteminin bir cahiliye sistemi, tâğûti sistem olduğunu görebilmeliyiz. İmanın ilk adımı ve Peygamberlerin ortak gönderiliş gayesi, insanları tâğût’a kulluktan kaçındırmaktır. Bu sebeple bütüncül ve bilinçli bir kopuş yaşamamız gereken cahiliye sistemiyle aidiyet oluşturacak tüm girişimler reddedilmelidir. Belli aralıklarla önümüze konan sandıklar ve seçim davetleri de bu girişimlerdendir. Rejim, sandığı kendine bağlılığın test edilmesi olarak görmekte, vatandaşlık bilinci kazandırdığı insanların sayısının artmasıyla da dayatmalarla başlattığı hâkimiyetinin kemale erdiği mutluluğuna sahip olmaktadır. Laik, Kemalist, ulusal sistemi meşrulaştıracak vatandaşlık görev davetlerini, böyle bir sistemin vatandaşı olmayı kabul etmediğim için reddediyorum.

 

2- Devletin yeni Anayasasını oluşturacak olan Referandum çağrısında, tartışılanın ve oylanacak olanın bir hüküm kitabı olduğu gerçeği gözlerden kaçmamalıdır. Temel kısmı darbecilere ait kalan, bazı kısımları Liberal-Demokrat hükümetlerce değiştirilerek 1982’den beri 28 yıldır delik deşik edilen mevcut anayasa ile ilgili, şimdi de dünyadaki normlara paralel olarak bazı şekil verme çabalarını görmekteyiz. Toplumun ifsadından başka bir işe yaramayan ve yaraması da beklenmeyen cahiliye sisteminin hüküm kitabının oylanması davetini, hükmün sadece Allah’a ait olduğu inancımdan dolayı reddediyorum.

 

3- Eski haline göre görece olumlu bazı maddelerin yeni pakette bulunduğu açıktır. Fakat rejimin hiçbir zaman emekliye ayrılmayan hukukçuları, paşaları ve eski başkanları, ürettikleri teorilerle bu yeni maddelerin işlevini daraltmakta, böylece örneğin 12 Eylül darbecilerinin yargılanmalarının mümkün olmadığı yorumları yapılmaktadır. Birbirinden farklı birçok konuyu içeren Anayasa paketine, sadece Anayasa mahkemesi ve HSYK üzerinde yapılacak değişiklikler sevdasıyla yönelerek darbe ve darbecilerin safında olmama gerekçesiyle evet oyu verecek olanlar, düzenin bu kaygan ve kaypak yönünü göz ardı etmektedirler. Herhalde sürekli olarak AKP veya onun çizgisinde bir partinin hükümet olacağı sanılmaktadır. Bu sebeple, anayasa mahkemesi ve HSYK’nın üye sayılarının artması, Cumhurbaşkanının, Meclisin ve Adalet akademisinin bu üyelerin belirlenmesinde etkinliklerinin olacağı ümit olarak görülmektedir. Oysaki sistem temel unsurları ile karşımızda durmaktadır. Yürürlüğe girmeye aday kanunlar da, diğer tüm kanunlar gibi temel unsurların muhafazası adına ucube yorumlarla ihlal edilme ve delinebilme durumunda olacaktır. Eğer göz yumulan ve uygunluğuna onay verilen bazı değişiklikler varsa da, bunların sistemin tıkanan noktalarının açılması için yürütülen restorasyon çalışmalarından öte bir durum olmadığı aşikardır. Bir anlık heyecan ve iç fısıltılarla sandık başına gidecek olan Müslümanlar sadece yitirdikleri ile kalacaklardır. Tırnaklarımızla kazıyarak modelliğini oluşturmaya çalıştığımız İslami kimliğimiz bu süreçte zarar görecektir. Sistemin kendi iç senaryolarına aldırmadan sadece kendi ilahi senaryomuzu tatbik etmeye çalışmamız gerektiğinden,  Tevhidi bakış, istikrar, sabır, ilkelilik ve samimiyet gibi değerlerimizi yitirmemizin asla mümkün olamayacağından dolayı Referandum sandığını reddediyorum.

 

4- Gerek Rabbimizin kitabındaki ilkelerde, gerek bu ilkelere göre mücadele içerisinde bulunmuş Resullerin örnekliğinde, gerekse son Nebi ve Resul olan Hz.Muhammed(s)’in pak mücadele sünnetinde, müşrik düzenlerin temel niteliklerine yönelik sistem içi mücadele ve uygulamalara aktif katıldıklarına dair tek bir uygulama ve açık kapı bulunmamaktadır. Aksine, kendilerine yapılan uzlaşma ve beraber hareket etme tekliflerini ellerinin tersiyle iterek toplumu Tevhidi yönde dönüştürme görevlerine devam etmişlerdir. Resuller bu tercihlerinde, yani mücadele yöntemlerinin sınırlarının çizilmesinde Allah(c)’tan bağımsız değillerdir. Bu sebeple, Resullerin mücadele örnekliğine ters olan, günümüz egemen sisteminin Müslümanları kendisiyle barıştırma daveti olarak algılanması gereken bu referandum çağrısını reddediyorum.

 

5- Rabbimizin bizlere yüklemiş olduğu şahitlik görevi, müşriklerin hayat tarzı ve uygulamalarından tam bir kopuşu ve ısrarla Tevhidi hakikatleri net bir biçimde ortaya koymayı gerektirir. Vazifemizin, kulluğumuzun temelini bu oluşturur. Bizler Allah(c)’a, bu görevimizin farkına varıp varamadığımız, yerine getirip getiremediğimiz hususunda hesap vereceğiz. Bu referandum sürecinin peşinden koşulmasını, Tevhid ve Adaletin şahitleri olma görevime zarar vereceğinden dolayı reddediyorum.

 

6- Sistem içi iyileştirme olarak görülen bu sürecin kumandasında da baş aktörlerin olduğunu, AB normları, BOP gibi proje sahiplerinin üzerimize yeni dünyaya ait yeni bir elbise biçtiklerini görebilmekteyiz. Üzerine hesapların yapıldığı Ortadoğu ve yakın Asya bölgesi üzerinde model ve uygulayıcı konumunda olan bir ülkenin içerisindeki dikta anlayışlarının tasviye edilmesi ve iç hesaplaşmaların, emperyalist projelerden bağımsız olmadığı bilinmelidir. Çağımıza yönelik hazırlanarak vizyona sokulmaya çalışılan, başrollerinde emperyalistler ve işbirlikçilerinin yer aldığı filmde, mustazaf halka biçilen rolü figüranlık olarak gördüğümden dolayı oy kullanmayı reddediyorum.

 

7- Referandum ve seçim davetlerini, kirlenmemiş, sabırla yürüyen ve gelişen, anlık heyecanların rüzgârına kapılarak mahcubiyet ve pişmanlık yaşamamış, keşkeleri olmayan, Tevhidi ilkeleri öncelemiş, gelecek nesillere miras olarak bırakacağımız örnek bir İslami Hareket’in var olabilmesi adına reddediyorum.

 

8- Müslümanlar olarak çok önemli sorumluluklarımız bulunmaktadır. Bu sorumluluklar, ancak Müslümanların bir araya gelebilmesiyle planlı ve etkili hal alabilmektedir. Her 4-5 yılda bir farklı bahanelerle üzerimizde estirilen seçim rüzgarı, Müslümanların arasına tartışma ve ayrışmayı sokmaktadır. Bu dönemlerde enerjilerimiz boşa harcanmakta, küskünlükler ve kopuşlar görülebilmektedir. Sistemin kendi iç davetlerini, bize kendi işimizi unutturduğundan, yola çıkış gayelerimizin üstünü örten, hedeflerimizi kaybettiren bir sürece bizleri yönlendirdiğinden dolayı reddediyorum.

 

9- Üniversitelerde ve birçok mesleki alanda başörtülü olarak yer almanın yasak olduğu, Kur’an öğreniminin 13 yaşına kadar engellendiği, okullarda resmi ideolojinin çocuklarımıza kendini her yönüyle dayattığı, dini değerlere savaş açmış ve aynı zamanda kirli bir savaşın tarafı olan askeriyeye katılımın zorunlu olduğu çok açıktır. Müslümanları direkt ilgilendiren bu konular asla gündeme getirilmemekte, bu sorunların çözümüne yönelik hiç bir girişimde bulunulmamaktadır. Bu toplumun gerçeği, temel harcı olan İslami hayat tarzımıza yönelik en ufak bir saygı gösterilmemekte, Müslümanlar bu ülkede yokmuş gibi hareket edilmektedir. Müslümanları görmezden gelenleri ben de görmezden geliyor ve gündemlerini gündemim yapmayacağım için sandığa gitmeyi reddediyorum.

 

10- Şehadetinin 44. yılında üstat Seyyid KUTUB’un o tavizsiz duruşuna gıpta ile bakıyor, Namazda Allah(c)’ı birleyen elimin bir tâğût’un hükmünü tasdik edemeyeceği için, önüme konan sandığı reddediyorum.

 

(Not: Bu yazı Haksöz Dergisi'nin Ağustos sayısındaki referandum soruşturması kapsamında dergide yayınlanmıştır.)
 
KAYNAK (http://www.islamvehayat.com/yazar_655_79_NICIN-REFERANDUM-CAGRISININ-TARAFI-OLMAMALIYIZ-.html)
 
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: TaLiA - 31 Ağustos 2010, 02:35:41 ÖS 14
bizim anketimize göre sandıktan "evet" çıkıyor..  :)

referanduma 12 gün kala

düşünce ve fikirlerimiz  paylaşmaya devam...

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: m.ufukalp - 31 Ağustos 2010, 02:41:00 ÖS 14
Sevgili Rahmetli Abi ...
Allah Resulu Mekkeye emansız girmeye çalışıpta benim koruyucum ve gözeticim Allah ..
O'nun herşeye gücü yeter diyemeyecek birisimi ?
Ki bu cümlelerin teorik olarak veya pratik olarak ne mahsuru varki ?
Gayet  yerinde ve makul cümleler neden yapılmadı ?
Tek bir sebebi vardı , siyasi bir manevra ...
Yoksa Allah resulu bir kafirden medet umup , koruyucu ve gözetici vasfını ona adfetmedi degilmi ?
Emin olun şu hareketi bugun bir vatandaş yapsa sözleriniz o vatandaşı yerden yere vurur ...
Ortalık şirk ithamları ile dolar ...
Buna üzülüyorum zaten ...
İnsanların itikadlarının bu kadar çabuk ters düz edilmesi nebevi bir yöntem olmasa gerek ...



Sevgili Ozanca, Hazreti Rasulullahın Taif dönüşü Mekkeye girerken Ebül Bahteri isimli müşriğin himayesinde Mekkeye girmesi ne islamın herhangi bir emirin ihlal ne de itikadi bir yanlış değildi.

Zaten müşrikler bile bunun farkında olduklarından dolayı, Rasulullahı taviz vermekle, bir müşrikten himaye almakla suçlamadılar. O zamanın arap kültüründe himaye isteyeni himaye etmek insanı bir erdem bir şeref olarak değerlendirilmekte idi. Olayın itikada aykırı bir boyutu yoktu. İnsani bir boyutta idi ve İslami hareketin merkezindeki Rasulullah insani bir davranış kültüründen islami anlamda faydalanıyordu.

Bu durum bu gün bile geçerlidir. Yeter ki, bu durumlara gerçekten islama göre, müslümanların veliyyiemri konumunda olanlar karar versin. yoksa her müslüman islamda kendine göre bir yol yöntem edinmeye kalkarsa bu olmaz tabi.
Başlık: Ynt: NİÇİN REFERANDUM ÇAĞRISININ TARAFI OLMAMALIYIZ?
Gönderen: m.ufukalp - 31 Ağustos 2010, 02:56:52 ÖS 14
Çok güzel özetlemiş. Teşekkür ederiz Rahmetli kardeşimiz.
Başlık: Ynt: NİÇİN REFERANDUM ÇAĞRISININ TARAFI OLMAMALIYIZ?
Gönderen: ozanca - 31 Ağustos 2010, 09:24:54 ÖS 21
Hamza Agabeye itiraz hakkımız olmasa da ..
Bu konuda fikir söyleme cesaretini gösteriyorum ..
Sistemi tek bir parça olarak ele almayı dogru bulmuyorum ...
Sistem "değerler ve olgular " olarak iki parçadan teşekküldür ...
Sistemin değerleri ile uzlaşmamız ve bütünleşmemiz elbette sıkıntı verir ...
Değerlerini Kurandan almayan hiç bir yönetim biçimi ile barışık olamayız ...
Fakat kurum , yapı, teşkilat gibi olgular yönüyle sisteme karşı elimizde kozlar oldugunu düşünüyorum ...
Mesela TSK iç tüzügündeki tüm laik ve kemalist deger yargılarını , Kurani değer yargıları ile degiştirdigimizde kimse yeni ikame edilen yapıya itiraz etmeyecektir ...
Varsa şayet köhne, bayagı ve adil olmayan bir kaç uygulama/esas degişecek ama özünde Kurani değerler olan bu yapı kabul görecektir ...
Sistem ile çatışdıgımız durumlarda dikkat etmemiz gereken noktanın bu oldugunu düşünüyorum ...
Sistemin değerlerine karşı olan duruşumuzu korur iken , yapılarına karşı adalet esasına göre tarafımızı belirlemeliyiz diyorum ...
Çunku adalet mutlak manada müslümana farz kılınsada , insiyatifi müslümana bırakılmamış , hatta çogu yerde insanlıgın ortak degeri olarak anılmıştır....
Hangi düzen/sistem de olursak olalım ...
Yüz tane  zulum kapısından birine dahi  direnen müslüman/gayri müslümün yanında olmamız gerektigine inanıyorum ...
Gücümüzün yettigi her alan ve ortamda adaleti ikame etme görevimiz oldugunu düşünüyorum ...

Bu anlamdada zulum kapılarının birinin kapanmasına vesile olacak olan bu referandumda taraf olmamız gerektigini düşünüyorum ...
Fakat bunu sistemle bir şekilde barışma olarak gören , ve bundan menfi menfaatler uman kişiler için aynı şeyi söyleyemem elbette ...

Selamlar ...
Başlık: Ynt: NİÇİN REFERANDUM ÇAĞRISININ TARAFI OLMAMALIYIZ?
Gönderen: Rahmetli - 01 Eylül 2010, 09:05:44 ÖÖ 09
Gayri islami bir yönetimin çatısı altında bulunan müslümanların daha rahat ve huzurlu bir hayat sürdürebilmeleri adına, Resulullah kendi zamanında o ülke yönetiminin başına daha adil bir hükümdarın geçmesi için siyasi manevra yapar mıydı? Bu sorunun cevabının evet olduğunu varsayalım.

Zalim ve diktatör bir hükümdarın devrilip yerine daha adil bir hükümdarın geçirilmesinde, o ülkede yaşayan müslümanların bu devirme harekatına taraf olmasını ve hatta bilfiil katılmasını ister miydi? Bu sorunun cevabının da evet olduğunu varsayalım.

Böylesi kritik bir durumda karar merciinin Resulullah olduğunu düşünerek bu soruların cevabının evet olabileceğini varsayıyorum.

Şu an böylesi karar mercilerinin olmayışı, savrulmaları beraberinde getirecektir bu bir. Yönetimde rol alacak ya da yönetime geçecek olanlar eğer müslümanlar ise mevcut hükümler ile yönetimi sürdürmelerine asla onay vermeyecektir bu iki. Böylesi özü şirk ve küfür kokan bir yönetime talip olmalarını da kabul etmeyeceğini bize gelen haberlerden öğreniyoruz. Böylesi haberler gelmese de Kuran'ın kendisinin buna onay vermediğini onlarca ayet delil göstererek söyleyebiliriz.

Gelelim Akp&Gülen hareketinin stratejisine...
Ben her iki ekibin içinde art niyetli kişiler barınsa da bile, samimi oldukları kanaatindeyim. Bir yerlere satma adına hareket etmiyorlar. Onlarla ayrıldığım temel nokta tamamen düşünce/itikat bağlamındadır. Yıllardır Akp'nin içinden neşet ettiği MSP çizgisini ve yürüttüğü politikayı izlemekteyim. Öldürseniz ağzına bir gram içki koyduramıyacağınız, asla harama göz attıramayacağınız bu insanlar, maslahat icabı bir değil binlerce puta secde edebilecek kadar tevhidi anlamaktan uzak bir itikad içindedirler. Haramlar ve helaller konusunda gösterdikleri bu titizliğin onda hatta yüzde birini şirke karşı gösteremeyecek kadar din algıları körelmiştir. Bu körlüğün giderilmesi adına yapılan uyarıları hakaretlere varan tavır ve davranışlar ile reddetmiş, bu uyarıyı yapanları sivri, uç, keskin, tekfirci yaftalarıyla, ve hatta ajanlık suçlamalarıyla yargılama yoluna gitmişlerdir. Yapılan bu uyarıların tamamının tatlı dille yapılmadığını ben de biliyorum. Ama bu uyarıların dayandığı temel düstur Kuran ve Resulullahın sahih sünnetiydi. Resulullahın hayatında putlara karşı en küçük bir tazim göremememize rağmen, bu arkadaşlarımız Hudeybiye'yi, Taif dönüşünü birer taviz mahiyetinde görecek kadar izandan da uzaktırlar.

Ve böylesi şahsiyetlerin adalet üzre hareket edecekleri hususunda da ciddi tereddütlerim var. Onlar ile birlikte atılacak adımın, her geçen gün onlara benzemeye sebep olacağını, bu tür bir savrulmanın da Tevhidi çizgide sebat azminde olan müslümanlara zarar vereceği kanaatindeyim.

Selamlar..
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: yesevi - 02 Eylül 2010, 12:41:11 ÖS 12
oylama yapacağım ama buton yok
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: kutbay - 02 Eylül 2010, 01:41:15 ÖS 13
üye girişi yaptığınızda oylama butonunu görürsünüz. Daha önce oy kullandıysanız sonuçları görürsünüz
Başlık: Genç Siviller'den referandum animasyonu
Gönderen: TaLiA - 02 Eylül 2010, 04:16:58 ÖS 16
Genç Siviller'den referandum animasyonu


Genç Siviller, 12 Eylül'de oylanacak anayasa değişikliklerini kendileri de dahil, 7'den 77'ye herkese anlatabilmenin bir yolunu buldu.

Genç Siviller demokrasi için referandumu bir fırsat görüyor, "yetmez ama evet" diyorlar. Evet demekle de kalmayıp, anayasa değişikliğinin siyasi rekabete kurban gitmemesi için çaba harcıyorlar.  Anayasa değişiklik paketindeki 12 madde 30'ar saniyelik birer animasyon film oldu. Anlaşılmıyor, karmaşık denilen değişiklikler, çizgi film tadında anlaşılabiliyor

Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: flz - 02 Eylül 2010, 11:25:58 ÖS 23
‎^^NAMAZDA ALLAH IN BİRLİĞİNE ŞEHADET EDEN PARMAĞIM,BİR tağutun HÜKMÜNÜ ASLA ONAYLAMAYACAKTIR^^'SEYYİD KUTUB'
  tebrik ederim fatmagül sözün özü bu işte :D :D
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 02 Eylül 2010, 11:43:50 ÖS 23
Sayın Talia teşekkürler güzel bir uygulama olmuş :)
Sevimli ve genç sivillere yakışır bir çizgide anlatmışlar ...

Ve Rahmetli agabey ..
AKP ve Gülen diyemeyecegim ..
F. Güleni ayrı bir kulvarda değerlendiriyorum ama AKP nin misyonunu Ebu Talip Misyonu olarak görmemizdeki engel nedir ?
Malumumuz Ebu Talibin konumu hakkında bildigim kadarıyla farklı düşünceler mevcut ...
Akibeti konusunda herkes tarafından bir karar birlikteligi yok ...
Müslümandı degildi , ayaklarından azap görecekti filan filan ...
Mezhebimiz içinde bile tam bir ittifak yok bildigim kadarıyla ...
Böyle bir misyon ve konum var ...
AKP yi din dışına itmektense bu konuma oturtmak , Resulun amcasına duydugu sevgi ve muhabbeti duyupta , gel kararından vazgec dediginde ise tabiri caizse ceketini alıp çıkmak durumunda neden bırakmıyoruz ...
Koruyup kolluyor , iki taraflı bir sevgi ve muhabbet söz konusu ama akibet konusunda iş Allah'a havale , muamma , bilinmez , işin özü bizide ilgilendirmez ...
Ben böyle görüyorum ...
AKP nin yapıp ettiklerini islami bir hareket olarak degilde , Müslümanlara fayda ve zararları noktasında bakıyorum ...
Elbetteki benim düşüncem ...
Dogrusunu Allah bilir ...
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: m.ufukalp - 03 Eylül 2010, 12:56:27 ÖS 12
Hazreti Ebu Talibin müslümanlığı hakkında Şiada tam bir ittifakm olduğu gibi sünni alimlerden bir çoğuda onun imanlı bir müslüman olduğunu ikrar etmektedirler. Hazreti Ebu Talibin islamın maslahatı gereği imanının müşriklerden saklamasını ümeyyeoğulları ehlibeyti tezyif etme yolunda kullanmış, ısrarla imanını müşriklerden saklaması ama gerçekte mümin olmasını ısrarla iman etmedi diye belirtmeye çalışmışlardır.

Hazreti Ebu Talip Rasulullahın İslam davasının müşriklerin islam aleyhinde ne yapıp ne edecekleri konusunda adeta bir istihbaratı bir ileri karakolu idi. Yani müşriklerin müslümanlar için tasarladıkları plan ve programı Hazreti Ebu Talip imanını onlardan gizleyerek tespit ediyordu. Nitekim Hazreti Ebu Talipten sonra bu görevi Hazreti Abbas üstlenmiş bulunmaktadır. Mesela hicret etmeyen müslümanlar kınanırken Hazreti Abbası kimse kınamamış, Hazreti Abbas kureyşin İslam aleyhindeki bütün plan ve programını Rasulullaha gizli yollardan ulaştırmıştır.

Son devir Alimlerinden mutasaavvıf Ramazanoğlu Mahmud Sami hazretleri de Hazreti Ali adlı eserinde Hazreti Ebu Talibin müslüman olduğunu izah etmiştir. Ve buna benzer bir çok sünni mutasavvıf ve alim Hazreti Ebu Talibin imanlı olduğunu ikrar etmişlerdir. Onun imanlı olmadığını düşünenler ya hamakat illetine düçar biçareler ya da vakaya ihanet penceresinden bakan ard niyetlilerdir. Bu gün bile Hazreti Ebu Talibe ısrarla kafir diyenlerin hallerine özelliklerine bir bakın ne haldeler, kimlerle dost kimlerle düşmandırlar.

Ozanca kardeş, her ne kadar AKP içerisinde f.gülen yanlıları ve karşıtları, çıkar kavgası kapsamında iki ayrı kitle halinde var olsalar bile, AKP nin bseyin takımı f. gülenin emrindedir. İnsanları bunlar konusunda kuşkuya, tereddüde zokan da budur aslında.
Başlık: Tevhidi Duyarlılık Çağrısı!
Gönderen: ozanca - 05 Eylül 2010, 11:56:13 ÖS 23
Görüşlere katılmasamda aktarmakta fayda gördüm ...
Her ne kadar uslup olarak direk oy vermek küfürdür/şirktir açıklaması yapmasalarda , demeye getirilmiş ...
Ama katı bir dildende kaçınmış olmaları işin sevindirici tarafı ....
Fakat yazıda yer alan "biz" ve halk" baglamındaki açıklama ( 6 madde ) gözüme battı dogrusu ...
Ama en sevindigim taraf ise alttaki imzacıların listesi ...
Bu tür imzalı yazıları herzaman ciddiye almalıyız diyorum ...
Bu özledigim ve istedigim bir tarzdır ...
Her ne kadar karşı olsalarda , Aziz imzacılar son dönemde hasıl olan ve giderek genişleyen bir "özgürlük !" ortamının nimetinden de istifade ettiklerinin umarım farkındalardır ...
Buyrun ilgili açıklama ....






Bazı Dâvetçi Müslümanlardan Referanduma Dair Zaruri Açıklama

Gündemin, şirk sistemi içinde görece özgürleştirme amaçlı kısmî anayasa değişikliklerine kilitlendiği ve neredeyse bütün toplum kesimlerinin bu değişikliklere verilecek oyun rengini tartıştığı bir konjonktürden geçmekteyiz. Çeyrek asırdır birçok Müslümanın ve tevhidî uyanış öbeğinin savrulmasına yol açan uzlaşma ve sisteme entegrasyon riski, bu referandum vesilesiyle artık kapımıza kadar gelip dayanmış bulunuyor. Giderek daha güçlü esen demokratikleşme rüzgârı, bütün bu süreçlerde savrulmadan ayakta kalabilen tevhidî kesimi de sarsmaya başladı.

Bu gidişin, bizi cahiliye toplumunu ve sistemini Kur'an'la kökten değiştirme hedefimizden uzaklaştırarak, sistem içi değişimlere eklemleme riski taşıdığına ve toplumun tevhidî dönüşümünü ve sistemi değiştirmeyi hedefleyen inkılâbî ruhu yok edeceğine dikkat çekiyoruz. Sonuçta bu gidişin, tâğutî sistem, onun şirk anayasası ve kurumları ile ilişkide zaaflara yol açacağını, onlara gönüllü itaati ve uzlaşmayı reddeden, onlardan berâetini ilan edip uzaklaşmayı zorunlu kılan akîdevî ilkeleri flulaştıracağını hatırlatıyoruz. Bireysel ve toplumsal hayatın bütün alanlarında itaati ve kulluğu sadece Allah'a tahsis eden tevhidî duruşu zedeleyeceğini, Kur'anî daveti gölgeleyeceğini, Kur'an'la hayatı ve toplumu yeniden inşa etmeyi hedefleyen devrimci bilinci yok edecek eğilimlerin yaygınlaşmasına yol açacağını fark etmeye çağırıyoruz.

Bizler, bu ülkede tevhidî davet ve vahye şahidlik sorumluluğunu taşıyan davetçi Müslümanlar olarak, tevhid, adalet ve temel haklar mücadelemizi, tavizsiz ve uzlaşmasız bir ilkeli tutumla ve itaati sadece Allah'a tahsis ederek sürdürmemiz gerektiğine inanmaktayız. Toplumu tevhidî ölçülerle dönüştürmeyi amaçlayan, davet, şahidlik ve eğitime dayalı İslâmî inşa mücadelemizi, Kur'an'ın belirleyiciliğinde, Resulullah'ın (s) mücadele sünneti ve ilk Kur'an neslinin örnekliği çerçevesinde ortaya konmuş bulunan yoldaki işaretleri takip ederek sürdürmek imanî sorumluluğumuzdur.

İşte böyle riskli bir süreçte, tevhidî duruşun temel ilkelerini hatırlatıp, Kur'an ve sünnet ölçüleri içinde tekrar düşünmeye vesile olmak amacıyla bu açıklamayı yapmak zaruretini duymuş bulunuyoruz.

Bu temel duyarlılıkla, anayasa ve referandum konusundaki yaklaşımımızı açıklamak istiyoruz:

1 – Bizler, tağutları reddedip sadece Allah'a ibadet/itaat etmek üzere yaratılmanın bilincinde olan ve hayatı vahiyle inşa etme sorumluluğunu taşıyan Müslümanlar olarak, Kur'an'ın belirlediği perspektifle olayları değerlendirmek durumundayız. Tevhidi bakış açımızla, ilahi vahye dayanmayan, heva ve zan ürünü hiçbir yasa ve anayasayı meşru saymadığımızı, ilahi vahyi esas almayan hiçbir anayasanın, kısmen ya da tamamen yapıcısı konumunda bulunamayacağımızı beyan ediyoruz. İlahi vahyi dışlayarak ve Allah'a rağmen icra edilen seküler yasa yapıcılık işlevine, aktif olarak katılmanın meşru olmadığına inanıyoruz. Tevhidî mücadele yönteminin Mekke'de ilk Kur'an neslince ortaya konan örnekliğinde de, şirk sisteminden tam anlamıyla berâetin, uzlaşmazlığın ve itaatsizliğin esas alındığını unutmamalıyız. Bizimle mukayese bile edilmeyecek çok zor şartlar altında bulundukları halde, Resulullah'a yapılan devlet başkanlığı tekliflerinin bile hepimizi bağlayan muhteşem bir örneklik sergilenerek reddedilişi ve hiçbir şartta şirk sistemiyle uzlaşmaya yanaşılmaması üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyoruz.

2 – Bugün geçerli olan anayasa, "neredeyse bütün maddelerine seküler, ulusalcı, Kemalist resmi ideoloji sinmiş, devletin niteliğini; "Atatürk milliyetçiliğine bağlı" ve "başlangıçta belirtilen temel ilkelere (Atatürk ilke ve inkılaplarına) dayanan", "laik", "demokratik", "sosyal" bir "hukuk" devleti olarak belirlemiş ve bu durum "değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez" kaydıyla mutlaklaştırılmış tâğutî bir anayasa hüviyetindedir. Bu Anayasa, başlangıç bölümünde "laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı"nı, 24. maddesinde ise, kimsenin "Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma…" amacı güdemeyeceğini hükme bağlamış, İlâhî vahye dayalı anayasa ve yasa yapmayı reddedip suç saymış ve İslâmî hayat tarzını dışlamış olan şirke dayalı bir anayasadır. Bu sebeple, Müslümanlar olarak mevcut anayasayı da, onun şirke dayalı niteliğini koruyarak ve İlâhî vahye düşman hükümlerini muhafaza ederek yapılan kısmî değişikliği de meşru görmemiz, oyumuzla destekleyip sahiplenmemiz mümkün değildir.

3 – Referanduma sunulan değişiklik, bu anayasanın vahye aykırı, hatta karşıt olma niteliğini koruyarak, var olan oligarşik bürokratik despotizmi çok kısmî bir biçimde geriletmeye kapı aralama ile bazı hak ve özgürlükler alanında cüz'i değişiklikler yapmayı hedefleyen birkaç düzenlemeden ibarettir. Sonuçta, yapılan bu değişiklikler mevcut anayasanın içine monte edilecek ve daha önce var olan İslâm karşıtı maddelerle birlikte işlev görecektir. Mesela değişiklik paketinde yer alan maddelerle, egemen şirk sisteminin ilahlaştırılan kurumlarından olan Anayasa Mahkemesi ile HSYK, üye yapısı ve üye seçimi değiştirilerek yeniden yapılandırılmaktadır. Halkın "evet" ya da "hayır" oyları vermek suretiyle icra edeceği teşrî' ile yeniden kurulan bu kurumlar, Allah'ın hükümleriyle değil, İslâm karşıtı laik ve Kemalist anayasa ve yasalarla hükmetmeye devam edeceklerdir. Kimi Müslümanların da oylarıyla onaylanan ve yeniden yapılandırılan AYM, çıkarılacak yasaları, mevcut İslâm karşıtı laik ve Kemalist anayasaya uygunluk açısından denetleyecektir.

4 – Sivillerin ve halkın tamamının yaptığı bir anayasa bile olsa ve özgürlüklerin önünü bugünkü değişiklikten de daha fazla açsa, temel haklara daha fazla riayet etse, yine de biz İlâhî vahyi esas almayan bir anayasaya oy veremeyiz. Gasp edilmiş bütün haklarımızı iade eden ve halkın sivil iradesinin ürünü olan liberal, demokratik, özgürlükçü laik bir sivil anayasa hazırlandığında da evet oyu verip desteklemeyi doğru bulmuyoruz. Allah'ın iradesini, anayasa ve yasa yaparken teslim olunması gereken nihai otorite olarak kabul etmeyen hiçbir anayasa düzenlemesini meşru göremeyiz ve asla oy vererek şirke dayalı teşrî'ye iştirak edemeyiz. Çünkü, ne kadar özgürlükçü olursa olsun, cahiliye toplumu tarafından, İlâhî vahyi dışlayarak hazırlanan sivil anayasalar da sonuçta, bilmeyenlerin hevasının ürünü seküler tâğutî anayasalardır. İster kısmî değişiklik, isterse bütüncül şekilde yeniden anayasa yapma olsun fark etmez.

Biz Müslümanlar, Allah'ın tüm kullarına tanıdığı temel hakların en mütekâmil güvencesi olacak ve tüm insanların, halkların imtihan dünyasında kendilerini özgürce gerçekleştirme imkânı bulabilecekleri adalet ve hukuk ortamını sağlayacak olan İlâhi vahye dayalı İslâm anayasasını savunuyoruz. Şiddete dayanmayan, merhameti, adaleti ve herkesin cennete gitmesi için çırpınışı temsil eden tevhidî davet, şahidlik ve eğitim çabalarımız sonucunda Kur'an'la toplumsal inkılabı hedefleyen tevhidî daveti temsil ediyoruz. Bilmeliyiz ki, ya Allah'ın vahyi, Kur'an'ın hükümleri ölçü alınarak meşru bir anayasa yapılacak ya da bunun dışında bilmeyenlerin heva ve zannının ürünü bütün anayasalar ne kadar özgürlükçü olurlarsa olsunlar tâğutî olmaktan kurtulamayacaklardır. Müslüman için, yasaları ve anayasaları yaparken, hukuku, hakları belirlerken; vazettiği hudut, ölçü, emir ve istekleri mutlak anlamda esas alınıp belirleyici kılınması gereken nihai otorite ve nihai hüküm sahibi sadece Allah'tır.

5 – Bugün içinde yaşadığımız toplum İslâmî bir toplum hüviyetinde değildir ve bu sebeple de güç laik kesimlerdedir. Bu yüzden, laik anayasalarını onlar yapacaklar ve bizim de Rabbimizce lütfedilen fıtri, insani temel haklarımızı güvence altına almak sorumluluğunu taşıyacaklardır. İslâmî sistemde gayrimüslimlere tanınan bütün hak ve özgürlükleri, onların da laik sistemlerinde bize tanımalarını isteyebiliriz. Ancak bu konuda yapılacak görece olumlu değişiklikler hatırına laik anayasalarının yapılmasına iştirak edemeyiz. Bizim tevhidî davetimize toplum icabet eder ve özündekini değiştirirse, o zaman İslâm toplumu oluşacak ve Allah da toplumun siyasi durumunu değiştirecektir. Bu durumda İslâmî toplum, yapacağı İlâhî vahye uygun anayasada, Müslüman olmayan tüm kesimlerin, hepsinin de Rabbi olan Allah'ın lütfettiği temel haklarını tek taraflı olarak tanıyıp güvence altına alacaktır.

6 – Bizler, Kur'an'la toplumsal dönüşümü hedefleyen tevhidî davetçiler olarak, referandumda ortaya çıkan, zulumatın/karanlıkların "hayır ve boykot" çizgisindeki koyu tonlarından da, "evet" çizgisindeki görece özgürlükçü gri tonlarından da çok ilerdeki bir konumu, Kur'an'ın aydınlığını temsil sorumluluğunu taşımakta ve insanları bu aydınlığa davet etmekteyiz. Sistem içindeki değişim mücadelesinde, değişime karşı çıkan statükonun "hayır"cı zalim temsilcileriyle, görece özgürlükçü kesimlerini aynı kefeye koymasak da, bizatihi şirk anayasasını fiilen yapmaya katılamayız. Sistem içi görece özgürleşmeyi temsil eden "evet" oylarının fazla çıkmasını, zalim statükonun sürmesini, darbe anayasasının devamını temsil eden "hayır" oylarına galip gelmesini halk açısından sistem içi görece olumluluk olarak değerlendirmekteyiz. Bu durumu, tevhidî bilinçten yoksun halkın görece adalet ve özgürlük arayışı olarak değerlendirmekle beraber, İlâhî vahyi dışlayan bir yöntemle söz konusu değişimi yasalaştırmayı sistem içi değişimcilere bırakmalıyız. Çünkü tevhid davetçileri olarak bizler, görece özgürlük arayışıyla zulümatın/karanlıkların (şirkin) koyu tonlarından kaçarak gri tonlarına gelen bu iyi niyetli kitleleri, hakka dayalı adaleti ve gerçek özgürlüğü bulacakları Allah'a teslimiyete (tevhide) ve Kur'an'ın aydınlığına çağırma konumundayız. İşte bu özgün konumumuzu ve tevhidî çağrımızı her şartta koruyarak, her vesileyle bir daha gündemleştirmeye çalışmalıyız.

7 – Egemen zalim sistemin darbe anayasasında kısmî bir değişiklikle despotizme çok cüz'i de olsa geri adım attırarak, sistemi görece özgürlükçü gri bir kulvara taşımak isteyen değişiklik çabalarına bile karşı çıkıp "hayır" kampanyası yapanlar, ne pahasına olursa olsun statükoyu sürdürmek isteyen zalimlerdir. Sistemi benimseyip de sistem içi değişime "hayır" diyenler, temel hak ve özgürlükleri yok eden ve oligarşik kurumları, bürokratik zorba kadroları halk iradesine egemen kılan despot darbe anayasasını ısrarla sürdürmek isteyenlerdir. Ergenekonvari derin devlet çeteleri, faili meçhulcüler, işkenceciler ve derin devlet katilleri ile statükonun ve resmi ideolojinin bağnaz savunucusu olan, asker ve yargı bürokratlarının halk iradesi üzerindeki vesayetinin devamından çıkar uman siyasi partilerdir. "Boykotçu"lar ise, "hayır"cılar gibi laik seküler tâğutî sistemden yana oldukları halde, yapılan değişiklikte kendi talepleri dikkate alınmadığı için sandığa gitmeme çağrısı yapanlardır. Şirk anayasasında görece özgürleşmeyi ve despotizmi kısmen geriletmeyi isteyen sistem içi değişimciler ise "evet" çağrısı yapmaktadırlar.

"Hayır"cıların bu derece kötü bir konumu ve despotizmin, zulmün devamını, halka ve değerlerine ihaneti temsil etmelerinden, değişikliğin de görece bir özgürleşmeyi temsil ediyor olmasından etkilenerek, tevhid davetçilerinin de "evet"çi safa eklemlenmesi doğru değildir. Bizler Kur'an davetçileri ve vahyin şahidleri olma sorumluluğunu omuzlarında taşıyan muvahhidler olarak, mevcut anayasasının şirke dayalı niteliğini koruyan ve İlâhî vahyi esas almayan değişikliğe "hayır" ya da "evet" oyu vererek teşrîî işlev görmeye, yani yasa yapmaya iştirak edemeyiz. Aksi bir tutum, temel tevhidî ilkelere aykırı olmanın yanında, tebliğin muhatabı olan halka daha sonraki süreçte tevhidî daveti götürmede zaaflı ve tutarsız bir duruma düşülmesine de yol açar.

8 – Bizler, Kur'an'ın karanlıklardan aydınlığa, sömürü ve zulümden adalete ulaştıracak ve âhirette kurtuluşa taşıyacak mesajının belirlediği özgün, örnek konumda bulunmak sorumluluğunu taşımaktayız. Cahiliye inanç, ideoloji ve sisteminden berâetimizi ilan ederek, Resulullah'ın ve eğittiği ilk neslin örnekliğinde çağımızın Kur'an toplumunu oluşturmayı ve bu tevhidî ümmet nüvesinin öncülüğünde ümmeti vahiy ölçüleriyle yeniden inşa etmeyi ve İslâmî adalet sistemini kurmayı temsil bilinciyle hareket etmeliyiz.

İşte bu tespit ve hatırlatmalarımızın ışığında, bütün tevhidî uyanış öbeklerini ve başta öncü İslâmî şahsiyetler olmak üzere bütün davetçi Müslümanları, özgün İslâmî konumumuzu terk edip sistem içi değişime eklemlenme riskinden korunmaya, taktik ve konjonktürel tutumlarla tevhidî stratejik yürüyüşümüze zarar vermemeye çağırıyoruz. Tâğutları reddetmek, Allah'ın hükmüyle hükmetmek gibi vahyî ölçüleri, tevhidî ilkeleri ve halkın, ezilenlerin kurtuluşu için tek alternatif olma anlayışını ve bununla tutarlılık arz eden özgün konumu her şartta korumaya çağırıyoruz. En şerefli görev olan tevhidî davetle yetinmeye ve Kur'an davetçiliği kimliğimizi gölgeleyecek olan, sistem içine ve sistem içi değişime dair davetlerden uzak durmaya çağırıyoruz.



İmzacılar

Ahmed KALKAN (Basiret Dergisi) - Ahmet Turgut ULUCAK (Vuslat Dergisi) – Ahya ARAS (İktibas Dergisi) - Ali KAÇAR (Genç Birikim Dergisi) – Ali YACEL (KALEM-DER) – Bülent KOCA (İLKAV) – A.Burak BİRCAN (İktibas Dergisi) - Coşkun UZUN (İslami Düşünce Enstitüsü) – Faruk KÖSE (Yazar) – Ferid AYDIN (Yazar) – Hakan AKSU (HAY-DER) – Halim YAZICI (Endülüs Derneği) – Hamza ER (Basiret Dergisi) – Harun ÜNAL (Basiret Dergisi) – Hüseyin ALAN (ÖZGÜN-DER) – Mehmet PAMAK (İLKAV) - Mevlüt AKBAL (BİRNESİL-DER) – Murat KURTULDU (Kur'an Nesli Dergisi) - Mustafa TERZİOĞLU (Asır Derneği) – Necmettin IRMAK (İnsan Eğitim Derneği) – Ömer EKŞİ (Gençlik Derneği) – Rukneddin USTA (HAK-DER) - Sabiha Ateş ALPAT (ZEYNEP-DER) – Şükrü HÜSEYİNOĞLU (Kur'an Nesli Kültür Merkezi) – Yakup DÖĞER (Kardeşlereli derneği)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Rahmetli - 06 Eylül 2010, 09:49:47 ÖÖ 09
Görüşlere katılmasamda aktarmakta fayda gördüm ...
Her ne kadar uslup olarak direk oy vermek küfürdür/şirktir açıklaması yapmasalarda , demeye getirilmiş ...
Ama katı bir dildende kaçınmış olmaları işin sevindirici tarafı ....
Fakat yazıda yer alan "biz" ve halk" baglamındaki açıklama ( 6 madde ) gözüme battı dogrusu ...
Ama en sevindigim taraf ise alttaki imzacıların listesi ...
Bu tür imzalı yazıları herzaman ciddiye almalıyız diyorum ...
Bu özledigim ve istedigim bir tarzdır ...
Her ne kadar karşı olsalarda , Aziz imzacılar son dönemde hasıl olan ve giderek genişleyen bir "özgürlük !" ortamının nimetinden de istifade ettiklerinin umarım farkındalardır ...
Buyrun ilgili açıklama ....

Sevgili Ozanca,
Oy vermeyi şirk/küfür mesabesine indirecek kadar basitlikte meseleyi ele almanız ilginç. Sonuçta oy vermek, bir seçimde tercih belirlemeden ibarettir. Bu ister parmak kaldırmakla, ister yazılı bir pusula vermekle, ya da bir butona basmakla olsun. Aslolan yapılan bu eylem ile seçtiğiniz kişinin ya da kurumun altına imza atmış, onu onaylamanızdır. Demokratik yapılanmalarda ise küçük farklılıklar olsa da, parlamentoya (temsilciler meclisi) sizi temsilen bir parlamenter (milletvekili) gönderirsiniz. Gönderdiğiniz vekil sizi temsilen yasama ve yürütmede bulunur.

Bu yetkinin kullanımı, müslümanları şu açıdan ilgilendirir. Müslümanlar sahip oldukları itikad gereği, haram ve helal sınırlarına riayet etmek, haramları helalleştiren, helalleri haramlaştıran bir yapılanma da bulunmak zorundadırlar, aksi takdirde ürküp korktuğunuz hatta nefretle kınadığınız tekfir mekanizması bu kişiler için işletilir. Bu, bu dinin önemli bir sigortasıdır. Bu sınırlar Allah'ı Rab ve ilah kabul etmenin en önemli belirleyici şartıdır. Allahın haram ve helallerini ters yüz edecek her türlü tavır ve davranış küfürdür. Yoksa Allah'ı ve onun sınırlarını dikkate alarak insanlar pekala hayatlarını tanzim noktasında kanun ve kurallar koyar, ve bu kanun ve kuralları topluma dikte ettirebilirler. Burada önemli olan şey helal ve haram sınırlarını koruyup gözetmektir. Faizi, içkiyi, kumarı, zinayı yasak(haram) olmaktan çıkartan ve serbest(helal) kılanlar, bu cürümleri biz haram kabul ediyoruz, helal demiyoruz demekle kendilerini kurtaramazlar.

Parlamento dediğimiz çatı altında fonksiyon icra eden parlamenterler, o parlamento en başta Allah'ı dikkate alarak yasama ve yürütme fonksiyonlarını icra ettiklerini beyan etmedikleri sürece tağutturlar. Bir müslüman böyle bir yapının içerisine üç beş tane islami hükmü yerleştirebilir miyim acaba diyerek giremez. Kaldı ki böyle bir yetkiyi kullanmayacağını bir yeminle teminat altına alarak o çatı altına girmektedirler.

Ercüment Özkan'ın parti kurma projesi kimi aymazlara, bu işin olamayacağını gösterme kabilinden olan bir girişimdi. Yoksa oy verme gibi parti kurma da tek başına kişiyi ne küfre ne de şirke sokar. Tüzüğünde egemenliğin kayıtsız şartsız Allah'a ait olduğunu deklare eden bir partinin kurulmasında ne beis olabilir ki? Zaten böylesi bir partinin parlamentoda yer alması da mümkün değildir.

Asıl önemli bir nokta ise, iki de bir tağutun nimetinden nemalanan bizlerin bu nimeti verene şükrümüzü ifa etmeyip nankörlük ettiğimizi, sosyal hayattan tamamen kopup, inzivaya çekilmemizi salık veren beyanatlarınız. Öncelikle belirtmek gerekir ki her türlü nimeti bize bahşeden Rabbimizdir. Bu açıdan görünürde bize imkan sunanların tamamının bir takım sebepler çerçevesinde bu imkanları sunduğunu, asıl nimet sahibinin, asıl hamdedilmesi gereken merciin Allah olduğunun bilincinde olmamız gerekir. Kimse bedava iş yapmıyor sevgili Ozanca. Herkes verdiği hizmetin kat be kat karşılığını aslanlar gibi almakta.

Şurası muhakkak ki, bu hizmetleri verirken bizi biz olmaktan çıkartmak için de ellerinden geleni artlarına koymamaktalar. Bu kuşatılmışlık altında zaman zaman bir takım yanlışlıklar içine giriyor olsak ta, bu zaruretler karşısında meydana gelen şeylerdir. Bu anlamda direnç gösterme her kişinin erliğine bağlı bir direnç göstermedir. Direnç gösteremediğimiz alanları biz bu işi yapıyoruz o halde onu meşru sayalım deme lüksümüz de olamaz. Faizin haram olduğunu bile bile kredi kullanan kişi vebal altındadır, günah bir iş işlemektedir. Ama bu faizi haram olmaktan çıkartmaz. Ben kullanıyorum, bu zamanda bunu kullanmanın hiç bir beisi yok diyen mantık, helal ve haram sınırlarını alt üst eden bir mantıktır.

Gelelim özgürlüklerin kullanımına. Eğer bir takım özgürlükler kazanılmışsa şunu iyi bilin ki, bu konuda taviz vermeyen, direnen, gayret gösteren kişilerin bunda katkısı büyüktür. Yapılan her türlü zulme boyun eğen, tevazuyu taviz vermekle karıştıranlar, aksine bu çemberi kıran değil daraltan taraftır. Direniyorsam ben varım, uzlaşıyorsam be yokum.

Selamlar...
Başlık: Muhammed Can ileReferandum üzerine bir söyleşi...
Gönderen: Rahmetli - 06 Eylül 2010, 01:20:18 ÖS 13
Muhammed CAN'la referandum 2 ; "Referandumdaki özne büyük kâhinin eseridir! Diğerleri bu eserin sahnedeki oyuncusu ve referandumda bu sahnenin aksesuarıdır."
" Devrimci ahlak insaniyet mektebinin özüdür.... "


Rebeze:
Muhammed Bey bizler Referandumun ulus devlet için getirileri olacağını düşüyoruz evet ya da hayır sistemin elitleri açısından çokta mühim değil kanaatindeyiz, Bu konuda ne diyorsunuz; yani referandumun gerçekleşmesiyle sistem halkın bilinçaltında yeşerip daha da güçlenir mi?  Yâda evet ve hayır sistemin kaderine yön veren Saiklerimi olur?

 
Esasında sorunuzun içinde konunun öznesi olarak yatan cevabı bildiğinizi düşünüyorum! Dikkat ederseniz metodoloji olarak var olan sisteme alternatif yeni bir olgu ile çıkılıyor değil. Eskinin orijinliğinden ödün vermeden restorasyon gayretleridir. Referandum sloganı ile dökülmeye yüz tutmuş mevcut değerlerin,  yeniymiş gibi pazara sürmenin başka bir versiyonu da diyebilirsiniz. “Evet” ya da “hayır” bu anlamda sistemin usullerine etki etmeyecek sistemin furu’unda bazı ıslahat hareketleri yapılacak, yani demem şu ki olası ıslahat girişimleri eskinin yenisi olarak zuhur edecek.

Bazıları buna eksen kayması diye vaveyla koparsa da, ya doğru algılayamıyor ya da çıkarlarına ters düşüyor. Türkiye evrim geçiriyor diye düşünüyorum. Çünkü mevcut Statükocu duruşu ile fazla dayanacak gücü kalmadı. Hem içerden gelişen bilinçlenme sürecinin ivme kazanması, hem de dışarıda hızla değişen dünya dengelerine karşı daha fazla dayanması düşünülemezdi. Mevcut statükonun değişmemesinde direnmesi onun bir yerlerden yırtılmasına sebep olacaktı!
Ne var ki bu değişim fikirsel evrelerini olgunlaştırıp aşmadan, devlet aygıtının bekası için Statükoyu elde tutanlar tarafından öngörüldü. Yani kitle düşünce ve mantıksal evrim geçirmeden bir kez daha muayyen vakte kadar edilgen hale dönüştürülecek.


Rebeze:
Peki referandumun ulus putları açısından anlamı bir yana, uluslararası dengeler açısından hangi odakların işine gelecektir ve referandumda asıl "özne" kim ya da kimlerdir - neresidir?


21.yüzyılda ulusal totemler erozyona uğradı veya bir şekilde değer kaybetti, bu kayıp Türkiye deki totem veya totemler içinde geçerlidir. Diğer bir ifade ile tek tanrı algısına hizmet eden tanrıcıkların, büyük kâhinin gördüğü üç büyük kehaneti ile üçten biri!  Birindeki öngörüsüne uygun hale getirilmesi için mahiyetindeki mabetlere yüklediği sorumlulukların rahiplerince halka empozesidir! Referandumdaki özne büyük kâhinin eseridir! Diğerleri bu eserin sahnedeki oyuncusu ve referandumda bu sahnenin aksesuarıdır.


Rebeze:
Tüm bunların arasında tarihten gelen bir hortlak olarak bir algıyı sormak istiyoruz; yani "Emevileşmeyi"... Referandum ve Emevileşme  arasındaki ilişkiyi hangi değerler üzerinden kuruyorsunuz?

devamı... (http://www.rebeze.com/roeportajlar/46-genel/10-muhammed-can-qreferandum-2q.html)
Başlık: sen belirle..
Gönderen: hakanalper - 06 Eylül 2010, 02:58:02 ÖS 14
Genç Siviller sporsorlugu ve destegi ile ;
(http://www.gencsiviller.net/images/graphs/logo.jpg)

.....Buraya Tıkla ve Belirle... (http://www.oyunusenbelirle.com)





Başlık: Referandum ve Bizim Radikaller
Gönderen: erbaiin - 08 Eylül 2010, 05:32:08 ÖS 17
Referandum ve Bizim Radikaller
-Ömer Şevki Hotar-

 
   
Referanduma günler kala tartışmalar, ağız dalaşları ayyuka çıktı.

Toplumun her katmanından, bütün kesimler, referandum ile ilgili görüş ve düşüncelerini dile getirmekteler. Bu açıklamalardan kiminin ideolojik, kiminin pragmatik, kiminin art niyetli, kiminin samimi ve iyi niyetli olduğu gözden kaçmamaktadır.

Bu arada kendini “İslamcı” olarak niteleyen veya “radikal İslam” “siyasal İslam” tanımlamalarından yüksünmeyen kesimler de referandumla ilgili kanaatlerini son dakikada izhar etme ihtiyacı duydular. Böyle bir açıklama kaçınılmazdı… Fakat aynı zamanda bu kesim için izahı zor bir çelişkiyi de ortaya çıkarıyordu. Bu açıklama kaçınılmazdı; çünkü onlar da bu dünyada, bu ülkede ve bu toplumda yaşıyorlardı. İçinde yaşadıkları toplumda olan biten her şeyden, doğrudan ya da dolaylı olarak kendileri, aileleri, çoluk-çocukları etkileniyordu. Üstelik son dönemdeki tartışmaların odağındaydılar ve yegâne hedef kendileriydi. Dolayısıyla suskun kalamazlardı. Oysa yıllarca toplumda, özellikle siyasal alanda olup bitenleri, “Müslümanları ilgilendirmeyen, sistem içi mücadeleler” olarak nitelemiş, kayıtsız kalmışlardı. Fakat şimdi bir açıklama yapmayı lüzumlu gördüler.

Evet, bir açıklama yaptılar… “Hayır” diyecek, sandığa gitmeyeceklerdi. Gerekçeleri kırk yıl öncekinin aynıydı… “Bu referandumda ‘Evet’ demek tağuti bir sistemi benimsemek ve gayri İslami bir anayasayı kabullenmek demekti.” “Bu ise şirk veya küfrü gerektiren bir durumdu…”

Elbette insanların kafa yorarak vardıkları kanaatleri saygıdeğerdir ancak sadece kendilerini bağlar. Bu tercihlerinden dolayı kimsenin bir başkasını zorlamaya hakkı olmamalıdır. Fakat ne garip tecellidir ki; yıllarca, bu rejim içinde oy kullanmanın küfür olabileceğini iddia eden nice gruplar, insanlar, bu gün bırakın oy kullanmayı, mevcut partilerden milletvekili, belediye başkanı olmakta bir beis görmemekte, hatta bunlara destek vermeyi İslami bir görev addetmekteler.

İşte bu sebeple, ben âcizane, öyle her meseleyi imani-akidevi bir kapsamda değerlendirerek keskin ve kesin yargılarda bulunmanın, günün birinde, ayağı yere basan insanı mahcup edeceğini düşünmüşümdür ve bu tavrı “Haricilerin” tavrına benzetmişimdir.

Küfrün de, imanın da hep bir şuurla, kasıtla ortaya çıkacağını, öyle içtihadı kanaatlerle, siyasi duruşlarla insanların kâfir veya müşrik olmayacaklarını düşünmekteyim. Çok çok, bu kardeşlerimize kanaatlerinde yanıldıkları söylenebilir.

Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu tarz kanaat değişikliklerini de doğal buluyor, çok da yadırgamıyorum. Fakat yadırganması gereken hususun; insanların kendi kanaatlerini birer vahiy gibi başkalarına dayatmaları olduğunu düşünüyorum.

Başa dönersek; Müslümanlar olarak içinde yaşamaya mecbur olduğumuz ülkemizde, olup biten her hadise bizleri de, -az ya da çok- mutlaka etkilemektedir. Hele de bugünkü gibi bütün planların, projelerin Müslümanların imhasına yönelik olduğu bir ortamda, “bunlar sistem içi mücadelelerdir” diyerek olan bitene kayıtsız kalmak ancak vurdumduymazlıkla ifade edilebilir. Bu gün, bir Müslüman’ın “sistem içi bu mücadeleler bizi ilgilendirmez” demesi için ya uzayda yaşıyor olması ya da yirmili yaşların altında olması lazımdır.

Her türlü baskıya, zulme uğrayan, kamusal alan bahanesiyle kamudan tard edilen, ordudan, okuldan, devlet dairelerinden ihraç edilen, her türlü tehdide, şantaja, hakarete maruz kalan, birinci sıradaki iç tehdit olarak görülen, üzerinde en acımasız imha planları yapılan, fişlenen, dinlenen, her an takip ve gözetim altında tutularak canından bezdirilen Müslümanlar iken, “bütün bunlar sistem içi mücadelelerdir ve bizi ilgilendirmez …” demekte bir anormallik yok mu sizce?

Hayatına kastedilen bir Müslüman, nasıl olurda böyle ayağı yere basmayan, hayattan kopuk hatta biraz uçuk bu tür telkinlerde bulunabilir?

Bir şiir okuyana iki yıl, Kudüs gecesi iştirakçisine on beş yıl hapis cezası veren, başörtüsü eylemine katılana idam cezası talep eden hukukçuların bu kadar acımasız ve pervasız olduğu bir ülkede, bu kaosu kısmen de olsa giderecek bir düzenlemeye karşı çıkmanın ya da kayıtsız kalmanın akılla, mantıkla izahı mümkün müdür?

Bu dehşet ortamının giderilmesine destek vermek, niçin “tağuti şirk düzenine onay vermek” manasına gelsin? Tevhidi duruşu niçin zedelesin? Kur'an davetini neden engellesin?

Bir tarafta gözünü nefret bürümüş, tırnaklarını Müslümanların gırtlaklarına geçirmeye çalışan statükodan yana bir kesim veya kişiler var. Diğer tarafta zulme ve haksızlığa itiraz eden; hakkaniyetten, insani değerlerden yana bir kesim veya kişiler var ise ikincileri tercih etmek (eğer acı çekmekten zevk alan bir mazoşist değilseniz) niçin küfrü tercih etmek olsun?

Resulululah’ın (a.s.) tavsiyesiyle, adil olduğu söylenen Habeş Kralı Necaşi’ye sığınan Müslümanlar, Hıristiyanlığı mı tercih etmiş oldular? Ve ya gayri İslami bir düzeni mi onayladılar?

Pratik hayattan bu kadar kopuk bir din anlayışının ütopya olmaktan öte bir anlamı olur mu?

Bırakınız Türkiye’yi; faraza Almanya’da yaşıyor olun… Seçimler esnasında İslam’a ve Müslümanlara karşı gayz ve nefretle dolu, acımasız bir parti liderine karşı yine Hıristiyan ama insaflı, daha insancıl ve merhametli bir diğer lideri tercih etmek niçin mümkün olmasın? Despotizmi kısmen de olsa engellemeye Evet demek niçin küfür sayılsın?

Unutmayınız ki: Rumların (Bizans) putperest olan Perslere karşı mağlubiyeti, Resulullah’ın da (a.s.) içinde bulunduğu Müslümanları üzmüş, Allah’ın; Rumların üç ila dokuz yıl içinde galip geleceği müjdesi ise sevindirmişti. E, insaf ediniz, bugünkü yöneticiler Rumlar kadar olsun desteği hak etmiyorlar mı?

Çok bunaldıklarında müşriklerden bile eman almakta beis görmeyen Nebi (a.s.) ve ashabını niçin görmezden gelirsiniz? “Onlar eman aldılar ama dinlerinden taviz vermediler” deniyor. Sizden taviz isteyen kim? İslami taleplerinizi elbet sürdürün. Fakat siz eman almanın bizatihi kendisini taviz sanıyorsunuz.

Her gün medyada, çetelerin korkunç planları yayınlanmıyor mu? İstanbul’un üstüne çökecek adamların, tıpkı İsrail’in yaptığı gibi acımadan tepeleyecekleri insanlar Müslümanlar değil mi? Başlıklar halinde bile bu yazıya sığmayacak sayısız tuzak Müslümanlara kurulmuyor mu? Ve bir yürekli adam, ekibiyle birlikte çıkmış, bu kirli oyunu deşifre ediyor, engellemeye çalışıyor. Dinine bile bakmadan böyle birine destek vermek gerekmiyor mu? Nerde kaldı ki bu insanların samimiyetleri, cesaretleri, özel hayatlarındaki İslami hassasiyetleri, risk almaya pek de yanaşmayan, tuzu kuru İslamcı kardeşlerimizden hiç de geri değildir. Bütün bunlar, onların eksiksiz olduğu, eleştirilmeyecekleri ve İslami taleplerimizi sürdürmeyeceğimiz anlamına kesinlikle gelmeyeceği gibi mevcut sisteminde İslami olduğunu söylemek saflığına düşmeyi gerektirmez.  

Hasbelkader gayri İslami bir sistem içinde yaşamak zorunda olan bir Müslüman, sistemin sahiplerinden, Müslümanlar lehine birtakım düzenlemeler yapılmasını talep edemez mi? Bazı haklar isteyerek, Müslümanların aleyhine gördüğü kimi yasaların kaldırılmasını veya değiştirilmesini isteyemez mi? Veya bu tarz talepleri sistemi onaylamak anlamına gelir mi? Yoksa ‘ya anayasayı toptan değiştirin ya da Müslümanlar lehine de olsa kısmi değişiklik istemiyorum’ mu demeliyiz? Oysa aynı kardeşlerimiz, başörtüsü ve Kürt meselesi diye takdim edilen konularda sistem içi taleplerde bulunmakta nedense sakınca görmüyorlar. Bu da başka bir tuhaf çelişkidir.

Nerde kaldı ki; 12 Eylül referandumunda anayasaya “Evet” denmeyecek, bilakis mevcut anayasanın en azından yirmi altı maddesine hayır demiş olacağız.

Bu kesim tarafından bir başka çekince de şu sözlerle ortaya konuyor: “anayasa değişikliği kabul edilirse ne değişecek(?)” böyle bir soruyu sormak için insanın basiretinin bir hayli bağlanmış olması gerek.

“Ne değişecek”miş(?) On yedi bin faili meçhul cinayete yenileri eklenmeyecek… Milyonlarca insan fişlenmeyecek, dinlenmeyecek, izlenmeyecek. Canı sıkılan, üç günde bir darbe yapmaya yeltenerek yüz binlerce insanın canını yakmayacak. Tehditler, şantajlar sona erecek. Şiir okudu diye insanlar yıllarca hapis yatmayacak, başörtüsü eylemine katılanlar idamla yargılanmayacak. İnönü Üniversitesinin sabık Rektörü, televizyonlarda halkın gözüne bakarak; “yüzde doksanla da iktidara gelseniz bu ülkede bizim dediğimiz olur…” deme cüretini gösteremeyecek… Kimse halkı birbirine kırdıramayacak, heronları düşürme planı yapamayacak, köyler yakılamayacak, kimseye pislik yedirilemeyecek, ülkeyi ele geçirerek millete kan kusturmaya çalışan çeteler tasfiye edilecek… Yüksek yargıyla Apo işbirliği yapmayı tasarlayamayacak… Müslümanlar iç düşman olmaktan çıkacak, irtica bahanesiyle olmadık zulme maruz bırakılanlar yakalarını hınç dolu bu adamların ellerinden kurtaracak… Sadece İstanbul’da bir gecede iki yüz elli bin Müslüman toplama kamplarına alınamayacak, acımasızca tepelenemeyecek, kimse İstanbul’un üstüne çökemeyecek, ülke sathında adı sanı biraz duyulan her Müslüman’ın ismi kara listelere alınamayacak vesaire, vesaire, vesaire… Say sayabildiğin kadar… “Ne değişecek”miş(?) el insaf…

Peki, bu değişimlerin hangisi İslam’a muhalif? Hangisi tevhidi duruşu engeller? Ya da hangisi; “Kur’ani daveti gölgeler?”

Kimi İslamcıların(!) bu kararı herhalde en çok Ergenekoncuları sevindirecektir. Ne tuhaf bir ülkede yaşıyoruz! Statükocular; “bunlar şeriatı getirecekler” diye “Hayır” diyorken… Bizim radikaller de; “bunlar şeriatı getirmeyecekler” diye ‘sandığa hayır’ diyorlar…

Evet, ‘bir ibadet duyarlılığı içinde’ olmasa bile ben de sandığa gidecek ve “Evet” diyeceğim. Fakat Kur’ani taleplerimden de hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim.
Başlık: Evet
Gönderen: erbaiin - 10 Eylül 2010, 03:25:17 ÖS 15
EVET
-Ahmet Altan-



Türkiye için tarihî dönemeçlerden biri olan referanduma çok az kaldı.

Tarih yaklaştıkça “evet” oyları da artıyor gibi gözüküyor.

AKP’nin genel seçimlerde yüzde 47’ye tırmanacağını tek bilen ve bunu bildiği için küfürlerle karşılaşan Tarhan Erdem, daha sonraki yerel seçimlerin sonuçlarını tutturamamıştı.

Yerel seçimleri ise Adil Gür nerdeyse yüzdesine kadar bilmişti.
Şimdi bu iki araştırmacı da “evet” oylarının “hayır” oylarından fazla olduğunu söylüyorlar ama aralarında yaklaşık beş puanlık bir fark var.

Kimin haklı olduğunu göreceğiz.

Ama yerel seçimlerdeki araştırmaları başarısız olan Tarhan Erdem’in, yeni bir başarısızlıkla karşılaşmamak için çok ciddi çalıştığını, ince eleyip sık dokuduğunu tahmin etmek zor değil.

Umarım araştırmasının sonuçları doğru çıkar.

Referandumda “evet” çıkması bu ülkede çok ciddi bir dönüm noktası olacak çünkü.

Halkı ve siyaseti, ordu ve yüksek yargı maşasıyla kontrolünde tutan Kemalist rejim, demokrasi karşısında gerileyecek, yeni bir anayasanın yolu açılacak.

Referandum tartışmasında, “hayır” verecek olanlar, oylanan değişimlerin “rejimi değiştireceği” konusuna değinmeden, bu referandumun “AKP’ye yarayacağını” söyleyerek “evet” verilmesine karşı çıkıyorlar.

Bu referandumda aldığımız tavır, “muhalefetimizin” rengini de belli
ediyor.

AKP muhalifleri, “hayır” diyor.

Rejim muhalifleri de “evet” diyor.

“Rejim muhalifleri” ile “parti muhalifleri” arasında bir çatışma bu.

Düşünce sisteminizin, hayatınızın, muhalefetinizin odağında, kurulalı daha on yıl olan ve on ay sonra seçime girmeye hazırlanan siyasi bir parti varsa, “hayır” deyin.

Ama, mücadeleniz seksen yıllık bir baskı rejimine karşıysa, Kürtleri, Sünni dindarları, Alevileri, solcuları ezen, onları ikinci sınıf vatandaş konumuna getiren, Kürtlerin diline, Sünnilerin başörtüsüne, Alevilerin ibadethanesine, solcuların fikirlerine müdahale eden, bu grupları ezen, acı çektiren bir rejimin değişmesini istiyorsanız, bu referandumda “evet” diyerek sistemde büyük bir gedik açma imkânına sahip olacaksınız.

Kemalist devletin ayakta kalması için çaba gösteren, kaos yaratan, insanları öldüren, devlet içindeki Ergenekon türü çetelerin soruşturulmasını istiyorsanız, bunları soruşturan savcıların engellenmesine karşıysanız, “evet” demek amacınıza ulaşmakta önemli bir mesafe kat etmek anlamına gelecek.

Çağdaşlığı “Batılılar gibi giyinip, Batılılar gibi yemek yemek” sanan ama Batılılar gibi demokrat olmayı reddeden, halkı küçümseyen, halkın taleplerinden rahatsız olan, kendilerine benzemeyenlerden nefret eden, onları orduyla ve yargıyla korkutmaya uğraşan Kemalist rejimin sahiplerinin referandumda “hayır” demesi anlaşılır.

Onlar kendi” düzenlerini” korumak istiyorlar.

Ordu ve yargı, siyaseti kontrol edebilsin istiyorlar.

Peki, ya bu referandumda “hayır” demeye hazırlanan ya da bu referandumu “boykot” eden acı çekmiş kitleler.

Onlar bütün acıların “nedeni” olarak AKP’yi görüyor ve gösteriyorlar.
Gerçek böyle mi?

AKP, siyaset sahnesine girmeden önce Kemalist rejimden çok mu hoşnuttunuz?

Bu rejim size çok mu iyi davrandı?

Bu rejim sürerse gerçekten mutlu mu olacaksınız?

Güneydoğu’daki faili meçhulleri AKP mi yaptı, Sivas katliamında “sosyal demokratlar” iktidarda değil miydi, Gazi Mahallesi’ndeki olayları derin devletin kışkırtıcıları yaratmadı mı, solcuları hapislere Kemalist darbeciler koymadı mı?

Bu ülkede bütün bu acıları devlet ve onun içine yerleşmiş darbecilerle çeteciler yaşattı.

Şimdi onlarla çok kritik bir noktada hesaplaşmaya hazırlanırken, nasıl oluyor da “sistem muhalifi” olarak yola çıkan insanlar birdenbire “parti muhalifine” dönüşüyorlar?

AKP, bir kolu bu sistemin içinde, bir kolu sistemin dışında bir parti, Şemdinli’de sistemle birlikte hareket ederken, Anayasa değişikliğinde sisteme karşı çıkıyor.

AKP’nin “sistemin içindeki” kolunu gösterip, onun “sisteme karşı olan” kolunu kesmeye çalışmak kimin işine yarar, ezilenlerin mi yoksa sistemin mi?

Siyasi partiler gelir gider.

Ama sistemler öyle kolayca gitmezler, onları değiştirmek için çok
daha büyük mücadeleler gerekir.

Şimdi elimizde büyük bir fırsat var, bu sistemin en önemli mekanizmasını değiştirebiliriz.

Ben kendimi bildim bileli bu sisteme karşıyım, değişmesini istiyorum, değişmesini sağlayacak her adımı, o adımı kim atarsa atsın sonuna kadar desteklerim.

“Evet” çıkmasını ümitle bekliyorum.

Çünkü bu “evet”, zalim bir sistemin temeline şahmerdan gibi vurup, o temeli kıracak.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: gurbetci - 12 Eylül 2010, 11:04:19 ÖÖ 11
Yer Almanya'nın küçük bir kasabası Kamen ..Tarih:11 .09.2010 Saat:10.10 Trene bindik.12'ye doğru doğru Düsseldorf Havaalanına vardık.14.30 Uçağıyla İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına geldik.İkindi namazını  kıldıktan sonra oy verme işlemi için sandıklara gittik.Sizler için,vatanımız ,milletimiz için ,çocuklarımın ve çocuklarımızın geleceği için "EVET"dedik.Yatsı namazını yine havaalanının mescidinde eda ettikten sonra bu seferde İstanbul'dan saat 22.50'de Köln Havaalanına hareket ettik.Türkiye saatiyle 02.00'de ordaydık.oradan 3 aktarmayla 12.09.2010  TS ile 06.00'da evde idim.Sabah namazımı kılıp Allah'a çok istedim halde ;(maddi olarak eksilerde olduğum için,) son anda karar vererek bana bunu nasip ettiğine hamdettim.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: müslümanlardan - 12 Eylül 2010, 11:18:47 ÖÖ 11
Bütün seçimler ilahlık yarışıdır.Allahın hükmüne rağmen hüküm çıkarıp insanların üzerine tahakküm kurma ve kendi çıkardıkları hükümlere uydurmanın yarışıdır.bir müslümnan için bunların seçimlerinnin seçmeni olmak değil,Allah ın hükmümünün olduğu halde çıkartılan VE TOPLU OLARAK ŞİRK OLAN ŞİRK ANAYASA KİTAPÇIĞINI VE BÜTÜN HÜKÜM KOYAN BEŞER TAĞUTLARI RED ALLAH A KULLUĞUĞA DAVET DİNİNİN İSMİDİR İSLAM DUYURULUR TÜM VİCDAN SAHİPLERİNE.ve peygambere mekke müşriklerinin başlımıza seni geçirip ,sana mülk verelim ve sen bu davanı esnet teklifine resulullahın reddi gibi red gerek,başa geçip allahın hükmüne rağmen yeni hükümler çıkarmak AKIL ÜRÜNÜ OLSADA NAKİL [VAHİY]ÜRÜNÜ DFEĞİL VE RABBANİ METODDAN UZAK TIR..

nahl süresi36- Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün.


ahsab .36- Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: müslümanlardan - 12 Eylül 2010, 11:44:10 ÖÖ 11
sandığa gitmeyeceğim inşallah.

cezası 22,5 TL imiş sanırım.


dini ile dünyası arasında zoraki olarak zorlananlar DİNLERİNDEN DEĞİL DÜNYASINDAN TAVİZ VEREBİLİRLER,

HİCREDLER BUNA ÖRNEKTİR....NASIL OLSA GERİ DÖNÜP HESAP SORMAK İÇİN CEHD EDLİR VE RABBİSİ TARAFINDANDA YARDIM GÖRÜRLER İSLAMA TESLİM OLUP DÜNYAYA REST ÇEKENLERE....
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: hakanalper - 12 Eylül 2010, 12:56:03 ÖS 12
muslumanlardan;  senin lafına gore cıkarılan sonuc...

ya gurbetci taguta uyan bir murted... zira o oyle degilse sen muslumana murtedlik yapıyorsun diyen bir şahıs konumuna dusuyorsun ki..

cok kotu bi durum ..

bu durumda senin yorumuna gore... kesinlikle birinizden biri murted...

Allah hayra cıkarsın...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: gurbetci - 12 Eylül 2010, 01:19:15 ÖS 13
Daha önce yazdığım şeyi kopyalayıp yapıştırıyorum.
Doğduğumuzdan itibaren herşeye EVETdedik .Okula gittik hergün yemin ederek içeri girdik.Bu sistemin öğrencisi,öğretmeni ,hocası ,memuru olduk buna"EVET"dedik.Tatil günlerini  kabul ettik.Mahkemelerini ,okulunu,hastanesini her türlü kurumuna "EVET"dedik.Çocuğunu okula yazdırmayıp boykot eden  arıyorum.Öğretmen ,hoca olup aylıkları hesaba yattıktan sonra konuşan değil.Bu düzenin memuru olmam diyeni arıyorum..Cumartesiyi,pazarı kabul etmiyorum deyipte ,patronunu boykot edeni arıyorum.Arkadaşlar nerede olursanız olun tarafsınız...Ben "EVET"tarafındayım.Mazlumların tarafındayım.28 Şubatın bir daha gelmemesi için,12 Eylül ve daha önceki darbelerde bu millete maddi manevi çile ,zulüm,işkence ,acı çektirenlerin tarafında olamam.Boykot ederekde; istesenizde istemesenizde bir taraf olacaksınız.Allah bize sadece refarandumu sormayacak...Şimdiye kadar hayatın her alanında ,herşeye"EVET"deyip, "Aman menfaatlerime dokunmayın da ne yaparsanız yapın "deyip,sonra önüne sandık gelince BOYKOT ediyorum yada HAYIR diyorum demek.............ne kadar anlamlıdır?
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: müslümanlardan - 12 Eylül 2010, 01:19:24 ÖS 13
sende MALİK Mİ OLUYORSUN KARAR MERCİSİ OLARAK...VEYA FESAD
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: müslümanlardan - 12 Eylül 2010, 01:26:41 ÖS 13
Daha önce yazdığım şeyi kopyalayıp yapıştırıyorum.
Doğduğumuzdan itibaren herşeye EVETdedik .Okula gittik hergün yemin ederek içeri girdik.Bu sistemin öğrencisi,öğretmeni ,hocası ,memuru olduk buna"EVET"dedik.Tatil günlerini  kabul ettik.Mahkemelerini ,okulunu,hastanesini her türlü kurumuna "EVET"dedik.Çocuğunu okula yazdırmayıp boykot eden  arıyorum.Öğretmen ,hoca olup aylıkları hesaba yattıktan sonra konuşan değil.Bu düzenin memuru olmam diyeni arıyorum..Cumartesiyi,pazarı kabul etmiyorum deyipte ,patronunu boykot edeni arıyorum.Arkadaşlar nerede olursanız olun tarafsınız...Ben "EVET"tarafındayım.Mazlumların tarafındayım.28 Şubatın bir daha gelmemesi için,12 Eylül ve daha önceki darbelerde bu millete maddi manevi çile ,zulüm,işkence ,acı çektirenlerin tarafında olamam.Boykot ederekde; istesenizde istemesenizde bir taraf olacaksınız.Allah bize sadece refarandumu sormayacak...Şimdiye kadar hayatın her alanında ,herşeye"EVET"deyip, "Aman menfaatlerime dokunmayın da ne yaparsanız yapın "deyip,sonra önüne sandık gelince BOYKOT ediyorum yada HAYIR diyorum demek.............ne kadar anlamlıdır?



boykot değil red edmekle hemdee şirk anayasasının hepsini,
gurbettçi kadeş sizin sayıp evet dediklerimizi evet derken bilmiyordum,ve bu günde rabbimin yardımıyla araştırarak idrak ettim VE ÖRNEKLİKLERLEDE yaşamaya çalışıyorum.bi örneklik istemişsiniz ve elhamdulillah ASKERLİK KONUSUNDA enver aydemir KADEŞİMİZ ASKERLİĞİN DEVLET TANRISINA KULLUK OLDUĞUNUN VE İSLAM DİNİNİN GEREĞİ OLARAK YAPMIYORUM DEDİ VE RABBİMİZDE YARDIM TTİ KARDEŞİMİZ ŞİMDİ SEBEST..

Saydıklarınızın hepsinde ayrı bir örneklik sergilenmesi ve bunuda bizim yapmamız lazım ve zaten bunun gayretindeyim,YANİ ARTIK ÖRNEK HAYATLAR ANLATMA ZAMANI DEĞİL,ÖRNEK OLMA ZAMANIDIR VE HER MÜSLÜMAN KENDİ KURTULUŞU İÇİN BUNU YAPMASI LAZIM..
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: erbaiin - 12 Eylül 2010, 01:49:11 ÖS 13
muslumanlardan...uslubuna biraz daha dikkat et ! verdikleri kararlardan ötürü insanların  imanını sorgulama edebsizliği  hakkını kimse kendinde görmemeli.



Adım Adım Özgürlüğe…

-Bülent Şahin Erdeğer-

 
   

“Devrimci Bir Hamle: Evet” başlıklı yazımız kimi kardeşlerimizin tepkilerine neden oldu. Makalenin hedefi söz konusu referandum vesilesiyle camiamızın sorgulanamazlarını sorgulamak, farkında olmadan üretilen kimi taassub noktalarına dokunmaktı. Muhafazakar kimi cemaatlerin kendi fikirlerini, öncü şahsiyetlerini mutlaklaştırdıklarında onlara söylenen sözlerin onda biri dahi makalemizde ifade edilmemişken kimi kardeşlerimizden bir hayli öfkeli mesajlar aldık. Oysa bizler Tevhid ve Adalet yolunda Allah’ın varlığını bile gönül rahatlığıyla tartışabilmiş, binlerce yıllık geleneksel birikimleri özgür düşünce adına sorgulayabilmiş bir ıslah geleneğinden geliyorduk. Kendi aramızda da bu özgür düşünce standartlarını herhalde uygulayabilirdik. Öze dönüşü, özeleştiri bilincini, fikirlerin donuklaştırılmamasını, kişilerin putlaştırılmamasını, bir gruba karşı olan kinin bizleri adaletten uzaklaştırmayacağını en fazla vurgulayan da yine bizim camiamız değil miydi?

O halde söz konusu makale de rahatlıkla bir fikir zenginliği olarak görülebilirdi. Ama bu satırların yazarı da biliyordu ki özgür düşünceyi, sorgulamayı, akletmeyi en fazla vurgulayanlar bile eleştirdikleri muhafazakar tepkiyi farkında olmadan kendileri de bir süre içselleştirebilirler…

Söz konusu makalemiz aslında biraz da referandum meselesini vesile edinerek işte bu fikirsel benzeşmeyi/eleştirilen donukluğun içselleştirilmesi vakıasına dikkat çekmek için Evet adımını, “Devrimci Hamle” olarak tanımladı. Devrimin bir heyûlâ, bir Süpermen projesi olmadığını, Devrimin ya da kendimize ait daha sıcak tanımlamasıyla “İnqılab”’ın asla ve kat’a “İhtilâl” olmadığını unutmamak için Evet ile Devrim arasında bir bağ kurdum. İnqılab yani “dönüşüm” bir anda gerçekleşen bir sıçrama değil ıslah yoluyla gerçekleşen adım adım oluşan bir evrimin sonucudur. Bu sebeple İnqılabı hedefleyenler doğal olarak ıslahı öncelemelidirler. Sosyal/Siyasal ve Bireysel Islah ta bu küçük adımların bütününden ibarettir. İşte bu sebepledir ki politik düzlemde atılan küçük bir adım aynı zamanda devrimci bir hamledir de. Ama devrimi çok ötelerde gerçekleşecek bir sürpriz olarak görüyorsanız önünüzdeki küçük adımları küçümseyecek, bu adımları devrimci hamle olarak tanımlanmasını “abartılı” bulacaksınız doğal olarak…

Şayet bu açıdan bakarsanız işte o zaman Şah sisteminin başbakanı Musaddık’ı sırf halk destekledi ve şah sistemini zayıflatıyor diye Şeriati gibi destekleyebilirsiniz. Aynı tavır ve fıkıhlara Malik b. Nebi’de, Mevdudi’de, Fadlullah’ta ve pek çok İslam düşünüründe bulabilirsiniz.

Bir önceki makalemizde Batı tarzı demokrasi olumlanmamasına rağmen bizi demokrat olmakla itham edenler bile çıktı. Kimileri ise korkularını dile getirerek bugün bunu tartışırsan yarın da laikliği tartışırsın dedi. Bir başkası ise Allah’ın Hükmü’ne karşı Tağut’u tercih ettiğimizi(!) bile ileri sürebildi. Oysa makalede okuyucuyu tahrik eden/harekete geçiren unsur demokrat olma değil, kendi İslam yorumunu mutlaklaştırarak diğer kardeşini mahkum etmenin yanlışlığının vurgulanmasıydı.

Söz konusu tartışmanın ikinci ayağını ise “Demokrasi” konusundaki sorgulanmamış mutlakiyetçi/toptancı katı tutum oluşturuyor. Oysa bu da tartışılması, olgunlaştırılması gereken dogması olmayan bir alandır. Sonuçta “Halkın/İnsanın egemenliği” mefhumu, insanın Allah’ın mı yeryüzünün mü Halifesi olduğu sorusuyla yakından irtibatlıdır. Halkın egemenliğini/özgür iradesini Allah’ın egemenliği/iradesine rakip görme algısı bilindiği üzere Batı Düşüncesinde varolan bir öncüldür. Bu sebeple Batı zorunlu olarak dünyevi olanla uhrevi/dinsel olanı ayırmıştır. Lakin İslam Düşüncesinde özellikle ilk dönem Kur’an Nesli’nde böyle bir algı yoktur. Çünkü Kur’an’ın inşa ettiği “Tevhid” yani bütüncül bakış ilk nesle hakim olduğundan Muhammed (as) döneminde ve ilk iki halife döneminde İnsanın egemenliği Allah’ın egemenliğinin/rızasının gerçekleşmesinin sonucu olarak görülmüştür. Üçüncü ve Dördüncü halife dönemindeki bozulmalar yönetimi bir kaosa sürüklemiş, daha sonra iktidarı darbe yoluyla ele geçiren Muaviye saltanatı halkın egemenliğini iptal ederek despotun Allah adına egemenliğini yürürlüğe sokmuştur. İşte bu tarihsel kırılma sonrası yaşananlar Batı’nın yaşadığı tecrübenin aynısı olmasa da paralelinde yürüye gelmiştir…

Diğer yandan Daha sonra Safevî İktidarıyla ortaya çıkan “kurumsallaşmış Şiilik” te “Kutsal/İlâhi Devlet”i teorize etmiştir. Sonuç olarak gerek Sünni gerekse de Şii devlet algısı hem din ve dünyayı ayıran hem de paradoksal olarak dünyada hükmeden devleti/sultanı kutsal kılan anlayışı teorize ve pratize etmiştir. Bu olgu Adaletinden çok başına buyrukluğu vurgulanan bir Allah tasavvuruna, O Allah tasavvurunun ürettiği bir kaderciliğe ve insanın özgür iradesinin silikleştirilmesine kadar her alana etki etmiştir. (Konuyla ilgili ayrıntılı tartışmaları Üstad Muhammed Abduh’un yaklaşımlarında bulabiliriz: bkz. “Al-Amâl’ul-Kâmilah lil-İmam Muhammed Abduh, Tahkik: Muhammed Ammâra, Daruş Şuruk, Cilt-1, ve Muhammed Ammara’nın “İslam Devleti” (Endülüs Yay.)

Bu sebeple İnsanın özgür iradesinin Allah’ın hükmüne rakip ya da ona alternatif olduğunu düşünmek için önce bu iki iradeyi birbirinden ayırmak ve prometheci bir insan ve ahlaki/adil olmayan bir Zeus Tanrı tasavvuruna sahip olmak gerekiyor. Bu sebepledir ki Tevhid ehli bir Müslüman asla Batılı anlamda bir demokrat olamaz, buna da ihtiyacı yoktur. Gerek Abduh, gerek Ammara gerekse de Şeriati buradan kalkarak Batı tarzı Demokrasiyi eleştiriyorlar. Ancak Selefi/Sünni ya da Klasik Şii okumaların Demokrasi düşmanlığı böylesi bir analizden çok sultancı/imama mutlak itaatçi tasavvurlarından kaynaklanıyor. Bu sebeple bu algı sahipleri halkın iradesinin yeryüzünde egemen olmasını “tuğyan” olarak görebiliyorlar. Oysa Tuğyan fiilinin Kur’an’da sadece despotlar ve istişareye kulak asmayanlar için kullanıldığını göz ardı ederek. Kur’an çok açık biçimde kafir olma iradesine bile açık özgürlük tanımışken bu algı sahipleri “İslam Devleti” tasavvurlarında yukarıdan aşağıya doğru tüm toplum kesimlerini ilzam etmeyi düşünüyorlar. Muhalefet etme hakkının günahkarlıkla eşdeğer duruma düşürüldüğü Kutsal/İlâhi bir devlet anlayışının Afganistan’ı ve İran’ı şuan ne duruma getirdiğini ise hep beraber izliyoruz…

Bu sebepledir ki gerek ilk dönemde ümmetin Resul’ün vefatının ardından neden kutsal/ilahi bir devlet kurmadığını aksine olabildiğince tartışma ve istişareye açık bir toplum düzenini işlettiğini anlayabiliyoruz. Ardından Tevhid ve Adalet Mektebi Mutezile’nin ve genel olarak Sünni Düşünce içerisinde Ehl-i Rey Mektebinin dillendirdiği İnsanın özgür iradesine yapılan vurgu da buradan kaynaklanıyor. Bunun günümüze yansıyan hattı ise Üstad Abduh’un sistematize ettiği Islah hattıdır. 

Şimdi gündeme geri dönecek olursak, Bugün referandumda Tevhid merkezli Müslümanların nasıl bir tavır alması gerektiği ve bu konuda dönüşüm/inqılab yolunda bir hamle olduğu konusu geçen ayki Haksöz dergisinde ayrıntılı biçimde işlenmişti. Söz konusu destek tavrını itikadi alana taşıyarak tavırsızlığı sahih bir tavırmış gibi algılayan kimi kesimlere ise Haksöz’ün son sayısında (Eylül 2010) sayısında özellikle Rıdvan Kaya, Yılmaz Çakır ve Musa Üzer’in kaleme aldıkları makaleler ile cevaplar verilmiş. Bu açıdan benim burada uzun uzadıya ayrıntıya girmeme gerek yok. Merak eden kardeşlerim bu yazarların makalelerine başvurabilirler. Ben bu güncelliğin arkasına yatan teorik arka plana ve tasavvurlardaki donukluklara, algı yanılsamalarına dikkat çekmek istemiştim. Taşlayanlar kadar açtığımız özgür düşünce kapısından girip korkularından sıyrılarak dogmaları sorgulayan kardeşlerim de oldu. Üstad Şeriati’nin bir ayetullahın medreselerimizdeki öğrencilerin kafalarını karıştırıyorsun! İtirazına verdiği cevabı burada anımsamak yerinde olur herhalde…

Şeriati diyor ki; Fıkıh’ta akarsu temiz durgun su pis kabul edilir bu sebeple yanlışlar da barındırsa sorgulayan tartışan beyinler doğru da olsa durağanlaşmış donuk beyinlere nazaran daha iyidirler!


Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: müslümanlardan - 12 Eylül 2010, 02:02:36 ÖS 14
ALLAHIN DİNİNİDE KENDİ YORUMLARI İLE TEVİL ETME EDEPSİZLİĞİNE GİRİŞİP ,BİLİNÇSİZ İNSANLARIDA KENDİNE TARAFTAR YAPIP,RED EDENLERİDE SANKİ İSLAMIN GEREĞİNİ YAPMAMIŞ GİBİ GÖSTEREN VE TOPUKLARI ÜZERİNE ESKİ CAHİLİYESİNE DÖNEN VE BUNUDA EDEP GİBİ GÖRENLERE CEVAPTIR.....


NİÇİN REFERANDUM ÇAĞRISININ TARAFI OLMAMALIYIZ?
 
 Hamza ER - 19/08/2010 - 09:09
 
Rejimin tarihi sindirme sürecini görmezden gelerek, kendi gündemimiz ve hesaplarımızdan koparak, sadece darbe karşıtlığı ve özgürlük alanları sloganlarının peşine takılmak affedilemez bir unutkanlıktır. Özellikle AKP eliyle yürütülen bu projenin sonucunda Müslümanlar sistemle barıştırılmak istenmektedir. Referandum bu barışın zirvesi olacaktır.
 
 
12 Eylül darbe anayasasına büyük bir antipatiyle bakmak ve referandumu darbecilerle hesaplaşmaya endekslemek, üzerinde düşünülmesi gereken bir noktadır. Şunu sormamız gerekir; daha önceki anayasaların durumu neydi ki 82 anayasası sorun olsun. Yine şu sorularda aklımıza gelmelidir; 90 yıldır bu topraklarda icra edilen kanunlar kime dayanmaktadır. Bu kanunlarla kimler susturulmuş, asılmış ve sürgün edilmiştir. Hangi değerlerimiz yok sayılmış, halka rağmen, halkın dini olan İslama rağmen hangi yasaların zorla, zorbaca ve süngü tehdidiyle icrasına geçilmiştir. Kaç tane anayasa yapılmış ve bu anayasaların temel nitelikleri olarak neler tespit edilmiştir. Bu soruların ışığında 82 anayasasının 90 yıllık rejimin yakın döneme yansımasından başka bir şey olmadığı görülebilmelidir. Bizim gündemimiz, halka bu acıları yaşatan zihniyet ile hesaplaşarak, toplumun Tevhidi hakikatleri kavramasına engel teşkil eden, hayatın her alanını kuşatan uygulamalarına son vermek olmalıdır.

 

Rejimin tarihi sindirme sürecini görmezden gelerek, kendi gündemimiz ve hesaplarımızdan koparak, sadece darbe karşıtlığı ve özgürlük alanları sloganlarının peşine takılmak affedilemez bir unutkanlıktır. Özellikle AKP eliyle yürütülen bu projenin sonucunda Müslümanlar sistemle barıştırılmak istenmektedir. Referandum bu barışın zirvesi olacaktır.

 

Daha düne kadar sistem içi mücadele meşru mu, değil mi tartışmaları yaparak sandıklar değerlendirilirken, bugün tartışmalar bu bağlamda değerlendirilmemektedir. “Sistem içi mücadele yöntem olarak nebevi, Rabbani değil” ikazlarımız artık komik gözükmeye başlamıştır. Çünkü hedefler hedef olmaktan çıkmış, sistem içi mücadelenin taktiksel bir yöntem olduğu mazereti de anlamsızlaşmıştır. Toplumun, devletin İslamileşmesi talepleri rafa kalktığından, Demokratik devlet, Adalet devleti söylemleri yetinilmesi gereken olduğundan, onun kendi iç hareket alanlarını sorgulamak artık anlamsızdır. Çünkü hedef batıl olduğu için yöntemden söz etmenin gerekliliği de kalmamıştır.

 

Bu tespitlerden, Müslümanların etraflarında yaşanan gelişmelere duyarsız, ilgisiz kalmaları anlamı çıkarılmamalıdır. Müslümanlar olarak her şart altında, tevhidi, İslami kimlik ve ilkelerimize sadık kalarak Nefsimizi ve tüm Müslümanları, vahyin ölçüleriyle uyarma ve ıslah etme sorumluluğumuzu ciddiyetle yerine getirirken, egemen yapının kendi yapısal değişimlerini takip etmeli, iç istişarelerimizde bunun değerlendirmelerini yapmalıyız. Mücadele alanlarımızın açılması, hareket imkânlarımızın çoğalması noktasında ki girişimler tabii ki temenni edilebilir. Her alternatife göre strateji belirlenebilir. Ama bu temenniler, propaganda ve aktif katılım aşamasına geçmemelidir. Resulullah(s) ve ashabı, Ebu Talib’in, Habeş kralının ve Rum ordusunun askeri ve propagandisti olmayarak bağımsız İslami kimliklerini inşa etme faaliyetlerini terk etmemişledir. Sadece işlerini daha iyi yapabilme adına gözlemde bulunmuşlar ve adımlarını ona göre atmışlardır.

 

Referandum sürecinde, Demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi söylemlerin sahiplerine kendi inandıkları değerlere karşı samimi olmalarını hatırlatabiliriz. Ancak İslami çalışmalar içerisinde bilinç kazanan, yetişmiş Kur’an neslinin fertlerine çağrımız, nesli olmakla övündüğümüz Kur’an’ın o net beyanından başka bir şey olmamalıdır :  “Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.”(73/Müzzemmil 10)

 

Neden Referandum Çağrısının Tarafı Olmamalıyız ?

1- Devlete egemen olan Kemalist rejim, İslami değerlere savaş açmış ve ağır dayatmalar sonucunda varlığını sağlamlaştırabilmiştir. Bu toprakların mayası olan İslami hayat tarzı tek düşman ilan edilmiş, belki de işgal ordularının bile göze alamayacağı tahribatlar, katliamlar sergilenerek yönünü batıya çeviren, Laik bir Ulus devlet inşasına kalkışılmıştır. Bu sistem İslam’a ve Müslümanlara yabancı, dayatmacı, işgalci bir zihnin ürünüdür. Müslümanların, kendilerini hidayete sevk etmek üzere gönderilen kitapları Kur’an’a bakarak, yaşadıkları toplumu ve egemen olan anlayışları tanımlamaları ve ona göre bir tavır geliştirmeleri gerekmektedir. Bizler bu kaynağın ışığında, günümüz sisteminin bir cahiliye sistemi, tâğûti sistem olduğunu görebilmeliyiz. İmanın ilk adımı ve Peygamberlerin ortak gönderiliş gayesi, insanları tâğût’a kulluktan kaçındırmaktır. Bu sebeple bütüncül ve bilinçli bir kopuş yaşamamız gereken cahiliye sistemiyle aidiyet oluşturacak tüm girişimler reddedilmelidir. Belli aralıklarla önümüze konan sandıklar ve seçim davetleri de bu girişimlerdendir. Rejim, sandığı kendine bağlılığın test edilmesi olarak görmekte, vatandaşlık bilinci kazandırdığı insanların sayısının artmasıyla da dayatmalarla başlattığı hâkimiyetinin kemale erdiği mutluluğuna sahip olmaktadır. Laik, Kemalist, ulusal sistemi meşrulaştıracak vatandaşlık görev davetlerini, böyle bir sistemin vatandaşı olmayı kabul etmediğim için reddediyorum.

 

2- Devletin yeni Anayasasını oluşturacak olan Referandum çağrısında, tartışılanın ve oylanacak olanın bir hüküm kitabı olduğu gerçeği gözlerden kaçmamalıdır. Temel kısmı darbecilere ait kalan, bazı kısımları Liberal-Demokrat hükümetlerce değiştirilerek 1982’den beri 28 yıldır delik deşik edilen mevcut anayasa ile ilgili, şimdi de dünyadaki normlara paralel olarak bazı şekil verme çabalarını görmekteyiz. Toplumun ifsadından başka bir işe yaramayan ve yaraması da beklenmeyen cahiliye sisteminin hüküm kitabının oylanması davetini, hükmün sadece Allah’a ait olduğu inancımdan dolayı reddediyorum.

 

3- Eski haline göre görece olumlu bazı maddelerin yeni pakette bulunduğu açıktır. Fakat rejimin hiçbir zaman emekliye ayrılmayan hukukçuları, paşaları ve eski başkanları, ürettikleri teorilerle bu yeni maddelerin işlevini daraltmakta, böylece örneğin 12 Eylül darbecilerinin yargılanmalarının mümkün olmadığı yorumları yapılmaktadır. Birbirinden farklı birçok konuyu içeren Anayasa paketine, sadece Anayasa mahkemesi ve HSYK üzerinde yapılacak değişiklikler sevdasıyla yönelerek darbe ve darbecilerin safında olmama gerekçesiyle evet oyu verecek olanlar, düzenin bu kaygan ve kaypak yönünü göz ardı etmektedirler. Herhalde sürekli olarak AKP veya onun çizgisinde bir partinin hükümet olacağı sanılmaktadır. Bu sebeple, anayasa mahkemesi ve HSYK’nın üye sayılarının artması, Cumhurbaşkanının, Meclisin ve Adalet akademisinin bu üyelerin belirlenmesinde etkinliklerinin olacağı ümit olarak görülmektedir. Oysaki sistem temel unsurları ile karşımızda durmaktadır. Yürürlüğe girmeye aday kanunlar da, diğer tüm kanunlar gibi temel unsurların muhafazası adına ucube yorumlarla ihlal edilme ve delinebilme durumunda olacaktır. Eğer göz yumulan ve uygunluğuna onay verilen bazı değişiklikler varsa da, bunların sistemin tıkanan noktalarının açılması için yürütülen restorasyon çalışmalarından öte bir durum olmadığı aşikardır. Bir anlık heyecan ve iç fısıltılarla sandık başına gidecek olan Müslümanlar sadece yitirdikleri ile kalacaklardır. Tırnaklarımızla kazıyarak modelliğini oluşturmaya çalıştığımız İslami kimliğimiz bu süreçte zarar görecektir. Sistemin kendi iç senaryolarına aldırmadan sadece kendi ilahi senaryomuzu tatbik etmeye çalışmamız gerektiğinden,  Tevhidi bakış, istikrar, sabır, ilkelilik ve samimiyet gibi değerlerimizi yitirmemizin asla mümkün olamayacağından dolayı Referandum sandığını reddediyorum.

 

4- Gerek Rabbimizin kitabındaki ilkelerde, gerek bu ilkelere göre mücadele içerisinde bulunmuş Resullerin örnekliğinde, gerekse son Nebi ve Resul olan Hz.Muhammed(s)’in pak mücadele sünnetinde, müşrik düzenlerin temel niteliklerine yönelik sistem içi mücadele ve uygulamalara aktif katıldıklarına dair tek bir uygulama ve açık kapı bulunmamaktadır. Aksine, kendilerine yapılan uzlaşma ve beraber hareket etme tekliflerini ellerinin tersiyle iterek toplumu Tevhidi yönde dönüştürme görevlerine devam etmişlerdir. Resuller bu tercihlerinde, yani mücadele yöntemlerinin sınırlarının çizilmesinde Allah(c)’tan bağımsız değillerdir. Bu sebeple, Resullerin mücadele örnekliğine ters olan, günümüz egemen sisteminin Müslümanları kendisiyle barıştırma daveti olarak algılanması gereken bu referandum çağrısını reddediyorum.

 

5- Rabbimizin bizlere yüklemiş olduğu şahitlik görevi, müşriklerin hayat tarzı ve uygulamalarından tam bir kopuşu ve ısrarla Tevhidi hakikatleri net bir biçimde ortaya koymayı gerektirir. Vazifemizin, kulluğumuzun temelini bu oluşturur. Bizler Allah(c)’a, bu görevimizin farkına varıp varamadığımız, yerine getirip getiremediğimiz hususunda hesap vereceğiz. Bu referandum sürecinin peşinden koşulmasını, Tevhid ve Adaletin şahitleri olma görevime zarar vereceğinden dolayı reddediyorum.

 

6- Sistem içi iyileştirme olarak görülen bu sürecin kumandasında da baş aktörlerin olduğunu, AB normları, BOP gibi proje sahiplerinin üzerimize yeni dünyaya ait yeni bir elbise biçtiklerini görebilmekteyiz. Üzerine hesapların yapıldığı Ortadoğu ve yakın Asya bölgesi üzerinde model ve uygulayıcı konumunda olan bir ülkenin içerisindeki dikta anlayışlarının tasviye edilmesi ve iç hesaplaşmaların, emperyalist projelerden bağımsız olmadığı bilinmelidir. Çağımıza yönelik hazırlanarak vizyona sokulmaya çalışılan, başrollerinde emperyalistler ve işbirlikçilerinin yer aldığı filmde, mustazaf halka biçilen rolü figüranlık olarak gördüğümden dolayı oy kullanmayı reddediyorum.

 

7- Referandum ve seçim davetlerini, kirlenmemiş, sabırla yürüyen ve gelişen, anlık heyecanların rüzgârına kapılarak mahcubiyet ve pişmanlık yaşamamış, keşkeleri olmayan, Tevhidi ilkeleri öncelemiş, gelecek nesillere miras olarak bırakacağımız örnek bir İslami Hareket’in var olabilmesi adına reddediyorum.

 

8- Müslümanlar olarak çok önemli sorumluluklarımız bulunmaktadır. Bu sorumluluklar, ancak Müslümanların bir araya gelebilmesiyle planlı ve etkili hal alabilmektedir. Her 4-5 yılda bir farklı bahanelerle üzerimizde estirilen seçim rüzgarı, Müslümanların arasına tartışma ve ayrışmayı sokmaktadır. Bu dönemlerde enerjilerimiz boşa harcanmakta, küskünlükler ve kopuşlar görülebilmektedir. Sistemin kendi iç davetlerini, bize kendi işimizi unutturduğundan, yola çıkış gayelerimizin üstünü örten, hedeflerimizi kaybettiren bir sürece bizleri yönlendirdiğinden dolayı reddediyorum.

 

9- Üniversitelerde ve birçok mesleki alanda başörtülü olarak yer almanın yasak olduğu, Kur’an öğreniminin 13 yaşına kadar engellendiği, okullarda resmi ideolojinin çocuklarımıza kendini her yönüyle dayattığı, dini değerlere savaş açmış ve aynı zamanda kirli bir savaşın tarafı olan askeriyeye katılımın zorunlu olduğu çok açıktır. Müslümanları direkt ilgilendiren bu konular asla gündeme getirilmemekte, bu sorunların çözümüne yönelik hiç bir girişimde bulunulmamaktadır. Bu toplumun gerçeği, temel harcı olan İslami hayat tarzımıza yönelik en ufak bir saygı gösterilmemekte, Müslümanlar bu ülkede yokmuş gibi hareket edilmektedir. Müslümanları görmezden gelenleri ben de görmezden geliyor ve gündemlerini gündemim yapmayacağım için sandığa gitmeyi reddediyorum.

 

10- Şehadetinin 44. yılında üstat Seyyid KUTUB’un o tavizsiz duruşuna gıpta ile bakıyor, Namazda Allah(c)’ı birleyen elimin bir tâğût’un hükmünü tasdik edemeyeceği için, önüme konan sandığı reddediyorum.

 

(Not: Bu yazı Haksöz Dergisi'nin Ağustos sayısındaki referandum soruşturması kapsamında dergide yayınlanmıştır.)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: gurbetci - 12 Eylül 2010, 02:31:16 ÖS 14
ALLAHIN DİNİNİDE KENDİ YORUMLARI İLE TEVİL ETME EDEPSİZLİĞİNE GİRİŞİP ,BİLİNÇSİZ İNSANLARIDA KENDİNE TARAFTAR YAPIP,RED EDENLERİDE SANKİ İSLAMIN GEREĞİNİ YAPMAMIŞ GİBİ GÖSTEREN VE TOPUKLARI ÜZERİNE ESKİ CAHİLİYESİNE DÖNEN VE BUNUDA EDEP GİBİ GÖRENLERE CEVAPTIR.....


NİÇİN REFERANDUM ÇAĞRISININ TARAFI OLMAMALIYIZ?
 
 Hamza ER - 19/08/2010 - 09:09
 
Rejimin tarihi sindirme sürecini görmezden gelerek, kendi gündemimiz ve hesaplarımızdan koparak, sadece darbe karşıtlığı ve özgürlük alanları sloganlarının peşine takılmak affedilemez bir unutkanlıktır. Özellikle AKP eliyle yürütülen bu projenin sonucunda Müslümanlar sistemle barıştırılmak istenmektedir. Referandum bu barışın zirvesi olacaktır.
 
 
12 Eylül darbe anayasasına büyük bir antipatiyle bakmak ve referandumu darbecilerle hesaplaşmaya endekslemek, üzerinde düşünülmesi gereken bir noktadır. Şunu sormamız gerekir; daha önceki anayasaların durumu neydi ki 82 anayasası sorun olsun. Yine şu sorularda aklımıza gelmelidir; 90 yıldır bu topraklarda icra edilen kanunlar kime dayanmaktadır. Bu kanunlarla kimler susturulmuş, asılmış ve sürgün edilmiştir. Hangi değerlerimiz yok sayılmış, halka rağmen, halkın dini olan İslama rağmen hangi yasaların zorla, zorbaca ve süngü tehdidiyle icrasına geçilmiştir. Kaç tane anayasa yapılmış ve bu anayasaların temel nitelikleri olarak neler tespit edilmiştir. Bu soruların ışığında 82 anayasasının 90 yıllık rejimin yakın döneme yansımasından başka bir şey olmadığı görülebilmelidir. Bizim gündemimiz, halka bu acıları yaşatan zihniyet ile hesaplaşarak, toplumun Tevhidi hakikatleri kavramasına engel teşkil eden, hayatın her alanını kuşatan uygulamalarına son vermek olmalıdır.

 

Rejimin tarihi sindirme sürecini görmezden gelerek, kendi gündemimiz ve hesaplarımızdan koparak, sadece darbe karşıtlığı ve özgürlük alanları sloganlarının peşine takılmak affedilemez bir unutkanlıktır. Özellikle AKP eliyle yürütülen bu projenin sonucunda Müslümanlar sistemle barıştırılmak istenmektedir. Referandum bu barışın zirvesi olacaktır.

 

Daha düne kadar sistem içi mücadele meşru mu, değil mi tartışmaları yaparak sandıklar değerlendirilirken, bugün tartışmalar bu bağlamda değerlendirilmemektedir. “Sistem içi mücadele yöntem olarak nebevi, Rabbani değil” ikazlarımız artık komik gözükmeye başlamıştır. Çünkü hedefler hedef olmaktan çıkmış, sistem içi mücadelenin taktiksel bir yöntem olduğu mazereti de anlamsızlaşmıştır. Toplumun, devletin İslamileşmesi talepleri rafa kalktığından, Demokratik devlet, Adalet devleti söylemleri yetinilmesi gereken olduğundan, onun kendi iç hareket alanlarını sorgulamak artık anlamsızdır. Çünkü hedef batıl olduğu için yöntemden söz etmenin gerekliliği de kalmamıştır.

 

Bu tespitlerden, Müslümanların etraflarında yaşanan gelişmelere duyarsız, ilgisiz kalmaları anlamı çıkarılmamalıdır. Müslümanlar olarak her şart altında, tevhidi, İslami kimlik ve ilkelerimize sadık kalarak Nefsimizi ve tüm Müslümanları, vahyin ölçüleriyle uyarma ve ıslah etme sorumluluğumuzu ciddiyetle yerine getirirken, egemen yapının kendi yapısal değişimlerini takip etmeli, iç istişarelerimizde bunun değerlendirmelerini yapmalıyız. Mücadele alanlarımızın açılması, hareket imkânlarımızın çoğalması noktasında ki girişimler tabii ki temenni edilebilir. Her alternatife göre strateji belirlenebilir. Ama bu temenniler, propaganda ve aktif katılım aşamasına geçmemelidir. Resulullah(s) ve ashabı, Ebu Talib’in, Habeş kralının ve Rum ordusunun askeri ve propagandisti olmayarak bağımsız İslami kimliklerini inşa etme faaliyetlerini terk etmemişledir. Sadece işlerini daha iyi yapabilme adına gözlemde bulunmuşlar ve adımlarını ona göre atmışlardır.

 

Referandum sürecinde, Demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi söylemlerin sahiplerine kendi inandıkları değerlere karşı samimi olmalarını hatırlatabiliriz. Ancak İslami çalışmalar içerisinde bilinç kazanan, yetişmiş Kur’an neslinin fertlerine çağrımız, nesli olmakla övündüğümüz Kur’an’ın o net beyanından başka bir şey olmamalıdır :  “Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.”(73/Müzzemmil 10)

 

Neden Referandum Çağrısının Tarafı Olmamalıyız ?

1- Devlete egemen olan Kemalist rejim, İslami değerlere savaş açmış ve ağır dayatmalar sonucunda varlığını sağlamlaştırabilmiştir. Bu toprakların mayası olan İslami hayat tarzı tek düşman ilan edilmiş, belki de işgal ordularının bile göze alamayacağı tahribatlar, katliamlar sergilenerek yönünü batıya çeviren, Laik bir Ulus devlet inşasına kalkışılmıştır. Bu sistem İslam’a ve Müslümanlara yabancı, dayatmacı, işgalci bir zihnin ürünüdür. Müslümanların, kendilerini hidayete sevk etmek üzere gönderilen kitapları Kur’an’a bakarak, yaşadıkları toplumu ve egemen olan anlayışları tanımlamaları ve ona göre bir tavır geliştirmeleri gerekmektedir. Bizler bu kaynağın ışığında, günümüz sisteminin bir cahiliye sistemi, tâğûti sistem olduğunu görebilmeliyiz. İmanın ilk adımı ve Peygamberlerin ortak gönderiliş gayesi, insanları tâğût’a kulluktan kaçındırmaktır. Bu sebeple bütüncül ve bilinçli bir kopuş yaşamamız gereken cahiliye sistemiyle aidiyet oluşturacak tüm girişimler reddedilmelidir. Belli aralıklarla önümüze konan sandıklar ve seçim davetleri de bu girişimlerdendir. Rejim, sandığı kendine bağlılığın test edilmesi olarak görmekte, vatandaşlık bilinci kazandırdığı insanların sayısının artmasıyla da dayatmalarla başlattığı hâkimiyetinin kemale erdiği mutluluğuna sahip olmaktadır. Laik, Kemalist, ulusal sistemi meşrulaştıracak vatandaşlık görev davetlerini, böyle bir sistemin vatandaşı olmayı kabul etmediğim için reddediyorum.

 

2- Devletin yeni Anayasasını oluşturacak olan Referandum çağrısında, tartışılanın ve oylanacak olanın bir hüküm kitabı olduğu gerçeği gözlerden kaçmamalıdır. Temel kısmı darbecilere ait kalan, bazı kısımları Liberal-Demokrat hükümetlerce değiştirilerek 1982’den beri 28 yıldır delik deşik edilen mevcut anayasa ile ilgili, şimdi de dünyadaki normlara paralel olarak bazı şekil verme çabalarını görmekteyiz. Toplumun ifsadından başka bir işe yaramayan ve yaraması da beklenmeyen cahiliye sisteminin hüküm kitabının oylanması davetini, hükmün sadece Allah’a ait olduğu inancımdan dolayı reddediyorum.

 

3- Eski haline göre görece olumlu bazı maddelerin yeni pakette bulunduğu açıktır. Fakat rejimin hiçbir zaman emekliye ayrılmayan hukukçuları, paşaları ve eski başkanları, ürettikleri teorilerle bu yeni maddelerin işlevini daraltmakta, böylece örneğin 12 Eylül darbecilerinin yargılanmalarının mümkün olmadığı yorumları yapılmaktadır. Birbirinden farklı birçok konuyu içeren Anayasa paketine, sadece Anayasa mahkemesi ve HSYK üzerinde yapılacak değişiklikler sevdasıyla yönelerek darbe ve darbecilerin safında olmama gerekçesiyle evet oyu verecek olanlar, düzenin bu kaygan ve kaypak yönünü göz ardı etmektedirler. Herhalde sürekli olarak AKP veya onun çizgisinde bir partinin hükümet olacağı sanılmaktadır. Bu sebeple, anayasa mahkemesi ve HSYK’nın üye sayılarının artması, Cumhurbaşkanının, Meclisin ve Adalet akademisinin bu üyelerin belirlenmesinde etkinliklerinin olacağı ümit olarak görülmektedir. Oysaki sistem temel unsurları ile karşımızda durmaktadır. Yürürlüğe girmeye aday kanunlar da, diğer tüm kanunlar gibi temel unsurların muhafazası adına ucube yorumlarla ihlal edilme ve delinebilme durumunda olacaktır. Eğer göz yumulan ve uygunluğuna onay verilen bazı değişiklikler varsa da, bunların sistemin tıkanan noktalarının açılması için yürütülen restorasyon çalışmalarından öte bir durum olmadığı aşikardır. Bir anlık heyecan ve iç fısıltılarla sandık başına gidecek olan Müslümanlar sadece yitirdikleri ile kalacaklardır. Tırnaklarımızla kazıyarak modelliğini oluşturmaya çalıştığımız İslami kimliğimiz bu süreçte zarar görecektir. Sistemin kendi iç senaryolarına aldırmadan sadece kendi ilahi senaryomuzu tatbik etmeye çalışmamız gerektiğinden,  Tevhidi bakış, istikrar, sabır, ilkelilik ve samimiyet gibi değerlerimizi yitirmemizin asla mümkün olamayacağından dolayı Referandum sandığını reddediyorum.

 

4- Gerek Rabbimizin kitabındaki ilkelerde, gerek bu ilkelere göre mücadele içerisinde bulunmuş Resullerin örnekliğinde, gerekse son Nebi ve Resul olan Hz.Muhammed(s)’in pak mücadele sünnetinde, müşrik düzenlerin temel niteliklerine yönelik sistem içi mücadele ve uygulamalara aktif katıldıklarına dair tek bir uygulama ve açık kapı bulunmamaktadır. Aksine, kendilerine yapılan uzlaşma ve beraber hareket etme tekliflerini ellerinin tersiyle iterek toplumu Tevhidi yönde dönüştürme görevlerine devam etmişlerdir. Resuller bu tercihlerinde, yani mücadele yöntemlerinin sınırlarının çizilmesinde Allah(c)’tan bağımsız değillerdir. Bu sebeple, Resullerin mücadele örnekliğine ters olan, günümüz egemen sisteminin Müslümanları kendisiyle barıştırma daveti olarak algılanması gereken bu referandum çağrısını reddediyorum.

 

5- Rabbimizin bizlere yüklemiş olduğu şahitlik görevi, müşriklerin hayat tarzı ve uygulamalarından tam bir kopuşu ve ısrarla Tevhidi hakikatleri net bir biçimde ortaya koymayı gerektirir. Vazifemizin, kulluğumuzun temelini bu oluşturur. Bizler Allah(c)’a, bu görevimizin farkına varıp varamadığımız, yerine getirip getiremediğimiz hususunda hesap vereceğiz. Bu referandum sürecinin peşinden koşulmasını, Tevhid ve Adaletin şahitleri olma görevime zarar vereceğinden dolayı reddediyorum.

 

6- Sistem içi iyileştirme olarak görülen bu sürecin kumandasında da baş aktörlerin olduğunu, AB normları, BOP gibi proje sahiplerinin üzerimize yeni dünyaya ait yeni bir elbise biçtiklerini görebilmekteyiz. Üzerine hesapların yapıldığı Ortadoğu ve yakın Asya bölgesi üzerinde model ve uygulayıcı konumunda olan bir ülkenin içerisindeki dikta anlayışlarının tasviye edilmesi ve iç hesaplaşmaların, emperyalist projelerden bağımsız olmadığı bilinmelidir. Çağımıza yönelik hazırlanarak vizyona sokulmaya çalışılan, başrollerinde emperyalistler ve işbirlikçilerinin yer aldığı filmde, mustazaf halka biçilen rolü figüranlık olarak gördüğümden dolayı oy kullanmayı reddediyorum.

 

7- Referandum ve seçim davetlerini, kirlenmemiş, sabırla yürüyen ve gelişen, anlık heyecanların rüzgârına kapılarak mahcubiyet ve pişmanlık yaşamamış, keşkeleri olmayan, Tevhidi ilkeleri öncelemiş, gelecek nesillere miras olarak bırakacağımız örnek bir İslami Hareket’in var olabilmesi adına reddediyorum.

 

8- Müslümanlar olarak çok önemli sorumluluklarımız bulunmaktadır. Bu sorumluluklar, ancak Müslümanların bir araya gelebilmesiyle planlı ve etkili hal alabilmektedir. Her 4-5 yılda bir farklı bahanelerle üzerimizde estirilen seçim rüzgarı, Müslümanların arasına tartışma ve ayrışmayı sokmaktadır. Bu dönemlerde enerjilerimiz boşa harcanmakta, küskünlükler ve kopuşlar görülebilmektedir. Sistemin kendi iç davetlerini, bize kendi işimizi unutturduğundan, yola çıkış gayelerimizin üstünü örten, hedeflerimizi kaybettiren bir sürece bizleri yönlendirdiğinden dolayı reddediyorum.

 

9- Üniversitelerde ve birçok mesleki alanda başörtülü olarak yer almanın yasak olduğu, Kur’an öğreniminin 13 yaşına kadar engellendiği, okullarda resmi ideolojinin çocuklarımıza kendini her yönüyle dayattığı, dini değerlere savaş açmış ve aynı zamanda kirli bir savaşın tarafı olan askeriyeye katılımın zorunlu olduğu çok açıktır. Müslümanları direkt ilgilendiren bu konular asla gündeme getirilmemekte, bu sorunların çözümüne yönelik hiç bir girişimde bulunulmamaktadır. Bu toplumun gerçeği, temel harcı olan İslami hayat tarzımıza yönelik en ufak bir saygı gösterilmemekte, Müslümanlar bu ülkede yokmuş gibi hareket edilmektedir. Müslümanları görmezden gelenleri ben de görmezden geliyor ve gündemlerini gündemim yapmayacağım için sandığa gitmeyi reddediyorum.

 

10- Şehadetinin 44. yılında üstat Seyyid KUTUB’un o tavizsiz duruşuna gıpta ile bakıyor, Namazda Allah(c)’ı birleyen elimin bir tâğût’un hükmünü tasdik edemeyeceği için, önüme konan sandığı reddediyorum.

 

(Not: Bu yazı Haksöz Dergisi'nin Ağustos sayısındaki referandum soruşturması kapsamında dergide yayınlanmıştır.)

Allah'ın arzı geniş değilmiy di? Hicret etseydiniz ya !


Ayrıca burada uygun olmayan bir şekilde müslümanları  suçlayıcı bir üslubu tercih etmekle ne kadar ÖRNEK olunabilir?
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: müslümanlardan - 12 Eylül 2010, 02:44:06 ÖS 14
kardeş 1.hicred için ilk başta TEBLİĞ LAZIM,yoksa tebliğ  görevini tamamen yerine getirmeden hicre edmek ŞU AYETE GÖRE RABBANİ BİR METODDAN ÇIKMAKTIR,

..........Balık sahibi yunus gibi olma....

gelelim usluba ben müslüman kardeşlerimin yaptığı tercihlerinden dolayı KULA KUL OLMAKTA OLDUKLARI kanaatinde olduğum için uyarıyorum ve müslüman kardeşlerim kızsalarda,öfkelenselerde kendileri bilir...ben onlardan TEŞEKKÜR DAHİ BEKLEMİYORUM...

el hakem olan Allah,hükmedici bilgisi ve adeletiyle nihayi hüküm verendir.Allahtan başka hüküm koyuculardan uzak durmak lazım bir müslüman için ,ve biz bu dünyaya seçim,geçim için değil Allaha kul olmak için gelmişiz siz bana kulların üzerine hakimiyet kurmaya çalışanları egemenlik kuldadır saftasasını yapanlara SEÇMEN OLUN DİYORSUNUZ bu islamın red edmesi gereken kula kulluk tur...
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Elemîn - 12 Eylül 2010, 04:11:49 ÖS 16
ES SELAMU ALEYKUM

SAYIN '' MÜSLÜMANLARDAN ''

BU MESAJ SİZE  HİTABEN VE DİĞER FORUM SAKİNLERİNİN BİLGİSİ İÇİN YAZIYORUM.

ÖNCELİKLE SAYIN HAMZA ER'İN YAZISI , MÜKERRER , YANİ  FORUMA DAHA ÖNCE NAKLEDİLMİŞ OLUP TARAFINIZCA TEKRAR ASILAN BİR YAZI. BU  YAZI İLE İLGİLİ KISMÎ BİR REDDİYE YAZMIŞ OLMAMA RAĞMEN O AN MEŞGULİYETİMDEN DOLAYI TAMAMLIYAMAMIŞ , BİLÂHERE DE GÜNDEMİMDEN ÇIKMIŞTI. ŞU KADARINI SÖYLEYEYİM , REFERANDUMDA SANDIĞA GİDİP '' HAYIR '' DİYENLERE/DİYECEK OLANLARA VE DE BDP'NİN ALMIŞ OLDUĞU BOYKOT KARARINA UYARAK SANDIĞA GİTMEYEN /GİTMEYECEK OLANLARA BİR SÖZÜM YOK. ONLARIN SAFI VE NE OLDUKLARI MALÜM. TÜM TOPLUMA NEREDEYSE UNUTTURULAN '' BAŞBAĞLAR KATLİAMI'' NI BİR DAHA GÖZDEN GEÇİRİRSENİZ YAKALANIP , SUÇLARINI İTİRAF ETTİKLERİ HALDE SERBEST BIRAKILAN ELİ KANLI KATİLLER ,NERDEN GELDİKLERİ , KİM TARAFINDAN AZMETTİRİLİP , MİSAFİR EDİLDİKLERİ , KİMLER TARAFINDAN SERBEST BIRAKILDIKLARI VS , YANİ HEPSİ AYNI FOTOĞRAFTA. BEN ONLARIN HEPSİNİ ALLAH (CC)'NA HAVALE EDİYORUM.

FAKAT ,

BİR DE  BU FORUMDA MÜŞAHEDE ETTİĞİM BİR KISIM SAMİMİ MÜSLÜMAN KARDEŞİM VAR Kİ , ONLAR DA , ŞER'İ DELİLLERDEN :

A) KUR'AN
B) NEBEVÎ  METHOD  ( SÜNNET )

BAZI TEVİLLER VE KIYAS YAPARAK SANDIĞA GİTMENİN , TAĞUTUN HÜKMÜNÜ ONAYLAMAK , SİSTEMİ KABUL ETMEK , NEBEVİ METHODU TAKİB ETMEMEK VS DÜŞÜNCE VE İNANCINDALAR. BU KARDEŞLERİMİN İDDİALARINI DESTEKLEYEN YAZILARIN NEREDEYSE TAMAMINI OKUDUM. GERÇEKTEN ÇOK SAĞLAM VE DEĞERLİ YAZILAR. ANCAK BU İNANÇLARINA SAYGI DUYMAKLA BERABER BEN BU KONUDA ONLARLA AYNI FİKİR VE İNANIŞTA OLMADIĞIMI BEYAN EDİYORUM. ARADA BİR BAKIŞ AÇISI , BİR YORUM FARKIMIZ MEVCUT. NE YÜCE KİTABIMIZ KUR'ANI-I KERİM'DE NE DE  RESULULLAH (S.A.V. ) IN SÜNNETİNDE REFERANDUM İÇİN SANDIĞA GİTMEYİ YASAKLAYAN BİR NAS HÜKMÜ / AÇIK BİR DELİL MEVCUT DEĞİL. DOLAYISIYLE BAZI AYETLERİ HAKLI ÇIKMA UĞRUNA '' AL SANA '' BABINDAN ORDAN ORAYA SAVURMANIZ DA ÇOK YANLIŞ. ORTADA TARAFINIZCA SÖZÜ EDİLEN BİR '' TEVİL ETME EDEPSİZLİĞİ GİRİŞİMİ '' VARSA , BUNU FAZLA UZAKLARDA ARAMAMANIZI ÖNEMLE TAVSİYE EDİYORUM.

KUR'AN VE SÜNNETE UYMA AMAÇLARIYLE SIRF ALLAH (CC) RIZASI İÇİN REFERANDUM SANDIĞINA GİTMEYEN KİŞİLER BENİM SAMİMİ MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMDİR.NEZDİMDE HAKİKİ VE HAS MÜMİNLERDİR. TARAFIMCA SANDIĞA GİDENLER KADAR SEVİLMEKTEDİRLER. ONLARI KESİNLİKLE TEKFİR YA DA ŞİRKLE İTHAM ETMEM ASLA VE ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR. ŞU VAR Kİ , ŞERİATIN AÇIK BİR HÜKMÜNÜ İNKAR ETMEYEN / RED ETMEYEN EHLİ KIBLE KİŞİLERİ TEKFİR EDEN , ŞİRKLE İTHAM EDEN VS GİBİ KİMSELER ( Kİ BUNLAR BU KRONİK HASTALIKTAN KOLAY KURTULAMAMAKTADIRLAR) BU FİİLLERİNDEN DOLAYI MAHKEME-İ KÜBRA'DA MUTLAKA HESABA ÇEKİLECEKLERDİR. MÜNAKAŞAYA YOL AÇABİLECEK , SIRF TEBLİĞ AMAÇLI OLMAYAN YAZILARIMDA ÇOK GEREKMEDİKÇE AYET, HADİS YAZMAK PRENSİBİM DEĞİLDİR. ARAŞTIRILIRSA YAZDIKLARIMI DESTEKLEYEN DELİLLER BULUNABİLİR.

SEÇİMLER İÇİN AYNI ŞEYİ SÖYLEYEMEM AMA ÖZELLİKLE REFERANDUMDA SANDIĞA GİDEN VE EVET DİYEN  BİLİNÇLİ MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİN KAHİR EKSERİYETİ , BU AMELLERİNİ , MEVZİLERİ ELE GEÇİRMİŞ BULUNAN KUR'AN VE İSLAM DÜŞMANI ZALİMLERİN YILLARDIR SÜRE GELEN ZULMUNE BİR DARBE VURMAK AMACIYLE BUNU YAPMAKTADIRLAR. BU BAKIŞ AÇISINDAN YAPTIKLARI '' SALİH BİR AMEL '' , '' ZULME RIZA GÖSTERMEMEK '' , '' HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAMAK '' ; ELİYLE DÜZELTMEK '' VS OLARAK KOLAYLIKLA ADDEDİLEBİLİR. ''HAKİM '' OLABİLSELER , HAKİM OLABİLDİKLERİ NİTELİK VE NİCELİKTE TABİİ Kİ ALLAH (CC)'NUN HÜKMÜYLE AMEL EDECEK OLAN BU KARDEŞLERİMİN BU AMELLERİ MEVCUT HALİS NİYETLERİNE GÖRE ALGILANMALI VE DEĞERLENDİRİLMELİDİR. HERKİM SIRF ALLAH (CC) RIZASI İÇİN NE HAYIR İŞLERSE YA DA NEDEN SAKINIRSA , ALLAH (CC) YAR VE YARDIMCISI OLSUN ; ECRİNİ KAT KAT VERSİN. AMİN.

ALLAH (CC)'NA EMANET OLUNUZ.



Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: müslümanlardan - 12 Eylül 2010, 04:39:02 ÖS 16
aleykum selam ve rahmetullah elemin kardeş,

sizinle refarandumda oy kullanmak hakkında zerre kadar uyuşmuyorum ve sanki her şey muallak ve kuran ve peygamberin örnekliği günümüzdeki olaylara ışık tutmuyor gibi anlattığınız yani yazdığınız yazıda ayrı birsıkıntı konusudur.

inanıyorum ki her şeyden haberdar olan rabbimiz bize bu durum hakkındada peygamber örnekliğindede beyyanlar sunmuş ve bu durumda muAllak değildir ve ben refaranduma katılmanın islami bir gereklilik olduğu bir amel olduğunu ve bunun da olmalıdır gibi açıklma yapanların ESKİ CAHİLİYE LERİNE DÖNDÜKLERİ KANAATİNDEYİM..refarandumda tıpkı diğer seçimler gibi ilahlık taslayanların kendilerine oluşturdukları bir kulakulluk yapma arzuzusu ile hakimiyet kurmanın ismidir.

bunuda zamanla yaşarsak sonuçlarını görecez YANİ SİSTEMDE KEMALİZM ve kenanizm CAN ÇEKİŞİYOR HER ŞEYİN ÜZERİNDE FANİLİK MÜHRÜ VARDIR ,

Yarından sonra tayibizm başlıyacak kanaatindeyim....duyurulur....

kimseyide tekfir ettiğim yok benim,kuranda müşriklerin,kafirlerin münafıkların özellikleri var biz bunlardan bahsedince TEKFİRCİ DEĞİL TEBLİĞCİ OLURUZ HİDAYET ALLAHTAN TABİKİ, DİLEYENE...

TEKRAR SELAMUN ALEYKUM..
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: ozanca - 13 Eylül 2010, 12:17:16 ÖS 12
Evet oy verilirdi verilmezdi tartışmaları altında bir oylama daha sona erdi ...
%58 evet ve % 42 hayırla sonuçlanan bu referandum sonuçları itibariyle sitemize pek ugramadı desek yeridir ...
Seçimin kanımca galibi BDP oldu , boykot hamlesinde başarı sağladı diyebilirim ..
Maglup ise halkın içinde olupta , halktan kopmayı ilke edinen MHP yönetimi oldu kanımca ...
"Müslümanlar" diye bir zümrenin anılmamış olması , sistemin çeşitli aktörleri vasıtası ile başka isimler altında tercihlerini değerlendirmiş olmaları kadim bir üzüntü olarak geride kaldı ...
Bir süre daha değerlendirilecek olan bu gündem maddeside tarihteki yerini almaya mahkum oldu ...
Katkıda bulunan arkadaşlara teşekkür ederiz ..
Selamlar ..
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: Aysegul - 13 Eylül 2010, 01:19:41 ÖS 13
Ben de kararımı burada vermiştim..  
(anketteki tek kararsız bendim.. sonra karar verince kararsızlığım uçup gitti ama tarihte de ben, böyle yer aldım artık)
Vesile olanlardan, bu başlığa katkıda bulunanlardan Allah razı olsun..
Şimdi bakalım da
bundan sonra ne olacak?
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: FECR - 13 Eylül 2010, 02:06:50 ÖS 14
Ben de daha oylamaya katılmadan oylama bitti :)
Başlık: Ynt: Anayasa Değişikliği
Gönderen: movsar - 04 Haziran 2011, 09:41:37 ÖÖ 09
ben şahsen AK Partiye Başbakanıma ve onun Yoldaşlarının Samimiyetlerinden ZERRE kadar şüphem yok...
Başbakanıma GÜVENİM TAMDIR....