SİSTEME RAĞMEN

  • 3 Cevap
  • 3309 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

SİSTEME RAĞMEN
« : 05 Ocak 2010, 10:56:30 ÖÖ 10 »
Sisteme Rağmen

Aylin Efkar

Yüce Allah yarattıklarının zaaflarını bildiği için her şeyi bir düzen içinde sunmuş bizlere. İnsanın nefsine meylini bildiğinden harama giden yolları men etmiş, şüpheye yer olmayan kurallar koymuş. Ama nafile. Bu büyük nimetin farkına varamamış insanoğlu. Rabbinin rızasını kazanmayı ve acizliğinin farkında olup rabbine el açmayı düşüklük sanmış. Bilememiş ki asıl düşüklük, ne olduğunun ve ne 'olmadığının' farkında olamamaktır.
Her türlü gerçeğe gözlerini yuman, duymak istemediklerini yok sayan, kendini eleştirenlerin yaşam hakkını elinden almaya niyetli insanların kurduğu bir adalet (!) sisteminde yaşıyoruz. Son gelişmeler toplumun büyük bir bölümünün korkunç bir öfkeyle bilendiğinin göstergesi.
Pervasızca, koydukları kuralları dayatıyorlar; fakat bu ne cürettir ki bu kurallar Allah'ın kurallarıyla çelişiyor. Değiştirilemez deyip kutsallık atfettikleri yasalar, bir müslümanın müslümanca yaşamasına imkan vermiyor. Göstermelik izin alanları onların enaniyetlerinin beslenmesini sağlıyor. Nasıl ki Hz. İbrahim'e cevap yetiştirmeye çalışan Nemrud, "ben de öldürür ve diriltirim" diyebilmek için verdiği ölüm emrini durdurup şirk koştuysa; onlar da "siz de evinizde istediğiniz ibadeti yapın; karışan mı var?" diyerek sözde 'lütuf'ta bulunuyorlar. Üniversite kapılarında yatan kızları görüp içlerinden: "bunlar benim eserim, yine rejimi yıkılmaktan kurtardım" diyorlar belki de. Bu sözlerin sahipleri, "türban siyasi simgedir" söyleminden bir adım ileri gidemediler yıllardır. O küçük beyinlerinin almadığı şey ise şu soruda gizli: "nasıl olur da bu gencecik kızlar, bu yaşta, sisteme rağmen başlarını örtebilirler. Hangi güç onlara bunu yaptırıyor?" İman gücünden, Allah'ın rızasını her şeyden üstün tutma kavramından habersiz olan zavallılar, sisteme rağmen örtünenlerin arkasında ancak 'siyasilerin' olabileceğini söylüyorlar. Buna gerçekten inanıyorlar mı, çok merak ediyorum. Zira bunu dillendirenler üniversite mezunu, aydın(!), kafası az çok çalışan insanlar. Bilmemeleri, düşünmemeleri mümkün değil gibi görünüyor. O zaman sebep ne? Sebep kendilerini 'ilah' olarak görme sapkınlığı olabilir mi? "İstediğimi okula-kamu kuruluşlarına alırım, kuralları ben koyarım; uymayanı da atarım" zorbalığı başka nasıl açıklanabilir ki?!..
Peki onların bu zorbalığı sonuç verecek midir? Yani sadece Rablerinin buyruğuna uyup O'nun rızası kazanmak için örtünen kızlar, sistemin baskılarına boyun eğip de açılacaklar mıdır? Bu elbette mümkün değildir. İmanı tatmış, imanın hakikatinin bilincinde olan bir kişi, her türlü zorluğa rağmen, inancının gereğini yapacaktır. Ama tabii ki sistem, sadece bu baskılarla sonuca gideceğini düşünmüyor. Öyle görünüyor ki, sistemin başka yöntemleri de var!
Yıllardır yürütülen propagandalar, bazı kesimlerde sonuç veriyor ve çelişki içinde bırakılan müslümanlar giderek dini hassasiyetlerden uzaklaşıyorlar. Bu insanlar, verdikleri tavizleri zamanın gereği olarak algılıyor; cihadın sadece silahla olduğunu sanıyor, dinine küfredenlere karşı dik durmanın da bir cihad olduğundan habersiz yaşıyorlar. İslamiyet'in evrensel mesajını unutup, sadece vicdanında yaşattığı dinin yeterli olacağını sanıyorlar. Faize kâr payı, kumara milli piyango deyince kendilerini kandırdıklarının bile farkında olamıyorlar! Bunların anlayışında, kalbi temiz olan, ibadetlerden muaf oluyor; zaten 4444 duasını okuyunca da cennete gidilebiliyor!... Allah'ın adaletine iman eden hangi insan bu promosyon müslümanlığına inanabilir?! Peygamber (A.S.) ömrü boyu yaptığı ibadetleri kalbi kirli diye mi yaptı? Allah böyle insanları şu şekilde uyarıyor: "hâlâ akletmiyor musunuz?"
O halde, akleden ve sadece imanlarının gereği olarak örtünen kızların yapması gereken, sistemin tuzaklarla dolu oyunlarına karşı uyanık olmak ve kimliklerinden taviz vermeden Müslümanca bir duruşu sergileyebilmektedir. Bu kararlılığı gösterenler, Rabbimizin yardımına da hak kazanmış olacaklardır

Ynt: SİSTEME RAĞMEN
« Yanıtla #1 : 05 Ocak 2010, 01:23:40 ÖS 13 »
Yani sadece Rablerinin buyruğuna uyup O'nun rızası kazanmak için örtünen kızlar, sistemin baskılarına boyun eğip de açılacaklar mıdır? Bu elbette mümkün değildir. İmanı tatmış, imanın hakikatinin bilincinde olan bir kişi, her türlü zorluğa rağmen, inancının gereğini yapacaktır.


Selamun aleykum;

Yıllardır çözülemeyen daha doğrusu
  çözülmemesi için her türlü taklanın zalimler
tarafından atıldığı amansız bir konudur başörtüsü meselesi....

  Ama esgeçtikleri birşey var onlara rağmen
onlara inat her gün azimle kararlılıkla imani duyarlılıkla
  Başındaki örtüsüyle bilinçli bir şekilde yetişen
 
 Bir sürü ecenur'lar,nurulhaklar yeşeriyor ülkemin
bağrında...
  Bu bir varoluş mücadelsidir kimliktir, onurdur.
Ve müslüman kadının özgürlüğüdür...
Buna sekte vurmak zalimin yokoluşudur inşallah...

Ynt: SİSTEME RAĞMEN
« Yanıtla #2 : 05 Ocak 2010, 02:10:44 ÖS 14 »
Ve Aleykum Selam

Senelerdir çekmecemde , yanıbaşımda sakladığım , zaman zaman çıkarıp çok çok etkilenerek okuduğum bir yazı.
Direniş Kardeş'in Nurulhak'tan bahsettiğini görünce buraya koymayı uygun gördüm.
Allah (cc) Sibel Eraslan hanım kardeşimden/ablamdan razı olsun.


İşte Gidiyorum Çeşm'i Siyahım

Artık büyüdüm?
Artık yıldız yağmurlarını seyretmek için Ağustos'u beklemiyorum. Zira, bütün yıldızlarım bir bir kayıyor. Sonra da gökyüzünden ruhuma düşüyorlar.
Düştükleri yerde yeni yıldız haritaları çizerek yolumu, yollarımızı ışıtıyorlar?
Muhterem Hocamız Üstad Zeynep Gazali'nin vefatıyla girdik mübarek üç aylara?Kendisi hak davanın hemen her çilesine göğüs germiş mümtaz bir öncüydü, açtığı kutlu direniş yolunda binlerce talebesi yürümeye devam edeceklerdir. Gazali'nin ardından Bismillah derken, Nurulhak, Regaib Kandili gibi yandı.
Yıldız Ramazanoğlu erkenden aradı: ''Sana bir haberim var ama?'' der demez, bu ''ama?'' lar hayatımı hallaç pamuğu gibi atar hep, yüksek sesle tekbir getirmeye besmele çekmeye başladım. Kulaklarımda bir uğultu; ''ama''nın ardından ne gelecek? ''Nurulhak'' dedi? ''Kaybettik!''? Dünya ensemde çalkalandı.''İnna lillahi ve inna ileyhi raciun''. Nurulhak, küçük kuzucuğum, ezbere bildiğin bu ayeti hepimize tekrardan öğrettin? Sen karanlığa bir misilleme gibiydin. Sen, fırtınada yolunu yitirmiş köhne gemiden fırlatılan son işaret fişeği gibi? Sen Hakk'ın Nur'una misal!
Bu sayfadan kim bilir kaç kere okudunuz sevgili arkadaşım Hüda Kaya ve kızları Nurulhak, İntizar ve Nurcihan'ın öykülerini. Onları Malatya İnönü Üniversitesi'ndeki başörtü yasaklarına karşı verdikleri itiraz yolundan hatırlıyorsunuz. O zaman daha lise talebesiydiler.Yasaklara itiraz ediyorlardı. Tutuklandılar ve ne gariptir ki bir 19 Mayıs günü cezaevine atıldılar? İddianamelerindeki suçlamalar hukuk tarihine birer kara leke olarak geçecek nitelikteydi: Polislere ıslık çalmak, siyah güneş gözlüğü takmak, Hüda Kaya'nın kızı olmak, boykot sırasında şiir okumak, fotoğraf çekmek ve bir dizi buna benzer eylemlerden dolayı 146'ya sokuldular ve idamla yargılandılar? Bir evden tam dört kişi! Bir evi tam dört defa idam ettirecek ne suçunuz vardı ki sizin? Suçları başörtülü olmak!
Önce Malatya'da, ardından Konya'da, sonra İstanbul'da ardından Bandırma'da cezaevinde yattı Nurulhak? Onlardan başka düşünce suçlusu bulamadıkları için diğer mahkûm kadınlarla yattılar cezalarını? Ben onları hep mahzun tebessümleriyle hatırlarım, mahpushane pencerelerine doğan güneşler gibi, içerde de herkese Kur'an öğrettiler. Onlar ayrılırken yankesiciler, kapkaççılar, katiller dahi, tüm mahkûmlar yas tuttular? Bir akşam yemeğinde, sarı saçları ve bakımlı elleri ile bir öğretmen hanım, titreyerek yanıma gelmişti, meğerse Saatçioğlu kardeşlerin mahpushanedeki el sanatları öğretmeniymiş, sizi tanıdım Sibel Hanım dedi, sonra da kızların hapishanedeki resimlerini göstermişti bana? Merak etmeyin moralleri çok yüksek hepimizin neşe kaynağı onlar dedi. Ne olur iyi bakın onlara daha çok küçükler derken kendimi tutamamıştım. Çorapsız hırkasız gezmeyin hasta olursunuz diyorum onlara demişti öğretmen hanım. İdamla yargılanan küçüklere, çorap giyin üşütürsünüz diyen bir anne sesi? Kadınla birbirimize sarılıp ağlamaya başlamıştık. Onları herkes çok sevdi?
Ok gibi koşup Fatih Camii avlusuna yetiştiğimizde, bütün arkadaşlarımızı meydanda toplaşmış olarak bulduk. Özden Sönmez abla Şehit inşaallah diyor, kendi elleriyle yıkamış Nurulhak'ı. Hüda, hayatı boyunca, bu kızların hem anası hem babası oldu, İntizar bir ruh gibi konuşmayı dahi unutmuş vaziyette Ablam?Ablam? diye sayıklıyor. Filistin kefiyesi sarılmış tabutun alnından öpüyorum, içinde küçük kınalı kuzum. Gelinlik yerine sırtında yeşil entari. Kardeşlerin arasında en az konuşanı, en mahzunu?
''Nurulhak, Hakk'a yürüdü!'' diye yanlış başlık atmışlar, doğrusu Nurulhak Hakk'a koştu olacaktı. İşi gücü aceleyle bu kanadı kırık küçük kuşun. Örtüsü idamla yargılanırken bir lise talebesi. Onu idam edemezsiniz çünkü yaşı tutmuyor diye trajik bir savunma. Peki idamın yaş haddi nedir? Kadınsanız ve müslümansanız, buluğa erdiğiniz güne denk düşüyor bu iş benim ülkemde. Başını örttüğün gün, adını ipe yazarsın. Türk'üm doğruyum çalışkanım! Bayramınız kutlu olsun çocuklar, 19 mayıslar hep sizin için?
Kahırlı olduğuma bakmayın. Ben ömrümde böyle güzel bir kabir görmedim. İçinde lamba yanıyor sandım. Meğer kabrine doğan ismi imiş; Hakk'ın Nur'u ışıttı kabrini küçük şehidin? Bütün nizalar, yargılanmalar, baskılar, yasaklar ve ötelemeler artık sesini kesti. Rabbi onu yanına çekti. İşte size bir yıldız yağmuru, tebrikler Nurulhak! Bize de ağlamak düştü!

Sibel Eraslan
Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri

*

Çevrimdışı ozanca

  • *
  • 4676
Ynt: SİSTEME RAĞMEN
« Yanıtla #3 : 05 Ocak 2010, 05:11:43 ÖS 17 »
Hani diyoruz ya Şehit doğuran Toplum Filistin diye ....
Mazlum Filistin , bu mazlumiyetin geregini yapıyor ve direnişini artırarak devam ediyor yoluna ...
Bu bir Sünnettullahtır kanımca ...
Mazlumlar güçlenir , İktidar yozlaştırır ...
İslam tarihide buna şahittir sürekli ...
Önceleri direnişler hep bilinçle yapılıyordu ...
Birileri bilinçli idi ve dik duruşları sayesinde bizleri temsil ettiler ...
Ama bilgi eksikti o zamanlar ..
Hani aydın dediğimiz kesimler ...
Şükür ki direnişçilerimiz kadar , akil adamlarımızda çogalıyor ...
Yolun sonu selamet midir bilinmez ama giderek artan bir mukavemet söz konusu ...
Hesabımız da bundan degilmi zaten ...
Sisteme rağmen direndik direndik direndik ...

Selamlar ...
Not font kurbaa