Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
İlim ve Bilim / Ynt: Marduk Mayıs'ta geliyor mu?
« Son İleti Gönderen: Emre_1974tr 16 Mayıs 2021, 09:21:22 ÖS 21 »
İngilizce forumlarda Gamechanger 2.0 nikiyle yazan eleman gezegen sisteminin daha da yaklaştığının artık iyice fark edildiğini söylüyor ve şu resimleri paylaşıyor:

https://imgur.com/nCQT4j4

https://imgur.com/bE9Y4xg

https://imgur.com/VUl3Col

Bu arada başka katılımcılar da aynı gezegenin sisteminin parçası olan Nemesis yıldızının artık görüntülenmeye başladığını iddia ediyorlar:


Ve bu yeni gözlemler ışığında yayımladıkları yeni tahmini geçiş tarihi çizelgeleri:

https://www.facebook.com/photo/?fbid=10226448892509087&set=a.2637193489566

Felaketler iyice başlamadan önce 3. Dünya Savaşı'nın çıkarılacağı ve bu bağlamda internetin tamamen kapanacağı ve bunun sonucunda da Nibiru Gezegen Sisteminin yakınımızdan geçme döneminde tamamen habersiz kalacağımız da iddia edilmekte. Yani internetsiz bir şekilde herkes başının çaresine bakmak zorunda kalacak deniliyor.
2
Gönül Muhabbet ister... / Ynt: Ramazan Bayramı Mübarek Olsun 2021
« Son İleti Gönderen: Maveraî 14 Mayıs 2021, 07:09:20 ÖS 19 »


Allahın selamı rahmeti üzerinize olsun.

Eski ve eskimeyen tüm islamidüşünce dostlarının Ramazan Bayramı Mübarek olsun.

Sağlıklı, huzurlu, mutlu günlerde görüşme duası ile; iyi bayramlar...

13 Mayıs 2021 Karantina Bayramı


İnşaAllah idp15 Bilmukabele, senin ve ailenin de. Eyvallah.. halo

idp09 Vardır hayır...
Değerlendirip fırsata çevirmeye bakmalı, içimize dönerek ve onarıp iyileştirerek mesela.. ;)
3
İDP KONUKLARI / Ynt: Haftanın Konuğu: "M.Kürşat Atalar"
« Son İleti Gönderen: maxpayna 14 Mayıs 2021, 04:13:27 ÖS 16 »

Selam Dostlar

Kıymetli Kürşad Abimiz Coronavirüs nedeni ile hastanede yoğun bakımda yatmaktaymış.
Entübe değil ama nefes almakta zorlandığı için oksijen makinesine bağlamışlar.

Lütfen dualarımızda Kürşad Abiyi de unutmayalım.

Allah şifa versin, çok geçmiş olsun inşallah.
4
Gönül Muhabbet ister... / Ramazan Bayramı Mübarek Olsun 2021
« Son İleti Gönderen: maxpayna 12 Mayıs 2021, 05:18:17 ÖS 17 »


Allahın selamı rahmeti üzerinize olsun.
Eski ve eskimeyen tüm islamidüşünce dostlarının Ramazan Bayramı Mübarek olsun.

Sağlıklı, huzurlu, mutlu günlerde görüşme duası ile; iyi bayramlar...

13 Mayıs 2021 Karantina Bayramı





5
Serbest Kürsü / YAHUDİLER VE SOYKIRIM YAPAN ATALARI.
« Son İleti Gönderen: halukgta 12 Mayıs 2021, 09:57:18 ÖÖ 09 »
Allah Kuran da öyle bir toplumdan bahseder ki, bu toplum Allah ın emirlerine karşı geldiği için,Allah bu toplumu şiddetle cezalandırdığı, hatta diğer kavimlere, toplumlara helal olan şeyleri, bu topluma haram kıldığından bahseder Kuran da. Sanırım bu toplumun kimler olduğunu hemen anladınız. İşte bizler, Allah ın Kuran da özel olarak birçok örnek verdiği bu toplumu, kendi geçmişlerindeki izlerinden, yaptıklarından çok iyi tanımalıyız, araştırmalıyız ki, atalarının izlediği yanlış yolundan, günümüzde gidip gitmediklerini anlayabilelim.

Bugün dünyanın başına açıkça bela olan Yahudileri, çok iyi tanımalıyız. Geçmişte Allah ın hışmına uğramış bir nesil, eğer aynı yol ve yöntemi bugünde kullanıyorsa, aynı yanlıştan kurtulamamışlar demektir. Bugün sizlere Yahudilerin, aynı kutsal kitap gibi gördükleri, geçmiş tarihlerini anlatan ve bu günde yaşamlarına geçirip örnek alan, atalarının yaptıkları yöntemi hala benimsediklerini, 12 kutsal saydıkları tarihi kitaptan birisi olan ESTER başlıklı bölümünden alıntılar yaparak, zihniyetlerini daha iyi anlamanıza yardımcı olmak istiyorum. ŞUNU HATIRLATMAK İSTERİM, HER YAHUDİ ELBETTE AYNI DEĞİLDİR, AMA GENEL ÇOĞUNLUĞUNUN, ATALARININ İZİNDE OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİM.

Geçen gün Yahudilerin yaptıkları anlaşılan bir filimde, ESTER konusunu işleyen KADERİN ÇAĞRISI ismiyle, bir özel kanalda yayınlanan filmi seyrettim. Film Yahudilerin Ester konusunu sinsice işledikleri, kendilerini masum gösterip, Yahudilere karşı tavır alan, sanki Kralın yanında yalnız bir yöneticinin marifeti gibi gösterilip, güzel bir sonla bitiriliyor film. Fakat kendilerinin kutsal saydıkları 12 kutsal kitaptan olan ESTER bölümünde yazılan, Esterin kraliçe olup, Krala istediğini yaptırmaya başladıktan sonra olanlar, Yahudilere düşman olan topluma karşı yaptıkları soy kırım, filimde hiç işlenmemiş ve tek kelime dahi bahsedilmiyor.

İşte sizlere, cesaret edip filimde tek kelime dahi bahsedemedikleri, Esterin kraliçe olduktan sonraki Yahudilerin, kendilerine karşı olan toplumlara, yöneticilere davranış ve hareketlerinden, kendi inandıkları, kutsal saydıkları kitaplardan alıntılar yaparak, anlatmak istiyorum. Toplumların arasında asi, itaatsiz, kanunlara uymayan davranışlarından dolayı cezalar verilmekten kurtulan Yahudiler, kendilerine ceza vermek ve ülkelerinde isyanı önlemek isteyen yöneticilere ve birlikte yaşadıkları toplumlara neler yaptığını, kendi kitaplarından aldığım alıntıdan ibretle lütfen okuyunuz. Makalem uzun olabilir, lütfen sabırla okuyunuz. Önce ESTER bölümden sizlere bir özet yapmak istiyorum ki, konu daha iyi anlaşılsın.

Ester bir Yahudi kraliçedir. Kraliçe olmadan önce, Kralın yanındaki yöneticiler, Yahudilerin yaşadıkları ülkenin kanunlarına isyan etmeleri, baş kaldırmaları, birlikte yaşadıkları toplumlarla geçimsiz oluşları, söz dinlememeleri ve diğer toplumlarla yaşadıkları sorunlar neticesinde, kralı Yahudiler aleyhine yönlendirip, cezalandırılmaları yönünde ikna ediyorlar. Kralda bunun uygulanması, yani Yahudilerin cezalandırılmasını emrediyor. Fakat Ester, Yahudi yöneticiler tarafından özellikle planlar yapılarak krala yaklaştırılıp, onu baştan çıkarıp, kendi güzelliği ve cazibesini kullanıp, onunla evlenerek kraliçe olması sağlanıyor. YAHUDİ TOPLUMUNU KURTARABİLMEK ADINA, PLANLAR YAPILIYOR. Ester Kralı kendisine o kadar bağlıyor ki, o ne isterse vereceğini söylüyor. Tabi Ester, halkının affedilmesini istiyor. Bundan sonra, Yahudiler aleyhine esen rüzgar birden değişiyor, tersine esmeye başlıyor.

Yahudilerin Ester örneğindeki taktiklerini, yaşadıkları bütün ülkelerde her zaman kullanmışlardır. Diğer inançta olan, siyasette önemli kişilerle kızlarını evlendirmişlerdir. Günümüzde dahi hükümetlere, yönetimlere sızarak, tüm Dünyanın yönetim kadrolarının içlerine girip, kendi inanç ve düşüncelerini kendi menfaatleri yönünde, nasıl gerçekleştirmeye çalıştıklarına, güzel bir örnektir.

Bakın Esterin Kralı kendi etkisine aldıktan sonra, düşmanlarına nasıl davrandıklarını ibretle okuyunuz. Acaba toplumu kendilerine bağlamaya, onları ikna edip onlarla birlikte dostça, kardeşçe yaşamanın yollarını mı aramışlar, yoksa.? Evet, yoksa nın cevabını, aşağıda kendi inandıkları değerlerde göreceksiniz. Bu inancında, nesiller boyu devam etmesi gerektiğini, nasıl kendi nesillerine öneriyorlar ibretle okuyalım ki, bizlere de aynı fitneyi yapamasınlar.

ESTER 9:

Kral Artakserksesin tüm illerindeki kentlerde Yahudiler bir araya geldiler. Onlara zarar vermeyi tasarlayanlara bir darbe indirmek istiyorlardı. Hiç kimse onlara karşı koymadı, çünkü çeşitli uluslar şimdi Yahudilerden korkuyordu.

İl yöneticileri, prensler, valiler ve kralın memurları, hepsi de Mordekaydan ürktükleri için Yahudileri destekliyordu.

Böylece Yahudiler tüm düşmanlarını kılıçtan geçirdi, bunun sonucunda ülkede kan döküldü, yıkım oldu. Yahudiler düşmanlara karşı başarılı oldular.
YALNIZ SUS KALESİNDE YAHUDİLER, BEŞ YÜZ KİŞİ ÖLDÜRDÜ.

O da Kraliçe ESTERe şöyle dedi: Sus Kalesinde Yahudiler beş yüz kişiyi ve Hamanın on oğlunu öldürdü. Krallığın öbür illerinde kim bilir neler yaptılar? İstediğini bildir, sana vereyim. Dileğini söyle, bildirdiğin an senin olsun.

ESTER şu yanıtı verdi: Eğer kral isterse, Sustaki Yahudiler kralın bugünkü bildirisini yarın da uygulasın. HAMANIN ON OĞLUNA GELİNCE, ONLARIN VÜCUDU DARAĞACINA ASILSIN.

Ardından kral bütün bunların yerine getirilmesini buyurdu. Susun bildirisi yayınlandı ve Hamanın on oğlu asıldı.

Böylece Sustaki Yahudiler Adar ayının on dördüncü günü yeniden toplandılar ve KENTTE ÜÇ YÜZ ERKEK ÖLDÜRDÜLER. Ama kenti yağma etmediler.
Kralın illerinde yaşayan öbür Yahudiler hayatlarını korumak ve düşmanlarından kurtulmak için toplandılar. DÜŞMANLARINDAN YETMİŞ BEŞ BİN KİŞİYİ KILIÇTAN GEÇİRDİLER. Ama çevreyi yağma etmediler.

Bütün bu olaylar Adar ayının on üçüncü günü oluştu. On dördüncü günü dinlendiler, şölenler verip sevindiler,
YAHUDİLER HER YIL, BUYRULAN BİÇİMDE VE TARİHTE, BU İKİ GÜNÜ KESİNLİKLE KUTLAMAYA ANT İÇTİLER. KENDİ SOYLARINDAN OLANLARIN VE ONLARA KATILANLARIN DA AYNI ŞEKİLDE DAVRANMALARINI SALIK VERDİLER.

BÖYLECE HER KENTTE, HER AİLEDE BİR KUŞAKTAN ÖBÜR KUŞAĞA ANIMSANAN VE KUTLANAN BU PURİM GÜNLERİ ASLA KALDIRILMAYACAK VE BU GÜNLERİN ANISI SOYLARIN DA ASLA YOK OLMAYACAKTIR.

Purim olayları bugün İran diye adlandırılan topraklarda yaşanmış olup, bu devrin kalıntıları da bu ülkede olduğu söylenmektedir. Bugün bu büyük olay, çoğumuz tarafından bilinmemekte, hiçbir tarihçi bu olaylardan özellikle bahsetmeyerek, ASLINDA YAHUDİLERİN NE DERECE SOY KIRIMCI BİR NESİL, IRK OLDUĞU SAKLANMAKTADIR.

Yukarıdaki bilgileri okudunuz, bu bilgiler kendi kutsal saydıkları kitaplarından, bire bir alıntıdır. İşte Yahudilerin düşmanlarına yaptıkları. HATIRLATMAK İSTERİM, KILIÇTAN GEÇİRİLEN TOPLUMLAR, ONLARA SAVAŞ AÇMAMIŞTI AMA ONLARIN YAPTIĞI YANLIŞLARDAN DOLAYI, ONLARA DÜŞMAN TOPLUMLARDI. ONLAR SAVAŞ AÇMADIKLARI HALDE, GÜCÜ ELLERİNE GEÇİRDİKLERİ İÇİN, ONLARI YOK ETMEK ADINA, ELLERİNDEN GELENİ YAPTILAR. Düşmanlarını siyasi olarak yenmeleri onlara yetmedi, yok etmek için ne gerekiyorsa yaptılar. Hatta düşmanlıklarını ortadan kaldırıp, tersine çevirmeleri de onların kinlerini, nefretlerini yatıştırmadı. Ester yoluyla gücü elde eden Yahudilerin kitaplarında, dikkat çekici bakın şu sözler yazıyordu hatırlayalım.

HİÇ KİMSE ONLARA KARŞI KOYMADI, ÇÜNKÜ ÇEŞİTLİ ULUSLAR ŞİMDİ YAHUDİLERDEN KORKUYORDU

Hâlbuki peygamberimiz, kendisine saldırmayan hiç kimseye savaş açmamıştı. Hatta daha önce düşman oldukları açıkça belli olduğu halde, onları kazanmak için çaba göstermiştir. Çünkü sana düşman olana, sen dost elini uzatacaksın ki, onlara doğruları anlatıp, dostluklarını kazanasın. İşte aramızda ki inanç farkımız. Bakın onlardan korkar hale gelenlere bile, onlar neler yapmış özetleyelim.

(Böylece Yahudiler tüm düşmanlarını kılıçtan geçirdi, bunun sonucunda ülkede kan döküldü, yıkım oldu.)

(Yalnız Sus Kalesinde Yahudiler beş yüz kişi öldürdü.)

(Krallığın öbür illerinde kim bilir neler yaptılar?)

( VE KENTTE ÜÇ YÜZ ERKEK ÖLDÜRDÜLER.)

(Kralın illerinde yaşayan öbür Yahudiler hayatlarını korumak ve düşmanlarından kurtulmak için toplandılar. Düşmanlarından yetmiş beş bin kişiyi kılıçtan geçirdiler.)

Yukarıdaki katliamlara uğrayanlar, karşılık verecek güçleri olmayan, daha önce birlikte yaşadıkları toplumlar, halk olduğunu unutmayalım. Öldürülenlerin sayısını iyi analiz etmeliyiz. Çünkü o devirde nüfus çok kalabalık olmadığı halde, öldürdükleri rakamlar ürkütücüdür. Fakat Yahudi düşmanları bunlar. İşte Yahudi zihniyeti. Ya sonradan bizlere düşmanlık yapmaya kalkarlarsa? İşte sırf bu düşünceden kurtulmak için, düşmanlarının soylarını kurutmak adına, nasıl bir katliam, soy kırım yapıyorlar, İNSANLARA KORKU SALARAK, ERKEKLERİ ÖZELLİKLE ÖLDÜRÜYORLAR. Hiç düşünmeden yok etmenin, kılıçtan geçirmenin, kendilerinin hakkı bir davranış olarak görebilmek, aklın ötesinde şeytanın bile yapabileceği bir davranış olmasa gerek.

Kendisini sevdiremeyen, değişik toplumlarla uyumsuz bir millet, işte karşısındaki toplumdan ancak böyle pervasızca intikam alır, nefret eder. Birde onlara Osmanlının nasıl kucak açtığını düşünün. İşte millet olarak aramızdaki fark, şükürler olsun. BU APAÇIK SOYKIRIMDIR. AMA KENDİLERİ SOYKIRIM YAPTIĞINDA SOYKIRIMDAN SÖZ ETMEYENLER, KENDİLERİNE YAPILDIĞINDA TAKINDIKLARI TAVIR DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR. ELBETTE ONLARA YAPILANLARI KINIYORUZ. YA ONLARIN GEÇMİŞ YÜZYILLARDA, TOPLUMLARA YAPTIĞI VE KENDİ KUTSAL KİTAPLARINDA HALA YAZAN TOPLUMLARA, REVA GÖRDÜKLERİ SOY KIRIMLARI KİMLER KINAYACAK? Yahudiler Dünya halklarının geçmişte atalarının yaptıkları duyulmaması için, ellerinden geleni yapıyorlar ve duyulmasın diye önlemler alıyorlar. Gerçi bunu da başarıyorlar. Bu olayı hangimiz daha önce duymuştuk, bir düşünün isterseniz.

Lütfen bu yazıyı bu bilgiyi dostlarımızla paylaşalım ki, karşımızdaki soykırımcı bir nesil, çok daha iyi anlaşılsın. Çok ilginçtir ki yaptıkları bu soy kırımların asla unutulmaması için, bu olayın kuşaktan kuşağa aktarılması isteğidir. Bakın soylarının devamının da, nasıl aynı şekilde davranmasını istiyor.

KENDİ SOYLARINDAN OLANLARIN VE ONLARA KATILANLARIN DA AYNI ŞEKİLDE DAVRANMALARINI SALIK VERDİLER.

Yahudiler atalarının yaptığı zalimliği, soyların da taptaze yaşatmak isteyen bir ırk, nasıl olur da insancıl ve karşısındaki topluma Allah ın yarattığı bir kul olarak değer verir, hiç düşündünüz mü? GÜNÜMÜZDE FİLİSTİNLİLERE YAPTIKLARI ZULÜM VE SOY KIRIM, BUNLARIN ATALARINDAN KENDİLERİNE KALMIŞ BİR MİRASTIR. ONUDA DEVAM ETTİRİYORLAR. Yine aynı kitabın 10. bölümünde bakın Yahudiler kendi ırklarını nasıl görüyorlar. Böyle bir ırk, böyle bir nesil hayalinizde canlandırabiliyor musunuz? Lütfen aşağıdaki sözleri, zihniyeti bir an karşınızda canlandırın, hayal edin. Daha sonrada bu Dünya nasıl bir tehlike ile karşı karşıya, onları da düşünün? Bir gün DÜNYA ÜLKELERİ, Yahudi zihniyetinin ne olduğunu, kendilerine de zarar vermeye başladığında farkına varacaklardır, tabi iş işten geçmediyse.

ESTER 10:

Uluslar, Yahudi adını ortadan silmek için birleşenlerdi.
TEK ULUS, BENİMKİDİR, İSRAİLDİR. Tanrıya yakardılar ve kurtuldular. EVET, RAB ULUSUNU KURTARDI, Rab bizi tüm bu kötülüklerden kurtardı. Tanrı uluslar arasında asla görülmeyen belirtiler ve doğaüstü olaylar oluşturdu.
O, iki yazgı saptadı, BİRİ KENDİ ULUSU İÇİNDİ, ÖTEKİ DE TÜM ÖBÜR ULUSLARI İLGİLENDİRİYORDU.
Bu iki yazgı Tanrının tüm uluslarla ilgili olarak saptadığı saatte, zamanda ve günde ortaya çıktı.
BÖYLECE TANRI ULUSUNU ANIMSADI VE MİRASINI KORUDU.
Yahudiler tüm insanlığı ikiye ayırıyor ve bakın ne diyorlar? SİYONİST DÜŞÜNCEYİ GÖRÜYOR MUSUNUZ?

Uluslar, Yahudi adını ortadan silmek için birleşenlerdi.
TEK ULUS, BENİMKİDİR, İSRAİLDİR.
Ne kadar korkunç bir düşünce ve inanç değil mi? Tek gerçek ulus, Allah ın sevdiği ulus, kendi ulusları olduğunu söylüyorlar ve karşısındaki uluslar içinde kendilerine düşman olan, daha açıkçası kendisinden olmayan uluslar olarak ayırıyor. Allah ın Tek ulusunun İsrail olduğunu söyleyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu bencil düşünce Dünya toplumlarına neler yapar, Rabbim bunların şerrinden ülkemizi ve Dünya uluslarını korusun ve gerçekleri görmemizi sağlasın. Şu sözleri söyleyen ve tüm insanlığı biz ve diğerleri diye ayıran bir inancın, nasıl bir inanç olduğunu, şeytanın bile bu sözleri söylemeye korkacağını düşünmüyor musunuz? Tekrar hatırlayalım.

7- O, İKİ YAZGI SAPTADI, BİRİ KENDİ ULUSU İÇİNDİ, ÖTEKİ DE TÜM ÖBÜR ULUSLARI İLGİLENDİRİYORDU.

Allah ın ulusu olarak, yalnız Yahudiler kendilerini görüp, şu sözlere inanıyorlarsa, bu toplumdan ne beklersiniz siz.

BÖYLECE TANRI ULUSUNU ANIMSADI VE MİRASINI KORUDU.
Yani Tanrı kendi ulusu olarak Yahudileri hatırladı ve onları korudu. Acaba diğerleri kimin ulusu ve kulları? İşte Siyonist Yahudi zihniyeti. BEN ALLAH IN ULUSUYUM, SİZLERDE BİZLERİN EMRİNDE EMİR KULLARISINIZ DÜŞÜNCESİYLE, KARŞISINDAKİ İNSANA BAKANLARDAN, NE İNSAF BEKLENİR NEDE ADALET. BİR GÜN TÜM DÜNYA, BUNUN FARKINA VARACAKTIR. İNŞALLAH İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLMAZ.

Yüzlerce yıl öncesinden günümüze kadar, tüm Dünyanın içine sızmış, hatta karşı dinlerin içine girip, onlara kendi inançlarını benimsetmiş bir ırk, bir nesil ile bugün karşı karşıyayız. Ama bunların maskeleri Allah ın izniyle düşüyor artık. Bizlere düşen hep birlikte bu gerçeklerin farkına varıp, dinimize soktukları hurafelerden temizlenip, Allah ın saf, katıksız, arı, duru halis dinine, kitabına sarılıp gerçek İslam ı yaşamak olmalıdır. BU TOPLUMUN BU İNANÇLARIYLA, FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE YAPTIĞI ZULÜM VE SOY KIRIMI KINIYORUM. Dilerim bir gün dünya halkları, Yahudilerin bu sinsi planlarının farkına varır ve dünyayı, birbirine düşman eden, savaşları körükleyerek kendilerine güç sağlayan, kendisinden olmayan tüm toplumlara karşı gizli savaş içinde olan, bu zihniyetin farkına varır.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadav...press.com/

https://twitter.c...RANA_DAVET

http://www.hakyol...

https://www.faceb...anadavet1/

https://hakyolkur...gspot.com/
6
Tarih / Ynt: Peygamber Sonrası Dönem Değerlendirmesi
« Son İleti Gönderen: maxpayna 09 Mayıs 2021, 12:07:36 ÖÖ 00 »

serbestiyet sitesinden yazarın yazıları kaldırılmış.
şimdilik alttaki sitede mevcut

https://marmarayerelhaber.com/Serdar-KAYA

7
Allah Kur’an da, Resulünün bizler için örnek olduğunu söyler. Bizlerinde bir Müslüman olarak, aynı özellikleri taşımamız tavsiyesinde bulunur. SİZCE ALLAH, RESULÜNÜ BİZLERE ÖRNEK GÖSTERMEKLE, NEYİ KAST EDİYOR OLABİLİR? Çünkü günümüz İslam inancında, Allah ın bu tavsiyesine öyle bir anlam yüklüyorlar ve bakın Peygamberimizin bizlere örnek oluşu, onun sünneti yani hadislerini hayata geçirmektir şeklinde anlatılıyor. Dini KUR’AN VE SÜNNET ile yaşamalıyız, yoksa Kur’an anlaşılmaz boşlukta kalır inancını savunuyorlar. Sizce Allah Ahzab suresi 21. ayetinde bizlere, Resulünün hangi özelliğini örnek gösteriyor olabilir?

Ahzab 21: Andolsun, ALLAH’IN RESULÜNDE sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR. (Diyanet meali)

Önce şunu söylemek isterim.  ALLAH IN RESULÜNÜN ÖRNEK OLUŞU, ONUN HAYATA BAKIŞI, İNSANLARA KARŞI DAVRANIŞI VE DOĞRULARI ARAYIŞ ŞEKLİ İLE ALLAH BİZLERE RESULÜNÜ ÖRNEK GÖSTERİYOR. Yoksa bıraktığı sakal, giydiği elbise ya da sevdiği yemekler bizlere örnek gösterilmiyor. Ayrıca Allah ın Resulü, Allah ayetleri açıklamamış ya da detaylandırmamış da, Resulü ayetleri detaylandırıp yaşanır hale getiriyor değildir. Bunu söylemek ve düşünmek, Allah ın kitabına dinine yapılacak en büyük saygısızlıktır. Allah hiç kimseye muhtaç olmayalım diye, ayetleri nice örneklerle açıkladık, detaylandırdık kolaylaştırdık, Kur’an ı açıklamak bizim görevimiz diyorsa Kur’an da, lütfen bunun aksini söyleyenlere itibar etmeyelim, Allah a ve kitabına şirk koşanlardan oluruz. ALLAH IN RESULÜNÜN BİZLERE ÖRNEK OLUŞUNU LÜTFEN DOĞRU ANLAYALIM, YOKSA ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLARIN TUZAĞINA DÜŞERİZ.

Bu durumda Allah, bizlere Resulünün örnek oluşu konusunda, Kur’an dan nasıl bilgiler veriyor, gelin ona bakalım. Resulün örnek oluşunu eğer Kur’an dan değil de rivayetlerden anlamaya öğrenmeye çalışırsak, İmanımızın daha başında, yanlış bir yol izlemiş oluruz. Öğrendiğimiz bilgilerin doğruluğundan da asla emin olamayız. Çünkü bizler Allah ın Resulünün nasıl bir hayat yaşadığına şahit olamadık, onun içinde onun bizler için örnek oluşunu doğru anlamak istiyorsak, bu örnekliği mutlaka Kur’an dan öğrenmeliyiz. Önce şunu hatırlatma isterim. ALLAH ÖYLE BİR RESUL SEÇMİŞ OLMALI Kİ KENDİSİNE, KUR’AN DA EMRETTİKLERİNİ, HAYATINA GEÇİREN VE BİZZAT YAŞAYAN BİRİSİ OLMALI.

Allah kitap Ehlinin yaptığı yanlışları anlamaları için önce, deki kullarıma diyerek kendisinin bizler gibi bir insan olduğunu, bizlerden hiçbir farkı olmadığını birçok ayette özellikle tebliğ ediyor. Demek ki Allah ın Resulü bizler gibi bir insan. Resulünün en önemli özelliğinden bahsederken, kalem suresi 4. ayetinde bakın ne diyor. “SEN ELBETTE YÜCE BİR AHLAK ÜZERESİN.” (Kalem 4) Demek ki bizler için Allah ın Resulünde en önemli örneklik, güzel bir ahlak üzerinde olması. Bizler sizce bu örnekliğin den istifade ediyor ve iyi ahlak sahibi olmaya çalışıyor muyuz? Yoksa hepsi sözde kalıyor, nefsimize yenik mi düşüyoruz? Yine Allah ın Resulünün çok önemli örnekliğin den, bakın Allah nasıl bahsediyor.     

“Andolsun size kendinizden öyle bir Resul gelmiştir ki, SİZİN SIKINTIYA UĞRAMANIZ ONA ÇOK AĞIR GELİR. O, SİZE ÇOK DÜŞKÜNDÜR; MÜMİNLERE KARŞI ÇOK ŞEFKATLİDİR, MERHAMETLİDİR.” (Tevbe 128)

İşte Allah ın Resulünün, bizler için çok önemli örnek oluşundaki vasıfları. Kendisi dışında, din kardeşlerinin sıkıntıya düşmesinden çok üzüntü duyuyor. İman edenlere karşı Allah ın Resulü çok düşkün, şefkatli ve merhametli olduğu örneği veriliyor. Ne dersiniz bizler Müslümanlar olarak, Allah ın Resulünün bu örnekliğin den istifade ediyor ve bir birimize aynı duyguları taşıyor muyuz, yoksa Allah ın dinde sakın bölünmeyin emrine gözlerimizi yumarak bölündük parçalandık ve aynı kitaba, Resule iman ettiğimiz halde, bir birimize düşman olduk ve bir birimizi öldürüyor muyuz yoksa ne dersiniz? Ne yazık i bizler, Resulün örnek alınmasındaki gerçeklerin üzerini örttüğümüz için, kendi uydurduklarımızı Resule atfediyor ve rivayetlerin yarattığı sanal-hayali bir örneklik yaratıyoruz. Tabi böyle olunca sonuç ortada. Allah ın Elçisinin İslam ı yaşamasına, çok önemli bir ayeti hatırlatmak istiyorum. Bakın Peygamberimiz İslam ı nasıl yaşıyor muş.

Araf 203: Onlara bir ayet getirmediğin zaman, “SEN BİR TANE DERLESEYDİN YA!” DERLER. De ki: “BEN ANCAK RABBİM TARAFINDAN BANA VAHYOLUNANA UYARIM. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir.” (Bayraktar Bayraklı)

Bakın Allah ın Resulü, nasıl bir iman üzerineymiş. Kitap Ehli Peygamberimize dini konularda bir soru sorduğunda, O konu hakkında bilgisi yoksa, Allah dan vahiy beklediğini görüyoruz. Bu durumda Kitap Ehli kendisine, “SEN BİR TANE DERLESEYDİN YA!” dediklerinde verdiği örnek, bizler için çok önemli bir ders olmalı ve bizler bu örnekliğin den dikkatle istifa de etmeliyiz. ÇÜNKÜ KİTAP EHLİNİN İNANCI, KENDİ İÇLERİNDEN EDİNDİKLERİ RUHBANLAR, DİNİ KONULARDA İSTEDİKLERİ GİBİ HÜKÜMLER KOYABİLİYORLARDI VE PEYGAMBERİMİZDEN DE BUNU İSTİYORLARDI. Bakın Ne diyor Peygamberimiz.” “BEN ANCAK RABBİM TARAFINDAN BANA VAHYOLUNANA UYARIM.” Peki, bizler Allah ın Resulünün bu örnek davranışını, hayatımıza geçiriyor muyuz? Elbette her konuda olduğu gibi, bunu da görmek bile istemiyoruz ve diyoruz ki, “NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACI MIYDI.” Söyleyecek o kadar çok şey var ki, Allah cümlemizi ıslah etsin.

Allah ın Elçisi bizler için gerçekten çok önemli özelliklere sahipti ama bizler bu örnekliği ne yazık ki Kur’an dan değil, doğruluğundan emin olamayacağımız rivayetlerden öğrenmenin yolunu seçtik. Öyle olunca da yanlışları, doğruları ayıramaz olduk. Ali İmran 159. ayette Allah, bakın Resulünün hangi özelliklerinden bahsediyor.

Ali İmran 159: O zaman Allah’tan bir rahmet olarak, ONLARA YUMUŞAK DAVRANDIN! Şayet sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından ayrılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet; bağışlanmaları için dua et; İŞ HAKKINDA ONLARA DANIŞ. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. ÇÜNKÜ ALLAH KENDİSİNE DAYANIP GÜVENENLERİ SEVER. (Bayraktar Bayraklı)

Demek ki Allah ın Resulü, iman etmeyenlere karşı bile yumuşak ve hoş görüyle davranıyormuş. Peki, bizler bu örnekliğin den ders aldık mı? Ne yazık ki hayır. İman eden Müslümanlar kendi arasında bile bu saygıyı ve yumuşaklığı bir birine göstermiyorlar. Birbirine yumuşak davranmayı bırakın, kaba, saba hakaretlerle bir birini öldürmekten bile çekinmiyorlar. SİZCE BİZLER BU DURUMDA, ALLAH IN RESULÜNÜN ÖRNEKLİĞİN DEN, İSTİFADE EDİYOR OLABİLİR MİYİZ? Çok daha ilginci kendisine inanmadıkları halde, onların doğru yola ulaşmaları için Allah dua etmesini söyledikten sonra bahsettiği konu çok önemli. “İŞ HAKKINDA ONLARA DA DANIŞ.” Devleti yönetirken birlikte yaşadığınız, sana iman etmeyen O kitap ehlinin de bazı konularda, onlarında düşüncelerini al ve ondan sonra karar ver diyor. Elbette Allah ın Elçisi de böyle yapıyor. PEKİ BİZLER, PEYGAMBERİMİZİN BU ÖZELLİKLERİNDEN DE İSTİFADE EDİYOR MUYUZ?

Allah ın Elçisi toplumda saygın ve güvenilir bir insandı. Özellikle onun şahitliğine, düşüncelerine başvurulurdu. Çok ilginç olan ise Peygamberimizin Kitap Ehline tabi olmayıp ÜMMİ oluşudur. Allah İsra suresi 74–75. ayetlerinde, RESULÜNÜN SEBATKÂR, SABIRLI BİR İNSAN OLDUĞUNDAN BAHSEDER.  Batıldan ve hurafeden uzak gerçeklerin, doğrunun arayışında olduğunu da bizlere Kur’an da bildirir. Peki, sizler hiç Allah ın Resulünün, Kur’an da bir çok ayette bahsedildiği ÜMMİ OLUŞUNUN, BİZLER İÇİN ÖRNEK OLUP OLMADIĞINDAN BAHSEDİLDİĞİNİ GÖRDÜNÜZ, YA DA DUYDUNUZ MU? Duymanız mümkün değil, gerçek ortaya çıkmasın diye ümmi kelimesine, okuma yazma bilmeyen anlamı verilerek, gerçek ne yazık ki örtülmüştür. Sizce Peygamberimizin ümmi oluşundan, hiç mi ders, örnek almamız gerekmiyor? Neden Allah Kitap Ehlinin arasından değil de, ÜMMİLERİN ARASINDAN RESUL SEÇMİŞ OLABİLİR?

Çünkü bundan bahsetmek, geleneksel İslam inancının anlayışına, inancına ters düşer de ondan. Hâlbuki ÜMMİ nin anlamı, Kitap ehline tabi olmayan anlamındadır Kur’an da. Hatta Şura suresi 52. ayetinde Allah, Elçisinin Ümmi oluşunun anlamını bizlere anlatmak için ne demişti hatırlayalım. “SEN DAHA ÖNCE KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN.” Diyerek seni doğru yola biz ilettik diye bilgi verir. Peki, Allah böyle bir insanı neden Elçi olarak gönderdi? Bunda alacağımız bir ders, GÜZEL BİR ÖRNEKLİK YOK MU SİZCE?

Elbette çok önemli bir örnek var ama yaşadığımız, geleneksel İslam anlayışının, mezheplerin öğretisinin hiç işine gelmediği için, gündeme bile getirilmiyor.  Peygamberimiz belki hiçbir kitap Ehline tabi değildi ama doğrunun ve gerçeklerin arayışında bir insandı. KİTAP EHLİNİN, GERÇEK İMAN ÜZERİNDE OLMADIKLARINI FARK ETTİĞİ İÇİN, BATIL VE RİVAYETLERE TABİ OLMAKTANSA, ONLARDAN UZAK GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA OLMANIN, DAHA DOĞRU OLACAĞI BİLİNCİYLE, SÜREKLİ YÜZÜNÜ GÖKYÜZÜNE DÖNEREK, ALLAH A YALVARIYOR VE KENDİSİNİN DOĞRU BİR YOL ÜZERİNDE OLMASI İÇİN DUA ETTİĞİNİ DE YİNE, KUR’AN DAN ÖĞRENİYORUZ.

DEMEK Kİ ALLAH KATINDA, BATILA VE SANIYA TABİ OLMAKTANSA, GERÇEKLERİN VE DOĞRUNUN ARAYIŞINDA OLMAK, ALLAH KATINDA DAHA DOĞRU MAKBUL BİR DAVRANIŞ.

Değerli kardeşlerim. Allah ın Resulünde, bizler için çok güzel örnekler var. Lütfen onu rivayet ve sanı bilgilerden değil, ALLAH IN NURU KUR’AN DAN ÖĞRENELİM. Bizleri Allah ile aldatanların tuzağına düşmek istemiyorsak, emanetimizi teslim etmeden önce, elimizden geldiğince, kitap ehlinin durumuna düşen günümüz İslam inancını sorgulayalım ve batıla hurafeye tabi olmaktansa, elimizin altında Allah ın korumasın da ki Kur’an ın ipine sarılalım. İnanın bizleri en doğruya ulaştıracak, yalnız Kur’an dır.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
8
Programlar / Arapça-Türkçe, Türkçe-Arapça DEV sözlük
« Son İleti Gönderen: Nasır 30 Nisan 2021, 10:52:27 ÖÖ 10 »
 Arapça-Türkçe , Türkçe-Arapça, Arapça-Arapça Lügat / Sözlük / Kamus
Tek lugatta 3 tür arama yapma mümkündür. Aranan Arapça kelimenin müradifi, zıttı, Arapça ve Türkçe manası çıkmaktadır.
Aranan Türkçe kelimenin de Arapçası çıkmaktadır. Hepsi bir arada olmaktadır.
Favorilere ekleme ve favorilerin çıktısını almak için word dosyasına kaydetmek
mümkündür.
*347692 kayıt bulunmaktadır
*arama için tab yerine enter da kullanılabilir.
*favorileri kaydettikten sonra dosyayı açın ve farklı kaydedin.
*joker karakter yerine % kullanılabilir. (% karakteri herhangi bir karakter yerine kullanılabilir. hiçbir karakter yerine de...)
Ayrıca _ karakteri de kullanılabilir. Bu herhangi bir ‘tek’ karakter içindir.
*İnternet bağlantısı gerekmez.
Bilgisayar için hazırlanmış en geniş Arapça-Türkçe, Türkçe-Arapça sözlük. 3.2 sürümü

https://disk.yandex.com.tr/d/cVeXXy0Jgvw2vg
9
GÜNDEM / NEDEN İRAN?…
« Son İleti Gönderen: Ahirzaman 26 Nisan 2021, 06:34:31 ÖS 18 »
Ya İslam’a olan düşmanlıklarından ya da İslam düşmanlarının propagandalarından etkilendikleri için İslam İnkılabı’na düşman olan, onun karşı safında yer almaya niyetlenenlerin, İnkılabı sevenlere, İmam’a itaat edenlere sordukları ilk sorulardan biridir “Neden İran?” sorusu. İçi boş ve sığ bir soru olmasına rağmen kimileri mal bulmuş mağribi gibi sarılırlar bu soruya ve hemen ardından hiçbir tarihi ve bölgesel hakikate dayanmayan diğer itirazlarını ileri sürerler. İşte biz de bu yazımızda biz bu sorulara ve buna benzer şekilde üretilmiş olan ve hemen hepimizin sosyal medya vb. ortamlarda karşılaştığımız itirazlara cevap vermeye çalışacağız.

Öncelikle “Neden İran?” sorusunun cevabından başlamak istiyoruz. Bu soru, hakkı ve hakikati arayıp bulmak isteyenlerce sorulmuşsa cevabı oldukça kolay olan, ama hakkı bulmak amacıyla değil de onunla mücadele etmek ve ellerindeki batılı hak olarak lanse etmek isteyenlerce sorulmuşsa, ayet ve hadislerle izah etseniz bile, hatta mucizeler gösterseniz dahi ikna edici bir cevabı olmayan bir sorudur. Bu yüzden soruyu soranın psikolojik yapısını, hangi safta bulunduğunu ve bu soruyu sorma amacını iyi tahlil etmek gerekir. Biz sorunun içinde barındırdığı çelişkileri ve tarihsel alt yapısını irdeleyerek cevap vermeye çalışacağız.

Bu bağlamda bize göre “Neden İran?” sorusu, özellikle Kur’an’da defaatle kendilerinden ve sapmalarından söz edilmiş olan “siyonist” Yahudilerin, Peygamberleri a.s. inkar için kullandıkları bütün argümanları  ve hakka sırtını dönmenin bahanesini oluşturan bütün itirazları içinde barındırmaktadır. Bu soru aslında kibrin, hasedin, hakka olan düşmanlığın, nifağın ve inadın bütün boyutlarının yansımasıdır. Çünkü, hakkı arayan birinin o hakla karşılaştığında onda eksik bulma gayretine girmeyeceği gün gibi açıktır ki zaten arasa da bulamayacağı için onun hak olduğunu hemen kabullenecektir. Ama derdi hak olmayanın ilk işi “buzağının rengini, beneklerini, yaşını ve hatta boynuzunu ” sormak, berrak olanı bulanıklaştırmaya çalışmaktır. Ki bu da siyonist mantığının en temel özelliğidir.

Malumunuzdur ki Medine Yahudileri, Medine’ye geleceğini bildikleri peygambere tabi olmak için oraya göç etmiş ve bu peygamber geldiğinde müşriklerden intikam alacaklarını onlara sürekli olarak tekrar etmiş olan Yahudilerdi. Bunlar, görünüşte hak için, hakka ulaşmak için yerlerini terketmiş olan hak aşıklarıydı. Ama önemli bir sorun vardı oda bunlar hakka şartlı olarak bağlıydılar ve Peygamberin kendi kavimlerinden olmasını bekliyorlardı. Ve bu yüzden de bekledikleri Peygamber s.a.a zuhur edip şehirlerine hicret ettiğinde O’na s.a.a. ilk karşı çıkan ve O’nu s.a.a. ilk inkar eden bunlar oldu. Oysa bu Yahudiler Kur’an’ın tabiriyle Resulullah’ı s.a.a. “kendi çocuklarını tanıdıklarından daha iyi tanıyorlardı” ve zaten bu Yahudilerin anlattıklarından dolayı Medine’deki müşrikler Resulullah’ın s.a.a çağrısını duyunca hemen iman etmişlerdi. Ama Yahudiler, “Neden bir arap peygamber oluyor? Peygamberlik Yahudilerin hakkıdır” türünden itirazlarla hakka sırtlarını dönüyorlardı.

Bu, Yahudilerin (siyonist olanların) ilk inkarı da değildi. Onlar bütün Peygamberlerine a.s. hep bu minvalde itiraz etmiş, ya soylarını beğenmeyip “neden o soydan peygamber geldi ki?” diyerek peygamberliği kendi soylarına has kabul etmişler, ya da zenginlik veya fakirliğini beyan edip Allah’ın c.c. her seçimine “neden?” itirazıyla karşı çıkmışlardı. Tıpkı şeytan gibi Yahudiler de “neden” sorusunu kibirlerini dışa yansıtmak için kullanmışlardı. Bugün İslam İnkılabına yönelik “neden” sorusunun temelinde işte bu gerçek yatmaktadır.  Bu yüzden itirazın hedefi hakkı bulmak değil, onunla mücadele etmek ve onu inkar etmektir aslında ve bu “neden”, “keşke olmasaydı”yı içinde barındırmaktadır.

Biz de buna karşı “neden olmasın? “diye soruyoruz şimdi. Hakikaten “neden olmasın?” Neden İslam İnkılabı’nı sevmeyelim? Neden İran’da gerçekleşen İslam İnkılabı’na gönül vermeyelim, takip etmeyelim, desteklemeyelim? Hakkın, Allah’ın c.c. tayin ettiği bir coğrafyası mı var? Hak, sadece bir coğrafyanın veya bir ırkın esiri midir? Allah c.c. bir kavmi diğerine üstün mü yaratmıştır? Üstünlük bireylerde olduğu gibi halklarda da “takva” ile değil midir? Bir insan hakkı arıyorsa ve o hak kendi coğrafyasında değil de başka bir coğrafya da zuhur etmişse ona sırtını mı dönmelidir? Yoksa hak, insanların heva ve heveslerinden bağımsız olarak hak edenin temsil ettiği bir nur mudur? Hakkı elde etmek için gayret gösterenlere o hak Allah’ın bir lütfu değil midir? Mesela Peygamberimiz s.a.a Arap yarımadasında zuhur etti diye İran’dakilerin veya ve Anadolu’dakilerin O’nu s.a.a. inkar etme hakları var mıdır? Ya da Mekke’deki Peygamberi Medine’dekiler “neden Mekke? ” diye red mi etmişlerdir?

Bu sorular uzar gider ve akıl sağlığı yerinde, niyeti halis olan biri bunların cevabını gereği gibi verebilir elbette. Ama “neden İran?” diyenlere İran’ın İslam İnkılabı olduğunu, İslami hükümleri “anayasa” kabul ettiğini, Allah’ın c.c. haramlarını yasakladığını, bu minvalde içki, kumar ve fuhşun icrasının, üretilmesinin yasak olduğunu, yeryüzünün tüm mazlumlarına din, mezhep ve ırk ayrımı gözetmeksizin yardımda bulunduğunu, aslında İran’ın bir coğrafya olduğunu, kavim ismi olmadığını, itiraz edenlerin kendi kavimlerinin de o coğrafyanın sakinlerinden olduğunu, İslam İnkılabının başında Resulullah s.a.a gibi sade yaşayan, saray yapmayıp saray yıkan, lüksü, şatafatı, israfı “itibar” kabul etmeyen, izzeti ve şerefi Allah’ın c.c. yolunda gitmekte arayan seyyidlerin bulunduğunu ve bunların kafirlere zalimlere karşı şiddetli, mazlumlara karşı şefkatli olduğunu da hatırlatmak gerekir.

Yine de “biz geçmişte şöyle büyük bir kavimdik, İslam’a şöyle hizmet ettik, böyle hizmet ettik” derlerse Allah’ın c.c. onları “Ey îmân edenler! Sizden kim dîninden dönerse (bilsin ki), Allah ileride (onların yerine) öyle bir kavim getirir ki, (O) onları sever; ve (onlar da) O’nu severler; (o bahtiyâr insanlar) mü’ minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı şiddetlidirler! Allah yolunda cihâd ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar! İşte bu, Allah’ın bir ihsânıdır ki, onu (kendi lütfundan rızâsına yönelen kullarından)dilediğine verir. Çünkü Allah, Vâsi’ (ihsânı bol olan) dır,  Alîm (hakkıyla bilen)dir. (Maide 54) ayetini hatırlatmak gerekir. Eğer geçmişte söyledikleri gibi ataları İslam’a hizmet etmiş olsalar bile bugün onların yerinde olanların her türlü haramı meşrulaştırdığı, İslam düşmanlarıyla dost olduğu, ümmeti türlü bahanelerle ayrıştırmaya çalıştığı hakikati ortada durmaktadır.

Buna rağmen atalarının, İran İslam İnkılabı’ndan önce, İran’da yine kendileri gibi saray sahibi olanlarla yaptıkları savaşları dile getirip o atalarının yolunda gitmekte ısrar ederlerse “Onlara: ‘Allah’ın indirdiklerine uyun’ denilse, onlar: ‘Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye  uyarız’ derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?” ayetiyle mukabelede bulunmak akıl sahiplerini hakka davet için yeterli olacaktır. Ayrıca geçmişine bu kadar “iman” etmiş olanların o geçmişin (velev ki bütünüyle hayırla dolu olsa bile) bugünü kurtaramayacağını, şeytanın, inkarından önceki geçmişinin tamamen ibadet ve itaat ile dolu olduğunu bilmeleri de yararlarına olacaktır. Nasıl ki şeytanın dünü, bugününü kurtaramamışsa, geçmişlerin “iyilikleri” bugünkülerin kötülüklerini temizleyemeyecektir.

Bu aşamalardan sonra  hemen “ama İran hiç kafirlerle savaşmadı ki?” itirazı gelecektir ki az önceki paragrafta İran İslam İnkılabı’nın öncesinin de bu itirazı öne sürenlerin geçmişi gibi saltanat olduğunu ve bizim açımızdan içerdiği hakikat bakımından “İran”ın, İslam İnkılabından sonraki İran olduğunu anlatmak gerekir. Yine de bu itiraz sahipleri şunu da bilmelidirler ki İslam, yeryüzüne yayılırken hem doğuda hem batıda, hem kuzeyde hem güneyde kafirler vardı. Küfür sadece batıya has bir kavram değildi. Sizin atalarınız batıdaki kafirlerle saltanatları için savaşırken, İran’daki saray sahipleri de kendi saltanatları için doğudaki kafirlerle savaşıyordu. Yetmeyince her iki saltanat kendilerinin dünyalıkları için hem birbirleriyle hem de diğer İslam ülkeleri ile de savaşıyorlardı. Zaten böylece İslam öyle ya da böyle hem doğuya hem batıya yayılabildi.

Bu itiraz da tutmayınca muhtemelen “onlar şii” diyeceklerdir. Şimdi oturup bunlara mezhepler tarihini anlatmak uzun zaman alacağından, Peygamber’in s.a.a. hiçbir mezhebi olmadığını, mezheplerin (bilindik manaları ile) Resulullah’tan s.a.a. yüz küsür yıl sonra ortaya çıktığını, saltanata, zulme karşı direnen tek mektebin Ehl-i Beyt mektebi olmasından dolayı saltanat sahiplerinin (Emevi, Abbasi) onlara karşı alternatif üretme çabasına girdiklerini, bu yüzden İslam’ın saltanatların heva ve heveslerine hizmet edebilsin diye bölündüğünü ve sünni de olsa o dönemlerde her mezhep mensubunun birbirine düşman kılındığını hatta birbirlerinin arkasında namaz kılmayıp birbirlerini tekfir ettiklerini vs. anlatmaya çalışmayın. Ya da anlatın ama fazla ümitlenmeyin. Sadece mezheplerinin imamlarının Ehl-i Beyt yareni olduklarını, Ehl-i Beyt sevgisinden dolayı mesela İmam Ebu Hanife’nin dönemin halifesi tarafından şehit edildiğini, İmam Şafi’nin hapse atıldığını, İmam Malik’in kırbaçlandığını, hatta İmam Ebu Hanife’nin İmam Cafer’in a.s. talebesi olduğunu ve O a.s. olmasa idi helak olacağını beyan ettiğini, dönemin halifesine karşı kıyam eden İmam Zeyd’i a.s. (ki İmam Zeynelabidin’in a.s. kardeşi idi) maddi manevi desteklediğini, “Zeyd’in kıyamı, Bedir’de Resulullah’ın s.a.a. kıyamı gibidir” dediğini anlatın. Belki bu mezhep düşmanlığının yapay olduğunu, kaynağının “saraylar” olduğunu anlarlar.

Bu sorun da çözülürse “ama onlar Amerika ile işbirliği yapıyor” sorusu gelecektir ki asıl şenlik bu noktada başlamaktadır. Bu soruya istediğiniz delili getirin, istediğiniz kadar İslam İnkılabından tek bir ABD üssü olmadığını ama soruyu soranların memleketlerinin ABD üssü ile donatıldığını, İnkılap ile ABD’nin siyasi ilişkilerinin bulunmadığını fakat soruyu soranların ABD’ye stratejik ortak, dost diye hitap edenleri takip ettiklerini, her cephede İnkılabın ABD ve işbirlikçileri ile savaştığını fakat aynı cephelerde ABD’nin yardımcısının soruyu soranların takip ettiği idareciler olduğunu, İnkılabın ABD’ye “büyük şeytan” dediğini anlatın fayda vermeyecektir. Çünkü “öyle diyorlar ama el altından anlaşmışlar” diyeceklerdir.

O zaman “madem öyle sizin de İslam İnkılabını sevmeniz gerekir” deyin. Ve onlara “Madem İran, ABD ile el atından gizli anlaşmalar yapmış, siz alenen yüzlerce anlaşma, onlarca üs ile, dostumuz, ortağımız övgüleri ile zaten ABD ile anlaşmışsınız, o halde İran ile de dost olmanız gerekir. Çünkü size göre, sizin aleni dostunuzun gizli dostu İran’dır. Bu kadar çok düşman olmanızın ne mantığı var?” diye sorun. Ayrıca madem İran ile ABD dost, neden bunca tiyatroya ihtiyaç duyduklarını, ABD’nin bu coğrafyalarda neden rahatça hareket edemediğini, İran’ın neden ABD’ye direnen her harekete sınırsız destek verdiğini sorgulayın.

Tüm bu sorgulamalara rağmen yine de “cennetin yolu İran’dan geçse biz cennete gitmeyiz” derlerse salın gitsin. Çünkü bu cehalet tercih edilmiş bir cehalettir ve bunların tümü hakikati iyi bildiklerinden dolayı inkar eden “Ebu Cehiller”dir. Allah c.c. bunlar için ne de güzel buyurmuştur: “Lekûm dinikûm ve liye din”…
10
İlim ve Bilim / Ynt: Marduk Mayıs'ta geliyor mu?
« Son İleti Gönderen: Emre_1974tr 25 Nisan 2021, 04:56:40 ÖS 16 »
Yabancı forumlarda gönderileri devam ediyor:


https://imgur.com/a/x1JcMU0#ygDC0zv

https://imgur.com/HL4JURK

Şeklin 2 üçgenli yapıda olduğunu söylüyorlar:

https://imgur.com/kRI4wKi

https://imgur.com/vEh2sKs

https://imgur.com/ccFlFJK

https://imgur.com/4VRGpe5

ve ayrıca şunu demiş;

"Dolayısıyla, potansiyel olarak solda, neredeyse her zaman olduğu gibi tipik olan, soldan sağa dönük bir kuyruğu vardır. İçeride ön tarafa yakın bir küre şekli görüyorum. Şüpheli derecede sivri bir kuyruk.

Arkadan iki yuvarlak parça. Üç kuyruğu var. En iyisine dikkatlice bakın. Böyle tanımlanmış bir şekilde nasıl kıvrılıyor. Sonra ortasına bakın. Öyle bir formu var ki, gelen sistemin oluşumlarıyla görmeyi umduğumuzdan başka bir şeyden kaynaklandığını göremiyorum. Alt kuyruk net ve bir noktaya kadar."

İlgili fotolar:

https://imgur.com/a/J6VlLSl#YKFJbpH

https://imgur.com/a/Vcf2y1E#i8h7Fpo

Ve şöyle devam ediyor:

"Bunu telefonumdaki yukarıdaki görüntüden takip ettim. Ana odak, formasyonun genel şeklidir .. Bu tam olarak görüldüğü gibidir, tabii izlendiği için. Ayrıca büyük küre, önceki görüşlerden, deneyimlerden ve son trendlerden yola çıkarak bir koma olduğunu düşünüyorum. Bu küçük kürelerden biri çekirdek olacaktır.

Tersinden bazı detayları aldım, o noktada geriye baktığım ve dördüncü olduğum için, tam olarak biraz farklı birkaç küçük iç küreye sahip olabilirim. Ama fikri almak için yeterince kesin. Bir oluşumun olduğu yerde (pruva şok dalgası / enkaz izi) her zaman içinde içerik olacaktır, bu oluşumları üreten şey budur.

Yani bunun, anlam çizgisinin aşağısında, gelen kuyruklu yıldız benzeri oluşumlardan oluşan bir dizi olduğunu söyleyebilirim. Bunlar çok daha yaygın ve tutarlı hale geliyor. Dolayısıyla, bunların sınırsız çeşitliliği veya versiyonları olabilmesine rağmen, tanımlanabilecek kadar aşinalık taşırlar."

https://imgur.com/vDJrn4T

https://imgur.com/PeQm6FE
Sayfa: [1] 2 3 ... 10