FARE BEYNİ VE EVREN ARASINDA Kİ BENZERLİK!!

  • 20 Cevap
  • 9916 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ynt: FARE BEYNİ VE EVREN ARASINDA Kİ BENZERLİK!!
« Yanıtla #15 : 22 Kasım 2008, 03:36:12 ÖS 15 »
Alıntı
yahu abdulhamithamit abi ekliyorsun böyle şeylerr sonra çocuklara (serendere) eğlence çıkarıyorsun

Sana eğlence çıkmadı mı ? Doğruyu söyle.

Kendimi kendim yaratsaydım.
Bir beygir olur insanoğlunun asfaltına...
Sevdiğimi gördüğüm yerde kişner
Sevmediklerime de basardım çifteyi.


Kuran ne der ? Biz insanoğlunu kendisi için saygı duyulacak, mükerrem bir varlık olarak yarat-tık."  VE DE

ENBİYA-16- Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık.

17- Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık

*

Çevrimdışı Qani

  • ***
  • 496
Ynt: FARE BEYNİ VE EVREN ARASINDA Kİ BENZERLİK!!
« Yanıtla #16 : 22 Kasım 2008, 11:17:44 ÖS 23 »
ya bende eğlendim tabii fare-maymun, maymun fare, maymun-fare-evren gidip geldik ynai :)

Alıntı
ENBİYA-16- Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık.

ister yaratılışçı bakın ister evrimci, yerle gök arasında zaten bir eğlencenin hüküm sürmesi imkansız. evrende insanlar yaşamıyor olsaydı bile diğer canlılar güçlüden zayıfa-zayıftan güçlüye bir seleksiyon halinde yaşayacaktı zaten.

insanda bu seleksiyornun bir sonucu olduğuna göre evrende yaşam hiç bir zaman sütliman olmayacaktır denilebilir...

Ynt: FARE BEYNİ VE EVREN ARASINDA Kİ BENZERLİK!!
« Yanıtla #17 : 22 Kasım 2008, 11:55:23 ÖS 23 »
allah evrenide fare beyni gibi yaratmış işte napcan :) bu kadar mükemmel yani :D


Arkadaş  sanırım kendini  iyi hisstemeye zorlamak için Allahla dalga geçmişsin.

biz müslümanlar senin gibi  bir kafirin (size kafir dediğim için , içiniz sızlamıştır muhtemelen)bu kadar futürsüzca   sarfettiği bu dalga geçmeyi ancak cahil  cesareti olarak algılarız.Yoksa  biz  bu  sözü söyleyeceğimize  ölelim daha iyi diyecek kadar imtina ederiz.

Sizin bu cüretinizi ancak ebu cehilin yandaşı olmanızla müşerref olmanız hasebiyle cahil cesareti olarak değerlendiriyorum tekraren..

bakın kuranda Yasin suresinde 51 ve 52 . ayetlerde rabbim sizin durumunuzu  şöyle anlatıyor .
51.Sura üfrülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.     
 
52. "Eyvah başımıza gelenlere! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? O Rahmin' in va'd buyurduğu işte buymuş. Gönderilen peygamberler doğru söylemişler" derler.


Gani bey inşallah  siz ve biz böyle diyenlerden olmayız..çok  fena bir duırum olur yoksa.iş işten geçmiş olması ..


Allah sizede bizede gani gani hidayet versin inşallah



*

Çevrimdışı maxpayna

  • *
  • 5172
    • depo
Ynt: FARE BEYNİ VE EVREN ARASINDA Kİ BENZERLİK!!
« Yanıtla #18 : 23 Kasım 2008, 12:17:54 ÖÖ 00 »
mülk 1-4

Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.
O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.
Yedi göğü birbiriyle uyum içinde yaratan da Odur. Rahmân'ın yaratışında hiçbir düzensizlik görmezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?
Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.


2- bakara 26

Şüphesiz Allah sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kafir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fasıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır).


hani bir yerde kuran bu devirde yaşanmaz demiştinya qani
bak şu anda bu ayetlerin canlı muhataplarıyız sen ve biz. aradan 1500 yıl geçti.
ve hakikati inkar edenler o devirde de aynı şu anda da aynı....
zaten düyanın özeti bu değil mi ; devirler şartlar değişse bile zihniyetler ilk insandan son insana hiç değişmiyor....!!!

ama üstteki sözünde  haklılık payın var ki allah evreni fare beyni gibi yaratmış. mükemmelik burada. mikro alemde makro alemde hep bir benzerlik hep bir mükemmellik örneği sergilemekte.
zaten doğaya bak, uzaya bak, gezegenlere bak; kısaca insanın bozmadığı doğal yaratılmış çevreye bak. allahın imzasını kesin görürsün. inşallah sen de görürsün hakikati geç olmadan birgün......

*

Çevrimdışı Qani

  • ***
  • 496
Ynt: FARE BEYNİ VE EVREN ARASINDA Kİ BENZERLİK!!
« Yanıtla #19 : 23 Kasım 2008, 09:44:32 ÖÖ 09 »
dalga geçmedim. yapılan espriye aynı mantıkla espri yaptım.
kafir demende içim sızlamadı ama demesen senin için daha iyiydi yani...

sevgili maxpayna, biliyorsun benim düşünce sistemime göre üretim araçlarını elinde tutan diğer herşeye hükmeder. bu böyle formüle edilmiştir. ve bende buna inanıyorum. elbette kuran bu devirde yaşamak isteyen için yaşanır. bireysel olarak yaşanabilir. ona sözüm yok. eme daha büyük ölçeklerde, mesela bir ulusun kuranın emirlerini uygulayarak yaşayabilmesi biraz zor görünüyor.

hani kuran bir ulusa hakim olduğunda 1500 yıl öncenin arabistanı gibi vahalarda süren bir düzen gelmeyecek ben bunu biliyorum. ama üretim araçlarını kapitalist-liberal ve komünist olmaktan çıkarmadığınız takdirde kuranı uygulama şansınız yok. herkes kuranın kapitalizme karşı olduğunu söylüyor ama kimse bir ekonominin sorunlarını nasıl çözeceğini söylemiyor. mülkiyet sorununu nasıl ortadan kaldırılacak? mülkiyet sorunu ortadan kalkmadan kapitlalist düzene karşı çıkmak halen bir paradoks...

kuran manevi olarak yaşanabilir. her devirde yaşanabilir. ama kuran maneviyatla yetinen bir inanç sistemi değil. siyasallaşarak bunu maddileştiren bir sistem. siyasallaşmadan bir islam ülkesi kurmak sözkonusu değil zaten...

*

Çevrimdışı sülfile

  • ***
  • 394
  • حركة المقاومة الاسلامية
Ynt: FARE BEYNİ VE EVREN ARASINDA Kİ BENZERLİK!!
« Yanıtla #20 : 23 Kasım 2008, 03:18:53 ÖS 15 »

hani kuran bir ulusa hakim olduğunda 1500 yıl öncenin arabistanı gibi vahalarda süren bir düzen gelmeyecek ben bunu biliyorum. ama üretim araçlarını kapitalist-liberal ve komünist olmaktan çıkarmadığınız takdirde kuranı uygulama şansınız yok. herkes kuranın kapitalizme karşı olduğunu söylüyor ama kimse bir ekonominin sorunlarını nasıl çözeceğini söylemiyor. mülkiyet sorununu nasıl ortadan kaldırılacak? mülkiyet sorunu ortadan kalkmadan kapitlalist düzene karşı çıkmak halen bir paradoks...


Bu paradoksa Üstad'ın güzel bir cevabı vardır haydi gelin birlikte okuyalım;)

 İslâm inkılabının bugünkü içtimaî mezhepler karşısında vazifesi, liberal ve kapitaliste "gel de, fertteki mülkiyet ve hürriyet hakkının maddî ve mânevî tam hakikat ve kefaletini İslâmiyette gör!", sosyalist ve komüniste "gel de, fert hakkına ve her fertte değişik keyfiyet payına el sürmeden iş gören içtimaî ve iktisadî tesviye ve teavün âmilini ve sermaye tahakkümüne karşı zabıta faktörünü İslâmiyette bul!"; faşist ve naziye "gel de, şahsî hürriyetleri nefsanî müdahalelerle incitmeden bütün şahısları ister gönüllerinden ve ister cisimlerinden kavrayıcı hak ve hakikatin nizam ve saltanatını İslâmiyette seyret!" demekten ibarettir.



kuran manevi olarak yaşanabilir. her devirde yaşanabilir. ama kuran maneviyatla yetinen bir inanç sistemi değil. siyasallaşarak bunu maddileştiren bir sistem. siyasallaşmadan bir islam ülkesi kurmak sözkonusu değil zaten...


Hay ağzına sağlık der ve Üstad'ın siyasete bakışını kopyalarım cihana örnek olsun diye;)

· İslâm inkılâbında siyaset, içeriye doğru, her çizgisi ve noktası tamam bir ideolocya manzumesine dayalı bütün bir tekevvün işinin manivela dehâsıdır. Bu yüzden o, teker teker kendi aslî hamle ve hareket şubeleri içinde ifade edebilir; toplu ve merkezi olarak belirtilemez.

· İslâm inkılâbında toplu ve merkezî siyaset, ancak «haricî politika» ifadesiyle, dışarıya doğru olanıdır. Gerçekten, İslâm, dışarıya doğru tek bir vâhid belirtici, tam mânasiyle sabit ve çerçeveli bir siyaseti vardır.

· İslâm İnkılâbının iç siyasetini mutlaka toplu ve merkezî teşhise kavuşturmak lazımsa, ona, birinin tasfiyesi ve öbürünün ihyası bakımından, biri düşman ve öbürü dost, iki kutup gösterilebilir. Bunlardan düşman kutup iki şubelidir: 1 — İslama iman dairesinin dışından musallat, tam 100 senelik, dinsizler köksüzler, şahsiyetsiz mukallitler nesli ve bütün yardımcıları.. Bunların fâal yardımcıları, manevî sömürge ustası Garplılar, Yahudiler, Masonlar, dönmeler, melezler ve kozmopolitler... 2 — İslama, iman dairesinin içinden .musallat, tam 400 senelik, aşksızlar. vecdsizler, kuru ezberciler, nefsanî tefsirciler, insan ve dünya murakabesinden uzak nasipsizler, dinin zahirî bâtınî ruhuna yabancı ham ve kaba softalar nesli ve bütün yardımcılan... Bunların yardımcıları ise bugün faaliyetini kaybetmiş, fakat ananevî bir insiyakla her ân türeyip üreyebilecek soydan umumî cahiller...

· İslâm inkılâbının iç siyasette en büyük dostluk kutbu da, dine topyekûn ruhunu ve aklını teslim ederek onu nihaî saffet ye asliyetiyle temsil etmek üzere yetiştirilecek yepyeni nesiller... Bunlar «nâr-ı beyzâ»dan daha yakıcı, en ince havalan kaydeden barometre plâkalarından daha hassas, dünya çapında, tarih ve fikir çilesine sahip, aklın ve ilimlerin son humma noktasına yapışık, solmıyacak renk ve geçmiyecek ânın kara sevdalılan... Bunlara. İslâmın saffet ve hakikat devirlerinden başka maziye doğru hiçbir örnek gösterilmeyecek; her şey bunlar vasıtasiyle, mazideki tek hareket noktasından dosdoğru istikbale havale edilecektir, İslâm inkılâbını iç siyaset ölçüsü bakımından iyice kavramak lâzımdır ki, gözün göremiyeceği ve hayalin alamıyacağı kadar ve ezelle ebede doğru her ân yeni bir dâva ve hamle temsil edecek olan bu rüya nesli, cihanın en büyük «doğru» sunu tam dört asırdır yanlıştan yanlışa sürüklemiş, nihayet bir ve en nihayet yarım asırdan beri de bu «doğru» ya «yanlış» ismini takmış olan seleflerini hiçbir mevzuda örnekleştirme ve kopya etmek mevkiinde olmıyacaktır. Gelin de siz bu nesil idealini güdenlere mürteci deyin! Asıl onun gözünde en koyu-bugünden başlıyarak, gittikçe hafifleye hafifleye dört asır gerisine doğru devam eden tabakalardır ki, mürteci tâ kendileri olacaktır! Zira bu tabakaların ilticaları, günden itibaren gittikçe hafifleye hafifleye 400 senelik maziye doğru, baştan başa, en kör ve aşağı «emmâre» haliyle kaba nefse rücuun ve o yüzden din dışına çıkışın hikâyesi olarak izah edilecektir. İste İslâm inkılabının iç siyasette hedef tuttuğu başlıca gaye, bu ebedî yeni daimî taze nesillerin maya tutması etrafındaki iş dehâsıdır.

Ya kalkın direnin cemaat çocuklar ölmesin, yada susun saklayın korkuları çocuklar görmesin!!!