GENEL (Bilgi Platformu) => Alem-i KİTAP => Konuyu başlatan: bbetull - 22 Temmuz 2007, 04:53:11 ÖS 16

Başlık: kitapçı
Gönderen: bbetull - 22 Temmuz 2007, 04:53:11 ÖS 16
Kitabın ismi ve kapağı çok hoş.Aklımızda bulunsun bakalım okuyalım inş.
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: LaEdri - 25 Temmuz 2007, 06:07:09 ÖS 18
Gündemi nasıl okumalı?
 
ZEYNEP ELİF YAĞMUR

Bir ülkenin ufuk zenginliğini anlamak için o ülkenin gazetelerine, özellikle birinci sayfalarına bakmak kâfidir. Ne kadar iç haber yoğunluğu varsa o kadar iç meselelere odaklanmıştır ülke.
İç haberler, kısır çekişmeler, siyasi polemikler, ideolojik kavgalardan oluşuyorsa durum daha da vahimdir. Çünkü bu tartışmalardan sonuç alınamadığı gibi gelecek adına ülke için doğru planlar da yapılamaz” Bu cümleler Ekrem Dumanlı’nın ‘Kronik Gündemlere Pratik Çözümler’ kitabında yer alan yazılarının çerçevesini oluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan kitapta Ekrem Dumanlı’nın Zaman’ın Yorum sayfasında 2005-2006 yıllarında okurlarıyla paylaştığı gündem yazılarından bir seçki sunuluyor. Tefsir-i Efkâr, Tefsir-i Hâl ve Hasbihâl başlıklı üç bölümden oluşan kitapta yazar, Türkiye’nin yıllardır konuştuğu kronikleşmiş gündemlere dikkat çekip çözüm yolları öneriyor.

Ekrem Dumanlı hayatın içinde, halkın arasında bir gazeteci, köşe yazarı. Yazılarında ne fildişi kuleden sesleniyor ne de sanal gündemlerin tuzağına düşüyor. Fotoğrafın bütününü görmeye çalışırken madalyonun arka yüzüne bakmayı da ihmal etmiyor. Bir çok yazısında sıcak gelişmeleri yakın tarihin ışığında yorumluyor. Mesela ‘Tahrik’ başlıkla yazısında Mersin’deki bayrak yakma kışkırtmasını değerlendirirken, 1955’te Selanik’te patlayan bombaları, Konya mitingi faciasını, Çorum olaylarını hatırlatıyor. Dumanlı, gündem okumalarına dair izlediği yöntem ve tahlille okura bir perspektif de sunmuş oluyor.

Fotoğrafın bütününe bakıyor  

Kitabın en hacimli kısmını Tefsir-i Hal başlığında toplanan yazılar oluşturuyor. Bu bölümde Dumanlı’nın, son iki yıl içinde cereyan eden hadiseler üzerine kaleme aldığı yazıları okuyoruz. Semboller, Fanatizm, Tahrik, Bağnazlık, Derin devlet, Bölünme güdüsü, Misyonerlik faaliyetleri makale başlıklarından bazıları. Yazar burada da sıcak tartışma konularının dayattığı küçük parçalardan hareketle değil de fotoğrafın bütününe bakmaya çalışıyor. Söz gelimi, en uzun ve en keskin sürdürülen sembol kavgası olan başörtüsünden hareketle sembollerin toplum hayatında nasıl bir kamplaşmaya yol açtığını örneklerle açıklıyor.

“Bir zamanlar, çok da eski değil 20-25 yıl önce, bu ülkede iki tür insan vardı. Bıyıksızlığın ayıp sayıldığı o günlerde bıyığı ağzına girenler solcu, bıyığı kenarlara taşanlar da sağcıydı. Sırf bıyık yüzünden sopa yiyenler, hatta öldürülenler oldu... Bir ara favoriler moda oldu. L harfini andıran favori bırakmakla Lenin mesajı verildiğine inanılırdı. O yüzden kavgalar verildi.” Bu satırları okurken belki tebessüm ediyoruz fakat Dumanlı, bugün çok saçma gelen bu gruplandırmaların yeni semboller üzerinden sürdüğüne tebdil-i kıyafet ettiğine işaret ediyor: “Bugün de aynen -belki daha şiddetli bir şekilde- sürdürülüyor semboller kavgası. İmam-hatipler dendiğinde saflar ayrışmıyor mu, Kur’an kursu dendiğinde toplum savrulmuyor mu?”

Dumanlı’nın bu bölümde önemle üzerinde durduğu konulardan biri de ülkenin ufkunu karartan bağnazlık ve fanatizm. ‘Öteden beri bu ülkenin en büyük problemi bağnazlıktır’ diyen Dumanlı’ya göre çeşit çeşit bağnazlık var bu ülkede. “Dinî motifler de kullanabiliyor bağnaz, milli temalar da. Kâh sosyal demokrasiyi dilinden düşürmüyor, kâh modernizmi... Laikçi bağnazlık ayrı bir âlem.” Kitabın son bölümündeki yazıları ise bir iç dökümü olarak okuyabiliriz. Dumanlı’nın köşesinde kimi zaman görmeye alışık olduğumuz makalelerden üçü seçilmiş. Sohbet havasında kaleme alınan bu yazılarda Dumanlı okurla dertleşiyor, kalbinden ve ruhundan haberler veriyor.

Kitabı okuyup bitirdiğinizde bu ülkenin niçin milli bir gündeminin olmadığı/ olamadığı, konusunda az çok bir fikre varıyor; siyasi polemiklerin ve ideolojik kavgaların ülkeye ne denli zarar verdiğine şahit oluyorsunuz. 

Sayı: 15
Bölüm: Güncel

*kitapzamanı (http://kitapzamani.zaman.com.tr/?bl=25&hn=609)
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 13 Ağustos 2007, 11:32:06 ÖS 23
İranda Devrim ve Karşı Devrim
Yazar: Asaf Hüseyin
bu kitap hakkında yorum??? ve yayınevi ismi?
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: esedullahmurat - 14 Ağustos 2007, 12:56:38 ÖS 12
emredersiniz...
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 14 Ağustos 2007, 02:29:03 ÖS 14
bu ricamı emir olarak telakki etmenize tessüf ederim doğrusu
ismini ve yazarını tuttum daha fazla bilgi istedim sadece
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: esedullahmurat - 15 Ağustos 2007, 04:06:42 ÖÖ 04
iranda devrim ve karşı devrim

şarkiyatçı'lar, akademik kuramcılar, devrim aleyhtarı iran'lılar, büyükelçiler ve batı'lı gazeteciler iran islam devrimi'yle ilgili, kapsamı itibariylen sınırlı veya tek taraflı çoksayıda araştırma yapmışlardır. oysa bu çalışmada; devrimi gerçekleştiren insanlar, yani iran'lılar için islamiyet'in  ifade ettiği manayı yansıtan sosyo-siyasi bir analiz, tarihi gerçekleri ve günün olaylarını da dikkate almak suretiyle gerçekleştirilerek, daha önceki çalışmaların sebebiyet verdiği dengesiz değerlendirmelerin giderilmesine çalışılmıştır. islam devrimi'nin anti-emperyalist tavrı süper güçleri alarma geçirmiş, orta doğu ve körfez bölgesinde bulunan güdümlü devletlerle bağlı bulundukları süper güçler arasındaki ilişkileri tehlikeye düşürmüştür. bu sebeple olayları incelerken mukayeseli bir referans çerçevesi verilmiştir. sovyetler'in afganistan'ı işgali, tudeh partisinin çevirdiği dolaplar iran-ırak savaşı, çevik kuvvet ve körfez ülkeleri işbirliği konseyi'nin kurulması; doğrudan doğruya veya dolaylı olarak iran islam devleti'ne karşı alınan tavırlardır. bu ve konuyla ilgili diğer önemli meseleler ele alınıp incelenmiş, islam dirilişin ve süper güçlerin siyasetinin özünün derinliklerine tutulan ışığın altında okuyucunun gerçekleri görüp, kendi değerlendirmesini oluşturmasına yardımcı olunmaya çalışılmıştır.

yazar: Asaf Hüseyin

Tükçesi: Taha Cevdet

pınar yayınları

Asaf Hüseyin kimdir?

bir siyaset sosoyoloğudur. özellikle islam devrimi'nin siyasi dinamikleri ile ilgilemektedir. ABD, ingiltere ve pakistan'da dersler vermiştir. en son çıkan eserleri: mısırda islami hareketler, pakistan ve iran; açıklamalı bir biyografi, (1983) ve islam aleminde siyasi bakış açıları, (1984). pakistan'da bulunan kaid-i azam üniversitesi'nin afrika, kuzey ve güney amerika bölge araştırmaları merkezi, londra'da bulunanislam enstitüsü ve leicester'de bulunan moat community koleji'nin azasıdır.
kitap'tan alıntıdır.

içindekiler

önsöz/9

giriş/13

Birinci Bölüm: Siyasi Yapı/29
Petrol/33
Yabancı Güçler/38
İdeolojiler/44
İslamiyet/48
Meşruti Devrim, (1905-1909) /58
Sömürgeciliğe Karşı Mücadele/60

İkinci Bölüm: Siyasi Sistem/65
Siyasi Kültür/65
Siyasi Liderlik/69
Siyasi Yapılar/76
Siyasi Gruplar/79
Siyasi Politikalar/83
Tarım Politikası/84
Petrol Gelirinin Etkisi/88

Üçüncü Bölüm: İslami Muhalefet/93İslami Meşruiyet/93
İslami Eğitim/101
Medreseler/102
Cami/104
Hüseyniye-i İrşad/108
İslami Birlikler/110
Gizli Gruplar/111
Ha'at-i Mezhebi (Dini Toplantıları) /112
İslam Devrimi'nin İdeolojisi/113
Bir Ayetullah'ın İdeolojisi/115
Tevhidi Boyut/117
Cihad Boyutu/122
Ümmet Boyutu/125
Müstaz'af'in Boyutu/127
İslami Hükümet ve Velayet-i Fakih/130
Rüşenfikr İdeolojisi/134
İslami Liderlik/145
Müçtehidlerin Tevhidi Liderliği/148
Tevhidi Olmayan Ulema/161

Dördüncü Bölüm: Devrimci Mücadele/169
Halkın Seferber Edilmesi/170
Orta Sınıflar/180
Profesyoneller/181
Pazar Esnafı/183
Laik Aydın Sınıf/186
Öğrenciler/188
Monarşiye Karşı Yürütülen Mücadele/190
Halkın Mücahidleri/192
Halkın Fedaileri/195
Sisteme Karşı Devrim/198

Beşinci Bölüm: İslam Cumhuriyeti/211İslami Yapı/221
İslami Anayasa/215
Savunma Kurumları/222
Hizipçilik ve İç Çatışma/234
Başbakan ve Devrim Konseyi/235
Başbakanlık ve İslam Cumhiriyeti Partisi/242
Ulema Arasında Hizipleşme/251

Altıncı Bölüm: Karşı Devrim Çabaları/261
Batı'nın Stratejisi/261
Din Adamlarının Etkisi/266
Hükümet Darbesinin Teşfik Edilmesi/268
Rehineler Krizi/273
Çevik Kuvvet/278
Komünist Strateji/283
Azınlıkların Ayaklanması/287
Afganistan/289
Genel Tehdit/292
Müslüman Stratejisi/293
Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi/301
Türkiye/303
Suudi Arabistan/306
Bahreyn/307
Umman/308
İran Irak Savaşı/310

Sonuç/317
Dipnotlar/327
Bibliyoğrafya/357
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 15 Ağustos 2007, 01:57:18 ÖS 13
teşekkür ederim
Allah Razı Olsun
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: esedullahmurat - 23 Ağustos 2007, 04:01:58 ÖS 16
Kavgam

(http://www.hermeskitap.com/catalog/images/975655303-01bxwi1.jpg)

Dünyanın gelmiş geçmiş en kanlı ve en sert diktatörlerinden Adolf Hitler.

Liderliğiyle peşinden binlerce Alman'ı sürükleyen karizmatik bir siyasetçi.

Ancak hayatına kendi elleriyle son vermek zorunda kalan İkinci Dünya Savaşı mağlubu bir önder.

Çok şeyler yapmak istediği hayatında hızla yükseklere tırmanan bir Nasyonel Sosyalist.

Ancak tüm dünyayı karşısına aldığı için hızla gerileyen Nazilerin fikir önderi.

Hayatına yön vereceği ideallerini, politikalarını ve hatıralarını kaleme alarak yazdığı tek kitabı ile milyonlar tarafından okunan bir yazar aynı zamanda.

Şubat 1924'te beş yıl hapis cezasına çarptırılan Hitler, Aralık ayında şartlı tahliye edildi. Ama Landsberg Kalesi'nde geçirdiği bu 'zorunlu' boş zamanlarını değerlendirerek Kavgam'ı (Mein Kampf) yazdı.

Ona göre sadece en kuvvetli insan 'ırkları' (bunların başında Hitler'e göre Ariler gelir) , yani Kuzey Avrupa'nın beyaz halkları bu acımasız ölüm-kalım mücadelesini kazanarak hayatta kalabileceklerdi.

KİTLELERİ ETKİLEYEN KİTAP


İkinci Dünya Savaşı'nın ünlü isimlerinden İngiltere Başbakanı Churchill, anılarında der ki: "-Eğer Hitler'in "Mein Kampf-Kavgam" isimli kitabını ciddiye alarak okumuş olsaydık, İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasına engel olurduk..


Hitler bu eserinde ilerde çizeceği siyasi yolun bir haritasını çizmiştir. Kitabın yazılıp yayınlandığı 1925'lerdeki Almanya ve Avrupa'nın sosyal durumunu, Rusya gerçeğini, kendi ülkesi dışındaki hedeflerini, ve komünizmin bugünkü akibetini, hatta ortaya çıkacak bir Çin gerçeğini çok çarpıcı biçimde belirtmiştir.


Sürek en çok satılanlar arasında bulunan kitap kitleleri etkileyen 10 kitap arasında sayılır.
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 23 Ağustos 2007, 05:13:03 ÖS 17
kavgamı okudum

dünyada da en çok satanlar arasındamıdır bilemem ama, türkiyede en çok satmasının nedeni; yükselen ırkçı eğilimler olduğu gerçeğidir..
insan fıtratında ki sert tarafı ırkdaşı olmayan dindaşına yönlendiren bu tür gayri meşru eğilimlere karşı gereken etkili tavır alınmalı
teşk.murat
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: esedullahmurat - 23 Ağustos 2007, 05:35:52 ÖS 17
serender 2005 yılında ençok satanlar listesindeydi çünkü

"kurtlar vadisi"nin bir bölümde "testere necmi" o kitabı okumuştu...

o sayede satış rekoru kırdı...ırkçılıklan alakası yok..ama bu demek değil

TC de ırçılık yok...

"Türk Milletinin %50 aptaldır" demişti...bir tane dizi daha vardı "bin bir

gece" orda da Jön "bin bir gece" kitabını okuyordu türkiyede satış rekoru kırdı..
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 23 Ağustos 2007, 05:40:11 ÖS 17
ilginç! ben o dizileri bilmem, zaten çok satmasının nedenini yükselen/yükseltilen ırkçılığa bağlamam da benim şahsi yorumumdu..
keşke öyle olsaydı dedim şimdi..
dizi kahramanları bu kadar mı etkin:( üzüldüm şimdi
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: Humeyranur - 26 Ağustos 2007, 04:32:43 ÖS 16
İmzanız olan beyit Ziya paşa'nın ve ben o beyiti "Beyaz Gelincik" isimli dizide ailenin halası rolündeki karakter söylediği için biliyorum.

Diziler hayata ciddi tesir ediyor. En muhalif olan kişilerin bile dizi izlediğini biliyorum.
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: vuslat - 29 Ağustos 2007, 02:59:29 ÖS 14
Haram Lokma
yazar: Ahmet Günbay Yildiz

müslüman türk neslinin "Bati BAti.. nidalari arasinda nasil bir batakliga sürüklenmek istendigi eserde acikca anlatilmaktadir.
Islami yasayisa bos verilmesi manevi degerlerin hor görülmesi ve basibos birakilan bir genclik.. Hayattan ve istediklerini bilmeyen dünyaya gelislerinin gayesinden habersiz zavallilar toplulugu. Gencligin böyle yetismesinin sebepleri nelerdir?
onlri böyle bir batakligin icine adeta zorla atanlar kimlerdir? Dini ve milli hasretlerimizi korumak örf ve adetlerimizi nesilden nesile aktarmak kutsal vatan topraklari üzerinde mubarek ezan sesini ebediyyen eksik etmemek yerine, Genlerimizi avrupalilasmak ugruna dininden oldugu kadar milliyetten de uzaklastiran sebepler nelerdir??

Bunlari anlatmaya calismitrir bu roman
okumanizi tavsiye ederim ;)
Başlık: İslam'da Zaman Tanzimi
Gönderen: LaEdri - 30 Ağustos 2007, 03:19:48 ÖS 15
VAKTİ EN İYİ DEĞERLENDİRME ESASLARI

 
(İSLAMDA ZAMAN TANZİMİ)

Yazar : İbrahim CANAN

Yayınevi : Cihan

Baskı : İstanbul / 1988 / 179 shf.
 


“İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler: Sıhhat ve boş vakit”(Hadis-i Şerif)

Hayata atılan bir kimsenin başarılı olmasında onun “zaman”anlayışının büyük önemi vardır. Zaman konusunda araştırma yapan sosyologlar ileri ve geri memleketler arasında zaman kavramının farklı telakki edildiği müşahede edilmiştir. Onlara göre ileri memleketlerde işlerin, önceden, zamana göre tanzimi ve her işin, ona tahsis edilen zaman dilimi içinde yapılması şarttır. Takvime göre hareket, hayatın disipline edilmesi, insan ömrünün azami şekilde verimli kılınması demektir.

KUR'AN'DA ZAMAN

Kuran-ı Kerim üzerinde dikkatleri canlı tutmak için zamanı hatırlatan tabirleri sıkça kullanır. Her çeşit farz, vacip ve nafile namazlar zaman tanzimine de yönelik gayeler taşımaktadır. Bu açıdan, din, amirlerin büyük çoğunluğuyla, insana zamanı azami ölçüde değerlendirmeyi öğretmektedir. Hatta asıl gaye budur denilebilir.

Kur'an'ın Zamanı İfade Şekli:

“Zaman” lugat açısından “uzun veya kısa vakit” anlamına gelir. Kur'an, zaman yerine daha çok vakit kelimesini tercih eder ve kullanır. Bu kelime lugat yönüyle “bir iş için belirlenen zamanın nihayeti”demektir. Kur'an-ı Kerim'de zamanla alakalı gün, hafta, yıl, asır, vakit, saat kelimeleri bir ferd için hangisi daha önemli ise önem miktarı kadar tekrar edilmiştir. Ferd için en ehemmiyetli gün olduğundan Kur'an'da en çok zikredilen “Yevm” yani “Gün” kelimesidir ki 475 defa zikredilmektedir. Kur'an-ı Kerim ilk sayfalarından itibaren, en son sayfalarına kadar, hiç fasıla vermeden, okuyucusuna zaman mefhumunu hatırlatmaktadır.

Arapçada “Leyl”(Gece) kelimesi güneşin batması ile, sabahleyin fecr-i sadık denilen ikinci fecrin doğuşuna geçen zamanı ifade eder. Geri kalan müddette de nehar (gündüz) denir. Kur 'an-ı Kerim'de gündüz (nehar) 57, gece (leyl) 92 kere zikredilir. Gece müddeti, yıllık olarak ele alınınca günün tam yarısı eder. Bu nedenle azami ölçüde değerlendirilmelidir.

Farz namazların mühim gayelerinden biri, Müslüman kimseye, günlük zamanı taksim ve programlama alışkanlığı kazandırmaktadır. Kıyamu'l leyl (gece kalkışı)'e Kur'an-ı Kerim önem vermektedir. Büyük İslam medeniyetlerinin parlama dönemlerini hazırlayanların hayatında gece kalkışı önemli yer tutar. Kıyamu'l leyl Peygamber Efendimiz'e (SAV) farzdı fakat ümmetine nafiledir. Bu sünnet Kur'an-ı Kerim'in emridir. “Rabbin adını sabah-akşam an (zikret). Geceleyin O'na secde et. O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.” (İnsan 26). “Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetinden dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu?” (Zümer 9). Fakat daha sonra (8 ayda 10 yıl arasında değişen bir müddet sonra geldiği belirtilir). Kur'an-ı Kerim'de gece kalkışıyla alakalı hafifletmeler ifade edilmiştir. Hastalar, cihada çıkanlar gibi mazeretliler muaf tutulmuştur. Gece kalkılacak müddet enaz gecenin dörtte biri, en fazla dörtte üçü olarak belirtilmiştir. Bu farklılık gecenin uzunluğundan dolayıdır. Kıyamu'l leyl öncelikle ibadet yani namaz ve tilavet-i Kur'an içindir. İlimle de meşgul olunabilir. Kıyamu'l leyli Kur'an-ı Kerim'de gece kelimesinin gündüz kelimesinden çok zikredilmesi ve bu emrin Pegamber Efendimize (SAV)'e peygamberliğinin ilk yıllarında verilmesi önemli kılmaktadır.

 

ZAMANLA İLGİLİ TELAKKİ VE TEDBİRLER

Vicdani tedbirleri almaya telakki diyoruz. İnsanın yaşadığının şuuruna erebilmesi için, ömrünün her gününü aynı tarzda geçirmemelidir. Bazı aylar, bazı saatler diğerlerine nazaran farklı olmalıdır. Dinimizdeki mübarek aylar ve günlerle bu sağlanmaktadır. Bu farklı değerdeki aylar, günler sayesinde insanda hasıl olabilecek monotonluk kırılmaktadır. Ahirete inanan, her gününden, her saatinden hesap vermenin endişesini vicdanının derinliklerinde duyan bir kimse için zaman değerlendirmede mühim bir telakki, ömrünü içinde bulunduğu gün bilmesidir. Birçok fenalıkların kaynağı tül-i emel denilen uzun yaşama vehmi kabul edilmiştir.

İslam dini günlük zamanı üç ana maksada uygun olarak programa bağlamamızı emreder;

1- İbadet

2- Rızkın Kazanılması

3- Hayatımızı murakabe ve tefekkür

 

PEYGAMBERİMİZİN HAYATINDA ZAMAN TANZİMİ

Peygamber Efendimiz (SAV) günlere göre haftalık, vakitlere göre günlük programlara tabi kılmıştır. Peygamber Efendimiz haftalık belli günlerde aynı işleri yapmaktadır. Günlük ise muvakkat işler ki bunlar önceden programlanmaksızın zuhur eden işlerdir. Bir heyetin kabulü, bir yabancının müracaatı , bir ihtiyacın zuhuru gibi. Bunlar imkan nisbetinde tanzime çalışılmıştır. Mutad işlerse aynı günlerde aynı vakitlerde yapılmaktadır. Her işe belli müddet vardır. O iş hergün aynı müddet içinde tamamlanmaktadır.

 

İSLAMDA TATİL VE İSTİRAHAT

Tatil kelimesi boş vakit anlamında kullanılacaktır. İslam tamamen boş geçirilecek bir vakit tanımaz. Kur'an-ı Kerim'de bize meşguliyetin değiştirilmesi suretiyle dinlenme elde edileceğine işaret edilmektedir. Buna bir nevi “çalışarak dinlenme” diyebiliriz. Müslümanlar, Yahudiler Hrıstiyanlar gibi tamamen “işsiz” geçirilecek bir haftalık tatil anlayışından uzak olmalıdır. Eğlencede şehvet duyma ve fitne çıkarma ihtimali halinde, nazarın haram olduğunda ittifak vardır.

“İslam boş zaman kabul etmez.” derken istirahatı reddeder manası çıkarılmamalıdır. Kur'an-ı Kerim'de en iyi dinlenmenin kişinin kendi evinde uyku ile olacağı beyan edilmiştir.

“Size geceyi örtü, uykuyu dinlenme (vasıtası), gündüzü de çalışma zamanı yapan Allah'tır.” (Furkan 25).

“Allah sizin için meskenlerinizi huzur ve sükun yeri kıldı.” (Nahl 16).

Yasak oyun ve eğlenceler; kumar oyunları, hayvanlarla oynamak, içkili, çalgılı, kadınlı eğlencelerdir. Bazı oyunların faydalılık yani cihada hazırlık yönü galebe çalar. Bu yüzden HzPeygamber (SAV) onları ısrarla teşvik etmiştir. Bu gruba yüzme, atma, binme, koşma ve güreş girer.

Meşru eğlence fırsatları ise çeşitli merasimler, ziyafetler (sünnet, doğum, seferden dönüş, yeni meskene girme, musibetten kurtulma) ve düğünlerdir.

 

İSLAM ALİMLERİNDE ZAMAN ENDİŞESİ

İslam alimlerinin zaman konusundaki müşterek telakkileri şöyledir: “Geçmiş zaman elden çıkmıştır, gelecek ise henüz gaybdadır, öyleyse mevcut olan senin içinde bulunduğun şu andır.” İslam alimleri yemek zaman, insanlarla münasebet, her an meşguliyet, son nefese kadar gayret ilişkisine vermiştir. Yemek-zaman ilişkisini minimum azaltmak için, ufalayıp tirit şeklinde ekmek yemekle, normal ekmek yemek arasındaki farkı bile hesaplamışlardır. Davut et-Tai bu zamanda 50 ayet okunacak kadar fark olduğunu tespit etmiştir. İmam Ebu Yusuf ise son nefesine kadar ilmi meşguliyette bulunmuştur.

SONUÇ:

Herşey imanda düğümlenmektedir. Bu sebeple, dinimiz kuru iman ve tatbikatı olmayan ilme itibar etmemiştir. Tatbikatı olmayan ilme “faydasız ilim” demiştir. Gençliğin daha sağlıklı, daha verimli kılınması için zamanla ilgili bazı prensipler şunlardır.

1- Gençliğe zaman şuuru verilmelidir.

2- Yıllık, aylık, haftalık, günlük planlar yapma, bu planlara uyma.

3- Gecenin değerlendirilmesi ayrı bir mesele olarak ele alınmalı, uyku miktarı iyice öğretilmelidir.

4- Devlet, yaş safhalarına göre kazandırılması gereken telakki ve alışkanlıkları tesbit etmelidir.

5- Devlet ve ebeveyn gençlik devresi üzerinde dikkatle durmalı, problemleri tesbit edip ısrarla üzerine gitmelidir
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 29 Eylül 2007, 03:19:33 ÖÖ 03

arkadaşlar malum ramazan ayı kuran ayı
ramazan ayı kitap ayı

fuarlar da var. yeni aldığınız okuduğunuz kitapları bizlerle de paylaşın lütfen.
zira kitap bölümümüzü pasif gördüm. şu örümcek ağlarını temizleyelim  :D
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: LaEdri - 29 Eylül 2007, 02:34:35 ÖS 14
Bencede  ;)
Fuardan aldım ama daha okumak kısmet olmadı. Çok duyulmuş olsada paylaşmak isterim.Fuara bir sefer daha yapıldığı takdirde paylaşımlar devam edicektir inşallah  ;)
 

(http://www.kitapyurdu.com/getimageV2.asp?resimkod=99294&boyut=185)

İnsan Ne İle Yaşar 
 
Lev N. Tolstoy
ANTİK YAYINLARI


Şimdi anlıyorum ki her ne kadar insanlara hayatta kalmalarının sebebi kendi çabalarıymış gibi gözükse de hakikatte onları yaşatan sadece sevgidir. Kim yüreğinde sevgi taşırsa, o sevgi Tanrı'dandır ve Tanrı o kişinin yüreğindedir, çünkü varlığın sebebi sevgidir."
Tanrı, kendisine verdiği emri yerine getirmekte duraksayan melek Michael'ı emirlerinin arkasındaki hikmetleri anlayabilmesi için dünyaya gönderir. Melek Michael olayların arka yüzünde neler olduğunu gördüğünde "İnsanın içinde barınan nedir?", "İnsana verilmeyen nedir?" ve "İnsan ne ile yaşar?" sorularının cevaplarını yaşayarak öğrenir.

 

 
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 29 Eylül 2007, 11:11:52 ÖS 23
bugün fuardan aldıklarımın reklamını yapmaya başlayayım;

1- Sahabenin sünnet anlayışı_______________________ doç dr bünyamin erul_______ diyanet vakfı yayınları

2- İslam düşüncesinde sünnet-eleştirel bir yaklaşım_____ m hayri kırbaşoğlu_________ ankara okulu yayınları

3- Ana hatları ile islam tarihi- hulefa-i raşidin dönemi____ doç dr adem apak_________ ensar neşriyat

4- Hz osman dönemi devlet siyaseti__________________ adem apak_______________ insan yayınları

5- Asrı saadette yönetim-piyasa ilişkisi_______________ dr. cengiz kallek___________ iz yayınları

6- Yolların ayrılış noktasın islam _____________________ muhammed esed _________ iz yayınları

7- Sünnetullah-bir kuran ifadesinin kavramsallaşması ____ ömer özsoy______________ fecr yayıları

8- Tavsiyeler ____________________________________ mustafa islamoğlu________ denge yayınları


daha arayıp da bulamadıklarım ve almayı düşündüklerim var. sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.........
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: SEMENA - 30 Eylül 2007, 12:16:48 ÖÖ 00
ikindi yağmurLarı haLa bitirmek nasip olmadı .. ama tavsiye ederim...
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 30 Eylül 2007, 12:19:12 ÖÖ 00
Alıntı
SEMENA
ikindi yağmurLarı haLa bitirmek nasip olmadı .. ama tavsiye ederim...

eğer okuyor iseniz içeriğinden konusunda az da olsa bahsederseniz sevinirim.
yorumlarınız bile önemlidir bizler için.......saygılarımla
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 30 Eylül 2007, 12:28:09 ÖÖ 00
araya gireyim genelde bitirmediklerimden konuşmama ama bu kitap çook güzel

inanmak ve yaşamak -ercüment özkan

harikaa
bitirince ve inş o zaman yorum yazabilirim şimdi büyük bir merakla ve yavaş yavaş(atlamadan -kaçırmadan)okuyorum

ama illede tavsiye ederim
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: SEMENA - 30 Eylül 2007, 12:29:24 ÖÖ 00
Alıntı
SEMENA
ikindi yağmurLarı haLa bitirmek nasip olmadı .. ama tavsiye ederim...

eğer okuyor iseniz içeriğinden konusunda az da olsa bahsederseniz sevinirim.
yorumlarınız bile önemlidir bizler için.......saygılarımla
aslında şimdiye kadar cokdan biterdi .. fakat arada cok kitap okudum . o yüzden kaldı . sorular ve cevaplar tarzında yazılmış . Faydalı olacağını dü$ündüğüm bri kitap en azından bana faydası oldu ..
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: berfin - 01 Ekim 2007, 03:14:33 ÖÖ 03
kemal sayar;  olmak cesareti   (karakalem yayınları):

kemal sayar'ın ikinci denem kitabı..bu kitabı olusturan denemeler, farklı sularda seyrediyor gibi görünse de sonunda aynı okyanusta buluşan ırmaklar gibi, aynı menzile akıyor. herbiri, yaşadıgımız günlere insan ruhundan bir pencere açmayı deniyor. yazar "yaşamaktan ve sevmekten derin bir korkuyla korksak da, aslolan hayattır. hayata karşı savaş açamayız" düşüncesi ekseninde kuruyor kitabını. ve ekliyor "baharda tomurcuklanan ağaca savaş açamayız, bir delikanlının kıpırtılı yüreğine, serinleten yağmura ve ısıtan güneşe karşı savaş açamayız. ve insanların iç dünyalarına savaş açamayıoz"..

yaşamak yorulmaktır, sayar'a göree. zira hayatı her halıyle yaşamak, en başta kendi iç dünyamızda bir yolculuğu gerektirir. yola çıkmak, kendisinin farkına varmaktır, kendisini bilme çabasıdır; ve kişi, kendisiyle yüzleşmekten mutlu olmaz, çünkü farkındalık kaygıyı çoğaltır. dolayısıyla iç dünyalarda yaşanan bu yolculuk, yorucudur. bu yorgunluktan kaçmanın, yola çıkmamamnın, hiçliğe sıgınmanın bedeli ise, 'kişinin kendi benliğini yitirmesi'dir. çünkü insanın en büyük kaygısı, anlamsızlıkıtr. insan, bütün anlamları anlamlandıran bir anlam ister; bu dünyadaki varolusunu açıklamak ister. ve işte bunun için, insanın "olmak cesaretı"ni göstermesi gerekir.. var olmak ve var kalmak, cesaret ister- olmak ister...
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: berfin - 01 Ekim 2007, 03:20:46 ÖÖ 03
ceviz sandıklar ve para kasaları;  ali ayçil  (timaş yayınları)

edebiyattan hoşlananlar için çok güzel bir kitap.. denmelerden oluşmuss ve yazar kelimeleri çok güzel kullanmıs... kitabın arkasında yer alan yazıyı buraya alıyorum..

"artık seni aramaktan vazgeçtim.. bunu bana "şiir" öğütledi. yazdıgım her şiirde, senin, yeryüzünde bir karşılığın bulunmadıgını, şu sebepsiz sıkıntılar bize uğradığında evsiz kalmasınlar diye bahane edilmiş bir imge olduğunu, geç de olsa kavradım. o sıkıntılar hep gelecek ve biz onları, aslında hiç olmayan sende ağırlayacagız.. o sıkıntılar nereden mi gelecek? doyamadan terk ettiğimiz cennetten ve yarım bırakılmış çocukluğumuzdan.. yani tam dünyaya atıldığımız yerin iki yakasından.."
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 02 Ekim 2007, 03:14:49 ÖÖ 03
bugün fuardan aldıklarımın reklamını yapmaya başlayayım;
daha arayıp da bulamadıklarım ve almayı düşündüklerim var. sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.........

nerede kalmıştık;

9- ebu hanife ____________ yazar: muhammed ebu zehra........ diyanet işleri başkanlığı yayını

kitabın etiket fiyatı 4 YTL ama % 30 indirim var 2,40 YTL fiyata aldım. 500 sayfalık birinci hamur kitap. bu fiyata bu kitap kaçmaz.
ayrıca ülkemizde büyük bir çoğunluk hanefii mezhebine dahil olduğu söyler ama hanefii kim tanımaz. örnegin hanefi mezhebine mensup çogu insan hadis konusunda tutucudur. her hadisi dogru diye kabul eder. oysa ebu hanife ehli hadis ekolüne karşı ehli rey ekolüne mensup bir alimdir. ve  hadis alimi buhari ile ehli rey ( kendi fikri ile karar verenler) alimi ebu hanife birbirleri tenkid edip eleştirmişlerdir. bence bu kitabı mutlaka alın arkadaşlar .
2,40 YTL hiçbirşey. belki fuarın en ucuz kitaplarında biri.

muhammed ebu zehra mezhepler tarihi ve mezhep imamları hayatları üzerine çok verimli eserler yazmış bir alim.
aslında şafii malik hanbeli gibi alimlerin de kitabı var ama;

diyanet sadece ebu hanife nin kitabını çok ucuza ve kaliteli baskı ile satıyor !!!  neden acaba ??  ;)
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: LaEdri - 02 Ekim 2007, 08:18:36 ÖS 20
Alıntı
Sahabenin sünnet anlayışı_______________________ doç dr bünyamin erul_______ diyanet vakfı yayınları

Tavsiyeler ____________________________________ mustafa islamoğlu________ denge yayınları

inanmak ve yaşamak - ercüment özkan

ebu hanife ____________ yazar: muhammed ebu zehra........ diyanet işleri başkanlığı yayını

Allah kısmet ederse Cumartesi bunlara bir bakayım. Paylaşım için teşekkürler maş, serender  :)
Başlık: Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
Gönderen: LaEdri - 02 Ekim 2007, 08:41:27 ÖS 20
(http://images.hepsiburada.com/assets/Kitap/200/kkapi11.jpg)

'L&M BABİL'DE ÖLÜM İSTANBUL'DA AŞK'
İskender Pala, L&M Yayınları, 2003, 392 sayfa.
 
Aşk acısının lezzetidir, tadmasını bilene, hayatın sırrını ifşa eden, vuslatın tozunu attıran ve de bir ömrü usul usul 'elem'e yatıran. Şairlerin mısralarında dövülen, divane gönüllerin yüreğinde her dem taze devinen ve kavrulan 'aşk' şimdilerde dile geliyor; edebiyatın daha ziyade
'elem'li yanına gönül vermiş zarif bir kalemin ucunda.

İskender Pala'nın 'L&M Babilde Ölüm İstanbul'da Aşk' romanı, yine kitapla aynı adı taşıyan L&M Yayınları'nca, Leyla ile Mecnun'un kısaltılışının aynı zamanda divan edebiyatının tam merkezindeki duygu 'elem' olarak da okunması nedeniyle yayınevine bu isim uygun görülmüş, yayımlandı.
 
'L&M Babilde Ölüm İstanbul'da Aşk', macera, polisiye, aşk ve elbette tarihi roman özelliklerine haiz; 'Leyla ile Mecnun'un, Fuzuli tarafından yazılışı ve ardından kitabın başına gelenleri konu alan bir yapıt. Şairlerin, bilginlerin, hırsızların, katillerin ve tarihin tozlu sayfalarında capcanlı yer almış figürlerin adeta bir resmi geçit halinde boy gösterdiği 'L&M Babilde Ölüm İstanbul'da Aşk'ın ana izleklerini;
'aşkın kudreti ve halleri', 'divan şiiri ve şairleri', 'tarihi olaylar ve kahramanlar', 'Doğu ile Batı'nın karşılaş(tır)ması' ve 'bilim ile paranın iyiye ve kötüye tekabül edişleri' oluşturuyor. Ve son kertede de 'aşk'ın bilimden üstün bir uğraş olduğunun altı işte tüm bu izleklerin eşliğinde, Pala'nın nevi şahsına münahasır kurgusunda can buluyor.

Detaylı Tanıtım (http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=1872&tarih=01/05/2003&ek_tarihi=04/04/2003)


Kitap uzun süredir elimdeydi ama yavaş okumaktan çok sindirebilmeyi, bir olayı atlamadan diğerine geçmeyi istemediğimdendi. Detaylı tanıtımda da yazıyor zaten, gerçekten divan şiirine ilgi duymaya başlatıyor. Tarihin içinde neler yaşatıyor. Fuzuli'nin zamanından(1535) başlıyor ve Meşrutiyete kadar durmadan elden ele dönüyor. Tarihi sevenler var ise ve komplo teorilerini :) tavsiye ederim. Umarım beğenirsiniz sizde.
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 02 Ekim 2007, 09:38:27 ÖS 21
rica ederim la edri
senin önerdiğin LM de muhteşem
ben bir solukta okumuştum(bir gecede) ama yok sen öyle yapmadın yavaş yavaş okuyarak çok iyi ettin
acaip güzel yaa bayılmıştım ben ona
hatırlıyorum balkondan bizim esra
-ya abla dün gece hiç uyumadım arkadaşımıza doğum günü hediyesi olarak aldığımız LM yi -ki biz daha sonra elem demiştik ona-okudum valla muhteşemdi diye. seslenmişti bana..
bende zar zor almıştım ve sonraki gece bitirmiştim..
güzelde paketledik bişey olmadı canıımm..

evet evet okunmalılardan....
ve max maşallah o kadar çok kitab tavsiye ediyorsun ki ömrüm yetmez. isimlerini okuyorum ama:)
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: berfin - 03 Ekim 2007, 12:23:48 ÖÖ 00
posta kutusundaki mizika:  A. Ali Ural   (sule yayinlari)  posta kutusundaki mizika unutulan mektubun kefaretidir...

sevgili dost..

bu sabah kus sesleriyle uyandim.. ne guzel degil mi?hayir, guzel degil! acik penceremden ok gibi dalip yastigima saplanan karga sesleriydi..
 
  kus sesleri dedigimde aklina karganin gelmedigini biliyorum.. bu, karganin da bir kus turu oldugunu bilmeyisinden degil, karganin turunun en onemli ozelligi olan bir otusten mahrum olusundan elbette. yuzumu yikarken acaba diyordum: acaba turumuzun en onemli ozelliklerini tasiyor muyuz? hareketlerimiz ve sozlerimiz nerelere saplaniyor? acaba `insan` denince hatirlaniyor muyuz?
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: LaEdri - 03 Ekim 2007, 07:18:49 ÖS 19
Berfin söylediğin kitapla ilgili başka tanıtımlara da baktım da konusu çok hoş gerçekten listemize alalım inşallah :) Paylaşım için sağolasın. Bu paragrafta kitabı araştırırken bulduğum bir parça;

“Hakkın değil, gücün belirlediği sınırları hangi dikenli tel koruyabilir? Hangi mayın hakkını isteyen bir kalbi berhava edebilir? Arşimet’in dayanak noktasıdır hak ve kaldırılacak ağırlığa yaklaştıkça kudreti artar. Madem kaldıracın gücü dayanak noktasından geliyor, neden üzülelim?”
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 04 Ekim 2007, 02:34:51 ÖÖ 02
Alıntı
LaEdri
inanmak ve yaşamak - ercüment özkan
Allah kısmet ederse Cumartesi bunlara bir bakayım. Paylaşım için teşekkürler maş, serender  :)

saydıkların arasındaki bu kitabı fuarda bulamazsın yalnız. hatta piyasada bile bulman zor.
eğer ercüment özkan kitapları (anlam yayınları) almak isterseniz fiyat listesi ve temin edeceğiniz telefonu iletebilirim.
çok uygun fiyata kargo ile gönderiyorlar.


Alıntı
serender
ve max maşallah o kadar çok kitab tavsiye ediyorsun ki ömrüm yetmez. isimlerini okuyorum ama:)

 :) serender onları tavsiye olarak algılama. onlar fuardan yeni aldıklarım. okuduğum zaman aldığım verime göre tavsiye ederim.
kitap listemde öncelikli sırada olan kitapları alıyorum sadece......
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 04 Ekim 2007, 03:37:01 ÖÖ 03
Alıntı
maxpayna
bugün fuardan aldıklarımın reklamını yapmaya başlayayım;
daha arayıp da bulamadıklarım ve almayı düşündüklerim var. sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.........

nerede kalmıştık;

10- HACC _______________ ali şeriati..... valla nasıl olduğunu bilemem bir arkadaşımız ÇOK ÇOK tavsiye etti aldım. bakalım nasılmış.

11- on tez___________ m. kürşad atalar___ anlam yayınları ( fuarda ve piyasada bulunmaz)
 
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: LaEdri - 04 Ekim 2007, 03:15:25 ÖS 15
Alıntı
eğer ercüment özkan kitapları (anlam yayınları) almak isterseniz fiyat listesi ve temin edeceğiniz telefonu iletebilirim.
çok uygun fiyata kargo ile gönderiyorlar.

Senden daha önce almıştım ama malesef silmek zorunda kaldım. Sana zahmet tekrar gönderirsen çok sevinirim, teşekkür ederim.

Alıntı
-ki biz daha sonra elem demiştik ona-

L&M 'elem' olarak da okunması nedeniyle yayınevine bu isim uygun görülmüş. "Leyla Vü Mecnun" el yazması kitabıyla ilgili birkaç araştırma yaptımda duruyor mu hala diye iki kaynak çıkıyor.

İlki Bağdat’taki Milli Kütüphane’nin yazmalar bölümünde, 6,000’e yakın yazma eser bulunuyormuş. Fuzuli’nin ünlü eseri Leyla Vü Mecnun’un yanı sıra Abdulkadir Geylani’nin tasavvufa ilişkin altın tezhipli ve minyatürlü el yazması kitaplarının da bulunduğu kütüphanede, Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam’ın Kuran tefsirleri ile çeşitli dönemlere ait el yazması Kuranlar, tefsir ve fıkıh kitapları da yer alıyormuş. Kütüphane’de ayrıca Asuriler’e ait el yazması İnciller ile Süryani dilinde pek çok el yazması eser de varmış. Moğol istilası zamanında çıkarılan yangınla yokedildiği geçiyor.

Diğer bir kaynaktada "Leyla Vü Mecnun" el yazması kitabı Süleymaniye Kütüphanesi'nde el yazmaları bölümünde olduğu söyleniyor. Sanırım sonuca varmak için gidip görmek lazım :) Niyetim görmek, kısmet olurda görebilirsem haber veririm sizede inşallah. Bu kadar araştırmadan sonra zafere ulaşmakta çok güzel duygu olsa gerek.  :)


Başlık: Kitapçııı
Gönderen: esedullahmurat - 05 Ekim 2007, 12:20:22 ÖÖ 00
(http://www.aliseriati.com/resimler/kitaplar/22.jpg)


"Hicret, ilk önce nefislerimizdeki her türlü gayr-i islami anlayış ve duygulardan arınmak, amellerimize yerleşen gayr-i islami davranış ve alışkanlıkları terketmektir.
Hicret insanın en çok sevdiği, fakat Allah'ın dininin yaşanmasına engel olduğu zaman vatanın, milletin, ailen, sosyal sınıfın, makam ve mevkinin Allah'ın dinine hizmet etmek için terk edilmesidir.
Hicret bir kaçış değil. Aksine kafirlere ve zalimlere terkedilen haklarımızı geri almak, mücadelenin şartlarını yaşanır hale getirmek için hazırlanmaktır. Yani geri dönüş ve hesap sorma eylemidir hicret..."


Kitap Adı: Her Hicret Bir İnkılaptır

Yazar: Ali ŞERİATİ

Yayınevi: İhtar Yayıncılık

Çeviren: Hasan ELMAS

Sayfa: 88

Baskı: 3.Baskı

Yıl: Ekim 1998

Yer: İstanbul
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: esedullahmurat - 06 Ekim 2007, 02:55:56 ÖS 14
(http://www.suleyayin.com.tr/img/kitap/ates.jpg)

Kötüyü değil, kötülüğü yok etmeli. İyi insanlar ancak böyle çoğalır. Tutuşturan elle değil, kıvılcımla mücadele etmeli. İyilik istiyorsak eğer dünyada, ateşi kıvılcımken söndürmeli!...

Kitap Adı: ATEŞİ KIVILCIMKEN SÖNDÜRMELİ

Yazar:      Lev Nikolayeviç TOLSTOY

Yayınevi:  Şule Yayınları

Çeviren:   Ayla TEKAS

Sayfa:      126

Baskı:      8.Baskı

Yıl:          Kasım 2005

Yer:         İstanbul
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 14 Ekim 2007, 09:42:32 ÖS 21

"Tarihten Dersler"

"Tarihe Bakışlar"

"Ey Basiret Sahipleri!"
Mahmud Şakir
misyon yayınlarından çıkan bu kitaplar minik boyutları olan 80-90 sayfalık el kitapları. şehir içi kısa yolculuklarda bile okunup bitirilebilecek kitaplar. ama içerikleri harika.

islam tarihindeki kritik olaylar, kişiler, devletler, savaşlar vs. çok özet bir şekilde anlatılmış. islam nasıl fırkalara bölündü? bunu kim, ne amaçla ve nasıl yaptı? anlatılmış.


Ey Basiret Sahipleri! kitabının sonuç bölümünü paylaşmak isterim:

Ümmetimizin tarihi boyunca başından geçen şaşalı dönemlerde, ümmetin fertlerinin, arkalarından yürüyenlere önder ilim, fikir, hak, hayır alanlarında ilerlemek, sırat-ı mustakimde yürümek ve son Peygamberin hidayetine tabi olmak isteyenlere örnek olduklarını anlattık.

Nitekim ümmetimizin başından zafiyet yaşadığı ve geri kaldığı dönemler de geçmiştir. Ümmetin fertleri, dünya peşinden koşmaya başlayıp, davetlerini terk ettikten ve yaşam tarzlarından vazgeçtikten sonra...Bununla ümmet zelil olmuş ve düşmanları onu kuşatmışlardır. Ümmeti ilgilendiren işlerde onlar karar verir olmuşlar, hayat şekillerini dayatmışlar, örf-adetlerini uygulamışlar, dillerini yaygınlaştırıp fikirlerini ve iftiralarını yaymışlardır. Yardımcılarını da kendi yollarında yürüyen kendi yaşam tarzlarını benimseyen insanlardan seçtiler. Kendilerini taklid edenleri, onları savunup müdafada bulunanları ümmetin başına musallat ettiler.

Fakat,

Ümmetin bazı fertleri tekrar uyandılar ve rüştlerine sarıldılar. Başlarına gelenlere bakıp, musibetlerini incelediler. O şerefli maziye, o doğru yola dönmek için yapılması gereken şeyleri araştırdılar. Araştırmaları neticesinde bunu sağlamanın şunları gerekli kıldığını anladılar:

1-Son Peygambere, raşid halifelerine ve onların yolundan yürüyenlere uymak. Sözde, amelde, yaşam tarzımızda ahlak ve terbiyede...bunların hepsinde onlara uymak.

2-Hayatın her alanında -dil , giyim, karışık yaşam, medeni olma iddiası vs.- düşmanları taklid etmekten uzaklaşmak.

3-Düşmanlara, onların bize baktığı gözle bakmak.

4-İnsanları uyandırarak, gerçekleri beyan ederek, geçen zamanda yaptıklarımızın neticesinin ne olduğunu anlatarak bizden olup sapmış olanları doğru yola geri çekmek için çalışmak.

5-Dünyanın aldatıcı güzelliklerini bırakıp, istikamete ve salih amele yönelmek, sırat-ı mustakimde yürüyerek, hesap gününe; her nefsin yaptıklarının karşılığını alacağı o güne hazırlanmak.

6-Nefsin arzularından ve vesveselerinden uzak durmak.

işte ümmet bunlara tabi olur, rüşdüne ve doğru yoluna dönerse-Allah'ın izniyle- önderlik de liderlik de ona dönecektir. Bütün dünyanın da önüne geçecek ve liderliği elinde kalacaktır. Hayır her tarafa yayılacak, eman-emniyet her yeri kuşatacak, davet de Allah'a olacaktır. Meyveleri toplama zamanı gelmiştir.

...Allah emrinde galiptir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Ey Basiret Sahipleri! İbret alın!

Son duamız,

Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun!
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: vuslat - 19 Ekim 2007, 08:41:32 ÖS 20
(http://img146.imageshack.us/img146/1341/174071k4534vs1.jpg) (http://imageshack.us)


Civil civil cocukluk cagindan gencligin umut dolu günlerine dogru uzanan hayat cizgisinde nice insanlar kaybolup gitmistir.

Piril piril sevecen bakan gözleriyle herkesi güzel gören nice genc kizlar ve delikanlilar kötülerin tuzaklarina ve cirkin emellerine kurban gitmistir. O kalplerin güzelliklerle dolu cocuklarin mutlu olmaya haklari yokmuydu? NEden agliyarak karanliklara karisip gitiler? Bu dünyada mutlu olmanin yolu yokmu? Iste gercek hayatin icinden alinan bir kesit.
roman kahramanlarimiz da bu sorulari kendilerine ve cevrelerine sordular. Sizde yasadigimiz bu dünyada gercek saadeti ariyorsaniz bu romani okumanizi tavsiye ederim ;)
Cünki bugüne binlerce kisi, eseri okumus ve sorularinin cvpini bulmuslar..
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 20 Ekim 2007, 03:41:37 ÖÖ 03
Ben  çiçekler susayıncayı ortaokula giderken okumuştum.Çok acıklıydı yaa  :(Çocuk aklımla ne kadar üzülmüştüm.Hatırlattınız tşk akabe...
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 21 Ekim 2007, 01:58:54 ÖS 13
arkadaşlar engin noyan kuran günlükleri serisinden sonra hadis günlüğü kitabını çıkarmış....

Hadis Günlüğü, Münib Engin Noyan MİM YAYINCILIK

(http://www.kitapyurdu.com/getimageV2.asp?resimkod=125743&boyut=185)


“Kur’an Günlükleri”mi üç mütevazı kitapçık halinde neşrettikten sonra, “Hadis Günlükleri”mi de neşretmek adeta, tabir caizse, “vacib” oldu. Aslında buna bu fakiri, ey benim sevgili okuyucularım, siz teşvik ettiniz. Hak Teala, azze ve celle, cümlenizden razı olsun. İtiraf etmeliyim ki “Hadis Günlüğü” tutmayı, “Kur’an Günlüğü” tutmaya başladıktan çok sonra akıl ettim. Hadis-i Şeriflerin mübarek Kur’an’ı en güzel, en doğru şekilde anlayabilmek, sonra da alabildiğine içselleştirip hayata aktarabilmek konusundaki önem ve değerlerini elbette ki biliyordum ama, onlarla bu kadar hemhal olmamıştım doğrusu! Beni bu son derece önemli ve bir o kadar da zevkli ve heyecan verici uğraştan alıkoyan, bazı Hadis-i Şerifler’in sıhhati konusunda sık sık gündeme getirilen tartışmalar olmuştu.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=125743
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: akabede_biad - 21 Ekim 2007, 02:53:01 ÖS 14
(http://img528.imageshack.us/img528/8950/3muhammedbh2.jpg)

Üç Muhammed 
DÜŞÜN YAYINCILIK 
9789755501499 

 
 
 
O kimileri için, arkasından gözyaşı dökülen tatlı bir anı olmuştur.

Onlar onun hatırasıyla yaşamayı, kendisiyle yaşamaya tercih ederler. Onlar onun arkasından ağlamayı, onu önlerinde görmeye tercih ederler. Onlar onun sakalını ve hırkasını, misyonundan daha fazla severler. Ondan bir efsane gibi söz etmeyi, birlikte yaşanılan bir "dost" olmaya yeğ tutarlar.

Daha başka kimileri için ise, o tarihin konusudur. O, "bir iletişim aleti" gibi ilahi mesajı iletmiş ve misyonunu tamamlamıştır. O, bugüne taşınamaz. Biz onunla, tarihi bir değer olarak ilişki kurabiliriz.

Kur'an içinse o, hayatın aktif, kurucu ve inşa edici bir öznesidir. Misyonu ölümsüz olandır. Kur'an, onu çağa taşımak için çırpınır. Onun tarihe hapsolmasını önlemek için onunla ilgili tarihsel olayları müminin yüreğine, imanına, ibadetine taşır. Kur'an müminin hayatında onu güncel kılmak için ne gerekiyorsa yapar.

Kur'an'ın bak dediği yerden bakanlar ise onu "üretmek" için çaba harcarlar.

Kur'an'da onu, onda Kur'an'ı görürler. Onu Kur'an'la, Kur'an'ı onunla tanırlar. Kur'an'a onun aynası, ona Kur'an'ın aynası gibi bakarlar. Çünkü onlar, onun risalet mirasına ihanet etmekten korkarlar.
 
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: serender - 21 Ekim 2007, 05:27:11 ÖS 17
teşekkürler akabe
üç muhammed "illaki de " okunması gerekenler arasında
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: akabede_biad - 21 Ekim 2007, 05:30:56 ÖS 17
teşekkürler akabe
üç muhammed "illaki de " okunması gerekenler arasında


birşey değil kardeşim gerçekten dediğin gibi illaki okunması gereken çok güzel bir kitap
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 21 Ekim 2007, 10:18:23 ÖS 22
üç muhammed kesinlikle okunsun bence de ;)
Teşekkürler akabe_biad.
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: TaLiA - 21 Ekim 2007, 10:20:25 ÖS 22
bence de.. islamoğlunun tüm eserleri gibi bu eser de mutlaka okunmalı..

tşkler...
Başlık: Kur'an'ın Işığında Hz. Muhammed
Gönderen: maxpayna - 26 Ekim 2007, 02:46:29 ÖÖ 02
Bülent Şahin Erdeğer'in kaleminden okuyucuya kazandırılan 'Kur'an'ın Işığında Hz. Muhammed' isimli kitap sade bir dille Hz. Peygamber (sav)'in Kur'an'daki konumuna ışık tutuyor ve bugün Peygamberimizi doğru anlamamız için Kur'an-ı Kerim'de yer alan ipuçlarını analiz ediyor.

Kur'an'dan bağımsız şekilde üretilen kimi aşırı övücü telakkilerle Hz. Peygamber'in sünnetini reddeden aşırılıkların hatalarına dikkat çeken kitapta Erdeğer, Kur'an'ın çizdiği dengeli tavrı çeşitli konu başlıklarıyla inceliyor. Resulullah'ın insani yönleri, risalete hazırlanışı, örneklik olarak ortaya koyduğu ahlakı, rehber olarak edindiği bilgi kaynakları, Resul'e itaatin mahiyeti, Peygamberimizin hüküm vermesinin izahı, Resul (as)'ı uyaran ilahi yönlendirmeler, karşıtlarının mucize talepleri, Rabbimizin O'na yardımları ve Sünnet-i Nebî'nin günümüz için taşıdığı anlam Kur'an ayetleri ekseninde değerlendirilmiş. Kur'an ve Sünnet bütünlüğüne vurgu yapılan kitapta yazar tarihte yapılmış tartışmalarla ilgilenmekten çok, bugün pratikte Sünnet'in ruhunu nasıl yakalayabileceğimizin imkanlarını aramakta.

Kitabın Künyesi:  'Kur'an'ın Işığında Hz. Muhammed' Bülent Şahin Erdeğer, İtidal Yayınları, 165 Sayfa,
 
İsteme Adresi:   Ş. Yarbay Cesur Cad. Hilal Sk. No: 8/1 Şirinevler İstanbul Dost Kitabevi - www.itidalyayinlari.com

Tel.: 0212 555 95 11  bilgi@itidal.com

(http://www.kudusyolu.com/resim/diger/kuraninisiginda.jpg)

KAYNAK (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=125642&session=S3286309166249721315&LogID=)
KAYNAK-2 (http://www.islamvehayat.com/haber_detay.php?haber_id=601)
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: vuslat - 13 Kasım 2007, 01:33:36 ÖÖ 01
(http://img441.imageshack.us/img441/2355/bt3nogcnwubkns7ek6xdagn0.jpg)[/


Ekinler Yeserdikce
Yazar: Ahmet Günbay Yildiz

Ekinler bakti kibriti cakmadan önce.. Buhar buhar kaynasan topragin sinesinden, sihirli bir kokuyu soluklanarak filizlenmisler. Yesilin insan ruhunu büyüleyen tonlariyla haykirip aciga cikmis hepside. Simdi köyün eteklerindeki tarlalar, yeseren ekinlerle bir baska endamda. Seyirde bekleyen gözleri kamastiran sihirli bir tablo görünümünde..
(http://imageshack.us)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 20 Kasım 2007, 02:04:42 ÖÖ 02
ilim amelle süslenirse ortaya imrenilese hayatlar çıkar.
Zeynep ışık ablam işte öyle imrenilecek bir müslüman hanimefendisi-islam hadimi.
ve Şükran Taşdelen, ve Ayşe Üzümcü
tefekkür dergisinin (http://www.tefekkur-dergisi.com/default.asp)çok değerli yazarları, münevver şahsiyetler..yolunuz urfaya düşerse mutlaka tanışmanız gereken CAN kardeşler.

Elimde Zeynep ablama ait bir kitap var Çıra yayınlarından çıktı. adı "Allah'ımızı Tanıyormuyuz." evet 99 esmayı anlatıyor. ama bilinen esma şerhleri gibi değil. güncel dili yakalamış. hem hayattan hem hayata hayat katan kitaptan(k.k.) alıntılı çok güzel bir eser. bitirmeme çok az var. (bana hediye geldi) kitap yurdundan da sipariş verilebiliyor.
tavsiye ederim...

"Tanıyabilmek içinde Onun sıfatlarını ve fiillerinden türeyen isimlerini bilmesi gerekir. Bunları bilmenin tek yolu da İlahının kendisini tanıttığı gibi tanımasıdır.Onun kendisini tanıtmasından daha doğru bir tanıtım olamaz" diyor Zeynep ablam...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 12 Şubat 2008, 06:33:39 ÖS 18
hangi kitapları okuyoruza devam edelim.
diğer sitede yazmıştım gerçi de burada da yazayım devamını
 nazan bekiroğlunun isim ile ateş arasından sonra sayın ozancanın tavsiyesi cam ırmağı taş gemi var elimde tahminim bu gece biter inş. bitsin ondan sonra yorum yazarım .
ama itiraf edeyim nazan bekiroğlu kitaplığından en sevdiğim hala nun masalları...

arkadaşlar bundan sonra ne okuyayım?
ama lütfen edebiyat olmasın.:)
hani kolestrol hastaları gibi canım çok istiyor ama okumamaöm da gerekiyor çünkü ihtiyaç dışı.:)


Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 12 Şubat 2008, 06:34:54 ÖS 18
Necip Fazıl ...
O ve Ben ...
Okudunuzmu ?
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 12 Şubat 2008, 08:14:23 ÖS 20
Necip Fazıl ...
O ve Ben ...
Okudunuzmu ?
Ben okudum seneler önce...

Ve Bu kitaptan sonra Necip Fazıla bakışım tamamen farklılaştı.Ben Necip Fazılı kendinden öğrendim.Bu kitabı Necip Fazılın zihnimde şekillenmesi için son nokta oldu.İyi bir düşünür,iyi bir edebiyatçı,bir hizmet insanı,değerli bir insan ama...
Aşırılığa gerek yok diyenlerin bunu demelerinin altında yatan sebebi anladım.

Bende tavsiye ederim bu kitabı ve bunun yanında diğer bütün eserlerini...Sahte Kahramanalr,Doğru Yolun Sapık Koları,İdeologya örgüsü,Cinnet Müstatili,Çerçeveler,makaleleri,Aynada ki yalan,siyah pelerinli adam.. üff daha çok var işte ebnce okuyabildiklerinizi okuyun.MosKof Mezalimini okumayın çok sıkıcı :P şaka okuyabilen okusun.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 12 Şubat 2008, 08:17:47 ÖS 20
Alıntı
cam ırmağı taş gemi var elimde tahminim bu gece biter inş. bitsin ondan sonra yorum yazarım .
Ya bu kitap nerdeyse 1 aydır elimde .Gittiğim her yere benimle gidip geliyor ama hala 15 sayfasını filan okuyabildim.Serender peki anzan Bekiroğlunun başka hangi kitapalarını okudun.Bak edebiyat olmasın demişsin ama okumadınsa 'Cümle Kapısı,Nun Masalları'' çok güzedir. ;) Mai Lale,Yusuf Ve Züleyha da ikinci planda aklında olsun.Yaşasınnn edebiyat :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 12 Şubat 2008, 08:25:44 ÖS 20
evet necip fazılı okudum bende
başka?
okuduklarınız şu an elinizdekiler?

okuduğum beşinci kitabı betül

nun masalları(harika)

evet mavi lale (güzel)

mor mürekkep(yine buralarda bi yerde senin tavsiyenle okumuştum evet güzel)

ve isim ile ateş arasında(buda çok çok güzel harika evet.
yeniçerilerin hikayesini ve nihadeyi müthiş resmediyor..

cam ırmağı taş geminin şu an bitirdiğim kısmında taçmahalin hikayesi vardı off bayıldım. .. ne öyle prenseste ne öyle kral uuff ya mavi gül dalı çok harika.
hayır betül gezmelerde ki o aralarda okunacak kitap değil o içine girmedikçe vermiyor tamamını sakin kafayla oku zor olmadığı için sabah sakini değil akşam hatta gece sakin kafası yeterli güzel bir masal niyetine oku. yok önce sütlü kahveni iç ardından :) çünkü bırakıp sütlü kahve almaya gidemezsin :) hadi bitirelim bu gece(ben bitireceğim de:))

hayır edebiyat fazla olunca hiç istemediğim şey olur
romantik serender hayır yaa bak çekilmez olurum :)
nerde max onun Ercüment özkan serisinden okumadığım ne vardı başka :)
oda çok kuru yazıyor ya napalım ikisi bir arada ancak islamoğlunda var onun da okumadığım bi seyranisi kaldı :)

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 12 Şubat 2008, 08:36:53 ÖS 20
ya serender ne Ercüment Özkanı yaa.Nazan Bekiroğlunun arkasına gitmez. :)

O zaman cam ırmağı taş gemiyi uykudan önce süt niyetine okuyayım.Ama bugün bitiremem daha 15 sayfa okudum diyorum :)Ve ben tek kitap gidemiyorum bir kaçı beraber daha iyi oluyor.Ve dur sana ben bir tavsiyede bulunayım Dücane Cündioğlu oku :) Mesela edebiyattan sonra tatlı-sert bi geçiş 'Phila Sophia-Loren' okudun mu bu nu?Ve Başka okudukların varsa dücaneden bana söler misin hangileri üstlerde olsun?
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 12 Şubat 2008, 08:43:27 ÖS 20
oou harika
bende tek kitap gidemeyenlerdenim. diğerini demiyorum o tefsir öbürü cemalettin vatandaşın siyeri e elimde ibni kesirde var arad ansiklopedilerde oluyor mecburi hizmet vs.

dücane haa:)
akifi ve meriçi tanıtan son kitaplarını biliyormusun bir mabet işcisi ile bir mabet bekçisi ..?
ama yok yok cenabu aşka dairi çook güzel biraz ağır ben üç dört defa okudum diyebilirim bir parmak bal gibi hemen bitiyo.:)
tabi bu arada dücaneyi tanırsın biraz bize uymayabilir tasavvuf filan olsun ya benim için farketmez eminim senin içinde farketmez.
bunu oku bence (ay bnede mi okusam yine :))
cemalettin vatandaşın peygamberin hayatı da güzel tavsiye ederim.

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 12 Şubat 2008, 08:54:14 ÖS 20
Kundaktaki ermiş mirdatı okuyunuz ..
Daha önce söyledim ama ..
Sonrada analiz edin ama ..
Anlatmazsan anlamı olmaz ...
selamlar ....
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 12 Şubat 2008, 09:02:56 ÖS 21
Tanımam mııı.Ya aslında ben uyumsuzlarda da bir uyum bulmayı seviyorum.Cenabı Aşka dairi okudum bende.Evet söylediğin gibiydi ve farklı bakış açıları bize ancak zenginlik verir. ;)
Ama Meriçe dair olan kitabını okumadım.Elimde başka kitapları var.'MeşRutiyetten cumhuriyete Din Ve Siyaset' özellikle tavsiye edildi.Gaiba onu okurum ben yakın zamanda.Hadi gel eş zamanlı okuyalım ;)

Ozanca mirdatı bende okumak istiyorum.Bunu dikkate alacağım. ;)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 12 Şubat 2008, 09:06:54 ÖS 21
Daha önce de Serender ile bu kitapları konuşmuştuk.Ben yine hatırlatayım:
Abdulhamid Bilali'nin "Şeytandan Korunma Yolları" ve "Arınma Yolu I-II"

Bunların arasında sizi hiç yormayacak hikayeler de okuyabiliriz.Mesela Mustafa KUTLU,
"Tufandan Önce ,Beyhude Ömrüm , Yoksulluk İçimizde , Hüzün ve Tesadüf...vs."

Ben çok sevmiştim...

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 12 Şubat 2008, 09:12:36 ÖS 21
Amakı hayali okudunuzmu ?
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 12 Şubat 2008, 09:23:11 ÖS 21
Amakı hayali okudunuzmu ?

Ben okudumm.Ve  çok beğenmiştim okuduğumda.Okumayan varsa mutlaka okusun ;)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 12 Şubat 2008, 09:25:26 ÖS 21
O zaman şöyle yapalım ..
Siz okumadıgınız kitapları yazın ..
Ben eger okuduklarım varsa ..
İçinden begendiklerimi yazıyım ..
Nasıl yol ama :)
Selamalr ..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 12 Şubat 2008, 09:37:37 ÖS 21
ohoo erken pes ettiniz gibi me geliyor.Şöyle yapalım.Siz tasiye edin ama okuduysak sesimizi çıkarmayalım.

Bu arada Narçiçeğinin Mustafa Kutlu tavsiyelerine Akasya ve Mandolin( bu kitabın ismine bayılıyorum),Şehir Mektuplarını da eklemekde fayda var.Ben mustafa Kutlunun yazılarını seviyorum ama itiraf edeyim bazende sıkılıyorum özellikle hikayelerde.Ama bunun Kutluyla alkası yok bir edebiyat sever olarak Roman ve hikaye sevmeyen biri olarak kendi tuhaflığımdan kaynaklanıyor.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 13 Şubat 2008, 12:12:15 ÖÖ 00
Alıntı
serender
nerde max onun Ercüment özkan serisinden okumadığım ne vardı başka :)
oda çok kuru yazıyor ya napalım ikisi bir arada ancak islamoğlunda var onun da okumadığım bi seyranisi kaldı :)

ercü kitapları için bakınız : ( siteyi yenilemişler çok hoş olmuş. ufak bir iki ercü videosu var izleyiniz)
http://ercuemend-oezkan.com/index.php/component/option,com_booklibrary/task,showCategory/catid,55/Itemid,72/

kuru mu ? eğer yutmakta ya da sindirmekte zorluk çekiyorsan üstüne bir bardak su iç  :D
sana kuru gelen bana balık eti gibi geliyor. herkesin tarzı farklıdır saygı duymak lazım.
islamoğlunu ben de severim ama fazla edebiyat yapması da benim içimi kıyıyor bayıyor yahu  :D

bu arada dün öğrendim rivayet sahih sayılır mustafanın soyadı KONT muş. mustafa kont (bilgisi olan varmı teyid edecek)

Alıntı
betul
ya serender ne Ercüment Özkanı yaa.Nazan Bekiroğlunun arkasına gitmez.

 :o >:( edebiyatçı değilmi diri diri yakacaksın bunları  :P

Alıntı
serender
cemalettin vatandaşın peygamberin hayatı da güzel tavsiye ederim.

cemalettin mi ? celalettin mi ? ayrıca aldım okumadım ama o kitap kaçmaz arkadaşlar.
bu adamın adı da farklı bişeydi.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 13 Şubat 2008, 01:34:55 ÖÖ 01
o ismi hep karıştırırım  max daha dün uyarılmıştım arkadaş kitap yurduna arama yaptırıyor ben de o zaman öbürünü dene celalattin cemalettin :) evet çok komik:)

edebiyat derdi ile yazılmışsa kaçıyorum malum kolestrol :)
ama derdi deedim ile aynıys arada da edebiyat varsa uff müthiş oluyor :)
sende de bi ercümnet özkan var
başka söyle hazır kitap okuma modundayım gider bu aralar..

mustafa kutlu ve onun "sır "rı kaçmaz

ama ki hayali tanımadım neyin nesi daha anlatın ..lütfen

evet nar çiçeği ablam bilal çok hoş evet hiç edebiyat derdi yok ama çok seviyorum ihlas işte onda ki

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 13 Şubat 2008, 01:52:40 ÖÖ 01
Alıntı
serender
sende de bi ercümnet özkan var  başka söyle hazır kitap okuma modundayım gider bu aralar..

1- mevzu hadisler - yaşar kandemir
2- tefsirde israiliyat - abdullah aydemir
3- tasavvuf ve islam - ibrahim sarmış
4- hz muh dogru anlamak - ibrahim sarmış
5- vahiyden kültüre - celo (celalettin vatandaş)
6- kemalizm, laiklik şehidlik - mehmet pamak
7- süleymaniye vakfının ufak kitapçıkları  http://www.suleymaniyevakfi.org/modules/kitaplar/viewcat.php?cid=1
8- mehdilik - avni ilhan
9- Sünnet ve Hadisin Anlaşılmsında Metedoloji Sorunu  Dr. Mehmed GÖRMEZ
10 - İslam Düşüncesinde Hadis Metedolojisi Hayri KIRBAŞOĞLU
11- Mezhepler Tarihi Muhammed Ebu ZEHRA
12- Gelin Müslüman Olalım MEVDUDİ

mustafa ve ercüyü atlarsak ilk başta bunları okumanızı öncelikli olarak öneririm. daha fazlası için TIKLAYINIZ (http://maxpayna.blogcu.com/Kitaplik/)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 13 Şubat 2008, 02:03:38 ÖÖ 02
Max yakın köylüsünü tanırım arkadaşım ...
Babası dedesinin talebesiymiş ..
İslamoglu diyor ama  özel olarak sormadım ...
Belki köydeki lakaplarıdır İslamoglu ...
Senin için sorarım ..
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 13 Şubat 2008, 02:10:39 ÖÖ 02
ayrıca
Macellanya ... Jules Verne ...
Onuda ben tavsiye ediyim ..
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 13 Şubat 2008, 05:34:29 ÖS 17
naptın makıs hepsi birden mi tavsiye edilir. gözü karkar adamın (mesla benim korktu) çoğunu hatta bi kaçı eksik ama yine de korktum.
şöyle arkadaşlar :
tavsiye edeceğimiz kitabı bi arkadaş tanıtıyormuş gibi anlatalım. ki okuyacak olan kişi kendisine uyar-uymaz değerlendirmesini yapsın. değil mi?

ozanca onu okumuştum haa klasiklere gelelim . ay ne iyi gider.
çok yazmışımdır, önermişimdir. zaten benim uzun kitap listesi çıkarma gibi bir alışkanlığım yok :P :)
en fazla beş kitap :)
okumuşunuzdur ama
bir çift yürek
aman Allahım nasıl güzeldi nasıl güzel.
roman tabiki .
doğal ve içgüdüsel yaşamı sevdiren en nadide ve en güzel eserlerden . hatta otorite de diyebilirz. bir çift yüreğe. tercüme olmasına rağmen bir nefeste bitebilecek bazen aklınızın sınırlarını (özelikle sonunda) zorlayan marlo morgunun baş yapıtı!

bi tane daha var yine böyle en güzel cümleleri onun için sıralayabileceğim ama onu sonraya saklıyorum.
arkası yarın ;)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 14 Şubat 2008, 12:25:08 ÖÖ 00
Alıntı
serender
naptın makıs hepsi birden mi tavsiye edilir. gözü karkar adamın (mesla benim korktu) çoğunu hatta bi kaçı eksik ama yine de korktum. şöyle arkadaşlar : tavsiye edeceğimiz kitabı bi arkadaş tanıtıyormuş gibi anlatalım. ki okuyacak olan kişi kendisine uyar-uymaz değerlendirmesini yapsın. değil mi?

seçenek sunmayı severim (her konuda)
içinden ilginize göre birini seçiniz. ama imkanınız var ise hepsini sıra ile okuyunuz. daha ne diyeyim.
ben arkadaşlarımı tanıtırken de ali bu veli, veli bu ali hadi kaynaşın derim birbirinin üstüne salarım  :D

Alıntı
serender
okumuşunuzdur ama
bir çift yürek
aman Allahım nasıl güzeldi nasıl güzel.
roman tabiki .
doğal ve içgüdüsel yaşamı sevdiren en nadide ve en güzel eserlerden . hatta otorite de diyebilirz. bir çift yüreğe. tercüme olmasına rağmen bir nefeste bitebilecek bazen aklınızın sınırlarını (özelikle sonunda) zorlayan marlo morgunun baş yapıtı!

bunu okumuştum bir kadın aborjinlerle seyehat ediyor falan. ama balık hafıza işte unutuyor....... :(
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 14 Şubat 2008, 02:04:46 ÖS 14
Alıntı
Serender
mustafa kutlu ve onun "sır "rı kaçmaz


Evet Ser.Mustafa Kutlu'nun Sır'ı gerçekten harika.Hele o cümle çok hoşuma gidiyor:"Aramakla bulunmaz ama bulanlar hep arayanlardır"

Bu arada Bilali'nin eserlerinde, düşüncelerini   edebi endişe taşımadan dile getirmesi hiç de rahatsızlık vermiyor gerçekten...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 14 Şubat 2008, 02:30:33 ÖS 14
Serender ben bir çift yüreği okudum ama pek beğenmedim.
Ben roman okuma ve beğenme özürlüyüm :(
Ama tavsiye edeceğim bir roman var ki harikaaaaaaaa.
Murat menteş /Dublörün Dilemması muhakkak okuyunn harika bir roman ;)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 16 Şubat 2008, 01:03:23 ÖÖ 01
Max seni görünce aklıma geldi ..
Evet haklıymışsın İslamoğlunun soyadı KONT imiş ama degiştirmiş ..
Kendisi degiştirmiş İSLAMOĞLU olmuş ...
İstihbarat saglam yani :)
Selamlar ..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 17 Şubat 2008, 02:16:11 ÖÖ 02
Kontmuu :-\
Çok komik yaaa. :) :D ;D
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 17 Şubat 2008, 02:17:57 ÖÖ 02
eşşekçekmezoğulları bile var bu ülkede :)
selamlar ..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 17 Şubat 2008, 02:21:23 ÖÖ 02
Bu yine anlaşılır.En azından sakat makat bi mantığı var.Aam kont ne?İslamoğlu kayserili(hemşerim yani ;)).Sömürüsü olduğunuz bir miletin kelimesi filan olsa,yada etkieşimli olduğunuz bir kültüre ait bir nebze anlaşılabilir.Mesela kayseride ermeniler vardı osmanlı döneminde.Ermenice bir soy adı olsa garipsemem ama kont ne yaaa :-\ ;D
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 17 Şubat 2008, 02:29:08 ÖÖ 02
Alıntı
bbetull
Ama tavsiye edeceğim bir roman var ki harikaaaaaaaa.
Murat menteş /Dublörün Dilemması muhakkak okuyunn harika bir roman ;)[/font][/color]

evet gerçekten hayal gücü yüksek bir roman olmuş. kafa dağıtmak isteyenler için eğlenceli bir kitap.

Alıntı
ozanca
Max seni görünce aklıma geldi ..
Evet haklıymışsın İslamoğlunun soyadı KONT imiş ama degiştirmiş ..
Kendisi degiştirmiş İSLAMOĞLU olmuş ...

eyvallah ozanca...

Alıntı
betul
Kontmuu Kararsız
Çok komik yaaa.

gülme betul adam kraliyet ailesinden geliyordur belki ne biliyon ? kont olamaz mı ? cumhurbaşkanın eşi first lady oluyo  ama
yakışır mustafama kontluk. zaten bi aristokrat havası var ağzını yidiğimin  :D

aklıma takılan neden kontu islamoğlu olarak değiştirmiştir ? aklıma bi cümle geldi birazdan eklerim.epey acılı olacak ama !!!
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: LepYota - 17 Şubat 2008, 03:30:12 ÖÖ 03
islamoğlunun soyadı kont muymuş :-\  ;D


"Bir çift yürek'i" bende okudum ve gerçekten çok güzel kitaptı.
 "Hayvan çiftliği" de çok güzeldi :)

çok fazla roman okumamakla beraber en son okuduğum roman Ahmet Ümit "Kavimdi" çok beğenmiştim. sürükleyiciydi.

Şimdi okuduğum kitap İsmail Bilgin "Medine Müdafası"





Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 17 Şubat 2008, 03:39:32 ÖÖ 03
Alıntı
maxpayna
aklıma takılan neden kontu islamoğlu olarak değiştirmiştir ? aklıma bi cümle geldi birazdan eklerim.epey acılı olacak ama !!!

demiştim;

veda hutbesinden;

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.



şimdi muhterem mustafa islamoğluna soysuz deme gibi cürete sahip değilim, alakası bile yoktur (belki) ama aklıma bu sözler geldi.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 17 Şubat 2008, 04:33:23 ÖÖ 04
Yavuz Bahadıroğlu'nun da adı Niyazi Birinci'dir.
İslamoğlu babasını reddetmiyor ki?

babasından başkasına neseb iddiası farklı bi konu değil mi

her neyse ...

geçende elime bi dergi geçti paylaşayım hemen
beğenerek okudum
içinde çok sevdiğim yazarlarda var
adı : Özgün İrade
içerik zengin, isimler tanıdık, konular güncel....

tavsiye ederim...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 18 Şubat 2008, 02:42:32 ÖÖ 02
Max hayatının en mantıksız çağrışımı olmuş.Biz bunu okumamaış olalım. ;D Zihni bir yorgunluk var galiba. :D
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 18 Şubat 2008, 03:22:52 ÖÖ 03
mantıklı ya da mantıksız. aklıma geldi işte
soyadı neden değiştirilir ? bir baba olarak düşünün bunu.......
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 18 Şubat 2008, 01:09:28 ÖS 13
Muhtemel babasıda rahatsızdır ...
Babasıda kasabada ders veren muhterem bir zat ...
Sanırım rahatsızdır ...
Velakin yeni soy adını sevmiştir ..
Gerçekten yürütülen mantık biraz tuhaf kalmış Max..
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 18 Şubat 2008, 02:53:45 ÖS 14
Soyadı değişitirmek ya da ad değiştirmek çok abes bir durum değil.Haklı gerekçeler varsa tabi...İslamoğlu güzel bir soyadı ama biraz sıkıntı verebilen durumu da var.Şöyle ki: İslama yakınlık duymasını istediğim bazı insanlara kitap hediye ederken "İslamoğlu" soyadı iddialı gelebiliyor karşı tarafa...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 18 Şubat 2008, 03:08:36 ÖS 15
önyargı diye buna derler..
çok seviyorum İslamoğlu'nu :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 18 Şubat 2008, 03:21:53 ÖS 15
Ben de çok seviyorum Ayşegül ama inan birkaç kez bu önyargı ile karşılaştım.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 18 Şubat 2008, 03:28:54 ÖS 15
bende.
Yürek Devleti kitabını buradaki arkadaşlarım önerisi ile okudum.
Çok güzel bir kitap tabi.. Faydalansın diye arkadaşlarıma hatta çok yakın bir-iki dostuma vermek istedim... Ama garipse(n)di..
İçerik harika tabii..  (bence)

hitap farklılığını düşündüm tabi..

çok okunacak kitap var..
Önerileri özellikle takip ediyorum. not alıyorum. sıralama yapmaya çalışıyorum.
Okumaya ömrüm yeter/yetecek mi bilmiyorum.
ve kitap okumayı çok özledim. :(

bugünlerdeki hayalim ise..
kütüphaneye benzer bir odam olsun istiyorum..
sessiz sakin..
bir köşede öylece kitap okumak istiyorum saatlerce..
İnşallah ilerde gerçekleşir.
Gerçekten çok istiyorum yaa.. :(
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erva - 18 Şubat 2008, 04:59:01 ÖS 16

çok okunacak kitap var..
Önerileri özellikle takip ediyorum. not alıyorum. sıralama yapmaya çalışıyorum.
Okumaya ömrüm yeter/yetecek mi bilmiyorum.
ve kitap okumayı çok özledim. :(


ayşegül ben de sıraladığım kitaplara bakıyorum da ömrüm yeter mi bilemiyorum..:(

burda önerilen kitaplrı da almaya çalışıyorum.ama beklemedeler..

ve inş gönlüne göre bir odan olur:)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 18 Şubat 2008, 06:49:06 ÖS 18
burada ki paylaşımları bende beğenerek takip ediyorum.
benimde tazsiyelerim olmuştu şimdi (ayşegül özellikle sen)not alıyorum deyince mini bi açıklama gereği hissettim.

benim nazan bekiroğlu kitaplarına karşı olan tavrım o bildiğiniz serendere çok bişey katmayacağını düşünüyorum zaten o kitapları da inanın nefsime söz geçiremediğim için okuyorum. yani muzdaribim. yok insafsızlık etme diyeceksiniz o zaman şöyle derim arada okunmalı 3-4 ayda bir mesela isim ile ateş arasındayı çok beğendim ardından hemen ozancanın tavsiyesi cam ırmağı taş gemiyi okudum ya hani tatlı üztüne tatlı oldu oda çok güzel ama çok güzel bi kitap
mesela kuzey ülkesinin prensesi, mavi gül dalı hele sonunda tekrar isim ile ateş arasında kitabının sonunda kızdığım nihadenin karşıma çıkması ..zaten isim ile ateş arasında kitabının sonunda nihadeye bende kızmıştım hayır oda semender olmalı demiştim belli ki yazıcıda aynı duyguları yaşamış orada cam ırmağı taş gemide narı göstermiş nihadeye :) oh mu olmuş hayır yangın böyle bişey işte belkide yangının çok içinde olmak yangına alışkın olanlarınmükafatı gibi olması gerekendi ama ne tatlı acı dimi ..neyse burayı ben anlatamam susayım..
ha şimdide cam ırmağı taş gemide kuzey ülkesinin damadına o son çok adilce değil sayın yazıcı veliahtında sonunu tıpkı nihade gibi merak ediyorum... en az üç ay sonra açmak üzere bekiroğlu sayfasını kapadım..üzgünüm..:(

gelelim kitap tavsiyelerine burada yazmadım ama hep derim denge yayınlarının bilinç serisi ihmal edilmemeli
kulluk bilinci, ahiret bilinci, dua bilinci, ümmet bilinci, namaz bilinci vs..illakide

ama ... ama.. ama..
okumaktan bahsederken yahudileşerek ayrıntıya boğulmayalım
illaki de ama illaki de
bize farz olan kuran okumayı ana öğün bilelim...
kuşkusuz yaklaşacağımız tek kaynağımız..
meal ve özellikle tefsir..
tefhimul kuran ilk tefsir okuması için ideal..aynen kitap okur gibi baştan sona..
ancak o zaman bizim kuran hakkında genel bi görüşümüz bir kuran bilincimiz oluşabilir..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 18 Şubat 2008, 06:52:37 ÖS 18
hiç tavsiye etmem ayşegül.bizim ev bazen halk kütüphanesine dönüyor. :-\
şuan elimdeki kitap'komünistler nasıl yalan söyler'
 yazarı  Dr.Fred C schwaez
kitapta kominizmin tanımı ülkelere göre yayılışı,yaptıkları katliamlar(belgeleriyle)vs anlatılıyr.kitaptan enteresan bir söz
_eğer kominist arkadaşınız varsa baltanız yanınızda gezin(türkmenlere ait) ;)
 
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erva - 18 Şubat 2008, 06:58:12 ÖS 18
serender abla kitapları anlatıyorsunuz:) İsimle Ateş arasında adlı ktabı aldım.tavsiyeniz üzerine. okul zamanı okunabilir sanırım.

ALLAH nasip ederse dönem sonu indiriminden faydalnıp tefsir almak istyorum kütüphaneme..Bir hocam da Mevdudi yi tavsiye etmişti.Sizin de onayınız Mevdudi'den yana öyleyse?

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 18 Şubat 2008, 07:06:44 ÖS 19
bak işte uyarıyı geç yazmışım
erva canım benim sen kuran alimi olmaya aday  bir tipsin. ve sana edebiyat israf gibi hele bu günlerinde çok sıkı düşünceye hitap eden kuran çalışmalısın..

sen gülsün erva. güller yeşertecek bahcıvansın güle -güllere hayat suyunu ancak kuran verebilir...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 18 Şubat 2008, 07:18:06 ÖS 19
hiç tavsiye etmem ayşegül.bizim ev bazen halk kütüphanesine dönüyor. :-\
şuan elimdeki kitap'komünistler nasıl yalan söyler'
 yazarı  Dr.Fred C schwaez
kitapta kominizmin tanımı ülkelere göre yayılışı,yaptıkları katliamlar(belgeleriyle)vs anlatılıyr.kitaptan enteresan bir söz
_eğer kominist arkadaşınız varsa baltanız yanınızda gezin(türkmenlere ait) ;)
 

Komünizmi popilist söylemlerle degilde daha orjinal söylemlerden okuyun bence ...
"Asıl hacı hocalardan korkacaksın " Modern Türk Halk sözü ...
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: esen - 18 Şubat 2008, 07:21:51 ÖS 19
bu bir milattır benim için  ilk kez sayın ozancayı anladım :D
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 18 Şubat 2008, 07:25:09 ÖS 19
popilist bi söylem değil ama hadi neyse...
kominizm üzerine bu ara bayağı kitap okudum aslında sadece babama dinlesem yine yeterdi.sizin önereceğiniz kitap varsa bu konuda onu da okuyayım
(ve ozanca....hakkaten bende sizi zor anlayanlardanım ???
hacı hoca?bilmem sayılmam heralde o sözü sevmiyorum hıh >:(
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 18 Şubat 2008, 07:33:22 ÖS 19
ismet özeli okuyun (ki elif sen ona yabancı değilsin dimi)
kominizm için
gidip görmüş gelmiş ya ondan ha olmadı rihayı da okuyun :P
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 18 Şubat 2008, 07:34:47 ÖS 19
bu bir milattır benim için  ilk kez sayın ozancayı anladım :D


Yok yok bu işte bir kasıt var ...
Veya bir ihtimal bende bir sorun var ...
ihtimal umudun bittigi yerde yeni bir umudun başlamasıdır ...
Henuz umudum bitmedigine göre ...
Sorun sizde :)
Nasıl ama :)
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 18 Şubat 2008, 07:38:36 ÖS 19
serender ismet özel deme ablamın tez ödeviydi içimiz dışımız ismet özel oldu :-\ (hepsini okudum sayesinde)
ozanca eğer zihninizden geçenler için ... koymaz bizimle paylaşırsanız daha iyi anlaşırız  :D (neyse buda bi farklılık iyi tuhaflık siz anladınız  8))
vee kapitalide okudum teşkk
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 18 Şubat 2008, 07:38:57 ÖS 19
popilist bi söylem değil ama hadi neyse...
kominizm üzerine bu ara bayağı kitap okudum aslında sadece babama dinlesem yine yeterdi.sizin önereceğiniz kitap varsa bu konuda onu da okuyayım
(ve ozanca....hakkaten bende sizi zor anlayanlardanım ???
hacı hoca?bilmem sayılmam heralde o sözü sevmiyorum hıh >:(

Zor yoktur ..
İmkansız azıcık zorlar ...
Artık bende  anlaşılmamaktan muzdaribim ...
Komünistlerde baltaları sevmez :)
Komünizmi anlamak için kaynak : Karl Marks Kapital ..
Selamlar ..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: esen - 18 Şubat 2008, 07:40:48 ÖS 19
yok milat bitmiştir yine anlamadım
ama yorumlarınıza yorum çok yapıldığına göre sorun gerçekten bende kabul edıyorum
aleyküm selam
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 18 Şubat 2008, 07:42:41 ÖS 19
Şah ve mat :)
Şut ve goll ..
Anlamıyorum diyen beri gelsin :)
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 18 Şubat 2008, 09:41:45 ÖS 21
bak işte uyarıyı geç yazmışım
erva canım benim sen kuran alimi olmaya aday  bir tipsin. ve sana edebiyat israf gibi hele bu günlerinde çok sıkı düşünceye hitap eden kuran çalışmalısın..
Serenderin sık sık dile getirdiği bu okuma mantığını ben doğru bulmuyorum.Bende roman okumayı zaman israfı gibi düşünüyorum fakat bunun doğru olmadığını biliyorum.
Edebiyat sadece zevk almak nefsi tatmin etmek için okunmaz.Edebiyat bir mantıktır.Söz insan için çok öenmlidir.Ve söze hakim olabilmek en çok edebiyat mantığının oturması ile mümkündür.Bİlgi havzamızı sadece kuran ve kendimizce gerekli gödüğümüz şeylerle doldurduğumuzu va sayalım ya sonra ne olacak?Öğrendiklerimizi oturup kendi kendimize mi tekrar edeceğiz.?(edebiyatlada sınırlandırmka istemiyorum sosyooji,psikoloji,felsefe vs.. sosyal ilimlerin bütünü birbirinden ayrılmaz.)Edebiyat bilemeyen söze hakim olamaz ve bildiğini sınırlı kelimelerle ifadeye mecbur kalır.Kuranın uslubu edebi bir usluptur.Arap edebiyatı ve edebiyatın mantığı bilinmeden kuranın hadislerin doğru anlaşılabilir olması düşünülebilir mi?Lütfen bilgileri,ilimleri birbirine kıyas etmek biri daha önemlidir gibi bit yanlışa düşmeyelim hadi kendimiz düştük başkalarını da yanlış yönlendirmeyelim.Ne demek istediğimin daha anlaşılabilir olması için Mehmet Akifin meailini diğer meallerle karşılaştırmalı olarak okunmasını öneririm.Edebiyat insana incelik katar.'Mona Roza gibi gtürk şiirinin en güzel örneklerinden olan şiirin şaairi aslında şairden öte bir düşünürdür.Peki Sezai Karakoçun edebiyat bilgisi sonrası kazandığı mantığı olmasaydı aceba bu kadar zarif düşünebilir ve bu kadar iyi bir düşünür olabilir miydi?Edebiyat zaman kaybıdır mantığını yanlışlayan en gerçek örnek ;iyi edebiyatçıların sadece edebiyatçı olmadıklarıdır.Daha yakın bir örnek İslamoğlunu diğerlerinden farklı kılan en büyük özelliği söze olan hakimiyetidir ki buda edebiyat mantığının yansımasıdır.

Bir edebi eser okuyorsanız konu buraya cam ırmağı taş gemiden geldiğine göre onu vereyim .Bu kitabı okuyup bitirdiğinizde sadece başlayıp bitirdiğiniz bir kaç hikaye mi kalıyor elimizde?Şayet öyleyse kodlanmış bir bilgisayardan farkımız yok.Verileni alırız okadar.

İlimlerin birbirnden ayrılması benim için çok büyük bir yanlış. KArbonhidratlar kilo yapıyor bizim bunları vücudumuza almamamız gerekir mantığında hiç bir farkı yoktur.Karbonhidratı ihtiyacın olanından fazla aldığında kilo yapabilir kakat az almanda bütün vücut faaileyetelerini olumsuz etkiler.

Belli bir zaman diliminde 5 kitap okuyorsam 1 tanesi edebiyattır.Oku ervacım ben şiddetle tavsiye ediyorum İskender Pala,Nazan Bekiroğlu,Nurullah Genç,Sezai Karakoç,Dostoyevski,Tolstoy...Hem dünya edebiyatı hem Türk edebiyatı.Hıı şu olabilir ben 5 kitaptan birinin edebiyat olmasına ihtiyaç duyarım bir başkası 10 taneden birine ihtiyaç duyar.Kişi kendini tanyor ihtiyacını ,yapması,okuması gerekeni biliyorsa zaten nerede durması gerktiğini  bilir:)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 18 Şubat 2008, 11:14:54 ÖS 23
ilginç bi yorum yorumdan öte taşlama mı desem?

ilkeler kişilerin kendi hayat yolundna sapmamaları için illakide gereklidir.

ne olduğumuz kadar ne olmak istediğimizde zihnimizde net belli olmalıdır ki ana yoldan sapmayalım. (kendimiz için ilkelerimizle çizdiğimiz ana yol)

kitap; bizi olmaya götürür. yukarda yazdığım "ne olmalıyım"ı doğru dolduran insanların kitap seçimleri de okuma alışkanlıkları gibi asla boşa gitmez...onu oldurur. doldurur vs..

o kadar çok örnek var ki hangisini yazsam.

şunu sorarım kendime hep. sizde sorun
- Kuranı ne kadar biliyorum? normal bir müslümanın herhangi bir sure hakkında ortalama bir özet çıkartabiliyor olması gerekir acaba ben neresindeyim bu farz bilginin. zihin düşüncenin kaynağıdır eylemin ansı d adüşüncedir. acaba eylemlerimizin çarpıklığı zihnimizin çarpık doldurulmasından kaynaklanmıyor mu?

kitapsızlığın bu ümmetin bir belası olduğunu düşünüyorum kitapsızlıktan kastım elbette kuransızlıktır.

daha önce ki (bu konuda) yazdığım yorumlarıma bakabilirsiniz. edebiyatı severim ama edebiyatı edebiyat için yapanlar bana hitap etmiyor. islamoğlu bu ikisini birleştirebildiği için çok başarılıdır.

şimdi anlaşıldım mı betül?
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: esen - 19 Şubat 2008, 12:51:26 ÖÖ 00

Edebiyat bir mantıktır.Söz insan için çok öenmlidir.Ve söze hakim olabilmek en çok edebiyat mantığının oturması ile mümkündür.Edebiyat bilemeyen söze hakim olamaz ve bildiğini sınırlı kelimelerle ifadeye mecbur kalır.
kesinlikle betüle bu konuda katılıyorum şöyleki bi edebiyat cahili olarak asla iki kelimeyi bi araya  getiremiyorum ;D
bildiğimi karşımdakine ifade edemiyorum
demekki edebiyat okumak gerek
teşekkürler betül
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 19 Şubat 2008, 04:11:49 ÖS 16
Alıntı
ilginç bi yorum yorumdan öte taşlama mı desem?
Yorum asında ilginç değil serender.Bu benim burada söylenenler üzerine düşündüüm bir şey değil.Benim için bu bir bakış açısıdır.
Ve taşlama değil yahu o nerdne çıktı.Sana söylediğim yerlerde ismini yazdım zaten.Yanlış anlamayalım birbirmizi ;)

Ben teşekkür ederim esen abla.Evet o halde yaşasın edebiyatttt :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erva - 19 Şubat 2008, 09:46:10 ÖS 21
Serender ablam ve betül ablam diyorsa bildikleri vardır deyip tavsiyelerine uyuyorum.:)Ben de edebiyat okumaktan zevk alıyorum.Zevk diyorum,çünkü edebiyatçılar gerek dile hakimiyetleri gerekse konuya hakimiyetleri ile bana vazgeçillmez bir tat veriyorlar.İskender Pala'nın Babil'de ölüm İstanbul'da Aşk adlı kitabını defalrca okuyabilirm herhalde..

edebi eserler içinde en çok hatıra okumayı seviyorum.Hatıra okumayı sevenlere Mahir İz "Yılların İzi", Orhan Okay "Silik Fotağrafları" ni tavsiye ederim..Mahir İz ilk mecliste uzun yıllar zabıt katipliği yatığından en hararetli tartışmalara,konuşmalara şahit olmuş.Mehmet Akif başta olmak üzere pek çok yazar ve siyasi ile aynı mecliste bulunmuş.Hatıra yazmanın sakıncalı olduğu ülkemizde o da üstü kapalı bir şekilde yazmış hatıralarını(bana öyle geldi).Yine de okunmaya değer diyorum.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 26 Şubat 2008, 05:12:41 ÖÖ 05
kimn ne dersin desin en güvenilir limanlardır kitaplar..

elimde iki kitap var biri bitti diğerinin üçte ikisi bitti (muhtemelen bu gece biter)

1- Cihan Aktaşın hz. Fatıması eski bi kitap ve küçücük (100 sahife) hoop diye bitti ... şekerleme niyetine tavsiye ederim..iyi gider..

2- Ali Şeriatinin fatıma fatımadırı üçte ikisine yakını kadının o çağda ki sosyolojik tesbitleri vs. var biraz sıkıcı yada benim ruh halim uygun değil (daha öncede okumuştum beğenmiştim nedense aynı tadı alamadım) ama son bölümü harika .. tavsiye ederim illaki..

sırada ne var

3- Cihan aktaşın sistem içinde kadını var

ya bu kadar kadın kitabı üst üste kimilerine ters gelebilir mesela benim bi arkadaşım kadın değil insan derdi. kadın diye kalkanlarda aslında kadını sömürenlerdir vs.. yok ben kadının ayrıca ele alınması taraftarı olmaya devam edeceğim..

hadi bi tane daha gelsin (bunları bu hafta inşş. bitireceğim

4- Abdurrahman Şarkavinin Özgürlük Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.) bu kitap hakkında fazla bişey bilmiyorum arkadaş tavsiye etti okuyunca paylaşırım..

ee hani siz neler okuyorsunuz?
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 26 Şubat 2008, 05:14:52 ÖÖ 05
Alıntı
serender
ee hani siz neler okuyorsunuz?

:( HİÇ  :(
koca bir hiç  :'(
dergi bile  :-\
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 26 Şubat 2008, 03:53:01 ÖS 15
Alıntı
2- Ali Şeriatinin fatıma fatımadırı üçte ikisine yakını kadının o çağda ki sosyolojik tesbitleri vs. var biraz sıkıcı yada benim ruh halim uygun değil (daha öncede okumuştum beğenmiştim nedense aynı tadı alamadım) ama son bölümü harika .. tavsiye ederim illaki..

Hayır senin ruh halinle ilgili değil serender.Söylediğin gibi kitap Fatmaya gelemiyor o dönemden bu döneme sosyolojik incelemelerle dolu.Ama Şeriati kitabın sonunda yapmış yapacağını sadece 'o kısım' diye bahsettiğimiz (eminim aynı kısımdır) kısma geldiğimizde öff işte bu diyoruz ;)Ve oraya gelebilmek için bile okumaya değer.

Sİbel Erasanın Can Parçasını ve hala cam ırmağu taş gemiyi okuyorum ;DTEmbelim bu günlerde :-[
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 26 Şubat 2008, 07:56:28 ÖS 19
Evet Sbiber Eraslanın can parçası da vardı değil mi fatıma kitaplığın da..

teşekkür ederim hatırlattığın için..

evet sonu müthişti:)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 26 Şubat 2008, 08:34:58 ÖS 20
ara ara kutsal kitap okurum(eski ve yeni anlaşma)bugünde göz gezdirdim.sitede diğer dinlerle ilgili başlık mı açsak?bi ara abdulhamit abinin yazdığını hatırlıyor gibiyim.bizim dini hallettik başka dinler mi kaldı demeyin (babanem gibi)diğer dinler de mutlaka bilinmeli.(heleki bunca kilise açılıyorken)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 27 Şubat 2008, 02:17:10 ÖS 14
Sayın Elifffffffffffffflamraaaaaa
Walla babannenizi tanımam ama ellerinden öpesim geldi ..
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 27 Şubat 2008, 03:07:03 ÖS 15
babanemin size selamı var  ;)bikaç kişiden tepki gelebileceğini biliyodum ama mecburum mezun olurken hocama söz verdim yoksa geçemeyecektim bu dersten  ;)
ben farklı kültür ve dinleri tanımayı seviyorm.birçok kilise gezdim(hatta satanistleri bile ziyaret ettim  :D) herkesin kutsal kitap okuyp bilmesi gerekmez zaten.ama hiristiyanlarla karşı karşıya geldiğimizde söyleyecek sözlerimiz olmalı.bunu dünyada en ii yapan Ömer Faruk Harman.kendisi hem Kuran hemde kutsal kitap hafızı.karşısına çıkan papazların (bayraktarın deyimiyle)kemiklerini kırıyor.benim ufak çaplı şişli de çalışmalarım olmuştu.sonra doğudaki merkez kiliseleri gezdim durum vahim.müslümanlar uyurken onlar bayağı yol katetmiş.(ha bu arada onlar emin olun Kuranı bizden daha çok okuyorlar buda ayrı bir tartışma konusu-bizimle ilgili eserleri bizden çok)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: esen - 27 Şubat 2008, 03:15:52 ÖS 15
elife katılıyorum tabiki babaannesinede :)
bu sadece başka dinler içinde değil fikir olarakta her türlü karşı fikirleri içeren kitapları okumalı insan
ben en çok hulki cevizoğluna şaşırmıştım mesela
adam kuranı benden çok biliyor ama benimle aynı görüşte değil çok utanmıştım kendimden(o zamanlar  :P)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 27 Şubat 2008, 06:05:32 ÖS 18
elif çok haklısın babanencik cikde bi noktada haklı
şöyle;
şimdi önüne gelen herkes hadi şunuda azcık öğrenelim diye dalmamalı.
ama kendini verebileceklerden de bu alanlarda uzmanlar ordusu oluşturulmalı hemde mutlaka

bizim bi arkadaş dinler tarihinde uzman ve bir çok noktada bizi o kadar aydınlatıyorki sağolsun. mesela uzak doğu menşeli dinlerin ilahi olabilme ihtimali üzerinde ciddi savunmaları var ne ilginç dimi. budizm gibi

yok canım ben gelemem. zaten işim başımdan aşkın. sen oku olur mu ben sana sorarım sorularımı :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: SuVaRi - 27 Şubat 2008, 10:18:35 ÖS 22
son umut - halit eğtuğrul.. okuyorum.aslında bu kitap ablamındı..o okumayınca hakta kalmayayım diye okumaya başladım..
konu nedir? Hasbinallahu la ilahe aleyhi tevekeltü ve hüve Rabbül arşıl azimmmmmmm....
kısaca özü bu..
az roman hayal dünyasına kaçmış ama olsun..alacağım mutlaka birşeyler var diye düşünüyorum..
hmm..yukarda kilise ziyareti felan filan okudum..bende ziyaret etmeyi düşünüyorum..merak sadece bende ki.  :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 02 Mart 2008, 01:09:52 ÖÖ 01
yukarda bi yerde özgürlük peygamberi için okuyunca anlatırım demiştim;
bildik siyer anlatımı dışında roman gibi akıcı bir üslubu var. ve tanımayanlara reel bir model olarak anlatılıyor. ayrıntı rivayet vs. yok . çok hoş bir eser. dili de herkesin anlayacağı tarz. çok beğendim hemen tavsiye de ettim zaten.
ısrarla okuyun hatta yakınlarınızda şöye lise çağında yeğen-öğrenci vs. varsa ilk siyer olabilir. evet bu kitapla başlayabilirler rasulü tanımaya...


cihan aktaşın sistem içinde kadını da güzel ama biraz ağır üstteki kitaba göre ağır. yoks adeğil. sosyolojik tahlilleri sevenler için gayet güzel.



kitap tavsiyesi için tavsiye isteyen biraz tanınmalıdır.
dah yukarda maxı eleştirmiştim çok tavsiye ediyorsun diye aynı hataya ben düşüyorum şimdi. artık tavsiye alanlar bilinçli olsunlar diyeyim.
bi arkadaş istemişti ne zamandır hazırlarım diyordum bu akşama nasipmiş. bir çok kişininide işine yaraması açısından paylaşım dedim

müsadenizle :)

Seyyit Kutup-fizilalil kuran
m esed meali
 
 
ali şeriatinin;
-dine karşı din
-anne baba biz suçluyuz


-fatıma fatimadır

-insanın dört zindanı

-hac

-dua

-dinleri tanımak

 

şehid murtaza mutahari

 -kuranda insaniyet mektebi

 

 

seyyid hüseyin nasr

_islam idealler ve gerçekler_

 

 

hüseyin kerim ece

-islamın temel kavramları

 

 

 rasim özdenörenden

-kafa karıştıran kelimeler

-eşikte duran insan


-müslümanca yaşamak

 

 

ali muray daryalın

-islamın doğuşu ve yayılışının psiko. sosyal açıdan tahlili

 

Ramazan Kayan

-İhlas çağrısı

-kardeşlik çağrısı

-kimlik inşası

-kitabul kalb yürek çağrısı

-oruç risalesi

-vahiyle doğrulmak

-vahiyle var olmak

-vahiyle yürümek

-yol risalesi

 

Mustafa İslamoğlu

-ramazan yazıları

-kalemle öğreten adına

-iman

-yahudileşme temayülü

-hac risalesi

-üç muhammet

-imamlar ve sultanlar

-adayış risalesi

 

denge yayınları bilinç serisi

ahiret bilinci

kulluk bilinci

namaz bilinci

kuran bilinci

ahlak bilinci

dua bilinci

şehadet bilinci
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: SuVaRi - 07 Mart 2008, 04:50:02 ÖS 16
fatiha mülahazarı...
içeriğini anlatmıcam..okuyun  :)
M.Fethullah Gülen...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 09 Mart 2008, 08:27:23 ÖS 20
(http://www.fidekitap.com/bkitaplar/39.jpg)

İslam Deklarasyonu / İslami Yeniden Doğuşun Sorunları
Aliya İzzetbegoviç
Birkaç yüzyıl öncesine kadar medeniyeti belirleyen Müslümanlar, bugün neden geri kalmış durumdalar? Çağdaşlık ve İslam yan yana gelebilir iki kavram mıdır? Kur’an ve İslam hakkında ne kadar şey biliyoruz? Bildiklerimizin ne kadarı gerçekle örtüşüyor? İslam sadece bir inanç biçimi midir, yoksa insan hayatının tüm çizgilerini belirleyen bir sistem mi? Müslüman kadın kimdir, nasıl olmalıdır? İnsanların eşitliği diye bir şey var mıdır? Müslümanların kardeşliği nasıldır ve bu mümkün müdür? Din ve vicdan özgürlüğünün sınırları var mıdır? Azınlıklar sorununa nasıl bakmalıyız? İslamî yeniden doğuş, dinî veya siyasî devrim mümkün mü?
Geçmiş-günümüz-gelecek üçgeninde yer alan bu ve benzeri konuların aydınlatılması, Müslüman zihinlerde şüpheye yer bırakmayacak şekilde çözülmesi gerektiği ortadadır.

Elinizdeki kitapta Aliya İzzetbegoviç, yukarıda bir kısmı zikredilen onlarca soru ve problemin cevabına ilişkin görüş ve düşünceleriyle çözüm önerilerini ortaya koymakta.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 09 Mart 2008, 08:32:34 ÖS 20
(http://www.kitapdostu.com/images_buyuk/5738_kucuk.jpg)
İslam Ve Modern İnsanın Çıkmazı 
 
Seyyid Hüseyin Nasr
İNSAN YAYINLARI

"Bu kitap İslam'ın fikri ve manevi mirası ile bu mirası inceleme araçlarını tartışmak, hem Doğu hem de Batı dünyasındaki modern insanın açmazlarını çözme konusunda İslami geleneğin öğretilerini sunmak amacıyla yazıldı; hem Doğu'da hem Batı'da yaşayan modern insanın karşı karşıya bulunduğu ana sorunları gündeme getirmeğe çalıştı."
"Batıda yığınla insanın İslam medeniyetinin başarılarıyla her geçen gün daha fazla ilgilendiği şu zamanda, bunlara İslam geleneğinin canlı yapısını ve bugünkü sorunlarıyla olan ilgisini sunmanın özellikle önemli olduğu duygularını taşıyoruz. Ve yine, İslam dünyasındaki modernleşmiş öğelerin, etkilerinde kaldıkları güçlerin gerçek yapısını öğrenmeleri ve İslam geleneğini, bugün bizzat İslam dünyasının içinde kendisini tehdit eden bu güçlere karşı savunmaya daha iyi hazırlıklı olabilmeleri için gelip geçmekte olduğu duygularını da taşıyoruz."
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 09 Mart 2008, 08:35:54 ÖS 20
(http://www.kitapyurdu.com/getimage.asp?resimkod=130726&boyut=85)
Modern Dünyada Din ve Devlet
Bitmeyen Beraberlik 
 

 
Ömer Çaha
TİMAŞ YAYINLARI

Tüm dünyanın, ama özellikle ülkemizin en sancılı tartışma alanlarından biri, din ve devlet arasındaki ilişkiler.
Kimileri dinsel değerleri ve simgeleriyle kamusal alanda yer almak istiyor, kimileri ise kamusal alanı dinsel simgelerden tümüyle arındırmak. Bu arada kamusal alanın neresi olduğu konusunda anlaşmak mümkün olamıyor.
Prof. Dr. Ömer Çaha modernleşme ve ulus devletlerin kurulma sürecindenbaşlayarak devlete ilişkin farklı yaklaşımları, farklı modernleşme modellerini, kamusal hayatın organize edilme biçimlerini tartışıyor.
İdeolojik devletin ve hukuk devletinin alfabeleri hangi noktalarda farklılaşır?
Seküler özgürlüklerle dinsel özgürlükler bir arada var olabilir mi?
Avrupa’da modernleşme ile dindarlık birbirine karşıt değerler olarak tasavvur edilirken, Amerikan toplumu nasıl bir dinsel algı geliştirdi?
Dünyanın en dindar toplumlarından birinin, aynı zamanda en çoğulcu ve özgürlükçü yapıyı kurabilmesi nasıl mümkün oldu?
Türkiye'deki İslami hareketler gerçekten birer tehdit midir, yoksa siyasal değişim ve reformlar yönünde hızlandırıcı etkiler yapabilecek dinamikler midir?
Resmi ideolojinin temel özellikleri; yani merkeziyetçilik, devletçilik, içe kapalı milliyetçilik ve statükoculuk zinciri kırılabilir mi?
Osmanlı evrimci ve öze yönelik siyasal modernleşme anlayışı ile geleneksel kurumları alaşağı etmeden hangi adımları atabildi?
Cumhuriyet dönemi modernleşme anlayışı nasıl seyretti ve sonuçları nelerdir?
Bütün bu sorulara cevap vermek üzere Prof. Dr. Ömer Çaha’dan ufuk açıcı bir çalışma...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 09 Mart 2008, 08:37:44 ÖS 20
(http://www.kitapyurdu.com/getimageV2.asp?resimkod=523&boyut=85)
Çağdaş Kavramlar ve Düzenler 
 

Ali Bulaç
İZ YAYINCILIK

Bireysel ve toplumsal sorunların tek tek insanların gücünü aştığı bir dünyada hayatımızı derinden etkileyen "çağdaş düzenleri ve kavramları" anlatmak, sanıldığının aksine güç bir iştir ve yoğun bir çaba ister. Yaklaşık beş yılda hazırlanan bu kitap böyle bir çabanın ürünüdür.
Amaç, içinde yaşadığı kültürel ve sosyal çevreyi anlama ihtiyacını duyan genç kuşaklara ve çağını sorgulamak isteyen aydınlara modern dünyayı biçimlendiren sosyal ve ekonomik düzenlerle bunları besleyen kavramlara ilişkin doğru ve sağlıklı bilgiler vermek, eleştirme ve alternatifler arama yollarını göstermektir
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vervo - 10 Mart 2008, 01:14:20 ÖS 13
"YETERKİ KURAN SUSMASIN"

2000 yılı öncesi  doğu gerçeğinden özellikle Kur'an'ın okunup okutulması/öğretilmesi maksadına binaen gösterilen gayretlerin bayanlar nezdindeki mücadelesinin romanı olan bu eser, bir zaman diliminin serüvenidir. Akıcı ve sürükleyici olması eserin ilk göze çarpan vasfıdır. Musibetler karşısında sabretmenin ve imanla direnmenin örnekleri tablolaştırılmış ve ideal olan anlatılmıştır. Eser, bir roman olduğu kadar aynı zamanda bir eğitim kitabıdır da. :(

(Ömer Saruhan /472 sh./ ROMAN/)

Dua Yayıncılık
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 13 Mart 2008, 11:14:05 ÖS 23
iyide bu kitapların sizdeki yorumlarını merak ettim şimdi
normalde kapağı bi şekilde bulup okuruz ama 'ne anlayacağız'ı bir tecrübeliden dinlemek isterim (ilaki de) lütfen...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 13 Mart 2008, 11:20:29 ÖS 23
Aslında hepsini Zatınız için seçtim :)
Ama illaki ve illaki hatta katta zatta adı herneyse ...
Bilge kralı mutlaka okuyunuz ..
Gercek bir bilge olduguna sizlerde hukmedersiniz ...
Fekat özel ricam bir gecede bitirivermeyin mumkunse ...
bir kaç gece eşlik etsin size ..
Din ve devlette guzeldir ...
En azından devletle olan ilişkilerinizde yardımcı olur kanaatindeyim ...
Huseyin nasırı okumadım başlıycam inş.
Çagdaş kavramlarıda okursanız iyi olur ...
Sövüp saymadan anlatmaya çalışmış ...
İşin felsefesine çok girmemiş ama tanıtıcı bir kiatp ..
Bilge kralı mutlaka okuyun ama ..
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 13 Mart 2008, 11:29:20 ÖS 23
teşekkür ederim
Ali Bulaçın kavramlarını okumuştum hatta bazılarını ders olarak yapmıştık. siyasi kavramları ercüment özkandan okumayı tercih ederim hatta diğerlerinide yoo eleştirmiyorum güzel gerçekten ama karşılaştırılmalı okunmalı diye düşünüyorum..

din ve devlet bu isim bana yabancı değil gibi
(şimdi hatırladım cumhuriyet dönemi din devlet ilişkileri . h.h. ceylan. tamam konuyla alakalı değil sustum) olabilir inş. iyide devletle olan ilişkilerimde nasıl yardım edecek o beni sevmez (peşimi bırakmaz) ben onu sevmem ilişki iletişim istemiyorsam yaa:( :) tamam okurum inş.
nasr yabancı değil bildik ama onu okumadım

hımm bilge kralı okuyayım inş.bi gece iki gece ne farkeder daha okuyacağım bir sürü kitap ve çok az zamanım var inş okurum bi an önce ..

tekrar teşekkürler..



Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 13 Mart 2008, 11:50:08 ÖS 23
Bu arada şu Ercüment amca ile birde ben tanışıyım ya ...
Hangisidir hit kitabı ondan başlıyım ...
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: esen - 14 Mart 2008, 12:38:54 ÖÖ 00
ercüment özkanı max dan sorun ozanca
 ercüment özkan hastasıdır o :)
bende onun tavsıyesıyle inanmak ve yaşamak adlı kitabının ilkini okudum çok güseldi..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 14 Mart 2008, 12:43:37 ÖÖ 00
internetten siparis sansımız varmı ?
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 14 Mart 2008, 01:18:03 ÖÖ 01
Hadi birileri kitap adı yazsın ...
İnteraktifligim tutdu gene :)
alıcam kafaya koydum ..
Maxxxxxxxxxxxx ( sanada bagırmak bi garip oluyor yahu )
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 14 Mart 2008, 01:25:14 ÖÖ 01
Muhammed Hamidullah/ İslam Peygamberi

Prof.dr.Bünyamin Erul / Örnek bir lider olarak hz.muhammet (geri baskısı yok galiba)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 14 Mart 2008, 01:39:44 ÖÖ 01
anlam yayınlarının telefon numarası: 03124353760

evet bencede Ercüment Özkan kitaplığını max izah etsin.

selam 1-2 yi okudum
inanmak ve yaşamak'ın da 1-2- sini okudum
tasavvuf ve islamı d aokumuştum
bence  inanmak ve yaşamakdan başlayın
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 14 Mart 2008, 01:45:27 ÖÖ 01
Alıntı
bbetull
(geri baskısı yok galiba)

geri baskısı nasıl oluyor betül ? gericimisiniz nesiniz  :D

ayrıca sayın ozanca ercüment özkan hakkında detaylı bilgi vereceğim inşallah. az sonraaaa :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 14 Mart 2008, 02:01:19 ÖÖ 02
Alıntı
bbetull
(geri baskısı yok galiba)

geri baskısı nasıl oluyor betül ? gericimisiniz nesiniz  :D


Gerçi=geri  ;D Üff ya  üff ne zaman doğru yazabileceğim acaba.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: LepYota - 14 Mart 2008, 02:04:03 ÖÖ 02
oo maşallah tavsiyeler almış başını gitmiş

okuduklarımda var aralarında okumadıklarımda...

gelmişken bende bir tavsiye yapayım gideyim.
sanırım daha tavsiye edilmemiş gözüme çarpmadı tavsiyeler arasında
edildiysede ikinci baskı olsun :P

edebiyatımızın prensinin son kitabı :)

AŞKNAME / İskender PALA / Kapı Yayınları


Bütün iyi dilekler ve selamlardan sonra...
Dilenciden sultana, köleden efendiye
Hânım hey!..
Sen ki mahabbet gülistanıma revnak bağışlayanım, efendimsin,
Sen ki arzum, emelim, hicranım ve elemimsin,

Ayrılığından dolayı yardım dilenmeye takatim yok senden, kapında kendini kaybedenlere gıptayla geçen ömrümde bir takate de ihtiyacım kalmadı artık. Sevgili eşiğinde ölene değil sağ kalana şaşmak gerekir, der bir bilge ama ben senden uzakta, aşkınla hasta, ama aşk sayesinde sıhhatteyim. Araya bunca yılın hasreti girmişken bir gün seni görmeye dayanabilir miyim bilmem, ama her sabah seni görüyor ve yüzünden aldığı güzellik ile insan içine çıkıyor diye güneşe, eşiğini döne dolaşa senden nur çalıyor diye her akşam mehtaba bakıyorum, bilesin. "Bugün nasılsın ey kâinatın başı dönmüş yıldızı?" diyorum ona, hasbıhal ediyorum; "Ne haldedir sevgilim, hoş mudur, sofaca mıdır İstanbullar sultanı bugün?" diye tekrar soruyorum. "Hiç benim bulunduğum yerden daha kederli bir âleme doğdun mu sen; hiç aşkta altüst olmuş bencileyin bir firkatzede üzerine parladın mı?" diye sitem ediyorum bazen... Velhasıl günlerce ve gecelerce güneşlere ve aylara durmadan ve dinlenmeden seni soruyorum, hâlâ bir haberini alamayışımı şikâyetle söylüyor, anlatıyorum. Senin beni unutma ihtimalini hatırlayıp çıldırıyorum bazı günler ve bazı geceler yüzünü eskisi gibi hayal edemeyeceğimden korkup kahroluyorum. Sonra tevbeler ediyorum. Seni unutma ihtimalini düşündüğüm için.
 
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 14 Mart 2008, 02:23:40 ÖÖ 02
Alıntı
bbetull
(geri baskısı yok galiba)

geri baskısı nasıl oluyor betül ? gericimisiniz nesiniz  :D


Gerçi=geri  ;D Üff ya  üff ne zaman doğru yazabileceğim acaba.

arkadaşlar tanıştırayım;

betül arkadaşımız edebiyatçıdır ve hatta dilbilgisi üzerine paylaşımlarda bulunur bizimle....

ama bir türlü de yazamaz. bu da ilk değildir, bu gidişle son olacağa da benzemez :D
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 14 Mart 2008, 02:26:54 ÖÖ 02
arkadaşlar tanıştırayım;

betül arkadaşımız edebiyatçıdır ve hatta dilbilgisi üzerine paylaşımlarda bulunur bizimle....

ama bir türlü de yazamaz. bu da ilk değildir, bu gidişle son olacağa da benzemez :D


Sizin tanıştırmanıza ihtiyacım yok sayın max.Bu forumda herkes beni tanır ;D
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 14 Mart 2008, 02:34:57 ÖÖ 02
tanıyan var tanımayan var
hani yeni gelenler tanımayanlar ayağını denk alsın diye tanıtıyorum.
sonra pişman olabilirler  :D tanıyanalr teyid edecektir beni şimdi  ;) :P
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 14 Mart 2008, 02:41:42 ÖÖ 02
 SIRALAMA KRİTERLERİ
Ürün Adı  Üretici  Fiyat  Ekleme Tarihi 
   
   Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı Mustafa Armağan; UFUK KİTAPLARI
     
   İdeolojik Devletten Demokratik Devlete Mehmet Metiner; BEYAN YAYIN
   
   İhtilaflar Karşısında İslami Tavır Yusuf el-Kardavi; İLKE YAYINCILIK
   
   İhyadan İnşaya İslam Düşüncesi Recep İhsan Eliaçık; ÇIRA YAYINLARI

   İlk İslam Devleti Prof. Dr. Muhammed Hamidullah; BEYAN YAYINLARI
 
   İslam Medeniyeti Mevdudi; DÜNYA YAYINLARI
   
   İslam Müesseselerine Giriş Prof. Dr. Muhammed Hamidullah; BEYAN YAYIN

   İslami Yaşama Biçimi Ebu'l Ala Mevdudi; İDEAL KİTAPLAR

   Köle Olmayacağız Aliya İzzetbegoviç; FİDE YAYINLARI

   Yeni Gelişmeler Karşısında İslam Hukuku Prof. Dr. Hayreddin Karaman; İZ YAYINCILIK



Liste bu ...
Alıyorum ...
İtirazı olan varsa mesaj atsın lütfen ..
Selamlar ...
     
 
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 14 Mart 2008, 04:11:40 ÖÖ 04
Alıntı
ozanca
Bu arada şu Ercüment amca ile birde ben tanışıyım ya ...
Hangisidir hit kitabı ondan başlıyım ...Selamlar ...

Alıntı
esen
ercüment özkanı max dan sorun ozanca

Alıntı
serender
evet bencede Ercüment Özkan kitaplığını max izah etsin.



kusura bakmayın arkadaşlar geç cevap yazabildim.
ama geçiştirmek istemedim zira ülkemizde  islamii mücadelede çok iyi bilinmesi gereken bir isimdir ercüment özkan ismi.
bu nedenle ayrı bir başlıkta ele aldım.

ilgilenenler için TIKLAYINIZ (http://islamidusunce.net/forum/index.php?topic=3123.0)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ozanca - 21 Mart 2008, 04:06:24 ÖÖ 04
(http://www.kitapyurdu.com/getimageV2.asp?resimkod=31602&boyut=85)

İslamda Siyasi Sistem 
 
 
Ebu'l Ala Mevdudi
ÖZGÜN YAYINCILIK

"Onlar, İslam ve demokrasi derken; İslam'ın sunduğu sosyal adaletler, insana verdiği değere ait ne sistematik bir araştırma yapmış ne de yapmak için çaba sarfetmişlerdir. Bilinçli bir gayret yerine onlar; meşhur bir misalde anlatıldığı gibi; birisi filin kuyruğuna diğeri bacağına, üçüncüsü karnına, dördüncüsü kulaklarına dokunurken herbiri file ait değişik tarifler yapan adamlar gibi davranmaktadırlar. Hakikaten bu tavırlar "bozgun" kompleksinden ileri gelmektedir."






Yorumum ....
ELHAMDURİLLAH ...
Selamlar ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 21 Mart 2008, 04:42:00 ÖÖ 04
elhamdürillah ne demek ki?

hem mevdudinin iklimi ve çağı bu zamanı tefsir etmeye yetmez ki?
hayır çok severim ilk onun tefsiriyle başlamıştım. hicabı dört terimi oo onlarca eseri başucudur.
okuyalım bakalım inş.
Başlık: Kitapçııı - HAYATA BAŞLIK ATAMADIM Nurdal DURMUŞ
Gönderen: Aysegul - 25 Mart 2008, 08:24:15 ÖS 20
(http://www.kitapturk.com/img/Metas/h/9756174587.jpg)

HAYATA BAŞLIK ATAMADIM    Nurdal DURMUŞ

Genç Yazarlardan Nurdal Durmuş’un Yaşadığımız Günlerin Sancılarına Dair
Düştüğü Notlardan Oluşan Kitabı; Kayıp Bir neslin hayata tutunma çabalarını anlatıyor. Yüzyıllık Yalnızlıklarımız Olduğunu Söyleyen Durmuş, İnadına ve Israrla
“Hayata Bir Düşün Değil, Binlerce Düşün Penceresinden Bakıp Gerçeğe
Hangisinin Daha Yakın Durduğunu İzlememiz Gerektiğini söylüyor.

Kendi Hayatlarının Karnına Basıp Canlarının Acıdığından Şikâyetçi Olan
İnsanlara “Ben ve Hayat Yaşadığım Sürece İki İyi Arkadaşız” Diyerek
Zorluklarla Mücadele Edebilme ve Ayakta Kalabilmenin Yollarını Sunuyor.

80 Sonrası Yetişen Kuşakların Yaşadığı Sıkıntılardan Kurtulmalarının İçe
Dönüşle Gerçekleşebileceğinin Altını Çizen Yazar “ Sen Yoksan Kimse Yoktur” diyerek Yalnızlığa, Aşka, Ümide, İnsana Dair Yazılarıyla Sonbahar
Günlerinde İçimizi Isıtıyor. Kendi Yüreğinin Sesini Bulmayı İsteyen Okurlar İçin.

 
Bugünlerde en fazla sessizliğin sesini duyuyorum. Önceleri sessizlik,
gün batımlarında kızıla boyanan ufuklardan beni seyrederdi,
şimdilerde masamın üzerinde ki beyaz kâğıtlara düşürdüğüm her harfte
ben onu seyrediyorum. Bana hayatın karanlık olduğunu söyleyenlere sitem etmeden, sessiz kelimelerin ortasına bırakıyorum kendimi.

İç dünyamın dışında ki çok sesli bütün yaşamlardan koşar adımlarla kaçıp, sessizliğin gövdesine dizdiğim harflerime yaslıyorum başımı.
Ses, sessizliğimle anlam buluyor. Sessizlik her yer de konuşabilen ses oluyor. Acaba, hangi sessiz cümlemin içine kendimi gizlesem gürültüler bana ulaşmaz?

“alışılmadık bir kent masalı onunkisi”

***

"Bir gün insanlığın kasalarını doldurup hayatlarının içini boşalttığı dünyada huysuz bir rüzgâr esti. Ve sustu çığlıklar. Cümleler ateşe verildi. Sevimli bütün harfler yangınlarda kül oldu. Ne anlatılacak perili ev ve sarı gelin hikâyeleri, ne de kahraman amcalar...Hepsi ama hepsi masallarıyla birlikte suskunlar diyarına sürgüne gönderildi." Nurdal Durmuş''un eylül kadar hüzünlü ve kendi değişiyle suskunluğu kadar sesi olan ''Hayata Başlık Atamadım'' deneme kitabına şiirler ve resimler eşlik ediyor.
"Korkma
Öldükçe çoğalıyor hayatın
Düştükçe yükseliyor çığlığın
Attıkça çoğalıyor taşların
Kara günlerin ortasında renkleniyor hürriyet."
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: SuVaRi - 03 Nisan 2008, 09:47:03 ÖS 21
(http://www.kitapyurdu.com/getimage.asp?resimkod=105719&boyut=85)
Efendimiz 1 / Gönül Tahtımızın Eşsiz Sultanı 
Reşit Haylamaz
IŞIK YAYINLARI

Bugün O’nu ne kadar biliyorsak o kadar mutlu; ne kadar yakından tanıyorsak o kadar huzurlu ve yine O’nun hayatına ne kadar muttali olabiliyorsak o kadar da bahtiyarız, demektir. Bir başka ifadeyle bizler, O’na duyudğumuz ihtiyaç kadar başkalarına muhtaç olmaktan uzak; O’nun engin dünyasına müstağni kalıp uzaklaştığımız kadar da başkalarının kapısında şahsiyet ve onurumuzu örseleyen birer dilenci omaya mâhkumuz, demektir.

Şu da bir gerçek ki, ashabıyla birlikte O’nun (sallallahû aleyhi ve sellem) hayatını bugüne taşıma adına daha yapılması gereken çok şey bulunmaktadır. Zira ulaşılan her bir bilgi yeni bilgilerin elde edilmesini netice verirken; bu bilgilerin her birisi de, dünyaya renk veren mesajlarının herkese ulaşabilmesi için yeni fırsatlar anlamına gelmektir. Zira O’nun (sallallahû aleyhi ve sellem) hayatına açılan her bir kapı, açılması gereken binlerce kapının da müjdecisi olmaktadır.

Bu kitap; siyer geleneğinden kopmadan, satır aralarında kalmış ve geleceğe yön veren ayrıntıları bugüne taşıyarak Allah Resûlü’nün örnek hayatını anlatan, anlatırken insanı çağlar ötesine götüren veya o dünyayı yaşanılan asırla bütünleştiren yeni ve özgün bir eser olma niteliği taşımaktadır. Dil açısından sade, üslup yönüyle akıcı ve olayları veriş biçimiyle de gerçekçi bir anlatımla kaleme alınan duygu yüklü bu eserle, Efendimiz ile aramızdaki mesafelerin bir nebze de olsa kalkacağını düşünüyor; başkası adına yaşanılan bu hayatı okumakla, gaye-i hayal noktasında bugünü yaşayan her bir ümmet-i Muhammed’e bir vazife biçildiğinin daha net farkedileceğini ümit ediyoruz  
bu kitabı kaç haftadır arıyorum ama bulamadım..ümidimi kaybetmedim..alacağım inş..
Başlık: "Atasoy Müftüoğlu Kitabı" kitapçılarda
Gönderen: serender - 04 Nisan 2008, 07:19:09 ÖÖ 07
"Atasoy Müftüoğlu Kitabı" kitapçılarda



(http://www.haksozhaber.net/images/news/818.jpg)



"Giderek daralan kuşatmanın algılarımızı parçalamasına, bilincimizi yok etmesine ve bütün coğrafyamızı işgal etmesine karşı direnmek Atasoy Müftüoğlu'nun varoluş nedenidir."
Yüreğinde en çok Müslüman adresi taşıyan adam

1942'de Çaykara/ Trabzon'da doğan ve halen Eskişehir'de ikamet eden Atasoy Müftüoğlu, Büyük Doğu, Yeni İstiklal, Yeni İstanbul, Yeni Devir gazeteleriyle, Diriliş, Deneme, Edebiyat, Mavera ve Selam dergileri başta olmak üzere yüze yakın dergi ve gazetede yayınlanan siyasal denemeleriyle tanınan bir yazar.

Denemelerini, düşünce ve tezlerini, söyleşilerini Firak (1978), Vakti Kuşanmak (1982), Furkan Günleri (1985), Tevhidi Gerçekliğin Işığında (1986), Rahmanın Ayetleri Karşısında (1988), Vahyin Kılavuzluğu Altında (1988), Bunca Tuğyan Bunca Issızlık (1989), Söyleşiler (1989), Göklerin ve Yerin Dili (1990), Yeni Bir Tarih Şafağı (1992), Bilinç Işıklarını Yakmak (1994), İlahi Şiarı Özgürleştirmek (1997), Ümmet Bilinci (1998), Evrensel Vicdanın Sesi Olmak (1998), Küresel Kuşatma ve Küresel İhtiraslar (2002), Barbarlığa Dönüş (2004), Düşsel Ufuklardan Gerçek Ufuklara (2005) ve Onurumuzla Yaşamak (2007) adlı kitaplarında toplayan Atasoy Müftüoğlu için Hece Yayınları (Haz.: Hüseyin Su, Ankara, 2008) "Irmağın İçli Sesi" üst başlığıyla geçtiğimiz günlerde bir "Atasoy Müftüoğlu Kitabı" yayınladı.

"Bir İnsan" başlıklı sunuş yazısında Hüseyin Su' "İnsanlardan herhangi bir insan değil; Bir İnsan!/ Şahsiyet sahibi Bir İnsan!/ Hemen her insanın ufkunda olan, işaret edilmesi gereken, ilkeli hayatına, duruşuna ve şahsiyetine insanlığın dikkatinin çekilmesi gereken Bir İnsan!/ Aramızdaki varlığından ve yaşadıklarından sayısız dersler çıkarılması gereken Bir İnsan!" sözleriyle tanımladığı Müftüoğlu'nun bir yazar olmanın ötesinde misyonu, meselesi, derdi, söyleyecek sözü, iletecek mesajı bulunan "Bir Yazar" olduğunu söylemekle kalmıyor, "Bir İnsan Portresi" başlıklı yazısındaki "Muvakkıttır o...; mütehassistir; mütehammildir; siyasal bir kişiliği ve duruşu vardır; derviş meşreptir" ara başlıkları altında kendi anılarına da yaslanarak çizdiği Müftüoğlu portresinde onun sahavet sahibi, varlığı da yokluğu da bir bilen, her iki durumda da ne yerinen, ne de övünen, razı olmayı, sabretmeyi ve şükretmeyi bilen, dili din dili olan, isteklerini de emirlerini de dua diliyle ve dualarıyla birlikte dile getiren müstesna bir kişiliğin sahibi olduğunu belirtiyor.

Kitaptaki, Selahattin İpek, Arif Ay, Mustafa Aldı, Cemal Şakar, Rasim Özdenören, Necati Mert, Ömer Lekesiz, Hasan Aycın, Abdurrahim Karadeniz, Hüseyin Atlansoy, İhsan Deniz, Haydar Ergülen, Yusuf Ziya Cömert, Mehmet Ocaktan, İshak Yetiş, Hilmi Uçan, Köksal Alver, Kamil Aydoğan, Galip Öztürk, Yasin Şafak, Osman Can, Muhsin Bostan, Erdal Çakır, Hamza Türkmen, Ali Değirmenci, Mehmet Özdemir, Esat Pınarbaşı, Vahdettin Işık, Ömer Erinç, Mehmet Kahraman, Süleyman Ceran, Sinan Ceran, İbrahim Eryiğit, Murat Aslan imzalı yazıların hemen tümünde de Müftüoğlu'nun o müstesna kişiliğine, ağabeyliğine, kadirşinaslığına, vefakarlığına, çilekişliğine, dostluğuna ve arkadaşlığına vurgu yapıyorlar. Yine bu yazıların büyük bölümünde Müftüoğlu'nun birçok özelliği daha ortaya çıkıyor: Mürebbiliği, eğitmenliği, aydınlatıcılığı, paylaşmacılığı...

Selahattin İpek, "Hepimiz itiraf edelim ki bugün bulunduğumuz (makam, mevki, şairlik, yazarlık, bilim adamlığı, ticaret vb.) yerlerde Atasoy Müftüoğlu'na çok hem de çok şey borçuluyuz" diyerek onun '80 ve sonrasındaki kuşaklar üstündeki etkisini belirtirken, "Atasoy Müftüoğlu'nun bendeki ilk izlenimi, avuca anca gelir hiç lekesiz beyaz bir sakal, nurlu bir yüz ve öyle lekesiz ve yine öyle nurlu bir dil." sözleriyle onun emniyet verici kişiliğine dikkat çekiyor. Hasan Aycın, " Bildiğim Atasoy Müfüoğlu, yüreğinde en çok Müslüman adresi taşıyan adamdır." yorumuyla onun Müslümanlara olan yoğun ilgisini ifşa ederken, Yusuf Ziya Cömert, "Bizler, yoksul çocuklardık, ne biz ne ailelerimiz nasıl 'varlıklı' olunacağını bilmezdik. Bir yolu vardı varolmanın: Okumak! Atasoy Müftüoğlu'nun bulunduğu ortamda, bu gerçeği anlamak daha kolaydı. Kitaplardan konuşulurdu. Kimin ne yazdığından, kimin ne okuduğundan. Kitaplardan, daha çıkmadan haberi olurdu insanların. (...) İtiraf edelim, ondan öğrendik 'firak'ı, kendimiz geliştirdik." sözleriyle onun mürebbiliğini, kitapların bereketini taşıyan biri olduğunu belirliyor.

Abdurrahim Karadeniz, "Şimdilerde giderek daralan kutsanmış kuşatmanın algılarımızı parçalamasına, bilincimizi yok etmesine ve bütün coğrafyamızı işgal etmesine karşı direnmek Atasoy Müftüoğlu'nun varoluş nedenidir. 'Direniş varsa eğer alternatifler de var demektir.' diyen Atasoy Müftüoğlu, alternatiflerin varlığını göstermiş, bunun için elli yılı aşkın bir süre didinmiş, didinmiştir..." diyerek Mütüoğlu'nun zulme karşı duran, asil muhalif kimliğinin altını çizerken, Hüseyin Atlansoy "Müthiş okur. Birçok yazarın 'kırklı' yaşlardan -belki daha önce- itibaren okumayı bıraktığı düşünülürse Atasoy Müftüoğlu'nun 'evrensel vicdanın sesi olma' noktasındaki önerisini sürekli dünyayı takip ederek öncelikle kendisinin uyguladığı rahatlıkla söylenebilir. Günümüzün birçok yazarı, şairi birçok ismi ilk ondan duymuştur. En azından benim için bu böyledir. Ağabeyliğinin, dostluğunun yanında bu hak kolay ödenir bir hak değildir." sözleriyle onun duyma ve bilme eyleminin evrensel boyutlarına işaret ediyor.

İhsan Deniz, "Komşu Şehirdeki Ağabeyim: Atasoy Müftüoğlu", Mehmet Kahraman "Her Kuşağa Ağabeyler Gerek", Haydar Ergülen "Atasoy Müftüoğlu: Bir 'Ağabeylik Sanatı', Muhsin Bostan "İlkeli Yaşamanın Bir Başka Adı", Esat Pınarbaşı "Bir Zarif ve Yalnız İnsan: Atasoy Müftüoğlu", Sinan Ceran "O Hepimiz İçin Bir Göz ve Bir Kulaktır" başlıklı yazılarında Müftüoğlu'nun ilkeli, yol gösterici kişiliğine, aydınlatıcı rolüne dikkat çekiyorlar.

Ömer Erinç, Hilmi Uçan, Köksal Alver, Hamza Türkmen, Süleyman Ceran'ın yazılarıyla, Selahattin İpek ve Mustafa Aldı'nın, kitabın "Armağan Yazılar" bölümünde yer alan yazıları Müftüoğlu'nun yazı eylemine yakın plandan bakarlarken, Mehmet Ocaktan, İshak Yetiş, Rasim Özdenören, Kamil Aydoğan, Galip Öztürk, Yasin Şafak, Osman Can, Erdal Çakır, Ali Değirmenci, Mehmet Özdemir, Erdem Bayezıt, Vahdettin Işık, İbrahim Eryiğit ise yazılarında Müftüoğlu'yla tanış olmanın verdiği güzel duyguları şükran diliyle işliyorlar.

Kitapta yer alan yazıların tümüne tam da bu son sözcüklerden baktığımızda, Müftüoğlu'nun çıkla bir samimiyet ve ihlas içinde düşünen, eyleyen biri olmasıyla, onun adına eleştirilebilir şeylerin de kendiliğinden silikleştiği, gereksizleştiği görülebiliyor. Kitapta katkıda bulunan yazarların büyük bir bölümü aynı şekilde düşünmüş olmalı ki Müftüoğlu'nun yazı ilişkileri ve edebiyat anlayışı üstüne sadece Cemal Şakar ölçülü bir eleştirel dil kullanırken, Ömer Lekesiz de azıcık sitemkar cümleler kuruyor.

Cemal Şakar, "Diriliş'te yazar olarak bulunmayan Atasoy Müftüoğlu, Edebiyat'ta uzun aralıklarla, Mevera'daysa kısa aralıklarla deneme yayınlar. Kendini hiçbir zaman edebiyatçı olarak görmez, Mavera dergisi çevresindeki arkadaşlarının da kendisini edebiyatçı olarak görmediğini söyler. 'Biz ötedenberi sanat ve edebiyatın gereği üzerinde değil, mahiyeti üzerinde kimi mülahazalar serdedegeldgimiz için bu çevrede gereği gibi hüsn ü kabul görmedik. Halen de hareket noktası olarak edebiyatı alan arkadaşlarımızla ilişkilerimiz oldukça mesafeli ilişkilerdir. Ben çevremizde edebiyatı uğraş haline getiren edebiyatçı olarak şöhret bulmuş arkadaşlarımızı Lale Devri edebiyatı yapmakla suçluyorum' der. Daha sonar Mavera'da bir yazısının sansür edilmesiyle birlikte dergiyle yazar olarak ilişkisini keser. Zaten günümüze özgü tarif ve tasnifler açısından bakıldığında kendisini yazar olarak görmediğini belirtir. (...) Ona göre yazarlık, öncelikle Rabbani bir yol seçmek ve bu yolda sebat ederek; insanlara teklif edilen; insanların gerçekleştirmeye memur edildiği bir dünyanın bütün unsurlarıyla ortaya konulmasına yönelik bir çabadır. Ancak çevresindekiler, cahili yol ve vasıtalar üzerinde Rabbani arayışlarını sürdürme temayülü içindedir." derken, Ömer Lekesiz de Müftüoğlu'nca ısrarla tekrarlanan doğruların, yakın çevresindekilerin gündelik gerçekleriyle örtüşmemesi yüzünden aralarında örtülü bir kopuşun yaşandığından söz ediyor.

"Irmağın İçli Sesi: Atasoy Müftüoğlu Kitabı" bir armağan kitap. Bu nedenle anıların, duyguların dökümü kendiliğinden bir öncelik taşıyor. Fakat Müftüoğlu "klasik yazar" tanımına uymadığını düşünse de, o, edebiyatçıların bıkmaz usanmaz bir sakası olmakla, ve yerli İslami düşüncenin kurucuları arasında yer almakla anıların, duyguların ötesinde yazdıkları ve eyledikleriyle nesnel değerlendirmeleri hak ediyor. Hüseyin Su, hazırlıdığı bu kitapla işin zor kısmını başarmış bulunuyor gerisi ise Atasoy Müftüoğlu'nun ellerinden bilgi sütü içmeye devam eden yeni isimlere düşüyor.

Atasoy Müftüoğlu'nun mektuplarıyla, albümünün, Yusuf Turan Günaydın tarafından hazırlanmış geniş bir kaynakçanın da yeraldığı örneğine az rastlanılan bu armağan kitap için emeği geçen herkese teşekkür etmemiz gerekiyor.  

(Yeni Şafak Kitap)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: LaEdri - 04 Nisan 2008, 12:49:19 ÖS 12
(http://www.kitapyurdu.com/getimage.asp?resimkod=120684&boyut=85)

Stefan Zweig
CAN YAYINLARI


New York'tan Buenos Aires'e giden bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan bir milyoner, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic'e, ücreti karşılığında, bir parti satranç oynamayı teklif eder. İkisinin oyununu izleyen Avusturyalı bir göçmen, Dr. B., oyun sırasında kendini tutamayıp onlara karışınca şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine.

Gestapo tarafından bir otel odasına kapatılan ve uzunca bir süreyi bu odada, tek başına ve oyalanarak hiçbir şeyi olmadan geçiren, yalnızca sorgulama için odadan çıkarılan Dr. B., bir gün rastlantıyla eline geçirdiği bir satranç kitabı sayesinde bu oyunun inceliklerini öğrenmiştir. Satranç tahtası ve taşları olmamasına rağmen, önce ekmekten yaptığı satranç taşlarıyla sonra da tümüyle zihninden oynayarak kuramsal bir satranç ustası olup çıkar. Ancak bu tutkusu yüzünden sinir krizine, beyin ateşine yakalanır. Tedavi olur, arkasından da serbest bırakılır. Yirmi yıldır eline satranç taşı almamış olsa da, Dr. B., gemide satranç şampiyonuyla oynadığı oyunu inanılmaz bir biçimde kazanır. Kendini olayın heyecanına kaptırarak maçın rövanşını oynamayı isteyince şaşırtıcı bir son bekler onu. Stefan Zweig'ın büyük bir ustalıkla kaleme aldığı kısa, ama yoğun romanı, Satranç, gerilimli kurgusu, kahramanının ruhsal gelgitlerinin incelikle işlendiği dokusuyla bir solukta okunuyor.

 
 
Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu  (http://www.kitapyurdu.com [/url)

İkinci Dünya Savaşı zamanında Nazilerin kamplara kapattığı biri değilde psikolojik baskı yaparak isteklerini elde edebilmek isteyen bir Nazi grubu görüyoruz bu kitapta. Çok ince bir kitap ve satrancı seven arkadaşlarımızada bir tekrar niteliğinde oluyor. Gerilimi Dr.B ile yaşıyorsunuz.

Stefan Zweig'in son kitabıdır. Kendileri bu kitabından sonra eşi ile Almanların düşman saydıkları Yahudilere ve dünyaya verdileri zararlara dayanamayıp birlikte intihar etmişlerdir.


 
 

 
         
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: hayrunnisa - 04 Nisan 2008, 01:21:46 ÖS 13
güzel bi kitaptı.okumaya başladığımda bırakamamıştım.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 08 Nisan 2008, 04:21:25 ÖÖ 04
(http://tulumba.mezun.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK331956EI455_250.jpg)

Ve Sen Kuş Olur Gidersin /TaRıK TuFaN

Öykü sevenler hatta sevmeyenler için bile güzel bir öykü kitabı.Akıcı bir uslup,okuru hiç kendine bırakmıyor sadece öykünün içinde tutuyor.Bu türü sevenlere tavsiye ederim  ;)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erva - 08 Nisan 2008, 08:01:45 ÖS 20
geçen akşam Leyla ve Mecnun'u Nusret Özcan'dan okudum..

çok beğendim.Dili sade.süslü ebedi bir dili yok.Ruh tahlilleri çok güzel..

ve inanılmaz duygu yüklü..ağla ağla bir hal oldum.. :'(

nefes almak isteyenlere,bir akşamlık farklı bir dünya uzanmak isteyenlere tavsiye edilir..

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: SuVaRi - 19 Nisan 2008, 07:56:13 ÖS 19
ve inanılmaz duygu yüklü..ağla ağla bir hal oldum.. :'(
yani erva.ağla ağla bir hal oldum..nası bir hal  ;D
ağlamak kalbin cilasıdır derler (hal) olmaktan şikayet etme  ;)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: TaLiA - 22 Nisan 2008, 07:28:44 ÖS 19
(http://img521.imageshack.us/img521/3201/kkvr7.png) (http://imageshack.us)




İnsan Allah der de, titremez mi?

Elbet bu satırların yazarı da titriyor. Korkudan değil, O'nun hakkında konuşmaya ve yazmaya cüret etmekten.

Hiçbir tasavuur, Allah'ı olduğu gibi algılayamaz. Hiçbir akıl, allah'ı mutlak ve mükemmelliğiyle kavrayamaz. Hiçbir beşeri dil, sahibine Allah'ı gereği gibi anlatma imkanı sunmaz. O'nun azameti karşısında akıllar dumura uğrar, diller lâl olur, mantık iflas eder, nutk tutulur, sözün soluğu kesilir, kelimelerin nabzı durur.

Peki bu gerçeği bilmeme rağmen Allah hakkında bir kitap kaleme almaya beni ikna eden gerekçeler ne?

üç şey :

1-) Allah'a inananların Allah tasavvurlarının , vahyin inşa ettiği Allah tasavvurundan giderek uzaklaşması.

2-) Doğru bir Allah tasavvuruna sahip olmadan, sahih bir kulluk, iman ve teslimiyetin gerçekleşmeyeceği.

3-) Allah doğru bilinmeden, tanınmadan, anlaşılmadan, hayatın anlam ve amacının asla anlaşılamayacağı.

İşte bu yüzden "ALLAH" demek "anlam " demektir. Modern hayat Allah'tan uzaklaştıkça anlamdan da uzaklaşmaktadır. Anlamsız bir hayat yük, anlamsız bir insan hiç, anlamsız bir dünya canlı cenazelerin meskun olduğu mezardır.


MuSTaFa iSLaMoĞLu



devamı kitapta ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: SuVaRi - 22 Nisan 2008, 07:35:52 ÖS 19
ya lütfen yeni kitap göstermeyin  :( gözüm kalıyor..Allah ım onuda alayım bunu alayım diee elimdeki kota sayısını yükseltiyorum.. :( .hemen bitiremeyincee. :( kitaplarımın bana kalbi kırılacakmış gibi gelio.. :(
Gönül Tahmızın eşsiz sultanı Efendimiz (sav)
Reşit haylamazın kitabı bitsin.sonra reklam yapın  :P
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 22 Nisan 2008, 08:10:51 ÖS 20
Seni anlıyorum ATLI...Benim de moralim bozuluyor kitapları görünce.Bu aralar hiç okuyamıyorum çünkü....
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 22 Nisan 2008, 08:23:27 ÖS 20
ben bıraktım kitap almayı zaten.. okuyacaklarımı bitirene kadar cıks.. yok.. yasak ettim kendime..

gittiğim biryerde kitaplık var.. onun önünde dakikalarca durup, onu mu alayım bunu mu alayım derken ayrılamıyorum.. tabi bütün kitapları okuyorum birazcık birazcık... bayılıyorum içine dalmaya.. ama o kitaplığın önünde oturayım veya oturmak ta değil.. oturamıyorum ki kitaplara bakmaktan.. evet evet oturduğumu hatırlamıyorum daha...  öyle kaçamak kaçamak okuyayım.. daha tatlı geliyor..  süper birşey..

şuan ofisteyim.. bir dergide bir kitaplık gördüm küçükçene.. onu kestim güzelce ve kalemliğime bantladım.. hayalimi :) arada bakışıyoruz.. :)))

inşallah olur.. kitap okumak var.. almak yok bir müddet bana.. bitireyim kitaplarımı dönüşüm muhteşem olacak inşallah :)

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 22 Nisan 2008, 08:29:05 ÖS 20
saol talia bugün tamda o kitabı karıştırdım
ve ayşegül kitaplık sözüm hala geçerli  ;)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: SuVaRi - 22 Nisan 2008, 08:47:49 ÖS 20
Seni anlıyorum ATLI...Benim de moralim bozuluyor kitapları görünce.Bu aralar hiç okuyamıyorum çünkü....
olmadııı mutlaka küççük dergide olsa okumalısın.. :) kitap bir yaşam..yaşam bir kitap..ne güzel geçiyor böyle hayat..
ayşegülüm bende bazen kitaplığımın karşısına geçer..kahvemi alıyorum.izliyorum dakikalarca.sonra kafama sopa inmiş gibi..heyy izlemekle olmaz..aç oku beni diyen bi ses duyuyorum  :D
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 22 Nisan 2008, 09:17:56 ÖS 21
geçen narçiçeği ablayla eyginin atatürk ve inönüyle ilgili yazısını tartışırken aklıma geldi
kitap:inönü dönemi
abdurrahman dilipak
beyan yayınları
kitap ikinci adam inönü dönemini,ahır haline gelen camleri,istiklal mahkemeelrini,açık seçim gizli sayım....vs anlatıyor
ayrıca inönünün geldiği yere üstün dehasıyla değil 2.liğe razı olmasıyla geldiğini yazıyor
ittihat terakki nasıl mason locası oldu?
varlık vergisi,yönetimin durumu
chp nin mal varlığı
iskilıpli atıf olayı,menemen vakası.....
vaktim olursa kitabı özetlerim inşş
tarih severlere tavsiye ederim
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erva - 23 Nisan 2008, 01:56:20 ÖÖ 01
ya burda da kitap fuarı var..fiyatlar da çok uygun.son gün indirimler artyor..yaza epey biriktirdim..

tavsiyeleriniz içn sağolun..elif alırım inş tavsiye ettiğin kitabı..(iflas etmem inş)
Başlık: Küreselleşmenin Pençesi...
Gönderen: pambuli - 28 Nisan 2008, 07:46:19 ÖS 19
Küreselleşmenin Pençesi İslam'ın Peçesi
Nazife Şişman


 buyrun.. (http://www.kitapyurdu.com/kitap/99184/kuresellesmeninpencesi%C4%B0slaminpecesi)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 28 Nisan 2008, 10:22:59 ÖS 22
Yaa sormayın..
Katıldığım bir derste Mustafa İslamoğlu'nun kitabını hediye ettiler..
Bir de ilk gitmiştim..
Nasıl şaşırdım, nasıl sevindim bilemezsiniz..
İşte bu kitap..

(http://www.kidap.com.tr/prdimg.php?pid=55590&sizetype=380)

Efendim

Yokluğunda seni özledik.

Sana değen rüzgarı, seni örten bu­lutu özledik. Özlemeyi, özlenilmeyi, sevmeyi, sevilmeyi, sevindirmeyi, sevindirilmeyi özledik Efendim.

Aşkı, gözyaşını, müsamahayı, ah­lakı, adabı, ihsanı, irfanı, iz'anı, fe­raseti, basireti, şecaati, celadeti, adaleti, meveddeti, muhabbeti özle­dik.

İzzeti, hikmeti, fıtratı, şefkati, hür­meti, devleti özledik.

Senden sonra tefrika meşrebimiz, taklit mezhebimiz, cehalet mektebimiz, atalet fıtratımız, hamakat şöhretimiz, ihanet sıfatımız, küffar velinimetimiz oldu.

Efendim,
Sen kendini 'abduhu ve rasuluhu: O'nun kulu ve elçisi' olarak takdim etmiştin. Sana iman eden bazıları sana hürmet adı altında seni kulluktan 'kurtarıp' melekleştirerek hayattan dışladılar. Bu ifrata karşı başka bazı­ları da tefrite sapıp seni 'güzel örnek' olmaktan çıkarıp bir 'postacı', bir 'ara kablosu' seviyesinde görerek hayattan dışladılar.

Bunların hepsi sana iman ediyor­du. Ama seni hayatımızdan çıkarma­nın ızdırabını çektirdiler bize. Bu işi, göğe çekerek ya da yere sokarak yapmaları sonuçta hiçbir şeyi değiş­tirmedi.

Allah seni 'güzel örnek' olarak gös­terdi. Sen, Kur'an'ın konuşanı, yürü­yeni, hareket edeniydin. Tıpkı bir an­nede spermin insana, bir ağaçta su­yun meyvaya, bir arıda tozun bala, bir tavukta darının yumurtaya, bir ko­yunda samanın süte dönüşmesi gibi, ayetler sende hayata dönüşüyordu.

Allah ısrarla seni örnek gösterirken, birileri ısrarla 'kitab'ı, kitapları örnek göstermekte direndiler. Öylesi işlerine geliyordu, cansız bir nesneyi ör­nek edinmekle, canlı bir insanı örnek edinmek aynı olur muydu'

Efendim, Kitapsızlıktan değil, 'peygambersizlikten' kırıldık. Yokluğumuz pey­gamber yokluğu. Seni hatırlatan, se­ni andıran insanların hasretim çeki­yoruz. Çocuklarımız peygamberi so­runca 'evladım onun ahlakı tıpkı fa­lancanın ahlakı gibiydi' diyeceğimiz insanlar yok denecek kadar az.

İnsanlık destanıyla yaşıt olan vahiy sürecinde birçok kitapsız peygamber gelmişti de, bir tek 'peygambersiz ki­tap' gelmemişti. Sayemizde yaşlı dünya ona da şahid oldu efendim. Peygambersiz Kitab'a, Muhammed aleyhisselamsız Kur'an'a da şahid ol­du. Şimdi Kur'an mahzun efendim, Kur'an öksüz. Seninle Kur'an'ın arasını ayırdık, etle tırnağın, toprakla to­humun, anayla evladın arasını ayırır gibi.

Gel de bir bak Efendim, bu maz­lum ümmetin hali pür melaline. Bı­raktığın din tanınmaz hale geldi. Bı­raktığın sitenin harabelerinde bay­kuşlar tünedi.

Gün geçmez ki ümmetin coğrafyasından feryat yükselmesin, oluk oluk kan akmasın.

Bir olarak bıraktığın ümmetin kaç parçaya ayrıldığının sayısını onu parçalayanlar dahi unuttu.

Bıraktığın kutlu mirası hovarda mi­rasyediler gibi parçalayarak paylaş­tık Efendim. Nebevi mirasın irfani ve ahlaki boyutuna bir hizip, ilmi ve fik­rî Boyutuna bir başka hizip, siyasî ve hareketi boyutuna ise daha başka bir hizip sahip çıktı. Yüzyıllardır tüm bu hizipler ellerindeki parçanın 'bütü­nün kendisi' olduğunu iddia etmekle ömür tükettiler. 'Her hizip ellerindeki parçayla övünüp durdu.' Hepimiz hakikatin merkezine kendimizi oturtup 'hak benim' dedik.

Oysa ki Efendim, bazen parçala­nan hakikat hakikat olmaktan çıkar. Ait olduğu bütün içerisinde anlamlı olan bir parça o bütünden ayrılınca anlamsızlaşabilir. Bunu farkedemedik Efendim.

Efendim,
İsrailoğulları, peygamberlerini kat­lediyorlardı. Biz de senin güzel hatı­ratını, emanetini, adını ve sünnetini katlettik. Seni katlettik Efendim.

Kimilerimiz için sen hiç ölmedin, o ender bahtiyarlar seni hep içlerinde, işlerinde, hayatlarında, düşüncelerinde, duygularında, eylemlerinde, evlerinde yaşattılar.

Kimilerimiz içinde sen hiç doğma­dın. Onlar hep senden mahrum yaşa­dılar. Şol mahiler ki derya içreydiler, deryayı bilmediler.

Varlığının kaç bahara bedel oldu­ğunu bilmeyenler yokluğunun ıstırabını nasıl duysunlar Efendim'

Seni çok seviyoruz, seni çok öz­lüyoruz.

Bize kırgın mısın Efendim.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 28 Nisan 2008, 10:26:30 ÖS 22
aa ben onu okumadım
hemen okumalıyım ayy nasıl da canım çekti şimdi.
teşekkürler ayşegülüM
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 28 Nisan 2008, 10:28:47 ÖS 22
Hani vakit geçirmekten çok haz aldığım bir kitaplık varya..
Orda sürekli elimin gittiği, nedense bilmiyorum.. bir kitap var..

O da bu.. (Neredeyse alıyordum.. kendimi zor tuttum..)

(http://www.kidap.com.tr/prdimg.php?pid=2305&sizetype=380)

ikincisi de bu:

(http://www.kidap.com.tr/prdimg.php?pid=2308&sizetype=380)

ama hepsinden önce bunu okumalıyım bu hafta.. İnşallah..

Aynalar Ve İnsanlar

(http://www.kidap.com.tr/prdimg.php?pid=2295&sizetype=380)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 28 Nisan 2008, 10:29:20 ÖS 22
aa ben onu okumadım
hemen okumalıyım ayy nasıl da canım çekti şimdi.
teşekkürler ayşegülüM

Yeni çıkmış ki Serenderim..
Not alırım, paylaşırım İnşallah.. Olur mu?
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 28 Nisan 2008, 10:34:11 ÖS 22
mehmet alagaş kitaplığı çok hoş .. dili d ekolay zaten
din gerçeği ve islamı d aekle
alnımda ki ışığın yanına taş da gider.
aa kadının onuru ve kurana yönelirken de güzel
bide vahdete yedi adım

mehmet alagaşın hayatından bir bölüm dinlemiştim bir sohbette kitaplarında yansıtmaz onu yakından tanıyan birisi anlatmıştı inşş. en kısa zamanda buraya d aaktarırım..

islamoğlu rasulü anlatırda benim kitaplığımda olmaz mı .. ulaşabileceğim en kısa zamanda okuyacağım inş. bilgilendirdiğin için teşekkür ederimm
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 28 Nisan 2008, 10:38:53 ÖS 22
Serenderim..
Din Gerçeği ve İslam  kitabı ile
Kadının Onuru
Kur'an'a Yönelirken
ve
Tartışılan Sorular dı sanırım

o kitapları bana aldırtmıştın ya..
ne çabuk unuttun..

yok saaa
yok saaaaaa

beni artık unutuyor musun?
unutmaya başlıyor musun..

getirin mendillerimi..
ağlayacağım.. :)

Hem Din Gerçeği ve İslam'ın notlarını paylaşmıştım..
hııhh  sana...

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vuslatsevdası - 29 Nisan 2008, 05:03:51 ÖÖ 05
(http://return.kucukresim.com/uploads/bktc3898ih9aaf5b.jpg) (http://www.kucukresim.com)

Kızım olsaydı…

Mine İzgi, Allah’ın Kur’an’da öngördüğü sistem ve psikoloji alanında bilgilerini, deneyimlerini harmanlayarak hazırladığı kitabıyla kız annelerinin en büyük yardımcısı olacak.
 
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: pambuli - 29 Nisan 2008, 04:41:19 ÖS 16
:) teşekkürler Ayşegül bende yeni öğrendim, tavsiyeni değerlendireceğim..

işte size çerezlik bir kitap,

 buyrun... (http://www.kitapalemi.com/kitapdetay/28186&mekkeye_giden_yol.htm)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 30 Nisan 2008, 02:57:28 ÖÖ 02
Serenderim..
Din Gerçeği ve İslam  kitabı ile
Kadının Onuru
Kur'an'a Yönelirken
ve
Tartışılan Sorular dı sanırım

o kitapları bana aldırtmıştın ya..
ne çabuk unuttun..

yok saaa
yok saaaaaa

beni artık unutuyor musun?
unutmaya başlıyor musun..

getirin mendillerimi..
ağlayacağım.. :)

Hem Din Gerçeği ve İslam'ın notlarını paylaşmıştım..
hııhh  sana...



ya  ayşegülüm ne alınıyorsun ki burdan herkese önermiştim aslında :(
yok yok kabul unutkanlığı benim gibi facia bulamazsınız.
idare et be ayşegülüm idare et :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: SuVaRi - 01 Mayıs 2008, 02:25:16 ÖS 14
burda paylaştığınız kitaplar için tşk ederim..
aldıklarım  :)
m.islamoğlu
Efendimiz
Allah cc
Üç Muhammed
ayetler ışığında
tolsty
hz Muhammed.

::) yeni kitap gelmemiş daha..onlar gelene kadar beni idare eder bunlar  ;)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: BaD-ı SaBa - 10 Mayıs 2008, 03:01:25 ÖÖ 03
(http://future.kucukresim.com/uploads/216818-k-9218507b7.gif) (http://www.kucukresim.com)


Mustafa Müftüoğlu

Esefle kaydetmek mecburiyetindeyiz ki, bugün tarih adına yazılanların -pek azı hariç- cümlesinin gerçek tarihle alakası yoktur! ...

Bu, gerçek tarihle alakası olmayan yayın, tarihi, günlük politikanın oyuncağı haline getirip, ikbal sahiplerinin arzuları istikametinde yazıp söylemeyi adet edinen sözde tarihçilerle yapılmış ve ortaya atılan o yalan laflar, yıllar boyu, mektep sıralarından gazete ve dergi sütunlarına kadar her yerde o kadar çok tekrarlanmıştır ki, o yalan lafların gürültüsünden gerçek tarihin sesi duyulmaz olmuştur! ... Bu korkunç hak ve hakikat kalpazanlığı karşısında biz, şu seri kitabımızla bazı tarihi olaylara ışık tutarak yalan söyleyen tarihi utandırmaya çalıştık. Devam edegelen laf ü güzaf gürültüsü arasında gerçek tarihin sesini duyurabilirsek, vazife yapmış insanların bahtiyarlığına kavuşacağız.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 16 Mayıs 2008, 10:01:48 ÖS 22
İnsan ve Allah: Şehid Dr. Mustafa Çamran.. bengisu yay.

harika güzel ... okunması gereken bir kitap ve yazarın en iiylerinden..

Hayatın Hedefi: Mutahhari.. seckin yay.

konuşmalardan tertiplenmiş pek kitap tadı olmasa d amutahhari okunmaz mı?
tavsiye edilir...

ve Rahmetli Doç Dr. Ruhi Özcan'ın bir eseri; vahiy kültürü nü sanırım bu sayfada tavsiye etmiştim. elimde " İbadetlerde Şekil Mana İlişkisi" adlı kitabı var. Ruhi Hocanın uslübu çok kolay, kitaplarının hacmi de küçük. tam yaz kitabı. ondaki bilinc düzeyi de muhteşem..
bunu da ekleyin efendim listenize...
henuz bitmemiş celalettin vatandaşın pey. hayatı mekke dönemi var elimde oda çok güzel. illaki okunmalı her yıl bir pey. hayatı okumayı alışkanlık edinmeliyiz.
iyi okumalar
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 16 Mayıs 2008, 10:27:04 ÖS 22
Alıntı
celalettin vatandaşın pey. hayatı mekke dönemi


Arkadaşım bir kere okumuş..
İkinci okumasını da sohbet ortamında yapıp, işliyorlar..
Ve hala altını çizebileceğim başka kelimeler, düşünceler çıkıyor ayşegül dedi..
Ben de okumalarımı bitirip, ilk buna başlamayı düşünüyorum İnşallah.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: BaD-ı SaBa - 17 Mayıs 2008, 09:17:44 ÖS 21
(http://destiny.kucukresim.com/uploads/r12317iz835c7.jpg) (http://www.kucukresim.com)

 
  Kurana Göre Dört Terim
Mevdudi

İnsan, İlah'ın ne olduğunu, Rabb'ın ne anlama geldiğini, İbadetin neden ibaret olduğunu, dinin neye dendiğini anlamazsa, şüphesiz, Kur'an-o Kerim'in tamamı onun gözleri önünden, manasından hiçbir şey anlaşılmayan, gelişi güzel bir söz yığını gibi geçer gider. Bu durumda da Tevhid'in hakikatini bilemez; şirkin mahiyetini kavrayamaz. İbadetini Allah'a tahsis etmeye gücü yetmediği gibi, dininde de ihlasla Allah'a yönelemez. Bu dört terimin ifade etmek istediği mana, şahsın zihninde kapalı, karışık kalırsa ve onların manaları hakkında insanın bilgisi noksan olursa, tabi ki ona Kur'an-ı Kerim'in hidayet ve irşad adına sunduğu şeyler de karışık görünür. Kur'an-ı Kerim'e inanmakla beraber inancı ile bütün amelleri noksan kalır.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 19 Mayıs 2008, 11:32:48 ÖS 23
"tüm insanlar, bazen kendi düşündükleri gibi, bazen de başkalarının fikirlerine uyarak, belli bir davranış gösterir ve yaşarlar. insanları birbirinden ayıran başlıca özelliklerden biri, yaşamlarını kendi düşüncelerine göre mi yoksa başkalarının düşüncelerinin etkisinde kalarak mı düzenledikleridir.

kimi insanların özgürlükleri sadece düşüncelerindendir. kafaları zeka oynlarıyla meşguldür, düşüncleri kayışında kurtulmuş çocuk gibi uçup gider; davranışlarında ise kanuna, başkalarının düşüncelerine, örf ve geleneklere uyarlar. bazıları ise hareketlerini kendi düşüncelerine göre yönlendirir ve çoğu zaman kendi kafalarına göre hareket ederler. pek seyrek olarak o da uzun ve eleştirel bir incelemeden sonra başkalarının görüşlerine tabi olurlar."
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 26 Mayıs 2008, 01:43:17 ÖÖ 01
ama o sadece, insanların bu emirlere uydukları zaman kendileri için mümkün olan en iyiyi elde edeceklerini anlamak ve buna inanmaklan kalmıyor, bu emirleri yerine getirmenin insanın başlıca görevi olduğunu, onlardan ayrılanların hemen cezalandırılacağını da biliyordu. bu kitapta öğretilenlerin tümüden bu anlaşılıyordu, özellikle bağ işçileri bölümü bunun en kesin, en kuvvetli açıklamasını yapıyordu: işçiler efendileri için çalışmaya gönderildikleri bağı kendilerinin sanmışlar. oradaki herşeyin kendileri için yapıldığına, işlerinin bu bağda hayatın tadını çıkarmak olduğuna inanmış, efendiyi unutmuş, onun varlığını hatırlatan herkesi de öldürmüşler.

... "biz de aynı şeyi yapmıyoru muyuz?" diye düşündü. "kendi hayatımızın efendisi olduğumuz, hayatın bize bir zevk ve eğlence için verildiği gibi saçma hükümler veriyoruz. saçma! biz dünyaya birinin isteğiyle, bir amaçla gönderildik. yalnız kendi zevkimiz için yaşadığımıza inanmışız bir kere, bunun sonunda tabi ki işlerimiz efendilerinin emrini yerine getirmeye bağ işçilerininki gibi ters gider. işte, efendinin iradesi bu buyruklarda dile getiriliyor. insanlar bu buyrukları yerine getirseler, cennet yeryüzünde kurulmuş olacak ve insanlar mümkün olan en yüksek refaha kavuşacaklar."

"önce tanrının ülkesini ve onun adaletini ara; bütün öteki şeyler sana verilecektir. bizse öteki şeyleri, dünyadaki zevkleri arıyoruz; elbette ki hiçbirşey elde edemiyoruz. şu halde hayattaki görevin bu olmalı...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 26 Mayıs 2008, 02:56:42 ÖÖ 02
Kitabın Adı    : DİRİLİŞ
Kitabın Yazarı: Tolstoy
Yayınevi       : Ada Yayınları
Basım Yılı      : 1996
Sayfa Sayısı  : 446

Kitap Konusu: Zengin ve hızlı yaşamı seven bir prensesin geçmişte yaşadıklarından pişmanlık duyduğu bir sırada önceden ilişki yaşadığı bir kadına rastlaması,onun düştüğü bu durumdan dolayı kendini sorumlu hissetmesi ve ona yardım etmeye karar vermesi ile adalet sistemindeki yanlışlıklar ve cezaevlerinde yapılan kötü uygulamalardan bahsediliyor.

Kitap Özeti :
Nehludov soylu bir aileye mensup yakışıklı ve zengin bir prenstir.Öğrencilik yıllarında teyzelerinin evine gittiği bir gün evde hizmetçilik yapan Katyuşa ile tanışır.Aralarında bir gecelik aşk yaşandıktan sonra Nehludov evi terk eder.Bu olaydan sonra Katyuşanın hamile oldugunu ve Dmitry ile birliktelik yaşadıgını öğrenen evin sahipleri Katyuşanın işine son verirler.İşsiz kalan ve geçinmek zorunda olan Katyuşa bazı insanların oyunları sonucu genelevde çalışmaya başlar.Dmitry Nehludov orta yaşa gelince hayatta yaptıklarından sıkılmaya ve geçmişte yaşadıklarından pişmanlık duymaya başlamıştır.Bulunduğu bölgenin soylu kişileri arasında olduğu için duruşmalarda jüri üyeliği yapmayı kabul etmiş,yine böyle duruşmaya katıldığı bir gün sanık sandalyesindeki suçlunun Katyuşa oldugunu fark edince birden vicdan azabı duymaya başlamıştır. dewamı için tıklayın (http://kitap-ozet.net/turkce-roman-ozetleri/d-ile-baslayan-yerli-kitaplar/dirilis-d-ile-baslayan-yerli-kitaplar-turkce-roman-ozetleri/dirilis.html#more-191)

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 01 Haziran 2008, 07:40:04 ÖS 19
(http://kitabevi.karakalem.net/webresim/kitaplar/big/8.jpg)


 


Metin Karabaşoğlu, Kur’ân Okumaları başlığı altında toplanan üç kitabıyla, yaşadığı çağı ve iç dünyasını Kur’ân âyetlerinden süzülen bir tefekkürle sorgulamaya açıyor ve âyetlerin nuranî ikliminden hepimiz için anlamlı mesajlar çıkarıyor.



Sunuş

Teşekkür

BİRİNCİ BÖLÜM:

KUR’ÂN OKUMALARINA GİRİŞ

Kur’ân’ı nasıl okumalı?

Önce dinlemeyi öğrenelim

Kalk ve uyar!

İKİNCİ BÖLÜM:

KISSALARLA GELEN

Meryem orucu

İbrahim’in altıncı duası

Lokman’ın öğüdü

Milliyetçiliği kim başlattı?

Kârun öldü mü?

Asâ ve Musa

Tâbûtu getiren adam

Nehrin öte yakası

Eşyayı değil, bakışımızı değiştirmek

Nuh’un gemisine binmek

Şefkat yüklü bir tefekkür kıssası

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:

KUR’ÂN ÜLKESİNDE KISA YOLCULUKLAR

İman, hicret ve cihad

Gözler nasıl korunur?

Küçük sularda boğulmamak

Hâzâ min fadli Rabbî

Dengeli olabilmek

Kız çocuğu ölümleri

Hangisi 'hasene’?

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM:

KISA SÛRELERİN SINIRSIZ DÜNYALARI

Kevser kime verilir?

Yitirilmiş bir özgürlük

Zaferle gelen tevbe

Ebu Leheb’le öğretilen

İhlasın üç anahtarı

Şafak vaktinin Rabbine sığınıyorum

Sığınırım Rabbine nâsın

Sonsöz

 


Bu satırların yazarının hayatındaki en kritik dönemeci, her insan için olduğu gibi, ilk gençlik yılları oluşturdu. O yıllarda birbiri ardınca dünyama gelen sorular, bir altüst oluşun ardından, kimi şeyleri keşfetmemi sağladı. O günden beri dünyamda vazgeçilmez bir yer edinen ‘risale’lerle, o vasatta tanıştım. Risaleler ise, daha tanıdığım hafta içinde, hayatımın en büyük tanışmasına aracı oldu: beni Kur’ân’la tanıştırdı. Risaleler baştan sona Kur’ân âyetleriyle doluydu; ama ben o kelâmın yabancısıydım. Bana, Rabbimin kelâmını nazil olduğu dilde okuma lüzumunu hatırlatan bu durum, sonraki yıllarımın, tüm ‘gençlik arızaları’na rağmen, iki kritik ‘okuma’ ekseninde şekillenmesine vesile olacaktı: bir yanda Kur’ân okumaları, ve yanı sıra, bizi Kur’ân’a hazırlayan Risale okumaları.
Bu kitap, o okumalar esnasında dünyama gelen kimi notların bir derlemesi hükmündedir. Kitap, özellikle Kur’ân okuma ya da namaz anlarında ve çoğu kez bir ihtiyaca binaen dünyama giren kimi mânâlardan oluşuyor. Kitaptaki güzelliklerin tamamı Kur’ân’dan olmakla birlikte, Kur’ân’ın ilgili âyetlerinin güzelliği yalnız bu kitapta yazılanlarla sınırlı değildir. Bunun kesinlikle farkındayım. Bu kitabın, gerek ilgili âyetlerin, gerek tümüyle Kur’ân’ın sunduğu sonsuz anlamlar denizinde yeni ve çok daha büyük keşiflere bir önsöz olmasını diliyorum.

Bilvesile, kitaba emeği geçen, dünyamın Kur’ân’a açılmasında hepsinin de payı olan herkese karşı duyduğum gönül borcunu ifade etmek isterim. Bu kitap, tek bir isim taşısa da, satırları arasında nice kalbin, nice aklın emeğini barındırıyor.

Hepsine teşekkür ediyor; ve beni böylesi gönül dostlarıyla beraber var eden Rabbime şükretmeyi bir vazife biliyorum.

Hepimiz için, Kur’ân’la nurlanmış bir hayat dileğiyle...


METİN KARABAŞOĞLU

İstanbul, 1996


bu kitabı okumama wesile olan kardeşlerime canu gönülden teşekkür ediyorum. Rabbimin razı olduğu kullarından olmaları duasıylan..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 03 Haziran 2008, 01:49:41 ÖÖ 01
Kur’ân’ı nasıl okumalı?

Alıntı
Kur’ân okumaya başlamadan önce "Euzu billahi mine’ş-şeytani’r-racîm" denilmesi, Kur’ân’a muhatap olurken bu hakikatı asla unutmama kasdıyla, farz kabul edilmektedir.


İkinci bir husus ise, ona ‘temiz’ olarak yönelmektir. Muazzam bir tevhid dersi veren Vâkıa sûresinin 79. âyetinde, Sultan-ı Ezelî şöyle ferman etmektedir:


AYET GİRECEK, VAKIA 79


"Lâ yemessuhû illel mutahharûn."


"Temizlerden başkası ona dokunamaz." Yani, "ancak temiz olanlar ona dokunabilir."


Bu âyet, bir fıkhî hükmün esasını oluşturur. Buna göre, tıpkı namaz için olduğu gibi, Kur’ân âyetlerine dokunabilmek için de, her iki abdestin varlığı şarttır.

dewamı için lütfen Tıklayın (http://www.karakalem.net/?article=414)

yeni islama girmeye çalışan için bu şart mı? veya yurdumun insanı (malumunuz) kuranı kerimi; duvarda asılı nazar boncuğu, büyü, sihir, hikaye vs. vs.. bitürlü onu allahın mesajı olarak göremedi malesef. bunu yapan müslüman..! bunlar içinde şartmı bu durum. çünkü eğer bunları yapması gerekirse o mübarek kitaba göz atacağını sanmıyorum..o'na zor ve ağır bir eylem gibi gelecektir..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 03 Haziran 2008, 02:13:12 ÖÖ 02
İhlasın üç anahtarı


"...Resul-i Ekrem'in haber verdiği gibi, üç kez okuyanın tüm Kur'an'ı okumuş gibi sevaba nail olduğu; zira tüm Kur'an'nın mesajını özetleyen bir çekirdek suredir."

bu ve yukarıda yazılı olanlar hakkındaki düşünceleriniz nedir? yorumlarınızı bekliyorum inşallah.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 04 Haziran 2008, 01:48:35 ÖÖ 01
(http://kitap.antoloji.com/media/zkitap/k/44/44264_k_9191.jpg)

Dr. Abdullah Yıldız
Pınar Yayınları;

Biz, bu çalışmamızda; insanlık tarihinin en güzel, en hayırlı insanlarından Hz. Yusuf'un (a.s) güzelliklerle dolu kıssasını, bugünün dünyasında yaşayan müminler olarak günümüze taşımaya gayret edeceğiz. Bunu da Yusuf Aleyhisselam'ın hayatının üç önemli aşamasına işaret eden simgesel üç gömlek ekseninde çerçevelemeyi deneyeceğiz. Hz. Yusuf'un çocukluk dönemini hatırlatan kanlı gömleğinin onun mazlumiyet ve mağduriyetini simgelediğini, delikanlılık dönemini özetleyen arkası yırtık gömleğin onun iffet ve ismetini simgelediğini, olgunluk ve iktidar dönemini işaret eden son gömleğinin yani kardeşleri vasıtasıyla babası Yakub'a gönderdiği 'Yusuf kokulu' gömleğin de onun istikrar ve istikametini simgelediğini düşünerek bu güzel kıssadan günümüz için, günümüzün Genç Öncüleri için dersler çıkarmaya çalışacağız.


bu kitabı okumama vesile olan arkadaşıma canu gönülden teşekkür ederim
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 16 Haziran 2008, 05:01:06 ÖÖ 05
(http://kitabevi.karakalem.net/webresim/kitaplar/big/50.jpg)


“Hadis Okumaları”, Karabaşoğlu’nun ‘okumalar’ zincirinin olmazsa olmaz bir halkasını tamamlıyor. ‘Okumalar’ başlığını taşıyan diğer kitaplarının tarzını ve üslubunu bu kitapta hadis temelinde sürdüren yazar, ‘hayatın tam ortasında’ okuyup yorumladığı hadislerle bizi kudsî nebinin aydınlık hayatına ve sözlerine yaklaştırıyor. Kudsî nebinin sözlerini yaşadığımız günlere taşırken, yaşadığımız günleri hadislerle buluşturuyor.

Kitaba yazdığı sunuşta, Mehmed Paksu’nun dediği gibi, “Sevgili yazar, yine bam telini bulmuş, kalp ritmini yakalamış, hayatın içindeki hadisleri gündeme taşıyor.”

Tıklayın (http://kitabevi.karakalem.net/kitap.asp?book=50)

içinde çok hurafe war!
ama bunu anlıyabilen(ler) için de güselliklerin olduğu bir kitap


Başlık: İslam'da Bilim ve Teknik
Gönderen: pambuli - 30 Haziran 2008, 03:00:11 ÖS 15
detaylı bilgi için tıklayınız.. (http://www.kitapyurdu.com/kitap/134025/%C4%B0slamdabilimveteknik5cilt)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 06 Temmuz 2008, 12:05:15 ÖÖ 00
"bugün dünyada, doğuda ve özellikle islam toplumlarında karşılaştığımız pekçok acı gerçek mevcuttur. bu acı gerçekler toplumda mevcut tezatlar, krizler ve olumsuz değişimlerden oluşmaktadır. bu sorunların en belirgin nedeni insanın yok edilen şahsiyetlerinden kaynaklanmaktadır. bunalımların, çelişkilerin, krizlerin ve düşman çehrelerin gerçek nedeni, değişen düşünsel tarzımız ve bunun doğal bir sonucu olarak hayat seyrimizin rotasını etkileyen pekçok faktörün günyüzü görmesidir.

öncelikle değişen insan ve hayat tarzı, yeni koşullara adapte olabilen özel bir insan tipi üretir. bu tipin belirgin nitelikleri özellikle üniversite eğitiminden geçmiş genç kız ve erkeklerden gözlemlenebilir. modernist bir çehre, çağdaşlaşmış bir kişilik, koşullara köle bir insan. geleneksel erkek ve kadın çehresiylen çelişen, onlara isyanı içinde taşıyan zıt ve donuk modern bir görünüm."

alıntı
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 06 Temmuz 2008, 02:24:15 ÖÖ 02

murat bu alıntı nerden ?
kitap mı tanıtıyorsun; ben tanıyamadım da :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 06 Temmuz 2008, 03:17:39 ÖÖ 03

murat bu alıntı nerden ?

FATIMA FATIMADIR kitabından alıntı (sayfa 57 )




--------------------------
FATIMA FATIMADIR // Dr. Ali Şeriati

Sorumlu Kim?
Aydınlar(!)…Bilginler(!)… Sorumluluk ve görevlerini yerine getirmeyenler; halkın gücünü unutlanlar ve halkla bütünleşmeyenler; halkı yönlendirme hususunda kendine düşen sorumluluğu yerine getirmeyenler; aydınlar (!) ve bilginler (!).

Halka bilgi, bilinç ve yön vererek ona rehber olmak zorunda olan bu insanlar, bu fonksiyonlarını unutmuş, böylece etkinliklerini yitirmiş ve yönlendirici özelliklerini kaybetmiş durumdadırlar.

Evet, bütün dahilerimiz, üstün yeteneklerimiz güçlü kabiliyetlerimiz nelerle meşguller? Görülen odur ki; bir kısmı Felsefe, İlahiyat, Tasavvuf ve Ahlak gibi ililmlerle uğraşırken, diğer bir kısmı da edebiyatla, dilbilgisiyle, kelimelerin taşıdıkları manalarla ve uslûp araştırmalarıyla uğraşmaktadırlar. Uzun yıllar boyunca bütün zorluklara katlanarak belirli bir konuda entelektüel bir endişenin ürünü olan eserleri verebilmek için çırpınıp durmuşlardır.


Bu eserlerde genellikle şartlarına uygun namazın nasıl kılınacağını, namazın sıhhatini etkileyen unsurları, kadınlar aybaşı halinde uygulanacak kuralları ve namazda oluşan şüphelerle bunların giderilmesi gibi konular esas alınmıştır.

Bilginlerimiz ve aydınlarımız halkla nasıl bir iletişimin kurulacağını ve onlara nasıl bir çağrı yapılacağını konu edinen eserler meydana getirmeyi unuttular. Dini gerçeklerin fert ve topluma ulaştırılması onları ilgilendirmedi. Dinin yaşamını ve etkinliğini sağlayan temel erkanların kritiğinin yapılması terkedildi. Bilginin ve bilincin halka ulaştırılması önemsenmedi. Rasulullah’ın sünneti ve imamların şahsiyeti fert ve topluma ulaştırılmadı. Peygamberler sünnetinin ve imamların şahsiyetlerini nasıl anlaşılabileceğini anlatan hiçbir eser meydana getirilmedi. Kerbela gerçeğini ve bu gerçeğin arkasında gizli bulunan devrimci amacı ortaya çıkaran ve nasıl anlaşılması gerektiğini anlatan eserler oluşturulmadı. Peygamberimizin ailesini ve İslami hareketi konu edinen eserler meydana getirilmesi bir yana bırakıldı. Halkın imanını ve düşünce yapısını konu edinen kitaplar yazılmadı.

Sanıldı ki; yazılması zorunlu (!) her şey yazıldı, her şey meydana getirildi. Fakat, bir rehberin etkisi ve katkısı olmadan, sorumluluk duygusu yüklenmeden yazıldı; bütün bunlar. Bilginler ve yadınlar sorumluluklarını camideki imamlara terkettiler. Bu mühim sorumluluk müçtehidlere, yani imanın amele gerektiği biçimde aktarılması için yön verenlere, büyük rehberlere ve alimlere bırakılmadı. Tüm bu sorumluluklar bildiğimiz vaazlara ve vaizlere terkedildiler.

İmamı eyleme dönüştürmede rehber insanlar ortaya çıkmayınca, peygamberi, ehli beytini ve Kur’an-i gerçekleri araştırmak ve aktarmak görevi “Eski medreselerin başarısız insanları”na terkedilince bir grup genç İslami ilimleri öğrenmek ve fıkıh ilmini daha ileri bir düzeye çıkarmak amacıyla okullara girdiler. Kabiliyet ve beceri sahibi olanlar büyük bir çaba ve gayret sonucu normal eğitim ve öğretim sistemi bünyesinde fakih veya müctehid oldular. Ancak bu yetenekli ve becerikli insanlar öğretmen olarak görevlendirildiler. Dolayısıyla bir nevi hapsedilmiş olan bu insanlar böylelikle de toplumdan soyutlanmış oldular. Gereği gibi okullarda çalışmayanlar veya başarısız kişiler ise dini topluma götürmek zorunda kaldılar. Fakat yetenek, zeka ve ruhi dayanıklılık açısından zayıf olan bu ikinci grup insanların üstün yönleri sadece güzel sesleri, heyecanları ve sanat eğilimleri olabilirdi. Üçüncü bir grup insan daha mevcuttu. Bunların ise ne üstün zekaları, becerisi, kabiliyeti ve ruhi dayanıklılığı ne de güzel sesleri heyecanları veya sanat eğilimleri vardı. Ne bilim ne de güzel sese sahip olamayan bu gruptakiler sanki dilsizlerdi ve sanki hiç konuşma yetenekleri yoktu. Korumasız ve işlevsiz kalan bu insanlar ise kurtuluşu, sosyal prestiji “mübarek” veya “ kutsal kapı”lara yaslanmada buldular. Dolayısıyla müctehidlere ve camilerdeki imamlara dayanarak, önceliği aldılar.

İşte böyle bir ortamda dikkat et! Dur ve bak! Bu durumda halkın kaderi ne olacak? Halkın inandığı dinin yani Kur’an’ın anlattığı İslam’ın kaderi ne olacak? Bütün bunların ne olacağına karar verebilmek için çok derin düşünmeye gerek yok. Evet, sadece bakmak yeterlidir.

Kadın Hangi Karaktere Varmak İstemektedir ?
Gerçekte toplumumuzda “Kimim?”, “Kim olmalıyım?” veya “Kişiliğim nedir?” gibi benzeri soruları kendisine sorarak tartışan iki insan tipi vardır. Kişilik arayışı için de olan, bir sonuca varma sorumluluğu hisseden insanlar” toplumumuzda iki gruptur. Biri çağın dışında kalmış, zamanın dışında yaşayan, geçmişe ve mevcut geleneklere bağlı bir tip. Bu kişilik ahlaki ve dini bir kişilik olarak görülmektedir. Kısacası bu eğilime sahip insan veya insan grubu toplumun diğer kesimine karşı etkin olmaya çalışmakta ancak inandığı ve yaşadığı değerlerin zayıflığından ötürü de gayelerini gerçekleştirmesine güç yetirememektedir. Ancak başaramayacağını, güç yetiremeyeceğini bildiği halde dayanmakta, direnmekte, sebat etmekte; inandığı ve yaşadığı değerleri yitirmemek için, elinden geleni yapmakta, onları muhafazaya çalışmaktadır. Genç nesle, düşünen ve araştıran bu nesle de inandığı ve yaşadığı değerleri telkin etmeye çalışmakta, doğru bildiklerinin mücadelesini vermektedir.

İkinci tip insan ise daha değişik bir yapı sergilemektedir. Bu tip insan sahte bir entellektüellik, modernlikle özgürlük arayışı adına bile hareket etmeye, tavır ortaya koymaya yanaşamamaktadır. Çünkü bu kişi veya bu grup topluma müdahalenin; reddin, uyarmanın bir faturası olduğuna inanırlar. Topluma müdahale eden, uyaran ve reddeden kontrol edemeyecek konumda ise faturası ağır olacaktır kuşkusuz. Topluma müdahaleyi başaramayınca bu kişi doğulu olmakla, geri kalmışlıkla, dindarlıkla, eskiyi savunmakla, eski kafalı olmakla, adetlerine ve geleneklerine bağlılıkla kınanacak, mahkum edilecektir. Bu kişilerin topluma karşı tepkisizliği, etkisizliği bu endişelerden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla ikinci karakter sahibi insan sosyal değişimlere, genç kuşakta oluşan değişime, yaklaşım tarzına, değişim boyutuna ve türüne, kadınla alakalı değişmelere karşı, ölü bir kişi rolünü oynamayı tercih etmektedir.

Başka bir deyişle anne ve babanın hazırladığı ortam gereği hareket etmeyi, tavır belirlemeyi tercih etmekte, yazılmış bir senaryonun kendisine düşen rolünü oynamaktadır. Müdahalesiz, düşünmeden ve itirazsız olarak görev icra etmektedir. Çağdaş olanaklar hazırlayan, maddeci tavırlar ortaya koymaya sebep olan bu anne babaların vasfı entellektüelliktir. Ancak anne babaların toplumda ilgi gören imkanları ve yapıyı çocuklarına sunmalarının nedeni, tepkisizliklerinin, susmalarının, feryatlarının, boyun eğmelerinin nedeni entellektüel becerilerinden, kaygılarından ileri gelmektedir. Bu tavır onların inançlarını onayladığı, imanlarının hoşnut olduğu, itikatlerini desteklediği bir tavır değildir. Bu sessizlik, bu suskunluk bilakis zayıflıklarından, güçsüzlüklerinden ve iktidarsızlıklarından kaynaklanmaktadır. Şöyle düşünmekteler. Topluma müdahale içindeki değerler sisteminin dışına yansıyan değerler sistemine uygun olmadığım, uyum içinde bulunmadığı göstereceğinden direncimi kaybedecek, iç boşluğumu zenginleştirecektir. Dolayısıyla saygınlığımı, itibarımı, nüfuzumu ve ünümü yitireceğim. Evet anne babalar çağdaş baskı araçlarının oluşturduğu tehdit dolayısıyla tepkilerini ve gerçek kişiliklerini gizlemeyi daha uygun bulurlar.

 
Toplumda bu iki nisan tipi biçimlendirilebilir, yeni bir şekil verilebilir durumdadırlar. Bunlardan birine İsfahan’da rastlayabilmekteyiz. Geleneklerine, törelerine bağlı bir kişilik arz ederler. Çürümüş, yıkık bir adetler ağına tutulmuş dev bir karakter. Veyahut çirkin, iğrenç, tehditkar ve kavgacı bir karakter.

İkinci bir grup ise Avrupa tuğla fırının bir ürünüdür. Güvenilir ve derli toplu bir görünüm arz eder. İnce, mahir, kurnaz yavaş yavaş tesir eden bir yaşayışa sahip. Bazen de sabırsız ve dayanıksızdır. Bazen ise içi boş, gayri samimi, aç, anlamsız ve gülünç bir model sergilemektedir.

Toplumda iki tip insan ve iki yol vardır. İkisi de yanlış, hatalı, sakıncalı ve tehlikelidir. İkisi de harap ve bitkindirler. Niçin mi? Biri kükreyen, kasıp kavuran, önüne sürükleyip götüren gerçekler seline yakalanmıştır. Halbuki bu hakikatler hemen hemen eski ve geleneksel her şeyi altını üstüne getirmiştir. İnsanımız taşan, bendini yıkıp yayılan bu sulan elleri ile ve avuçları ile geri getirmek, yeniden toplamak istemekte, bu gaye uğruna “Çabalarını israf etmektedir.” İnsanımız akıntıyı, seli durdurmaya uğraşmaktadır. İnsanımız değişik tavırlar ortaya koymaktadır. O bazen haykırmakta, bağırmakta ve şikayet etmektedir. Bazen de ağlamakta, matem tutmakta, dövünmektedir. Başka bir zaman ise hıçkıra hıçkıra ağlamaktadır. Bazı zamanlar da yemin etmekte, sele ve baskına küfür etmektedir. Ancak bu sel gittikçe büyümekte, dışa.taşmakta, yol üzerindeki herşeyi silip süpürmektedir.

İkinci toplumsal karakterimiz ise sel sularına elini uzatmakta; selle barışmakta, ölü bir kişi gibi teslim olmakta, iradesini ve gücünü kullanmamaktadır. Faydasız, içi boş, zararlı bir gözlemci olarak sadece olanları seyretmektedir. İnsan olduğunu, değiştirme gücüne sahip olduğunu unutmuş mücadelesinin sonuç vereceğine inanmak istememektedir. Bu kişi şahsiyeti olmayan bir varlık olarak yaşamak istemekte, sakin ve gerilimden uzak durmaktadır. Sürekli çalışan biridir. Cinayetlerine devam eder. Halktan kopuk yaşamakta ancak onu sömürmekten, ondan bir şeyler sökmekten kendini alamamaktadır. Bazen bir yankesici görevini icra etmektedir. Binlerce kirli işe karışmakta, belge hazırlamakta övgüler ve methiyeler hazırlamaktadır. Dolayısıyla halkı aldatmanın yolunu bulmakta, ceplerini doldurmak suretiyle yabancı firmaların sömürüsü için ortam hazırlamakta ve her şeyini onların, ceplerine akıtmakta, böylelikle kendisine düşen görevi icra etmiş olmaktadır.

FATIMA FATIMADIR
Dr. Ali Şeriati
Çeviren: İsmail Babacan
Dünya Yayıncılık
1. Baskı, 1995, Sf. 33-35




Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 06 Temmuz 2008, 03:18:56 ÖÖ 03
Konumlarım ve fonksiyonlarım kavramada zorluk çektiğimiz kadınlar
Tanımak zorunda olduğumuz bazı Avrupalı kadınlar vardır. Bu kadınlarla değişik sebeplerle, farklı yaklaşımlar sonucu hep muhatap olduk. İster istemez muhatap olduk. Bazen bu bir ihtiyaçtı bazen de bir lüks. Ama ne oluşa olsun bu kadınlarla sürekli bir ilişkimiz, bir bağımız oldu. Bu kadınlar TVnin, dergilerin ve gazetelerin sürekli gündemde tuttukları yabancı film yıldızlarıdır. Bazen de biz o kadınları onlara seksi öğreten yazarlardan öğrendik. Bu kadınlar, bize ve toplumumuza Avrupa’nın evrensel kadın tipi olarak sunuldular.

Biz onaltı yaşında Afrika’nın Nubi çölüne giden Avrupalı kızı tanıma imkanına ve hakkına sahip değiliz. Bu kız tüm haylatını vahşi, ilkel, uygarlıktan uzak, çılgın, azgın ortamlara sert ve acımasız iklimlerde harcamıştır. O hastalık, ölüm ve vahşi kabilelerin tehdidi altında uygarlıktan ve imkanlardan uzakta yaşamıştır. Bu kız gençliğinde de, yaşlılığında da yani tüm hayatı boyunca karıncaların antenlerinden yayılan dalgalar ve bu dalgalan alan duyarlılığım incelemekle geçirmiştir. Bu kadın artık vazifesini yürütemeyecek bir konuma geldiğinde ise annesinin bıraktığı yerden bu sorumluluğu kız evladı yüklenmiştir. Bu kadının çocukları Fransa’ya döndüğünde elli yaşlarında idi. Artık iki nesil sonra üniversitede bilimsel tartışmaların yapıldığı kürsüde şu cümleleri sarfedecek konuma gelmiş, bu hakkı kazanmıştı: “Ben karıncaların dillerini keşfettim ve onların bazı haberleşme işaretlerini öğrendim.”

Bize madam Gusahan’ı tanıma imkanı ve hakkı verilmedi. Tüm hayatını felsefe çalışmalarına adadı. Avicenna’nın, İbn-i Rüşt’ün, Molla Sadri’nin ve Hacı Mola Hadi Sabzevari’nin felsefi çalışmalarını ve olaylara yaklaşma mantığını incelemeye aldı. Bu düşüncelerin kullandıkları mantığın ve felsefenin köklerini buldu, ortaya çıkardı. Bu kişilerin Yunan Felsefesindeki rollerini de tesbit etti. Ayrıca Aristo’nun bazı çalışmalarının kökenlerini de buldu. Dahası bu çalışmalan karşılaştırdı. Haliyle felsefecilerimizin Yunan’dan yararlandıktan noktaları da böylece tespit etmiş oldu. Madam Guashan’i bin yıllık İslam medeniyetinin yetersiz ve hatalı tercümeler sonucu meydana gelen yanlış anlaşılmalar yüzünden uğradığı sakatlıkların ve yanlış anlamaların önüne geçerek ve gerçeği ortaya koyarak kanıtladı. Bir İtalyan Mmı’yi de tanımaya müsait değiliz. Yani De La Vida’yı. Amaçlarından biri de “Ruh Bilimini” tamamlamak ve yayma hazırlamaktı. Bu çalışma Avicenna’yı konu ediniyordu. Kaynaklan ise Aristoteles’in eski Yunanca el yazmaları idi.

Mmı’yi tanıma olanağımız yoktu. Hatta hakkımız yoktu. Radyoaktiviteyi keşfeden Curie’yi ve Hz.Ali’nin yüce kişiliğini tüm İslam alimlerinden ve hatta tüm Şii’lerden daha iyi tanıyan Resass Du La Chahpelle’yi de tanıma olanağımız hatta hakkımız bulunmamaktadır.

 
Resase Du La Chahpele genç, güzel ve özgür bir İsveçli kız idi. İslami kültürlerden çok uzak bir toplumda dünyaya gözlerini açmıştı. Müslüman, da değildi. Belki inançlarını da zayıftı. İslami çizgide mevcut sırrı bulmaya çalıştı. İslami dirençli ve azimli kılan sırrı yakalamaya çalışıyordu. Bu özgür insan her yönüyle, zıt bir insanı tarih içinde takip ederek yakalamış ve anlamaya çalışmıştır. O kişi de kuşkusuz Hz. Ali’dir. Dahası genç ve özgür kız Hz. Ali hakkında en doğru, en isabetli belgelerli keşfetmiş, vesikalara toplamış, Hz. Ali’nin ince ruhunu kavramıştır. Hz. Ali’nin duygularının derinliğini, düşüncelerinin isabetliliğini görmüş ve tanımaya çalışmış. Öncelikle Hz. Ali’nin acılarını, özlemlerini, yalnızlığını, korkusuzluğunu ve ihtiyaçlarını tanımıştır. O sadece Hz. Ali’ye Bedir’de, Uhut’ta ve Huneyne’de görmemiştir. Sadece buralarda göstermek istememiştir. O Hz. Ali’yi Küfe’deki camide de görmüş, namaz kılışına şahit olmuş, ibadetine yakinen şahit olmuştur. O Hz. Ali’yi gece namazında gözden kaçırmamıştır. En önemlisi bu genç kız Nechü’l Belağa’yı bir araya getirmişir. Bu eser büyük sünni alimi Muhammed Abduh’un edebi çevirisi ile çoğaltılmıştır. Ancak unutmamak gerekir ki bir yandan bu gelişmeler olurken, diğer taraftan Şii’ler Cevat Fazü’ın Hz. Ali’yi konu edinen seminerleri ile uğraşmışlardır.

Bu kız çabalarının ve emeğinin bir ürünü olarak şu veya bu şekilde, şu veya bu tarzda da olsa Hz. Ali’nin tüm sözlerini bir araya getirerek topladı. Hangi nedenle olursa olsun bu sözler not edildi. Teksir edildi, saklandı ve korundu. O tümünü okudu, çevirilerini yaptı, yorumladı ve hazır bir hale getirdi. Bu yazılar şimdiye kadar Resass Du La Chahpells’in kaleminden bir insan için yazılmış en güzel ve en derin yazılardır. Kırk iki yıl boyunca çalıştı, emek sarfetti, didindi ve yoruldu. Düşündü ve yazdı. Araştırdı ve Hz. Ali’yi yazdı.

Biz Angela’yı da tanıma imkanına ve hakkına sahip bulunamamaktayız. O bir ABD’li kız idi. Tutkulu bir kız; sadece kendi toplumunu değil iki asrın ümidi, tüm özgür halkların ümidi, yaralıların ümidi, ezilenlerin ümidi, hakları zorla elinden alınmışların ümidi, ırkçı yaklaşımlara karşı direnenlerin ümidi olarak yaşamaya devam etmektedir.

Batılı yabancı kadınların Don Juan’lar için sadece birer oyuncak, sadece birer süs eşyası olduklarını bilmeliyiz. Bu kadınlar aynı zamanda para yiyen, cezb eden eşya ve mücevharat köleleridir. Erkeklerin pis arzularının dişi köleleridir. Erkeklerin arzularına cevap verebildikleri sürece bir anlam kazanan aksi halde hiç bir değeri olmayan dişi kölelerdir bu insanlar.

Kadınlar arzularına ve zevklerine cevap verebildikleri sürece; neşeli anlar yaşattıkları sürece; şehveti zenginleştiren bir dişi oldukları sürece bir değer sahibi olabileceklerini unutmamak gerekir. Gençliklerinin ve en güzel yıllarının pis isteklerin tatmini için harcadıktan sonra onlar saf dışı kalmış, verimsiz, fonksiyonsuz birer makina parçasıdır. Yaşadığımız çağda kadın sadece bir şehvet makinası değildir kuşkusuz. O bazen bir ülkünün, bir ideolojinin somut bir göstergesi olabilmiştir. Hatta bir ülkenin gururu, kuşakların onuru olmuş, bağımsızlığını simgelemiştir. Evet kadın yaşadığımız çağda bu badirelerden geçen bir varlık olduğu halde onu hala tanıma fırsatına sahip değiliz.

Bize sadece Mmı’yi tanıma olanağı ve fırsatı verildi. Twigy! Yetmişbir’in kraliçesi ve Batı medeniyetinin varlığı zirvenin bir kanıtı olarak Twigy ile beraber Jacgueline Onasssis’i de tanıdık. Batı kadının vardığı ve yaşadığı en son, en zirve model simgesi. Para karşılığı olmak şartı ile herşeyini satan ve herşeyini alan bir kadın. Ayrıca toplumumuz ve bizler B.B’yi, Monoko kraliçesinin ve James Bond’un çevresini kuşatan meşhur muhafızını da tanıma olanağına sahip olduk. Bu kadınlar Avrupa üretim çarkının veya üretim biriminin kurbanlarıdırlar. Bu kadınlar sermayenin, paranın ve refahın emrinde birer dişi köledir sâdece. Bu kadınlar sadece oyuncak olabilmişlerdir. Sadece süs eşyası, heyecan veren dişiler, kalp hoplatan bebekler, başka bir deyişle medeniyetin köleleri olabilmişlerdir. Tüccarların ve sermaye sahiplerinin villalarına gönül bağlamış birer oyuncaktırlar.

Biz İranlılar, Avrupa kültürünün ve medeniyetinin örnekleri olarak sadece bu köle kadınlarını tanıma imkanına sahip kılınmışız. Ben şimdiye kadar Cambridge’te, Sorbonne’de, Harward üniversitelerinde 14. ve 15 yy. belgeleri üzerinde çalışmak için kütüphaneye giden hiçbir kız öğrencinin resimlerinin basın ve yayın organlarında yayınlandığına şahit olmadım. Veyahutta Kur’an-ı Kerim’le ilgili olarak Sasani’lerin, Yunanlıların ve tarih kaynaklarının kaydettiği belgeleri ve vesikaları araştıran bayanlardan bahsedildiğini duymadım, görmedim. Bu araştırmalar boyunca araştırma yapan kadınların boşa harcayacakları hiçbir vakti yoktur. Gözleri çevreyi tanımak için, zevk almak için, erkeklerin kalplerini hoplatmak için değil, bir belgeyi, bir vesikayı bulmak ümidi içinde sürekli okumakla meşgul olur. Onlar kafalarıni kitaptan çekip almazlar, ta ki kütüphane sorumluları kendilerini uyarana dek çalışmalarına devam ederler. Bu derece derin, istekli ve anlamlı çalışırlar. Evet bize tanıma olanağı ve fırsatı verilmiş kadınlar bizi bir kişiliğe, bir neticeye getirecek kişiler değildirler.

Acaba siz kadınlar ve erkekler; bilgi arayıcıları sizler, bilim adamları, araştırmacılar, sizlere sesleniyorum: Acaba sizler çağdaş Alman kadın bilimcisi Frau Hunekeh hakkında hiçbir şey işittiniz mi? Siz bu bayanın yayakın geçmişte çok taraflı, çok geniş olarak hazırladığı islamın Avrupa medeniyeti üzerine etkilerini konu edinen çalışmalarını biliyor musunuz? Bu eser “Batı üzerine doğan Arap güneşi” adıyla Arapça’ya tercüme edilmiştir.

Bu kadınlar çağdaş değildir ve bu çağdaş olmama onların tanımamalarına, bilmemelerine yeter sebep teşkil etmektedir. Niçin mi? Çünkü geçmiş ve eskimiş kişilerdir. Gelenek anlayışlarının merak edilecek bir taraflarını alması gerek değil mi? Diğer grup ise saklı ve kof, gizli ve boş inançlıdırlar. Fakat aynı zamanda tanınan, ortada ve açıktırlar. Bunlar omuz omuza verdiklerinden, elele verdiklerinden bizi uyandıracaklardır. Onlar sahip olduğumuz herşeyi alt-üst edeceklerdir. Arzulanan halkın sessiz ve sakin köleliği ve yumuşak huylu, evcil ve cesaretsiz tüketiciler olmalarının sağlanmasıdır.

Bu iki farklı ve zıt kadın kişiliği; geleceği gaye edinen, müjdeleyen kadın tipi ile, paraya ve servete dayanan yeni zengin kadın tipi tüm pratik gayeleri uğruna biraraya gelerek birlikte çalışıp tavır ortaya koydular. Bu kollektivizm yeni bir karakterin doğmasına vesile oldu. Söz konusu bu iki kadın karakterinin biri din ve ahlak adına hareket ederken diğeri de özgürlük ve çağdaşlaşma adına hareket etmektedir.

Geleneksel yapıya ve törelerine ibadet edercesine bağlı olan Ve saygı duyan insanlar kadını etkili, sersemletici ve zararlı bir fanatizmle vurarak onu gerçek konumunda uzakta bir düzleme oturtarak ekmeksiz ve susuz bıraktılar. Böylece kadına karşı besledikleri öfkelerini ifşa etmiş oldular. Acıma ve merhamet beklememelidir günümüz erkeklerinden. Kadınla ilişkileri oldukça bozuk ve temelsizdir. Kadın ise yan aptal bir varlık gibi, gerçeklere elleri ve gözleri kapalı olarak kendilerini bu silindir fotörlü ve keçi sakallı bu vahşilerin kucaklarına atmaktadırlar. Ancak bu silindir fotörlü ve keçi sakallı vahşiler kadını hoş karşıladıklarında ise kadında oldukça nazik olarak bu vahşilerin şapkalarını almakta ve başlarını en uygun tarzda kıvırmak suretiyle keçi sakallılara nazik bir öpücük vermek suretiyle memnun etmeye çalışmaktadırlar.

İyi tanımaya çalıştığımız kadın çağdaş Avrupa kadınıdır. Kendisini koşullara teslim eden bu kadının unutmaması, gerekir ki orta çağların çocuğudur. Kadın kendisine layık görülen insanlık dışı muamele ve orta çağların papazvari fanatizmine karşı mücadele vermelidir. Papazlar kadınları hıristiyanlık ve din adına yanlış yönlendirmekte, iğrenç ortamlara sürüklemekte ve köleleştirmektedirler. Dahası papazlar kadınlardan Allah’ın bile nefret ettiğini isbat etmeye çalışıyorlardı. Papazlara, göre kadın: Bozulmanın sebebi, çürümenin asıl faktörü, iğrençliklerin canlandırılmasında temel işlevi yüklenen bir kötülük odağı olarak görüyorlardı. Dahası kadını Adem’in cennetten yeryüzüne sürülmesine, atılmasına veya cezalandırılmasına esas neden olarak görüyorlardı.

Orta çağda hıristiyanlar rahiplerine oldukça iğrenç ve gülünç sorular sormuşlardır. Rahiplere sorulan sorulardan biri şöyledir: “Bir ev düşünün. Bir kadının bu evde oturmakta olduğunu varsayalım. Acaba bu kadınla hiçbir ilişkisi olmayan yani akrabalığı olmayan bir erkek bu eve girebilir mi?” Cevap ise şöyledir: “Asla giremez. Çünkü erkeğin kadınla hiçbir akrabalığı yok işe bile ve eve giren yabancı erkek kişi kadın görmese bile günaha işlemiş, günahkardır.” Başka bir deyişle bu olay şöyle izah edilebilir herhalde. Kadınla hiçbir akrabalığı olmayan bir kişi evin ikinci katma çıksa ve kadın da evin alt katında olsa bile günah olayının vuku bulduğuna şahit olmaktayız. Görülebileceği gibi hıristiyanlığa göre sanki kadına ait günahların havada dalgalar halinde yayılma becerisi gibi bir durum oluşmaktadır.

St. Tomas Takis’e göre “Allah bir erkeğin herhangi bir kadına açık olmasını sevmediği gibi, kişinin karısı da olsa erkeğin kadın aşkını duymasını arzulamaktadır. Çünkü kalp sadece Allah’ın ait ikametgahıdır. Kadına duyulan ilgi Tanrı’yı hiddete getirmektedir. Kadına beslenen sevgi ve aşka dönüşen duygunun tanrıyı öfkelendirmesinden başka hiçbir işlevi yoktur. Hz. İsa kadınsız yaşadı ve bir insan ancak evlenmeden ve ancak hiçbir kadına dokunmadan hıristiyan olabilir. Bu bize kadın ve erkek hıristiyan kardeşlerimizin ve hıristiyan pederlerinin neden evlenmediklerinin izahını yapabilmektedir. Çünkü evlilik Tanrı’nın hiddetini celbeden, öfkesini artıran ve Tanrı’yı kullarına karşı öfkeyle harekete geçiren bir bağ olmaktadır. Allah’la muhatap olabilmek için, ilişki kurabilmek için Hz. İsa’yı takip etmeden, onun gibi yaşamadan hiçbir hıristiyan Rabb’inin rızasını kazanamaz. Çünkü bir kalpte iki aşk barınamaz. Evet sadece evlenmeyenler sadece kut-ateşi taşıyabileceklerdir.

Hıristiyan inancına göre ilk günahın kaynağı ve nedeni kadındır. Ancak her insan Hz. Adem’in çocuğu olarak ilişkide bulunabilir. Veyahut da bir kadına ilgi duyabilir. Bu kadın şayet söz konusu kişinin kadını dahi olsa yine de kişi ilk günahı tekrarlamış sayılır. Tıpkı Hz. Havva’nın Hz. Adem’le ilişkisinin ilk günah olarak telaki edilmesi gibi bu ilişkiler de o ilk günahın tekrar işlenmesi olarak düşünülmektedir. Böylelikle sanki ilk günah ve Hz. Ademi’in söz dinlememezliği, itaatkar oluşu, isyankar oluşu Allah’a tekrar hatırlatılıyor gibi anlamsız ve sorumsuz kalıyor. Haliyle normal bir insanın her ilişkisi Tanrı’ya ilk günahı unutturmamak için işlenmektedir. Bir haram olarak kabul edilmektedir. Doğal olarak insana düşen görev, her hıristiyana düşen görev Tanrının, ilk günahı ve Hz. Ademi’i unutması için bir şeyler yapmasıdır.

Kadının günahın merkezi olarak telakki edilmesinden kaynaklanan derin bir haksızlık ve adaletsizlik yapılmıştır. Orta çağa egemen düşünce yapısında ve inanç sisteminde kadına nefretle yaklaşılmıştır. Onu güçsüz kılacak bir ortam oluşturma çabası vardır ve eşyaya, mala sahip kılınmama eğilimi vardır. Öyle ki bu telakki oldukça tehlikeli boyutlara vardı. Ve pratik uygulama alanı buldu. Evlenmeden önce mal ve mülk sahibi bir kadın evlendikten sonra malı ve mülkü üzerindeki tasarruf hakkını kaybediyordu. Sahiplendiği herşeyi mal mülk ve gelirleri kocasına transfer edilirdi. Bir kadının meşru, hukuki veya kanuni hiçbir hakkı yoktu. Bu anlayışın etkileri hala Avrupa medeniyeti ve kültür üzerinde görülebilmektedir. Böyle bir tavır, böyle bir yaklaşım bize tamamıyla yabancıdır ve reddederiz.

Hatta bugün bile bir kadın evlendiğinde soyadını değiştirmektedir. İsim değiştirme olayı sadece yeni bir eve gittiğinde, özel bir nedenden dolayı değil gayet resmi bir tutumdan kaynaklanmaktadır. Zorunlu nedenlerden kaynaklanmaktadır. Okul kimliği, nüfus cüzdanı, pasaportu kısacası kendisini ilgilendiren her yerdeki ismi değişmektedir. Babasının soyadından kocasının soyadına bir transfer olayıdır bu. Bu tavır kadının anlamsızlığı, değersiz ve yalnız başına hiçbir şey ifade etmediğinin delilidir. Bu tavır kadının ciddi bir şahsiyet olarak kabul görmediğinin resmidir. Bir varlığı, bir değeri ve kişiliği yok olarak telakki edilmektedir. Ancak soyadı bir simge, bir değer, bir önem, bir anlam ve bir manadır. Anlamı, değeri ve manası olmayan veya yetersiz olan bir varlık ancak başkalarına dayanarak varlığını” sürdürme ye ayakta kalabilme mücadelesini vermeyi düşünebilir. Doğduğu ailede babasının soyadını taşır. Bu durumda bu malı ilk sahibi babası olmaktadır. Evlenip kocasına gittiğinde ise artık sahibi değişmiş anlam ifade eden kadın bugün kocasıyla bir anlam ifade etmektedir.

Bundan sonra kendisini farklı bulan babası değil kocasıdır. Kadın yalnız başına bir anlam değer ifade edebilecek yeterli bir değere ve krediye sahip bulunmamaktadır. Bu Avrupalı adet sadece Avrupai uluduğundan dolayı toplumumuzda da ilgi görmüş, etki ve uygulama alam bulmuştur. İran’da da söz konusu adet yürürlüktedir. Bunun tek nedeni, bu adetin Avrupalı bir geleneğin, töresi ve sosyal adetleri her ne olursa olsun bizim adetlerimizden üstün olmasıdır. Niçin mi? Bu geleneksel kölelik çağı adeti olduğu halde onun toplumsal bir ilgi ve uygulama alanı bulmasının tek nedeni yabancı patentli olmasıdır. Avrupa patentli bu geleneği savunmak modernistlerimizin kafa ve gönüllerinin tatmin olmaları için gerekli ve yeter şarttır! Ancak bu temeli çürük adetin toplumsal ilgi görmesinde hiç kuşkusuz modernistlerimizin sahte iktidarlarının da etkisi olmuştur.

Modern bir geleceğin mi yoksa geleneksel bir adetin mi takip edilmesi, yaşanılır kılınması konusunda takip edilecek bir metod ve bir yaklaşım tarzı halen insanımızın elinde ve düşüncesinde bulunmamaktadır. Her şeyde her olayda olduğu gibi bu hadisede de insanımız ezbercidir. İyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt edebilecek bir sorgulaması, hükmü bulunmamaktadır. Bir ölçüden, ahenkten yoksun bulunmaktadır insanımız. Taklitçilik o noktaya varmaktadır ki, ölçüsü sadece “Kralın arzularına inen her darbe sanattır” anlayışı hakim olmakta ve ölçüsüz bir düzey kazanmaktadır. Kişi onların her dediğine evet diyen bir konuma gelinceye kadar şikayet konusu olmaktadır. Öyle ki taklit edilen merci “Gündüz değil gecedir” derse herkes şunu ilave eden bir konuma gelir: “Evet, evet. Ayı ve yıldızlan görüyorum.”

Eskiden toplumsal ruh veya toplumsal ilgi çağdaş ruh ve ilgiden daha kuvvetli ve daha sağlam temellere dayanıyordu. Bu konuda Durkheim de aynı görüştedir. İktisadi faktörlerden dolayı artan bir önem kazandı bireycilik. Fertlere ekonomik açıdan aileleri ile duyarlılıkları ile, geleneksel fikirleri ve ruhlarıyla bağlarını koparmaya sürükledi. Bireyler özgür ve hür oldular. Bu hürriyet onlara çok boyutlu imkan kazandırdı. Öyleki, onsekiz yaşındaki bir genç kız, kendi evini kolayca temin edebilmekte ve herhangi bir dış müdahale olmaksızın bu evinde keyfîne yaşayabilir bir duruma gelebilmektedir.

Ekonomik sebeplerden dolayı kadın evinde pek çok hürriyetin sahibi oldu. Ne zamanki hayat onu öfkelendirse, bireysel haklarından dolayı bütün sorumluluklarından kolayca sıyrılabilmektedir. Ekonomik bağımsızlığı olduğundan ve akıllıca bir hareketi örneklediğinden bir başkasının hüznünü paylaşmak zihin sağlığı ile uyuşmadığından, fedakarlıkta bulunması gereken şartların zuhurunda gözlerini kapar.

Eğer hürriyet, zevk, zihin sağlığı, kişisel çıkar ye refahını etkileyen herhangi bir şey söz konusu ise, işte o zaman gözlerini hemen açar. Bu sadakat, feryat, cimrilik, minnettarlık, anlaşma ve aşk gibi unsurlar manevi ve ahlaki muhakeme için yeterli değildir. Siz ne kadar önem verirseniz verin. “İnsanın başkaları yaşasın diye hayatını feda etmesi” veya “başkalarının huzuru için güçlüklere katlanması” meyvesini vermeyen şeydir. “Benim ona yani bir erkeğe ihtiyacım mı var ki?”

Sonra... Kadının “Bana ihtiyacı olan birine hayatını feda etmem için sebep ne?”, “Niçin bu adama bağlı kalacakmışım ki?”, “Sadece bir anlaşma, bir sözle; hem de yakışıklı ve kuvvetli iken etrafımda da bu tek yaratıktan başka hiç kimsenin olmadığı bir sırada akdedilmiş bir anlaşmadan dolayı bu çirkin, bu zayıf adamla niçin beraberliğimi sürdürecekmişim ki?..”, “Şimdiye kadar ona sabırla katlandım, şimdi niye etrafımda beni ve düşüncelerimi anlayışla karşılayan yakışıklı ve güçlü erkekleri görememezlikten gelecekmişim ki?” gibi sorularına kim cevap verebilir.

Sonra olayı izah amacına yönelik bir örnek verir: Çekici nitelikleri ve ciddi karakteri olmayan bir erkeğin karısı; kocasına nazaran daha yakışıklı ve kendisini de seven bir erkekle karşılaştığında, tercihini yapmakta bir zorluk çekmez. İki erkek de ona muhtaçtır. Birincisinin bir “hanım” olarak, bir “zevce” olarak diğerinin de bir sevgili, bir yar olarak ona ihtiyacı vardır. Bu durumda kadın biricisini değil ikincisini seçer kuşkusuz.

Kocasına sadakatle bağlılığını koruduğunda kadın; bir arzusunu tatmin edecek fakat iki arzusunu feda etmiş olacak. Ancak kocasını yüzüstü bırakıp terk ettiği takdirde ise bir yerine iki isteği yerine gelmiş olacaktır. Kadının bu görevi bu durumda gayet açıktır. Kati ve en akıllı kararını verir. Bu basit bir matematiksel formüldür. Bu kadının iki arzusu yerine gelecekken tek arzusunun tatmin edilişini istemesini de ne Dekard ve ne de Freud ahlaklı ve mantıklı bulabilir. Mantıklı hareket ve düşünebilme zeki bir kadın için zorunludur. Ekonomik muhakeme, sosyal hak veya sorumluluklar ona bunu yapma olanağı tanır. O da bir kadın olarak koşullara ve ekonomik zorunluluklara uygun olarak bunu yapar.

Dünyaya gelen çocuk anne ye babanın özgürlüklerini kısıtlar. Mantık ve salt akıl iki kişinin özgürlük ve zihni sağlığının bir tek kişi uğruna feda edilişi gerçeğini ve zorunluluğunu kabul etmez. Dolayısıyla anne ve baba özgürlüklerini kısıtlayacak, kendilerine sorumluluk getirecek, bir çocuk sahibi olmak istemezler. Ancak olursa o zaman da onu bir kurumun şefkatsiz kucağına atarak veya bir dadının nezaretine bırakarak hayatlarını sürdürürler. Tüm bu olumsuz ve doğal olmayan ilişkiler ağı içerisinde bastırılmayan ve susturulamayan tek faktör vicdandır. Kadım bağlayan tek manevi kuvvet. Bunu da kendisini ailenin maddi ve ruhsal sorunlarının derinliklerine gömerek çözmeye çalışır.

Hayatını, birbirini tanımadan ayrılmış hassas değer ve ilkeleri için akrabaları, ailesi, yuvası, çocukları kocası için kendini feragat, ızdırap, mağfirete iten; muğlak, mantıksız, uygulama imkanı olmayan yüzlerce bahane var. Gerçeği arama çabalarında, gerçeği görme ve hissetmenin temelini teşkil edecek bir muhakeme tarzından ekonomik ve sosyal bağımsızlığından dolayı kadın; ferdin ehemmiyetini yitirdiği sosyal bir ruh kazanma yerine, ferdi bir ruh ve bağımsızlık kazanmıştır.

Yalnızlık
Yalnızlık, asrın en büyük trajedisidir. Durkheim durumu “intihar” isimli kitabında gözler önüne sermektedir. İntihar, doğuda bir istisnadır, yaygın bir hadise değildir. Avrupa’da intihara bir kaza olarak, sosyal bir fenomen nazarıyla bakılır. Kaza veya normal bir hadise, normal bir hadise değildir Avrupa’da. Gelişmiş toplumlarda intihar grafiği günbegün artış kaydetmektedir. Bu oran kuzey Avrupa’da biraz daha fazla ve kuzey Amerika’da ise en yüksek düzeydedir.

Aynı durum bir ülkede, köy ve şehir merkezlerinde gelişmiş bir şehrin ve gelişmemiş ve az gelişmiş bölgelerinde; bir toplumun modern dinsiz gruplarıyla, dindar ve geleneklerine bağlı çevrelerde de söz konusudur. İntikam. Niçin? Çünkü insanlar yapayalnızdır. Din, insanları birbirine bağlayarak, insanlarda müşterek bir ruhun doğmasına vesile olur ve tanrıyla kulları arasındaki sevgiyi çiçeklendirir. Eskiden her ferdin diğerleri ile aile, arkadaşlık, kabile, ulus gibi bağları vardı. Sosyal ve ekonomik açıdan insanların kendi kendine yeterli hale gelişleri, onları diğerlerine karşı gereksiz kıldı.

Toplum; fertleri bir arada tutan, birbirine bağlayan sosyal bir bünyedir. Şimdi ise aileler, komşular, anne ve. babalar, arkadaşlar ve akrabalar fertleri bir arada tutmak, birleştirmek yerine, ferdi ve onun maddi ihtiyaçlarım savunuyorlar. Maneviyat, insanın iç boyutu ve geleneksel tehdidi altındadır. Bilimsel gelişmeler, teknolojik müdahaleler, matematiksel yaklaşık tarzı, materyalizm ruhu, doğal hadiseler, manevi bağları ve rabıtaları mantıklı olmaktan çıkarıp esnekleştirmektedir.

Artık fert bağımsız bir kişiliktir ve bireysel ihtiyaçlar çemberinde sürekli bir endişeyi yaşamaktadır. Büyüdüğü ihtiyaçlar çemberi içinde çıkarcı ve maddecidir. Birey kimseye ihtiyacından, birbiriyle ilişkilerini keserler. Böylece de hepsi aynı durumu paylaşır. Dolayısıyla her şahıs çıkar putuna hizmeti amaç edinerek didinir. Artık kişi çıkarını düşünen bir varlık oluverir sadece. Herkesin nev’i şahsına münhasır bir dünyası vardır kısaca. Her fert tek başına yaşamayı deneyen bir aslan rolü oynar. Dolayısıyla yalnızlık içinde boğulur, sorunların saldırısına uğrarlar. Haliyle çıkaryol intihar düşüncesi oluverir. Artık beyinler korkunç bir düşüncenin hapsindedir. Çünkü intihar yalnızlığın komşusu ve arkadaşıdır.

Günümüzde erkek evleneceği kadını, kadın da evleneceği erkeği seçmektedir. Ancak şurası bir gerçektir ki; her tür maddi imkana sahip, güçlü ve bağımsızlığını kazanmış bir kadını ve bir erkeği bir arada tutan esasta sadece sekstir. Maddi doyuma ulaşmış insanlar evlenirken sadece seksten ötürü birbirine meylederler. Sevgi ve şefkat gibi yüce ve doğal duygular, sosyal ve geleneksel özlerin-değerlerin, arkadaşlık ve dostluğun dostluk ilişkilerinin hiç bir önemi ve değeri yoktur. Çünkü bu manevi etkenlerin dikkate alındığı asla görülmemektedir.

Doğal olarak buluğa erdikten sonra, ama pratikte insan ne zaman isterse o zaman başlayan kadın ve erkek düşüncesindeki seks hürriyetinin sebebiyet verdiği bir hadise, bir gerçektir. O da cinsel arzunun ancak cinselliği tatmin edecek bir ortamın oluşturabilmesi sonucu bir çözüme kavuşabileceği düşüncesidir. Kısacası cinsel arzuyu tatmin için lüzumlu tek şey yine cinsel arzudur. Eğer cinsel arzu zayıf ise onun paranın gücü ilk canlandırılması gerekebilir. Gerekli olan sadece paradır. Hangi düzeyde olursa olsun, para ile, paranın gücü ile cinsel arzu tatmin edilebilir. İnsan her idarede, her sistemde ve her ortamda her an bir Don Juan veya bir Onasssis olabilir. Amerika Leydi’si bile bir fiyat karşılığında satın alınabilir. Sokaktaki bir kadınla onun arasında sadece bir sınıf farkı vardır. Erkek de kız da seks hürriyetinden hoşlandığından, hiç biri kendini bütün hayatı boyunca diğerine adayamaz. Cinsel arzularının gücünü sınırlandırmak, çıkarlarına uygun değildir.” Ve buna da aklın ve mantığın vereceği cevaplardan hiç birisi, hayatta cazip olan şeylere, güzelliğe ve zevke ilişkin seçim hürriyetini kısıtlamak suretiyle, hayatını tek bir kişiye adayan insanı hoş görmez.

Aile teşkili
Günümüzde kadın ve erkekler üniversitelerde, lokantalarda, gezinti ve diğer toplantı yerlerinde cinsel arzularını serbestçe tatmin edebiliyorlar. Bu yoğun cinsel ve şehevi ortamda hayat; kadın yoruluncaya kadar devam eder. Bu şehvet fırtınası kadının yalnızlığını kimsesizliğini hissettiği ana kadar devam eder. Artık kadını kimse arayıp sormaz; aransa bile bu sadece geçmişi anmak, hatıraları yeniden canlandırmak için yapılır. Erkek ise her bahçeden aldığı kokusunun tatmış olduğu çiçekler artık cazibelerini yitirmiş bulunduklarından ve seks fırtınasından da kurtulmak üzere olduğundan, artık kendisi için yeniye cazip bir şey kalmamış demektir. Cinsel arzular yatışmıştır. Bu arzular yerini artık para ve makam hırsına bırakmıştır. Kişi artık hayatını makam ve paraya adar. Bundan böyle tek arzusu bir ev sahibi olmak ve bir aile teşkil etmektir. Artık hayatına ve beynine bu duygular hakim olmaya başlar.

Dışardan yönelen bir ilgi olmadığı ve artık bir meşguliyeti de olmadığı gerekçesiyle yüz yüze gelen bir kadınla, hürriyetinden usanmış, bitmez tükenmez cinsel deneyimleriyle kalbi değişmiş olan erkek, uzun ve yorucu bir yolun sonunda karşılaşmışlardır. Artık uzun ve sıkıcı bir yolculuğun sonunda eller birbirlerine uzanmak zorundadır. Hayat yolculuğunun bu kilometre taşında niyetler bir aile teşkil etmek, sıcak bir yuva kurmaktır. Bu çifti birbirinden çeken, birbirine bağlayan aile bağının kadının konu edinen bir tehdit altında kurulduğundan dolayı pek öyle dikkate değer yanı yoktur. Erkek bitkin düşmüştür ve onun için her şey cazibesini yitirmiştir. Ancak aile kurulmuştur. Fakat aşk ve kuvvetli bir ideal yoktur bu, temelde. Duygu yok, tutku yok; mutluluk ve müşterek bir düşünce yoktur bu ailede. Sadece bıkkınlık ve doygunluk hali bu aileye egemendir. Uğruna kalplerini atacağı hiçbir unsur kalmamıştır artık. Erkek ve kadın neden ve niçin bir arada aynı çatı altında olduklarının farkındadırlar. Birbirlerine duydukları ihtiyaçlarında farkındadırlar. Yapılan iltifatların nedenini ikisi de tahmin edebilmektedirler. Doğal olarak, çiftler şu anlık amaçlarınla ulaşmışlardır. Birbirlerinin her şeyi olurlar, yaşamayacak durumdadırlar güya. Can atar, ölürler birbirleri için. Ama bu karşılıklı ve birbiri için ölmenin ne demekliğini biz biliyoruz kuşkusuz.

Düğün günleri, belediye saraylarının ağzına dek dolu oluşunun nedeni çiftlerin kiliselere alınmayışlarından kaynaklanmaktadır. Çiftlere kutsiyetin, saygının, inancın ve maneviyatın sembolü olan rahipler değil de üzerindeki işaretlerden belediye salonunun bir görevlisi olduğu anlaşılan bir başkası refakat etmektedir. Her çift kalıptan çıkmış şeker konileri gibi ilan edilir. Adları okununca evet derler. Çoğu kere evet diyen gelin ve güveyin arkasında çocuklar bulunmakta, onlar da bu şahitliğe evet diyerek şahitlik yapmaktadırlar. Çocukların orada hazır bulunuşları anne ve babalarının evetlerini teyid eder niteliktedir. Paralarını öderler; kütük imzalanır ve tören biter. Her biri kendi halinde evine döner. İşin garip yanı şu ki: İkiyüz-üçyüz gelinden ancak yirmi veya otuzu gelinlik giyer. Çoğu da gelinliği: “Ne? ... şu yaşımda? Hem de bu halimle? Gelinlik giymek, öyle mi? Kepazelik olur! Bu doğru ve normal bir davranış değil” diyerek karşı çıkar. Daha sonraları kadın da koca da işlerine geri dönerler. Hergünkü hayat başlamıştır. Hayat yöneten ve yönlendiren parametreler hep aynıdır. Amaçlar, niyetler ve duygular paramparça bir haldedir. Evet; bu evli çiftler öğle vakti bir lokantada buluşup öğlen yemeğini birlikte yemek için arkadaşlarından randevu alırlar. Her zamanki gibi.

Bu tabii ki, nikahın her dereceye kadar mutluluk ve heyecan vesilesi olduğu zamanlarda olur. Aksi takdirde ne türlü bir olay olmuştur, ne tür bir hadise cereyan etmiştir? Çoğunluğu bunun farkında bile olmazlar. Belki bir yıldır ve belki de yıllardır birlikte yaşayan ve aynı zamanda bir başkasıyla da bu gelin güveyi, nikahtan sonra, belediye salonunun dışında çoğu kere ifade etmeden şunları düşünürler: Yaşantımızda değişen ne ki? Nereye gideceğiz? Eğlenmek mi? Çıkıp birlikte gezmek mi? Binlerce defa çıktık zaten, birbirimizi kucaklamak mı? Belki bin kere kucaklamadık mı birbirimizi? Eve mi yoksa? Zaten evden gelmemiş miydik buraya? Yeni evliler yoğun bir soru atmosferi altında belediye salonunu terk etmektedirler.

Bu insanları, iç dünyaları bu denli dejenere olmuş bu insanları, artık herhangi bir şey hoşnut edebilir mi? Bunlar birbirlerinin duygu ve düşüncelerini celp edebilmişler mi? Hiç de değil... Böylece daha önce bildikleri, alışkın oldukları, her gün devam ettikleri işlerini yapmaya koyulurlar, çünkü bu insanlar için gene en iyisi her zaman olduğu gibi işlerinin başına dönmektir.

FATIMA FATIMADIR
Dr. Ali Şeriati
Çeviren: İsmail Babacan
Dünya Yayıncılık
1. Baskı, 1995, Sf. 91-110

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 06 Temmuz 2008, 03:22:35 ÖÖ 03
kitap iyi hoş ama

sayın dr ali şeriati  milliyetini yücelten bir kişiliğe bürünmüş bu kitabında.........  :(
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 20 Temmuz 2008, 05:59:26 ÖÖ 05
bu son paylaşımım olacak inşallah....

okunmaya değer bir kitap...

son zamanlarda beni çok ama çok tatmin eden iki yazı okudum
bunlardan biri "İSLAM’IN İLK ŞARTI CİDDİYETTİR!"

diğeri ise bu kitap...




(http://www.pinaryayinlari.com/pinar/resimler/kitaplar/b/24.jpg)

"Kavramlar, bir düşüncenin, bir inancın veya herhangi bir konunun anlaşılması konusunda anahtar mahiyetinde kelimelerdir. Bir meseleye ilişkin kavramların eksik veya yanlış anlaşılması, bizatihi o meselenin bütününün eksik veya yanlış anlaşılması sonucunu doğurur. Bir düşünceyi, bir inancı veya herhangi bir konuyu doğru anlamak istiyorsak, anlamak istediğimiz konuyu ilgilendiren kavramları doğru bilmek ve anlamak zorundayız. Mevdudi’nin bu kitabı, çoğumuzun az bildiği, bildiğimizi zannettiğimiz, aşina olduğumuz kavramları incelemektir. İbadet, Kulluk, İtaat, hürriyet, Eşitlik, İktisat, Mülkiyet, İçtihad, İcma, Kıyas, Teşrii, Şûra gibi kavramları oldukça özgün bir yaklaşımla ele almaktadır yazar.

Gerek yaklaşım, gerekse meseleyi ortaya koyuş açısından, yukarıda saydığımız konularla ilgili tartışmaya aydınlık getirecek bir eser İslami kavramlar.
 "


Kategori : İslam Düşüncesi
ISBN : 975-352-006-9
Fiyat : 7.00 
Boyut : 13.5x21 
Sayfa Sayısı : 208
Basım Yeri : İstanbul
Basım : Ekim 2002
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 21 Temmuz 2008, 04:17:15 ÖS 16
Alıntı
İbadet, Kulluk, İtaat, hürriyet, Eşitlik, İktisat, Mülkiyet, İçtihad, İcma, Kıyas, Teşrii, Şûra gibi kavramları oldukça özgün bir yaklaşımla ele almaktadır yazar.

murat bu kavramları yazarın yaklaşımıyla kısaca tanımlarsan çok faydalı olur
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: murat - 25 Temmuz 2008, 03:49:48 ÖÖ 03
Alıntı
murat bu kavramları yazarın yaklaşımıyla kısaca tanımlarsan çok faydalı olur

üzgünüm eliflamra vaktim yok...

(http://www.pinaryayinlari.com/pinar/resimler/kitaplar/b/24.jpg)

içindekiler

sunuş 7

ibadet 9
kulluğun mükafatı 16
ibadet duygusunun oluşum nedeni 19
ilah arayışının fıtrattaki yeri 20
insanın yanlışlar içinde kayboluşu 21
hakiki ilah, bir olan allah tır 25
kulluk ve itaatin birleşmesi 26
ilahi emanet (hilafet) 27
asıl anlamıylan ibadet 30


la ilahe illallah 39

kur'an'da geçen şekliylen rasullüllah 67

emr-i bi'l mar'uf ve nehy-i ani'l münker 95

islam'da hürriyet 105

islam iktisadının esasları ve gayesi 125
islam iktisadının özellikleri 126
iktisadi özgürlük 127
güzel ahlakı geliştirme 128
sınıflar çatışmasını engelleme 129
ferdi mülkiyet ve sınırları 129
adalet esasına göre servetin dağıtımı 130
helali haramdan ayırma 131
haram kazanç şekilleri 132
kayıt ve şartlar 133
ferdi servet üzerindeki toplumun hakkı 134
zekat 136
ırs (veraset) 139
islam iktisadında toprak-iş-sermaye 140
zekatın ve sadakanın sosyal hizmetlerde kullanılırlığı 142
faizsiz iktisadi sistem 143


sosyal eşitlik'in anlam ve gerçekleşme esasları 147

islam'da kanun yapma ve içtihad 163
teşriin (kanun yapma) sınırları 165
hükümlerin açıklanması 166
kıyas 166
istinbat (hüküm çıkarma) 167
görüş özgürlüğü açısından teşriin muhtevası 167
 içtihad
müçtehidlerde aranacak özellikler 168
içtihadda doğru yol 170
1-içtihad kapısı kimlere açıktır 177
2-içtihad esasları ve bu esasların önemi 178
3-müslümanlar arasındaki fıkhi ayrılıkların kaldırılması 180
4-şia (caferi) fıkhı ve şia alimlerinin içtihadı 180
içtihad mahiyeti 181
teşrii-şüra-icma 183
islamda teşrii 184
muamelattaki teşrii esası 185
mesalihi mürsele ve istihsan 186
hakimlerin hükümleriyle devlet kanunu arasındaki farkı 187
icma 189
ihtilafları gidermede ku'an'ın işaretleri 193
bir müsteşrikin mektubu ve mevdudi'nin açıklamaları 201
w.c. smith'in mektubu 201
mevdudi'nin cevabı mektubu 204
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: eliflamra - 25 Temmuz 2008, 03:55:24 ÖÖ 03
Alıntı
üzgünüm eliflamra vaktim yok...
en boş!!! benim sanırım
eve dönünce güzel bi başlık açmayı düşünüyorum kavramlarla ilgili
bakalım kim neyi nasıl anlıyor
anlaşmazlık nerede çıkıyor

sağol yinede murat.....
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vuslat - 15 Ağustos 2008, 08:37:57 ÖS 20
(http://img170.imageshack.us/img170/7918/9944714068bj4.jpg) (http://imageshack.us)




Anne Ben Geldim

Belime bir bomba saracak ve kendimi patlatmaya gidecektim. Bedenim
parçalara ayrılacak;gövdem etrafa savrulacak ve belki de çevrede bulunan
birçok masumun kanına girecektim...Daha iyi bir gelecek için yola çıkmışken,
daha kötübir pisliğin içine düşmüştüm. ”

“Babam, kırsala gideceğimi nereden anlamıştı bilmiyorum ama beni karşısına
alarak;‘Oğlum, bir gün aklından bu ülkeye ihanet etme düşüncesi geçerse önce
Çanakkale’ye git,şehit dedenin mezarını bul, ona bir fatiha oku, ondan sonra ne
yaparsan yap,’ demişti...”

“İnsanları özgürleştireceğiz diye dağa çıkarttık ve hemen hepsinin hayatını söndürdük.”

“Şüphelendiğimiz bir köylüyü evinin içinde dipçiklerle döverken, bir çocuğun
bizi izlediğini fark ettim. Babasıyla göz göze geldiler, bu onların son bakışmalarıydı.
Kendime şu soruyu soruyorum: ‘Halk için mücadele böyle mi olmalı?’”

“İnsanlar ölüm orucunda iskelete dönüşmüşken, tıka basa yemek, onlar için sorun değildi.
Gültepe’de dört insanın ölümüyle sonuçlanan olayda A.Tayfun Ö.’ün yaptığı yorum çok ilginçti:
‘Prestij kaybettik.’ İnsanların ölmesi sorun değildi; ama kaybettiği prestij canını sıkıyordu...”

Milyonlarca insanın hayatı terörden etkilendi. On binlerce masum insanın
kanı akıtıldı. Binlerce genç insan ya terör örgütlerince öldürüldü ya da çeşitli yollarla
kandırılarak birer katil haline getirildi... Ailelerinden, sevdiklerinden kopup bu örgütlere
katılan gençlerin büyük çoğunluğu kısa süre sonra içine sürüklendikleri çıkmazı fark
etse de, artık ne dönecekleri bir evleri ne de yeniden başlayacakları bir hayatları vardı...

Hem bu çaresizliğe merhem olmak hem de terör örgütlerinin çözülmesini sağlamak
Amacıyla son yıllarda yeni yasal düzenlemelere gidildi. İçinde bulunduğu çıkmazdan
Kurtulmak isteyen insanlara imkânlar sağlandı. İnsanların hangi koşullarda bu örgütlere
katıldığı ve hangi şartlarda buralarda yer almaya devam ettiği konusunda fikir edinildi.
Terör örgütü, ne kötü muameleden ne de işkenceden korkuyor.

Onu korkutan tek bir şey var: diyalog kurmak!
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vuslat - 15 Ağustos 2008, 09:04:32 ÖS 21
(http://img167.imageshack.us/img167/5170/1808022pb8.jpg) (http://imageshack.us)




Günahin Rengi/ Ahmed Günbay Yildiz

Günahın rengi nedir?
Kara mıdır sizce de?

Öyle midir değil midir bilemeyiz ama kopkoyu bir renk olduğunu ve bütün renkleri soldurduğunu söyleyebiliriz herhalde.

"Günahın Rengi" Ahmed Günbay Yıldız’ın son romanının adı. Kitabını, bir anlık arzuya, ihtirasa ve intikam duygusuna
acımasızca kurban edilen bir aşkın etrafında kurgulayan yazar, eserinde aslında toplumdaki ahlaki çöküşü, eğitimsizliği, kutsal değerlerimize yeterince ehemmiyet vermeyişimizi eleştiriyor. Roman bu bakımdan okuyucuyu silkeliyor ve
iç muhasebeye davet ediyor.

Romanın başkahramanı Hasret, ahlak, iffet, iman, masumiyet timsali. Tüm genç kızlara örnek olacak hasletlere sahip olan Hasret, romanda, tahammül edilmesi güç acılara göğüs germek, manevi yükleri sırtlamak zorunda kalıyor. Tevekkül ve sabırla gönlündeki yarayı tedavi edemese de ayakta kalmayı başarıyor.

Romanın bir başka kahramanı Armağan, işlenen günahın kavurduğu masumlardan biri sadece. Çocukluk yıllarından büyüyüp bir
yetişkin olana kadar bu günahın bedelini horlanarak, küçümsenerek, hakaret işiterek çok ağır ödeyenlerden.

Tek bir kıvılcımdan çıkıp hızla büyüyen ve etrafında ne varsa yakıp, yıkıp yok eden koca bir yangın gibi, düşüncesizce işlenen tek bir günahın, nasıl nesillere sirayet ettiğini, hayatları mahvettiğini anlatıyor Günahın Rengi.

Romanında daha pek çok toplumsal yaraya değinen Ahmed Günbay Yıldız, Adem Bey ve oğullarıyla ebeveyn evlat ilişkisini sorguluyor, problemli yanlarına dikkat çekiyor. Okuyucuya her evlâdın anne ve babasına karşı olan vefa borcunu hatırlatıyor.

Ahmed Günbay Yıldız alıştığımız kendine has üslubuyla kaleme aldığı Günahın Rengi’ni şu satırlarla nihayetlendiriyor ve adeta
okuyucusuna sesleniyor:

"Evlâtlarınıza iyi bir gelecek bırakabilmek için hazırlık yapın sizler de" Nöbeti devrederken borçlu olmayın onlara.
Hazan istemeseniz de hüznü beraberinde getirir. Sakın unutmayın bu mısraları, hatta çerçeveletip gözünüzün önüne asın ve okuyun sık sık:
Gül ağacı demiş tomurcuğuna:
Yarın rayihanı yel alır gider.
Annesi demiş ki yavrucağına:
Bütün emeklerim el alıp gider.
Geleceğin dünyasına da bu mısralarımla selam olsun
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: TaLiA - 08 Ekim 2008, 07:05:04 ÖS 19
(http://www.mustafaislamoglu.com/resimler/kitaplar/kresimadayis.jpg)

İşte bu noktada "hayat kitabı" olan Kur'an'ın teklif ettiği yöntemlerden biri olan adayış sürecini başlatmak, sorunlarımızdan birinin daha çözümünde bize kolaylık sağlayabilir.
Doğumevinin kapısında heyecanla bekleyen baba adaylarından kaçta kaçı çocuklarının seslerini daha ilk duyduklarında İmran'ın kadınının gösterdiği "erkekliğin" binde birini göstererek, "Ya Rabbi, bunu sana adadım, benden kabul buyur!" diyebilmektedir?
Allah'ın kendisine üç, beş, yedi evlat verdiği Müslüman babalar hepsini kendi yolunda harcadığı bunca evlattan birini dahi O'nun yoluna kalben, ihlasla bağışlamıyor, "Eti de kemiği de senin, senin dîninin ya Rabbi" diyemiyorsa; dahası en mütedeyyin anne babalar dahi İslâmî hassasiyetinden kuşku duymadıkları evlatlarının bir akşam eve geç gelişi karşısında gözleri parlıyor, yerlerinde duramıyorlarsa, şehadetten sözeden evlatlarına, "Aman, o nasıl söz? Allah korusun!" diyorlarsa, Allah'ı sevdiklerine kimi inandırabilirler ve nasıl yücelir dinin yerlerde sürünen sancağı?



Mustafa İslamoğlu
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 19 Ekim 2008, 01:15:40 ÖÖ 01
dernekte oluşturduğumuz kütüphaneye herkes bişeyler getiriyor.. bu arada bizde yenilerden ziyade eskide kalmış okuyamadıklarımızı bulabiliyoruz. işte Mustafa Çelik ismin görüp gözleirmin şimşek çakması bir oldu ve aldığım gibi de bitiverdi çok şükür:)

adı: İlAHLAR REJİMİNİN ANATOMİSİ

ama bir harika bri güzel ki
çelik, kabul ediyorum biraz sloganiktir. ama konuştuklarını hep kavramlar üzerine oturtarak konuşur. konjonktür filan takmaz. doğru neyse odur söyleyeceği.
bu okunması gereken bir yazar
demokrasi den milletvekili seçimlerine kadar düşüncenin kısırlaştırılmasından anayasa ve politikaya kadar bir çok güncel konu tevhid eksenli okunmuş ve hayata alınmış
put ve ilah kavramları da güncellenerek neyin ne olduğu daha net görünür olmuş..
tavsiye ederim..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: TaLiA - 21 Ekim 2008, 07:03:20 ÖS 19
GüZeL DüŞüNeN GüZeL GöRüR


en büyük saadet recetelerinden bir tanesi "güzel düşünen güzel görür"


 (http://www.zubeyirgunduzalp.com/icerik_resimleri/guzel_goren.jpg)



Her şeyin iyi cihetini ve güzel veçhesini görmek, yani imanlı bir nikbinliğe (iyimserliğe) malik olmak, güzel huy ve ahlakla meşru dairede yaşamak ve bundan ilahi bir haz duymak akıl, kalp ve ruhun her zamanki durumu olmalıdır. Ruh, akıl ve kalp eğer maarif-i ilahiye ile, ilm-i iman ve marifetullahı ders veren Risale-i Nur'la salim ise; en tehlikeli anlarda yaşamayı çok acı bulduğun en bunaltıcı ve buhranlı çağlarda, inim inim inlediğin saatlerde bile nikbin (iyimser) olabilirsin. Nikbin olmakla da hayatın dağlarvari dağdağaları altında ezilmekten kurtulmak için şahlar gibi şahlanabilirsin ve şahlanmalısın. Hayatı İslam'ın dert ve çilesi ile geçmiş, davası uğruna maruz kaldığı meşakkatler karşısında yılmamış bir kimse... Kur'an davasına bağlılığın müşahhas bir timsali, sıddıkiyetin mümtaz bir ferdi: Zübeyir Gündüzalp... Ve onun tuttuğu notlar...



Zübeyir Gündüzalp
Başlık: İslam Toplumları Tarihi
Gönderen: pambuli - 03 Kasım 2008, 04:10:35 ÖS 16
Lapidus'un İslam Toplumları Tarihi, İslam'ın ortaya çıkışından 1990'lara kadarki dönemi, İslam'ın yayıldığı bütün toplumlar üzerinde ve bu toplumların yaşadıkları tarihsel, toplumsal, siyasi ve ekonomik dönüşümlerle ele alan hacimli bir eserdir. Cambridge University Press tarafından iki cilt halinde hazırlanmış daha kapsamlı bir akaştırmanın Ira M. Lapidus tarafından özenle elden geçirilmesi sonucu yine aynı yayınevi tarafından tek cilt olarak yayımlanmıştır. Kitaba asıl değerini veren nokta, sadece siyasi ya da ekonomik tarihi ele almaması, İslam toplumlarının toplumsal, kültürel, felsefi üretimlerine ve tartışmalarına siyaset ya da ekonomi kadar yer vermesidir.

   devamı.. (http://www.kitapambari.com/ambar/product.php?productid=26693)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 07 Kasım 2008, 04:49:15 ÖÖ 04
Mehmet Aydın'ın İslma Felsefe Yazıları

vee İzzet dervezenin üç ciltlik siyerini

ısrarla tavsiye ediyorum

İzzet Derveze vahiyle beraber işlemiş siyeri. aynı anda minik bir tefsirde yapmış oluyorsunuz.. sıkı bir çalışmayla iki haftada bitebilir..ki bitmeli uzun zamana yayılan okumalar kanımca bereketsiz oluyor..

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: TaLiA - 20 Kasım 2008, 05:07:26 ÖÖ 05
(http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/01/hzmuhammedmlings.jpg?w=243&h=347)


Martin Lings - Hz Muhammed’in Hayatı

Hz. Muhammed’in Hayatı, çağdaş bir “siret”tir. Çağdaş müslüman yazarın taşıması gereken sorumluluk bilinciyle kaleme alınan bu değerli eser, köklü bir araştırmanın ürünü olması yanısıra, yazarın bir “edib” oluşuyla kazandığı ayırıcı bir niteliğe sahiptir. Esere hakim olan üslup bir taraftan okunur ve anlaşılır olmayı kollarken, diğer taraftan konusunun gerektirdiği yoğunluğu rahatça sürdürebilmektedir. Kitabın anlatım biçimiyle kazandığı bu edebi değer, Arapça ilk kaynakları esas almasıyla kazandığı ilmi değerle birleşince kendisini emsallerinden ayıran temel nitelik, iddialı bir tarzda ortaya çıkmaktadır. İngiliz asıllı müslüman yazar Martin Lings (Ebubekir Siraceddin) üç yılını verdiği bu değerli araştırmasıyla, “siyer” bilimiyle uğraşan ciddi çevrelerin haklı takdirlerine mazhar olmuş ve eseri “Siret Ödülü”‘ne layık görülmüştür.
Kitabı Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle yayınlayan İnsan Yayınları’nın yetkilileri, eserin özellikle kitap okumaya fırsat bulamayanlara hitap edeceğini ifade ediyor. Daha önce birçok dile çevirilen kitap, uluslararası bir ödüle de sahip. Peygamber Efendimiz’in hayatını anlatan ilk kaynaklara dayalı olarak hazırlanmış, önemli bir çağdaş, siyer çalışması olan kitap, ülkemizde de oldukça fazla okunan eserler arasında yer alıyor. Martin Lings, genç yaşta tanıştığı İslam dinini benimsedikten sonra Ebubekir Siraceddin adını aldı. Bundan sonra İslam dinine yönelik birçok kitap yazan Lings, İslam dünyasında da dikkatleri üzerine çekti. Lings, Peygamber Efendimiz’in hayatını anlatan son eserini derin araştırmalar sonucunda ortaya koymuştur.
Başlık: Vahiyden Kültüre..[Celaleddin Vatandaş]
Gönderen: erbaiin - 26 Kasım 2008, 05:22:24 ÖS 17
(http://static.ideefixe.com/images/37/37323_2.jpg)

ALLAH kendi yolunun küllenmiş işaretlerini hatırlatmak  için zaman zaman peygamberler göndermiştir.Bu peygamberler,mesajlarını yaymaya çalışırken hemen kendilerini engellemek isteyenlerin,hemde tarftarlarının zulumlerine maruz kalmışlardır.Bu taraftarlardan bir kısmı peygamberin getirdiği sahih inancı olduğu gibi yaşamaya çalışırken,bir diğeri kısmı kitabı tahrif etmek,bid'at ve hurafelere tabii olmak ve peygamberleri adeta  ilahlaştırmak gibi durumlara düşmüşlerdir...  diye söze başlıyor yazar Celaleddin Vatandaş,kitab peygamber efendimizin vefatından hemen sonra başlayan fikri sapmaların tarihsel sürecini ele alırken,kültür haline getirilen islam algısı ile vahyin emrettiği islamın karşılaştırmasını çok güzel yapmaktadır,kitabtan bazı başlıklar...

-vahiyeden kültüre geçişin şartları

a: tarihi şartlar
b:fikri şartlar
c:siyasi şartlar


-kültür islamının oluşm süreci ve temel dinamikleri

a:kelam/felsefe/tasavuf
b:1/2/3/4/5/6/7 yüzyılalrı arasındaki tasavufi gelişmeler
c:şamanizm/hiristiyanlık/fars kültürü/
d:farklı bir inanç ve yaşantı sistemi
e:fıkıh/fıkhın gelişimi ve mezhebler

-değişim sürecinde sosyal hayat



..İçinde bulunduğumuz toplumda,islam adına gerçekleştirilen bazı hareketlerin yanlış olduğunu düşünürüz,ona anlam vermekte zorlanırız,kimi zaman bunların geleneksel algının ürünü olduğunu kestirebilir,gücümüz nispetinde mudahalelerde bulunabiliriz,kimi zamanda  kökleri çok derine inmiş bu kültürel inancın,meydana gelişini anlamakta zorlanırız ve mudahalemiz o oranda  zayıf olmak zorunda kalır,işte tam bu noktada vahiyden kültüre  bize tüm bu  başkalaşmanın  sebeblerini tarihi verileri ile anlatıyor,kelamcılardan,felsefecilere,ordan tasavufculara ordanda günümüze bir değişim öyküsünü çok güzel ele aldığını düşündüğüm bu eserin okunmasında yarar görüyorum.

selam ile.



Başlık: Ynt: Vahiyden Kültüre..[Celaleddin Vatandaş]
Gönderen: maxpayna - 27 Kasım 2008, 01:50:32 ÖÖ 01
Alıntı
Vahiyden Kültüre..[Celaleddin Vatandaş]


önemli bir yazar ve kitabı.
okumayan kalmasın diyorum başka da bişey demiyorum.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 27 Kasım 2008, 02:20:14 ÖÖ 02
Çok güzel bir kitap.
Sevgili Elif bana hediye etti sağolsun...
Okumak lazım evet...
Başlık: Ynt: yeni bi kitap:)
Gönderen: maxpayna - 28 Kasım 2008, 01:49:44 ÖÖ 01
Alıntı
serender

umurumda değil dünya diyor .içinden geldiği gibi.
İçinizdeki Öküze "Oha" Deyin -

tam bana göreymiş yahu :) umarsızca.....
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 28 Kasım 2008, 09:30:39 ÖS 21
(http://www.ohiyesa.com/urun_resim/9789759059316.jpg)

İyilerKazanır
KötülerKaybeder..
 
Hakan Albayrak'ın Ebuzer kitabını bir solukta okuyanlardanım..
Kitap/Eser/Emek hayırlara vesile olsun İnşallah..
Çok etkileyici..
Ve tarz çok güzel..
Ebuzer'le seyahat eden Albayrak..
Bende bu seyahatte olmalıyım dedim hatta
özne değişimleri ile oldukça etkili bir hayatlaştırma yaşayacağımı da hissediyorum.
 
Ve sanırım kütüphanemin en okunan kitapları arasında olacak..
Kitabın sonu gibi.. hisse çok.. duruş ise net.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vesâir - 28 Kasım 2008, 09:53:48 ÖS 21
bu başlığı bugün farkettim...harikasınız ...sizi seviyorum cümleten .. çok güzel kitaplar tavsiye etmişsiniz .bazılarına değmişti gözüm ama karşılaşmadıklarımı edinmeye gayret edicem ...tüm tavsiyeler için teşekkür ederim ..vesselam
Başlık: Kur'an'ın Zihniyeti Değiştirmesi
Gönderen: Hatice-tul Kubra - 22 Aralık 2008, 07:42:39 ÖS 19
İslamoğlu'nun tavsiyelerinden..

(http://www.hizliresim.com/2008/12/22/4320.jpg)

Zihniyet konuları;çetrefilli,karmaşık ve paradoksal nitelikler içerdiklerinden anlaşılması en zor konular arsında yer alır.Varlık,hayat,insan ve toplum konularında işin esasını zihniyet belirlemektedir.Önce Mezopotamya,Mısır,Hint ve Çin,Dinin de yazı ve felsefenin de birer beşiği oldular.Sonra Mezopotamya kaynaklı bir evren görüşü bundan yaklaşık 2000 yıl önce Yunan da yaygınlaştı.Buna göre,evrenin ana maddeleri Anasırı Erbaa,yani:Hava,ateş,su,toprak temeline dayanır.Dünyanın tamamını bu perspektiften bakıp değerlendirmek bir zihniyet konusudur.Bu 325 te İznik Konsülünün önerdiği Teslis (Bab,Oğul,Kutsal Ruh)tüm Hristiyanlarca kabul görmese de zamanla genel bir yaygınlık kazandı.Zihniyet konularına örnek olabilecek konulardan biri de budur.
Batı da ilahi ve beşeri otorite mücadelesinde Kilise tarafının kaybetmesinden sonra ortaya çıkan dünya görüşü de zihniyet konularının bir numune-i misali gibi ele alınabilir.Burada Rönesans ve Reform hareketlerine atıf yapılsa da,temelde değişen şey,dünya görüşüdür.Artık insan,din ve devlet yeniden konumlanmış ve farklı biçimde yorumlanmaya başlanmıştır.Yönetimde hakimiyet,ulusa ve ulusu merkeze alan devlete,yani:Ulus Devlete emanet edilecektir.İdarede Tanrı ya yer verilmeyecektir,yani:idare,ancak insan aklı ve duygularına emanet edilerek elde edilebilecek olan Laiklik ilkesine bağlı kalacaktır.Bunlara bağlı olarak yönetimde herhangi bir sınıf veya zümreye ayrıcalık tanımamak manasına gelen Demokrasi devletin yönetim şeklini belirleyecektir.
Hayat bir görevdir ve asla boşa harcanmamalıdır.Batı kültürünün yetiştirdiği insan,ölüm düşüncesini bastırma eğilimindedir.Çünkü onlara göre ölüm ve hayat birbirine zıt kavramlardır.Oysa Doğuda ölüm hayatın bir parçasıdır.Ölüm bilinci,hayatın içindedir ve aynı zamandahayatın tamamlayan bir parçasıdır.Hayatı anlamlı kılan,ölümün varlığıdır.İnsan ancak ölümün varlığını bilerek,içselleştirerek,yaşadığı her günü sanki son yaşadığı günmüş gibi yaşayabilir
.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 24 Aralık 2008, 12:24:09 ÖÖ 00
Allah Razı Olsun Hatice inşallah okumaya çalışacağız..

ve Hoşgeldiniz..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Hatice-tul Kubra - 24 Aralık 2008, 05:57:58 ÖS 17
tşk.ser.. yabancı değilim yakın geçmişten  ;)

kitap okunası. arkadaşım, defalarca hatmettim al sende oku dedi. başladık inşş..

selam ve dua ile..
Başlık: Tasavvuf Ve İslam..[Teorik Ve Pratik Açıdan]
Gönderen: erbaiin - 24 Aralık 2008, 07:51:45 ÖS 19
(http://nealsak.kitapyurdu.com/getimage.asp?resimkod=5210&boyut=60)


Selamun aleykum.

Teorik ve Pratik açıdan Tasavuf ve İslam kitabı, tasavufun ilk çıktığı zamanlarından bugune kadar ki sürecini ele almaktadır. Siyasi karmaşaların yaşandığı dönem de zühd adı altında bir tarafsızlığı seçenlerin, zaman la nasıl bir tarafın varlığına zemin hazırladığını anlatmaktadır.

Şehyül ekber ibn-i Arabi’den, Hallac-ı Mansur’a, Kuşeyri’den, Beyazıd-ı Bestami’ye kadar oldukça müspet şahsiyetler diye sunulan bir çok ismin, düşünce dünyalarına kapı aralayıp vahiyle tam örtüşmeyen yanlarının tasavvuf ekolün de nasıl karşılık bulduğunu, bu uyuşmazlığı bizim de görmemizi sağlıyor.Üstelik bunu, sadece kendi kanaati olarak değil, bizzat bahse konu olan eserlerden {Futuhat-i Mekkiye-Kuşeyri Risalesi -Camiul Usul -el Cili-İnsanu’l Kamil -Keşfu’l vücuhi’l ğur … vb } alıntılar yaparak, görüş alanımızın daha berrak hale gelmesini sağlamaktadır.

Eserin giriş kısmın da öncelikli olarak, islamın, aşırlıktan uzak dengeyi merkez’e alan yapısından bir takım örnekler verilerek,vahyin en tecrube edilebilmiş pratiği olan asr-ı saadetten bazı kesitler sunulmaktadır. İnanç/ibadet/taklid gibi konularda asıl olması gerekenleri tekrardan hatırlatan yazar, bu alanlara daha sonraları eklenen bidat ve hurafelerin merkezine yönelip onları değerlendiriken aynı zaman da onları vuracağı mihenk taşını da göstermektedir.

İkinci bölümde tasavufun oluşumundan önceki dönemleri inceleyip farklı coğrafyalardan,farklı dini akımlarla tasavuf arasındaki etkileşimlerden bahs etmekte,tasavufun kendi içindeki batini yönlerinden örnekler sunmaktadır.

Üçüncü bölümde tasavufun fikr-i dayanaklarına değinip,bazı isimler hakında bilgiler sunmakta (gazal,/ibni arabi/ibn el farıd/amir el basri/sadrettin konevi/beyazıd bestami/abdulğani nablusi/a.kerim el cili vb) devamında gelen bölümlerde ise vahdeti vucud,insanı kamil,vahdeti şuhud,keramet,rabıta,şeyh mürid ilişkileri,kutubculuk,mertebeler(üçler yediler,kırklar vs) zühd,keşf,ilham,vs bazı kavramlara yüklenen gayrı islami anlamlar açıklanıyor..tasavuf ve gulat şiiası arasındaki uyumundan,ismaililerin karmatisine kadar bir sürü yakınlaşma ele alınıyor.

Kitabın özelikle üzerinde durduğu tanıdık isimlerin ALLAH inancındaki sapkınlıklar,ibni arabinin fusul hikeminden ve futuhati mekkiyesindne bol bol alıntılar ile hayrete düşüp bizim itidalli bildiğimiz Gazali ve Kuşeyri’ninde bazı hatalara nasıl göz yumduğunu görmezden gelebildiğine anlatıyor.

İbrahim Sarmışın eseri konu hakkında araştırma yapacaklar için oldukça önemli bir kaynak ,ekin yayınlarından genişletilmiş yeni baskısı uzun zamandır çıktı,okuyunca hayret etmekten kendinizi alamıyorsunuz,duru tevhid inancının nasıl zamanla mistik kirlenmişliklere karıştığı, nasıl bu hale gelip şahısların tekeli altına girdiğini,hurafe ve bidatların nasıl bu kadar sarsılamaz hale geldiğini anlamanıza epey yardımcı olacak bi eser,biraz kalın beşyüz sayfayı geçkin ama kesinlkle okunduğunuzda pişman olmayacaksınız

Selam ile.
Başlık: Çağdaş Kavramlar ve Düzenler
Gönderen: Hatice-tul Kubra - 24 Aralık 2008, 08:53:55 ÖS 20
Ali Bulaç'a ait. mümkünse eski ciltlerinden edinin.
kitabın içeriği;

Birinci Bölüm
Çağdaş dünya ve çağdaş düzenlere islami bir yaklasım

birinci kesim: kapitalizm

kapitalist toplumlara iktisadi bir yaklaşım
kapitalist toplumlarda sosyal ve psikolojik hayat
kapitalist batı toplumlarında aile ve kadın
kapitalist ülkelerin dış politikası

ikinci kesim: marxizm bilimsel sosyalizm

marxist toplumlarda iktisadi bir yaklaşım
marxist toplumlarda sosyal ve psikolojik hayat
marxizm ve din ilişkisi
a) teorik tavır
b) pratik tavır
marxist toplumlarda aile ve kadın
marxist ülkelerin dış politikası

üçüncü kesim: faşizm
1-faşizmde sosyo-ekonomik hayat
2-faşizmin dış politikası

dördüncü kesim: islam toplumunda doğu ve batı emperyalizmi

ikinci bölüm

islamı nasıl anlıyoruz?
1- düzenin öğrettiği din
muhafazakarlık
milliyetçilik
sağcılık
ahlak ve maneviyat

2-sınıflaşan bir toplumda bu kavramların tartışılması
tartışmaya giriş
ortadaki durum
sınıflı bir toplumun ekonomik ahlakı
üst sınıfın üretim ve tüketim biçimi
fabrikatörler ve ağalar

ikinci kesim: laiklik tartışması
1-dinin devletle ilişkisi
teorik tutum
bizantinist tutum
laiklik
2-batı toplumunda laikliği doğuran şartlar
3-islam toplumunda laiklik
4-secularizm bilimsel toplum laik ahlak

üçüncü kesim:sınıf meselesi ve sınıfın tarih geleneği
1-batı toplumunda sınıfsal gelişim
kapitalizmin doğuşu
sosyalist düşünce
marxizm
diğer ülkelerde sınıflar

dördüncü kesim: islamın iktisat görüşü ve sınıf meselesi
1-islam toplumunda sınıf meselesi
2-yeryüzünde ekonomik kaynaklar
geçim kaynaklarına tahakküm
sınıflı kaynaklar
3-geçim kaynaklarını paylaşmanın kanunları
4-mülkiyet
mutlak mülkiyet
kavgaların kökü ve mülkiyet
5-dağıtımda farklılık ve aşılmazlık
varlıklı ve varlıksızlar
fakir-zengin
6-azgınlar sınıfı
7-malın ve kazancın gerçek değeri emek
artık değer
ferdin mülkiyeti ve servet
mülkiyeti koruma
zarar
zaruretler

beşinci kesim: islam ve sosyalizm tartışmaları
1-batılılaşma,sınıflaşma ve sosyalizm
2-islam toplumu ve sosyalizm
3-islam ve sosyalizm
kaynak farkı
gaye farkı
mülkiyet anlayışı
sosyal yapılanma
kadercilik
laiklik
faiz ve emperyalizm
4-kavgamızın amacı
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: hattabhamza - 24 Aralık 2008, 08:56:18 ÖS 20
evet güzel bir kitap, bende okunmasını tavsiye edebilirim. Eyvallah Hatice-tul Kubra
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 06 Ocak 2009, 03:35:42 ÖÖ 03
Mahmut Kısanın Kısa açıklamalı mealini okuyorum..
biraz farklı, biraz meal dışına taşmış. nuzüller filan da var. parantezler vs. ile karışmadan düz bir kitap okur gibi, gayet anlaşılır.

hani mealden anlamıyorum diyenlere .. ilklere tavsiye edilebilir...

yazarı tanımıyorum (tanıyan var mı?) ama bana ters değil.. gayet iyi

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 06 Ocak 2009, 03:42:17 ÖÖ 03
Mahmut Kısanın Kısa açıklamalı mealini okuyorum..
biraz farklı, biraz meal dışına taşmış. nuzüller filan da var. parantezler vs. ile karışmadan düz bir kitap okur gibi, gayet anlaşılır.

hani mealden anlamıyorum diyenlere .. ilklere tavsiye edilebilir...

yazarı tanımıyorum (tanıyan var mı?) ama bana ters değil.. gayet iyi

indirmek ve okumak için :

http://rapidshare.com/files/125690668/KISA_TEFSiRLi_KURAN_MEALi.rar.html

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 06 Ocak 2009, 03:49:32 ÖÖ 03
şöyle yaldızlı ciltli narin sayfalı harika kokulu  kitabımı bırakıp monitöre mi transfer olayım  yani?(anladım bana demedin max )

yok arkadaşlar kitabı alın bence ...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 06 Ocak 2009, 11:55:06 ÖÖ 11
Said Havva adlı yazarın
 "Allah Erinin Ahlak ve Kültürü"  adlı bir kitabını  ısrarla tavsiye ettiler.
Ben bu yazarı daha önce okumadım.Okuyan var mı?
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 06 Ocak 2009, 06:47:03 ÖS 18
Said Havva okunmaz mı?

evet ısrarla tavsiye edilmesi ve okunması gereken bir yazar.. ve kitap..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 06 Ocak 2009, 07:04:47 ÖS 19
Sağol Ser...
Okuyacam inşaallah...
Başlık: İslam Düşüncesi
Gönderen: Hatice-tul Kubra - 09 Ocak 2009, 11:32:03 ÖS 23
Kitabın Adı: İslam Düşüncesi

Yazarı: Muhammed İkbal

Yayınevi: Külliyat Yayınları

Tür: İslam Düşüncesi

Genel Yayın Yönetmeni: Yusuf Kaplan

Editör: İsmail Doğu

Baskı: İstanbul, 2008

Fiyatı: 8,00 YTL

Sayfa Sayısı: 216 sayfa



İslâm düşüncesi çağımıza ne söyler?

İslâm düşüncesinin temel özellikleri ve sorunları nelerdir?

“İlâhî hükümranlık” ne demektir?

Çağdaş bir İslâm düşüncesi nasıl inşa edilebilir?

İslâm medeniyetinin yaşadığı kriz nasıl aşılabilir?

Çağımızın en büyük Müslüman düşünürlerinden biri olan İkbal, bu kitabında İslâm düşüncesinin temel özelliklerini ve sorunlarını özlü bir şekilde özetliyor.

İkbal’in çeşitli makalelerinden oluşan bu kitapta İslâm düşüncesi ahlâkî, sosyal ve siyasî düşünce, ilim düşüncesi, felsefî ve tasavvufî düşünce ve sanat düşüncesi’nden oluşan dört ana başlık altında inceleniyor.

İslâm medeniyetinin büyük bir kriz yaşadığı bir zaman diliminde yazılan bu metinler, hem İslâm düşüncesinin fikrî bunalımının nasıl aşılabileceğine, hem de İslâm’ın çağımıza neler söyleyebileceğine dair özgün ve ufuk açıcı öneriler sunuyor. Ayrıca bu metinler, İkbal’in yayımlayacağımız diğer kitapları için de, İslâm düşüncesinin sorunları için de özgün bir giriş metni olma özelliği taşıyor.

Muhammed İkbal Bediüzzaman’la birlikte çağımızın en büyük Müslüman düşünürü. Hem düşünce, hem de sanat metinlerinde İslâm düşüncesinin sorunları konusunda özgün ve öncü eserler üretti.

İÇİNDEKİLER

SUNUŞ

İslam Düşüncesinin Temel Meselelerine Işık Tutan Bir Metin (Yusuf Kaplan)

BİRİNCİ KISIM: Siyasi ve Sosyal Düşünce

1. Bölüm: İslam‘da Siyasi Düşünce

-I. Sunni Siyaset Teorisi: Seçilmiş Monarşi

-II. Şii Siyaset Teorisi

-III. Harici Cumhuriyetçiliği

2. Bölüm: İlahi Hükümranlık Hakkı Meselesi

3. Bölüm: Ahlaki ve Siyasi Bir İdeal Olarak İslam

4. Bölüm: Deruni Hayat Terkibi

5. Bölüm: Müslüman Cemaati

6. Bölüm: Müslüman Demokrasisi

7. Bölüm: Doğu‘da Kadının Konumu

İKİNCİ KISIM: İlim Düşüncesi

8. Bölüm: Müslüman İlim Adamlarına Daha Derin Bir Araştırma Çağrısı

9. Bölüm: Cismani Diriliş

ÜÇÜNCÜ KISIM: Felsefi ve Tasavvufi Düşünce

10. Bölüm: İslam ve Mistisizm

11. Bölüm: Mutlak Birlik Doktrini

12. Bölüm: McTaggart‘ın Felsefesi

13. Bölüm: Lisanu‘l-Asarü‘l-Ekber‘de Hegelciliğin İzleri

14. Bölüm: Nietzsche ve Mevlana Celaleddin-i Rumi

 DÖRDÜRCÜ KISIM: Sanat Düşüncesi

15. Bölüm: Peygamberimizin Arap Şiiri Eleştirisi

OKUMA PARÇASI

İslâm Düşüncesinin Temel Meselelerine Işık Tutan Bir Metin (Yusuf Kaplan)

Müslüman toplumlar olarak yaklaşık iki yüzyıldır, tarihte yaşadığımız ikinci büyük medeniyet buhranı ile karşı karşıyayız. Birinci medeniyet buhranı, 12. ve 13. yüzyıllarda, İslâm medeniyetinin doğu cephesinde Moğol istilâsı ve Haçlı saldırıları; batı cephesinde Mağrip’te yaşanan asabiye sorunu ve çatışmaları neticesinde gerçekleşen siyasî bir buhrandı. Bu buhranı, Osmanlı’nın geliştirdiği medeniyet meydan okumasıyla aşmayı başardık ve İslâm medeniyeti ilk kez Osmanlı medeniyet tecrübesinde akîdevî, sosyal ve siyasî bütünleşmeyi gerçekleştirmiş oldu.

Son iki yüzyıldır yaşadığımız medeniyet buhranı ise, daha derin ve çok boyutlu bir buhrandır: Hem İslâm’la hem de hâkim kültürle ilişkilerimizin kopması ve simülatifleşmesi sonucunu doğuran, çift yönlü temassızlık şeklinde tezahür eden bir “fetret dönemi”dir.

Medeniyet buhranı, medeniyet fikrinin yitirilmesiyle sonuçlanmıştır: Medeniyet fikri, din’in medine’de hayat bulduğu hayatiyet kaynağıdır. Hayatiyet kaynağı olarak medeniyet fikrinin yitmesi, hayat kaynağının da (din’in de), hayat bulma / buldurma kaynağının da (medine’nin de) yitmesiyle sonuçlanmıştır. Bütün bunların sonucunda, mahşerin üç kapısı ilim, irfan ve hikmet gelenekleriyle, mahşerin üç atlısı âlim, ârif ve hakîm figürleri de ortadan kalkmıştır.

İşte İkbal’in bu kitapta bir araya getirdiğimiz metinleri, bize âlim, ârif ve hakîm figürlerinin özelliklerini de, ilim, irfan ve hikmet geleneklerinin özünü de kişiliğinde gerçekleştirebilmiş bir mütefekkir olarak hem genelde İslâm medeniyetinin, özelde İslâm düşüncesinin temel ilkelerini özlü bir şekilde hulâsâ eden, hem de yaşanılan buhranın nasıl aşılabileceğine dair ipuçları sunan irili-ufaklı makalelerinden oluşuyor.

Daha önce çeşitli mecralarda yayımlanan makalelerinden oluşan bu kitabını yukarıda özetlediğimiz çerçevede kurguladık: Kitaba alınan makaleler, şahsiyetin, toplumun ve devletin inşasından ilim, felsefe, sanat ve siyaset geleneklerinin İslâm dünyasının çeşitli medine’lerinde tesisine, oradan da medeniyetin inşasına doğru ilerleyen bir mantıkla bir araya getirildi ve yerleştirildi.

Bu kitap, İkbal’in İslâm Düşüncesinin Yeniden-İnşası başlığıyla yayımlayacağımız ve onun bir düşünür olarak yaşadığımız medeniyet buhranının ve fikrî tıkanmanın nasıl aşılabileceğini gösteren şaheserine bir girizgâh oluşturacak bir kitap aynı zamanda. Külliyat mantığı ile hazırladığımız İkbal’in diğer fikir ve sanat eserlerini de peyderpey yayımlamaya devam edeceğimizi de burada hatırlatmakta yarar görüyorum.

Bu kitapta, İkbal’in İslâm düşüncesinin temel güzergâhlarına, uğrak alanlarına ilişkin yaptığı gözlemlerin yanısıra, çağdaş bir Müslüman düşünür olarak geliştirdiği şâyân-ı dikkat fikirlerin de yer aldığını vurgulamak gerekiyor. Sözgelişi, ilâhî hükümranlık meselesinde söyledikleri, hem İslâm’ın çağımıza söyleyebileceği şeylerin çapını çok iyi ele veriyor; hem de yaşadığımız medeniyet buhranının aşılmasına ilişkin dikkate değer ipuçları sunuyor. İlâhî hükümranlık makalesinin kitapta yer alan diğer makalelerin hem özü, hem de derinlik açısından en özgün metnini oluşturduğuna da dikkat çekmek yararlı olabilir.

Kitapta yer alan en özgün makalelerden biri de tasavvuf üzerinden ilim düşüncesinin nasıl geliştirilebileceğini zaman problematiği üzerinden gösteren makalesi İkbal’in. Ayrıca kısa ama nefis sanat makalesi de zihin açıcı yolcululara çıkarabilecek vaatler sunan bir metin.

Bu metinlerin basılması sürecinde Muhammed Kayani Han’ın büyük katkıları oldu. Kendisine teşekkürü bir borç bilirim.

Son olarak bu metinlerin, İslâm medeniyetinin ve İslâm düşüncesinin meselelerinin kavranmasına ve yeni açılımlara imkân tanımasına katkıda bulunması en büyük umudumuzdur.
Başlık: Dünden Bugüne FİLİSTİN
Gönderen: erbaiin - 19 Ocak 2009, 08:07:12 ÖS 20

Selamun Aleykum

-27 aralık 2008 tarihinde,hamasın direniş gücünü kırıp,Filistin üzerinde ki hakimiyet alanlarını genişletmek isteyeyen siyonistler Gazze(m)yi işgal ettiler,içinde  insanlığa dair en ufak bir belirti taşıyan herkesi isyan ettirme noktasına getiren bu saldırı,yürüyüşler,yardım kampanyaları,yaptırımlar ve sivil halkın yapabileceği bir çok  protesto eylemleri ile karşılık buldu,bunların hepsi gerekli olan insani tepkiler di bunu asla basite almamalı bunların gittikçe kitleselleşmesini sağlamalıyız,fakat söz konusu emperyalist güçlerin işgal ettiği topraklar ve onlara karşı onurlu bir direniş gösteren halklar olunca yukarda bahs ettiğimiz eylemler kadar önemli bir konu daha var,o da ;

-Bilinç ve bilgi ile yaklaşılmayan her vakaa unutulmaya ve değerine kabil karşılık bulmadan yok olmaya mahkumdur,bunu daha önce bir çok kez tecrübe etmişizdir ,ortadoğuda ve diğer islam beldelerinde gerçekleşen saldırgan işgalere ve direnişlere  tarihsel  verileri ile vakıf olamaz ve siyasal yapılanmalarını öğrenemezsek,şahidliğini yaptığımız bu direniş ve zulüm bizim için  bir anlık duygusal seanslara tutulduğumuz belgesel izleniminin  ötesine geçmez,bizler aradan kısa bi süre geçtikten sonra  gazze şehrini-sabra ve şatilla mülteci kamplarını -el halili camiini-kara eylülü-de unuturuz ve  ahhh vahhh ettiğimiz kendileri için meydanlarda gırtlaklarımızı patlattığımız mazlum kardeşlerimizi,onların onurlu direnişleri ile tek başlarına bırakmış oluruz,bunu zihinlerimizde ve gündemlerimizde diri tutmanın tek yolu var oda  gelişen vakalar hakında bilgi sahibi olmaktır ,aksi mümkün değil.

Teheodor herzlin kendisi gibi aşşağlık  mirasçıları,gazzede  şu anda işlenen insanlık suçunu ilk defa yapmadılar,aksine filistinin ingiltere tarafından işgal edilip mandası haline getirildiği günden beridir,gerek dolaylı yollarla gerekse direk olarak yapmaktadırlar,her seferinde dengesiz bir güç kulanılmış birleşmiş milletlerin samimiyetten uzak  yaptırımlarına sahne olmuş ve bizlerin her zaman yüreklerini yakmıştır.insan olmamız hasebi ile bazı şeyleri unutabiliyor ve  zulm eden zalimlerin politikalarından ,müsülümanlar üzerinde ki kirli hesablarından bi-haber olabiliyoruz,bunun önüne geçmek adına   bu bölgede gelişen olayların tarihçesini bilmekte gelişim evrelerini incelemekte yarar olduğunu düşünüyorum,bu konuda bize yardımcı olabilecek eserlerden biri de ALİ ÖNER tarafından kaleme alınan,"dünden bugüne Filistin" kitabı olabilir,kitab ekin yayıncılık tarafından piyasaya sunulmuş,yazar kendi yüksek lisans tezinin özetlenmiş ve gözden geçirilmiş  halini bizlerle paylaşmış.


(http://img147.imageshack.us/img147/8649/alinerfilistineb8.jpg)

kitabın içindeki başlıklardan bazıları;

-filistinin kısa tarihi

-israİl
[siyonizmin doğuşu/gelişimi/ırkçılık/göçler]

-siyonistlerin siyasi ve silahlı örgütlenmeleri

-israilin devlet ilan edilmesi

-arap israil savaşı ve beraberinde doğurduğu tepkisel hareketler

-sabra ve şatilla katliamı

-intifada
[gelişimi/niteliği/kökleri/politikası]

-filsitin ve israil arasında barış anlaşmaları
[madrid antlşması/oslo antlaşması/gazze eriha/taba/şarm el şeyh/camp david]

-israilde ki dini ve milliyetçi akımlar
[likud partisi/kadima partisi/kaçh partisi .....]


-filistinde ki dini ve milliyetçi akımlar
[hamas/islami cihad/fkö]
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vervo - 23 Ocak 2009, 04:49:51 ÖS 16
Yavuz Bahadıroğlu'nun da adı Niyazi Birinci'dir.
İslamoğlu babasını reddetmiyor ki?

babasından başkasına neseb iddiası farklı bi konu değil mi

her neyse ...

geçende elime bi dergi geçti paylaşayım hemen
beğenerek okudum
içinde çok sevdiğim yazarlarda var
adı : Özgün İrade
içerik zengin, isimler tanıdık, konular güncel....

tavsiye ederim...

bu dergide filistinli bir doktorla raportaj yaptık
bu ay çıkacak sayısı yazıyı yazanı da efnan tanıyor
konsoloslukta tanıstırmıştım hatırlarsan efnan  :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 02 Şubat 2009, 10:42:35 ÖS 22
(http://www.ilkeyayincilik.com/kitaplar/edebiyat/onbinlerinihaneti.jpg)

Selamun Aleykum.

-Tarih (İ) roman sevenlerin kaçırmaması gereken kitablardan biri de "onbinlerin ihaneti" dir.kitab,peygamber efendimizin sevgili torunu imam Hüseyinin mücadelesini ve küfe halkının utanç verici ihanetini anlatıyor.

-Yezidin valisi ibn-i ziyadın akıl almaz zulumlerini,şimrin fitnelerini,ömerbn sadın  valilik sevdasına kurban ettiği vicadanını,komutan hürrün,imamın safına geçmeden önceki muhasebesini,ehlibeytin etrafında kümelenmiş bir avuç yiğidin şaşılacak teslimiyetini okuyacaksınız...

-En önemli gördüğüm tarafta,kufe halkının ihanet ağı ile örülmüş  dünyalarıydı,zalim yöneticilerin tehditlerine karşılık terk ettikleri imanları ve kendi içlerinde  yaşadıkları fırtınalı muhasebeler..

-Kitabın sonunda yazar size bazı tarihi bilgileri vermekle beraber birazcıkta "içinizde olası bir kufeli ihaneti taşıyorken hüseyni sevdaları dilinize dolayıp onu istismar etmeyin" demek ister gibi..

okunursa istifade edilecek çok akıcı güzel bir çalışma..

Selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 02 Şubat 2009, 10:46:08 ÖS 22
(http://static.ideefixe.com/images/35/35307_2.jpg)

Selamun Aleykum.

...Muhammed Esed in eserleri arasında ki başyapıtı diyebiliriz,z.Kitabın hikayesi çevresindeki dostların ısrarı ile başlıyor,kitab otobiyografi tarzında yazılmış,başından geçen olayları ve düşüncelerinin değişim evrelerini sırasıyla anlatıyor,çok güzel bir anlatımı olmakla beraber cümleleri biraz uzunca ,bazen ipin ucunu kaçırı gibi olsanızda muhteşem izahatı hemen bunun önüne geçiyor.

-evden ayrılış ve o sürede başından geçen sıkıntılar

-madam gorki ile yaptığı röpörtajla beraber  basın dünyasında parlayan yıldızı..

-arap çöllerinde ki maceraları

-arapların,etnik ve kültürel yapısını keşfetmeye dair özel bilgiler.

-siyonizme dair çok sert eleştiriler yapması.

-içinde doğup büyüdüğü batı dünyasının islama ve müslüman dünyasına bakışındaki yanlışları fark ettirmesi.

-batı medeniyetinin üzerine inşaa edildiği çürük sistemi bir batılı entellektüel kimliği ile eleştirmesi.

-çölün ruhuna dair  güzel tanımlamalar yapması.

...ve daha bir çok  şeyi bu eserde bulabilirsiniz..

Selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 02 Şubat 2009, 10:50:09 ÖS 22
(http://www.hayatsevinceguzel.com/hayat_sevince_guzel/images/2008/03/09/olasiliksiz.jpg)

SelamunAleykum.

-Şizofren duyguları değişik bir uslubla ele alan adam fawer,insan hayatındaki etki mekanizmalarının neler olduğunu kendisince ifade etmeye çalışırken,tipik bir batılının  içinde olduğu çetrefilli ruh halini de gözler önüne seriyor.


-Bilim,felsefe ve macera sevenler için okurken sıkılmayacakları hatta zevk bile alabilecekleri bi kitap,ama benim için son derece berbat bir kitab diyebilirim : ) kendileri ile bir yolculukta  bi akrabamın tavsiyesi üzerine tanıştım,açıkçası çokta memnun olmadım,bide bu eser çok satanlar arasındaymış,hayret..eminim ki alanların bir çoğuda benim gibi yanlışlıkla okumak zorunda olanlardır : ) kitabın tanıtımını neden yaptın derseniz ,hane olurda  bu kitabı görüpte olası bir felaketin olasılıksızlıkla sonuçlanması adına yaptım diyebilirim  :) 500 küsür sayfalık bu saçmalığı okumak yerine bir amerikan  sinaması izlemeniz arasında hiç bir fark yok ,kaybedeceğiniz zaman dışında :)

selam ile
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 03 Şubat 2009, 01:22:26 ÖÖ 01
(http://www.ilkeyayincilik.com/kitaplar/edebiyat/onbinlerinihaneti.jpg)

Selamun Aleykum.

-Tarih (İ) roman sevenlerin kaçırmaması gereken kitablardan biri de "onbinlerin ihaneti" dir.kitab,peygamber efendimizin sevgili torunu imam Hüseyinin mücadelesini ve küfe halkının utanç verici ihanetini anlatıyor.

-Yezidin valisi ibn-i ziyadın akıl almaz zulumlerini,şimrin fitnelerini,ömerbn sadın  valilik sevdasına kurban ettiği vicadanını,komutan hürrün,imamın safına geçmeden önceki muhasebesini,ehlibeytin etrafında kümelenmiş bir avuç yiğidin şaşılacak teslimiyetini okuyacaksınız...

-En önemli gördüğüm tarafta,kufe halkının ihanet ağı ile örülmüş  dünyalarıydı,zalim yöneticilerin tehditlerine karşılık terk ettikleri imanları ve kendi içlerinde  yaşadıkları fırtınalı muhasebeler..

-Kitabın sonunda yazar size bazı tarihi bilgileri vermekle beraber birazcıkta "içinizde olası bir kufeli ihaneti taşıyorken hüseyni sevdaları dilinize dolayıp onu istismar etmeyin" demek ister gibi..

okunursa istifade edilecek çok akıcı güzel bir çalışma..

Selam ile.


Ve aleykum selam

tavsiyeleriniz için teşekkür ederiz..

üstteki romanı geçen hafta okudum.evet kerbelayı bilmeyenler için bilgilendirici bir kitap. ama roman severler için biraz tedirginim..daha güzel olabilirdi. ( sakın yanlış anlamayın size itiraz etmiyorum ama ) bizden kerbela çocuklarından en güzelini beklemek hakkım gibi. veya ne bileyim kitap biraz abartılı bir tavsiye ile elime geçti ondan mı böyle oldum anlamadım. evet kitapta iyi düşünen bir adam (yazar) ince eleyen bir bilinç var ama iyi bir edebiyat .. malesef...

Bununla beraber okuduğum Müştehir Karakaya'nın "savunma" adlı romanı da yine çok usta bir edebi dille yazılmamış olsa da  uslübu ve konusu itibariyle  ve romanlarda alışık olduğumuz o en son büyük ünlemi  ile hafızamda güzel bir yere oturdu...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vesâir - 03 Şubat 2009, 02:27:48 ÖÖ 02
(http://www.hayatsevinceguzel.com/hayat_sevince_guzel/images/2008/03/09/olasiliksiz.jpg)

(http://)(http://)(http://)

kapat tasarımı ve konusu  beni cezbetti ama şimdi sizin anlatımınız beni tereddüte düşürdü
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 03 Şubat 2009, 02:53:11 ÖÖ 02
sayın serender,tarih-roman'larda çok fazla kelimelerle oynamak,okuyucunun içine girmesi gereken,tarihi atmosferden uzak kılabilir,uslublar elbette farklıdır ve her birinin farklı alıcıları vardır ama ben mehmet yavuz arıtürkun araya sıkıştırdığı özet kelimeleri çok beğenmiştim,zihni yormadan hem o dönemden bilgiler sunuyor hemde o tarih-i gerçeklerden bizlerin payına düşenleri izah ederek,muhsabe yapılmasını sağlıyor..

sayın havzen,kitap kapaklarında ki  okuyucuyu yanıltma çalışmaları,çok ileri boyutlara ulaşmış bulunmakta,hane şu,tvlerde/bilbordlarda gördüğümüz reklam çalışmaları var ya,artık aynılarını kitap kapakları içinde yapmaya başlamışlar,bilinçten yoksun,görselliğin kurbanı,yeni bir tüketici sınıfı oluşturmanın derdindeler,içeriğine binaen verilmek istenen mesajın ötesinde  bir şeyler bu kapak çalışmaları,dikkatlli olmanızı söleyebilirim.

selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 03 Şubat 2009, 03:29:13 ÖÖ 03
anlıyorum...
Shakespeare'nin İngiltere tarihinden ilhamla yazdığı onca ünlü eser..  ingiltere ile (batı) bizim doğu tarihini kıyaslar isek hangimizin sizce dhaa çok malzemesi vardır?

bilmem anlatabildim mi? bizde malzeme var usta az var.. bence yok.. çok şey beklemiyorum bu olayları dünyanın gündemine soakacak usta kalemleri hala bekliyoruz....

ayrıca;

zamanla inşallah benim acizane beklentilerim de cevap bulacaktır. bu kerbelayı elime alırken beklemiştim..

neyi;

en kötü insan da insandır; en iyi insan da ara sıra kötüdür...
biri çıkıp cesaretle şiadan bize akan tarihi sorgulayarak nedenleri çift taraflı masaya yatırabilirmiydi acaba?
yanlış anlamayın en sevdiğim erkek ismi ve zihnimde ki kahraman " Hüseyin" dir. ama acaba hüseyni sünnetullahı nerede yanlış anladı?
offf neyse..

teşekkür ederim..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 11 Şubat 2009, 12:30:49 ÖÖ 00
(http://www.kitapambari.com/ambar/images/D/9753521022.jpg)

Celaleddin Vatandaşın o enfes sunumuyla hazırlanmış olan eser pınar yayınlarından satışa sunulmuş,kitabın içerisindne bir kaç başlığı paylaşabilirim;

-toplumlar/inançlar ve sistemler
-hindistan/çin/bizans/sasaniler/arabistan...
-hürler/köleler/mevali/kadınlar..

-ilk ayetler ve ilk mesajlar
-müşriklerde ALLAH inancı-şirk ve nedeni
-rab/ilah/melik...

-ilahi göreve çağrı
-islami davetin bireysel hazırlığı
-dava adamı ve muhalifler
-gece okumak

-insani faaliyetlerin meşruuluğu
-inancın konumu
-niçin hamd
-insan olmanın gereği
-yahudilerin gazaba uğrama nedenleri
-hristiyanalrın sapma nedenleri


-asr süresi
-bazı istisnalar
-salih amel sahipleri


vb bir çok konuyu bu eserde bulup istifade edebilrisiniz...selam ile.
Başlık: Kur'an Tembelleri için..
Gönderen: Hatice-tul Kubra - 16 Şubat 2009, 10:04:04 ÖS 22
Recep Aykan dan  Kur'an  Fihristi (http://www.kidap.com.tr/pinar-yayinlari-y90/sayfa-8.html)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 09 Mart 2009, 03:05:20 ÖÖ 03
sitede  problem olduğun da yazılan yazılar her seferinde böyle silinecek mi acaba  :)

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 09 Mart 2009, 03:18:52 ÖÖ 03
(http://ankakedisi.files.wordpress.com/2008/08/oguz-atay-tutunamayanlar-iletisim-yayinlari.jpg)

Selamun Aleykum
 
Ruh halinizle örtüşen bir kitap bulursanız onu sonuna kadar okumayı ihmal etmeyin (zaten çok az kişi bunun aksini yapabilir)faydasını hem okurken  hemde daha sonraları görebilirsiniz..."TUTUNAMAYANLAR" kitabı,benim için böyle bir örtüşmenin tanığıdır,gerçi eseri,mesajının ötesinde gereksizce pohpohlamalar ve entellektüel artistliklerle tanıdım ama  olsun,hal böle olunca da,okuyucunun "öz" e ulaşmasında ciddi sıkıntılar oluşuyor(kitaplar hakkında ki bu önü alınamaz söylentiler/tanıtımlar/dedi-kodular,okuyucuya ciddi zararlar veriyor,bunların farkına varana kadar,zihin çoktan karışmış oluyor) bu ve benzeri bir kaç can sıkıcı sebebten olacak ki etrafımda uzun zamandır dolanan bu kitabı okumamıştım,nasıl oldu bende bilmiyorum ama  azıcık kafa dağıtayım diye kurcaladığım "kütle" :) (724 sayfa) yi bir daha bırakamadım (programsız okumalar çok doğru olmamakla beraber arada bir iyi geldiğini kimse inkar edemez ).

-Tutunamayanlar 1970 lerde yazılmış,ödüllü bir eser (miş).Roman'ın mizahi güçlülüğü ve  kulanılan teknik dilin Türk edebiyatında yeni bir dönem açtığı söyleniyor(o dönem yapıtlarına bakıldığında bunu anlamak hiçte zor değil-kaldı ki bugün bile  aynı kulvarda KOŞAN rakipleri için bile halen oldukça iddialı bir eser.).Türkiyede bir çok yazarın ortak kaderi haline gelmiş olan sonradan anlaşılma-değer verme- olayı maalesef Oğuz Atay için de acıtan bir gerçek olmuştur,hayattayken bu kadar önemsendiğini görüp bilseyd, aynı duyguları yaşatabilirmiydi bilinmez ama tutunamayanların hem teknik hemde içerik kalitesiyle diğer eserlerden farklı oluşu daha kendisinden epey söz ettireceğe benziyor.



-Selim ışığın intihar ederek yaşamına son vermesi,en yakın arkadaşı ve aynı zamanda kendisi ile uzun zamandır görüşmediği Turgut'u çok derinden etkilemiştir.okul yıllarında keşf ettikleri ayrıcalıklı yanları,belki sadece dünyada onlarda olduğunu sandıkları özelikleri ne çabuk unutmuştu,nasıl olmuştu da hayatın akışına kendisini bu kadar rahat salıvermişti,daha bir sürü can sıkıcı soruya cevab bulmaya calışan turgut ayben,arkadaşı selimin hayatına dair  araştırmalar yaparken kendisini bekliyecek olanlardan da bi-haberdir.ve yolculuk başlar...fakat bu yolculuk hiçte beklemediği bir halde gelişir,ve kendisini bambaşka bir dünyada bulur turgut...



selimi tüm yönleri ile tanımanın en iyi yolunun irtibat halinde olduğu kişileri bulmak olduğunu düşünen genç mühendis turgut ayben,sırasıyla  bu kişileri bulur,ilk olarak METİN" isminde ki arkadaşını tanır,içinde zeliha adında bir kızında konuşulduğu hikaye turgutun hiç hoşuna gitmemiştir ve metinin asıl yüzünü ortaya koymak için  şaşılacak maceralara girişir...

ESAT selimin liseye gittiğinde tanıştığı bir üniversitelidir,o zamanlar selimin durumu hakında oldukça değişik bilgiler sunar turguta,ilk okuduğu kitaplar(yazar wilde) ve nasıl etkisinde kaldığını,çocuksu tepkilerinin bile akranalrındna nasıl farklı olduğunu,zekice hareketleri olduğunu ve daha yeni keşf edilecek yetenekleri nasıl kendisini belli ettiğini vs hepsini anlatır

SÜLEYMAN KARGI ise memurluk yaparken tanıştığı ve entellektüel birikimini en çok paylaştığı kişilerdendir selimin,uzun uzadıya yazdığı şarkı sözlerini (yada şiir) görür,bunalrın neden kendisinde değilde süleyman kargıda olduğunu düşünürken hem kendisine hemde selime  sitem eder turgut ayben..

Burhan bey...(bu kişi hakında aklımda kaln tek şey turgutun bu adamı çok  fazla  kendini beğenmiş olarak görüp iltifat etmesi ,ama sanki selim bu kişi için değerli biri diyordu,bi daha bakamadım kitaba içinden çıkamam korkusu ile :) )

GÜNSELİ;bir piknikte tanışırlar,selimin soğuk ve itici tavırlarına rağmen  aralarında bir diyalog gelişir,daha sonraları arkadaş olurlar (nasıl arkadaş-sa :) ),selim burda kadınlara karşı ördüğü kalın duvarı kısmen yıkmış ve bazı yönlerini günseliye açmıştır.evlenemezler,selimin tipik  kaygıları ve bazı yoksunlukları olması buna neden olmuştur denebilir.
 




Oğuz atay 'ın tutunamayanlarında ki ana tema,burjuvaziye karşı duran,onların hayatlarında ki sahteciliği,mutsuzluğu,kalitesizliği,acımasızlığa dikkat çekerken,bu hayatın karşısında tutunamayanların yapması gerekenleri anlatıyor;sorgulayan,düşünen,üretebilen bir kişiliğinde bu dünyada hayat bulabileceği,isterse yaşanabileceğini göstermek istiyor,romandaki kurguya göre bu düşünceleri kendi içinde barındıran birisi intihar etmişş olsa da turgutun onu ararken yeni bir dünya inşaa etmesi bu düşünceyi haklı çıkarıyor...



-burjuvaya yada bürokrasiye inceden inceye nazik "küfürler " saydırması bu kitabın en beğenilen taraflarındna birisidir ama hepsidir dersek "DETAYLARIN DEHASI"Oğuz Atay'a haksızlık yapmış oluruz çünkü ;,Turgutun sorgulamaları ve Selimin sesli düşündüklerini okurken ,insanın iç dünyasının "sınırı yokmuş" diyebiliyorsanız bana gör eserin en kazançlı yanıda budur. sorgulama...sorgulama...sorguladıkça soran,sordukça tanıyan,tanıdıkça ürperen, tutunmakta güçlük çeken,direnmek için kıvranan bir iç yolculuğun adıdır tutunamayanlar...

-Hani bazen sizin dışınızda gelişen hızlı ve bir o kadar da çelişkili bir hayatı acıyan gözlerle izlersiniz de tutunacağınız yerin neresi olacağı konusunda kafanız karışır.Bütün sadeliği hatta alternatifsizliğini bilerek kabuğunuza çekilir ve kendi kendinizle konuşmaya başlarsınız ya ,işte tam  o özel zamanlarda "kendiyle konuşma" dilini en ustaca bilenlerden biri olan Oğuz Atay(mış) ı da göz önünde bulundurmanızı önerebilirim,oldukça fayda sağlıyor..


-Kitaptan alıntılar yapma gereği görmüyorum çünkü internette hakında fazlası (K)alıntı var,itiraf etmem gerekirse bu kadar popüler olduğunu bilmiyordum,

 kitab içerisinde bazı yerlerde uygun bulmayacağımız sahneler var bunları es gecebileceğiniz gibi bunu yazarın dünya  görüşü ilede ilişkilendirip gene es gecebilirsiniz :)

selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 09 Mart 2009, 03:45:48 ÖÖ 03
(http://www.evinizekitap.com/images_buyuk/2008051512110637096.jpg)

Ezeli kısmeti paylaştırmayı bizim yokluğumuzda yaptıklarına göre,azıcıkta rızaya uygun değil diye sızlanıp yakınma {HAFIZ}

İnsan hiç şüphesiz en çok tartışılan,araştırılan,anlamlandırılmaya en çok muhtaç olanların başında
gelir... peygamberlerin,alimlerin,filozofların,aydınların,kapitalistlerin,diktatörlerin dahası dünya parçası üzerinde iddia sahibi olan herkesler merkezlerine insanı almışlardır,ıslah/imha/ihya/zulum/saadet/sömürü ve aklınıza gelecek her şeyin merkezi insan...merkezde insan olmalımıydı sorusuna biz müslümanların vereceği cevab "ALLAH imtihanın başrol kahramanını insan olarak seçtiği için evet merkezde insan  olmalıdır deriz/diyebiliriz.Bizim dışımızda kalanlar bunu söylemeyip çalının etrafını dolansalarda merkez alma noktası  inkar edilemiyecek açıklıktadır,yaşlı dünyamızın yorgun hafızası bunun bir çok örnekleri ile doludur...


Ali şeriati de bahs ettiğimiz merkez olma konumunu tanıttığımız eserinde  şu sözlerle anlatmaktadır "insan olma ve insanlaşma sorunu çözülmelidir. Her sorunun temeli budur, ister sonra dine bağlı kalmak istemiş olalım, ister din dışı, ister sosyalist,ister onun karşıtı, ister ilerici, ister gerici; sonradan izlemeyi ve ulaşmayı dilediğimiz biçin ne olursa olsun, önce, bu sorun hepimiz için çözülmelidir.(syf:10)..

İnsanın dört zindanı,Ali Şeriat'nin külliyatını okumak isteyenler için ilk basamak  görevini görebilir,bahs ettiğimiz eser 1970 yılında bir konuşmasından (Abadanda,petrol fakültesi öğrencilerine yaptığı bir konuşmadan)derlenmiş,çok sade ve anlatmak istediğini net bir dille izah etmiş,ne felsefi kavramlar içeirsinde boğmuş nede  kelam-i dağınıklıkla bir bilinmezliğe götürmüş..açık ve seçik. insanı kendi içinde bağlayan,haps eden dört temel(zindan) üzerinde değerlendiriyor,bunlar ;DOĞA(naturalizm) - TARİH(historyzm) - TOPLUM (sosyolojizm) - BEN(ene /ego/nefs) şeklinde  açıklanmış...


İnsanın oluşum süreci&tekamülünü {genel anlamıyla} değerlendirirken günümüzün etkin unsurlarını gözardı edemeyiz,yukarda örneği verilen dört temel etken (dahada artırılabilir),bugün ki insanların (belkide beşer demek daha uygundur) en içinden  çıkamadıkları,doğrunun izini kaybettikleri bir realite konumundadır.

Şeriati bu eseri insan ekseninde değerlendirme başlarken iki grupta  ayırmayı uygun bulmuş,bunlardan biri BEŞER diğeri de İNSAN dır,beşeri genel bir tanımlama için kulanırken insanı nicelik ve nitelikler doğrultusunda ayrıcalıklı kılınabileceğini sölüyor,verdiği örnekler doığrultusunda  izah etmek gerekirse,tüm dünya insanları için beşer denilebilecekken  aynı zamanda hepsine "insan" denilemeyeceğini buna erişebilmesi için bazı edinimleri elde etmesi gerektiğini öslemekte ve bu edinimleri daha doğrusu beşerden ayrışımını üç tane nitelik üzerinden binaa ediyor,bunlar :KURUCULUK/YAPICILIK/SANAT..bu niteliklere sahip olunmasını da yaratıcının kullarına halife misyonunu yüklemesi ile ilişkilendirerek "insan-i" bir farklılığı izah etmeye çalılşıyor..


Dört baskın gücü çok fazla irdelemeden kaba hali ile değerlendirmek gerekirse ;

-Naturalizmin/tabiatın insan üzerinde ki kaçınılmaz etkisini ve kuşatıcılığı gözönünde tutularak bir takım saptırmalar yapılmak istendiğini biliyoruztabiatın yada onunla ilişkilendirilen herhangi bir  gücün yaptırım ve bağlayıcılığı söz konusu  değildir bunun aksi bilimsel olarak çok zamandır ispat edilmiştir, bu zindandan kurtulmak için normal düzeyde bir düşünsel sorgulama yeterlidir.

-Historizm/tarihçilik'te insanı etkileyen,geleceğine  dair  dünden baskılar kuran önemli zindanlardan biridir,buna da aynı tutumu sergilemek zorundayız,tarihin tekerür etmesi bizim yapacağımız hataların kılıfı olmamaıs adına ne inkarcı nede tümden kabulcü bir yaklaşım sergilemek doğru değildir,inkar ettiğiniz zaman  köklerinden kopmuş bir ağaç gibi olmanız kaçınılmaz ken  tümden teslimiyetçi olduğunuz da ise geleceğinizin gerçeklerinden  uzak hülyalar aleminde yaşamaya mecbur bırakılmış dolayısı ile sömürülmeye müsait bir ANTİK varlık haline gelirsiniz,bunda da en önemli vurgu itidal ve gereklilik oranında bir  sahiplik söz konusu olmalıdır.

-Sosyolojizm/toplumculuk,diğer iki baskın güce oranla daha etkilidir.Somut anlamda daha çok karşılaşılan ve dolayısıyla  tahrip gücü daha fazla olan bir zindan dır.Kişi toplumun öngördüğü normlara göre hayatını idame etmekten kaçınmaz,bu normların doğru yada akılcı olmasını sorgulama gereği görmez (ise),doğal karşılanması veyahut toplum tarafından öyle istenmesi çoğu zaman onu gerçeği aramaktan alıkoyar onun için sosyolojizm zindanında da uzak durulmalıdır.

-Bu zindanların en zorlayıcı/baskın olanı ise kişinin KENDİSİ yani bizim literatürmüzde ki ene/nefs dediğimiz şeydir,insan doğa-tarih-toplum baskısından bilimin ve ilmin yardımı ile kurtulabilmişken maalesef,kendisi için istenildiği gibi çözümleyici olamamıştır ve  kendi zindanı içerisinde  çoğu zaman mahkum olmuştur/heba olmuştur.Yazara göre bu zindan kurtulmanın yolu,kişinin madde indirgemeciliğinden tamami ile soyutlanmadan mana alemine tutunmalıdır,başka bir ifade ile aşk ve tevhit   ile eşyaya hükm ederse bu üç zindanın etkisini azaltabilir,dolayısı ile kendi benliğinde yok olmaktan da kurtulabilir...

Daha detaylı bilgi için eseri okumanızı öneririm.

selam ile.
Başlık: Yakın Yabancı
Gönderen: erbaiin - 10 Mart 2009, 05:40:43 ÖS 17
(http://www.kidap.com.tr/yakin-yabanci-cihan-aktas-r114299-sz380.jpg)

Yakın Yabancı iranın konu alan bir kitap,onu diğerlerinden ayrı kılan bir kaç nokta var bunlardan birincisi yazarının edebiyatçı kimliğinin oluşu ve bu çalışmasına da oldukça yansıtmış olması,bir diğeri ise iranda uzunca süre yaşaması ve devrim sonrasın da iranda ki hayatı yakinen tecrübe etmişl olmasıdır.



Yakın yabancıda iran'ı haritadan izlemiyorsunuz,sokaklarının arasında geziniyorsunuz ;


-Bazen "yürüyen otopark" dedikleri tahranın çok işlek caddelerinde gündüz ile gece apayrı dünyara kapı aralarsınız.

-Bazende cemeran da imam humeyni'nin mutevazi evinin irandaki o kasvetli siyasi havasını dağıtmak için bir akümülatör görevi gördüğünü,imamın ziyaretine gelenleri layıkıyla ağarlıyamadığından duyduğu hüzne şahitlik edersiniz...

-Bazen şiir meclislerine konuk oluyorsunuz ve iranın şiire ve şaiir{e}lere olan alakasını görünce hayret edersiniz.
{sadi-hafız ve firvedsiden tutunda yeni dönem şaiirlerinden sohrap sepehri-furuğ feruhzad a kadar}


-Bazen,izlemekten hiç doyamadığımız meşhur iran filimlerinin yönetmenleri{kiyarüstemi-mecidi-rahşan beNi itimat ile sohbet etme imkanı buluYorsunuz.}

-Bazen şehriyarın trajik öyküsüne tanıklık ederken "Haydar Baba'ya Selam " şiirinin nasıl yazıldığını öğreniyorsunuz.

-Bazende Suruşa yöneltilen eleştirileri duyuyorsunuz ve önemli konularda neden "irfani açıklamalar " yapmak gereği duyduğunu düşünüyorsunuz,şeriatiyi yeniden tanımlamak isteyişini göüryorsunuz..

-Bazen  iranda kadın olmanın aslında  o kadar zor olmadığını bunların  dünya kamaoyunda çarpıtılarak servis edildiğini,üniversitelerde kızların okuma sayısının % 65 olmamsından-kadınalrın kurduğu vakıf/dernek/sokak çocukalrı ile dayanışma derneklerinde ki özverili çalışmalarından edebiyat ve sinemada geldikleri yerlerden,son zamanlarda siyaset arenasında gittikçe fazla yer edinmelerinden anlıyorsunuz..doğal olarak medyada servis edilen iran bilgilerinin ne kadar asılsız olduğunu anlıyorsunuz.


-Bazende sıradan bir eve girdiğiniz de"yerin boştu boş kalmasın" misafiperverliği ile karşılaşırken,bizim buralara ne kadar da benzeştiğini görüp,nasıl oılurda hemen yanımızdaki bu komşularla aramızaböylesi ne  kalın duvarlar ördüğünüzü anlamaya çalışıyorsunuz.   


-Bazen de Hüseyn-i irşad'ın tıpkı şeriatinin eserlerinde görmeye alışık olduğumuz o egemen siyasete karşı muhalif ve sorgulayıcı tavrının aynısının şimdilerde iranda ki molla sisteminini sorgularken yeni açılımlarla gelişime katkı sağlamaya çalıştığını görüyorsunuz.

-Bazen de  ırak ile girişilmiş savaşın iranlılara öğrettiklerine şahit oluyorsunuz..bir yanda savaş öte tarafta rutin seyir  eden bir hayat..bir yanda şehitler diğer yanda düğünler..savaşla beraber yaşamasnı öğrenmiş bir halkın  bunu kanıksamasına şahit oluyorsunuz..

-Bazen de muhafazakarların  değişime kapalı olmalarını eleştiren reformistlerin dillerinden hiç  düşürmedikleri,imam humeyni'ye atf eedilen meşhur "taş kafalılar " tanımlamasını  günyüzün detutuklarını görürsünüz.

-iranda reformistler ile muhafazakar arasında ki muhalif tutumlar ,kendi içlerindedir,yani söz konusu emperyalizm ile mucadele olduğunda ortak noktalarda buluşmaları zor değildir.

-Bazen de  dünyaca ünlü halılarını okşarsınız,ama biğer taraftanda çok kıymetli tarih-i miraslarını koruyamadıklarını bunların bir çoğunu avrupa ülkelerinde müzelerde sergilendiğini görürüsünüz..

-Bazen de adı amerika düşmanlığı ile özdeşleşmiş gibi görünen bir ülkenin,avrupa ve amerika ülkelerine olan sevdalarını okursunuz,


-Bazen de Cihan Aktaş'ın "bütün zamanlar çingeneler zamanı" tespitini yaparken, "Beşbinaz"(lar)ın iran toplumu içerisinde tutunamamış olmalarını nasıl ustalıkla inceeldiğini görürsünüz..{kibrit - kirpit - hirpit  kelimelerinde takılı kalması da tebesüm ettirecek türden :) }

-Bazende "HANIM HİCABINI DÜZELT" ikazları ile karşılaşırsınız ve bunun iranlı kadınalrın nasıl yoruımladıklarını sorarsınız...bazen de "iffat evlerinin açılmasını isteyen kadınları görürüsünüz,kendilerinin kötü kadınlardan ayırt edilemeyişine verilen tepkiyi görürüsünüz..

-Bazende hz Fatımanın iranda ne demek olduğunu anlarsınız,her iki kesimin (reformistlerin ve muhafazakarların) ortak kabul ettiği isimlerden biridir fatıma,muhafazakarlar tarihi şahsiyetini önplana çıkarmayı geleneğin devamı sayarlarken,reformistler ise hz fatımanın  kadın hakları alanında gelişime sebeb olmamsı gerektiğini vurgulayarak ona daha somut anlamlar yüklemeye çalışırlar...{hateminin kevser süresindne yola çıkarak soyun devamının sadece erkeğe ait olamayacağını tartışmaya açması buna örnektir}

-Bazen de kaşan kentine gider gül suyu üretimine şahit olursunuz,kaşanlıların  kabenin kendi gönderdikleri gulsuyu ile yıknmasından duyduğu iftihara şahit olursunuz..mayıs ve haziran aylarında kaşanda her şey gül'dür,


-Bazende ramazan ayında şehirlerin değişen yüzlerini görürürsünüz,gündüzleri içine çekilmiş,iftara doğru hareketlenen şehirler bu değişimin en belirgin yönüdür,iftar çadırları..ibadetlere verilen önem..vs 

Veselam iranın tarih-i ve kültürel gelişimini,bugününü,devrim sonrasını okurken  "BAZEN'leriniz  çoğalacaktır...şimdiye kadar iranı hep klişeleşmiş,daha çok siyasi yönlendirmelerin eşliğinde okuyup duymak böylesi bir kitabı daha cazip kılıyor,okunursa eğer,1979 dan sonra  ilginç bir şekilde aramıza set çektirilen kardeş ülkeyi daha iyi tanıyacağımızı düşünüyorum..şimdilik yüzeysel olarak aklıma gelenler bunalar,daha da gelirse paylaşmaya devam ederiz inş :)

selam ile.

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 12 Mart 2009, 07:46:05 ÖS 19
(http://www.turkkitap.de/catalog/article_images/behcet%20cant%FCrk%FCn%20anilari.jpg)

Soner Yalçının "bay pipo" ve "erseverin itirafları" kitaplarından sonra en çok ses getiren kitabıdır diyebiliriz.kendisine okutulan bir mektubla iz sürmeye başlayan yazar,gazete veya dergiye sunacağı bir araştırma konusu peşindeyken elde ettiği bilgilerin çokluğu ve çekiciliği  bu kitabın hazırlanamsına neden olmuştur.

Kitap,derin devlet tetikçilerinin önüne  atılan "67 kişilik kürt işadamları" listesinde birinci sırada bulunan Behçet Cantürk'ün hayat hikayesini konu alıyor.Doğuda yaşayan bir çok ailenin muhatap olduğu bir yoksuN-luk ile başlayan ,at ve katır sırtında yapılan sınır taşımacılığından uyuşturucu piyasasında ki alternatifsizler arasında girecek kadar ilerliyen bir hayat öyküsünün adıdır Behçet Cantürk'ün Anıları.

Feodal sistemlerde {söylediklerim feodaliteyi meydana getiren egemen sistemin baskısı gözönünde bulundurarak ele alınmalı} her birey "yasadışı duygularla" büyümeye mecbur bırakılır.kimisi özüne dönmeyi başarır ve o doğrultuda mücadele veriri kimisi de behcet cantürk gibilerde olduğu gibi "Onur-namus-para-iktidar"!korunması ve elde edilmesinin bölgede ki tek yolu olarak kendisini ispat etmek olarak görür ve mücadelesini gayr-ı meşru bir zeminde  verir.Küçük beco da bu düşüncelerin büyüttüğü bir çocuktur ve kendisini ispatlamak için ilk cinayetini okulda işleyerek piyasaya ilk adımını atar...hikayenin gelişim kısmı tanıdıktır;kan davası-sürgün-çeteleşme-gasp gibi bir sıralamayı takip ederek gelişir,Behcet Cantütürk baba mesleği olan sınır taşımacılığını devam ettirerek işe başlar ,ama bir farkla TIR larla ve daha profesyonelce yapmaya başlar,daha sonraları irandan aldığı "baz morfin" için aracılık daha sonra onu işletmesi,ve yeraltı dünyasının  alternatifsiz adamlığına kadar süren bir yolculukla piyasa "nam "salar...{ilk baz morfin işini küçük mikatralarlar -kilo- ile yapmaya başlar ve jubilesini yaptığnda bu miktar tek seferde beşbuçuk ton'a kadar ulaşır..100 kilo baz morfinden elde edilen uyuşturucunun altmı-yetmiş kilo olduğunuda hatrlamakta yarar var}



Babasının ikinci eşinin ermeni kökenli olması cantürkün her zaman canının sıkılmasına neden olmuştur,öyle ki  uyuşturucu kaçakçılığındna göz altına alındığında mit müsteşarı eymürün kendisini "asala"ile çalışmakla itham etmeye kadar vardırır :)

içeriye her alındığında çok ciddi işkenceler sonucunda bütün yaptıklarını bir bir anlatmasına rağmen dosyasına konulşacak bir tane delil niteliğinde suç bulunamaz,mit müsteşarının  hazırladığı fezlekede yazılan tek şeyin "suçludur  zararlıdır" diyebilmeleri düşündürücüdür :)...


Çok fakir bir ailenin doğuda yaşayan,yasadışı_duygularla büyüyen  çoçuğu  behcet cantürk,büyüdüğünde hayalini beslediği şeye kavuşur ve çok zengin olur,sınır ötesinde adı duyulur,türkiyede  adı bazen sosyal demokrat bazen de kürt miliyetçisine bazende yazarın deyimi ile"kürt robin hood'u" olur,siyaset ieçrisinde bir çok tanıdık isim ile ilişkileri meydana çıkartılır,askeriye ile  olan ilişkileri ifşaa edilir..ama derin yapılanmanın ihlal edilmeyen kuralı gene  yerine getirilir ve efendilerinin bekası içi piyonalr saf dışı bırakılır,piyonların elde ettiği gücün büyüklüğü sadece buzdağının  görünen yüzü olduğunu arkasında efendilerinin kurdu saltanatın  ufacık bir yansıması olduğunu btahmin etmek hiç zor değil.


Hırsla başladığı ve şöhret yolunda adım adım ilerlediği hayatı,bilinmeyen bir şekilde 1994 yılında sapancada şakağına sıkılan tek kurşunla sona erer...

Resmi tarihin mantığı ve kronolojisi üzerinde yoğunlaştığım şu günlerde bu kitabın  anlamı benim için önemliydi,çünkü bugün gelindiği nokta itibari ile adaletsizliğin gayrı-meşruluğun ana sebebi,hiç şüphesiz sırtını dayadığı ve her zaman gücünü aldığı egemen sistemin taa kendisidir,bir bütün içerisinde ele alınarak okunursa faydalı olacağını düşünüyorum.

selam ile.


Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 16 Mart 2009, 09:31:07 ÖS 21
(http://4.bp.blogspot.com/_kFnU4g0F65A/RtSq1vB_tSI/AAAAAAAAAFQ/LFsM_z9NMgc/s200/9759059323.jpg)
Shane Ellison 'un Bir Masalmış Kolesterol  isimli kitabını okuyorum.
hep aynı şeylerin farklı dillerdeki versiyonlarını öğrenmektense; farklı konularda uzmanlık kazanmak, başka şeyler okumak isteyenler için...
bazen sıkılıyorum
böyleleri iyi geliyor......
bu anlamda başka kitaplarda var elimde okudukça paylaşırım inşallah.
hep resmi tarihi sorguluyoruz, resmi eğitimi..
aslında resmi sağlık sistemi de BİTİRİYOR... TÜKETİYOR...

kendimce resmi sağlık sisteminin -en başta eş- şafi sıfatını reddeden anlayışına- karşı alınmış bir duruşun hikayesi bu alternatif tıp merakı...

örneğin kolestrol konusunda bile ne kadar vahim- çarpık bir yanılgının içinde olduğunu sadece üstteki kitapla bile anlayabiliriz.
sağlık sektörü ilaç firmaları vs.. ile insanı tüketen dişlinin kurbanı olarak algılıyor ve kullanıyor.

ben niye bu kadar gerekçe yazdım biliyormusunuz?
- islamcı kesim hep aynı şeyleri okumanın dışındakilere dudak büküyorda ondan, elimde başka bir kitap zihnimde başka bir uğraş varsa illaki bunu kendi mahalleme (islamcı kesime) izahat etme psikolojisine giriyorum. bilinç altındaki  aidiyet. dışlanmışlık ürküntüsü..

ne kadar acı'
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 17 Mart 2009, 03:48:56 ÖÖ 03
(http://img240.imageshack.us/img240/8181/kzohaaadedik.jpg)
selamun aleykum

"izinsiz kopyalanın boynu devrilsin "  kitabı açarken sizi ilk karşılayan sözlerden biri :)



"KİŞİSEL GELİŞİM'İN ZARARLARI HAKKINDA YARARLI BİR KİTAB" başlığıyla tanıtıma sunulan "kişisel gerileyiş kitabı"

bülent akyüreğin son zamanların olduk ça ses getiren kitabını okumuş bulunmaktayım kitap internet üzerinden tanıştığımız çok değerli bir kardeşimden hediye geldi (ilk defa kitap hediye eden birisinden böyle bir kitabı almak ne demek onu düşünmek bile istemiyorum :) ).eser kent yayınlarından piyasaya sunulmuş..elimdeki 10.baskısı.

2000'li yılların en problemi taraflarından birisinin de kimlik sorunu olduğunu bilmem kaç yüz sefer sölemişlerdir ve bende her defasın da kafamı usul usul sallayıp tasdiklemişimdir,islam-i camiaa içerisnde enn çok işlenen ana başlıklardan birisi olduğunu da bilmeyenimiz yok,çok ciddi eleştiriler ve alternatifler sunmasına rağmen bir yerlerde bir açık kaldığını sölesem ne olur ki!?,hiç bişi olmaz çünkü doğru söylüyorum,bunun göreceli bir bakış açısı denilerek geçiştirilebilceğinide biliyorum fakat akyüreğin işaret ettiği noktaları okuduğunuz da hak vereceğinizi düşünüyorum,bahsi geçen noktaları görmezssek ne olur...!? belki şimdi çok bariz bir şey olmaz,zaten kehanette de bulunmuyorum ama sanırım ilerde bir tıkanma olabilir ama illa ki olacak diye bir şey de yok bakarsınız olmaz :)





Bozulmaların fazlalaştığı bir dönemde  kişisel gelişim furyasını görmemzlikten gelmek çok akıllıca değil-di ama nedense  kimseler çıkıpta ciddi olarak bu adamalrı eleştirmedi ,bülent akyürek dışında (en azındna ben öyle biliyorum)


daha en 20-30 sene önce köyünde,kasabasında "kendi hayatını" yaşayan insanı nasıl olduda şimdilerde kentler de modern hayatın  baskısını  bahane ederek bu kadar değieşbildi ki..? öyle bir  evrim geçirmiş bulunmaktayız ki,samimiyet-uhuvet-komşuluk-aile-dürüstlük-gibi kavramların hepsi ya değiştirildi ya rafa kaldırıldı,onun yerine yalan-riyakarlık-bencillik-nefsinin delisi olmuş bir tamahkarlık-şehvet tutsaklığı gibi bir sürü şey yerini aldı,kafalar karıştı,ruhlar kirletildi,saygı yok oldu,metropol delisi bir garip yaratık çıkartıldı ortaya,kapitalizm dediklerien tehlikeli ecnebi icadı insanlığı esir aldı ve artık kıpırdayamaz halde..artık hipnoz olmuş bir hasta gibi ne derseniz yapar ve asla komutalrın dışında hareket etmez,hayatını tehlkeye soksa bile,çünkü artık aklı ve kalbi devre dışı bırakmış başka organları ile düşünür ve yönetilir haldedir..kişisel gelişim kitabları ile böylesi bir ortamda tanışmak ne kadar mandiardır düşündüz mü hiç ? sömüren,rezilliğe sevk eden,kapitalizmin uşağı haline getiren de batı,ona alternatifler sunan da batı (kapitalizmin meydana getirdiğ sıkıntıyı aşmak için bir sektör oluşturuyor ve kapitalistlerin  değirmenine su taşıyor)..recete ya,doktor ya onlar hemen zıplıyoruz tabi bizi iyi edecekler,içimizde sıkıntı devşirmekten bizi kurtaracaklar ya hemen yelkenler foraa ediliyor ve ne derlerse onu yapmaya hazır oluyoruz,robin sharmalar çıkıyor ferrarisini satan bilgeleri bizim burda öküz arabasına sahip olmayanalra okutuyor,daha elif-ba'yı okumasını bilmeyenlere koza kelebeğini bilmezleri recete sununca artık kuranla arasına bir kalın duvar örüldüğünü kimseler anlamıyor bile,hayata çevrilen pedallarda azim yerine hırsı aşılayan  saçmalıklar vs vs bir sürü kişisel gelişim kitabları basılıyor (bunlar sadece benim o zamanlar  okuyabildiklerim) ve en çok satanalr listelerini uzuuunca işgal ediyorlar.kişisel gelişim kitablarının bizim kimlik sorununlarımızda etkisi çok fgazla dedik ya harbiden de öyledir,müslüman bir adama himalaya dağlarında ki budistlerin munzevi hayatlarını ballandıra ballandıra anlatmak veyahut hiç b,ir şeyi olmayan adamı newyorkun en zengini olacak kadar pohpohlamalar..sen yaparsın..sen edersin..aklını kullan..duygulara yer yok..acımak yok..gibi maddeci&ütopik duygularla yetiştirmek ne kadar çılgınca değil mi,bunların farkına varmak bazen güçleşebiliyor,bu kitabları okuyan insnaların hiç birisi o bahsettikleri özeliklere sahip olmadılar,zaten mümkün olan bir şey de değil,ya ne oldu bu insnalara (bu konu hakında yazar çok açıklamalı yer veriyor) bir çoğu kitabla hayat arasında ki  farklılığı görünce toplum içerisinde atıl,hikmetten uzak acınası bir sesizliğe büründüler,cesaretlerini yitiridile A-sosyalleştler yada paranın peşinde hırsla koşarken bir yerlerde nefesleri kesilerek öldü gitti ama hiç bişi kazanamadan..kişisel gelişim safsatalarının islami camia içeriisnde de bazı örnekleri var ama isim vererek gürültü yapmak istemiyorum,ama bu tür eserleri okuyanlar  kişisel gelişimin yolu kişinin kendisini tanımasındnan çok rabbini tanımakla alakalı olduğunu bilirler..yazrın deyişi ile"içimizde ki devi uyandıranlar nedne hiç bir zaman içimizde ki muslumanı&dervişi uyandırmadılar"..!?


veselam bizi kandırıyorlar,hemde en değer verdiklerimiz le ,son kale dediğimiz,can simidimiz ile,yani kitaplarımızla-içimizde ki biz'le-rabbimizden-imanımızdan -ailemizden-dostlarımızdan uzak kılarak kandırıyorlar,bunlara şimidye kadar kimsenin neden dur (yazarın deyişi ile "ohaaa") denilemdi halaa anlamadım ama çok büyük bir sektör haline getirilmiş olan kişisel gelişim safsatalarının neresinden dönülürse kardır..iki kafa karışıklığı ile piskoloğklara gitmeler,anadan babadan ayrı-tek başına marjinal takılmalar-aykırı okumalr-zararlı dostluklar-garip garip kılıklara bürünmeler-mahremiyetleri basite almalar..vs vs tüm bunlar bize kişisel gelişimcilerin armağanıdır.


yazar eserin de uslup olarak çok argo  ve kendine has kelimeler kulanmış olsa da tekrar okurken sıkılmayacaklarım arasında yerini aldı bile..


eserden bir kaç başlık;

-içinde ki devi uyandır emi benim cücüğüm!

-ileri..hep ileri..zıkkım var !

-mesih bizi kurtarmaya gelecek,size ne oluyor !

-dinde zorlama yoktur ama kişisel gelişim dininin kuralalrı vardır!

-su içsem yarıyor şekerim (...) kişisel olarak biraz irice kemikliyim

-içimize atıp verem mi olalım

-çok az çalışmak veya hiç çalışmamk ibadettir!

-hergün balık vereceğinize balık tutumasını öğretip sonrada iyilik yaptım diye hava atmayın!

-gadasını aldığımın pozitif elektriği!

-eşşekler için genel tekrar Yada kişisel gerileyiş Manifestosu.

daha buna benzer çok çarpıcı başlıkları var,kitabın tanıtımını yapmak için yazarın dilindne konuşmam gerekecek ama mubarek o kadar argo kkonuşmuş ki nasıl anlatacağımı şaşırdım doğrusu :)

-
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 17 Mart 2009, 04:10:43 ÖÖ 04
okumadan okumayacaklarım arasın da:)
buda yine toptan redci.
halbuki yine bu sayfalar da bahsetmiştim. kişisel gelişim(cilik) bir furyadır.böyle toptan silmecilikle  içlerinde ki -iyiler-malesef heba ediliyor.
örneğin stephen a.coveyin yedi alışkanlığını OKUYUN!
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 17 Mart 2009, 03:16:28 ÖS 15
sayın serender siz okumayın zaten :) çok argo var kadınalr hakkında bahsederken hiç lafını sakındırmamış :)))

kitab içerisinden bi kaç alıntı ;

uygar batının doğu üstüne söylemleri ile kültürmüzden utanıp hep toplanmaya,adam olmaya çalılştık.Süreç uzadıkça  kendimnizi eleştirdik,onlara hak nverdik ve silah bıraktık.Hiç bir zaman "Arkası kırık ayakkabı da tespih de kaldırımdaki balgamlar da bizimdir!" diyemedik.Şimdi ben sarımsak kokan ağzımla geğirerek haykırıyorum ki;"size yanlış gelen bütün şeyler benimdir,onlara sonuna kadar sahip çıkacağım.En kötü alışkanlıklarım bile sizin tecavüzlerinizden ırak'ta çocuklara uyguladığınız şiddetten daha masum ve insanidir.Sk.. gidin yankiler,ben sandalyenin altına sümüğümü yapıştırmaya devam edeceğim.Kişisel olarak gelişmemeye yeminliyim..

iki lafın arasına "ben" sıkıştırmak terbiyesizliktir.Fakat batının kitaplarında bunun adı "kendine güven" dir.

-çekirdek aile;kadınerkek ve köpekten oluşan modern ailedir.


eksikliğin basit duygusal kalıplarla pazarlandığı kişisel başarı öyküleri bir şekilde paraya çevrilirken yüzü gülenler yine "bir sakat arabası hediye ederek vicdanlarını rahatlatan" kapitalist patronlar oluyor....



her kadın doğum yapınca isa doğuracağını sanır!
her kadın çalıştığı yeri bırakırsa oranın batacağına inanır
her kadın bu evden giderse kocasının pislikten ve açlıktan öleceğini söyler
oysa yeni bir kadın o sırada gelmek için yoldadır :)))

diyet için çok şey diyor ama azıcık alıntılıyım

-gazete sayfaalrı,dergi sayfaları,televzyon programları ve kitap rafları sizin kuyruk yağlarınız yüzünden işgal altında :))) dunyanın en muhteşem romanını yazın basan bulunmuyor ama,bir diyet kitabı zırvalayın yüz bin adet girerler Niye? sizin kuyruk yağlarınız yüzünden :)))



kadınlar hakında çok daha başka şeyler sölüyor ama ben cesaret edip buraya alıntılıyamıyorum :) özelikle diyet konusunda yaptığı tespitler ve eleştiriler yokmu harikaaa..çok güldüm..bu kitabı bayanlar okumamalı,okurlar sa da bülent akyüreğin korunma altına alınması lazım :))) 

selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 17 Mart 2009, 03:36:18 ÖS 15
okumak ve yazmak ikisi de vahyin koruması altın da!
ikisi de kutsal (kut değil kutla bağıntılı)
 safahatın bi tercumesin de dücane feryadu figan etmişti. kalem kimlere d ekaldı

erbain sizi de kınıyorum. böyle kitaplar (saygıyı edebi öğreten kitaplardan özür diliyorum şuna kitap dediğim için ) tavsiye edilmez.. hııhhh

sanki erkekler .. töbe yarabbim :)))))))
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 17 Mart 2009, 04:03:45 ÖS 16
:)
tamam kınayın kınamanıza bişi dediğim yok,azıcık ta haklısınız ama her kitabın bir müşterisi var,mesela bu forumda bu kitabı serender okumaz (aslında okuyabilir ama işte) pekala  maxpaynaveya ozanca okuyabilirler ve beğenebilirler :) başkalarının da hakkını gözetmek lazım :)

tavsiye dediiniz de fikret başkayanın paradigmanın iflası veyahut resmi tarih tezlerini ve ahmet cemil ertunç'un cumhuriyet tarihi kitabları hali hazırda  mevcutlar,oldukça gerekli ve kapsamlı araştırma konuları olmasına rağmen öncelik olarak ne ettimse  içinizdeki öküze ohaa diyin'in önüne geçemedim :)  hem o kadar kötü bir kitab değil,çok güzel ve çok gerekli bir kitap! tek kusuru azcık argo kulanıyor olması,ama ben içindeki o bozulmaış temiz insanı çok sevdim ,arada kadınlara ve batılılara  dokundursa da :)

selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 17 Mart 2009, 04:17:43 ÖS 16
yani şimdi aynı dili; savaşlar yapan, vuran kıran uyuşturucu kullanan, krizlerle dünyayı canından bezdiren  sözüm ona erkek cinsine yazılmış olsaydı bunu da ben mi  buraya erbaine ozancaya maxa qaniye inat buraya tavsiye ederdim öyle mi?


kadınlar ve batılılar kötü siz erkeklerin maşallahı var
aman nazar değmesin..
ayy neyse
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 17 Mart 2009, 04:30:52 ÖS 16
kızmayın sayın serender bu kitabı ben yazmadım :)

musluman kadreşlerimin tavsiye ettiği her kitaba para vermesem de  bir şekilde gördüğümüde kesinlikle kurcalarım ,sizde tavsiye edebilirsiniz,erkekleri karşısına alan duygu asena dan daha kötü olmaz ya :)

aslında kitabın asıl vurgusu kesinlikle kadın değil,kişisel gelişim  yalanlarının erkek kadın üzerinde ki olumsuz etkilerinden eşit şekilde bahsediliyor,kadınlar kısmı sadece bir başık ve benimde dikakkatimi  çektiği için o kısmını paylşamak istedim :) tabi birde batılı azmanların kadınlar üzerinde ki hesablarını ve yansımalarını görmemezlikten gelmek ne kadar doğru :)  (modern kadın ve modernelşeme sürecinde kadın :) )burda bahsi geçen kadınlar ile müslüman hanımefendiler arasında elbette bir ayrım var bunu anlamayacak kadar tepkisel yaklaşacak bayan kardeşlerimizin olduğunu sanmıyorum :)

gene de kızmak serbest :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı :Başörtüsü Sınırsız Dünyanın Yeni Sınırı
Gönderen: şimal - 08 Nisan 2009, 06:03:08 ÖS 18
       (http://www.ilknokta.com/urun/B/91747_s.jpg)

Başörtüsü 
Sınırsız Dünyanın Yeni Sınırı
 
Nazife Şişman

Timaş Yayınları

Kitabın tanıtımı
 
Son otuz yıldır başörtüsü üzerinde yoğun bir tartışma var. Kamusal alan yasakları bu tartışmayı besleyen temel etkenlerin başında geliyor. Nazife Şişman, neden böyle yoğun bir tartışma yaşandığını analiz ettiği kitabında "başörtüsü sadece başörtüsü değildir" diyor ve şöyle bir tespit yapıyor: Modernleşme sürecimize içkin ezeli sorunlarımızı başörtüsü üzerinden tartışıyoruz.Türk ulusal kimliğinin bütün problemli alanlarını, küreselleşmenin beraberinde getirdiği kültür/kimlik çatışmalarını, din ve laiklik arasındaki ilişkiyi, demokratik vatandaşlığı, özgürlüğü, Ab'ye girişi, sınıfsal çatışmaları, devlet kurumları arasındaki ilişkiyi, postmodern dönemin hayat tarzı farklılaşmalarını da bu vesileyle, örtü üzerinden tartışmış oluyoruz. Fransa'da da pek çok kritik konu l'affaire du foulard (başörtüsü meselesi) üzerinden gündeme geliyor. Irkçılık, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa'nın eski hastalıkları, hep bu zeminde kendisini gösteriyor. Laiklik, cumhuriyetçi eşitlikçilik ve demokratik vatandaşlık geleneğinin nasıl muhafaza edileceği de; Müslüman ülkelerden göç edenlerin Fransız topraklarında doğmuş üçüncü kuşak çocuklarının varlığı ile ortaya çıkan çokkültürlülük baskısına nasıl mukavemet edileceği de, başörtüsü üzerinden tartışılıyor. Yani milli kimliklerin küreselleşme ve çokkültürlülük çağında karşılaştığı hemen bütün çelişkiler, bu özel olayda görünür oluyor.

Çünkü başörtüsü, kimliklerin belirlendiği, sınırların çizildiği satıhta bir anlam taşıyıcı. Adeta sınırsız dünyanın yeni sınırı. Müslüman kadınlar, örtüleriyle sınırsız özgürlüğün tecessüm ettiği bedene sınır çiziyorlar, seküler kamusallığın içinde dini bir alanın sınırını tahkim ediyorlar. Bazı sınırları çizerken başka bazı sınırları ihlal ediyorlar; laikliğin sınırlarını, seküler kamusallığın sınırlarını zorluyorlar.

Nazife Şişman, Türkiye için de Müslümanların yaşadığı Avrupa ülkeleri için de genel bir tespit yapıyor. Ama tespit genel olsa da çözümün yerel olması gerektiğinin altını çiziyor. Çünkü, diyor: -Türkiye'deki "türban sorunu", bir göçmen sorunu değildir. Başını örten kadınlar, ülkelerine dönmek üzere sadece belirli bir süre için gelmiş başka bir ülkenin vatandaşları değildir. Türkiyedeki "türban sorunu", bir sömürge geçmiş sorunu da değildir. Fransa'da ya da İngiltere'de olduğu gibi başörtülü kadınlar, Türkiye'nin eski sömürgelerinden gelmiş de değildirler. -Türkiye laikliği ne Fransa gibi, ne de İngiltere gibi tecrübe etmiştir. Tarihimizdeki din-devlet ilişkisi, Avrupa'daki kilise-devlet ilişkisi gibi değildir çünkü. Kısacası Türkiye'nin tarihi, sosyal ve kültürel özellikleri söz konusu ülkelerden tamamen farklıdır. Bu nedenle, doğrudan tercüme çözümlerle düğüm atmayı bıraktığımızda, kendi siyasal, tarihi ve dini dinamiklerimiz çerçevesinde başörtüsü bir "sorun" olmaktan çıkacaktır.

Ve buradan umuda bir kapı aralıyor: Türkiye'de başörtüsünün tartışıldığı vasatın gündelik siyasi kavga dilinin ve akademik körlüklerin ötesine geçmesi sağlanabilirse, sadece başörtüsü meselesinin çözümüne yönelik bir adım atmış olmayacağız, bunun yanı sıra çağdaş pek çok problemimizi de daha açık ve elverişli bir satıhta tartışıyor olacağız.




Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 16 Nisan 2009, 10:28:35 ÖS 22
(http://img23.imageshack.us/img23/2544/erbaiincumhryettarihi.jpg)


Selamun Aleykum

Ahmet Cemil Ertunç tarafından kaleme alınan CUMHURİYETİN TARİHİ adlı eser,Pınar Yayınlarından okuyucunun istifadesine sunulmuş.

Bugünün Türkiye'sine hakim olan resmi ideolojiyi doğru olarak anlamanın yolu,geçmiş tarihi iyi okuyarak,onun dünden bugüne geldiği,toplumsal ve siyasal evrelerini objektif bir şekilde yorumlamakla mümkündür.Aslında o dönemi inceleyenler çok iyi bilirler ki  böylesi bir tanıma serüveninde  objektif olma kaygısı yersizdir,zira dönemnin şartlarında,taraflar çok keskin sınırlar ile kendisini belli ederler,yazarın kendi öz_deyişi ile"MERKEZ- KENAR" tanımlamasını çözebilmek için zihinlerimizi,okul sıralarından başlayarak taciz eden  Resmi Tarih yalanlarından bir an için de olsa kurtarmamız bizlere  neyin ne olduğunu göstermek için {kısmen} yeterli olacaktır.sözü fazla uzatmadan kitabın içeriği hakında kısa bir bilgi ve bir kaç  başlık sunalım inşallah.


Bu kitapta ne bulacaksınız ;
- Cumhuriyet tarihi hakkında çok derinlemesine siyasi analizler ve boğucu tarih-i vesikalar yerine 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin kronolojik olarak değerlendirildiği üç başlık yada daha doğru bir ifade ile bir toplumu öz değerlerinden kopararak nasıl sömürüldüğünün üç merhalesini okuyacaksınız  {1920-1940  ....  1940-1970  .... 1970-2000 yılları. } Gerekli görülen yerlerde döneme yön veren {yada mudahale eden} lerin dilinden kısa kısa alıntılar yapılarak okuyucunun  konuya tam olarak hakim olması sağlanmış.


Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Dayatma politikasını esas alarak kurulan bütün totaliter sistemlerde görmeye alışkın olduğumuz tarihsel vesikaları ve vakaa'ları nasıl kendine göre uyarladığını ve en önemlisi de aleyhte olanları imha ederken hiç bir kuralı tanımadıklarını okuyacaksınız.

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Bugüne kadar Resmi-Tarih kaynaklarından okuduğumuz cumhuriyet mücadelesinin aslında çağdaş medeneyet düzeyine ulaşmak  ve toplumun  saadetini sağlamak için değil bunun yerine elitist seçkinlerin bekaasını idame ve ikame etmek için zemin hazırladıklarını okuyacaksınız.


Bu kitapta ne bulacaksınız ;
Ordunun siyasal yapının üstünde bir güce ve  yetkiye sahip olduğunu iddia eden ve bunu dikta eden zihniyetin temel dayanaklarını okuyacak,sivil yapıya mudahalesini icabında gerekli gören ve bunun haklılığını rejimin koruyuculuğu şeklinde servis eden bilincin arkaplanını daha net idrak edeceksiniz.


Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Osmanlının son dönemlerinde askeri alanda yenilenme adına  model alınan batı taklitçiliğinin cumhuriyet dönemine gelindiğin de yönetici kadro  tarafından  nasıl devlet politikası haline getirildiği ve bunun devamında halkın öz_değerlerine karşı savaş açma pahasına yaptıkları uygulamaları göreceksiniz.


Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Tek parti diktatöryası karşısında  muhalefet partiyi-basın'ı-aydınlar'ı ve eğitim kurumlarının  trajik durumlarını okuyacaksınız.



Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Sindirme politikalarının hayata geçirilmesinde en etkili silah olarak kulanıla "İstiklal Mahkemeleri" nin acımasız yüzünü göreceksiniz..



Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Milliyetçiliğin ideolojik anlamda yerleştirilmesi için harcanan çabaları ve diğer ilkelerde olduğu gibi ne tür beklenti içine girdiklerini okuyacaksınız



Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Dikta yönetimini çok partili sürece geçmeye mecbur bırakan iç & dış etkenleri ve bunun yanında demoksiyi rejimle uyarlama çabalarını okuyacaksınız.


Vessselam ;

... Resmi ideolojiyi eleştiride önemli bir yere sahip olan  ve ortaya koyduğu tezleriyle ciddi bir saygınlığı olduğuna inandığım  Fikret Başkaya'nın deyişi ile " putları yıkmak için yola çıkanlar {cumhuriyet kadrosu},hiç bir tarihte görülmemiş düzeyde put ürettiler " sözünün doğruluğunu ispatlayan kısıtlı kitaplardan birisidir.Tabu haline getirilmiş bir çok isim ve kurumu daha yakından tanımamıza yardımcı olacak en azından  kaba hatları ile de olsa  dönem hakında bilgi sahibi kılacağını düşünüyorum.

selam ile.


Kitaptan Başlıklar;

TBMM Hükümeti Birinci Meclis(1920/1923)

TBMM’nin Açılışı
“Resmi Söylem” ve İkinci Grup
Brinci Meclis ve Mustafa Kemal Paşa
Birinci Meclisin Gündemi ve Gruplar
Hakimiyet-i Milliye İlkesi
OtoriteninKullanımı ve İstiklâl Mahkemeleri
Hukukun Üstünlüğü İlkesi
Bir Geleneğin Başlaması : Sivil Otoriteyi Tehdit
Birinci Meclisin Sonu

Türkiye’de Siyasal Sistemin İnşası (1923-1926) / 65


Cumhuriyetin İlanı / 666
Cumhuriyetin İlk Siyasi Partisi : Halkçılık / 76
Halk ve Halkçılık / 79
İkinci Meclisteki Muhalefet
Terakkiperver Cumhuriyeti Fırkası
Gelenekselleşecek Bir Siyasal Söylemin Doğuşu
Dünkü Muhalefetsizliğin Bugünkü Gerekçeleri
Muhalefetsiz Bir Dönemin İnşası
Siyasi Muhalefetin Feshi
Basın ve Sansür
İzmir Suikastı ve Muhalefet
İzmir Suikastı’nın Siyasi Sonuçları
İstiklâl Mahkemeleri Hakkında Genel Değerlendirme

Türkiye’de Laikliğin İnşası ve Devrimler /133


Osmanlı Dönemi ve Laiklik
Türkiye’de Laikliğin Önemli Bir Fikri Aşaması : Ziya Gökalp
Ziya Gökalp’te Dinve Devlet
Cumhuriyetin Arifesi : Geçiş Döneminde Din ve Laiklik
Türkiye’nin Laikleştirilmesi Sorunu
Laikleşmenin Düzeyleri
Fonksiyonel Düzeyde Laikleşme
Sembolik Düzeyde Laikleşme
Kadının Statüsünde Gerçekleştirilen Değişim
Günlük Hayatın Değiştirilmesi
Alfabenin Değiştirilmesi
Laik Toplum/Kent
Kurumsal Laikleşme: Laik “Dini” Kurum:Diyanet İşleri Başkanlığı
Güdümlü Muhalefet : Serbest Fırka Denemesi
İdealler ve Gerçekler : 1930’un Türkiyesi
Modern Çağda Bir Lâle Devri
Güdümlü Muhalefet : Serbest Cumhuriyet Fırkası
İktidarın Yanılgısı
İktidarın Tepkisi
Devlet Partsine Muhalif Olmak
Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın İzlerini Silme Süreci


Tek Parti Dönemi

Totaliter Sistemin İnşası
Totaliter Sistem İçin Model Arayışları
Şef ve Şeflik Sistemi
Pati Devleti
Muhalefetin Yok Edilmesi
Türk Ocakları
Türk Kadınlar Birliği ve Diğer Dernekler
Basın ve İktidar
Üniversite Reformu
Tek Partili Yıllar ve Demokrasi Sorunu
Bir Milletin İnşası
Bir İdeoloji Olarak Milliyetçilik
CHF Tüzük ve Programlarında Milliyetçilik
Kemalizm ve Milli Tarih
“Resmi Tarihin” Tarihçileri : Siyasetçiler
Resmi Tarih ve Tarih Ders Kitapları
Türk Tarih Kongreleri
Yeni Bir Ulus İnşa Etmenin Aracı Olarak Dil
Dilde Devrim Süreci ve Mimar(lar)ı
Dil Devriminden Geri Dönüş
Dil Devriminin Aşamaları ve Güneş Dil Teorisi

Çok Partili Döneme Geçiş

Niçin Çok Partili Bir Sistem?
Çok Partili Sisteme Geçişin Nedenleri
Değişimi Zorlayan Dahili Nedenler
Değişimi Zorlayan Harici Şartlar
Demokrasi Söylemleri
Demokratikleşme Kararının Kontrolü
Çok Partili Siyasal Hayat
Zoraki Değişim
Garip Bir Değişim
Tek Parti İdaresinin Sonu
Yeni Siyasal Zihniyet
Değişmeyen Statüko


Türkiye’de Ordu ve Siyaset

Siyasal Sistem ve Ordu
Türkiye’de Ordu ve Siyaset
Siyasetin İçindeki veya Dışındaki Ordu
Demokrat Parti İktidarı ve Ordu
Su Yüzüne Çıkan İhtilaflar
Yaşanan Gerçek : Siyasetin İçindeki Ordu
Askeri Müdahalenin Meşruluk Dayanakları
Yasal Sorumluluk
Müdahaleyi Sürdürmenin Gerekçeleri
Milli Güvenlik Kurulu
Sorumsuz Bir Otorite
Ordu ve Sivil Hayata Müdahale
Askeri Müdahaleler ve Aydınlar
Askeri Müdahaleler ve Aydınlar

Postmodern Darbe : 28 Şubat

Türkiye’de “Merkez-Kenar” Ayrışmanın Tarihi
Devletçi Seçkinlerin Altın Çağı
“Merkez-Kenar” ilişkisinde Gerçekleşen Değişmeler
“Yeter Söz Milletin”
“Devletçi Seçkinlerin” Kara Günleri : 1950’Li Yıllar
“Beyaz İhtilâl’in Rövanşı : 27 Mayıs 1960
“Devletçi Seçkinlerin” Hayal Kırıklığı
Bir Geleneğin İnşası : Tehdit ve Darağacı
İktiar-ı Hükümet Ayrışması ve Siyasal Alanın Daraltılması
Siyasetin Yeniden Dizaynı : 12 Mart ve Sonrası
12 Eylül İktidarı
Özal Dalgası
“Devleti Kurtarma”  Grişimi Olarak 28 Şubat
28 Şubat’ın Gerekçesi ve Yöntemi
28 Şubat’ın Meşruiyeti ve Güç Kaynakları
28 Şubat’ın Getirdikleri / Götürdükleri   


Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vervo - 29 Nisan 2009, 08:56:37 ÖS 20
(http://img139.imageshack.us/img139/923/92195.jpg) (http://img139.imageshack.us/my.php?image=92195.jpg)



Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala’nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul’u, hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor. İskender Pala, Katre-i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul’da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor. Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı canından; Sultan III. Ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul’u ve Sadabat’ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.
 

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 07 Mayıs 2009, 03:38:43 ÖS 15
Ben de bir kitap tanıtayım istiyorum..
{Değerli Erbaiin gibi bir tanıtım yapamayacağım (parantez içi parantezi (kendimi matematik sorusu çözüyormuşum gibi hissettim) sizden gördük, öğrendik diyelim erbaiin ama açmam gerekti çünkü özledik kitap tanıtımlarınızı "dört gözle bekliyoruz" demem gerekiyordu.. ee içimde tutmayayım diye paylaşayım istedim.) ama idare edin artık :) } Bu arada bu cümleyi çözebilen olursa kendisini tebrik edeceğim :)

Neyse kitap tanıtımına geç artık diyenleri duyar gibi oluyorum.. Tamam tamam.. kızmayın :)
Yok yok sonunda ağlamadım kitabın.. Yok gerçekten gözüme toz kaçtı, kesinlikle hemde..
tamam söylüyorum kitabı artık..

(http://www.naryayinlari.com/kapak/01/k/3286.jpg)

Dostoyevski'nin İnsancıklar..
Okuyun, tavsiye ediyorum.
Konusu ise, Makar A. (yazı temize geçirme görevini yapan 47 yaşında bir memur) ve Varvara S. (el işi yaparak geçimini sağlayan, yetim bir kız (yanlış hatırlamıyor isem 20'li yaşlarda kendisi)) arasında geçen mektuplaşma'dan oluşuyor. Uzaktan akraba da olan bu iki kişi birbirlerine duydukları sevgi ile aynı pansiyonda mektuplaşıyor ve görüşüyorlar. Ancak yoksulluk o kadar büyük derecedeki, sıkıntıları aşmaya çalışıyorlar, hastalıklar karşısında yıkılmamaya çabalıyorlar ama.. (ama'sı kitabın sonu artık, söylemeyeyim.. :) )

Bu kadar.. :)
Belki çoğunuz okumuşsunuzdur bile.. Ben yeni tanıştım ne diyeyim :) Geç oldu, güç olmasın değil mi? :)
İyi okumalar olsun İnşallah.
Selam ile..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 07 Mayıs 2009, 09:55:38 ÖS 21
eyvallah Ayşegül kardeş  :)

Şu sıralar resmen diyet ödüyor gibiyim..şöle ki ;daha önce gücüm yettiğince rasim özdnören ile mustafa kutludan kaçıyordum...sebebi yok ölesine işte  :) bu aralar onları okumakla meşkulüm,mubarekler yememiş içmemiş kitab yazmışlar sanki  :)

Tanıtma olayı ise benim tanıtabileceğim kitabların hepsi  burdaki arkadaşlarca okunduğu için gereksiz görüyorum..eğer bir gün ilk çıkanları okumaya sıra gelirse o zaman kendimce bir tanıtım yaparım inş  :)

Bu arada ,dünya klasiklerine karşı amansız bir savaş açmama rağmen sanırım tanıtmını yaptığınız kitabıda okumak zorunda kalacam ,çünkü bu aralar her yerde karşıma çıkıyor,çok fazla eşiğimde dolanmasının bedeli ödetmessem dert olur içime:)



selam ile


Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 11 Mayıs 2009, 03:44:11 ÖS 15
Bu sefer bir şiir kitabı tavsiye etmek istiyorum.
Bu kitap, çok değerli bir dostum tarafından hediye edildi cumartesi günü :)
Şiir severlere bu heyecanla öneride bulunayım istedim.
Şiirlerini okumayı çok sevdiğimiz bir isim olan "İbrahim Tenekeci"
ve kitabı

(http://www.hermeskitap.com/catalog/images/Vxbnnuciz7v.jpg)

Ağır Misafir
 
Öpmezdi, koklardı, dedem beni
İçine çekerdi, temiz hava gibi.
Ziyan olmayan emek, derdi bizlere
Emek neydi?
Bilirdi, ne geçer, bir elmanın aklından
Alınmak isterdi, düşmeden yere.
Aklı yoktu elmanın, bize kalırsa
Okulda öğretmişlerdi...
Yakındı Üsküp ona, çok uzaktı Bomonti
Bir sürü örnek, bunun gibi.
Acıkmak tok tutar kimi insanı,
Bilirdi, kimde, imza yetkisi.
Yeterdi, artardı, normal süre
Namazdandı, dizindeki yamalar.
İkindi miydi, neydi, şimdi unuttum
Durmadan ağlıyordu kadınlar...
Koymazdı ölümü adam yerine...


Yazar: İbrahim Tenekeci
Yayınevi: Profil Yayınevi
Sayfa sayısı: 72
Basım tarihi: İstanbul / 2008 - Eylül
Kategori: Türk Edebiyatı / Şiiri
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 02 Haziran 2009, 06:56:46 ÖS 18
(http://img41.imageshack.us/img41/264/huzursuzbacakmustafakut.jpg)

Selamun Aleykum.

Sokağın dilini en güzel yorumlayan hikayecilerden birisidir Mustafa Kutlu.Sokak diyerek yazarı basite alıyoruz sanılmasın,aksine  toplumsal gerçekliğin en iyi gözlemlendiği yerlerden birisi olduğunu bilerek böyle bir yakıştırmada bulunuyoruz.

Sokakları bir şehrin rasathanesi olduğunu kabul edersek;   
Oradan,alimi,cahili,sarhoşu,esnafı,beyi,efesi,kadısı,dadısı,anası,danası,aydını,şarlatanı,edisi,büdüsü,ünlüsü,ünsüzü, aklınıza gelen her sınıftan  insanı gelip geçer,her birinin  az yada çok  birbirleri ile benzeşen tarafları vardır.
bu taraflar bazen bir camide kesişir,bazen bir alışverişte bazen bir meyhanede bazen bir kavgada bazen  matem de  bazen bir  cemiyette  bazen bir mektup sayfalarında bazen bir gurbette vs.
İşte Mustafa Kutlu sokağa inip böylesi ne  envai çeşit tiplemeleri gözlemler,her biri ayrı bir dünya,aynı zamanda ayrı bir  acıdır.
Mustafa Kutlunun nerdeyse roman gibi genişlemiş hikayelerinde (Rasim Özdenören e göre hikayeler genişledikçe roman halini alır) ideolojik bir duruş bulmak hayli zor.Genelde her okuyucunun okumalarına yön veren bu yanı hemen hemen yok gibidir,bunun  nedenini hikayelerinde ki satır aralarında okumak mümkünse de  net bir yargıya varmak haksızlık olur,çünkü kendisinin bu konuda net bir deyişi yoktur.Okuyucunun neden böyle bir beklenti içine girildiğini sormak ayrı bir  tartışma konusu olmakla beraber alışkanlık işte illa bir  yere yaslanma ihtiyacı doğuyor cevabıda  ayrı bi problem olsa gerek.

Kutlu bahsettiğimiz tiplerden bir tanesinin peşine takılır ve onu uzun uzun kovalar,o kovaladıkça siz de dışarıda ki hayata  vakıf bir gözlemci olarak,laaa harbiden de   bu tiplerin alayı böyledir,yada vay beee kim derdi ki bir gün  beni anlatan bir kitab okuyacaktım falan filan dersiniz.Mesela Ya Tahamül Ya Sefer kitabı tam anlamı ile olmasada  benzer yanlarımızı resm ederken,Chef kitabında yeni oluşturulan türk aile modelini ve aile içi iletişimsizlikleri rahatça okuyabiliriz,veyahut Tufandan Önce kitabında ki gibi siyasi aymazlıkalrın  debdebesinde  yok olup giden hayat öykülerini veya Menekşeli Mektuplar da ki gibi,yok yere yitip giden,yanlızlaştırılmış duyguları,okumak mümkündür.

Kutlu,anlatım da ki yalınlığın içine hayatın o büyüsünü sığdırmasını çok iyi becerebilen isimlerden biri.Modernizmin  veya başkalaşma tehlikesinin karşısında inadına kendi benliğine dönmek isteyen bir  kalem,geleneği bilincin karşısında değil fakat modernitenin karşısında kulanmasını iyi bilen bir isim...rasim özdenörenden onu ayıran nokta burasıdır,özdenörenin hikayelerinde  yaptığı gibi modernitenin karşısında bilinç yeşertmek yerine gelenekten aldığı güç ile muhafazakarca bir üretkenlik yolunu tutuyor.Karşı koyuşu yetersiz bulunabilir fakat  hiç bir zaman yersiz değildir.Eğer çok ütopik  hayalleriniz yoksa ve mutlaka her kitabın gündelik hayatta bir karşılığı olmalı diyorsanız ve bunu hikaye tadın da görmek istiyorsanız,bu işin üstadlarından birisininde mustafa kutlu olduğunu kabul etmeniz gerekir,Kutluyu okurken şunuda fark edebilirsiniz,her hikayeci bir parça,ayak bastığı toprağın gerçeğini filizlendirirmiş,kutlu,yeni nesil popülist tipler gibi  öykülerinde modern bir jargon kulanmaz,ideolojik tanımlamalar kulanmaktan kaçındığı gibi,hemen bir çok kitabında geleneksel kalıbı kulandığını,ondan ayrılamadığını fark edebilirsiniz,bunu da onun çağın gerisinde oluşuna değil  de belki yaşadığı ülkenin  dilini havasını suyunu çok iyi bildiğine bağlamalıyız.sözü çok uzatmadan kitaba geçelim,yazarın 20 yakın kitabı var,bu anlattıklarımız kutlu hikayelerinin geneline hakim düşünceler olmakla beraber daha çok Huzursuz Bacak kitabındna edinilen izlenimlerdir..nasıl tanıtacaz bilmiyorum ama bi yerden dalalım  Xude  mezıne...

okuyucu ilk karşılayan başlık SİZ BU HİKAYEYİ DAHA ÖNCE OKUMUŞTUNUZ oluyor.Daha başlarken kurulan bu bağlantı  ilerliyen sayfalarda tamamen tanışıklığa dönüştürülüyor.

Hikaye İstanbulda yaşanır.kahramanın ismi Ömer Faruk,Tıp Profesörü babasıyla ve Arkeoloji Doçenti annesiyle muhafazakâr bir ailede yetişmiştir.O zamanın türkiyesi hayli karışıktır,ideolojiler bir sağdan bir soldan hayat kirliliğine sebeb olmaktadır,Ömer Faruk muhafazakar camia içinde bir gençtir ve  her muhafızlaştırılmış delikanlı  gibi bir takım ideallere sahip olacaktır.Muhafazakar tanımlamasını kabul etmez  ve bunun ananelerle  karıştırılmış bir nevi kalkan olduğunu düşünerek bir takım karşı koyuşlar içine girişir.

Babası kendisinin üniversite de ki konumu ve oğlunun geleceğinden duyduğu  endişeden ötürü onu yurt dışına gönderir, gerekli eğitimi gördüğüne ve  ülkesinde ki siyasi karmaşaya  karşı  kendisi olarak  bir yer bulacağından emin oldutan sonra,ülkesine döner,ama hiç bir şeyi bıraktığı gibi göremez,ne istanbul eskisi gibidir ne de davası,ne de ailesi..

Ülkesin de ilk akşam haberlerini izlediği bir gecede  duydukları ve gördükleri onu sarsmış ve o esnada bacağında bir tıklama olduğunu fark etmiştir,o gündne sonra bu tıklama onu hiç bir zaman bırakmayacak,her gördüğü yozlaşma karşısında önü alınamaz bir tıklama sendromu olarak canını acıtacaktır..


Yazar , kahramanımızın mensup olduğu geniş ailenin fertleri hakında da bilgiler verir,fatmaanne,kızkardeş,abla,enişte,anne,baba ..bu kısa tanıtımlar aynı zaman da  orta sınıfa mensub muhafazakar bir ailenin kendi aralarında ki ilişkilerin nasıl olduğu hakında da bilgiler sunmakta .


Ömer Faruk,almış olduğu eğitimin hakkını verip ülkesine yararlı biri olmak için kollarını sıvar,babasının arkadaşı olan rektörün kendisine  üniversite de iş sözünden dönmesi ile sıkıntılı bir ruh içine giriyor,dönem 28 şubat zamanlarına denk gelmektedir,davasını,arkadaşlarını hatırlayıp onların  kapısını çalmayı deniyor,fakat arkadaşlarının hepsinin  ciddi dönüşler geçirdiğini her birinin davaya ihanet edip kapitalist sisteme teslim olduklarını görünce onların iş tekliflerini de de geri çevirir,bu değişimi  hazm edemez ,bu arkadaşların içinde  milletvekili ve  ciddi patronlar  da vardır,teklifler de uygun dur,ama o kabul etmez.

Böylesine bir  dumura uğrama halinden sonra  çevresini gözlemlemeye devam eder,caddelerde çalışan işçileri,patronları,öğrencileri ne görürüse takılır kalır onlarda ve  idealindeki ile var olan arasısnda ki uçurum görmesi  bacağında ki tıklamaları artırır.Tabi  okuyucu olarak tam bunları tasavur ederken  yazar hemen ordan araya girip işin ciddiyetini hatırlatmak istercesine görüyorsun ya ey okurrr gibi ifadelerle taşları yerli yerine koymanıza yardımcı oluyor..

Üniversite önünden geçer ken başörtüsü mağduru  kızları görür ve orda esaslı bir laf söyler Tarih bunu yazacaK..bu sözü ile sanki hikaye boyunca  sırtımızı yaslamak istediğimiz o ideolojik tarafsızlığının  diyetini ödemek ister gibidir Mustafa Kutlu..

Söz konusu istanbul ve dava olunca gözlemler de ona göre çoğalıyor belkide karmaşık bir hale geliyor,kültürel ve ahlaki yozlaşmaya karşı bir eleştirel duruş ve gözlem .Veselam kahramanımız uzun uzun bir  gözlem ve  sancılı bacak tıklamalarıyla geçirdiği bir dönemden sonra babadan kalma çiftliğine çekilmeye karar verir  ve mesleği olan iktisat alanında bir tez hazırlamaya karar verir. ...Tezin konusu,toplumu gözetlerken en sık karşılaştığı problem üzerine yazılacaktır,Tüketim ekonomisi yerine Kanaat ekonomisi.

Yazarın toplumsal yozlaşma gözlemleri sonucunda tüketim yerine kanaat olarak  hikayeyi bağlamasını çok yerinde bulmamakla beraber yazarın genel duruşu ile kıyaslandığında çokta takılmamak gerektiğini düşünüyorum.

selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 02 Haziran 2009, 10:53:12 ÖS 22
:) yaşasınnn... erbaiin kardeş kitap tanıtımı yapmış :)
tam çıkmak üzereyken farkettim, yazıcıdan çıktısını aldım, giderken okurum.. bakarsınız kitapçıya uğrarım :)
(galiba batacağım.. dün iki tane kitap daha aldım.. bugün.. yarın.. sonraki günnn.. ne olacak bu benim, kitap sevdam..)

Allah razı olsun..

Serdar kardeş'in önerisiyle Ali Şeriati'nin Ebuzer kitabını bitirmek üzereyim inşallah.. (off Hakan Albayrak'ın Ebuzer'ini de hatırladım şimdi.. süperdi..:) )
ancak kitabın son kısımlarında Hz. Ali'nin Ebuzer'i sürgün yerine (rebeze çölüne) geçirdikten/vedalaştıktan sonra neden Ebuzer'in ne yaptığını sorup, soruşturmaması beni üzmekle beraber, daha sonralarında ise Ebuzer'in açlıktan ölmek üzere olan ikinci evladı üzerine Hz. Osman'ın yanına gidip hakkını araması/istemesi karşısında/ortamında ses çıkarmayan, hatta arkasından gitmeyen, ekmek yetiştirmeyen Hz. Ali'ye karşı durumum ne olmalı acaba diye de bir düşünme hali oluştu bende... bunun nedenini/bilgisini biliyor musunuz? acaba..
yoksa bir kır/zgınlık hali oluşacak ben de..
açıkçası çok dokundu bana,
üzüldüm..
(gerçi Serdar kardeş biraz açıkladı amma velakin 'olmamalı' diyorum hala)

dün de;
yine Serdar kardeş'ten edindiğim
Ahmet Nacar'ın Mazgalın Ardından şiir kitabını okuyorum.. Daha bitmedi.. :)

Sanırım bazı şiirleri bir daha okuyacağım.. :) öneririm..
Eğer dün gibi bazı dostlarınıza kırıldıysanız..  'yetmiyor muyum' şiirini okuyun.. :)
İlk şiir güzeldi.. sanırım iki kere okudum onu :) adı da yanılmıyorsam 'mahpus'tu..
ve Mazgalın Ardından şiiri..
bazı cümleleri çok beğenmiştim şiirler arasında.. onları da not alacağım defterime (sanırım, bu yorgunlukta nasıl alabileceksem :) ), arada da sizlerle paylaşırım İnşallah..

işte kitap..
(http://www.kitapkutusu.com/Kitapfoto/I011960014.jpg)

bu arada dün aldığım kitaplar,
ismet özel - erbain
(http://kapak.netkitap.com/170zk/1/05112599.jpg)

ve sibel eraslan - can parçası Hz. Fatıma
(http://static.ideefixe.com/images/233/233688_2.jpg)

bu arada sabahları okumanız için Halil Cibran - Fırtınalar kitabını da öneriyorum..
ille de sabah ama.. :)

(http://static.ideefixe.com/images/75/75029_2.jpg)

hadi benden de bu kadar..
selam ile..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 03 Haziran 2009, 01:35:43 ÖÖ 01
yazıcıdan çıkmayı hak eden bir tanıtım olduğunu sanmıyorum ama  madem çıkramışsınız,umarım yazar ve eserleri hakında küçücük te olsa bilgilenmenize yardımcı olur..

şu Serdar var ya  harbiden kral adam,nasıl derler,demini almış sohbetlerin kafa elemanı ,seviyorum onu  :) lakin tek kusuru var şiir konusunda tahrik ediyor,ben gibi birisi  yakında şiir okumalarına başlayacak nerdeyse..yok şiir okumanın sıkıcılığı belki aşabilirim ama  ya  onların adamı içine sürükledikleri  ruh haline ne demeli...zaten  sağlam bir dünya yok onları da okuyunca hepten dağıtıyom :)
mesela tanıtımını yaptığınız İ.Ö kitabı erbain,bunu kardeşimin ödevine yardımcı olcam diye bi kaç sefer okudum,her  şiirin sonunda vatandaşa  ne ağıtlar yaktım bir ben bilirim bide onun çınlayan kulakları  :)

şiir kitaplarını saymaz isek geriye can parçasından başka bir şey kalmıyor  :)  onu da bi ara kurcalamıştım ama tam okunmuş sayılmaz onun için elime geçtiğinde tam olarak okumak isterim.

selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 03 Haziran 2009, 11:25:43 ÖÖ 11
Mustafa Kutlu okumanın keyfine varmışsanız eğer Sır ve Beyhude Ömrüm'ü de atlamayın derim :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 03 Haziran 2009, 01:43:09 ÖS 13
sayın erbain kardeş :) kitap tanıtımını yolda giderken okurken, bazı yerlerde gülmemek için kendimi zor tuttum.. tutamayada bilmiş olabilirim.. Allah hayrınızı versin e mii :)
soluğu kitapçıda aldık yine :) mustafa kutlu'nun eserlerine tek tek baktım.. ve içlerinden iki tanesini seçtim...
biri 'Yoksulluk Kitabı'..
ikincisi sizin de önerdiklerinizden 'Ya Tahamül Ya Sefer'..
ablacığım neredeyse 'sır'ı da alacaktım.. bir de kapıları açmak mıydı ve aslında menekşeli mektubu giderken gözüme kestirmiştim ama bu ikisinde karar kıldım..
yalnız yoksulluk kitabının önsöz yerine'yi yazmak istiyorum.. (okuyunca nasıl almazdım'ı anlarsınız :) )

"Yoksulluk bizi bekliyor.
İzbelerde, harabelerde, barakalarda, küflü-nemli karanlık odalarda bekliyorlar.
Naylon çadırlarda, toprak damlı evlerde, kuş uçmaz-kervan geçmez yerlerde ve şehrin göbeğinde.
Kanlı gözlerini ufka dikmiş, bir heykel gibi hareketsiz, sessiz, dalgın bekliyorlar.
Bebeler açlıktan ağlıyor, anaların gözpınarlarından yaş yerine kan akıyor.
Çocukların dargın bakışlarından çelik parıltılar fışkırıyor.
Babalar yumruk sıkıyorlar ve askerdeki oğullar gökyüzünde bir turna katarı arıyor.
Dedelerin ağzı kapalı.
Nineler ses vermiyor.
Gelinler yaslı.
Ve çelimsiz genç kızları dengesiz beslenme, akrabaları borç, komşuları ağıt bekliyor.
Köşebaşlarında, çamurlu ıssız sokaklarda, karın, yağmurun ve gökdelenlerin arasında, dağ başlarında, tarlalarda, kapısına kilit vurulan atelyelerin önünde bekleşiyorlar.
İşsiz, umutsuz, aç, yorgun, hasta, küskün, sessiz ve kimsesiz.

Siz ey sağlıklı ve varlıklı olanlar.
Ey işleri tıkırında gidenler.
Ey karnı tok, sırtı pek, yüzü gülenler.
Ey seçim kazananlar ve koltuğa kurulanlar.
Ey dolar uçuranlar ve muslukların başını tutanlar.
Siz ey güç odakları, silah sahipleri, söz ustaları.
Beş vakit namazını cemaatle kılanlar. Gece teheccüte kalkanlar. Zikir ile coşup nara atanlar. Defalarca hacca gidenler.
Bir koyup beş kazanan tüccar, yağlı müşteriye yaltaklanan esnaf; aracılar, tefeciler, bankerler.
Ey mangalda kül bırakmayan siyasiler.
Bilim babaları, akademisyenler.
Emirle demiri kesebilenler.
Unutmayın.
Önümüz kış ve yoksulluk sizi bekliyor.

Bir niyet, bir haber, bir adım.
Bir gülüş, bir kucak, baş yaslanıp ağlanacak bir omuz. Bir nefes, bir gölge, bir sığınak.
Evet bekliyorlar.
Sadece bekliyorlar.
Ezelden takdir edilen ateşten gömleği giymiş bekliyorlar.
Ağızlarını açsalar bir âh ile bulutları tutuşturabilirler.
Harekete geçseler yer yarılır, gök çöker.
Duaları da, bedduaları da makbuldür.
Kaderin eli onları bekletirken sizi yürütecek.
Bekleyebilmenin ve yürüyebilmenin sınavıdır bu.
Rahmete gark olmuş bir güzel yolun bir güzel yolcusu olacaksınız.
Elbette bu halis niyet, bu salih amel, bu temiz kalp, bu atılan ilk adım sizi menzile ulaştıracak.
O menzil ne kutlu bir menzildir.
Orada başınızı gökyüzüne kaldıracak ve hilali göreceksiniz.
"Aaa.. Ramazan gelmiş" diyeceksiniz.
Ramazan sizi yoksullarla buluşturacak.
Şimdi, bugün, ertesi gün ve her zaman, bir ömür boyu.
İşte o zaman.
Bayram olacak.
Bayram."

(http://www.ohiyesa.com/urun_resim/muku95.jpg)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 14 Haziran 2009, 08:42:25 ÖS 20
     
Mehmet Pamak
İslami Açıdan Kürt Sorunu
İlim ve Kültür Yayınları


KİTABTAN BİR KAÇ BAŞLIK  


.Kürt sorununa yol açan Arapçılığın ve Türkçülüğün doğuş serüveni.

.Türkçülük ve Arapçılık tahrik edilerek İslam coğrafyası ulus devletlere bölündü.

.İslami kimliği tehdit ve düşman sayan  dönüşüm kürt sorununu doğurmuştur.

.Kürt sorununu doğuran uygulamalar ve bölücülüğün asıl kaynağı.

.1930..20005 Sürecinde kesintisiz zulüm.

.Kürt halkına yapılan zlümlerin özeti

.İslam,kavmi ve kavmiyetçiliği nasıl değerlendiriyior.

.Kavmi kimlik ve diller yok edilmek istendiğinde Müslümanlara düşen sorumluluk.

.Günümüzde Müslümanlar,islamın ölçüleriyle kürt sorununa yaklaşabildiler mi.

.Kürt sorunu…kavramı nedir. Neden insanları ürkütüyor.

.Kürt halkına yapılan zulmün faili Türk halkı değil  türk ulus  devleti sistemidir.

.Türkçülük ekenler Kürtçülük biçtiler.İkiside aynı paradigmanın çocuklarıdır.

.Hakim oligarşi ve pkk nın sorunun çözümüne  ve çözümsüzlüğüne  dair yöntemleri örtüşmektedir.

.Kuzey ıraka bir kürt devleti kurulmasına nasıl bakmalı.

.Susurluktan şemdinliye derin devlet ve kürt sorunu.

.Onurlu direnişmizi,tevhid,adalet ve özgürlük mücdelemizi ısrarla sürdürmeliyiz.
vb.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 14 Haziran 2009, 09:23:37 ÖS 21
gözlerimin aşırı yorulması nedeniyle kız kardeşimin bana (yakın bir zamanda) geceleri okuduğu kitaplardan biri de (ne yazık ki okuma planı dahilinde vakti dolduğundan bitirememiştik.. daha sonra tamamlayacağız inşallah) 'kürt sorunu' idi..
kürt halkına yapılan zulümler kısmını okuduğumuzdaki ruh halimiz aklıma geldi.. gerçekten çok üzülmüştük..
bu sorun ile ilgili okunması gereken en önemli kaynağı oluşturan Mehmet Pamak ağabeyimizden Allah razı olsun.
okurken farkı anlayacaksınız yani :)

erbaiin kardeş Allah razı olsun :)
selamlar..

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 15 Haziran 2009, 02:42:35 ÖÖ 02
Eyvallah Ayşegül kardeş,inşallah her birimiz razı olunan salih kullardan oluruz.

Konu şahidi olduğumuz bu zamanın ana problemi olduğundan çok iyi irdelenmesi ve  anlaşılması lazım,diğer kitaplar gibi hakkın da yorum yapamayışımın iki sebebi var,birisi Mehmet Pamak gibi inancının gereği olarak kürt sorununa eğilmesi ve bu nokta da bizlere öğretmesi acısından   tartışılmaz bir  emeği olduğu ve kesinlikle okunup ne dediğinin anlaşılması gerektiği için,ikincisi ise tam manası ile anlaşılamadan ve çözüme kavuşmadan  gümbürtüye gitmeyecek kadar önemli gördüğüm bir konu olduğundan  amatörce ve müslümana yakışmayan bir  duygusallık içinde yok olmasın istediğim içindir.

Aziz abimin çok önemli gördüğüm ve her zaman dile getirdiğim bir tespiti var diyo ki ; asrın müslümanalrı eğer  temize çıkıp  vahdet eksenli bir buluşma içine girmek istiyorlarsa kesinlikle önce kürt meselesini hal etmeleri gerekir yoksa sonrasında kilerin hepsi ihtilaf için yapılmış çalışmalar  olur.

Doğru söze ne denir ki ? Allah razı olsun denir  :)

selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 17 Haziran 2009, 03:30:11 ÖS 15
(http://img81.imageshack.us/img81/3715/erbaiinkitapl48.jpg)

Amin Maaoluf 1949 lübnan doğumlu yazar,27 yaşında fransaya yerleşmesinden sonra,güvende olanın nasıl  daha berrak olabileceği iddiasını çıkarttığı eserlerle ispat etmiş yazar.

Biz onu daha çok  Semerkant,Afrikalı Leo,100.Ad gibi meşhur tarih romanları ile biliriz fakat onun en belirgin özelliklerinden birisi de doğu halklarını ve dinlerini,batının aynasında gösterebilmesidir.

Ölümcül Kimlikler Maaolufa dair okuduğum kitapların en güzeli.Her zaman sorduğum bir soruydu aidiyet,kültür,din arasında ki ilişkiler,daha doğrusu etkileşimler.Maaoluf bu kitabında KİMLİK başlığını geliştirerek bu konuyu işlemiş ve islam dahilinde olmamasına rağmen  oldukça adilane yaklaşımlar sergilemiş..

Biz ve Öteki kavramını birde Maaolufun gözü ile okumalı.

selam ile.


Kitaptan başlıklar

Kimliğim ,aidiyetlerim

Modernlik öteki nden gelince

Gezegensel kabileler zamanı

Panteri evcilleştirmek
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 25 Haziran 2009, 07:48:34 ÖS 19
Bir kaç kitapla katılayım. ölümcül kimlikleri bende sevmiştim.

Elif şafak’ın aşk’ın da :
Malum var olan Mevlevi kültürü bildik Mevlana şems hikâyesi ve tasavvuf öğretilerinin işlendiği açıkçası yazara ait özgünlüğe rastlayamadığım bir okuma. Yazar ella aziz aşkını Mevlana şems hikâyesiyle normalleştirmeye kalkmış.
Birinci itirazım: orta yaşın üstünde üç çocuk annesi evli bir kadının bavulunu alıp  netten tanıdığı, kitabını okuduğu bir adamın peşinden gitmesi istediğiniz kadar edebiyat kullanın kabul edilemez bir aptallıktır. Eğer tuğyan değilse.
İkinci itirazım: tasavvufu anlatan herhangi birisinde gayet tabi bir tasavvuf edebi beklenilir. Hadi kafire mecusiye karşı hoşgörülü olup bir tek tasavvufu eleştirenlere karşı edep bozmak öteden beri gördüğümüz davranış idi de . bu hanım onun da ötesinde  uslup olarak aşmış diyeyim. Zaman zaman noluyoruz aşk romanı mı okuyorum yoksa demeden kendimi alamadım.
Efendim aşkı İskender palanın LM sinden  okuyun. Normal tasavvuf romanlarını da tasavvufun edebi eline kalemine sinmiş; yakinen tanıdığım. Sohbetinde bulunduğum hatta eline tuttuğum hakkaten edebini takdir ettiğim Fatma Temir Hocadan okuyunuz. Hatta şule yükselden… sevim asımgilden…

arada dinler arası diyalog demeyi de unutmamış :)

Taşları yemek yasak
Yazarını zikretmeyeceğim. İsmine itiraz edenler olduğu için, elimde olsa yazarı sevmeyenler için isimsiz bastırırdım:)
Düşünceyi işlemiş. Nasıl düşünelimi. Önce özgürleşmeyi almış eline evirmiş çevirmiş. Kendi değerlerimizle kaim oluruz ilkesinden vazgeçmeden  öz ile nefsin ayırımını Müslüman ile kafire ayrı yaptırarak işlemiş.
Sonra sağcı ile solcudan farkımızın hayatın anlamını biliyor olmamız olarak vurgulamış.
Cansızların, bitkilerin hayvanların Müslüman oluşlarını anlatmış örneğin toprak bitkinin  kuranı kerimidir diyerek. sonra bu dört aşamada insanın Müslümanlığını ele almış insan-müslüman-mümin-muhsin
Modernizmle ilişkimizi irdelemiş. Değişenlerle değişmezleri, değişemezlerin değişemezliklerini  kitabın arka kapağında da özetle :”Modern yaşama biçimi küfr ile iman arasına çizgi çekmeyi bilen hiçbir müslümanı yozlaştıramaz. Yozlaşanlar modern yaşama biçimiyle karşılaşmadan önce de böyle bir çizgiyi hayatların da önemli saymamış olanlardır.” Diyerek özetlemiş.
Final taşları yemek yasakla bitmiş. Sadece bu makale için bile kitap okunmaya değer aman dikkat onu en son okuyun

Bir şehit bir şahit fethi şikaki:
akidesi sağlam bir hayat örneğinin düşünsel tamlığıı. düşünsel doygunluk mu demeliydim. okudum ekin yayınlarından. ozanca bunu sen okumalısın. batıyı müdehale ettirmeden ekonomik kalkınma ile beraber yürüyen bir siyasi bağımsızlık mücadelesinin fikri altyapısını gördüm. ve şehidin hayatın da en öne çıkan taraf; iman çatısı altında farklı isimlerde var olan diğerlerine karşı yürüttüğü birleştirici, dengeleyici tavrı. ki onu tanıyanların dilinden özelikle vurgulanan da bu yönü idi. hem sağlam akidesi ile hemde vahdeti önceleyen tavrı ile kırklı yaşlarda kitabını tamamlamış bu örnek insanı ekin yayınlarından okudum. çevirisi güzel olmamış.


ve misak yayınlarından Mustafa Çelik'in Saray Sultanları :
Şikakiden sonra okuduğum bu kitapla bende şöyle bir izlenim oluştu, "eğer bir denge oluşturulacaksa bu kesinlikle M.Çelik olmadan olmaz. onunda içerisinde bulunacağı bir denge ile modern dünyaya islam sunulabilir.çünkü çelik bence çelik gibi itikadıyla öne çıkmış adam gibi bir müslüman.
mesela kitaptan şeyhulislam mustafa sabrinin laikliğe karşı bir fetvası: "laik sistemi savunan -meşru gören, destekleyen bütün müslüman aleminin imanı sorunludur."
güncele takılmadan ebu zerrin ferdi tavrıyla tevhidin bayrağı Mustafa Çelik mutlaka tanınmalı ve okunmalı
hukukun yerine kanunu alan bütün yönetimleri sorgulayan yazar, müslümanın imandan sonraki ikinci ödevinin yönetme-yönetilme olduğunu vurguluyor....

...
bütün kitaplar o tek kitabı açıklamak içindir. o tek kitabı bütün kitapların önüne geçiren bir okuma ile bilincimizi inşa edebilmemiz duasıyla
şimdilik bu kadar.

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 25 Haziran 2009, 08:22:13 ÖS 20

Elif şafak’ın aşk’ın da :

kaç zamandır çevremden biri bu kitabı alsa da bizde otlansak diyorum.bu eleştiri iştahımızı kaçırmasa bari  :)  

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 25 Haziran 2009, 08:30:18 ÖS 20
Mustafa Çelik'i bilmiyordum Serenderim..
aklımın bir ucunda olsun..
yani o dengede muhakkak olması gereken bir isim diyorsan.. olmalı.. :) (inşaata bir tuğla daha gelsin:) )

duana kocaman bir amin.. daha..
özlemişiz seni yahuu..

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 25 Haziran 2009, 08:52:43 ÖS 20
bilmiyorum okumamış olsaydım okumazdım elif şafağı.  tepem attı zatii:)

Mustafa Çelik nasıl bilmezsin bende tevhidi ilk oluşturan tevhidi ilk okuduğum-anladığım Adam dır o
la 1- la2-
saray mollaları  da var.. daha çok var..

bende özledim.....
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vervo - 25 Haziran 2009, 09:36:43 ÖS 21
Hmm..Bende Elif Şafağın kitabını almayı düşünüyordum..Okusakta olur okumasakta olur tarzında birşey galiba.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 07 Temmuz 2009, 03:48:41 ÖS 15

Derviş ve Ölüm

Meşa {Mehmet} Selimoviç
 Dünyanın en zorlu işi olan;kimlik ile kişilik arasında yaşanan gelgitlerin, kişinin dünyasın da nelere gebe kalabileceğini, ustaca  resm edebilmiş biridir. {kimlik ve ben dediğimiz ne varsa,birinin  diğerine yeter hale gelememe durumu }

Selimoviç'in krallar dünyasın da kurallarını sorgulamaya başlaması, Partizan üyesi olan kardeşinin 1944 yılında hırvat güçleri tarafından, kurşuna dizilerek öldürülmesinden sonra  başlar.

Kardeşinin ölümü yazar da onulmaz yaralar açmış , dolayısı ile bu sızıyı hafifletmenin yollarını aramaya koyulmuştur, ve nihayetinde bunları kalıcı hale getirmeyi düşünüp yazmaya karar verir.Fakat bu duyguların kağıtla  buluşması öyle sanıldığı gibi kolay olmamış, aksine olayın cereyan edişinden  20 yıl sonrayı bulmuştur. Bu geçikmenin nedeni olarak Selimoviç; kardeşlik bağından kaynaklanan duygusal reflekslerle yaklaşıp, olayı şahsileştirmek, Onu aşina olduğumuz bir drama veya acıklı bir mersiyeye dönüştürmek yerine, yarasına tuz basıp daha  yatışmış ve gerçekçi duygularla olayı izah etmeye çalışmıştır. Böylelikle yazarın içinde kopan fırtınalar,belki başkasını boğmak için gelen tufandan kurtarmaya yarayacak can simidi olsun istediği içindir.


Meşa Selimoviç olayın  kurgusunu ,bir derviş ve  onun kaleye haps edilerek öldürülen kardeş üzerinden geliştiriliyor,roman kahramanımız Ahmet Nusret bir mevlevi tekkesinin şeyhidir,ailesinden uzun süredir ayrılmış bir çok duygu ve lezzetten  kendini sakındırma yolu ile terbiye etmeye çalışan biridir,hıdırellez haftası ile beraber halk içinde varolan yozlaşmayı sorgulayarak mırıldanmalarına başlayan ahmet nusret............................................


devamını getirmeyişimin bir nedeni var  :)

selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 05 Ağustos 2009, 11:13:06 ÖS 23
(http://spencer.lib.ku.edu/exhibits/bannedbooks/JoyceUlysses2.jpg)
Arkadaşlar bu kitabı okuyanınız varmı ?

Ahir ömrüm de, bu lanetli kitaba bulaşmak gibi bir gaflet vede delalet içerisine girdiğimi hiç hatrlamıyorum.
Nasıl oldu.
Kim dürttü henüz bile anlamış değilim.
Zararın neresinden kar etsem o kadar az zarardır deyip, yardım istiyorum.
Kitabı okuyan yada hakkın da bilgi sahibi olan birisi var ise  kendisinden öğrenmek istediklerim var
Rica ediyorum, alet edevatı olan biri bu kuyuya ip salsın :)
Selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: lacivert - 05 Ağustos 2009, 11:36:31 ÖS 23
Bu kitabı okumadım şahsen okumayı da düşünmem ama şimdi baktım da nete; belki okumuşsundur ama şunları buldum:

Joyce Ulysses'i yazarken, ilk olmasa bile, yeni bir yazınsal biçem kullanmak istemiştir. Dublin'de, 1904 yılında yaşayan ortanın altındaki sınıftan kişileri almış, haziran ayının başlangıcındaki bir gün boyunca, sadece neler yapmış olduklarını değil, neler düşünmüş olduklarını da anlatmıştır. Bana öyle geliyor ki, Joyce, şaşırtıcı bir başarıyla, sürekli olarak değişen kaleidoskopik bilinç ekranında, hem sıradan malzemeyi, hem de pek derinlerdeki (bilinçaltı) malzemeyi yansıtabilmiştir. Bu satırlar bir eleştiri yazısından değil; Yargıç John M. Woolsey'in 8 Aralık 1933 günü, ABD hükümetinin "müstehcen"lik gerekçesiyle toplatma kararı aldığı Ulysses için verdiği aklama kararından.

http://www.okumasitesi.com/ulysses
 (http://www.okumasitesi.com/ulysses)

Sanki bir de hayal meyal içinde Ulysses geçen bir film hatırlıyorum. Harvey Kietel mı vardı başrolde ne. Emin değilim ama. Zaten tam olarak seyrettiğimi de hatırlamıyorum filmi. Bu kitapla ilgisi var mı onu da bilmiyorum.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: lacivert - 05 Ağustos 2009, 11:53:59 ÖS 23
Bir de şu yazıyı buldum:

http://www.dipnot.tv/Detay.aspx?ID=670 (http://www.dipnot.tv/Detay.aspx?ID=670)

\"İçine o kadar çok bilmece-bulmaca ve zekâ oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar, insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur.\"

Böyle diyordu James Joyce, dünya edebiyatının başyapıtı sayılan kitabı Ulysses için… Gerçekten de Ulysses’in daha ilk sayfalarını çevirdiğinizden itibaren kendinizi bir hortumun içinde buluyorsunuz. Gittikçe genişleyen ve kuvvetlenen, sizi içinde savuran bir hortum. Hem Ulysses’i Türkçe’ye çevirmek için yıllarını veren Nevzat Erkmen, daha sonra bir de ‘Ulysses Sözlüğü’ çıkarma ihtiyacı neden duysun ki…

Hala okumak istediğinden emin misin? Bak profesörler filan anlayamaz iddiasında yazar...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 06 Ağustos 2009, 01:05:06 ÖÖ 01
sayın lacivert alıntıladığınız bilgiler için teşekür ederim


çok ilginç (!)
ilk defa bir romanı anlayabilmek için kendimi böylesine kasıyorum
kasmak  bile denmez
düpedüz kafa patlatıyorum.
yahu
felsefe desen değil
edebiyat desen hiç değil
adam sözde tinsel bir yolculuğa çıkma iddiasında ama ne tini ne hali
ben kırk yıl aralıksız dalgalansam, böyle bir duygu bende hasıl olmaz.
sallamış diyecem ama böyle de sallanmıyacağını,salıncakta sallanan çocuk bile  bilir.
yok bunun başka bi tarifi olmalı
ama ne ?
işe bakarmısınız, roman okumak için taktik arıyorum :)
yok yani eğer kitabın üçte birini okumamış olsam hiç bulaşmaz hatta verdiğim o paraya da yanmazdım
ama bir kere bulaştık işte
veselam ortada bir cesed var ve bunu kaldırmanın yolları aranıyor
yardım eden yokmu :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: lacivert - 06 Ağustos 2009, 01:13:15 ÖÖ 01
Erbaiin kardeşim rica ederim de pek yardımcı olamadım. Sanıyorum  olursa Nevzat Erkmen'in ‘Ulysses Sözlüğü’ yardımcı olabilir sana. Madem kitabın masrafına girmişsin, bu kadar emek de harcamışsın, gördüğüm kadarıyla vazgeçmek de istemiyorsun o halde çaresiz bu sözlüğü de alacaksın gibi görünüyor:)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: TaLiA - 11 Ağustos 2009, 07:07:11 ÖS 19
(http://www.hanimlar.com/show_image.php?filename=images/icerik/1903.jpg&width=250&height=250)


Söz Yangını

Sessiz ve sinsi bir yangını haber veriyorum size. Görünmez bir depremin enkazını resmediyorum. Nefeslerimizle harladığımız, hece hece alevlendirdiğimiz bir yangını körüklüyoruz ağzımızda. Dilimizin her kıpırtısında ürkütücü fay hatlarını tetikleyen zelzeleler büyütüyoruz odalarımızda. Sevaphanemizi yakıyoruz dilimizle.

 

İyiliklerimizi yerle bir ediyoruz dudağımızla. Kendi duruluğumuzu bulandırdığımız, kardeşlerimizi küçük düşürdüğümüz, doğrularımızı eğrilttiğimiz, yüzümüzü de sözümüzü de ikileştirdiğimiz "fiskos bombaları" döşüyoruz ağzımıza, aramıza, yuvamıza, sokağımıza...

 

Bir insan inandığını söylediğinde, kendisini Allah'la ilişkilendirir. Bir insan "mü'min" olduğunu beyan ettiğinde, artık Allah'la yaşamaktadır. O'nu kendine Vekil edinmiştir. O'nu kendine Velî edinmiştir. Mü'min, Allah'ın kulu olarak tanımlamıştır kendini. Öyle yaşar, öyle bilir ve öyle bilinsin ister. Vekil'i Allah olan ise dokunulmazdır. Velî'si Allah olana dil uzatılmaz. Kendini "Allah'ın kulu" olarak markalayan, o kutlu markanın ardındadır, onun kalitesi üzerine laf edilmez.

 

"Allah'ın kulu"nun hataları olabilir elbette. Ama o kulun Allah'ı, hatasından dönmesi için sabreder, dönüşünü bekler. Bir başkası, Allah'a kul olanın hatasını görür görmez onu cezalandırmaya kalkamaz, sırlarını yağmalayamaz. O zaman kendini Allah'ın önüne koymuş olur. [Bakınız, Hucûrat, 1]

 

Allah, kulunun ayıbını hemen yüzüne vurmaz, başkalarına ilan etmez. Bildiklerini hemen herkese her fırsatta söylemez. "Halîm" olarak bekler. "Tevvâb" olarak, dönmesi için mühlet verir. "Settâr" olarak kusurlarını gizler. Bir başkası araya girip, Allah'ın gizlediğini açığa vurma hakkına sahip değildir. Bir başka kul, acele edip "Allah'ın kulu"nun o kusurdan asla dönmeyeceğini varsayarak, Allah'ın kulunu o kusura indirgeyemez. Bir başkası, iyilikleri de olan, hatadan dönmesi de iyilik sayılan "Allah'ın kulu"nu hep kötülükten ibaretmiş gibi etiketleyemez. Bir başkası, Allah'ın hatasından dönmesi için beklediği, kusurlarını gizlemek için sustuğu kulunun hatırını hiçe sayıp, o kula ceza kesemez, konuşmaya kalkamaz. O zaman da kendini Allah'ın ve Resûl'ünün önüne koymuş olur [Yine bakınız, Hucûrat, 1]

 

Allah, kulunun hatalarını affedeceğini beyan eder. Hem de severek affeder. Affettiği için sitem bile etmez kuluna. Affettiğini hatırlatmaz bile kuluna. Bağışladığına, bağışladığını bile unutturacak denli nezaket ve anlayış sahibidir O. Hem de O, kulunun kusurunu bilmesiyle yaşadığı mahcubiyeti, kusursuzlukla kapılabileceği gururdan daha sevimli bulur. Hem de O, kulunun pişmanlığıyla döktüğü gözyaşını günahsızlığı sebebiyle kendini beğenmesinden daha makbul bilir.

 

Allah'ın kusurunu af ve bağışı için vesile eylediği kulunu kimse, affedilmez ve iflah olmaz ilan edemez. Allah'ın hatasıyla da sevdiği, hatta (tövbesine vesile olduğu için) hatası için sevdiği kulunu hiç kimse sevimsiz bulamaz. Yoksa, kendini Allah'ın Resûl'ünün önüne koymuş olur. [Daha dikkatlice bakınız, Hucûrat, 1]

 

Allah, mü'min kulunu dokunulmaz ilan etmiştir. [İnanmıyorsanız bir daha okuyun: Münafikûn'un 8. Ayetini: "İzzet, Allah'a, Resûl'üne ve mü'minlere aittir."] Mü'min olmak şerefli olmak için yetiyor. Ek bir şart koymuyor Rabbimiz. Onurumuz Allah'a ve Resûl'üne göre yaşama çabasından besleniyor demek ki.. Allah'ın ve O'nun elçisinin garantörlüğü altındaymış mü'minin olarak dokunulmazlığımız. Allah'ın dokunulmaz kıldığına dokunan yanar! [Bir de Hucûrat 2'ye bakalım: "...yoksa yapıp ettikleriniz boşa gider, sevaplarınız yanar!]

 

Bir insanın, gıyabında da onurunun korunduğu, olmadığı yerde de saygı gördüğü, işitmediği kapı arkalarında da hatırının sayıldığı biricik medeniyetin mensupları olarak, gıybetsizliğe davet ediyorum sizi. Gıybet Gönülsüzlüğüne... Etlerimiz gibi sözlerimiz de "İslamî usulle kesilmiş" olsun istemez miyiz? İçkinin olduğu kadar gıybetin de "damlasını ağzıma değdirmedim" diyebilmeyi istemez miyiz?

 

 

Dr. Senai Demirci
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 13 Ağustos 2009, 08:47:36 ÖS 20
Nazan Bekiroğlunun Lasını sevdim. ama bu doğruları güzel anlatmak değil, güzel anlatabilmek için doğrulardan feragat etmek mi denir. neyse zaten tanıyan tanıyor.
edebiyatcı gözüyle la nazan bekiroğlunun zirvesiydi. keyifle okudum....

sonsuz uzun ölüm karakutu yayınları.
bu bir roman. başlarken bitirir bitirmez ortalıkdan kaybedeceğim dedim. ortalarda yok bunu tavsiye etmeliyim. ama bayanlar kaldıramaz erkekler okusun dedim.
sonunda okunmalı arkadaşlar demeyi tasarlıyordum :))))

gözlerimizi kapattığımız  asıl derdimiz.
küresel dünyanın vicdanı ebu gureyb!
evet zor olacak ama okuyun derim....

katre-i matem-iskender pala (yukarda birisi bahsetmişti)
normal iskender pala sevenler boşuna heveslenmesinler çünkü bu bir çeviri. bu hikaye kendisine ait değil. iskender pala divan edebiyatı yazarı öyle katilmiş kanmış anlamaz laleden gülden bülbülden aşkdan fırsat bulamaz:)
derkenarlarda anca nefes alabilmiş.
cingöz recaiyi tanıyanlar varsa o tadda bir hikaye. bi şehzadenin hikayesi. ergenekon ordan başlamış sanki osmanlının derin devleti gibi..
neyse ilgilenenler okusun. ben pek beğenemedim.(bildik hikayeler)
 
şöyle kitap dediğin budur diyecek bir okuma yapamadım. hep eleştiri .. eleştiri. almıyorum buraya.. en beğendiklerim bunlardı.....
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: lacivert - 18 Ağustos 2009, 12:03:44 ÖÖ 00
İSLAMDA İNANÇ SİSTEMİ AKAİD - FERİT AYDIN
Kahraman Yayınları

 Akaidle ilgili konuları çok anlaşılır, sistematik ve akıcı bir dille anlatan kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Bu konuda aydınlanmasını istediğiniz her yaştan insana da tavsiye edebilirsiniz.


KUR’AN’IN HZ.PEYGAMBERİ EĞİTMESİ – Murat KAYACAN
Ekin Yayınları

 Kitabın konu başlığı Murat KAYACAN’ın tez konu. Birinci bölümde Kur’an’ın kendisini ve Hz.Muhammed(s)’i nasıl tanıttığı ikinci bölümde ise peygamberi eğitirken hangi metodları kullandığı aşağıdaki başlıklar altında konu ediliyor. Bibliyografyası ile birlikte 171 sayfa olan kitap çok akıcı ve sistematik, dolayısıyla kolay anlaşılır. Konular ilgili ayetlerle ve hadislerle birlikte anlatılıyor.

 KUR’AN’DA KUR’AN-I KERİM VE HZ.MUHAMMED(S)

I           Kur’an Kerim’in özellikleri
II         Kur’an’da Resulullah(sav)’ın Konumu

 KUR’AN’IN HZ.MUHAMMED(S)’İ EĞİTİRKEN KULLANDIĞI METODLAR

I           Tartışma Metodu
II         İmtihan Metodu
III        Kıssalar ve Eğitim
IV        Temsil Metodu

 Bize Kur’an ve Peygamberimizin eğitilmesi ışığında kendimizi nasıl eğiteceğimize dair ipuçları veren bir kitap. Okunabilir ve tavsiye edilebilir. Çok beğendim.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: lacivert - 18 Ağustos 2009, 12:10:14 ÖÖ 00
Bugün Baraka'yı aldım. William P.Young okuyan var mı?

"Dünya bu kitabı konuşuyor" yazıyor üstünde. benim niye haberim yok  ???
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 18 Ağustos 2009, 09:41:57 ÖS 21
Bugün Baraka'yı aldım. William P.Young okuyan var mı?

"Dünya bu kitabı konuşuyor" yazıyor üstünde. benim niye haberim yok  ???

üzülme bizim de haberimiz yok
onların ki pazarlama stratejisi
dünya konuşuyor diye merak duygusu uyandırıp kitabı satacaklar

diyordum kiiiii

yahu bu baraka bizim baraka değil mi dedim :D

öyle bir belgesel vardı. kitap ile bağlantısı varmı bilemiyorum ama belgesel şu :

(http://www.sinema.com/images/original/48219.jpg)

KAYNAK (http://www.sinema.com/film/2425/baraka)

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: elma - 18 Ağustos 2009, 09:53:28 ÖS 21
sufi yayınlarından çıkan muhammed ikbal in 'kulluk kitabı'. okunmaya değer bir kitap daha doğrusu eser.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: lacivert - 19 Ağustos 2009, 02:31:59 ÖÖ 02

Alıntı

yahu bu baraka bizim baraka değil mi dedim :D

öyle bir belgesel vardı. kitap ile bağlantısı varmı bilemiyorum ama ...



Belgesel sanırım şu:

kanadalı belgesel yönetmeni ron frickle abimizin sadece 70 mm.lik kamera ile çektiği belgesel-film. az replik ve bol fotoğraf karesi ile sağlanan görsellikten ibaret özetle. baraka kelimesini seçmesindeki neden ise zannımca nefes verme anlamında olması(arapça). nefes verme kelimesinden,dinsel konuların farklı bakış açılarından ve kültürlerden anlatımı ile hepimiz aynıyız,birbirimizden farkımız yok gibi bir sonuca varıyor yönetmen. 6 kıtada toplam 24 farklı ülkede çekilmiştir. tüm bu çekimler 14 ay gibi kısa bir zamanda tamamlanmıştır. ron, filmi kendi cümleleriyle anlatırken insanlığın sonsuzlukla alakasını ortaya koymak istedik gibi bir açıklamada da bulunmaktadır.

sonuç itibariyle her bir karesini tekrar tekrar başa alıp izlediğimiz, national geographic dergisinin her bir sayısının filmde bir kare halinde karşımıza çıktığı, fotoğraf sanatına ilgi duyan her insanın izleyip bir şeyler kapmasında fayda görülen klasik yapıt.


Kitap ise şu:

Profil Yayınları arasından çıkacak olan kitap "Trajedinin Sonsuzlukta Buluştuğu Yer" alt başlığını taşıyor. Tüm dünyada en çok okunan kitaplar arasına girmeyi başaran kitap, bir yazarın hayal gücü ile bir ilahiyatçının tutkusunun birleştiği noktaya işaret ediyor. İnsan benliğinin derinlerindeki soruların yanıt bulduğu bu romanda, Allah'ın tüm kullarını kuşatan merhametine bir kez daha tanık olacaksınız.

Farklı barakalar gibi görünüyor.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 28 Eylül 2009, 09:40:33 ÖS 21
(http://img25.imageshack.us/img25/2054/xerbaiinxerbaiinxerbaii.jpg)

Selamun Aleykum
Alex Haley'in  editöryal derlemesini yaptığı, Maolcolm X in kendi dilnden hayatının anlatıldığı kitap "insan yayınları" tarafından okuyucunun istifadesine sunulmuş.
{Yeni Şafak gazetesinin  okurlarına verdiği baskısı da mevcut.Hem aynısı hem de üçte bir fiyatına }


Kitabın ilk 100 sayfası, Alex Haley tarafından yazılmış bir ön-tanıtımı içermektedir.Alex Haley, Malcolm hakkın da neden bir çalışma yapmak  zorun da kaldığını kısaca açıkladıktan sonra, Malcolm X   serancamını gözler önüne sermeye çalışmaktadır. Daha sonra ki sayfalar - bu 500 sayfaya tekabul etmektedir- hiç bir müdahalede bulunmaksızın, Malcolm'un doğumundan ölümüne kadar kendi dili ile anlatılmıştır. Bu  hayat hikayesi aynı zaman da bir halkın, o zaman ki kaderi, tarihin hafızasın da muhafaza edilsin için yazılmış, bir vesika görevini de görmektedir.

Malcolm X kitabı için, biyografik bir çalışma  demek ne kadar doğru bilmiyorum ama,şurası bir gerçek, bu kitabı bitirdikten sonra, bir kişiden ziyade bir HALKI, bir hayattan öte ortak bir YAZGIYI, orantısız güç ile öğütülmek istenen  bir kavmin TUTUNMA çabasını da okumak mümkündür.
 
 
Kitap bildik biyografi tarzın da ele alınmış.

Malcolm X Amerikanın Omaha eyaletin de dünyaya gelir.Babası dindar bir hristiyandır.Malcolm  6 yaşlarında iken babası ırkçı Ku Klux Klan üyeleri tarafın dan öldürülünce dağılan aileden onun payına, başka bir aileye üvey evlat verilmek düşer.
Babasına göre daha bir gün görmüş olan annesi bir başına kalınca, çalışmaya ve  ailenin her işine yetişmeye çalışır, üstesinden gelmekte zorlandığı dönemlere baş gösterdiğinde ise o zaman ülkede gittikçe faal olan, çok da iyi niyetli olmayan,misyoner yardım kuruluşlarının sıkıştırmalarına maruz kalır.Bu adamlar ile baş edemeyince onların istediği her şeye evet demek zorun da kalır, öyle ki bu zorda kalma hali ve onun doğurduğu sonuçlar, onun ruh dünyasını çok derinden etkilemiş, ömrünün son demlerine kadar akıl hastanesine yatırılmasına neden olmuştur.

Malcolm kasaba okulun da  oldukça başarılı bir öğrencidir.Boston da ablasını ziyarete gitmesi, onun için hayatının dönüm noktalarından birisi olur.Yaşadığı kasaba da görmediği rahatlığı ve yüksek hayat şartlarını burda görür ve buraya yerleşmeye karar verir.

Okulda hocası ile araların da gecen bir konuşma vardır ki Malcolm bunu Oxford unuversitesin de öğrencilere konferans verecek düzeye geldiğin de bile unutmaz. {siyahların avukat olamayacağı ancak iyi bir  marangoz/çiftçi vs olabileceği sözüdür} Bu ve benzeri bir çok dışlanmışlıklar, Malcolm'u Boston hayatına  hızlı bir giriş yapmasını sağlar.
Garsonluk-uyuşturucu kuryeliği-silah ticareti-kadın -gasp-organize suçlar vb bir çok kirli içinde bulur kendisini.Lakabı Detroitli KızıLoğlandır.{kızıl lakabını teninin açık oluşundan alır}

Artık alemde adını Boston'a-Harlem'e ve daha birçok  birleşik Amerika  şehrine duyurmuştur.
Mesleğinin zirvesinde iken  yaptığı bir iş yüzünden tutuklanması hayatının dönüm noktalarından sadece birisi olacaktır.Malcolm un hayatı da tıpkı kendisi gibi hareketlidir.Cezaevinde  yaramaz Dedroitli KIZILoğlan durulur, kardeşlerinin Elijah Muhammed adın da birisi ile tanıştıklarını, bu kişinin siyahların hakkını savunduğunu ve onları beyazlara karşı bir arada örgütlediğini duymuştur.Kendisine  Elijah hakkın da verilen bilgilere  sıcak bakar ve kardeşlerinin tebliği sonucun da yeni bir döneme kapı aralar.bu sefer ki evrilme harlemin kirli sokakları değil demir parmaklıklar arkasın da, kimsesiz ve kendisi ile  yüz yüze geldiği bir dönemde olur.Malcolm yeniden kendi kendini inşaa etmek şeklinde yeni bir dönüm noktasına geldiğin de kirli dünyanın Malcolm u gitmiş yerine çılgınlar gibi okuyan, en ufak ayrıntıyı bile kaçırmayacak kadar titiz şekil de araştıran, kafayı patlatırcasına düşünen, bir malcolm gelmiştir. Çok fazla okumaktadır, öyle ki kapı arasında süzülen ışık hüzmelerinden bile yararlanacak kadar  önemsemektedir okumayı.{malik el şahbaz iken ; fırsatım olsa yaşımın ilerlemesine aldırmadan tekraradan sıfırdan okula başlar ve ölene kadar okur araştırıdım. demiştir}.


Elija Muhammed  ile hapishane de tanışır ve sürekli olara kmektuplaşırlar.Öyle ki bu işi serbest bırakılana kadar bir hafta bile aksatmadan devam ettirir.Mektuplaşmalar da malcolm hem bilgi hemde kişilik olarak hayli yol kat etmiştir.Bu gelişmenin farkın da olan Elijah Malcolm çıktığı gibi ona sahip çıkmış ve onu ikinci adamlığa kadar uzanan yolu açmıştır. Aslın da Malcolm bu  ilerlemeleri  birilerinin sunmasın dan ziyade kendi becerisi ile kazanmıştır demek daha doğru olur. Genç ve ateşli bir vekildir.Hemen hergün bir meydan da ve hararetli konuşmalar sergilemektedir.Beyazlardan nefret etmenin gerekliliğinden  ve siyahların nasıl kanını emdiklerinden  bahsetmekte. dikkat çektiği konular dinleyicilerini hem cesaretlendirmekte hemde  cemaatin sayısını gün be gün artırmaktadır.Hemen her gün birleşik Amerikanın farklı bir yerinde, yeni mescidler açtırmakta, yeni kardeşleri cemaate kazandırmaktadıR.Bu başarıSI elijahın  lutfunu kazanırken aynı zaman da hem diğer vekillerin hem de Elijahın kendisin de iyiden iyiyie bir tedirginliğide gün yüzüne çıkarmaktadır; Malcolm bu hız ile giderse  tek adamlığa çıkacaktır, bütün medya ondan bahs ediyor, bütün konferanslarda onun adı aranıyor hale gelmiştir.Bunca popülerliğe rağmen  Malcolm  hiç birisne kulak asmamış her s eferin de  elijaha olan sadakatini ve onun öğretilerine olan  bağlılığını dile getirmektedir.gerçekten elijahı çok sevmektedir, çünkü o  beyazların siyahlar üzerin de  oynadığı oyunların ne denli zararlı ve çirkin olduğunu görmekte ve bundan ötürü elijahın  toparlayıcılığını önemsemektedir.

Ahlak ilkesi cemaat mensupları tarafından oldukça önemsenen ve hemen her konuşmada öne çıkan temel ilkelerdendir.Elijah Muhamedin bu ilkeyi çiğneyebileceğini aklının ucundan bile geçiremeyecek olan malcolm, bir gün elijahın  yanın da ki iki sekreteri ile olan ilişkisinin olduğunu  gerçekten gördüğünde onun için yeni bir dönem daha başalyacaktır.

Bu gerçeğe vakıf olması bi yana, ona bunun sindirmesini istemelerini,  hazm edemeyen malcolm,bu itaatsizliğin sonucun da  cemaatten süresiz bi zaman için uzaklaştırlır.Gerekçe olarak  yaptığı ateşli konuşmalar sonucunda cemaatin çok fazla dikkat çekmeye başlaması  söylenir.bu yetmiyor  gibi cemaatin kendisine tahsis ettiği ev ve arabayı geri istemesi iyice kırılmasına ve sıkıntıya düşmesine sebeb olacaktır. Bu ambargoya rağmen  hiç bir zaman boş durmayan detroitli kIZIl oğlan bu seferde boş durmamış  ablasından aldığı borç para ile  Mekkeye gitmeye kara vermiştir.

Mekke ve diğer arap ülkelerinde ki yolculukları Malcolm için tevhidi bir bilincin yeşerdiği yepyeni dirilme dönemi olacaktır.



Elijahın kendilerine din diye sunduğu şeyin milliyetÇilik ve yalanlarla dolu olduğunu fark ettiğin de   İSLAM diye bir dininin  olduğunu ve onun peygamberinin Elijah olmadığını,kitabının da Elijah öğretileri gibi tutarsız olmadığını öğrenecektir.o artık  malcolm değil "el Hac Malik Şahbaz" dır.

Siyahların Allahın bir ayeti olduğunu, onlara karşı duranların aynı zaman da Allaha karşı durduğunu kavramış  ve beyazlara nefret üzerinden bir  yapılanmanın  doğru olmadığını da anlamıştır.Yepyeni bir Malcolm doğmuştur doğmasına ama bunun sancısı diğerlerine göre çok daha ağır olacaktır.Sürekli olarak Elijah cemaati tarafından tehdit edilmekte ve hakkın da  yalan yanlış probagandalar yürütülmektedir.O tüm bunlara rağmen  bildiği doğruları  korkmadan haykırmaya devam edecektir.

Arap coğrafyasından sonra bu sefer Afrika ülkelerini dolaşarak bir an bile boş durmamamıştır.bir Afrika birliği projesini kafasında canlandırmış ve onun hakında sürekli oalrak  yetkililerle temaslar gerçekleştirmiştir.O na göre  emperyalist güçlere karşı durmanın tek yolu  kendi değerleri etrafın da toplanmış bir afrika birliği olmalıdır.Bu birlik kurulabilseydi  islamdan beslenen adaletlki bir birlikte olabilecekti.

Gittiği her yerde ciddi bir rağbet görmekte ve artık namı birleşik Amerikanın çok ötesin de  bütün dünya tarafındna bilinir hale gelmektedir.Bir zamanalr kendisine sadece  marangoz olmayı reva gören öğretmeninin sesine kulaklarını tıkamış ve şimdi beyazların en  kaliteli üniversitesin de  bir temizlik görevlisi olarak değil, beyazların hatalarını yüzlerine çarpan bir  siyah-i bir aydın olarak konuşma yapmaktadır.


Gerek Elijah,gerek  onun işbirliği halinde olduğu sonradan anlaşılan beyaz efendiler için malcolm  gittikçe tehlikeli şeyler  düşünmekte ve söylemektedir.Elijah için siyahların gerçeği görmesi ve  onun tek-eli'nden uzaklaşması şeklinde yorumlanacak bu korku, beyaz efendiler için ise adaletli ve iyiliksever bir beyaz ile siyahın bir arada yaşayabileceği-ortak paydada buluşabileceği düşüncesi korkutmaya başlamıştır.Malcomun EL HAC MALİK olmadan önce, beyazlardan nefret üzere kurduğu düşüncesinin o zamanlar  beyaz efendileri rahatsız etmeyişi oldukça manidardır ve  artık detroitli kızıl oğlan bu  kirli oyunun farkına varmıştır.Bunu tüm dünyaya fark ettirmeye çabalaması ise artık efendiler için  ciddi bir dur demeyi gerekli kılmıştır.Malcolm ortadan kaldırılmalıydı ve öylede yapıldı.Bir konferans sırasında  16 yerinden kurşunlanarak  şehadet şerbetini içmiştir .{konferansa çıkmadan önce öleceği hissinin içine  doğduğunu, yardımcısına aktarmıştır.}


Alex Haley tarafından derlenen  MALCOLM X kitabı, normal bir kitap olmanın çok ötesin de aynı zaman da, sömürü altın da ki tüm siyahların nasıl tecrid ve asimilasyona uğratıldığının,  anlatıldığı tarihi bir belgedir.


Beyaz efendiler tarafından  duyguları iğdiş edilmiş siyahilerin yerine,  inadına özgür, inadına kendisi, inadına insanca, düşünen bir adamdır Malcolm X.

Onu her görüşüm de aklıma V for vandetta  filminde ki "düşünceler kurşun geçirmez" sözü  gelir.
Düşüncelerinin kurşun geçiremeyeceğini kurşunlanırken tüm dünyaya bir kez daha bağıran adamın öyküsüdür malcolm X kitabı..

Veselam okunası bir kitaptır.

Selam ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: lacivert - 29 Eylül 2009, 01:31:17 ÖS 13
İçerisinde büyük inkılapların olduğu etkileyici bir hayat hikayesi. Bu tip dolu dolu geçen hayatlara imreniyorum.
Teşekkür ederiz erbaiin.
Ulysses ne oldu :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 29 Eylül 2009, 02:34:37 ÖS 14
Ulysses ne oldu :)

kardeş ulysses yalan oldu :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 29 Eylül 2009, 02:38:05 ÖS 14
çok güzel bir tevafuk yaşıyorum. :)
dün akşam malcolm x'in yeni şafak kültür armağanı baskısından koskoca kitapçıda kalan sonuncu kitabı ben satın almış bulunmaktayken, burada da sayın erbaiin abimizin tanıtımını görmek gayet mutluluk verici bir tevafuk oldu bana..
eee yazıcıdan çıktımı aldım..
artık okuduğum vakit, okuyacağım.. (ya da dayanamazsam bu gece okurum (iş yoğunluğum nedeniyle üzgünüm sonra inşallah :( ))
arkadaşlarım okudu, kitap süpermiş belirteyim yine de..
bir de :)
şuan okuduğum bir kütük mü desem :)
tavsiye edeyim..
islam kültür atlası - i.raci faruki'nin... ve eşi lamia el-faruki'nin..
giriş bölümü bana ağır geldi ama resimli anlatım çok güzel.. 
yine yenişafak ın armağı baskısından uygun fiyata edinebilirsiniz..
(http://images.gittigidiyor.com/1893/ISMAIL-RACI-EL-FARUKI-ISLAM-KULTUR-ATLASI-gt-1TL__18935261_0.jpg)
Başlık: Vahyin İmbiğinden Damıtılmış Özlü Sözler
Gönderen: siyahî - 30 Eylül 2009, 01:59:17 ÖÖ 01
Vahyin İmbiğinden Damıtılmış Özlü Sözler

(http://www.kidap.com.tr/_inc_ads/ozlusozler.jpg)




SÖZBAŞI


Sözünü bilen kişinin / Yüzünü ağ ede bir söz

Sözü pişirip diyenin / İşini sağ ede bir söz


Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı / Bal ile yağ ede bir söz


Kişi bile söz demini / Demeye sözün kemini

Bu cihan cehennemini / Sekiz uçmağ ede bir söz


Bir tek söz nelere kadirmiş meğer? Hem öldürür, hem diriltirmiş. Hem savaş keser, hem baş kestirirmiş. Bazen zehirli aşı bal ile yağ eden bir panzehir olur, bazen de cehennemi cennete çevirirmiş. Yeter ki söz ham olmasın, pişmiş olsunmuş.


Bizim Yunus öyle diyor. Doğru söylüyor. Doğru söylediğini Kelime-i Şahadet´ten biliyoruz. Çünkü bir söz kişiyi küfür karanlığından imanın aydınlığına çıkarıyor. Yine Kelime-i Tevhid´den biliyoruz. O kelime ki, Nebi´nin ifadesiyle, bir tanesi Hak katında tüm evrenden daha ağır çekiyor. Yunus Emre söz medeniyetinin çocuğu. Bu yüzden sözün kadr u kıymetini biliyor. Bu yüzden sözün gücüne inanıyor. Bu yüzden sözün gücünü gücün sözünden üstün tutuyor. Zira Yunus´u yetiştiren medeniyetin kurucu aklını sözlerin şahı olan vahiy, yani Kur´an temsil ediyor.


Elinizde tuttuğunuz ÖZLÜ SÖZLER, vahyin imbiğinden damıtıldı. 1992´de başlayıp 2008´de hitama eren tefsir derslerimiz sırasında sarf edildi kahir ekseriyeti. Birçok tefsir talebesi bu sözleri topladı. Bazıları bir inci saklar gibi özel defterlerde sakladı. Bu sözler dilden dile, gönülden gönle aktarıldı. El yazma nüshalardan çoğaltılıp dağıtıldı. Bazen ajanda, bazen dosya, bazen CD, bazen defter şeklinde bana da ulaştırıldı. Hepsinde ortak istek, bu sözlerin bir kitapta toplanmasıydı.

Zira bu sözler "hap sözler" diyebileceğimiz spot cümlelerden oluşuyordu. Akılda kolay kalıyor, vahiyle aklını inşa etmek isteyen kişilere meramlarını ifade etme kolaylığı sağlıyordu. Bazen bir tek cümle, ancak bir kitap ile ifade edilecek bir hakikati taşıyabiliyordu. Israrlara fazla dayanamadık. Vahyin İmbiğinden Damıtılan ÖZLÜ SÖZLER´i bir kitapta toplayıp, söz medeniyetinin çocuklarına sunduk.


Sahipli sözleri, emanete riayetin bir gereği olarak, sahibine nisbet ettik. Çok nadir olarak bize ait olmayan, fakat sahibini bilemediğimiz sözleri de naklettik. Onları "tırnak içine" aldık. Bu, o kadar önemli mi? Evet, önemli. Zira bir sözü sahibine nisbet ederek aktarmak, hem emeğe saygının hem de alıntı ahlakının bir gereğidir. Bu hassasiyetimize rağmen, ihtiyaten söylemeliyim ki, zihnimizin kayda aldığı ve fakat sahibini unuttuğu için sahiplendiği nadir sözler de olabilir. Eğer varsa, bu tür sözler için sahiplerinden huzurunuzda helallik dilerim.


Bilir ve inanırım ki söz söyleyenin/yazanın neresinden çıkarsa, dinleyenin/okuyanın orasına varır. Dudaklardan çıkan sözler kulak kepçesinde kalır, yürekten çıkan sözler yürekleri bulur. Dilerim ki, benim sözlerim de yüreğimden çıkıp yürekleri bulsun. Vahyin İmbiğinden Damıtılmış ÖZLÜ SÖZLER, "özden sözler" olsun, siz okurların da özünü bulsun. Yürek toprağına bir tohum gibi düşsün, orada iman güneşi ve irfan suyu ile tuba ağacına dönüşsün.


Sözümüzün özümüze, özümüzün hakikate ayna olması niyazımla…

Mustafa İslamoğlu

15 Ramazan 1430, İstanbul
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 01 Ekim 2009, 07:57:11 ÖS 19
(http://img33.imageshack.us/img33/7610/mizraksizilmihal.jpg)

Mehmet Efe
1969 Malatya doğumlu yazar
kitabı kaknüs yayınlarından çıkmış
ortalama 210 sayfa.
benim bildiğim 4. baskısı mevcut.
bundan başka "Hiç Bir Şeye Katılmıyorum" diye bir kitabı daha olduğunu biliyorum.


Mızraksız ilmihal tekere çomak sokma iddiasın da olduğu söylenir.Radikal camianın elin de heder olmuş insanların hikayesidir derler.Radikaller ne yapar, ne ederler, Mehmet Efe bunu iyi mi tespit etmiş, halt mı etmiştir pek bilmem.Lakin  şu gerçeği {vakaa} herkesin teslim etmesi lazım.

Yıllarca abi/üstad/şeyh/hoca ve envai çeşit büyüklerin elin de maymuna dönmüş bir "müslüman" fotoğrafı üzerinde artık ciddi bir çalışma yapılması gerekir.Sloganların, ezgilerin,şiirlerin,aşkların yetiştirdiği müslüman tipi artık ciddi bir tedaviye ihtiyaç duymaktadır.Sırf bunları hatırlattığı için de olsa hakkının iade edilmesi gerekir.Kaldı  ki o kadar üstüne üstüne gittikleri efe bir tedavi yapma iddiasından çok bir hastanın varlığına işaret etmeye çalışmaktadır.

Adam islamcılar hakkın da bir  eleştiri yaptı diye etmedikleri söz, yapıştırmadıkları yafta kalmadı.
arkasından binbir türlü dedikodu çevriliyor.
Hane bir gün biri çıkar da vatikanla işbirliği halindedir derse ona bile şaşırmam.Yabancı uyruklu bir hanımla evlenmişya o bakımdan .
En son fısıltı gazeteleri  çaktırmadan Türkiye'ye geldiğini usul usul takılıp geri gittiğini söylemişlerdi.
ne de önemli ya !

Bu bir kitap tanıtımı değil
çünkü
vakt-i zamanın da  mızraksız ilmihali tanıtayım istedim de neresinden tutacağı becerememiştim
hatta Serender kardeş okuduydu da pek bişi anlamadım demişti
aslın da haklıydı
çünkü bende bir şey anlamamıştım :)
hem zaten kitabın kendisi de öyle sütten çıkmış ak kaşık değil
80'li yılların radikal müslümanları hakkın da eleştirel bir deneme
gayrısını siz düşünün.
Haa bir de, denemenin romantik olanı {imiş}

Kitabın iki tür değerlendirmesi var
islamcılar arasında ki değerlendirmesi genel de  radikallik eleştirisi ve savunusu şeklinde gelişirken
bunlarla ilgilenmeyenler ise  genel de İrfan ile Nurhanın aşkları üzerinde yoğuınlaşıyorlar.
ben her iki değerlendirme türünü de yapabileceğimi sanmıyorum.
illa ki tanıtılması mı gerek?
valla onu ben yapmıcam/yapamıcam
çünkü
neresiden tutsam elimde kalacak gibi...
hem zaten öle bi kitap olmasaydı yazarı da  Amerikalara tüymek yerine, babalar gibi kitabının arkasında durur bize de tutacak yer bırakırdı.
neyse çok önemli değil.
okunası bi kitap olduğu için buraya alıyorum.

Geçenlerde  izdiham da turlarken bilal can adında bi vatandaşın kitabn hakında bişiler dediğini gördüm
istediğim gibi bir tanıtım değil ama en azından benim radikalim seninkini döver türü gürültülerdem uzak, sadece İrfan ile Nurhan üzerinde durmuş
bizde bunu alıntılayarak o ızdırabtan, izdiham sayesin de kurtulmnuş olalım.
bu belay-ı def ettiği için teşekürler  Bilal Can'a.


Bilal Can, Mehmet Erte'nin Mızraksız İlmihali'ni yazdı.


”bu kitaptaki kişi ve kurumların gerçek yaşamdaki kişi ve kurumlarla ilgisi olmayabilir”

80'li yılların ”islami genç kuşağın”öyküsü diye bir sloganla basılan kitap Mehmet Efe’nin bir döneme damgasını vuran çokça eleştirilen, çokça beğenilen, çokça konuşulan bir kitap olarakyer edinmiştir. Bendeki kitap 3. baskısı. Mart 1999 yılında Kaknüs yayınlarından çıkmış. Kitap ilkin Vural yayınlarından !993 tarihinde yayınlanmış. Uzun bir yayınlanma süreci geçirerek okuyucuya sunulmuş.

Kitap başlı başına bir film gibi olayları ve kurgusu bakımında. Aykırı bir kitap olduğunu daha ilk sayfalarda gösteriyor. Yazar da kitap röportajlarının birinde bu kitabın aslında bir tiyatro olarak hazırlandığını daha sonra bir kitap olarak üzerinde çalışıldığını belirtiyor.

Bütün olay İrfan karakteri üzerinden başlıyor. Kitap o dönemin üniversite ortamında bir portre çizerek geniş bir şekilde açıklayarak sunuyor. Kitap Mehmet Efe’nin tabiriyle bir alt başlık altında ”romantik deneme” olarak kategorilendiriliyor. Kendisi bunu ”bu benim uydurduğım bir terkip. El-cevap, (kitap) hem her ikisi hem de değil.

Diyacağsın ki neye, işte eyle…” Yani bu işin muhabbet yanı diyerek açıklıyor. Romantik deneme denmesinin uzunca açıklanacak bir yanı yok. Yazar öyle olsunistediği için öyle demiş. Başka bir yan açıklaması yok.

Bütün olay İrfan üzerinden gelişiyor dedik. İrfan sosyalistlerin tabiriyle ” aşırı dinci” namaz kılan, kuralları hiçe sayan. doğruyu söylemekten çekinmeyen saf ve temiz bir Anadolu çocuğu. Günlerden bir gün bu çocuk aşık olur ve olaylar hızla dallanıp budaklanmaya başlar. İrfan islami tartışmaların ardından bir anda kendini bir aşkın içinde bulur. Aşık olduğu kız ise onun görüşlerine tersliklerle dolu bir hayat içinde. Nurhan Cat Stevens dinleyip Orhan Pamuk okuyan bir kız. İrfan ise marşlarla harlanan ve islami tartışmalarla ateşlenen bir genç.

“Evet senin için ağlarım Nurhan.Senin için dua ederim, ikimiz için. bir kızın yüreği hangi dilden konuşur, bilmiyorum. ama benimle konuşmaya çalış benimle. bizleri farklı ve bir yaratan allah, anlaşılır da kılacaktır elbette. varlığmın her zerresiyle dinlerim seni, konuş ! Düşlerini anlat bana. düşleri gördüren allah. hem biz konuşuruz zaten… kelimesiz, harfsiz bir dilin aramıza çiçekler serpiştirdiğini duymuyor musun nurhan!

Ben de dirsek çürüttüm, ben de yutkundum; ben çok yutkundum nurhan, ama hiç yalan söylemedim. en azından son sekiz yıldır, polisler ve üzülmesinler diye aileme söylediklerim dışında hiç kimseye yalan söylemedim. hele sana! pırıltıları ruhuma yıldızlar serpiştiren gözlerine bakarak nasıl yalan söyleye bilirim ben!

ben dağlarda büyüdüm, ağaç diplerinde düşündüm çocukken.yuva yapan kuşlar gördüm nurhan. yapa bilirsin ki seni kadın olarak yaratmış llah seni tarif edemiyorum nurhan! sen beni tarif ediyorsun… belki de kalu bela’dan beri tanışıyoruz biz ruhlarımız tanışıyor…

ben çiçekçi dükkanlarından çiçek alamam. sana çocukluğumun geçtiği dağlardan toplamak isterim çiçekleri. ama bunları söze dökemem, dökemem dökemedim, dökemiyorum… ama inan bana sen; ana dilimde; uğrunda bağdat halifesi ile tek başına savaşılan destandaki kadınsın…

ama biz savaşmak zorundayız nurhan! yaratılışımız bize yüklediği anlamlardan biri bu! kötülükle, yanlışlıkla, zulümle, insanlarla hakikatin arasına giren her şeyle savaşmak zorundayız. hayatsa ölümle bitmiyor; biliyorsun

korkma nurhan! çünkü allah “korkmayın” diyor.”inanıyorsanız üstünsünüz…”

İrfan Nurhan ile tanıştıktan sonra büyük bir değişime uğruyor. Ve daha da ılımlaşarak o harlanan ateş bu sefer kendini bir aşkın ateşi içinde buluyor.

Kitap içinde barındırdığı şiirler, yazılar bakımından da dikkat çekici. Özellikle sağ cebah yazar ve şairlerinin şiirleri var. İsmet özel, Sezai Karakoç. Hadislerde sahabe portlerine değin bir çok yazı içermektedir. Kitap ayrıca islami gruplara alttan bir eleştiri olduğunu da söyleyebiliriz.

Kitap genel olarak akıcı ve sürükleyici olması bakımından kendini sıkmadan okutan kitaplardan. Ayrıca İrfan karakterinin gittikçe yükselen sesiyle bir şair olduğunu da gözlemlenebilir. Arada aşka kaptırılmış hüzünlü bir adam yüzü belirirken arada da anlamlı ve veciz ifadelerin yankılarına kapılmak elde değil.

”ne istiyoruz biz! insanlardan.İnsanlar için ne istiyoruz! insanların yaşamaya değer bulacağı ne var bizde! ” (nurhan’ın defterindenn)



Bilal Can/İzdiham





Başlık: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 02 Ekim 2009, 08:31:59 ÖS 20
bu arada sabahları okumanız için Halil Cibran - Fırtınalar kitabını da öneriyorum..
ille de sabah ama.. :)

(http://static.ideefixe.com/images/75/75029_2.jpg)

Halil Cibran'ın Fırtınalar'ından önce aslında 'kum ve köpük'ü okumak istiyordum.
Aradım, taradım.. bulamadım derken, dün, raflar arasında gezinmeyi çok seven bencağız :) birden Halil Cibran'ın bu eseriyle tevafuken karşılaşıverdim.. ve okudum tabi ki.. kitabın resimlerine eleştirimin haricinde, heryerde karşılaştığınız Halil Cibran sözlerinin bu kitapta olduğuna rastlayabilirsiniz.. mesela ben okurken, aaa bu cümleyi biliyorum tanışıklığını çok yaşadım..

tavsiye ediyorum :)

(http://www.kidap.com.tr/kum-ve-kopuk-halil-cibran-r60993-sz115.jpg)

"şiir yüreği büyüleyen bilgeliktir.
bilgelik akılda şarkı söyleyen şiirdir."
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 02 Ekim 2009, 08:36:40 ÖS 20
Bu arada Mustafa İslamoğlu'nun 'Vahyin İmbiğinden Damıtılmış Özlü Sözler' adlı kitabını da karıştırma fırsatı buldum.
Basımı çok güzel..
İçeriğini konu konu ayırıp, kalbe dokunacak ilgili sözleri sunuma hazırlamışlar.
Hz. Yusuf ile ilgili epeyden beri ilgili olduğumdan ve hayatımda çok tevafuklar yaşadığımdan mıdır? nedir?!
açar-açmaz 'iftira' başlığındaki bir bölüme göz atma durumum oldu.
Yani teşekkürler Siyahî, tanıtımınız için.. demek istedim aslında :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: siyahî - 03 Ekim 2009, 04:13:18 ÖS 16
eyvallah Ayşegül..
hayırlı bir işe vesile olmak güzel bir duygu...
Rabbim okumalarınızı bereketli kılsın.
selametle
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 09 Ekim 2009, 04:21:21 ÖS 16
bana şöyle güzel bir şiir kitabı önerseniz, pek güzel olurdu..

sezai karakoç'un leyla ile mecnun şiirlerini okumaktayım ama...

(http://www.kidap.com.tr/_cresim/_380_30863.jpg)

daha bitirmedim...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 16 Ekim 2009, 01:40:40 ÖÖ 01
(http://static.ideefixe.com/images/44/44362_2.jpg)


Selamun Aleykum

Müslümanca düşünmeyi öğreten Rasim Özdenören'in, en güzel kitaplarından biridir "Kafa Karıştıran Kelimeler".
Şu an raflar da İZ yayıncılık tarafından basılmış 5. baskısı mevcut.


Gündelik ilişkilerimiz de  belirleyici araçların başında gelir "kelimeler". Bunun dışın da bir takım "mimik ve yapay işaretler" iletişim de araç olarak kulanılmışsa da, kelimelerin karşısın da oldukça eksik ve sınırlı bir alan da kaldıkları bilinen bir gerçektir.

Kelimeler ile algılar, kelimeler ile düşünür, kelimelerin bir tezahürü olarak hayatımızı şekillendiririz.
Bu gerçeği tekrardan hatırlatma üzerine yazılmış bir kitaptır kafa karıştıran kelimeler.


İetişim de kelimeler  kadar, kulanılan kelime ve kavramaların her iki taraf için de aynı anlamı çağrıştırıyor olması da oldukça önemlidir. Söz gelimi muhatabınıza Rasyonalizm'den  bahs ettiğinizde o bunu Pozitivist bir algı ile değerlendirip içini ona göre  doldurmaya çalışıyorsa o zaman ortada bir iletişimden çok bir kutuplaşma, bir farkılılaşma var demektir.
Özdenören, kelimlerin muhtevasına  ve kulanış biçimlerine bu doğrultu da bir bakış getirdikten sonra, kimlik ile kelimeler arasın da olması  gereken ilişki hakkın da ufuk açıcı tanımlamalar yapar.Kitabın ilk kısımlarında "demogoji ve entellektüelizm" kavramları üzerinde durmayı gerekli gören yazar, bunun nedeni olarak, yabancı kavramların daha çok bu alanda  başgöstermesi olarak açıklar.Demogoji denilen kelimeler ile oynama, kafa bulandırma işinin en çok bu alanda  icra edildiğini bilenler, makul bir giriş olduğunuda fark ederler.Demogoglar ile entelektüeller arasın da inceden bir bağ kuran yazar,entellektüelizmi teknik bilgi ve mekanik bir işleyiş çerçevesin de tarif ederek, kafa karışıklığının sebeblerine daha ilk sayfalarda işaret etmeye çalışmaktadır.


Sosyalizm / Liberalizm / Kapitalizm / Secularizm / Demokrasi / Teokrasi / Nihilizm / Ateizm / Agnostizm ... gibi  uzun uzadıya sıralayabileceğimiz bir çok yabancı kavramın, asal anlamları dışın da "yerlileştirilerek" lugatımıza nasıl ne neden girdiğinin sorgulayan Rasim Özdenören,  kendi kavramlarımıza tekrardan yönelmemiz gerektiği konusun da makul nedenler sunmaktadır.

 
Batı dünyası tarafından ihraç edilmiş kavramlar -hemen hepsi- asıl anlamlarını fransız ihtilalinden sonra ki sürece dayandırmaktadır.Batılı toplumların klise ile olan mücadeleleri sonucun da muhtevasını oluşturulan  bu kavramlar, dönemin kendi gerçekleri çerçevesinde değerlendirildiğin de kısmen anlaşılır olabilir.Fakat bu kavramların  olduğu gibi  islam beldelerine sokulup muslumanalrca sahiplenilmesi kafaları karıştırabilir.Çünkü islam  dininn de batı da olduğu gibi bir klise hegomonyası / din-i tekeline almış din adamı sınıfı / nasların zamana ve mekana göre değişebilirlik gibi özellikleri yoktur.Tüm bunların karşısın da bir burjuva sınıfının oluşması da imkansızdır.Unutulmamalıdır ki her yeni kavram bir iddia ve bir beklenti ile  gün yüzüne çıkmaktadır.Rasyonalizm kavramının Avrupa da klise dogmalarına karşı bir savunu olarak kulanıldığını ele alırsak ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.Klisenin uygulamaları rasyonalizmi gerekli kılmıştır bu bir gerçektir. Ama kimin için? Tabii ki klise despotizminin geçerli olduğu topluluklar için, biz bugun müslümanlar olarak bu kavramı olduğu hali ile kulanmaya kalkacak olursak temek kabul ettiğimiz bir çok düşünceyi de muallakta bırakmış olacağız.Övmek yada yer'me amaçlı olsa bile islam ile rasyonalizm arasın da bir uzlaştırma gayretine girişmek kafamızı karıştırabilir. Çünkü islam akılcı değildir, akla uygun olanı kabul eder gibi bir fark var.Klisenin sahtekarlıkları karşısın da bezmiş olan batılı insan aklı merkeze alarak bir rasyonalizm savunusu  yapabilir ama bir müslümanın merkeze aldığı temek ölçü hiç şüphesiz vahiy olmak zorundadır.eğer  akla uygunluğu ile akılcılık arasın da bir farkı gözetmez isek bunun bir adım ötesi olan pozitivizm'e kapı aralamış oluruz.Hal öyle olunca da  realiteyi bilime hasr etmiş dolayısı ile deneye tabi olmayan her şey.i dogma olarak nitelemiş oluruz.



Halk içinde  batılı kavramlar ile islamın temel kavramları arasın da ciddi bir  karışım mevcut.mesela ihlaslı bir kafir veya tam tersi demokrat bir müslüman deyişi bunun  basit örneği olabilir.karşılıklı olarak kavramların değerlendirmesine devam eden yazar, Erdem ile Takva kavramlarını derinlemesine ele alarak iki dünya arasında ki temel farkları gözler önüne serer.

Nasıl oldu da bu kavramlar hayatımıza böylesine yerleştirildi ve müslüman aklın yerini batılı düşünce sistematiğine ram olmuş bir akılcılık aldı sorusunu da cesurca sorarak cevaplayan yazar, zihinsel bir BATI-L olma halini tanzimat döneminden itibaren ele alarak o dönem aydın {göreceli bir kavram} takımının batıdan medet bulma hastalığına bağlar.
Sosyal-siyasal-kültürel bir çok alan da  dilin tahrif edilmesini, batılılaşma eğiliminde olan aydınların etkisine bağlayan yazar, bunun da "reel batı" kriterlerinden uzak, daha çok  kendi kafalarında eklemmlendirerek oluşturdukları bir batı fantazisine bağlar..

İslami hükümlerin anlaşılır olabilmesini onların hayata geçirilmesi ile mumkun olduğuna dikkat çeken Özdenören, batılı kavramalrın teorik olarak düşünülmüş fakat sosyal hayatta  çarpık bir karşılığı olduğunun altını çizerek bu kelimelere karşı teyakkuzda olmamız gerektiğini söylemektedir.


Cemil Meriç  "Bu Ülke" isimli eserin de batılı düşünceyi  ve islam toplumuna etkilerini değerlendirirken tarihe geçecek şu meşhur tespiti yapar ;
"İZİM'ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri! itibarı menşeinden, hepsi de Avrupalı" demektedir.
Ünlü düşünürün dikakt çektiği gibi, eğer hayatımzıda onca yer etmiş batılı doktorinlerin asal anlamlarını bilmez ve onun yerine kendi kavramlarımızın getirme gayretine girişmez isek kafa karışıklığımız zamanla batılılar gibi olmaya bizi mecbur edecektir..

Hasıl-ı kelam Bu bir kavgadır.Batılılaşma ve batı/L ile olan kavgamızdır.Mücadele etmemiz gerekiyorsa bunu her  alanda yapmak ile mukellef olduğumuz bilmemiz gerek.

Latin Amerikalı İsyancı komutan Marcos'un dediği gibi 
"kavga bir çember gibi her noktasın da başlar ama asla bitmez".
Bitmeyecek olan bu kavga da techizatlarımızı doğru kuşanmalı, düşmanın tuzaklarına safça kurban gitmemek adına idrakimize ve lugatımıza sahip çıkmalıyız.

selam ve kitap ile.

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 17 Ekim 2009, 05:01:02 ÖS 17
(http://kaknus.com.tr/new/files/node_images/arkasin_gunlugu.jpg)

Kendini arayan adam "ARKAŞ'ın Günlüğü"

Mihail Nuayme tarafından kaleme alınan roman, Kaknüs yayınları tarafından basılmış
3, baskısı mevcut. Yaklaşık 145 sayfa.

1889 lübnan doğumlu Mihail Nuayme, göç edebiyatının -doğuyu batıya taşıyanlar- önemli isimlerindendir.


Nuaymenin eserlerin de doğuya özgü bir sadelik var. Sorgulyıcı bir dil ve kıyaslama yöntemini sıkça kulanır.Göç ettikleri yabancı diyarlar da;değişik halklar-kültürler-dinler-yönetimler görmeleri ve  bunların hepsinin arasın da bir yer bulma çabası bu dilin oluşmasında hayli  etkildir.
Amin maoluf - Halil cibran -  Mihail Nuayme bu noktada benzeş özelikler gösterirler.
bu kitap ile birlikte göç edebiyatının "insan-ı anlama" da ki başarısını daha iyi fark edersiniz.

Doğu edebiyatının "insanı" merkeze alan temel özelliğini Nuaymenin Ey insanoğlu  romanın da ki  bilge & muhabir arasın da diyaloglar da görebileceğimiz gibi New York'ta bir arap kahvesin de çalışan Arkaş'ın suskunluğunda da görmek mümkündür.

Basit bir kurgu üzerine gelişen  kitap, insan ruhunun derinliğine inebilme başarısı ile okuyucusunu, daha ilk sayfalarda cezb ediyor.
Dışarı da olup biteni okumaya çalışırken arkaşın sizin için sesizlikten ördüğü iç duvarın ardına sığınıyor olmanın  ayrıcalığını his-edersiniz bu kitapta.
hasılı okunası kısacık ama uzun düşünceli bir nuayme romanı.
mihail nuayme ile ilk defa tanışacaklars önce "ey insanoğlu" kitabını önerebilirim.

selam ve kitap ile.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 24 Ekim 2009, 06:40:52 ÖS 18
(http://static.ideefixe.com/images/62/62698_2.jpg)


İdris Özyol
birey yayıncılık
4.baskı  

kural'dan-kadı'dan sıkılan
kafasının tası atan
sınırsız bir isyan okuması
yapmak isteyenlere :)
Başlık: Sizden Nefret Ediyorum...
Gönderen: erbaiin - 24 Ekim 2009, 08:19:56 ÖS 20
kitabın 59.sayfasından miniminnacık bir alıntı yapıyorum  8)



--- ( alıntı) ---
'Rezil olma hakkımı kullanıyorum, beyaz çorap giyme ve halk otobüslerinde yolculuk etme hakkımı. 'yoz' diye bir köşeye attığınız ne kadar müzik varsa dinleyeceğim hepsini ve Müslüm Gürses konserlerine cebimde jiletle gireceğim. simit yiyeceğim ve lahmacun ve kebap ve isot biberi yiyeceğim ve ayran içeceğim bunların üstüne.

korktuğunuz partilere oy vereceğim ve sonra o partileri pat diye bırakıp başka partileri deneyecek keyfimin kahyası. günün en civcivli saatlerinde uzanıp uyuyacağım parklarda ve topuğunu ezdiğim ayakkabı cesetleri yattığım bankların ucuna düşecek. terleyeceğim ve hayatının en uzun koşusuna çıkmış bir at gibi kokacak vücudum. cicili bicili sözleri, ince iltifatları tutmayacak aklım ve ilk kez gördüğüm birşey gibi bakacağım bana 'beyefendi' diyenlerin suratına. adımla çağırın beni, sadece babamın kulağıma okuduğu isimle.


saçmalama hakkımı kullanıyorum kaldırımlarda bir meczup gibi dolaşma ve otobüslerde arkaya doğru gitmeme hakkımı. vitrinlerinizin önünden, cicilerinizin, modalarınızın, ve kokulu sabunlarınızın önünden en kayıtsız halimle geçeceğim. bana hiçbir şey satamayacaksınız ve ben size hiçbir şey satmayacağım. sigortasız, pasaportsuz, ehliyetsiz dolaşacağım ve korkacaksınız gözlerime bakmaya. (bu yazıyı okurken bile ürperdiniz!) gözlerim üzerinize toprak atmaya hazırlanan bir mezarcının kıllı elleridir çünkü. korkacaksınız ve ben fütursuz yürürken yollarınızda siz kenara çekileceksiniz hep. sizin göreviniz, sizin gibi olmayanlardan korkmaktır. korkun bizden; biz öcüyüz beyzade ve beyaz semtlere kıstırdığımız her seçkin beyaz kafaya 'pöhhh! ' deme hakkımızı kullanıyoruz. pöhhh! acaip korkuyorsunuz ve fakat bitirdiğiniz okullar tutamıyor elinizden, çalıştığınız temiz işler saçlarınızı okşayamıyor, sakinleştiremiyor sizi yaşadığınız o 'bal dök yala' evleriniz. ne aciz kadınlarınız var sizin, ne kadar çıtkırıldım ve ne kadar kompleksli. (zayıflama seanslarından, güzellik salonlarında bulursunuz hep onları) avutamıyorlar sizi ve ağlayamıyorsunuz yanlarında. oysa erkekler ağlar beyzade, erkekler ağladıkça yiğitleşir ve daha iyi savaşır gözünde yaş olanlar.

serserilik hakkımı kullanıyorum, çatalla kaşığı birbirine karıştırma ve yemeğe parmaklarımla uzanma hakkımı. tanımadığım ve kapısından içeri alınmadığım ve gidip bir bardak çayını içemediğim yerlerden gelen faturaları ödemeyeceğim. ayakkabılarımı boyatmayacağım ve tükürerek bakacağım afişlere, lüks lokantalara, ve insansız otellere. neon ışıkları kaldırımlardaki su birikintilerine vuracak ve bıçaklanan bir kadının kanı karışacak aynı anda aynı suya.ve işte beyazların medeniyeti ve ben asla girmeyeceğim bu oyuna ve ben asla cafcaflı görüntülerine aldanmayacağım bu uygarlığın.bizi kandıramayacaksınız, bizi pazarınıza indirip suyu çekilmiş ıspanaklar gibi satamayacaksınız. adam olmayacağız, hizaya gelmeyeceğiz, ve uzatmayacağız boyunlarımızı uysal koyunlar gibi sizin imansız bıçaklarınıza. gidin burdan, cellatlarınızı ve katillerinizi de alıp gidin, kapılarınızda bekleyen köpekleri ve boynuna kurdele bağladığınız sümsük kedilerinizi de alarak gidin.

adam olmama hakkımı kullanıyorum, harfleri eciş bücüş yazma ve meclisin tavanına çiğ köfte atma hakkımı. dilime doğru iteklediğiniz bütün yabancı sözcükleri yanlış ve yersiz kullanacağım. karşınızda bacak bacak üstüne atarak konuşacak ve manasız şeylerden bahsedeceğim. cahil kalacağım ve ısrarla eğitmeyeceğim kendimi, inceltmeyeceğim ve ısrarla yanlış yapacağım bana ezberletmeye çalıştığınız herşeyi. ısrarla başka şekilde giyinip, başka şekilde büyüteceğim çocuklarımı. başka bir müzik dinleyip, başka düğünlerle evleneceğim. kulağınızın dibinde naralar atıp, evinizin önünde şarjör boşlatarak göndereceğim oğlumu askere. demokrasiyi yanlış anlayacağım ve ısrarla ve dilinize plesenk ettiğiniz her açıklama benim kapılarımdan içeri yanlış içeriklerle girecek. plastik çiçekleri ve kabe resimli duvar halılarını seveceğim ısrarla. ben adam olmayacağım ve unutacağım rakamlarınızı. her yanından kan damlayan kavramlarınız için, demeçleriniz ve istatistikleriniz için kılımı bile kıpırdatmayacağım. ben öcüyüm, ben tehditim ve sizden nefret ediyorum. ısrarla ve her gün yeniden ve usanmadan ve gülümseyerek ve içimdeki bıçakları okşayarak nefret ediyorum sizden.'  

--- ( alıntı) ---
Başlık: Kitapçııı; HZ. AİŞE
Gönderen: Aysegul - 03 Aralık 2009, 03:13:40 ÖÖ 03
öhöö öhööö
evet ben bu (yoğunluğa rağmen) sonunda bir kitabı daha okuyabildim..
ah gözlerimm de şu kitap sevgime bir yetişebilse.. :) (şükürler olsun)

(http://image.samanyoluhaber.com/Images/Resim/Images/News/2009826/aise.jpg)

Mü'minlerin En Mümtaz Annesi Hazreti Aişe..
Dr. Reşit Haylamaz'ın bu kitabı, biraz tanımını bilmediğim ama okuyunca ne demek istediğini anlayabildiğim tanımadığım kelimelerden oluşmakta..
Okurken saygıda kusur edilmemiş yorumlar var ki.. bu olmalı da zaten..

***

Hz. Aişe ile ilgili bir diğer kitap okumam ile devam etmekteyim ki..
Birinci okuma olarak yukarıdaki kitabı seçtiğime sevindim diyebilirim..
Çünkü okuduğum bu yeni kitapta
-ki adı, sanı aşağıdaki gibidir:
M. Canan Ceylan'ın Entellektüel ve Siyasi bir kişilik olarak Hz. Aişe kitabında
(http://www.kitapkulubu.de/shop/media/images/cananceylan_big.jpg)

bazı bilgi farklılıkları tespit ettim ancak ikinci kitabı okumaya devam etmem nedeni ile yorum da pek girmek istemiyorum.

Yalnız okuduğum kısımla ilgili birkaç not belirtmek gerekirse..
Kitap'ta bazen... isimlerle hitaplarla bulunulmuş bunu görünce biraz tuhaf oldum.. Yani ilk kitaptaki hitap tarzıyla ikinci kitabın dil kullanımı çok farklı.. zaten Canan Ceylan günümüz okuyucularının anlayabileceği bir dili özellikle seçtiğini belirtmiş... (Bunlardan farklı bir dil kullanımını arıyorum doğrusu..)

İkinci söyleyebileceğim husus ise kitaptaki noktalama, cümle bozukluklarıydı..
Hani bazen bazı kelimeleri özellikle yazar kullanmak istediği şekliyle yayınlar ama ikinci kitabın noktalama işaretleri gerçekten göz yordu.. silgiyi elime almak geldi içimden.. Yayıncının da notu olduğu için tercih konusu yazara has bir durum olduğundan fazla birşey diyemiyorum.

İkinci kitabı bitirince karşılaştırmalı yorumlarımı girer (miyim bilemiyorum) inşallah..
dedikten sonra

İkinci kitapta bir düzeltme yapmam gerekmekte (bilgi farklılıkları demiştim ya) sanki hatırladım şimdi..
Biliniyor ki ifk hadisesinde Hz. Aişe annemizin Hz. Peygamberimizden izin alarak anne-babasının evine gitmesi sonrasında Hz. Peygamber Efendimiz'in Hz. Aişe'ye yönlendirdiği demeyeyim de olayı sorguladığı veya veya istişare etmek istediği soruya Hz. Aişe annemizin verdiği cevaptan bir kısmı

- bana düşen Hz. Yusuf'un babası gibi bir sabırdır..

cevabında Canan Ceylan sadece Hz. Yusuf olarak kullanmış..

şimdilik bu kadar..
Bilgilerinize..

Allah'ın rahmeti bereketi üzerimize olsun.
Selamlar...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 07 Ocak 2010, 12:42:28 ÖÖ 00
Alıntı
Yalnız okuduğum kısımla ilgili birkaç not belirtmek gerekirse..
Kitap'ta bazen... isimlerle hitaplarla bulunulmuş bunu görünce biraz tuhaf oldum.. Yani ilk kitaptaki hitap tarzıyla ikinci kitabın dil kullanımı çok farklı.. zaten Canan Ceylan günümüz okuyucularının anlayabileceği bir dili özellikle seçtiğini belirtmiş...


M. Canan Ceylan'ın eserinin yarısını okuyupta yukarıdaki yorumu girdikten sonra kitabın 114. sayfasına geldiğimde güzelce bir yutkundum... :)

cevap vermiş M. Canan Ceylan bana kitabında:

aynen geçiyorum:

"Şimdi alacağım kaynak için not: Şeriati, entellektüel bir sosyolog , geleneksel 'sallahu aleyhi vesellem' (s.a.v.), 'aleyhi selam' (a.s.) ve 'Hazreti' (Hz) gibi saygı ifade eden ibareler kullanmamış. Bu, Peygambere ve sahabeye saygısızlık anlamına gelmez. Bu ifadeler, isimlerin yanına konunca Türkçe'de okuma akıcılığını da bozuyor. Aslında sahabeye saygı bunlarla olmamalı diye düşünüyorum ben de."

Entellektüel ve Siyasi Bir Kişilik Olarak Hz. Aişe
sayfa:114




Başlık: Kitapçııı; Mehmet Birekul - Peygamber Günlerinde Kadın
Gönderen: Aysegul - 07 Ocak 2010, 12:58:53 ÖÖ 00
Efendim birazdan son sayfalarını da okuyup, bitireceğim kitabı tanıtmak istiyorum sizlere:

Peygamber Günlerinde Kadın
sosyolojik bir inceleme


(http://www.yediverenkitap.com/images/kadin.jpg)

Mehmet Birekul

İçindekiler'den genel başlıkları aktarayım:

1. Bölüm - İlk dönem İslam Toplumunda Sosyal Hayat

2. Bölüm - İlk dönem İslam Toplumunda Kadın

  İslam'ın İnsana bakışık
  İslam toplumu öncesinde kadın
  Sosyal bir kategori olarak kadın

3. Bölüm - İlk dönem İslam toplumu ailesinde kadının konumu

- Birinci Bölümde; İslam öncesi Kültür ve sosyal hayata yansımaları ve İslam Toplumunun genel görüntüsünü okuyabilirsiniz,

- İkinci Bölümde;

Tarih boyunca kadın, Cahiliye toplumunda kadın, Kadının toplumsallaşması ve İslam toplumunda kadının yeri, toplumsal alanda kadın, kadınların ekonomik olguya katkıları, ekonomik iş bölümü ve kadın, kadınların faaliyet gösterdikleri meslek kolları, kadınların kültürel olguya katkıları, sosyalizasyon sürecinde kadının önemi, kadınların kültürel faaliyetlerdeki yeri, siyasal oluşum sürecinde kadının rolü, dini hayat içerisinde kadın, kadınların savaşlardaki etkinlikleri, bayram, düğün, eğlence ve cenazelerde kadın.

- Üçüncü bölümde ise İlk dönem İslam toplumu ailesinde kadının konumunu ve detaylıca aileyi, yahudilik ve hristiyanlıkta aile ve cahiliyedeki aileyi ve ailenin ve aile içerisindeki kadının konumuna değinmiştir.

Tavsiye ederim.

Hayra vesile olsun inşallah..

iyi okumalar...

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vervo - 18 Ocak 2010, 12:40:45 ÖS 12
(http://i1001.hizliresim.com/2010/1/18/1395.jpg) (http://urlal.com/dqqf)

"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı."
Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalar'dan bilinen sürükleyici diliyle, 5 yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof, hem fırlama bir oğlan... Hikayeyi ve "karakteri" çevreleyen semt hayatı ve mahalle atmosferi de, bizzat karakter kazanıyor, anlatıda...
Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın tadlarını ustaca kaynaştıran, olağanüstü özgün, çok iddialı bir kitap.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vervo - 18 Ocak 2010, 12:50:14 ÖS 12
Henüz daha okumadım ama.  :)

(http://i1001.hizliresim.com/2010/1/18/1424.jpg) (http://urlal.com/dqqf)

Ömer Faruk Dönmez Hep Aynı Hikâye’den sonra ikinci hikaye kitabı Bir Kitap Bir Balta’yla, Dostoyevski ve Oğuz Atay’ın izinden giderek açtığı yolu genişletiyor, bugüne daha derinden bir bakış yakalıyor. Mizah dergisi Cafcaf’taki Hamza karakteriyle de dikkatleri çeken Dönmez Atlılar, Huruç, Ay Vakti ve Hece Öykü’de yayımlanıp ikinci kitabında bir araya getirilen bu hikayelerinde “yabancı” ya da yabancılaşmış birinin gözünden (bu kişi bir sinek, hafızasını kaybetmiş bir felsefe profesörü, bir ölüm meleği, pantolonunu giymeyi unutup işe giden biri ya da ayda şatosu olan “normal” bir adam olabilir) ilk kitabında da görülen modern şehir hayatının eleştirisi izleğini sürdürüyor; insanın maruz kaldığı çeşitli baskıları ve insanlar arası ilişkilerin (özellikle evlilik kurumunun) bugünkü durumunu teşhis ediyor. Fakat bu izleği daha somut bir alana, daha çok bugüne taşıyor. Bunu yaparken de yine bilinç akışından, absürt olaylardan ve ironiden yararlanıyor.
Başlık: Eyvah!Çocuğumu Şeytan mı Yetiştiriyor?
Gönderen: FECR - 18 Ocak 2010, 06:25:06 ÖS 18
(http://img215.imageshack.us/img215/4321/eyvahocuumueytanmeitiyo.jpg)
EYVAH ÇOCUĞUMU ŞEYTAN MI EĞİTİYOR?

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun..


Değerli okur kardeşimiz..
İzninizle bu kitabın hazırlanış öyküsünden kısaca bahsetmek isteriz..

Bu kitap; şeytanı gözünün önünden ayırmak istemeyenler için hazırlandı.. Evet, meleklerin kanatları, serinliği, sükuneti güven verir insana.. Ancak kendini aşırı güvende hisseden bizler için biraz telaş gerek.. Düşmanımız gözümüzün önünde durmalı ki, teçhizatımız tam olsun.. Uyanık, dinamik ve güçlü olalım..

Bu kitap; çocuk eğitimi olduğu kadar, aynı zamanda bir savaş eğitimidir de.. Niyetimiz pembe panjurlu yuvalar düşlemek değil, aslan inini andıracak yuvalara hazırlanmaktır.. Şeytanın ve dostlarının korktuğu yuvalara..

Bu kitap; bir öze dönüş çabasıdır.. Yitiklerimizi, kaybettiklerimizi yeniden bulmaya, İslam’ımızla onur duymaya doğru atılan bir adımdır..

Bu kitap; bireylerin ve ailenin kalitesini artırmayı hedeflemiştir.. Bu sebeple, sadece anne-babalar ve anne-baba adayları için değildir.. Kaliteli bir genç, kaliteli bir abla veya abi ailelerimizin ve toplumumuzun en önemli eksiklerinden biridir..

Batılı yazarların eğitim kitaplarının yutulurcasına okunduğu, müslüman yazarların kitaplarının ise, raflarda tozlandığı bir dönemdi yaşadığımız..

“Ayet ve hadisleri bırakıp batılı yazarları mı okuyorsunuz?” diye kızıyordu kimilerimiz.. Kimilerimiz; “Çocuklarımızı en güzeli bularak eğitmeliyiz” diyerek elden ele batılı yazarların kitaplarını dolaştırıyordu.. Hepimiz haklıydık kendimizce.. “Sen de haklısın hanım” diyen hocaya benziyordu halimiz..
Günümüz eğitim metotları ayet ve hadislerle birleşmeyince çok sığ kalıyordu.. İslam’dan yoksunluğumuz artıyordu sonra..

Gittikçe batılılaşıyorduk.. Özümüzü yitiriyorduk.. Tabii sadece ayet ve hadisleri okuyunca da bir şey anlamıyorduk.. Nasıl yapılacağı, nerede uygulanacağı söylenmeden, ayet ve hadislerin aktarılması da çözüm olmuyordu problemimize..

Bütün bu düşünceler ve toplum üzerindeki gözlemler yoğunlaşınca, böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyduk...


_____________________


Geceyle gündüzün tam ortasında.. Karanlıkla aydınlığın arasında.. Küçük yatağında bir çocuk göz kapaklarını araladı.. Önce şaşkın gözleri etrafı taradı, bir an mutlu, bir an öfkeli ve hepsinden öte mü’min gözleri.. Giydiği düş gömleğinin içinden sıyırmaya çalıştı bedenini.. Ama hala kulaklarında o tırmalayan sesi Azâzil’in: Dağılın, iş başına!
Kalktı.. Perdeyi araladı.. Düşlerinin düğmelerinden hayatı araladı.. Ayın ışığı karda.. Karın beyazı ayda.. Yüzünden bir parça rüzgar geçti; öfkeli.. Bir büyük dalga geçti; alaylı..
Yeniden ilikledi düş gömleğinin düğmelerini.. Çıplak ayaklarıyla dolabına yol buldu.. Kutusunu aldı eline.. Taş dolu cam kutuyu.. Taşlar; Ebabil’in taşları.. Kudüs çocuklarının ellerinin ayasına kaderleri çizilmiş..
İbrahim.. Ta sınırların ötesinde küçük elleri taş toplayan çocuk.. Kardeşlerine umut ve yardım, cellatlarına ise kin ve nefret biriktiren çocuk.. İki kaşının arasına Hz. İbrahim’in öfke mührü vurulmuş.. Şeytanı gördüğü anda iliklerine işleyen o öfke.. Gözleri mü’min gözleri.. Gözleri Kudüs yüreği..
İbrahim’in küçük elleri, taşlı elleri, Ebabil elleri..
Önünde daha el değmemiş mahrem bir kar hikayesi..
Bir taş.. Bir delik..
Bir taş daha.. Bir gedik..
Her taş, bir baş.. Şeytanların başları..
Şimdi yüzünde ay ışığı.. Kar parıltısı..
İki kaşının arasında serinleyen öfke.. “Sen kim oluyorsun? Her bir evladını toplasan kaç edersin? O mundar ellerin kalplerimize değecek kadar güçlü mü?”
Yüzünde Azâzil’in bütün oturumlarıyla alay eden bir gülüş.. Dudaklarında Kudüs güneşi.. Gözleri Kudüs güzeli.
………………….
Ne çok şey demektir bir gece… Hayatı zindan eden geceler… Hayalleri umman eden geceler… Ancak bu gece; ne yaşadıklarınıza benzer nede yaşayacaklarınıza… Karanlık gecelerden aydınlık sabaha ulaşmak üzere, sizleri “Şeytanın Bir Gecesine” davet ediyoruz… Sadece bir gece… Ama ne gece!..



İsteme Adresi;

Hüner Yayınevi
Rampalı Çarşı No:14 Meram/KONYA
Tel: (332) 350 91 05

Başlık: Kitapçııı: murat menteş
Gönderen: Aysegul - 20 Ocak 2010, 11:40:30 ÖS 23
Allah'ın rahmeti, bereketi, merhameti üzerimize olsun İnşallah :)
yine benn..
bu sefer ki okuduğum kitabı bitiremeden sizlerle paylaşmak istiyorum..
çünkü süper :)
evet bu bir roman..
murat menteş
dublörün dilemması :)

(http://www.okumasitesi.com/photos/1211753739.jpg)

son kitabını da aldım okuyacağım inşallah..

(http://www.timeturk.com/images_1/news/271020091704185182933_3.jpg)

tavsiye ederim..
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 28 Ocak 2010, 03:30:56 ÖS 15
dublörün dilemması'nı okudum bitirdim..
tasvip etmediğim kelimeler olmasına rağmen kurgu süper..
birkaç kez daha okunmalı diyorum.. hatta içindeki filmler, kitaplar, bilgiler.. görülmeli.. :)

bununla beraber zerkeşî'nin Hz. Aişe'nin sahabeye yönelttiği eleştiriler kitabını da bitirdim.

Hz. Aişe'nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler
(http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/21/213003_k_2100.jpg)

Hz. Aişe'nin yaşı bilgisine katılmamakla birlikte hadis metin tenkidi sunulan kitap oldukça teknik.. en azından bana öyle geldi :)
yazarın giriş ve dipnotlarda sunduğu bilgileri/eleştirilere dikkat edilerek okunması iyi olacak :)

bilginize..
selamlar
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: siyahî - 28 Ocak 2010, 06:25:26 ÖS 18
Ayşegül kardeşim kitap tavsiyelerin ve tanıtımların için teşekkür ediyor ve okuma gayretinin de hayırlra vesile olmasını diliyorum.

Reşit Haylamaz Hocanın Hz. Aişe kitabını ben de okudum kısa bir zaman önce.
Kanaatimce emek verilerek hazırlanmış değerli bir çalışma ve Hz. Aişe ile ilgili hemen hemen herşey var. Hz. Âişe'nin Efendimizle evlenmeden önceki hayatından başlayıp Efendimizle evliğilini, bu evlilik sürecinde yaşananları, Kur'an'da bizzat temize çıkarıldığı "İfk Hadisesi"ni, Efendimiz'in diğer eşleriyle münasebetlerini akıcı bir dille açıklamış. (arapça kelimeler de var tabi ama Ayşegül'ün de dediği gibi okununca anlaşılan keimeler)

Hz. Âişe Validemizin ilimdeki derinliğini ifade ettiği bölümleri okurken insanın hayran kalmaması elde değil...

Bunun yanında özellikle Hz. Âişe'nin evlilik yaşıyla ilgili hakikaten güzel tespitler yapılmış. (Tabi delilleriyle birlikte.)

Kitabın sonunda zikredilen bir diğer husus da Hz. Âişe ile Hz. Ali arasındaki münasebetleri ki bu iki konu(evlilik yaşıyla birli,kte) insanların üzerinde çokça tartıştığı konular. Bu konuda kaanatimce delillerle açıklığa kavuşturulmuş..

velhasılı kelam ben de tavsiye diyorum bu değerli çalışmayı..



selametle...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 28 Ocak 2010, 10:51:04 ÖS 22
:) Allah razı ola Siyahi kardeş..
yalnız şimdi aklıma geldi :) bahsettiğimiz kitapta Hz. Aişe annemizin kıskanma duygusunu 'gıpta etmiştir' diye almış..
Peygamber Efendimizle geçireceği zamanı paylaşmıştır Hz. Aişe,
bu bir eş için zor bir fedakarlık :) yani sonuç olarak kıskanmıştır.. gıpta etmek başka birşey olmalı...
ve ve bu (bence) gayet normal :)
burada Efendimiz'in nasıl cevap verdiği de önemli :) ki alttan almıştır..
ve ve Hz. Aişe en çok Hz. Hatice'yi kıskanıyorum demiştir... eee bu sevgi kıskanılmayacak birşey de değil ki :)
bu konu ile ilgili olarak benim gibi diyenleri kitapta eleştiriyordu.. ama mantıklı bir cevap verilmişti de doğrusu..
bu duygu var, (tadında) yaşanılabilir(se) gayet insanice... :)

***

dublörün dilemması kitabı ile ilgili olarak Hakan Albayrak şöyle bir yorumda bulunmuş..

kitabın arka sayfasında:

"çok acayip. çok tuhaf. Müthiş!.. böyle bir kitabın yazıldığına inanamıyorum. okuyun. siz de inanamayacaksınız!"
hakan albayrak

diğer iki yorumu da yazayım bari :)

(http://www.dunyabizim.com/images/news/5136.jpg)
"murat menteş, okumacı, tartışmacı, kavgacı, yani kışkırtıcı bir yazar arkadaşım. onunla çekişirken çiçek açarsınız. yazarlık macerasını ben de merakla izliyorum. peşinen söyleyeyim, fiktif, tümden hayal ürünü metinler sevmem, fakat murat menteş'in birbiri peşi sıra kurduğu cümlelerin gücü, benim kendimce şikayetimi kuruntuya dönüştürdü. ben, murat'ın yaşındayken kelimelerle kasap gibi boğuşuyordum; murat aksine, kelimeleri kırbaçlayıp cümleler içinde düzene sokuyor ve bunu pek mahirce başarıyor. bu yüzden dublörün dilemması çok canlı, renkli, inceden felsefi çığlıklarla bezeli bir kitap ve hızla yaklaşan bir yazarı işaretliyor... böyledir, edebiyat kavgayla başlar huzurla sona erer derler; gerçi ben görmedim, hayırlısı murat için olsun!..."
Nihat Genç


"dublörün dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli... bir roman. ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! ben sevdim eller alsın."
alper canıgüz
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Waşta erva!! - 29 Ocak 2010, 01:25:01 ÖÖ 01
Ayşegül kardeşim uzun süredir roman okumayı bırakmıştım,ara verdim romana
okumam gereken o kadar çok kitap var ki...
Birde her seferinde siz bizim içimizi eriten ''ah!keşke elimizin altında olsaydı da okusaydık''
diyeceğimiz kitaplar tanıtıyorsunuz.
Eee! haliyle bizde çoğunu bulamıyoruz ama sağolsun gönderenler de oluyor.
yani bu kitapları burada bulma sıkıntım var almada değil bulmadan yana muzdaribim..:):)

Ama şu 'dublörün dilemması' kitabını ilginç bulmuşsunuz.
O vakit bende kitabı araştırma yollarına düşeyim belli mi
olur belkide bulamam dediğim tamda gözümün önündedir aslında:)
Ama evet islami içerikli kitaplar konusunda muzdaribim bulamıyorum:(

neyse siz arada durun yayınlamayın kitap falan
çünkü her gördüğüm de ''bana birşeyhler oluyor'':):)

SELAMETLE
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: kardelen - 29 Ocak 2010, 02:23:37 ÖÖ 02
ALLAH'A İMAN

PROF ALİ MUHAMMED SALLABİ...

RAVZA YAYINLARI...

BU KİTAB İÇİMDEĞİ BUZLARI ERİTTİ... sevidiğim tasdiklediğim herşeyi paylaşma gereksinimi duyuyorum :)

bu kitabı yaklaşık on arkadaş okumaya başladık ve irve yapıcaz inş... odenli güzel bi kitap ...ilk fırsatta temin edin inş...


rabim  bizler ehayırlı ilim versin hayırlı ilimelerle amel etmeyi nasip etsin inş....

huzru evrsin inş rabbim her iki cihandada   amin....
selametle kalasınız.....
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 29 Ocak 2010, 03:01:48 ÖÖ 03
direniş kardeş,
bulmada sizi yönlendirebiliriz inşallah :)
ayrıca internet aracılığı ile de temin edilebilinir..
hiç denemedim amma..
ah şu hakan albayrak kitabı nı da edinebilseydim ben de süper olurdu..
hani neymiş bizim de bulamadığımız kitaplar oluyor-muş...
yahu bir kitap daha bitirmek üzereyim amma velakin onu tanıtmak istemiyorum... :)
içerisindeki bilgilerin doğruluğundan pek emin olamadığımdan tabi..

kitap ile..
inşallah
selamlar...

not: bu arada gözlerim artık oyunbozanlık yapmıyor bana sanki..
yani gözlerim yaşaracak bu duruma :)

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Waşta erva!! - 30 Ocak 2010, 09:48:13 ÖS 21
  sevgili ayşegül,

  İnternet üzerinden deniyorum kitap için bende.
Ama şimdilik okumam gereken kitaplarım var yani istemeye kalsa......
Kitap bulma konusunda sıkıntım yok işn.
ben isterim ki buralarda elimin altında olsun hemen alabileyim.
Ama olmayınca da dostlar sağolsun gönderiyorlar.
Bulabileceğim yerler mevcut gibi...

Tanıttığınız birbirinden güzel eserler içinde ayrıyetten teşekkür ederim:):)

Rabbe emanetsiniz inşallah.....
Başlık: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 31 Ocak 2010, 12:38:13 ÖÖ 00
yine ben :)

kayıp gül
serdar özkan
(http://www.ilknokta.com/urun/K/100633.jpg)

şu çok satanlar reyonlarının bir kısmını işgal ediyor bu günlerde..
bakalım beni ne kadar işgal edebilecek :)
hazır kulağımıza da çalınmışken... okuyalım dedik  8)

yahuu latife bir tarafa da.. ilk defa 'çok satanlar'dan bir kitap okumayı tercih ettim..
hadi bakalım hayırlısı..
sonra yorumlarımı belirtirim inşallah...

kitap dostlarına selamlar...


not: bu arada hiç yabancı yazarlara ait kitap okumam olmadığını farkettim (dün kitaplar arasında kaybolmuşkene)  :)
tavsiyesi olanları bekleriz :)

selam ile..
Başlık: Kitapçııı; kayıp gül
Gönderen: Aysegul - 31 Ocak 2010, 11:59:40 ÖS 23
işgal başlamadan sona erdi.. :) 8)
ve "kayıp gül" bitti

kelimeler, kurgu normalin az üzerinde..
ama çok satanlar'a girecek kadar da değil hani (benim açımdan)
bence murat menteş'in kurgusu daha süperdi.. (tamam kıyaslama yapmadan konuşayım)

adı üstünde roman.. içeriğinden ipucu verirsem kötü olacak..(filmin/kitabın sonunu söylemek gibi birşey)

bir anne (tamam anne kısmında beni zayıf tarafımdan vurdu)
kayıp gül başlığı zaten gül(ler) mutlaka geçiyor, bahçeler, kokular...
ve insanın kendisini tanıması/bulmasını bu örneklendirme ile yapmış, serdar özkan..

(yalnız bir ara anneme baktımda.. bizim bu balkondaki güllerle olan samimiyeti falan aklıma geldi..
annemin böyle bir senaryo gerçekleştirebilme......
durumuna daha doğrusu konumuna ihtiyacı olmadığından  8) hemencik kendime 'saçmala a.gül' dedim, bir gül'lü olaraktan :)
[cümleyi/düşünceyi kendime söylemek üzere sunmadım bile yani, görüyorsunuz :)] )

neyse..

gülleri duyabilir miyiz?
konuşabilir miyiz?
yitirdiklerimiz gerçekten kaybımız mıdır?
kimiz?
ne olmak istiyorken, neredeyiz?
v.b. gibi sorgulamalar var..

sonunda sokrates karıştı işin içine, varoluş sebebi,(sayfa:204) kısmını okurken dikkat! edelim yani :)

bu kadar :)

çok az alıntı yapayım :) bakalım bunu okuyanlar (islami düşünce de olanların) akıllarına kim/ne gelecek?

"söylemeye çalıştığım, ruh eşim tüm dünya yalan söylediğimi düşündüğünde bana inanan kimsedir. Hatta dahası, bana göremediğim kum tepelerini, fark edemediğim koyları gösterendir." (sayfa:93)

***

"Bir dağ hayal et... Zirvesindeki manzara çok güzel. Orada olmayı çok istiyorsun, ama zirveyi kendinden çok uzakta görüdüğün için ümitsizliğe kapılıyorsun. 'Oraya nasıl olsa varamam,' deyip vazgeçiyorsun.

"Oysa, zirveye varanların adımları seninkilerden daha büyük değildi. Ama onlar, o küçük adımları birbiri ardınca atmayı sürdürmüş kimselerdi. İmkansızı gerçekleştiren mucizeler değil, sürekliliktir. Suya sarp kayaları deldiren de budur. Yirmi birinci yüzyıl insanına gülleri duyuran da.

"Eğer gülleri duyabileceğimize inanırsak, bir gün onları mutlaka duyarız. İhtimal var çünkü, sıfırın sonunda gizlenmiş 'Bir' var! Ve eğer hiçlik yolunu sonsuza dek takip edersek, o 'Bir'e mutlaka ulaşırız"

"Peki ya güller konuşmuyorsa?" diye sordu Diana. "Ya hiç şarkı söylemiyorlarsa? Onun ihtimalini de ben size söyleyeyim. Güllerin söylediği şarkı sayısı sıfırsa, formül, sıfır bölü sonsuz olur. O da, sıfır eder. Ve bu kez özel bir sıfır değil, basbayağı düz, koca bir sıfır! Yani şarkı da yok, onları duyma ihtimali de."

"Doğru," dedi Zeynep Hanım. "İki yol. Biri burada başlar ve burada biter; diğeri ise ancak sonsuzlukta son bulur. 'Güllerin konuştuğuna inanıyor muyum?' sorusuna verdiğimiz cevapla, işte bu iki yoldan birini seçmiş oluruz. Bu sorunun sadece iki cevabı vardır: Ya 'evet' ya 'hayır'. Bir üçüncü cevap yok." (sayfa:124)

***

"Daha iyiye, iyiyi terk etme cesaretine sahip olanlar ulaşır yalnızca. Sen buna sahipsin." (sayfa: 167)


selam ile :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Waşta erva!! - 01 Şubat 2010, 07:20:38 ÖS 19
   ilginç bir kitap olabilir..
tabiatta ki herşey kendi dilinde çok şey anlatır insanoğluna..
hatta insanın kendisine anlatamadığını,anlatmadığını yahut
anlatmaya korktuğunu da insana hatırlatır.

İnsan görmesini duymasını, bilirse gülde konuşur,sandalyede
belki elimize batan bir dikende,zaten ençok elimize batan dikenlerdir
ruhu konuşturan insana varoluşu hatırlatan....:)

Sevgili ayşegül,
ne kadar bağlantı kurulabilir bu alıntıladığın kısımla ama
nedense bana, R.ihsan eliaçık'ın anlatım tarzı gibi geldi sözler
yanılıyor da olabilirim yanılsam da insanım hem yanılmakta
var olduğunu bilmenin güzel bir nişanesidir.
İnsan yanılmalıda hayatta yanılmalı ki doğrular güller gibi
konuştursun kendisini...:):)

SELAMETLE
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 02 Şubat 2010, 05:01:22 ÖS 17
Maşallah "Kitapçııı" bölümü cıvıl cıvıl.ne güzel :)
bu aralar bende bi kitap tanıtayım istiyorum ama, hem okuduğum kitapların teknik konular olması hemde net'e girebilecek fazla zamanımın olmayışı, bu isteğime engel oldu.
ama  siteye  her girdiğimde  bu bölümün online olması bana biraz daha kaçamak yapabileceğimi söyler gibi :)

kayıp gül kitabı vakt-i zamanında birhayli esti gürledi, o aralar alayım dedim amma sonra bi kaç dergide hakında okkalı eleştiri yazıları okuyunca sonraya erteledim, bakalım nasipse  en bedava zamanımda okumayı düşünüyorum.o zaman bende bi kaç yorum eklerim inş.

bölümü aktif tutan ehli kitap:)  arkadaşlara teşekür ederim.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 04 Şubat 2010, 11:26:58 ÖS 23
(http://yenisafak.com.tr/resim/site/aja01961fb80195b375by.jpg)


GÖLGEMİN AYAK SESLERİ {Ahmet Mercan}


Ahmet Mercan ”İhtiyaç hamlesi olarak ajandaya aldığım notların ayaklanması” diyor kitabı için. Kitap toplam da 281 adet kısa sözden {özlü  -özünden çıkan-  sözler} meydana gelmektedir. İlke yayınlarından çıkan 2008 basımı -1.baskısı- şu an raflarda.
 


Yazı, sahnesinde figüran olmaktan başka payımızın olmadığı hayat oyunun en dramatik vesikası.Daha yalın bir deyiş ile; boyunlarımızda ilmek gibi taşıdığımız “yazgı”nın kiramen katibi.Yazar dünyayı yorumlarken kendi yazgısının bir iz düşümü olsun için bu sözleri hayatından damıtarak kitaplaştırmış.Her söz sahibi için  özel anlamlar barındırmakla beraber, aynı zamanda hemen her birimizin gerçeğinden bir parça taşır.Zira Ademin çocuklarının bir kitabın ayrı ayrı sayfaları gibi olduğunu biz tekerrürlerde çokça gördük.   




Gölgemin Ayak Sesleri/ AFORİZMALAR kitabı ile buluşmam, Kelimeleri kendisine sermaye etmemiş, okuyucusu üzerinden kendi zaaflarını giderme düşüklüğünü göstermeyen bir yazar aradığım ve kendime söylemeye cüret edemediklerime bir parça ortak aradığım, ama aynı zaman da sözün mahremini korumasını istediğim, orijinal bir zamana  denk geldi.

Kitabın Her sayfasında üç adet söz  bulunmakta. Bu hal  okuyucuya koca sayfa israf edilmiş  hissi verdirse de, yazar; “sayfa düzenine bakılıp  az değer için çok mekan kulanıldı sanılmasın,Okunan az düşünüldüğünde en az o sayfayı  dolduracak fikir beliyorsa her şey merkezindedir. Çağrışım hiç hareket etmiyorsa o zaman önceden okunması gereken eserelere ihtiyaç söz konusudur.Her söz  en az beş sayfa yazmaya tahrik edibiliyorsa (hatta uzun-kısa demeden) anladıklarınızı bir kenara yazın” diyerek durumu izah etmektedir.




Aforizmalar kitabı hakında yapılacak bir tanıtımda  içeriğine dair bir  kritik yapılamayacağından {yapılsa bile haksızlık olacağından} bu aforizmaların bizim  cephemizde nasıl karşılık bulduğu üzerine düşünce belirtilebilir.Ben kitaptan birkaç söz alarak bunu yapmaya çalıştım.


Mesela ;
her "GECE" bizi yeniden doğurmak için kucaklayan bir "ANNE" dir...

...Modern çağ insanı artık uykusundan yorgun uyanmakta. sadece zihni yorgunluktan bahsetmiyorum beden yorgunluğu da var, güne başlarken günün sonundaymışsınız gibi bir tatsızlık var..eskilerden taa eskilerden benim bilemediğim zamanlarda sadece,artık nostalji olsun için duygulananlardan dinlediğim kadarı ile sabah kalkınca yapılacak ilk eylem elini kalbine götürüp yaradana hamd etmek imiş ama şimdilerde kalkınca yapılan ilk iş "offff başımmm , offff işim ,offff aşım " bunlar oldu...

...Gün içerisinde  o kadar çok şey peşinde koşar olduk ki  Rabbimizin en büyük mucizelerinden biri olan GECE bile bizim zihnimize ve ruhumuza doldurduğumuz onca dünyevi atıkları gidermeye yetmez oldu...

...gecenin en karanlık anı bile şan-ı yüce Rahman'ın en nurlu merhametinin tecellisi ama bunu idrak edecek zihinler, hisedecek kalbler,yaşatacak ruhlar kaldımı bilmiyorum..


Mesela;
DAĞLARDAN KOVULUNCA KURDUK ŞEHİRLERİ

Şöyle arada bir şehri gözlemlerken ne de sıkılır insanın içi.Koca koca binalar, kulakları tırmalayan araba sesleri,güç'e endekslenmiş -acziyetleri üzerinde taşıyan- yığınların deli gibi bir o yana bir bu yana koşturmaları….Şehirlerde insanların yüzüne bakamıyorsunuz, çünkü herkes mutsuz, herkes kendi rüştünü  ispatlamak için vitrinini güzel tutmanın telaşında.bakınca  şehrin sakinlerine ezildiğini hisediyorsunuz. Her birinin  ağzında üç-beş  popüler kelime, sahtekarca gülüşler, kirli çıkarlar  üzerine bina edilmiş  tahamüller...Toplu taşıma aracına biniyorsunuz insanlar  hep dalgın hep mutsuz hep asalakça bir dayatmanın isteksiz kurbanları gibi...

...gençler uçmuşlar burda yaşamıyor gibiler yok yok uçmak eylemi belli bir yükseltiye çıkmayı beraberinde getirir bu gençler sanki buharlaştırılmış  artık uçmaları söz konusu değil bunlar yok olmuşlar,saçlarında bir sürü jöle sağa sola  dağıtılmış acaip acaip şekiller,üzerlerinde  belinin 15-20 santim altında  saçma sapan pantolonlar,ağızlarında onların olmayan kelimeler zihinlerinde  uyuşturulmuş kaçık fikirler ,ellerinde biralar ,hepsini kollarında birer tane kız,bunların bir çoğunun yüzü gözü hızmalarla  daha başka  zımbırtılarla yontulmuş,makyaj kokusundan yanlarından geçilmiyor ve hepsinin ağızlarında küfürlü konuşmalar,seviyesizce esprilier ve daha ....

...eşyaya sahip olmak ve bunu betonarme yapıtlar arkasında saklamak medenileşmek sanılınca bu yığınlar oluştu,yemekhane ve abdesthane den başka bir gerçeğin olamayacağına ikna edildiğimiz zamanlardan beridir böle oldu bu şehirler..insanlar içine çıkınca yüreğinizde olana ihanet etmemek için çok ciddi sorgulamalara gidiyorsunuz,çünkü sizin düşüncelerinizi destekleyen hiç bir belirti yok her şey sizin düşüncenizin dolayısı ile hayatınızın aslında bir ütopyadan ibaret olduğunuzu  bunların realiteye uymadığını sizin aslında kendiniz olmaktan korktuğunuzu söylercesine üstünüze geliyo,buda buralarda yaşamayı bir hayli sıkıntılı hale getiriyor...

...Dağlara ihanet ettiğimiz günden beridir şehirler bizi çok fazla kirletti,geriye dönüp baktığımızdada bizden geriye kalan bir klasik efkar ve yalancı özlem...artık ne şehirler bizi kabul ediyor nede dağlar bizim bu içimize kattıklarımızı temizlemeye güç yetirir oldu...


mesela;
DEHŞETLİ BİŞİ OLDU..! YA ÖLDÜ YA AŞIK OLDU...!?

AŞK..hemen hemen herkesin adını duyduğu herkesin kendince anlam kazandırdığı bir kelime..tarihlerde adına savaşlar verilen ..ülkeler fethedilen...büyülü tılsım...bazen bir züleyha misali yakar sineleri bazen de  yusuf iffeti gibi buldurur Rahmanı...bazen bir selahaddin eyyubi gibi fetihler yaptırır bazende efendimiz hz Muhammed (sav) gibi bir insanlık inşaa eder..veselam garib şey bu aşk..

yusufun kuyusundan aşkı aldım getirdim Milenyum çağının köhnemiş delhizlerine..ama burda heyecan göremiyorum,buralarda aşık olmak ne yakub gibi gözleri kör eyliyor ne eyyüb gibi sabır getiriyor,buralarda insanlar  dehşetli olayların dehşetinden uzak bir dehşet içindeler...

...ölmek  sıradanlaştı artık modern çağın  kendinden geçmiş ruhsuz insanları için..sadece bir cesedin ortadan kalkması ile eş değerde tutulunca ölüm o zaman aşkımızıda kaybetmiştik zaten..

bazen düşünürüm, eskiler nasıl oldu da  bu kadar aşık olabildiler, bizim önemsemez olduğumuz şeylerde,neyi gördüler de biz ona kör ettik gönüllerimizi..bizlere heyecan vermeyen şey nasıl oluyordu da onların geceleri seccadelerini ıslatıyordu..anlamıyorum hem zaten  anlatanda olmadı..

ALLAH ım kalblerimizi yeniden inşa et ve kültürel gerillanın dediği gibi hayretlerimizi artır.

280 kusur sözün içinden üç tanesi böyle dalgalandırıken diğerlerine takat yetmez.veselam okuyun ve dalgalanın :)


Selam ve kitap ile….


Başlık: Kitapçııı; Muhammed Esed Yolların ayrılış noktasında İslam
Gönderen: Aysegul - 08 Şubat 2010, 01:57:33 ÖÖ 01
şuan okuduğum kitap Muhammed Esed'in Yolların Ayrılış noktasında İslam
tavsiye ederim..
selam ile..

(http://www.kidap.com.tr/yollarin-ayrilis-noktasinda-islam-muhammed-esed-r6388-sz380.jpg)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: vesâir - 15 Şubat 2010, 11:19:12 ÖS 23
Mülk Yazıları
Kum tepelerinden in kumlara karış
R.İhsan ELİAÇIK
İnşa Yayınları : Düşünce Dizisi
Yayın Yılı: 2009Kitap Kağıdı :216 sayfa

(http://img638.imageshack.us/img638/7758/mlk.jpg)

‘Kum tepeleri (ahkaf) eski çağların çöllerinde kalmamıştır.
Etrafınıza bakın siyesi, soysala ve ekonomik manada yığınla ‘kum tepeleri’ göreceksiniz.
Bunlar dura dura ‘muvahhid’ olunabilir mi?
Yani ‘mülk tepelerinde’ yaşamayı ve oradan topluma bakmayı reddetmeden ,bunun için aşağı inmeyi kumlara karışmayı,’yanındaki ile eşit hale gelmeyi’ savunmadan ,tepelerin,yığmaların, biriktirmelerin (kenz) ‘zenginler arasında dönüp dolaşan bir devlet haline gelmesini’ reddetmeden, böylece de toplumun birliğini, bütünlüğünü Ve herkesin Allah önünde eşitliğini savunmadan birlikçi/bütünlükçü (muvahhid) olunabilir mi?
Bir gün ‘mülk tepelerinin’ arasında yığılıp kalınca iş işten geçmiş olacaktır. Üstelik şehrin öbür tarafından gelen haberler yaklaşmakta olan rüzgarı ( afeti, krizi,azabı,ölümü) hatırlatıp durduğu halde….

Diyor R.İhsan ELİAÇIK, son kitabı olan Mülk yazıları'nda.

yayınlanmış makalelerinden oluşan kitapta müslümanın madde ile ilişkisinin nasıl olması gerektiği Kur an'ın ışığında sorgulanıyor

 Kitaptan bazı başlıklar;

Kum tepeleri
Zamanın ruhu değişti
İslam’ı yıkan üç şey (3M)
Para tanrısı mamon
Cahiliye döneminde vahşi kapitalizm
En büyük kamu
Mekke’nin ve Medine’nin ilkleri
Yolsuzluk yapan sahabe’ için inen ayet
Sana neyi infak edeceklerini sorarlar
Münafık kimdir ?
Peygamberimiz neden ZENGİN değildi?
Ebuzer  : ıssız çölde yalnız mezar
Kur’an köleliği kaldırdı mı?
İslam’da ‘cariye’ varmı ?
Ey din baronu ! Ey simsar ! Dinle kitaptan
Yeni sınıfın ideolojisi  : Kariyerizm ve konforizm
Din söyleminden zengin olunur mu ?
Zenginlik yarışı
Paranın dini imanı olur mu?
Dokuz çete, dokuz ayet
Dava’nın ölümü
Kapitalizin panzehiri: Lehu’l Mülk
Kur’an’dan Kapitalizm mi , Sosyalizm mi çıkar ?
Bahçe sahipleri : İşte böyledir afet !


Not: Kitabı temin etmek isteyenler için irtibat no: 0212 621 24 74
0541 710 74 44

Başlık: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 21 Nisan 2010, 02:29:39 ÖÖ 02
k i t a p ç ı

(http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash1/hs438.ash1/24210_352596386838_623536838_3399737_5708084_n.jpg)
Başlık: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 21 Nisan 2010, 02:37:01 ÖÖ 02
Geçtiğimiz cumartesi günü (ki 17.04.2010 oluyor bu tarih :) ) İhsan Eliaçık Bursa'da idi..

Gül-Der'de yapılan seminerin konusu: "Hz. Peygamber'e Çağdaş Sahabe Olmak"
5 ana bölümde konuşmasını sundu.

Bunlar:

1- Peygamberimizin terekesi yoktu.
2- Peygamberimizin din adamı kıyafeti yoktu.
3- Peygamberimizin mucizesi yoktu.
4- Peygamberimizin haksızlığa tahammülü yoktu.
5- Peygamberimizin müridi yoktu.

Seminerde satışa sunulan son kitabı kaptım tabiki.. ( Gerçekten son idi :) )
İşte o kitabı sunayım:

(http://dusuncekahvesi.files.wordpress.com/2009/12/goruntu009.jpg)

Mülk Yazıları
R. İhsan Eliaçık


Tavsiye edilir.
Selam ile..
Başlık: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 21 Nisan 2010, 02:45:22 ÖÖ 02
Kitaptan günlüğüme (artık günlük tutmaya başladım inanabiliyor musunuz? :) yalnız hhoopp....  öyle klasik 'sevgili günlük' modunda değil yani :P ) yazdığım kısacık bir bölüm :)

"Şu gökyüzünün boşluğunda Allah'ın doğaya emaneti olarak uçuşan kuşları görmüyorlar mı? Onları boşlukta tutan ancak Allah'tır. Bunlar iman edecek bir halk için birer ayettir."
Nahl;16/79

"Size şunu söylüyorum: Ne yiyip-içeceğiz diye canınız için, ne giyeceğiz diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın: ne eker-biçer ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler, Tanrı yine de onları doyurur siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir dakika uzatabilir. Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz. Kır zambaklarının nasıl büyüdüklerine bakın. Ne çalışırlar ne de ipek eğirirler. Size şunu söylüyorum: Bütün görkemine rağmen Süleyman bile zenginler ve hahamlar gibi giyinmiş değildir. Öyle ise yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Hergünün derdi kendine yeter."
Matta 6/25-34 - Luka 12/12-31
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Rahmetli - 21 Nisan 2010, 01:57:33 ÖS 13
Yeni kitapçıı'mız hayırlı olsun. Ayşegül baktı eskisi yok, yenisini aldı nihayet...
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Waşta erva!! - 21 Nisan 2010, 02:16:00 ÖS 14
MÜLK YAZILARI
R.İHSAN ELİAÇIK

  ben okudum çok değerli bilgileri içinde muhteva eden
okunması gereken güzel bir kitap.

 Tavsiye ederim...
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: maxpayna - 21 Nisan 2010, 03:27:46 ÖS 15


eskiden olsa isyan ediyordum o kadar emek verdik nereye gitti bu konu başlığı diye....
şimdi artık ya kanıksamaya başladım ya da yaşlandıkça daha olgun tepki veriyorum (olgunluk ve sen haa diye gülenleri de kınıyorum)  :P

gerçekten çok güzel paylaşımların olduğu başlıktı kitaplık bölümümüz ama olan olmuş giden gitmiş. bu nedenle durmak dövünmek yakınmak yok yola devam ( arkadaş slogan güzel ama x partinin sloganı olunca kullanamıyorum beni onlardan bilecekler diye) :)

neyse ne diyorduk kitaplık;
(http://www.fikribeyan.net/resimler/haberler/1666.jpg)


"Ahir Zaman İlmihali"ni farklı kılan nedir? / Prof.Dr.Hayri Kırbaşoğlu

Bu eser hakkında yapılabilecek en özet değerlendirme onun “ilmihalden öte bir şey” olduğudur. Bu ise onun bugüne kadar yazılmış olan ilmihalleri de kapsamakla beraber, onlarda mevcut olmayan pek çok şeyi de bünyesinde barındırdığı anlamına gelmektedir. Önceki ilmihallerde olmayan ya da onlardan farklı olan, dolayısıyla AHİR ZAMAN İLMİHALİ’ni farklı kılan nedir?





1. ”Ahir Zaman İlmihali”, ilmihal kavramını dar anlamda ibadetlere ya da “İslam’ın şartı beştir.” gibi yanlış, temelsiz ve sağlıksız bir din tasavvuruna indirgeme çabalarına karşı “İlmihal”i hayatın bütün alanlarını kuşatacak şekilde gerçek boyutlarına taşıma çabasıdır.

2. “Ahir Zaman İlmihali”, Akaid (Metafizik) - Ahlak – İbadet –Muamelat (Normatif Düzenlemeler) şeklinde olması gereken İslami değerler hiyerarşisini ters yüz ve tepetaklak eden yerleşik ilmihal anlayışını tashih etme çabasıdır.

3. “Ahir Zaman İlmihali”, geçmiş yüzyılların ihtiyaçları göz önüne alınarak ve o zamanların şartlarında ortaya konmuş olan, üstelik günümüzün gerçekliği ile de ilgisi olmayan çözüm ve yorumların sürekli tekrarlandığı bir ilmihal geleneğine mukabil, bu tür bilgilerden arındırılmış, günümüzle ilgisi olmayan veya günümüzde uygulanma şansı bulunmayan hususları dışarıda bırakmayı amaçlamış olan, dolayısıyla sadece bu çağın ve şartlarının esas alındığı “güncel/aktüel” bir rehber olma iddiasından yola çıkmıştır.

4. “Ahir Zaman İlmihali”, namaz kılıp oruç tutan, ama çevresinde ve dış dünyada olup bitenleri sadece seyredip, bazen de söylenmekle yetinen “pasif” Müslüman tipinin yerine, kıldığı namazdan ve tuttuğu oruçtan ilham ve kuvvet alarak çevresindeki ve dış dünyasındaki olaylara müdahil olmak için harekete geçen, tepki veren, mücadele eden “aktif” bir Müslüman tipini ikame etmeyi ideal edinen bir bakış açısının ürünüdür.

5. Önceki ilmihaller, İslam’ın egemen olduğu dönemlerde kaleme alınmış eserlere dayanmaktadır. Halbuki içinde bulunduğumuz dönemde İslam hâkim değil mahkûm,özne değil nesne konumundadır. İslam dünyasının ciddi siyasi, ekonomik ve sosyal ve kültürel meydan okumalara, hatta tehditlere maruz kaldığı mevcut şartlarda, “Ahir Zaman İlmihali”, bu kırılma ve krizi aşmayı amaçlayan bir eser olma iddiasındadır. Bu bakımdan “Ahir Zaman İlmihali” için , “Zor Zamanların İlmihali” de denilebilir.

6. Önceki ilmihaller belli bir mezhep esas alınarak kaleme alındığı halde,”Ahir Zaman İlmihali” toplum(lar)da mevcut bütün uygulamalar ve yaşayan mezhepler hakkında bilgi vermeyi de amaçlayan bir eserdir.

7. Diğer ilmihallerin dili, güncelleştirilmemiş ve teknik terimlere boğulmuş bir durumda iken, bu eserde herkesin anlayabileceği bugüne ait bir dil ve üslup kullanılmıştır.

8. Bu eser aynı zamanda son yüzyılda Çağdaş İslam Düşüncesinin ortaya koymuş olduğu birikimi de olabildiğince sayfalarına yansıtma çabasıdır.

9. Bu eserde, ele alınan bazı konularla ilgili bilimsel araştırmaların sonuçları da yansıtılmaya çalışılmıştır.

10. “Ahir Zaman İlmihali”nin önemli bir diğer özelliği, Kur’an merkezli, Kur’an-Sünnet bütünlüğü ve uyumu prensibini benimseyen bir metodolojik yaklaşımın ürünü olmasıdır.

11. Bu eser sadece Müslümanlar için değil, aynı zamanda Müslüman olmayanların da İslam’dan yararlanabilmeleri için kaleme alınmıştır.

12. “Ahir Zaman İlmihali” konular arasındaki oran açısından da farklıdır. Zira genellikle metafizik (akaid-kelam) ve ahlak alanına çok cılız bir biçimde temas eden, ağırlığı ibadetlere ve fıkhi hükümlere veren ilmihallere mukabil, ibadetler alanını asgari düzeyde tutan, gereksiz ve faydasız detaylara girmekten kaçınan, buna mukabil metafizik ve ahlak alanı ile toplumsal alana vurgu yapan bir perspektifin ürünüdür.

13.Bu eser, önceki ilmihaller gibi erkek egemen bir bakış açısından yazılmış olmamak için, kadın akademisyenlerin de değerlendirmesine tabi tutulan bir ilmihal olma özelliğine sahiptir.

14. Ve nihayet bu eser, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir Müslümanlık yorumu aracılığıyla, tarihin öznesi olmaya aday yeni nesil Müslümanların yetişmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

KAYNAK (http://www.fikribeyan.net/1666_-Ahir-Zaman-Ilmihali-ni-farkli-kilan-nedir-.html)
KAYNAK-2 (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=472343)
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 21 Nisan 2010, 10:38:20 ÖS 22
yeni bir kitapçı sayfası açılmış.ne güzel.{ne güzel? {kitapçı sayfası açılması güzel} ne kadar güzel :) }  eski kitapçı sayfası aşk ve de şevk ile seyr eylediğim bir bölümdü, umarım  aynı tadı gene alırım.


maxpanya kardeş çok güncel takılıyorsun.Ahirzaman İlmihali kitabı daha kitapçı raflarına girmeden sen tanıtmışsın :)
Ahmet Hakan bile köşesine taşıdı bu kitabı.ondanmıdır bilinmez bu aralar epey sorulur ve konuşulur oldu.doğrusu merak ettim.yarın elime geçicek, o zaman incelerim inş.

kitab ehl-i kardeşlere selamlar.

Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: vesâir - 22 Nisan 2010, 02:07:54 ÖÖ 02
konuyu tekrar açtığı için
sayın ve kıymetli
ayşegül'e  teşekkürü borç biliriz  ;)

MÜLK YAZILARI benimde son okuduğum kitap
İhsan Eliaçık  hocamız müslümanın mülk ile olan ilişkisini anlatıyor

"Kum tepeleri (ahkaf) eski çağların çöllerinde kalmamıştır.
Etrafınıza bakın siyasi, soysala ve ekonomik manada yığınla "kum tepeleri" göreceksiniz.
 Bunlar dura dura "muvahhid" olunabilir mi?
 Yani "mülk tepelerinde" yaşamayı ve oradan topluma bakmayı reddetmeden, bunun için aşağı inmeyi kumlara karışmayı, "yanındaki ile eşit hale gelmeyi" savunmadan, tepelerin, yığmaların, biriktirmelerin (kenz) "zenginler arasında dönüp dolaşan bir devlet haline gelmesini" reddetmeden, böylece de toplumun birliğini, bütünlüğünü ve herkesin Allah önünde eşitliğini savunmadan birlikçi/bütünlükçü (muvahhid) olunabilir mi?
 Bir gün "mülk tepelerinin" arasında yığılıp kalınca iş işten geçmiş olacaktır.
 Üstelik şehrin öbür tarafından gelen haberler yaklaşmakta olan rüzgarı (afeti, krizi,azabı,ölümü) hatırlatıp durduğu halde..."  

ayrıca ihsan hocamızın nuzül sıralamalı tefsir mealini şiddetle tavsiye ederim okumalarıma farklı bir boyut kazandırdı
ALLAH ondan razı olsun

ve facebook'ta
bir kitap grubumuz var okuyup sevdiğimiz kitapları tavsiye mahiyetinde orada tanıtıyoruz
eğer katılmak isteyen katkı yapmak isteyen ve ya gönüllü olmak isteyen varsa şeref duyarız
"hayatınızda okumanız gereken kitaplar" grubun adı

Başlık: Kitapçı; halkaların ezgisi - Halime Toros
Gönderen: Aysegul - 03 Mayıs 2010, 09:46:57 ÖS 21
(http://www.dunyabizim.com/images/news/5917.jpg)

Kitabı okurken;

"Allah'ın beni böyle inciteceğine inanmıyorum" (sayfa 42) u göz önünde bulundurmanız dikkatiyle..

"Beni bu kadar incitmezsin, bu kadar aşağı görmezsin, bu kadar yaşanılmaz, dayanılmaz bir hayat biçmezsin. Çünkü sen Allah'sın. Yaratıcısın, Adilsin, Kerimsin, Bir'sin. Ne kadın ne erkeksin..." (sayfa 156)
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: vesâir - 06 Mayıs 2010, 08:40:53 ÖS 20

Lanetli Sınıf -1 "Ne Mutlu Bana ki Lahmacun Yiyebiliyorum"

yazar : İdris Özyol
 Birey Yayıncılık
******

arka kapak :

Başka dünyanın çocukları.
Hey en arkadaki, hey sen!
Toplu resimlerin en köşesinde ve en gerisinde duran.
Vitrinlerin dışında ve uzağında duran sen..
Cici yerlere alınmayan, kaloriferli mekanlara sokulmayan, şehrin kenarında tutulan kara çocuk!
Bu şehirler senin sayende alındı ve sokaklarına medeniyetin senin omuzlarına basılarak girildi. Bayrakları diken sendin anlı şanlı zaferlerin alnına.
Ve yine senin avuçlarından dökülen tohumlar başağa dönüştüğünde, budağın asmalar üzüm verdiğinde, kahrını çektiğin buzağılar süte durduğunda, bunların hepsi ama hepsi alımlı arabalarla konaklara taşındı.
Ve o konakların temelini kazan, duvarını ören, çatısını çakan sendin.
Ve o konaklara taşınan buğdayı, üzümü, sütü yemeğe, aşa, ekmeğe sen dönüştürdün.
 Ve o pişen aşı, nar gibi ekmekleri kocaman kelleli adamların, hastalıklı hanımların, şımarık çocukların masasına sen servis yaptın.

ne mutlu ki bana lahmacun yiyebiliyorum, orhan gencebay dinleyebiliyorum.. vs.

Lanetli Sınıf 1- Ne Mutlu Lahmacun Yiyebiliyorum

126 sayfalık bir kitapta 58 başlık altında birleştirmiş yazılarını. Yazıları denem türünden ama şiirselliği ve agresif cümleleri ile kalpte yer edinen, sert, müzip, delikanlı, sataşan, savaşan cümleler birleşimden oluşmuş bir kitap.
Yazdıkları savaşır gibi, kavga eder gibi, dövüşür gibidir Özyol’un. O öyle bilindik naif cümlelerle konuşmaz. Kurduğu cümlelerinde içi acıyan, sızlayan, yanan, içinde bir kor taşıyan bir adamın-adamların- resmini çizmeye çalışır. Kara çocukların. Kara çocukların destancısıdır o. Belki biraz abartı gibi gelecek ama o Homores’un İlyada’sının Kara Çocuklar versiyonunu yazmıştır. Onun yazdıklarının toplamını birleştirdiğimizde karşımıza bir cümle çıkar ki o da Sezai Karakoç’un ” yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” ifadesiyle belirttiği cümledir.

Yenilgi Yenilgi Büyüyen Bir Zafer Vardır

Sırların sırrına ermek için o anahtarı kalbinin en ücrasında aşk ile tutar yazan. O anahtarla açar diğer kalpleri. Bir sırrı olduğu açık. ”derdime vakıf olan simurg bile çaresiz” sözünü bir şairin ağzından kendi kalemiyle aşikâr etmeye çalışır.
İdris Özyol’un yazılarında biz’i okur insan. Biz’in kim olduğunu, biz’in nerden geldiğini, biz’in yaşayış tarzını, kısaca her şeyini görebilirsiniz. Kara çocuklar’ın efsaneleşmiş hikayesini bu kısa kısa ama etkili denemelerle okuduk ve gördük. O anlatılan kentin varoş sokaklarında büyüyen biz’lerdi, hepsi biz’di. ” Çünkü biz’e bencillik değmeyecek kadar biz ekmeğimizi, ocağımızı, badanalı odalarımızı paylaşacağımız kalplerimiz vardı”

Özyol’un dili savaş açar gibi serttir. Yozlaşmaya ve kapitalist düzenin çarkına çomak koymak kadar eylemsel sözleri ve cümleleri barındırır içinde. Ama bu sertlik içindeki şiirsellik, akıcılık, insanın beynine değerken kalbini de okşayan türden.
“bir insanın ihaneti gözlerini, saçlarını, bıyıklarını, elbiselerini, çocukluğunu reddettiği gün başlar” diyecek kadar özlü, anlamlı ve düşünceli sözlerle bize mesaj veren ve bizi bizden biri olarak kendiliğinden anlatan bir yazardır Özyol.



Başlık: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 12 Mayıs 2010, 12:30:06 ÖÖ 00
(http://www.dunyabizim.com/images/news/8012.jpg)

Nuri Pakdil
Arap Şiiri
Güldeste
I - II


Cilt II elimde olduğu için bunu tanıtacağım..
Lübnan - Mısır - Nijerya - Senegal - Sudan - Suriye - Suudî Arabistan - Tunus - Ürdün

ülkelerinden şairlerin, şiirlerinden oluşmakta kitap..
Şairlerin kısa hayatları bilgisi verildikten sonra bir veya iki şiiri yayınlanmış.. bu tanıtım yazısında şiirlerinden bahsetmekle birlikte eserleri de bilgi olarak sunulmaktadır.

Ben okudum, eller (de) okusun dediydim ama siz 'el' dediğime bakmayın sevgili kardeşlerim :)
saygılar,
sevgiler..
hürmetler..
selamlar..
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: vesâir - 12 Mayıs 2010, 03:46:52 ÖS 15
(http://www.dunyabizim.com/images/news/8012.jpg)

Nuri Pakdil
Arap Şiiri
Güldeste
I - II


Cilt II elimde olduğu için bunu tanıtacağım..
Lübnan - Mısır - Nijerya - Senegal - Sudan - Suriye - Suudî Arabistan - Tunus - Ürdün

ülkelerinden şairlerin, şiirlerinden oluşmakta kitap..
Şairlerin kısa hayatları bilgisi verildikten sonra bir veya iki şiiri yayınlanmış.. bu tanıtım yazısında şiirlerinden bahsetmekle birlikte eserleri de bilgi olarak sunulmaktadır.

Ben okudum, eller (de) okusun dediydim ama siz 'el' dediğime bakmayın sevgili kardeşlerim :)
saygılar,
sevgiler..
hürmetler..
selamlar..

kaynağını buydu demek  eklediğin şiirlerin :) eyvallah teşekkürler
Başlık: Ynt: Kitapçı /Kırmızı Minare
Gönderen: erbaiin - 19 Mayıs 2010, 02:14:02 ÖÖ 02


(http://www.okumasitesi.com/photos/3/5/35978_20101_23_11_27_27_408287.jpg)




                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        Kudüsün Kalbine yolculuk yapmak isteyenlerin kitabı ; KIRMIZI MİNARE {İbrahim Guşe}


 Yaşanılmış bir ömrün bakiyesidir hatıralar.İlgili olana tecrübe edilmiş bir hayat sunduğu gibi,  geçmişe tanıklık etmek isteyen için de  önemli bir vesika işlevi  görmektedir.Kırmızı Minare kitabı  da bu tanımlamanın içine girebilecek eserlerden biri. 1991 ve 99 yılları arasında Hamas’ın resmi sözcülüğünü yapmış İbrahim Guşe tarafından kaleme alınmış olan eserin orjinal adı  “El mi’zenet-ül Hamra “ dır. Türkçe yayın hakkı mana yayınları tarafından alınarak, eylül 2009 da  okuyucunun istifadesine sunulmuştur.
 
Kitap adını yazarın çocukluğunu geçirdiği Sadiye mahallesinde ki kırmızı tuğlalardan yapılmış camiden almaktadır.yazarın çocukluğa dair arkadaşları ile oynadıkları yeditaş  ve misket  oyunundan sonra ki en net imgedir kırmızı tuğlalar.Siyasi anılarının yoğunlukta olduğu kitaba  çocukluğundan kalma bir  kareyi simge haline getirerek koymayı başarması ve bunu eserin geneline yayması, bize dilinin yalınlığı hakında önemli bir ipucu vermektedir.


 Kırmızı minare Kudüsün dünü ile bugünü arasında  yolculuk yapmak isteyenler için bir köprü mesabesindedir.Bu yolculuğun rehberinin henüz hayatta olması ve resm edilenlerin  en çıplak hali ile sunulduğunu fark etmemiz  bu yolculuğu daha heyecanlı ve daha bir anlamlı kılmaktadır..


Guşe’nin çocukluk yıllarında dikkat çeken  önemli nokta  henüz daha  çok erken yaşta aktif bir mücadele içerisine girmiş olmasıdır.Savaşın insanı erken olgunlaştırdığı gerçeğini o şu şekilde dile getirmektedir ; Filistinli her genç gibi bende içinde bulunduğumuz problemlerin sebebleri ve bu problemlerden çıkış yollarını araştırıyordum.yeniden başarılı olmanın, kaybettiğimiz toprakları geri almanın yolları neydi ?” Bu atmosfer içinde başlayan sorgulamalar ve  bu alanda okumlarını sıklaştırması onu  ileride sorunun çözümünde önemli bir konuma gelmesini sağlayacaktır.


İlköğretimini tamamladıktan sonra, çok istediği muhendislik fakültesini başarı ile kazanarak, üzerine düşen sorumlulukları  kimselere hisettirmeden sesizce yerine getirecektir.

Yazar, Mühendislik yaptığı yıllar da edindiği tecrübeleri anlatırken aynı zaman da ortadoğuda ki  iş dünyası hakında da bilgiler sunmaktadır.yabancı sermayenin etkin olduğu inşaat sektöründen tutunda henüz yeni yer edinmeye başlayan sendikal faaliyetlere kadar bir çok konuyu anlatmaktadır.O yıllarda [1970] sendika faaliyetleri solcular tarafından sahiplenilmekte ve kendi alanlarında  iyi bir örgütlenme ile verimliliklerini artırmaktadırlar.O dönem sendikların,Yapılanma şekilleri gereği müslümanların çok fazla barınmasının mümkün olmadığı görülmektedir.bu boşluğun doldurulması gerektiğini düşünen Guşe beş mühendis akadaşı ile çalışmlarına başlamasınının gerekçesini şu sözler ile özetlemektedir;
”biz ihvan gençleri olarak hasan el bennanın fikirlerinden çok etkilenmiştik      ve  onun nesillerin yetiştirilmesi için verdiği uğrşaları gayet iyi biliyorduk.Yine ihvanı müslüminin en önemli yazarlarından seyyid kutubun toplumun gücünü ifade eden  merkezlerde islami kesimin etkin olmaması durumunda islam devletine giden sıkıntılar olabileceğinidair görüşler okumuştuk.”   

Mühendislik deneyiminden sonra  ihvan ile  daha sıkı ilişkiler içerisine girmeye  ve eskiden gizli yürütmeye çalıştığı görevleri daha açık bir şekilde yürütmeye  başlayacaktır. İhvanın ürdünde  daha rahat hareket etmesi ve henüz ürdün hükümetinin  açık bir tehdidi bulunmaması bazı aşamalrı daha kolay aşmasına yardımcı olacakatır.ihvanın başlattığı yeni hareketin olumlu yanlarını anlatırken aynı zamanda hizbu tahrir hareketi ve onun lideri takiyuddin nebhaniden de bahsetmektedir.bu hareket daha önceleri ihvanın bünyesinde bir hareket miş gibi görünsede daha sonraları nebhaninin  “islam devleti” fikrine öncelik vermesi ve ihvanın bunu önemsemediğini dillendirmesi sonucunda  ilk ciddi ayrışma başlar.nebhaninin söylemlerinde seyid kutubun sosyal adalet düşüncelerinin etkileri olduğunu belirtken guşe , bu düşüncelerin ilk zamanlarda halk tabanından ciddi bir kabul gördüğü fakat daha sonraları devlet düşncesini önceleyerek  diğer önemli sorunları göz ardı etmesi bu desteği gittikçe azaltmış ve  neredeyse marjinaj bir yapılanmaya  girdiğini söylemektedir.

İhvan hareketi, özel anlamda ürdünün dış politkalarını öncelemesi ve bunun tüm arap ülkeleri tarafından  merkeze alnması sonucunda  gittikçe baskılara  maruz kalması  kısmen kudüs sorununu sahipsiz bırakmıştır.İzettin kassamın başlattığı hareket ile  ihvanın düşüncelerinin merkeze alındığı bir  hareketin başlangıcı işte tam bu zamanlara denk gelir.hamasın henüz kendi adı ile sahneye çıkmadan evvel el fetih araplar içerisinde  oldukça kabul görmektedir.başında yaser arafat vardır ve filistin sorunun asıl ve tek muhatapları olduğu düşüncesini savunmaktadır.israil ve amerika  ile olan ilişkilerde direnişi göz ardı eden ve esnek bir metodu benimsemeleri yeni bir alternatif ihtiyacının doğmasından önemli bir nedendir....

Hamas hareketinin doğuşundan bugun ki geldiği sürece kadar olan haritasını  önemli ayrıntıları ile okuyucuya sunan İbrahim Guşe'nin bu eseri ortadoğu da neler olup bittiği hakında haberler vermektedir.

not: aceleye gelmiş bir tanıtım oldu.icab ederse detaylandırmasını musait bir zaman da yapabilirim.ama mutlaka okuma listesine girmesi gereken bir kitap.


  



unutmadan yayınevi hakında önemli gördüğümüz bir noktayı ifade edelim.
Mâna yayınları Müslümanların yaşadıkları coğrafyalarda meydana gelen sosyal ve siyasal bir çok hareket hakkında önemli bilgileri barındıran kitapları basmaktadır. Geçmişten bugüne  süregelen ve İslam dünyası içerisinde ayrışmalara, bloklaşmalara neden olmuş sorunlar üzerinde değerlendirmelerden tutun da batılı paradigmanın ürünü  bir çok düşünce  hakkında değerlendirmeler ve tahliller içeren  eserler  yayımlamaktadır.Kendi gerçeğimize tanıklık etmemize yarayacak eserlerin bazılarının adını anmak gerekirse ;

-Ortadoğuda Modernleşme
–Şii’lik/Sünnilik& Nedenleri Tarihte Kalmış Siyasi Ayrılık
-Talibanın yükselişi
-Siyasi Fetvalar
-Doğunun Romantik Olmayan Yüzü
-Bitmeyen Savaş


selam ve kitap ile...














Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 21 Mayıs 2010, 06:40:14 ÖS 18
ökkeş abi!
bir imza alabilir miyim acaba? :)
gittikçe başarılı tanıtımlar yapıyorsunuz, maşallah..

giriş kısmı neydi öyle:

"Yaşanılmış bir ömrün bakiyesidir hatıralar.
İlgili olana tecrübe edilmiş bir hayat sunduğu gibi,  geçmişe tanıklık etmek isteyen için de  önemli bir vesika işlevi  görmektedir."


günün sözü'ne işlenecek bir girişti..
maşallah!

tanıtıma doyamadık evet.. yarım kalmış.. gibi ama şikayet etmiyorum.. (kitabı edinip, okuyalım değil mi?)

mana yayınlarından kitap okuduğumu hatırlamıyorum, büyük bir ihtimalle okumamışımdır..
inşallah okuma listemize alalım..

selametle..

Başlık: Kitapçı; Harput Şehrengizi / Metin Önal Mengüşoğlu
Gönderen: Aysegul - 21 Mayıs 2010, 07:38:09 ÖS 19
sevgili elaziz :)
yahu elaziz'in ne olduğunu daha yeni anladım.. inanabiliyor musunuz? (inanın, inanın  8) )
benim küçük dünyamda zaten geç farketmem bile şükürlük te... neyse..

elaziz, elazığ demekmiş te haberim yok(muş)..
yokkk bu kadar cahillik olmaz demeyin, demeyeceğim..
diyebilirsiniz, :)
deyin..  8)
zaten itiraz da edemiyorum..

çok gezen, çok bilirmiş derler..
ev-iş arasında bu kadar bilmek tekrar söyleyeceğim ama şükür'lük..
Allah'tan 'yazı' var :) 'oku'mak var :)

Sevgili elaziz..
eliflamra oldu sahi sonra..
yahu siz ne güzel insanlarmışsınız.. onur duydum :) senin/sizler gibi bir dostum, kardeşim olduğu içün :)
(istanbul'da beni süper misafir etmen(iz)den anlamıştım zaten)

bu kız ne diyor demeyin..
şunun, şurasında kitap tanıtımı yapacağız..
bağlayacağız konuyu azcık sabredin yahu :)

Harput Şehrengizi / Metin Önal Mengüşoğlu

(http://www.hermeskitap.com/catalog/images/nbdYiq1wis.jpg)

yer yer ağlayıp,
yer yer kardeşinize sarılacaksınız, kardeşçe..
yer yer türkü, musiki, sanat...
yer yer.. kızacak.. ağlayacaksınız.. (bu ağlama kısmısı bana has olabilir.. (ahh ozanca abi nerde yahu.. o hep 'kısmısı' derdi) )
yer yer hayal edeceksiniz.. (bolcasından :) )

bazı sayfalarda;
- harput'un o tepelerinde engelsiz, gökyüzüne yakın, yıldızlarla.. böceklerle.. damda uyuyuvereceksiniz..
- kardeşliği, komşuluğu, 'eski'yen ne varsa hasretle (siz de hasret duyacaksınız, evet :) ) bakacaksınız..
ve anılar.. 'an'lar..

daha ne diyebilirim ki..

bir şehir kitabı 'harput şehrengizi'..
okuyun :)

selamlar ( madem ozanca abiyi andım, o'nca bitireyim.. rahmetle anıyorum.. (hep şaka yapardım.. gerçekten nerelerde yahu))
selamlar..
selamlar...

Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: eliflamra - 22 Mayıs 2010, 10:29:14 ÖS 22
Alıntı
Sevgili elaziz..
eliflamra oldu sahi sonra..
yahu siz ne güzel insanlarmışsınız.. onur duydum  senin/sizler gibi bir dostum, kardeşim olduğu içün
(istanbul'da beni süper misafir etmen(iz)den anlamıştım zaten)


ağzım kulaklarımda koltuklarım kabarmış durumda  :) ne desemkiiii....bende seviyorum tüm gakkoşları (ve seni Ayşem  ;) )
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 24 Mayıs 2010, 01:55:18 ÖS 13
öhömm öhömm
neredeyse ciddiye alıcam
lütfen gaz ayarını ölçülü verelim :)

hayrlı okumalar.
Başlık: Kitapçı; N A M A Z Bir Tevhid Eylemi - Abdullah Yıldız
Gönderen: Aysegul - 24 Mayıs 2010, 02:40:19 ÖS 14
:) abartma değil efenim.. saygılar..

(http://www.kitab.dk/images/namaz_bir_tevhid_eylemi.jpg)
Abdullah Yıldız - N A M A Z Bir Tevhid Eylemi

yeni kitabım :) (bu günlerde dernek kitaplığına dadandım da :) )

"Namaz, Allah'ın yarattıklarının O'na yaptığı tüm ibadet şekillerinin bir sentezidir.
Yıldızlar, devamlı olarak belli hareketleri tekrar ederler -namazda belli hareketler sürekli tekrarlanır-,
dağlar ayakta dururlar -namaza, ayakta dikilerek, kıyamla başlanır-,
hayvanlar sürekli olarak eğilmiş durumda bulunurlar -namazda ikinci hareket eğilmek, rükûdur-,
ağaçlar gıdalarını ağız vazifesi gören kökleriyle alırlar, şu halde devamlı secde halindedirler -namazda üçüncü hareket, alnını toprağa koyarak secde etmektir-
akan su devamlı suretle yıkar ve temizler -namazda önce abdest alınır-...v.s."
sayfa:21

Görmedin mi; göklerde ve yerde bulunan herşey; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a hakikaten secde diyorlar. (Hacc:18)
Başlık: Kitapçı; Mor Mürekkep - Nazan Bekiroğlu
Gönderen: Aysegul - 17 Haziran 2010, 09:05:56 ÖS 21
(http://static.ideefixe.com/images/155/155135_2.jpg)

Mor Mürekkep / Nazan Bekiroğlu

zor okuduğum bir kitap..
kitabınızın sizi yeni kitaplara yönlendirmesini istiyorsanız.. bunu seçebilirsiniz..
içerisinde çokça eser/alıntı var.. oralardan bir metin sunuyor/bir pencere açıyor önünüze yazar..
Necip Fazıl'ın Bir Adam Yaratmak'taki Hüsrev'ini tanıyorsanız, okuduğunuz metin anlamla gelecektir size..
Yalnız tanıyamadığınız/bilmediğiniz o kadar (belki de bana çok :-[ :-X ) kişi/düşünce var ki, okuduğunuz öylece gidiveriyor..
tanıdıkları yakalayıp, selamlaştığınızda ise hoş ta oluyor hani..
Bu yazarın donanımını gösteriyor tabi ki..
Tercih sizin!
Bilmediklerim beni zorlaştırıyor olabilir!
(Takıldığımı söyleyemem.. Bir kayıp (ihtiyacım) değil sonuçta :) siz bana bakmayın ben öyle kendi kendime konuşuyorum :) )

yaaa doğruyu açıklayayım mı? daha hala bitiremedim.. oku okuu.. bitiremiyorum bir türlü..
(ama kararlıyım.. bugün-yarın bitecek inşallah.. yaşarsam tabi :) )


neyse kitaba geçelim:

5 bölüme ayrılmıştır:

- hayat ve kelimeler
- eşik
- yol arkadaşım
- hüsn-i talil
- senin için

bir de alıntı:

"yürek isteyen, insanın kendi hayatının üzerinden geçebilmesi.
 yeniden yaşayabilmesi, yeniden ölmesi."
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: narcicegi - 17 Haziran 2010, 09:44:32 ÖS 21
Ayşegül Nazan Hanım ın daha güzel , daha sürükleyici eserleri var biliyorsun.
Onları okusan çabuk bitirirdin bence:)
Mesela, "İsimle Ateş Arasında", "Cümle Kapısı", "Nun Masalları" :)
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 18 Haziran 2010, 04:47:22 ÖS 16
kesin öyledir ablam..
çok duydum..
"isimle ateş arasında" "lâ-sonsuzluk hecesi" "yusuf ile züleyha" kitaplarını aldım..
son ikisi arkadaşlarımda..
"isimle ateş arasında" rafta beni bekliyor..
galiba yanlış bir eser seçimiyle tanıştım yazarla..
olmadı değil mi?

hak yemiş olmak istemiyorum.. (tamamen benim cephemdir bu yorumlar..inşallah diğer eserlerini okuyup, telafi yorumlar yapabilirim..)
çok özür dilerim..
selam ile..
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: narcicegi - 18 Haziran 2010, 05:05:09 ÖS 17
Alıntı
isimle ateş arasında" "lâ-sonsuzluk hecesi" "yusuf ile züleyha" kitaplarını aldım..
son ikisi arkadaşlarımda..
"isimle ateş arasında" rafta beni bekliyor..
galiba yanlış bir eser seçimiyle tanıştım yazarla..
olmadı değil mi?

 :)Evet...Nazan Hanım'ın en güzel kitaplarından başlamamışsın...Yukarıda bahsettiklerine öncelik verirsen daha iyi olacak galiba:)
Başlık: Kitapçı; çamurlu bir ırmak - metin önal mengüşoğlu
Gönderen: Aysegul - 19 Haziran 2010, 06:29:35 ÖS 18
(https://www.tumkitaplar.com/images/shop/big/93818.jpg)

çamurlu bir ırmak
Metin Önal Mengüşoğlu

Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: maxpayna - 22 Haziran 2010, 01:49:48 ÖS 13

Tatilde kitap okumak isteyenler için… bu sitede kitap var

Bedava 32 kitap indirin



(http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2010/06/bedava-kitap.jpg) (http://www.derindusunce.org/bedava-kitap-indirin/)
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: maxpayna - 22 Haziran 2010, 01:57:19 ÖS 13


(http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs121.snc4/36401_408808915817_167348695817_4296469_1437855_n.jpg)



OKUMA RAFI ( ÜCRETSİZ KİTAP OKUMA KAMPANYASI)

Kurtuba "Okuma Rafı " yla Yaz Aylarında Hizmetinizde...

1 haftalık periodlar halinde;

Okuma Raf'ımızdan seçkin kitapları alıp Okuyabilirsiniz...

İster bir hafta içinde bitirip geri getirin, İsterseniz Kurtuba'da oturup okuyun...

HAFTA SONUNDA HİZMETE GİRECEK OKUMA RAFLARIYLA YAZ AYLARINIZI DOLU DOLU GEÇİRİN...

http://www.facebook.com/KurtubaKitapKahve

KURTUBA KİTAP-KAHVE - ANKARA'NIN KÜLTÜR MEKANI  Ankara- Kızılay- Bayındır 1 sokak No :15


Başlık: Kitapçı; İsmet Özel - Faydasız Yazılar
Gönderen: Aysegul - 24 Haziran 2010, 04:13:01 ÖS 16
(http://www.kitapsaticisi.com/kitap_foto/I008820016.jpg)

İsmet Özel - Faydasız Yazılar

tavsiye ederim (çok çok)

selam ile..
Başlık: Ynt: Kitapçı; İsmet Özel - Faydasız Yazılar
Gönderen: hattabhamza - 24 Haziran 2010, 07:56:43 ÖS 19
(http://www.kitapsaticisi.com/kitap_foto/I008820016.jpg)

İsmet Özel - Faydasız Yazılar

tavsiye ederim (çok çok)

selam ile..

tavsiye ederim (çok çok)
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 28 Haziran 2010, 04:17:33 ÖS 16
Selamun Aleykum


Kitapçı başlığını gerçekten seviyorum.
durduk yerde nerden çıktı  demeyin
içimden geldi..
o kadar istifade ediyoz azıcık iltifata mazhar olmasın mı...
evet  bu bölümü seviyorum
hemde
Bülent Akyürek'in kısa samsun ve demli çay sevgisinden daha fazla :)
Hani 7/24 birileri bu başlık altında bir şeyler  yazıp çizse, takip etmekten sıkılmam herhalde...
İçimden geldiği için sevdiğimi söyledim ama  buraya park edişimin sebebi sadece bu değil
malumunuz Yaz mevsimi kitap listelerinin, yatak çarşaflarıyla rekabete girdiği bir mevsim.
üşenmeyip birleştirmeye kalksam Allah muhafaza burdan köye yol olur...
[250'lik derun-i kitablardan  tutunda..99 esma-ül kitaplara kadar :) ]
yanlışlıkla bir-iki kitap okuyan hemen herkesin önüne üç-beş okuma listesinin konulmasının muhtemel olduğu bir  mevsim yani..
Madem kitap listeleri elden ele , raftan rafa dolaşıyor [çoğu zaman varış noktası problemli olsa da] bende  hemen her listenin başköşesinde olması gereken bir kitabı sunayım...
[kitaba geçiçem ama bu aralar içimde bir Sevan Nişanyan dolaşıyor..kelimelerin röntgenini çeken kelimebazlar gibi oldum....{hem zaten türkçenin kendiside buna musait}..mesela az önce "bir kitabı sunayım" dedim..normal insanlar bu cümleyi okuduğunda  en masum hali ile ikram etmek yada servis etmenin gibi bir şeyler anlarlar...ama kazın ayağı öyle değil işte......nasıl mı ?... Bir kere "suna"   bir bayan ismi...iletirken/verirken yada hizmet edeyim derken, ayak üstü bayan oluyorsunuz...düşünün birde "suna pekuysal" isminde bir  kadını tanıdığınızı  [faciaaaa :) ] ... hadi biraz tadilata gidelim...bayan dediğiniz  en nihayetinde insan türü ...ama sadece o kadar değil ki.. suna'nın diğer bir anlamı da   " ördek " demek..yani delikanlı adamın bayan olduğu yetmiyormuş gibi birde, kaşla göz arasında insanlıktan çıkıp ördekte oluyor:)...[skandal]..iyisimi fazla kurcalamak...
yoksa  "prescriptive linguistics"  tramvasına tutulmuş dilbilimciler gibi kelimelerin  yöresinde geze geze  ayarı kaçırıp kafayı tırlatma ihtimali çok yüksek...[dikkat buyrunuz reklamlar kısmına geçtik, prescriptive linguistics dedim.artık bende iki tane yabancı kelimeyi bir araya getirebiliyorum...kürt olduğum için,  yazıldığı giib okusamda, burda onu kimse fark etmeyeceğinden  problem yok..yani çok yakında bende oluyorum :) ]

Konunun aslına dönecek olursak
{aslı dedim..[skandal]  :)  }

Tanıtacağımız Kitap
; "İnsanın Dört Zindanı"

(http://www.isaretyayinlari.com.tr/kitapGorsel/medium/insan%C4%B1n%20d%C3%B6rt%20zindan%C4%B1_78378.JPG)

Daha önceki "kitapçıı" başlığında vardı ama teknik bir arızadanmıdır neydendir bilmem uçup gittiği için tekrar asalım..
Dört zindan bilindiği gibi okuma programlarının vazgeçilmezi olduğu için tekrar hatırlatma babında  asmış olalım..







İnsan hiç şüphesiz en çok tartışılan,araştırılan,anlamlandırılmaya en çok muhtaç olanların başında
gelir... peygamberlerin,alimlerin,filozofların,aydınların,kapitalistlerin,diktatörlerin dahası dünya parçası üzerinde iddia sahibi olan herkesler merkezlerine insanı almışlardır,ıslah/imha/ihya/zulum/saadet/sömürü ve aklınıza gelecek her şeyin merkezi insan...merkezde insan olmalımıydı sorusuna biz müslümanların vereceği cevab "ALLAH imtihanın başrol kahramanını insan olarak seçtiği için evet merkezde insan olmalıdır deriz/diyebiliriz.Bizim dışımızda kalanlar bunu söylemeyip çalının etrafını dolansalarda merkez alma noktası inkar edilemiyecek açıklıktadır,yaşlı dünyamızın yorgun hafızası bunun bir çok örnekleri ile doludur...


Ali şeriati de bahs ettiğimiz merkez olma konumunu tanıttığımız eserinde şu sözlerle anlatmaktadır "insan olma ve insanlaşma sorunu çözülmelidir. Her sorunun temeli budur, ister sonra dine bağlı kalmak istemiş olalım, ister din dışı, ister sosyalist,ister onun karşıtı, ister ilerici, ister gerici; sonradan izlemeyi ve ulaşmayı dilediğimiz biçin ne olursa olsun, önce, bu sorun hepimiz için çözülmelidir.(syf:10)..

İnsanın dört zindanı,Ali Şeriat'nin külliyatını okumak isteyenler için ilk basamak görevini görebilir,bahs ettiğimiz eser 1970 yılında bir konuşmasından (Abadanda,petrol fakültesi öğrencilerine yaptığı bir konuşmadan)derlenmiş,çok sade ve anlatmak istediğini net bir dille izah etmiş,ne felsefi kavramlar içeirsinde boğmuş nede kelam-i dağınıklıkla bir bilinmezliğe götürmüş..açık ve seçik. insanı kendi içinde bağlayan,haps eden dört temel(zindan) üzerinde değerlendiriyor,bunlar ;DOĞA(naturalizm) - TARİH(historyzm) - TOPLUM (sosyolojizm) - BEN(ene /ego/nefs) şeklinde açıklanmış...


İnsanın oluşum süreci&tekamülünü {genel anlamıyla} değerlendirirken günümüzün etkin unsurlarını gözardı edemeyiz,yukarda örneği verilen dört temel etken (dahada artırılabilir),bugün ki insanların (belkide beşer demek daha uygundur) en içinden çıkamadıkları,doğrunun izini kaybettikleri bir realite konumundadır.

Şeriati bu eseri insan ekseninde değerlendirme başlarken iki grupta ayırmayı uygun bulmuş,bunlardan biri BEŞER diğeri de İNSAN dır,beşeri genel bir tanımlama için kulanırken insanı nicelik ve nitelikler doğrultusunda ayrıcalıklı kılınabileceğini sölüyor,verdiği örnekler doığrultusunda izah etmek gerekirse,tüm dünya insanları için beşer denilebilecekken aynı zamanda hepsine "insan" denilemeyeceğini buna erişebilmesi için bazı edinimleri elde etmesi gerektiğini öslemekte ve bu edinimleri daha doğrusu beşerden ayrışımını üç tane nitelik üzerinden binaa ediyor,bunlar :KURUCULUK/YAPICILIK/SANAT..bu niteliklere sahip olunmasını da yaratıcının kullarına halife misyonunu yüklemesi ile ilişkilendirerek "insan-i" bir farklılığı izah etmeye çalılşıyor..


Dört baskın gücü çok fazla irdelemeden kaba hali ile değerlendirmek gerekirse ;

-Naturalizmin/tabiatın insan üzerinde ki kaçınılmaz etkisini ve kuşatıcılığı gözönünde tutularak bir takım saptırmalar yapılmak istendiğini biliyoruztabiatın yada onunla ilişkilendirilen herhangi bir gücün yaptırım ve bağlayıcılığı söz konusu değildir bunun aksi bilimsel olarak çok zamandır ispat edilmiştir, bu zindandan kurtulmak için normal düzeyde bir düşünsel sorgulama yeterlidir.

-Historizm/tarihçilik'te insanı etkileyen,geleceğine dair dünden baskılar kuran önemli zindanlardan biridir,buna da aynı tutumu sergilemek zorundayız,tarihin tekerür etmesi bizim yapacağımız hataların kılıfı olmamaıs adına ne inkarcı nede tümden kabulcü bir yaklaşım sergilemek doğru değildir,inkar ettiğiniz zaman köklerinden kopmuş bir ağaç gibi olmanız kaçınılmaz ken tümden teslimiyetçi olduğunuz da ise geleceğinizin gerçeklerinden uzak hülyalar aleminde yaşamaya mecbur bırakılmış dolayısı ile sömürülmeye müsait bir ANTİK varlık haline gelirsiniz,bunda da en önemli vurgu itidal ve gereklilik oranında bir sahiplik söz konusu olmalıdır.

-Sosyolojizm/toplumculuk,diğer iki baskın güce oranla daha etkilidir.Somut anlamda daha çok karşılaşılan ve dolayısıyla tahrip gücü daha fazla olan bir zindan dır.Kişi toplumun öngördüğü normlara göre hayatını idame etmekten kaçınmaz,bu normların doğru yada akılcı olmasını sorgulama gereği görmez (ise),doğal karşılanması veyahut toplum tarafından öyle istenmesi çoğu zaman onu gerçeği aramaktan alıkoyar onun için sosyolojizm zindanında da uzak durulmalıdır.

-Bu zindanların en zorlayıcı/baskın olanı ise kişinin KENDİSİ yani bizim literatürmüzde ki ene/nefs dediğimiz şeydir,insan doğa-tarih-toplum baskısından bilimin ve ilmin yardımı ile kurtulabilmişken maalesef,kendisi için istenildiği gibi çözümleyici olamamıştır ve kendi zindanı içerisinde çoğu zaman mahkum olmuştur/heba olmuştur.Yazara göre bu zindan kurtulmanın yolu,kişinin madde indirgemeciliğinden tamami ile soyutlanmadan mana alemine tutunmalıdır,başka bir ifade ile aşk ve tevhit ile eşyaya hükm ederse bu üç zindanın etkisini azaltabilir,dolayısı ile kendi benliğinde yok olmaktan da kurtulabilir...

Daha detaylı bilgi için eseri okumanızı öneririm.
Başlık: Kitapçı...
Gönderen: Aysegul - 28 Haziran 2010, 06:12:44 ÖS 18
aleykum selam

giden kitapçı başlığımız yüzünden..
artık
planım şu:
kitap okumaları diye bir dosya yaptım kendime..
bölük pörçük duran notlarımı da (Buradan aldığım çıktıları da dahil)bu dosyada sınıflandırarak saklamaya başladım, saklayacağım da İnşallah..
Yani çok güzel oldu, diyebilirim...
Bu bakımdan, tavsiye ederim..

ve
Ökkeş abi pek güzel anlatmış..
Sadece 'Katılıyorum'.. desem yeterli mi?
hayır :P (ille konuşacaksın ayşegül (bu ayşegül bendeki konuşan ses olan ayşegül.. sürekli konuşuyor başım ağrıyor artıkın :) ) )

1. Kitapçı bölümüyle ilgili Ökkeş abi pek güzel anlatmış. "Katılıyorum/aynen v.s.".. (yendim seni ayşo:D )

2. Şu liste olayında konuşmasam olmayacaktı ama pek karışığım..

    Elimde kimi görsem istediğim, sakladığım ve haricinde sitelerden falan da edindiğim kitap listeleri yumağı var.. (taze müslüman olunca, eee yaşım da ilerleyince böyle oluyor işte :( )
Bir karşılaştırmalı işlem yapıp hepsinde olan kitapları seçip, diğerlerini eleyip okuyayım diyorum.. ?

    Yaz için oluşturulmuş zaten kitap okumam var o da bir türlü.. benim anlama düzeyimde ancak bitecek kitaplar.. (hatta zor sanki)

    Önerilen kitap listelerinden elediklerimi seçtim diyelim, seçip te ne zaman okuyabileceğimi, gerçekten okunması gerekenleri seçip, seçmememe sorumluluğumun olup, olmadığını.. (ki var değil mi? öyleeeee konuşup duruyor işte  :-\ )

    Sanki çok az bir zamanımın kaldığını ve hangisini önce okumalıyım gibi bir stresin içine girdiğimi zannediyorum (çoğu zaman oluyor doktor :) )

    Bir de şu not alma işi var.. Buradaki gel-gitlerime hiç girmeyeceğim.. :-\ :-\

    Neyse..
    Bir tertip lazım değil mi?  (evet, evet... lazım..)
    Aslında ille de okunacak isimler belli..
    Ben niye bu kadar problem ediyorum ki.. her zamanki aceleci özelliğim çevremi sarmış duruyor..
    Zamanla inşallah diyelim..
    Yine de tüm kardeşler şu ille de okunacak eserleri bu başlığa tekrardan ekleseler bir depo/kaynak/kütüphane mahiyetinde bakabiliriz değil mi? (mesela ben değerlendiririm...paylaşın siz.. pek sevinirim..)
    İyi olur hani!

(şu liste olayını bir gün halledeceğim göreceksiniz..
to be continued :P )

    offf... yoruldum.. 8)
    Allah'ın selamı üzerinize olsun.     
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 28 Haziran 2010, 06:31:31 ÖS 18
Bir de şunu eklemeliyim..

Herkesin gelişim düzeyi farklı oluyor.. Buna göre kitap listeleri oluşturulmalı.. kişi kendisi seçmeli listesini..

Mesela

- yeni başlayanlar için 1 numaralı kitap listesi..
- (buranın tanımını yapamadım..)
- ...
..

böyle gitmeli..

bir noktadan sonra ne okursan okuya geçilir.. (Gerçi Serender'e epey zaman önce danıştığımda böyle dememişti bana ama.. bir bildiği vardır mutlaka..)

Bir de özellikle hanım kardeşlerimiz için edebiyat alanı açılmalı listelerde..
ee ince ruhlu olduğumuzdan mıdır nedir? mutlaka ihtiyacı hissediliyor..
karışık mı olmalı listeler..
yoksa alan-alan listeler mi hazırlanmalı?
düşünce-edebiyat-tarih v.s.
şiir-dergi.. v.s.
v.s.

Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: maxpayna - 29 Haziran 2010, 01:44:00 ÖÖ 01

yaa arkadaşlar size gıpta ile bakıyorum... :(

hele ayşegül sana...!!! sürekli şunu okudum diyorsun paylaşıyorsun bunu okudum diyorsun paylaşıyorsun hayır anlamadığım çalışıyorsunda nasıl boş vakit bulabiliyor da okuyabiliyorsun helal olsun diyorum...

beni hiç sormayın arkadaşlar. benim de en sevdiğim bölüm kitaplıktı. okuduğum kitapları paylaşmayı seviyordum kim ne okumuş ne tavsiye etmiş merak ederek takip ederdim ama artık kitap nedir unuttum okuyamıyorum. biraz  boş vaktim olsa da artık başım kaldırmıyor konsantre olamıyorum. bırakın kitabı dergi bile okuyamıyorum  :'( :'( :'(
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 29 Haziran 2010, 01:12:52 ÖS 13
hey max
sizlerden öğrendim.. biliyorsunuz.. :P

çok thank you yani :)

Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: maxpayna - 30 Haziran 2010, 02:54:12 ÖÖ 02
yok ayşegül yook bittim ben. nerde o eski maxpayna
yurtta herkes oturur vize final çalışırken kolumun altında esed meali ve başka kitaplar çalışma odasında okurdum.
nerde o günler...

bugün taraf gazetesinde bir köşe yazısında adı geçen kitap ilgimi çekti ayrıntılı bilgim yok ama paylaşmak istedim :


(http://www.iletisim.com.tr/images/cust_images/090210101412.jpg)

Kan ve İnanç
       
Aliza Marcus
 2007’de ABD’de yayımlandığında büyük ilgi gören ve PKK konusunda bugüne dek yazılmış en nesnel ve kapsamlı çalışma olarak nitelenen Kan ve İnanç, Aliza Marcus’un yıllara dayanan emeğinin ürünü. PKK militanlarıyla görüşen ilk Batılı gazetecilerden biri olan Marcus, 1989’dan beri Güneydoğu’daki gelişmeler, Kürt sorunu ve PKK hareketi hakkında haberler yapmış, makaleler yazmış ve hatta bunlardan biri dolayısıyla yargılanmış bir isim. Marcus’un eski PKK üyeleri, bölge halkı ve süreci yakından takip eden politikacılar ve hukukçularla yaptığı röportajların yanı sıra, resmî kaynaklardan, dönemin komutanlarının yazdıkları metinlerden, köşe yazılarından ve gazete haberlerinden yararlanarak ortaya çıkardığı Kan ve İnanç, Türkiye’de yepyeni bir tartışma alanı açmaya aday bir kitap.

“‘Yeni çareler bulmayanlar, yeni kötülükler beklesin.’ Amerikalı meslektaşım Aliza Marcus’un yeni çıkan PKK ile ilgili güzel kitabını okurken Bacon’ın bu sözü aklıma takılıyor.”
Hasan Cemal, Milliyet
“Marcus, kolay okunan, çok iyi yazılmış, sağlam bir araştırmaya dayalı ve etkileyici bir metin sunuyor. Kan ve İnanç, PKK’yı anlamak için mutlaka başvurulması gereken kişilere ve konulara odaklanıyor… Araştırmacılar, siyaset üretenler ve PKK meselesiyle ilgilenen herkes için paha biçilmez bir kitap.”
Middle East Journal
Marcus’un kitabı, PKK’ya soğukkanlı yaklaşıyor. Taraf tutmuyor, terörü de yüceltmiyor. Örgütü didik didik araştırıyor ve her aşamasını, gerekçeleriyle anlatıyor. Ben şimdiye kadar PKK’nın bu kadar ayrıntılı bir yol haritasını görmedim.
Mehmet Ali Birand, Posta


KAYNAK (http://www.iletisim.com.tr/kitap/kan-ve-inanç-1448.aspx)
Başlık: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 30 Haziran 2010, 02:03:31 ÖS 14
gerçekten nerde o eski maxpayna..
nerde o eski ozanca abi..
nerde... (bu millet  :-\ nerde...)
(bu durumda artık sadece sizlere susuyorum.. küsmüküm bir de haberiniz olsun)

...

bari bitirmek üzere olduğum
Rasim Özdenören'in
Hastalar ve Işıklar kitabını sunayım da..
Kitapçı başlığı ana konudan sapmış olmasın hepten..  8)

(http://www.kitapambari.com/ambar/images/T/9753551673b.jpg)
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 30 Haziran 2010, 04:18:08 ÖS 16
yeni okumalarımı düzenlemeye şimdilik zamanım yok
ama eski "kipapçıı" başlığı için yazdıklarımızı tekrardan asalım
olurda yanlışlıkla birilerinin  işine yarar :)



(http://static.ideefixe.com/images/44/44362_2.jpg)


KAFA KARIŞTIRAN KELİMELER


Müslümanca düşünmeyi öğreten Rasim Özdenören’in, en güzel kitaplarından biridir “Kafa Karıştıran Kelimeler”. Şu an raflar da İZ yayıncılık tarafından basılmış 5. baskısı mevcut.

Gündelik ilişkilerimiz de belirleyici araçların başında gelir “kelimeler”. Bunun dışın da bir takım “mimik ve yapay işaretler” iletişim de araç olarak kulanılmışsa da, kelimelerin karşısın da oldukça eksik ve sınırlı bir alan da kaldıkları bilinen bir gerçektir. Kelimeler ile algılar, kelimeler ile düşünür, kelimelerin bir tezahürü olarak hayatımızı şekillendiririz. Bu gerçeği tekrardan hatırlatma üzerine yazılmış bir kitaptır kafa karıştıran kelimeler.

İletişim de kelimeler kadar, kulanılan kelime ve kavramaların her iki taraf için de aynı anlamı çağrıştırıyor olması da oldukça önemlidir. Söz gelimi muhatabınıza Rasyonalizm’den bahs ettiğinizde o bunu Pozitivist bir algı ile değerlendirip içini ona göre doldurmaya çalışıyorsa o zaman ortada bir iletişimden çok bir kutuplaşma, bir farkılılaşma var demektir. Özdenören, kelimlerin muhtevasına ve kulanış biçimlerine bu doğrultu da bir bakış getirdikten sonra, kimlik ile kelimeler arasın da olması gereken ilişki hakkın da ufuk açıcı tanımlamalar yapar.Kitabın ilk kısımlarında “demogoji ve entellektüelizm” kavramları üzerinde durmayı gerekli gören yazar, bunun nedeni olarak, yabancı kavramların daha çok bu alanda başgöstermesi olarak açıklar.Demogoji denilen kelimeler ile oynama, kafa bulandırma işinin en çok bu alanda icra edildiğini bilenler, makul bir giriş olduğunuda fark ederler.Demogoglar ile entelektüeller arasın da inceden bir bağ kuran yazar,entellektüelizmi teknik bilgi ve mekanik bir işleyiş çerçevesin de tarif ederek, kafa karışıklığının sebeblerine daha ilk sayfalarda işaret etmeye çalışmaktadır.

 

Sosyalizm / Liberalizm / Kapitalizm / Secularizm / Demokrasi / Teokrasi / Nihilizm / Ateizm / Agnostizm … gibi uzun uzadıya sıralayabileceğimiz bir çok yabancı kavramın, asal anlamları dışın da “yerlileştirilerek” lugatımıza nasıl ne neden girdiğinin sorgulayan Rasim Özdenören, kendi kavramlarımıza tekrardan yönelmemiz gerektiği konusun da makul nedenler sunmaktadır. Batı dünyası tarafından ihraç edilmiş kavramlar -hemen hepsi- asıl anlamlarını fransız ihtilalinden sonra ki sürece dayandırmaktadır.Batılı toplumların klise ile olan mücadeleleri sonucun da muhtevasını oluşturulan bu kavramlar, dönemin kendi gerçekleri çerçevesinde değerlendirildiğin de kısmen anlaşılır olabilir.Fakat bu kavramların olduğu gibi islam beldelerine sokulup muslumanalrca sahiplenilmesi kafaları karıştırabilir.Çünkü islam dininn de batı da olduğu gibi bir klise hegomonyası / din-i tekeline almış din adamı sınıfı / nasların zamana ve mekana göre değişebilirlik gibi özellikleri yoktur.Tüm bunların karşısın da bir burjuva sınıfının oluşması da imkansızdır.Unutulmamalıdır ki her yeni kavram bir iddia ve bir beklenti ile gün yüzüne çıkmaktadır.Rasyonalizm kavramının Avrupa da klise dogmalarına karşı bir savunu olarak kulanıldığını ele alırsak ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.Klisenin uygulamaları rasyonalizmi gerekli kılmıştır bu bir gerçektir. Ama kimin için? Tabii ki klise despotizminin geçerli olduğu topluluklar için, biz bugun müslümanlar olarak bu kavramı olduğu hali ile kulanmaya kalkacak olursak temek kabul ettiğimiz bir çok düşünceyi de muallakta bırakmış olacağız.Övmek yada yer’me amaçlı olsa bile islam ile rasyonalizm arasın da bir uzlaştırma gayretine girişmek kafamızı karıştırabilir. Çünkü islam akılcı değildir, akla uygun olanı kabul eder gibi bir fark var.Klisenin sahtekarlıkları karşısın da bezmiş olan batılı insan aklı merkeze alarak bir rasyonalizm savunusu yapabilir ama bir müslümanın merkeze aldığı temek ölçü hiç şüphesiz vahiy olmak zorundadır.eğer akla uygunluğu ile akılcılık arasın da bir farkı gözetmez isek bunun bir adım ötesi olan pozitivizm’e kapı aralamış oluruz.Hal öyle olunca da realiteyi bilime hasr etmiş dolayısı ile deneye tabi olmayan her şey.i dogma olarak nitelemiş oluruz. Halk içinde batılı kavramlar ile islamın temel kavramları arasın da ciddi bir karışım mevcut.mesela ihlaslı bir kafir veya tam tersi demokrat bir müslüman deyişi bunun basit örneği olabilir.karşılıklı olarak kavramların değerlendirmesine devam eden yazar, Erdem ile Takva kavramlarını derinlemesine ele alarak iki dünya arasında ki temel farkları gözler önüne serer.

Nasıl oldu da bu kavramlar hayatımıza böylesine yerleştirildi ve müslüman aklın yerini batılı düşünce sistematiğine ram olmuş bir akılcılık aldı sorusunu da cesurca sorarak cevaplayan yazar, zihinsel bir BATI-L olma halini tanzimat döneminden itibaren ele alarak o dönem aydın {göreceli bir kavram} takımının batıdan medet bulma hastalığına bağlar. Sosyal-siyasal-kültürel bir çok alan da dilin tahrif edilmesini, batılılaşma eğiliminde olan aydınların etkisine bağlayan yazar, bunun da “reel batı” kriterlerinden uzak, daha çok kendi kafalarında eklemmlendirerek oluşturdukları bir batı fantazisine bağlar..

 İslami hükümlerin anlaşılır olabilmesini onların hayata geçirilmesi ile mumkun olduğuna dikkat çeken Özdenören, batılı kavramalrın teorik olarak düşünülmüş fakat sosyal hayatta çarpık bir karşılığı olduğunun altını çizerek bu kelimelere karşı teyakkuzda olmamız gerektiğini söylemektedir.

Cemil Meriç “Bu Ülke” isimli eserin de batılı düşünceyi ve islam toplumuna etkilerini değerlendirirken tarihe geçecek şu meşhur tespiti yapar ; “İZİM’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri! itibarı menşeinden, hepsi de Avrupalı” demektedir. Ünlü düşünürün dikakt çektiği gibi, eğer hayatımzıda onca yer etmiş batılı doktorinlerin asal anlamlarını bilmez ve onun yerine kendi kavramlarımızın getirme gayretine girişmez isek kafa karışıklığımız zamanla batılılar gibi olmaya bizi mecbur edecektir..

Hasıl-ı kelam Bu bir kavgadır.Batılılaşma ve batı/L ile olan kavgamızdır.Mücadele etmemiz gerekiyorsa bunu her alanda yapmak ile mukellef olduğumuz bilmemiz gerek.

 Latin Amerikalı İsyancı komutan Marcos’un dediği gibi “kavga bir çember gibi her noktasın da başlar ama asla bitmez”. Bitmeyecek olan bu kavga da techizatlarımızı doğru kuşanmalı, düşmanın tuzaklarına safça kurban gitmemek adına idrakimize ve lugatımıza sahip çıkmalıyız.

selam ve kitap ile
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 30 Haziran 2010, 04:20:01 ÖS 16
(http://www.dunyabizim.com/images/news/2856.jpg)

Alex Haley’in editöryal derlemesini yaptığı, Maolcolm X in kendi dilnden hayatının anlatıldığı kitap “insan yayınları” tarafından yayına sunulmuş.
{kitabın yeni şafak gazetesince kültür armağanı adıyla verdiği baskısı da mevcut, bu da içerik olarak aynısı ve fiyat olarak oldukça uygun}

Kitabın ilk 100 sayfası, Alex Haley tarafından yazılmış bir ön-tanıtımı içermektedir.Alex Haley, Malcolm hakkın da neden bir çalışma yapmak zorun da kaldığını kısaca açıkladıktan sonra, Malcolm X’ in hayatının serancamını gözler önüne sermeye çalışmış. Daha sonra ki sayfalar – bu 500 sayfaya tekabul etmektedir- hiç bir müdahalede bulunmaksızın, Malcolm’un doğumundan ölümüne kadar kendi dili ile anlatılmıştır. Bu hayat hikayesi aynı zaman da bir halkın, o zaman ki kaderi, tarihin hafızasın da muhafaza edilsin için yazılmış, bir vesika görevini de görmektedir.

Malcolm X kitabı için, biyografik bir çalışma demek ne kadar doğru bilmiyorum ama,şurası bir gerçek, bu kitabı bitirdikten sonra, bir kişiden ziyade bir HALKI, bir hayattan öte ortak bir YAZGIYI, bir başkaldırıdan çok orantısız güç ile öğütülmek istenen bir kavmin TUTNMA çabasını da okumak mümkündür.

Kitap bildik biyografi tarzın da ele alınmış.

Malcolm X Amerikanın Omaha eyaletin de dünyaya gelir.Babası dindar bir hristiyandır.Malcolm 6 yaşlarında iken babası ırkçı Ku Klux Klan üyeleri tarafın dan öldürülünce dağılan aileden onun payına, başka bir aileye üvey evlat verilmek düşer.
Babasına göre daha bir gün görmüş olan annesi bir başına kalınca, çalışmaya ve ailenin her işine yetişmeye çalışır, üstesinden gelmekte zorlandığı dönemlere baş gösterdiğinde ise o zaman ülkede gittikçe faal olan, çok da iyi niyetli olmayan,misyoner yardım kuruluşlarının sıkıştırmalarına maruz kalır.Bu adamlar ile baş edemeyince onların istediği her şeye evet demek zorun da kalır, öyle ki bu zorda kalma hali ve onun doğurduğu sonuçlar, onun ruh dünyasını çok derinden etkilemiş, ömrünün son demlerine kadar akıl hastanesine yatırılmasına neden olmuştur.

Malcolm kasaba okulun da oldukça başarılı bir öğrencidir.Boston da ablasını ziyarete gitmesi, onun için hayatının dönüm noktalarından birisi olur.Yaşadığı kasaba da görmediği rahatlığı ve yüksek hayat şartlarını burda görür ve buraya yerleşmeye karar verir.

Okulda hocası ile araların da gecen bir konuşma vardır ki Malcolm bunu Oxford unuversitesin de öğrencilere konferans verecek düzeye geldiğin de bile unutmaz. {siyahların avukat olamayacağı ancak iyi bir marangoz/çiftçi vs olabileceği sözüdür} Bu ve benzeri bir çok dışlanmışlıklar, Malcolm’u Boston hayatına hızlı bir giriş yapmasını sağlar.
Garsonluk-uyuşturucu kuryeliği-silah ticareti-kadın -gasp-organize suçlar vb bir çok kirli içinde bulur kendisini.Lakabı Detroitli KızıLoğlandır.{kızıl lakabını teninin açık oluşundan alır}

Artık alemde adını Boston’a-Harlem’e ve daha birçok birleşik Amerika şehrine duyurmuştur.
Mesleğinin zirvesinde iken yaptığı bir iş yüzünden tutuklanması hayatının dönüm noktalarından sadece birisi olacaktır.Malcolm un hayatı da tıpkı kendisi gibi hareketlidir.Cezaevinde yaramaz Dedroitli KIZILoğlan durulur, kardeşlerinin Elijah Muhammed adın da birisi ile tanıştıklarını, bu kişinin siyahların hakkını savunduğunu ve onları beyazlara karşı bir arada örgütlediğini duymuştur.Kendisine Elijah hakkın da verilen bilgilere sıcak bakar ve kardeşlerinin tebliği sonucun da yeni bir döneme kapı aralar.bu sefer ki evrilme harlemin kirli sokakları değil demir parmaklıklar arkasın da, kimsesiz ve kendisi ile yüz yüze geldiği bir dönemde olur.Malcolm yeniden kendi kendini inşaa etmek şeklinde yeni bir dönüm noktasına geldiğin de kirli dünyanın Malcolm u gitmiş yerine çılgınlar gibi okuyan, en ufak ayrıntıyı bile kaçırmayacak kadar titiz şekil de araştıran, kafayı patlatırcasına düşünen, bir malcolm gelmiştir. Çok fazla okumaktadır, öyle ki kapı arasında süzülen ışık hüzmelerinden bile yararlanacak kadar önemsemektedir okumayı.{malik el şahbaz iken ; fırsatım olsa yaşımın ilerlemesine aldırmadan tekraradan sıfırdan okula başlar ve ölene kadar okur araştırıdım. demiştir}.

Elija Muhammed ile hapishane de tanışır ve sürekli olara kmektuplaşırlar.Öyle ki bu işi serbest bırakılana kadar bir hafta bile aksatmadan devam ettirir.Mektuplaşmalar da malcolm hem bilgi hemde kişilik olarak hayli yol kat etmiştir.Bu gelişmenin farkın da olan Elijah Malcolm çıktığı gibi ona sahip çıkmış ve onu ikinci adamlığa kadar uzanan yolu açmıştır. Aslın da Malcolm bu ilerlemeleri birilerinin sunmasın dan ziyade kendi becerisi ile kazanmıştır demek daha doğru olur. Genç ve ateşli bir vekildir.Hemen hergün bir meydan da ve hararetli konuşmalar sergilemektedir.Beyazlardan nefret etmenin gerekliliğinden ve siyahların nasıl kanını emdiklerinden bahsetmekte. dikkat çektiği konular dinleyicilerini hem cesaretlendirmekte hemde cemaatin sayısını gün be gün artırmaktadır.Hemen her gün birleşik Amerikanın farklı bir yerinde, yeni mescidler açtırmakta, yeni kardeşleri cemaate kazandırmaktadıR.Bu başarıSI elijahın lutfunu kazanırken aynı zaman da hem diğer vekillerin hem de Elijahın kendisin de iyiden iyiyie bir tedirginliğide gün yüzüne çıkarmaktadır; Malcolm bu hız ile giderse tek adamlığa çıkacaktır, bütün medya ondan bahs ediyor, bütün konferanslarda onun adı aranıyor hale gelmiştir.Bunca popülerliğe rağmen Malcolm hiç birisne kulak asmamış her s eferin de elijaha olan sadakatini ve onun öğretilerine olan bağlılığını dile getirmektedir.gerçekten elijahı çok sevmektedir, çünkü o beyazların siyahlar üzerin de oynadığı oyunların ne denli zararlı ve çirkin olduğunu görmekte ve bundan ötürü elijahın toparlayıcılığını önemsemektedir.

Ahlak ilkesi cemaat mensupları tarafından oldukça önemsenen ve hemen her konuşmada öne çıkan temel ilkelerdendir.Elijah Muhamedin bu ilkeyi çiğneyebileceğini aklının ucundan bile geçiremeyecek olan malcolm, bir gün elijahın yanın da ki iki sekreteri ile olan ilişkisinin olduğunu gerçekten gördüğünde onun için yeni bir dönem daha başalyacaktır.

Bu gerçeğe vakıf olması bi yana, ona bunun sindirmesini istemelerini, hazm edemeyen malcolm,bu itaatsizliğin sonucun da cemaatten süresiz bi zaman için uzaklaştırlır.Gerekçe olarak yaptığı ateşli konuşmalar sonucunda cemaatin çok fazla dikkat çekmeye başlaması söylenir.bu yetmiyor gibi cemaatin kendisine tahsis ettiği ev ve arabayı geri istemesi iyice kırılmasına ve sıkıntıya düşmesine sebeb olacaktır. Bu ambargoya rağmen hiç bir zaman boş durmayan detroitli kIZIl oğlan bu seferde boş durmamış ablasından aldığı borç para ile Mekkeye gitmeye kara vermiştir.

Mekke ve diğer arap ülkelerinde ki yolculukları Malcolm için tevhidi bir bilincin yeşerdiği yepyeni dirilme dönemi olacaktır.

Elijahın kendilerine din diye sunduğu şeyin milliyetÇilik ve yalanlarla dolu olduğunu fark ettiğin de İSLAM diye bir dininin olduğunu ve onun peygamberinin Elijah olmadığını,kitabının da Elijah öğretileri gibi tutarsız olmadığını öğrenecektir.o artık malcolm değil “el Hac Malik Şahbaz” dır.

Siyahların Allahın bir ayeti olduğunu, onlara karşı duranların aynı zaman da Allaha karşı durduğunu kavramış ve beyazlara nefret üzerinden bir yapılanmanın doğru olmadığını da anlamıştır.Yepyeni bir Malcolm doğmuştur doğmasına ama bunun sancısı diğerlerine göre çok daha ağır olacaktır.Sürekli olarak Elijah cemaati tarafından tehdit edilmekte ve hakkın da yalan yanlış probagandalar yürütülmektedir.O tüm bunlara rağmen bildiği doğruları korkmadan haykırmaya devam edecektir.

Arap coğrafyasından sonra bu sefer Afrika ülkelerini dolaşarak bir an bile boş durmamamıştır.bir Afrika birliği projesini kafasında canlandırmış ve onun hakında sürekli oalrak yetkililerle temaslar gerçekleştirmiştir.O na göre emperyalist güçlere karşı durmanın tek yolu kendi değerleri etrafın da toplanmış bir afrika birliği olmalıdır.Bu birlik kurulabilseydi islamdan beslenen adaletlki bir birlikte olabilecekti.

Gittiği her yerde ciddi bir rağbet görmekte ve artık namı birleşik Amerikanın çok ötesin de bütün dünya tarafındna bilinir hale gelmektedir.Bir zamanalr kendisine sadece marangoz olmayı reva gören öğretmeninin sesine kulaklarını tıkamış ve şimdi beyazların en kaliteli üniversitesin de bir temizlik görevlisi olarak değil, beyazların hatalarını yüzlerine çarpan bir siyah-i bir aydın olarak konuşma yapmaktadır.

Gerek Elijah,gerek onun işbirliği halinde olduğu sonradan anlaşılan beyaz efendiler için malcolm gittikçe tehlikeli şeyler düşünmekte ve söylemektedir.Elijah için siyahların gerçeği görmesi ve onun tek-eli’nden uzaklaşması şeklinde yorumlanacak bu korku, beyaz efendiler için ise adaletli ve iyiliksever bir beyaz ile siyahın bir arada yaşayabileceği-ortak paydada buluşabileceği düşüncesi korkutmaya başlamıştır.Malcomun EL HAC MALİK olmadan önce, beyazlardan nefret üzere kurduğu düşüncesinin o zamanlar beyaz efendileri rahatsız etmeyişi oldukça manidardır ve artık detroitli kızıl oğlan bu kirli oyunun farkına varmıştır.Bunu tüm dünyaya fark ettirmeye çabalaması ise artık efendiler için ciddi bir dur demeyi gerekli kılmıştır.Malcolm ortadan kaldırılmalıydı ve öylede yapıldı.Bir konferans sırasında 16 yerinden kurşunlanarak şehadet şerbetini içmiştir .{konferansa çıkmadan önce öleceği hissinin içine doğduğunu, yardımcısına aktarmıştır.}

Alex Haley tarafından derlenen MALCOLM X kitabı normal bir kitap olmanın çok ötesin de aynı zaman da, sömürü altın da ki tüm siyahların nasıl tecrid ve asimile edildiğinin anlatıldığı tarihi bir vesikahükmündedir.

Beyazların tarafından duyguları iğdiş edilen siyahlar adına, düşünen bir adamdır Malcolm X.
Onu her görüşüm de aklıma V for vandetta filminde ki “düşünceler kurşun geçirmez” sözü gelir.
Düşüncelerinin kurşun geçiremeyeceğini kurşunlanırken tüm dünyaya bir kez daha bağıran adamın öyküsüdür malcolm X kitabı. .

Selam ve kitap ile.
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 30 Haziran 2010, 04:22:25 ÖS 16
(http://3.bp.blogspot.com/_Ox3KYqfGfHA/SWOyjUdQaBI/AAAAAAAAABY/4k9DuZlk8lo/s400/huzursuz+bacak.jpg)

HUZURSUZ BACAK

Sokağın dilini en güzel yorumlayan hikayecilerden birisidir Mustafa Kutlu.Sokak diyerek yazarı basite alıyoruz sanılmasın,aksine toplumsal gerçekliğin en iyi gözlemlendiği yerlerden birisi olduğunu bilerek böyle bir yakıştırmada bulunuyoruz.

Sokakları bir şehrin rasathanesi olduğunu kabul edersek;
Oradan,alimi,cahili,sarhoşu,esnafı,beyi,efesi,kadısı,dadısı,anası,danası,aydını,şarlatanı,edisi,büdüsü,ünlüsü,ünsüzü, aklınıza gelen her sınıftan insanı gelip geçer,her birinin az yada çok birbirleri ile benzeşen tarafları vardır.
bu taraflar bazen bir camide kesişir,bazen bir alışverişte bazen bir meyhanede bazen bir kavgada bazen matem de bazen bir cemiyette bazen bir mektup sayfalarında bazen bir gurbette vs.
İşte Mustafa Kutlu sokağa inip böylesi ne envai çeşit tiplemeleri gözlemler,her biri ayrı bir dünya,aynı zamanda ayrı bir acıdır.
Mustafa Kutlunun nerdeyse roman gibi genişlemiş hikayelerinde (Rasim Özdenören e göre hikayeler genişledikçe roman halini alır) ideolojik bir duruş bulmak hayli zor.Genelde her okuyucunun okumalarına yön veren bu yanı hemen hemen yok gibidir,bunun nedenini hikayelerinde ki satır aralarında okumak mümkünse de net bir yargıya varmak haksızlık olur,çünkü kendisinin bu konuda net bir deyişi yoktur.Okuyucunun neden böyle bir beklenti içine girildiğini sormak ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber alışkanlık işte illa bir yere yaslanma ihtiyacı doğuyor cevabıda ayrı bi problem olsa gerek.

Kutlu bahsettiğimiz tiplerden bir tanesinin peşine takılır ve onu uzun uzun kovalar,o kovaladıkça siz de dışarıda ki hayata vakıf bir gözlemci olarak,laaa harbiden de bu tiplerin alayı böyledir,yada vay beee kim derdi ki bir gün beni anlatan bir kitab okuyacaktım falan filan dersiniz.Mesela Ya Tahamül Ya Sefer kitabı tam anlamı ile olmasada benzer yanlarımızı resm ederken,Chef kitabında yeni oluşturulan türk aile modelini ve aile içi iletişimsizlikleri rahatça okuyabiliriz,veyahut Tufandan Önce kitabında ki gibi siyasi aymazlıkalrın debdebesinde yok olup giden hayat öykülerini veya Menekşeli Mektuplar da ki gibi,yok yere yitip giden,yanlızlaştırılmış duyguları,okumak mümkündür.

Kutlu,anlatım da ki yalınlığın içine hayatın o büyüsünü sığdırmasını çok iyi becerebilen isimlerden biri.Modernizmin veya başkalaşma tehlikesinin karşısında inadına kendi benliğine dönmek isteyen bir kalem,geleneği bilincin karşısında değil fakat modernitenin karşısında kulanmasını iyi bilen bir isim…rasim özdenörenden onu ayıran nokta burasıdır,özdenörenin hikayelerinde yaptığı gibi modernitenin karşısında bilinç yeşertmek yerine gelenekten aldığı güç ile muhafazakarca bir üretkenlik yolunu tutuyor.Karşı koyuşu yetersiz bulunabilir fakat hiç bir zaman yersiz değildir.Eğer çok ütopik hayalleriniz yoksa ve mutlaka her kitabın gündelik hayatta bir karşılığı olmalı diyorsanız ve bunu hikaye tadın da görmek istiyorsanız,bu işin üstadlarından birisininde mustafa kutlu olduğunu kabul etmeniz gerekir,Kutluyu okurken şunuda fark edebilirsiniz,her hikayeci bir parça,ayak bastığı toprağın gerçeğini filizlendirirmiş,kutlu,yeni nesil popülist tipler gibi öykülerinde modern bir jargon kulanmaz,ideolojik tanımlamalar kulanmaktan kaçındığı gibi,hemen bir çok kitabında geleneksel kalıbı kulandığını,ondan ayrılamadığını fark edebilirsiniz,bunu da onun çağın gerisinde oluşuna değil de belki yaşadığı ülkenin dilini havasını suyunu çok iyi bildiğine bağlamalıyız.sözü çok uzatmadan kitaba geçelim,yazarın 20 yakın kitabı var,bu anlattıklarımız kutlu hikayelerinin geneline hakim düşünceler olmakla beraber daha çok Huzursuz Bacak kitabındna edinilen izlenimlerdir..nasıl tanıtacaz bilmiyorum ama bi yerden dalalım Xude mezıne…

okuyucu ilk karşılayan başlık SİZ BU HİKAYEYİ DAHA ÖNCE OKUMUŞTUNUZ oluyor.Daha başlarken kurulan bu bağlantı ilerliyen sayfalarda tamamen tanışıklığa dönüştürülüyor.

Hikaye İstanbulda yaşanır.kahramanın ismi Ömer Faruk,Tıp Profesörü babasıyla ve Arkeoloji Doçenti annesiyle muhafazakâr bir ailede yetişmiştir.O zamanın türkiyesi hayli karışıktır,ideolojiler bir sağdan bir soldan hayat kirliliğine sebeb olmaktadır,Ömer Faruk muhafazakar camia içinde bir gençtir ve her muhafızlaştırılmış delikanlı gibi bir takım ideallere sahip olacaktır.Muhafazakar tanımlamasını kabul etmez ve bunun ananelerle karıştırılmış bir nevi kalkan olduğunu düşünerek bir takım karşı koyuşlar içine girişir.

Babası kendisinin üniversite de ki konumu ve oğlunun geleceğinden duyduğu endişeden ötürü onu yurt dışına gönderir, gerekli eğitimi gördüğüne ve ülkesinde ki siyasi karmaşaya karşı kendisi olarak bir yer bulacağından emin oldutan sonra,ülkesine döner,ama hiç bir şeyi bıraktığı gibi göremez,ne istanbul eskisi gibidir ne de davası,ne de ailesi..

Ülkesin de ilk akşam haberlerini izlediği bir gecede duydukları ve gördükleri onu sarsmış ve o esnada bacağında bir tıklama olduğunu fark etmiştir,o gündne sonra bu tıklama onu hiç bir zaman bırakmayacak,her gördüğü yozlaşma karşısında önü alınamaz bir tıklama sendromu olarak canını acıtacaktır..

Yazar , kahramanımızın mensup olduğu geniş ailenin fertleri hakında da bilgiler verir,fatmaanne,kızkardeş,abla,enişte,anne,baba ..bu kısa tanıtımlar aynı zaman da orta sınıfa mensub muhafazakar bir ailenin kendi aralarında ki ilişkilerin nasıl olduğu hakında da bilgiler sunmakta .

Ömer Faruk,almış olduğu eğitimin hakkını verip ülkesine yararlı biri olmak için kollarını sıvar,babasının arkadaşı olan rektörün kendisine üniversite de iş sözünden dönmesi ile sıkıntılı bir ruh içine giriyor,dönem 28 şubat zamanlarına denk gelmektedir,davasını,arkadaşlarını hatırlayıp onların kapısını çalmayı deniyor,fakat arkadaşlarının hepsinin ciddi dönüşler geçirdiğini her birinin davaya ihanet edip kapitalist sisteme teslim olduklarını görünce onların iş tekliflerini de de geri çevirir,bu değişimi hazm edemez ,bu arkadaşların içinde milletvekili ve ciddi patronlar da vardır,teklifler de uygun dur,ama o kabul etmez.

Böylesine bir dumura uğrama halinden sonra çevresini gözlemlemeye devam eder,caddelerde çalışan işçileri,patronları,öğrencileri ne görürüse takılır kalır onlarda ve idealindeki ile var olan arasısnda ki uçurum görmesi bacağında ki tıklamaları artırır.Tabi okuyucu olarak tam bunları tasavur ederken yazar hemen ordan araya girip işin ciddiyetini hatırlatmak istercesine görüyorsun ya ey okurrr gibi ifadelerle taşları yerli yerine koymanıza yardımcı oluyor..

Üniversite önünden geçer ken başörtüsü mağduru kızları görür ve orda esaslı bir laf söyler Tarih bunu yazacaK..bu sözü ile sanki hikaye boyunca sırtımızı yaslamak istediğimiz o ideolojik tarafsızlığının diyetini ödemek ister gibidir Mustafa Kutlu..

Söz konusu istanbul ve dava olunca gözlemler de ona göre çoğalıyor belkide karmaşık bir hale geliyor,kültürel ve ahlaki yozlaşmaya karşı bir eleştirel duruş ve gözlem .Veselam kahramanımız uzun uzun bir gözlem ve sancılı bacak tıklamalarıyla geçirdiği bir dönemden sonra babadan kalma çiftliğine çekilmeye karar verir ve mesleği olan iktisat alanında bir tez hazırlamaya karar verir. …Tezin konusu,toplumu gözetlerken en sık karşılaştığı problem üzerine yazılacaktır,Tüketim ekonomisi yerine Kanaat ekonomisi.

Yazarın toplumsal yozlaşma gözlemleri sonucunda tüketim yerine kanaat olarak hikayeyi bağlamasını çok yerinde bulmamakla beraber yazarın genel duruşu ile kıyaslandığında çokta takılmamak gerektiğini düşünüyorum.

selam ve kitap ile.
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 30 Haziran 2010, 04:24:41 ÖS 16
(http://www.kidap.com.tr/yakin-yabanci-cihan-aktas-r114299-sz250.jpg)


YAKIN YABANCI



Yakın Yabancı iranın konu alan bir kitap,onu diğerlerinden ayrı kılan bir kaç nokta var bunlardan birincisi yazarının edebiyatçı kimliğinin oluşu ve bu çalışmasına da oldukça yansıtmış olması,bir diğeri ise iranda uzunca süre yaşaması ve devrim sonrasın da iranda ki hayatı yakinen tecrübe etmişl olmasıdır.

Yakın yabancıda iran’ı haritadan izlemiyorsunuz,sokaklarının arasında geziniyorsunuz ;

-Bazen “yürüyen otopark” dedikleri tahranın çok işlek caddelerinde gündüz ile gece apayrı dünyara kapı aralarsınız.

-Bazende cemeran da imam humeyni’nin mutevazi evinin irandaki o kasvetli siyasi havasını dağıtmak için bir akümülatör görevi gördüğünü,imamın ziyaretine gelenleri layıkıyla ağarlıyamadığından duyduğu hüzne şahitlik edersiniz…

-Bazen şiir meclislerine konuk oluyorsunuz ve iranın şiire ve şaiir{e}lere olan alakasını görünce hayret edersiniz.
{sadi-hafız ve firvedsiden tutunda yeni dönem şaiirlerinden sohrap sepehri-furuğ feruhzad a kadar}

-Bazen,izlemekten hiç doyamadığımız meşhur iran filimlerinin yönetmenleri{kiyarüstemi-mecidi-rahşan beNi itimat ile sohbet etme imkanı buluYorsunuz.}

-Bazen şehriyarın trajik öyküsüne tanıklık ederken “Haydar Baba’ya Selam ” şiirinin nasıl yazıldığını öğreniyorsunuz.

-Bazende Suruşa yöneltilen eleştirileri duyuyorsunuz ve önemli konularda neden “irfani açıklamalar ” yapmak gereği duyduğunu düşünüyorsunuz,şeriatiyi yeniden tanımlamak isteyişini göüryorsunuz..

-Bazen iranda kadın olmanın aslında o kadar zor olmadığını bunların dünya kamaoyunda çarpıtılarak servis edildiğini,üniversitelerde kızların okuma sayısının % 65 olmamsından-kadınalrın kurduğu vakıf/dernek/sokak çocukalrı ile dayanışma derneklerinde ki özverili çalışmalarından edebiyat ve sinemada geldikleri yerlerden,son zamanlarda siyaset arenasında gittikçe fazla yer edinmelerinden anlıyorsunuz..doğal olarak medyada servis edilen iran bilgilerinin ne kadar asılsız olduğunu anlıyorsunuz.

-Bazende sıradan bir eve girdiğiniz de”yerin boştu boş kalmasın” misafiperverliği ile karşılaşırken,bizim buralara ne kadar da benzeştiğini görüp,nasıl oılurda hemen yanımızdaki bu komşularla aramızaböylesi ne kalın duvarlar ördüğünüzü anlamaya çalışıyorsunuz.

-Bazen de Hüseyn-i irşad’ın tıpkı şeriatinin eserlerinde görmeye alışık olduğumuz o egemen siyasete karşı muhalif ve sorgulayıcı tavrının aynısının şimdilerde iranda ki molla sisteminini sorgularken yeni açılımlarla gelişime katkı sağlamaya çalıştığını görüyorsunuz.

-Bazen de ırak ile girişilmiş savaşın iranlılara öğrettiklerine şahit oluyorsunuz..bir yanda savaş öte tarafta rutin seyir eden bir hayat..bir yanda şehitler diğer yanda düğünler..savaşla beraber yaşamasnı öğrenmiş bir halkın bunu kanıksamasına şahit oluyorsunuz..

-Bazen de muhafazakarların değişime kapalı olmalarını eleştiren reformistlerin dillerinden hiç düşürmedikleri,imam humeyni’ye atf eedilen meşhur “taş kafalılar ” tanımlamasını günyüzün detutuklarını görürsünüz.

-iranda reformistler ile muhafazakar arasında ki muhalif tutumlar ,kendi içlerindedir,yani söz konusu emperyalizm ile mucadele olduğunda ortak noktalarda buluşmaları zor değildir.

-Bazen de dünyaca ünlü halılarını okşarsınız,ama biğer taraftanda çok kıymetli tarih-i miraslarını koruyamadıklarını bunların bir çoğunu avrupa ülkelerinde müzelerde sergilendiğini görürüsünüz..

-Bazen de adı amerika düşmanlığı ile özdeşleşmiş gibi görünen bir ülkenin,avrupa ve amerika ülkelerine olan sevdalarını okursunuz,

-Bazen de Cihan Aktaş’ın “bütün zamanlar çingeneler zamanı” tespitini yaparken, “Beşbinaz”(lar)ın iran toplumu içerisinde tutunamamış olmalarını nasıl ustalıkla inceeldiğini görürsünüz..{kibrit – kirpit – hirpit kelimelerinde takılı kalması da tebesüm ettirecek türden }

-Bazende “HANIM HİCABINI DÜZELT” ikazları ile karşılaşırsınız ve bunun iranlı kadınalrın nasıl yoruımladıklarını sorarsınız…bazen de “iffat evlerinin açılmasını isteyen kadınları görürüsünüz,kendilerinin kötü kadınlardan ayırt edilemeyişine verilen tepkiyi görürüsünüz..

-Bazende hz Fatımanın iranda ne demek olduğunu anlarsınız,her iki kesimin (reformistlerin ve muhafazakarların) ortak kabul ettiği isimlerden biridir fatıma,muhafazakarlar tarihi şahsiyetini önplana çıkarmayı geleneğin devamı sayarlarken,reformistler ise hz fatımanın kadın hakları alanında gelişime sebeb olmamsı gerektiğini vurgulayarak ona daha somut anlamlar yüklemeye çalışırlar…{hateminin kevser süresindne yola çıkarak soyun devamının sadece erkeğe ait olamayacağını tartışmaya açması buna örnektir}

-Bazen de kaşan kentine gider gül suyu üretimine şahit olursunuz,kaşanlıların kabenin kendi gönderdikleri gulsuyu ile yıknmasından duyduğu iftihara şahit olursunuz..mayıs ve haziran aylarında kaşanda her şey gül’dür,

-Bazende ramazan ayında şehirlerin değişen yüzlerini görürürsünüz,gündüzleri içine çekilmiş,iftara doğru hareketlenen şehirler bu değişimin en belirgin yönüdür,iftar çadırları..ibadetlere verilen önem..vs

Veselam iranın tarih-i ve kültürel gelişimini,bugününü,devrim sonrasını okurken “BAZEN’leriniz çoğalacaktır…şimdiye kadar iranı hep klişeleşmiş,daha çok siyasi yönlendirmelerin eşliğinde okuyup duymak böylesi bir kitabı daha cazip kılıyor,okunursa eğer,1979 dan sonra ilginç bir şekilde aramıza set çektirilen kardeş ülkeyi daha iyi tanıyacağımızı düşünüyorum..şimdilik yüzeysel olarak aklıma gelenler bunalar,daha da gelirse paylaşmaya devam ederiz inş

selam ve kitap ile.
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 30 Haziran 2010, 04:27:36 ÖS 16
(http://odeonblog.files.wordpress.com/2008/11/oguzatay-tutunamayanlar1.jpg)

TUTUNAMAYANLAR

Ruh halinizle örtüşen bir kitap bulursanız onu sonuna kadar okumayı ihmal etmeyin (zaten çok az kişi bunun aksini yapabilir)faydasını hem okurken hemde daha sonraları görebilirsiniz…”TUTUNAMAYANLAR” kitabı,benim için böyle bir örtüşmenin tanığıdır,gerçi eseri,mesajının ötesinde gereksizce pohpohlamalar ve entellektüel artistliklerle tanıdım ama olsun,hal böle olunca da,okuyucunun “öz” e ulaşmasında ciddi sıkıntılar oluşuyor(kitaplar hakkında ki bu önü alınamaz söylentiler/tanıtımlar/dedi-kodular,okuyucuya ciddi zararlar veriyor,bunların farkına varana kadar,zihin çoktan karışmış oluyor) bu ve benzeri bir kaç can sıkıcı sebebten olacak ki etrafımda uzun zamandır dolanan bu kitabı okumamıştım,nasıl oldu bende bilmiyorum ama azıcık kafa dağıtayım diye kurcaladığım “kütle” (724 sayfa) yi bir daha bırakamadım (programsız okumalar çok doğru olmamakla beraber arada bir iyi geldiğini kimse inkar edemez ).

-Tutunamayanlar 1970 lerde yazılmış,ödüllü bir eser (miş).Roman’ın mizahi güçlülüğü ve kulanılan teknik dilin Türk edebiyatında yeni bir dönem açtığı söyleniyor(o dönem yapıtlarına bakıldığında bunu anlamak hiçte zor değil-kaldı ki bugün bile aynı kulvarda KOŞAN rakipleri için bile halen oldukça iddialı bir eser.).Türkiyede bir çok yazarın ortak kaderi haline gelmiş olan sonradan anlaşılma-değer verme- olayı maalesef Oğuz Atay için de acıtan bir gerçek olmuştur,hayattayken bu kadar önemsendiğini görüp bilseyd, aynı duyguları yaşatabilirmiydi bilinmez ama tutunamayanların hem teknik hemde içerik kalitesiyle diğer eserlerden farklı oluşu daha kendisinden epey söz ettireceğe benziyor.

-Selim ışığın intihar ederek yaşamına son vermesi,en yakın arkadaşı ve aynı zamanda kendisi ile uzun zamandır görüşmediği Turgut’u çok derinden etkilemiştir.okul yıllarında keşf ettikleri ayrıcalıklı yanları,belki sadece dünyada onlarda olduğunu sandıkları özelikleri ne çabuk unutmuştu,nasıl olmuştu da hayatın akışına kendisini bu kadar rahat salıvermişti,daha bir sürü can sıkıcı soruya cevab bulmaya calışan turgut ayben,arkadaşı selimin hayatına dair araştırmalar yaparken kendisini bekliyecek olanlardan da bi-haberdir.ve yolculuk başlar…fakat bu yolculuk hiçte beklemediği bir halde gelişir,ve kendisini bambaşka bir dünyada bulur turgut…

selimi tüm yönleri ile tanımanın en iyi yolunun irtibat halinde olduğu kişileri bulmak olduğunu düşünen genç mühendis turgut ayben,sırasıyla bu kişileri bulur,ilk olarak METİN” isminde ki arkadaşını tanır,içinde zeliha adında bir kızında konuşulduğu hikaye turgutun hiç hoşuna gitmemiştir ve metinin asıl yüzünü ortaya koymak için şaşılacak maceralara girişir…

ESAT selimin liseye gittiğinde tanıştığı bir üniversitelidir,o zamanlar selimin durumu hakında oldukça değişik bilgiler sunar turguta,ilk okuduğu kitaplar(yazar wilde) ve nasıl etkisinde kaldığını,çocuksu tepkilerinin bile akranalrındna nasıl farklı olduğunu,zekice hareketleri olduğunu ve daha yeni keşf edilecek yetenekleri nasıl kendisini belli ettiğini vs hepsini anlatır

SÜLEYMAN KARGI ise memurluk yaparken tanıştığı ve entellektüel birikimini en çok paylaştığı kişilerdendir selimin,uzun uzadıya yazdığı şarkı sözlerini (yada şiir) görür,bunalrın neden kendisinde değilde süleyman kargıda olduğunu düşünürken hem kendisine hemde selime sitem eder turgut ayben..

Burhan bey…(bu kişi hakında aklımda kaln tek şey turgutun bu adamı çok fazla kendini beğenmiş olarak görüp iltifat etmesi ,ama sanki selim bu kişi için değerli biri diyordu,bi daha bakamadım kitaba içinden çıkamam korkusu ile )

GÜNSELİ;bir piknikte tanışırlar,selimin soğuk ve itici tavırlarına rağmen aralarında bir diyalog gelişir,daha sonraları arkadaş olurlar (nasıl arkadaş-sa ),selim burda kadınlara karşı ördüğü kalın duvarı kısmen yıkmış ve bazı yönlerini günseliye açmıştır.evlenemezler,selimin tipik kaygıları ve bazı yoksunlukları olması buna neden olmuştur denebilir.

Oğuz atay ‘ın tutunamayanlarında ki ana tema,burjuvaziye karşı duran,onların hayatlarında ki sahteciliği,mutsuzluğu,kalitesizliği,acımasızlığa dikkat çekerken,bu hayatın karşısında tutunamayanların yapması gerekenleri anlatıyor;sorgulayan,düşünen,üretebilen bir kişiliğinde bu dünyada hayat bulabileceği,isterse yaşanabileceğini göstermek istiyor,romandaki kurguya göre bu düşünceleri kendi içinde barındıran birisi intihar etmişş olsa da turgutun onu ararken yeni bir dünya inşaa etmesi bu düşünceyi haklı çıkarıyor…

-burjuvaya yada bürokrasiye inceden inceye nazik “küfürler ” saydırması bu kitabın en beğenilen taraflarındna birisidir ama hepsidir dersek “DETAYLARIN DEHASI”Oğuz Atay’a haksızlık yapmış oluruz çünkü ;,Turgutun sorgulamaları ve Selimin sesli düşündüklerini okurken ,insanın iç dünyasının “sınırı yokmuş” diyebiliyorsanız bana gör eserin en kazançlı yanıda budur. sorgulama…sorgulama…sorguladıkça soran,sordukça tanıyan,tanıdıkça ürperen, tutunmakta güçlük çeken,direnmek için kıvranan bir iç yolculuğun adıdır tutunamayanlar…

-Hani bazen sizin dışınızda gelişen hızlı ve bir o kadar da çelişkili bir hayatı acıyan gözlerle izlersiniz de tutunacağınız yerin neresi olacağı konusunda kafanız karışır.Bütün sadeliği hatta alternatifsizliğini bilerek kabuğunuza çekilir ve kendi kendinizle konuşmaya başlarsınız ya ,işte tam o özel zamanlarda “kendiyle konuşma” dilini en ustaca bilenlerden biri olan Oğuz Atay(mış) ı da göz önünde bulundurmanızı önerebilirim,oldukça fayda sağlıyor..

-Kitaptan alıntılar yapma gereği görmüyorum çünkü internette hakında fazlası (K)alıntı var,itiraf etmem gerekirse bu kadar popüler olduğunu bilmiyordum,

kitab içerisinde bazı yerlerde uygun bulmayacağımız sahneler var bunları es gecebileceğiniz gibi bunu yazarın dünya görüşü ilede ilişkilendirip gene es gecebilirsiniz

selam ve kitap ile...
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 30 Haziran 2010, 04:29:59 ÖS 16
forumu azıcık sabote ettim
af ola..:)
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: maxpayna - 30 Haziran 2010, 04:50:40 ÖS 16
forumu azıcık sabote ettim
af ola..:)


sen ne ettin yaa ökkeş
hakket uçan tepik kıvamında bir etki oldu bende :)
ama kitaplar güzel.
yani sen devam et....
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Waşta erva!! - 30 Haziran 2010, 04:55:31 ÖS 16
  Şu internetten birşeyler alıp yapıştırma işlerini
hiç bilmiyorum şuan okuduğum bir kitabı kopyalayacaktım  güya:)

en iyisimi ben adını yazayım;

ATASOY MÜFTÜOĞLU/ONURUMUZLA YAŞAMAK ELİMİZDEDİR...
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 01 Temmuz 2010, 01:18:52 ÖS 13
maxpanya :)

direniş
copy-past yapmasını bilemeyişin  çok güzel bir şey.inan öğrenince  bir numara olmadığını sende fark edersin.insana bildiğinide unutturan cinsten :)
hem bide biz bu bölüme kopyala yapıştır bilgileri almamaya özen gösteriyoruz.yani okuyucunun kendisinden katkı yapması  bu bölümün en özgün yanı :)


Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Waşta erva!! - 01 Temmuz 2010, 02:10:15 ÖS 14
maxpanya :)

direniş
copy-past yapmasını bilemeyişin  çok güzel bir şey.inan öğrenince  bir numara olmadığını sende fark edersin.insana bildiğinide unutturan cinsten :)
hem bide biz bu bölüme kopyala yapıştır bilgileri almamaya özen gösteriyoruz.yani okuyucunun kendisinden katkı yapması  bu bölümün en özgün yanı :)
[/color

saygıdeğer ökkeş uçandepik;
Bilemedim ki; bilememem bir ayıp mı yoksa gerçekten marifet mi?:)
ben sadece kitabın kendi yüzünü tanıtmak mahiyetinde netten kopya
çekecektim :-\

   kitabı okuyorum çok kıymetli sözleri muhteva ediyor içinde
  Allah nasib ederse bitirdiğimde yazarım birşeyler,kendi katkılarımdan:)







Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 07 Temmuz 2010, 06:17:11 ÖS 18
(http://erbaiin.files.wordpress.com/2009/10/arkasin_gunlugu1.jpg?w=200&h=300)


arayı soğutmamak için zuladan  nemalanmaya devam :)
" Kendini arayan adam Arkaş'ın Günlüğü "
Mihail Nuayme tarafından kaleme alınan roman, Kaknüs yayınları tarafından basılmış
3, baskısı mevcut. Yaklaşık 145 sayfa.
1889 lübnan doğumlu Mihail Nuayme, göç edebiyatının -doğuyu batıya taşıyanlar- önemli isimlerindendir.
Nuaymenin eserlerin de doğuya özgü bir sadelik var. Sorgulyıcı bir dil ve kıyaslama yöntemini sıkça kulanır.Göç ettikleri yabancı diyarlar da;değişik halklar-kültürler-dinler-yönetimler görmeleri ve  bunların hepsinin arasın da bir yer bulma çabası bu dilin oluşmasında hayli  etkildir.
Amin maoluf – Halil cibran -  Mihail Nuayme bu noktada benzeş özelikler gösterirler.
bu kitap ile birlikte göç edebiyatının “insan-ı anlama” da ki başarısını daha iyi fark edersiniz.
Doğu edebiyatının “insanı” merkeze alan temel özelliğini Nuaymenin Ey insanoğlu  romanın da ki  bilge & muhabir arasın da diyaloglar da görebileceğimiz gibi New York’ta bir arap kahvesin de çalışan Arkaş’ın suskunluğunda da görmek mümkündür.
Basit bir kurgu üzerine gelişen  kitap, insan ruhunun derinliğine inebilme başarısı ile okuyucusunu, daha ilk sayfalarda cezb ediyor.
Dışarı da  olup biteni okumaya çalışırken arkaşın sizin için sesizlikten ördüğü iç duvarın ardına sığınıyor olmanın  ayrıcalığını his-edersiniz bu kitapta.
hasılı okunası kısacık ama uzun düşünceli bir nuayme romanı.
mihail nuayme ile ilk defa tanışacaklars önce “ey insanoğlu” kitabını önerebilirim.
selam ve kitap ile
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 07 Temmuz 2010, 06:23:54 ÖS 18
(http://www.ilknokta.com/urun/C/975352200-2.jpg)

CUMHURİYETİN TARİHİ



Ahmet Cemil Ertunç {aynı zamanda "Vahiyden Kültüre" kitabının yazarı olan Celaleddin  Vatandaş ile aynı kişidir }tarafından kaleme alınan CUMHURİYETİN TARİHİ adlı eser,Pınar Yayınlarından okuyucunun istifadesine sunulmuş.

Bugünün Türkiye’sine hakim olan resmi ideolojiyi doğru olarak anlamanın yolu,geçmiş tarihi iyi okuyarak,onun dünden bugüne geldiği,toplumsal ve siyasal evrelerini objektif bir şekilde yorumlamakla mümkündür.Aslında o dönemi inceleyenler çok iyi bilirler ki böylesi bir tanıma serüveninde objektif olma kaygısı yersizdir,zira dönemnin şartlarında,taraflar çok keskin sınırlar ile kendisini belli ederler,yazarın kendi öz_deyişi ile”MERKEZ- KENAR” tanımlamasını çözebilmek için zihinlerimizi,okul sıralarından başlayarak taciz eden Resmi Tarih yalanlarından bir an için de olsa kurtarmamız bizlere neyin ne olduğunu göstermek için {kısmen} yeterli olacaktır.sözü fazla uzatmadan kitabın içeriği hakında kısa bir bilgi ve bir kaç başlık sunalım inşallah.

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
- Cumhuriyet tarihi hakkında çok derinlemesine siyasi analizler ve boğucu tarih-i vesikalar yerine 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin kronolojik olarak değerlendirildiği üç başlık yada daha doğru bir ifade ile bir toplumu öz değerlerinden kopararak nasıl sömürüldüğünün üç merhalesini okuyacaksınız {1920-1940 …. 1940-1970 …. 1970-2000 yılları. } Gerekli görülen yerlerde döneme yön veren {yada mudahale eden} lerin dilinden kısa kısa alıntılar yapılarak okuyucunun konuya tam olarak hakim olması sağlanmış.

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Dayatma politikasını esas alarak kurulan bütün totaliter sistemlerde görmeye alışkın olduğumuz tarihsel vesikaları ve vakaa’ları nasıl kendine göre uyarladığını ve en önemlisi de aleyhte olanları imha ederken hiç bir kuralı tanımadıklarını okuyacaksınız.

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Bugüne kadar Resmi-Tarih kaynaklarından okuduğumuz cumhuriyet mücadelesinin aslında çağdaş medeneyet düzeyine ulaşmak ve toplumun saadetini sağlamak için değil bunun yerine elitist seçkinlerin bekaasını idame ve ikame etmek için zemin hazırladıklarını okuyacaksınız.

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
Ordunun siyasal yapının üstünde bir güce ve yetkiye sahip olduğunu iddia eden ve bunu dikta eden zihniyetin temel dayanaklarını okuyacak,sivil yapıya mudahalesini icabında gerekli gören ve bunun haklılığını rejimin koruyuculuğu şeklinde servis eden bilincin arkaplanını daha net idrak edeceksiniz.

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Osmanlının son dönemlerinde askeri alanda yenilenme adına model alınan batı taklitçiliğinin cumhuriyet dönemine gelindiğin de yönetici kadro tarafından nasıl devlet politikası haline getirildiği ve bunun devamında halkın öz_değerlerine karşı savaş açma pahasına yaptıkları uygulamaları göreceksiniz.

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Tek parti diktatöryası karşısında muhalefet partiyi-basın’ı-aydınlar’ı ve eğitim kurumlarının trajik durumlarını okuyacaksınız.

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Sindirme politikalarının hayata geçirilmesinde en etkili silah olarak kulanıla “İstiklal Mahkemeleri” nin acımasız yüzünü göreceksiniz..

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Milliyetçiliğin ideolojik anlamda yerleştirilmesi için harcanan çabaları ve diğer ilkelerde olduğu gibi ne tür beklenti içine girdiklerini okuyacaksınız

Bu kitapta ne bulacaksınız ;
-Dikta yönetimini çok partili sürece geçmeye mecbur bırakan iç & dış etkenleri ve bunun yanında demoksiyi rejimle uyarlama çabalarını okuyacaksınız.

Vessselam ;

… Resmi ideolojiyi eleştiride önemli bir yere sahip olan ve ortaya koyduğu tezleriyle ciddi bir saygınlığı olduğuna inandığım Fikret Başkaya’nın deyişi ile ” putları yıkmak için yola çıkanlar {cumhuriyet kadrosu},hiç bir tarihte görülmemiş düzeyde put ürettiler ” sözünün doğruluğunu ispatlayan kısıtlı kitaplardan birisidir.Tabu haline getirilmiş bir çok isim ve kurumu daha yakından tanımamıza yardımcı olacak en azından kaba hatları ile de olsa dönem hakında bilgi sahibi kılacağını düşünüyorum.

selam ve kitap ile...


Kitaptan Başlıklar;


TBMM Hükümeti Birinci Meclis(1920/1923)

TBMM’nin Açılışı
“Resmi Söylem” ve İkinci Grup
Brinci Meclis ve Mustafa Kemal Paşa
Birinci Meclisin Gündemi ve Gruplar
Hakimiyet-i Milliye İlkesi
OtoriteninKullanımı ve İstiklâl Mahkemeleri
Hukukun Üstünlüğü İlkesi
Bir Geleneğin Başlaması : Sivil Otoriteyi Tehdit
Birinci Meclisin Sonu

Türkiye’de Siyasal Sistemin İnşası (1923-1926) / 65

Cumhuriyetin İlanı / 666
Cumhuriyetin İlk Siyasi Partisi : Halkçılık / 76
Halk ve Halkçılık / 79
İkinci Meclisteki Muhalefet
Terakkiperver Cumhuriyeti Fırkası
Gelenekselleşecek Bir Siyasal Söylemin Doğuşu
Dünkü Muhalefetsizliğin Bugünkü Gerekçeleri
Muhalefetsiz Bir Dönemin İnşası
Siyasi Muhalefetin Feshi
Basın ve Sansür
İzmir Suikastı ve Muhalefet
İzmir Suikastı’nın Siyasi Sonuçları
İstiklâl Mahkemeleri Hakkında Genel Değerlendirme

Türkiye’de Laikliğin İnşası ve Devrimler /133

Osmanlı Dönemi ve Laiklik
Türkiye’de Laikliğin Önemli Bir Fikri Aşaması : Ziya Gökalp
Ziya Gökalp’te Dinve Devlet
Cumhuriyetin Arifesi : Geçiş Döneminde Din ve Laiklik
Türkiye’nin Laikleştirilmesi Sorunu
Laikleşmenin Düzeyleri
Fonksiyonel Düzeyde Laikleşme
Sembolik Düzeyde Laikleşme
Kadının Statüsünde Gerçekleştirilen Değişim
Günlük Hayatın Değiştirilmesi
Alfabenin Değiştirilmesi
Laik Toplum/Kent
Kurumsal Laikleşme: Laik “Dini” Kurum:Diyanet İşleri Başkanlığı
Güdümlü Muhalefet : Serbest Fırka Denemesi
İdealler ve Gerçekler : 1930’un Türkiyesi
Modern Çağda Bir Lâle Devri
Güdümlü Muhalefet : Serbest Cumhuriyet Fırkası
İktidarın Yanılgısı
İktidarın Tepkisi
Devlet Partsine Muhalif Olmak
Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın İzlerini Silme Süreci

Tek Parti Dönemi

Totaliter Sistemin İnşası
Totaliter Sistem İçin Model Arayışları
Şef ve Şeflik Sistemi
Pati Devleti
Muhalefetin Yok Edilmesi
Türk Ocakları
Türk Kadınlar Birliği ve Diğer Dernekler
Basın ve İktidar
Üniversite Reformu
Tek Partili Yıllar ve Demokrasi Sorunu
Bir Milletin İnşası
Bir İdeoloji Olarak Milliyetçilik
CHF Tüzük ve Programlarında Milliyetçilik
Kemalizm ve Milli Tarih
“Resmi Tarihin” Tarihçileri : Siyasetçiler
Resmi Tarih ve Tarih Ders Kitapları
Türk Tarih Kongreleri
Yeni Bir Ulus İnşa Etmenin Aracı Olarak Dil
Dilde Devrim Süreci ve Mimar(lar)ı
Dil Devriminden Geri Dönüş
Dil Devriminin Aşamaları ve Güneş Dil Teorisi

Çok Partili Döneme Geçiş

Niçin Çok Partili Bir Sistem?
Çok Partili Sisteme Geçişin Nedenleri
Değişimi Zorlayan Dahili Nedenler
Değişimi Zorlayan Harici Şartlar
Demokrasi Söylemleri
Demokratikleşme Kararının Kontrolü
Çok Partili Siyasal Hayat
Zoraki Değişim
Garip Bir Değişim
Tek Parti İdaresinin Sonu
Yeni Siyasal Zihniyet
Değişmeyen Statüko

Türkiye’de Ordu ve Siyaset

Siyasal Sistem ve Ordu
Türkiye’de Ordu ve Siyaset
Siyasetin İçindeki veya Dışındaki Ordu
Demokrat Parti İktidarı ve Ordu
Su Yüzüne Çıkan İhtilaflar
Yaşanan Gerçek : Siyasetin İçindeki Ordu
Askeri Müdahalenin Meşruluk Dayanakları
Yasal Sorumluluk
Müdahaleyi Sürdürmenin Gerekçeleri
Milli Güvenlik Kurulu
Sorumsuz Bir Otorite
Ordu ve Sivil Hayata Müdahale
Askeri Müdahaleler ve Aydınlar
Askeri Müdahaleler ve Aydınlar

Postmodern Darbe : 28 Şubat

Türkiye’de “Merkez-Kenar” Ayrışmanın Tarihi
Devletçi Seçkinlerin Altın Çağı
“Merkez-Kenar” ilişkisinde Gerçekleşen Değişmeler
“Yeter Söz Milletin”
“Devletçi Seçkinlerin” Kara Günleri : 1950’Li Yıllar
“Beyaz İhtilâl’in Rövanşı : 27 Mayıs 1960
“Devletçi Seçkinlerin” Hayal Kırıklığı
Bir Geleneğin İnşası : Tehdit ve Darağacı
İktiar-ı Hükümet Ayrışması ve Siyasal Alanın Daraltılması
Siyasetin Yeniden Dizaynı : 12 Mart ve Sonrası
12 Eylül İktidarı
Özal Dalgası
“Devleti Kurtarma” Grişimi Olarak 28 Şubat
28 Şubat’ın Gerekçesi ve Yöntemi
28 Şubat’ın Meşruiyeti ve Güç Kaynakları
28 Şubat’ın Getirdikleri / Götürdükleri
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 07 Temmuz 2010, 06:31:16 ÖS 18
eyvahlar olsun ki zula tükenmek üzere :)
bu işin bir kolayını bulmam lazım
yenileri artık eskisi gibi kolay çıkmıyor
nedenini bende anlamadım
kitabın özünden o kadar uzaklaşıyorum ki
bi dünya detay
bir sürü alakasız  tespitler çıkıyor
hani az daha zorlasak  değişik bir kitabın iskeleti ortaya çıkacak :)
ne olacak böyle bende bilmiyorum :)

selam ve kitap ile...
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: maxpayna - 08 Temmuz 2010, 02:08:22 ÖÖ 02
(http://www.ilknokta.com/urun/C/975352200-2.jpg)

CUMHURİYETİN TARİHİ



:o :o :o    :'( :'( :'(  :( :( :(  :-[ :-[ :-[



hiç gösterme o kitab ökkeş kardeşim...
büyük bir iştiyak ile aldım. en çok okumak istediklerim listesinin başında gelir belki
annem bile elimden aldı okudu bitirdi...
ama ben okuyamadım ..... yorumsuzum bırakın odama çekilip yüzü koyun yatıp hıçkırıklar eşliğinde ağlamak istiyorum....
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: erbaiin - 08 Temmuz 2010, 02:13:01 ÖS 14
evet maxpanya kesinlikle hayıflanmanı gerektirecek bir hal içindesin
tez zamanda telafi edersen hayrına olur
fakat anlamadığım bişi var
o nasıl bir  tepkidir öyle


...bırakın odama çekilip yüzü koyun yatıp hıçkırıklar eşliğinde ağlamak istiyorum....


 aklıma yeşilçam sahnelerinde ki  kadın  tripleri geldi
hava bulutlu olsa bile  naayıır diyip kendini hipodrom genişliğinde bir yatağın üstüne atıp garip bir de ses çıkartırlar ya öle bişiler :)



Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: nfn - 19 Temmuz 2010, 03:10:45 ÖS 15
(http://www.ilknokta.com/urun/I/975551037-0.jpg)

Şeriati, eserine amaçladığı İslam-bilimin ne olduğunu açıklamakla başlar. Söz konusu ettiği bilimle yaygın kullanımda anlaşılan bilimin bir olmadığını, burada bilim derken daha çok tanıyış ve bilinci kastetdiğini vurgular. Bunun ardından, inançların geometrik şekillerle ele alınmalarından sözeder. Bir inanç ya da ideoloji, geometrik şekil üzerinde anlatılıp açıklanabiliyorsa bu, o inanç ya da ideolojinin doğruluk ve mantıklılığının kanıtıdır, Şeriati'ye göre.Bu kitapta tarih bilinci, tarih felsefesi, toplumsal tevhit ve toplumsal şirk, ideal insan, toplumbilim, tevhidi dünya görüşü, altyapı ve üstyapı, ideoloji olarak İslam, varoluşçuluk, materyalizm, alinasyon, Marksizm gibi birçok önemli konu incelenip irdelenmiştir. Bu bakımdan kitap, birbaşucu eseri niteliğindedir.

(http://www.ilknokta.com/urun/I/9789755551981.jpg)


Her iki kitapta Şeriati'nin derslerinden oluşuyor.
Aklınıza gelen her konuya değinmiş haliyle.
Beyniniz bayram yapacak okurken:)

Kitabın dilinden örnek olsun diye bir bölüm:


Makine, zorlayıcılığa özgürlüğün eklenmesi demek tir. Yani? Yani örneğin, insan olarak ben, uzaya gitmek istiyorum, insan olarak üretimi beş yüz katına çıkarmak istiyorum, özgürüm. Bu özgürlüğüm bu seçme hakkım var, ama bu özgürlüğümü gerçekleştirebilir miyim? As la! Şu çorak çöl toprağına sadece kimyon, arpa, buğday ekilmelidir. Fakat ben pancar ekmek istiyorum. Pancar olmaz. Fakat kendi tarlamda, burada olmayan meyvele ri yaratmak için insanî özgürlüğüm ve seçme hakkım vardır. Bu özgürlüğüm ve seçme hakkım vardır, ama bu özgürlük ve seçme özgürlüğü gerçekleşir mi, eyleme ge çer mi? Evet. Eyleme geçmesi için ne yapmak gerek? Çev renin bilimsel belirleyiciliğini tanımak, ona dayanmak ve senin özgürlüğün ve seçim hakkın özdeş ve dışsal ola rak gerçekleşmesi için o belirleyiciliği izlemek gerekir. Yabani bir bahçede, o bölgede bulunmayan en güzel lez zetli meyveleri yetiştiren ve oranın doğasına dayatan zi raat mühendisi kimdir? Bu, botaniğin, suyun, havanın, jeolojinin ve toprağın belirleyici yasalarını tam olarak keşfetmiş, tam olarak izlemiş, bu bilimsel yasaların be lirleyiciliğine uymuş ve bilimsel belirleyiciliğe dayandığı ölçüde doğanın belirleyiciliğinden kurtulabilmiş ve do ğada bulunmayan meyveleri doğaya karşın dayatıp ya ratmış mühendistir. Doğanın belirleyici yasalarını bil meyen bir köylüyse küçük bir afette, bir hava değişimin de, beklenmedik sağanak bir yağmurda bütün ürününü yitirir. Bu, seçme özgürlüğü bulunmayan insandır.
 
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: nfn - 19 Temmuz 2010, 03:23:02 ÖS 15
(http://www.kidap.com.tr/ihtilaflar-karsisinda-islami-tavir-yusuf-el-kardavi-r37271-sz380.jpg)


Birçok araştırmamda, İslam için çalışan grup ve cemaatlerin sayılarının artışında hiçbir sakıncanın bulunmadığı belirtmiş ve bunun sınırlarını da şöylece çizmiştim: "çoğunluk uzmanlık ve tür bakımından olmalı, birbiriyle zıtlaşarak dağılmaya ve nihayetinde çatışmaya yol açacak bir artıl olmamalı. Çoğalma, mevcut bütün gruplar ve cemaatler arasında birbirlerini tamamlayan, birbirilerine güç ve kuvvet kazandıran bir yardımlaşmanın, "nihai meseleler, ortak dert ve problemler karşısında tek saf halinde durmanın" gereği olmalı.


Bu günkü sorunumuz, Kur´an´ı; ilahi kaynaklı olduğuna iman etmekle beraber, bir hayat biçimi ve metodu, bir devlet ve toplum yasası olarak kabul etmeyenlerledir.

(Arka Kapak)


Kitaptan bir ufak not:

Eğer insanlar insaflı ve adaletli olsalardı,Hakk uğrunda nefislerini her türlü bağdan soyutlarlar ve dinlerini Allah'a halis kılarlardı.
Allah da bu tavırlarına karşılık onları dinine bağlı ihlas sahibi insanlar yapardı.



Bu karmakarışık dönemde,sorun elbetteki bireylerin kendisindeyken mümkünse her birey okusun :)

Başlık: Kitapçı
Gönderen: Aysegul - 19 Temmuz 2010, 03:37:25 ÖS 15
İslam Bilim 1 kitabını bir araştırmam için bir ablamızdan alıp (araştırma alanımı kapsayan kısmını) okumuştum..
Ama diğer konularına bakacak vaktim ve emanet kitap olmasından dolayı okuyamadan geri vermiştim..

Tavsiyeniz için teşekkürler..
Ben de okunacaklar arasına alayım yeniden bu kitabı, inşallah...

Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: nfn - 19 Temmuz 2010, 04:32:24 ÖS 16
kitap tavsiyem facete hayatınızda okumanız gereken kitaplar sayfasına eklenmiş,aman Allah'ım bu site ne yaygınmış:)
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: eliflamra - 24 Temmuz 2010, 01:35:40 ÖS 13
                                                                   (http://www.kitapturk.com/images/book/122009/64631.jpg)



Türkiye Cumhuriyeti'nden Rumeli ve Mezopotamya Birliği'ne…
Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın mağlup olması için çalışan gizli bir ekip…
J.F Kennedy ve Adnan Menderes'i yetiştiren ortak AKADEMİ…
Avrupa'da Teslis'e karşı Tek Tanrı inancını savunan Protestan Hareketini başlatan M. Luther'in bağlı olduğu İslam Teşkilatı…
Bilinen tarih tezlerini alt üst edecek bir kurgu. Selman Kayabaşı, yeni romanıyla okurlarının karşısında…

ASELSAN'daki gizli projede görev yapan Elektronik Mühendisi Semih Temiz, Sakarya'daki bir arazide intihar etmiş olarak bulunur. Bunun bir suikast olduğunu düşünen MİT, Affan Alkan'ı suikastı çözmekle görevlendirir. Affan Bey cinayetin izini sürerken Turgut Özal'ın bir araya getirdiği ve Rumeli'de bağımsız devletler kurmakla görevlendirdiği gizli bir ekibin varlığından haberdar olur.

*Ak Parti'nin ilk Cumhurbaşkanı adayı Vecdi Gönül'dü. Neden ve nasıl oldu da Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül aday gösterildi? Perde arkasında yaşananlar, ilk kez yazıldı.

*Muhsin Yazıcıoğlu, Makedonya ve Kosova'daki gizli görevleri sebebiyle mi öldürüldü? Kosova Devleti'nin kurulmasıyla Yazıcıoğlu'nun ölümü arasında nasıl bir ilişki var?

*Adnan Menderes, Turgut Özal, Adnan Kahveci, Üzeyir Garih; aynı ekip tarafından yetiştirilmiş özel isimler miydi? Kahveci, Anavatan Partisi'nin başına geçeceği için mi öldürüldü?

*Üzeyir Garih Suikastı'nın perde arkasında, Hilafet'in tekrar tesis edilmesi ve Rumeli ile Asya'daki gizli faaliyetleri mi yatıyor?

*ASELSAN'daki intiharlar, devletin içindeki gizli bir ekibin yaptığı projeyle mi ilgiliydi?

*Kanuni Sultan Süleyman'ın sır gibi saklanan kılıcı KANUN, Protestanlık'ın ortaya çıkışıyla ilgili hangi sırrı barındırıyor? Kılıç, bugün hangi teşkilatın elinde ve nasıl korunuyor?

*ABD ve Türkiye'yi yöneten ortak bir ekip mi var? Türkiye'nin bölgedeki etkisinin artması, bu gizli yapının varlığıyla mı ilgili?

*Osmanlı Devleti'ni idare eden bu gizli yapı, 1917'den sonra Almanya'nın mağlup olması için hangi gizli çalışmaları yaptı?

*Mustafa Kemal, bu ekip tarafından yetiştirilip Anadolu'ya yeni bir devlet kurmak üzere mi gönderildi?

*Yazar Selman Kayabaşı, Türkiye'de son yıllarda yaşanan gelişmelerin perde arkasını ve tarihi kaynaklarını ilk kez ortaya koyuyor.




Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: eliflamra - 24 Temmuz 2010, 01:37:16 ÖS 13
Aydoğan Vatandaş tarzı bir kitap...komplolardan hoşlanıyorsanız okumalısınız...

Kitapta beni en çok şaşırtan sessiz sakin bildiğim MUhsin Başkan....
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: ozanca - 24 Temmuz 2010, 03:04:26 ÖS 15
Bırakın şu komplo kitaplarını artık yahu ..
İçimiz dışımız komplo oldu ..
Komplike bir millet olduk cıktık ...
Ali Şeriatinin Ali sini tavsiye ederim ..
Okuyorum şu an ..
İlginç bir kitap ...

(http://kapak.netkitap.com/075bk/A/ali_22789.jpg)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Aysegul - 02 Ağustos 2010, 07:04:27 ÖS 19
yok yokkk bana birşeyler oluyor..
"kitapçı" başlığı da geri geldi..
bana birşeyler oluyoooorrr :) rüyada mıyım neyim?
ama sevindim..

hadi hayırlı olsun..
Başlık: Cennete Otostop
Gönderen: FECR - 23 Ağustos 2010, 01:39:50 ÖS 13
(http://www.cenneteotostop.com/resim/cenneteotostop.gif)

Adem Özköse'den Cennete Otostop

Gazeteci-Yazar Adem Özköse'nin ilk kitabı Cennete Otostop Pınar Yayınları'ndan çıktı. Okuyucuları tarafından uzun süredir beklenen Adem Özköse kitapları serisinin ilki olma özelliği taşıyan kitapta, mühtedilerle yapılmış röportajlar yer alıyor. Kimi papazken, kimi müzisyenken, kimi uyuşturucu kaçakcısıyken İslam'la tanışmış ve kendilerine yeni bir hayat kurmuş insanların ilginç hayat hikayeleri dikkat çekiyor.

İslam coğrafyasına dair yazdığı haberler ve röportajlarla basın dünyasında kendine saygın bir yer edinen Adem Özköse, Mavi Marmara baskını esnasında çektiği ve dünyada ilk kez yayınlanan görüntülerle gündeme gelmişti. Hemen ardından darbeci paşalar tarafından hazırlanan Balyoz darbe planında, üniversiteden atılacak öğrenciler listesinde isminin ilk sırada yer aldığı ortaya çıkmıştı.

Cennete Otostop'ta önce Güney Kutbunda, daha sonra Amazon ormanlarında yerlilerle birlikte yaşayan ve Müslüman olan Brezilyalı Ahmet Garcia'nın sıradışı hayat hikayesi yer alıyor. İngiltereli Abdülhakim'in, İtalyan Elisa'nın, Avustralyalı Stifut'un, Jamaikalı Brown'un, Malezya'lı Maysara'nın ve daha pek çok mühtedinin hayatlarından önemli kesitler dikkat çekiyor. Adem Özköse kitabın önsözünde bu insanların hayatında bıraktığı etkiye vurgu yaparak, gazeteciliğin insani ve vicdani boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bu kitaptan sonra Adem Özköse'nin İslamcı bir seyyahın gezi yazıları, direnişçilere dair hikayeleri ve Asya'nın Filistin'i Pataniye ilişkin yazıları kitaplaşacak


Kaynak:Sutunhaber
Başlık: Kitapçııı; İslamda Şehir ve Mimari / Turgut Cansever
Gönderen: Aysegul - 23 Ağustos 2010, 06:27:12 ÖS 18
(http://img713.imageshack.us/img713/3937/2318862.jpg)

Şehir dediğiniz de nedir? demeyin..

İnsanların düşüncelerinin, eserlerini oluşturduğunu tekrarla anlatan Turgut Cansever'in İslam'da Şehir ve Mimari kitabı mimar olan yazarın meslektaşlarına sunduğu bir sorumluluk duygusunun sonucu bir eserdir..

İslam'da Şehir ve Mimari kitabı daha çok Osmanlı ve Türk Mimarisi ile Batı Medeniyeti mimarisinin adı olan Gotik ve Barok mimariyi oldukça teknik bir anlatım olarak bizlere sunuyor.. Kitabın ilk yarısı ve hatta tümüne yayılan teknik anlatım (ee mimar da olmadığımız içün) okumayı zorlaştırıyor. İlk bölümünden ziyade sonlarına doğru okuma daha da kolaylaşıyor.

Okuma esnasında yer isimleri sıklıkla verilirken o yerin sakladığı bilgiyi de ekinde sunuyor yazar. Öyle ki bir yandan o yer isimlerini hz. googleye sorup resimlerine bakmak ve sunduğu bilgileri karşılaştırıp, bakış açısındaki farkın somut örneğini keşfetmek te istiyorsunuz..

Eser, yazarın çeşitli tarihlerde yazdığı denemelerden oluştuğu için ana temalar olan;

"insanın düşünceleri (yani din'i, dünyaya bakış açısı) eserlerini de oluşturacaktır"
"Allah'ın halife olarak bizleri göndermesi sonucunda yeryüzünü Allah'ın rızasına göre inşaa etmenin gerekliliğini"
"Kullanıcı-Mimar ilişkisinde rahata, sadeliğe, huzura ulaşmanın yollarını ve karşı cephenin eleştirilerini"

sık sık görmekte ve kitapta (çok söyledim ama gerçekten zorlayan) tekrarlar oluşturmuştur.

Bu tekrarlar okumayı güçleştirse de aileye, şehire, ev yapımına, kullanılan malzemeye, yaşam alanına, mahremiyete, (her türlü) güzelleştirmeye bir bakış açısı sunması bakımından okuyucuya oldukça önemli bir katkıda bulunuyor.
Bahçeli evler, mahremiyeti sağlanan ev hayatı, sokakları/şehri güzelleştirme de söz hakkı olmak gibi bilgiler ile

kitabın son kısımlarında yer alan ve ihtiyacı belirleyen noktaları ile şuan ki ev ihtiyacının nüfus oranlamasına göre sunulmakta (ki durum çok vahimdir) ve

ne yapılması gerektiği bildirilmekte ise de.. değişimin/kurulumun zorluğu karşısında meslektaşlarının bu bilinç ile yetiştirilmesi ve bu değişim için niyetlenmesinin acil olarak gerekliliği sunulmaktadır.

Kitap yanımda olmadığı için notlarımdan aklımda kalanlar şimdilik bu kadar..

Kitaptan bir alıntı ile bitireyim:

‎"Bu sebeple, 'suretler'de ulûhiyetin rüyasını görenler çok fazladır. Eğer bu rüya var olmasaydı taş ve sair putlara tapınılmazdı (ibadet edilmezdi)."

İbni Arabî - Füsûsu'l-Hikem
sayfa:46

Kitap dostlarına/kurtlarına,
Selam ve dua ile..
Başlık: Kitapçııı; Altıncı Şehir - Ahmet Turan Alkan
Gönderen: Aysegul - 23 Ağustos 2010, 07:00:51 ÖS 19
(http://img266.imageshack.us/img266/9991/4370751.jpg)

Ahmet Turan Alkan'ın Altıncı Şehir Kitabı memleketi Sivas'ı anlatıyor..

Sadece şehir bilgisini sunmakla kalmayıp, Sivas insanını, mevsimini, işyerlerini, evlerini, içinde akan hayatı, eşyayı, hayvanları, gelenekleri oldukça akıcı ve keyifli bir dil ile sunuyor bizlere..

Gerçekten kitabı okurken keyif alıyor, yazarın kullandığı dili benimsiyor, hatta cümle içerisinde kullandığı yabancı olduğumuz kelimelere yabancılık çekmemekle birlikte anlamlandırabileceğimiz cümlelere dönüşüyor olması oldukça hoş..

Kitabın başlıkları arasında ve metinler arasında o dönem resimleri yazarın notlandırmasıyla paylaşımı oldukça güzel olmuş..

"Bir Şehrin Yerlisi Olmak" yazısı en beğendiğim kısmı...

Alkan'ın anılarını da paylaştığı kitapta kimi zaman yitirilenleri okuyor, kimi zaman da yaşanılanlara gülüyor, hüzünleniyor olmamız yazarın anlatım ve kurgu başarısını gösteriyor..

tavsiye edilir..

bir-iki veya üç günde bitirebileceğiniz bir kitap..

selam ve dua ile..
Başlık: Kitapçııı; Osmancık - Tarık Buğra
Gönderen: Aysegul - 23 Ağustos 2010, 07:22:30 ÖS 19
(http://img686.imageshack.us/img686/5029/4370799.jpg)

Tarık Buğra - Osmancık

Kitap tamamen soy,sop üstünlüğü bazında işlenmiş/kurgulanmış ve Osmancık adından da anlaşılacağı üzre Osman Gazi'yi anlatan bir eser..

Kitabı tamamen bitirmediğim için başkaca bir yorum yazamayacağım ancak.. Okuyan arkadaşlarım sıkıldıklarını söylediler.. Ben de henüz öyle bir tanı oluşmuş değül.. Göreceğiz bakalım..  8)

Selam ile..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 23 Ağustos 2010, 08:11:08 ÖS 20
maşallah kardeş, sayenizde piyasa canlandı :)
elinize sağlık.

osmancık kitabı hakkında söylenenlere aynen katılıyorum

acaip sıkıcı bir kitap
dallandırıp budaklandırması usandırıyor okuyanı
sıkıntı vermesinin asıl nedeni ise, yazarın alışılmış genel uslubunu değiştirmesi ve dönemin karekterlerinin dili ile konuşmaya çalışmasıdır.böyle oluncada okuyucu kasılıyor.
ve itiraf ediyorum  yarım bıraktığım diyemesemde sonra okunmak üzere ayırdığım  {ulysess gibi } nadir kitaplardan biridir osmancık :)

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: siyahî - 28 Ağustos 2010, 01:27:55 ÖÖ 01
(http://www.kitapstore.com/watermarked_thumbnail.aspx?img=90637&en=200)

ramazan el buti suriyeli bir alim ve mütefekkir.
efendimiz'in siretini açık ve anlaşılır bir dille ve kendine has bir metotla yazmış. bu metot bana göre de çok etkileyici olmuş çünkü biz Allah resulü'nün hayatını bir hikâye gibi okuyamayız. o'nun hayatındaki her olaydan mutlaka çıkarılması gereken bir veya bir kaç ders vardır. işte ramazan el buti de tam olarak bunu yapmış. efendimizin hayatındaki her olaydan çıkarılması gereken ders ve öğütleri açıklayarak eserini hem daha faydalı hem de etkili kılmıştır.
tarafımdan da tavsiye edilir :)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: erbaiin - 03 Eylül 2010, 05:20:28 ÖS 17
Ekin Yayınları'nın 86. kitabı olarak yayınlanan "Yolumuzu Aydınlatan Kur'anî Kavramlar", 20 yıldır Haksöz'de yayınlanan ve birçok kişinin fotokopilerle çoğaltarak çalışma yaptığı kavramların gözden geçirilmesiyle oluştu. Fevzi Zülaloğlu'nun derleyip hazırladığı kitapta yer alan 100'e yakın kavram çalışmasında Haksöz dergisinin yayınlanmaya başlamasından bugüne dek birçok kişinin katkısı var. [Haksöz]

(http://www.haksozhaber.net/images/other/21562.jpg)
(http://www.haksozhaber.net/images/other/21563.jpg)
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: siyahî - 06 Eylül 2010, 06:36:16 ÖS 18
(http://www.kitappazarlama.com/prdimgbig.php?pid=21697&sizetype=380&secnum=aG9waXR2aWQ=)

metin önal mengüşoğlu islami kimliğini ve şahsiyetini söz ve eylem birlikteliğiyle bütünleştiren bir ağabeyimiz.
düşünmek farzdır adlı kitabında öncelikle her müslümanı sağlam bir zemin olan vahy temelinde düşünmeye davet ediyor.

(http://www.kitappazarlama.com/prdimgbig.php?pid=95820&sizetype=380&secnum=amFuaWRtdW4=)

zihni karışıklar için alışkanlık reçetesi kitabında da her biri derin ve ince bir düşünüşün ürünü olan denemeleriyle karşımıza çıkan yazar, zihin karışıklığının iyi olduğunu ifade ediyor ve şu can alıcı tespitte bulunuyor: bir zihin karışıklığından bahsetmek için öncelikle bir zihnin varlığından bahsetmek gerekiyor ki malesef müslümanlar bugün zihinden yoksunlar...
Başlık: Yeni Çıkanlar...
Gönderen: erbaiin - 28 Eylül 2010, 09:38:30 ÖS 21
Ali Şeriati'nin piyasada Türkçe baskısı zor bulunan üç eseri Fecr Yayınları tarafından  satışla sunuldu.

(http://www.pandora.com.tr/images/kapak/211786b.jpg)

(http://www.pandora.com.tr/images/kapak/211787b.jpg)

(http://www.pandora.com.tr/images/kapak/203528b.jpg)(http://www.pandora.com.tr/images/kapak/203529b.jpg)
Başlık: Yeni Çıkanlar
Gönderen: erbaiin - 28 Eylül 2010, 10:07:56 ÖS 22
Pınar Yayınları tarafından Kuran Kitaplığı adı altında Kuran-ı Kerim araştırmalarından oluşan yeni bir çalışma satışa sunuldu...



(http://www.pinaryayinlari.com/u/pinar/img/c/g/e/gercek-rehbe-kuran-on-kapak-1285055970.jpg)
(http://www.pinaryayinlari.com/u/pinar/img/c/k/u/kurani-anlama-cab-1285437170.png)(http://www.pinaryayinlari.com/u/pinar/img/c/k/u/kuran-ve-cag-1285436769.png)
(http://www.pinaryayinlari.com/u/pinar/img/c/i/n/insan-kuran-1285436320.png)(http://www.kitapadresi.com/kimg1/9789753522977.jpg)(http://www.pinaryayinlari.com/u/pinar/img/c/y/e/yeni-resim-1-1282726871.png)



Başlık: Yeni Çıkanlar....
Gönderen: erbaiin - 29 Eylül 2010, 05:06:32 ÖS 17
Düşün Yayıncılıktan çıkan son kitaplar...



Prof.Dr İbrahim sarmış / Hadisler Kuranla Eşdeğer mi ?
(http://www.kidap.com.tr/hadisler-kuranla-esdeger-midir-hadisler-kuranla-esdeger-midir-r135810-sz300.jpg)

Arka kapak yazısı :Hz. Peygamber’in bağlayıcı din olarak yaptığı uygulama Kur’an’ın kendisi olduğu için bu anlamda Sünnet ile Kur’an, madalyonun iki yüzü gibidir. Kur’an, vahyin sözel anlatımıdır, Sünnet bu sözel anlatımın uygulaması veya ete kemiğe bürünmesidir. Dolayısıyla Kur’an’ı, yani sözeli kabul etmek ama bunun ete kemiğe bürünmesi olan sünneti/uygulamayı kabul etmemek, Hz. Peygamber’in uygulamasını, örneğin namaz kılmasını, oruç tutmasını, hac yapmasını, cihad etmesini, infak etmesini, gusletmesini, vd. kabul etmemek veya Kur’an’ın pratiğini inkâr etmek olur.






Mustafa İslamoğlu / PEYGAMBER YAZILARI
(http://www.kidap.com.tr/peygamber-yazilari-peygamber-yazilari-r138111-sz300.jpg)

Arka Kapak Yazısı:
Efendim,
Sen kendini 'abduhu ve rasuluhu: O'nun kulu ve elçisi' olarak takdim etmiştin. Sana iman eden bazıları sana hürmet adı altında seni kulluktan 'kurtarıp' melekleştirerek hayattan dışladılar. Bu ifrata karşı başka bazı­ları da tefrite sapıp seni 'güzel örnek' olmaktan çıkarıp bir 'postacı', bir 'ara kablosu' seviyesinde görerek hayattan dışladılar.

Bunların hepsi sana iman ediyor­du. Ama seni hayatımızdan çıkarma­nın ızdırabını çektirdiler bize. Bu işi, göğe çekerek ya da yere sokarak yapmaları sonuçta hiçbir şeyi değiş­tirmedi.





BABANZADE AHMET NAİM BEY  / HADİS USULÜ VE ISTILAHLARI
(http://www.kidap.com.tr/hadis-usulu-ve-istilahlari-hadis-usulu-ve-istilahlari-r139598-sz300.jpg)

Başlık: Dokunan Yanar!
Gönderen: serender - 05 Nisan 2011, 10:30:29 ÖÖ 10
İmamın Ordusu-Dokunan Yanar- Ahmet Şık

Yasaklanmasaydı mümkün değil kıtapcıda kapağına bile bakmayacağım bir kitabı bana okutanlara ne demeli bilmem ki?:)


Yasak her zaman iyi değil işte, hele ki meşru hakların önüne konan takoz ters tepiyor malesef...


Kitap hakkın da yorum yapmayacağım... Cevabı verilmesi gereken sorular-konular var... (o ben değilim)

Bir dönemin anatomisi- hanuz tarih olmadığı için- ayna bulanık.

Artık oturup ikna edici bir cevap yazılma sırası diye düşünüyorum....

tavsiye etmem, vakit kaybı.
Başlık: Yeni Kitap
Gönderen: erbaiin - 23 Nisan 2011, 10:48:10 ÖS 22

(http://www.haksozhaber.net/images/other/27369.jpg)

Hülya Şekerci, kadın üzerine uzun zamandır sürdürdüğü çalışmalarını kitaplaştırdı. Ekin Yayınları’ndan çıkan kitabın adı “Kur’an-Hayat Ekseninde Mümin Kadın”

Ekin Yayınları, okuyucularına yeni bir kitap daha kazandırdı. Özgür-Der yönetiminden Hülya Şekerci'nin kaleme aldığı kitap mümin kadın algısını Kur'an merkezli bir analize tabi tutuyor.

200 sayfa kalınlığındaki kitap, dört bölümden oluşuyor:

"Kadın Sorununa Yaklaşımda Perspektif" başlıklı birinci bölümde Kur'an'ın cahilî kadın anlayışını ıslahı, ataerkil düşüncenin İslami ilimlere sızması, siyer ve hadis kaynaklarında ezberbozan rivayetler, kadın-erkek farklılığı ve cinsiyetçilik, kadınla ilgili ayetlere parçacı yaklaşım, Kur'an dili ve kadın, kadın ve erkeğin birlikte vurgulandığı ayetler gibi konular işleniyor.

"Toplumsal Hayatta Mümin Kadın" başlığını taşıyan ikinci bölümde kadının sosyalleşmesi, takva elbisesi olarak tesettür, yozlaşmanın örtülü yansımaları, kadın-erkek ilişkilerinde iffet, anne-baba ilişkilerinde vahyî ölçü, Müslüman kadının eğitim sorunu irdeleniyor.

"Kur'an ve Kadın" başlıklı üçüncü bölümde ise kadınla ilgili ayetlere yaklaşımda modernist tutum ve tarihselcilik, nikâh, çok kadınla evlilik, erkeğin yöneticiliği, kocaya itaat, nüşuz ve kadının dövülmesi, boşanma, miras, kadının şahitliği, cariyeliğin mantığı ve kölelik gibi konular masaya yatırılıyor.

"İslami Mücadelede Kadın" başlıklı dördüncü ve son bölümde ise kadının İslami mücadeledeki yeri, evlilik hayatı ve annelik sorumluluğunun mücadele hayatına yansımaları, "kadın hakları' söylemi gibi konular işleniyor.

Kitapta iffet ve takvayı kuşanmış mümin kadınların, mümin erkeklerle beraber çağa yapacakları tanıklıkla yaşanan sorunların çözüm bulacğına dikkat çeken Hülya Şekerci'yi yeni kitabı dolayısıyla kutluyor; bu kiyabı okurlarına ulaştıran Ekin Yayınları'na da teşekkür ediyoruz.

HAKSÖZ-HABER
Başlık: Ahmed Kalkan'ın "Kur'an Kavramları Ansiklopedisi" Çıktı
Gönderen: FECR - 21 Mayıs 2011, 11:09:33 ÖS 23
Ahmed Kalkan'ın "Kur'an Kavramları Ansiklopedisi" çıktı


Ahmed Kalkan’ın Ansiklopedik Kur’an Kavramları ve Güncel Yansımaları 10 cilt olarak yayınlandı. 
 
(http://www.fikribeyan.net/resimler/reklamlar/271.bmp)
 
 
 
 

Kavramlar, düşüncelerimizi kategorize eden, hatta insan topluluklarını yandaş veyahut düşman kılan mühim olgular. Kavramlarla yaşar, bir nevi onların tanımlamalarına göre düşünürüz. Milliyetçilik kavramı, Batı’dan başlayarak yeryüzünde parçalanmışlığın ve bölünmüşlüğün nasıl ki baş amili olduysa, emek, hürriyet, insan hakkı gibi kavramlar da türetildiği günden bu yana siyaset ve sosyolojinin iskeletiyle kaynaşık bir hal aldı. Burada atlanılmaması gereken kayda değer bir nokta var ki; kavramlar insanların düşüncelerini şekillendirdiği gibi o kavramla bağıntılı insanın duygularını da harekete geçirme yetisine sahiptir. Milliyetçilik kavramı yalnızca düşünce nazariyatında kalsaydı belki de şu anda hâlâ büyük bir imparatorluğun gölgesinde yaşıyor olacaktık.

Günümüzde Kavramlar

Yaşadığımız yüzyılda da kavramlar önemini kaybetmiş değildir. Günümüzde birçok kavram, ferdi ve toplumsal olarak insan hayatını etkilemektedir. Fakat ortada bir gerçek var ki, özelikle bizim toplumumuzda bu bariz bir şekilde görülür. İnsanımız herhangi bir kavramı ya da izm'i çoğunluk bilmez. Hele onun savunucusu olduğunu asla kabul etmez. Ama yaşantısı incelendiğinde birçok kavram tanımına göre düşünmekte ve ona göre hareket etmektedir.

Dinin devri geçiyor mu?

Örneğin; namazlarını kılmaya çalışan, çoğunlukla dört vakit veya müşteri olunca, “olsun canım, akşam kazasını yaparım” diyen, Cuma namazını her türlü ortam ve şart altında kaçırmayan kişiler, iş para mevzuuna gelince bir anda değişirler. Faizle ilgili bir şey söylendiğinde, “bu zamanda faizsiz olmaz kardeşim” derler. Ayet okunduğunda benim kafam almıyor diye söylediklerimizin kuru gürültüye karışmasını sağlarlar. Yanında çalıştırdıkları işçinin aldığı maaştan daha fazla emek harcamasını isterler, ama işlerini eksik yaptıklarında “boşuna bu kadar para veriyorum sana” diye ağlarlar. Altlarında yüz milyarlık araba olsa, “başkaları bir trilyonluk araba kullanıyor kardeşim” derler. İçtenlikle söylüyorum ki ben bu kapitalizmden nefret ediyorum kardeşim. Hele Müslüman’ım deyip kapitalistçe düşünenlerden… Örnekler basit gelebilir, ama kim söyledi bize, masallar diyarında yaşadığımızı. Bunlar yaşadığımız cahilî hayatın kendisi kardeşim.

Mütesettir, İslamî yaşantının akışı içinde vazife ve rütbe sahibi kimi hanımların dahi bazı davranışları, Batı’nın zihinlerimizi işgali neticesinde meydana gelen bir algının uzantısı. Davranış, düşüncenin; düşünce akletmenin; akletmek algının sonucudur. İbn-i Haldun’un meşhur ifade olmasa zihnimizde birçok anlatı yarım kalacaktı: “Mağluplar, galipleri taklit eder.” Feminizm, kadın erkek eşitliği, kadın hakları gibi kavramsallaştırılan anlam ve ifadeler, az evvel zikredilen tespitin kadın algısına etkisi sonucu hayatımıza yerleşti. Bu akıl tutulması, bu zihin bulanıklığı, kavramlar karşısında düştüğümüz bu acziyet, mensubu olduğumuz medeniyetin kavram ve değerlerine mesafeli olmaya başladığımızdan beri yaşanıyor kuşkusuz. Kur’an’ın ve Allah Resulü’nün vazettiği ve sahabenin hayatında ete kemiğe bürünen bir yaşantının bir boşluğu ve eksikliği yokken, insan hakları, eşitlik, hürriyet, emek kavramlarını ve karşılıklarını uzaklarda aramak, bir İslam müntesibi olarak, kömürlükte kaybettiğini lambanın altında arayan Nasrettin Hoca’nın tarizlerine konu olmaktan öteye geçmez.

İnmemiştir Hele Kur’an Şunu Hakkıyla Bilin, Ne Mezarlıkta Okunmak Ne Fal Bakmak İçin

Hayatımız kavramlarla bu kadar iç içeyken nasıl olur da İslam bunlarla ilgili şeyler söylemez. Kur’an her konuda olduğu gibi burada da devreye giriyor. Kur’an var olan kavramlara tanımlamalar yapmaz. Bizatihi kendi kavramlarını ortaya koyar ve inananlara; bu kavramlara göre yaşamasını ve düşünmesini emreder. İşte bu bağlamda Ahmed Kalkan bir kul olarak, emanetçi görevini yerine getirerek on iki yıl süren bir çalışmayla böyle bir kitap hazırlamış. Kur’an Kavramları ve Çağdaş Yansımaları. Kur’an’ın kavramları nelerdir? Günümüzde bunları nasıl kullanır ve nasıl yaşarız? Müslüman’ın savunduğu kavramlar nelerdir? Kapitalizmle / emperyalizmle / modernizmle kuşatılmış müminlerin, bunlara karşı alacağı tavır nelerdir?

Şüphe yok ki İslam yaşanmak ve anlatılmak için gönderilmiştir. Kur’an’ın kavramları bize ne diyor? Hangi hayat görüşünü savunuyor? Ahmed Kalkan toplam on ciltlik kitabında iki yüz bir kavramı açıklıyor. Her cilt bin yüz sayfa. Toplamda on bir bin sayfa. Kur’an’dan iki yüz bir kavram. Akıcı bir üslubun yanında; aile meclislerinde, kardeş sohbetlerinde kullanılabilecek bir materyal olarak duruyor bu kitaplar. Kitaplıkta duruşları da ayrı bir güzellik vesselam.

Kur’an yaşanmak için gönderilmemiş de başka ne için gönderilmiş söyleyin Allah rızası için.

Kaynak.Dünya bizim
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 13 Aralık 2011, 12:09:54 ÖS 12
Bismillah..

Hülya Şekercinin Mümin Kadını güzel. Hitap alanı haliyle biraz dar. Bu alanda kadın yazarların söyleyecekleri bitmedi...

Od- İskender Pala

Yunus Emre romanı.Akıcı ve güzel.  İskender Pala tarihi kişilikleri yazmaya devam etmeli bence...

Onlarda insandı- Cengiz Dağcı
Kırımın Müslüman bir köyüne gelen komonizmanın öyküsü....
Kitabın arka kapağındaki ve Romanın sonunda ki 'Allahım onlarda insandır, nolur onlar da sürükleyerek yurtlarından çıkan insanların insan olduğunu anlasınlar' Duasına amin diyorum...
Bu duruş tanka taş atan ilkeselliğe ne kadar da çok benziyor. Aliyaya da ...

Müslüman ilkesel tavrını koruduğu için kaybederken de aslında kazanıyor....!

Ahir Zaman İlmihali-Hayri Kırbaşoğlu

Manifesto!

(Yazıp yazıp sildim nasıl anlatılır ki!)

Silip süpürüyor, yenisini inşa ediyor. Son okuduğum ilmihalle arasındaki fark Musanın kavmi ile Muhammedin kavmi arasında ki fark kadar büyük....
Güzel şeyler olacak inşallah...

Selam ile
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 13 Aralık 2011, 02:18:21 ÖS 14

Ahir Zaman İlmihali-Hayri Kırbaşoğlu

Manifesto!

(Yazıp yazıp sildim nasıl anlatılır ki!)

Silip süpürüyor, yenisini inşa ediyor. Son okuduğum ilmihalle arasındaki fark Musanın kavmi ile Muhammedin kavmi arasında ki fark kadar büyük....
Güzel şeyler olacak inşallah...

Selam ile

biraz kalın ya öylece durup duruyordu gaza ihtiyacım varmış :-\ elimde ki bitene kadar gazın uçmazsa ahir zaman ilmihalini okumaya başlayım bari. :D artık 2 ay mı sürer kaç ay sürerse :-*
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 13 Aralık 2011, 05:34:59 ÖS 17
Betül okumak için sende gaza kaldıysan, boşaltalım rafları :(((
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 14 Aralık 2011, 06:24:13 ÖS 18
okuyanlar hakkında umutsuzluk oluşturmasın sende, kimsede.bu bana has bi durum heralde.
evimizde ki küçük canavar beni böyle yaptı ??? :-*
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 15 Aralık 2011, 12:34:27 ÖS 12
Allah kolaylık versin...

Sabahattin Alinin Kuyucaklı Yusufunu bilmeyen yoktur. Yıllar önce okunmuş bir kitabın tekrar okunmasındaki keyfi de hani bambaşkadır yaa.. Hele bu kitap Kuyucaklı Yusuf ise...

Maddeler halinde şimdiki roman(kitap hayatın aynası ise, dönemsel olarak da toplumların kıyası için neden kıstas olmasın!?) ile 70 yıl öncesinin romanını kıyaslarsak( bu son k yi m ile değişmeliyim. tamamen kişisel algı üzerinde bir değerlendirme olacak çünkü..

- Yusuf okula gitmiyor: Kaymakam babasına verdiği cevap bağımsız düşünebildiğinin işareti. Bağımsız yerine koşulsuz mu demeliydim.
Bu koşulsuzluk halini şimdilerde arada bulasın.
' Sen okudun da baba, evdeki hanıma dahi sözün geçmiyor, okumayı öğrendiğim halde neden hala okula gideyim?'
Böyle bir cümlecik bir yanıtı yok aslında, Yusufun bir tavrı var ben cümleciğe sığdırmaya çalıştım. Tabiki yeterince başaramadım.
-Sosyal sisteme başkaldıran, toplumdan ayrı kimliğini koruyabilen, duruş sergileyebilen bir karakter Yusuf...
-Muazzez konusunda Aliyle arasındaki diyalog da yine Yusufun sosyal iletişimdeki insafsız alışkanlığın kangren halini net olarak açıklıyor...

Oralarda biryerde ise çıkarıp okuyun bence....

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 23 Aralık 2011, 09:11:38 ÖS 21
Polisiye kitapları bu aralar sevemiyorum. Sürekli dikkat istediği için olabilir. öyle uyurken, aklın başka yerde iken filan okunmuyor..

Başlamış bulundum bir kere ve nihayet bu gün bitti

(http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQA-VdnW90uDzp7BQVSvdiQyuw9saLEJlVzwprVs4Xu1vT7bKy2ig)

"Adamın birine bir zarf geliyor, sekiz satırlık kırmızı mürekkeple yazılmış bir şiir.. Ve ne düşündüğünü biliyorum diyor. Mesela aklından bir sayı tut, 1 ile bin arasından olsun küçük zarfı aç!.
Adam 678 i tutuyor, küçük zarfın içinden de 678 çıkıyor.... "

Hikaye böyle başladığı için tutuyor, ve çok da satıyor. 10 üzerinden 6 aldı benden.. Ama yine de okunur yaa iyiydi.

Elimde Gökhan Özcan var...Bitirince yazacağım inşallah...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: bbetull - 23 Aralık 2011, 10:37:13 ÖS 22
hay maşallahh serender kitaplar bitiyor.bendede sadık yalsızuçanlar ''gezgin '' var.
3 hafta oldu heralde bitiremedim  :.) her seferinde bu sefer bu tarz okumayacağım diyorum sonra unutuyorum heralde. ama bu sefer son.hıı bu arada bu kitap kötü anlamına gelmiyor
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 03 Ocak 2012, 04:21:15 ÖS 16
Çok güzel kiatplar tavsiye edilmiş.Benim de bu aralar okuduğum favori kitaplarımdan birini tavsiye ediyorum size...

Giderken Bana Bir Şeyler Söyle
(İnsanın Temel Acıları Üçlemesi 2)
  
Mustafa Ulusoy


İnsanların yolu iki şeye, aşka ve ölüme mutlaka düşer. “İnsanın Temel Acıları” üçlemesinin ilk romanı Aynalar Koridorunda Aşk’ta yolu aşka düşenlerin ruhsal durumlarını irdeleyen Psikiyatrist Mustafa Ulusoy, üçlemenin ikinci romanını yolu ölüme düşen insanlar üzerine kuruyor. Ölümü anlatırken dönüp aşka bir kez daha bakıyor. Aşkın güçsüzlüğüne karşın, ahlakın varlığa özen göstermek olduğunu temel alan yazar, ancak özen gösterilen ilişkinin derin bir bağlanma ağlayabileceğini söylüyor.

Dr. Mavi bu sefer yolu ölüme, kayıplara düşenler karşısında çaresizliğe kapılıyor. Turuncu, Kahverengi, Kırmızı, Gri, diğerleri ve elbette bilge dostu Beyaz’la birlikte insanın temel acılarından ölümü katman katman açıyor. Gerçek ya da muhayyel acılardan geçen, ölümü çeşitli biçimlerde tecrübe eden kahramanlarımız, insanoğlunun kaçınılmaz yazgısıyla barışmanın yollarını keşfediyorlar.

Mustafa Ulusoy, Giderken Bana Bir Şeyler Söyle’de ölümle birlikte hayatı, ayrılığı, babalığı, yoksunluğu, kederi, dostluğu, öfkeyi, tanıklığı, varoluşsal işe yaramayı, yalnızlığı ama özellikle öykülerimizin yalnızlıktan ve sessizce ölmekten nasıl kurtulacağını anlatıyor.

Ölümü gülümsetiyor Ulusoy, Ölüm Meleği’ni hepimize arkadaş kılıyor.

“İnsanın ölümden korkar gibi görünmesi bir yanılsamadır. İnsan, aslında yokluktan, yokluğun getireceği sonsuz ayrılıktan özellikle de kendinden sonsuz ayrılmaktan korkar. Ölümse, hem ayıran hem birleştirendir. Ayrılmak için ölmek gerekir. Ama buluşmak için de ölmek gerekir. Ölüm gibi ikili bir yapısı olan başka bir durum yoktur. Bu yönüyle ölüm ikili, zıt bir duygu uyandırır insanda. Onu çekici kılan, cazip hale getiren, taçlandıran da budur.”
Başlık: Ynt: Kitapçııı-Hoca Hayat bilgisi kitabı yazdı!
Gönderen: narcicegi - 07 Şubat 2012, 02:55:00 ÖS 14
(http://media.dunyabizim.com/haber/2012/02/06/hayrettin-karaman5341455340.jpg)

Hayrettin Karaman Hocanın, Müslüman’ın Hayat Bilgisi kitabında Sorular cevaplarını buluyor merak edenler öğreniyor



Hayrettin Karaman, Müslüman’ın Hayat Bilgisi kitabında Elif Ayla’ nın çocuklar, aile, kadın, İslami kurallar, bunların yankıları, yansımaları ve daha çeşitli konularda sorduğu sorulara yanıt veriyor. Hayy Kitap’tan çıkan Müslüman’ın Hayat Bilgisi dikkat çeken bir söyleşi kitabı.

Çocuk sınırsız özgür olmamalı
Kitapta ilk yer bulan soru konusu Hayrettin Karaman’ın çocukluğu aile yaşantısı ve hatıraları. Bu doğrultuda Elif Ayla günümüzdeki çocuklar, aileler ile ilgili sorular yöneltiyor. Hayrettin Karaman da bu noktada çocuk yetiştirmede tavsiyelerde bulunuyor. Çocukların yetiştirilmesinde ailelere çok önemli sorumlulukların düştüğünü söyleyen Karaman, anne ve babaların çocuklarını iyi gözlemlemeleri gerektiğini ifade ediyor. Çocukların her istediğine evet demeyip, hayatlarında kötü olan şeylere sınır koymak ve onları bu davranışlardan iyilikle alıkoymalarını söylüyor. Modern dünyada çocukların tehdit altında olduğunu belirtiyor. Teknolojik ürünlerin ve yiyeceklerin öncelikle çocukları etkilemek için düzenlendiğini söylüyor. İnternet ve cep telefonu bunların başında geliyor. Hem ruhsal hem beden sağlığı için çocukları bunlardan uzak tutmak gerekiyor. Hayrettin Karaman bu konuda kendi ailesinde de sık sık uyarılarda bulunduğunu ifade ediyor kitapta.  Tabi bu uyarılarda tatlı dilin çok önemli olduğunu da ekliyor.

Çocuklar ne sorar  (http://www.dunyabizim.com/media/haber/2012/02/06/377963-2_1.jpg)

Çocuklara Allah’ ı anlatma konusuyla ilgili sorulan sorular da var. Hayrettin Karaman, bunu çocuklara yaşanmış olaylarla anlatılmasını tavsiye ediyor. Daha somut kavramlar üzerinden hareket ederek zamanla soyut varlık tasavvuruna yönlenmelerini sağlamak gerektiğini dile getiriyor. Allah’ın razı geldiği şeyleri, uygun görmediklerini anlatmak gerekir diyor. Allah’ın merhametini çocuk yaştayken işlenmesinin önemli olduğunu söylüyor.

Modern zamanda yaygınlaşan ürünlerin zararlı olmasına rağmen kullanılmaya devam etmesi bu ürünlerin bağımlılık yaptığının bir göstergesi olduğunu söylüyor Hayrettin Karaman. Genetiğiyle oynanmış ürünlerin sağlığa ciddi anlamda zarar verdiğini belirtiyor. Genetik oynama insanda bir nevi fıtratta oynanmaya yol açtığını söylüyor. Bu bağlamda da İsrail’den gelen tohumlardan da bahsediyor. Tohumların dışında İsrail deyince aklına ne geldiğini anlatıyor Hayrettin Karaman. İsrail2 in bu zulümlerine karşılık Müslümanların buna tepkilerinin olması gerektiğini ve bunu da çok normal olduğunu belirtiyor. Fakat bunu yaparken en önemli noktanın onlara benzemeden güçlü olmak gerektiğini belirtiyor. Onların yaptıkları kötülükleri takip ederek iyi olmayız, diyor. Müslümanların terörist gibi gösterilmesinin asıl sebebinin İslamiyet’in yayılmasını engellemek olduğunu ama buna rağmen İslamiyet’ in dinamik bir din olduğunu ve yayılmaya devam ettiğini söylüyor. İsrail konusuna istinaden Başbakan Erdoğan’ın van minüt çıkışını da değerlendiriyor.

Kitap, kadınların toplum üzerindeki etkisini ve değerini de anlatıyor. Kadın Havva’nın kızıdır başlığı altında sorulan sorularda kadının sosyal hayatın içinde olduğunu belirtiyor. Kadınların şiddet görmesine karşılık Nisa Suresi’ndeki ayetlerle bunun yanlışlığına dikkat çekiyor. Evlenme ve boşanmaların İslami açıdan değerlendirmelerini yapıyor. Kadının haklarını dile getiriyor. İnternet üzeri ilişki kurma ve bunun medyada yer bulmasının doğru olmadığını, bunun bir nevi pazarlamaya girdiğini belirtiyor. Kadınların örtünme hususundan da bahsediliyor. Hayrettin Karaman’ türban diye bir şey yoktur, başörtüsü vardır’ diyor.

Müslüman’ın Hayat Bilgisi kitabında yaşam içinden, yaşanmışlıklarla sorular cevaplarını buluyor. Bunlar gibi birçok merak edilen konular söyleşi kitabında yer bulmuş.

dünyabizim.com



    
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: narcicegi - 23 Şubat 2012, 12:09:23 ÖS 12
(http://www.kitapyurdu.com/getimageV3.asp?resimkod=591463&boyut=185&sayfa=384&en=13,5&set=0)

Geçimsizler
Kişilikleri Tanıma ve Geçinmeyi Kolaylaştırma Kitabı 
      

 
Erol Göka/ Murat Beyazyüz
TİMAŞ YAYINLARI

Kişilik kavramını anlamak, kişiliğin içinde barındırdıklarını ve oluşumunu keşfetmek, bazı kişilik özellikleri sebebiyle birlikte yaşamakta zorluk çektiğiniz insanlarla daha uyumlu bir hayat sürebilmek istiyorsanız elinizde tuttuğunuz kitaba bir göz atmanız yeterli.

İlişkilerinizde yaşadığınız sıkıntılarda danıştığınız, kendisine güvendiğiniz, tecrübeli, bilgili insanlara koşma alışkanlığınız bu kitapla dönüşüme uğrayacak.

Çıkmaza girdiğinizde farkında olmadan hangi savunma mekanizmalarına sığınıyorsunuz?
Mükemmeliyetçi patronunuza yaptığınız işi nasıl beğendirirsiniz?
Cimri misiniz, değil misiniz? Ya babanız cimriyse? Ondan nasıl harçlık alacaksınız?
Şüpheci eşinizin arkasından dolap çevirmediğinizi ona hangi metotlarla ispatlayabilirsiniz?
Pasif-agresif elemanınıza işini yaptıramıyor musunuz?
Yapacağı sahtekârlığa sizi de ortak etmek isteyen arkadaşınızdan kurtulmanın yollarını bulamadınız mı?

Prof. Dr. Erol Göka ve Uzm. Dr. Murat Beyazyüz bunları ve daha fazlasını hayatınızı tadına vararak yaşayabilmeniz için “GEÇİMSİZLER”de kaleme aldılar.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: ZeynebVera - 11 Ekim 2012, 05:22:39 ÖS 17
(http://a1210.hizliresim.com/12/c/dutln.jpg) (http://bit.ly/c25MCx)
Bu kitap, Türkiyeli bir direnişçinin 1999 yılında başlayan 2. Çeçenistan savaşına katılmasıyla cephede tuttuğu notlardan oluşmaktadır. Gürcistan sınırından Çeçenistan`a girmesi ve yaklaşık bir yıl sonra Türkiye`ye dönüş yapmasına kadar geçen süre içerisinde tutulan notlarda; Çeçen savaşı hakkında bilinmeyenler, Çeçen mücahidlerin özellikleri, yabancı mücahidlerin intibak sorunları, Çeçen köyleri ve halkın savaşa bakışı, mücahidlerin kendi aralarındaki ilişkileri, mücahidlerin sahip olduğu silahları, Rusların askeri yapıları gibi konular tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.

Samimi niyetle, sadece Allah rızası için Türkiye`deki ailesini, eşini ve çocuklarını bırakıp cepheye koşan direnişçimizin burada yaşadığı duygusal kırılmaları, gelgitleri, abartısız, riyasız, yalın bir şekilde anlatması, tarihe düşülecek bir not niteliğindedir.

Üç aylığına cepheye giden direnişçimiz yolların zorluklarla dolu olması, giriş-çıkıştaki sıkıntılar, Rus bombardımanı ve savaşın acımasızlığı sebebiyle ancak 11 ay sonra dönebilmiştir.

Direnişçimiz; samimiyeti, gayreti, ihlası, dobra oluşu, cesareti ve vefası sayesinde cepheye ve zor savaş şartlarına kısa zamanda alışmış, İslam davasının adamı ve Çeçen savaşının bir mücahidi olarak komutan Şamil Basayev, Aslan Maşadov, komutan Hattab, komutan Velid gibi üst düzey komutanlarla müşerref olmuştur. Savaş dehası bu komutanların korkusuzluğu, cesareti ve mücahidlere kol kanat geren alçakgönüllülüğüne şahid olmuştur.

Çeçen komutanların, dil bilmemeleri, savaş alanlarını, araziyi ve coğrafyayı tanımamaları, birbirleriyle uyum sağlamadaki sorunları, Çeçenistan`a giriş-çıkıştaki güçlükler ve yollardaki kontrol noktalarında Rusların eline düşüp esir edilme ihtimallerinin yüksek olması nedeniyle yabancı mücahidlerin Çeçenistan`a gelmelerine pek sıcak bakmadıklarını da yine tutulan bu notlardan öğreniyoruz.

Mücahidlerin kampları, mevzileri, karargâhları, kışın zor şartlardaki yaşam mücadeleleri, ne yiyip ne içtikleri, nasıl pusu attıkları, savaş taktikleri gibi konuları yine birinci elden, yani mücahidin yazmış olduğu notlardan öğreniyoruz.

Grozni kuşatmasından mücahidler nasıl çıktı, kuşatmada kaç şehid verdiler, Şamil Basayev bu kuşatmada ayağını nasıl kaybetti, komutanların bu kuşatma hakkındaki yorumları ne oldu? İşte bu soruların cevabını da yine bu notlardan öğreniyoruz.

Savaş dışında mücahidler dağlarda ne yapıyorlar, birbirleriyle ilişkileri nasıl, eğitim düzeyleri ne, neden cepheye geliyorlar, cephede hangi ırktan mücahidler var, cepheden dönen mücahidler hangi cephelere kayıyorlar? İşte bu ve bunun gibi daha birçok sorunun cevabını cephede tutulan bu notlardan öğreniyoruz.

Kitap, ara başlıklara ve bölümlere ayrılmamıştır. Çünkü her şey hızlı bir şekilde akmaktadır. Çabuk değişilen mevziler, Rus bombardımanı ve çemberi nedeniyle bir dağdan başka bir dağa, bir köyden başka bir köye hızlı bir şekilde hareket edilmektedir. Sürekli değişen kamplar, ani pusu atmalar veya baskın yemeler, zaman zaman sığınaklara girilmesi ve her an her şeyin değişmesi, bir konu hakkında uzun uzadıya bir şey yazmayı kısıtlamaktadır. Bundan dolayı kitaba ara başlık ve bölümler konulmamıştır. Kitap bir bütün halinde cephede tutulan notlardan oluşmaktadır.

Bu nedenle biz de kitaba ara başlık ve bölüm koymayı uygun görmedik. Kitabı sadece paragraflara böldük ve çok az kısmına müdahale ettik.

Bu kitap 2. Çeçen Savaşı hakkında bilmek istediğiniz her şeyi ihtiva etmektedir. 100 bin kişilik Rus ordusunun Çeçenistan`da gerçekleştirdiği katliamlara, kuşatmalara, baskınlara ve sivil ölümlerine şahid olmuş içeriden birinin, bir mücahidin günlüğü niteliğindeki bu çalışma tarihi bir vesika özelliği taşımaktadır.

Bu kitap, 100 bin kişilik Rus ordusuna kök söktüren bir avuç mücahidin destansı mücadelesini konu edinmektedir.

Başta Şamil Basayev ve Hattab olmak üzere tüm şehidlerimize ve “Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” ayetinin hükmü mucibince coğrafya coğrafya gezip mazlumların, kadınların, çocukların, mültecilerin yardımına koşan, adı sanı bilinmeyen gerçek kahramanlara, özgürlük savaşçılarına selam olsun.


Çıra Yayınları
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: TaLiA - 11 Ekim 2012, 07:00:56 ÖS 19
(http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003856/0000000385698_3_1.jpg)


Nar Ağacı

Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman.

Balkan Savaşı döneminde başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü...

Trabzon'dan ve Tebriz'den doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra...
Ateşin bakışlı ateşin duruşlu; ırmağını kendi bildiğince alev ateş akıtmayı seçen bir genç kız Azam. Adı ne aşk ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'ın ırmağına dolanan Batumlu kitapçı Sophia. Acıyla yoğrulan, yoğruldukça durulaşan, kendi varlıklarını sevdiklerinin varlığında eriten Büyükhanım ve Hacıbey...
Ve hep kendi içine doğru akan, kendi ırmağını gencecik yaşta milleti için kurutan, Trabzon'un "kırık kafiyesi" İsmail, ah İsmail...

İki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroğlu'nun mürekkebi aşk olan kaleminde buluştu. "Nar Ağacı" hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… İncelikle işlenmiş karakterleri, son derece zengin detayları ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyanı çarpacak ve yıllarca unutulmayacak bir kitap...

Timaş yayınları

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 08 Eylül 2013, 03:33:04 ÖS 15



bir yıldır kitap okuyan mı yok paylaşan mı yok ?  ^-^
şöyle bir kampanya varmış piyasadan haberim yok fiyatı nasıl bilmiyorum ama ilgilenenlere duyurulur
hadi okuduğunuz kitapları KISA KENDİ YORUMUNUZ  ile paylaşalım arkadaşlar


(https://fbcdn-sphotos-b-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn2/q71/s720x720/971284_210054519158096_265673501_n.jpg)



Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Müslüman - 08 Eylül 2013, 03:47:50 ÖS 15
Fiyatı nasıl mı? Bayağı ucuzmuş yahu
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: maxpayna - 08 Eylül 2013, 03:56:22 ÖS 15
Fiyatı nasıl mı? Bayağı ucuzmuş yahu

dur öyle deme gaza gelip alırım malırım  ???
okuyacak olsam iki feda olsun ama okumayacaksam almam ayıp  :-\

bu arada yıllllaarr yılllaarrr sonra 2-3 kitap okudum (afferim bana)
arz edeyim efenim;


(http://www.ilknokta.com/urun/C/975352200-2.jpg)
CUMHURİYETİN TARİHİ
    :'( :'( :'(  :( :( :( 

hiç gösterme o kitab ökkeş kardeşim...
büyük bir iştiyak ile aldım. en çok okumak istediklerim listesinin başında gelir belki
annem bile elimden aldı okudu bitirdi...
ama ben okuyamadım ..... yorumsuzum bırakın odama çekilip yüzü koyun yatıp hıçkırıklar eşliğinde ağlamak istiyorum....

eveeet yıllar yıllar önce alıp okuyamadığım bu güzide eseri okudum

http://www.islamidusunce.net/forum/index.php/topic,350.msg48385.html#msg48385 (http://www.islamidusunce.net/forum/index.php/topic,350.msg48385.html#msg48385)

tıklayınız bakınız erbaiin (eskiden nicki ökkeş uçan depik idi)  arkadaş paylaşmıştı tanıtmıştı. cumhuriyetin nasıl ve hangi zihniyet ile kurulduğunu objektif açıdan görmek için güzel bir kitap. o günleri görünce bugünlerde yaşananlar daha net okunabiliyor.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 08 Eylül 2013, 04:07:13 ÖS 16
bugün fuardan aldıklarımın reklamını yapmaya başlayayım;

1- Sahabenin sünnet anlayışı_______________________ doç dr bünyamin erul_______ diyanet vakfı yayınları


eveet 2007 yılında aldığım kitabı 2013 yılında okumuş isem nasıl kitap kurdu olduğumu anlayın artık  :-\
hacimli kalın bir kitap ama epey yoğun bir araştırma eseri değerli bir kitap. okunması tavsiye olunur.

(http://www.suleymaniyevakfi.com/img/p/42-498-thickbox.jpg)

 Hz. Peygamber ve sünnetinin anlaşılmasında sahabenin tartışılmaz rolünden yola çıkan yazar, sahabenin Allah Rasulüne bağlılıklarının üç farklı yaklaşım gösterdiğini ifade eder:

1. Hadisleri lafzen anlayan, sünnetlere ise şeklen uyan Zahiri yaklaşım,

2. Sünnetin kaynağını, bağlamını, bağlayıcılığını vb. araştıran Fıkhi yaklaşım

3. Sünnetlere rağmen farklı yorumlar ve uygulamalar yapan İçtihadi yaklaşım.

 Bu sınıflandırmayı yapan yazar, bu farklılıkları oluşturan eğilimler üzerinde durur. Ona göre, zahiri yaklaşımı gösteren Sahabenin eğilimlerinde sevgi ön plana çıkmış ve genel olarak duygusal anlama egemen olmuştur. Bu tarz düşünen sahabe için Hz. Peygamber’in “ne dediği” ile “ne yaptığı” harfiyen uymak için yeterlidir. Bu düşünceye sahip olan sahabenin başında İbn Ömer’i örnek veren müellif, bu sahabilerin, Hz. Peygamber’den gördüğü her şeyi taklit etme temayülü daha çok kendilerini tatmin etmeye, onun fiillerini canlandırarak aktarmaya yönelik olduğunu ve bu tür davranışları sünnet olarak telakki ettiklerini ifade eder. Bu tarz sahabilerde, zapt ve hafızalarıyla meşhur olmaları ve çok sayıda hadis nakletmek suretiyle rivayete ağırlık verdikleri görülmektedir.

Fıkhi yaklaşım eğiliminde olan sahabe, Hz. Muhammed’in söz ve davranışlarını anlamaya, kavramaya çalışan fakih sahabilerin eğilimleridir. Onları yalnızca duymak ve görmekle yetinmediklerini, Hz. Peygamber’in “ne demek istediğini”, “neyi amaçladığını” tespit etmeye çalıştıklarını beyan eder. Rivayeti yanı sıra dirayete de önem vermiş, fıkhi melekeleri ve muhakeme güçleriyle sünneti anlamaya ve kavramaya özen göstermişlerdir. Bu yaklaşımın önde gelenleri arasında, Hz. Aişe, İbn Abbas ve Ebu Musa el-Eş’ari gibi sahabileri örnek vermektedir.

Son yaklaşım olan içtihadi yaklaşımı, fıkhi yaklaşımın bir üst seviyesi olarak görmektedir. Müçtehit sahabenin karşılaştıkları problemlere, kendi içtihatlarıyla çözüm üretmeye çalıştıklarını ifade eder. Ona göre, burada dikkat edilmesi gereken, bu sahabilerin Hz. Peygamber’in yapmadığı yeni bazı uygulamaları yapmaları ve onun uygulamalarından farklı olarak değişik uygulamalara gitmeleridir. Bu tür uygulamalarında sünnete zahiren muhalefet etmiş gibi görünseler de, aslında onların şartları ve maksatları dikkate alarak, Kur’an ve sünnetin ruhuna uygun yorumlar yaparak aynı amaca hizmet etmekte olduğunu da vurgulamaktadır. (misal hz ömer)




zerkeşi'nin hz aişenin sahabeye yönelttiği eleştiriler

kitabını da yılllaaarcaa okumak istemişimdir çok şükür onu da okudum.
kısacık bir kitap ama yazarın ve eserin ççooook eski yüzyıllara dayanması ve elyazmaları okunması zor derecede bozuk olması nedeni ile pek verimli bir kitap olarak göremedim. kitabın girişinde uzun uzun bu anlatılmış zaten. müellifin açıklaması çevirenin açıklaması derken kitabı şişirmeye çalışmışlar yoksa orjinalı 10-20sayfadır herhalde.üstteki kitabı okursanız bunu da kapsamış olur emin olun.

Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: Müslüman - 08 Eylül 2013, 04:11:52 ÖS 16


dur öyle deme gaza gelip alırım malırım  ???
okuyacak olsam iki feda olsun ama okumayacaksam almam ayıp  :-\


aman diim, aman diim sa

hani al tabi de gaza gelip bazıları gibi Seyyid Kutup'u kendi bozuk düşüncelerine alet edip önüne geleni tekfir edenlerin durumuna düşme de ne yaparsan yap.

ben gaza geldim bile, satışın doğruluğunu araştırıp alacağım inş.
okuduktan sonra nolur bilemem  :D  O0
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Müslüman - 08 Eylül 2013, 04:18:36 ÖS 16
bugün fuardan aldıklarımın reklamını yapmaya başlayayım;

1- Sahabenin sünnet anlayışı_______________________ doç dr bünyamin erul_______ diyanet vakfı yayınları


eveet 2007 yılında aldığım kitabı 2013 yılında okumuş isem nasıl kitap kurdu olduğumu anlayın artık  :-\
hacimli kalın bir kitap ama epey yoğun bir araştırma eseri değerli bir kitap. okunması tavsiye olunur.




Ya bu kitabı alacam alacam ama bir türlü nasip olmadı. Hatırlatman iyi oldu mutlaka almam gerekiyor.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 16 Eylül 2013, 03:41:53 ÖÖ 03
Fatımayı Ararken diye bir roman okudum..

Filistinden 1920 li yıllarda göçmek zorunda kalan bir ailenin dramını anlatıyor.
Bu arada tarihsel sürecide öğrenmiş oluyorsunuz...

Yakın zamanda okumama rağmen yazarını hatırlamıyorum...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 05 Ekim 2013, 05:51:26 ÖS 17
oou harika
bende tek kitap gidemeyenlerdenim. diğerini demiyorum o tefsir öbürü cemalettin vatandaşın siyeri e elimde ibni kesirde var arad ansiklopedilerde oluyor mecburi hizmet vs.
......
bunu oku bence (ay bnede mi okusam yine :))
cemalettin vatandaşın peygamberin hayatı da güzel tavsiye ederim.





Alıntı
serender
cemalettin vatandaşın peygamberin hayatı da güzel tavsiye ederim.

cemalettin mi ? celalettin mi ? ayrıca aldım okumadım ama o kitap kaçmaz arkadaşlar.
bu adamın adı da farklı bişeydi.



Alıntı
celalettin vatandaşın pey. hayatı mekke dönemi


Arkadaşım bir kere okumuş..
İkinci okumasını da sohbet ortamında yapıp, işliyorlar..
Ve hala altını çizebileceğim başka kelimeler, düşünceler çıkıyor ayşegül dedi..
Ben de okumalarımı bitirip, ilk buna başlamayı düşünüyorum İnşallah.


yine geriden gelen ben taaa 2008 yılında aldığım kitabı 5 yıl sonra şu anda okuma başarısını elde edebildim.
bu kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun
mutlaka kütüphanenizde bulundurun
mutlaka hediyeleşin yayın dağıtın.


sadece peygamber hayatının çok ötesinde bir kitap;
peygamber var
kuran var
ilkeler var
kavramlar var

velhasıl islamın özü ve ilkeleri ana kaidelerini peygamberin hayatı ve kuran eşliğinde görmek için eşsiz bir eser
kalın iki cilt ama ağır ağır dikkatli okunması gereken bir kitap.


Mekke ve Medine Dönemi (2 Cilt) Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Hayatı ve İslam Daveti

Celaleddin Vatandaş
PINAR YAYINLARI


(http://images.ticiz.com/468763_w640_h640_siyeryeni1292596747.jpg)

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=99690 (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=99690)



Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 17 Kasım 2013, 07:15:41 ÖS 19
Mahmut Kısanın Kısa açıklamalı mealini okuyorum..
biraz farklı, biraz meal dışına taşmış. nuzüller filan da var. parantezler vs. ile karışmadan düz bir kitap okur gibi, gayet anlaşılır.

hani mealden anlamıyorum diyenlere .. ilklere tavsiye edilebilir...

yazarı tanımıyorum (tanıyan var mı?) ama bana ters değil.. gayet iyi



serender mahmut kısa nın kim olduğu hakkında bilgi bulabildin mi ?
fazla bilgi (hatta hiç yok) ama face sağolsun ordan bulabildim. özel okulda öğretmenmiş.

elimde meali var ilgimi çekti,bakış açısıda hoşuma gitti almaya niyet etttim

SATIN ALMAK İCİN TIKLAYINIZ (http://www.benlikitap.com/Kisa-Aciklamali-Kuran-i-Kerim-Meali-Mahmut-Kisa-Meali,PR-15.html)

(http://www.benlikitap.com/modules/catalog/products/pr_01_15_max.jpg)

FACEBOOK grubu varmış = Mahmut Kısa Meali - Kısa Tefsirli Kuran Meali

https://www.facebook.com/pages/Mahmut-K%C4%B1sa-Meali-K%C4%B1sa-Tefsirli-Kuran-Meali/167312606672720 (https://www.facebook.com/pages/Mahmut-K%C4%B1sa-Meali-K%C4%B1sa-Tefsirli-Kuran-Meali/167312606672720)

sanırım şu da kendi facebook profili :

https://www.facebook.com/mahmutkisa (https://www.facebook.com/mahmutkisa)

(https://fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn2/971515_10151725101224708_1825767517_n.jpg)


şu sitede de yazılar yazmakta imiş

http://www.varide.net/index.php?option=com_content&view=category&id=113 (http://www.varide.net/index.php?option=com_content&view=category&id=113)




Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 17 Kasım 2013, 07:55:41 ÖS 19
Hayır bulamamıştım. Şimdi düşünüyorumda; adamın bakış açısı hakkında pek bişey hatırlayamıyorum. bilemedim ki ne desem... O aralar güzeldi. Yaşı epey büyük bi grupla ramazanda mealli hatim yapmıştık. Anlaşılma problemi yaşamamıştık. Hayır yani kitap şu an elimde bile değil.. Birine hediye etmişsem demek...

Teşekkür ederim max. Allah razı olsun
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Müslüman - 18 Kasım 2013, 03:10:20 ÖS 15
arastirmaci gazeteci gibisin max
bende hicbir bilgi bulamamistim iyi oldu

Mahmut Kisa'nin bahsedilen meali bende de var. serender'in dedigi gibi ayetler arasindaki gecisler cok iyi, kopuk gibi gözüken ayetleri birbirine güzel baglamis ancak genel anlamda selefi bir yaklasim var gibi gibi.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Müslüman - 18 Kasım 2013, 03:13:43 ÖS 15
bugün fuardan aldıklarımın reklamını yapmaya başlayayım;

1- Sahabenin sünnet anlayışı_______________________ doç dr bünyamin erul_______ diyanet vakfı yayınları


eveet 2007 yılında aldığım kitabı 2013 yılında okumuş isem nasıl kitap kurdu olduğumu anlayın artık  :-\
hacimli kalın bir kitap ama epey yoğun bir araştırma eseri değerli bir kitap. okunması tavsiye olunur.




Ya bu kitabı alacam alacam ama bir türlü nasip olmadı. Hatırlatman iyi oldu mutlaka almam gerekiyor.

kitabi gecenlerde aldim ve bitirdim
güzeldi
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Müslüman - 18 Kasım 2013, 03:22:57 ÖS 15







yine geriden gelen ben taaa 2008 yılında aldığım kitabı 5 yıl sonra şu anda okuma başarısını elde edebildim.
bu kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun
mutlaka kütüphanenizde bulundurun
mutlaka hediyeleşin yayın dağıtın.


sadece peygamber hayatının çok ötesinde bir kitap;
peygamber var
kuran var
ilkeler var
kavramlar var

velhasıl islamın özü ve ilkeleri ana kaidelerini peygamberin hayatı ve kuran eşliğinde görmek için eşsiz bir eser
kalın iki cilt ama ağır ağır dikkatli okunması gereken bir kitap.


Mekke ve Medine Dönemi (2 Cilt) Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Hayatı ve İslam Daveti

Celaleddin Vatandaş
PINAR YAYINLARI


(http://images.ticiz.com/468763_w640_h640_siyeryeni1292596747.jpg)

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=99690 (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=99690)





ya max bak beni yine masrafa sokacaksin
Başlık: Ynt: Mahmut Kısa
Gönderen: duaekseni - 18 Kasım 2013, 05:47:01 ÖS 17
Mahmut Kısa Konya'da Saffet Bakırcı,Ali Küçük,Ali Akar(bakırcıların damadı),Mehmet Bakırcı hocaların grubuna dahil,güzel ahlaklı,yazdıklarını yaşamaya çalışan bir mümin kişi.

Editörlüğünü aynı zamanda hocası olan Saffet Bakırcı'nın yaptığı ''Kısa Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali ''isimli özlü tefsir-meali Armağan Kitaplar'ca basılmıştır.

Karton Kapak 5._tl,Yaldızlı,ciltli kapak mealler 20._ tl olarak istifadeye sunulmaktadır.

Allah razı olsun Saffet Hocam bizim tefsir grublarımıza ve diğer kardeşlerimize dağıtılmak üzere epeyce bir miktar ücretsiz olarak gönderdi,kendisi ziyaretimize gelirken getirdi.
Şimdi artık basan matbaadan (5._tl ye) ücret karşılığı temin ediyoruz.Güzel,çok fazla zorlama yorumların olmadığı,okunduğunda bir bütünlük sağlayan uslupta bir meal.
Özellikle ilk kez meal okuyanlar için (ki birlikte meal okuma dersleri yaptığım öğretmen grubunca pek beğenildi),anlaşılır bulunan,tercih edilen bir meal.

Eğer topluca isteyen kardeşlerimiz olur ise basımıyla ilgilenen kardeşimizin telefonunu verebilirim.Selam ve dua ile..
Başlık: Ynt: Mahmut Kısa
Gönderen: maxpayna - 25 Kasım 2013, 05:54:23 ÖS 17
Mahmut Kısa Konya'da Saffet Bakırcı,Ali Küçük,Ali Akar(bakırcıların damadı),Mehmet Bakırcı hocaların grubuna dahil,güzel ahlaklı,yazdıklarını yaşamaya çalışan bir mümin kişi.

Editörlüğünü aynı zamanda hocası olan Saffet Bakırcı'nın yaptığı ''Kısa Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali ''isimli özlü tefsir-meali Armağan Kitaplar'ca basılmıştır.

Karton Kapak 5._tl,Yaldızlı,ciltli kapak mealler 20._ tl olarak istifadeye sunulmaktadır.

Allah razı olsun Saffet Hocam bizim tefsir grublarımıza ve diğer kardeşlerimize dağıtılmak üzere epeyce bir miktar ücretsiz olarak gönderdi,kendisi ziyaretimize gelirken getirdi.
Şimdi artık basan matbaadan (5._tl ye) ücret karşılığı temin ediyoruz.Güzel,çok fazla zorlama yorumların olmadığı,okunduğunda bir bütünlük sağlayan uslupta bir meal.
Özellikle ilk kez meal okuyanlar için (ki birlikte meal okuma dersleri yaptığım öğretmen grubunca pek beğenildi),anlaşılır bulunan,tercih edilen bir meal.

Eğer topluca isteyen kardeşlerimiz olur ise basımıyla ilgilenen kardeşimizin telefonunu verebilirim.Selam ve dua ile..

muhterem duaekseni;
almaya niyetliyiz ama top-lu değil top-suz olacak gibi. ya da karma diyeyim.fiyatları nedir ? ankarada benli kitabevi 17.90TL diyor yaldız kapağa.karton kapak nasıl birşey görmek isteriz mümkün ise. çok mu karton sert şık karton mu (yaldız baskı elimde var güzel karton kapak görmedim hiç nasıldır görmek istiyorum.)
şimdilik 10 adet karton 3-5 adet yaldız baskılı almayı düşünüyoruz  ama cumartesiye adetleri artırabilirim sohbet grubumuza soracam isteyen var mı diye. arkadaşın biri internetten (idefix) 22 TL ye almış.
kim kiminle nerde nasıl ne zaman iletişime geçecekse haber beklemekteyim.


Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 30 Aralık 2013, 01:49:51 ÖÖ 01
Bu hafta sonu sadece pazar günü okumam gerekenleri değilde biraz ordan burdan okumak istedim...
Nazar değdirmeyin üçüncü kitabın üçte biri bitti.

1-Timaş yayınlarından çıkan --Beyaz Selvi--Halide Nusret Zorlutuna -
 Gerçek bir aile dramını anlatıyor. Konu daha güzel seçilmiş olsaydı. Ve biraz daha yoğunluklu işlemiş olsaydı Dostoya benzeyebilirdi. Hüznü ve acıyı betimlemesi amatör kalmış..

2-Mustafa Kutlu -- Bu Böyledir-- Nefis bir hikaye...

3-Cengiz Aytmatov- Cemile Sultanmurat-- Harika bir roman...

4- Nurettin Topcu- Türkiyenin Maarif Davası- (Yok bunu bu hafta boyunca okudum :) bi günde okunacak kitap değil:) )

5-Geçen hafta okuduğum Ve Dağlar Yankılandı - Khaled Hosseini nin son romanı- Batılının gözünde doğuya tepeden bakan o dili olmasa çok iyi bir edebiyatçı sıfatını hakedecek (benim gözümde ) Zaten iyi bir yazar çünkü

Nurettin Topcu okumak zihne iyi gelir... Daha uzun nasıl anlatılabilir ki; eğitim konusunda azıcık derdi olan herhangi birinin el kitabı olmalıdır...

Kolay kitaplar ara ara iyi gelir..
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 30 Aralık 2013, 02:06:26 ÖÖ 02

kitap demişken; (farkettim de mesajlarımda hep noktalı virgül koyup alttan devam ediyorum imla hatası mı yapıyorum ne)

mustafa islamoğlu HACC kitabını okudum paso edebiyat yapmış 1-2 satır fayda gördüm o kadar.
ali şeriati HACC kitabını okuyorum bitti bitecek o da ilk başlarda edebiyat yapmış AMA
ali şeriatinin HACC kitabında (başka eserlerinde-yazılarında da olabilir)
kurban-ismailin kurban edilişi bölümünü MUHAKKAK okuyunuz. kitapçıya girin göz atıyormuş gibi yapıp 5 dakikada bitirirsiniz.
valla metni bulsam foruma koyardım. müthiş denklem kurmuş ibrahim ismail kurban üzerine helal olsun didim.


kısa alıntı buldum siz tamamını okuyunuz kitabın onda biri kadar bölüm.
Alıntı
"Senin İsmail'in kimdir?
Veya nedir?
Makamın mı? Onurun mu?
Mevkin mi? Statün mü? Mesleğin mi?
Paran mı? Evin mi?Bağın mı? Otomobilin mi?
Ma'şukun mu? Ailen mi?
İlmin mi? Rütben mi? Sanat ve maharetin mi?
Ruhaniyetin mi? Alimliğin mi? Elbisen mi?
Adın mı? Namın mı? Şöhretin mi?
Canın mı? Ruhun mu?
Gençliğin mi? Güzelliğin mi?
Ben nereden bileyim?
Bunu sen kendin bilirsin.
Her ne ve kim ise onu sen kendin minaya getirmeli ve Kurban için seçmelisin.
Ali ŞeriatiBen sadece onun alametlerini sana söyleyebilirim.
Seni iman yolunda zayıflatan, "gitmek"te olan seni "kalma"ya çağıran,
Seni "sorumluluk" yolunda şüpheye düşüren, seni kendine bağlayan ve
alıkoyan, gönül bağlılığı,mesaj işitmene, hakikati itiraf etmene izin
vermeyen, seni firara çağıran, seni maslahatçı izah ve yorumlara sürükleyen ve aşkı,seni kör eden her şey…
İbrahimsin! Ve İsmaili zaafın seni İblis'in oyuncağı haline getirebilir.
Hayatında şeref, saygınlık, iftihar ve faziletin doruklarında bir tek şey
vardır ki onu elde etmek için zirveden inebilir onu kaybetmemek için bütün
İbrahimi kazanımlarını yitirebilirsin:
O İsmailindir. İsmailinin bir şahıs veya başka bir şey olması mümkündür; bir
durum bir konum, bir zaaf noktası olması imkan dahilindedir.
Ey "Hakk'a teslim olan", "Allah'ın kulu"!
Hakikatin senden istediği şey, işte budur.
Budur "imanın daveti", "risaletin mesajı".
Bu senin sorumluluğundur, ey "sorumlu insan"!
Ey "İsmail'in babası"!
"İsmail'ini öldür"!
"Kendi ellerinle kurban et"!"

Cesur Küçük, Ali Şeriati'nin, Hacc kitabından ç-alıntılamıştır.

KAYNAK (http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=63820)

Başlık: Ynt: Mahmut Kısa
Gönderen: Müslüman - 10 Ocak 2014, 05:06:29 ÖS 17

Şimdi artık basan matbaadan (5._tl ye) ücret karşılığı temin ediyoruz.Güzel,çok fazla zorlama yorumların olmadığı,okunduğunda bir bütünlük sağlayan uslupta bir meal.
Özellikle ilk kez meal okuyanlar için (ki birlikte meal okuma dersleri yaptığım öğretmen grubunca pek beğenildi),anlaşılır bulunan,tercih edilen bir meal.

Eğer topluca isteyen kardeşlerimiz olur ise basımıyla ilgilenen kardeşimizin telefonunu verebilirim.Selam ve dua ile..

Fazla değil 4 tane sipariş vermek istiyoruz, telefonu verirseniz memnun olurum.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 10 Ocak 2014, 05:18:49 ÖS 17

mahmut kısa mealleri satan yayınevleri :

sebat ofset           : 0 332 342 01 53
hüner yayınevi       : 0 536 812 25 60
yediveren yayınları  : 0 332 350 36 84

yaldız kapaklı ( 17.50 TL ) olan heryerde var ama karton kapak olan ( 5 TL) sadece  yediveren de var. daha doğrusu diğerlerinde de var ama ellerinde bitmiş yeni baskı hala çıkmamış matbaadan haber bekliyorlarmış (ben konuştuğumda tarih 2 aralık 2013 idi), çıkınca beni arayacaklardı ama ses soluk yok. nasıl bir matbaa ise 50 gündür çıkmamış görünüyor...
bilginize...
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: Müslüman - 10 Ocak 2014, 05:42:24 ÖS 17

mahmut kısa mealleri satan yayınevleri :

sebat ofset           : 0 332 342 01 53
hüner yayınevi       : 0 536 812 25 60
yediveren yayınları  : 0 332 350 36 84

yaldız kapaklı ( 17.50 TL ) olan heryerde var ama karton kapak olan ( 5 TL) sadece  yediveren de var. daha doğrusu diğerlerinde de var ama ellerinde bitmiş yeni baskı hala çıkmamış matbaadan haber bekliyorlarmış (ben konuştuğumda tarih 2 aralık 2013 idi), çıkınca beni arayacaklardı ama ses soluk yok. nasıl bir matbaa ise 50 gündür çıkmamış görünüyor...
bilginize...

tamam max sağol
az önce İstanbul'da bir Kitapçıyı aradım (ismini bilmiyorum fihristimde buldum, kardeşim vermişti ) yaldızlı kapak 16.00 TL  yaparız dedi. Kargo bedeli hariç.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 01 Şubat 2014, 12:52:25 ÖS 12

(http://www.benlikitap.com/modules/catalog/products/pr_01_1949_max.jpg)



Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti

Rasim Özdenören
İZ YAYINCILIK


Alıntı

Rasim Özdenören, edebi kişiliğinin yanı sıra, Müslümanca düşünmek ve yaşamak meselesi etrafındaki özgün yaklaşımlarıyla da tanınmış bir fikir adamıdır. Elinizdeki kitapta Özdenören demokrasi, küreselleşme, yeni dünya düzeni, liberalizm, insan hakları ve laiklik kavramlarının Müslümanca bir eleştirisini yapıyor. Ülkemizin tartışma gündemini çeşitli dayatmalarla işgal eden bu kavramlar karşısında İslami düşünüş gereken fikri ve ahlaki tavrı ortaya koyan yazar, kitabı boyunca ısrarla "yükselen değerlerin" sefaletini vurguluyor.



kabenin avlusunda bu kitabda okunurmu arkadaş demeyin.
takdiri ilahi. umreye gelirken boş zamanımda yolda okurum diye aldım yanıma.
yalan yon mübalağa yok resmen tüylerim diken diken oldu. bu nasıl bir bakış açısıdır allahım dedim
bir an bu kitabın içinde bulunduğum ortamdan çok daha  önemli ve değerli olduğunu düşündüm.
islam ve demokrasi konusunda 10 basamak-level  birden atlatan ufuk açan beynimi zonklatan bir eser olmuş.

okudum şok oldum
döndüm bir daha okudum
kapattım kitabı bu nasıl bir bakış açısıdır dedim
tüylerim tiken tiken oldu.

bize böyle bakış açıları lazım.
demokrasi ile derdi olanlar koşun hemen alın okuyun bir daha okuyun.
hatta birlikte okuyalım üzerine sohbet edelim tartışalım.
günümüz gençliğinin popüler bir tabiri var; "adam king yaaa"  :D



KAYNAK (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=568)

kitaptan kısa alıntılar için TIKLAYINIZ (http://www.islamidusunce.net/forum/index.php/topic,2784.msg77422.html#msg77422)

kitabın 1996 yılında yazıldığını belirtmek isterim.

Başlık: Ynt:
Gönderen: Müslüman - 21 Şubat 2014, 09:27:58 ÖS 21
verilecek ilk siparişler listesine ekledim max. sağolasın
Başlık: Ynt: Dokunan Yanar!
Gönderen: maxpayna - 22 Nisan 2014, 11:59:11 ÖS 23

İmamın Ordusu-Dokunan Yanar- Ahmet Şık

Yasaklanmasaydı mümkün değil kıtapcıda kapağına bile bakmayacağım bir kitabı bana okutanlara ne demeli bilmem ki?:)
Yasak her zaman iyi değil işte, hele ki meşru hakların önüne konan takoz ters tepiyor malesef...
Kitap hakkın da yorum yapmayacağım... Cevabı verilmesi gereken sorular-konular var... (o ben değilim)
Bir dönemin anatomisi- hanuz tarih olmadığı için- ayna bulanık.
Artık oturup ikna edici bir cevap yazılma sırası diye düşünüyorum....
tavsiye etmem, vakit kaybı.

Boş adam ne yapar ?
Oturur 28 sayfa kitapçı konusunu okur...
Iyi oldu bir iki kitap not aldım ...

Serender bu kitabı okumuşsun
Son güncel olaylara bakınca kitabı tekrar değerlendirirmisin ?

Mesela ben de necip hablemitoglunun köstebek isimli e kitabını buldum göz attım f tipi yapılanmadan bahsetmiş.
Hanefi Avcı nin Haliç'te yaşayan Simon lar kitabını arıyorum bulursam okuyacağım ama korsancilar yok diyolar okuma şevkimi kiriyorlar.

Sözün özü ser o kitabı tekrar değerlendirirmisin. Haklıymış mı sala gitsin mi ?

Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: serender - 23 Nisan 2014, 02:06:55 ÖÖ 02
Max üç yıl geçmiş aradan....

Açıkcası çok birşey hatırlamıyorum....

Yalnız kişisel olarak şunu diyebilirim ki;

Cemaatle dünde işim olmazdı bu günde..
Cemaatin camisına karşı kırıcı olmak (Burda bi parantez açmalıyım)
Sadece cemaat filan değil insan ilişkilerinde kırıcı olmak hoş bişey değil. Kırıcı olan kişi aslında kendini yansıtıyor. Yani kuran bize insan ilişkilerinde bir tavır takınmamızı emrediyor. Gereği kim olursa olsun emre uyulmalı...

Bir müslüman olarak dikkat etmemiz gereken kurallar var, kişisine göre değil kimliğimize göre..

Cemaat aklını kullanan herkese kendini tanıtmıştı aslında.
Görmek istemeyenleri aşırı saf veya çıkar ilişkisi içinde olanlar olarak görüyorum.
Çıkar ilişkisi ne kadar tuhaf bir kavram değil mi? Ama bunun güncel adı "meşru siyaset" çamurlaşmışlığımızın resmidir.

Gündem bişeylerle çok meşgul olduğunda, toplumu duygularla (his-heyecan-öfke-vs) yönetmeye çalışanlar belli zamanlarda belli şeyleri konuşmamızı istiyorlar.

Benim asıl itirazım bunadır.
Cemaatle köprülerin atılması gerektiği zaman Şeyh Ahmet Yasinin -(illa o değil başka bir mazlum da olabilirdi) katledilmesine ses çıkarmadığı zaman olmalıydı. Furuat tartışmasını allem edip kallem edip cemaatin meşru ahkam keseni adına yorumlayanlara tavır alınmalıydı..

Neresinden tutabiliriz ki; Çıkar ilişkileriyle yönetilen malum siyasetden nasıl bir ilkesellik bekleyebiliriz ki....?
Kullanmadıkları ne kaldı? Peygamberde dahil ...

Ahmet Şık benim zihnimde solcu diye bilinen her fırsatta müslümanlar üzerinden islama saldırganların katagorisindeydi.
Kitabı o yüzden okunmayacaklar listesine kaydedelim demiştim.
O zamanlar-otorite namluyu henuz o tarafa çevirmemişken- bir adil kalem cesurca bu dengeleri araştırıp yazsaydı-yazabilseydi keşke...
Şimdi yapılırsa hiç okumam hepten yanlı olur.

Bu kadar yeterli sanırım..
Kopuk oldu gürültülü bir ortam.

Selametle
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 24 Nisan 2014, 02:31:08 ÖS 14

(http://www.kolayresim.com/up/a_VOr8.JPG)

 İtidal Yayınları, "İslam'a İlk Adımlar" adlı kitabı okuyucuya kazandırdı. Şükrü Hüseyinoğlu'nun kaleme aldığı kitap, İslam'ın giriş konularını gençlerin ve halkın anlayacağı bir dille ele alma iddiasında.
 
Kitap davet çalışmalarında bir boşluğu doldurmayı amaçlıyor.
 
Kitabın arka kapağında şu ifadelere yer veriliyor:
 
"Bu topluma, Allah’ın Kitabı’yla ve Rasulü’nün örnekliğiyle birebir tanışması gerektiği maalesef söylenmedi. Asırlardır taklit zinciriyle babadan oğula aktarılagelen geleneksel kabulleri aşıp doğrudan doğruya Allah’ın Kitabı’na yönelme ufku bu toplumun gündemine maalesef taşınmadı.
 
Bu yöndeki çabalar daha çok dar çevre çalışmalarıyla sınırlı kaldı. Birebir insani ilişkileri esas alan yaygın bir davet çalışması bu coğrafyada henüz gerçekleştirilmedi. Medya organları üzerinden zaman zaman parça doğrular dile getirilse de, bu tür çabalar, sistematik bir davet çalışmasının çok uzağında kaldı. Dolayısıyla bu coğrafyada İslam’ın temel konularını gündem edecek ciddi bir davet çalışması ihtiyacı bulunmaktadır.
 
Bir binanın inşasının, birbirini izleyen belli adımları gerekli kıldığı bilinmektedir. Bu adımlar takip edilmediğinde, atılması gereken ilk adımlar ihmal edildiğinde inşa edilecek binanın çürük olması kaçınılmaz olur. Mesela ilk adım olarak gerçekleştirilmesi gereken hafriyat çalışması ihmal edildiğinde, bina, olması gereken düzgün ve temiz bir zeminden mahrum kalır ve dolayısıyla binanın temelleri sağlam olmaz.
 
İşte Müslüman olmak da bu tür bir inşa sürecini gerektirir. Bir hafriyat çalışmasını, ardından sağlam bir temel atmayı ve onun üzerine İslami üst yapıyı kurmayı gerekli kılar. Bizim bu çalışmamızda amaçladığımız da, bu konularda bir bilinç oluşmasına katkı sağlamaktır."

Kitabın Künyesi:
 
İslam'a İlk Adımlar, Şükrü Hüseyinoğlu
 
İtidal Yayınları
 
108 Sh.
 
Genel Dağıtım:
Madve Yayınları
Prof. Kazım İsmail Gürkan Cad. Üretmen Han
No:22/3 Cağaloğlu / İSTANBUL
Tel: 0212 513 60 54

http://www.islamvehayat.com/9561_islam-a-ilk-adimlar-kitabi-cikti.html (http://www.islamvehayat.com/9561_islam-a-ilk-adimlar-kitabi-cikti.html)

Başlık: mahmut kısa-kısa açıklamalı kur'an'ı kerim meali
Gönderen: hattabhamza - 22 Mayıs 2014, 12:11:00 ÖS 12
şu sıralar Armağan Kitaptan çıkan Mahmut Kısa'nın 'Kısa Açıklamalı Kur'an'ı Kerim Meali'ni okuyorum. Herkese tavsiye ederim, genel itibariyle fena sayılmaz.

(https://encrypted-tbn1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQVLs69LyhCjfohUWEFk87e5aHHHS5ppLHg5mRmDaDD3vlEQCd3cL0k8cA)


(https://encrypted-tbn1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS2T-4VrO17e-knqqooEv4tqWnh_Ehiz6Oie7aYU0wTvU3v-Y8LuK0yVAs)
Başlık: Ynt: mahmut kısa-kısa açıklamalı kur'an'ı kerim meali
Gönderen: maxpayna - 23 Mayıs 2014, 12:10:34 ÖÖ 00


şu sıralar Armağan Kitaptan çıkan Mahmut Kısa'nın 'Kısa Açıklamalı Kur'an'ı Kerim Meali'ni okuyorum. Herkese tavsiye ederim, genel itibariyle fena sayılmaz.


hoşgeldin hattab kardeş...
evet ben de onu yeni (3-5 ay) gördüm ve forumdaki arkadaşlarla konuşmuştuk
istifade edilebilecek hoş bir meal olmuş. önceki sayfalarda gerekli bilgiler vardı link

http://www.islamidusunce.net/forum/index.php/topic,350.msg76962.html#msg76962 (http://www.islamidusunce.net/forum/index.php/topic,350.msg76962.html#msg76962)



Başlık: Ynt: mahmut kısa-kısa açıklamalı kur'an'ı kerim meali
Gönderen: hattabhamza - 23 Mayıs 2014, 12:38:51 ÖS 12
hoşbulduk, sağolun;

Verdiğiniz linkteki yorumlara hızlıca bir göz attım. Epey uzun zamandan beri baskısını beklemekteydik fakat birkaç hafta önce nihayet çıktı. Konyadan sipariş verdik ve okumaya başladık. Fiyatlar ise Karton Kapak 6 TL, Ciltli Kapak ise 17.5 TL olarak belirlenmiş. Aralarında çok bir fark yok, karton kapak beyaz ve çok güzel ve büyük/iriyarı. Bir tane ciltli kapak alacağınıza üç tane karton kapak almanızı tavsiye edebilirim.
Başlık: Ynt: Kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 14 Temmuz 2014, 07:39:47 ÖS 19
bugün fuardan aldıklarımın reklamını yapmaya başlayayım;
daha arayıp da bulamadıklarım ve almayı düşündüklerim var. sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.........

nerede kalmıştık;

9- ebu hanife ____________ yazar: muhammed ebu zehra........ diyanet işleri başkanlığı yayını

kitabın etiket fiyatı 4 YTL ama % 30 indirim var 2,40 YTL fiyata aldım. 500 sayfalık birinci hamur kitap. bu fiyata bu kitap kaçmaz.
ayrıca ülkemizde büyük bir çoğunluk hanefii mezhebine dahil olduğu söyler ama hanefii kim tanımaz. örnegin hanefi mezhebine mensup çogu insan hadis konusunda tutucudur. her hadisi dogru diye kabul eder. oysa ebu hanife ehli hadis ekolüne karşı ehli rey ekolüne mensup bir alimdir. ve  hadis alimi buhari ile ehli rey ( kendi fikri ile karar verenler) alimi ebu hanife birbirleri tenkid edip eleştirmişlerdir. bence bu kitabı mutlaka alın arkadaşlar .
2,40 YTL hiçbirşey. belki fuarın en ucuz kitaplarında biri.

muhammed ebu zehra mezhepler tarihi ve mezhep imamları hayatları üzerine çok verimli eserler yazmış bir alim.
aslında şafii malik hanbeli gibi alimlerin de kitabı var ama;

diyanet sadece ebu hanife nin kitabını çok ucuza ve kaliteli baskı ile satıyor !!!  neden acaba ??  ;)

evet yine çok kitap okuyan ben 2007 de aldığım kitabı bugün 2014 te okuma başarısını gösteriyorum...
muhammed ebu zehra nın mezhepler tarihi isimli kallıııın kitabını okumuştum gayet de güzeldi.
lakin bu kitaba bir girdim.........
çıkamıyorum arkadaş kurtarın beni....  :'(

yazar her ne kadar girişte ebu hanifeyi aşırı yerenler ve aşırı övenler var diyerek ayrım yapmışsa da farkında mı acaba kendisi de aşırı övenlerden olmuş. objektif bakış açısı yok denilecek kadar az. ebu hanife hazretleri diyor giriyor yalıyor çıkıyor...

çok fazla tekrarlara kaçıyor ve dağınık yazıyor. ve hatta gereksiz teferruatlar ile "sadece gel bilader" dedirtiyor

kitabın yarısına geldim daha bitmedi ama MAALESEF okumayın diyeceğim bir kitap.
çoktan kaldırıp atmam gerekirdi ama iş inada bindi bir de başladığım bir işi bitirme prensibim var
o nedenle inatla kitabı okuyorum kitap da inatla kendini okutmamaya çalışıyor ama hayırlısı diyelim.

sözün özü bu kitabı pas geçin.  ???
hazır kitap fuarları varken sizlerden hızlıca kitap tavsiyesi alayım
var mı şu kitabı mutlaka al oku dediğiniz ?
misal serender cevdet said dedin aklımda ama hangi kitabı ? hepsi mi  ? şundan başla bari diyeceğin isim ?

Bireysel Ve Toplumsal Değişmenin Yasaları  kitabı gözüme gözüme çarpıyor ...

alttaki iki kitabı aldım. artık bir 5-10 sene sonra okuyabilirsem yorumlarım  :-\  :D

Resmi Dini Söylemin Eleştirisi,    Muhammed Müctehid Şebusteri  MANA YAYINLARI
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=578554&sa=172523287 (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=578554&sa=172523287)


Hermenötik, Kur'an ve Sünnet, Muhammed Müctehid Şebusteri  MANA YAYINLARI
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=628496&sa=172523287 (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=628496&sa=172523287)

Başlık: Ynt: fuarda var mıdır?
Gönderen: maxpayna - 14 Temmuz 2014, 08:07:06 ÖS 20
hazır kitap fuarları varken sizlerden hızlıca kitap tavsiyesi alayım
var mı şu kitabı mutlaka al oku dediğiniz ?

Aslında şu kitaptan bana lazım ama baskısı kalmamış. Fuarda denk gelirseniz haberimiz olsa ne iyi olurdu.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=70865&sa=172524186 (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=70865&sa=172524186)


bu ara aklımdan ne geçirsem birileri onu biliyor okuyor
hadi bir kişi bunu yapıyordu alıştım ama
farklı farklı kişiler bunu yapınca kaldıramıyorum
ya etrafımdaki kişilerin alayı erenlerden oldular
ya da ben sesli düşünüyorum farkında değilim

sayın chamdali
üstte sebusteri nin kitabını alırken özelikle sizin linkini verdiğiniz kitabı sordum. mana yayınlarında varmış dedim. tezgahtar arkadaş emin olamadı kitapların isimleri çok benzer olduğu için ben de karıştırdımmı acaba dedim geçtim gittim öylece...

eve gelince emin olmak için internetten araştırdım evet ikisi farklı kitap. ama çoğu internet kitapçısında baskısı ya da satışı yok ibaresi var. sadece ankarada  bir sahafın internet sitesinde 2. el kitap olarak satıldığı ilanını gördüm. yalnız ilan 2011 tarihli idi.
 telefon numarasını aldım arayayım sorayım diye ama ihmalkarlık hala arıyacağım. belki umutsuz olduğum için salladım.

sözün özü ben de o kitabın peşindeyim fuarda ilgili yayınevi (kitabiyat) olmadığı için direk bulunması zor. ama binbir çeşit ve ikinci el kitap satan standlarda şansımı denemeyi düşünüyorum. kısmet artık. bulursam haber ederim. ya da fazla bulursam sizin için alayım mı ?

Başlık: Ynt: kitapçııı
Gönderen: maxpayna - 14 Temmuz 2014, 08:27:59 ÖS 20
sonradan aklıma geldi. bir arkadaşımız yeni kitab çıkarıyor şu anda baskıda.
inşallah güzel bir kitap olacaktır ben de beklemedeyim. ilgilenen olursa bilginiz olsun...


(https://scontent-a-fra.xx.fbcdn.net/hphotos-xfa1/t1.0-9/10301359_569756806466699_3117995590702127440_n.jpg)


Güzelliklerinden ve zenginliklerinden haberdar olma adina 150 başlıkta Kuran ve Sünnet merkezli Kurani tanitan kitabimizi birçok kiymetli hocamiza okuttuk elestirileri dogrultusunda duzrnledik. 7 yil uzerinde calistik. Bilgi kirliliginden kacindik. Kurana hizmet edecek bu kitabi ramazanin son günlerinde ulastirmak niyetindeyim. Yayinevi yok. Kendi imkanlarimla bastirdim. Kardeşlerimin çevrelerinde kilere ulastirmasini rica ediyorum. Manevi kar amaci güttük. 240 sayfa 5 tl düşünüyorum. İsteyenler adreslerini ve kaç tane istediklerini yazsinlar. allah razı olsun.


Süleyman DİLMEN


Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: maxpayna - 23 Temmuz 2014, 05:35:41 ÖS 17

Sayın chamdali

Aradığımız kitap kitabıyat Yayınevinden çıkmış.
Ama bu Yayınevi kapandığı için yeni baskısı yokmuş.
Internetten buldugum sahafı aradım vardı ama satıldı dedi.

2. El kitap alıp satan arkadaşa tembihledim görürse bulursa haber edecek inşallah.

Durum budur   ???
Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: maxpayna - 23 Ağustos 2014, 09:42:19 ÖS 21


(https://scontent-a-ams.xx.fbcdn.net/hphotos-xaf1/v/t1.0-9/q92/p526x296/1888548_10152572104787459_8895421420499031426_n.jpg?oh=a58b5b3bf165f897f063ffd61407f747&oe=547B5FE9)


bana böyle bir müdahale lazım...
Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: eliflamra - 23 Ağustos 2014, 10:02:26 ÖS 22
Elindeki cep telefonunu bırakarak tedavine başlayabilirsin  begen1
Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: Kuran Okuyoruz - 23 Ağustos 2014, 11:48:45 ÖS 23
teşekürler arkadaşlar tavsiye ettiğiniz kitapları inceleyecegim inşALLAH
Şu an ibrahim sarmışın  bir kitabı var, hele bitireyim sıraya  hangi kitap seçeneğinde bakalım inşALLAH
Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: ozanca - 24 Ağustos 2014, 12:44:07 ÖÖ 00
Küreselleşmenin üç saç ayağı varmış ...
Matbaanın icadı, olimpiyatların başlaması ve internetin kullanımı ....
Küreselleşmeye karşıyım direniyorum lakin kalede gedik var ....
Kitap okumuyor, spor yapmıyorum ama nete çare bulamadık ....
ADSL çapınca küreselim :(
Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: Kuran Okuyoruz - 24 Ağustos 2014, 01:53:23 ÖÖ 01
kainatı okuyorsun ozan hepsini kapsar üzmeyin  kendinizi :)
Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: maxpayna - 29 Mart 2015, 02:42:44 ÖÖ 02


(http://static.idefix.com/cache/0/270/342458)

Pasif Devrim - İslami Muhalefetin Düzenle Bütünleşmesi

Cihan Tuğal
Koç Üniversitesi Yayınları /

Pasif Devrim İstanbul'un bir zamanlar radikal Müslüman ilçelerinden Sultanbeyli'nin "ılımlı İslam"a dönüşümünü anlatıyor. Bu mahalledeki hayatın zengin bir etnografisini sunan bu kitap İslami aktivistlerin nasıl örgütlendiklerini, 28 Şubat sürecinde nasıl geri cekildiklerini ve AKP tarafından nasıl massedildiklerini anlatıyor. Tuğal gözlemlerini Mısır ve İran örnekleriyle de karşılaştırarak Türkiye örneğini genel tarihsel bir bağlama da oturtuyor ve İslami politikaların neden başka yerlerdeki laik kapitalizmlere benzer bir şekilde entegre olmadığı sorusunun yanıtını arıyor.

AKP'nin aklığı nereden geliyor? Bu partiyi, kapitalizmi doğallaştıramamış diğer merkez partilerden farklı kılan ne? Cevap, partinin unutmak istiyor göründüğü geçmişinde yatıyor. AKP, örgütçülük anlayışıyla, kadrolarıyla ve kısmen de kullandığı dille, Türkiye'de 1980'lerden sonra kapitalizme tek kitlesel direniş noktası olan İslamcılığın sistem tarafından massedilmesini sağladı. Gerçek başarısı bu. Tuğal çözümlemesinin merkezine Marksist düşünür Antonio Gramsci'nin "pasif devrim" kavramını alarak AKP hükümeti döneminde belirleyici olanın kapitalizmin doğallaşması olduğunu, bunun anamotorunun ise AKP olduğunu söylüyor.


KAYNAK (http://www.idefix.com/kitap/pasif-devrim-islami-muhalefetin-duzenle-butunlesmesi-cihan-tugal/tanim.asp?sid=IPEN71ZP2D8DM21ICFZL)


Yazar ile yapılmış (31 Ocak 2011) röportaj için TIKLAYINIZ (http://www.dunyabulteni.net/haber/145131/cihan-tugal-ile-pasif-devrim-islamcilik)

Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: maxpayna - 23 Eylül 2017, 12:19:35 ÖÖ 00
Kusay'ın Mekke Devrimi

Hz Muhammed'in babası Abdullah'ın dedesinin dedesi Kilab'ın oğlu Zeyd'in başka bir deyişle Kusay'ın hikâyesi..

http://www.kitapyurdu.com/kitap/kusayin-mekke-devrimi/372000.html&filter_name=hamdi%20tayfur (http://www.kitapyurdu.com/kitap/kusayin-mekke-devrimi/372000.html&filter_name=hamdi%20tayfur)


yazarını nasıl bilirsiniz ?
Başlık: Ynt: kitapçı
Gönderen: maxpayna - 26 Eylül 2017, 12:59:56 ÖÖ 00

Ben de facebook paylaşımlarını takip ettiğim kadarı ile tarihselciliğin de ötesine geçiyor gibi izlenime kapıldım.
Başlık: Ynt: Kitapçı
Gönderen: İSRA - 16 Aralık 2017, 12:35:37 ÖÖ 00

Adım Adım Kuran Dili / Necla Yasdıman
Metinler, Ayetler ve Alıştırmalarla Arapçanın Temel Kuralları

Kitap, öğreten birine ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıklayıcı ve öğretici.
Kapağını açınca, iç kısmına tutturulmuş CD. de sesli dinleme imkanı sağlıyor.

kitapyurdu (http://www.kitapyurdu.com/kitap/adim-adim-kuran-dili/85710.html) , goncakitap (http://www.goncakitap.com.tr/adim-adim-kuran-dili-necla-yasdiman-pmu524)

KİTAP İSTEKLERİ İÇİN E-MAİL ADRESİ VE TEL NO:
kitapcibasi@hotmail.com
0532 111 08 00
0536 301 10 79
0533 964 31 55