Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Gönül Muhabbet ister... / Ynt: Muhabbetiniz bol olsun
« Son İleti Gönderen: maxpayna Dün, 17:29:53 »


Sosyal medyanın hızlı ve baş döndürücü yapısına göre burası daha dingin ve huzur veren yapısı var.

Tam emekli kahvesi  :-)
2
Gönül Muhabbet ister... / Ynt: Muhabbetiniz bol olsun
« Son İleti Gönderen: Maveraî Dün, 17:19:26 »
Ve aleyküm selam.
Nostalji kuşağı gibi oldu,
Hatırlarla dolu forumumuz  :)
idp09 Öyle olmuş gibi ama hiçbir şey baki değil, herşey deveran halinde değişir ve dönüşür.. Popüler sosyal mecralardan bunalıp huzur, nezih ortam, güvenilir mekan, bilgi arayışında olanların eskilere dönüş ihtiyacı zuhur edip de, bir nevi ruhsal göç gibi forumda okuma yazma arzusu duyup doluşup yazıştığı günlerin gelmeyeceğini garanti edemeyiz hiçbirimiz...

Belli mi olur; "vay be, ne çok şey yazılmış paylaşılmış, ne samimi kardeşlikler bağlar kurulmuş, sohbetler yapılmış" diyecek yeni bir kuşağın olmayacağı... idp10 ;)

Kaldırımlar şiirinde geçen bir satırdaki gibi, terkedip gitmeyen muhafazakar sadık vefalı birkaç kişiden biri olarak şahsına hassaten tebriklerimi iletiyorum ve hızlı yanıt için de.. :-*
3
Videolar / Ynt: Video
« Son İleti Gönderen: Maveraî Dün, 17:00:42 »
4
Gönül Muhabbet ister... / Ynt: Muhabbetiniz bol olsun
« Son İleti Gönderen: maxpayna Dün, 17:00:13 »
Zaman ne de çabuk geçiyor..!! Dile kolay; üyeliğimin 11. yılı ve yaşar çıkarsam da, birkaç ay sonra 12. yılına girecek... Kimler yaşıyor bakınıyor bilemiyorum; ancak bende sitenin yeri anlamı hiç değişmemiş, kolayca da değişmeyecek gibi, insanın doğduğu eve bakması gibi düşünceler hatıralar eşliğinde hüzünle bakınsam da... Uğrayıp görecek eski yeni herkese; yürekten samimiyetim ve özlemimle selam vermek istedim, esenlikler olsun.. halo Raised Hand

Ve aleyküm selam.
Nostalji kuşağı gibi oldu,
Hatırlarla dolu forumumuz  :)
5
Gönül Muhabbet ister... / Ynt: Muhabbetiniz bol olsun
« Son İleti Gönderen: Maveraî Dün, 16:55:18 »
Zaman ne de çabuk geçiyor..!! Dile kolay; üyeliğimin 11. yılı ve yaşar çıkarsam da, birkaç ay sonra 12. yılına girecek... Kimler yaşıyor bakınıyor bilemiyorum; ancak bende sitenin yeri anlamı hiç değişmemiş, kolayca da değişmeyecek gibi, insanın doğduğu eve bakması gibi düşünceler hatıralar eşliğinde hüzünle bakınsam da... Uğrayıp görecek eski yeni herkese; yürekten samimiyetim ve özlemimle selam vermek istedim, esenlikler olsun.. halo Raised Hand
6
Serbest Kürsü / İSLAM TOPLUMUNDA, MEZHEPLERİN DAYATTIĞI ŞERİAT ALDATMACASI.
« Son İleti Gönderen: halukgta 13 Eylül 2021, 11:07:29 ÖÖ 11 »
Bu makalemde sizleri, günümüzde çok konuşulan, konu hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığı için, toplumun kafasının karıştığı ŞERİAT konusu üzerinde düşünmeye davet etmek istiyorum. Lütfen unutmayalım İslam hukuku, Allah ın şeriatı yalnız Kur’an dır. Onun için Allah, sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim hükmünü vermiştir. Kur’an ın bahsetmediği şeriat batıldır, hurafedir. Bakın bu konuyla ilgili, Allah Elçisine ayetinde ne diyor.

“SONRA SANA DA EMRİMİZDEN BİR ŞERİAT/ YASA/KANUN BELİRLEDİK, ARTIK ONA UY, BİLMEYENLERİN ARZULARINA UYMA!” (Casiye 18)

“SANA DA, DAHA ÖNCEKİ KİTABI DOĞRULAMAK VE ONU KORUMAK ÜZERE HAK OLARAK KİTAB’I (KUR’AN’I) GÖNDERDİK. ARTIK ARALARINDA ALLAH’IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMET; SANA GELEN GERÇEĞİ BIRAKIP DA ONLARIN ARZULARINA UYMA.  HER BİRİNİZE BİR ŞERÎAT VE BİR YOL BELİRLEDİK……. “(Maide 48)

Bu ayetlerden de çok açık anlaşıldığı gibi, ALLAH ELÇİSİNE DİN ADINA SANA ŞERİATI BİZ BELİRLEDİK, din adına yasayı, kanunu biz Kur’an da koyduk, O ŞERİATA UY, sakın kendi nefislerinde yarattıkları şeriata, din adına koydukları yasalara uyma diye Allah Elçisini uyarıyor. Bu uyarıyı ve ikazı alan Allah ın Resulü, kendiside Kur’an ın dışından şeriat kanunları koyar mı? Aklı olan Kur’an ile buluşan, tüm gerçeklerin farkında olacaktır. DEMEK Kİ ALLAH IN ELÇİSİNİN UYDUĞU ŞERİAT-KANUNLAR, KUR’AN IN KOYDUĞU ŞERİAT OLDUĞUNU ÇOK AÇIK ANLIYORUZ. Devleti yönetenler, çağın gerekleri doğrultusunda, toplumun huzuru ve mutluluğu için farklı kanunlar çıkartır. Bu kanunlar zamanı geldiğinde değiştirilebilir. Bu kanunlarla lütfen Allah ın şeriatını, dinini karıştırmayalım, çünkü Allah ın kanunu değişmez. Allah geleceği bildiği için, kullarının yaşam şekline çok fazla müdahale etmemiş, bazı konularda uyarılarda bulunmuştur. ALLAH IN ŞERİATI KUR’AN DA EMREDİLEN ŞERİATTIR VE BİZLERİ DİN ADINA İLGİLENDİREN KONULAR OLDUĞU GİBİ, DEVLETİ YÖNETENLERİN ÖZÜNDE UYMASI GEREKEN KURALLARDIR.

Peki, günümüzde bazı Müslümanların ağızlarından düşürmediği şeriat ile Allah ın emrettiği ve Kur’an da bahsedilen şeriat aynımı? Elbette hayır.  Çünkü günümüzde şeriatla yönetildiğini iddia eden ülkelerin şeriatı,  ALLAH IN KANUNLARI DEĞİL, RİVAYET VE SANI SÖZLERİN, MEZHEPLERİN FIKIH İNANCININ, YANİ İNSANLARIN YARATTIĞI VE ŞEKİLLENDİRDİĞİ ŞERİATTIR. Hatta Taliban kadınların spor yarışmalarına girmesini yasakladı ve İslam buna izin vermez dedi. İzin vermeyen Allah n İslam ı değil, kendi nefislerinde yarattıkları ve adına İslam dedikleri inanç onlara izin vermiyor. ONUN İÇİNDE BU ŞERİAT, KENDİLERİNİN YARATTIKLARI İSLAM, İNSANLARIN YAPISINA, KAREKTERİNE VE RUHUNA UYMUYOR. ALLAH YARATTIĞI KULUNUN ÖZELLİKLERİNE GÖRE, KOLAYLAŞTIRILMIŞ BİR ŞERİATI, İSLAM I BİZLERE SEÇMİŞ VE KUR’AN DA BU ŞERİATIMA UYUN EMRİNİ VERMİŞTİR.

GÜNÜMÜZDE YAŞANAN ŞERİAT, ALLAH IN ŞERİATIDIR DİYE, ALLAH A VE RESULÜNE İFTİRA ATARAK YAŞANAN ŞERİATTIR. ONUN İÇİNDİR Kİ MÜSLÜMAN TOPLUMLARIN ÇOĞU, BU ŞERİATTAN MEMNUN OLMADIKLARI İÇİN, O ÜLKELERDEN KAÇIYORLAR. İLGİNÇ OLAN İSE, MÜSLÜMAN OLMAYAN TOPLUMLARA SIĞINIYORLAR. Eğer Allah ın koyduğu bir şeriat/kanun ve kurallar olsaydı, böylemi olurdu? Elbette hayır. Günümüzde şeriatla yönetildiğini iddia ettikleri ülkelerin kanunları, Peygamberimizin hadisleridir diye iddia ettikleri sözlerin, rivayet ve sanı bilgilerin yarattığı şeriattır ki, BUNLARIN ALLAH IN ŞERİATI İLE ASLA BİR İLGİSİ YOKTUR.

Kur’an ı anlayarak ve düşünerek okuyan bir Müslüman, İslam dininde kanun koyucu, şeriat belirleyici yalnız Allah olduğunu onlarca ayetinden görür ve tebliğ alır. Çünkü Allah Elçisine, sana indirdiğim şeriatla, kanunlarla kullarıma hükmet emrini vermiş ve Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmeyeceğini açıkça bildirmiştir. LÜTFEN ALLAH IN ŞERİATINI, KUR’AN DAN DİKKATLE OKUYARAK ÖĞRENİNİZ. NE DEMEK İSTEDİĞİMİ, İŞTE O ZAMAN ANLAYACAKSINIZ.  Bakın İsra 77.ve fetih 23. ayetlerinde Allah ne diyor Elçisine.

“SENDEN ÖNCE GÖNDERDİĞİMİZ RESULLER HAKKINDAKİ, ALLAH IN SÜNNETİ,  KANUNU DA BUDUR. BİZİM KANUNUMUZDA, HİÇBİR DEĞİŞİKLİK BULAMAZSIN.” İsra 77

“ALLAH’IN ÖTEDEN BERİ İŞLEYİP DURAN SÜNNETİ/KANUNU BUDUR. ALLAH’IN SÜNNETİNDE/KANUNUNDA ASLA BİR DEĞİŞİKLİK BULAMAZSIN.” Fetih 23

Allah İslam şeriatında, sünnetinde, kanunlarında asla değişiklik yapmadığını, daha önce görev verdiği Resullere ne gönderdiyse, sana da özünde aynı İslam ı şeriatı, sünneti gönderdim diyor. Ama bizlerin Kur’an ile bağımızı kestikleri için, MEZHEPLERİN VE RİVAYETLERİN ŞEKİLLENDİRDİĞİ ŞERİATI, SÜNNETİ ALLAH IN ŞERİATI, SÜNNETİ ZANNEDİYORUZ. İSLAM DİNİNDE TEK BİR SÜNNET, ŞERİAT VARDIR ODA KUR’AN DA EMREDİLEN ALLAH IN SÜNNETİ, ŞERİATIDIR. ONUN İÇİNDİR Kİ PEYGAMBERİMİZ YALNIZ ALLAH IN SÜNNETİNE VE ŞERİATINA UYMUŞ, ÜMMETİNE ALLAH IN SÜNNETİNİ VE ŞERİATINI TEBLİĞ ETMİŞTİR. Ama bizler ne yazık ki kendimize, ALLAH IN ŞERİATINI YETERLİ GÖRMEDİĞİMİZ İÇİN, mezheplerin rivayetlerin etkisinde beşeri sünnetler, şeriatlar ediniyoruz. lütfen bu gerçeği Kur’an dan araştıralım ki, bizlere kurulan  BEŞERİ ŞERİAT, SÜNNET TUZAĞINA DÜŞMEYELİM. HUZUR BULMAK İSTİYORSAK, SAHTE İSLAM I DEĞİL, ALLAH N İSLAMINI YAŞAYALIM.

Allah ın şeriatını, yani kanunlarını Kur’an da ikiye ayırabiliriz. Birincisi her Müslüman ın bizzat kendisinin uyması gereken kanun ve kurallar ki, bunların hiç birisinin yaşanması adına, hiç kimse bir başka kişiye zorlama yapamaz. ÇÜNKÜ HER MÜSLÜMAN, ALLAH IN BİZZAT KİŞİNİN ÖZGÜR İRADESİ İLE YAŞAMASI GEREKEN KANUNLARIYLA, BİZLERİ İMTİHAN EDİYOR. Zorla imtihan olur mu? Detayını çok fazla vermek istemiyorum ama birkaç tanesini sayalım. Allah a karşı ibadetlerimiz, bunu SALÂT başlığı altında toplayabiliriz. Yani Allah a karşı saygımızı belirtmek adına namaz kılmak, yalnız ona kulluk edip, yalnız ondan yardım istemek. İhtiyaç sahiplerine mal ve mülkümüzden paylaşmak, onlara yardım/infak etmek ve toplum içinde Müslümanların bir birine destek olması diye, kısaca sayabiliriz. 

Bunların dışında da Kur’an ın bahsettiği ve dikkatimizi çektiği, tek başımıza özgür irademizle yapmamızı Allah ın istediği tüm konuları da unutmayalım. ALLAH IN EMRETTİĞİ VE KİŞİSEL OLARAK YAPMAMIZI İSTEDİĞİ KONULARI YERİNE GETİRMEDİĞİMİZDE, BU DÜNYADA HİÇ KİMSE NEDEN YAPMADIN DİYE CEZALANDIRAMAZ. CEZAYI VE MÜKÂFATI VEREN YALNIZ ALLAH TIR. LÜTFEN BUNU UNUTMAYALIM. ÇÜNÜ İMTİHANINDA HİÇ KİMSE ZORLANAMAZ. Bu kanun ve kurallara, yani Allah ın şeriatına uyduğumuz takdirde, hem kişisel olarak bizlerin daha mutlu, huzurlu yaşamamızı sağlayacağı gibi, toplum olarak da adaletli ve eşit yaşamamızı sağlayacaktır. ALLAH BAKARA 256. AYETİNDE ŞÖYLE BUYURUYOR. “DİNDE ZORLAMA YOKTUR. ARTIK DOĞRU, YANLIŞTAN AYRILMIŞTIR.” Buda çok açık şunu anlatıyor bizlere. Hiç kimseyi imtihanı gereği, din adına zorlayamazsınız. Aklını Kur’an ile kullanan Allah ın kulu, doğru ile yanlışın birçok örneklerle anlatıldığı Kur’an da, yani Allah ın şeriatında gerçekleri görecektir. Yanlıştan doğruyu ayıran, huzuru ve mutluluğu bulacaktır.

Bunca açık ayetlerden sonra, Allah ın şeriatına kendi nefislerimizce, atalarımızın inançlarını ilave ederde bunlarda Allah ın şeriatı dersek, Allah ın hükmüne ortak olmuş ve hâşâ sanki doğru ve eğriyi hakla batılı Allah, tam açıklamamış ve Kur’an da bildirmemiş gibi, kendimizce ilaveler yaparak ALLAH IN ŞERİATINA KARŞI, BEŞERİ ŞERİAT YARATMIŞ OLURUZ. BUDA AÇIKÇA ŞİRKTİR. ALLAH IN DİNİNE ORTAK OLMA ÇABASIDIR. NE YAZIK Kİ GÜNÜMÜZDE ŞERİAT KELİMESİNDEN MÜSLÜMANLAR KORKUYOR VE ADETA YARATILAN BEŞERİ ŞERİATTAN KAÇIYORLAR. ALLAH ŞERİATINI KUR’AN İLE GÖNDERMİŞ VE KUR’AN İLE SINIRLARINI ÇİZMİŞTİR. ÇÜNKÜ ALLAH IN ŞERİATI, ALLAH IN YEMİNLE SÖYLEDİĞİ GİBİ, KOLAYLAŞTIRILMIŞTIR. Kur’an ın bahsettiği ikinci şeriat konusuna gelince. Bu kanun ve hükümlerde, halkın yetki verdiği ve seçtiği devlet yöneticilerini ilgilendiriyor. Allah onlara da seslenerek ne diyordu hatırlayalım.

“ALLAH SİZE, MUTLAKA EMANETLERİ EHİL OLANLARA VERMENİZİ VE İNSANLAR ARASINDA HÜKMETTİĞİNİZ ZAMAN ADALETLE HÜKMETMENİZİ EMREDER. ALLAH SİZE NE KADAR GÜZEL ÖĞÜTLER VERİYOR! ŞÜPHESİZ ALLAH, HER ŞEYİ İŞİTENDİR; HER ŞEYİ GÖRENDİR.” Nisa 58

Demek ki bizler önce, işin ehli insanları yönetici olarak seçeceğiz ve onlarda bizleri adaletle, hakkın kanunları ile yönetecek, BEŞERİN YARATTIĞI MEZHEPLERİN ŞERİATI İLE DEĞİL. İşte Allah ın şeriatının toplum yönetiminde olmazsa olmaz emri, kanunu.  Devleti yönetenler, Allah ın şeriatında hükmettiği gibi toplum, İslam ı yaşarken baskı yapmadan, imtihanlarına karışmadan, onların özgürce imtihanlarını yaşamaları için zemin hazırlanması da, şeriatın görevidir. Maide 8. ayetinde Allah Müslümanları bakın nasıl uyarıyor. “EY İMAN EDENLER! ALLAH İÇİN HAKKI AYAKTA TUTAN, ADALETLE ŞAHİTLİK EDEN KİMSELER OLUNUZ. BİR TOPLULUĞA DUYDUĞUNUZ KİN, SİZİ ÂDİL DAVRANMAMAYA İTMESİN” Demek ki Allah ın şeriatında, karşımızda kim olursa olsun, adaletli davranmak var. Bugün şeriatla yönetildiğini iddia edenler, sizce Allah ın kanunlarına/şeriatına uyuyorlar mı?

Örneğin Allah, toplu yaşamın kuralları arasında, zinayı yasaklamıştır. Bunun nedenide toplumun huzurunu sağlamak adınadır. Eğer bizleri yönetenler Allah ın bu hükmünü görmezden geliyorlarsa, o toplumda huzur ve aile birliği olmayacaktır. Toplumu ilgilendiren kurallar, toplumun huzuru içindir ve herkezin sorumluluğundadır. Yerine getirilmediğinde de cezası vardır. Yine Allah ın şeriatında kişi ve devleti yönetenlere dikkat çekici bir uyarıda, Araf 181. ayetinde bakın ne diyor. “YARATTIKLARIMIZDAN, HAKKA SARILARAK DOĞRU YOLU GÖSTEREN VE HAK İLE ADALETİ GERÇEKLEŞTİREN BİR TOPLULUK VARDIR.” İşte Allah ın şeriatı bunları emrediyor. Allah ın emrettiği gibi ayrım yapmadan sizden, bizden demeden adaleti ayakta tutarak hakkın/Allah ın kanunları ile yaşamak. Ama bizler Allah ın kanunlarını, şeriatını yeterli görmediğimiz için, MEZHEPLERİN KENDİ ŞERİATINI YARATARAK, BUNLAR ALLAH IN VE RESULÜNÜN ŞERİATI DİYEREK, HEM ALLAH A HEMDE RESULÜNE İFTİRA ATMAKTAN KORKMUYORUZ. Elbette yaptıklarımızın sonucunu da görüyoruz. Acı, mutsuzluk, adaletsizlik, İslam toplumundan eksik olmuyor. Allah Müslüman olmayan toplumlara bile iyi davranmamızı, onlara kötülük yapmamızı emretmez, tam tersine iyilikle, adaletle karşılık verin der,

“ALLAH SİZİNLE DİN UĞRUNDA SAVAŞMAYAN VE SİZİ YURTLARINIZDAN ÇIKARMAYANLARA İYİLİK YAPMANIZI VE ONLARA ADİL DAVRANMANIZI YASAKLAMAZ. ŞÜPHESİZ Kİ ALLAH ADİL DAVRANANLARI SEVER.” Mümtehine 8

Bu ayetlere benzer birçok ayet vardır ki, Allah ın şeriatı herkesin adaletle ve huzur içinde yaşamayı arzu ettiği bir şeriattır ama ne yazık ki dünya üzerinde böyle bir şeriat yaşanmıyor. LÜTFEN İSLAM IN ŞERİATI DİYE ÖNE SÜRDÜKLERİ, BEŞERİ ŞERİATLARIN TUZAĞINA DÜŞMEYELİM. KUR’AN I DİKKATLE ANLADIĞIMIZ DİLDEN OKUYALIM VE ALLAH IN ŞERİATINI ÖĞRENELİM. DİLERİM BİR GÜN, KUR’AN DA BAHSEDİLEN ALLAH IN ADALETLİ, HUZUR VEREN ŞERİATI FARK EDİLİR VE YAŞANIR.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
7
Bizler Kur’an dan uzak, kendimize öyle bir din yarattık ki, bu yanlış inançla eğer Allah ın huzuruna gidersek, inanın hesabını veremeyenlerin safında buluruz kendimizi. İslam toplumunda Kur’an ne yazık ki devre dışı kaldı. DAHA AÇIKÇASI KUR’AN IN İSLAM DİNİNDE ADI KALDI, ama Kur’an yani Allah ın vahyi anlaşılmayan, açıklanmamış herkesin anlayamayacağı bir kitap ilan edilip, Kur’an asıldır ama diyerek, bakın Allah ın kitabına karşı nasıl bir tavır aldık ve Yüce Rabbimizin dinine nasıl bir gözle bakarak, paralel dinler yarattık.

“KUR’AN ASILDIR, SÜNNET USUL. USUL OLMADAN VÜSUL OLMAZ. HZ. PEYGAMBERİ DEVRE DIŞI BIRAKAN, KENDİNİ ONUN YERİNE YERLEŞTİRİR. SONUÇ SAHTE DİNDİR.”

İsterseniz günümüz İslam anlayışının, bu düşünce ve inançtan yola çıkarak, farkında bile olmadıkları şirkin batağına, nasıl battıklarını anlamaya çalışalım. Kur’an asıl olandır diyorlar ama O asıl olan Kur’an ın, Peygamberimizin sünneti onun USULÜ olmadan anlaşılamayacağı iddia ediliyor. ASIL OLAN ALLAH KATINDAN GELİYORSA, NASIL OLURDA BEŞERİ BİR AÇIKLAMAYA, USULE MUHTAÇ OLUR KUR’AN. BU DÜŞÜNCE VE İNANÇ, RİVAYET EDİLEN HADİSLER OLMADAN KUR’AN IN BİR ANLAMI OLMAZ, DEME CESARETİNİ GÖSTERİYOR. Allah bu zihniyete akıl fikir versin. Peki, buradaki USUL kelimesinin anlamı nedir? Usul kelimesi bir amaca erişmek için, izlenen düzenli yol, yöntem anlamındadır. Hani deriz ya, bir işi usulüne göre yapacaksın diye.

Sizce Allah Kur’an ı usulüne göre, detaylı ve açık bir anlatımla göndermemiş olabilir mi? Kur’an ı usulüne göre açıklayan, anlaşılır yaşanacak hale getiren Allah değil de Resulümüydü? Kur’an ı bir kez anlayarak ve düşünerek okuyan bir Müslüman, Kur’an a Allah ın kitabına yapılan bu iftirayı asla kabul etmez. Birde hiç korkmadan, usul olmadan, vusul olmaz diyorlar. Yani usul kelimesiyle önce izlenecek yol yöntemi bileceksiniz ama bu Kur’an da yoktur, daha sonrada VUSULA ereceksiniz yani doğru sonuca ulaşacaksınız diyebiliyorlar. BİR BAŞKA DEYİŞLE HAŞA ALLAH IN KİTABI TEK BAŞINA, RESULÜN HADİSLERİ/SÜNNETİ OLMADAN, BİZLERİ VUSULE ERDİREMEZ, YANİ DOĞRU SONUCA ULAŞTIRAMAZ, DEME GAFLETİNE DÜŞÜYORLAR.

BUNLARI SÖYLEMEK, DÜŞÜNMEK KUR’AN A ŞİRK KOŞMAKTIR, KUR’AN A YAPILABİLECEK EN BÜYÜK SAYGISIZLIKTIR. AYRICA ALLAH IN ELÇİSİNE İFTİRA ATARAK, KENDİ NEFSİMİZCE SAHTE DİNLER YARATMAKTIR. BUGÜN YAŞANAN İSLAM IN MEZHEPLERE, CEMAATLERE, TARİKATLARA BÖLÜNMESİNİN DE TEK NEDENİ, BU YANLIŞ İNANCIN PEŞİ SIRA GİTMEKTİR.

Allah Kur’an ı açıklamak, bizim görevimizdir diyor. Yani sizlere indirdiğimiz dinin yol ve yöntemini, hangi usulle İslam ı yaşamamız gerektiğini ve böylece Vusule ereceğimizi bizlere her şeyden nice örnekler vererek açıkladığını, birçok ayetinde biz iman eden Müslümanlara iletiyor. Allah İman ettim demekle, her şeyin bitmediğini, bir Müslüman ın gerçek iman edenlerden olabilmesi için,  batıl ve hurafelerden uzak, YALNIZ KUR’AN IN İPİNE SARILMASI GEREKTİĞİ UYARISINI YAPIYOR.

Hiç düşünemiyor muyuz, Allah usulünü açıkça bildirmediği rehber bir kitap gönderip, daha sonrada o kitaptan hesap sorar mı kullarına? Bu düşünce ve fikirlere ancak Kur’an ı anladığı dilden hiç okumamış ve aklını zerre kadar kullanmamış olanlar inanır. Hatırlatırım Allah ın Resulü ÜMMİYDİ. Yani daha önce dini konularda hiçbir kitap ehline tabi olmadığı için, din adına hiçbir bilgisi de yoktu. DİN ADINA NE ÖĞRENDİYSE, ALLAH IN KİTABINDAN/VAHYİNDEN ÖĞRENDİ. Bunu da Kur’an dan çok açık anlıyoruz.

Allah İslam ın yolunu, usulünü, yöntemini doğru öğrenip, vusule erebilmemiz için, Kur’an ı okumaya başlamadan önce, yapmamız gereken çok önemli bir konuda Nahl suresi 98. ayetinde bizleri uyarıyor ve şöyle ikaz ediyor.  KUR’AN I OKUMAYA BAŞLADAN ÖNCE, KOVULMUŞ ŞEYTANDAN, ONUN BATIL VE HURAFE VESVESELERİNDEN KENDİNİZİ SIYIRIN, UZAKLAŞIN, YALNIZ ALLAH’A ONUN KİTABINA GÜVENEREK, ALLAH A SIĞINARAK KUR’AN I OKUMAYA BAŞLAYIN DİYOR.

https://hakyolkuran1.blogspot.com/2019/07/nahl-suresi-98-ayet-uzerinde-dikkatle.html

Ama bizlere, öyle uydurulmuş bir dini Allah ın dini diye öğrettiler ki, şimdide hangisinin HAK, hangisinin BATIL olduğunu anlayamıyoruz.  Çünkü biz Müslümanların Kur’an ile bağını kestiler ve Allah ın gerçekleri ile buluşmamızı engellediler.  ALLAH IN KANUNLARINI, KENDİ USULLERİ İLE TOPLUMA ANLATTILAR, ALLAH IN USULÜNÜ, SÜNNETİNİ BİZDEN GİZLEDİLER. BÖYLE OLUNCADA VUSULE VARMAMIZ, YANİ DOĞRU BİR SONUCA ERİŞMEMİZ, ASLA MÜMKÜN OLAMIYOR.

DİLERİM BİR GÜN BATIL VE HURAFELERDEN UZAK, ALLAH IN HAK YOLU İLE BULUŞAN, YALNIZ KUR’AN IN İPİNE SARILARAK, KUR’AN IN AÇIKLADIĞI, DETAY VERDİĞİ VE ONUN USULÜNE GÖRE YAŞAYIP, VUSULE EREN, ALLAH IN AZINLIK HALİS KULLARINDAN OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 
8
Serbest Kürsü / ALİ İMRAN 173. AYET. ALLAH BİZE YETER. O NE GÜZEL VEKİLDİR.
« Son İleti Gönderen: halukgta 04 Eylül 2021, 12:32:10 ÖS 12 »
Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Ali İmran suresi 173. ayet olacak. Bu ayet üzerinde Allah ın emrettiği gibi eğer düşünürsek, çok ama çok büyük dersler alırız ve günümüzde yaptığımız y O büyük yanlışlarımızın da farkında oluruz. Önce ayeti yazalım.

Ali İmran 173: Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İNSANLAR SİZE KARŞI ORDU TOPLAMIŞLAR, ONLARDAN KORKUN” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “ALLAH BİZE YETER, O NE GÜZEL VEKİLDİR!” dediler. (Diyanet meali)

Ayeti okuduğumuzda,  Müslümanlara karşı açılmış savaştan bahsettiğini anlıyoruz. MÜSLÜMANLAR ADETA KORKUTULMAYA ÇALIŞILIYOR ve bir kısım insanlar diyorlar ki, size savaş açmak ve sizleri öldürmek üzere,  büyük ordular toplanmış ve size savaş açacaklar, onlardan korkun diyor. Bunu söyleyenlerin, Müslüman olmadıkları ve Müslümanları korkutmaya çalıştıkları anlaşılıyor.

Ayette özellikle dikkatimizi çeken ise genel çoğunluk halkın bu sözleri,  gerçek iman edenlere söylediklerinde, iman edenlerin verdikleri cevaplardır. Hatta onları korkutmak yerine, imanlarını artırdığını söylüyor.  Kendilerini zor durumda hissetmeleri gerekirken, bakın kimden güç aldığını ve kendilerinin yanında yer aldığını onun içinde asla bizlere korku yok diyerek, “ALLAH BİZE YETER, O NE GÜZEL VEKİLDİR!” diyorlar.

HATIRLATMAK İSTERİM, ALLAH IN ELÇİSİ YANLARINDA AMA BİZLERİN VEKİLİ PEYGAMBERİMİZ VAR YANIMIZDA O BİZE YETER, ALLAH IN ELÇİSİ BİZİMLE BİRLİKTEYKEN BİZLERİ KİMSE YENEMEZ DEMİYORLAR. Peki, ne diyorlar? ALLAH BİZE YETER, O NE GÜZEL VEKİLDİR DİYORLAR.  Bundan alacağımız çok büyük dersler var. Şimdide bu sözler üzerinde düşünelim. Gerçek İman edenler, Allah bize yeter derken yardım istenecek, yardım ettiği takdirde asla yenilmeyecek tek güç Allah ın olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorlar.  Onun için Allah bize yeter diyorlar. İsterseniz bu sözleri kendi yaşantımızda düşünelim. Zor bir anımızda, yardım isteme gereği duyduğumuzda bizler yardımı yalnız Allah dan mı istiyoruz, yoksa edindiğimiz velilerden, şeyhlerden, efendilerden yada Peygamberimizden mi istiyoruz? Ne dersiniz? Doğrusu bunun cevabını ben vermek istemiyorum, çünkü yazmaya utanıyorum. Sizler sanırım ne demek istediğimi çok iyi anladınız.

Ayetin son kısmında ise O NE GÜZEL VEKİLDİR diyor. Yani Allah ın bizlerin en sağlam en güçlü vekilimiz olduğunu söylüyor. Peki, ne demek isteniyor bu sözlerle. VEKİL BİRİNE GÜVENMEK, BİR İŞİ GÜVENİLİR BİRİNE BIRAKMAK ANLAMINDADIR. Bu sözlerin Kur’an diliyle açıklanmasına gelirsek,  O VEKİLDİR Kİ, İNSANLARIN GÜVENECEĞİ TEK DAYANAĞI ALLAH TIR.  Yunus suresi 108. ayetinde de özellikle Allah Resulüne, ümmetine şöyle söylemesini emrediyor. ”BEN SİZİN ÜZERİNİZE VEKİL DEĞİLİM.” Kur’an din ve iman adına, Allah dan başka hiç kimseye güvenemeyeceğimizi, ondan başkasından yardım isteyemeyeceğimizi hatırlatmak için, Ahzab 3. ayetinde de, ALLAH’A GÜVEN. VEKİL OLARAK ALLAH YETER DİYOR. Nisa suresi 109. ayetinde Allah kendilerine veliler, şeyhler, efendiler, koruyucular edinenleri bakın nasıl uyarıyor.

“HAYDİ, SİZ DÜNYA HAYATINDA ONLARA TARAF ÇIKIP SAVUNDUNUZ, YA KIYAMET GÜNÜ ALLAH’A KARŞI ONLARI KİM SAVUNACAK, YAHUT ONLARA KİM VEKİL OLACAK?” Nisa 109

Bizlerin ve Allah ın Elçisinin vekilinin, YALNIZ ALLAH OLDUĞU ikazını yapan, birkaç ayet daha hatırlayalım.

“KÂFİRLERE VE MÜNAFIKLARA İTAAT ETME! ONLARIN EZİYETLERİNE ALDIRMA VE ALLAH’A TEVEKKÜL ET. VEKİL OLARAK ALLAH YETER. Ahzab 48”

“ALLAH, HER ŞEYİN YARATICISIDIR VE HER ŞEYE VEKİLDİR. Zümer 62”

“RABBİNİZ, SİZİ EN İYİ BİLENDİR. DİLERSE SİZE MERHAMET EDER; DİLERSE SİZİ CEZALANDIRIR. BİZ, SENİ ONLARIN ÜZERİNE BİR VEKİL OLARAK GÖNDERMEDİK.” İsra 54

Dinimiz ve imanımız adına yol gösterici, Allah dan başka güvenilecek, bizlere vekil olacak hiç kimse yoktur, O hakkı anlatır ve adaletle hükmeden, yardım eden, şefaat eden yalnız Allah tır. YANİ TEK VEKİLİMİZ ALLAH TIR. ONUN İÇİN ALLAH, BİRÇOK AYETİNDE, VEKİL OLARAK ALLAH SİZLERE YETER DİYOR.

Allah yalnız, iman ettim demekle her şeyin biteceğinin zannedilmemesi gerektiğine, Kur’an da çok güzel örnekler vermiştir. Yine Müslümanların savaşları konusunda kendilerine güç ve kuvvet verebilmek adına, Enfal suresi 65 ve 66. ayetlerde çok önemli dersler vermiştir. 65. ayetinde, iman edenlerden sabırlı 20 kişinin, kâfirlerden iki yüz kişiye bedel olacağını söyleyerek, onlara moral vermiştir. Ama İman edenlerin bizzat güç sarf ederek savaşmalarını, Allah bizim yerimize işi halleder denmesini istemediğini, yine 66. ayetinde indirdiği ayette hatırlatarak, “SİZDE ZAYIFLIK OLDUĞUNU BİLDİ. O HALDE SİZDEN SABIRLI YÜZ KİŞİ BULUNURSA, ONLARDAN İKİ YÜZ KİŞİYE GALİP GELİR” diyerek, azimle savaşta güçlerini bizzat göstermeleri gerektiği uyarısını yapmıştır. Yani Allah bu ayetle, yardımın gücünü düşürdüğünü bildiriyor. Hatta hatırlayınız Uhud savaşında, nasıl olsa Allah bize yardım eder diye, zayıflık gösterdiklerinden dolayı ders vermek adına Allah, savaşı kaybetmelerine Allah göz yummuştu.

Konuyu özetlememiz gerekirse, Allah ın Elçisinin zamanında bile Müslümanlar, en zor anlarında bile yardımı Allah dan istiyorlar, yardımı Allah dan bekliyorlardı. Biz Müslümanların vekilinin, bırakın edindikleri veli ya da şeyhlerin olabileceğini, Allah ın Elçisinin bile vekilinin yalnız Allah olduğu, ondan başka yardımcı olmadığı anlatılıyor ayetlerde bizlere. Ne yazık ki bizlerin günümüzde, Kur’an ile bağımızı kestikleri ve Kur’an ı anladığımız dilden okutmadıkları için, bu uyarıları ve ikazları alamıyor, ALLAH DAN BAŞKA VEKİLLER EDİNİYORUZ KENDİMİZE. Ondan sonrada Kur’an meali Kur’an değildir, Kur’an Arapça metnidir diyerek toplumu Kur’an sız bırakıyorlar, ondan istifade etmenin önünü kesiyorlar. Kur’an ı her an yanında taşımak önemli değildir, önemli olan onun emirlerinin farkında olup, anlayarak okuyup üzerinde düşünerek hayata geçirmektir. Şimdide Ali İmran suresi 173. ayetin bir öncesindeki ayete bakalım.

Ali İmran 172: Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Resulünün davetine uyan kimselerdir. ONLARDAN GÜZEL DAVRANIP İYİLİK EDENLERE VE ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN SAKINANLARA, BÜYÜK BİR MÜKÂFAT VARDIR. (Diyanet meali)

Bakın bu ayette de yine, savaş halinde bulunan Müslümanlardan bahsediliyor. Savaşta yara bile alsalar, Allah ın ve Resulünün davetine uymaya devam ederler diyor. Kur’an da birçok ayette Allah a ve Resulüne uyun şeklinde birlikte geçer. Bu ayetten de çok açık anlaşılacağı gibi, Allah Resulüne emrini veriyor ve Resulü de iman eden Müminlere tebliğ ediyor. Bu ayette de Müslümanlara, kendilerini savunmaları için savaşa hazırlanın daveti, Allah dan geliyor. Elçisinin bunu iletmesiyle Müminler, Allah ın davetine uymuş oluyorlar. Zaten ayetin son kısmından bunu anlıyoruz ve bakın ne diyor. “ONLARDAN GÜZEL DAVRANIP İYİLİK EDENLERE VE ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN SAKINANLARA, BÜYÜK BİR MÜKÂFAT VARDIR.” Yani Allah ın davetine hükmüne uyanlar, karşı gelmeyip gereğini yapanlara Allah katında, büyük bir mükâfat vardır diyor. MÜKÂFAT, ÖDÜL VE ŞEFAATİN YALNIZ ALLAH KATINDAN GELDİĞİ, ÇOK DAHA AÇIK ANLAŞILIYOR.

Dilerim Kur’an ı anlayabilmek adına çaba harcayan, YALNIZ ALLAH I VEKİL EDİNEN, Allah ın vahyini anlayarak ve düşünerek okuyarak tebliğ alıp hayata geçiren, Allah ın azınlık halis kullarından oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

9
Serbest Kürsü / GÜNÜMÜZDE YAŞANAN İSLAM’IN BU HALE GELMESİNDEN, HEPİMİZ SORUMLUYUZ.
« Son İleti Gönderen: halukgta 20 Ağustos 2021, 12:15:58 ÖS 12 »

İslam dünyası öyle bir yozlaşma, batıl ve hurafenin batağındaki akıl, mantıkla açıklamak mümkün değil. Günümüzde yaşanan, ülkelerinden kaçan Müslüman göçleri üzerinde zerre kadar düşünen, İslam toplumlarının ne denli kargaşa, acı ve adaletsizliklerle yönetildiğini görecektir. SİZCE GÜNÜMÜZDE YAŞANAN BU DİNİN ADI, İSLAM OLABİLİR Mİ? Lütfen unutmayınız İslam toplumu dediğimiz ülkelerin adaletsizlik ve baskısından kaçanlar, Müslüman ülkelere değil, özellikle Hristiyan ülkelerine gitmek istiyorlar. Acaba neden diye, bu soruyu kendimize hiç soruyor muyuz? Hiç sanmıyorum. İlginç olan bu toplumlarda Müslümanlara, Müslüman olduğunu söyleyenler tarafından adaletsizlikler, baskılar yapılıyor ve bir birilerini hiç acımadan öldürebiliyorlar. HANİ MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİYDİ?

Hani İslam hoşgörü diniydi, hani İslam adalet ve özgürlük diniydi? Hani, hangi inanca inanırsa inansın aralarında adaletle hükmedilecekti, dinde zorlama yoktu, ne oldu Allah ın Kur’an da ki bu uyarıları? Ne yazık ki hepsi rivayetlere kurban gitti ve Kur’an ı duyan, hisseden yok. İSLAM TOPLUMLARI BATILIN VE HURAFENİN BATAĞINA BATTIKÇA, BAŞKA DÜŞMANA GEREK KALMADI. Biz Müslümanlar bir birimize düşman olduk, birbirimizi öldürüyor ve savaş açıyoruz. Bütün dünya, İslam toplumlarındaki bu karmaşayı, özellikle kadınlar üzerindeki baskıyı görüyorlar. Sizce bu toplumlara, bu kötü örnekler ortada dururken İslam ı anlatıp, onları Müslümanlığa davet edebilir miyiz? Elbette hayır. Müslüman olmayan ve bu zulmü seyredenlerin İçlerinden ne geçtiğini çok iyi tahmin ediyorum, ama dilim varmıyor söylemeye. ALLAH NE YAPARSANIZ, ONUN KARŞILIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ DER KUR’AN DA BİZLERE. BİZLERDE YAPTIKLARIMIZIN KARŞILIĞINI GÖRÜYORUZ.

İslam toplumları olarak, Kur’an dan o kadar uzaklaştık ve kendimize rivayet ve sanı bilgilerden öyle bir din yaratık ki, şimdide sen Müslüman olamazsın, sen kâfirsin, sen sünnet inkârcısısın diye bir birimizi imansızlıkla suçluyoruz. HÂLBUKİ ALLAH IN TEK BİR SÜNNETİ YANİ İZLENMESİ GEREK YOLU VARDI, ODA KUR’AN DI. Bizler dinde delil ve kanıt olarak yalnız Kur’an ı kabul etmeyip, doğruluğundan asla emin olamayacağımız, Kur’an ın hiç bahsetmediği konularda rivayet edilen sözleri/hadisleri din edindik ve dinin asli unsuru yaptık.  YALNIZ BU RİVAYETLERLE, KUR’AN I ANLAYACAĞIMIZA İNANDIRILDIK. Allah ın dinde sakın bölünenler gibi olmayın uyarısını göz ardı ederek, dinde bölünmekte zenginlik bereket vardır dedik, böylece her Müslüman toplum, ülke adeta kendi dinini, inancını elleriyle yarattı, Allah ın dinini kendi nefislerince şekillendirdi. SONUCUNUDA HEP BİRLİKTE GÖRÜYOR VE ÇOK ÜZÜLÜYORUZ. 

Bölünmüşlüğümüze ve yoldan sapmamıza birçok batıl ve sanı bilgiler etken olmuştur. Çünkü bizler Kur’an ın etkisinden sıyrılıp rivayet ve sanı bilgilerin etkisine girdik. Bu hatamıza çok güzel bir örnek vermek istiyorum. Geçen gün bir yazımın altına, şöyle bir cevap yazmış bir arkadaşımız, bizlere ders olması adına, sizlerle paylaşmak istiyorum. BU VE BENZERİ İNANÇLAR BİZLERİ, İSLAM I ALLAH IN YOLUNDA YAŞAMAKTAN SAPTIRMIŞ VE BİR BİLİNMEYENE DOĞRU BİZLERİ SÜRÜKLEMEKTEDİR. ÇÜNKÜ EMİN OLAMAYACAĞIMIZ SÖZLERİN ARDINDAN GİDEN, ASLA ALLAH IN GERÇEKLERİ İLE BULUŞAMAZ VE BÖYLECE ZOR ANIMIZDA, ALLAH I DA YANINDA BULAMAZ. Bakın arkadaşımız ne diyor, kendi inancı ile ilgili.

“KİTABIN SAHİBİ PEYGAMBERDİR. BEN KİTAP HUSUSUNDA ONA TABİYİM. Çünkü Allah’ın kasdını ve muradını en iyi o bilir. Hamaset edebiyatı yapıp, peygamberi bir kenara bırakarak peygamberliğe soyunmayın. Çok sırıtıyor tahrifatınız. Siz mealcilerin sapık özelliği ayetleri ya maksatlarından çıkarmak veya madalyonun bir yüzünü gösterip, diğer yüzünü göstermemek. Ayetleri ideolojinize alet etmek. Tüm bu ayetler Resule itaat edin ayetinden ayrı okunmazlar.

Bak! SANA(resule) !!! Diyor Resule. Yani ona indirmiştir. Senle bana değil. Yani onun üzerinden bütün insanlığa. ŞİMDİ BEŞERİYET AÇISINDAN BEN HZ. MUHAMMED (SAV) İLE MUHATABIM. DİREK KİTAPLA DEĞİL. O KİTABA, ONUNLA BERABER UYMALIYIM. Onu devreden çıkartıp uymaya kalkmak, peygambere ihanettir. Böyle bir şeyi, sahabenin yapmış olması düşünülemez. Ki Peygambere nasıl tabi oldukları sabittir.”

Ne dersiniz, böyle bir inanç Allah ın dini/sünneti olabilir mi? ARKADAŞIMIZ KİTABIN YANİ KUR’AN IN SAHİBİ PEYGAMBERDİR DİYOR. Aman Allah ım. Çok daha ilginci sözlerinin devamında, ben kitap hususunda ona tabiyim diyor. Tabi olduğu kitabın neler olacağını da devamında anlatıyor.  Kur’an da geçen ayetlerin, uyarıların neyi kast ettiğini bizler anlayamayız, yalnız Allah ın Elçisi anlar, bizlerde onun rivayet hadislerinden, Kur’an ayetlerinin gerçek anlamını anlarız diyor. BUNUN APAÇIK ŞİRK OLDUĞUNUN, NE YAZIK Kİ FARKINDA DEĞİL. Hatırlatırım bizler günümüze ulaşan ve Peygamberimize ait olduğu iddia edilen hadisleri Allah ın Elçisinden değil, Peygamberimizden yüzlerce yıl sonra yaşamış, BUHARİ, MÜSLİM, TIRMIZİ gibi kişilere ait olduğu söylenen, kitaplardan öğreniyoruz. Bu sözlerin/hadislerin gerçekten Peygamberimize ait olduğuna, kim şahit olmuşta bu kadar rahat inanıyoruz, işte bunu anlamakta zorluk çekiyorum.

Bu kişi, Allah ın emrettiği gibi Kur’an ı anlayarak ve düşünerek tercümesinden okuyanlara da sapık diyor. Kimin sapık olduğunu, huzura vardığımızda hep birlikte göreceğiz. Allah birçok ayetinde Resule itaat edin diyor, çünkü Kur’an ı ilk insanlara tebliğ eden elçisiydi de ondan. Ama neden Resule uymamız gerektiğini de açıklıyor Allah ve Resulün yetkisinin, görevinin yalnız apaçık tebliğ olduğu örneklerini de Kur’an da veriyor. Bu ayetleri görmek istemeyenlere ayetleri hatırlatmanın da, hiçbir faydası olmuyor ne yazık ki. Tabi anlamak ve görmek istemeyenler, perdelenmiş gözleriyle göremeyecek, mühürlenmiş kalp ve kulakları ile de duyamayacak hissedemeyecektir.

Hiç düşünmüyor muyuz, Allah hükümlerini neden tüm kullarının anlayacağı şekilde göndermeyip, yalnız Resulünün anlayacağı şekilde göndersin? Nasıl bir adalet anlayışını, Allah a nispet ettiğimizin farkında mısınız? Hangi kitabın yazarı kitabını yazarken, yazdığım bu kitabı her okuyanın anlamasına gerek yok, akıllı bir kişi okusun topluma anlatsın diye yazar?  Hatırlayınız lütfen, Allah  sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyordu. Diyelim ki ayetlerin gerçek anlamını yalnız Peygamberimiz anladı, neden Allah ın Resulü Kur’an ı kayda aldırırken, bizlerin anlayacağı şekilde yazdırmadı da, bizler bu ayetleri dilden dile dolaşan, kayda yüzlerce yıl sonra alınan bilgilerle/hadislerle anlamaya çalışıyoruz. HANİ ALLAH BİZLERİ UYARMIŞTI KUR’AN DA HATIRLAYINIZ, EMİN OLMADIĞINIZ SÖZLERİN ARDINA DÜŞMEYİN, TÜM BUNLARDAN SORUMLU OLURSUNUZ DİYORDU. Bu uyarılar bizleri hiç mi ilgilendirmiyor? 

İslam toplumlarının içinde yaşadığı bu acı ve üzücü gerçeklerin asıl nedeni, Kur’an ı dinde tek kaynak kanıt, delil kabul etmeyip, kendimizce seçtiğimiz rivayet edilen hadisleri kesin doğru kabul edip, İslam ı Kur’an a göre değil, rivayet sözlere göre yaşamamız biz Müslümanları içinden çıkılamayacak bataklığa sürüklemiştir. İLGİNÇ OLAN ARKADAŞIMIZIN DİNDE KANIT OLARAK GÖRDÜĞÜ RİVAYET HADİSLER, HER MEZHEPTE, CEMAATE, TARİKATTA ÇOK FARKLI ANLATILIYOR VE İÇLERİNDEN SEÇİLİP BİR KISMI BATIL İLAN EDİLEBİLİYOR. BUNA KİM VE HANGİ ŞARTLARDA KARAR VERİYOR, SORAN BİLE YOK. BİRİNİN DOĞRU KABUL ETTİĞİNİ, DİĞERİ KABUL ETMİYOR VE BİRBİRLERİNİ KÂFİRLİKLE SUÇLUYORLAR. 

Tenkit ettiğimiz, söylemleri ve yaptıkları ile kınadığımız TALİBAN ve İŞİT in yaşadığı İslam, aslında ülkemizde mezheplerin kabul ettiği İslam la aynı. Sünni ve Şii inancına bakın araştırın, Taliban ın ve işittin yaşadığı inançla aynı olduğunu göreceksiniz. İçimizde bazı cemaat ve tarikatlar, ülkemizin yönetimini tam olarak ele geçirseler ve her istediklerini yapabilecek güçleri olsa, Taliban ya da İşit den hiç farklarının olmadığını göreceksiniz. ESKİ AYASOFYA CAMİSİNİN İMAMININ, ALLAH TALİBAN IN YARDIMCISI OLSUN SÖZLERİ İLE TALİBAN I ÖVMESİ, DESTEKLEMESİ TÜM GERÇEKLERİ ORTAYA KOYUYOR.

Arkadaşımız beşeriyet açısından, ben Hz. Muhammed ile muhatabım diyerek, Kur’an ne yazık ki terk ediliyor ve rivayet edilen hadislerle din yaşanıyor. Hatırlatırım Allah ın Elçisi aramızda değil, yani muhatabımız şu anda yalnız Kur’an. Bu sözler/hadisler sana mı ait diye Peygamberimize soramıyoruz. Bunu yapamıyorsak, nasıl olur da emin olamayacağımız sözlerle İslam ı yaşarız ve muhatabımız bu hadisler deriz? Böyle olunca da sonuç ortada. Bir Müslüman bu sözleri nasıl söyler, doğrusu aklım almıyor. Bakın sözlerinin son kısmında ne diyor. Ben Hz. Muhammed ile muhatabım dedikten sonra, DİREK KİTAPLA DEĞİL DİYOR. Yani bu zihniyetin muhatabı direk Kur’an değil, Peygamberimize ait olduğunu iddia ettikleri ve Kur’an ı açıkladığını söyledikleri, RİVAYET HADİSLER, BU ZİHNİYETİN İLK MUHATABIYMIŞ. O RİVAYETLER IŞIĞINDA KUR’AN I ANCAK ANLAYABİLİRİZ DİYOR. RABBİM BİZLERİ BU ZİHNİYETİN ŞERRİNDEN KORU NE OLURSUN.

Lütfen unutmayalım, Allah ın Elçisi yalnız Kur’an a uymuş ve yalnız Kur’an ile hükmetme görevi almıştır. Kur’an ın yanında da asla hiçbir bilgi söz/hadis yazdırmamış ümmetine bunlarla ancak Kur’an ayetlerini anlayabilirsiniz dememiştir. DEMEDİĞİNİ KUR’AN DAN ÇOK AÇIK ANLIYORUZ. ANCAK KUR’AN İLE BULUŞAN BU GERÇEĞİN FARKINDA OLUR. Zaten Allah yalnız Kur’an ı koruması altına alarak, bizlerin yalnız Kur’an ın ipine sarılmamızı emretmiştir. Arkadaşımız sahabelerden örnek vermiş. Bende Allah ın Elçisinin en yakınındakilerin, vahye ve Resulün sözlerine karşı nasıl bir tavır içinde olduklarına, İslam ı yaşarken nasıl dikkatli ve titiz davrandıklarına, güzel bir örnek vermek istiyorum. Bakın sahabeler bazen Allah ın Resulüne ne diyorlarmış.

“YA RESULALLAH! BU SENİN FİKRİN Mİ VAHİY Mİ? ŞAYET SENİN FİKRİN İSE KATILMIYORUM, ŞAYET VAHİY GELMİŞSE BAŞIMIN ÜSTÜNDE YERİ VAR!’

“MÜSLÜMANLARIN İLK GAZVESİ BEDİR HARBİ’NDE, RESULULLAH (ASM) YER TESBİTİNDE BULUNUYORDU. ASKERLERİN BEDİR KUYULARI ÖNÜNDE KONUŞLANMALARINI İSTEDİ. SAHABELERDEN BİRİSİ HUBAB B. MÜNZİR DEDİ Kİ; -YA RESULALLAH(ASM), ORDUNUN BURAYA KONUŞLANMASI SENİN FİKRİN Mİ, YOKSA BU KONUDA SANA VAHİY Mİ GELDİ? BU ALLAH’IN EMRİ Mİ?”

Sahabe gerektiğinde bu kadar açık ve net Allah ın Resulü ile böyle bir diyalog içindeydi. Allah ın Resulüde buna izin veriyordu. Çünkü İslam danışmayı, birlikte karar vermeyi emrediyor. Ama günümüzde cemaat ya da tarikat liderlerine hele böyle bir soru sor da göreyim, diyesi geliyor insanın. İslam böyle bir din ama bizler ne hale getirdik. Birilerinin rivayet sözleri ile İslam ı yaşayanlar, asla acı keder ve adaletsizlikten kurtulamazlar, lütfen bu gerçeği unutmayalım ve ELDE KUR’AN ONUN ASLA SINIRLARINI AŞMADAN ANLAYARAK VE DÜŞÜNEREK KUR’AN I OKUYALIM, ALLAH IN EN DOĞRU YOLUNU BULMA ÇABASINDA OLALIM.

ALLAH CÜMLEMİZİN YARDIMCISI OLSUN İNŞALLAH.


Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
10
Serbest Kürsü / TEGABUN SURESİ 11 VE 12. AYETLERDEN ALACAĞIMIZ DERSLER.
« Son İleti Gönderen: halukgta 11 Ağustos 2021, 11:39:10 ÖÖ 11 »
Bu makalemin konusu, Tegabun suresi 11 ve 12. ayetler olacak. Bu iki ayet aslında bizlere çok önemli bilgiler veriyor ama bizler ayetlerin üzerinde,  gereği gibi düşünmediğimiz içindir ki, gereken dersleri alamıyoruz. Kur’an ı bizler Allah ın emrettiği gibi düşünerek okumadığımız için, ne yazık ki ondan gereği gibi faydalanamıyoruz. Üzücü olan ise bizler, sen Kur’an ı anlayamazsın onu âlimler anlar diyenlere inandık. Acaba söyledikleri doğrumu diyen ve Kur’an dan araştıran, o kadar az Müslüman var ki, doğrusu üzülmemek mümkün değil. Elbette Kur’an ı anladığı dilden dikkatle her okuyan, aynı derece anlamaya bilir. Okullarda aynı kitabı bütün sınıf okuduğu halde, aynı ölçüde her öğrenci anlamaz. ÖĞRENCİ, ANLAYABİLMEK İÇİN GÖSTERDİĞİ ÇABA NİSPETİNCE ANLAR.  Bahse konu ayetin ilkini önce yazalım.

Tegabun 11: ALLAH’IN İZNİ OLMADIKÇA, HİÇBİR MUSİBET İSABET ETMEZ. Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir. (Bayraktar Bayraklı)

Ayette geçen MUSİBET kelimesi, beklenmedik anda gelen sıkıntı, kötülük anlamındadır.  Bakın Allah ın izni olmadıkça, hiçbir musibet hiç kimsenin kötülüğü size zarar veremez diyor. Tabi bu ayeti düşünürken, Kur’an bütünlüğünde düşünmek gerekir. Şunu lütfen unutmayalım, Allah bizleri özgür irademizle baş başa bırakmış ve yaptığımız tüm kötülük, musibetlerden de sorumlu olacağımızı söyleyerek, İRADEMİZE KOLAY KOLAY MÜDAHALE ETMEMİŞTİR. Yani birisini öldürmeye karar veren kişiye, müdahale özellikle etmeyebileceğini, tüm yaptıklarımızın bizlerin imtihanı gereği olduğunu, bizlerin bunlardan sorumlu olacağımız gerçeğini bizlere bildirmiştir. Elbette bizler olayların gerçek yüzünü, detayını tam bilemediğimiz için, karşılaştığımız olaylar yada seyirci olduğumuz vakalar ile ilgili gerçek değerlendirmeyi, çoğu zaman yapamayız. Onun içinde doğru ve objektif bir değerlendirmede bulanamayız. TABİ ÖZEL DURUMLARDA, ALLAH IN MÜDAHALE ETMESİ MÜSTESNA. ONUN DETAYINI DA ALLAH BİLİR.

Ayetin ilk cümlesinde geçen, ALLAH IN İZNİ OLMADIKÇA, HİÇ BİR MUSİBET İSABET ETMEZ,  sözünden özet olarak şunu anlamalıyız. İnsanlar eğer doğru yolda gider, Allah ın halis kullarından olursa Allah, böyle kullarına yardım ederek, ona hiç kimsenin zarar veremeyeceğini, bizlere özellikle bildiriyor ve korkulacak sakınılacak tek gücün, kendisi olduğunu hatırlatıyor. İslam toplumunda neredeyse çok kabul gören bir inanç vardır sihir/büyücülük. İnsanlar sihir/büyü ile her insana zarar verebileceğine inanırlar. Aslında bu düşünce temelden Kur’an inancına aykırıdır. Anlatıldığı şekliyle bir sihir/büyü asla yoktur. Yani bir insan, karşısındaki bir insana engel olamayacağı zararlar asla veremez.  Onun için de Allah özellikle bu ayette, SİZ ÖNLEMİNİ ALDIKTAN SONRA, ALLAH IN İZNİ OLMADIKÇA HİÇ KİMSE, BİR BAŞKA KİŞİYE YA DA SİZE ZARAR VEREMEZ DİYOR. Günümüzde anlatılan sihir/büyü inancı, Kur’an ın bu ayetine tamamen ters düşer. İman eden bir insana, asla şeytanın ve şeytanlaşmış insanların yapacağı kötülük, hiçbir işe yaramaz. Bizlerin büyü dediği aslında sihirdir ve sihir, BİR ŞEYİ OLDUĞUNDAN BAŞKA TÜRLÜ GÖSTERMEK, ALDATMAK, OYALAMAK ANLAMLARINA GELİR.

Mücadele 10. ayetinde de iman edenlere karşı kötü dedikodu yaptıran, vesvese veren şeytan hakkında ayet bakın ne diyor. “HÂLBUKİ ALLAH’IN İZNİ OLMADAN, ŞEYTAN ONLARA HİÇBİR ZARAR VEREMEZ.” Demek ki doğru yolda gidene hiç kimse kötülük yapamaz, onun koruyucusu Allah tır. Araf suresi 188. ayetinde Allah ın Elçisinin bile, ne kendisine nede bir başkasına zarar ya da fayda sağlayamayacağını, bakın nasıl söylemesini istiyor. “DE Kİ: “BEN KENDİ NEFSİME, ALLAH’IN DİLEDİĞİNDEN BAŞKA NE BİR YARAR SAĞLAYABİLİRİM, NE DE BİR ZARAR VEREBİLİRİM. “ Allah ın, Elçisine bile vermediği bir gücü, kendilerinde büyü yaparak sağlamaya çalışanların güçlerinin olduğuna inanırsak, Kur’an dan haberimiz yok demektir. Engellenemeyecek tek güç Allah ın gücüdür. Yine Yunus suresi 106. ayette Allah, bu konuyu çok netleştiriyor ve bakın ne diyor. “VE ALLAH’DAN BAŞKA, SANA FAYDASI DA, ZARARI DA DOKUNMAYACAK OLAN ŞEYLERE YALVARMA!” Demek ki bizlere zarar verebilecek, korkmamız gereken tek gücün, yalnız Allah olduğu birçok ayette bizlere bildiriliyor. Bu konu da Kur’an da birçok örnek vardır. Şimdide Tegabun suresi 11. ayetin devama bakalım. Çok önemli bir uyarı yapılıyor.

Tegabun 12: Allah’a itaat edin, Resule de itaat edin. EĞER YÜZ ÇEVİRİRSENİZ, BİLİN Kİ ELÇİMİZE DÜŞEN SADECE APAÇIK BİR TEBLİĞDİR. (Diyanet meali)

Sizlere şunu hatırlatmak isterim. Ayette dikkat ettiyseniz,  ALLAH A VE RESULÜME İTAAT EDİN diyor. Buna benzer Allah ve Resulünün birlikte anılarak, itaat edilmesini söylediği birçok ayet vardır. Batıl inançlarını yaşayabilmek adına, Kur’an ayetlerini tahrif ederek, anlamlarını saptırmaya çalışanlar, genelde şunu söyler ve kendilerine kanıt yaratma çabasında olurlar. ”BAKIN AYET DE, ALLAH A VE RESULÜNE UYUN DİYEREK AYRI AYRI ZİKRETMİŞ. DEMEK Kİ ALLAH A UYMAK BAŞKA, RESULÜNE UYMAK BAŞKA. ONUN İÇİNDİR Kİ ALLAH A UYMAK KUR’AN A UYMAK, RESULÜNE UYMAK İSE ONUN SÜNNETİNE YANİ HADİSLERİNE UYMAKTIR.” Diye kanıt yaratma çabasında oluyorlar.   

Allah, bir başka ayetinde, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem dedikten sonra, bu ve benzeri ayetlerden, nasıl olur da böyle bir anlam çıkartırız. Hâlbuki bu ayetin sonunda, Elçisinin görev ve yetkisini bizlere bildirerek, Resulüme uyun sözünden neyi kast ettiğini bakın nasıl çok net açıklıyor, zerre kadar aklı olan, Zikir ehli olana her şey çok açık.

“EĞER YÜZ ÇEVİRİRSENİZ, BİLİN Kİ ELÇİMİZE DÜŞEN, SADECE APAÇIK BİR TEBLİĞDİR.”

Kur’an ın emrettiği gibi, yalnız Allah ın ipine sarılan, Allah ın ayetleri üzerinde batıl ve hurafeden uzak düşünebilenleri, hiç kimse Allah ile aldatamaz. Allah bu ayette Elçisine verdiği yetkiyi, bakın ne güzel açıklamış. Anlamak istemeyene hiç kimse anlatamaz. Çünkü onların, inatları ve batılı hak diye yaşamakta ısrar etmeleri yüzünden, Allah onların gözlerine perde çekmiş, gönüllerini mühürlemiştir. BÖYLE İNSANLAR BİR BİRİLERİNE HER TÜRLÜ MUSİBETTE BULUNURLAR VE ALLAH ONLARIN BU KÖTÜLÜKLERİNİ ENGELLEMEZ VE RABBİMİZ YOLDAN SAPMIŞLARI, BİRBİRİYLE BÖYLECE CEZALANDIRIR. Batıl, hurafe yolcuları bu ayeti apaçık gördükleri halde, NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACIMIYDI demeye devam ediyorlarsa, böyle insanlara, asla Kur’an gerçeklerini anlatamazsınız. Allah Elçisine verdiği görev ve yetkiyi, başka ayetlerinde de nasıl açıklamıştı hatırlayalım.

“RESULE DÜŞEN, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)

“BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.”  (Kehf 56)

“SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40)

“BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” (Ahkaf 9 )

Lütfen unutmayalım, DİN ALLAH KATINDAN GELENDİR VE DİN YOLDAN SAPMIŞ İNSANLARA YOL GÖSTERİCİ, REHBER OLMASI İÇİN İNDİRİLMİŞTİR. İNSAN, DİN İÇİN YARATILMAMIŞTIR. ÖNCE İNSAN YARATILMIŞ, DAHA SONRA ONLARIN YAPTIĞI YANLIŞLARI DÜZELTMEK İÇİN ALLAH, DİNİNİ DETAYLI O GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE İNDİRMİŞTİR İNSANLARA. Dilerim hakkın yolundan giden, Allah ın halis kulları arasında oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
Sayfa: [1] 2 3 ... 10