Problem Kimde?

  • 1 Cevap
  • 2329 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Problem Kimde?
« : 31 Aralık 2011, 01:15:08 ÖS 13 »
Problem Kimde?

Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.

Bu durumu konuşmak için aile doktoruna danışmış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.

'Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla'

O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş.

40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş

'Hayatım bu akşam yemekte ne var?' Cevap yok.

Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış

'Hayatım bu akşam yemekte ne var?'

Gene cevap yok. Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş. 'Hayatım bu akşam yemekte ne var?' Hala cevap yok. Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış

'Hayatım bu akşam yemekte ne var?' Gene cevap alamamış.Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş.

--'Hayatım bu akşam yemekte ne var?'

--'Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk'

Hikayenin ana fikri:
Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmayabilir.
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı Maveraî

  • Haymatlos..
  • *
  • 506
  • ﺃَﺳْﻠَﻤْﺖُ ﻟِﺮَﺏِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
Ynt: Problem Kimde?
« Yanıtla #1 : 31 Aralık 2011, 06:51:09 ÖS 18 »

Bu yazı bana aynı zamanda şunu da düşündürdü: Kişiler, olayı kendi algılarıyla değerlendirdikleri için anlatım ve aktarımları da subjektif oluyor haliyle...
Dinleyenleri de olaya, onun cephesinden bakıp -bu kişi, bir de sevdikleri/yakınları olan biriyse- sorgulamaksızın peşin kabul yoluna gittiklerinde ve diğer tarafı dinlemeden değerlendirdiklerinde haksızca ve yanlış bir hüküm verebiliyorlar.

Hikayede, doktor durumu anlayabilmek/doğru bir sonuca ulaşmak için -kabullenip direk hüküm vermek yerine- kişiyi, akılcı deneysel gözlem yoluyla test etmeye yönlendirerek isabetli bir karar veriyor. Böylece, hem kişinin gerçeği öğrenmesine, hem de kendisinin bile şaşıracağı kendi gerçekliğiyle karşı karşıya gelmesine önayak oluyor. Oysa; ne acıdır ki toplumlarda olaya şahit olan kişiler, çoğunlukla vak'ayı çift taraflı dinleme ve objektif olarak gözlemlemek yerine daha çok, duygusal veya organik bağı olan yakınları lehine tavırlar aldıkları tepkiler verdikleri için, mazlumun yanında olmayıp bilakis mağduriyetini ziyadeleştirip zulme ortak olma yanlışına düşebiliyorlar.

Tam bu noktada adaletin ibresi olan muhteşem ayet aklıma geldi; anmadan geçemiyicem:
''Ey iman edenler! Hak üzere durup adâleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyleyen, adaleti gözetmeye azmeden şahitler olun. Velev ki; şahitliğiniz, kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adalete sıkı sıkıya bağlı, titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar hislerinize uyup (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır, hakkı, onların her birinin (hakkının) önüne geçer. (Onları sizden çok kayırır; hallerini ve maslahatını sizden iyi bilicidir.) Öyle ise adaleti yerine getirmede haktan yüz çevirip nefsin arzusuna uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) doğru söylemekten dilinizi büker/kaypaklık eder, çarpıtırsanız veya (büsbütün ondan) yüz çevirir(şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.'' Nisa: 135
(Sıkça başvurup kullanılabilecek bir hayat dersi anekdotu.)
Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..